GENEL
Filli Boya’nın Dijital Dönüşüm Yolculuğu: Yapay Zekâ ile Güçlenen Global Vizyon
Yayınlandı
1 yıl önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Nippon Paint – Betek İnşaat Grubu Marka Direktörü Çağdaş Korkmaz
Üretimden satışa, ustalarla iletişimden müşteri memnuniyetine kadar her aşamada yapay zekâ ve yeni nesil teknolojilerle verimliliği artıran Filli Boya, sürdürülebilir ve çevik bir gelecek için güçlü adımlar atıyor.
- Öncelikle; firmanızı kısaca tanıyarak, Dijital Dönüşüm Yolculuğunuz hakkında bilgi alabilir miyiz?
Filli Boya, 1988 yılında temelleri atılan ve 2019 yılı itibariyle dünyanın en büyük boya üreticilerinden biri olan Japonya merkezli Nippon Paint çatısı altında faaliyetlerini sürdüren güçlü bir marka. Bu stratejik dönüşümle birlikte yalnızca ürün kalitemizi değil; yönetim anlayışımızı, sürdürülebilirlik yaklaşımımızı ve dijitalleşme vizyonumuzu da küresel bir seviyeye taşıdık. Bu vizyon doğrultusunda dijitalleşmeyi, iş yapış biçimimizin merkezine yerleştiriyoruz. Dijital dönüşüm bizim için yalnızca bir BT yatırımı değil; müşteri deneyimini uçtan uca geliştirmeye yönelik kapsamlı bir atılımdır. Özellikle son yıllarda bu alana ciddi yatırımlar yaptık. Tedarikten üretime, lojistikten satış kanalına kadar tüm süreçlerimizi dijitalleştirerek hem hız kazandık hem de daha çevik bir yapıya kavuştuk. Üretim tarafında verimlilik ve kaliteyi artırmak amacıyla yapay zekâ destekli planlama sistemleri, otomasyon teknolojileri ve akıllı üretim altyapıları kurduk. Bu sistemler sayesinde olası darboğazları önceden öngörebiliyor ve kapasite kullanımını maksimum seviyeye çıkarabiliyoruz.
- Dijital dönüşüm yolculuğunuzda Yapay Zeka’yı (YZ) kullanıyor musunuz? Tüm operasyonel süreçleriniz kapsamında Yapay Zeka’nın sağladığı avantajlar ya da karşılaştığınız zorluklar hakkında neler söylemek istersiniz?
Dijital dönüşüm sürecimizde yapay zekâdan aktif olarak yararlanıyoruz. Özellikle üretim planlaması, talep tahmini, kalite kontrol ve geri bildirim analizi gibi alanlarda yapay zekâ bize önemli bir hız ve isabet avantajı sağlıyor. Bu sayede kaynaklarımızı daha verimli kullanıyor, karar alma süreçlerimizi optimize edebiliyoruz. Elbette bu dönüşümde bazı zorluklar da yaşanıyor. En büyük ihtiyaç, doğru veriyle beslenen altyapıların oluşturulması ve kurum içi adaptasyonun sağlanması. Ancak bu süreci bir yatırım olarak görüyor, uzun vadede geri dönüşünü çok net alacağımıza inanıyoruz.
- Müşteri memnuniyetini artırmaya yönelik attığınız adımlarda gelişen teknolojinin gücünü nasıl kullanıyorsunuz?
Tüm iş süreçlerimizde ve paydaşlarımız arasında kurduğumuz geniş ekosistemde, teknolojinin sunduğu avantajları kullanmak bizim için büyük bir öneme sahip. Bu ekosistem içinde ustalarımız bizim için en önemli paydaşlardan biri. 20 yılı aşkın süredir ustalarımızı her geçen gün değişen teknolojilerin sağladığı tüm imkanları kullanarak geliştirmeyi ve dönüştürmeyi temel iş hedeflerimizden biri olarak görüyoruz.
Mobil dünyaya geçişimizle birlikte, ustalarımızla iletişimimiz hız kazandı, daha pratik hale geldi ve tamamen iki yönlü etkileşime dönüştü. Ustalarımızla Çağrı Merkezi, WhatsApp, canlı chat, sosyal medya ve anket uygulamaları gibi birçok farklı kanal aracılığıyla 7 gün 24 saat iletişim halindeyiz. Ustalarımızla sürekli iletişim kurarak, onların içgörülerini anlamaya çalışıyor ve beklentilerine tam ve doğru şekilde yanıt veriyoruz. Sadece satın alma alışkanlıklarını değil, aynı zamanda iç görülerini doğru şekilde anlamak ve onlara özel çözümler sunmak, müşteri memnuniyetini artırmak için büyük önem taşıyor. Bu nedenle, teknolojiyi ustalarımızla etkileşimimizi geliştirmek ve onların ihtiyaçlarına daha iyi yanıt verebilmek için aktif bir şekilde kullanıyoruz.
- Müşteri Destek Hizmetlerinizde Yapay Zeka’dan faydalanıyor musunuz? Akıllı arıza tespit sistemleri ya da uzaktan izleme çözümleri gibi uygulamalarınız var mıdır? Bu doğrultuda müşterilerinizden aldığınız geri bildirimler için neler söylemek istersiniz?
Dijitalleşme tüm sektörleri hızla dönüştürürken, daha da konuşkan ve kişisel bir ton benimsedik. Tüketici ile birebir ve gerçek zamanlı bir bağlantı kurarak, anında çözümler sunarak, deneyim geliştirerek bu geniş ekosistem içinde en doğrusuna kavuşması için çalışmaya devam ediyoruz. Bu noktada müşteri destek hizmetlerimizi güçlendirmek ve daha proaktif bir deneyim sunmak adına yapay zekâ tabanlı sistemlerden yararlanıyoruz. Bu sistemler sayesinde servis süreçlerimiz ciddi anlamda hızlandı ve kullanıcı memnuniyeti de belirgin şekilde arttı. Aynı zamanda müşterilerimizle etkileşim kurduğumuz dijital kanallarda, yapay zekâ destekli chatbot’lar ile ilk aşamadaki talepleri hızlıca karşılayabiliyor, daha karmaşık konularda ise ilgili ekiplerimize sorunsuz yönlendirme sağlayabiliyoruz. “Hey Filli” chatbot’umuz 2022 yılında canlıya alındı, bugüne kadar da yaklaşık 200 bin kişinin sorusunu cevapladı.
Bunun yanında, 2020’de başlatılan e-ticaret çalışmalarımız 2024’te hayata geçirdiğimiz “Dijital Bayim” projesi ile yeni bir boyut kazandı. Filli Boya internet sitesinden ya da Trendyol gibi pazar yerlerinden 7/24 satın alınan boyaları, tüketicilere adreslerine en yakın olan “Filli Boya Plus” bayisi gönderiyor. Böylece, bu bayilerimiz ile e-ticaret kanalında da tam entegre çalışıyoruz.
Tüm bu çalışmaların başarısının kaynağı, Filli Boya’nın kolektiflik ilkesine dayanıyor. Müşteri Deneyim ekiplerimizin müşteri beklentilerini doğru şekilde BT ekiplerimize yönlendirmesi ve rehberlik etmesi, BT ekiplerimizin de en güncel ve sektörümüze en uygun teknolojileri kullanarak projelerde liderlik etmesi başarımızın anahtarını oluşturuyor. Müşteri Deneyim ekiplerimiz, müşterilerimizin ihtiyaçlarını anlamak ve onların beklentilerine tam olarak cevap vermek için müşteri geri bildirimlerini topluyor, analiz ediyor ve BT ekiplerimize doğru yönlendirmelerde bulunuyor. Bu sayede, teknolojiyi müşteri deneyimini geliştirmek için etkili bir şekilde kullanabiliyoruz. BT ekiplerimiz ise sektörümüzdeki en son teknolojileri yakından takip ederek, projelerimizi yönetiyor ve uygulamaya geçiriyor. İhtiyaçlarımıza en uygun olan teknolojileri belirleyerek, süreçlerimizi optimize ediyor ve verimliliği artırıyoruz. Ayrıca, BT ekiplerimiz sürekli olarak güncel kalabilmek için eğitimlere katılıyor ve sektördeki en iyi uygulamaları takip ediyor.
Müşteri beklentilerini anlamak, teknolojiyi doğru şekilde kullanmak ve projeleri başarıyla yönetmek için tüm ekiplerimiz birlikte çalışıyor. Bu kolektif çalışma yaklaşımı sayesinde, teknolojiyi kendi ekosistemimizde oldukça etkili bir şekilde kullanabiliyoruz. Geri bildirimlere baktığımızda, müşterilerimizin özellikle hız ve çözüm odaklılık konusunda bu yeni sistemlerden memnun olduklarını görüyoruz. Onlara daha öngörülebilir, kesintisiz ve kontrollü bir deneyim sunmak bizim için her zaman öncelikli.
- Dijital dönüşümünüz kapsamında, son dönemde pazara sunduğunuz yüksek teknolojiye sahip ürünlerinizle ilgili bilgi alabilir miyiz?
Dijital dönüşüm sürecimiz yalnızca operasyonlarımızı değil, ürün geliştirme süreçlerimizi de kökten etkiledi. Özellikle Ar-Ge yatırımlarımızı bu doğrultuda artırarak, yüksek teknolojiye sahip ürünleri pazara sunmaya odaklandık. Son dönemde geliştirdiğimiz dış cephe boyamız Nucleus, bunun en güzel örneklerinden biri.
Günümüzde etkisi giderek artan küresel iklim değişikliğinin sonucu olarak ani şiddetli yağışlar, artan gece ve gündüz sıcaklık farkları, artan hava kirliliği, güneşin zararlı ışınları hayatın her alanını olduğu gibi binaları da etkiliyor. Etkileri giderek artan küresel iklim değişikliği, dış cephe boyalarının daha dayanımlı hale gelmelerini mecbur kılıyor. Frontier Polymer Technology® ile geliştirilmiş 3D koruma etkili dış cephe boyası Nucleus ile bu duruma meydan okuyoruz.
Aşırı yağışlarda binanın daha az ıslanmasını sağlaması ve cephedeki nemin dışarı atılmasına yardımcı olması, bir dış cephe boyasında aranan en önemli özelliklerden. Sahip olduğu silikon aşılanmış polimer teknolojisi sayesinde “maksimum nefes alma” özelliği ile cephedeki nemin hızla dışarı atılmasını sağlayan Nucleus ürünümüz, “maksimum su iticilik” göstererek ıslanmaya karşı cephelere dayanım kazandırıyor. Fotokatalitik özelliği sayesinde ise dış cephenin kendi kendini temizlemesine olanak verirken, yüksek UV direncine sahip olması, renklerin uzun yıllar kalıcı olmasını sağlıyor. Türkiye’de ilk kez maksimum su iticilik, maksimum nefes alma ve kendi kendini temizleme (fotokatalitik) özelliklerini bir araya getiren Nucleus, soft parlak dokusu ile cephelere dikkat çekici bir görünüm kazandırıyor.
- Sürdürülebilirlik odağında en çok karşılaştığınız zorluklar nelerdir?
Uzun yıllardır sürdürülebilirlik yaklaşımımızı, Birleşmiş Milletler’in (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) ile uyumlu ve rasyonel bir temel üzerine inşa etmeye çalışıyoruz. Bağlı olduğumuz Japonya merkezli Nippon Paint Group da bu yaklaşımı benimsemekte ve desteklemektedir. Bildiğiniz üzere BM’nin 17 kalkınma hedefi bulunuyor ve bunlardan 10’u, günlük çalışmalarımızın yoğunlaştığı alanlar arasında yer alıyor. Bu hedefleri daha sade bir şekilde ifade etmek gerekirse, üç ana başlık üzerinde yoğunlaşıyoruz: Öncelikli olarak çevre ve güvenlik alanlarına odaklanılmakta, bu çerçevede iklim krizi kritik bir unsur olarak öne çıkmaktadır. İkinci öncelik ise, sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen ürünlerin geliştirilmesi ve bu doğrultuda inovasyon kapasitesinin artırılmasıdır. Üçüncü ve en önemli başlıklardan biri ise insan ve toplumdur; burada topluma daha kapsayıcı ve çeşitliliği artıran bir yaklaşımla destek vermek, sürdürülebilir bir toplum olma hedefimiz doğrultusunda önceliklerimiz arasında yer almaktadır.
Sürdürülebilirlik bizim için uzun vadeli bir taahhüt. Elbette bu alanda en büyük zorluk, sadece kendi üretim süreçlerimizi değil, tüm tedarik zincirimizi aynı yaklaşımla dönüştürmek. Bazı çevre dostu malzemelerin yüksek maliyeti ve altyapı uyumları da zaman zaman süreci zorlaştırabiliyor. Ama biz bu dönüşümü bir sorumluluk olarak görüyor ve bu yönde farklı uygulamaları devreye alıyoruz.
- Son olarak, geleceğe dair öngörülerinizi ve röportajımızın sonuna eklemek istediklerinizi bizimle paylaşır mısınız?
Geleceğe yönelik öngörülerimiz oldukça heyecan verici. Boya sektöründe inovasyonun hız kesmeden devam edeceğini ve özellikle sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve kişiselleştirmenin ön planda olacağını söyleyebilirim. Özellikle sürdürülebilirlik, artık bir tercih değil, bir zorunluluk haline geldi. Nippon Paint – Betek olarak, çevreye duyarlı ve enerji verimliliği sağlayan ürünler geliştirmeye odaklanmaya devam edeceğiz. Geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımı ve üretim süreçlerimizde karbon ayak izimizi azaltma yönündeki çalışmalarımız yoğunlaşarak devam edecek. Tüketicilerin de bu konuda bilinçlenmesiyle birlikte, çevre dostu ürünlerin pazar payı daha da artacak.
Dijitalleşme, müşteri deneyimini tamamen dönüştürmesiyle birlikte online satış kanalları ve dijital pazarlama stratejileri, markaların tüketicilere ulaşmasında kritik bir rol oynayacak. Biz de bu alandaki yatırımlarımızı hızlandırıyoruz. Kişiselleştirme trendi ise her sektörde olduğu gibi boya sektöründe de yükselişte. Geliştirdiğimiz Renxmatik sistemi sayesinde, satış noktalarına getirdiğiniz renk örneklerini ölçerek, renk kodunu çıkarıyoruz. Bu kodu makineye yükleyerek kişiye özel renk seçenekleri oluşturuyoruz. Müşteriler, artık sadece standart renklerle yetinmeyip, kendi tarzlarını ve kişiliklerini yansıtan özel renk ve doku arayışında. Bu da bize, onlara daha fazla seçenek sunma ve hatta kişiye özel renk üretimleri yapma fırsatı sunuyor. Böylece Filli Boya olarak müşterilerimizin hayallerindeki renkleri gerçeğe dönüştürerek, tüketicinin aradığı ilham ve imkânı, kişiselleştirilmiş biçimde sunuyoruz.
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
CUBOARTE PETRA ile Duvarlarda Yeni Bir Yüzey Deneyimi
Yayınlandı
4 saat önce-
Ağustos 17, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Işıkla değişen yansımalar, sedef efekti ve kum tanecikli dokunun uyumu… CUBO’nun yeni dekoratif efekt kaplaması CUBOARTE PETRA, her uygulamada kendine özgü desenler oluşturarak yaşam alanlarına karakter kazandıran estetik yüzeyler sunuyor.
İç mekân tasarımında doğal dokular, ışık oyunları ve yüzeye karakter kazandıran dekoratif çözümler giderek daha fazla öne çıkıyor. Mimar ve iç mimarların yalnızca renge değil, mekânın atmosferini zenginleştiren özgün yüzey etkilerine yöneldiği bu anlayıştan hareketle CUBO, Efekt Boya ve Kaplamalar ailesine yeni ürünü CUBOARTE PETRA’yı ekledi.
Sedef efekti ile kum tanecikli dokuyu bir araya getiren CUBOARTE PETRA, gün ışığı ve farklı aydınlatma koşullarına göre değişen yansımalar oluşturarak duvarlara derinlik ve hareket kazandırıyor.
Her Uygulamada Kendine Özgü Bir Doku
Saf akrilik bağlayıcı esaslı, su bazlı ve çevre dostu yapısıyla geliştirilen CUBOARTE PETRA, özel fırça uygulaması sayesinde yüzeyde farklı desenlerin oluşturulmasına olanak tanıyor. Sedef efektinin yumuşak ışıltısı ile kum tanecikli dokunun birleşimi, her uygulamaya özgün bir karakter kazandırırken; yüksek buhar geçirgenliği ve kullanıma hazır yapısı uygulama kolaylığı sağlıyor.
Eski boyalı yüzeylerin yanı sıra beton, alçı, kara sıva, betopan ve ahşap yüzeylerde uygulanabilen CUBOARTE PETRA; konutlardan otel ve restoranlara, mağazalardan ofislere ve prestijli mimari projelere kadar geniş bir kullanım alanı sunuyor.
CUBO, CuboArte Efekt Boya ve Kaplamalar ürün grubuyla estetik beklentileri fonksiyonel özelliklerle buluşturan dekoratif yüzey çözümleri geliştirmeyi sürdürürken; CUBOARTE PETRA, sedef efekti, kum tanecikli dokusu ve her uygulamada ortaya çıkan özgün desenleriyle iç mekânlara güçlü bir tasarım dokunuşu katıyor.
GENEL
Limak Çimento İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Terminali ile dünya pazarlarına erişimini güçlendiriyor
Yayınlandı
4 saat önce-
Ağustos 17, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Limak Çimento’dan İhracat Altyapısına Dev Yatırım:
Düşük Karbonlu Çimento Akdeniz Terminali Faaliyete Geçti
Limak Çimento, sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Akdeniz Terminali (Low Carbon Cement (LCC) Mediterranean Terminal) ile uluslararası sevkiyat ağını daha da güçlendirdi. Çevreci altyapısı ve yüksek otomasyon teknolojisiyle dikkat çeken tesis, şirketin düşük karbonlu ve yüksek performanslı ürünlerini küresel pazarlara çok daha hızlı, kolay ve çevreci bir şekilde ulaştırmasını sağlayacak.
Türkiye çimento sektörünün lider şirketi Limak Çimento’nun İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Akdeniz Terminali (Low Carbon Cement (LCC) Mediterranean Terminal faaliyete başladı. Şirketin sürdürülebilirlik ve yüksek kalite vizyonu doğrultusunda attığı güçlü bir adım niteliğindeki yeni terminal, Limak Çimento’nun ürettiği yüksek performanslı ürünlerin uluslararası pazarlara sevkiyatına güç katacak. Çevreci ve yüksek teknolojili altyapıya sahip olan terminal, 19 Temmuz 2026 tarihinde İtalya’ya gerçekleştirilen düşük karbonlu dökme çimento sevkiyatı ile faaliyete başladı.
Limak Çimento, üretimden lojistiğe doğa dostu ve yüksek performanslı çözümlerle sektörüne öncülük ediyor
İnşaat endüstrisinde hem çevre dostu hem de yüksek performanslı ürünlere olan talebin tüm dünyada hızla arttığına dikkat çeken Limak Çimento Grup Dış Ticaret ve İş Geliştirme Müdürü S. Mete Turan şunları söyledi:
“Üretimden sevkiyata her aşamada karbon ayak izimizi en aza indirme stratejimizle hareket ediyor, Limak Cement LCC Mediterranean Terminal ile sektörümüzdeki çevresel standartları en üst seviyeye taşıyoruz. Şirketimizin düşük karbonlu üretim ve ihracat pazarlarındaki varlığını güçlendirme hedefiyle inşasını tamamladığı yeni terminalimiz, dayanıklılığı, yüksek kalitesi ve çevreci özellikleri ile yüksek performanslı ürünlerimizi dünya pazarlarına ulaştıracak.”
Küresel pazarlara rekabetçi ve sürdürülebilir sevkiyat avantajı
Limak Çimento, yeni terminal yatırımını Avrupa pazarı başta olmak üzere Akdeniz Havzası ülkelerine yönelik geniş dış pazar stratejisi doğrultusunda hayata geçirdi. Küresel ölçekte büyüyen sürdürülebilir yapı malzemesi talebini yakından takip eden şirket, Limak Cement LCC Mediterranean Terminal ile ihracat lojistik operasyonlarında verimliliği artırırken, operasyonel maliyetleri de optimize edecek.
Yıllık yaklaşık 500 bin ton kapasiteyle çalışacak şekilde tasarlanan tesiste, öncelikli olarak Limak Çimento Kilis Fabrikası’nda üretilen düşük karbonlu ve yüksek performanslı dökme çimento ürünlerinin depolanması ve ihracatı gerçekleştirilecek. Şirketin ilerleyen dönemlerdeki operasyonel ihtiyaçları ve planlamaları doğrultusunda Şanlıurfa Fabrikası’nın ihracat faaliyetleri de bu terminal üzerinden desteklenecek. Halihazırda bünyesinde üç adet silo barındıran ve 7.500 ton depolama kapasitesiyle faaliyete geçen Limak Cement LCC Mediterranean Terminal, projenin tüm aşamaları tamamlandığında sekiz siloya ve toplam 20.000 ton depolama hacmine ulaşacak.
Limak Cement LCC Mediterranean Terminal’in ileri otomasyon sistemi, çevresel etkileri en aza indirirken sevkiyat süreçlerini dijital, kayıpsız ve anlık olarak izlenebilir hale getiriyor. Terminalde çimento transfer süreçleri, pnömatik dolum hatlarından havalı bant ve helezonlara kadar tamamen sızdırmaz gövdeler içinde, ürün dış ortamla hiçbir şekilde temas etmeden gerçekleştiriliyor. Silo dolumlarında ortaya çıkan basınçlı hava, yüksek verimli Jet-Pulse filtrelerden geçirilerek atmosfere yalnızca temiz hava olarak salınıyor. Yükleme aşamasında kullanılan teleskopik çift cidarlı dolum körükleri ve eşzamanlı toz emiş sistemleri sayesinde yer değiştiren tozlu hava vakumlanarak dışarı sızması önleniyor. Körük uçlarındaki seviye sensörleri akışı otomatik olarak keserek muhtemel taşma ve tozlanma risklerini sıfıra indiriyor. Bu sistem, çalışanlar için tozsuz ve güvenli bir ortam sunarken ürün kalitesine ve tam sürdürülebilirlik hedeflerine doğrudan katkı sağlıyor.
GENEL
Bticino Light Now, Estetik Tasarımı Yeni Nesil Akıllı Teknolojilerle Buluşturuyor
Yayınlandı
5 saat önce-
Ağustos 17, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Son Yazılar
- CUBOARTE PETRA ile Duvarlarda Yeni Bir Yüzey Deneyimi Ağustos 17, 2026
- Limak Çimento İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Terminali ile dünya pazarlarına erişimini güçlendiriyor Ağustos 17, 2026
- Bticino Light Now, Estetik Tasarımı Yeni Nesil Akıllı Teknolojilerle Buluşturuyor Ağustos 17, 2026
- DYO Bayileriyle Yeni Dönemin Ekonomisini ve Büyüme Fırsatlarını Değerlendirdi Ağustos 17, 2026
- Habib Makina ve Alman BDS’den Çelik İşleme Sanayisine Özel Delme Teknolojileri Ağustos 17, 2026
- Wilo, EcoVadis’te Rekor Skora Ulaştı Ağustos 14, 2026
- Depreme dayanıklı yapıların gücü su yalıtımından geçiyor Ağustos 14, 2026
- İZODER’DEN 17 AĞUSTOS MARMARA DEPREMİNİN 27. YILINDA AÇIKLAMA Ağustos 14, 2026
- Panasonic’in Türkiye’deki ilk showroom’u Antalya’da açıldı Ağustos 14, 2026
- Mitsubishi Electric, M70 ve M700 NC Üniteleri İçin Türkiye’de Yenileme Hizmeti Sunmaya Başladı Ağustos 14, 2026
- Herpa Maden, 2 Adet Komatsu PC700 ile Filosunu Gençleştirdi Ağustos 14, 2026
- Rönesans Gayrimenkul Yatırım’ın net operasyonel geliri yüzde 25 artarak 116 milyon Euro’ya ulaştı Ağustos 14, 2026
- Büyüme odağını stratejik alanlara çeviren Sabancı’dan ilk yarıda güçlü performans Ağustos 14, 2026
- Kimpur, Avrupa Yapı Sektöründeki Konumunu Güçlendiriyor Ağustos 14, 2026
- Yapılarda Yangın Güvenliği İçin Güvenilir Su Kaynağı Şart Ağustos 13, 2026
Trendler
GENEL2 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL2 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak













