Filli Boya’nın Dijital Dönüşüm Yolculuğu: Yapay Zekâ ile Güçlenen Global Vizyon - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Filli Boya’nın Dijital Dönüşüm Yolculuğu: Yapay Zekâ ile Güçlenen Global Vizyon

Yayınlandı

-

Nippon Paint – Betek İnşaat Grubu Marka Direktörü Çağdaş Korkmaz


Üretimden satışa, ustalarla iletişimden müşteri memnuniyetine kadar her aşamada yapay zekâ ve yeni nesil teknolojilerle verimliliği artıran Filli Boya, sürdürülebilir ve çevik bir gelecek için güçlü adımlar atıyor.

  • Öncelikle; firmanızı kısaca tanıyarak, Dijital Dönüşüm Yolculuğunuz hakkında bilgi alabilir miyiz? 

Filli Boya, 1988 yılında temelleri atılan ve 2019 yılı itibariyle dünyanın en büyük boya üreticilerinden biri olan Japonya merkezli Nippon Paint çatısı altında faaliyetlerini sürdüren güçlü bir marka. Bu stratejik dönüşümle birlikte yalnızca ürün kalitemizi değil; yönetim anlayışımızı, sürdürülebilirlik yaklaşımımızı ve dijitalleşme vizyonumuzu da küresel bir seviyeye taşıdık. Bu vizyon doğrultusunda dijitalleşmeyi, iş yapış biçimimizin merkezine yerleştiriyoruz. Dijital dönüşüm bizim için yalnızca bir BT yatırımı değil; müşteri deneyimini uçtan uca geliştirmeye yönelik kapsamlı bir atılımdır. Özellikle son yıllarda bu alana ciddi yatırımlar yaptık. Tedarikten üretime, lojistikten satış kanalına kadar tüm süreçlerimizi dijitalleştirerek hem hız kazandık hem de daha çevik bir yapıya kavuştuk. Üretim tarafında verimlilik ve kaliteyi artırmak amacıyla yapay zekâ destekli planlama sistemleri, otomasyon teknolojileri ve akıllı üretim altyapıları kurduk. Bu sistemler sayesinde olası darboğazları önceden öngörebiliyor ve kapasite kullanımını maksimum seviyeye çıkarabiliyoruz.

  • Dijital dönüşüm yolculuğunuzda Yapay Zeka’yı (YZ) kullanıyor musunuz? Tüm operasyonel süreçleriniz kapsamında Yapay Zeka’nın sağladığı avantajlar ya da karşılaştığınız zorluklar hakkında neler söylemek istersiniz?

Dijital dönüşüm sürecimizde yapay zekâdan aktif olarak yararlanıyoruz. Özellikle üretim planlaması, talep tahmini, kalite kontrol ve geri bildirim analizi gibi alanlarda yapay zekâ bize önemli bir hız ve isabet avantajı sağlıyor. Bu sayede kaynaklarımızı daha verimli kullanıyor, karar alma süreçlerimizi optimize edebiliyoruz. Elbette bu dönüşümde bazı zorluklar da yaşanıyor. En büyük ihtiyaç, doğru veriyle beslenen altyapıların oluşturulması ve kurum içi adaptasyonun sağlanması. Ancak bu süreci bir yatırım olarak görüyor, uzun vadede geri dönüşünü çok net alacağımıza inanıyoruz.

  • Müşteri memnuniyetini artırmaya yönelik attığınız adımlarda gelişen teknolojinin gücünü nasıl kullanıyorsunuz? 

Tüm iş süreçlerimizde ve paydaşlarımız arasında kurduğumuz geniş ekosistemde, teknolojinin sunduğu avantajları kullanmak bizim için büyük bir öneme sahip. Bu ekosistem içinde ustalarımız bizim için en önemli paydaşlardan biri. 20 yılı aşkın süredir ustalarımızı her geçen gün değişen teknolojilerin sağladığı tüm imkanları kullanarak geliştirmeyi ve dönüştürmeyi temel iş hedeflerimizden biri olarak görüyoruz.

Mobil dünyaya geçişimizle birlikte, ustalarımızla iletişimimiz hız kazandı, daha pratik hale geldi ve tamamen iki yönlü etkileşime dönüştü. Ustalarımızla Çağrı Merkezi, WhatsApp, canlı chat, sosyal medya ve anket uygulamaları gibi birçok farklı kanal aracılığıyla 7 gün 24 saat iletişim halindeyiz. Ustalarımızla sürekli iletişim kurarak, onların içgörülerini anlamaya çalışıyor ve beklentilerine tam ve doğru şekilde yanıt veriyoruz. Sadece satın alma alışkanlıklarını değil, aynı zamanda iç görülerini doğru şekilde anlamak ve onlara özel çözümler sunmak, müşteri memnuniyetini artırmak için büyük önem taşıyor. Bu nedenle, teknolojiyi ustalarımızla etkileşimimizi geliştirmek ve onların ihtiyaçlarına daha iyi yanıt verebilmek için aktif bir şekilde kullanıyoruz.

  • Müşteri Destek Hizmetlerinizde Yapay Zeka’dan faydalanıyor musunuz? Akıllı arıza tespit sistemleri ya da uzaktan izleme çözümleri gibi uygulamalarınız var mıdır? Bu doğrultuda müşterilerinizden aldığınız geri bildirimler için neler söylemek istersiniz?

Dijitalleşme tüm sektörleri hızla dönüştürürken, daha da konuşkan ve kişisel bir ton benimsedik. Tüketici ile birebir ve gerçek zamanlı bir bağlantı kurarak, anında çözümler sunarak, deneyim geliştirerek bu geniş ekosistem içinde en doğrusuna kavuşması için çalışmaya devam ediyoruz.  Bu noktada müşteri destek hizmetlerimizi güçlendirmek ve daha proaktif bir deneyim sunmak adına yapay zekâ tabanlı sistemlerden yararlanıyoruz. Bu sistemler sayesinde servis süreçlerimiz ciddi anlamda hızlandı ve kullanıcı memnuniyeti de belirgin şekilde arttı. Aynı zamanda müşterilerimizle etkileşim kurduğumuz dijital kanallarda, yapay zekâ destekli chatbot’lar ile ilk aşamadaki talepleri hızlıca karşılayabiliyor, daha karmaşık konularda ise ilgili ekiplerimize sorunsuz yönlendirme sağlayabiliyoruz. “Hey Filli” chatbot’umuz 2022 yılında canlıya alındı, bugüne kadar da yaklaşık 200 bin kişinin sorusunu cevapladı. 

Bunun yanında, 2020’de başlatılan e-ticaret çalışmalarımız 2024’te hayata geçirdiğimiz “Dijital Bayim” projesi ile yeni bir boyut kazandı. Filli Boya internet sitesinden ya da Trendyol gibi pazar yerlerinden 7/24 satın alınan boyaları, tüketicilere adreslerine en yakın olan “Filli Boya Plus” bayisi gönderiyor. Böylece, bu bayilerimiz ile e-ticaret kanalında da tam entegre çalışıyoruz. 

Tüm bu çalışmaların başarısının kaynağı, Filli Boya’nın kolektiflik ilkesine dayanıyor. Müşteri Deneyim ekiplerimizin müşteri beklentilerini doğru şekilde BT ekiplerimize yönlendirmesi ve rehberlik etmesi, BT ekiplerimizin de en güncel ve sektörümüze en uygun teknolojileri kullanarak projelerde liderlik etmesi başarımızın anahtarını oluşturuyor. Müşteri Deneyim ekiplerimiz, müşterilerimizin ihtiyaçlarını anlamak ve onların beklentilerine tam olarak cevap vermek için müşteri geri bildirimlerini topluyor, analiz ediyor ve BT ekiplerimize doğru yönlendirmelerde bulunuyor. Bu sayede, teknolojiyi müşteri deneyimini geliştirmek için etkili bir şekilde kullanabiliyoruz. BT ekiplerimiz ise sektörümüzdeki en son teknolojileri yakından takip ederek, projelerimizi yönetiyor ve uygulamaya geçiriyor. İhtiyaçlarımıza en uygun olan teknolojileri belirleyerek, süreçlerimizi optimize ediyor ve verimliliği artırıyoruz. Ayrıca, BT ekiplerimiz sürekli olarak güncel kalabilmek için eğitimlere katılıyor ve sektördeki en iyi uygulamaları takip ediyor.

Müşteri beklentilerini anlamak, teknolojiyi doğru şekilde kullanmak ve projeleri başarıyla yönetmek için tüm ekiplerimiz birlikte çalışıyor. Bu kolektif çalışma yaklaşımı sayesinde, teknolojiyi kendi ekosistemimizde oldukça etkili bir şekilde kullanabiliyoruz. Geri bildirimlere baktığımızda, müşterilerimizin özellikle hız ve çözüm odaklılık konusunda bu yeni sistemlerden memnun olduklarını görüyoruz. Onlara daha öngörülebilir, kesintisiz ve kontrollü bir deneyim sunmak bizim için her zaman öncelikli.

  • Dijital dönüşümünüz kapsamında, son dönemde pazara sunduğunuz yüksek teknolojiye sahip ürünlerinizle ilgili bilgi alabilir miyiz?

Dijital dönüşüm sürecimiz yalnızca operasyonlarımızı değil, ürün geliştirme süreçlerimizi de kökten etkiledi. Özellikle Ar-Ge yatırımlarımızı bu doğrultuda artırarak, yüksek teknolojiye sahip ürünleri pazara sunmaya odaklandık. Son dönemde geliştirdiğimiz dış cephe boyamız Nucleus, bunun en güzel örneklerinden biri.  

Günümüzde etkisi giderek artan küresel iklim değişikliğinin sonucu olarak ani şiddetli yağışlar, artan gece ve gündüz sıcaklık farkları, artan hava kirliliği, güneşin zararlı ışınları hayatın her alanını olduğu gibi binaları da etkiliyor. Etkileri giderek artan küresel iklim değişikliği, dış cephe boyalarının daha dayanımlı hale gelmelerini mecbur kılıyor. Frontier Polymer Technology® ile geliştirilmiş 3D koruma etkili dış cephe boyası Nucleus ile bu duruma meydan okuyoruz. 

Aşırı yağışlarda binanın daha az ıslanmasını sağlaması ve cephedeki nemin dışarı atılmasına yardımcı olması, bir dış cephe boyasında aranan en önemli özelliklerden. Sahip olduğu silikon aşılanmış polimer teknolojisi sayesinde “maksimum nefes alma” özelliği ile cephedeki nemin hızla dışarı atılmasını sağlayan Nucleus ürünümüz, “maksimum su iticilik” göstererek ıslanmaya karşı cephelere dayanım kazandırıyor. Fotokatalitik özelliği sayesinde ise dış cephenin kendi kendini temizlemesine olanak verirken, yüksek UV direncine sahip olması, renklerin uzun yıllar kalıcı olmasını sağlıyor. Türkiye’de ilk kez maksimum su iticilik, maksimum nefes alma ve kendi kendini temizleme (fotokatalitik) özelliklerini bir araya getiren Nucleus, soft parlak dokusu ile cephelere dikkat çekici bir görünüm kazandırıyor.

  • Sürdürülebilirlik odağında en çok karşılaştığınız zorluklar nelerdir? 

Uzun yıllardır sürdürülebilirlik yaklaşımımızı, Birleşmiş Milletler’in (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) ile uyumlu ve rasyonel bir temel üzerine inşa etmeye çalışıyoruz. Bağlı olduğumuz Japonya merkezli Nippon Paint Group da bu yaklaşımı benimsemekte ve desteklemektedir. Bildiğiniz üzere BM’nin 17 kalkınma hedefi bulunuyor ve bunlardan 10’u, günlük çalışmalarımızın yoğunlaştığı alanlar arasında yer alıyor. Bu hedefleri daha sade bir şekilde ifade etmek gerekirse, üç ana başlık üzerinde yoğunlaşıyoruz: Öncelikli olarak çevre ve güvenlik alanlarına odaklanılmakta, bu çerçevede iklim krizi kritik bir unsur olarak öne çıkmaktadır. İkinci öncelik ise, sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen ürünlerin geliştirilmesi ve bu doğrultuda inovasyon kapasitesinin artırılmasıdır. Üçüncü ve en önemli başlıklardan biri ise insan ve toplumdur; burada topluma daha kapsayıcı ve çeşitliliği artıran bir yaklaşımla destek vermek, sürdürülebilir bir toplum olma hedefimiz doğrultusunda önceliklerimiz arasında yer almaktadır.

Sürdürülebilirlik bizim için uzun vadeli bir taahhüt. Elbette bu alanda en büyük zorluk, sadece kendi üretim süreçlerimizi değil, tüm tedarik zincirimizi aynı yaklaşımla dönüştürmek. Bazı çevre dostu malzemelerin yüksek maliyeti ve altyapı uyumları da zaman zaman süreci zorlaştırabiliyor. Ama biz bu dönüşümü bir sorumluluk olarak görüyor ve bu yönde farklı uygulamaları devreye alıyoruz. 

  • Son olarak, geleceğe dair öngörülerinizi ve röportajımızın sonuna eklemek istediklerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Geleceğe yönelik öngörülerimiz oldukça heyecan verici. Boya sektöründe inovasyonun hız kesmeden devam edeceğini ve özellikle sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve kişiselleştirmenin ön planda olacağını söyleyebilirim. Özellikle sürdürülebilirlik, artık bir tercih değil, bir zorunluluk haline geldi. Nippon Paint – Betek olarak, çevreye duyarlı ve enerji verimliliği sağlayan ürünler geliştirmeye odaklanmaya devam edeceğiz. Geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımı ve üretim süreçlerimizde karbon ayak izimizi azaltma yönündeki çalışmalarımız yoğunlaşarak devam edecek. Tüketicilerin de bu konuda bilinçlenmesiyle birlikte, çevre dostu ürünlerin pazar payı daha da artacak.

Dijitalleşme, müşteri deneyimini tamamen dönüştürmesiyle birlikte online satış kanalları ve dijital pazarlama stratejileri, markaların tüketicilere ulaşmasında kritik bir rol oynayacak. Biz de bu alandaki yatırımlarımızı hızlandırıyoruz. Kişiselleştirme trendi ise her sektörde olduğu gibi boya sektöründe de yükselişte. Geliştirdiğimiz Renxmatik sistemi sayesinde, satış noktalarına getirdiğiniz renk örneklerini ölçerek, renk kodunu çıkarıyoruz. Bu kodu makineye yükleyerek kişiye özel renk seçenekleri oluşturuyoruz. Müşteriler, artık sadece standart renklerle yetinmeyip, kendi tarzlarını ve kişiliklerini yansıtan özel renk ve doku arayışında. Bu da bize, onlara daha fazla seçenek sunma ve hatta kişiye özel renk üretimleri yapma fırsatı sunuyor. Böylece Filli Boya olarak müşterilerimizin hayallerindeki renkleri gerçeğe dönüştürerek, tüketicinin aradığı ilham ve imkânı, kişiselleştirilmiş biçimde sunuyoruz. 

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Kastamonu Entegre Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın Üçüncü Durağı İzmir Oldu

Yayınlandı

-

 

Kastamonu Entegre’nin iş ortakları ve sektör paydaşlarıyla bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncü durağı İzmir oldu. Ankara ve Kayseri’nin ardından İzmir’de sektör profesyonelleriyle bir araya gelen Kastamonu Entegre bölgenin ihtiyaçlarını ve sektöre yön veren yeni yaklaşımları birlikte değerlendirdi.

Ahşap bazlı panel sektöründe Türkiye’nin lideri, Avrupa’nın üçüncü, dünyanın dördüncü büyük üreticisi Kastamonu Entegre, sektörle daha güçlü bir iletişim kurmak ve iş ortaklarıyla bilgi paylaşımını artırmak amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncüsünü 6 Ekim’de İzmir’de gerçekleştirdi. Ankara ve Kayseri’nin ardından düzenlenen buluşmada şirket, Ege Bölgesi’ndeki iş ortakları ve sektör profesyonelleriyle bir araya geldi.

Üretim, tasarım ve uygulama süreçlerinde rol alan iş ortaklarını bir araya getiren Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları, sektörün ihtiyaçlarını farklı uzmanlıkların bakış açısıyla ele alma fırsatı sunuyor. İzmir buluşmasında bayiler, mimarlar, iç mimarlar, uygulamacılar ve üreticiler; değişen müşteri beklentilerini, bölgedeki pazar dinamiklerini ve bunların ürün seçimi ile uygulama süreçlerine yansımalarını birlikte değerlendirdi.

Ege Bölgesi’nin üretim, ticaret ve tasarım ekosisteminin önemli merkezlerinden İzmir’de gerçekleştirilen etkinlikte, Kastamonu Entegre’nin dekoratif panelden zemin çözümlerine uzanan geniş ürün portföyü sektör profesyonelleriyle buluştu. Etkinlik kapsamında oluşturulan showroom alanında ürünlerin farklı kullanım alanları, tasarım yaklaşımları ve kullanıcıya sunduğu avantajlar aktarılırken katılımcılar, Kastamonu Entegre’nin yenilikçi çözümlerini yakından inceleme fırsatı buldu.

Kastamonu Entegre Global Ürün Yönetimi Grup Müdürü Hande Okul Yılmaz, İzmir buluşmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Ankara ve Kayseri’nin ardından Bölgesel İş Ortakları Buluşmalarımızın üçüncü durağı olan İzmir’de, Ege Bölgesi’ndeki iş ortaklarımızla bir araya gelmekten büyük memnuniyet duyduk. İzmir buluşmamızda da diğer buluşmalarımızda olduğu gibi ürünlerimizi yakından inceleyebilecekleri, renk, doku ve yüzey seçeneklerini bir arada görebilecekleri bir deneyim alanı oluşturduk. Eylül ayında gerçekleşen INTERMOB’da sergilediğimiz yenilikleri de bu alana taşıyarak iş ortaklarımıza yeni ürünlerimizi ve sundukları tasarım olanaklarını kendi bölgelerinde yakından tanıma fırsatı sunduk. Ürünlerimizin farklı tasarım ve uygulama ihtiyaçlarına nasıl karşılık verdiğini birlikte değerlendirmek ve iş ortaklarımızın görüşlerini doğrudan dinlemek, ürün yönetimi çalışmalarımız açısından da değerli. Bu buluşmalarla, ürünlerimiz etrafında kurduğumuz iletişimi güçlendirmeyi ve bölgesel ihtiyaçları daha yakından anlamayı hedefliyoruz.”

Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları İstanbul’da Devam Edecek

Kastamonu Entegre, Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları ile bilgi birikimini, sektör vizyonunu ve iş ortaklarıyla kurduğu uzun soluklu iş birliklerini Türkiye’nin farklı bölgelerine taşımayı sürdürüyor. Ankara, Kayseri ve İzmir’de gerçekleştirilen buluşmalarla yerel dinamikleri yakından takip eden şirket, sektör paydaşlarıyla ortak gelişim alanları oluşturmayı ve sektörün geleceğine birlikte yön vermeyi amaçlıyor. Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın bir sonraki durağı İstanbul olacak.

Okumaya Devam Et

GENEL

Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimi Türk İş Dünyasıyla Küresel Arenaya Taşınacak

Yayınlandı

-

Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) arasında imzalanan iş birliği protokolüyle, Türk özel sektöründe sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılması, sürdürülebilirlik alanındaki uygulamaların güçlendirilmesi ve Türkiye’nin bu alandaki deneyiminin uluslararası iş dünyasına taşınması hedefleniyor.

Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin vizyonuyla Türkiye’den dünyaya yayılan Sıfır Atık yaklaşımı, iş dünyasında da yeni iş birlikleriyle güçleniyor.

Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik ve sıfır atık alanındaki dönüşümünü hızlandırmak amacıyla iş birliğine gitti. Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş ile DEİK Başkanı Nail Olpak tarafından imzalanan protokolle, DEİK üyesi kuruluşlar ve İş Konseyleri nezdinde sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılmasına yönelik ortak çalışmalar yürütülmesinin önü açıldı.

Samed Ağırbaş: “Önemli Bir İş Birliğini Hayata Geçiriyoruz”

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik dönüşümü açısından önemli bir iş birliğini hayata geçirmenin memnuniyetini yaşadıklarını belirterek, “Sıfır Atık Hareketi’nin küresel bir vizyona dönüşmesine öncülük eden, ‘Dünya Ortak Evimiz’ anlayışını Türkiye’den dünyaya taşıyan Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyonu özellikle ifade etmek isterim. 2017 yılında başlayan Sıfır Atık Hareketi bugün; atığın yönetilmesinin ötesinde, kaynakların korunmasını, verimliliği, döngüsel ekonomiyi ve sürdürülebilir kalkınmayı birlikte ele alan kapsamlı bir dönüşüm modeline ulaşmıştır. Bu vizyonun ülkemizin çevre ve iklim politikalarına güçlü biçimde yansımasında, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çevre ve iklim alanındaki iradesi ile Sayın Murat Kurum’un kararlı uygulama yaklaşımı önemli bir yere sahiptir” dedi.

“DEİK’in Güçlü Uluslararası İş Ağı Büyük Bir Fırsat Sunuyor”

Sıfır atığın yalnızca bir çevre politikası değil; üretim, yatırım, rekabetçilik ve ekonomik kalkınma meselesi olduğunu belirten Ağırbaş, “DEİK’in İş Konseyleri ve üye kuruluşları aracılığıyla sahip olduğu güçlü uluslararası iş ağı, Türkiye’nin sıfır atık ve döngüsel ekonomi deneyimini küresel iş dünyasına taşımamız açısından büyük bir fırsat sunuyor. Bu vizyonun uluslararası ölçekteki karşılığını, Haziran ayında ikincisini gerçekleştirdiğimiz Sıfır Atık Forumu’nda da gördük. 183 ülkeden katılımın sağlandığı Forum, sıfır atığın artık sadece çevre politikalarının değil; iklim eyleminin, ekonomik dönüşümün ve uluslararası iş birliğinin de önemli bir unsuru olduğunu ortaya koydu” ifadelerini kullandı.

“Hedefimiz Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimini Dünyaya Uygulama ve İş Birliği Modeli Olarak Sunan Bir Ülke Olması”

İş birliği için DEİK Başkanı Nail Olpak’a ve DEİK’in yönetimine teşekkür eden Ağırbaş, “Hedefimiz Türkiye’nin sıfır atık deneyimini dünyaya uygulama ve iş birliği modeli ile sunan bir ülke olmasıdır. COP31 sürecinde de bu yaklaşımı güçlendireceğiz. İklim gündemini yalnızca taahhütler üzerinden değil; yatırımlar, teknolojiler, finansman ve sahadaki somut uygulamalar üzerinden ele alacağız” dedi.

Nail Olpak: “DEİK Olarak, Ticari Diplomasi Faaliyetlerimize İklim Diplomasisi Kavramını da Dahil Edeceğiz”

DEİK Başkanı Nail Olpak ise, “Ülkemizin ev sahipliğinde düzenlenecek olan COP31’e çok az bir süre kaldı ve DEİK olarak biz de bu süreçte iş dünyası olarak verebileceğimiz katma değeri ortaya koyabilmeye çalışıyoruz. COP toplantıları ilk ortaya çıktığı zaman, sadece hükümetler arası iklim müzakerelerinin görüşüldüğü bir platformdu. Ancak günümüzde, iklim konuları aynı zamanda ekonomi ve iş dünyasının da ana gündem maddelerinden birisi oldu. Yeşil ekonomiye geçiş, döngüsel ekonomi, yeşil finansman gibi birçok alt başlıkta ve yeniden düzenlenen küresel ticarette iş dünyasının da kaçınılmaz ve önemli bir rolü bulunuyor. Bu çerçevede biz de DEİK olarak iklim diplomasisini ticari diplomasi faaliyetlerimizin ana unsuru olarak görüyor ve COP31 öncesi ve sonrası da dahil olmak üzere atılacak adımlarda iş dünyamızla birlikte hareket etmeye devam ediyoruz. İş dünyası olarak en önemli önceliğimiz öngörülebilirlik. Bugün hayatımıza çok daha önemli yeni bir rekabet alanı eklendi: güven rekabeti. Güven hem iş dünyasının hem de devletlerin en fazla önem verdiği başlık haline geldi ve böyle olmaya da devam edecek” dedi.

“Sıfır Atık Vakfı ile Yakın İş Birliği İçindeyiz”

“COP31 gibi çok taraflı ve katmanlı bir sürece girerken, iş dünyası örgütleri ve sivil toplum kurumları da kendilerine güvenli ortak arayışı içerisinde” diyen Olpak, şöyle devam etti:

“DEİK olarak, bu süreçte uzun zamandır Sıfır Atık Vakfı ile yakın bir iş birliği içerisindeyiz. Uluslararası Sıfır Atık Zirvesi kapsamında, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Liderler Toplantısı’nı bizim düzenlememizi arzu ettiler. DEİK de yürüttüğü ticari diplomasi faaliyetlerine iklim diplomasisi kavramını da dahil ederek, her zaman olduğu gibi iş dünyası ile kamu arasında bir arayüz vazifesi görüyor. DEİK ailemiz ile Sıfır Atık Vakfı arasında bugün imzaladığımız iş birliği protokolüyle, mevcut iş birliğimizi daha üst seviyeye çıkararak, başta döngüsel ekonomi ve sıfır atık yaklaşımı olmak üzere, sürdürülebilirlik alanında daha etkin bir koordinasyon merkezi kuracağız.”

İmza töreninin ardından, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı, iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilerek sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomi alanlarında özel sektörün rolü ve küresel sürdürülebilirlik gündemine katkı sağlayacak iş birliği alanları ele alındı.

Sıfır Atık Yaklaşımı İş Dünyasının Uluslararası Faaliyetlerine Taşınacak

İş birliğiyle, sürdürülebilirlik ilkelerinin dış ticaret ve uluslararası iş birliği faaliyetlerinde daha güçlü şekilde ele alınması ve Türk özel sektörünün uluslararası arenada sıfır atık ve sürdürülebilirlik alanında öncü konuma taşınmasına katkı sağlanması amaçlanıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Hisense, Türkiye Pazarına Özel bir Lansman ile Giriş Yaptı

Yayınlandı

-

 

Dünya genelinde tüketici elektroniği ve ev teknolojilerinin lider markalarından Hisense, Türkiye pazarına özel bir lansmanla adım attı. “İçindeki Işığı Hisset” temasıyla gerçekleştirilen lansmanda katılımcılar, yüksek teknoloji ürünü Hisense ürünlerini deneyimleme fırsatı buldu.
 
Küresel tüketici elektroniği ve ev teknolojilerinin liderler  markalarından Hisense, Türkiye operasyonlarını özel bir lansmanla başlattı. “İçindeki Işığı Hisset” temasıyla düzenlenen ve Hisense’in yüksek teknolojili ürünlerinin deneyimlendiği lansman; iş ortakları, sektör temsilcileri ve teknoloji sektörünün yoğun katılımıyla gerçekleşti.

 

Kullanıcı odaklı inovasyon anlayışı ve küresel mühendislik birikimini paylaşma hedefiyle sektöre adım atan Hisense, ilk aşamada yaşam alanlarına sinematik konfor sunan yüksek teknoloji ürünü televizyonları ve üstün iklimlendirme performansı sağlayan akıllı klima modelleriyle Türkiye’deki tüketicilerle buluştu.

Hisense Teknoloji Ekosistemi İlk Kez Bir Arada Deneyimlendi
Lansmanın öne çıkan ürünlerinden biri, Hisense’in RGB MiniLED teknolojisini 116 inç dev ekranla buluşturan 116UXQ modeli oldu. Davetliler, RGB MiniLED ailesinin UR8 ve UR9 modellerinin yanı sıra Türkiye’de satışta bulunan ULED MiniLED ve Hi-QLED serilerini de yakından inceleme fırsatı buldu. 65 inçten 116 inçe uzanan farklı ekran boyutlarındaki Hisense televizyonlar; görüntü kalitesi, renk performansı, ekran büyüklüğü ve akıcı görüntü deneyimiyle etkinlik boyunca ziyaretçilerin deneyimine sunuldu.

 

Televizyonların yanı sıra Hisense’in Türkiye’deki Hi-Smart, Max Comfort ve Energy Pro X klima serileri ile Air Master modeli de lansmanda sergilendi. Marka, mevcut ürün gamının ötesindeki global ürün ekosistemini ise “Hisense ile Geleceğin Evi” konseptiyle ziyaretçilere tanıttı. Henüz Türkiye’de satışa sunulmayan beyaz eşya ve küçük ev aletlerinin de yer aldığı deneyim alanı, Hisense’in akıllı yaşam vizyonunu ve gelecekte Türkiye’ye taşımayı planladığı daha geniş ürün dünyasını bir arada görme imkanı sundu.

 

“Türkiye’ye Uzun Vadeli Bir Vizyonla Geldik”

 

Lansmanda Türkiye pazarının stratejik önemine vurgu yapan  Hisense Europe CEO’su Hanson Han şu değerlendirmelerde bulundu: ” Hisense olarak yarım asrı aşan teknoloji ve inovasyon deneyimimizin merkezinde çok temel bir vizyon  var: Biz teknolojinin insanlara hizmet etmesi ve günlük hayatı daha iyi hale getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu anlayış global yolculuğumuza yön verdiği gibi, Türkiye’de kuracağımız geleceğe de pusula görevi görüyor.. Türkiye pazarının  yüksek potansiyeline inanıyoruz. Bu nedenle bu pazara  uzun vadeli bir vizyonla giriş yaptık. Türkiye’deki hikayemiz daha yeni başlıyor ve önümüzdeki yıllarda birlikte inşa edeceğimiz yolculuk için büyük bir heyecan duyuyoruz.”

 

“Spor, Teknoloji ve Tüketici Deneyimini Bir Araya Getiriyoruz”
Lansmanda spor sponsorlukları üzerine bir sunum gerçekleştiren Hisense Avrupa Pazarlama Direktörü ve Hisense Avrupa Yönetim Komitesi Üyesi Alenka Potočnik Anžič ise şunları kaydetti: “Hisense’in global büyümesinde yalnızca teknolojiye değil, insanlarla güçlü ve uzun vadeli bağlar kurmaya da yatırım yapıyoruz. Spor da bu yaklaşımın en önemli platformlarından biri. 2016’dan bu yana sürdürdüğümüz FIFA ve UEFA iş birlikleriyle marka görünürlüğünün ötesine geçerek teknolojiyi, futbolu ve taraftar deneyimini bir araya getiriyoruz. Bu uzun vadeli yaklaşım, Hisense’in global bilinirliğini ve tüketici güvenini güçlendirirken perakende iş ortaklarımız için de yeni fırsatlar yaratıyor. Türkiye’de de global marka gücümüzü yerel tüketici deneyimleriyle buluşturarak Hisense’i insanların hayatının doğal bir parçası haline getirmeyi hedefliyoruz.”

 

“Hisense’in Işığını Türkiye’de İş Ortaklarımızla Birlikte Yayacağız”

Hisense Doğu Avrupa Satış Direktörü ve Türkiye Genel Müdürü Boštjan Vodeb, “Türkiye, Hisense için uzun vadeli potansiyeline inandığımız önemli bir pazar. Bu nedenle önceliğimiz yalnızca ürünlerimizi satışa sunmak değil, yerel ekibimiz, güçlü satış ve dağıtım iş ortaklarımız ve güvenilir satış sonrası hizmet ağımızla doğru temelleri oluşturmak oldu. TV ve klima ile başlayan yolculuğumuzu 2027’den itibaren yeni ürün kategorileriyle kademeli olarak büyütmeyi planlıyoruz. Bu yolculuğun merkezinde ‘Ulaşılabilir Lüks’ yaklaşımımız var. İleri teknolojinin, güçlü tasarımın ve üstün deneyimin yalnızca belirli bir kesime değil, çok daha fazla insana ulaşması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye’deki hikayemizi de tek başımıza değil, iş ortaklarımız ve tüketicilerimizle birlikte yazmak istiyoruz. Global hikayemiz 1969’da başladı, bugün ise Türkiye’de yeni bir bölüm açıyoruz. Gelin, Hisense’in ışığını Türkiye’de birlikte yayalım.” dedi.

“Teknolojiyi Hayatın Önünde Değil, Hayatın İçinde Konumlandırıyoruz”

Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü Ekin Doğan Çomak ise  “Hisense olarak inovasyonu yalnızca daha yeni, daha hızlı veya daha gelişmiş teknoloji üretmek olarak görmüyoruz. Asıl değer, teknolojinin insanların hayatına dokunduğunda neyi değiştirdiği, neyi kolaylaştırdığı ve insana ne hissettirdiğiyle ortaya çıkıyor. Biz teknolojiyi hayatın önünde değil, hayatın içinde konumlandırıyoruz. İleri teknolojiyi, kaliteli tasarımı ve premium deneyimi daha fazla insan için erişilebilir kılarken Türkiye’de uzun vadeli ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Tüketicinin Hisense ile ilk karşılaşmasından ürün deneyimine ve satış sonrası hizmetlere kadar her noktada aynı kaliteyi ve güveni sunmak istiyoruz.” diye konuştu.
Hisense,  ilk aşamada satışa sunduğu 55, 65 ve 75 inç boyutlarında  Hi-QLED ve ULED MiniLED TV serisinin yanı sıra küresel pazar liderliğini elinde bulundurduğu 100 inç ve üzeri TV serilerini 2027 itibariyle Türkiye’ye taşıyacak. Ayrıca giriş segmentinden premium segmente uzanan geniş bir yelpazede Hi Smart, Max Comfort, Energy Pro X klima serileriyle farklı ihtiyaç ve beklentilere yanıt veriyor.
 
Futbol Heyecanı Hisense Ekranlarına Taşındı
Lansman, basın toplantısının ardından, teknoloji ve futbolu bir araya getiren özel bir deneyimle devam etti. Eski milli futbolcular Volkan Demirel ve Caner Erkin, Hisense RGB MiniLED ekranlarında konsol üzerinden karşı karşıya geldi. Keyifli rekabete sahne olan aktivite, davetlilere Hisense televizyonların geniş ekran deneyimini, görüntü kalitesini ve hareketli sahnelerdeki akıcılığını doğrudan deneyimleme fırsatı sundu.
“İçindeki Işığı Hisset” teması etrafında teknoloji, spor ve eğlenceyi bir araya getiren gece, ürün deneyimlerinin ardından Ezgi Alaş’ın sahne performansıyla devam etti. Davetlilerin Hisense’in farklı teknoloji ve yaşam kategorilerini yakından keşfettiği lansman, müzik performansıyla sona erdi.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye