İBB, MEGA PROJEDE SONA YAKLAŞTI ÜMRANİYE-ATAŞEHİR-GÖZTEPE METROSU GELİYOR - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

İBB, MEGA PROJEDE SONA YAKLAŞTI ÜMRANİYE-ATAŞEHİR-GÖZTEPE METROSU GELİYOR

Yayınlandı

-

İBB, Anadolu Yakası’nın kuzey-güney aksını birbirine bağlayacak mega metro hattında yüzde 88 seviyesini aştı. 11 istasyonlu, sürücüsüz ve entegre sistemli hat, 2026 sonunda hizmete giriyor. İBB Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Pelin Alpkökin Finans Merkezi istasyonunda çalışmalarla ilgili bilgi verdi.

İBB Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Pelin Alpkökin, yapım süreci %88 seviyesini aşan Ümraniye-Ataşehir-Göztepe Metro Hattı’nın Finans Merkezi İstasyonu’nda önemli açıklamalar yaptı. Alpkökin, hattın hem Anadolu Yakası’nın kuzey-güney aksındaki kritik rolüne hem de geniş entegrasyon ağına dikkat çekti.

İstanbul Anadolu Yakası’nda kritik noktaları birbirine bağlayacak Ümraniye-Ataşehir-Göztepe Metro Hattı’nda çalışmalar hızla devam ediyor. 2017’de ihale edilen ancak finansman yetersizliği nedeniyle 2018’de tamamen duran proje, 2019’da yeniden canlandırıldı. O tarihte yalnızca %4 seviyesinde olan hattaki ilerleme bugün itibarıyla %88,2’ye ulaştı. İBB Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Pelin Alpkökin, hatta gelinen noktayı ve yapım süreçlerini Finans Merkezi İstasyonu’nda anlattı.

İstanbul’un uzun süre beklediği Ümraniye-Ataşehir-Göztepe Metro Hattı’nın, Anadolu Yakası’nın kuzey-güney aksındaki ikinci metro hattı olacağını ve çok sayıda entegrasyonu bulunacağını belirten Alpkökin, “Finans Merkezi’nden geçerek Ümraniye’yi Kadıköy’e bağlayan bu hat, kent ulaşımı için kritik bir yatırım. Bizim için ayrıca özel bir önemi var; devraldığımız tüm metro projelerinin ilk başlama törenini Başkanımız Ekrem İmamoğlu ile birlikte TBM makinelerini çalıştırarak yine Finans Merkezi İstasyonu’nda yapmıştık” diye konuştu.

“Geçtiğimiz 6 yılda İBB olarak 65 kilometrelik yeni hat açtık. Ayrıca, bakanlıktan devralıp bütün maliyetini ödediğimiz, araçlarını şu an ürettiğimiz ve işlettiğimiz 22 kilometrelik hatları da eklediğimizde, 87 kilometrelik dev bir metro atılımına imza atmış olduk. Bu atılım, 2019’da, yıllarca bekleyen TBM’lerin Başkanımız Ekrem İmamoğlu tarafından çalıştırılmasıyla başladı.”

“BİR MEGA PROJENİN DE ÜSTÜNDE”

Bu hattın İstanbulluların uzun süredir beklediği bir metro olması dolayısıyla da çok önemli olduğunu vurgulayan Alpkökin şöyle devam etti; “Çok büyük ve çok uzun bir hat. Bu, bir mega projenin de neredeyse üstünde. Günümüzde 500 milyon avroluk projeler artık mega proje olarak adlandırılıyor. Bu hattın bütçesi ise metro araçlarıyla birlikte 600 milyon avroyu geçiyor. Dolayısıyla hem 13 kilometre uzunluğunda, 11 istasyona sahip olması hem de bir an önce bitirmek için gösterdiğimiz çaba açısından bizim için çok değerli bir proje.”

DURAN PROJE 2019’DA YENİDEN CANLANDI

Alpkökin, “Projeyi aldığımızda TBM’ler Finans Merkezi İstasyonu’na konmuş ve yıllarca hiç ilerleme kaydedilmemişti. Hiçbir finansal problemi çözülmemiş olan projeyi tasarımsal ve yer teslim problemleri ile birlikte devraldık. İlk etapta 175 milyon avro kredi bularak yeniden harekete geçtik. Saha teslim problemlerini çözerek, ekip arkadaşlarımızın yaptığı tasarımsal revizyonlar ve çözümlerle projeyi bu noktaya getirdik. Yüklenicimiz sahada çok yoğun çalışıyor. Eylül ayında çalışmaların daha da hızlanmasını bekliyoruz. Sonrasında sinyal testlerimize başlayacağız. 2026 sonunda da bu hattımızı araçlarımızla birlikte İstanbulluların hizmetine sunacağız” dedi.

“Aslında bu projeyi gönlümüzden geçtiği şekilde 2025 yılı içinde bitirmek istiyorduk. Ancak proje, hep parça parça izinlendirilip, kredilendirildi. Kredilerin onay süreçlerinde aylarca beklemek zorunda kaldık. Beklerken projeyi öz kaynaklarımızla finanse etmeye devam ettik. Ancak belediyelerin rutin işlerini yapmak için aldıkları vergi gelir payının 600 milyon avroluk bir projeyi finanse etmesi mümkün değil. Bu nedenle zaman zaman istediğimiz hızda ilerleyemediğimiz dönemler oldu. Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan son finansman onayımız olan 110 milyon avroyu da uzun bekleyişten sonra aldık. Şu an bankalarla finansman süreçlerini ilerletiyoruz. Mali Hizmetler Dairesi Başkanlığımıza bu süreçteki destekleri için çok teşekkür ediyoruz. Eylül ve Aralık aylarında finansman anlaşmalarını imzalayarak kredileri kullanmayı hedefliyoruz”diye konuştu.

“İLERLEMEMİZ YÜZDE 88 SEVİYESİNİ GEÇTİ”

İlçe belediye başkanlarının bu süreçteki desteğine de dikkat çeken Alpkökin, “Bazı yolları kapatmak zorunda kaldık. Artık bu yolları hızlıca yeniden açmak ve yüzeydeki çalışmalarımızı azaltmak için adımlar atıyoruz. Lojistiği daha minimal yerlerden sağlamaya başlayacağız. Proje artık o noktaya geldi. Çünkü ilerlememiz yüzde 88 seviyesini geçti. Önümüzdeki bir iki ay içinde bazı bölgelerde bu ilerlemeler daha görünür hale gelecek” dedi.

“EKİP OLARAK GECE GÜNDÜZ BU PROJE İÇİN ÇALIŞIYORUZ”

Doç. Dr. Pelin Alpkökin, şöyle devam etti; “Metro projeleri genellikle sadece tünel ve ray inşası gibi görülüyor ama aslında bir de araç temini kısmı var. 2019’da bu projeyi devraldığımızda, hattın üzerinde çalışacak metro araçlarıyla ilgili hiçbir planlama yapılmamıştı. Biz bu konuyu da hızlıca çözdük. Araçların üretimi başladı. Hattın ilk 12 aracı şu anda Metro İstanbul Behiç Erkin Raylı Sistemler Yerleşkemize indirildi. Bu yılın sonuna kadar tüm araçlarımız sahaya inecek. Araç tip testlerini tamamladıktan sonra hattımızda test sürüşlerine başlayacağız. 2026 sonunda bu hattı, araçlarıyla birlikte İstanbulluların hizmetine açacağız. Bunun için çok heyecanlıyız. Ekip olarak gece gündüz bu proje için çalışıyoruz.”

“HATTIN ÇOK SAYIDA ENTEGRASYONU BULUNUYOR”

“Ümraniye-Ataşehir-Göztepe Metro Hattı’nın çok sayıda entegrasyonu bulunuyor. Hem şu an işletmede olan, hem de yapımı devam eden ve tasarım aşamasında olan hatlarla bağlantı sağlayacak. Şu anda Finans Merkezi İstasyonu’ndayız. Burası bizim için çok kıymetli. Çünkü 2050 vizyon projelerimizden olan ve tasarımları tamamlanan Hızray projemizin bu bölgede bir istasyonu olacak. Ayrıca, Söğütlüçeşme-Yenidoğan Metro Hattı için de burada bir istasyon planlanıyor. Bunun dışında Sultanbeyli istasyonları açılacak olan Üsküdar-Samandıra Hattı, Kadıköy-Sabiha Gökçen Havalimanı Hattı ve Marmaray ile entegrasyonlarımız olacak.”

“2026 YILI ÇOK ÖNEMLİ İKİ AÇILIŞA DAHA SAHNE OLACAK”

“2026 yılı Anadolu Yakası için çok önemli iki açılışa daha sahne olacak. Üsküdar-Samandıra Metro Hattı’nın Sultanbeyli’ye kadar uzanan kısmını hizmete alacağız. Ayrıca, bakanlıktan devralıp bütçesini 10 ayda ödediğimiz Pendik Merkez-Sabiha Gökçen Havalimanı Metro Hattı’nda da Pendik-Kaynarca-Fevzi Çakmak istasyonları açılacak. Bu hatlarla birlikte Anadolu Yakası’nın raylı sistem ağı çok önemli ölçüde genişlemiş olacak. Bu da bizi çok mutlu ediyor” şeklinde konuştu.

“KAMUSAL ALANLAR YARATABİLECEĞİMİZ ÇOK GÜZEL PROJELERİMİZ VAR”

Metro istasyonlarıyla, kent yaşamına sosyal ve yeşil alanlarla da katkı sağlanmayı hedeflediklerini belirten Alpkökin, “Biz sadece metroları açmakla kalmıyoruz; bu alanların içinde ve üstünde kent yaşamına nasıl katkı sağlayabileceğimize yönelik de çalışıyoruz. Bu proje kapsamında üç istasyonda özel düzenlemeler yapıyoruz. Bunlardan biri Kazım Karabekir İstasyonu. Burada yeşil alanlar, sosyal donatılar ve erişilebilir yaya yolları içeren modern bir çevre düzenlemesi yapılacak. Göztepe 60. Yıl Parkı’nda da hem yeşil hem de kamusal alan yaratabileceğimiz çok güzel projelerimiz var” dedi.

“BETONARME İMALATLARDA SONA GELİNDİ”

Anadolu Yakası Raylı Sistem Şube Müdürlüğü Şube Müdür Yardımcısı Muhammed Yılmaz, hattın teknik süreçleri ile ilgili şunları söyledi; “Şu an projenin tamamlanma aşamasında son düzlüğe girmiş bulunmaktayız. Bütün istasyonlarımızda betonarme imalatlar sona gelmiş durumda. İnce işlerde elektromekanik imalatlarımız da tüm istasyonlarımızda hızlı bir şekilde ilerliyor. Yurt dışından temin etmemiz gereken tüm ekipmanlarımız sahaya geldi ve montajları yapılmaya devam ediyor. Montaj yapılan kısımlarda da testlerimiz başladı. Bu noktada yüzde 60-70 seviyelerine gelmiş durumdayız. İstasyonlarımızda artık yüzeydeki çalışmalarımız da çok azaldı. Yakın bir zaman içerisinde de yüzey çalışmaları için kapattığımız alanları tekrardan açacağız ve yaya ile trafik akışlarının devam etmesi sağlanmış olacak.”

“SÜRÜCÜSÜZ METRO HATTI OLACAK”

Hattın, Üsküdar-Samandıra Metro Hattı gibi sürücüsüz metro olacağını belirten Yılmaz, “Tip testimiz 2026 yılı başında başlayacak, sürücüsüz metro testleri de onu takiben başlayacak ve 2026 yılı içerisinde hattımızı, yolcularımızla buluşturacağız” dedi.

“Metro araçlarımızın tamamı Türkiye’de üretiliyor. Onların da tip testleri şu anda başladı. Yakın zaman içerisinde sinyal testlerine hazır hale gelecekler.”

“TEK YÖNDE SAATTE 44 BİN YOLCU TAŞIMA KAPASİTESİ”

60. Yıl Parkı, Tütüncü Mehmet Efendi, Sahrayıcedit, Yenisahra, Ataşehir, Finans Merkezi, Site, Atakent, Çarşı, SBÜ Hastanesi ve Kazım Karabekir olmak üzere toplam 11 istasyondan oluşan hattın seferine 60. Yıl İstasyonu’ndan başlayıp Kazım Karabekir İstasyonu’nda son bulacağını söyleyen Yılmaz, hattın 21 dakika sefer süresiyle saatte tek yönde 44 bin yolcu taşıma kapasitesiyle hizmet vereceğini söyledi.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

İMPO Motor Pompa, Sıfır İş Kazası Başarısını Toplumsal Dayanışmaya Dönüştürdü

Yayınlandı

-

 

İMPO Motor Pompa, sıfır iş kazası performansıyla Franklin Electric Global EHS Scorecard değerlendirmesinde %100 başarı elde etti. 

Şirket, uluslararası ölçekte kazandığı 10 bin dolarlık ödülü eğitim, sağlık ve çevre alanlarında faaliyet gösteren LÖSEV, Ege Orman Vakfı ve Türk Eğitim Derneği’ne bağışlayarak başarısını toplumsal faydaya dönüştürdü.

 

Sanayi sektöründe iş sağlığı, güvenliği ve çevre (EHS) yönetimi; yalnızca yasal bir gereklilik değil, sürdürülebilir üretimin, çalışan güvenliğinin ve operasyonel mükemmelliğin temel yapı taşlarından biri olarak kabul ediliyor. Sanayide güvenli bir çalışma ortamı oluşturmak, iş kazalarını önlemenin yanı sıra çalışanların ortak sorumluluk bilinciyle hareket ettiği, sürekli iyileştirmeyi esas alan güçlü bir üretim kültürünün de temelini oluşturuyor.  

Pompa sektörünün öncü firmalarından İMPO Motor Pompa’da iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarını; düzenli eğitimler, proaktif risk değerlendirmeleri, saha denetimleri ve çalışanların aktif katılımını esas alan çalışmalarla sürekli geliştiriyor. Güvenli bir çalışma ortamının oluşturulmasında çalışanların ortak sorumluluk bilincini temel alan şirket, iş sağlığı ile güvenliğini tüm üretim süreçlerinin ayrılmaz bir unsuru olarak değerlendiriyor.

Sıfır iş kazası başarısına 10 bin dolarlık ödül 

Bu anlayışıyla faaliyetlerini sürdüren İMPO Motor Pompa, iş sağlığı, güvenliği ve çevre (EHS) alanındaki sürdürülebilir performansını uluslararası ölçekte tescilleyen önemli bir başarıya imza attı. Şirket, yıl içerisinde sıfır iş kazası (gün kayıpsız) performansı göstererek Franklin Electric tarafından global ölçekte yürütülen yıllık EHS Scorecard değerlendirmesinde %100 başarı elde etti ve 10 bin dolarlık ödülün sahibi oldu.

Ödülü LÖSEV, Ege Orman Vakfı ve Türk Eğitim Derneği’ne bağışladı

İMPO Motor Pompa, Franklin Electric tarafından verilen 10 bin dolarlık ödülü yalnızca bir başarı göstergesi olarak değerlendirmek yerine, toplumsal fayda sağlayacak bir sosyal sorumluluk çalışmasına dönüştürdü. Bu kapsamda kazandığı ödülü; eğitim, sağlık ve çevre alanlarında toplumsal gelişime katkı sunan LÖSEV, Ege Orman Vakfı ve Türk Eğitim Derneği’ne bağışladı.

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan İMPO Motor Pompa Türkiye İnsan Kaynakları Müdürü Demet Boyar, şunları söyledi: 

“İş sağlığı, güvenliği ve çevre alanındaki çalışmalarımızı yalnızca bir hedef olarak değil, kurum kültürümüzün temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Elde ettiğimiz sıfır iş kazası başarısı, çalışanların güvenliğini her şeyin önünde tutan anlayışın ve EHS çalışmalarının global ölçekte takdir edilmesinin önemli bir göstergesi niteliğini taşıyor. Ayrıca tüm çalışanlarımızın ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmesi, güvenlik kültürünü günlük çalışma hayatımızın ayrılmaz bir parçası olarak benimsemesi ve aynı hedef doğrultusunda hareket etmesi  de bu sonucun elde edilmesinde belirleyici oldu.

Başarımızın karşılığında Franklin Electric tarafından verilen 10 bin dolarlık ödülü ise eğitim, sağlık ve çevre alanlarında toplumsal fayda sağlayan LÖSEV, Ege Orman Vakfı ve Türk Eğitim Derneği’ne bağışlayarak, çalışanlarımızın ortak emeğini toplum için değer üreten bir sosyal sorumluluk adımıyla taçlandırmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.

Bundan sonraki süreçte de güvenli çalışma kültürünü güçlendirmeye, sıfır iş kazası hedefini kararlılıkla sürdürmeye ve elde ettiğimiz başarıları toplumsal faydaya dönüştüren projelerle değer üretmeye devam edeceğiz.” dedi.

İMPO Motor Pompa Fabrika Müdürü Okan Doğru ise güvenli üretim kültürünün operasyonel başarının temel unsurlarından biri olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Üretimde sürdürülebilir başarının temelinde güvenli çalışma kültürü yer alıyor. Franklin Electric olarak, iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarını günlük operasyonlarımızın en önemli ve ayrılmaz bir parçası olarak görüyor; riskleri oluşmadan önlemeye odaklanan bir anlayışla hareket ediyoruz. Elde ettiğimiz sıfır iş kazası başarısı, tüm ekip arkadaşlarımızın özverili yaklaşımının ve güvenlik standartlarına gösterdiği hassasiyetin ortak bir sonucudur. Önümüzdeki dönemde de çalışanlarımızın güvenliğini en üst seviyede tutarken, üretim süreçlerimizi sürekli geliştirerek bu başarıyı sürdürülebilir kılmayı hedefliyoruz.”

 

Okumaya Devam Et

GENEL

Akçansa’nın satışları 2026’nın ilk yarısında 13,7 Milyar TL oldu

Yayınlandı

-

 

Akçansa 2026 yılının ilk altı aylık dönemine ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Şirketin söz konusu dönemde satışları 13,7 milyar TL olarak gerçekleşti.

Heidelberg Materials ana hissedarlığında sektör yolculuğuna devam eden Akçansa, 2026 yılı ilk 6 aylık finansal sonuçlarını açıkladı. Buna göre yılın ilk 6 ayında şirketin satışları 13,7 milyar TL olarak gerçekleşirken, FAVÖK 800,9 milyon TL oldu.  

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Akçansa Genel Müdürü Tayfun Öneş şunları kaydetti; “Yılın ilk yarısında, iç pazarda enerji ve hammadde maliyetlerinin etkileri öne çıkarken, sektörümüz küresel tedarik zincirindeki dalgalanmalara rağmen ihracattaki güçlü performansını korudu. Faaliyet gösterdiğimiz bölgelerdeki güçlü talep sayesinde çimento ve hazır beton satış hacimlerimizi artırırken, disiplinli maliyet ve nakit yönetimi uygulamalarımızla operasyonel karımızı artırdık. Hazır beton hacimlerimizde yüzde 25’in üzerinde, çimento ve türevleri satış hacimlerimizde ise yüzde 6’nın üzerinde büyüme gerçekleştirdik. Bunun neticesinde net satışlarımız geçen senenin aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 5 oranında arttı.

18 Haziran 2026 tarihi ise Heidelberg Materials’ın ana hissedarlığında Akçansa’nın yeni dönemine adım attığı ve dönüşüm yolculuğunun başladığı tarih oldu. Ana hissedarımızın küresel uzmanlığı ve bilgi birikiminden aldığımız güçle; organik büyüme, operasyonel verimlilik ve stratejik yatırımlar odağında paydaşlarımıza daha fazla değer yaratmaya devam edeceğiz. Bu kapsamda, Betonsa’nın 2025 yılında 2,7 milyon metreküp olan satış hacmini 2028 yılı sonuna kadar 5 milyon metreküpe çıkarmayı, Samsun Ladik Fabrikamızda planladığımız pre-kalsinasyon yatırımıyla ise üretim kapasitemizi 1 milyon ton seviyesine yükseltmeyi hedefliyoruz.”

Sürdürülebilirliği tüm faaliyetlerinin merkezinde konumlandırdıklarını belirten Öneş şöyle devam etti; “Çanakkale Fabrikamızın CSC Altın Sertifikası’nı yenilemesiyle Türkiye’deki tüm çimento fabrikalarında bu unvana sahip ilk ve tek yapı malzemeleri üreticisi olmayı sürdürmemiz, sorumlu üretim anlayışımızın önemli bir göstergesi. Bunun yanı sıra, bu yıl da engelsiz dijital entegre faaliyet raporumuzu yayınlayarak herkes için erişimi kolaylaştırdık. Dijital raporumuz, işaret dili modülleri ve sesli anlatım özellikleriyle her ihtiyaca yönelik kapsayıcı bir raporlama deneyimi sunuyor”. 

Toplumsal ve çevresel fayda sağlayan projeleriyle sürdürülebilirlik vizyonlarını somut çalışmalarla desteklediklerini belirten Tayfun Öneş şunları söyledi: “Marmara Denizi’nde biyoçeşitliliği desteklemek amacıyla hayata geçirdiğimiz Marmara Adaları Yapay Resif Projemiz ile 31. Altın Çekül Uluslararası Yapı Kataloğu Ödülleri’nde Teşvik Ödülü’ne layık görülmemiz, sürdürülebilir değer yaratma yaklaşımımızın farklı alanlarda da takdir gördüğünü ortaya koyuyor. Bu yöndeki çalışmalarımıza devam edeceğiz”.

Okumaya Devam Et

GENEL

Bosch Home Comfort Group’tan İleri Teknoloji Hava Temizleme Cihazları

Yayınlandı

-

İç mekanlarda yüzde 99’un üzerinde temiz hava
 
  • Bosch Home Comfort Group, iç mekanlarda hava kalitesini artırmak ve kirleticileri yüzde 99’un üzerinde temizlemek amacıyla yeni hava temizleme cihazı serisini kullanıcılara sunuyor.
  • Ağustos ayı itibarıyla kullanıcılarla buluşacak olan yeni koleksiyon, 23 m²’den 125 m²’ye kadar genişlikteki ev ve ofis ortamları için iki ayrı seri ve beş farklı model seçeneği içeriyor.
  • Gelişmiş 3’ü 1 arada filtre sistemi ve akıllı sensörleri sayesinde cihazlar hava kalitesini anlık analiz ederek çalışma performansını otomatik olarak ayarlıyor ve mobil uygulama üzerinden uzaktan yönetilebiliyor.

 

İklimlendirme sektörünün öncü markalarından Bosch Home Comfort Group, geliştirdiği yenilikçi hava temizleme cihazı serisi ile iç mekan hava kalitesini standartların ötesine taşıyor. Ev ve ofis gibi kapalı alanlarda kaliteli havaya erişim kaliteli yaşamın anahtarı haline gelirken, Bosch yeni serisiyle kapalı mekanlardaki alerjen ve kirleticileri %99’un üzerinde bir oranla filtreliyor. İki ayrı seri ve toplam beş farklı modelden oluşan koleksiyon, küçük alanlardan 125 m²’ye varan geniş mekanlara kadar farklı ihtiyaçlara yönelik çözümler sunuyor.

 

Kompakt ve Sessiz Bosch Air Mini Serisi: Air 500 ve Air 1000
Kompakt tasarımları ve 25 dB(A)’in altındaki ultra sessiz çalışma performanslarıyla öne çıkan Air 500 ve Air 1000 modelleri, özellikle yatak odaları ve dar alanlar için tasarlandı. 23 m²’ye kadar olan alanlarda 110 m³/saat Temiz Hava Dağıtım Oranı (CADR) sağlayan seri, ekranı karartan gece modu ve üzerindeki 5W USB şarj çıkışı ile kullanım konforunu artırıyor. Air 1000 modeli ayrıca ortamdaki hava kalitesini anlık takip eden akıllı sensör destekli Otomatik Mod özelliğiyle dikkat çekiyor.

 

Akıllı Bağlantı ve İleri Filtreleme sunan Bosch Air Wi-Fi Serisi: Air 2000i, Air 4000i, Air 6000i
Model ismindeki “i” harfi ile akıllı bağlanabilirlik teknolojisini temsil eden seri, ön filtre, HEPA filtre ve aktif karbon filtreden oluşan 3’ü 1 arada filtre sistemiyle toz, polen, virüs ve kötü kokuları yüksek hassasiyetle yakalıyor. Entegre hava kalitesi, sıcaklık ve nem sensörleri sayesinde Otomatik Mod’da ortam koşullarını anlık olarak analiz eden cihazlar, Bosch HomeCom Easy App entegrasyonu ve akıllı ev sistemleri üzerinden sesli komutlarla uzaktan yönetilebiliyor.
Seri içinde yer alan modeller farklı alan büyüklüklerine göre şu performans değerlerini sunuyor:
  • Air 2000i: 37,5 m² alanlar için 180 m³/saat CADR kapasitesi,
  • Air 4000i: 62,5 m² alanlar için 300 m³/saat CADR kapasitesi ve gelişmiş sensör donanımı,
  • Air 6000i: 125 m²’ye varan geniş alanlar için 600 m³/saat CADR kapasitesi, sıcaklık/nem sensörleri ve 10 kademeli fan kontrolü.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler