İBB, MEGA PROJEDE SONA YAKLAŞTI ÜMRANİYE-ATAŞEHİR-GÖZTEPE METROSU GELİYOR - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

İBB, MEGA PROJEDE SONA YAKLAŞTI ÜMRANİYE-ATAŞEHİR-GÖZTEPE METROSU GELİYOR

Yayınlandı

-

İBB, Anadolu Yakası’nın kuzey-güney aksını birbirine bağlayacak mega metro hattında yüzde 88 seviyesini aştı. 11 istasyonlu, sürücüsüz ve entegre sistemli hat, 2026 sonunda hizmete giriyor. İBB Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Pelin Alpkökin Finans Merkezi istasyonunda çalışmalarla ilgili bilgi verdi.

İBB Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Pelin Alpkökin, yapım süreci %88 seviyesini aşan Ümraniye-Ataşehir-Göztepe Metro Hattı’nın Finans Merkezi İstasyonu’nda önemli açıklamalar yaptı. Alpkökin, hattın hem Anadolu Yakası’nın kuzey-güney aksındaki kritik rolüne hem de geniş entegrasyon ağına dikkat çekti.

İstanbul Anadolu Yakası’nda kritik noktaları birbirine bağlayacak Ümraniye-Ataşehir-Göztepe Metro Hattı’nda çalışmalar hızla devam ediyor. 2017’de ihale edilen ancak finansman yetersizliği nedeniyle 2018’de tamamen duran proje, 2019’da yeniden canlandırıldı. O tarihte yalnızca %4 seviyesinde olan hattaki ilerleme bugün itibarıyla %88,2’ye ulaştı. İBB Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Pelin Alpkökin, hatta gelinen noktayı ve yapım süreçlerini Finans Merkezi İstasyonu’nda anlattı.

İstanbul’un uzun süre beklediği Ümraniye-Ataşehir-Göztepe Metro Hattı’nın, Anadolu Yakası’nın kuzey-güney aksındaki ikinci metro hattı olacağını ve çok sayıda entegrasyonu bulunacağını belirten Alpkökin, “Finans Merkezi’nden geçerek Ümraniye’yi Kadıköy’e bağlayan bu hat, kent ulaşımı için kritik bir yatırım. Bizim için ayrıca özel bir önemi var; devraldığımız tüm metro projelerinin ilk başlama törenini Başkanımız Ekrem İmamoğlu ile birlikte TBM makinelerini çalıştırarak yine Finans Merkezi İstasyonu’nda yapmıştık” diye konuştu.

“Geçtiğimiz 6 yılda İBB olarak 65 kilometrelik yeni hat açtık. Ayrıca, bakanlıktan devralıp bütün maliyetini ödediğimiz, araçlarını şu an ürettiğimiz ve işlettiğimiz 22 kilometrelik hatları da eklediğimizde, 87 kilometrelik dev bir metro atılımına imza atmış olduk. Bu atılım, 2019’da, yıllarca bekleyen TBM’lerin Başkanımız Ekrem İmamoğlu tarafından çalıştırılmasıyla başladı.”

“BİR MEGA PROJENİN DE ÜSTÜNDE”

Bu hattın İstanbulluların uzun süredir beklediği bir metro olması dolayısıyla da çok önemli olduğunu vurgulayan Alpkökin şöyle devam etti; “Çok büyük ve çok uzun bir hat. Bu, bir mega projenin de neredeyse üstünde. Günümüzde 500 milyon avroluk projeler artık mega proje olarak adlandırılıyor. Bu hattın bütçesi ise metro araçlarıyla birlikte 600 milyon avroyu geçiyor. Dolayısıyla hem 13 kilometre uzunluğunda, 11 istasyona sahip olması hem de bir an önce bitirmek için gösterdiğimiz çaba açısından bizim için çok değerli bir proje.”

DURAN PROJE 2019’DA YENİDEN CANLANDI

Alpkökin, “Projeyi aldığımızda TBM’ler Finans Merkezi İstasyonu’na konmuş ve yıllarca hiç ilerleme kaydedilmemişti. Hiçbir finansal problemi çözülmemiş olan projeyi tasarımsal ve yer teslim problemleri ile birlikte devraldık. İlk etapta 175 milyon avro kredi bularak yeniden harekete geçtik. Saha teslim problemlerini çözerek, ekip arkadaşlarımızın yaptığı tasarımsal revizyonlar ve çözümlerle projeyi bu noktaya getirdik. Yüklenicimiz sahada çok yoğun çalışıyor. Eylül ayında çalışmaların daha da hızlanmasını bekliyoruz. Sonrasında sinyal testlerimize başlayacağız. 2026 sonunda da bu hattımızı araçlarımızla birlikte İstanbulluların hizmetine sunacağız” dedi.

“Aslında bu projeyi gönlümüzden geçtiği şekilde 2025 yılı içinde bitirmek istiyorduk. Ancak proje, hep parça parça izinlendirilip, kredilendirildi. Kredilerin onay süreçlerinde aylarca beklemek zorunda kaldık. Beklerken projeyi öz kaynaklarımızla finanse etmeye devam ettik. Ancak belediyelerin rutin işlerini yapmak için aldıkları vergi gelir payının 600 milyon avroluk bir projeyi finanse etmesi mümkün değil. Bu nedenle zaman zaman istediğimiz hızda ilerleyemediğimiz dönemler oldu. Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan son finansman onayımız olan 110 milyon avroyu da uzun bekleyişten sonra aldık. Şu an bankalarla finansman süreçlerini ilerletiyoruz. Mali Hizmetler Dairesi Başkanlığımıza bu süreçteki destekleri için çok teşekkür ediyoruz. Eylül ve Aralık aylarında finansman anlaşmalarını imzalayarak kredileri kullanmayı hedefliyoruz”diye konuştu.

“İLERLEMEMİZ YÜZDE 88 SEVİYESİNİ GEÇTİ”

İlçe belediye başkanlarının bu süreçteki desteğine de dikkat çeken Alpkökin, “Bazı yolları kapatmak zorunda kaldık. Artık bu yolları hızlıca yeniden açmak ve yüzeydeki çalışmalarımızı azaltmak için adımlar atıyoruz. Lojistiği daha minimal yerlerden sağlamaya başlayacağız. Proje artık o noktaya geldi. Çünkü ilerlememiz yüzde 88 seviyesini geçti. Önümüzdeki bir iki ay içinde bazı bölgelerde bu ilerlemeler daha görünür hale gelecek” dedi.

“EKİP OLARAK GECE GÜNDÜZ BU PROJE İÇİN ÇALIŞIYORUZ”

Doç. Dr. Pelin Alpkökin, şöyle devam etti; “Metro projeleri genellikle sadece tünel ve ray inşası gibi görülüyor ama aslında bir de araç temini kısmı var. 2019’da bu projeyi devraldığımızda, hattın üzerinde çalışacak metro araçlarıyla ilgili hiçbir planlama yapılmamıştı. Biz bu konuyu da hızlıca çözdük. Araçların üretimi başladı. Hattın ilk 12 aracı şu anda Metro İstanbul Behiç Erkin Raylı Sistemler Yerleşkemize indirildi. Bu yılın sonuna kadar tüm araçlarımız sahaya inecek. Araç tip testlerini tamamladıktan sonra hattımızda test sürüşlerine başlayacağız. 2026 sonunda bu hattı, araçlarıyla birlikte İstanbulluların hizmetine açacağız. Bunun için çok heyecanlıyız. Ekip olarak gece gündüz bu proje için çalışıyoruz.”

“HATTIN ÇOK SAYIDA ENTEGRASYONU BULUNUYOR”

“Ümraniye-Ataşehir-Göztepe Metro Hattı’nın çok sayıda entegrasyonu bulunuyor. Hem şu an işletmede olan, hem de yapımı devam eden ve tasarım aşamasında olan hatlarla bağlantı sağlayacak. Şu anda Finans Merkezi İstasyonu’ndayız. Burası bizim için çok kıymetli. Çünkü 2050 vizyon projelerimizden olan ve tasarımları tamamlanan Hızray projemizin bu bölgede bir istasyonu olacak. Ayrıca, Söğütlüçeşme-Yenidoğan Metro Hattı için de burada bir istasyon planlanıyor. Bunun dışında Sultanbeyli istasyonları açılacak olan Üsküdar-Samandıra Hattı, Kadıköy-Sabiha Gökçen Havalimanı Hattı ve Marmaray ile entegrasyonlarımız olacak.”

“2026 YILI ÇOK ÖNEMLİ İKİ AÇILIŞA DAHA SAHNE OLACAK”

“2026 yılı Anadolu Yakası için çok önemli iki açılışa daha sahne olacak. Üsküdar-Samandıra Metro Hattı’nın Sultanbeyli’ye kadar uzanan kısmını hizmete alacağız. Ayrıca, bakanlıktan devralıp bütçesini 10 ayda ödediğimiz Pendik Merkez-Sabiha Gökçen Havalimanı Metro Hattı’nda da Pendik-Kaynarca-Fevzi Çakmak istasyonları açılacak. Bu hatlarla birlikte Anadolu Yakası’nın raylı sistem ağı çok önemli ölçüde genişlemiş olacak. Bu da bizi çok mutlu ediyor” şeklinde konuştu.

“KAMUSAL ALANLAR YARATABİLECEĞİMİZ ÇOK GÜZEL PROJELERİMİZ VAR”

Metro istasyonlarıyla, kent yaşamına sosyal ve yeşil alanlarla da katkı sağlanmayı hedeflediklerini belirten Alpkökin, “Biz sadece metroları açmakla kalmıyoruz; bu alanların içinde ve üstünde kent yaşamına nasıl katkı sağlayabileceğimize yönelik de çalışıyoruz. Bu proje kapsamında üç istasyonda özel düzenlemeler yapıyoruz. Bunlardan biri Kazım Karabekir İstasyonu. Burada yeşil alanlar, sosyal donatılar ve erişilebilir yaya yolları içeren modern bir çevre düzenlemesi yapılacak. Göztepe 60. Yıl Parkı’nda da hem yeşil hem de kamusal alan yaratabileceğimiz çok güzel projelerimiz var” dedi.

“BETONARME İMALATLARDA SONA GELİNDİ”

Anadolu Yakası Raylı Sistem Şube Müdürlüğü Şube Müdür Yardımcısı Muhammed Yılmaz, hattın teknik süreçleri ile ilgili şunları söyledi; “Şu an projenin tamamlanma aşamasında son düzlüğe girmiş bulunmaktayız. Bütün istasyonlarımızda betonarme imalatlar sona gelmiş durumda. İnce işlerde elektromekanik imalatlarımız da tüm istasyonlarımızda hızlı bir şekilde ilerliyor. Yurt dışından temin etmemiz gereken tüm ekipmanlarımız sahaya geldi ve montajları yapılmaya devam ediyor. Montaj yapılan kısımlarda da testlerimiz başladı. Bu noktada yüzde 60-70 seviyelerine gelmiş durumdayız. İstasyonlarımızda artık yüzeydeki çalışmalarımız da çok azaldı. Yakın bir zaman içerisinde de yüzey çalışmaları için kapattığımız alanları tekrardan açacağız ve yaya ile trafik akışlarının devam etmesi sağlanmış olacak.”

“SÜRÜCÜSÜZ METRO HATTI OLACAK”

Hattın, Üsküdar-Samandıra Metro Hattı gibi sürücüsüz metro olacağını belirten Yılmaz, “Tip testimiz 2026 yılı başında başlayacak, sürücüsüz metro testleri de onu takiben başlayacak ve 2026 yılı içerisinde hattımızı, yolcularımızla buluşturacağız” dedi.

“Metro araçlarımızın tamamı Türkiye’de üretiliyor. Onların da tip testleri şu anda başladı. Yakın zaman içerisinde sinyal testlerine hazır hale gelecekler.”

“TEK YÖNDE SAATTE 44 BİN YOLCU TAŞIMA KAPASİTESİ”

60. Yıl Parkı, Tütüncü Mehmet Efendi, Sahrayıcedit, Yenisahra, Ataşehir, Finans Merkezi, Site, Atakent, Çarşı, SBÜ Hastanesi ve Kazım Karabekir olmak üzere toplam 11 istasyondan oluşan hattın seferine 60. Yıl İstasyonu’ndan başlayıp Kazım Karabekir İstasyonu’nda son bulacağını söyleyen Yılmaz, hattın 21 dakika sefer süresiyle saatte tek yönde 44 bin yolcu taşıma kapasitesiyle hizmet vereceğini söyledi.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Kastamonu Entegre Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın Üçüncü Durağı İzmir Oldu

Yayınlandı

-

 

Kastamonu Entegre’nin iş ortakları ve sektör paydaşlarıyla bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncü durağı İzmir oldu. Ankara ve Kayseri’nin ardından İzmir’de sektör profesyonelleriyle bir araya gelen Kastamonu Entegre bölgenin ihtiyaçlarını ve sektöre yön veren yeni yaklaşımları birlikte değerlendirdi.

Ahşap bazlı panel sektöründe Türkiye’nin lideri, Avrupa’nın üçüncü, dünyanın dördüncü büyük üreticisi Kastamonu Entegre, sektörle daha güçlü bir iletişim kurmak ve iş ortaklarıyla bilgi paylaşımını artırmak amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncüsünü 6 Ekim’de İzmir’de gerçekleştirdi. Ankara ve Kayseri’nin ardından düzenlenen buluşmada şirket, Ege Bölgesi’ndeki iş ortakları ve sektör profesyonelleriyle bir araya geldi.

Üretim, tasarım ve uygulama süreçlerinde rol alan iş ortaklarını bir araya getiren Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları, sektörün ihtiyaçlarını farklı uzmanlıkların bakış açısıyla ele alma fırsatı sunuyor. İzmir buluşmasında bayiler, mimarlar, iç mimarlar, uygulamacılar ve üreticiler; değişen müşteri beklentilerini, bölgedeki pazar dinamiklerini ve bunların ürün seçimi ile uygulama süreçlerine yansımalarını birlikte değerlendirdi.

Ege Bölgesi’nin üretim, ticaret ve tasarım ekosisteminin önemli merkezlerinden İzmir’de gerçekleştirilen etkinlikte, Kastamonu Entegre’nin dekoratif panelden zemin çözümlerine uzanan geniş ürün portföyü sektör profesyonelleriyle buluştu. Etkinlik kapsamında oluşturulan showroom alanında ürünlerin farklı kullanım alanları, tasarım yaklaşımları ve kullanıcıya sunduğu avantajlar aktarılırken katılımcılar, Kastamonu Entegre’nin yenilikçi çözümlerini yakından inceleme fırsatı buldu.

Kastamonu Entegre Global Ürün Yönetimi Grup Müdürü Hande Okul Yılmaz, İzmir buluşmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Ankara ve Kayseri’nin ardından Bölgesel İş Ortakları Buluşmalarımızın üçüncü durağı olan İzmir’de, Ege Bölgesi’ndeki iş ortaklarımızla bir araya gelmekten büyük memnuniyet duyduk. İzmir buluşmamızda da diğer buluşmalarımızda olduğu gibi ürünlerimizi yakından inceleyebilecekleri, renk, doku ve yüzey seçeneklerini bir arada görebilecekleri bir deneyim alanı oluşturduk. Eylül ayında gerçekleşen INTERMOB’da sergilediğimiz yenilikleri de bu alana taşıyarak iş ortaklarımıza yeni ürünlerimizi ve sundukları tasarım olanaklarını kendi bölgelerinde yakından tanıma fırsatı sunduk. Ürünlerimizin farklı tasarım ve uygulama ihtiyaçlarına nasıl karşılık verdiğini birlikte değerlendirmek ve iş ortaklarımızın görüşlerini doğrudan dinlemek, ürün yönetimi çalışmalarımız açısından da değerli. Bu buluşmalarla, ürünlerimiz etrafında kurduğumuz iletişimi güçlendirmeyi ve bölgesel ihtiyaçları daha yakından anlamayı hedefliyoruz.”

Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları İstanbul’da Devam Edecek

Kastamonu Entegre, Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları ile bilgi birikimini, sektör vizyonunu ve iş ortaklarıyla kurduğu uzun soluklu iş birliklerini Türkiye’nin farklı bölgelerine taşımayı sürdürüyor. Ankara, Kayseri ve İzmir’de gerçekleştirilen buluşmalarla yerel dinamikleri yakından takip eden şirket, sektör paydaşlarıyla ortak gelişim alanları oluşturmayı ve sektörün geleceğine birlikte yön vermeyi amaçlıyor. Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın bir sonraki durağı İstanbul olacak.

Okumaya Devam Et

GENEL

Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimi Türk İş Dünyasıyla Küresel Arenaya Taşınacak

Yayınlandı

-

Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) arasında imzalanan iş birliği protokolüyle, Türk özel sektöründe sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılması, sürdürülebilirlik alanındaki uygulamaların güçlendirilmesi ve Türkiye’nin bu alandaki deneyiminin uluslararası iş dünyasına taşınması hedefleniyor.

Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin vizyonuyla Türkiye’den dünyaya yayılan Sıfır Atık yaklaşımı, iş dünyasında da yeni iş birlikleriyle güçleniyor.

Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik ve sıfır atık alanındaki dönüşümünü hızlandırmak amacıyla iş birliğine gitti. Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş ile DEİK Başkanı Nail Olpak tarafından imzalanan protokolle, DEİK üyesi kuruluşlar ve İş Konseyleri nezdinde sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılmasına yönelik ortak çalışmalar yürütülmesinin önü açıldı.

Samed Ağırbaş: “Önemli Bir İş Birliğini Hayata Geçiriyoruz”

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik dönüşümü açısından önemli bir iş birliğini hayata geçirmenin memnuniyetini yaşadıklarını belirterek, “Sıfır Atık Hareketi’nin küresel bir vizyona dönüşmesine öncülük eden, ‘Dünya Ortak Evimiz’ anlayışını Türkiye’den dünyaya taşıyan Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyonu özellikle ifade etmek isterim. 2017 yılında başlayan Sıfır Atık Hareketi bugün; atığın yönetilmesinin ötesinde, kaynakların korunmasını, verimliliği, döngüsel ekonomiyi ve sürdürülebilir kalkınmayı birlikte ele alan kapsamlı bir dönüşüm modeline ulaşmıştır. Bu vizyonun ülkemizin çevre ve iklim politikalarına güçlü biçimde yansımasında, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çevre ve iklim alanındaki iradesi ile Sayın Murat Kurum’un kararlı uygulama yaklaşımı önemli bir yere sahiptir” dedi.

“DEİK’in Güçlü Uluslararası İş Ağı Büyük Bir Fırsat Sunuyor”

Sıfır atığın yalnızca bir çevre politikası değil; üretim, yatırım, rekabetçilik ve ekonomik kalkınma meselesi olduğunu belirten Ağırbaş, “DEİK’in İş Konseyleri ve üye kuruluşları aracılığıyla sahip olduğu güçlü uluslararası iş ağı, Türkiye’nin sıfır atık ve döngüsel ekonomi deneyimini küresel iş dünyasına taşımamız açısından büyük bir fırsat sunuyor. Bu vizyonun uluslararası ölçekteki karşılığını, Haziran ayında ikincisini gerçekleştirdiğimiz Sıfır Atık Forumu’nda da gördük. 183 ülkeden katılımın sağlandığı Forum, sıfır atığın artık sadece çevre politikalarının değil; iklim eyleminin, ekonomik dönüşümün ve uluslararası iş birliğinin de önemli bir unsuru olduğunu ortaya koydu” ifadelerini kullandı.

“Hedefimiz Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimini Dünyaya Uygulama ve İş Birliği Modeli Olarak Sunan Bir Ülke Olması”

İş birliği için DEİK Başkanı Nail Olpak’a ve DEİK’in yönetimine teşekkür eden Ağırbaş, “Hedefimiz Türkiye’nin sıfır atık deneyimini dünyaya uygulama ve iş birliği modeli ile sunan bir ülke olmasıdır. COP31 sürecinde de bu yaklaşımı güçlendireceğiz. İklim gündemini yalnızca taahhütler üzerinden değil; yatırımlar, teknolojiler, finansman ve sahadaki somut uygulamalar üzerinden ele alacağız” dedi.

Nail Olpak: “DEİK Olarak, Ticari Diplomasi Faaliyetlerimize İklim Diplomasisi Kavramını da Dahil Edeceğiz”

DEİK Başkanı Nail Olpak ise, “Ülkemizin ev sahipliğinde düzenlenecek olan COP31’e çok az bir süre kaldı ve DEİK olarak biz de bu süreçte iş dünyası olarak verebileceğimiz katma değeri ortaya koyabilmeye çalışıyoruz. COP toplantıları ilk ortaya çıktığı zaman, sadece hükümetler arası iklim müzakerelerinin görüşüldüğü bir platformdu. Ancak günümüzde, iklim konuları aynı zamanda ekonomi ve iş dünyasının da ana gündem maddelerinden birisi oldu. Yeşil ekonomiye geçiş, döngüsel ekonomi, yeşil finansman gibi birçok alt başlıkta ve yeniden düzenlenen küresel ticarette iş dünyasının da kaçınılmaz ve önemli bir rolü bulunuyor. Bu çerçevede biz de DEİK olarak iklim diplomasisini ticari diplomasi faaliyetlerimizin ana unsuru olarak görüyor ve COP31 öncesi ve sonrası da dahil olmak üzere atılacak adımlarda iş dünyamızla birlikte hareket etmeye devam ediyoruz. İş dünyası olarak en önemli önceliğimiz öngörülebilirlik. Bugün hayatımıza çok daha önemli yeni bir rekabet alanı eklendi: güven rekabeti. Güven hem iş dünyasının hem de devletlerin en fazla önem verdiği başlık haline geldi ve böyle olmaya da devam edecek” dedi.

“Sıfır Atık Vakfı ile Yakın İş Birliği İçindeyiz”

“COP31 gibi çok taraflı ve katmanlı bir sürece girerken, iş dünyası örgütleri ve sivil toplum kurumları da kendilerine güvenli ortak arayışı içerisinde” diyen Olpak, şöyle devam etti:

“DEİK olarak, bu süreçte uzun zamandır Sıfır Atık Vakfı ile yakın bir iş birliği içerisindeyiz. Uluslararası Sıfır Atık Zirvesi kapsamında, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Liderler Toplantısı’nı bizim düzenlememizi arzu ettiler. DEİK de yürüttüğü ticari diplomasi faaliyetlerine iklim diplomasisi kavramını da dahil ederek, her zaman olduğu gibi iş dünyası ile kamu arasında bir arayüz vazifesi görüyor. DEİK ailemiz ile Sıfır Atık Vakfı arasında bugün imzaladığımız iş birliği protokolüyle, mevcut iş birliğimizi daha üst seviyeye çıkararak, başta döngüsel ekonomi ve sıfır atık yaklaşımı olmak üzere, sürdürülebilirlik alanında daha etkin bir koordinasyon merkezi kuracağız.”

İmza töreninin ardından, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı, iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilerek sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomi alanlarında özel sektörün rolü ve küresel sürdürülebilirlik gündemine katkı sağlayacak iş birliği alanları ele alındı.

Sıfır Atık Yaklaşımı İş Dünyasının Uluslararası Faaliyetlerine Taşınacak

İş birliğiyle, sürdürülebilirlik ilkelerinin dış ticaret ve uluslararası iş birliği faaliyetlerinde daha güçlü şekilde ele alınması ve Türk özel sektörünün uluslararası arenada sıfır atık ve sürdürülebilirlik alanında öncü konuma taşınmasına katkı sağlanması amaçlanıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Hisense, Türkiye Pazarına Özel bir Lansman ile Giriş Yaptı

Yayınlandı

-

 

Dünya genelinde tüketici elektroniği ve ev teknolojilerinin lider markalarından Hisense, Türkiye pazarına özel bir lansmanla adım attı. “İçindeki Işığı Hisset” temasıyla gerçekleştirilen lansmanda katılımcılar, yüksek teknoloji ürünü Hisense ürünlerini deneyimleme fırsatı buldu.
 
Küresel tüketici elektroniği ve ev teknolojilerinin liderler  markalarından Hisense, Türkiye operasyonlarını özel bir lansmanla başlattı. “İçindeki Işığı Hisset” temasıyla düzenlenen ve Hisense’in yüksek teknolojili ürünlerinin deneyimlendiği lansman; iş ortakları, sektör temsilcileri ve teknoloji sektörünün yoğun katılımıyla gerçekleşti.

 

Kullanıcı odaklı inovasyon anlayışı ve küresel mühendislik birikimini paylaşma hedefiyle sektöre adım atan Hisense, ilk aşamada yaşam alanlarına sinematik konfor sunan yüksek teknoloji ürünü televizyonları ve üstün iklimlendirme performansı sağlayan akıllı klima modelleriyle Türkiye’deki tüketicilerle buluştu.

Hisense Teknoloji Ekosistemi İlk Kez Bir Arada Deneyimlendi
Lansmanın öne çıkan ürünlerinden biri, Hisense’in RGB MiniLED teknolojisini 116 inç dev ekranla buluşturan 116UXQ modeli oldu. Davetliler, RGB MiniLED ailesinin UR8 ve UR9 modellerinin yanı sıra Türkiye’de satışta bulunan ULED MiniLED ve Hi-QLED serilerini de yakından inceleme fırsatı buldu. 65 inçten 116 inçe uzanan farklı ekran boyutlarındaki Hisense televizyonlar; görüntü kalitesi, renk performansı, ekran büyüklüğü ve akıcı görüntü deneyimiyle etkinlik boyunca ziyaretçilerin deneyimine sunuldu.

 

Televizyonların yanı sıra Hisense’in Türkiye’deki Hi-Smart, Max Comfort ve Energy Pro X klima serileri ile Air Master modeli de lansmanda sergilendi. Marka, mevcut ürün gamının ötesindeki global ürün ekosistemini ise “Hisense ile Geleceğin Evi” konseptiyle ziyaretçilere tanıttı. Henüz Türkiye’de satışa sunulmayan beyaz eşya ve küçük ev aletlerinin de yer aldığı deneyim alanı, Hisense’in akıllı yaşam vizyonunu ve gelecekte Türkiye’ye taşımayı planladığı daha geniş ürün dünyasını bir arada görme imkanı sundu.

 

“Türkiye’ye Uzun Vadeli Bir Vizyonla Geldik”

 

Lansmanda Türkiye pazarının stratejik önemine vurgu yapan  Hisense Europe CEO’su Hanson Han şu değerlendirmelerde bulundu: ” Hisense olarak yarım asrı aşan teknoloji ve inovasyon deneyimimizin merkezinde çok temel bir vizyon  var: Biz teknolojinin insanlara hizmet etmesi ve günlük hayatı daha iyi hale getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu anlayış global yolculuğumuza yön verdiği gibi, Türkiye’de kuracağımız geleceğe de pusula görevi görüyor.. Türkiye pazarının  yüksek potansiyeline inanıyoruz. Bu nedenle bu pazara  uzun vadeli bir vizyonla giriş yaptık. Türkiye’deki hikayemiz daha yeni başlıyor ve önümüzdeki yıllarda birlikte inşa edeceğimiz yolculuk için büyük bir heyecan duyuyoruz.”

 

“Spor, Teknoloji ve Tüketici Deneyimini Bir Araya Getiriyoruz”
Lansmanda spor sponsorlukları üzerine bir sunum gerçekleştiren Hisense Avrupa Pazarlama Direktörü ve Hisense Avrupa Yönetim Komitesi Üyesi Alenka Potočnik Anžič ise şunları kaydetti: “Hisense’in global büyümesinde yalnızca teknolojiye değil, insanlarla güçlü ve uzun vadeli bağlar kurmaya da yatırım yapıyoruz. Spor da bu yaklaşımın en önemli platformlarından biri. 2016’dan bu yana sürdürdüğümüz FIFA ve UEFA iş birlikleriyle marka görünürlüğünün ötesine geçerek teknolojiyi, futbolu ve taraftar deneyimini bir araya getiriyoruz. Bu uzun vadeli yaklaşım, Hisense’in global bilinirliğini ve tüketici güvenini güçlendirirken perakende iş ortaklarımız için de yeni fırsatlar yaratıyor. Türkiye’de de global marka gücümüzü yerel tüketici deneyimleriyle buluşturarak Hisense’i insanların hayatının doğal bir parçası haline getirmeyi hedefliyoruz.”

 

“Hisense’in Işığını Türkiye’de İş Ortaklarımızla Birlikte Yayacağız”

Hisense Doğu Avrupa Satış Direktörü ve Türkiye Genel Müdürü Boštjan Vodeb, “Türkiye, Hisense için uzun vadeli potansiyeline inandığımız önemli bir pazar. Bu nedenle önceliğimiz yalnızca ürünlerimizi satışa sunmak değil, yerel ekibimiz, güçlü satış ve dağıtım iş ortaklarımız ve güvenilir satış sonrası hizmet ağımızla doğru temelleri oluşturmak oldu. TV ve klima ile başlayan yolculuğumuzu 2027’den itibaren yeni ürün kategorileriyle kademeli olarak büyütmeyi planlıyoruz. Bu yolculuğun merkezinde ‘Ulaşılabilir Lüks’ yaklaşımımız var. İleri teknolojinin, güçlü tasarımın ve üstün deneyimin yalnızca belirli bir kesime değil, çok daha fazla insana ulaşması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye’deki hikayemizi de tek başımıza değil, iş ortaklarımız ve tüketicilerimizle birlikte yazmak istiyoruz. Global hikayemiz 1969’da başladı, bugün ise Türkiye’de yeni bir bölüm açıyoruz. Gelin, Hisense’in ışığını Türkiye’de birlikte yayalım.” dedi.

“Teknolojiyi Hayatın Önünde Değil, Hayatın İçinde Konumlandırıyoruz”

Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü Ekin Doğan Çomak ise  “Hisense olarak inovasyonu yalnızca daha yeni, daha hızlı veya daha gelişmiş teknoloji üretmek olarak görmüyoruz. Asıl değer, teknolojinin insanların hayatına dokunduğunda neyi değiştirdiği, neyi kolaylaştırdığı ve insana ne hissettirdiğiyle ortaya çıkıyor. Biz teknolojiyi hayatın önünde değil, hayatın içinde konumlandırıyoruz. İleri teknolojiyi, kaliteli tasarımı ve premium deneyimi daha fazla insan için erişilebilir kılarken Türkiye’de uzun vadeli ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Tüketicinin Hisense ile ilk karşılaşmasından ürün deneyimine ve satış sonrası hizmetlere kadar her noktada aynı kaliteyi ve güveni sunmak istiyoruz.” diye konuştu.
Hisense,  ilk aşamada satışa sunduğu 55, 65 ve 75 inç boyutlarında  Hi-QLED ve ULED MiniLED TV serisinin yanı sıra küresel pazar liderliğini elinde bulundurduğu 100 inç ve üzeri TV serilerini 2027 itibariyle Türkiye’ye taşıyacak. Ayrıca giriş segmentinden premium segmente uzanan geniş bir yelpazede Hi Smart, Max Comfort, Energy Pro X klima serileriyle farklı ihtiyaç ve beklentilere yanıt veriyor.
 
Futbol Heyecanı Hisense Ekranlarına Taşındı
Lansman, basın toplantısının ardından, teknoloji ve futbolu bir araya getiren özel bir deneyimle devam etti. Eski milli futbolcular Volkan Demirel ve Caner Erkin, Hisense RGB MiniLED ekranlarında konsol üzerinden karşı karşıya geldi. Keyifli rekabete sahne olan aktivite, davetlilere Hisense televizyonların geniş ekran deneyimini, görüntü kalitesini ve hareketli sahnelerdeki akıcılığını doğrudan deneyimleme fırsatı sundu.
“İçindeki Işığı Hisset” teması etrafında teknoloji, spor ve eğlenceyi bir araya getiren gece, ürün deneyimlerinin ardından Ezgi Alaş’ın sahne performansıyla devam etti. Davetlilerin Hisense’in farklı teknoloji ve yaşam kategorilerini yakından keşfettiği lansman, müzik performansıyla sona erdi.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye