Dünya Yeşil Bina Haftası’nda sürdürülebilir yapıların önemi öne çıkıyor - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Dünya Yeşil Bina Haftası’nda sürdürülebilir yapıların önemi öne çıkıyor

Yayınlandı

-

 

Geleceğe hazır yapılar bugünden inşa ediliyor

Türk Ytong, sürdürülebilir yapılaşmanın çevresel etkileri daha az, daha dayanıklı ve enerji verimli binalarla mümkün olduğuna dikkat çekti.

İklim değişikliği, yüksek  enerji maliyetleri ve doğal kaynaklar üzerindeki baskı, yapı sektöründe bugünün beklentilerini  karşılamanın ötesinde, geleceğin koşullarına da uyum sağlayabilecek binalara duyulan ihtiyacı artırıyor. Dünya Yeşil Bina Konseyi (WorldGBC) tarafından bu yıl 7-11 Eylül tarihleri arasında düzenlenen Dünya Yeşil Bina Haftası da “#BuildItReady” temasıyla, yapıların geleceğin iklim ve enerji koşullarına bugünden hazırlanması gerektiğine vurgu yapıyor.

Dünya Yeşil Bina Haftası kapsamında değerlendirmelerde bulunan Türk Ytong Genel Müdürü Agah Durukal, sürdürülebilir yapılaşmanın yalnızca enerji tüketimini azaltmakla sınırlı olmadığını söyledi.  Kaynakların verimli kullanıldığı, çevresel etkilerin yaşam döngüsü boyunca gözetildiği, sağlıklı ve konforlu yaşam alanları sunan yapıların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Durukal, Türk Ytong’un sürdürülebilir yapılaşma alanındaki çalışmalarını şöyle değerlendirdi: “Türkiye’de çağdaş yapılaşmanın ve mimarlık kültürünün destekçisi olmanın yanı sıra, sürdürülebilirlik ve çevreci yapılaşma alanında da öncü bir marka olmayı sürdürüyoruz. Çevreci ve yenilikçi ürün, hizmet ve çözümler geliştirirken, üretim süreçlerimizin çevresel etkilerini azaltmaya yönelik yatırımlar da gerçekleştiriyoruz. Mardin Derik’te yatırımını yaptığımız güneş enerjisi santralini 2027 yılında devreye alarak üretim tesislerimizin elektrik ihtiyacının önemli bir bölümünü yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayacağız ve karbon ayak izimizi önemli ölçüde azaltacağız.”

Geleceğin binaları enerjiye daha az ihtiyaç duymalı
Binaların uzun yıllar kullanılması, bugün verilen tasarım ve malzeme kararlarının gelecekteki enerji tüketimi ve çevresel etkiler üzerinde belirleyici olmasını sağlıyor. Bu nedenle sürdürülebilir yapılaşmada, binanın enerji ihtiyacını tasarım aşamasından itibaren azaltacak çözümler önem taşıyor. Türk Ytong, yüksek ısı yalıtım performansına sahip yapı malzemeleriyle yeni binalarda ve mevcut yapıların yenilenmesinde enerji verimliliğine katkı sağlıyor. Doğru malzemelerin kullanılması, binaların ısıtma ve soğutma için ihtiyaç duyduğu enerjinin azaltılmasına yardımcı olurken, iç mekân konforunu da destekliyor.

 

Sürdürülebilirlik, binanın yaşam döngüsünün tamamında ele alınmalı
Bir yapının çevresel etkisi yalnızca kullanım aşamasındaki enerji tüketimiyle sınırlı değil. Ham madde temininden üretime, taşımadan uygulamaya ve yapı ömrünün sonuna kadar alınan kararlar, yapının sürdürülebilirlik performansında önemli rol oynuyor. Ytong, yapı malzemelerinin çevresel etkilerinin şeffaf biçimde değerlendirilmesinin sürdürülebilir yapılaşmanın önemli unsurlarından biri olduğuna dikkat çekiyor. Mineral ham maddelerden üretilen Ytong ürünleri; hafiflik, ısı yalıtımı ve enerji verimliliğine katkı sağlayan özellikleriyle sürdürülebilir yapılaşmayı destekliyor.

 

Yapıları geleceğe hazırlamak, bugünün sorumluluğu”

Türk Ytong Genel Müdürü Agah Durukal, Dünya Yeşil Bina Haftası kapsamında yaptığı değerlendirmede sözlerine  şöyle devam etti: “Bugün inşa ettiğimiz binalar, yalnızca bugünün değil, önümüzdeki yılların iklim, enerji ve yaşam koşullarına da cevap vermek zorunda. Bu nedenle sürdürülebilir yapılaşmayı geleceğe yönelik bir tercih değil, bugünden üstlenmemiz gereken bir sorumluluk olarak görüyoruz. Enerjiye daha az ihtiyaç duyan, kaynakları daha verimli kullanan; sağlıklı ve konforlu yaşam alanları sunan binalar inşa etmek büyük önem taşıyor. Türk Ytong olarak mineral ham maddelerden üretilen doğa dostu ürünlerimizle çağdaş konutların yanı sıra üretim tesisleri ve fabrikalar için de çözümler geliştiriyoruz. Ürünlerimize “Çevre Etiketi” (EPD) alarak bu alanda bir ilki gerçekleştirdik ve Türkiye’de sektör bağımsız EPD belgesi alan ilk marka olduk. Sürdürülebilir yapılaşma yaklaşımımız doğrultusunda üretim teknolojilerimizi çevresel etkileri azaltacak şekilde geliştiriyor, üretim süreçlerimizi kapalı döngü yaklaşımıyla düşük enerji kullanımı ve sıfıra yakın atık hedefiyle yürütüyoruz.”

Dünya Yeşil Bina Haftası, yapı sektörünün iklim değişikliği, enerji maliyetleri ve kaynak kullanımı gibi geleceğin temel sorunlarına karşı ortak çözümler geliştirmesi açısından önemli bir farkındalık platformu oluşturuyor. Türk Ytong da bu yaklaşım doğrultusunda, daha dayanıklı, enerji verimli ve sürdürülebilir yapıların yaygınlaşması için çalışmalarını sürdürüyor.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Okullarda konfor ve enerji verimliliği için yalıtımın önemi artıyor

Yayınlandı

-

Yeni eğitim döneminin başlamasıyla birlikte öğrencilerin günün önemli bir bölümünü geçirdiği eğitim alanlarında sağlıklı, konforlu ve enerji verimli ortamların oluşturulması önem kazanıyor. Isı yalıtımı iç ortam sıcaklığının dengelenmesine ve enerji tüketiminin azaltılmasına katkı sağlarken, ses yalıtımı da dışarıdan gelen ya da bina içinde oluşan gürültünün sınırlandırılmasına yardımcı olarak öğrencilerin derslere daha kolay odaklanmasına destek oluyor.

Yeni eğitim-öğretim yılıyla birlikte okullarda öğrencilerin öğrenme süreçlerini destekleyen fiziksel koşulların sağlanması da gündeme geliyor. Sınıflarda uygun sıcaklık ve gürültü seviyelerinin korunması, öğrencilerin gün boyunca daha konforlu bir ortamda bulunmalarının yanı sıra eğitim süreçlerinin verimliliği açısından da önem taşıyor. Bu noktada yalıtım, eğitim yapılarının hem konfor hem de enerji verimliliği açısından performansını destekleyen uygulamalar arasında yer alıyor.

Isı yalıtımı konforu sağlıyor
Okul binalarında ısı yalıtımı, iç ortam sıcaklığının dış hava koşullarındaki değişimlerden daha az etkilenmesine yardımcı oluyor. Böylece kış aylarında ısınma, yaz aylarında ise soğutma ihtiyacının azaltılmasına katkı sağlanırken enerjinin daha verimli kullanılması mümkün oluyor. Özellikle öğrencilerin uzun saatler geçirdiği sınıf ve ortak kullanım alanlarında dengeli bir iç ortam sıcaklığının korunması, öğrenme ortamlarının konforu açısından önem taşıyor.

Ses yalıtımı öğrenme ortamlarında odağı destekliyor
Eğitim ortamlarında dikkat edilmesi gereken bir diğer konu ise ses yalıtımı. Trafik, koridorlar, diğer sınıflar veya bina içerisindeki farklı alanlardan kaynaklanan gürültü, öğrencilerin ders sırasında dikkatlerinin dağılmasına neden olabiliyor. Ses yalıtımı uygulamaları, istenmeyen seslerin kontrol altına alınmasına yardımcı olarak sınıflarda daha sakin ve odaklanmayı destekleyen bir ortam oluşturulmasına katkı sağlıyor. Isı ve ses yalıtımının birlikte değerlendirilmesi, okulların öğrenciler için daha konforlu ve öğrenmeye elverişli alanlar haline gelmesine katkı sunarken, enerji kaynaklarının daha verimli kullanılmasını da destekliyor.

ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ozan Turan konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Öğrencilerin günün önemli bir bölümünü geçirdiği okullarda sağlıklı ve konforlu öğrenme ortamlarının oluşturulması büyük önem taşıyor. Isı yalıtımı, iç ortam sıcaklığının dengelenmesine ve enerji tüketiminin azaltılmasına katkı sağlarken, ses yalıtımı da gürültünün kontrol altına alınarak öğrencilerin derslere daha kolay odaklanmasına destek oluyor. Eğitim yapılarında bu iki yalıtım uygulamasının birlikte değerlendirilmesi, öğrencilerin konforu ve okulların enerji verimliliği açısından önemli bir kazanım sağlıyor.”

Okumaya Devam Et

GENEL

Rönesans 11 yıldır dünyanın  ilk 50 uluslararası müteahhidi arasında

Yayınlandı

-

 
Rönesans Holding, uluslararası inşaat sektörünün en önemli referanslarından Engineering News-Record’un (ENR), şirketlerin kendi ülkeleri dışındaki gelirlerini esas alan “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” 2026 listesinde 11 yıldır kesintisiz şekilde dünyanın en büyükleri arasındaki yerini koruyor.
 
30 yılı aşkın küresel yolculuğunda 40’a yakın ülkede 1.000’i aşkın projeye imza atan Rönesans, bugüne kadar 50 milyar dolarlık uluslararası proje gelirine ulaşırken; Türkiye’de yerleşik 3.500 üretici ve taşeronla kurduğu iş birlikleriyle Türk mühendisliğini, üretim gücünü ve hizmet ihracatını da dünya pazarlarına taşıyor.
 
Engineering News-Record’un (ENR), şirketlerin merkezlerinin bulunduğu ülke dışındaki inşaat gelirlerini esas alarak hazırladığı “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” listesinde Rönesans, 11’inci kez dünyanın ilk 50 şirketi arasında yer aldı. Bugüne kadar 50 milyar dolarlık uluslararası proje gelirine ulaşan Rönesans, Avrupa sıralamasında da gücünü koruyor.

 

Engineering News-Record’un (ENR) “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” listesi şirketlerin toplam büyüklüğüne değil, kendi ülkeleri dışında yaptıkları işlerden elde ettikleri gelire odaklanıyor. Bu nedenle ENR, bir büyüklük sıralaması olmanın dışında; dünyanın farklı pazarlarında iş kazanmanın, büyümenin ve küresel oyuncularla rekabet edebilmenin göstergesi olarak öne çıkıyor.
Rönesans için ise bu sıralamanın ayrı bir anlamı var. Çünkü Rönesans’ın hikayesi Türkiye dışında başladı; dünyada büyüdü, dünyanın en büyükleriyle aynı pazarlarda rekabet etti ve kazandığı birikimi Türkiye’de yatırımlara dönüştürdü. İlk olarak 2006 yılında aynı listeye 86’ıncı sıradan giren grubun bugün yaklaşık 40 ülkede, 1000’i aşkın projede imzası bulunuyor ve 11 yıldır kesintisiz olarak ENR listesinde ilk 50 şirket arasında yer alan Rönesans’ın 50 milyar dolarlık uluslararası proje geliri de 30 yılı aşkın bu yolculuğun ulaştığı ölçeği ortaya koyuyor.
Bugüne kadar uluslararası projelerde Türkiye’de yerleşik 3.000 üretici ve 500 taşeron firma ile birlikte çalışan Rönesans, bu iş birliğinin sonucunda Türkiye’den yurt dışı projelerine 2 milyar dolarlık değer taşımış oldu. Uluslararası projelerde 3.500’ü mühendis ve mimar olmak üzere 28.853 Türk çalışanı istihdam eden Rönesans’ın söz konusu projelerdeki toplam çalışan sayısı ise 271.888’e ulaştı.
 
Dr. Erman Ilıcak: 11 yıldır dünyanın en büyük 50 uluslararası müteahhidi arasındayız
Rönesans’ın 30 yılı aşan uluslararası yolculuğunu değerlendiren Rönesans Holding Onursal Başkanı Dr. Erman Ilıcak şunları söyledi: “11 yıl deyip geçmemek lazım. Bu yılda dünya birkaç kez değişti. Pandemi oldu, savaşlar başladı, enerji krizi yaşandı, finansman koşulları değişti. Avrupa’dan Orta Doğu’ya, CIS ülkelerinden Afrika’ya kadar çalıştığımız coğrafyalarda neredeyse her yıl önümüze yeni bir denklem geldi.

 

Böyle dönemlerde önemli olan, şartların ne kadar zor olduğunu anlatmak değil, o şartlarda ne yapacağınıza karar vermek. Biz de hep buna odaklandık. Ekiplerimiz her yeni duruma adapte oldu, çözüm üretti, gerektiğinde yön değiştirdi ve yoluna devam etti. Çünkü uzun vadede sizi güçlü tutan, her şeyin planladığınız gibi gitmesi değil; plan değiştiğinde birlikte ne yaptığınızdır.

 

11 yıldır dünyanın en büyük 50 uluslararası müteahhidi arasındayız. Bu sürede dünya değişti, pazarlar değişti, biz de değiştik. Yeni ülkeler öğrendik, yeni ortaklıklar kurduk, yeni yetkinlikler geliştirdik. Ama bir şey değişmedi: Birlikte çalışma ve çözüm üretme kültürümüz.

 

Ben bu tabloya sadece bir sıralama olarak bakmıyorum. Arkasında dünyanın dört bir yanında aynı hedef için çalışan çok güçlü bir ekip var. Mühendislerimizden mimarlarımıza, finansçılarımızdan iş ortaklarımıza kadar yıllar içinde birlikte büyüdüğümüz çok büyük bir yapı bu. Rönesans’ın asıl gücü de burada; farklı coğrafyalarda, farklı koşullarda aynı anlayışla hareket edebilmekte…

 

50 milyar dolarlık uluslararası proje deneyimi ve bu listedeki istikrar bize bundan sonrası için daha büyük bir sorumluluk veriyor. Dünyanın dört bir yanında Rönesans için emek veren, sorumluluk alan ve her yıl önümüze çıkan yeni mücadelelere birlikte çözüm üreten tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.”
 
Avrupa’nın en yüksek binasından Hollanda’nın en uzun karayolu tüneline
1993 yılında yurt dışında başlayan Rönesans’ın küresel yolculuğu bugün dünyanın farklı coğrafyalarına uzanıyor. Rönesans’ın uluslararası proje portföyünde Avrupa’nın en yüksek binası Lakhta Center’dan İsviçre Alpleri’nin altından geçen Gotthard Base Tüneli’ne, Hollanda’nın en uzun karayolu tüneli Gaasperdammertunnel’dan Türkmenistan’daki doğalgazdan benzin üretim tesisine kadar ileri mühendislik gerektiren projeler yer alıyor.
 
Türkiye’nin görünmeyen ihracat gücü 
Rönesans’ın uluslararası faaliyetlerinin yarattığı ekonomik etki, şirketin kendi proje gelirlerinin ötesine uzanıyor. Uluslararası müteahhitlik; mühendislik ve mimarlıktan finans, hukuk, yapı malzemeleri, lojistik ve teknolojiye kadar geniş bir değer zincirini harekete geçiriyor. Uluslararası projelerinde Türkiye’de yerleşik yaklaşık 3500’ü aşkın üretici ve taşeronla çalışan Rönesans, sadece son 10 yıl içinde bu iş birlikleri kapsamında 2 milyar doları aşan mal ve hizmet satın alımı yaparak yurtdışına gönderdi.

 

Diğer bir ifadeyle bu yapı, Türk şirketlerinin yeni pazarlara erişmesine; mühendis, mimar ve yöneticilerin ise dünyanın en büyük projelerinde uluslararası deneyim kazanmasına katkı sağlıyor. Böylece yurt dışına taşınan yalnızca müteahhitlik hizmeti değil; Türkiye’nin mühendislik bilgisi, insan kaynağı, üretim kapasitesi ve iş yapma kabiliyeti oluyor.
 
Avrupa’da büyüme sürüyor
Rönesans’ın uluslararası büyümesinde Avrupa önemli bir yere sahip. Şirket, 2009 yılında Avusturyalı PORR’un yüzde 10 hissesini satın alarak Avrupa’daki büyümesinin ilk adımlarından birini attı. Bunu 2013’te Alpine Bau grubunun bir iştiraki, 2014’te Almanya’nın köklü mühendislik şirketi Heitkamp ve 2015’te Hollanda’nın köklü inşaat şirketlerinden Ballast Nedam’ın satın alınması izledi. Ballast Nedam, Rönesans tarafından satın alındıktan sonra gerçekleştirilen yapılanmanın ardından üç yıl içinde yeniden kârlı bir şirkete dönüştü. Bugün Rönesans, ENR sıralamasında Avrupa listesinde de gücünü koruyor.

 

 

Okumaya Devam Et

GENEL

Moonlight ile banyolarda zamansız tasarım

Yayınlandı

-

 

Banyolarda uzun yıllar hâkim olan parlak yüzeyler ve gösterişli detaylar yerini daha sakin, doğal ve dokulu tasarımlara bırakıyor. Mat yüzeyler, doğal renk paletleri ve yumuşak geçişli formlar, çağdaş banyo dekorasyonunun belirleyici unsurları arasında yer alıyor. ORKA Banyo’nun Rate Koleksiyonu’nda yer alan Moonlight Banyo Dolabı da bu zamansız tasarım yaklaşımını evinize taşıyor.

Moonlight’ın dikkat çeken tasarım dili, dekorasyonda son yılların yükselen yaklaşımı olan ‘soft minimalizm’ anlayışını banyolara taşıyor. Mat beyaz, mat gri, mat vizon ve mat antrasit renk seçenekleri, mekâna dingin bir karakter kazandırırken; dikey çizgilerle hareketlendirilmiş lake yüzeyler sade görünümü güçlü bir tasarım detayına dönüştürüyor. Yuvarlak formdaki LED aydınlatmalı aynası ise geometrileri yumuşatarak banyoda dengeli ve sıcak bir atmosfer oluşturuyor

Yaşamı kolaylaştıran detaylar…

Moonlight’ta estetik, günlük kullanımı kolaylaştıran işlevsel detaylarla tamamlanıyor. Lake yüzeyleri, çekmece içi düzenleyici bölmeleri, sessiz kapanan çekmece-kapak mekanizması ve ergonomik kulp detayları, ledli aynası ile günlük kullanım deneyimini daha konforlu hale getirirken, depolama çözümleri sayesinde banyoda yalın ve düzenli bir görünüm korunuyor. Böylece fonksiyonellik, tasarımın görünmeyen ama en güçlü tamamlayıcısına dönüşüyor.

Moonlight’ın estetik yaklaşımı, dayanıklı ve güvenli malzeme seçimleriyle destekleniyor. Çizilmeye ve sararmaya karşı dirençli mat lake yüzeyleri, hijyen serisi seramik lavabosu ve insan sağlığına zararlı maddeler içermeyen yüzey boyaları sayesinde ürün, uzun ömürlü kullanım sunarken ilk günkü görünümünü de koruyor.Su sıçramalarına dayanıklı ekolojik aynası ve IP44 koruma sınıfına sahip, neme ve su sıçramalarına karşı dayanıklı ıslak mekân LED aydınlatmaları ise güvenli kullanım sağlıyor. Çevreye duyarlı üretim yaklaşımıyla geliştirilen bu özellikler, Moonlight’ın sürdürülebilir tasarım anlayışını güçlendiriyor.

Farklı yaşam alanlarına uyum sağlayan tasarım

70, 90 ve 120 santimetrelik ölçü seçenekleriyle sunulan Moonlight, kompakt şehir banyolarından geniş banyolara kadar farklı mekânlara kolaylıkla uyum sağlıyor. Zamansız tasarım dili sayesinde değişen dekorasyon trendlerinden bağımsız olarak uzun yıllar yaşam alanlarının doğal bir parçası olmaya devam ediyor.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye