GENEL
Baymak, Isı Pompası ve Yeni Üretim Yatırımlarıyla Büyümesini Güçlendiriyor
Yayınlandı
2 ay önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Baymak Genel Müdürü Ülkü Özcan
Türkiye iklimlendirme sektörünün köklü markalarından Baymak, enerji verimliliği yüksek ürünleri, ısı pompası çözümleri ve yeni üretim yatırımlarıyla sürdürülebilir büyümesini sürdürüyor.
- Öncelikle, firmanızı ve iklimlendirme sektöründeki faaliyet alanlarınızı kısaca tanıtabilir misiniz?
2026 yılının ilk yarısı özelinde sektörün mevcut görünümünü ve sektördeki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Baymak, 1969 yılından bu yana Türkiye iklimlendirme sektörünün öncü markalarından biri olarak faaliyet gösteriyor. Bugün İstanbul’daki iki üretim tesisimiz, yaygın bayi ve servis ağımız, güçlü Ar-Ge yetkinliğimiz ve BDR Thermea Group’un global gücüyle; ısıtma, soğutma, sıcak su sistemleri ve yenilenebilir enerji çözümleri alanlarında müşterilerimize hizmet sunuyoruz. Aynı zamanda enerji verimliliği yüksek ürünlerimiz ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımımızla sektörün dönüşümüne yön veren şirketler arasında yer alıyoruz. 2026 yılının ilk yarısını değerlendirdiğimizde, iklimlendirme sektörünün sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve dijitalleşme ekseninde dönüşümünü hızlandırdığı bir dönemden geçtiğini görüyoruz. Artan enerji maliyetleri, Avrupa Yeşil Mutabakatı, karbon azaltım hedefleri ve tüketicilerin çevre dostu çözümlere yönelmesi; özellikle ısı pompası, yüksek verimli klima sistemleri ve akıllı iklimlendirme teknolojilerine olan talebi artırıyor. Sektör artık yalnızca konfor sağlayan ürünler değil, enerji tasarrufu ve çevresel fayda sunan bütüncül çözümler üretmeye odaklanıyor. Bu dönüşümün merkezinde yer aldığımıza inanıyoruz. Özellikle ısı pompası segmentindeki güçlü konumumuz, üretim yatırımlarımız ve enerji dönüşümüne yönelik stratejilerimiz sayesinde hem iç pazarda hem de uluslararası platformda rekabet gücümüzü artırıyoruz. 2025 yılında elde ettiğimiz büyüme ivmesini 2026’nın ilk yarısında da sürdürürken, sürdürülebilir ürün gruplarına yaptığımız yatırımlarla geleceğin iklimlendirme teknolojilerine odaklanmayı sürdürüyoruz. Ayrıca Türkiye’yi BDR Thermea Group içerisinde stratejik bir üretim ve ihracat merkezi haline getirme hedefimiz doğrultusunda önemli adımlar atıyoruz. Kısacası, 2026’nın ilk yarısında sektörün büyüme dinamikleri enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik etrafında şekillenirken biz, güçlü marka mirasımızı yenilikçi teknolojiler, üretim gücümüz ve müşteri odaklı yaklaşımımızla birleştirerek sektörün lider oyuncularından biri olmayı sürdürüyoruz.
- Dijitalleşme iklimlendirme sistemlerinde rekabet koşullarınızı nasıl değiştirdi?
Veri yönetimi ve gerçek zamanlı analiz, karar alma süreçlerinizde nasıl bir rol oynuyor?
Son dönemde üretim tesislerinizde hayata geçirdiğiniz otomasyon, akıllı üretim veya Endüstri 4.0 uygulamalarından öne çıkan örnekleri paylaşabilir misiniz?
Dijitalleşme, iklimlendirme sektöründe rekabetin kurallarını önemli ölçüde değiştirdi. Artık rekabet yalnızca ürün performansı veya fiyat üzerinden değil; bağlantılı ürünler, veri analitiği, enerji verimliliği, uzaktan izleme ve müşteri deneyimi gibi alanlarda da şekilleniyor. Özellikle akıllı kontrol sistemleri ve IoT tabanlı çözümler sayesinde kullanıcılar enerji tüketimlerini daha etkin yönetebiliyor. Bu da sektörün daha dijital, daha verimli ve daha sürdürülebilir bir yapıya dönüşmesini sağlıyor. Veri yönetimi ve gerçek zamanlı analiz ise karar alma süreçlerimizin ayrılmaz bir parçası haline geldi. Üretimden tedarik zincirine, kalite süreçlerinden müşteri ihtiyaçlarının analizine kadar birçok alanda veriden faydalanıyoruz. Özellikle dijital izleme sistemleri sayesinde operasyonel verimliliği artırırken, değişen pazar koşullarına daha hızlı ve doğru yanıt verebiliyoruz. Bu yaklaşım hem maliyet yönetiminde hem de müşteri memnuniyetinde önemli avantajlar sağlıyor.
Son dönemde üretim tarafında hayata geçirdiğimiz en önemli yatırımlardan biri yeni boyler üretim hattımız oldu. Bu tesis, yüksek otomasyon seviyesi, dijital izlenebilirlik ve veri temelli kalite kontrol altyapısıyla öne çıkıyor. Üretimin her aşaması anlık olarak takip edilebiliyor; böylece süreçler daha kontrollü, daha verimli ve daha sürdürülebilir şekilde yönetiliyor. Bu yatırım sayesinde yalnızca kapasitemizi artırmakla kalmadık, aynı zamanda teknolojik dönüşümümüzde de önemli bir eşik aştık.
Bunun yanında üretim hatlarımızdaki verimlilik ve otomasyon yatırımlarını da kararlılıkla sürdürüyoruz. 2025 yılında 253 bin Euro otomasyon yatırımı ve 8,5 milyon Euro yeni hat yatırımı gerçekleştirdik. 2026 yılında ise 308 bin Euro otomasyon yatırımı ve 2 milyon Euro yeni hat yatırımı planlayarak üretim süreçlerinde elde ettiğimiz verimlilik artışını daha da yukarı taşımayı hedefliyoruz.
- BIM, dijital ikiz, artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) veya nesnelerin interneti (IoT) gibi teknolojiler ürün geliştirme ya da proje süreçlerinizde nasıl yer buluyor? Yapay zeka destekli sistemlerin önümüzdeki yıllarda iklimlendirme sektöründe hangi alanlarda yaygınlaşacağını öngörüyorsunuz?
Özellikle akıllı kontrol sistemleri, IoT tabanlı çözümler, dijital izlenebilirlik ve veri odaklı yönetim uygulamalarını hem ürün geliştirme süreçlerimizde hem de operasyonlarımızda yakından takip ediyoruz. Sektörde artık yalnızca cihaz üretmek yeterli olmuyor. Cihazların birbirleriyle haberleşebildiği, enerji tüketimini optimize edebildiği ve kullanıcıya gerçek zamanlı veri sunabildiği bütünleşik sistemler önem kazanıyor. Akıllı enerji yönetimi ve IoT destekli uygulamaların önümüzdeki dönemde sektörün standartlarından biri haline geleceğine inanıyoruz. Özellikle Building Information Modeling (BIM) ve dijital ikiz teknolojilerinin büyük ölçekli projelerde tasarım, uygulama ve işletme süreçlerini daha verimli hale getireceğini düşünüyoruz. Bu teknolojiler sayesinde sistem performansının daha proje aşamasında simüle edilmesi, enerji verimliliğinin optimize edilmesi ve yaşam döngüsü maliyetlerinin daha doğru analiz edilmesi mümkün hale geliyor. Aynı şekilde AR ve VR uygulamalarının da teknik eğitimler, montaj süreçleri ve proje yönetiminde verimlilik sağlayan araçlar olarak daha yaygın kullanılacağını öngörüyoruz. Bu değerlendirme sektör eğilimlerine ilişkin görüşümüzü yansıtıyor.
Yapay zeka tarafında ise önümüzdeki yıllarda çok daha hızlı bir dönüşüm bekliyoruz. Yapay zekanın en fazla değer yaratacağı alanların başında enerji yönetimi geliyor. AI destekli sistemler bina kullanım alışkanlıklarını, hava koşullarını ve enerji tüketim verilerini analiz ederek iklimlendirme sistemlerinin optimum performansta çalışmasını sağlayabilecek. Bu sayede hem enerji tüketimi azaltılacak hem de kullanıcı konforu artırılacak.
Bir diğer önemli alan ise ‘kestirimci bakım uygulamaları’ olacak. Sensörlerden gelen verilerin yapay zeka ile analiz edilmesi sayesinde olası arızalar meydana gelmeden önce tespit edilebilecek, bakım süreçleri planlanabilecek ve sistemlerin hizmet sürekliliği artırılabilecek. Bu yaklaşım özellikle ticari binalar, oteller, hastaneler ve endüstriyel tesisler açısından önemli avantajlar sağlayacak. Ayrıca yapay zekanın ürün geliştirme, müşteri hizmetleri ve üretim süreçlerinde de daha fazla kullanılacağını düşünüyoruz. Üretim tarafında kalite kontrol, süreç optimizasyonu ve kaynak verimliliği; müşteri tarafında ise kişiselleştirilmiş hizmetler ve uzaktan destek çözümleri öne çıkacak. Genel olarak sektörün yönü daha verimli, daha dijital ve daha düşük karbonlu sistemlere doğru ilerliyor. Baymak olarak biz de bu dönüşümün merkezinde yer almayı ve sürdürülebilir teknolojilere yatırım yapmayı stratejik önceliklerimiz arasında görüyoruz.
- Isı pompaları daha yayın olarak konut projelerinde tercih ediliyor ve son yıllarda en çok konuşulan sistemler arasında yer alıyor. Isı Pompalarının son dönemdeki teknolojik gelişimi hakkında bilgi alabilir miyiz?
Sizce bu sistemlerin kullanım alanları ve pazar potansiyeli önümüzdeki dönemde nasıl şekillenecek?
Isı pompaları son yıllarda iklimlendirme sektörünün en hızlı gelişen ve en stratejik ürün gruplarından biri haline geldi. Bunun temel nedeni, enerji verimliliği yüksek, düşük karbon salımı sağlayan ve yenilenebilir enerji sistemleriyle kolay entegre olabilen çözümler sunmalarıdır. Bugün gelinen noktada yeni nesil ısı pompaları daha yüksek verimlilik değerlerine ulaşırken, daha düşük dış ortam sıcaklıklarında da etkin çalışabilmekte ve akıllı kontrol sistemleriyle desteklenerek kullanıcıların enerji tüketimini optimize edebilmektedir. Baymak olarak da Ar-Ge yatırımlarımızı özellikle ısı pompası teknolojileri ve enerji verimliliği yüksek sistemler üzerinde yoğunlaştırıyoruz.
Teknolojik gelişim açısından baktığımızda, ısı pompaları artık yalnızca alternatif bir ısıtma sistemi olmaktan çıktı. Günümüzde bu sistemler; ısıtma, soğutma ve kullanım sıcak suyu ihtiyaçlarını tek bir platformda karşılayabilen entegre çözümlere dönüşüyor. Ayrıca güneş enerjisi sistemleri, akıllı enerji yönetimi uygulamaları ve bina otomasyon sistemleriyle birlikte çalışabilmeleri, sürdürülebilir yaşam ve düşük enerji tüketimi hedefleri açısından önemli avantajlar sağlıyor. Sektördeki genel eğilim de daha dijital, daha verimli ve daha düşük karbonlu sistemlere geçiş yönünde ilerliyor.
Pazar potansiyeli açısından ise önümüzdeki dönemin son derece güçlü olduğunu düşünüyoruz. Avrupa’da elektrifikasyon politikaları, karbon azaltım hedefleri ve fosil yakıt kullanımını azaltmaya yönelik düzenlemeler ısı pompası pazarını hızla büyütüyor. Benzer şekilde Türkiye’de de artan enerji maliyetleri, sürdürülebilirlik farkındalığı ve enerji verimliliğine yönelik teşvikler bu teknolojilere olan ilgiyi artırıyor. Bu nedenle ısı pompalarının hem bireysel konutlarda hem de ticari yapılarda önümüzdeki yılların en stratejik iklimlendirme çözümlerinden biri olacağını öngörüyoruz.
Bu gelişimin ön sıralarında yer alıyoruz. Şirketimiz 2025 yılını ısı pompası kategorisinde lider marka olarak tamamlarken, bu ürün grubunda yıllık bazda yüzde 55 büyüme gerçekleştirdi. 2026 yılında da lider konumumuzu koruyarak satışlarımızı yüzde 50’nin üzerinde artırmayı hedefliyoruz. Ayrıca yeni boyler yatırımlarımız ve yenilenebilir enerji sistemleriyle uyumlu ürün altyapımız sayesinde ısı pompası ekosistemini daha da güçlendiriyoruz.
Önümüzdeki dönemde kullanım alanlarının da genişleyeceğine inanıyoruz. Bugün ağırlıklı olarak yeni konut projelerinde tercih edilen ısı pompalarının, yakın gelecekte mevcut binaların dönüşüm projelerinde, otellerde, eğitim kurumlarında, sağlık yapılarında, ticari tesislerde ve endüstriyel uygulamalarda daha yaygın şekilde kullanılacağını öngörüyoruz. Enerji verimliliği, karbon emisyonlarının azaltılması ve işletme maliyetlerinin düşürülmesi hedefleri doğrultusunda ısı pompaları, iklimlendirme sektörünün büyümesinde en önemli itici güçlerden biri olmaya devam edecek.
- VRF sistemler de özellikle büyük ölçekli projelerde tercih ediliyor. Bu sistemlerin enerji verimliliği, esnek kullanım ve işletme maliyetleri açısından öne çıkan avantajlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu kapsamda, ticari binalar ve alışveriş merkezleri ile endüstriyel tesisler ve kamu yapılarında iklimlendirme çözümleri tasarlanırken en çok hangi kriterler ön plana çıkıyor?
VRF sistemleri, özellikle değişken kullanım senaryolarına sahip büyük ölçekli yapılarda sundukları enerji verimliliği, esnek mimari yapıları ve işletme avantajları sayesinde önemli bir konuma sahip. Günümüzde işletmeler ilk yatırım maliyetinin yanı sıra, sistemin tüm yaşam döngüsü boyunca sağlayacağı verimliliğe ve sürdürülebilirlik katkısına da odaklanıyor. Bu noktada VRF sistemleri, ihtiyaç duyulan kapasiteyi anlık yük koşullarına göre ayarlayabilmeleri sayesinde enerji tüketimini optimize ederek önemli tasarruflar sağlayabiliyor.
Ticari binalar, alışveriş merkezleri, endüstriyel tesisler ve kamu yapılarında iklimlendirme çözümleri tasarlanırken ise birkaç temel kriter ön plana çıkıyor. Bunların başında enerji verimliliği geliyor. Artan enerji maliyetleri ve karbon azaltım hedefleri nedeniyle yatırımcılar ve işletmeciler daha düşük enerji tüketimi sağlayan sistemlere yöneliyor. Aynı zamanda sürdürülebilirlik hedefleri ve çevresel performans kriterleri de proje kararlarında belirleyici rol oynuyor.
İkinci önemli unsur kullanım amacına uygun sistem seçimi. Örneğin; alışveriş merkezlerinde yüksek ziyaretçi trafiği ve değişken yük koşulları, otellerde kullanıcı konforu ve sessiz çalışma, endüstriyel tesislerde ise proses gereksinimleri ve kesintisiz operasyon ön plana çıkıyor. Kamu yapılarında ise enerji tasarrufu, uzun ömürlülük ve düşük işletme maliyeti daha kritik hale geliyor. Bunun yanında dijitalleşme ve bina yönetim sistemleriyle entegrasyon giderek daha fazla önem kazanıyor. Merkezi kontrol, uzaktan erişim, veri analitiği ve enerji izleme çözümleri sayesinde işletmeler performansı anlık olarak takip edebiliyor ve sistemlerini daha verimli yönetebiliyor. Özellikle büyük ölçekli yapılarda bu tür dijital yetkinlikler artık önemli bir tercih kriteri haline gelmiş durumda.
- İç hava kalitesi, hijyen ve kullanıcı konforu, özellikle son yıllarda daha fazla önem kazandı.
Bu alanda geliştirdiğiniz çözümlerden bahsedebilir misiniz?
Kullanıcılar artık yalnızca ortamın ısıtılması veya soğutulmasına değil, soludukları havanın kalitesine, enerji verimliliğine ve yaşam konforuna da büyük önem veriyor. Bu nedenle sektör, klasik iklimlendirme yaklaşımından çıkarak daha sağlıklı, daha akıllı ve daha sürdürülebilir çözümlere yöneliyor.
Biz de ürün geliştirme stratejilerimizi bu doğrultuda şekillendiriyoruz. Odağımızda, kullanıcıların yaşam alanlarında konforu artırırken aynı zamanda enerji tüketimini optimize eden ve sağlıklı iç ortam koşullarını destekleyen çözümler yer alıyor. Özellikle enerji verimliliği yüksek klima sistemleri, ısı pompaları ve akıllı kontrol teknolojileriyle hem sıcaklık kontrolünü hem de kullanıcı deneyimini iyileştirmeyi hedefliyoruz.
İç hava kalitesi açısından en önemli başlıklardan biri doğru havalandırma ve sistem performansının sürdürülebilir şekilde korunması. Bu nedenle sistemlerin düzenli bakımının yapılması, verimli çalışması ve doğru projelendirilmesi büyük önem taşıyor. Baymak olarak yaygın servis ağımız ve satış sonrası hizmet gücümüzle kullanıcıların sistemlerinden uzun yıllar boyunca yüksek performans almasını destekliyoruz. Müşteri memnuniyetini artıran en önemli unsurlardan biri olarak satış sonrası hizmet kalitesine özel önem veriyoruz.
- Sürdürülebilirlik hedeflerinize ulaşmada dijital teknolojiler nasıl bir katkı sağlıyor?
Dijitalleşme, karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda; kaynak yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?
Sürdürülebilirlik stratejimizin merkezinde dijitalleşme yer alıyor. Bugün sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak çevreci ürünler geliştirmenin ötesinde, üretimden tedarik zincirine kadar tüm süreçleri veriyle yönetebilmekle mümkün hale geliyor. Dijital teknolojiler sayesinde enerji tüketimimizi, üretim verimliliğimizi, kaynak kullanımımızı ve çevresel performans göstergelerimizi anlık olarak takip edebiliyor, iyileştirme alanlarını daha hızlı tespit ederek aksiyon alabiliyoruz. Özellikle veri temelli karar alma mekanizmaları, sürdürülebilirlik hedeflerimizi operasyonel süreçlerimizin ayrılmaz bir parçası haline getiriyor.
Dijitalleşmenin en önemli katkılarından biri, üretim süreçlerinde verimlilik artışı sağlaması. Son dönemde hayata geçirdiğimiz yüksek otomasyon seviyesine sahip üretim hatları, dijital izlenebilirlik sistemleri ve veri temelli kalite kontrol uygulamaları sayesinde üretimin her aşamasını gerçek zamanlı olarak takip edebiliyoruz. Bu sistemler yalnızca ürün kalitesini geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda enerji ve kaynak kullanımını optimize ederek operasyonel verimliliği artırıyor.
Karbon emisyonlarının azaltılması konusunda da önemli sonuçlar elde ediyoruz. 2019 baz yılına göre 2030 için belirlediğimiz yüzde 55 karbon emisyonu azaltım hedefini şimdiden aşarak, 2025 yılı sonu itibarıyla yüzde 57 azaltım seviyesine ulaştık. Bu başarıda enerji verimliliği yatırımları, üretim süreçlerindeki optimizasyon çalışmaları ve dijital olarak izlenen sürdürülebilirlik uygulamalarımız önemli rol oynadı.
Kaynak yönetimi tarafında ise üretim hatlarımızdaki otomasyon yatırımları ve süreç optimizasyonu çalışmaları sayesinde hem verimliliği artırıyor hem de kaynak kullanımını daha etkin hale getiriyoruz. 2025 yılında gerçekleştirdiğimiz otomasyon yatırımları ve yeni üretim hatlarıyla kapasitemizi artırırken verimlilik performansımızı da yükselttik. 2026 yılında da bu yatırımları sürdürerek üretimde daha yüksek verimlilik seviyelerine ulaşmayı hedefliyoruz.
Yenilenebilir enerji kullanımında da somut ilerlemeler kaydediyoruz. Toplam enerji tüketimimiz içerisinde yenilenebilir enerji kaynaklarının payı yüzde 29 seviyesine ulaşmış durumda. Bunun yanında atık yönetimi uygulamalarımızla yeniden kullanım ve geri dönüşüm oranımızı yüzde 89 seviyesine taşırken, geri kazanım performansımızı da artırıyoruz. Sürdürülebilirlik yaklaşımımız uluslararası platformlarda da karşılık buluyor ve çevresel performansımız EcoVadis Bronz derecelendirmesi gibi bağımsız değerlendirmelerle destekleniyor.
- Avrupa Birliği’nin çevre politikaları, F-Gaz düzenlemeleri ve yeni nesil soğutucu akışkanlara yönelik dönüşüm hakkında görüşleriniz nelerdir? Bu süreç firmanızın teknoloji yatırımlarını nasıl etkiliyor?
Enerji verimliliği ve karbon emisyonlarının azaltılması hedefleri doğrultusunda iklimlendirme sektöründe nasıl bir dönüşüm yaşanıyor? Bu değişimin ürün geliştirme süreçlerinize etkileri nelerdir?
Avrupa Birliği’nin çevre politikaları, F-Gaz düzenlemeleri ve karbon nötr ekonomiye geçiş hedefleri, iklimlendirme sektöründe tarihinin en kapsamlı dönüşümlerinden birini tetikliyor. Özellikle yüksek küresel ısınma potansiyeline (GWP) sahip soğutucu akışkanların kademeli olarak kullanım dışına alınması, sektörün daha çevreci ve yüksek verimli teknolojilere yönelmesini hızlandırıyor. Bu dönüşümü yalnızca bir regülasyon süreci olarak değil, aynı zamanda inovasyonu teşvik eden ve sektörün sürdürülebilir büyümesine katkı sağlayan bir fırsat olarak değerlendirme gerek.
- Son olarak, önümüzdeki 5 yıllık süreçte iklimlendirme sektörünü şekillendirecek en önemli teknolojik gelişmelerin neler olacağını düşünüyorsunuz? Firmanız bu geleceğe nasıl hazırlanıyor?
Önümüzdeki beş yıllık dönemde iklimlendirme sektörünü şekillendirecek en önemli başlıkların; elektrifikasyon, yapay zeka destekli enerji yönetimi, nesnelerin interneti (IoT), düşük karbonlu teknolojiler ve yenilenebilir enerji entegrasyonu olacağını düşünüyoruz. Sektör giderek daha akıllı, daha verimli ve daha sürdürülebilir sistemlere doğru evriliyor. Özellikle enerji maliyetlerinin yükselmesi, karbon azaltım hedefleri ve regülasyonlar, teknolojik dönüşümü hızlandıran temel unsurlar arasında yer alıyor. Bu dönüşümün merkezinde ise ısı pompası teknolojileri bulunuyor. Önümüzdeki dönemde hem Avrupa’da hem de Türkiye’de elektrifikasyonun hızlanmasıyla birlikte ısı pompalarının konutlardan ticari yapılara kadar çok daha geniş bir kullanım alanına ulaşacağını öngörüyoruz. Fosil yakıt bazlı sistemlerden yenilenebilir enerjiyle uyumlu çözümlere geçiş, sektörün büyümesini yönlendiren en önemli dinamiklerden biri olacak. Bununla birlikte yapay zeka ve IoT tabanlı çözümler de sektörün geleceğini belirleyecek. İklimlendirme sistemleri yalnızca ısıtma ve soğutma sağlayan cihazlar olmaktan çıkarak, enerji tüketimini analiz eden, kullanım alışkanlıklarını öğrenen, uzaktan yönetilebilen ve bakım ihtiyacını önceden tespit edebilen akıllı platformlara dönüşecek. Enerji yönetimini optimize eden dijital teknolojilerin kullanıcılar açısından vazgeçilmez hale geleceğini düşünüyoruz. Bir diğer önemli dönüşüm alanı ise sürdürülebilirlik ve çevre odaklı ürün geliştirme olacak. Avrupa Birliği’nin çevre politikaları, karbon azaltım hedefleri ve enerji verimliliği standartları, sektörün tamamında düşük karbonlu teknolojilere geçişi hızlandırıyor.
Biz de bu geleceğe güçlü yatırımlarla hazırlanıyoruz. Ar-Ge çalışmalarımızı enerji verimliliği yüksek ürünler, ısı pompası teknolojileri, akıllı kontrol sistemleri ve yenilenebilir enerjiyle uyumlu çözümler üzerine yoğunlaştırıyoruz. 2025 ve 2026 dönemini kapsayan Ar-Ge yatırımlarımız 2,3 milyon Euro seviyesine ulaşırken, global Ar-Ge ağımızın desteğiyle yeni nesil teknolojiler geliştirmeye devam ediyoruz. Üretim tarafında ise otomasyon, dijital izlenebilirlik ve veri temelli kalite yönetimi uygulamalarını yaygınlaştırıyoruz. Yeni boyler üretim hattımız gibi yatırımlar sayesinde hem kapasitemizi artırıyor hem de üretim süreçlerimizi daha verimli ve sürdürülebilir hale getiriyoruz. Türkiye’yi BDR Thermea Group içerisinde stratejik bir üretim ve enerji dönüşümü merkezi haline getirme hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
Kastamonu Entegre Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın Üçüncü Durağı İzmir Oldu
Yayınlandı
2 gün önce-
Ekim 9, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Kastamonu Entegre’nin iş ortakları ve sektör paydaşlarıyla bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncü durağı İzmir oldu. Ankara ve Kayseri’nin ardından İzmir’de sektör profesyonelleriyle bir araya gelen Kastamonu Entegre bölgenin ihtiyaçlarını ve sektöre yön veren yeni yaklaşımları birlikte değerlendirdi.
Ahşap bazlı panel sektöründe Türkiye’nin lideri, Avrupa’nın üçüncü, dünyanın dördüncü büyük üreticisi Kastamonu Entegre, sektörle daha güçlü bir iletişim kurmak ve iş ortaklarıyla bilgi paylaşımını artırmak amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncüsünü 6 Ekim’de İzmir’de gerçekleştirdi. Ankara ve Kayseri’nin ardından düzenlenen buluşmada şirket, Ege Bölgesi’ndeki iş ortakları ve sektör profesyonelleriyle bir araya geldi.
Üretim, tasarım ve uygulama süreçlerinde rol alan iş ortaklarını bir araya getiren Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları, sektörün ihtiyaçlarını farklı uzmanlıkların bakış açısıyla ele alma fırsatı sunuyor. İzmir buluşmasında bayiler, mimarlar, iç mimarlar, uygulamacılar ve üreticiler; değişen müşteri beklentilerini, bölgedeki pazar dinamiklerini ve bunların ürün seçimi ile uygulama süreçlerine yansımalarını birlikte değerlendirdi.
Ege Bölgesi’nin üretim, ticaret ve tasarım ekosisteminin önemli merkezlerinden İzmir’de gerçekleştirilen etkinlikte, Kastamonu Entegre’nin dekoratif panelden zemin çözümlerine uzanan geniş ürün portföyü sektör profesyonelleriyle buluştu. Etkinlik kapsamında oluşturulan showroom alanında ürünlerin farklı kullanım alanları, tasarım yaklaşımları ve kullanıcıya sunduğu avantajlar aktarılırken katılımcılar, Kastamonu Entegre’nin yenilikçi çözümlerini yakından inceleme fırsatı buldu.
Kastamonu Entegre Global Ürün Yönetimi Grup Müdürü Hande Okul Yılmaz, İzmir buluşmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Ankara ve Kayseri’nin ardından Bölgesel İş Ortakları Buluşmalarımızın üçüncü durağı olan İzmir’de, Ege Bölgesi’ndeki iş ortaklarımızla bir araya gelmekten büyük memnuniyet duyduk. İzmir buluşmamızda da diğer buluşmalarımızda olduğu gibi ürünlerimizi yakından inceleyebilecekleri, renk, doku ve yüzey seçeneklerini bir arada görebilecekleri bir deneyim alanı oluşturduk. Eylül ayında gerçekleşen INTERMOB’da sergilediğimiz yenilikleri de bu alana taşıyarak iş ortaklarımıza yeni ürünlerimizi ve sundukları tasarım olanaklarını kendi bölgelerinde yakından tanıma fırsatı sunduk. Ürünlerimizin farklı tasarım ve uygulama ihtiyaçlarına nasıl karşılık verdiğini birlikte değerlendirmek ve iş ortaklarımızın görüşlerini doğrudan dinlemek, ürün yönetimi çalışmalarımız açısından da değerli. Bu buluşmalarla, ürünlerimiz etrafında kurduğumuz iletişimi güçlendirmeyi ve bölgesel ihtiyaçları daha yakından anlamayı hedefliyoruz.”
Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları İstanbul’da Devam Edecek
Kastamonu Entegre, Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları ile bilgi birikimini, sektör vizyonunu ve iş ortaklarıyla kurduğu uzun soluklu iş birliklerini Türkiye’nin farklı bölgelerine taşımayı sürdürüyor. Ankara, Kayseri ve İzmir’de gerçekleştirilen buluşmalarla yerel dinamikleri yakından takip eden şirket, sektör paydaşlarıyla ortak gelişim alanları oluşturmayı ve sektörün geleceğine birlikte yön vermeyi amaçlıyor. Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın bir sonraki durağı İstanbul olacak.
GENEL
Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimi Türk İş Dünyasıyla Küresel Arenaya Taşınacak
Yayınlandı
2 gün önce-
Ekim 9, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) arasında imzalanan iş birliği protokolüyle, Türk özel sektöründe sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılması, sürdürülebilirlik alanındaki uygulamaların güçlendirilmesi ve Türkiye’nin bu alandaki deneyiminin uluslararası iş dünyasına taşınması hedefleniyor.
Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin vizyonuyla Türkiye’den dünyaya yayılan Sıfır Atık yaklaşımı, iş dünyasında da yeni iş birlikleriyle güçleniyor.
Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik ve sıfır atık alanındaki dönüşümünü hızlandırmak amacıyla iş birliğine gitti. Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş ile DEİK Başkanı Nail Olpak tarafından imzalanan protokolle, DEİK üyesi kuruluşlar ve İş Konseyleri nezdinde sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılmasına yönelik ortak çalışmalar yürütülmesinin önü açıldı.
Samed Ağırbaş: “Önemli Bir İş Birliğini Hayata Geçiriyoruz”
Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik dönüşümü açısından önemli bir iş birliğini hayata geçirmenin memnuniyetini yaşadıklarını belirterek, “Sıfır Atık Hareketi’nin küresel bir vizyona dönüşmesine öncülük eden, ‘Dünya Ortak Evimiz’ anlayışını Türkiye’den dünyaya taşıyan Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyonu özellikle ifade etmek isterim. 2017 yılında başlayan Sıfır Atık Hareketi bugün; atığın yönetilmesinin ötesinde, kaynakların korunmasını, verimliliği, döngüsel ekonomiyi ve sürdürülebilir kalkınmayı birlikte ele alan kapsamlı bir dönüşüm modeline ulaşmıştır. Bu vizyonun ülkemizin çevre ve iklim politikalarına güçlü biçimde yansımasında, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çevre ve iklim alanındaki iradesi ile Sayın Murat Kurum’un kararlı uygulama yaklaşımı önemli bir yere sahiptir” dedi.
“DEİK’in Güçlü Uluslararası İş Ağı Büyük Bir Fırsat Sunuyor”
Sıfır atığın yalnızca bir çevre politikası değil; üretim, yatırım, rekabetçilik ve ekonomik kalkınma meselesi olduğunu belirten Ağırbaş, “DEİK’in İş Konseyleri ve üye kuruluşları aracılığıyla sahip olduğu güçlü uluslararası iş ağı, Türkiye’nin sıfır atık ve döngüsel ekonomi deneyimini küresel iş dünyasına taşımamız açısından büyük bir fırsat sunuyor. Bu vizyonun uluslararası ölçekteki karşılığını, Haziran ayında ikincisini gerçekleştirdiğimiz Sıfır Atık Forumu’nda da gördük. 183 ülkeden katılımın sağlandığı Forum, sıfır atığın artık sadece çevre politikalarının değil; iklim eyleminin, ekonomik dönüşümün ve uluslararası iş birliğinin de önemli bir unsuru olduğunu ortaya koydu” ifadelerini kullandı.
“Hedefimiz Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimini Dünyaya Uygulama ve İş Birliği Modeli Olarak Sunan Bir Ülke Olması”
İş birliği için DEİK Başkanı Nail Olpak’a ve DEİK’in yönetimine teşekkür eden Ağırbaş, “Hedefimiz Türkiye’nin sıfır atık deneyimini dünyaya uygulama ve iş birliği modeli ile sunan bir ülke olmasıdır. COP31 sürecinde de bu yaklaşımı güçlendireceğiz. İklim gündemini yalnızca taahhütler üzerinden değil; yatırımlar, teknolojiler, finansman ve sahadaki somut uygulamalar üzerinden ele alacağız” dedi.
Nail Olpak: “DEİK Olarak, Ticari Diplomasi Faaliyetlerimize İklim Diplomasisi Kavramını da Dahil Edeceğiz”
DEİK Başkanı Nail Olpak ise, “Ülkemizin ev sahipliğinde düzenlenecek olan COP31’e çok az bir süre kaldı ve DEİK olarak biz de bu süreçte iş dünyası olarak verebileceğimiz katma değeri ortaya koyabilmeye çalışıyoruz. COP toplantıları ilk ortaya çıktığı zaman, sadece hükümetler arası iklim müzakerelerinin görüşüldüğü bir platformdu. Ancak günümüzde, iklim konuları aynı zamanda ekonomi ve iş dünyasının da ana gündem maddelerinden birisi oldu. Yeşil ekonomiye geçiş, döngüsel ekonomi, yeşil finansman gibi birçok alt başlıkta ve yeniden düzenlenen küresel ticarette iş dünyasının da kaçınılmaz ve önemli bir rolü bulunuyor. Bu çerçevede biz de DEİK olarak iklim diplomasisini ticari diplomasi faaliyetlerimizin ana unsuru olarak görüyor ve COP31 öncesi ve sonrası da dahil olmak üzere atılacak adımlarda iş dünyamızla birlikte hareket etmeye devam ediyoruz. İş dünyası olarak en önemli önceliğimiz öngörülebilirlik. Bugün hayatımıza çok daha önemli yeni bir rekabet alanı eklendi: güven rekabeti. Güven hem iş dünyasının hem de devletlerin en fazla önem verdiği başlık haline geldi ve böyle olmaya da devam edecek” dedi.
“Sıfır Atık Vakfı ile Yakın İş Birliği İçindeyiz”
“COP31 gibi çok taraflı ve katmanlı bir sürece girerken, iş dünyası örgütleri ve sivil toplum kurumları da kendilerine güvenli ortak arayışı içerisinde” diyen Olpak, şöyle devam etti:
“DEİK olarak, bu süreçte uzun zamandır Sıfır Atık Vakfı ile yakın bir iş birliği içerisindeyiz. Uluslararası Sıfır Atık Zirvesi kapsamında, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Liderler Toplantısı’nı bizim düzenlememizi arzu ettiler. DEİK de yürüttüğü ticari diplomasi faaliyetlerine iklim diplomasisi kavramını da dahil ederek, her zaman olduğu gibi iş dünyası ile kamu arasında bir arayüz vazifesi görüyor. DEİK ailemiz ile Sıfır Atık Vakfı arasında bugün imzaladığımız iş birliği protokolüyle, mevcut iş birliğimizi daha üst seviyeye çıkararak, başta döngüsel ekonomi ve sıfır atık yaklaşımı olmak üzere, sürdürülebilirlik alanında daha etkin bir koordinasyon merkezi kuracağız.”
İmza töreninin ardından, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı, iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilerek sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomi alanlarında özel sektörün rolü ve küresel sürdürülebilirlik gündemine katkı sağlayacak iş birliği alanları ele alındı.
Sıfır Atık Yaklaşımı İş Dünyasının Uluslararası Faaliyetlerine Taşınacak
İş birliğiyle, sürdürülebilirlik ilkelerinin dış ticaret ve uluslararası iş birliği faaliyetlerinde daha güçlü şekilde ele alınması ve Türk özel sektörünün uluslararası arenada sıfır atık ve sürdürülebilirlik alanında öncü konuma taşınmasına katkı sağlanması amaçlanıyor.
GENEL
Hisense, Türkiye Pazarına Özel bir Lansman ile Giriş Yaptı
Yayınlandı
2 gün önce-
Ekim 9, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Hisense Doğu Avrupa Satış Direktörü ve Türkiye Genel Müdürü Boštjan Vodeb, “Türkiye, Hisense için uzun vadeli potansiyeline inandığımız önemli bir pazar. Bu nedenle önceliğimiz yalnızca ürünlerimizi satışa sunmak değil, yerel ekibimiz, güçlü satış ve dağıtım iş ortaklarımız ve güvenilir satış sonrası hizmet ağımızla doğru temelleri oluşturmak oldu. TV ve klima ile başlayan yolculuğumuzu 2027’den itibaren yeni ürün kategorileriyle kademeli olarak büyütmeyi planlıyoruz. Bu yolculuğun merkezinde ‘Ulaşılabilir Lüks’ yaklaşımımız var. İleri teknolojinin, güçlü tasarımın ve üstün deneyimin yalnızca belirli bir kesime değil, çok daha fazla insana ulaşması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye’deki hikayemizi de tek başımıza değil, iş ortaklarımız ve tüketicilerimizle birlikte yazmak istiyoruz. Global hikayemiz 1969’da başladı, bugün ise Türkiye’de yeni bir bölüm açıyoruz. Gelin, Hisense’in ışığını Türkiye’de birlikte yayalım.” dedi.
“Teknolojiyi Hayatın Önünde Değil, Hayatın İçinde Konumlandırıyoruz”
Son Yazılar
- Kastamonu Entegre Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın Üçüncü Durağı İzmir Oldu Ekim 9, 2026
- Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimi Türk İş Dünyasıyla Küresel Arenaya Taşınacak Ekim 9, 2026
- Hisense, Türkiye Pazarına Özel bir Lansman ile Giriş Yaptı Ekim 9, 2026
- Eminevim’den 600 bininci teslimatla tarihi rekor Ekim 9, 2026
- Vaillant Türkiye, 2026’nın 2. İletişim Kurulu Toplantısı’nda İş Ortaklarıyla Bir Araya Geldi Ekim 9, 2026
- GÖKYÜZÜNDE BİR SIĞINAK: LONDRA’NIN İKONİK SOUTH BANK BÖLGESİNDE PENTHOUSE YAŞAMINA YENİ BİR YORUM Ekim 9, 2026
- Form MHI Klima Sistemleri Interclima 2026’da Uluslararası Temaslarını Güçlendirdi Ekim 9, 2026
- Filli Boya’nın da çatısı altında yer aldığı Nippon Paint Group, AkzoNobel’in Güneydoğu Asya Operasyonlarını Satın Almak Üzere Anlaşma İmzaladı Ekim 9, 2026
- Boreas Teknoloji, Veri Merkezlerinde Akıllı Yönetim Dönemini 6. OSB Teknoloji Zirvesi’ne Taşıdı Ekim 9, 2026
- Creavit Gen-Z Serisi ile Banyoda Kişisel İfade Ekim 9, 2026
- ASAŞSANAT’tan Alüminyumun Sanatla Buluştuğu Sergi: “13. Element” Ekim 8, 2026
- Mobilya Tasarımında Porselen Dönemi: Kalebodur, Furnishings & Design Istanbul’a Damgasını Vurdu Ekim 8, 2026
- Baumit Türkiye, kış gelmeden nitelikli ısı yalıtımı yapmanın 5 kritik başlığına dikkat çekiyor Ekim 8, 2026
- Yaşam alanına dönüşen banyolar için zamansız bir tasarım: Thetis Ekim 8, 2026
- Baymak Hizmet Kalitesini Eğitimle Güçlendiriyor Ekim 8, 2026
Trendler
GENEL2 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL2 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak
GENEL2 yıl önceİzocam’dan evinizin ısısını yaz-kış dengede tutan yalıtım çözümleri!


















