Banyolarda 2025 trendi konfor ve işlevsellik olacak - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Banyolarda 2025 trendi konfor ve işlevsellik olacak

Yayınlandı

-

Banyolar artık işlevsel alanlar olmaktan çıkarak konforun adresine dönüşürken, VOQ ise İtalyan dekorasyon stilinden ilham aldığı tasarım felsefesiyle şıklığı ve zarafeti bir araya getiriyor. Yeni serileriyle doğallığı ve fonksiyonelliği herkes için erişilebilir kılıyor. 

Yeni yılla birlikte ev sahiplerinin yaşam alanlarına bakış açıları da değişiyor, özellikle  banyolar yalnızca işlevsel alanlar olmaktan çıkarak konforun adresine dönüşüyor. Dünya genelinde onlarca tasarım uzmanıyla yapılan araştırma da banyoların artık işlevselliğin ön plana çıktığı inziva alanları olacağını gösterirken, sürdürülebilir malzemelerin mobilya seçimlerinde kritik bir rol oynayacağını ortaya koyuyor. Banyo mobilyası markası VOQ ise İtalyan dekorasyon stilinden ilham aldığı tasarım felsefesiyle şıklığı ve zarafeti koleksiyonlarında buluşturuyor. Palo Santo ve Due gibi ürün aileleriyle doğallığı ve fonksiyonelliği herkes için erişilebilir kılıyor. 

Uzmanların yarısından fazlası banyolarda sürdürülebilirliğin ana tema olacağını söylüyor

Araştırmalara katılan tasarım uzmanlarının %78’i banyoların rahatlatıcı deneyim alanlarına dönüşeceğini, %38’i de işlevselliğin temel amaç olacağını söylüyor. %69’u dekorasyonda soft renklerin trend kalacağını, yarısından fazlası ise doğallığın ve sürdürülebilirliğin malzeme seçimlerine hakim olacağını söylüyor. Modası hiçbir zaman geçmeyecek bu yaklaşımların yanı sıra mobilyalarda dayanıklılık, özelleştirilebilirlik gibi kavramların da tüketiciler için önemini vurgulayan VOQ, koleksiyonlarıyla banyoları yalnızca birer kullanım alanı olmaktan çıkarıp dinginliğin, doğallığın ve lüksün bir araya geldiği adeta kişisel sığınaklara dönüştürüyor. İtalyan stilinin incelikli detaylarıyla hayat bulan VOQ koleksiyonları, zarif kavisleri, doğal ahşap dokuları ve fonksiyonel tasarım unsurlarıyla İtalyan tasarım geleneğini banyolara taşıyor.

Mobilya serileriyle doğanın güzelliğini banyolara taşıyor 

İtalyan tasarım kültüründen ilham alan VOQ, mobilya serileriyle mekanlarda sıcak ve etkileyici bir atmosfer yaratıyor. Estetik ve işlevselliği bir araya getirerek geniş depolama alanları sunuyor. Birinci sınıf MDF (orta yoğunluklu lif levha) malzemeden üretilen ürünlerin tamamı uzun ömürlü bir kullanım fırsatı barındırıyor. Bu doğrultuda doğayı odak noktasına alan Palo Santo, ikonik tasarım diliyle mekanlarda huzurlu bir hava vaat ediyor. Ceviz tonları ile huzur veren bir sakinliği banyolara taşıyor. Lavabo dolabı, raflı ayna ve boy dolabı ile üç farklı modülü bulunuyor.

İtalyan stilinden ve zanaatinden ilham alan Due, rafine zevklere hitap eden bir tasarım anlayışını temsil ediyor. Natürel ceviz, antrasit ve beyaz renk alternatifleriyle sıcak bir ambiyans yaratıyor. Kavisli hatlarıyla banyolarda zarif ve özel bir görünüm sunuyor. Üç farklı ebada sahip seride lavabo dolabı, aynalı dolap ve ahşap raflı boy dolabıyla üç farklı modülü bulunuyor. Tüm özellikleriyle doğanın kusursuz güzelliğini ahşap dokusuyla banyolara aktarıyor. 

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Chryso, Türkiye Çimento Sektörü Temsilcilerini Japonya’da Buluşturdu!

Yayınlandı

-

 

Saint-Gobain Yapı Kimyasalları’nın lokomotif markalarından Chryso, Türkiye çimento sektörünün temsilcilerini Japonya’da düzenlediği kapsamlı teknik programda buluşturdu. Sürdürülebilirlik odağında bilgi paylaşım ortamı sunan programda, karbon ayak izini azaltmaya yönelik yenilikçi teknolojiler ve Asya ekonomisinin dinamikleri ele alındı.

Chryso, yapı ve çimento sektörünün sürdürülebilirlik odaklı dönüşümüne katkı sağlama hedefiyle önemli bir teknik programa imza attı. Japonya’da düzenlenen programda sektörün önde gelen temsilcileri ve paydaşları bir araya geldi. Organizasyon, düşük karbonlu çimento teknolojilerinden kültürlerarası iletişime uzanan zengin içeriğiyle geleceğe dair ortak bir vizyon oluşturmayı amaçladı.

Program, sürdürülebilirlik dönüşümünü desteklemek ve iş ortaklarına bu süreçte yol göstermek amacıyla hayata geçirildi; çimento sektörünün karbon ayak izini azaltmaya yönelik güncel çözümlere odaklandı. Katılımcılar, teknik oturumların yanı sıra Asya ekonomisinin dinamikleri ve iş kültürü hakkında da kapsamlı bir bakış açısı edinme fırsatı buldu.

Çimento Sektöründe Düşük Karbonlu Gelecek ve LC3 Teknolojisi

Programın teknik oturumlarında, LC3 (Limestone Calcined Clay Cement) alanındaki çalışmalarıyla global ölçekte tanınan Prof. Fernando Martirena kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Prof. Martirena; düşük karbonlu çimento teknolojileri, sürdürülebilirlik ve LC3’ün geleceğine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Sunumda, LC3 teknolojisinin geleneksel çimentolara kıyasla CO₂ emisyonlarını önemli ölçüde azaltma potansiyeline sahip olduğu vurgulandı.

Teknik içeriklerin yanında katılımcılar, Toyo Üniversitesi’nden Prof. Soyhan Eğitim’in “Intercultural Communication: A Perspective on Japanese Culture” başlıklı sunumuyla Japon iş kültürü ve kültürlerarası iletişim üzerine bilgi edindi. Toyo Üniversitesi’nden Prof. Kenmei Tsubota ise “International Macroeconomics in Asia” başlıklı sunumunda Asya ekonomisi ve bölgesel finansal dinamiklere ilişkin kapsamlı bir perspektif sundu.

“Sektörün Sürdürülebilirlik Dönüşümüne Katkı Sağlamaya Kararlıyız”

Geleceğe duydukları sorumlulukla iş ortaklarını desteklemeyi hedeflediklerini belirten Saint-Gobain Yapı Kimyasalları Türkiye ve Orta Asya Başkan Yardımcısı Osman İlgen organizasyonla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

“Chryso olarak, çimento sektörünün karbon ayak izini azaltmaya yönelik en önemli teknolojilerden biri olan LC3 ve düşük karbonlu çözümleri odağımıza almaktan mutluluk duyuyoruz. İş ortaklarımızla uzun yıllara ve güvene dayanan güçlü bir bağımız var. Bu organizasyonla, sürdürülebilirlik dönüşümüne katkı sağlayacak güncel teknik bilgileri ve vizyonu sektörümüzün temsilcileriyle paylaşmayı amaçladık. Önümüzdeki dönemde de benzer teknik etkinlikler ve stratejik buluşmalarla paydaşlarımızı bir araya getirmeye ve daha sürdürülebilir bir gelecek için birlikte çalışmaya devam edeceğiz.”

Okumaya Devam Et

GENEL

Kale Grubu’nda üst düzey atama

Yayınlandı

-

Kale Grubu, yapı kimyasalları alanındaki küresel büyüme ve değer yaratma yolculuğunu hızlandırmak amacıyla sektörün deneyimli isimlerinden
Aykut Aydoğan’ı Yapı Kimyasalları Grup Başkanı olarak bünyesine kattı.

Türkiye yapı kimyasalları sektörünün lider şirketi Kalekim ile bölgesel ölçekte güçlü bir konuma sahip olan Kale Grubu, küresel büyüme hedefleri doğrultusunda organizasyon yapısını güçlendiriyor. Organik büyümenin yanı sıra stratejik yatırımlar, satın almalar ve yeni iş alanlarıyla sektördeki etkinliğini artırmayı hedefleyen Kale Grubu’nda, Yapı Kimyasalları Grup Başkanı olarak sektörün deneyimli isimlerinden Aykut Aydoğan göreve başladı.

Kalekim A.Ş., Kalekim Lyksor A.Ş. ve Grup bünyesinde yapı kimyasalları alanında gerçekleştirilecek yeni yatırımların yönetiminden sorumlu olacak Aydoğan, Kale Grubu’nun liderliğini yeni coğrafyalara taşıma, büyüme fırsatlarını değerlendirme ve küresel rekabet gücünü artırma hedeflerine liderlik edecek.

Aykut Aydoğan kimdir?

İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Aykut Aydoğan, yüksek lisans eğitimini Koç Üniversitesi Executive MBA Programı’nda tamamladı. Yapı kimyasallarında ve endüstriyel pazarlarda 26 yıllık deneyime sahip Aydoğan, çalışma hayatına 2000 yılında Saint-Gobain Weber’de başladı. Kariyerinde satış, pazarlama ve genel yönetim alanlarında Türkiye, Orta Doğu ve Afrika’yı kapsayan üst düzey pozisyonlarda çalışan Aydoğan, 2021 yılında Saint-Gobain Türkiye CEO’su olarak atandı. Bu süreçte Saint-Gobain’in Türkiye’de faaliyet gösteren 12 markasının yönetiminden sorumlu olurken, Chryso, Weber, Saint-Gobain Aşındırıcılar ile iştirakleri İzocam ve Dalsan’ın yönetim kurullarında yer aldı.

Okumaya Devam Et

GENEL

Schneider Electric, 2026 Gartner® Supply Chain Top 25 sıralamasında üst üste dördüncü kez birinci oldu

Yayınlandı

-

 

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, 2026 Gartner Supply Chain Top 25 sıralamasında üst üste dördüncü kez birinci sıraya yerleşti.

Schneider Electric, geçtiğimiz yıl boyunca tedarik zincirini üç temel öncelik etrafında güçlendirmeye devam etti: insan, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik. Şirket, uçtan uca dijital yetkinliklerini ve yapay zekâ destekli karar alma süreçlerini ölçeklendirerek dönüşümünü ileri taşıdı; küresel ağı genelinde görünürlüğü, güvenilirliği ve operasyonel performansı artırdı. Aynı dönemde, büyüyen iş hacmini destekleyebilecek, amaç odaklı ve geleceğe hazır bir iş gücü oluşturmaya yatırım yaptı. Sürdürülebilirlik ise iş değeri yaratan stratejik bir unsur olarak şirketin yaklaşımına tamamen entegre edildi; verimliliği ve dayanıklılığı artırarak müşteriler için uzun vadeli değer yarattı ve şirketin geniş ölçekte etkili, sürdürülebilir inovasyon sunma taahhüdünü pekiştirdi.

Schneider Electric Tedarik Zinciri Başkanı Mourad Tamoud, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Zorluklar ve aksaklıklarla dolu bir yılı daha geride bırakmamıza rağmen Gartner Supply Chain Top 25 sıralamasında üst üste dördüncü kez yer aldık. Her yıl kendi koşullarını beraberinde getiriyor ve bu koşullar, tedarik zincirimizi müşterilerimiz ve iş ortaklarımız için daha iyisini hedeflemeye, yenilik yapmaya ve dönüşmeye zorluyor. İşimizin önemli bir ivme kazandığı bu dönemde insan, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik önceliklerine odaklanmayı sürdürdük. Bu çabaların takdir görmesinden büyük onur duyuyoruz.”

Gartner Supply Chain Top 25* sıralaması iki temel unsura dayanıyor: iş performansı ve sektör görüşü. İş performansı; kamuya açık finansal veriler ile çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) verileri kullanılarak değerlendiriliyor ve şirketlerin son üç yıldaki performansına ışık tutuyor. Sektör görüşü bileşeni ise sektör profesyonellerinin ve Gartner uzmanlarının değerlendirmelerini yansıtarak şirketlerin gelecekteki potansiyelini ve tedarik zinciri ekosistemi içindeki liderliğini ortaya koyuyor. Bu iki unsur bir araya getirilerek tek bir bileşik puan oluşturuluyor.

Impact Supply Chain Programı

Impact Supply Chain programının son aşamasına giren Schneider Electric, bu dönemde insan yetkinliklerini daha da güçlendirmeye, dijital çözümler ile yapay zekânın benimsenmesini hızlandırmaya ve sadeleştirilmiş, bağlantılı, bölgesel açıdan dengeli operasyonlar yoluyla daha yüksek verimlilik, dayanıklılık ve müşteri değeri yaratmaya odaklanıyor. Şirket, bu adımlarla tedarik zinciri dönüşümünü daha geniş ölçekte yaygınlaştırmayı hedefliyor.

Program dört stratejik odak üzerine kuruluyor:

  • İnsan: Schneider Electric’in tedarik zinciri çalışanlarına her gün yenilik yapma ve müşteriler için olumlu etki yaratma gücü kazandırmak.
  • Gezegen: Schneider Electric’in sürdürülebilirlik taahhütlerini destekleyen, sorumlu ve net sıfıra hazır bir tedarik zincirini geliştirmek.
  • Müşteriler: Güçlü ve çevik bir tedarik zinciriyle sektör lideri kalite ve güvenilirlik sunmak.
  • Performans: İleri teknolojiler, sadeleştirilmiş süreçler, bölgeselleştirilmiş ekosistemler ve iş birliğine dayalı tasarım yoluyla operasyonel mükemmelliği güçlendirmek.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler