İnşa Eden Kadınlar, Sektörün Geleceği İçin Yeniden Bir Arada - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

İnşa Eden Kadınlar, Sektörün Geleceği İçin Yeniden Bir Arada

Yayınlandı

-

 

İnşaat, mimarlık ve mühendislik alanlarında kadınların deneyimlerini, başarılarını ve sektöre kattığı değeri görünür kılan “İnşa Eden Kadınlar Zirvesi”, 29 Eylül 2026’da İstanbul Finans Merkezi Ziraat Kuleleri Oditoryumu’nda gerçekleştirilecek. Sektör profesyonellerini bir araya getirecek zirvede; liderlik, eşit temsil, kariyer yolculukları ve sürdürülebilir kalkınmada kadınların rolü ele alınacak.

 

İnşaat sektöründe kadınların sahadaki uzmanlıklarından yönetim ve karar alma mekanizmalarındaki rollerine uzanan gelişim, sektörün dönüşümünde öne çıkan başlıklardan biri haline geliyor. Bu dönüşümü farklı deneyimler ve iyi uygulamalar üzerinden ele alan İnşa Eden Kadınlar Zirvesi, sektörün kadın profesyonellerini, akademisyenleri, sivil toplum kuruluşlarını ve genç yetenekleri bir araya getirerek deneyim paylaşımı, bilgi alışverişi ve yeni iş birlikleri için ortak bir platform sunacak.

Liderlik ve Eşit Temsil Gündemde

Zirvede, kadınların stratejik karar mekanizmalarındaki temsili, liderlik deneyimleri, fırsat eşitliği ve sürdürülebilir kalkınmaya katkıları farklı oturumlarda değerlendirilecek.

Program kapsamında “Kendi Yolunu Çizenler”, “Kadın Liderlerle Dönüşen Sektörler”, “İşin Cinsiyeti Olmaz, Ustası Olur” ve “Kadınlar için Değer Yaratanlar” başlıklı oturumlar gerçekleştirilecek. Katılımcılar, farklı kariyer hikayelerini dinlerken sektörde kapsayıcılığı ve fırsat eşitliğini destekleyen uygulama örneklerini de yakından tanıma fırsatı bulacak.

İnteraktif oturumların da yer alacağı zirve, deneyim paylaşımının yanı sıra özellikle genç profesyonellerin sektörün farklı alanlarındaki kariyer olanaklarını ve rol modellerini daha yakından tanımalarına zemin hazırlayacak.

Sektörün Önde Gelen Markalarından Destek

Turner Construction Company, SP Architects, Autodesk, Wilo Türkiye, Ziraat GYO, Altensis, Işık Landscape Global, Mozaik Design ve PETRA, İnşa Eden Kadınlar Zirvesi’nin sponsorları arasında yer alıyor.

İnşaat, mimarlık, mühendislik, teknoloji ve tasarım alanlarında faaliyet gösteren farklı kurumların desteğiyle gerçekleştirilecek zirve, sektörün farklı paydaşlarını aynı gündem etrafında buluşturacak.

 

Sosyal Faydaya da Katkı Sağlaması Hedefleniyor

Zirve, profesyonel gelişim ve sektör içi paylaşımın yanı sıra sosyal etki odağını da programına taşıyor. Etkinlik kapsamında Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV) ve Make-A-Wish Türkiye kurumlarını destekleyen projelere katkı sağlanacak.

29 Eylül 2026’da İstanbul Finans Merkezi Ziraat Kuleleri Oditoryumu’nda sektör profesyonellerini bir araya getirecek İnşa Eden Kadınlar Zirvesi’ne bu link üzerinden kayıt olunabiliyor.

 

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Yangın Kapıları Hayatta Kalma Oranını %85’e Yükseltiyor

Yayınlandı

-

 

 

Türkiye’de her yıl 30 binden fazla yangına müdahale edilirken, yangınlarda en büyük tehdit çoğu zaman alevler değil, saniyeler içinde yayılan duman oluyor. Ancak doğru tasarlanmış kapı sistemleri ve acil çıkış çözümleri, olası bir yangın anında dumanın yayılımını kontrol altına alarak tahliye süreçlerini hızlandırıyor ve can güvenliği açısından kritik bir rol üstleniyor. Nitekim Avrupa’da yapılan araştırmalar, standartlara uygun yangın kapılarının doğru şekilde uygulanması halinde hayat kurtarma oranının %85’e ulaştığını gösteriyor. 

ASSA ABLOY Güvenlik Çözümleri Satış Direktörü Ümit Parlatan, doğru seçilmiş kapı, geçiş ve erişim sistemlerinin can güvenliğini sağlamanın yanı sıra yapıların sürdürülebilirlik performansını güçlendirerek karbon ayak izini %10-20 oranında azalttığını vurguluyor.

 

Modern bina tasarımında yangın güvenliği, insan hayatını korumaya yönelik en kritik unsurların başında geliyor. Projelerin henüz tasarım aşamasında alınan kararlar ise yapıların tüm yaşam döngüsünü doğrudan etkiliyor. Bu nedenle doğru projelendirme ve ürün seçimi yalnızca teknik bir tercih olmanın ötesinde; güvenlik, maliyet ve sürdürülebilirlik açısından stratejik bir karar niteliği taşıyor.

Doğru tasarlanan yangın kapıları hayat kurtarıyor

Stratejik kararların önemini anlamak içinse yangın anındaki risklerin boyutuna bakmak yeterli oluyor. Örneğin, yalnızca 10 kilogram kağıt yandığında 10.000 m³’e kadar duman açığa çıkabiliyor. Bu tür senaryoda asıl tehlike çoğu zaman alev değil, hızla yayılan duman oluyor. Dumanın etkisi ise saniyeler içinde kendini gösteriyor. Üç dakikadan kısa bir sürede görme bozukluğu başlıyor ve bu durum paniğe yol açarak can kayıplarını artırıyor. Ancak doğru tasarlanmış yangın kapısı sistemleri ve acil çıkış çözümleri, olası bir yangın anında dumanın yayılımını kontrol altına alarak tahliye süreçlerini hızlandırıyor ve can güvenliği açısından kritik bir rol üstleniyor.

Avrupa’da yapılan araştırmalar, standartlara uygun yangın kapılarının doğru şekilde uygulanması halinde hayat kurtarma oranının yüzde 85’e kadar çıkabildiğini gösteriyor. Türkiye’de itfaiyenin yılda 30 binden fazla yangına müdahale ettiği göz önüne alındığında, proje aşamasında alınan her teknik kararın insan hayatı üzerinde doğrudan ve belirleyici bir etkisi olduğu daha net bir şekilde görülüyor.

Erişim çözümlerinde dünya lideri olan ASSA ABLOY, proje başlangıcında yapılan kapı, geçiş ve erişim kontrol sistemi seçiminin uzun vadeli etkilerine dikkat çekerek, yanlış ürün tercihlerinin hem operasyonel hem de finansal açıdan ciddi yükler oluşturabileceğini vurguluyor.

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan ASSA ABLOY Güvenlik Çözümleri Satış Direktörü Ümit Parlatan, doğru güvenlik ve verimlilik yatırımlarının işletmeler açısından ekonomik ve çevresel kazanımlar sağladığına dikkat çekerek şunları söyledi:

Doğru sistem seçimi bakım maliyetlerini %30-40 düşürüyor

“Sektör verileri, proje maliyetinin yalnızca %1- 2’si oranında yapılacak güvenlik ve verimlilik yatırımının, 20 yıl boyunca sürdürülebilir bir geri dönüş sağlayabileceğini ortaya koyuyor. Ayrıca işletme döneminde enerji ve bakım maliyetlerinin önemli bir kısmının erişim kontrol ve bina sistemlerinden kaynaklandığı düşünüldüğünde, entegre ve akıllı çözümlerin toplam sahip olma maliyetini ciddi ölçüde düşürdüğü görülüyor. Doğru seçilmiş sistemlerin bakım giderlerini ortalama %30-40 oranında azaltabilmesi de bu yaklaşımı destekliyor.

Yapıların karbon ayak izini %10-20 oranında azaltıyor

Sürdürülebilirlik perspektifinde ise enerji verimliliği yüksek, geri dönüştürülebilir malzemelerle üretilmiş ve düşük enerji tüketimine sahip sistemler giderek daha kritik hale geliyor. LEED ve BREEAM gibi uluslararası yeşil bina sertifikasyonlarının akıllı erişim ve güvenlik sistemlerini önemli bir kriter olarak değerlendirmesi, bu dönüşümün sektör genelinde kalıcı hale geldiğini gösteriyor. Yapıların karbon ayak izini %10-20 oranında azaltabilen teknolojiler, şirketlerin ESG hedeflerine ulaşmasında da önemli bir rol üstleniyor.

Biz de ASSA ABLOY olarak, yalnızca ürün sağlayan bir marka olmanın ötesine geçiyor, mimarlar ve proje ekiplerine henüz tasarım aşamasında ücretsiz spesifikasyon desteği sunuyoruz. Uzman ekiplerimiz, projelerin ihtiyaçlarına en uygun çözümlerin doğru şekilde belirlenmesine katkı sağlayarak hem güvenlik standartlarının yükseltilmesini hem de uzun vadeli maliyet optimizasyonunu destekliyor.”

Okumaya Devam Et

GENEL

Yangından Korunma Haftası’nda İşletmeleri Koruyan Sistemlerin 8 Kritik Faydası

Yayınlandı

-

 
Yangın anında hasarın boyutu, alevin ve dumanın yapı içinde ne kadar hızlı ve kontrollü yönetildiğiyle şekilleniyor. Çatıdaki duman tahliye kapakları dumanı dışarı atarken, duman perdeleri bu dumanı belirli hacimlerde tutuyor ve yangın perdeleri alevin bölümler arası geçişini sınırlandırıyor. Form Endüstri Tesisleri, Yangından Korunma Haftası kapsamında endüstriyel tesisleri ve işletmeleri yangın anında koruyan bu sistemlerin 8 kritik faydasını sıralıyor.
 
Yangın kaynaklı hasarın azaltılmasında, alevlerin kontrol altına alınmasının yanı sıra duman ve yüksek sıcaklıktaki zehirli gazların tahliye edilmesi, kurumun yapı içinde yayılmasının sınırlandırılması da kritik önem taşıyor. Endüstriyel tesisler, fabrikalar, depolar, AVM’ler, spor salonları ve büyük hacimli yapılarda kullanılan duman tahliye kapakları, duman perdeleri ve yangın perdeleri birbirini tamamlayan bir koruma zinciri oluşturuyor. Tahliye kapakları duman ve zehirli gazları çatı üzerinden boşaltırken, duman perdeleri dumanı belirli hacimlerde toplayarak tahliyeyi verimli hale getiriyor; yangın perdeleri ise alevin ve yüksek sıcaklığın yapı içinde ilerlemesini sınırlandırıyor. Form Endüstri Tesisleri, Yangından Korunma Haftası kapsamında doğru projelendirilmiş bu sistemlerin işletmelere sağladığı 8 temel faydaya dikkat çekiyor.
 
Üç Sistem Birlikte Projelendirildiğinde Koruma Seviyesi Yükseliyor
 
Yangın güvenliği çözümlerinde kullanılan her bir güvenlik elemanı, yangın hasarını azaltmada büyük rol oynuyor. Yüksek sıcaklığa dayanıklı teknik kumaştan üretilen duman perdeleri, yangın algılama sisteminden gelen sinyalle tavandan aşağı inerek dumanı belirli hacimlerde toplayan bir rezervuar oluşturuyor. EN 12101-1 standardına uygun biçimde üretilen bu perdeler, çatıdaki tahliye kapaklarının dumanı daha yoğun ve kontrollü biçimde dışarı atmasını sağlıyor. Yangın perdeleri ise çok katmanlı kumaş yapısıyla alev geçişini, ısı radyasyonunu ve ısı transferini sınırlandırarak yapı içinde bölümlendirme oluşturuyor. Üç sistemin aynı yangın senaryosu üzerinden birlikte tasarlanması, işletmeler için daha yüksek bir güvenlik seviyesi ortaya çıkarıyor.
 
Yangın Anında Koruma Sağlayan Sistemlerin 8 Temel Faydası
 
Duman tahliye kapakları, duman perdeleri ve yangın perdeleri, güvenli tahliyeyi desteklerken yangın sonrası oluşabilecek ikincil hasarların azaltılmasında da rol üstleniyor. Yapı tipi, hacim büyüklüğü, yangın senaryosu ve otomasyon entegrasyonuna göre projelendirilen sistemler, bina güvenliği ve iş sürekliliği açısından çok yönlü fayda sunuyor.

 

1. Yapı İçindeki Sıcaklık Yükünü Hafifletiyor: Yangın büyüdükçe yüksek sıcaklıktaki duman ve gazlar yükselerek çatı altında bir duman ve ısı katmanı meydana getirir. Bu katman, çelik konstrüksiyon üzerinde ciddi bir baskı yaratır. Çatıya konumlandırılan tahliye kapakları açıldığında bu katman dışarı yönlenir ve iç hacimdeki sıcaklık artışı yavaşlar. Taşıyıcı elemanların ve üretim makinelerinin yüksek sıcaklıkla temas süresi kısaldığında, yapının onarılabilir kalma ihtimali yükselir.
 
2. Alevin Bölümler Arası Geçişini Engelliyor: Yangın perdesi, algılama sisteminden gelen sinyalle tavandan inerek yangına dayanıklı bir bariyer meydana getirir. Çok katmanlı teknik kumaş yapısı alev geçişini, ısı radyasyonunu ve ısı transferini sınırlar Böylece yangının başladığı bölüm tesisin geri kalanından ayrılır ve komşu üretim hatlarına ulaşması geciktirilir.
 
3. Dumanı Belirli Hacimlerde Toplayarak Tahliyeyi Hızlandırıyor: Duman perdeleri, tavandan inerek dumanı sınırlı bir alanda tutan rezervuar oluşturur. Toplanan duman, çatıdaki kapaklara daha yoğun biçimde ulaştığı için tahliye hızı ve etkinliği yükselir. İki sistemin aynı senaryo üzerinden tasarlanması, tekil kullanıma kıyasla daha yüksek bir koruma seviyesi ortaya çıkarır.
 
4. Dumanı Kaynağına Yakın Bölgede Tutuyor: Duman, basınç farkı ve hava hareketiyle birlikte kısa sürede yan bölümlere, asma tavan boşluklarına ve raf aralarına ulaşabilir. Yangının hiç dokunmadığı bir depo bölümünde bile kurum tabakası ve kalıcı koku bu yolla oluşur. Perdeler ve tahliye kapakları birlikte çalışarak bu geçişin önüne geçmeye yardımcı olur.
 
5. Kaçış Güzergahlarında Görüşü Açık Tutuyor: Duman yoğunlaştığında acil çıkış tabelaları ve zemin işaretleri kısa sürede görünmez hale gelir. Sistemler tavan altı duman tabakasını yukarıda tutarak insan boyu seviyesinde temiz hava tabakasının korunmasına destek olur. Bu tabaka, hem çalışanların çıkışa ulaşmasını hem de ekiplerin içeri ilerlemesini kolaylaştırır.

 

6. Solunan Havadaki Zararlı Gaz Oranını Düşürüyor: Yanma sırasında ortaya çıkan karbonmonoksit ve diğer zehirli gazlar, kapalı hacimlerde birkaç dakika içinde kritik seviyeye ulaşabilir. Duman tahliyesi bu gazların ortamdan uzaklaştırılmasını sağlarken perdeler kaçış yollarına ulaşmasını sınırlandırır. Yoğun kullanımlı ve büyük hacimli tesislerde tahliyenin güvenli tamamlanması bu etkiye bağlıdır.
 
7. Müdahale Ekiplerine Zaman Kazandırıyor: İtfaiye ekiplerinin ilk hedefi yangının kaynağını bulmak ve söndürmeye oradan başlamaktır. Duman yoğunluğu azaldığında ve yangın belirli bir bölümde sınırlandığında ekipler kaynağa daha kısa sürede ulaşır. Kazanılan bu süre, yangının kontrol altına alınmasında belirleyici olur.
 
8. İkincil Hasarı ve Üretim Duruşunu Sınırlandırıyor: Yangın sonrası maliyetin önemli bir bölümü alevden ziyade dumanın bıraktığı kurum tabakası ve korozif kalıntılardan doğar. Elektrik panoları, kontrol kartları, üretim hatları ve depodaki ürünler bu kalıntıdan kalıcı biçimde etkilenebilir. Hasarın sınırlı bir bölgede kalması, temizlik ve onarım kapsamını daraltarak işletmenin üretime dönüş süresini kısaltır.

Okumaya Devam Et

GENEL

İzocam, Sürdürülebilirlikte Öncülüğünü İkinci Raporuyla Güçlendirdi

Yayınlandı

-

Türkiye yalıtım sektöründe sürdürülebilirlik raporu yayımlayan ilk şirket olan İzocam, ikinci Sürdürülebilirlik Raporu ile bu alandaki öncü konumunu bir kez daha pekiştirdi. Raporda şirketin çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) performansı, elde edilen gelişmeler ve gelecek dönem hedefleri şeffaf bir şekilde paylaşıldı.

Türkiye yalıtım sektörünün kurucusu ve lider markası İzocam, sürdürülebilirlik alanındaki öncü yaklaşımını ikinci Sürdürülebilirlik Raporu ile bir kez daha ortaya koydu. Global Reporting Initiative (GRI) standartları doğrultusunda hazırlanan rapor; şirketin çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) performansını, sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda kaydettiği ilerlemeyi ve gelecek dönem yol haritasını şeffaf bir şekilde paylaştı.

Sürdürülebilirliğin İzocam’da artık ayrı bir proje değil, tüm iş süreçlerinin temelini oluşturan bir yönetim anlayışı haline geldiğini belirten İzocam Genel Direktörü Kerem Kürklü, “Üretimden Ar-Ge’ye, tedarik zincirinden insan kaynaklarına, ürün geliştirmeden dijital dönüşüme kadar tüm süreçlerimizi sürdürülebilirlik bakış açısıyla yönetiyoruz. Türkiye yalıtım sektöründe sürdürülebilirlik raporu yayımlayan ilk şirket olarak hazırladığımız ikinci raporumuz ise yalnızca bir raporlama çalışması değil; sürdürülebilirlik alanındaki kararlılığımızın, şeffaflık anlayışımızın ve sürekli gelişim yaklaşımımızın somut bir göstergesidir.” diye konuştu.

2025 yılı sürdürülebilirlikte önemli adımların atıldığı bir dönem oldu

İzocam’ın ikinci Sürdürülebilirlik Raporu’nda, 2025 yılında sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda hayata geçirilen çalışmalar öne çıktı. Operasyonel verimliliği artırmaya yönelik yatırımlarını sürdüren şirket, üretim süreçlerinde gerçekleştirdiği iyileştirmelerle Kayseri tesisini sürdürülebilir üretim anlayışının örnek uygulama merkezlerinden biri haline getirdi. Üretim verimliliğini artıran, iş sağlığı ve güvenliği altyapısını uluslararası standartlar doğrultusunda güçlendiren ve kalite odaklı dönüşümü destekleyen çalışmalar öne çıktı. Bunun yanında ürünlerde Yaşam Döngüsü Analizi (LCA) ve Çevresel Ürün Beyanı (EPD) uygulamalarının yaygınlaştırılması, dijital dönüşüm projeleri ve çalışan gelişimine yönelik yatırımlar raporun öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.

Sürdürülebilirliği yalnızca üretim süreçleriyle sınırlı tutmayan İzocam; geliştirdiği ürünler, çalışanlarına yönelik uygulamalar ve toplumsal katkı projeleriyle bütüncül bir yaklaşım benimsiyor. Çalışan gelişimini destekleyen HYPE (Next Generation Program), liderlik akademileri ve wellbeing uygulamalarıyla insan odaklı dönüşümü güçlendiren şirket; İZODER’in enerji verimliliği seminerleri, İMSAD Sektör Buluşması ve Enerji Verimliliği Forumu gibi organizasyonlara verdiği desteklerle de sektörün sürdürülebilir dönüşümüne katkı sunuyor. Sosyal sorumluluk alanındaki çalışmalar kapsamında ise İzocam Yelken Takımı sponsorluğunu sürdüren şirket, 60’ıncı yılı dolayısıyla TEMA Vakfı aracılığıyla ve bayilerinin gönüllü desteğiyle hayata geçirilen “İzocam 60. Yıl Hatıra Ormanı” projesiyle sürdürülebilirlik anlayışını üretim faaliyetlerinin ötesine taşıyarak doğaya ve gelecek nesillere değer yaratma vizyonunu somut bir projeyle ortaya koydu.

2050 net sıfır hedefi doğrultusunda çalışmalar sürüyor

Sürdürülebilirlik stratejilerini karbon emisyonlarının azaltılması, su tüketiminin düşürülmesi ve döngüsel ekonominin yaygınlaştırılması olmak üzere üç temel öncelik üzerine inşa ettiklerini ifade eden Kerem Kürklü, “2050 yılına kadar net sıfır karbon emisyonuna ulaşmayı, 2030 yılına kadar su tüketimimizi yüzde 50 azaltmayı ve geri dönüştürülemeyen atık miktarını sıfıra indirmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda üretim süreçlerimizi sürekli geliştirirken, enerji verimliliğimizi artırıyor, yenilenebilir enerji kullanımını yaygınlaştırıyor ve döngüsel ekonomi yaklaşımını tüm operasyonlarımıza entegre ediyoruz. Dijitalleşme ve yapay zekâ yatırımlarımızı da yalnızca operasyonel verimlilik sağlayan teknolojiler olarak değil, çevresel etkimizi azaltan önemli dönüşüm araçları olarak değerlendiriyoruz” dedi.

İzocam olarak sürdürülebilirliği yalnızca geleceğe yönelik bir vizyon değil; her gün attıkları somut adımlarla değer yaratan, ölçülebilir ve hesap verebilir bir yönetim anlayışı olarak gördüklerini vurgulayan Kerem Kürklü, sözlerini şöyle tamamladı:

“Sürdürülebilirliği tüm faaliyetlerimizin merkezine yerleştirerek çevresel sorumluluk, ekonomik değer yaratma, enerji verimliliğini destekleme, ülkemizin enerji bağımsızlığına katkı sağlama ve toplumsal faydayı birlikte ele alıyoruz. Yenilikçi ürünlerimiz, verimli üretim anlayışımız, güçlü insan kaynağımız ve paydaşlarımızla geliştirdiğimiz uzun soluklu iş birlikleriyle, düşük karbonlu ekonomiye geçişe liderlik etmeyi ve geleceğin daha güvenli, daha verimli ve daha sürdürülebilir yapılarına değer katmayı kararlılıkla sürdüreceğiz.”

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye