Aluform Pekintaş: 30 Yıllık Deneyimle Sürdürülebilir Geleceğe Yatırım - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

RÖPORTAJ

Aluform Pekintaş: 30 Yıllık Deneyimle Sürdürülebilir Geleceğe Yatırım

Yayınlandı

-

Derya Kaya – Genel Müdür Yardımcısı


Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarından Pekintaş Grup’un bir üyesi olan ALUFORM PEKİNTAŞ, yüksek kaliteli sandwich panel üretimiyle sektörde 30 yılı geride bıraktı. Sürdürülebilir üretim anlayışı ve toplumsal sorumluluk projeleriyle geleceğe değer katmaya devam eden firma, yenilenebilir enerji yatırımları ve eğitim projeleriyle sektörde fark yaratıyor.

  • Soru: Aluform Pekintaş olarak sektördeki 30 yıllık tecrübenizi nasıl tanımlarsınız? Bugüne kadar elde ettiğiniz başarılar hakkında neler söylemek istersiniz?

Cevap: ALUFORM PEKİNTAŞ, 1996 yılında Alman sanayi devi VIAG ile birlikte kurulan ve 1998 yılından itibaren %100 Türk sermayesiyle faaliyet gösteren bir firmadır. Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarından Pekintaş Grup’un bir üyesi olarak, yüksek kaliteli poliüretan ve taş yünü dolgulu sandwich panellerin üretimini gerçekleştirmektedir. Ürünlerimiz, başta inşaat sektörü olmak üzere, hem yerel hem uluslararası pazarda sanayi yapıları, soğuk hava depoları, alışveriş merkezleri ve spor salonları gibi geniş çaplı binalarda kullanılmaktadır. ISO 9000:2000 kalite yönetim sistemi ile üretilen ürünlerimiz, yangın, hijyen ve izolasyon sertifikalarına sahiptir. Ulusal ve uluslararası pazarlarda sağlam ve uzun vadeli ilişkiler kurarak, 30 yıllık tecrübemizle birlikte sektördeki konumumuzu güçlendirmeye devam etmekteyiz.

  • Soru: Sürdürülebilir bir geleceğin sağlanmasında, üretim süreçlerinin ve ilgili hammadde/tedarik zinciri operasyonlarının tüm dünya ile koordineli bir şekilde yönetilmesi günümüzde çok daha önem arz eden bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla, Sürdürülebilirlik konusunda firmanızın Evrensel Yaklaşımını ve Kurumsal Stratejilerini bizimle paylaşabilir misiniz? Sürdürülebilir Dünya kapsamında özellikle odaklandığınız/hayata geçirdiğiniz Sosyal Sorumluluk Projeniz var mıdır, detaylarını öğrenebilir miyiz?

Cevap: ALUFORM PEKİNTAŞ, sürdürülebilir bir gelecek hedefiyle, üretim süreçlerini çevre dostu teknolojilerle şekillendirmeye ve enerji verimliliğini artırmaya öncelik vermektedir. Üretim hatlarımızda enerji verimliliği, atık yönetimi ve kaynakların etkin kullanımı gibi çevresel faktörlere büyük önem gösteriyoruz. Bu doğrultuda, grup şirketlerimizden SCHMID PEKİNTAŞ’ın fotovoltaik güneş paneli üretimi ve yenilenebilir enerji yatırımlarımız, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik alanındaki stratejilerimizin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Bu entegre yaklaşım, yalnızca üretim süreçlerimizi geliştirmekle kalmayıp, çevresel etkilerimizi de minimize ederek sektördeki sorumlu duruşumuzu güçlendirmektedir.

Sürdürülebilirlik vizyonumuz doğrultusunda, çevresel etkilerimizi azaltırken toplumsal sorumluluk projelerine de değer veriyoruz. Bu kapsamda sosyal sorumluluk projelerimizden biri olan; Düzce’de inşaatına başladığımız 24 derslikli Esin Olcay Anadolu Lisesi ve Spor Salonu projesiyle modern bir eğitim tesisi ve spor alanını ilimize kazandırmayı amaçlıyoruz. Gençlerimize daha donanımlı bir eğitim ortamı sunarken, “Dünya İnsanı Yetiştirme” ilkesiyle yola çıktık. Bu projeyle, ALUFORM PEKİNTAŞ olarak sadece bugünün değil, geleceğin de sürdürülebilirliğine katkı sağlamayı hedefliyoruz.

  • Soru: Aluform Pekintaş Test Laboratuvarı’nın TÜRKAK tarafından TS EN ISO/IEC 17025:2017 standardına akredite edilmesi ne anlama geliyor? Bu akreditasyonun önemi nedir?

Cevap: TÜRKAK tarafından verilen TS EN ISO/IEC 17025:2017 akreditasyonu, Aluform Pekintaş Test Laboratuvarı’nın uluslararası geçerliliğe sahip, yüksek kalite standartlarına uygun şekilde test ve kalibrasyon faaliyetleri yürüttüğünü gösterir. Bu akreditasyon, laboratuvarın doğru ve güvenilir test sonuçları verdiğini ve uluslararası test standartlarına uygun çalıştığını belgeleyen önemli bir sertifikadır. Bu akreditasyonun önemi, Aluform’un üretim süreçlerinde yüksek kalite kontrolünü sağlayarak müşteri memnuniyetini artırması ve ihracat pazarlarındaki güvenilirliğini pekiştirmesidir. Ayrıca, bu sertifika sayesinde şirket, uluslararası pazarlarda daha rekabetçi olma ve farklı sertifika gereksinimlerini karşılama konusunda avantaj sağlar.

  • Soru: Bu akreditasyon süreci nasıl gerçekleşti? Zorluklar ve süreçte elde edilen kazanımlar hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Cevap: Akreditasyon süreci, genellikle laboratuvarın mevcut altyapısının ve süreçlerinin detaylı bir şekilde incelenmesini içerir. Aluform’un bu süreci başarıyla tamamlaması için laboratuvarın çalışma prosedürlerinin, test ekipmanlarının ve personelinin uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi gerekmiştir. Süreç, titiz bir hazırlık, eğitim ve her sene denetim aşamalarını kapsar.

Zorluklar arasında, özellikle yeni standartlara uygun ekipmanların temin edilmesi ve çalışanların belirli test prosedürleri konusunda eğitilmesi yer alabilir. Ancak, bu süreçte elde edilen en büyük kazanım, laboratuvarın test süreçlerinin doğruluğunu ve güvenilirliğini uluslararası düzeyde onaylatmış olmasıdır. Ayrıca, bu akreditasyon sayesinde Aluform, dünya çapındaki pazarlarda kalite güvencesi sunarak rekabet avantajı elde etmiştir.

  • Soru: Türkiye’nin en donanımlı sandviç panel test laboratuvarı olarak hangi teknolojilere sahipsiniz? Laboratuvarınızda hangi tür testler yapılıyor?

Cevap: Aluform Pekintaş Test Laboratuvarı, Türkiye’deki en donanımlı sandviç panel test laboratuvarlarından biridir ve en ileri teknolojiye sahip test ekipmanlarına sahiptir. Bu ekipmanlar, sandviç panellerin dayanıklılığını, izolasyon özelliklerini, yangın güvenliğini ve diğer performans kriterlerini detaylı bir şekilde test etmeye olanak tanır.

Laboratuvarda yapılan başlıca testler şunlardır:

  • Yangın testleri: Sandviç panellerin yangına karşı dayanım sınıfları ölçülür.
  • Mekanik dayanım testleri: Panelin yapısal performansını değerlendirmek amacıyla basınç, çekme, eğilme ve kayma dayanımı testleri uygulanır; bu testlerle panelin taşıyıcı özellikleri ve deformasyona karşı direnci belirlenir.
  • Yoğunluk testi: Panel çekirdek malzemesinin birim hacim başına düşen kütlesi ölçülerek, homojenlik ve üretim tutarlılığı kontrol edilir.
  • Su emme testi: Panelin kapalı hücre yapısına sahip çekirdek malzemesinin su absorpsiyon oranı belirlenerek, nem ve suya karşı dayanımı ölçülür.
  • Renk tonu testi: Panellerin tek tipte ve tutarlı renk tonuna sahip olup olmadığı kontrol edilir.
  • Boyutsal testler: Panelin kalınlığı, genişliği ve uzunluğu gibi ölçüsel doğruluklar kontrol edilir.
  • Metal testleri: Yüzey saclarının kalite kontrolü kapsamında; Çekme testi ile mekanik dayanım, Parlaklık ölçümü ile yüzeyin yansıtma özellikleri, Boya kalınlığı ölçümü ile kaplama tutarlılığı, T-bend testi ile esneklik ve çatlama direnci, Darbe testi ile darbe dayanımı, Çökertme testi ile lokal deformasyon direnci belirlenir. Çözücülere direnç testi ile boya kaplamasının çözücülere karşı kimyasal direnci değerlendirilir.
  • Soru: Bu testlerin ve laboratuvarın, üretim süreçlerinize nasıl bir katkı sağladığını anlatabilir misiniz?

Cevap: Laboratuvarın yaptığı testler, Aluform’un üretim süreçlerini optimize etmeye ve ürün kalitesini sürekli iyileştirmeye katkı sağlar. Testler sayesinde, üretim esnasında kullanılan malzemelerin ve panellerin performansları önceden belirlenebilir. Bu da ürünlerin kalite kontrolünü sağlar ve olası hataların üretim aşamasında tespit edilmesini sağlar.

Ayrıca, laboratuvarın yüksek kaliteli test süreçleri, Ar-Ge faaliyetlerinin temelini oluşturur. Aluform, bu testlerle ürünlerini sürekli geliştirme imkânı bulur. Yeni ürün geliştirme aşamasında, test sonuçları, müşteri ihtiyaçlarına en uygun çözümleri sunmayı mümkün kılarak, pazar taleplerine hızlı bir şekilde cevap verme yeteneği kazandırır.

Bu testler aynı zamanda, şirketin uluslararası sertifikasyon gereksinimlerini yerine getirmesine, global pazarlarda kaliteyi garanti etmesine ve sektördeki liderliğini sürdürmesine katkı sağlamaktadır.

  • Soru: Bu testlerin ve laboratuvarın, üretim süreçlerinize nasıl bir katkı sağladığını anlatabilir misiniz?

Cevap: Aluform Pekintaş Test Laboratuvarı, üretim süreçlerine büyük katkı sağlamaktadır. Laboratuvarın gerçekleştirdiği testler, ürünlerin kalite kontrolünü ve performansını en üst düzeye çıkarmak için kritik öneme sahiptir. İşte bu testlerin ve laboratuvarın üretim süreçlerine sağladığı katkılar:

  1. Kalite Kontrol ve Güvence: Laboratuvarda yapılan yangın, izolasyon, mekanik dayanıklılık gibi testler, üretilen sandviç panellerin her türlü dış etkene karşı dayanıklı ve kaliteli olduğunu garanti eder. Bu, üretim sırasında hataların tespit edilmesine ve düzeltici önlemlerin alınmasına olanak sağlar. Kaliteyi her aşamada izlemek, nihai ürüne güven duyulmasını sağlar.
  2. Sürekli İyileştirme: Test sonuçları, üretim süreçlerinde iyileştirilmesi gereken alanları ortaya koyar. Örneğin, izolasyon özelliklerinde bir zayıflık tespit edilirse, üretim aşamasında kullanılan malzemeler ya da yöntemler gözden geçirilir ve iyileştirilir. Bu sayede ürünler sürekli olarak geliştirilir ve müşteri taleplerine daha iyi uyum sağlanır.
  3. Hızlı Prototip Geliştirme ve Uygulama: Yeni ürünlerin tasarım aşamasında, laboratuvarın test sonuçları, üretim ekiplerine ürünün nasıl davranacağına dair kritik bilgiler sunar. Bu sayede, daha hızlı bir prototip geliştirilmesi sağlanır ve pazara daha hızlı bir şekilde yeni ürün sunulabilir.
  4. Rekabet Avantajı: Uluslararası standartlarda yapılan testler, Aluform’a global pazarlarda rekabet avantajı sağlar. Bu testler sayesinde, ürünler uluslararası sertifikasyonları ve standartları karşılar, bu da şirketin yurtdışındaki müşteri kitlesine güven verir. Ayrıca, testler sayesinde şirket, ürünlerinin kalitesini sürekli olarak denetleyip iyileştirebilir, bu da daha güçlü bir marka imajı yaratır.
  5. Ar-Ge ve Yenilikçilik: Laboratuvarın test süreçleri, Ar-Ge çalışmalarına büyük katkı sağlar. Yeni malzeme ve teknolojilerin test edilmesi, Aluform’un yenilikçi çözümler geliştirmesine olanak tanır. Ürünlerin performansını iyileştirecek yenilikçi tasarımlar, bu testlerle doğrulanır ve uygulanabilir hale gelir.
  • Soru: • Türkiye’deki yerli üretim ve sanayiye katkılarınız hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Cevap: Aluform Pekintaş, Türkiye’nin köklü sanayi kuruluşlarından biri olarak, yerli üretim ve sanayiye önemli katkılarda bulunmaktadır. Şirketin Türkiye’deki sanayiye sağladığı katkılar şu şekilde sıralanabilir:

  1. Yerli Üretimi Destekleme: Aluform, 1996 yılında kurulmuş olup, 1998’den itibaren tamamen Türk sermayesi ile büyümesini sürdürmektedir. Bu durum, yerli üretimi destekleyen bir yaklaşımı simgeler. Şirket, sandviç panel gibi yüksek kaliteli inşaat malzemelerini yerli olarak üretmekte ve Türkiye’nin iç pazarındaki ihtiyaçları karşılamaktadır. Yabancı üreticilere olan bağımlılığı azaltarak, Türkiye’nin sanayi altyapısının güçlenmesine katkı sağlar.
  2. İstihdam Yaratma: Aluform, Düzce’deki modern üretim tesislerinde yüksek teknolojiye sahip makinelerle üretim yapmaktadır. Bu tesis, sadece yerli malzeme üretimine değil, aynı zamanda yerel ekonomiye de katkı sağlayarak, çok sayıda kişiye istihdam sağlamaktadır. Fabrikada çalışan mühendisler, teknikerler ve üretim personeli, yerli sanayinin büyümesine katkıda bulunan önemli aktörlerdir.
  3. Yüksek Teknoloji ve İnovasyon: Aluform, Türkiye’nin en modern ve hızlı üretim hattına sahip fabrikalarından birine sahip olup, üretim süreçlerinde ileri teknoloji kullanmaktadır. Bu teknoloji yatırımları, sadece Aluform’u değil, aynı zamanda Türk sanayisinin rekabet gücünü artıran bir etkiye sahiptir. Ayrıca, yenilikçi ürünler ve Ar-Ge faaliyetleri ile Türkiye’nin inşaat sektöründe daha ileri seviyelere ulaşmasına yardımcı olmaktadır.
  4. İhracat ve Döviz Kazancı: Aluform, yalnızca Türkiye pazarına değil, dünya çapındaki pazarlara da ürünlerini ihraç etmektedir. Avrupa başta olmak üzere, birçok ülkeye yapılan ihracatlar, Türkiye’nin döviz gelirlerini artırır. Bu durum, Türk sanayisinin küresel pazarda daha güçlü bir konumda olmasına katkı sağlamakta ve Türkiye’nin dış ticaret dengesine olumlu yansımaktadır.
  5. Yerli Malzeme İhtiyacını Karşılama: Aluform, Türkiye’deki inşaat sektörüne kaliteli yerli malzeme temin etmektedir. Sandviç panel üretimi, ülke genelinde birçok projede kullanılan bir malzeme haline gelmiş olup, yerli üretim sayesinde maliyetler düşürülmüş ve Türk inşaat sektörünün daha rekabetçi hale gelmesi sağlanmıştır. Bu da yerli üreticilerin daha düşük maliyetlerle kaliteli ürünler sunabilmesine olanak tanır.
  6. Sürdürülebilirlik ve Çevre Dostu Üretim: Aluform, çevre dostu üretim süreçlerine ve enerji verimliliği sağlanmasına büyük önem vermektedir. Bu yaklaşım, yalnızca şirketin kendi operasyonlarına değil, aynı zamanda Türkiye’nin sürdürülebilir sanayi hedeflerine de katkıda bulunmaktadır. Aluform’un yenilikçi ve çevreye duyarlı üretim anlayışı, sanayinin daha sürdürülebilir bir şekilde büyümesine yardımcı olmaktadır.

Sonuç olarak, Aluform Pekintaş, Türkiye’nin yerli üretimini destekleyen, inovasyona ve kaliteye odaklanan, yüksek teknolojiye sahip bir şirket olarak Türk sanayisine büyük katkılar sağlamaktadır. Yerli üretim, istihdam yaratma, ihracat ve çevre dostu uygulamaları ile Türkiye’nin sanayi sektörüne değerli bir katkı sunmaktadır.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

RÖPORTAJ

Depreme Karşı Akıllı Çözümler: Güvenli Yapılar İçin Entegre Cephe ve Yalıtım Sistemleri

Yayınlandı

-

İzotim Kurucusu ve CEO’su Salim Ünal


Türkiye’nin deprem gerçeği doğrultusunda geliştirilen hızlı, ekonomik ve yüksek performanslı cephe çözümleri; yapı güvenliğini yalnızca taşıyıcı sistemlerle sınırlamıyor, bütüncül mühendislik yaklaşımıyla dayanıklılığı ve uzun ömrü garanti altına alıyor.

1- Türkiye’nin deprem gerçeği göz önüne alındığında; mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi için geliştirdiğiniz ekonomik ve hızlı uygulanabilir çözümler var mı? Depreme dayanıklı yapı üretiminde ürünlerinizin sağladığı teknik üstünlükler nelerdir?

Türkiye gibi aktif fay hatları üzerinde yer alan bir ülkede deprem riskini yalnızca bir afet olarak değil, yapı güvenliği ve şehirleşme politikalarının temel bir unsuru olarak değerlendirmek gerekiyor. Çünkü aslında deprem değil, doğru tasarlanmamış ve doğru uygulanmamış yapılar can kaybına yol açıyor. Bu nedenle hem yeni yapı üretiminde hem de mevcut yapı stokunun güçlendirilmesinde doğru mühendislik çözümleri büyük önem taşıyor.

İzotim olarak özellikle cephe sistemleri ve yalıtım çözümlerini yalnızca estetik bir uygulama olarak değil, yapının güvenliği ve uzun vadeli performansının bir parçası olarak ele alıyoruz. Deprem güvenliği yalnızca taşıyıcı sistemlerle sınırlı değildir; cephe sistemleri gibi yapısal olmayan elemanlar da yapıların bütünsel güvenliğinde kritik bir rol oynar.

Uyguladığımız yüksek performanslı cephe ve yalıtım sistemleri; su, ısı ve yangın yalıtımı gibi kritik başlıkları birlikte ele alarak yapıların dayanıklılığını ve kullanım ömrünü artıran çözümler sunuyor. Aynı zamanda hızlı uygulanabilir sistemler sayesinde özellikle kentsel dönüşüm ve renovasyon projelerinde hem zaman hem maliyet açısından önemli avantajlar sağlanabiliyor.

Üretim ve uygulama süreçlerimizde TS 825 başta olmak üzere yürürlükteki enerji performansı ve yapı güvenliği mevzuatlarına uygun sistemler kullanıyor, uluslararası standartlara sahip malzemelerle çalışıyoruz. İzotim’i farklı kılan ise farklı cephe sistemlerinde edindiğimiz saha deneyimi sayesinde projelere yalnızca uygulama değil, mühendislik ve sistem seçimi konusunda da entegre çözümler sunabilmemizdir.

2- Kentsel dönüşüm sürecinde zaman ve maliyet optimizasyonu büyük önem taşıyor. Bu projelerde sağladığınız teknik ve ekonomik avantajlar nelerdir?

Kentsel dönüşüm projelerinde en kritik konuların başında zaman, maliyet ve uzun vadeli performans geliyor. Bu nedenle kullanılan cephe ve yalıtım sistemlerinin hem hızlı uygulanabilir olması hem de yapıların enerji verimliliğini artırması büyük önem taşıyor.

İzotim olarak uyguladığımız cephe ve yalıtım çözümleri, yapıların enerji performansını yükseltirken aynı zamanda uzun vadeli bakım ve işletme maliyetlerini de düşüren sistemlerden oluşuyor. Doğru tasarlanmış bir dış cephe yalıtımı ile bir yapıda yüzde 40 ile 60 arasında enerji tasarrufu sağlanabiliyor. Bu da kentsel dönüşüm projelerinde hem kullanıcı konforunu artıran hem de sürdürülebilir yapılaşmaya katkı sağlayan önemli bir avantaj sunuyor.Bu projelerde her türlü cephe sistemi uygulamasını gerçekleştiriyoruz. Uyguladığımız bu sistemler hem estetik hem de teknik performans açısından uzun ömürlü çözümler sunuyor.

Renovasyon ve güçlendirme projelerinde ise özellikle dış cephe yenileme ve yüksek performanslı yalıtım sistemleri öne çıkıyor. Çünkü mevcut yapıların enerji performansını artırmak ve yapı kabuğunu daha dayanıklı hale getirmek dönüşüm projelerinin en önemli hedeflerinden biri.

İzotim olarak farklı cephe sistemlerini aynı projede entegre şekilde uygulayabilmemiz de önemli bir avantaj sağlıyor. Cephenin tek bir teknik sorumlusu olması, uygulama süresini kısaltırken proje koordinasyonunu kolaylaştırıyor ve uzun vadeli performansı güvence altına alıyor.

3- Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik kriterleri artık dönüşüm projelerinde zorunlu hale geliyor. Bu kapsamda çevreci ürünlerinizden bahsedebilir misiniz?

Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik artık yapı sektörünün en önemli gündemlerinden biri. Bugün binalar küresel enerji tüketiminin önemli bir bölümünü oluşturuyor ve bu nedenle yapı kabuğunun performansı her zamankinden daha kritik hale geliyor.

İzotim olarak cephe sistemlerini yalnızca mimari bir unsur değil, aynı zamanda yapının enerji tüketimini ve çevresel etkisini belirleyen bir mühendislik bileşeni olarak görüyoruz. Doğru tasarlanmış cephe ve yalıtım sistemleri, binaların ısıtma ve soğutma ihtiyacını azaltarak enerji tüketimini ve karbon salımını önemli ölçüde düşürebiliyor.

Bu yaklaşımın sahadaki örneklerini de görüyoruz. Örneğin Ayşe Sultan Evleri projesinde uygulanan enerji verimli cephe ve yalıtım çözümleri sayesinde yapıların enerji performansı önemli ölçüde iyileştirildi ve A sınıfı enerji kimlik belgesi aldı. Bu tür projeler kentsel dönüşümün yalnızca fiziksel yenilenme değil, aynı zamanda çevresel açıdan daha sürdürülebilir yaşam alanları oluşturma fırsatı sunduğunu gösteriyor.

Enerji verimliliği yüksek cephe sistemleri aynı zamanda yeşil bina sertifikasyon süreçlerine katkı sağlayabilecek teknik altyapıyı da destekliyor. Biz de İzotim olarak sürdürülebilirliği yapı tasarımından uygulama sürecine kadar bütüncül bir yaklaşım olarak ele alıyoruz.

4- 2030 ve sonrası için deprem güvenliği ve kentsel dönüşüm perspektifinde sektörün evrimini nasıl öngörüyorsunuz?

2030 ve sonrasına baktığımızda inşaat sektörünün üç temel eksen etrafında dönüşeceğini düşünüyorum: deprem güvenliği, enerji verimliliği ve sürdürülebilir şehirleşme.

Türkiye’de kentsel dönüşüm sürecinin önümüzdeki yıllarda daha da hızlanacağını ve yalnızca yeni bina üretimine değil, mevcut yapı stokunun güçlendirilmesine daha fazla odaklanacağını öngörüyorum. Bu süreçte yapıların yalnızca taşıyıcı sistemleri değil, cephe sistemleri ve diğer yapısal olmayan elemanlarının da bütüncül bir güvenlik anlayışıyla ele alınması gerekecek.

Diğer taraftan enerji verimliliği ve karbon azaltımı da sektörün dönüşümünü belirleyen önemli başlıklardan biri olacak. Cephe sistemleri artık yalnızca estetik bir unsur değil; enerji performansını artıran, iklim hedeflerine katkı sağlayan mühendislik çözümleri haline geliyor.

Gelecekte şehirlerin daha dayanıklı, enerji verimli ve sürdürülebilir yapı teknolojileriyle şekilleneceğini düşünüyorum. İzotim olarak biz de geliştirdiğimiz yüksek performanslı cephe ve yalıtım çözümleriyle daha güvenli ve sürdürülebilir şehirlerin oluşmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz.

5- Son olarak iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?

Türkiye’de güvenli ve sürdürülebilir yapı üretimi artık bir tercih değil zorunluluk. Deprem gerçeğini göz ardı etmeden, enerji verimliliğini merkeze alan ve uzun ömürlü yapı çözümleri geliştirmek sektörün ortak sorumluluğu.

İzotim olarak 25 yılı aşkın süredir cephe sistemleri ve yalıtım alanında edindiğimiz deneyimle, yalnızca uygulama yapan bir firma değil; projelere mühendislik bakış açısıyla değer katan bir çözüm ortağı olmayı hedefliyoruz. Amacımız, estetik, güvenlik ve sürdürülebilirliği bir araya getiren cephe çözümleriyle daha dayanıklı ve yaşanabilir şehirlerin oluşmasına katkı sağlamak.

Okumaya Devam Et

RÖPORTAJ

Depreme Dayanıklı ve Bütüncül Yalıtım Çözümleriyle Güvenli Yapılar

Yayınlandı

-

Tolga Ceylan Satış ve Pazarlama Müdürü


Bonus Yalıtım, ısı, su, ses ve yangın yalıtımında geliştirdiği yüksek performanslı çözümlerle Türkiye’deki yapıların güvenliğini ve uzun ömürlülüğünü artırıyor. Kentsel dönüşüm ve güçlendirme projelerinde uygulama kolaylığı, maliyet optimizasyonu ve teknik üstünlük sağlayan sistemleriyle yapıları deprem ve çevresel etkilere karşı koruyor.

Türkiye’nin deprem gerçeği doğrultusunda yapı güçlendirme için ekonomik ve hızlı çözümleriniz nelerdir? Depreme dayanıklı yapılarda ürünlerinizin teknik avantajları, fark yaratan özellikleri ve sahip olduğunuz ulusal/uluslararası standartlar ile sertifikalar hakkında bilgi verebilir misiniz?

Türkiye’nin deprem gerçeği, yapı güvenliğinin yalnızca taşıyıcı sistem tasarımıyla ele alınamayacağını açıkça göstermektedir. Güvenli ve uzun ömürlü yapılar için, yapının tüm bileşenlerini kapsayan bütüncül bir performans yaklaşımı şarttır. Bu bütün içinde su yalıtımı, yapı güvenliği açısından ayrı ve kritik bir yerde durmaktadır. Su yalıtımı yalnızca konfor sağlayan bir uygulama değil; yapının dayanımını, hizmet ömrünü ve deprem karşısındaki performansını doğrudan etkileyen temel bir güvenlik unsurudur. 

Yağmur, kar, yer altı suları, zemin rutubeti ve ıslak hacimlerden kaynaklanan sızıntılar, zamanla betonarme elemanlara ve donatıya ulaşarak korozyona yol açar. Bu süreç, taşıyıcı sistemin dayanımını zayıflatır; üstelik çoğu zaman hasar ilk aşamada fark edilmez. Sonuçları ortaya çıktığında ise yapısal risk çok daha ağır hale gelmiş olur. Çünkü bir kez başlayan korozyon süreci, çoğu durumda geri döndürülemez bir zayıflamaya dönüşmektedir. Oysa su yalıtımının toplam inşaat maliyetleri içindeki payı ortalama yalnızca %2-4 seviyesindedir. Buna karşın, su yalıtımının ihmal edilmesinin bedeli; deprem gibi afetler karşısında ortaya çıkabilecek maddi kayıpların çok ötesine geçerek, telafisi güç manevi sonuçlara da yol açabilmektedir.

2025 itibarıyla kentsel dönüşüm kapsamında dönüştürülen bağımsız bölüm sayısının yaklaşık 2,4 milyona ulaşması önemli bir eşiktir. Ancak toplam yapı stoku dikkate alındığında, hala çok sayıda yapının risk taşıdığı açıktır. Bu tablo, yalnızca yıkıp yeniden yapmanın yeterli olmadığını; mevcut yapıların da performans odaklı biçimde güçlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Bonus Yalıtım olarak “Dört Hayati Yalıtım” anlayışımızla; ısı, su, ses ve yangın yalıtımı alanlarında geliştirdiğimiz yenilikçi ürünlerle yapıların güvenliğine, dayanıklılığına ve hizmet ömrüne katkı sağlıyoruz. Membran ürünlerimizle yapıları suyun ve nemin yıpratıcı etkilerine karşı korurken, XPS ürünlerimizle yüksek ısı yalıtımı ve dayanım sağlayarak enerji verimliliğini destekliyor, taş yünü çözümlerimizle ise ses ve yangın güvenliği açısından yapılara çok yönlü koruma sunuyoruz. Böylece farklı ihtiyaçlara cevap veren ürün gruplarımızla projelere yüksek performanslı, bütüncül yalıtım çözümleri kazandırıyoruz.

Kentsel dönüşüm projelerinde zaman ve maliyet açısından sunduğunuz teknik ve ekonomik avantajlar nelerdir? Bu süreçte en çok tercih edilen ve özellikle renovasyon/güçlendirme projelerinde öne çıkan ürün gruplarınız hangileridir?

Belirtmiş olduğunuz gibi kentsel dönüşüm projelerinde en kritik başlıklardan biri, kuşkusuz zaman, maliyet ve performans dengesinin doğru kurulmasıdır. Biz Bonus Yalıtım olarak bu sürece yalnızca bir ürün tedariki perspektifiyle değil, uygulama verimliliği ve yapı güvenliği açısından da yaklaşıyoruz. Geliştirdiğimiz yüksek performanslı çözümlerle projelere hem teknik hem de ekonomik anlamda önemli avantajlar sağlıyoruz. Burada temel yaklaşımımız, uygulama süreçlerini mümkün olduğunca sadeleştiren, iş kalemlerini azaltan, sahada zaman kazandıran ve yapının uzun vadeli performansını güvence altına alan sistemler sunmak.

Konumuz kentsel dönüşüm olduğu için öncelikli olarak su yalıtımına değinmek istiyorum. Su yalıtımı tarafında geliştirdiğimiz Bonus Proof membran, kentsel dönüşüm projelerinde bu yaklaşımın en güçlü örneklerinden biri. Çünkü temel ve perde duvar su yalıtımında geleneksel uygulamalarda ihtiyaç duyulan birçok ek iş kalemini ortadan kaldırıyor. Klasik sistemlerde iki kat membran, astar, geotekstil keçe, koruma betonu, ekstra hafriyat ve dolgu gibi uygulamalar sürecin bir parçasıyken, Bonus Proof tek kat uygulama imkanıyla çok daha sade ve kontrollü bir çözüm sunuyor. Astar gerektirmemesi, geotekstil keçe ve koruma betonu ihtiyacını ortadan kaldırması, metrekare kaybını önlemesi ve hafriyat ihtiyacını azaltması; hem uygulama süresini kısaltıyor hem de toplam proje maliyetinde ciddi bir optimizasyon sağlıyor.

Teknik açıdan bakıldığında da Bonus Proof yalnızca bir su yalıtım ürünü değil, aynı zamanda uygulama güvenliğini artıran yeni nesil bir sistemdir. Polyester keçe taşıyıcılı yapısı, elastomerik SBS katkılı bitümlü formülasyonu, özel kumlu yüzeyi sayesinde betona tam yapışma sağlaması, düşük sıcaklıklarda esnekliğini koruması ve kendinden yapışkanlı ek yeri özelliğiyle sahada hem hız hem de dayanım avantajı sunuyor. Ayrıca olası bir hasar durumunda suyun membran altında ilerlemesini engelleyerek kaçak noktasının kolay tespit edilmesine ve noktasal müdahaleye imkan tanıması, özellikle teknik ekipler ve uygulamacılar açısından çok önemli bir avantaj oluşturuyor. 

Ekonomik açıdan da benzer bir tablo var. Proof tipi membranlar ilk bakışta klasik ürünlere göre daha yüksek maliyetli gibi algılanabiliyor. Ancak yalnızca ürün birim fiyatına bakmak yanıltıcı olur. Uygulama süreci boyunca ortadan kaldırdığı ek malzemeler, azalttığı işçilik, kısalttığı şantiye süresi ve sağladığı uzun vadeli performans birlikte değerlendirildiğinde, proje genelinde çok daha avantajlı bir çözüm sunduğu net biçimde görülüyor. Kentsel dönüşüm projelerinde karar vericiler açısından önemli olan da tam olarak bu: İlk yatırım maliyetinden çok toplam proje maliyetini ve sürdürülebilir performansı doğru yönetebilmek.

Kentsel dönüşümde asıl mesele yalnızca binaları yenilemek değil, onları daha güvenli, daha verimli ve daha yaşanabilir hale getirmektir. Bu nedenle su yalıtımı kadar ısı, yangın ve ses yalıtımı da proje kalitesini doğrudan belirleyen temel unsurlar arasında yer alır. Gerçek anlamda güvenli ve nitelikli yapılar, ancak bu dört yalıtım alanının birlikte ele alınmasıyla mümkün olur.

Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik kriterleri artık dönüşüm projelerinde zorunlu hale geliyor. Bu kapsamda çevreci ve düşük karbon ayak izine sahip ürünlerinizden bahsedebilir misiniz?

Yeşil bina sertifikasyon süreçlerine (LEED, BREEAM vb.) katkı sağlayan ürünleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik, bugün kentsel dönüşüm projelerinde artık tamamlayıcı değil, doğrudan belirleyici kriterler haline geldi. Biz Bonus Yalıtım olarak bu sürece yalnızca bugünün ihtiyaçları açısından değil, yapının tüm yaşam döngüsü boyunca göstereceği performans açısından bakıyoruz. Bu nedenle ürün geliştirme yaklaşımımızda enerji verimliliği, dayanıklılık, uzun ömür, kaynakların verimli kullanımı ve uygulama verimliliğini birlikte ele alıyoruz.

Bonus markası altında XPS, membran ve taş yünü ürün gruplarında, farklı kullanım alanlarına ve performans beklentilerine cevap veren geniş bir çözüm yelpazesi sunuyoruz. Çünkü biz yapıyı temelden çatıya kadar bir bütün olarak değerlendiriyor; enerji verimliliği, yangın güvenliği, suya karşı dayanım ve kullanıcı konforunu aynı sistem yaklaşımı içinde ele alıyoruz. Enerji verimliliği tarafında özellikle XPS ürünlerimiz, düşük ısı iletkenlik katsayısı, düşük su emme oranı ve yüksek basma dayanımıyla temel, perde ve teras çatı uygulamalarında güçlü çözümler sunuyor. Taş yünü ürünlerimiz ise cephe ve çatı sistemlerinde ısı yalıtımının yanı sıra ses konforu ve yangın güvenliğini bir arada sağlayarak çok yönlü bir performans ortaya koyuyor. Membran ürünlerimizle de su ve nem kontrolünü doğru kurgulayarak yalıtım sisteminin uzun vadeli performansını koruyoruz. Bizim için önemli olan yalnızca tek tek ürünler değil; doğru detay, doğru ürün ve doğru uygulamayla yapının kabuğunu en verimli şekilde oluşturmaktır.

Bugün enerji verimliliği hedefleri, yalnızca piyasa beklentileriyle değil, mevzuat ve dönüşen yapı standartlarıyla da daha güçlü biçimde tanımlanıyor. TS 825 ile birlikte yapı kabuğunda daha yüksek ısı yalıtım performansı öne çıkarken, neredeyse sıfır enerjili bina yaklaşımı da binaların daha düşük enerji tüketimiyle tasarlanmasını zorunlu hale getiriyor. TS 825 ve nSEB yaklaşımı, LEED ve BREEAM gibi sistemlerin önem verdiği enerji performansı, yapı kabuğu verimliliği, dayanıklılık ve kullanıcı konforu kriterlerine güçlü bir zemin hazırlıyor. Biz de ürün ve sistem çözümlerimizi bu dönüşümün gerekliliklerine uyum sağlayacak şekilde geliştiriyoruz.

Sürdürülebilirlik tarafında konuyu yalnızca ürün performansı ile sınırlı görmüyor; üretim süreçlerinden yapının kullanım ömrü boyunca sağlanan katkıya kadar bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz. Uzun ömürlü ve performansını yıllar içinde koruyan ürünler geliştirirken, üretimde enerji verimliliği, atık yönetimi ve karbon ayak izini azaltmaya yönelik yatırımlara odaklanıyoruz. Tesislerimizde gerçekleştirilen temiz enerji yatırımları sayesinde karbon salınımının azaltılmasına katkı sağlarken, ürünlerimizin çevresel etkilerini şeffaf biçimde ortaya koyan EPD belgeleri ile uluslararası çevresel performans kriterlerine uyumumuzu destekliyoruz. Ayrıca taş yünü ürünlerimizin üretiminde kullanılan liflerin EUCEB sertifikasına sahip olması, insan sağlığı ve çevre açısından güvenli bir üretim yaklaşımı benimsediğimizi gösteriyor. Bizim için yeşil dönüşüm yalnızca çevreci bir söylem değil; ölçülen, yönetilen ve uzun vadede rekabet avantajı yaratan stratejik bir dönüşüm alanıdır.

 2030 ve sonrası için deprem güvenliği ve kentsel dönüşüm perspektifinde sektörün evrimini nasıl öngörüyorsunuz?

2030 ve sonrasında deprem güvenliği ile kentsel dönüşümün, yalnızca eski yapıları yenilemeye odaklanan bir anlayıştan çıkıp; risk önceliklendirmesi, performans odaklı güçlendirme, enerji verimliliği ve yaşam döngüsü yaklaşımını birlikte içeren daha bütüncül bir modele evrileceğini öngörüyoruz. Türkiye’de deprem riskinin azaltılmasına yönelik resmi stratejiler de yapı güvenliğinin artırılması ve dönüşümün hızlandırılmasını temel öncelikler arasında tanımlıyor. Bunun yanında, TS 825’te yapılan güncellemeler ve neredeyse sıfır enerjili bina yaklaşımı, yeni dönemde enerji performansını da dönüşüm projelerinin ayrılmaz bir parçası haline getiriyor. Denetim mekanizmalarının etkin işletilmesi ve yönetmeliklerin doğru uygulanması halinde, bugün inşa edilen yapıların gerçek performansı önümüzdeki yıllarda çok daha net biçimde ortaya çıkacaktır. Bu nedenle gelecekte sektörün yönünü; daha dayanıklı, daha düşük enerji tüketen, daha uzun ömürlü ve toplam kullanım maliyeti daha iyi yönetilen yapılar belirleyecek. Biz Bonus Yalıtım olarak bu dönüşümde su, ısı, ses ve yangın yalıtımının birbirinden ayrı değil, yapının güvenliğini ve performansını birlikte şekillendiren temel unsurlar olduğuna inanıyoruz.

 Son olarak, iletmek istediğiniz ve ya özellikle altını çizmek istediğiniz bir mesajınız ya da yakın döneme ilişkin önemli bir duyurunuz var mı?

Son olarak şunu özellikle vurgulamak isteriz ki, Bonus Yalıtım olarak yapı güvenliğini, enerji verimliliğini ve sürdürülebilirliği birbirinden bağımsız başlıklar olarak değil, aynı bütünün ayrılmaz parçaları olarak görüyoruz. Bugün güven, kalite ve sürdürülebilirlik odağımızla güçlü bir marka konumundayız; ancak mevcut seviyemizi yeterli görmek yerine, üretim gücümüzü, yetkinliğimizi, kabiliyetimizi ve altyapımızı her geçen gün daha ileri taşımaya odaklanıyoruz. Isı, su, ses ve yangın yalıtımı alanlarında geliştirdiğimiz çözümlerle yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap vermeyi değil, geleceğin daha güvenli, daha verimli ve daha dayanıklı yapılarını desteklemeyi hedefliyoruz. Temiz enerji kullanımı, verimlilik, kurumsallaşma ve insan odaklı yaklaşımımız da bu yolculuğun temel yapı taşlarını oluşturuyor. Bizim için asıl önemli olan, sadece büyümek değil; sektörde güven oluşturan, kalıcı değer üreten ve dönüşüme yön veren bir marka olarak ilerlemeyi sürdürmektir.

Okumaya Devam Et

RÖPORTAJ

Koramic Yapı Kimyasalları, İzmir Torbalı Üretim Tesisiyle Gücüne Güç Katıyor

Yayınlandı

-


Zorlu küresel koşullara rağmen Türkiye’ye yatırım yapmaya devam eden Koramic, Nisan ayında faaliyete geçecek Torbalı tesisiyle üretim kapasitesini ve hizmet hızını artırıyor; Ege Bölgesi ve ihracat pazarlarında stratejik bir güç kazanıyor.

  1. Türkiye’nin deprem gerçeği göz önüne alındığında; mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi için geliştirdiğiniz ekonomik ve hızlı uygulanabilir çözümler var mı?

Ülkemizde depreme dayanıklı olmayan bina sayısının oldukça fazla olduğunu söyleyebiliriz. Depreme dayanıklı olmayan bu yapıları tümüyle yıkıp, yenisini yapmak ise ekonomik ve sosyal açıdan birçok zorluklar barındırıyor. Bu sebeple, başta Marmara’daki mevcut yapı stokumuzu “kesinlikle yenilenmesi” veya “güçlendirilmesi” gerekenler şeklinde sınıflandırarak, projelendirerek vakit kaybetmeden harekete geçmemiz gerekmektedir. Geleneksel betonarme güçlendirme yöntemleri genellikle uzun süren ve ek yük getiren uygulamalar gerektirirken, yapı güçlendirme sistemleri hızlı uygulanabilirliği, düşük maliyeti ve yüksek mukavemeti ile öne çıkmaktadır. Buradan hareketle, 2024 yılının son çeyreğinde, yapı güvenliğini artırmak ve depreme karşı direncini yükseltmek adına PETRIFIT markasıyla yeni nesil güçlendirme ürünlerini pazara sunduk. Özellikle deprem riski taşıyan bölgelerde yapı güvenliğinin her zamankinden daha önemli hale gelmesiyle birlikte, Karbon Fiber Takviyeli Polimer (CFRP) ve epoksi enjeksiyon reçine kullanan sistemlerimiz ile sektöre yenilikçi ve etkili çözümler sunmaktayız.

  1. Depreme dayanıklı yapı üretiminde ürünlerinizin sağladığı teknik üstünlükler nelerdir? Nasıl bir fark oluşturuyorsunuz?

Koramic Yapı Kimyasalları olarak, farkımızı nitelikli ürünler üretmenin yanında, bütüncül bakış açısıyla çözümler ortaya koymak ve böylelikle paydaşlarımıza değer yaratmak şeklinde özetleyebilirim. 

PetriFit Karbon Fiber Takviyeli Polimer (CFRP) sistemleri, özellikle deprem riskine karşı yapıların güçlendirilmesinde son yıllarda inşaat mühendisliğinde sıkça tercih edilen bir çözüm haline gelmiştir. PetriFit ürün grubumuzla, yapı güçlendirme konusunda, doğru projelendirme, standartlara uygun ürün seçimi ve nitelikli uygulama gibi unsurların önemine dikkat çekerek, gelecekte daha güvenli ve depreme dayanıklı şehirlerimizin oluşturulmasına katkı sağlayacağımızı ümit ediyoruz. 

Depremler, yapı ve zemin niteliklerine bağlı olarak zararlarını arttırırlar. Yapıyı oluşturan temel malzemeler ne olursa olsun, onların ömrünü ve davranışlarını iyileştirmek için dış etkilerden korumamız gerekmektedir. Bu etkilerin en başında gelen su, yapı malzemelerinin performansını dolayısıyla da ömrünü olumsuz etkiler. Özellikle temel, perde ve teras-çatılarda, suyun yapıya ve taşıyıcı sisteme girmesini ve olası etkilerini önlemek, betonun performansını korumak, içindeki donatının paslanması ve kesit kaybetmesini engellemek demektir. Bu etki ise, deprem anında oluşan gerilmelere karşı yapı elemanlarının dirençli olmalarını sağlayacaktır. Bunun için, proje detaylarına göre, ilgili standart ve yönetmeliklerde belirtilen performans değerlerine sahip, doğru su yalıtımı ürünün seçilmesi oldukça önemlidir. 

Özetle, yeni yapılarda genel olarak 4 başlığa dikkat etmemiz gerekmektedir. 

  • Zemin etüdü ve projelendirme
  • Her aşamada, özellikle de yalıtım proje detaylarında doğru ve kaliteli ürünlerin tercih edilmesi
  • Nitelikli uygulama
  • Etkin denetim ve kontrol mekanizması
  1. Ulusal ve uluslararası hangi standartlara uygun üretim yapıyorsunuz? Sahip olduğunuz sertifikalar hakkında da bilgi alabilir miyiz?

Üretim süreçlerimizi hem ulusal hem de uluslararası kalite standartlarına uygun şekilde yürütmeye büyük önem veriyoruz. Üretim faaliyetlerimizde kalite sürekliliğini sağlamak, çevreye duyarlı üretim yapmak ve müşteri memnuniyetini en üst seviyede tutmak temel önceliklerimiz arasında yer almaktadır.

Bu kapsamda üretim süreçlerimiz; ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi başta olmak üzere uluslararası yönetim sistemleri standartlarına uygun şekilde yürütülmektedir. Ayrıca çevre ve sürdürülebilirlik konularında da gerekli yasal mevzuatlara ve uluslararası normlara uyum sağlayarak üretim faaliyetlerimizi gerçekleştirmekteyiz. 

Sahip olduğumuz ürün belgelerini ise TSE, CE ve ETA olarak özetleyebiliriz. Ürünlerimiz, yapı kimyasalları sektöründe geçerli olan başta TS ve EN standartlarına uygun olarak geliştirilmekte ve üretilmektedir. Bu sayede hem yurt içi, hem de uluslararası pazarlarda güvenle kullanılan yüksek kalite ve performans seviyesine ulaşılmaktadır. 

Kalite yönetimi, çevre duyarlılığı ve iş sağlığı–güvenliği konularını bütüncül bir sistem içinde ele alıyor; üretimden Ar-Ge’ye kadar tüm süreçlerde sürekli iyileştirme yaklaşımıyla hareket ediyoruz. Bu yaklaşım sayesinde hem ürün kalitesini, hem de sürdürülebilir üretim anlayışını sürekli geliştirmeyi hedefliyoruz.

  1. Kentsel dönüşüm sürecinde zaman ve maliyet optimizasyonu büyük önem taşıyor. Kentsel dönüşüm projelerinde yüksek performanslı ürünlerinizle sağladığınız teknik ve ekonomik avantajlar nelerdir? Bu projelerde en çok tercih edilen ürün gruplarınız hangileridir? Özellikle renovasyon ve güçlendirme projelerinde öne çıkan ürünleriniz hangileridir?

Kentsel dönüşüm projelerinde en kritik konuların başında zaman yönetimi, maliyet optimizasyonu ve yüksek dayanım gelmektedir. Bu noktada geliştirdiğimiz nitelikli yapı kimyasalları; yüksek aderans ve mukavemet ile hızlı priz alma özellikleri sayesinde uygulama süreleri kısalmakta ve işçilik maliyetleri önemli ölçüde azaltılmaktadır. Aynı zamanda uzun ömürlü çözümler sağlayan sistemlerimiz, yapıların bakım maliyetlerini de düşürmektedir. 

Kentsel dönüşüm projelerinde en çok tercih edilen ürün gruplarımız arasında; tamir ve güçlendirme harçları, su yalıtım ürünleri, yapıştırıcılar, derz dolgular yer almaktadır. Bu ürünler hem yeni yapı üretiminde hem de mevcut yapıların renovasyonunda etkin çözümler sunmaktadır.

Özellikle yapısal güçlendirme projelerinde öne çıkan çözümlerimiz arasında ise PETRIFIT karbon fiber güçlendirme sistemleri, yapısal tamir harçları ve ankraj ürünlerimiz bulunmaktadır. 

  1. Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik kriterleri artık dönüşüm projelerinde zorunlu hale geliyor. Bu kapsamda çevreci ve düşük karbon ayak izine sahip ürünlerinizden bahsedebilir misiniz? Yeşil bina sertifikasyon süreçlerine (LEED, BREEAM vb.) katkı sağlayan ürünleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ve iklim hedefleri, yapı kimyasalları sektöründe yenilikçi çözümler geliştirmek için önemli fırsatlar sunmaktadır. Bu doğrultuda çevre dostu ürünlere ve sürdürülebilir üretim süreçlerine odaklanırken, lojistikte karbon salınımını azaltmak amacıyla optimizasyon projeleri planlıyoruz. 2030’a kadar karbon emisyon değerlerimizin önemli ölçüde düşürülmesi ve 2050’de net sıfır emisyona ulaşılması uzun vadeli çevresel planlarımız arasında. Bu çerçevede, ürünlere ait etiket ve sertifikasyonların yapılması, kullanılan ambalajların ve hammaddelerin belirlenen kriterlere göre seçilmesi gibi kritik konu başlıkları var. Özellikle ihracat pazarlarında rekabet avantajı yakalamak adına üretim, tedarik zinciri alanlarında yatırımlarımızı şimdiden planlıyoruz

Koramic olarak hedefimiz, çevreye duyarlı, yüksek performanslı ürünler sunarken, aynı zamanda sürdürülebilir çözümlerle nitelikli bir yapı stoku oluşturulmasına katkı sağlamaktır.

  1. 2030 ve sonrası için deprem güvenliği ve kentsel dönüşüm perspektifinde sektörün evrimini nasıl öngörüyorsunuz?

2030 ve sonrası için yapı sektörü, deprem güvenliği, sürdürülebilirlik, yeşil mutabakat ve dijitalleşme eksenlerinde önemli bir dönüşüm yaşayacaktır. Türkiye’de mevcut yapı stokunun büyük kısmının güçlendirilmesi ihtiyacı devam ederken, yeni yapılarda yüksek performanslı, dayanıklı ve çevreci malzemelerin kullanımının, zorunlu standart hâline gelmesini öngörüyoruz. 

  1. Son olarak, iletmek istediğiniz ve ya özellikle altını çizmek istediğiniz bir mesajınız ya da yakın döneme ilişkin önemli bir duyurunuz var mı?

Genel olarak zorlu bir dönemden geçiyoruz. Tüm dünyada yaşanan bu zorlu koşullara rağmen Koramic Yapı Kimyasalları olarak, ülkemizin gücüne inanıyor, en yeni yatırımımız olan İzmir Torbalı’daki üretim tesisimizi Nisan ayında faaliyete geçiriyoruz. Bu yatırım, Koramic’in Türkiye’deki üretim altyapısını ve kabiliyetini güçlendiren önemli bir adım niteliği taşıyor. Torbalı yatırımımız, özellikle Ege Bölgesi’ndeki müşterilerimize daha hızlı ve etkin hizmet sunmak, ihracat pazarlarındaki gücümüzü artırmak adına stratejik bir adım olacaktır. 

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye