RÖPORTAJ
Sistem Alüminyum’dan 30. Yılında Rekor Büyüme
Yayınlandı
1 yıl önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Sistem Alüminyum, 30 yıllık serüveninde 4 kıtada 75 ülkeye ihracat yaparak sektöründe önemli bir yer edindi. 2024 yılı ise hem yeni yatırımlar hem de dijitalleşme hamleleriyle büyümenin hız kazandığı bir yıl oldu.
Sistem Alüminyum İcra Kurulu Başkanı Ayhan Yerekaban
- Global ölçekte ve bölgesel olarak markanızın/firmanızın genel değerlendirmenizi alabilir miyiz? Sektördeki konumunuz ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Sistem Alüminyum olarak kurulduğumuz günden bugüne de her yıl ortalama yüzde 30 oranında reel büyüme sağladık. Uluslararası pazarlarda sürekli bir genişleme göstererek, 30 yıl içinde 4 kıtada 75 ülkeye ihracat gerçekleştirdik ve son 6 yılda ihracat rakamlarımızı 3 kat arttırdık. 2023 yılında, toplam üretimimizin yüzde 64’ünü ihraç ettik. Çalışmalarımız sayesinde çeşitli ödüllere layık görüldük. İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği’nin düzenlediği “İhracatın Metalik Yıldızları” ödüllerinde, “Alüminyum Çubuk ve Profiller” kategorisinde 2018, 2019, 2020 ve 2022 yıllarında birincilik, 2021 ve 2023 yıllarında ise ikincilik ödüllerini kazandık. Sürdürülebilir büyümeye olan inancımız doğrultusunda, İstanbul Sanayi Odası’nın Türkiye’nin İlk 500 Sanayi Şirketi Listesi’nde 10 yıldır istikrarlı olarak yer aldık ve bu yıl 247’inci sırada bulunuyoruz. Ayrıca, yaklaşık 20 yıldır yer aldığımız TİM İlk 1000 İhracatçı Listesi’nde bu yıl 219. sıradayız.
Şu anda Türkiye alüminyum endüstrisinin önde gelen firmalarından biriyiz, aynı zamanda küresel ölçekte de konumumuzu sürekli güçlendiriyoruz.
- 2024 yılı için, sektörümüzdeki en belirgin trendler ve firmanız özelinde en belirgin değişimler neler oldu? 2024 yılı nasıl geçti, kısa bir bilgilendirme alabilir miyiz?
2024 yılı yeni yatırımlar yaptığımız ve geçmiş yatırımlarımızın sonuçlarını aldığımız bir yıl oldu. Aynı zamanda 2024 yılında şirketimizin 30. yılımızı kutlayarak önemli bir kilometre taşını geride bıraktık. Üretim alanında, dövme, dikey boyahane ve kompozit panel yatırımlarımızın büyük bir kısmını tamamladık. Dijitalleşme alanında da önemli atılımlar gerçekleştirdik. Yılın başında, iş süreçlerimizi daha verimli, hızlı, güvenilir ve ölçümlenebilir hale getirmek amacıyla ERP sistemine geçiş yaptık. Bu geçişimizle birlikte, üretimden sevkiyata kadar tüm süreçlerimizi teknoloji odaklı ve yenilikçi bir yaklaşımla güçlendirdik. Ayrıca, 2024 yılında yaklaşık 7 milyar 32 milyon TL ciroya ulaştık ve 20 milyon dolar seviyesinde de yatırım gerçekleştirdik.
- 2025 yılı sektörel ön görünüz doğrultusunda, başlıklarınız ve belirlediğiniz hedefleriniz neler olacaktır? 2025 yılında sektörümüzdeki gelişmeler ve markanızdaki/ürünlerinizdeki yenilikler neler olacak? Kısaca, 2025 nasıl geçecek, beklentinizi öğrenebilir miyiz?
Türkiye alüminyum sektörü, önümüzdeki 5 yıl içinde hem artan iç talep hem de güçlü ihracat potansiyeliyle önemli bir büyüme fırsatı barındırıyor. İnşaat ve altyapı projelerinde alüminyum, hafifliği ve dayanıklılığıyla öne çıkarak köprülerden havaalanlarına, konutlardan ticari yapılara kadar geniş bir kullanım alanı bulmaya başlıyor. Otomotiv sektöründe ise yerli elektrikli otomobil üretimi (TOGG) ve yan sanayi ihracatı, enerji verimliliği ve hafiflik gereksinimleriyle alüminyum talebini önemli ölçüde artırıyor. Ayrıca, savunma sanayiindeki yatırımlar, zırh ve diğer hafif yapı elemanlarında alüminyuma olan ihtiyacı desteklerken, havacılık sektöründeki büyümenin de sektöre yeni fırsatlar sunacağını öngörüyoruz.
Sistem Alüminyum olarak, bu güçlü talepleri en iyi şekilde karşılamak için önemli yatırımlar hayata geçiriyoruz. Geçen yıl kompozit panel üretim kapasitemizi 6 milyon metrekareden 9 milyon metrekareye çıkardık. Bu yıl da Dikey Boyahane ve Yüksek Stoklama Tesisi açılışlarımızı gerçekleştireceğiz. Bu sayede üretim değerlerimizi çok daha üst seviyeye taşıyacağız. Öte yandan, 2023 yılından itibaren dijital dönüşüm projeleri de yürütüyoruz. 2024 yılının başında ise ERP sistemine geçiş yaptık. Dijitalleşme vizyonumuz kapsamında, tüm iş süreçlerimizi daha verimli, etkili ve yenilikçi bir şekilde yönetmeyi hedefliyoruz. Tüm bunlara ek olarak, yeni yapılanmamızla, mimari alanda sunduğumuz çözümlerimizi daha da geliştirmeye odaklanacağız.
Yeni yatırımlarımızla birlikte üretim kapasitemizi ve ürün çeşitliliğimizi geliştirmemiz sonucunda, ihracat pazarlarında çok daha büyük başarılara imza atacağımıza ve Türkiye’yi alüminyum alanında öncelikli rotalardan biri haline getireceğimize inanıyoruz.
- 2025 yılı için ihracat hedeflediğiniz yeni bölgelerdeki yeni ihracat stratejilerinizi öğrenebilir miyiz? Bu kapsamda ihracat odaklı yeni üretim / yeni ürün yatırımlarınız ile ilgili bilgi almak, kısaca 2025 yılı için ihracat beklentinizi de öğrenebilir miyiz?
Stratejik yatırımlarımızın en başında dövme tesisimiz geliyor. Bu sebeple de 2024 yatırımlarımızın yaklaşık yüzde 30’unu dövme alanına ayırdık. Tüm dövme makineleri ve süreçlerimizi, 2000 m²’lik özel bir tesiste topladık ve üretim kapasitemizi yüzde 65 oranında artırdık. Yeni pres makinemizle birlikte 6.500 tonluk pres gücüne ulaştık. Ayrıca, 4.000 tonluk alüminyum dövme presi Türkiye’de yalnızca bizim tesisimizde bulunuyor. Bu sayede, daha ağır malzemelerin dövmeden üretilebilmesini sağlıyor, müşterilerimizin çelikten alüminyuma geçişini de kolaylaştırıyoruz.
Yeni tesisimiz sayesinde, özellikle otomotiv, enerji, savunma ve havacılık sektörlerinin alt gruplarında ve firmalara özel oluşturacağımız yeni alaşımlarla alüminyumun daha fazla tercih edilmesine katkı sunmayı hedefliyoruz. Bu sektörlerde ihracat performansımızı da artırmayı planlıyoruz. Almanya bu noktada hedef pazarlarımız başında geliyor. İsviçre, Amerika, Avusturya ile de çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Tesisimizin kapasitesini önümüzdeki 2 yıl içinde ise yüzde 100 arttırmayı ve 2028 yılına kadar dövme ciromuzu 10 katına çıkarmayı hedefliyoruz. Yakın dönemdeki diğer yatırımlarımız arasında, dövme tesisimizdeki kapasite artırımı ve teknolojik yenilikler yer alıyor. 2024 sonu ve 2025 için planladığımız yeni yatırımların ise, verimlilik, kalite ve kapasite arttırıcı makinalara yönelik olmasını planlıyoruz.
- 2025 yılı Sürdürülebilir Vizyonunuz hakkında ve planladığınız Sosyal Sorumluluk Projeleriniz ile ilgili de bilgi almak isteriz.
Sürdürülebilirlik adımlarımızı hızlandırmak öncelikli konularımızdan biri. 2022 yılından bu yana sürdürülebilirlik raporlarımızı yayınlamaktayız. Sistem Alüminyum olarak sürdürülebilirlik yaklaşımımız kapsamında; emisyon ve enerji yönetim süreçlerinde gerçekleştirdiğimiz etkin çalışmalarla 2030 yılında karbon ayak izimizi yüzde 55 azaltmayı ve 2050 yılında karbon nötr olmayı amaçlıyoruz. Bunu yaparken de çalışan önerilerini, çalışan memnuniyetini ve fırsat eşitliğini ön planda bulundurarak kurumsal yönetimin sağlamasını önemsiyoruz. Sürdürdüğümüz dijital dönüşüm projesinin getirdiği sorumlu üretim ve tüketim bilinci ile de müşteri memnuniyetini artıracak daha yenilikçi sistemleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz.
- Röportajımızın sonuna eklemek istediğiniz mesajlar ve duyurular var mıdır?
2024 yılında Türk markalarının küresel rekabet gücünü artırmayı hedefleyen Turquality Marka Destek Programı’na dahil olduk. Turquality Marka Destek Programı’yla, güçlü üretim kapasitemiz ve ihracat potansiyelimizi küresel pazarlarda çok daha etkin bir şekilde hissettireceğiz. Markamız uluslararası pazarda rekabet gücünü artırırken, ülkemiz de alüminyum çözümleri alanında önemli merkez haline gelecek. Sorumluluklarımızın farkında olarak programdan en üst düzeyde istifade etmek için tüm bileşenlerimizle hazırız.
Bunları da Beğenebilirsin
RÖPORTAJ
Depreme Karşı Akıllı Çözümler: Güvenli Yapılar İçin Entegre Cephe ve Yalıtım Sistemleri
Yayınlandı
16 saat önce-
Nisan 15, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
İzotim Kurucusu ve CEO’su Salim Ünal
Türkiye’nin deprem gerçeği doğrultusunda geliştirilen hızlı, ekonomik ve yüksek performanslı cephe çözümleri; yapı güvenliğini yalnızca taşıyıcı sistemlerle sınırlamıyor, bütüncül mühendislik yaklaşımıyla dayanıklılığı ve uzun ömrü garanti altına alıyor.
1- Türkiye’nin deprem gerçeği göz önüne alındığında; mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi için geliştirdiğiniz ekonomik ve hızlı uygulanabilir çözümler var mı? Depreme dayanıklı yapı üretiminde ürünlerinizin sağladığı teknik üstünlükler nelerdir?
Türkiye gibi aktif fay hatları üzerinde yer alan bir ülkede deprem riskini yalnızca bir afet olarak değil, yapı güvenliği ve şehirleşme politikalarının temel bir unsuru olarak değerlendirmek gerekiyor. Çünkü aslında deprem değil, doğru tasarlanmamış ve doğru uygulanmamış yapılar can kaybına yol açıyor. Bu nedenle hem yeni yapı üretiminde hem de mevcut yapı stokunun güçlendirilmesinde doğru mühendislik çözümleri büyük önem taşıyor.
İzotim olarak özellikle cephe sistemleri ve yalıtım çözümlerini yalnızca estetik bir uygulama olarak değil, yapının güvenliği ve uzun vadeli performansının bir parçası olarak ele alıyoruz. Deprem güvenliği yalnızca taşıyıcı sistemlerle sınırlı değildir; cephe sistemleri gibi yapısal olmayan elemanlar da yapıların bütünsel güvenliğinde kritik bir rol oynar.
Uyguladığımız yüksek performanslı cephe ve yalıtım sistemleri; su, ısı ve yangın yalıtımı gibi kritik başlıkları birlikte ele alarak yapıların dayanıklılığını ve kullanım ömrünü artıran çözümler sunuyor. Aynı zamanda hızlı uygulanabilir sistemler sayesinde özellikle kentsel dönüşüm ve renovasyon projelerinde hem zaman hem maliyet açısından önemli avantajlar sağlanabiliyor.
Üretim ve uygulama süreçlerimizde TS 825 başta olmak üzere yürürlükteki enerji performansı ve yapı güvenliği mevzuatlarına uygun sistemler kullanıyor, uluslararası standartlara sahip malzemelerle çalışıyoruz. İzotim’i farklı kılan ise farklı cephe sistemlerinde edindiğimiz saha deneyimi sayesinde projelere yalnızca uygulama değil, mühendislik ve sistem seçimi konusunda da entegre çözümler sunabilmemizdir.
2- Kentsel dönüşüm sürecinde zaman ve maliyet optimizasyonu büyük önem taşıyor. Bu projelerde sağladığınız teknik ve ekonomik avantajlar nelerdir?
Kentsel dönüşüm projelerinde en kritik konuların başında zaman, maliyet ve uzun vadeli performans geliyor. Bu nedenle kullanılan cephe ve yalıtım sistemlerinin hem hızlı uygulanabilir olması hem de yapıların enerji verimliliğini artırması büyük önem taşıyor.
İzotim olarak uyguladığımız cephe ve yalıtım çözümleri, yapıların enerji performansını yükseltirken aynı zamanda uzun vadeli bakım ve işletme maliyetlerini de düşüren sistemlerden oluşuyor. Doğru tasarlanmış bir dış cephe yalıtımı ile bir yapıda yüzde 40 ile 60 arasında enerji tasarrufu sağlanabiliyor. Bu da kentsel dönüşüm projelerinde hem kullanıcı konforunu artıran hem de sürdürülebilir yapılaşmaya katkı sağlayan önemli bir avantaj sunuyor.Bu projelerde her türlü cephe sistemi uygulamasını gerçekleştiriyoruz. Uyguladığımız bu sistemler hem estetik hem de teknik performans açısından uzun ömürlü çözümler sunuyor.
Renovasyon ve güçlendirme projelerinde ise özellikle dış cephe yenileme ve yüksek performanslı yalıtım sistemleri öne çıkıyor. Çünkü mevcut yapıların enerji performansını artırmak ve yapı kabuğunu daha dayanıklı hale getirmek dönüşüm projelerinin en önemli hedeflerinden biri.
İzotim olarak farklı cephe sistemlerini aynı projede entegre şekilde uygulayabilmemiz de önemli bir avantaj sağlıyor. Cephenin tek bir teknik sorumlusu olması, uygulama süresini kısaltırken proje koordinasyonunu kolaylaştırıyor ve uzun vadeli performansı güvence altına alıyor.
3- Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik kriterleri artık dönüşüm projelerinde zorunlu hale geliyor. Bu kapsamda çevreci ürünlerinizden bahsedebilir misiniz?
Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik artık yapı sektörünün en önemli gündemlerinden biri. Bugün binalar küresel enerji tüketiminin önemli bir bölümünü oluşturuyor ve bu nedenle yapı kabuğunun performansı her zamankinden daha kritik hale geliyor.
İzotim olarak cephe sistemlerini yalnızca mimari bir unsur değil, aynı zamanda yapının enerji tüketimini ve çevresel etkisini belirleyen bir mühendislik bileşeni olarak görüyoruz. Doğru tasarlanmış cephe ve yalıtım sistemleri, binaların ısıtma ve soğutma ihtiyacını azaltarak enerji tüketimini ve karbon salımını önemli ölçüde düşürebiliyor.
Bu yaklaşımın sahadaki örneklerini de görüyoruz. Örneğin Ayşe Sultan Evleri projesinde uygulanan enerji verimli cephe ve yalıtım çözümleri sayesinde yapıların enerji performansı önemli ölçüde iyileştirildi ve A sınıfı enerji kimlik belgesi aldı. Bu tür projeler kentsel dönüşümün yalnızca fiziksel yenilenme değil, aynı zamanda çevresel açıdan daha sürdürülebilir yaşam alanları oluşturma fırsatı sunduğunu gösteriyor.
Enerji verimliliği yüksek cephe sistemleri aynı zamanda yeşil bina sertifikasyon süreçlerine katkı sağlayabilecek teknik altyapıyı da destekliyor. Biz de İzotim olarak sürdürülebilirliği yapı tasarımından uygulama sürecine kadar bütüncül bir yaklaşım olarak ele alıyoruz.
4- 2030 ve sonrası için deprem güvenliği ve kentsel dönüşüm perspektifinde sektörün evrimini nasıl öngörüyorsunuz?
2030 ve sonrasına baktığımızda inşaat sektörünün üç temel eksen etrafında dönüşeceğini düşünüyorum: deprem güvenliği, enerji verimliliği ve sürdürülebilir şehirleşme.
Türkiye’de kentsel dönüşüm sürecinin önümüzdeki yıllarda daha da hızlanacağını ve yalnızca yeni bina üretimine değil, mevcut yapı stokunun güçlendirilmesine daha fazla odaklanacağını öngörüyorum. Bu süreçte yapıların yalnızca taşıyıcı sistemleri değil, cephe sistemleri ve diğer yapısal olmayan elemanlarının da bütüncül bir güvenlik anlayışıyla ele alınması gerekecek.
Diğer taraftan enerji verimliliği ve karbon azaltımı da sektörün dönüşümünü belirleyen önemli başlıklardan biri olacak. Cephe sistemleri artık yalnızca estetik bir unsur değil; enerji performansını artıran, iklim hedeflerine katkı sağlayan mühendislik çözümleri haline geliyor.
Gelecekte şehirlerin daha dayanıklı, enerji verimli ve sürdürülebilir yapı teknolojileriyle şekilleneceğini düşünüyorum. İzotim olarak biz de geliştirdiğimiz yüksek performanslı cephe ve yalıtım çözümleriyle daha güvenli ve sürdürülebilir şehirlerin oluşmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz.
5- Son olarak iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Türkiye’de güvenli ve sürdürülebilir yapı üretimi artık bir tercih değil zorunluluk. Deprem gerçeğini göz ardı etmeden, enerji verimliliğini merkeze alan ve uzun ömürlü yapı çözümleri geliştirmek sektörün ortak sorumluluğu.
İzotim olarak 25 yılı aşkın süredir cephe sistemleri ve yalıtım alanında edindiğimiz deneyimle, yalnızca uygulama yapan bir firma değil; projelere mühendislik bakış açısıyla değer katan bir çözüm ortağı olmayı hedefliyoruz. Amacımız, estetik, güvenlik ve sürdürülebilirliği bir araya getiren cephe çözümleriyle daha dayanıklı ve yaşanabilir şehirlerin oluşmasına katkı sağlamak.
RÖPORTAJ
Depreme Dayanıklı ve Bütüncül Yalıtım Çözümleriyle Güvenli Yapılar
Yayınlandı
16 saat önce-
Nisan 15, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Tolga Ceylan Satış ve Pazarlama Müdürü
Bonus Yalıtım, ısı, su, ses ve yangın yalıtımında geliştirdiği yüksek performanslı çözümlerle Türkiye’deki yapıların güvenliğini ve uzun ömürlülüğünü artırıyor. Kentsel dönüşüm ve güçlendirme projelerinde uygulama kolaylığı, maliyet optimizasyonu ve teknik üstünlük sağlayan sistemleriyle yapıları deprem ve çevresel etkilere karşı koruyor.
Türkiye’nin deprem gerçeği doğrultusunda yapı güçlendirme için ekonomik ve hızlı çözümleriniz nelerdir? Depreme dayanıklı yapılarda ürünlerinizin teknik avantajları, fark yaratan özellikleri ve sahip olduğunuz ulusal/uluslararası standartlar ile sertifikalar hakkında bilgi verebilir misiniz?
Türkiye’nin deprem gerçeği, yapı güvenliğinin yalnızca taşıyıcı sistem tasarımıyla ele alınamayacağını açıkça göstermektedir. Güvenli ve uzun ömürlü yapılar için, yapının tüm bileşenlerini kapsayan bütüncül bir performans yaklaşımı şarttır. Bu bütün içinde su yalıtımı, yapı güvenliği açısından ayrı ve kritik bir yerde durmaktadır. Su yalıtımı yalnızca konfor sağlayan bir uygulama değil; yapının dayanımını, hizmet ömrünü ve deprem karşısındaki performansını doğrudan etkileyen temel bir güvenlik unsurudur.
Yağmur, kar, yer altı suları, zemin rutubeti ve ıslak hacimlerden kaynaklanan sızıntılar, zamanla betonarme elemanlara ve donatıya ulaşarak korozyona yol açar. Bu süreç, taşıyıcı sistemin dayanımını zayıflatır; üstelik çoğu zaman hasar ilk aşamada fark edilmez. Sonuçları ortaya çıktığında ise yapısal risk çok daha ağır hale gelmiş olur. Çünkü bir kez başlayan korozyon süreci, çoğu durumda geri döndürülemez bir zayıflamaya dönüşmektedir. Oysa su yalıtımının toplam inşaat maliyetleri içindeki payı ortalama yalnızca %2-4 seviyesindedir. Buna karşın, su yalıtımının ihmal edilmesinin bedeli; deprem gibi afetler karşısında ortaya çıkabilecek maddi kayıpların çok ötesine geçerek, telafisi güç manevi sonuçlara da yol açabilmektedir.
2025 itibarıyla kentsel dönüşüm kapsamında dönüştürülen bağımsız bölüm sayısının yaklaşık 2,4 milyona ulaşması önemli bir eşiktir. Ancak toplam yapı stoku dikkate alındığında, hala çok sayıda yapının risk taşıdığı açıktır. Bu tablo, yalnızca yıkıp yeniden yapmanın yeterli olmadığını; mevcut yapıların da performans odaklı biçimde güçlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Bonus Yalıtım olarak “Dört Hayati Yalıtım” anlayışımızla; ısı, su, ses ve yangın yalıtımı alanlarında geliştirdiğimiz yenilikçi ürünlerle yapıların güvenliğine, dayanıklılığına ve hizmet ömrüne katkı sağlıyoruz. Membran ürünlerimizle yapıları suyun ve nemin yıpratıcı etkilerine karşı korurken, XPS ürünlerimizle yüksek ısı yalıtımı ve dayanım sağlayarak enerji verimliliğini destekliyor, taş yünü çözümlerimizle ise ses ve yangın güvenliği açısından yapılara çok yönlü koruma sunuyoruz. Böylece farklı ihtiyaçlara cevap veren ürün gruplarımızla projelere yüksek performanslı, bütüncül yalıtım çözümleri kazandırıyoruz.
Kentsel dönüşüm projelerinde zaman ve maliyet açısından sunduğunuz teknik ve ekonomik avantajlar nelerdir? Bu süreçte en çok tercih edilen ve özellikle renovasyon/güçlendirme projelerinde öne çıkan ürün gruplarınız hangileridir?
Belirtmiş olduğunuz gibi kentsel dönüşüm projelerinde en kritik başlıklardan biri, kuşkusuz zaman, maliyet ve performans dengesinin doğru kurulmasıdır. Biz Bonus Yalıtım olarak bu sürece yalnızca bir ürün tedariki perspektifiyle değil, uygulama verimliliği ve yapı güvenliği açısından da yaklaşıyoruz. Geliştirdiğimiz yüksek performanslı çözümlerle projelere hem teknik hem de ekonomik anlamda önemli avantajlar sağlıyoruz. Burada temel yaklaşımımız, uygulama süreçlerini mümkün olduğunca sadeleştiren, iş kalemlerini azaltan, sahada zaman kazandıran ve yapının uzun vadeli performansını güvence altına alan sistemler sunmak.
Konumuz kentsel dönüşüm olduğu için öncelikli olarak su yalıtımına değinmek istiyorum. Su yalıtımı tarafında geliştirdiğimiz Bonus Proof membran, kentsel dönüşüm projelerinde bu yaklaşımın en güçlü örneklerinden biri. Çünkü temel ve perde duvar su yalıtımında geleneksel uygulamalarda ihtiyaç duyulan birçok ek iş kalemini ortadan kaldırıyor. Klasik sistemlerde iki kat membran, astar, geotekstil keçe, koruma betonu, ekstra hafriyat ve dolgu gibi uygulamalar sürecin bir parçasıyken, Bonus Proof tek kat uygulama imkanıyla çok daha sade ve kontrollü bir çözüm sunuyor. Astar gerektirmemesi, geotekstil keçe ve koruma betonu ihtiyacını ortadan kaldırması, metrekare kaybını önlemesi ve hafriyat ihtiyacını azaltması; hem uygulama süresini kısaltıyor hem de toplam proje maliyetinde ciddi bir optimizasyon sağlıyor.
Teknik açıdan bakıldığında da Bonus Proof yalnızca bir su yalıtım ürünü değil, aynı zamanda uygulama güvenliğini artıran yeni nesil bir sistemdir. Polyester keçe taşıyıcılı yapısı, elastomerik SBS katkılı bitümlü formülasyonu, özel kumlu yüzeyi sayesinde betona tam yapışma sağlaması, düşük sıcaklıklarda esnekliğini koruması ve kendinden yapışkanlı ek yeri özelliğiyle sahada hem hız hem de dayanım avantajı sunuyor. Ayrıca olası bir hasar durumunda suyun membran altında ilerlemesini engelleyerek kaçak noktasının kolay tespit edilmesine ve noktasal müdahaleye imkan tanıması, özellikle teknik ekipler ve uygulamacılar açısından çok önemli bir avantaj oluşturuyor.
Ekonomik açıdan da benzer bir tablo var. Proof tipi membranlar ilk bakışta klasik ürünlere göre daha yüksek maliyetli gibi algılanabiliyor. Ancak yalnızca ürün birim fiyatına bakmak yanıltıcı olur. Uygulama süreci boyunca ortadan kaldırdığı ek malzemeler, azalttığı işçilik, kısalttığı şantiye süresi ve sağladığı uzun vadeli performans birlikte değerlendirildiğinde, proje genelinde çok daha avantajlı bir çözüm sunduğu net biçimde görülüyor. Kentsel dönüşüm projelerinde karar vericiler açısından önemli olan da tam olarak bu: İlk yatırım maliyetinden çok toplam proje maliyetini ve sürdürülebilir performansı doğru yönetebilmek.
Kentsel dönüşümde asıl mesele yalnızca binaları yenilemek değil, onları daha güvenli, daha verimli ve daha yaşanabilir hale getirmektir. Bu nedenle su yalıtımı kadar ısı, yangın ve ses yalıtımı da proje kalitesini doğrudan belirleyen temel unsurlar arasında yer alır. Gerçek anlamda güvenli ve nitelikli yapılar, ancak bu dört yalıtım alanının birlikte ele alınmasıyla mümkün olur.
Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik kriterleri artık dönüşüm projelerinde zorunlu hale geliyor. Bu kapsamda çevreci ve düşük karbon ayak izine sahip ürünlerinizden bahsedebilir misiniz?
Yeşil bina sertifikasyon süreçlerine (LEED, BREEAM vb.) katkı sağlayan ürünleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik, bugün kentsel dönüşüm projelerinde artık tamamlayıcı değil, doğrudan belirleyici kriterler haline geldi. Biz Bonus Yalıtım olarak bu sürece yalnızca bugünün ihtiyaçları açısından değil, yapının tüm yaşam döngüsü boyunca göstereceği performans açısından bakıyoruz. Bu nedenle ürün geliştirme yaklaşımımızda enerji verimliliği, dayanıklılık, uzun ömür, kaynakların verimli kullanımı ve uygulama verimliliğini birlikte ele alıyoruz.
Bonus markası altında XPS, membran ve taş yünü ürün gruplarında, farklı kullanım alanlarına ve performans beklentilerine cevap veren geniş bir çözüm yelpazesi sunuyoruz. Çünkü biz yapıyı temelden çatıya kadar bir bütün olarak değerlendiriyor; enerji verimliliği, yangın güvenliği, suya karşı dayanım ve kullanıcı konforunu aynı sistem yaklaşımı içinde ele alıyoruz. Enerji verimliliği tarafında özellikle XPS ürünlerimiz, düşük ısı iletkenlik katsayısı, düşük su emme oranı ve yüksek basma dayanımıyla temel, perde ve teras çatı uygulamalarında güçlü çözümler sunuyor. Taş yünü ürünlerimiz ise cephe ve çatı sistemlerinde ısı yalıtımının yanı sıra ses konforu ve yangın güvenliğini bir arada sağlayarak çok yönlü bir performans ortaya koyuyor. Membran ürünlerimizle de su ve nem kontrolünü doğru kurgulayarak yalıtım sisteminin uzun vadeli performansını koruyoruz. Bizim için önemli olan yalnızca tek tek ürünler değil; doğru detay, doğru ürün ve doğru uygulamayla yapının kabuğunu en verimli şekilde oluşturmaktır.
Bugün enerji verimliliği hedefleri, yalnızca piyasa beklentileriyle değil, mevzuat ve dönüşen yapı standartlarıyla da daha güçlü biçimde tanımlanıyor. TS 825 ile birlikte yapı kabuğunda daha yüksek ısı yalıtım performansı öne çıkarken, neredeyse sıfır enerjili bina yaklaşımı da binaların daha düşük enerji tüketimiyle tasarlanmasını zorunlu hale getiriyor. TS 825 ve nSEB yaklaşımı, LEED ve BREEAM gibi sistemlerin önem verdiği enerji performansı, yapı kabuğu verimliliği, dayanıklılık ve kullanıcı konforu kriterlerine güçlü bir zemin hazırlıyor. Biz de ürün ve sistem çözümlerimizi bu dönüşümün gerekliliklerine uyum sağlayacak şekilde geliştiriyoruz.
Sürdürülebilirlik tarafında konuyu yalnızca ürün performansı ile sınırlı görmüyor; üretim süreçlerinden yapının kullanım ömrü boyunca sağlanan katkıya kadar bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz. Uzun ömürlü ve performansını yıllar içinde koruyan ürünler geliştirirken, üretimde enerji verimliliği, atık yönetimi ve karbon ayak izini azaltmaya yönelik yatırımlara odaklanıyoruz. Tesislerimizde gerçekleştirilen temiz enerji yatırımları sayesinde karbon salınımının azaltılmasına katkı sağlarken, ürünlerimizin çevresel etkilerini şeffaf biçimde ortaya koyan EPD belgeleri ile uluslararası çevresel performans kriterlerine uyumumuzu destekliyoruz. Ayrıca taş yünü ürünlerimizin üretiminde kullanılan liflerin EUCEB sertifikasına sahip olması, insan sağlığı ve çevre açısından güvenli bir üretim yaklaşımı benimsediğimizi gösteriyor. Bizim için yeşil dönüşüm yalnızca çevreci bir söylem değil; ölçülen, yönetilen ve uzun vadede rekabet avantajı yaratan stratejik bir dönüşüm alanıdır.
2030 ve sonrası için deprem güvenliği ve kentsel dönüşüm perspektifinde sektörün evrimini nasıl öngörüyorsunuz?
2030 ve sonrasında deprem güvenliği ile kentsel dönüşümün, yalnızca eski yapıları yenilemeye odaklanan bir anlayıştan çıkıp; risk önceliklendirmesi, performans odaklı güçlendirme, enerji verimliliği ve yaşam döngüsü yaklaşımını birlikte içeren daha bütüncül bir modele evrileceğini öngörüyoruz. Türkiye’de deprem riskinin azaltılmasına yönelik resmi stratejiler de yapı güvenliğinin artırılması ve dönüşümün hızlandırılmasını temel öncelikler arasında tanımlıyor. Bunun yanında, TS 825’te yapılan güncellemeler ve neredeyse sıfır enerjili bina yaklaşımı, yeni dönemde enerji performansını da dönüşüm projelerinin ayrılmaz bir parçası haline getiriyor. Denetim mekanizmalarının etkin işletilmesi ve yönetmeliklerin doğru uygulanması halinde, bugün inşa edilen yapıların gerçek performansı önümüzdeki yıllarda çok daha net biçimde ortaya çıkacaktır. Bu nedenle gelecekte sektörün yönünü; daha dayanıklı, daha düşük enerji tüketen, daha uzun ömürlü ve toplam kullanım maliyeti daha iyi yönetilen yapılar belirleyecek. Biz Bonus Yalıtım olarak bu dönüşümde su, ısı, ses ve yangın yalıtımının birbirinden ayrı değil, yapının güvenliğini ve performansını birlikte şekillendiren temel unsurlar olduğuna inanıyoruz.
Son olarak, iletmek istediğiniz ve ya özellikle altını çizmek istediğiniz bir mesajınız ya da yakın döneme ilişkin önemli bir duyurunuz var mı?
Son olarak şunu özellikle vurgulamak isteriz ki, Bonus Yalıtım olarak yapı güvenliğini, enerji verimliliğini ve sürdürülebilirliği birbirinden bağımsız başlıklar olarak değil, aynı bütünün ayrılmaz parçaları olarak görüyoruz. Bugün güven, kalite ve sürdürülebilirlik odağımızla güçlü bir marka konumundayız; ancak mevcut seviyemizi yeterli görmek yerine, üretim gücümüzü, yetkinliğimizi, kabiliyetimizi ve altyapımızı her geçen gün daha ileri taşımaya odaklanıyoruz. Isı, su, ses ve yangın yalıtımı alanlarında geliştirdiğimiz çözümlerle yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap vermeyi değil, geleceğin daha güvenli, daha verimli ve daha dayanıklı yapılarını desteklemeyi hedefliyoruz. Temiz enerji kullanımı, verimlilik, kurumsallaşma ve insan odaklı yaklaşımımız da bu yolculuğun temel yapı taşlarını oluşturuyor. Bizim için asıl önemli olan, sadece büyümek değil; sektörde güven oluşturan, kalıcı değer üreten ve dönüşüme yön veren bir marka olarak ilerlemeyi sürdürmektir.
RÖPORTAJ
Koramic Yapı Kimyasalları, İzmir Torbalı Üretim Tesisiyle Gücüne Güç Katıyor
Yayınlandı
18 saat önce-
Nisan 15, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Zorlu küresel koşullara rağmen Türkiye’ye yatırım yapmaya devam eden Koramic, Nisan ayında faaliyete geçecek Torbalı tesisiyle üretim kapasitesini ve hizmet hızını artırıyor; Ege Bölgesi ve ihracat pazarlarında stratejik bir güç kazanıyor.
- Türkiye’nin deprem gerçeği göz önüne alındığında; mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi için geliştirdiğiniz ekonomik ve hızlı uygulanabilir çözümler var mı?
Ülkemizde depreme dayanıklı olmayan bina sayısının oldukça fazla olduğunu söyleyebiliriz. Depreme dayanıklı olmayan bu yapıları tümüyle yıkıp, yenisini yapmak ise ekonomik ve sosyal açıdan birçok zorluklar barındırıyor. Bu sebeple, başta Marmara’daki mevcut yapı stokumuzu “kesinlikle yenilenmesi” veya “güçlendirilmesi” gerekenler şeklinde sınıflandırarak, projelendirerek vakit kaybetmeden harekete geçmemiz gerekmektedir. Geleneksel betonarme güçlendirme yöntemleri genellikle uzun süren ve ek yük getiren uygulamalar gerektirirken, yapı güçlendirme sistemleri hızlı uygulanabilirliği, düşük maliyeti ve yüksek mukavemeti ile öne çıkmaktadır. Buradan hareketle, 2024 yılının son çeyreğinde, yapı güvenliğini artırmak ve depreme karşı direncini yükseltmek adına PETRIFIT markasıyla yeni nesil güçlendirme ürünlerini pazara sunduk. Özellikle deprem riski taşıyan bölgelerde yapı güvenliğinin her zamankinden daha önemli hale gelmesiyle birlikte, Karbon Fiber Takviyeli Polimer (CFRP) ve epoksi enjeksiyon reçine kullanan sistemlerimiz ile sektöre yenilikçi ve etkili çözümler sunmaktayız.
- Depreme dayanıklı yapı üretiminde ürünlerinizin sağladığı teknik üstünlükler nelerdir? Nasıl bir fark oluşturuyorsunuz?
Koramic Yapı Kimyasalları olarak, farkımızı nitelikli ürünler üretmenin yanında, bütüncül bakış açısıyla çözümler ortaya koymak ve böylelikle paydaşlarımıza değer yaratmak şeklinde özetleyebilirim.
PetriFit Karbon Fiber Takviyeli Polimer (CFRP) sistemleri, özellikle deprem riskine karşı yapıların güçlendirilmesinde son yıllarda inşaat mühendisliğinde sıkça tercih edilen bir çözüm haline gelmiştir. PetriFit ürün grubumuzla, yapı güçlendirme konusunda, doğru projelendirme, standartlara uygun ürün seçimi ve nitelikli uygulama gibi unsurların önemine dikkat çekerek, gelecekte daha güvenli ve depreme dayanıklı şehirlerimizin oluşturulmasına katkı sağlayacağımızı ümit ediyoruz.
Depremler, yapı ve zemin niteliklerine bağlı olarak zararlarını arttırırlar. Yapıyı oluşturan temel malzemeler ne olursa olsun, onların ömrünü ve davranışlarını iyileştirmek için dış etkilerden korumamız gerekmektedir. Bu etkilerin en başında gelen su, yapı malzemelerinin performansını dolayısıyla da ömrünü olumsuz etkiler. Özellikle temel, perde ve teras-çatılarda, suyun yapıya ve taşıyıcı sisteme girmesini ve olası etkilerini önlemek, betonun performansını korumak, içindeki donatının paslanması ve kesit kaybetmesini engellemek demektir. Bu etki ise, deprem anında oluşan gerilmelere karşı yapı elemanlarının dirençli olmalarını sağlayacaktır. Bunun için, proje detaylarına göre, ilgili standart ve yönetmeliklerde belirtilen performans değerlerine sahip, doğru su yalıtımı ürünün seçilmesi oldukça önemlidir.
Özetle, yeni yapılarda genel olarak 4 başlığa dikkat etmemiz gerekmektedir.
- Zemin etüdü ve projelendirme
- Her aşamada, özellikle de yalıtım proje detaylarında doğru ve kaliteli ürünlerin tercih edilmesi
- Nitelikli uygulama
- Etkin denetim ve kontrol mekanizması
- Ulusal ve uluslararası hangi standartlara uygun üretim yapıyorsunuz? Sahip olduğunuz sertifikalar hakkında da bilgi alabilir miyiz?
Üretim süreçlerimizi hem ulusal hem de uluslararası kalite standartlarına uygun şekilde yürütmeye büyük önem veriyoruz. Üretim faaliyetlerimizde kalite sürekliliğini sağlamak, çevreye duyarlı üretim yapmak ve müşteri memnuniyetini en üst seviyede tutmak temel önceliklerimiz arasında yer almaktadır.
Bu kapsamda üretim süreçlerimiz; ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi başta olmak üzere uluslararası yönetim sistemleri standartlarına uygun şekilde yürütülmektedir. Ayrıca çevre ve sürdürülebilirlik konularında da gerekli yasal mevzuatlara ve uluslararası normlara uyum sağlayarak üretim faaliyetlerimizi gerçekleştirmekteyiz.
Sahip olduğumuz ürün belgelerini ise TSE, CE ve ETA olarak özetleyebiliriz. Ürünlerimiz, yapı kimyasalları sektöründe geçerli olan başta TS ve EN standartlarına uygun olarak geliştirilmekte ve üretilmektedir. Bu sayede hem yurt içi, hem de uluslararası pazarlarda güvenle kullanılan yüksek kalite ve performans seviyesine ulaşılmaktadır.
Kalite yönetimi, çevre duyarlılığı ve iş sağlığı–güvenliği konularını bütüncül bir sistem içinde ele alıyor; üretimden Ar-Ge’ye kadar tüm süreçlerde sürekli iyileştirme yaklaşımıyla hareket ediyoruz. Bu yaklaşım sayesinde hem ürün kalitesini, hem de sürdürülebilir üretim anlayışını sürekli geliştirmeyi hedefliyoruz.
- Kentsel dönüşüm sürecinde zaman ve maliyet optimizasyonu büyük önem taşıyor. Kentsel dönüşüm projelerinde yüksek performanslı ürünlerinizle sağladığınız teknik ve ekonomik avantajlar nelerdir? Bu projelerde en çok tercih edilen ürün gruplarınız hangileridir? Özellikle renovasyon ve güçlendirme projelerinde öne çıkan ürünleriniz hangileridir?
Kentsel dönüşüm projelerinde en kritik konuların başında zaman yönetimi, maliyet optimizasyonu ve yüksek dayanım gelmektedir. Bu noktada geliştirdiğimiz nitelikli yapı kimyasalları; yüksek aderans ve mukavemet ile hızlı priz alma özellikleri sayesinde uygulama süreleri kısalmakta ve işçilik maliyetleri önemli ölçüde azaltılmaktadır. Aynı zamanda uzun ömürlü çözümler sağlayan sistemlerimiz, yapıların bakım maliyetlerini de düşürmektedir.
Kentsel dönüşüm projelerinde en çok tercih edilen ürün gruplarımız arasında; tamir ve güçlendirme harçları, su yalıtım ürünleri, yapıştırıcılar, derz dolgular yer almaktadır. Bu ürünler hem yeni yapı üretiminde hem de mevcut yapıların renovasyonunda etkin çözümler sunmaktadır.
Özellikle yapısal güçlendirme projelerinde öne çıkan çözümlerimiz arasında ise PETRIFIT karbon fiber güçlendirme sistemleri, yapısal tamir harçları ve ankraj ürünlerimiz bulunmaktadır.
- Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik kriterleri artık dönüşüm projelerinde zorunlu hale geliyor. Bu kapsamda çevreci ve düşük karbon ayak izine sahip ürünlerinizden bahsedebilir misiniz? Yeşil bina sertifikasyon süreçlerine (LEED, BREEAM vb.) katkı sağlayan ürünleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ve iklim hedefleri, yapı kimyasalları sektöründe yenilikçi çözümler geliştirmek için önemli fırsatlar sunmaktadır. Bu doğrultuda çevre dostu ürünlere ve sürdürülebilir üretim süreçlerine odaklanırken, lojistikte karbon salınımını azaltmak amacıyla optimizasyon projeleri planlıyoruz. 2030’a kadar karbon emisyon değerlerimizin önemli ölçüde düşürülmesi ve 2050’de net sıfır emisyona ulaşılması uzun vadeli çevresel planlarımız arasında. Bu çerçevede, ürünlere ait etiket ve sertifikasyonların yapılması, kullanılan ambalajların ve hammaddelerin belirlenen kriterlere göre seçilmesi gibi kritik konu başlıkları var. Özellikle ihracat pazarlarında rekabet avantajı yakalamak adına üretim, tedarik zinciri alanlarında yatırımlarımızı şimdiden planlıyoruz
Koramic olarak hedefimiz, çevreye duyarlı, yüksek performanslı ürünler sunarken, aynı zamanda sürdürülebilir çözümlerle nitelikli bir yapı stoku oluşturulmasına katkı sağlamaktır.
- 2030 ve sonrası için deprem güvenliği ve kentsel dönüşüm perspektifinde sektörün evrimini nasıl öngörüyorsunuz?
2030 ve sonrası için yapı sektörü, deprem güvenliği, sürdürülebilirlik, yeşil mutabakat ve dijitalleşme eksenlerinde önemli bir dönüşüm yaşayacaktır. Türkiye’de mevcut yapı stokunun büyük kısmının güçlendirilmesi ihtiyacı devam ederken, yeni yapılarda yüksek performanslı, dayanıklı ve çevreci malzemelerin kullanımının, zorunlu standart hâline gelmesini öngörüyoruz.
- Son olarak, iletmek istediğiniz ve ya özellikle altını çizmek istediğiniz bir mesajınız ya da yakın döneme ilişkin önemli bir duyurunuz var mı?
Genel olarak zorlu bir dönemden geçiyoruz. Tüm dünyada yaşanan bu zorlu koşullara rağmen Koramic Yapı Kimyasalları olarak, ülkemizin gücüne inanıyor, en yeni yatırımımız olan İzmir Torbalı’daki üretim tesisimizi Nisan ayında faaliyete geçiriyoruz. Bu yatırım, Koramic’in Türkiye’deki üretim altyapısını ve kabiliyetini güçlendiren önemli bir adım niteliği taşıyor. Torbalı yatırımımız, özellikle Ege Bölgesi’ndeki müşterilerimize daha hızlı ve etkin hizmet sunmak, ihracat pazarlarındaki gücümüzü artırmak adına stratejik bir adım olacaktır.
Son Yazılar
- Depreme Karşı Akıllı Çözümler: Güvenli Yapılar İçin Entegre Cephe ve Yalıtım Sistemleri Nisan 15, 2026
- Depreme Dayanıklı ve Bütüncül Yalıtım Çözümleriyle Güvenli Yapılar Nisan 15, 2026
- Pimapen, Nirvana Serisi ile Ses ve Isı Yalıtımında Üstün Performans Sunuyor Nisan 15, 2026
- Koramic Yapı Kimyasalları, İzmir Torbalı Üretim Tesisiyle Gücüne Güç Katıyor Nisan 15, 2026
- Kentsel Dönüşümde Doğru Malzeme Seçimi Yaşamsal Önem Taşıyor Nisan 15, 2026
- Yangın Anında Hayat Kurtaran Teknoloji: Kablolarda Yeni Nesil Güvenlik Standartları Nisan 15, 2026
- Global Bilgi, Yerel Uzmanlık: Doka’nın Proje Yönetim Modeli Nisan 15, 2026
- Warmhaus’tan 2026 Vizyonu: Sürdürülebilir Teknoloji ve Akıllı Isıtma Çözümleri Nisan 15, 2026
- Rönesans Enerji, Rönesans Gayrimenkul’ün öz tüketimi için 51 MW’lık yeşil enerji yatırımı yapacak Nisan 14, 2026
- Schmid Pekintaş, SolarEX 2026’ya P-Tech lansmanıyla damga vurdu Nisan 14, 2026
- Daimler Truck AG’nin Avrupa’daki İlk Konteyner Veri Merkezi Aksaray Kamyon Fabrikası’nda Devreye Alındı Nisan 14, 2026
- Tremco CPG Türkiye, ZAK World of Façades 2026’da Enerji Verimli ve Yangın Güvenli Cephe Çözümlerini Anlatacak Nisan 14, 2026
- Draft Panel Teknolojisi Klima Havasına Bağlı Rahatsızlık Hissini Azaltmaya Yardımcı Oluyor Nisan 14, 2026
- KOÇTAŞ GÜVENCESİYLE HIZLI HİZMET ARTIK USTABİLİR’DE Nisan 14, 2026
- Akçansa, 2025 Entegre Faaliyet Raporu’nu Yayınladı Nisan 13, 2026
Trendler
GENEL1 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL1 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak










