Yazlık evlerde konfor ve tasarrufun anahtarı: Doğru yalıtım - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Yazlık evlerde konfor ve tasarrufun anahtarı: Doğru yalıtım

Yayınlandı

-


Yaz aylarının gelmesiyle birlikte pek çok kişi, sıcak günleri keyifli bir şekilde geçirebilmek için yazlık evlerine gitmeye başladı. Yıl boyunca kapalı kalıp, yılın belli dönemlerinde kullanılan yazlık evlerin konforu ve uzun ömürlülüğü için doğru ısı ve su yalıtımı gerekiyor. Dolayısıyla bu mekanlarda yalıtımın önemi iki katına çıkıyor. Isı yalıtımı, evin iç sıcaklığını dış ortamın değişken şartlarından korurken enerji tasarrufu sağlıyor. Bu durum, hem yazlık ev sahiplerinin bütçelerine katkı sağlıyor hem de çevreye duyarlı yaşam tarzını destekliyor. Su yalıtımı ise binanın temelini yer altı sularından korurken binanın sağlam kalmasına imkan sunuyor.

Yaz mevsimiyle birlikte yazlıkçılar yılın belli döneminde kullandıkları yazlık evlerinin yolunu tutmaya başladılar. Kullanılan gün sayısı daha az olan yazlık evlerin konforu ve uzun ömürlülüğü, doğru ısı ve su yalıtımına bağlı olarak ilerliyor. Isı yalıtımı, iç sıcaklığı dış hava koşullarından korurken enerji tasarrufu sağlıyor. Bu durum evlerin serin kalmasını sağlarken, evi soğutmak için harcanan enerjiden tasarruf edilmesine ve faturaların daha düşük tutarda gelmesine imkan tanıyor. Bütçeye katkıda bulunan doğru ısı yalıtımı, aynı zamanda çevreye duyarlı bir yaşam tarzını teşvik ediyor. Yaz mevsiminde, doğru ısı yalıtımı sayesinde evlerin güneşin etkilerinden dolayı aşırı ısınma riski azalıyor. Böylece iç mekânlar serin kalıyor ve yazlık evdeki konfor artıyor. Kış aylarında ise etkili ısı yalıtımı, iç mekânın sıcaklığını koruyarak ısıtma maliyetlerini düşürüyor. Isı yalıtımı için doğru malzemelerin kullanımı ve profesyonel montaj, yazlık evlerinin enerji verimliliğini artırıyor ve uzun vadede maliyetleri düşürüyor.

Su yalıtımı ise yazlık evler için bir diğer kritik unsur olarak öne çıkıyor. Özellikle yağışlı bölgelerde veya sık sık yağmur alan mevsimlerde, iyi bir su yalıtımı başta bina temelindeki yapısal hasarların ve rutubet gibi iç mekân problemlerinin önüne geçilmesini sağlıyor. Temel, çatılar, teraslar, balkonlar ve duvar kenarları gibi suyun girebileceği noktalarda etkili su yalıtımı uygulamaları, evin dayanıklılığını artırarak uzun süreli kullanım sağlıyor.

“Doğru yalıtımı, yapıların dayanıklılığını artırıyor”
İklim değişikliklerinin etkilerinin giderek arttığı günümüzde, yalıtımın öneminin daha da belirgin hale geldiğini söyleyen ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Üyesi Ozan Turan, “Yazlık evlerin doğru yalıtımı, sadece konfor ve enerji tasarrufu sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda yapıların dayanıklılığını da artırıyor. İyi bir yalıtım sistemi, ev sahiplerine uzun vadeli bir yatırımın getirisi sunuyor. Evini yenilemek isteyenler veya yeni bir yazlık ev satın almak isteyenler, ısı ve su yalıtımının önemini göz ardı etmemeliler. Profesyonel bir ekip tarafından yapılan doğru yalıtımlar, hem yaşam kalitesini artırır hem de evin değerini korur” diyor.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Aksa Jeneratör ve Hyundai’den   20 Yıllık Güçlü Ortaklık

Yayınlandı

-

 
Aksa Jeneratör ve HD Construction Equipment, 2006 yılında başlayan köklü iş birliğinin 20’nci yılını İstanbul’da düzenlenen özel bir buluşmayla kutladı. Sektörün iki devini bir araya getiren organizasyonda Aksa Jeneratör, Hyundai tarafından bir kez daha “Yılın Müşterisi” (Customer of the Year) ödülüne layık görüldü.
Enerji sektörünün küresel oyuncularından Aksa Jeneratör ile iş makinesi ve endüstriyel ekipman liderlerinden HD Construction Equipment, çeyrek asra yaklaşan başarılı ortaklıklarında önemli bir dönüm noktasını geride bıraktı. İki şirketin üst düzey yöneticilerinin katılımıyla İstanbul’da gerçekleşen özel buluşmada, karşılıklı güven ve yüksek kalite anlayışıyla şekillenen 20 yıllık stratejik iş birliği kutlandı.
2006 yılında başlayan ve her yıl güçlenerek büyüyen ortaklık, her iki markanın yeni pazarlara ulaşmasında ve küresel ayak izlerini genişletmesinde stratejik bir rol oynadı. Geride kalan 20 yılı sürdürülebilir büyüme ve uzun soluklu bir güven yolculuğu olarak tanımlayan şirket liderleri, buluşmada gelecek dönemin vizyonunu ve yeni ortak hedeflerini de masaya yatırdı.
Aksa Jeneratör’e Anlamlı Ödül
Bu anlamlı buluşma, iki şirket arasındaki güçlü performansı taçlandıran büyük bir ödüle de sahne oldu. Aksa Jeneratör,HD Construction Equipment tarafından “2025 Yılının En İyi Müşterisi” (Customer of the Year) ödülüne layık görüldü. İlk olarak 2010 yılında alınan ve o günden bu yana istikrarlı bir şekilde Aksa Jeneratör’e takdim edilen bu ödül, iki marka arasındaki kusursuz operasyonel uyumun ve sürdürülebilir iş ortaklığının en somut göstergesi oldu.

Okumaya Devam Et

GENEL

Siemens Türkiye, gençleri iklim kriziyle mücadele çözümlerini COP31’de sergilemeye davet ediyor

Yayınlandı

-

 

Siemens Türkiye, Young Guru Academy ve UP School iş birliğiyle hayata geçirilen Climathon programıyla gençleri iklim kriziyle mücadelede teknoloji odaklı çözümler geliştirmeye davet ediyor. Mühendislik alanında öğrenim gören 3. ve 4. sınıf üniversite öğrencilerinin katılabileceği programa başvurular 23 Eylül’e kadar devam edecek. Program kapsamında geliştirilen projeler arasından seçilen çalışmalar, COP31’de Siemens’in İklim Destekçisi olarak yer aldığı Yeşil Bölge’de tanıtılacak.

Siemens Türkiye, şirketin 170. yılı ve COP31 kapsamında gençleri iklim dönüşümünün odağına alan yeni bir sosyal etki programını hayata geçiriyor. Young Guru Academy ve girişimlerinden UP School iş birliğiyle gerçekleştirilecek Climathon programı, gençlerin iklim krizine yönelik farkındalıklarını yapay zekâ becerileriyle birleştirerek somut çözümlere dönüştürmelerini amaçlıyor.

Program kapsamında mühendislik alanında öğrenim gören 3. ve 4. sınıf üniversite öğrencileri, iklim değişikliği, sürdürülebilirlik ve yapay zekâ alanlarında uzmanların katkısıyla gerçekleştirilecek eğitim ve webinarların yanı sıra teknik mentorluk desteği alacak. Gençler, belirlenen proje briefi doğrultusunda iklim sorunlarına yönelik yapay zekâ destekli çözümler geliştirecek ve dört haftalık yoğun bir Climathon sürecinden geçecek.

Farkındalıktan eyleme

“Farkındalıktan eyleme” yaklaşımıyla tasarlanan programda gençlerin yalnızca iklim krizine ilişkin bilgi edinmeleri değil, bu bilgiyi teknolojiyle birleştirerek gerçek dünya problemlerine yönelik çözümler geliştirmeleri hedefleniyor. Program süresince katılımcılar; iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik konusunda uzman eşliğinde webinarlar, yapay zekâ ve no-code geliştirme eğitimleri, proje geliştirme çalışmaları ve teknik mentorluk süreçleriyle desteklenecek.

Programın sonunda projeler, başlangıçtan itibaren katılımcılarla paylaşılan şeffaf ve önceden belirlenmiş kriterler doğrultusunda konu uzmanları tarafından değerlendirilecek. Seçilen projeler, Kasım ayında Türkiye’de gerçekleştirilecek COP31 kapsamında Siemens’in Yeşil Bölge alanında tanıtılacak. Gençler, politika yapıcılar, sektör liderleri ve farklı paydaşlardan oluşan bir izleyici kitlesine projelerini sunma fırsatı bulacak.

Gençler için teknoloji ve inovasyon deneyimi

Climathon kapsamında seçilecek ilk 20 katılımcı, Aralık ayında Siemens Türkiye İstanbul Kampüsü’nde düzenlenecek iki günlük Tech Career Days etkinliğine davet edilecek. Katılımcılar burada Siemens Kampüsü’nü ziyaret ederek teknoloji ve inovasyon alanında deneyim kazanırken, geliştirdikleri projeleri Siemens çalışanlarına sunacak.

Siemens Türkiye bu programla gençlerin yapay zeka becerilerini iklim çözümlerine dönüştürmelerini destekliyor. Gençlerin teknoloji alanındaki yetkinliklerini güçlendirirken iklim krizine yönelik yenilikçi çözümler geliştirmelerine katkı sağlamayı hedefliyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Projelerin sürdürülebilirliğe katkısı, yatırımcıların yüzde 88’inin dikkatini çekiyor

Yayınlandı

-

 

Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik, akıllı bina teknolojileri ve küresel standartlara uyum, 2026’da yatırımcıların gayrimenkul tercihlerinde öne çıkan üç temel kriteri oluşturuyor. Avrupa’daki yatırımcıların yüzde 88’i projelerin sürdürülebilirliğe katkısını dikkate alırken, yüzde 72’si yeşil binaların daha yüksek kira getirdiğini belirtiyor. Bu projelerin daha yüksek satış fiyatına ulaştığını ifade edenlerin oranı ise yüzde 63’e çıkıyor. Hise Global Kurucu Ortağı Ebru Öz, enerji tüketimi, işletme maliyetleri, dijital altyapı ve gelecekteki regülasyonlara uyumun gayrimenkulün uzun vadeli değerini belirleyen temel kriterler arasına girdiğine dikkat çekerek “Enerji tüketimini azaltan, bakım ihtiyacını öngören, arızaları erken tespit eden ve bina performansını verilerle ortaya koyan sistemler önümüzdeki dönemde yatırımcı tercihlerinde daha da ağırlık kazanacak” dedi.

Gayrimenkul sektöründe proje değerini belirleyen faktörler gün geçtikçe değişiyor. Lokasyon, metrekare ve yapı kalitesi önemini korurken; enerji tüketimi, işletme maliyetleri, dijital altyapı, veri üretme kabiliyeti, iklim ve regülasyon riskleri yatırım kararlarında daha fazla ağırlık kazanıyor. Bu değişim, “iyi proje” tanımını da yeniden şekillendiriyor. Düşük enerji tüketen, performansı ölçülebilen, işletme maliyetlerini kontrol altında tutan, teknoloji altyapısı güncellenebilen ve gelecekte ihtiyaç duyulabilecek dönüşüm yatırımlarını azaltan projeler yatırımcı açısından daha güçlü bir konuma geliyor. 

 “Sürdürülebilirlik gayrimenkul değerini doğrudan etkileyen bir kriter haline geldi”

Sürdürülebilirlik performansının artık doğrudan yatırım kararlarının bir parçası haline geldiğini belirten Hise Global Kurucu Ortağı Ebru Öz,2026’da yatırımcı kararlarında üç kriterin ağırlığının belirgin biçimde arttığını görüyoruz. Bunların başında enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik performansı geliyor. Bunu, binanın işletme verisini ölçebilen ve optimize edebilen dijital altyapı ile varlığın gelecekteki regülasyonlara, kullanıcı beklentilerine ve finansman koşullarına dayanıklılığı izliyor. CBRE’nin 2026 Avrupa Yatırımcı Niyetleri Araştırması’na göre yatırımcıların yüzde 88’i sürdürülebilirlik girişimlerini yatırım kararlarında dikkate alıyor. Yaklaşık dört yatırımcıdan biri ise sürdürülebilirlik performansı zayıf varlıklarda iskonto talep ediyor. Bu tablo, sürdürülebilirliğin gayrimenkulün değerlemesini doğrudan etkileyen bir kriter haline geldiğini gösteriyor” değerlendirmesinde bulunuyor. 

 

Araştırmalar yeşil binaların daha yüksek kira getirdiğini gösteriyor

Sürdürülebilirlik performansının kira ve satış değerlerine de yansıdığını ifade eden Öz, “RICS’in Avrupa araştırmasında katılımcıların yüzde 72’si yeşil binaların daha yüksek kira elde ettiğini, yüzde 63’ü ise daha yüksek satış fiyatlarına ulaşabildiğini belirtiyor. Enerji verimli yapılar işletme maliyetlerini düşürürken güçlü sürdürülebilirlik performansı kurumsal kiracı talebini, doluluk oranlarını ve kiralama performansını da destekleyebiliyor. Buna karşılık yüksek enerji tüketen ve ilerleyen yıllarda önemli yenileme yatırımlarına ihtiyaç duyacak varlıklarda değer kaybı riski oluşuyor” ifadelerini kullanıyor. 

 

Yüzde 53, akıllı enerji teknolojileri için daha fazla prim ödemeye hazır

Dijitalleşme ve akıllı bina teknolojilerinin proje değerindeki etkisine de değinen Öz, “Bir binanın enerji, su, iklimlendirme, bakım, doluluk ve kullanıcı verilerini merkezi olarak izleyebilmesi, işletme performansının ölçülmesini ve yönetilmesini sağlıyor. CBRE’nin küresel ESG araştırmasına göre katılımcıların yüzde 53’ü enerji kullanımını izleyen ve ayarlayan akıllı teknolojiler için prim ödemeye istekli olduğunu belirtirken, yüzde 84’ü enerji tüketimini azaltan özelliklerin gayrimenkul kararlarında etkili olduğunu ifade ediyor. Avrupa’daki sürdürülebilirlik sertifikalı ofislerde yaklaşık yüzde 5,5 seviyesine ulaşan kira primleri de teknoloji, enerji performansı ve sertifikasyonun birlikte yarattığı değere işaret ediyor” diyor. 

YeS-TR sertifikalı yapılarda yüzde 30 enerji tasarrufu hedefleniyor

Türkiye’de büyük ölçekli, uluslararası yatırımcıya ya da kurumsal kiracıya hitap eden projelerin küresel standartlara uyum konusunda güçlü bir teknik kapasiteye sahip olduğunu belirten Öz, “LEED ve BREEAM gibi uluslararası sertifikasyon sistemleri Türkiye’deki nitelikli projelerde uzun süredir uygulanıyor. Bunun yanında ulusal yeşil bina sistemi YeS-TR de enerji ve su verimliliğinden çevresel etkiye ve kullanıcı sağlığına kadar geniş bir çerçeve sunuyor. T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın YeS-TR / YeS-INT çalışmaları kapsamında, sertifikalı yapılarda yaklaşık yüzde 30 enerji, yüzde 40 su tasarrufu ve yüzde 35 karbon emisyonu azaltımı hedefleniyor. Önümüzdeki dönemde, bu kriterler projeye son aşamada eklenen özellikler olmaktan çıkıp, fizibilite ve konsept tasarım aşamasında dahil edilecek. Bu da yatırım kararlarında çok daha ciddi bir fark yaratacaktır” değerlendirmesinde bulunuyor.

 

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye