TÜRKÇİMENTO: Emisyon Ticaret Sistemi, Sanayinin Yeşil Dönüşümünü Hızlandıracak - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

TÜRKÇİMENTO: Emisyon Ticaret Sistemi, Sanayinin Yeşil Dönüşümünü Hızlandıracak

Yayınlandı

-

 

Türk çimento sektörünün çatı kuruluşu TÜRKÇİMENTO, Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) Yönetmeliği’nin yürürlüğe girmesini, Türkiye’nin yeşil dönüşüm ve 2053 net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda önemli bir adım olarak değerlendirdi. Sektör, ETS’nin yalnızca yeni bir uyum alanı oluşturmadığını, aynı zamanda düşük karbonlu üretime yönelik yatırımları hızlandırarak Türk sanayisinin küresel rekabet gücünü destekleyecek önemli bir fırsat sunduğunu belirtti.

TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, ETS’nin Türkiye’nin düşük karbonlu ekonomiye geçişinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, “Çimento sektörü olarak Emisyon Ticaret Sistemi’ni bir uyum yükü değil, küresel rekabette öne geçme fırsatı olarak görüyoruz. Dünyada ticaret kuralları ve yeni kalkınma modelleri düşük karbonlu üretim ekseninde yeniden şekilleniyor. Bu dönüşümün dışında kalmak değil, dönüşümün içinde güçlü bir şekilde yer almak zorundayız. ETS’nin de Türkiye sanayisinin bu sürece hazırlanmasında önemli bir araç olacağına inanıyoruz” dedi.

Bozay, sistemin başarılı şekilde uygulanabilmesi için öngörülebilir, şeffaf ve dengeli bir geçiş sürecinin önemine dikkat çekerek, “Sanayimizin dönüşüm kapasitesini güçlendirecek bir ETS tasarımı, işletmelerin yalnızca emisyonlarını azaltmasını değil, aynı zamanda enerji verimliliği, yenilikçi üretim süreçleri ve düşük karbonlu teknolojilere yatırım yapmasını da teşvik edecektir. Bu nedenle pilot dönemden tam uygulamaya geçişte sektörlerin gerçek koşullarını dikkate alan kıyaslama kriterleri, adil geçiş yaklaşımı ve etkin yatırım destekleri büyük önem taşıyor” diye konuştu.

“Karbon maliyeti dönüşümün finansmanına dönüşebilmeli”

ETS’nin en önemli fırsatlarından birinin, karbon fiyatlandırmasından elde edilen kaynakların yeniden yeşil dönüşüme yönlendirilmesi olduğunu vurgulayan Bozay, “Sanayinin dönüşümü ciddi ve uzun vadeli yatırımlar gerektiriyor. Bu nedenle karbon piyasasından elde edilecek gelirlerin iklim değişikliğiyle mücadele, Ar-Ge ve yeşil dönüşüm yatırımlarına aktarılması son derece değerli. Böylece karbon maliyeti yalnızca bir maliyet unsuru olmaktan çıkarak, sanayimizin dönüşümünü finanse eden sürdürülebilir bir kaynağa dönüşebilir” ifadelerini kullandı. ETS gelirlerinin iklim, Ar-Ge ve yeşil dönüşüm projelerinde kullanılabilmesine yönelik düzenlemenin sistemin en dönüştürücü unsurlarından biri olduğu vurgulanıyor.

Türk çimento sektörü, uzun yıllardır yürüttüğü emisyon izleme ve doğrulama çalışmaları sayesinde ETS’ye teknik ve kurumsal altyapı açısından hazırlıklı sektörlerin başında geliyor. Günlük 500 ton ve üzeri kapasiteli döner fırınlarda klinker üreten tesisleriyle sistemin hem pilot hem de ana uygulama döneminde yer alacak olan sektör, alternatif yakıt ve hammadde kullanımı, enerji verimliliği, atık ısı geri kazanımı ve klinker/çimento oranının azaltılması gibi alanlarda dönüşüm çalışmalarını sürdürüyor. Uzun vadede ise karbon yakalama, kullanma ve depolama (CCUS) teknolojileri sektörün karbonsuzlaşma yol haritasında önemli bir yer tutuyor.

Emisyon Ticaret Sistemi’nin Türkiye’nin ihracat rekabetçiliği açısından da stratejik bir öneme sahip olduğuna dikkat çeken Bozay, Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) uygulamaya geçmesiyle birlikte Türkiye’de ödenen karbon bedellerinin AB sınırında mahsup edilebilmesinin ihracatçı sektörler açısından kritik olduğunu belirtti.

Bozay, “Türkiye’nin karbon maliyetinin kendi sınırları içinde yönetilebilmesi ve bu kaynağın yeşil dönüşüm yatırımlarına yönlendirilmesi, ihracatçı sektörlerimiz açısından önemli bir avantaj sağlayacaktır. Burada hedefimiz yalnızca yeni düzenlemelere uyum sağlamak değil; Türkiye’nin üretim gücünü, ihracat kapasitesini ve rekabetçiliğini koruyarak düşük karbonlu ekonomiye güçlü bir geçiş yapmaktır” dedi. SKDM kapsamında mahsup edilebilecek karbon bedelinin bir bölümünün Türkiye’de kalmasının yeşil dönüşüm yatırımlarına kaynak oluşturabileceği değerlendirmesi de TÜRKÇİMENTO’nun ETS yaklaşımının temel unsurları arasında yer alıyor.

TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda ETS’nin önemli bir dönüşüm aracı olduğuna dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı:

“Çimento sektörü olarak yeşil dönüşümü bir zorunluluktan ibaret görmüyoruz. Bunu, Türkiye’nin üretim gücünü geleceğe taşıması ve küresel rekabette daha güçlü bir konum elde etmesi için stratejik bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. ETS’nin de bu dönüşümü hızlandıran, yatırımları teşvik eden ve sanayimizin rekabetçiliğini destekleyen bir yapıya kavuşması en büyük beklentimiz. Kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplumun iş birliğiyle Türkiye’nin düşük karbonlu üretim kapasitesini birlikte güçlendirebiliriz. TÜRKÇİMENTO olarak sektörümüzün dönüşümünü destekleyecek politika ve mekanizmaların geliştirilmesine katkı sunmaya devam edeceğiz.”

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Legrand Türkiye Grubu, Kurumsal Değerlerini  Toplumsal Etkiyle Buluşturuyor

Yayınlandı

-

 
Bina, elektrik ve dijital altyapılar için geliştirdiği ürün ve sistemler konusunda uzman olan Legrand Türkiye Grubu, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile uyumlu olarak hazırladığı 2025–2027 dönemini kapsayan 6. Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) Yol Haritası kapsamında insan, iklim, müşteriler ve sorumlu iş yapış biçimine yönelik çalışmalarını ölçülebilir hedeflerle sürdürüyor. Grup; kadınların ve gençlerin gelişiminden çalışan eğitimlerine, enerji verimliliğinden döngüsel ekonomiye ve müşteri deneyimine kadar uzanan çalışmalarını “Yaşamları İyileştirmek” yaklaşımı altında bir araya getiriyor.
 
Legrand’ın yaklaşık 20 yıldır stratejisinin merkezinde yer alan sürdürülebilirlik yaklaşımı, çevresel etkilerin azaltılmasına odaklanmanın yanı sıra sosyal ve ekonomik boyutları da kapsıyor. Çalışanların gelişimini destekleyen, farklılıkların çalışma hayatına katılımını teşvik eden, gençlere yeni fırsatlar sunan ve iş ortaklarıyla sorumlu ilişkiler kurmayı hedefleyen çalışmalar da bu anlayışın bir parçasını oluşturuyor. 2025–2027 Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) Yol Haritası kapsamında çeşitlilik ve kapsayıcılık, iklim, döngüsel ekonomi, müşteriler için değer yaratma ve sorumlu işletme olmak üzere beş temel eylem alanı bulunuyor. Üç yıllık yol haritaları hazırlanırken çalışanların ve paydaşların fikir ve görüşleri, önem ve önceliklendirme anketleri aracılığıyla toplanıyor. Böylelikle, farklı bakış açılarını bir araya getiren kapsayıcı ve kolektif bir yol haritası oluşturuluyor.

 

Fırsat Eşitliğinden Geleceğin İş Gücüne

 

Legrand Türkiye Grubu’nun insan odaklı çalışmalarının önemli bir bölümünü fırsat eşitliği oluşturuyor. 2018 yılından bu yana sürdürülen ellegrand projesi (Legrand’ta Kadın), kız çocuklarının teknik alanlara ilgisini desteklerken kadın çalışanların kariyer gelişimine yönelik uygulamalarla kurum içinde de karşılık buluyor. Eğitim bursları, teknik ekipman destekleri, okul ziyaretleri ve mentorluk çalışmalarıyla ilerleyen proje, kadınların teknik alanlardaki temsiliyetini güçlendirme hedefini farklı kariyer aşamalarına taşıyor. Legrand Türkiye Grubu’nun toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki çalışmaları, Arborus tarafından oluşturulan ve Bureau Veritas Certification tarafından denetlenen Avrupa ve Uluslararası Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Çeşitlilik Sertifikası’nı (GEEIS) Türkiye’de alan ilk üretim şirketi olmasıyla uluslararası ölçekte de tescillenmiş bulunuyor.

 

Fırsat eşitliğine yönelik çalışmalarını gençlerin gelişimine yönelik uygulamalarla sürdüren Grup, geleceğin iş gücünün yetkinlik kazanmasına da katkı sunuyor. Gençlerin iş dünyasını yakından tanımasına, fikirlerini paylaşmasına ve yeteneklerini geliştirmesine alan açan Genç Kurul ve Yönetici Aday Programı (YAP) gibi uygulamalar, gençlerin kariyer yolculuklarının farklı aşamalarında desteklenmesini amaçlıyor. 2025–2027 KSS Yol Haritası kapsamında yönetim pozisyonlarında kadın temsilinin artırılması ve kariyerinin başındaki bireylere her yıl yeni fırsatlar sunulması da bu alandaki hedefler arasında yer alıyor.

 

Çalışanlardan İş Ortaklarına Uzanan Sorumlu İş Anlayışı

 

Legrand Türkiye Grubu, insan odaklı yaklaşımını yalnızca fırsat eşitliği ve gençlerin gelişimiyle sınırlı tutmuyor; çalışanların gelişiminden iş ortaklarıyla kurulan ilişkilere kadar uzanan sorumlu bir iş yapış biçimini de kurumsal değerlerinin bir parçası olarak ele alıyor. Çalışanların beceri gelişimi, iş sağlığı ve güvenliği, iş ahlakı ve uyum, insan hakları ve tedarikçilerle kurulan ilişkiler, 2025–2027 KSS Yol Haritası kapsamında aynı sorumluluk çerçevesinde değerlendiriliyor.

 

Grup, 2027 yılına kadar çalışanların %90’ına her yıl eğitim verilmesini ve çalışan başına yıllık 10 saat eğitim hedefine ulaşılmasını amaçlıyor. Bunun yanı sıra tedarikçi ilişkilerinde insan hakları standartlarının gözetilmesini de öncelikleri arasında tutuyor. Böylece sorumlu iş yapış biçimi, kurum içindeki uygulamalardan değer zincirindeki iş ortaklarına kadar genişleyen bir yapı içinde ele alınıyor.

 

Çevresel Etkiyi Değer Zinciri Boyunca Ele Alıyor

 

Legrand Türkiye Grubu’nun sürdürülebilirlik yaklaşımının bir diğer önemli boyutunu çevresel hedefler oluşturuyor. 2025–2027 KSS Yol Haritası kapsamında iklim değişikliğiyle mücadele ve döngüsel ekonomi alanlarında emisyonların azaltılması, eko-tasarım kriterlerinin yaygınlaştırılması ve sürdürülebilir malzeme kullanımının artırılması hedefleniyor.

 

Grup, çevresel etkiyi kendi operasyonlarının ötesinde, müşterilerine sunduğu çözümler üzerinden de ele alıyor. Enerji verimliliği çözümleriyle üç yıl içinde 20 milyon ton karbondioksit emisyonunun önlenmesi hedeflenirken, 2050 yılına kadar Net Sıfır olma taahhüdü de uzun vadeli iklim hedefini ortaya koyuyor. Böylece çevresel sorumluluk, hem operasyonel süreçlerde hem de Legrand’ın sunduğu çözümlerin yarattığı etki üzerinden değerlendiriliyor.

 

Çalışanların gelişiminden fırsat eşitliğine, sorumlu iş yapış biçiminden çevresel etkiye kadar uzanan bu çalışmalar, Legrand Türkiye Grubu’nun “Yaşamları İyileştirmek” amacının farklı alanlardaki karşılığını oluşturuyor. Grup, kurumsal değerlerini yalnızca kendi organizasyonu içinde değil; çalışanları, iş ortakları, müşterileri, toplum ve çevre üzerinde yarattığı etkiyle birlikte ele alıyor.

 

Legrand’ın sürdürülebilirlik alanındaki yaklaşımı, şirketlerin çevresel, sosyal ve etik performanslarını değerlendiren uluslararası sürdürülebilirlik derecelendirme kuruluşu EcoVadis’in değerlendirmesinde de karşılık buluyor. Legrand, 29 Temmuz 2026 tarihli EcoVadis değerlendirmesinde 100 üzerinden 88 puanla bir kez daha Platin Madalya elde etti. Bir önceki değerlendirmeye göre puanını 4 puan artıran Legrand, EcoVadis tarafından değerlendirilen şirketler arasında ilk %1’lik dilimde yer aldı. Değerlendirmede Legrand, “Çevre” kategorisinde 100/100 tam puan elde ederken, “Sürdürülebilir Tedarik” alanında önemli ilerleme kaydetti ve “Çalışma Koşulları ve İnsan Hakları” alanındaki güçlü performansını korudu.

 

“Yaşamları İyileştirmek İlkemizi Bütünsel Bir Anlayışla Hayata Geçiriyoruz”

 

Legrand Türkiye Grubu’nun kurumsal değerleri ve toplumsal etki odaklı çalışmaları hakkında değerlendirmede bulunan Legrand Türkiye Grubu CMO’su Gül Sevinç Selçuk, “Legrand Türkiye Grubu olarak, “Yaşamları İyileştirmek” ilkemizi sunduğumuz ürün ve çözümlerden çalışma kültürümüze, paydaşlarımızla kurduğumuz ilişkilerden toplumsal ve çevresel etkimize uzanan bütünsel bir anlayışla hayata geçiriyoruz. Kadınların teknik alanlardaki gelişimini desteklemek, gençlerin kariyer yolculuklarına alan açmak, çalışanlarımızın yetkinliklerini geliştirmek ve çevresel etkimizi azaltmak bizim için birbirinden bağımsız başlıklar değil. Bunların tamamını, uzun vadeli ve sorumlu bir değer yaratma anlayışının parçaları olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde de ölçülebilir hedeflerimiz doğrultusunda bu çalışmalarımızı geliştirerek çalışanlarımız, iş ortaklarımız, müşterilerimiz ve toplum için kalıcı değer yaratmaya devam edeceğiz.” dedi.

Okumaya Devam Et

GENEL

ALARKO VE GOTION’UN GENÇ PROFESYONELLERİ İSTANBUL’DA BULUŞTU

Yayınlandı

-

 

Alarko Holding, enerji depolama ve batarya teknolojileri alanında dünyanın önde gelen şirketlerinden olan Gotion Group’un Young Talents Programı kapsamında İstanbul’u ziyaret eden genç profesyonelleri Genel Merkezi’nde ağırladı. Alarko’nun yönetim kurulu üyeleri ve üst düzey yöneticilerinin de yer aldığı buluşma, iki şirketin ekipleri arasında karşılıklı bilgi ve deneyim paylaşımına olanak sağlarken, katılımcıların Alarko’nun faaliyetlerini ve sürdürülebilirlik yaklaşımını yakından tanımalarına katkı sundu.

Türkiye’nin yeşil dönüşümünde etkin bir oyuncu olma vizyonuyla yatırımlarını sürdüren Alarko Holding, kısa bir süre önce dünyanın önde gelen teknoloji ve batarya üreticilerinden Gotion Group ile stratejik ortaklığa imza atarak Alarko Gotion Green Energy şirketini kurdu. Enerji depolama ve batarya teknolojilerinin Türkiye’de geliştirilmesi ve üretilmesi hedefiyle hayata geçirilen bu ortaklık, iki şirket arasında bilgi, deneyim ve yetkinliklerin karşılıklı olarak geliştirilmesine de imkân sağlıyor.

Enerji dönüşümünün hızlı bir gelişim kaydettiği günümüzde yenilikçi ve sürdürülebilir teknolojiler kadar bu teknolojileri geliştirecek ve geleceğe taşıyacak nitelikli insan kaynağına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuluyor. Alarko Holding bu bakış açısı ile Gotion Group’un Young Talents Programı kapsamında İstanbul’u ziyaret eden genç profesyonelleri Genel Merkezi’nde ağırladı. Gotion ve Alarko bünyesinde çalışan genç lider adaylarını aynı çatı altında buluşturan etkinlikte, enerji depolama ve batarya teknolojilerinin geleceği ile bu alandaki dönüşümün gerektirdiği yetkinlikler üzerine görüş alışverişinde bulunuldu.

Etkinlik, Alarko CEO’su Ümit N. Yıldız’ın açılış konuşmasıyla başladı. Program kapsamında Altek Alarko Genel Müdürü Hakan Aytekin ve Alarko Gotion Green Energy Genel Müdürü Nihat Aksüt Alarko’nun enerji alanındaki çalışmalarını ve ortak girişimin hedeflerini anlattı. Gotion Türkiye Genel Müdürü Haolin Li ise Gotion Group’un küresel faaliyetleri, teknoloji yaklaşımı ve enerjinin geleceğine dair vizyonunu paylaştı. Alarko’lu genç çalışanların mesleki ve kişisel gelişimlerini destekleme hedefiyle, kurum içinde 1985 yılından bu yana faaliyet gösteren Alarko İstikbal Kulübü’nün çalışmalarının da tanıtıldığı etkinlikte, gençlerin kurumların geleceğindeki kilit rolü vurgulandı.

Programın ikinci bölümünde ise Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Garih ve Yönetim Kurulu Üyesi Leyla Alaton genç profesyonellerle bir araya gelerek liderlik, kurumsal kültür, gelecek vizyonu ve yeni neslin iş dünyasındaki rolü üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdi ve dinleyicilerin sorularını yanıtladı.

Program boyunca genç profesyoneller, farklı deneyimleri paylaşma ve birbirlerini daha yakından tanıma fırsatı bulurken, iki kurum arasındaki etkileşimi güçlendirecek yeni bağlantılar da kuruldu.

Ümit N. Yıldız: “İki şirket arasındaki ilişkinin teknoloji transferinin ötesinde birbirimizden öğrenme kültürünü farklı boyutlarda beslediğini görmek mutluluk verici”

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Alarko Şirketler Topluluğu CEO’su Ümit N. Yıldız: “Alarko ve Gotion ortaklığı ile geleceğin enerji ekosisteminin inşasına önemli bir katkı sunmaya hazırlanıyoruz. Yatırım planları üzerindeki çalışmalarımız devam ederken iki şirket arasındaki ilişkinin teknoloji transferinin ötesinde birbirimizden öğrenme kültürünü farklı boyutlarda beslediğini görmek mutluluk verici. Bu iş birliğinin kalıcı değer yaratabilmesinin güçlü bir insan kaynağıyla mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle genç yeteneklerin bilgi, teknik uzmanlık ve vizyon odaklı gelişimini stratejik bir öncelik olarak görüyoruz” dedi.

 

Okumaya Devam Et

GENEL

Luxera GYO, Veliefendi’de 10 Milyar TL’lik Proje İçin İmzaları Attı

Yayınlandı

-

 

 

Türkiye’nin önde gelen gayrimenkul şirketlerinden Luxera GYO, İstanbul Zeytinburnu’nda planladığı yeni projesi için ilk adımı attı. NBG Zeytinburnu İnşaat Yatırım A.Ş. ile “Düzenleme Şeklinde İnşaat Yapım ve Hasılat Paylaşımlı İnşaat Sözleşmesi” imzaladı.

 

Köklü geçmişinden gelen tecrübesini İstanbul’un gözde lokasyonlarında geliştirdiği gayrimenkul projelerine taşıyan Luxera Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (Luxera GYO), Zeytinburnu’nda hayata geçireceği yeni proje için önemli bir iş birliğine imza attı. NBG Zeytinburnu İnşaat Yatırım A.Ş. ile Zeytinburnu Sümer Mahallesi’nde yer alan taşınmaza ilişkin “Düzenleme Şeklinde İnşaat Yapım ve Hasılat Paylaşımlı İnşaat Sözleşmesi” imzaladı. Luxera GYO tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan açıklamaya göre, sözleşmeye konu arsanın ekspertiz değeri yaklaşık 3,9 milyar TL olarak açıklandı.

Veliefendi Hipodromu’na komşu

Sözleşme kapsamında arsa üzerinde geliştirilecek proje; sahile yürüme mesafesinde ve Veliefendi Hipodromu’na komşu konumuyla dikkat çekiyor. Deniz manzaralı daireleri, merkezi lokasyonu ve caddeye açılan ticari alanlarıyla Zeytinburnu’nun yaşam ve yatırım değerini artıracak yeni yaşam merkezlerinden biri olması hedefleniyor. Yaklaşık 10 milyar TL yatırımla hayata geçirilecek projede sosyal donatı alanları, geniş peyzaj düzenlemeleri, çocuk oyun alanları ile spor ve dinlenme alanlarının yer aldığı nitelikli bir yaşam konsepti sunulacak.

Konut ve ticari alanları bir araya getiriyor

Luxera GYO Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Taş, şirketin İstanbul’un yüksek gelişim potansiyeline sahip bölgelerinde nitelikli projeler geliştirme stratejisini kararlılıkla sürdürdüklerini belirterek “Zeytinburnu Veliefendi, merkezi konumu, ulaşım olanakları ve dönüşüm dinamikleriyle bu vizyonumuzun en güçlü karşılık bulduğu lokasyonlardan biri. Veliefendi’de güçlü bir iz bırakacağına inandığımız özel bir projeyi hayata geçiriyoruz. İmzalarımız ardından hemen çalışmaya başladık. Konut ve ticari alanları bir araya getiren, bölgenin ihtiyaçlarına cevap veren nitelikli bir yaşam konsepti geliştireceğiz. NBG Zeytinburnu İnşaat Yatırım A.Ş. ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliğinin, taraflar için olduğu kadar bölgeye de önemli değer katacağına inanıyoruz” dedi. 

“Taşınmazımızın değerini güçlü bir projeyle geleceğe taşıyacağız”

NBG Zeytinburnu İnşaat Yatırım A.Ş. adına şirket sahibi Nezih Barut ise şunları söyledi:

“Bu iş birliğiyle İstanbul’un en değerli ve gelişim potansiyeli yüksek bölgelerinden birinde bulunan taşınmazımızın geleceğini güçlü bir projeyle şekillendirecek önemli bir adım attık. Hasılat paylaşımı modeliyle hayata geçirilecek bu proje sayesinde hem taşınmazımızın değerini en verimli şekilde ortaya çıkarmayı hem de bölgeye nitelikli bir yaşam alanı kazandırmayı hedefliyoruz. Luxera GYO’nun proje geliştirme alanındaki deneyimi ve kalite anlayışının bu yatırıma önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Ortak vizyonla yürüteceğimiz bu sürecin tüm paydaşlar için sürdürülebilir değer üretirken Zeytinburnu’na da uzun yıllar değer katacak örnek bir projeyle sonuçlanacağına güvenimiz tam.”

Okumaya Devam Et

Trendler