Systemair, verimlilik odaklı dönüşümü retrofit çözümleriyle gerçekleştiriyor - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Systemair, verimlilik odaklı dönüşümü retrofit çözümleriyle gerçekleştiriyor

Yayınlandı

-

Küresel iklimlendirme sektörüne yüksek mühendisliğe sahip yenilikler kazandıran İsveç merkezli Systemair, retrofit çözümleri sayesinde işletme verimliliğini artırırken enerji maliyetlerini optimize eden, karbon ayak izini azaltan ve kısa yatırım geri dönüş süreleriyle ekonomik fayda sağlayan stratejik bir yaklaşım benimsiyor. Verimlilik odaklı dönüşüm arayan tüm sektörlere hitap eden retrofit çözümleri ile yapıların geleceğe hazırlanma sürecini de planlayan Systemair, sistem performansını maksimum seviyeye çıkararak enerji maliyetlerinde yüzde 40 ila 60 arası tasarrufu mümkün kılıyor.

Mevcut bir ünitenin modernizasyonu veya yenilenmesi, müşteriye işletme maliyetlerinden tasarruf etme ve büyük sermaye harcamalarını erteleme fırsatı sunuyor. Enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve operasyonel mükemmellik ise günümüzde yalnızca yeni yatırımlarla değil, mevcut sistemlerin akıllıca yenilenmesiyle de mümkün oluyor. Systemair bunun için müşterilerine sunduğu retrofit çözümleriyle sadece bir ekipman değişimi değil; bir yapının geleceğe hazırlanma sürecini de inşa ediyor. 

Daha önce sistemlerin ömrünü tamamlamaya yaklaştığı, verimlilik seviyesinin düştüğü, bakım maliyetlerinin hızla arttığı ve işletme şikayetlerinin oluşmaya başladığı durumlarda devreye giren retrofit çözümleri, günümüzde proaktif bir yatırım koruma stratejisi görevini de üstleniyor.  

“Retrofit, modern işletmeler için vazgeçilmez bir yaklaşım”

Retrofitin sadece teknik bir uygulama olmadığına dikkat çeken Systemair Türkiye Endüstriyel Çözümler Satış Müdürü Esin Çakır, “HVAC sistemlerinin performansını artırmak, işletme maliyetlerini azaltmak ve çevresel etkileri minimuma indirmek amacıyla sunduğumuz retrofit çözümleri sayesinde daha sessiz, verimli ve akıllı iklimlendirme sistemleri kuruyoruz. Bu da retrofit çözümlerini aynı zamanda işletme verimliliğini artıran, enerji maliyetlerini optimize eden, karbon ayak izini azaltan ve kısa yatırım geri dönüş süreleriyle ekonomik fayda sağlayan stratejik bir proje yaklaşımı haline getiriyor. Bu süreçte hedefimiz, müşterilerimizin mevcut yatırımını koruyarak, güncel mühendislik çözümleriyle sistem performansını maksimum seviyeye çıkarmak. Son yıllarda teknolojinin geldiği nokta sayesinde; klasik cihaz değişiminin ötesine geçerek, nesnelerin interneti (IoT), gelişmiş sensör sistemleri, yapay zekâ destekli otomasyon çözümleri, akıllı kontrol sistemleri, uzaktan erişimli otomasyon çözümleri ve yüksek verimli EC fan teknolojileri gibi yeniliklerle işletmelere gerçek zamanlı avantajlar sağlıyoruz. Böylece retrofit, modern işletmeler için vazgeçilmez bir yaklaşım haline gelmiş durumda.” dedi.

Hem enerji tasarrufu sağlıyor hem de bakım ihtiyacını minimuma indiriyor

Systemair’in retrofit çözümlerinin verimlilik odaklı dönüşüm arayan tüm sektörlere hitap ettiğini belirten Çakır, sözlerine şöyle devam etti: “Retrofit çözümleri özellikle bazı sektörlerde kritik bir ihtiyaç haline gelmiş durumda. Bu noktada Systemair olarak AVM, hastane, otel, okul, endüstriyel tesis, kamu binaları, ofis ve lojistik tesisler için kendi dinamiklerine özel çözümler sunuyor, birebir projelendirme ve danışmanlık hizmetiyle süreci uçtan uca yönetiyoruz. Retrofit projelerinde odak noktamızı yüksek enerji tüketimine ve sık arızaya sebep olan, aynı zamanda uzmanlık alanımız olan havalandırma ve iklimlendirme sistemleri oluşturuyor. En çok yenilenen unsurlar arasında ise konvansiyonel fan sistemleri, AC motorlar, eski tip kontrol sistemleri, ısı geri kazanım sistemleri, soğutma kulesi sistemleri ve otomasyon sistemleri yer alıyor. Bu unsurlar, yüksek verimli EC teknolojilerle, frekans konvertörlü çözümlerle ve Systemair’in özel yazılım tabanlı kontrol sistemleriyle yenilenerek hem enerji tasarrufu sağlıyor hem de bakım ihtiyacını minimuma indiriyor.”

Yalnızca bir hizmet değil, biz vizyon ortaklığı

Müşterilerin retrofit çözümlerini tercih etmesinde pek çok avantaj elde ettiğini vurgulayan Çakır, “Sıfırdan sistem kurma ihtiyacını ortadan kaldırdığı için hem ekonomik hem çevresel olarak sorumlu bir tercih olan retrofit çözümleri, enerji maliyetlerini ciddi oranda düşürmesinin yanında işletme sürekliliğini de garanti altına alıyor. Çevresel açıdan da birçok avantaja sahip bu sistem, karbon emisyonlarını azaltarak çevresel sorumluluğu yerine getirirken binaların yeşil sertifika (LEED, BREEAM vb.) süreçlerine de destek oluyor. Yasal regülasyonlara (ErP, SEER vb.) tam uyum sağlayan retrofit çözümleri iç hava kalitesini artırarak kullanıcı konforunu yükseltirken enerji verimliliği projelerine yönelik sunulan devlet teşviklerinden faydalanma imkanını yaratıp maliyetleri düşürüyor. Tüm bunları ele aldığımızda retrofit çözümlerini yalnızca bir hizmet değil, bir vizyon ortaklığı olarak görüyoruz. Her başarılı retrofit uygulaması; daha az enerji, daha az karbon salımı, daha sürdürülebilir bir dünya ve daha verimli bir işletme demek. Biz de bu bakış açısıyla yalnızca son bir yıl içerisinde farklı sektörlerde 15’ten fazla retrofit projesini başarıyla hayata geçirdik.” ifadelerini kullandı. 

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Pimapen, Nirvana Serisi ile Ses ve Isı Yalıtımında Üstün Performans Sunuyor

Yayınlandı

-

Pimapen, Nirvana serisiyle yüksek ısı ve ses yalıtımını bir arada sunarak şehir yaşamında konfor standartlarını yukarı taşıyor. 

Modern şehir yaşamında gürültü kirliliği, konforu doğrudan etkileyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Pimapen Nirvana serisi, uygun cam kombinasyonlarıyla dış ortam sesini 41 dB’e kadar azaltarak özellikle ses kirliliğinin yoğun olduğu kent merkezlerinde daha dengeli ve sakin iç mekânlar oluşturulmasına katkı sağlıyor.

Türkiye’de konutlarda yaşanan ısı kayıplarının önemli bir bölümünün pencerelerden kaynaklandığı biliniyor. Serinin 6 odacıklı yapısı ve üçlü conta sistemi sayesinde yalnızca ses değil; ısı yalıtımı ve hava sızdırmazlık performansı da üst seviyede destekleniyor. 

“Binalarda Isı Yalıtım Kuralları” standardına göre pencerelerde ısı iletim değerinin (Uw) en fazla 1,80 W/m²K olması gerekirken, Pimapen Nirvana serisi uygun cam kombinasyonlarıyla bu değeri 0,78 W/m²K seviyesine kadar düşürerek yüksek enerji performansı sunuyor. Ayrıca cephe orta kayıt profili sayesinde yüksek katlı yapılarda rüzgâr yüküne karşı mukavemet sağlarken, geniş kanat ölçüsü maksimum görüş alanı sunuyor.

Tüm bu özelliklerinin yanı sıra Passive House Institute’in düşük enerji maliyetleri ve dört mevsim yaşam konforu konsepti ile geleceğin yapı tipi olarak tanımladığı “Pasif Ev” sertifikasına sahip olan Nirvana serisi, özel tasarımı ve teknik alt yapısıyla pencereye adını veren marka olmayı sürdürüyor.  

Estetik ve Teknik Uyum Bir Arada

Kendinden pervazlı kasa profili, duvar birleşim noktalarında görsel bütünlük sağlarken; farklı renk seçenekleri ve laminasyon alternatifleri sayesinde mimari projelere uyum sağlıyor. 

Şehir yaşamında artan konfor beklentisine dikkat çeken Pimapen Genel Müdür Yardımcısı Seyfettin Aslan: “Yaşam alanlarında konfor artık yalnızca ısı yalıtımıyla değil, akustik performansıyla birlikte değerlendiriliyor. Konut projelerinden kentsel dönüşüm uygulamalarına kadar geniş kullanım alanına sahip Nirvana serisi, performans ve estetiği birlikte sunuyor. Nirvana serimizle hem yüksek yalıtım performansı hem de şehir gürültüsünü azaltmaya yardımcı çözümler sunuyoruz. Hedefimiz, kullanıcıların dört mevsim daha konforlu yaşam alanlarına ulaşmasına katkı sağlamak” dedi.

Okumaya Devam Et

GENEL

Kentsel Dönüşümde Doğru Malzeme Seçimi Yaşamsal Önem Taşıyor

Yayınlandı

-

Doğru malzeme, güvenli yapı, dayanıklı şehir

Türkiye, aktif fay hatları üzerinde yer alan bir deprem ülkesi. Yaşanan acı tecrübeler, güvenli yapılaşmanın ve depreme dayanıklı kentlerin önemini ortaya koyuyor. Yıllar içerisinde artan nüfus, hızlı ve plansız yapılaşma sonucu oluşan çarpık kentleşme, şehirlerimizin önemli sorunlarından biri haline geldi. Kentsel dönüşüm, bu sorunların çözümünde hem güvenli hem de sürdürülebilir şehirlerin inşası için büyük bir fırsat sunuyor.

Kentsel dönüşüm projelerinde yalnızca binaların yenilenmesine odaklanmamalıyız; doğru malzeme seçimi de yaşamsal bir öneme sahip. Türk Ytong Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Barış Saban, doğru malzeme seçiminin güvenli, dayanıklı ve enerji verimli yapılar oluşturmanın temel şartı olduğunu vurgulayarak, “Ytong ürünleri tüm temel kriterleri karşılıyor ve bu özellikleri sayesinde sadece Türkiye’de değil  dünyada da tercih ediliyor” dedi.

Barış Saban, depreme dayanıklı, enerji verimli ve yangına karşı güvenli binalar inşa edilmesinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Deprem ve yangına dayanıklı, güvenli, enerji verimliliği yüksek binalar inşa etmeliyiz. Bunun için sağlam, hafif ve ısı yalıtım performansı yüksek, uzun ömürlü yapı malzemelerini tercih etmeliyiz. Türk Ytong olarak piyasaya sunduğumuz ürünlerle yapılara  hafiflik sağlıyoruz; ısı yalıtımı ve yangın dayanımı kazandırıyoruz. AR-GE’ye sürekli yatırım yapıyor, dünyanın güvenle kullandığı, kaliteli ve çevre dostu ürünler üretiyoruz.”

Deprem ülkesi olduğumuzu unutmadan yapılaşmamız gerekiyor

Barış Saban, binaların depremlerden olumsuz etkilenme ve zarar görme olasılığının bina ağırlıklarıyla doğru orantılı olduğunu hatırlatarak, Ytong Blok’un en önemli özelliklerinden birinin  hafifliği olduğunu belirtti: “Daha hafif binalar inşa edildiğinde binaya etkiyen deprem yükleri ve bunun sonucunda oluşacak riskler azalır. Hem yeni yapılarda hem de güçlendirme çalışmalarında yapıyı gereksiz yüklerden kurtaran, deprem emniyetini artıran, enerji verimliliği sağlayan, yanmaz bir duvar malzemesi sunuyoruz. Ayrıca kendimizi daima daha iyisini yapmaya zorluyoruz.  Halihazırda hafifliği ile öne çıkan bloklarımızı dayanıklılıkları aynı kalacak şekilde daha hafif hale getiriyoruz. Önce Ytong 0,09 daha sonra Ytong 0,08 blokları ürettik. Ürünlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz. “ 

Çevre dostu şehirlerin inşasına katkı sağlıyoruz

Barış Saban, Türk Ytong’un çevreye duyarlı üretim anlayışına da değinerek şunları söyledi: 

“Şehirlerimizi güvenli ve çevreye duyarlı biçimde inşa etmek zorundayız. Çevre dostu şehirler; enerji tasarrufu sağlayan, kaynakları verimli kullanan, karbon salınımını azaltan yapılarla mümkün olur. Türk Ytong olarak üretimden kullanıma kadar her aşamada çevreye duyarlı bir yaklaşım benimsiyoruz. Doğal hammaddelerle ürettiğimiz, geri dönüştürülebilir ve uzun ömürlü ürünlerimizle çevre dostu şehirlerin inşasına katkı sağlıyoruz.”

Okumaya Devam Et

GENEL

Rönesans Enerji, Rönesans Gayrimenkul’ün öz tüketimi için 51 MW’lık yeşil enerji yatırımı yapacak

Yayınlandı

-

Türkiye’nin ilk 20 yıl vadeli Yenilenebilir Enerji Yatırım ve Tedarik Anlaşması hayata geçiyor.

Türkiye’nin en büyük üç yeşil enerji şirketinden biri olma hedefi doğrultusunda yatırımlarını hız kesmeden sürdüren Rönesans Enerji, grup şirketlerinden Rönesans Gayrimenkul Yatırım’ın öz tüketim ihtiyacını karşılamak üzere iki yeni projeyi hayata geçiriyor. Bu kapsamda, İzmir’de 35 MWm kurulu gücünde bir rüzgâr enerjisi santrali (RES) ve Kırşehir’de 16 MWp kurulu gücünde bir güneş enerjisi santrali (GES) olmak üzere toplam 51 MW kapasiteye sahip projelerin yatırımı gerçekleştirilecek. İş birliğiyle birlikte, Rönesans Gayrimenkul portföyünde yer alan varlıkların toplam elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 70’i karşılanacak.

Rönesans Enerji ile Rönesans Gayrimenkul Yatırım arasında imzalanan anlaşma kapsamında, Türkiye’nin ilk 20 yıl vadeli Yenilenebilir Enerji Yatırım ve Tedarik Anlaşması (YEYTA) modeli hayata geçirildi. Yatırım ve işletme süreçlerinin enerji üretim şirketi tarafından üstlenildiği bu model çerçevesinde Rönesans Enerji, Rönesans Gayrimenkul Yatırım’ın ihtiyaç duyduğu enerji tesislerini kuracak ve işletmesini sağlayacak. Bu kapsamda; İzmir’de 35 MWm kurulu gücünde bir rüzgâr enerjisi santrali (RES) ve Kırşehir’de 16 MWp kurulu gücünde bir güneş enerjisi santrali (GES) olmak üzere toplam 51 MW kapasiteye sahip tesisler kurulacak. Bu kurulu güç kapasitesi ile yıllık 142 milyon kWh’lık üretim bekleniyor. İş birliğiyle birlikte, Rönesans Gayrimenkul portföyünde yer alan varlıkların toplam elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 70’i karşılanacak.

Rönesans Holding Enerji Grup Başkanı Emre Hatem, grup şirketleri Rönesans Gayrimenkul Yatırım ile imzaladıkları YEYTA modeli ile Türkiye’de bir ilki daha gerçekleştirdiklerini belirterek şöyle konuştu: “Bir örneğini gayrimenkul grup şirketimizle imzaladığımız YEYTA modelinde yatırım maliyetinin tamamı Rönesans Enerji tarafından karşılanıyor. Proje geliştirme, inşaat, tedarik, finansman, devreye alma ve işletme gibi tüm süreçler Rönesans Enerji tarafından yürütülürken, tüketici herhangi bir yatırım yükü üstlenmeden kendi ihtiyaçlarına yönelik yeşil elektrik tedarik edebiliyor. Bu sayede hem sera gazı emisyonlarının hem de elektrik maliyetlerinin düşürülmesi amaçlanıyor. Ayrıca tüketiciler, yatırım ve işletme risklerini üstlenmeden, tüketim kapasiteleri kapsamında lisanssız üretim haklarını 20 yıl vadeli bir sözleşme ile güvence altına alabiliyor.

Bu model ile indirimli yeşil elektrik tedarik edilebildiğine dikkat çeken Emre Hatem, “Tüketicinin elektrik üretimi için herhangi bir sermaye ayırmasını gerektirmeyen bu yapı sayesinde, lisanssız üretim projeleri de lisanslı projelerde olduğu gibi enerji üretim şirketlerinin uzmanlığıyla hayata geçiriliyor. Böylece tüketici kendi faaliyet alanlarına odaklanmaya ve sermayelerini esas iş kolları için kullanmaya devam edebiliyor. Bu yaklaşım hem sektörel düzeyde hem de makro ölçekte toplam verimliliğin artmasına katkı sağlıyor” dedi.

RÖNESANS GAYRİMENKUL YATIRIM PORTFÖYÜNDEKİ TÜM VARLIKLARIN ELEKTRİK İHTİYACI KARŞILANACAK

Rönesans Gayrimenkul Yatırım Genel Müdürü Yağmur Yaşar, 2017 yılından bu yana uygulanan enerji yönetimi ve tasarruf önlemleri sayesinde, varlıkların merkezi otomasyon ve enerji izleme sistemleri ile proaktif şekilde yönetildiğini, bu sürecin LED dönüşüm projeleriyle de desteklendiğini belirtti. Bu çalışmaların somut sonuçlar verdiğini vurgulayan Yaşar, alışveriş merkezlerinde 2025 yılı sonu itibarıyla, 2017 yılına kıyasla birim inşaat alanı başına ortak alan elektrik tüketiminin yüzde 60,4 oranında azaltıldığını ifade etti.

Yeşil enerjiye geçiş kapsamında yürütülen projelere de değinen Yaşar, 2028 yılı itibarıyla tüm projelerin enerji ihtiyacının yüzde 100’ünün yenilenebilir kaynaklardan karşılanmasının hedeflendiğini açıkladı. Bu doğrultuda Rönesans Enerji ile YEYTA imzalandığını belirten Yaşar, Rönesans Gayrimenkul Yatırım portföyündeki gayrimenkullerin elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 70’inin yeşil enerji kaynaklarından sağlanacağını kaydetti. Söz konusu anlaşmanın, şirketin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasında önemli bir kilometre taşı olduğunun altını çizdi.

Rönesans Enerji ise geliştirdiği yenilikçi ve güvenilir yeşil enerji çözümleriyle iş ortaklarının sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlarken, Türkiye’nin enerji dönüşümüne ivme kazandırmaya devam ediyor.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye