Şişecam’ın net satışları yılın ilk altı ayında 101 milyar TL seviyesinde gerçekleşti - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Şişecam’ın net satışları yılın ilk altı ayında 101 milyar TL seviyesinde gerçekleşti

Yayınlandı

-

Cam ve kimyasallar sektörlerinin uluslararası oyuncularından Şişecam’ın konsolide net satışları 2025 yılının ilk altı ayında 101 milyar TL oldu. Şişecam’ın bu dönemde toplam satışları içerisindeki uluslararası satışlarının payı yüzde 62 seviyesinde gerçekleşirken, toplam yatırımları 14,6 milyar TL, ihracatı ise 483 milyon dolar oldu. 

Şişecam 2025 yılının ilk altı aylık dönemine ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Şişecam’ın bu dönemdeki konsolide net satışları 101 milyar TL seviyesinde gerçekleşirken, Türkiye’den yapılan ihracatla Türkiye dışı üretimlerden yapılan satışların toplamını ifade eden uluslararası satışların konsolide satışlar içindeki payı ise yüzde 62 seviyesinde oldu. İlk altı ayda Şişecam’ın toplam yatırımları 14,6 milyar TL, ihracatı ise 483 milyon dolar olarak açıklandı. Bu dönemde 2,8 milyon ton cam üreten şirket, 2,2 milyon ton soda külü ve 1,9 milyon ton endüstriyel hammadde üretimi gerçekleştirdi.

2024 yılından itibaren etkisini gösteren küresel makroekonomik ve jeopolitik gelişmelerin 2025 yılında da iş dünyasını şekillendirmeye devam ettiğini ifade eden Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, şirketin ilk 6 aylık performansını şöyle değerlendirdi: “Küresel talepte süregelen durgunluk ve üretim maliyetlerindeki artışlar, sıkı para politikalarının etkileri ile beraber ihracatçı firmaların ve küresel oyuncuların karlılıklarını baskılamaya devam ediyor. Bu koşullar altında Şişecam; sürdürülebilir büyümeyi, karlılığı ve tüm paydaşları için değer yaratma önceliğini muhafaza ederek faaliyetlerini kararlılıkla sürdürüyor. Dönemin gereksinimleri çerçevesinde, maliyet kontrolü ve verimliliğin artırılmasına yönelik olarak aldığımız aksiyonların olumlu sonuçlarını görmeye devam ediyoruz. Bir müddet daha devam etmesini beklediğimiz bu koşullar altında, finansal dayanıklılığımızı artırma yönünde odaklandığımız sadeleşme politikası ve yüksek katma değerli alanlara odaklanma stratejimizi itinayla sürdürüyoruz. Bu yaklaşımın, dönemsel sonuçlarımıza sağladığı katkıların yanı sıra orta-uzun vadede daha da sağlıklı bir Şişecam için önemli bir fırsat olduğunu değerlendiriyoruz.”

Verimlilik odağımızı sistematik bir yapıya taşıdık

Can Yücel, bu dönemde alınan kararların sadece günün koşullarına yanıt verme hedefiyle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda uzun vadede dayanıklılığı pekiştirme adına da önemli olduğunun altını çizdi ve açıklamasını şöyle sürdürdü: “Verimlilik odağımızı 2025 yılı itibarıyla daha kapsamlı ve sistematik bir yapıya taşıyarak “Verimlilik Yönetimi Programı” çatısı altında yönetmeye başladık. Nakit akış kapasitemizin ve sağlıklı bilanço yapımızın korunması önceliği doğrultusunda maliyet kalemlerinde tasarruf ve sadeleşme adımları ile gelir yaratan, yüksek katma değer sunan alanlara ve varlıklarımıza odaklanmaya yılın kalan yarısında da devam edeceğiz. Ayrıca pazara gidiş stratejilerimizi, fiyatlandırma politikalarımızı ve müşteri ilişkilerimizi Şişecam’ın ana stratejilerine uygun şekilde güncelleyerek, değişen pazar koşullarına daha hızlı ve etkili yanıt vermek üzere iş planlarımızı ve organizasyonumuzu gözden geçiriyoruz. Şişecam kaynakları ve kapasitesinin; hızla değişen, çok farklı risklerle karşı karşıya kalınması sonucunu doğuran güncel faaliyet ortamında, doğru portföylere özgülenmesi ve en etkin şekilde değerlendirilmesi büyük önem arz ediyor. Bu doğrultuda üretim süreçlerinde sağlanan verimlilik artışları, operasyonel maliyetlerin düşürülmesi ve kaynakların daha etkin kullanımı şirketimizin kârlılığına katkı sağlarken, Avrupa pazarı başta olmak üzere sağlanan fiyat iyileşmelerinin de katkısı ile daha iyi finansal sonuçlara ulaşabildiğimizi görüyoruz.” 

Şişecam’ın fırın soğuk tamirlerini, idame yatırımlarını ve yeni kapasitelerini yeni bir bakış açısı ile planlayarak faaliyet verimliliğinde daha iyi seviyeleri hedeflediğini belirten Can Yücel açıklamasına şöyle devam etti: “Mimari camlar alanında Avrupa’daki kapasitemizi yeniden yapılandırarak kapasitenin pazar koşullarına göre esnek yönetilmesi prensibi doğrultusunda hareket ediyoruz. Şubat 2025’te Kuzey İtalya’daki düz cam üretim tesisimizin soğuk tamirini öne çekme kararı almıştık. Bu kararla birlikte üretim, satış ve stok dengesini daha verimli yönetirken, maliyet optimizasyonu da sağladık. Diğer tesislerimizin kapasite doluluk oranlarındaki artış ile oluşan maliyet avantajları ve miktarsal iyileşmeler, Avrupa düz cam faaliyetlerimizi olumlu etkiliyor. Avrupa pazarındaki toparlanmayla birlikte 2026’da devreye alacağımız Bulgaristan, Türkiye ve İtalya kaplama hatlarımızın da etkisiyle katma değerli ürün satış hacmimizi artırmayı hedefliyoruz. Diğer yandan Tarsus’ta inşası devam eden düz cam tesisimizi 2026’nın ilk çeyreğinde devreye almayı planlıyoruz. Tarsus’taki buzlu cam fırınımız ve enerji camı işleme hatlarımızın ise planlanandan bir miktar daha önce; pazardaki talebi karşılayacak ve ülkemiz cari dengesine katkı sunacak şekilde, 2025’in son çeyreği itibarıyla üretime başlamasını hedefliyoruz. Ekonomimizin yeşil dönüşüm sürecine katkı sunmanın yanı sıra Türkiye’nin enerji camı ithalatını azaltarak ihracat potansiyeline katkı sağlayacak bu projemiz stratejik önceliklerimiz arasında yer alıyor.”

Daha entegre ve yalın yapılar oluşturuyoruz

Şişecam’ın bazı üretim faaliyetlerinde yer değişikliği ve taşıma gibi stratejik adımlar da attığını ifade eden Can Yücel bu kararları şöyle açıkladı: “Uzun yıllar Denizli’de sürdürdüğümüz cam ev eşyası el imalatı üretimini, Kırklareli’ne taşıyarak daha modern, entegre ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürmek adına önemli bir adım attık. Modernize edilen Kırklareli fabrikasında, geleneksel cam ustalığını çağdaş üretim sistemleriyle destekleyerek kalitemizi ve sanatımızı gururla sonraki nesillere aktaracağız. El imalatı üretiminin ekonomik değerini de bir üst seviyeye taşıyacak bu tesisimizin özel bir yere sahip olacağını ve Kırklareli cam ev eşyası fabrikamızın aralık ayında üretime başlayacağını paylaşmak istiyorum.”

Avrupa’daki enkapsülasyon tesislerimizi Slovakya’da konsolide ediyoruz

“Şişecam’ın önemli bir uzmanlık alanı olan ve marka değerimizi pekiştiren otomotiv camları üretiminde Avrupa yapılanmamızı optimize etmek yönünde önemli adımlar attık. Almanya ve Macaristan’daki enkapsülasyon tesislerimizi Slovakya tesisinde konsolide ederek; üretimde sadeleşme, verimlilik artışı ve tedarik zinciri etkinliğinde önemli kazanımlar sağladık. Ayrıca, Avrupa cam ambalaj pazarında artan talebi karşılamak ve üretim altyapımızı geliştirmek amacıyla yatırım planlarımıza dahil ettiğimiz Macaristan’ın Kaposvar şehrindeki yıllık yaklaşık brüt 396 bin ton kapasiteli iki fırınlı cam ambalaj üretim tesisimizin tamamlanmasına yönelik çalışmalarımız da planlarımız çerçevesinde aksamadan devam ediyor. Tesisimizi pazar koşullarını göz önünde bulundurarak, 2026 yılının başından itibaren kademeli şekilde devreye almayı planlıyoruz.

Güçlü pazarlarda büyümemizi sürdürüyoruz

“Küresel büyüme stratejimizin başlıca unsurlarından biri olan soda üretimi alanında, 2019 yılında ABD’de yaptığımız doğal soda külü yatırımı ile Wyoming’deki faaliyetlerimizi yıllık 2,5 milyon ton kapasite ile sürdürüyoruz. Düşük karbon ayak izi ve küresel rekabette ayrışan üretim maliyeti avantajlarıyla fark yaratan bu tesis Şişecam için değer yaratmaya devam ediyor. Sektörün geleceğinde doğal soda üretiminin sunduğu fırsatları gözeterek ele alınan ve yıllık 5 milyon ton kapasiteli olarak planlanan Pasifik Soda yatırımımıza ilişkin çalışmalar halihazırda sürdürülüyor. İzin süreçleri çok büyük ölçüde tamamlanan bu yatırımda; değişen piyasa koşulları dahilinde yatırım maliyetlerinin optimize edilmesi ve pazar dinamikleri dikkate alınarak yatırım planının güncellenmesine yönelik değerlendirmeler de eş zamanlı olarak titizlikle yapılıyor. Küresel rekabette Şişecam soda üretim kapasitesinde fark sağlayacak bu yatırımın, en doğru planlama ve yüksek verimlilikle portföyümüze katılması önceliğimizi oluşturuyor.”  

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Yaz aylarında artan gürültü, yaşam alanlarında akustik konfor ihtiyacını öne çıkarıyor

Yayınlandı

-

Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte kapalı alanlarda geçirilen süre uzarken, trafik, komşu ve çevresel kaynaklı gürültülerin etkisi daha belirgin hale geliyor. Ses yalıtımı, ev ve sosyal yaşam alanlarında konforu ve yaşam kalitesini belirleyen temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.

Yaz aylarında yükselen sıcaklıklar, insanların günün daha büyük bölümünü ev, ofis, kafe ve benzeri kapalı alanlarda geçirmesine neden oluyor. Bu durum, şehir yaşamının doğal bir parçası olan gürültünün daha yoğun hissedilmesine yol açıyor. Trafik, komşu daireler, bina içi hareketlilik ve çevresel ses kaynakları; yalnızca anlık rahatsızlık yaratmakla kalmıyor, yaşam alanlarının genel konforunu da doğrudan etkiliyor.

Gürültüye uzun süre maruz kalınması, dinlenme kalitesini düşürürken odaklanma ve günlük yaşam performansını da olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle modern yaşam alanlarında akustik konfor, yapı kalitesinin önemli bir parçası haline geliyor.

Binalarda doğru şekilde uygulanan ses yalıtımı çözümleri, dış ortamdan gelen seslerin iç mekânlara geçişini azaltırken, aynı zamanda daireler arası ses transferini de sınırlandırıyor. Böylece hem mahremiyet korunuyor hem de daha sakin, dengeli ve verimli yaşam alanları oluşturuluyor. Bu alanda geliştirdiği çözümlerle öne çıkan ODE Yalıtım, ısı ve su yalıtımının yanı sıra akustik konforu da odağına alarak yapıların yaşam kalitesini artırmaya yönelik çözümler sunuyor.

“Akustik konfor, yaşam alanlarının görünmeyen ama en belirleyici unsurlarından biri”

ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ozan Turan, yaz aylarında kapalı alan kullanımının artmasıyla birlikte ses yalıtımının daha fazla önem kazandığını belirterek şunları söyledi: “Yaz döneminde yaşamın büyük bölümü iç mekânlarda geçiyor ve bu da sesin etkisini daha belirgin hale getiriyor. Dış ortamdan ya da bina içinden gelen gürültü, günlük yaşamın akışını doğrudan etkileyebiliyor. Ses yalıtımı, bu etkinin kontrol altına alınmasında kritik bir rol üstleniyor.”

ODE Yalıtım olarak hedeflerinin yalnızca teknik bir yalıtım çözümü sunmak olmadığını vurgulayan Turan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz, yaşam alanlarında konforu bütüncül şekilde ele alıyoruz. Ses yalıtımı da bu yaklaşımın önemli bir parçası. Doğru çözümlerle gürültü etkisini azaltarak daha sakin, daha konforlu ve daha yaşanabilir mekânlar oluşturulmasına katkı sağlıyoruz.”

Okumaya Devam Et

GENEL

Hisense Türkiye’nin Büyüme Yolculuğuna Güçlü Atama: Ticari Direktörlük Görevine Ekin Doğan Çomak Getirildi

Yayınlandı

-

Küresel tüketici elektroniği ve ev teknolojileri markası Hisense, Türkiye operasyonlarındaki yapılanmasını güçlendirmeye devam ediyor. Tüketici elektroniği sektöründe 25 yılı aşkın satış, pazarlama ve ticari yönetim deneyimine sahip Ekin Doğan Çomak, Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü olarak atandı.

2026 yılı itibarıyla Türkiye’deki doğrudan operasyonlarını hayata geçiren Hisense, televizyon ve iklimlendirme kategorilerindeki büyümesini sürdürürken, uzun vadeli hedefleri doğrultusunda yönetim kadrosunu deneyimli isimlerle güçlendirmeye devam ediyor.

Bu kapsamda sektörün deneyimli yöneticilerinden Ekin Doğan Çomak, Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü olarak göreve başladı. Doğan, yeni görevinde Hisense Türkiye’nin satış ve pazarlama stratejilerine, ticari büyüme hedeflerine, kanal yapılanmasına ve iş ortaklarıyla geliştirilecek uzun vadeli iş birliklerine liderlik edecek. Aynı zamanda veri odaklı ticari stratejiler, yeni büyüme fırsatları ve yenilikçi kanal yönetimi yaklaşımlarıyla Hisense’in Türkiye’deki sürdürülebilir büyüme hedeflerine katkı sağlayacak.

Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü Ekin Doğan Çomak, yeni göreviyle ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Türkiye, dinamik tüketici yapısı, değişen beklentileri ve yüksek büyüme potansiyeliyle Hisense için stratejik öneme sahip bir pazar. Hisense’in küresel vizyonunu ve teknoloji gücünü, Türkiye pazarına ilişkin yerel bilgi birikimimiz ve tüketici içgörülerimizle buluşturarak kullanıcıların beklentilerine en uygun ürünleri ve marka deneyimini sunmayı hedefliyoruz. Güçlü iş ortaklıkları ve sürdürülebilir kanal yapılanmalarıyla televizyon ve iklimlendirme kategorilerindeki büyümemizi hızlandırırken, önümüzdeki dönemde genişleyecek ürün portföyümüzle Hisense deneyimini daha fazla kullanıcıyla buluşturmayı amaçlıyoruz. Uzun vadeli bakış açımız ve kullanıcı odaklı yaklaşımımızla, Hisense’in Türkiye’deki büyüme yolculuğuna güçlü bir katkı sunacağımıza inanıyorum.”

Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü mezunu olan Ekin Doğan Çomak, 25 yılı aşkın profesyonel kariyeri boyunca teknoloji ve tüketici elektroniği sektörlerinde faaliyet gösteren global markalarda önemli başarılara imza atmıştır. Farklı ürün gruplarının pazara giriş stratejilerinin oluşturulması, marka konumlandırması, ticari büyüme planlarının geliştirilmesi ve satış-pazarlama organizasyonlarının güçlendirilmesi süreçlerine liderlik etmiştir.

Tüketici elektroniği ürünlerinin yanı sıra kurumsal çözümler alanında da kapsamlı deneyime sahip olan Çomak; kanal geliştirme, stratejik iş ortaklıklarının yönetimi, veri odaklı ticari planlama ve sürdürülebilir büyüme odaklı iş modellerinin oluşturulması konularında önemli katkılar sağlamıştır. Kariyeri boyunca birçok uluslararası liderlik programına katılan ve küresel ölçekte satış performansı, proje yönetimi ve en iyi uygulamalar alanındaki başarılarıyla çok sayıda ödüle layık görülen Çomak, farklı pazarlarda elde ettiği deneyim ve stratejik bakış açısıyla sektörün öne çıkan yöneticileri arasında yer almaktadır.

 

Okumaya Devam Et

GENEL

Geleceğin şehirlerini görünmeyen altyapılar şekillendirecek

Yayınlandı

-

Artan nüfus, hızlanan kentleşme ve dijitalleşme, dünya genelinde yapılaşma hızını artırırken, şehirlerin altyapı ihtiyaçlarını da yeniden şekillendiriyor. Konutlardan hastanelere, veri merkezlerinden üretim tesislerine kadar farklı kullanım alanlarında hayata geçirilen yeni projelerde artık yalnızca inşaat süreci değil, yapıların onlarca yıl boyunca nasıl işletileceği de proje başarısının önemli kriterleri arasında yer alıyor.

Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) yayımladığı Altyapıda Yaşam Döngüsü Yaklaşımının Uygulanması (Implementing a Lifecycle Approach to Infrastructure) raporuna göre, önümüzdeki 40 yıl içinde küresel yapı stoku yaklaşık iki katına çıkacak ve toplam 241 milyar metrekare yeni yapı inşa edilecek. Bu büyüme, yaklaşık her ay New York büyüklüğünde yeni bir şehrin dünya yapı stokuna eklenmesi anlamına geliyor. Rapor, 2050 yılına kadar ihtiyaç duyulacak altyapının dörtte üçünün ise henüz inşa edilmediğine dikkat çekiyor. [1]

Bu büyüme yalnızca daha fazla yapı üretmek anlamına gelmiyor. Aynı zamanda enerji tüketiminin azaltılması, su kaynaklarının daha verimli kullanılması ve altyapı sistemlerinin uzun yıllar yüksek performansla çalışması da her zamankinden daha önemli hale geliyor. Bu nedenle sürdürülebilirlik anlayışı da değişiyor. Yapıların çevresel performansı kullanılan yapı malzemelerine ek olarak, kullanım ömrü boyunca ortaya koyduğu performansla birlikte değerlendiriliyor.

Yaşam döngüsü yaklaşımı öne çıkıyor
Dünya Ekonomik Forumu, altyapı yatırımlarında “yaşam döngüsü yaklaşımının” benimsenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Bu yaklaşım, yapıların tasarım ve inşaat süreçleriyle birlikte, işletme, bakım, onarım ve kullanım ömrü sonrasını da kapsıyor. Böylece ilk yatırım maliyetinin yanı sıra enerji tüketimi, bakım ihtiyacı, kaynak kullanımı ve uzun vadeli işletme performansı da yatırım kararlarının önemli bir parçası haline geliyor.

Yapıların uzun vadeli performansında mekanik altyapı sistemlerinin kritik rol oynadığını belirten Masdaf CEO’su Erhan Özdemir ise şunları söyledi: “Bugün bir yapının başarısı yalnızca mimarisiyle ya da kullanılan yapı malzemeleriyle ölçülmüyor. Yapının yaşamı boyunca enerji ve suyu ne kadar verimli kullandığı, bakım süreçlerinin ne kadar doğru planlandığı ve altyapı sistemlerinin ne kadar güvenilir çalıştığı da en az inşaat süreci kadar önemli. Önümüzdeki yıllarda bu yaklaşımın tüm yeni yapı projelerinde standart hale geleceğini öngörüyoruz.”

“Görünmeyen altyapılar sürdürülebilirliğin temelini oluşturuyor”
Isıtma, soğutma, temiz su temini, atık su yönetimi, basınçlandırma ve yangın güvenliği gibi mekanik sistemlerin yapıların enerji performansı üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Özdemir, doğru mühendislik çözümlerinin yalnızca işletme maliyetlerini düşürmekle kalmadığını, yapıların çevresel etkisini azaltmada da önemli rol oynadığını ifade etti.

Özdemir, “Bir pompa sisteminin gerçek maliyeti satın alma aşamasında değil, kullanım ömrü boyunca ortaya çıkıyor. Bu nedenle bugün enerji verimliliği yüksek ekipmanların tercih edilmesi, doğru projelendirme yapılması ve sistemlerin ihtiyaca uygun tasarlanması büyük önem taşıyor. Yaşam döngüsü boyunca daha az enerji tüketen, daha uzun ömürlü ve daha düşük bakım ihtiyacına sahip sistemler hem yatırımcılar hem de çevre açısından önemli kazanımlar sağlıyor” dedi.

Masdaf, geliştirdiği yüksek verimli pompa teknolojileri ve mühendislik çözümleriyle konutlardan ticari binalara, hastanelerden sanayi tesislerine kadar farklı yapılarda enerji ve su kaynaklarının daha verimli kullanılmasına katkı sağlarken, yapıların yaşam döngüsü boyunca sürdürülebilir performans göstermesini destekliyor.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler