İklim Değişikliğiyle Mücadelenin Önündeki Algı Sorunları ve Yapılabilecekler - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

İklim Değişikliğiyle Mücadelenin Önündeki Algı Sorunları ve Yapılabilecekler

Yayınlandı

-

İklim değişikliği, modern dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük tehditlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bilimsel kanıtlar, insan faaliyetlerinin atmosferdeki sera gazı konsantrasyonlarını artırarak küresel ısınmaya yol açtığını gösteriyor. Ancak, bu durumun ciddiyetine rağmen, küresel ölçekte gerekli eylemler yeterince hızlı ve kapsamlı bir şekilde hayata geçirilmiyor.

İklim değişikliğiyle mücadelede geç kalındığına dair artan bir bilimsel ve toplumsal kabul var. Birçok araştırma, küresel ısınmanın etkilerini azaltmak için kritik eşiğin çoktan aşıldığını ve gerekli önlemlerin zamanında alınmadığını gösteriyor. Örneğin, Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından yayımlanan raporlarda, sera gazı emisyonlarının 2020’li yılların başlarında zirveye ulaşması gerektiği belirtilmiş ancak bu hedeflere ulaşılamadığı için küresel ısınmanın 1.5°C sınırının aşılmasının neredeyse kaçınılmaz olduğu vurgulanmıştır (WMO, 2020; UNEP, 2019). Diğer yandan IPCC’nin 2021 raporu, mevcut politikalar ve emisyon seviyeleri ile 2030 yılına kadar 1.5°C hedefinin çok ötesine geçileceğini ve bu durumun geri döndürülemez çevresel ve sosyal etkiler yaratacağını belirtmektedir. Bu veriler, iklim değişikliği ile mücadelede zamanında ve etkili önlemler alınmadığını ve bu gecikmenin olumsuz sonuçlarının şimdiden görülmeye başladığını açıkça ortaya koyuyor.. Bu gecikmenin ardında yatan temel sebeplerden biri, iklim değişikliğiyle ilgili toplumsal algı sorunları ve iklim eylemini geciktirmeye yönelik çeşitli söylemler olduğunu düşünüyorum.

İklim değişikliğiyle mücadeleyi engelleyen yaygın algı sorunlarını ve bu sorunların üstesinden gelmek için atılabilecek adımları birlikte inceleyelim.

İklim Eylemini Geciktirme Söylemleri

William F. Lamb ve arkadaşlarının 2020 yılında yayınladığı “İklim Eylemini Geciktirme Söylemleri” çalışması, iklim değişikliğiyle mücadeleyi geciktiren argümanları dört ana başlık altında topluyor:

Sorumluluğu Yönlendirme:

Bireycilik: Bu söylem, iklim değişikliğiyle mücadelenin bireysel davranış değişiklikleriyle çözülebileceğini savunur. Örneğin, büyük kirleticileri düzenlemek yerine bireylerin karbon ayak izini azaltması gerektiği öne sürülür. Bu yaklaşım, sistemik değişikliklerin önüne geçer ve toplumsal sorumluluğu bireylere yükler.

Başkalarını Suçlama: Bu söylem, iklim değişikliğiyle mücadelenin sorumluluğunu diğer ülkelere veya sektörlere kaydırarak kendi ülkesinin veya sektörünün hareketsizliğini haklı çıkarır. Örneğin, bir ülke yüksek emisyonları olan diğer ülkeleri işaret ederek kendi hareketsizliğini meşrulaştırabilir.

Bedavacılık Kaygısı: Bu söylem, herkesin harekete geçmediği sürece bireysel çabaların boşuna olduğunu ve diğer ülkelerin katkı yapmadan faydalanacağını iddia eder. Bu durum, ulusal çabaların anlamsız olduğunu savunarak küresel işbirliğini zorlaştırır.

Dönüşümsel Olmayan Çözümleri Teşvik Etme:

Teknolojik İyimserlik: Bu söylem, gelecekteki teknolojik gelişmelerin iklim değişikliği sorununu çözeceğini öne sürer ve acil eyleme gerek olmadığını savunur. Örneğin, karbon yakalama veya füzyon gücü gibi henüz kanıtlanmamış teknolojilere aşırı güven duyulur.

Fosil Yakıt Bağımlılığı: Bu söylem, fosil yakıt şirketlerinin çözümün bir parçası olduğunu iddia eder ve bu şirketlerin reklam kampanyalarıyla yenilenebilir enerji yatırımlarını vurgular. Ancak, fosil yakıtların kullanımının devam etmesi, uzun vadede iklim değişikliğiyle mücadeleyi zorlaştırır.

Çok Konuşma, Az Eylem: Bu söylem, geçmiş başarıları veya gelecekteki hedefleri vurgulayarak somut önlemler almaktan kaçınır. Örneğin, uzun vadeli iklim hedefleri belirlemek, somut politikalar olmadan yeterli değildir.

Sadece Olumsuz Yanlara Odaklanma

Sosyal Maliyetler:  Bu söylem, iklim politikalarının topluma getireceği sosyal ve ekonomik maliyetleri vurgular ve bu politikaların yükünün iklim değişikliğiyle mücadele etmenin sonuçlarından daha ağır olduğunu ima eder. r.Ayrıca iklim politikalarının yaşam standartlarını ciddi şekilde düşüreceğini ve ekonomik felakete yol açacağını öne sürer. Örneğin, karbon vergilerinin düşük gelirli aileleri orantısız şekilde etkileyeceği iddia edilir veya fosil yakıtların hızlı bir şekilde terk edilmesinin yaygın işsizlik ve yoksullukla sonuçlanacağı savunulur.

Politika Mükemmeliyetçiliği: Bu söylem, mevcut önerilerin kusurlu olduğunu savunarak mükemmel politikalar geliştirilene kadar eyleme geçilmemesi gerektiğini iddia eder. Bu, politika uygulamasını ertelemek için bir bahane olarak kullanılır.

Teslimiyet:

Değişim İmkansız: Bu söylem, gerekli sosyo-ekonomik dönüşümlerin gerçekçi veya uygulanabilir olmadığını iddia eder. Örneğin, düşük karbon ekonomisine geçişin mevcut toplumsal kapasitelerin ötesinde olduğu savunulur.

Kıyamet Söylemi: Bu söylem, herhangi bir eylemin yetersiz olduğunu ve iklim felaketinin kaçınılmaz olduğunu iddia eder. Bu, insanların iklim değişikliğiyle mücadele etmeyi bırakmasına yol açabilir.

Ekonomik Çıkarların Rolü

Ekonomik çıkarlar, iklim eylemini geciktirme argümanlarını teşvik etmede önemli bir rol oynar. Birçok endüstri, özellikle fosil yakıt sektörleri, iklim değişikliği politikalarının uygulanmasından doğrudan etkilenir ve bu politikaların kendi ekonomik çıkarlarına zarar vereceğini düşünür. Bu sebeple, bu sektörler genellikle iklim eylemini geciktirmeye yönelik söylemleri ve politikaları desteklerler.

Lobicilik ve Etki Alanları: Fosil yakıt endüstrisi ve diğer büyük kirleticiler, politikacılara ve karar vericilere yönelik yoğun lobicilik faaliyetlerinde bulunur. Bu gruplar, iklim politikalarının ekonomik büyümeyi ve iş fırsatlarını tehdit edeceğini iddia eder ve bu söylemlerle kamuoyunu ve politika yapıcıları etkiler.

Medya ve Halkla İlişkiler Kampanyaları: Şirketler, halkı etkilemek ve kendi çıkarlarını korumak amacıyla geniş çaplı medya ve halkla ilişkiler kampanyaları yürütürler. Bu kampanyalar, iklim politikalarının ekonomik maliyetlerine odaklanır ve bu politikaların günlük yaşamı olumsuz etkileyeceğini vurgular. Örneğin, fosil yakıt şirketleri, temiz enerjiye geçişin iş kayıplarına ve enerji fiyatlarının artmasına yol açacağını iddia eder.

Yatırım ve Ekonomik Teşvikler: Büyük enerji şirketleri, fosil yakıt yatırımlarını korumak ve yeni fosil yakıt projelerine yatırım çekmek için ekonomik teşvikler sunar. Bu şirketler, yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelik teşvikleri azaltmak veya geciktirmek için politik baskı yaparlar. Bu durum, temiz enerjiye geçişi yavaşlatır ve fosil yakıtların kullanımını sürdürür.

Politik Etkiler: Ekonomik çıkar grupları, siyasi partilere ve kampanyalara finansal destek sağlayarak politikalarını etkileyebilir. Bu destek, iklim politikalarına karşı çıkan veya bu politikaları geciktiren adayların ve partilerin seçilmesine katkıda bulunur. Bu da, iklim değişikliğiyle mücadele çabalarını olumsuz yönde etkiler.

Ekonomik çıkarların, iklim eylemini geciktirme argümanlarını teşvik etmede oynadığı bu rol, iklim değişikliğiyle mücadelede daha güçlü ve kararlı adımlar atılmasını zorlaştırır. Ancak, bu engellerin üstesinden gelmek için daha şeffaf ve hesap verebilir politikalar geliştirmek, ekonomik çıkar gruplarının etkisini azaltmak ve toplumun geniş kesimlerini iklim eylemi konusunda bilgilendirmek önemlidir.

İklim Eylemini Geciktirme Söylemlerine Karşı Stratejiler

Bu algı sorunlarının üstesinden gelmek ve iklim değişikliğiyle mücadelede etkili adımlar atmak için bazı stratejiler önerilebilir:

Bilgilendirme ve Farkındalık Arttırma: Toplumun geniş kesimlerine, iklim değişikliğinin bilimsel temelleri ve bu değişikliklerin potansiyel etkileri hakkında doğru bilgi sağlamak önemlidir. Eğitim programları, kamu kampanyaları ve medya aracılığıyla farkındalık artırılabilir. Doğru ve güvenilir bilgilerin yayılması, yanlış bilgilerin ve mitlerin önüne geçerek toplumsal bilinci artırabilir.

Kapsayıcı Politikalar ve Sosyal Adalet: İklim politikalarının, toplumun tüm kesimlerinin çıkarlarını gözeten ve sosyal adaleti sağlayan bir yaklaşımla tasarlanması gereklidir. Düşük gelirli ailelerin ve kırılgan grupların bu politikaların olumsuz etkilerinden korunması için destek mekanizmaları oluşturulmalıdır. Bu şekilde, iklim politikalarının toplumsal kabulü artırılabilir ve adil bir geçiş sağlanabilir.

Dönüşümsel ve Sistemik Çözümler: İklim değişikliğiyle mücadelede sadece bireysel çabalar değil, sistemik ve dönüşümsel çözümler gereklidir. Hükümetler, büyük kirleticileri düzenlemeli, yenilenebilir enerji yatırımlarını artırmalı ve fosil yakıtlardan kademeli olarak vazgeçmelidir. Bu, uzun vadede sürdürülebilir ve etkili bir iklim politikası oluşturulmasına katkı sağlar.

İletişim ve Diyalog: İklim değişikliği konusundaki tartışmalarda şeffaf ve açık iletişim önemlidir. Politika yapıcılar, bilim insanları ve toplum arasında etkili bir diyalog kurulmalı, yanlış bilgilerin önüne geçilmeli ve iklim eylemi için ortak bir zemin oluşturulmalıdır. Bu, toplumsal katılımı ve desteği artırabilir.

Tüm bu bilgiler ışığında iklim değişikliği, geleceğimizi şekillendirecek en önemli sorunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu sorunun üstesinden gelebilmek için sadece bilimsel çözümler değil; aynı zamanda toplumsal algıların değiştirilmesi ve iklim eylemini geciktiren söylemlerin etkisiz hale getirilmesi gerekiyor. Ekonomik çıkarlar, bu söylemleri teşvik etmekte büyük rol oynasa da, bilgilendirme, kapsayıcı politikalar, dönüşümsel çözümler ve etkili iletişim ile bu engeller aşılabilir. Hep birlikte, sorumluluk alarak ve kararlılıkla hareket ederek, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltabilir ve sürdürülebilir bir gelecek inşa edebiliriz.

Saygılarımla,
Dr. Emre Ilıcalı
Altensis Yönetici Ortağı 

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

OYAK Yönetimi, şehit aileleriyle iftar sofrasında bir araya geldi

Yayınlandı

-

– OYAK Yönetim Kurulu Başkanı Zekai Aksakallı ve OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, İstanbul ve Ankara’da düzenlenen iftar programlarında şehit yakınlarıyla buluştu

Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK), Ramazan ayı vesilesiyle İstanbul ve Ankara’da şehit aileleri onuruna iftar programı düzenledi.

İftara OYAK Yönetim Kurulu Başkanı Zekai Aksakallı, OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş ve OYAK üst yönetimi katıldı.

OYAK ev sahipliğinde düzenlenen programda OYAK üst yönetimi, vatan için şehit olan kahramanlarımızın yakınlarıyla aynı sofrada buluşarak Ramazan ayının manevi iklimini paylaştı.

İftar sonrasında şehit ailelerine hitap eden OYAK Yönetim Kurulu Başkanı Zekai Aksakallı, şunları söyledi:

“Ramazan ayının bereketini paylaştığımız bu iftara gelerek bizi onurlandırdığınız için şükranlarımızı sunuyoruz. Şehitlerimiz, ülkemizin bağımsızlığının ve hür yaşamamızın teminatıdır. Sizlerle sohbet ettiğimizde anılarımız canlanıyor, her bir şehit kardeşimiz bayrak taşıyarak şehitlik makamına ulaştılar, şehadetleri kutlu olsun. Her zaman emrinizde olduğumuzu bilmenizi isterim. Bu vesileyle aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyor; siz kıymetli ailelerine sağlık ve esenlik diliyorum.” 

Okumaya Devam Et

GENEL

Günsan Eqona serisiyle yaşam alanlarında sade tasarımModern çizgiler ve kullanım kolaylığı bir arada

Yayınlandı

-

Bahar mevsimi, yaşam alanlarında yenilenme ve değişim isteğini beraberinde getiriyor. Dekorasyondan kullanılan detaylara kadar yapılan küçük dokunuşlar, mekanların atmosferini tamamen değiştirebiliyor. Günsan’ın modern tasarım anlayışıyla geliştirilen Eqona serisi prizler, estetik çizgileri ve farklı renk alternatifleriyle yaşam alanlarına zarif bir yenilik katıyor.

Yaşam alanlarının tasarımında yalnızca büyük mobilyalar ya da dekoratif objeler değil, mekanın bütünlüğünü tamamlayan küçük detaylar da önemli rol oynuyor. Günlük hayatın vazgeçilmez unsurlarından biri olan prizler de bu detayların başında geliyor. Günsan’ın modern çizgilerle tasarladığı Eqona serisi prizler, sade ve zamansız tasarım anlayışıyla yaşam alanlarına estetik bir dokunuş kazandırıyor. Farklı dekorasyon tarzlarına uyum sağlayabilen tasarım diliyle Eqona serisi, evlerden ofislere kadar pek çok farklı mekânda tercih edilebilecek şık bir çözüm sunuyor.

Modern dekorasyonla uyumlu tasarım
 
Minimal tasarım yaklaşımıyla geliştirilen Eqona serisi prizler; beyaz, gümüş, metalik siyah ve metalik bej renk seçenekleri sayesinde modern dekorasyon anlayışıyla uyum sağlayarak yaşam alanlarında dengeli ve estetik bir görünüm oluşturuyor. İnce ve zarif tasarım detaylarıyla dikkat çeken seri, mekânın genel tasarımına uyum sağlayarak dekorasyonun tamamlayıcı unsurlarından biri haline geliyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

ASAŞ “Sen de Bir Tohum At” Projesiyle  Doğayı Yeniden Yeşertmeye Devam Ediyor

Yayınlandı

-

Sürdürülebilirlik vizyonunu çevresel ve toplumsal faydayla buluşturan ASAŞ, 2021 yılında yangın felaketiyle zarar gören Marmaris Hisarönü bölgesinin yeniden yeşillenmesine katkı sağlamak amacıyla başlattığı çalışmalarını sürdürüyor.

Türkiye’nin lider sanayi kuruluşlarından ASAŞ, çevresel sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarına kararlılıkla devam ediyor. Birleşmiş Milletler Ekosistem Restorasyonu partneri olan Ecording iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında, Marmaris Hisarönü bölgesinde yangından etkilenen alanların yeniden ağaçlandırılmasına katkı sağlanıyor.

ASAŞ, bu süreçte projeyi daha geniş kitlelerle buluşturmayı ve toplumsal farkındalığı artırmayı hedefliyor.

Yenilikçi Teknolojiyle Doğaya Dönüş

Projede EcoDrone teknolojisi kullanılarak bölgeye uygun ağaç türlerinin tohumları doğayla buluşturuluyor. Kuşların uçuş hareketlerini taklit eden drone’lar sayesinde insan erişiminin zor olduğu alanlara ulaşılabiliyor ve tohumlar güvenli şekilde toprağa bırakılabiliyor.

Hayvanlar tarafından yenmemesi ve rüzgârla savrulmaması için özel kil kaplama ile korunan tohumlar, küresel iklim krizinden etkilenen bölgelerde yaşayan dezavantajlı kadınlar tarafından hazırlanıyor. Böylece proje hem çevresel hem de toplumsal fayda üretmeye devam ediyor.

Doğaya Umut, Geleceğe Nefes

Ekim yapılacak alanlar, Orman Genel Müdürlüğü (OGM) tarafından belirlenirken, uygun ağaç türleri ekosistem uzmanlarının katkısıyla seçiliyor. Marmaris Hisarönü için belirlenen türler arasında Kızılçam, Karaçam, Keçiboynuzu ve Defne bulunuyor.

Atılan tohumlar ağaca dönüştüğünde; 31.250 m² tahrip olmuş alanın yeniden yeşermesi, her yıl 8.813 ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına katkı sağlanması ve her yıl 450 milyon litre su tasarrufu hedefleniyor.

Bu etkiler, projenin yalnızca bir çevre yatırımı değil, aynı zamanda gelecek nesillere bırakılacak güçlü bir miras olduğunu ortaya koyuyor.

Toplumu Sürece Dahil Eden Kampanya: “Sen de Bir Tohum At”

ASAŞ, bu projeyle yalnızca doğaya katkı sunmakla kalmıyor; toplumu da bu sürecin aktif bir parçası olmaya davet ediyor. “Sen de Bir Tohum At” kampanyası kapsamında kullanıcılar, ASAŞ’ın projeye özel hayata geçirdiği www.asaslagelecek.com web sitesi üzerinden bir tıklamayla doğaya tohum armağan edebiliyor.

Kampanya ile hem bireylerin ekosistemin yeniden canlanma sürecine katkı sağlaması teşvik ediliyor hem de çevresel konularda toplumsal farkındalığın artırılması hedefleniyor. Böylece doğaya katkı sunmanın herkes için erişilebilir bir adım olduğu gösteriliyor.

ASAŞ Hakkında 

1990 yılında kurulan ASAŞ, bugün Akyazı, Sakarya bölgesinde yer alan son teknoloji ile donatılmış 5 üretim tesisi ve 3.000’den fazla çalışanıyla Türkiye’nin en önemli sanayi kuruluşları arasında yer alıyor. Sektörün bakanlık onaylı ilk Ar-Ge merkezine de sahip olan ASAŞ, üretim alanındaki tecrübesini tasarım ve Ür-Ge çalışmalarıyla sürekli geliştirerek sektöre birçok sektör için yenilikçi ürünler sunuyor. ASAŞ, alüminyum profil, kompozit panel, alüminyum yassı mamul, PVC kapı ve pencere sistemleri, alüminyum bayrak ve aydınlatma direkleri, alüminyum kapı, pencere ve giydirme cephe sistemleri, panjur sistemleri, garaj kapıları ve motor kontrol sistemleri alanında zengin bir ürün yelpazesine sahip. Bugün 90’dan fazla ülkeye ihracat yapan ve kuruluşundan bu yana istikrarlı büyümesini sürdüren ASAŞ, Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2024 sıralamasında 64’üncü sırada yer alıyor.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye