İklim Değişikliğiyle Mücadelenin Önündeki Algı Sorunları ve Yapılabilecekler - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

İklim Değişikliğiyle Mücadelenin Önündeki Algı Sorunları ve Yapılabilecekler

Yayınlandı

-

İklim değişikliği, modern dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük tehditlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bilimsel kanıtlar, insan faaliyetlerinin atmosferdeki sera gazı konsantrasyonlarını artırarak küresel ısınmaya yol açtığını gösteriyor. Ancak, bu durumun ciddiyetine rağmen, küresel ölçekte gerekli eylemler yeterince hızlı ve kapsamlı bir şekilde hayata geçirilmiyor.

İklim değişikliğiyle mücadelede geç kalındığına dair artan bir bilimsel ve toplumsal kabul var. Birçok araştırma, küresel ısınmanın etkilerini azaltmak için kritik eşiğin çoktan aşıldığını ve gerekli önlemlerin zamanında alınmadığını gösteriyor. Örneğin, Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından yayımlanan raporlarda, sera gazı emisyonlarının 2020’li yılların başlarında zirveye ulaşması gerektiği belirtilmiş ancak bu hedeflere ulaşılamadığı için küresel ısınmanın 1.5°C sınırının aşılmasının neredeyse kaçınılmaz olduğu vurgulanmıştır (WMO, 2020; UNEP, 2019). Diğer yandan IPCC’nin 2021 raporu, mevcut politikalar ve emisyon seviyeleri ile 2030 yılına kadar 1.5°C hedefinin çok ötesine geçileceğini ve bu durumun geri döndürülemez çevresel ve sosyal etkiler yaratacağını belirtmektedir. Bu veriler, iklim değişikliği ile mücadelede zamanında ve etkili önlemler alınmadığını ve bu gecikmenin olumsuz sonuçlarının şimdiden görülmeye başladığını açıkça ortaya koyuyor.. Bu gecikmenin ardında yatan temel sebeplerden biri, iklim değişikliğiyle ilgili toplumsal algı sorunları ve iklim eylemini geciktirmeye yönelik çeşitli söylemler olduğunu düşünüyorum.

İklim değişikliğiyle mücadeleyi engelleyen yaygın algı sorunlarını ve bu sorunların üstesinden gelmek için atılabilecek adımları birlikte inceleyelim.

İklim Eylemini Geciktirme Söylemleri

William F. Lamb ve arkadaşlarının 2020 yılında yayınladığı “İklim Eylemini Geciktirme Söylemleri” çalışması, iklim değişikliğiyle mücadeleyi geciktiren argümanları dört ana başlık altında topluyor:

Sorumluluğu Yönlendirme:

Bireycilik: Bu söylem, iklim değişikliğiyle mücadelenin bireysel davranış değişiklikleriyle çözülebileceğini savunur. Örneğin, büyük kirleticileri düzenlemek yerine bireylerin karbon ayak izini azaltması gerektiği öne sürülür. Bu yaklaşım, sistemik değişikliklerin önüne geçer ve toplumsal sorumluluğu bireylere yükler.

Başkalarını Suçlama: Bu söylem, iklim değişikliğiyle mücadelenin sorumluluğunu diğer ülkelere veya sektörlere kaydırarak kendi ülkesinin veya sektörünün hareketsizliğini haklı çıkarır. Örneğin, bir ülke yüksek emisyonları olan diğer ülkeleri işaret ederek kendi hareketsizliğini meşrulaştırabilir.

Bedavacılık Kaygısı: Bu söylem, herkesin harekete geçmediği sürece bireysel çabaların boşuna olduğunu ve diğer ülkelerin katkı yapmadan faydalanacağını iddia eder. Bu durum, ulusal çabaların anlamsız olduğunu savunarak küresel işbirliğini zorlaştırır.

Dönüşümsel Olmayan Çözümleri Teşvik Etme:

Teknolojik İyimserlik: Bu söylem, gelecekteki teknolojik gelişmelerin iklim değişikliği sorununu çözeceğini öne sürer ve acil eyleme gerek olmadığını savunur. Örneğin, karbon yakalama veya füzyon gücü gibi henüz kanıtlanmamış teknolojilere aşırı güven duyulur.

Fosil Yakıt Bağımlılığı: Bu söylem, fosil yakıt şirketlerinin çözümün bir parçası olduğunu iddia eder ve bu şirketlerin reklam kampanyalarıyla yenilenebilir enerji yatırımlarını vurgular. Ancak, fosil yakıtların kullanımının devam etmesi, uzun vadede iklim değişikliğiyle mücadeleyi zorlaştırır.

Çok Konuşma, Az Eylem: Bu söylem, geçmiş başarıları veya gelecekteki hedefleri vurgulayarak somut önlemler almaktan kaçınır. Örneğin, uzun vadeli iklim hedefleri belirlemek, somut politikalar olmadan yeterli değildir.

Sadece Olumsuz Yanlara Odaklanma

Sosyal Maliyetler:  Bu söylem, iklim politikalarının topluma getireceği sosyal ve ekonomik maliyetleri vurgular ve bu politikaların yükünün iklim değişikliğiyle mücadele etmenin sonuçlarından daha ağır olduğunu ima eder. r.Ayrıca iklim politikalarının yaşam standartlarını ciddi şekilde düşüreceğini ve ekonomik felakete yol açacağını öne sürer. Örneğin, karbon vergilerinin düşük gelirli aileleri orantısız şekilde etkileyeceği iddia edilir veya fosil yakıtların hızlı bir şekilde terk edilmesinin yaygın işsizlik ve yoksullukla sonuçlanacağı savunulur.

Politika Mükemmeliyetçiliği: Bu söylem, mevcut önerilerin kusurlu olduğunu savunarak mükemmel politikalar geliştirilene kadar eyleme geçilmemesi gerektiğini iddia eder. Bu, politika uygulamasını ertelemek için bir bahane olarak kullanılır.

Teslimiyet:

Değişim İmkansız: Bu söylem, gerekli sosyo-ekonomik dönüşümlerin gerçekçi veya uygulanabilir olmadığını iddia eder. Örneğin, düşük karbon ekonomisine geçişin mevcut toplumsal kapasitelerin ötesinde olduğu savunulur.

Kıyamet Söylemi: Bu söylem, herhangi bir eylemin yetersiz olduğunu ve iklim felaketinin kaçınılmaz olduğunu iddia eder. Bu, insanların iklim değişikliğiyle mücadele etmeyi bırakmasına yol açabilir.

Ekonomik Çıkarların Rolü

Ekonomik çıkarlar, iklim eylemini geciktirme argümanlarını teşvik etmede önemli bir rol oynar. Birçok endüstri, özellikle fosil yakıt sektörleri, iklim değişikliği politikalarının uygulanmasından doğrudan etkilenir ve bu politikaların kendi ekonomik çıkarlarına zarar vereceğini düşünür. Bu sebeple, bu sektörler genellikle iklim eylemini geciktirmeye yönelik söylemleri ve politikaları desteklerler.

Lobicilik ve Etki Alanları: Fosil yakıt endüstrisi ve diğer büyük kirleticiler, politikacılara ve karar vericilere yönelik yoğun lobicilik faaliyetlerinde bulunur. Bu gruplar, iklim politikalarının ekonomik büyümeyi ve iş fırsatlarını tehdit edeceğini iddia eder ve bu söylemlerle kamuoyunu ve politika yapıcıları etkiler.

Medya ve Halkla İlişkiler Kampanyaları: Şirketler, halkı etkilemek ve kendi çıkarlarını korumak amacıyla geniş çaplı medya ve halkla ilişkiler kampanyaları yürütürler. Bu kampanyalar, iklim politikalarının ekonomik maliyetlerine odaklanır ve bu politikaların günlük yaşamı olumsuz etkileyeceğini vurgular. Örneğin, fosil yakıt şirketleri, temiz enerjiye geçişin iş kayıplarına ve enerji fiyatlarının artmasına yol açacağını iddia eder.

Yatırım ve Ekonomik Teşvikler: Büyük enerji şirketleri, fosil yakıt yatırımlarını korumak ve yeni fosil yakıt projelerine yatırım çekmek için ekonomik teşvikler sunar. Bu şirketler, yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelik teşvikleri azaltmak veya geciktirmek için politik baskı yaparlar. Bu durum, temiz enerjiye geçişi yavaşlatır ve fosil yakıtların kullanımını sürdürür.

Politik Etkiler: Ekonomik çıkar grupları, siyasi partilere ve kampanyalara finansal destek sağlayarak politikalarını etkileyebilir. Bu destek, iklim politikalarına karşı çıkan veya bu politikaları geciktiren adayların ve partilerin seçilmesine katkıda bulunur. Bu da, iklim değişikliğiyle mücadele çabalarını olumsuz yönde etkiler.

Ekonomik çıkarların, iklim eylemini geciktirme argümanlarını teşvik etmede oynadığı bu rol, iklim değişikliğiyle mücadelede daha güçlü ve kararlı adımlar atılmasını zorlaştırır. Ancak, bu engellerin üstesinden gelmek için daha şeffaf ve hesap verebilir politikalar geliştirmek, ekonomik çıkar gruplarının etkisini azaltmak ve toplumun geniş kesimlerini iklim eylemi konusunda bilgilendirmek önemlidir.

İklim Eylemini Geciktirme Söylemlerine Karşı Stratejiler

Bu algı sorunlarının üstesinden gelmek ve iklim değişikliğiyle mücadelede etkili adımlar atmak için bazı stratejiler önerilebilir:

Bilgilendirme ve Farkındalık Arttırma: Toplumun geniş kesimlerine, iklim değişikliğinin bilimsel temelleri ve bu değişikliklerin potansiyel etkileri hakkında doğru bilgi sağlamak önemlidir. Eğitim programları, kamu kampanyaları ve medya aracılığıyla farkındalık artırılabilir. Doğru ve güvenilir bilgilerin yayılması, yanlış bilgilerin ve mitlerin önüne geçerek toplumsal bilinci artırabilir.

Kapsayıcı Politikalar ve Sosyal Adalet: İklim politikalarının, toplumun tüm kesimlerinin çıkarlarını gözeten ve sosyal adaleti sağlayan bir yaklaşımla tasarlanması gereklidir. Düşük gelirli ailelerin ve kırılgan grupların bu politikaların olumsuz etkilerinden korunması için destek mekanizmaları oluşturulmalıdır. Bu şekilde, iklim politikalarının toplumsal kabulü artırılabilir ve adil bir geçiş sağlanabilir.

Dönüşümsel ve Sistemik Çözümler: İklim değişikliğiyle mücadelede sadece bireysel çabalar değil, sistemik ve dönüşümsel çözümler gereklidir. Hükümetler, büyük kirleticileri düzenlemeli, yenilenebilir enerji yatırımlarını artırmalı ve fosil yakıtlardan kademeli olarak vazgeçmelidir. Bu, uzun vadede sürdürülebilir ve etkili bir iklim politikası oluşturulmasına katkı sağlar.

İletişim ve Diyalog: İklim değişikliği konusundaki tartışmalarda şeffaf ve açık iletişim önemlidir. Politika yapıcılar, bilim insanları ve toplum arasında etkili bir diyalog kurulmalı, yanlış bilgilerin önüne geçilmeli ve iklim eylemi için ortak bir zemin oluşturulmalıdır. Bu, toplumsal katılımı ve desteği artırabilir.

Tüm bu bilgiler ışığında iklim değişikliği, geleceğimizi şekillendirecek en önemli sorunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu sorunun üstesinden gelebilmek için sadece bilimsel çözümler değil; aynı zamanda toplumsal algıların değiştirilmesi ve iklim eylemini geciktiren söylemlerin etkisiz hale getirilmesi gerekiyor. Ekonomik çıkarlar, bu söylemleri teşvik etmekte büyük rol oynasa da, bilgilendirme, kapsayıcı politikalar, dönüşümsel çözümler ve etkili iletişim ile bu engeller aşılabilir. Hep birlikte, sorumluluk alarak ve kararlılıkla hareket ederek, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltabilir ve sürdürülebilir bir gelecek inşa edebiliriz.

Saygılarımla,
Dr. Emre Ilıcalı
Altensis Yönetici Ortağı 

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

CUBOARTE PETRA ile Duvarlarda Yeni Bir Yüzey Deneyimi

Yayınlandı

-

Işıkla değişen yansımalar, sedef efekti ve kum tanecikli dokunun uyumu… CUBO’nun yeni dekoratif efekt kaplaması CUBOARTE PETRA, her uygulamada kendine özgü desenler oluşturarak yaşam alanlarına karakter kazandıran estetik yüzeyler sunuyor.

İç mekân tasarımında doğal dokular, ışık oyunları ve yüzeye karakter kazandıran dekoratif çözümler giderek daha fazla öne çıkıyor. Mimar ve iç mimarların yalnızca renge değil, mekânın atmosferini zenginleştiren özgün yüzey etkilerine yöneldiği bu anlayıştan hareketle CUBO, Efekt Boya ve Kaplamalar ailesine yeni ürünü CUBOARTE PETRA’yı ekledi.

Sedef efekti ile kum tanecikli dokuyu bir araya getiren CUBOARTE PETRA, gün ışığı ve farklı aydınlatma koşullarına göre değişen yansımalar oluşturarak duvarlara derinlik ve hareket kazandırıyor.

Her Uygulamada Kendine Özgü Bir Doku

Saf akrilik bağlayıcı esaslı, su bazlı ve çevre dostu yapısıyla geliştirilen CUBOARTE PETRA, özel fırça uygulaması sayesinde yüzeyde farklı desenlerin oluşturulmasına olanak tanıyor. Sedef efektinin yumuşak ışıltısı ile kum tanecikli dokunun birleşimi, her uygulamaya özgün bir karakter kazandırırken; yüksek buhar geçirgenliği ve kullanıma hazır yapısı uygulama kolaylığı sağlıyor.

Eski boyalı yüzeylerin yanı sıra beton, alçı, kara sıva, betopan ve ahşap yüzeylerde uygulanabilen CUBOARTE PETRA; konutlardan otel ve restoranlara, mağazalardan ofislere ve prestijli mimari projelere kadar geniş bir kullanım alanı sunuyor.

CUBO, CuboArte Efekt Boya ve Kaplamalar ürün grubuyla estetik beklentileri fonksiyonel özelliklerle buluşturan dekoratif yüzey çözümleri geliştirmeyi sürdürürken; CUBOARTE PETRA, sedef efekti, kum tanecikli dokusu ve her uygulamada ortaya çıkan özgün desenleriyle iç mekânlara güçlü bir tasarım dokunuşu katıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Limak Çimento İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Terminali ile dünya pazarlarına erişimini güçlendiriyor

Yayınlandı

-

 

Limak Çimento’dan İhracat Altyapısına Dev Yatırım:

Düşük Karbonlu Çimento Akdeniz Terminali Faaliyete Geçti

Limak Çimento, sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Akdeniz Terminali (Low Carbon Cement (LCC) Mediterranean Terminal) ile uluslararası sevkiyat ağını daha da güçlendirdi. Çevreci altyapısı ve yüksek otomasyon teknolojisiyle dikkat çeken tesis, şirketin düşük karbonlu ve yüksek performanslı ürünlerini küresel pazarlara çok daha hızlı, kolay ve çevreci bir şekilde ulaştırmasını sağlayacak.

Türkiye çimento sektörünün lider şirketi Limak Çimento’nun İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Akdeniz Terminali (Low Carbon Cement (LCC) Mediterranean Terminal faaliyete başladı. Şirketin sürdürülebilirlik ve yüksek kalite vizyonu doğrultusunda attığı güçlü bir adım niteliğindeki yeni terminal, Limak Çimento’nun ürettiği yüksek performanslı ürünlerin uluslararası pazarlara sevkiyatına güç katacak. Çevreci ve yüksek teknolojili altyapıya sahip olan terminal, 19 Temmuz 2026 tarihinde İtalya’ya gerçekleştirilen düşük karbonlu dökme çimento sevkiyatı ile faaliyete başladı.

Limak Çimento, üretimden lojistiğe doğa dostu ve yüksek performanslı çözümlerle sektörüne öncülük ediyor

İnşaat endüstrisinde hem çevre dostu hem de yüksek performanslı ürünlere olan talebin tüm dünyada hızla arttığına dikkat çeken Limak Çimento Grup Dış Ticaret ve İş Geliştirme Müdürü S. Mete Turan şunları söyledi:

“Üretimden sevkiyata her aşamada karbon ayak izimizi en aza indirme stratejimizle hareket ediyor, Limak Cement LCC Mediterranean Terminal ile sektörümüzdeki çevresel standartları en üst seviyeye taşıyoruz. Şirketimizin düşük karbonlu üretim ve ihracat pazarlarındaki varlığını güçlendirme hedefiyle inşasını tamamladığı yeni terminalimiz, dayanıklılığı, yüksek kalitesi ve çevreci özellikleri ile yüksek performanslı ürünlerimizi dünya pazarlarına ulaştıracak.”

Küresel pazarlara rekabetçi ve sürdürülebilir sevkiyat avantajı

Limak Çimento, yeni terminal yatırımını Avrupa pazarı başta olmak üzere Akdeniz Havzası ülkelerine yönelik geniş dış pazar stratejisi doğrultusunda hayata geçirdi. Küresel ölçekte büyüyen sürdürülebilir yapı malzemesi talebini yakından takip eden şirket, Limak Cement LCC Mediterranean Terminal ile ihracat lojistik operasyonlarında verimliliği artırırken, operasyonel maliyetleri de optimize edecek.

Yıllık yaklaşık 500 bin ton kapasiteyle çalışacak şekilde tasarlanan tesiste, öncelikli olarak Limak Çimento Kilis Fabrikası’nda üretilen düşük karbonlu ve yüksek performanslı dökme çimento ürünlerinin depolanması ve ihracatı gerçekleştirilecek. Şirketin ilerleyen dönemlerdeki operasyonel ihtiyaçları ve planlamaları doğrultusunda Şanlıurfa Fabrikası’nın ihracat faaliyetleri de bu terminal üzerinden desteklenecek. Halihazırda bünyesinde üç adet silo barındıran ve 7.500 ton depolama kapasitesiyle faaliyete geçen Limak Cement LCC Mediterranean Terminal, projenin tüm aşamaları tamamlandığında sekiz siloya ve toplam 20.000 ton depolama hacmine ulaşacak.

Limak Cement LCC Mediterranean Terminal’in ileri otomasyon sistemi, çevresel etkileri en aza indirirken sevkiyat süreçlerini dijital, kayıpsız ve anlık olarak izlenebilir hale getiriyor. Terminalde çimento transfer süreçleri, pnömatik dolum hatlarından havalı bant ve helezonlara kadar tamamen sızdırmaz gövdeler içinde, ürün dış ortamla hiçbir şekilde temas etmeden gerçekleştiriliyor. Silo dolumlarında ortaya çıkan basınçlı hava, yüksek verimli Jet-Pulse filtrelerden geçirilerek atmosfere yalnızca temiz hava olarak salınıyor. Yükleme aşamasında kullanılan teleskopik çift cidarlı dolum körükleri ve eşzamanlı toz emiş sistemleri sayesinde yer değiştiren tozlu hava vakumlanarak dışarı sızması önleniyor. Körük uçlarındaki seviye sensörleri akışı otomatik olarak keserek muhtemel taşma ve tozlanma risklerini sıfıra indiriyor. Bu sistem, çalışanlar için tozsuz ve güvenli bir ortam sunarken ürün kalitesine ve tam sürdürülebilirlik hedeflerine doğrudan katkı sağlıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Bticino Light Now, Estetik Tasarımı Yeni Nesil Akıllı Teknolojilerle Buluşturuyor

Yayınlandı

-

 
 
Legrand Türkiye Grubu markalarından Bticino, elektrik ve dijital bina altyapısı konusundaki deneyimini Light Now adını verdiği serisiyle yeniden yorumluyor. Evlerde yönetim ve kullanım deneyimini daha akıllı ve sezgisel bir yapıya taşıyan seri, tasarım alanının en saygın ödüllerinden iF Design Award 2024 ile de uluslararası ölçekte tescillendi. Minimalist çizgileri güncel teknolojiyle bir araya getiren Light Now, hem klasik elektrik tesisatlarıyla hem de akıllı ev sistemleriyle uyum sağlayarak yaşam alanlarına hem şıklık hem de erişilebilir bir konfor sunuyor.
 
Legrand Türkiye Grubu bünyesinde yer alan Bticino, Light Now serisinde sürdürülebilirliği önceliklendirerek üretim süreçlerinde çevre dostu yaklaşımı merkeze alıyor. Yeşil ve geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımına ağırlık veren marka, ambalajlarında “sıfır plastik” ilkesini benimseyerek karbon ayak izini azaltmayı hedefliyor. Böylece daha sürdürülebilir bir gelecek için sorumluluk odaklı bir üretim anlayışı sunuyor. Teknolojiyi estetik tasarımla birleştiren Bticino, Light Now ile yaşam alanlarının farklı ihtiyaçlarına bütüncül bir çözüm yaklaşımı getiriyor. Seride yer alan yüzey koleksiyonlarından Döngüsel koleksiyonu, geri dönüştürülmüş ABS ve viskoz elyafların yenilikçi birleşimiyle çevresel duyarlılığı tasarımla buluşturuyor. Taş koleksiyonu, biyokütle bazlı içerikler ve geri dönüştürülmüş materyallerle geliştirilerek hem sürdürülebilirliği hem de dokunsal bir zenginliği öne çıkarıyor. Patina koleksiyonu ise doğal yüzey dokularıyla daha sofistike bir görünüm sunuyor. Hafif kavisli formlar ve merkezi LED aydınlatma detayıyla seri, modern mimariye uyum sağlayarak mekânlara hem görsel hem de hissel bir derinlik kazandırıyor.

Tasarımda Esneklik ve Mimari Uyum
 
Farklı iç mekan ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde tasarlanan Light Now, yalın ve zamansız estetik yaklaşımıyla öne çıkıyor. Mat yüzeylerden dokulu alternatiflere kadar uzanan yüzey seçenekleri ve beyaz, siyah ile taş tonlarındaki mekanizmalarla uyumlu 9 farklı çerçeve alternatifi, seriye geniş bir tasarım özgürlüğü kazandırıyor.

 

Ürünün arka kısmında yer alan esnek “Yüzer Çerçeve” sistemi, duvar yüzeyi ideal olmasa bile ürünün dengeli ve doğru biçimde konumlanmasını mümkün kılıyor. Geliştirilmiş kilitleme mekanizmasına sahip kaide yapısı ise duvara sağlam oturma sağlayarak hizalama hassasiyetini artırıyor. İnce form dili, dengeli oranlar ve yumuşak hatlar bir araya gelerek hem görsel hem de dokunsal açıdan rafine bir bütünlük oluşturuyor.

 

Serinin modüler yapısı, farklı projelere hızlı adaptasyon imkanı sunarken yatay ve dikey montaj seçenekleri ile kurulum süreçlerini daha pratik hale getiriyor. Alet gerektirmeyen montaj yapısı ve geniş ürün gamı uygulama kolaylığı sağlarken, merkezi LED detayı ve karakteristik tasarım dili kullanıcı deneyimine hem işlevsel hem de estetik bir değer katıyor.
 
Akıllı Sistemlerle Entegre Konfor Deneyimi
 
Light Now, estetik bir tasarım serisinin ötesine geçerek modern yaşamı kolaylaştıran bütüncül bir akıllı kontrol altyapısı sunuyor. Klasik kablolu çözümlerden gelişmiş akıllı ev teknolojilerine kadar uzanan geniş ürün yelpazesiyle farklı ihtiyaçlara uyum sağlayan esnek bir yapı oluşturuyor. Apple Siri, Google Assistant ve Amazon Alexa gibi sesli asistanlarla uyumlu çalışarak kullanıcıların evlerini zahmetsizce yönetmesine olanak tanıyor.

 

Home+Control uygulaması üzerinden enerji tüketimi izleme, sıcaklık yönetimi ve kişiselleştirilmiş senaryo oluşturma gibi işlevleri tek bir platformda bir araya getiriyor. Böylece hem konforu hem de enerji verimliliğini aynı anda destekleyen bir kontrol deneyimi sunuyor. BTicino MyHome ve KNX sistemleriyle uyumlu altyapısı sayesinde Light Now, hem konut projelerinde hem de profesyonel bina otomasyonlarında entegre ve ölçeklenebilir çözümler sağlıyor.

Okumaya Devam Et

Trendler