Sika: Yapı Kimyasalları Sektöründe 113 Yıllık Küresel Liderlik - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Sika: Yapı Kimyasalları Sektöründe 113 Yıllık Küresel Liderlik

Yayınlandı

-

103 ülkede faaliyet gösteren ve 400’den fazla üretim tesisiyle hizmet sunan Sika, inovasyon ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımıyla sektöre yön veriyor.
Turgay Özkun Genel Müdür


 Global ölçekte ve bölgesel olarak markanızın/firmanızın genel değerlendirmenizi alabilir miyiz? Sektördeki konumunuz ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Sika, 113 yıllık geçmişiyle yapı kimyasalları sektörünün global liderlerinden biridir. 103 ülkede faaliyet gösteriyor ve 400’den fazla üretim tesisiyle geniş bir coğrafyada hizmet sunuyoruz. MBCC birleşimiyle güçlenen portföyümüz, müşterilerimize daha kapsamlı ve sürdürülebilir çözümler sunmamızı sağladı.

Türkiye’de, Akkuyu Nükleer Güç Santrali, Çanakkale Köprüsü ve İstanbul Havalimanı gibi mega projelerdeki katkılarımızla sektöre değer katmaya devam ediyoruz. Yenilikçi ürünlerimiz ve teknik çözümlerimizle hem globalde hem de yerelde liderliğimizi sürdürüyoruz.

Müşteri odaklı yaklaşımımız, inovasyon ve sürdürülebilirlik vizyonumuzla sektöre yön vermeye ve güvenilir bir çözüm ortağı olmaya devam edeceğiz.

 2024 yılı için, sektörümüzdeki en belirgin trendler ve firmanız özelinde en belirgin değişimler neler oldu? 2024 yılı nasıl geçti, kısa bir bilgilendirme alabilir miyiz?
2024 yılı, yapı kimyasalları sektöründe çevresel sürdürülebilirlik, dijitalleşme, inovatif ürün geliştirme ve enerji verimliliği gibi trendlerin ön planda olduğu bir yıl olarak dikkat çekti. Bu trendler, hem sektörel beklentileri şekillendirdi hem de müşteri taleplerine yanıt verme noktasında yeni yaklaşımlar gerektirdi. Özellikle karbon ayak izinin azaltılmasına yönelik ürün ve uygulamalar, sektördeki en belirgin değişim alanlarından biri oldu.

Sika Türkiye olarak, 2024 yılında bu trendleri yakından takip ederek stratejik bir dönüşüm süreci gerçekleştirdik. Şirketimizin büyüme hedefleri doğrultusunda hem ürün portföyümüzü genişlettik hem de sürdürülebilir çözümler geliştirmeye odaklandık. 

 2025 yılı sektörel ön görünüz doğrultusunda, başlıklarınız ve belirlediğiniz hedefleriniz neler olacaktır? 2025 yılında sektörümüzdeki gelişmeler ve markanızdaki/ürünlerinizdeki yenilikler neler olacak?
2025’te yapı kimyasalları sektöründe sürdürülebilirlik, yenilikçilik ve deprem güvenliği ön planda olacak diye düşünüyorum. Bu doğrultuda, müşteri ihtiyaçlarını karşılayacak yeni ürün ve çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz.

Belirlediğimiz Başlıklar ve Yeniliklerimiz;

Sürdürülebilirlik: Çevre dostu, düşük VOC içeren ürünlerimizle projelere katkı sağlamaya devam edeceğiz.

İnovasyon: Sikafloor®-1590 ve Sikafloor®-2650 gibi hızlı kürlenen ve düşük kokulu zemin kaplamalarıyla hem zaman hem de maliyet avantajı sunacağız.

Deprem Güvenliği: Yüksek performanslı Sika MonoTop®-4012 gibi ürünlerle yapı güvenliğini destekleyeceğiz.

Beton Katkıları: SikaPaver® 4412 N, Sika® Sigunit® L-5650 AF ve SikaRapid® 131 R gibi yeni nesil beton katkılarımızla dayanıklılık, verimlilik ve sürdürülebilirliği bir araya getireceğiz.

Sika olarak, sektöre yön veren inovasyon ve sürdürülebilirlik odaklı çözümlerle büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz.

Kısaca, 2025 nasıl geçecek, beklentinizi öğrenebilir miyiz?

Sika olarak, çevre dostu ürünler, hızlı kürlenen zemin çözümleri ve yeni nesil beton katkılarıyla sektöre yön vermeyi ve müşterilerimize değer katmayı sürdüreceğiz.

 Sürdürülebilir Çevre Politikaları ve Yaşanabilir Çevre Stratejileri doğrultusunda, 2024 yılında gerçekleştirdiğiniz çalışmalarınız ve diğer Sosyal Sorumluluk Projeleriniz hakkında neler söylemek istersiniz?
2024 yılında sürdürülebilirlik alanında önemli adımlar attık. Çevre dostu ürünler geliştirerek, karbon ayak izimizi azaltmaya yönelik çalışmalarımıza devam ettik. Özellikle düşük VOC içeren ve geri dönüştürülebilir malzemelerle üretilen ürünlerimizle sektöre katkı sağladık. Ayrıca, enerji verimliliği yüksek üretim süreçlerini benimseyerek çevre üzerindeki etkimizi minimize ettik.

2024 yılı, Sika Türkiye olarak sosyal sorumluluk alanında önemli adımlar attığımız bir yıl oldu. Çevresel sürdürülebilirlik ve toplumsal duyarlılığımızı ön planda tutarak bir dizi projeyi başarıyla gerçekleştirdik.

Çevresel Sürdürülebilirlik Projeleri
Dünya Çevre Günü kapsamında, Beykoz, Riva Gelara Kumsalı’nda gerçekleştirdiğimiz kıyı temizleme projesi, çevreye olan sorumluluğumuzu bir kez daha ortaya koydu. Bu proje ile 75 kilo atık toplandı ve plastik, cam, kağıt, metal gibi geri dönüştürülebilir malzemeler ayrıldı. Bu tür projeler, hem çevreyi koruma hem de sürdürülebilirlik konusunda farkındalık yaratma amacımıza hizmet etti.

Toplumsal Sorumluluk Projeleri
2024 Deprem Haftası’nda, Sika Türkiye olarak, deprem güvenliği ve yapısal güçlendirme konularında farkındalık oluşturmak amacıyla önemli bir proje başlattık. Uzmanlar ve akademisyenlerle iş birliği içerisinde yürütülen bu projede, Türkiye’nin deprem riskleri ve yapı güvenliği üzerine kapsamlı bilgilendirme videoları hazırlandı. Dijital mecralar üzerinden yürütülen stratejik iletişim çalışmaları sonucunda, 60 farklı dijital mecrada 300.000’e yakın kişiye ulaşarak önemli bir etki sağladık.

Bu proje, toplumsal farkındalık yaratmanın yanı sıra, deprem güvenliği ve yapı güçlendirme konusunda doğru bilgiye ulaşma noktasında büyük bir katkı sundu. Sika Türkiye olarak, bu tür girişimlerle toplumsal sorumluluğumuzu yerine getirmeye ve sektöre yön vermeye devam ediyoruz.

Bu zamana kadar yerine getirdiğimiz toplumsal sorumluluklarımızda olduğu gibi, gelecekte bu vizyonu daha da ileriye taşıyacağız. Daha sürdürülebilir ve yaşanabilir bir dünya için adımlar atmaya devam edeceğiz.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Yaz aylarında artan gürültü, yaşam alanlarında akustik konfor ihtiyacını öne çıkarıyor

Yayınlandı

-

Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte kapalı alanlarda geçirilen süre uzarken, trafik, komşu ve çevresel kaynaklı gürültülerin etkisi daha belirgin hale geliyor. Ses yalıtımı, ev ve sosyal yaşam alanlarında konforu ve yaşam kalitesini belirleyen temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.

Yaz aylarında yükselen sıcaklıklar, insanların günün daha büyük bölümünü ev, ofis, kafe ve benzeri kapalı alanlarda geçirmesine neden oluyor. Bu durum, şehir yaşamının doğal bir parçası olan gürültünün daha yoğun hissedilmesine yol açıyor. Trafik, komşu daireler, bina içi hareketlilik ve çevresel ses kaynakları; yalnızca anlık rahatsızlık yaratmakla kalmıyor, yaşam alanlarının genel konforunu da doğrudan etkiliyor.

Gürültüye uzun süre maruz kalınması, dinlenme kalitesini düşürürken odaklanma ve günlük yaşam performansını da olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle modern yaşam alanlarında akustik konfor, yapı kalitesinin önemli bir parçası haline geliyor.

Binalarda doğru şekilde uygulanan ses yalıtımı çözümleri, dış ortamdan gelen seslerin iç mekânlara geçişini azaltırken, aynı zamanda daireler arası ses transferini de sınırlandırıyor. Böylece hem mahremiyet korunuyor hem de daha sakin, dengeli ve verimli yaşam alanları oluşturuluyor. Bu alanda geliştirdiği çözümlerle öne çıkan ODE Yalıtım, ısı ve su yalıtımının yanı sıra akustik konforu da odağına alarak yapıların yaşam kalitesini artırmaya yönelik çözümler sunuyor.

“Akustik konfor, yaşam alanlarının görünmeyen ama en belirleyici unsurlarından biri”

ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ozan Turan, yaz aylarında kapalı alan kullanımının artmasıyla birlikte ses yalıtımının daha fazla önem kazandığını belirterek şunları söyledi: “Yaz döneminde yaşamın büyük bölümü iç mekânlarda geçiyor ve bu da sesin etkisini daha belirgin hale getiriyor. Dış ortamdan ya da bina içinden gelen gürültü, günlük yaşamın akışını doğrudan etkileyebiliyor. Ses yalıtımı, bu etkinin kontrol altına alınmasında kritik bir rol üstleniyor.”

ODE Yalıtım olarak hedeflerinin yalnızca teknik bir yalıtım çözümü sunmak olmadığını vurgulayan Turan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz, yaşam alanlarında konforu bütüncül şekilde ele alıyoruz. Ses yalıtımı da bu yaklaşımın önemli bir parçası. Doğru çözümlerle gürültü etkisini azaltarak daha sakin, daha konforlu ve daha yaşanabilir mekânlar oluşturulmasına katkı sağlıyoruz.”

Okumaya Devam Et

GENEL

Hisense Türkiye’nin Büyüme Yolculuğuna Güçlü Atama: Ticari Direktörlük Görevine Ekin Doğan Çomak Getirildi

Yayınlandı

-

Küresel tüketici elektroniği ve ev teknolojileri markası Hisense, Türkiye operasyonlarındaki yapılanmasını güçlendirmeye devam ediyor. Tüketici elektroniği sektöründe 25 yılı aşkın satış, pazarlama ve ticari yönetim deneyimine sahip Ekin Doğan Çomak, Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü olarak atandı.

2026 yılı itibarıyla Türkiye’deki doğrudan operasyonlarını hayata geçiren Hisense, televizyon ve iklimlendirme kategorilerindeki büyümesini sürdürürken, uzun vadeli hedefleri doğrultusunda yönetim kadrosunu deneyimli isimlerle güçlendirmeye devam ediyor.

Bu kapsamda sektörün deneyimli yöneticilerinden Ekin Doğan Çomak, Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü olarak göreve başladı. Doğan, yeni görevinde Hisense Türkiye’nin satış ve pazarlama stratejilerine, ticari büyüme hedeflerine, kanal yapılanmasına ve iş ortaklarıyla geliştirilecek uzun vadeli iş birliklerine liderlik edecek. Aynı zamanda veri odaklı ticari stratejiler, yeni büyüme fırsatları ve yenilikçi kanal yönetimi yaklaşımlarıyla Hisense’in Türkiye’deki sürdürülebilir büyüme hedeflerine katkı sağlayacak.

Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü Ekin Doğan Çomak, yeni göreviyle ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Türkiye, dinamik tüketici yapısı, değişen beklentileri ve yüksek büyüme potansiyeliyle Hisense için stratejik öneme sahip bir pazar. Hisense’in küresel vizyonunu ve teknoloji gücünü, Türkiye pazarına ilişkin yerel bilgi birikimimiz ve tüketici içgörülerimizle buluşturarak kullanıcıların beklentilerine en uygun ürünleri ve marka deneyimini sunmayı hedefliyoruz. Güçlü iş ortaklıkları ve sürdürülebilir kanal yapılanmalarıyla televizyon ve iklimlendirme kategorilerindeki büyümemizi hızlandırırken, önümüzdeki dönemde genişleyecek ürün portföyümüzle Hisense deneyimini daha fazla kullanıcıyla buluşturmayı amaçlıyoruz. Uzun vadeli bakış açımız ve kullanıcı odaklı yaklaşımımızla, Hisense’in Türkiye’deki büyüme yolculuğuna güçlü bir katkı sunacağımıza inanıyorum.”

Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü mezunu olan Ekin Doğan Çomak, 25 yılı aşkın profesyonel kariyeri boyunca teknoloji ve tüketici elektroniği sektörlerinde faaliyet gösteren global markalarda önemli başarılara imza atmıştır. Farklı ürün gruplarının pazara giriş stratejilerinin oluşturulması, marka konumlandırması, ticari büyüme planlarının geliştirilmesi ve satış-pazarlama organizasyonlarının güçlendirilmesi süreçlerine liderlik etmiştir.

Tüketici elektroniği ürünlerinin yanı sıra kurumsal çözümler alanında da kapsamlı deneyime sahip olan Çomak; kanal geliştirme, stratejik iş ortaklıklarının yönetimi, veri odaklı ticari planlama ve sürdürülebilir büyüme odaklı iş modellerinin oluşturulması konularında önemli katkılar sağlamıştır. Kariyeri boyunca birçok uluslararası liderlik programına katılan ve küresel ölçekte satış performansı, proje yönetimi ve en iyi uygulamalar alanındaki başarılarıyla çok sayıda ödüle layık görülen Çomak, farklı pazarlarda elde ettiği deneyim ve stratejik bakış açısıyla sektörün öne çıkan yöneticileri arasında yer almaktadır.

 

Okumaya Devam Et

GENEL

Geleceğin şehirlerini görünmeyen altyapılar şekillendirecek

Yayınlandı

-

Artan nüfus, hızlanan kentleşme ve dijitalleşme, dünya genelinde yapılaşma hızını artırırken, şehirlerin altyapı ihtiyaçlarını da yeniden şekillendiriyor. Konutlardan hastanelere, veri merkezlerinden üretim tesislerine kadar farklı kullanım alanlarında hayata geçirilen yeni projelerde artık yalnızca inşaat süreci değil, yapıların onlarca yıl boyunca nasıl işletileceği de proje başarısının önemli kriterleri arasında yer alıyor.

Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) yayımladığı Altyapıda Yaşam Döngüsü Yaklaşımının Uygulanması (Implementing a Lifecycle Approach to Infrastructure) raporuna göre, önümüzdeki 40 yıl içinde küresel yapı stoku yaklaşık iki katına çıkacak ve toplam 241 milyar metrekare yeni yapı inşa edilecek. Bu büyüme, yaklaşık her ay New York büyüklüğünde yeni bir şehrin dünya yapı stokuna eklenmesi anlamına geliyor. Rapor, 2050 yılına kadar ihtiyaç duyulacak altyapının dörtte üçünün ise henüz inşa edilmediğine dikkat çekiyor. [1]

Bu büyüme yalnızca daha fazla yapı üretmek anlamına gelmiyor. Aynı zamanda enerji tüketiminin azaltılması, su kaynaklarının daha verimli kullanılması ve altyapı sistemlerinin uzun yıllar yüksek performansla çalışması da her zamankinden daha önemli hale geliyor. Bu nedenle sürdürülebilirlik anlayışı da değişiyor. Yapıların çevresel performansı kullanılan yapı malzemelerine ek olarak, kullanım ömrü boyunca ortaya koyduğu performansla birlikte değerlendiriliyor.

Yaşam döngüsü yaklaşımı öne çıkıyor
Dünya Ekonomik Forumu, altyapı yatırımlarında “yaşam döngüsü yaklaşımının” benimsenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Bu yaklaşım, yapıların tasarım ve inşaat süreçleriyle birlikte, işletme, bakım, onarım ve kullanım ömrü sonrasını da kapsıyor. Böylece ilk yatırım maliyetinin yanı sıra enerji tüketimi, bakım ihtiyacı, kaynak kullanımı ve uzun vadeli işletme performansı da yatırım kararlarının önemli bir parçası haline geliyor.

Yapıların uzun vadeli performansında mekanik altyapı sistemlerinin kritik rol oynadığını belirten Masdaf CEO’su Erhan Özdemir ise şunları söyledi: “Bugün bir yapının başarısı yalnızca mimarisiyle ya da kullanılan yapı malzemeleriyle ölçülmüyor. Yapının yaşamı boyunca enerji ve suyu ne kadar verimli kullandığı, bakım süreçlerinin ne kadar doğru planlandığı ve altyapı sistemlerinin ne kadar güvenilir çalıştığı da en az inşaat süreci kadar önemli. Önümüzdeki yıllarda bu yaklaşımın tüm yeni yapı projelerinde standart hale geleceğini öngörüyoruz.”

“Görünmeyen altyapılar sürdürülebilirliğin temelini oluşturuyor”
Isıtma, soğutma, temiz su temini, atık su yönetimi, basınçlandırma ve yangın güvenliği gibi mekanik sistemlerin yapıların enerji performansı üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Özdemir, doğru mühendislik çözümlerinin yalnızca işletme maliyetlerini düşürmekle kalmadığını, yapıların çevresel etkisini azaltmada da önemli rol oynadığını ifade etti.

Özdemir, “Bir pompa sisteminin gerçek maliyeti satın alma aşamasında değil, kullanım ömrü boyunca ortaya çıkıyor. Bu nedenle bugün enerji verimliliği yüksek ekipmanların tercih edilmesi, doğru projelendirme yapılması ve sistemlerin ihtiyaca uygun tasarlanması büyük önem taşıyor. Yaşam döngüsü boyunca daha az enerji tüketen, daha uzun ömürlü ve daha düşük bakım ihtiyacına sahip sistemler hem yatırımcılar hem de çevre açısından önemli kazanımlar sağlıyor” dedi.

Masdaf, geliştirdiği yüksek verimli pompa teknolojileri ve mühendislik çözümleriyle konutlardan ticari binalara, hastanelerden sanayi tesislerine kadar farklı yapılarda enerji ve su kaynaklarının daha verimli kullanılmasına katkı sağlarken, yapıların yaşam döngüsü boyunca sürdürülebilir performans göstermesini destekliyor.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler