Siemens Türkiye, COP31 İklim Değişikliği Zirvesi’nin ‘İklim Destekçisi’ oldu - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Siemens Türkiye, COP31 İklim Değişikliği Zirvesi’nin ‘İklim Destekçisi’ oldu

Yayınlandı

-

 

170 yıldır Türkiye’nin teknolojik dönüşümüne katkı sunan Siemens Türkiye, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda düzenlenecek COP31 2026 Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi kapsamında Yeşil Bölge’de İklim Destekçisi olarak Teknoloji, İnovasyon ve Bilgi Hub’ında yer alacak. Şirket, enerji dönüşümü, sanayinin karbonsuzlaşması, enerji ve kaynak verimliliği ve iklime dayanıklı altyapı dijital dönüşüm alanlarındaki teknoloji ve uygulamalarını ziyaretçilerle buluşturacak.

Siemens Türkiye, sürdürülebilir bir gelecek için teknolojinin sunduğu olanakları somut sonuçlarla ortaya koyduğu çalışmalarını COP31 kapsamında paylaşacak. Yeşil Bölge’de gerçekleştirilecek etkinliklerde şirketin kendi operasyonlarındaki karbonsuzlaşma ve kaynak verimliliği uygulamalarının yanı sıra müşterileriyle gerçekleştirdiği enerji verimliliği, dijitalleşme ve sürdürülebilir altyapı projelerinden örnekler aktarılacak. 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31’de elektrifikasyon, temiz enerji dönüşümü, yeşil sanayileşme, iklime dayanıklı şehirler ve döngüsellik gibi başlıklar öne çıkarken, Siemens Türkiye de bu alanlardaki teknoloji ve çözüm portföyünü paylaşacak.

Siemens Türkiye, operasyonlarında emisyonlarını yüzde 70 azalttı

Siemens Türkiye, 2025 yılında operasyonlarından kaynaklanan karbon ayak izini 2019 yılına kıyasla yüzde 70 azaltarak 4.500 ton CO₂ eşdeğeri seviyesine indirdi. Şirket, 2030 Net Sıfır emisyon hedefi doğrultusunda tüm lokasyonlarında yüzde 100 yeşil elektrik kullanırken, 2022-2025 döneminde enerji tüketimini yüzde 13 azalttı. Gebze fabrikasındaki güneş enerjisi sistemi de tesisin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 10’unu karşılıyor.

Operasyonlardan müşterilere uzanan ölçülebilir etki

Siemens Türkiye, enerji verimliliği çözümleriyle dört ülkede 22 müşteriye hizmet verirken, 448 enerji tasarrufu önleminin uygulanmasına destek oldu. Bu çalışmalar kapsamında müşteriler için 21,72 milyon avro tasarruf potansiyeli oluşturulurken, projelerin toplamında yaklaşık 148 bin ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına katkı sağlandı.

Siemens Türkiye, COP31 kapsamında farklı sektörlerden müşterileriyle hayata geçirdiği sürdürülebilirlik projelerinden örnekleri de ziyaretçilerle buluşturacak. Enerji verimliliği, dijitalleşme, sürdürülebilir üretim ve altyapı alanlarındaki projeler aracılığıyla teknolojinin kaynakların daha verimli kullanılması, enerji tüketiminin azaltılması ve emisyonların düşürülmesine sağladığı katkı somut örneklerle paylaşılacak.

Gebze fabrikasında düşük karbonlu üretim dönüşümü

Siemens Türkiye’nin Gebze Üretim Tesisi’nde yürüttüğü BOLD (Building Our Low-carbon Destination) programı, düşük karbonlu üretime geçiş yaklaşımının somut örneklerinden birini oluşturuyor.

2021-2024 dönemindeki BOLD Faz 1 kapsamında güneş enerjisi, yüksek verimli LED aydınlatma, LEED Gold sertifikalı sürdürülebilir bina yaklaşımı ve yeşil enerji kullanımı hayata geçirildi. Tesisin enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 8-10’u sahadaki güneş enerjisi sistemlerinden karşılanırken, yıllık yaklaşık 1,3 GWh yenilenebilir enerji üretildi.

LEED Gold tasarımı sayesinde enerji ve su tüketiminde sırasıyla yüzde 30 ve yüzde 50 tasarruf sağlanırken, inşaat atıklarının yüzde 75’i geri kazanıldı. Tesisin elektrik tüketimi ise yüzde 100 yeşil enerji kaynaklarından karşılanıyor.

2026-2027 dönemini kapsayan BOLD Faz 2 kapsamında yeni nesil ısı pompası sistemleri, ısıtma ve soğutma altyapısının yenilenmesi, otomatik havalandırma yönetimi, kompresörlerden atık ısı geri kazanımı ve yapay zekâ destekli bina otomasyon sistemleri gibi uygulamaların hayata geçirilmesi planlanıyor. Bu çalışmalarla 2027 yılında karbon emisyonlarında yaklaşık yüzde 93, enerji, doğal gaz ve su kullanımında ise yaklaşık yüzde 54 azalma hedefleniyor.

Kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi

Siemens Türkiye’nin sürdürülebilirlik çalışmalarında kaynakların verimli kullanılması ve döngüsel ekonomi uygulamaları da önemli bir yer tutuyor. Gebze tesisinde tek kullanımlık plastik kullanımını yüzde 70 azaltan şirket, 2020’den bu yana 29,4 ton plastiğin kullanımını ortadan kaldırdı. Tesis, “Zero Waste to Landfill” başarısına ulaşırken atık geri kazanım oranı yüzde 99,6 seviyesine yükseldi.

Su güvenliğine dayanıklı altyapı desteği

Siemens’in katkı sunduğu diğer örnek bir proje ise Fırat-Gaziantep OSB Su İletim Hattı Projesi. Günlük 80 bin ila 120 bin metreküp su taşıma kapasitesiyle bölgenin su ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlıyor. Fırat Nehri’nden sağlanan suyun sanayi kullanımına yönlendirilmesi yeraltı su kaynaklarının korunmasına destek olurken Siemens’in enerji otomasyonu ve şebeke yönetimi teknolojileri projenin altyapısını destekliyor. Projede kullanılan gaz yalıtımlı enerji dağıtım sistemleriyle işletme ve bakım maliyetlerinde yaklaşık 500 bin avro tasarruf sağlanması hedefleniyor.

Siemens AG’den önümüzdeki üç yıl içinde  yapay zekâ alanına global ölçekte 1 milyar avroluk yatırım

Siemens, büyümenin bir sonraki aşamasını desteklemek amacıyla dünya çapında ONE Tech Company programını hayata geçirdi. Programla operasyonları daha yalın ve verimli hale getirirken müşteri etkileşimini güçlendirmeyi, veri, teknoloji ve satış altyapısını daha entegre bir yapıda sunmayı hedefliyor.

ONE Tech Company programı, inovasyonu hızlandırmayı ve kârlı büyümeyi desteklemeyi hedefliyor. Bu doğrultuda Siemens, 2030 yılına kadar dijital iş gelirlerini iki katına çıkarmayı ve önümüzdeki üç yıl içinde yapay zekâ alanına 1 milyar avro yatırım yapmayı hedefliyor.

COP31’de gençlere yönelik sosyal sorumluluk projesi

Siemens Türkiye, COP31 odağında gençleri de bu dönüşümün odağına alan bir sosyal sorumluluk projesi hayata geçirecek. Young Guru Academy (YGA) iş birliğiyle projeye katılan gençler, yapay zekâ alanında eğitimlerle desteklenecek ve iklimle alakalı çözümler üretecek. Katılımcılar geliştirdikleri projeleri COP31’de paylaşma fırsatı da bulacak.

Hüseyin Gelis: “Sürdürülebilirliği uzun vadeli değer yaratma yaklaşımımızın ayrılmaz parçası olarak görüyoruz”

Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Gelis, Siemens’in sürdürülebilirlik yaklaşımına ve COP31’e ilişkin şunları söyledi: “Siemens Türkiye olarak, sürdürülebilirliği iş yapış biçimimizin ve uzun vadeli değer yaratma yaklaşımımızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Dekarbonizasyon, enerji ve kaynak verimliliği, dijitalleşme ve sorumlu iş anlayışını faaliyetlerimize entegre ediyoruz. Operasyonlarımızda hayata geçirdiğimiz dönüşüm çalışmalarının yanı sıra, müşterilerimizle gerçekleştirdiğimiz projeler de teknolojinin enerji verimliliği, kaynakların etkin kullanımı ve emisyonların azaltılmasına sağladığı katkıyı ortaya koyuyor. COP31 kapsamında teknoloji, inovasyon ve bilgi paylaşımı aracılığıyla sürdürülebilir dönüşüm alanındaki deneyimlerimizi ve farklı sektörlerden müşterilerimizle hayata geçirdiğimiz projeleri paylaşmayı önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde de teknolojinin sunduğu olanaklardan yararlanarak sürdürülebilir dönüşümü hızlandırmaya, Siemens’in gelecek vizyonu doğrultusunda uzun vadeli değer yaratmaya odaklanacağız.”

Thomas Kolbinger: “Sürdürülebilirlik uzun vadeli değer yaratma yaklaşımımızın bir parçası”

Siemens Türkiye Finans Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Thomas Kolbingerise COP31 kapsamında gerçekleştirilecek çalışmalarla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Dünyada ve Türkiye’de enerji sistemlerinden üretim süreçlerine, şehir altyapılarından kaynak yönetimine kadar birçok alanda önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Siemens Türkiye olarak teknolojinin bu dönüşümün hızlanmasındaki rolüne inanıyor ve geliştirdiğimiz çözümleri somut sonuçlarla ortaya koyuyoruz. Kendi operasyonlarımızda 2019 yılına kıyasla karbon emisyonlarımızı yüzde 70 azaltırken, müşterilerimize sunduğumuz enerji verimliliği çözümleriyle yaklaşık 148 bin ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına katkı sağladık. COP31 kapsamında Yeşil Bölge’de İklim Destekçisi olarak yer alarak enerji dönüşümü, sanayinin karbonsuzlaşması, kaynak verimliliği ve dayanıklı altyapılar alanındaki çalışmalarımızı paylaşmaktan memnuniyet duyuyoruz. Bunun yanı sıra gençleri dönüşümün odağına alan Young Guru Academy (YGA) iş birliğimizle yapay zekâ ve iklim çözümlerini bir araya getirmeyi önemsiyoruz.”

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Bakırcı Zenit Topkapı güven ve konforu İstanbul’un merkezinde buluşturuyor 

Yayınlandı

-

 

45 yıllık Bakırcı deneyiminin verdiği güvenle, Topkapı’nın değerli aksında yükselen Bakırcı Zenit Topkapı, sismik izolatör teknolojisi, karma yaşam konsepti, güçlü ulaşım bağlantıları ve seçkin sosyal olanaklarıyla İstanbul’a yeni bir yaşam ve yatırım değeri kazandırıyor.

Konut, ticari gayrimenkul, turizm ve lojistik yatırımlarından oluşan çeşitlendirilmiş portföyüyle faaliyet gösteren Bakırcı Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (Bakırcı GYO), gayrimenkul sektöründeki deneyimini İstanbul’un tarihi merkezlerinden Topkapı’ya taşıyor. Bakırcı GYO’nun nitelikli mimari, doğru lokasyon ve kalıcı değer üretme yaklaşımının yeni temsilcisi Bakırcı Zenit Topkapı, konut, ofis ve ticari alanları bir araya getiren karma kullanım konseptiyle hayata geçiriliyor.

Toplam 15.874 metrekare arsa üzerinde geliştirilen ve 2027 yılının sonunda teslim edilmesi planlanan projede 364 konut, 72 ofis ve 26 dükkan olmak üzere toplam 462 bağımsız bölüm yer alıyor. 1+1’den 4+1’e uzanan farklı daire seçenekleri, çağdaş mimari yaklaşımı ve işlevsel yaşam alanlarıyla Bakırcı Zenit Topkapı, farklı yaşam tarzlarına ve ihtiyaçlara yanıt verecek şekilde tasarlanıyor.

Yapı güvenliğinde sismik izolasyon

Deprem güvenliğini projenin temel unsurlarından biri olarak ele alan Bakırcı Zenit Topkapı, 166 adet sismik deprem izolatörü ile inşa ediliyor. Bina ile zemin arasına yerleştirilen sismik izolatörler, deprem sırasında zeminden yapıya aktarılan hareketin etkisini azaltmayı amaçlayarak yapının deprem performansına katkı sağlıyor. Sismik izolasyon sisteminin yanı sıra projenin statik tasarımı, beton sınıfı ve yapı uygulamaları da bütüncül bir mühendislik yaklaşımıyla ele alınıyor. Böylece yapı güvenliği, Bakırcı Zenit Topkapı’nın sunduğu yaşam kalitesinin önemli bileşenlerinden biri haline geliyor.

Şehrin içinde, yeşilin merkezinde

Merkezi konumuyla İstanbul’un farklı noktalarına kolay ulaşım imkanı sunan Bakırcı Zenit Topkapı, şehir yaşamının dinamizmini günlük yaşam konforuyla bir araya getiriyor. E-5, metrobüs ve metro bağlantılarına 4 dakika mesafede konumlanan proje, İstanbul’un ulaşım ağlarına erişim açısından önemli bir avantaj sağlıyor.

Bakırcı Zenit Topkapı’nın yaklaşık %40’ını oluşturan 6.788 metrekare peyzaj alanı ise sakinlerine İstanbul’un merkezinde yeşille bütünleşen ferah bir yaşam ortamı sunuyor. Çocuklardan yetişkinlere farklı yaş gruplarının ihtiyaçları gözetilerek planlanan sosyal alanlar arasında yeşil peyzaj alanları, çocuk oyun alanları, basketbol sahası, fitness ve spor alanları, yüzme havuzu, tam donanımlı spor salonu ve kapalı otopark bulunuyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Baymak’ın LEED Gold Sertifikası Yenilendi

Yayınlandı

-

 

İklimlendirme sektöründe enerji dönüşümüne öncülük eden Baymak; sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını güçlendirmeye devam ediyor. Şirket, 25 bin metrekarelik üretim tesisi ve ofis katını kapsayan alan için LEED Gold Sertifikası’nı yenileyerek üç yıl süreyle daha sertifikaya sahip olmaya hak kazandı.

İklimlendirme sektörünün köklü şirketlerinden Baymak, sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda gerçekleştirdiği çevre dostu uygulamalarla uluslararası sürdürülebilir bina standartlarında sağladığı başarısını sürdürüyor. Şirket, 2021 yılında öncelikli olarak ofis katında başlattığı çevre dostu uygulamaların ardından, 2023 yılında ofis katını kapsayan alanda iç mekân hava kalitesini, enerji ve su tasarrufunu daha da artıran uygulamaları hayata geçirdi. Baymak bu uygulamayla aynı yıl Amerikan Yeşil Bina Konseyi (USGBC) tarafından verilen LEED Gold Sertifikası’nı almaya hak kazanmıştı.

Baymak tüm iş süreçlerine titizlikle entegre ettiği sürdürülebilirlik yaklaşımına bağlı olarak, sertifikasyon sürecini yeniden tamamladı. Temmuz 2026 tarihli sertifikayla LEED Gold seviyesindeki sertifikasını yenileyen Baymak, böylece söz konusu sertifikaya üç yıl süreyle yeniden sahip oldu. Böylece; Baymak Makine Sanayi Tic. A.Ş. LEED v4.1 Mevcut Binalarda İşletme ve Bakım (Operations and Maintenance: Existing Buildings) derecelendirme sistemi kapsamında sertifikalandırılmış oldu.

“Sürdürülebilirlik Bir Tercih Değil Zorunluluk”

Sertifika, yapının U.S. Green Building Council (USGBC) tarafından oluşturulan LEED Yeşil Bina Derecelendirme Sistemi’nin gerekliliklerini karşıladığını ve Green Business Certification Inc. tarafından doğrulandığını gösteriyor.

Baymak Genel Müdürü Ülkü Özcan konuyla ilgili şunları söyledi: “Sürdürülebilirlik konusuna bir tercih değil zorunluluk olarak yaklaşıyoruz. Önceliğimiz her zaman, daha yaşanabilir bir dünya için çevre dostu çözümler üretirken, bu çözümleri kendi iş süreçlerimize de entegre etmek. Bu kapsamda ofis katlarımızda uyguladığımız yüksek çevresel standartlar sayesinde sahip olduğumuz LEED Altın Sertifika’ya üç yıl daha sahip olmak, bu kararlılığımızın uluslararası bir teyidi diyebiliriz. Bu başarı aynı zamanda, çevresel duyarlılık, doğal kaynakların verimli ve tasarruflu kullanımı, çalışanlarımızın sağlığı ve refahı ile geleceğe yatırım gibi temel değerlerimizin de güçlü bir ifadesi. Baymak olarak hedefimiz yalnızca sektöre sürdürülebilir ürünler sunmak değil, aynı zamanda kendi operasyonlarımızı da bu anlayışla yönetmek.

Okumaya Devam Et

GENEL

Entegre Harç, Çalışan Deneyimindeki Güçlü Kültürünü Great Place to Work Sertifikası ile Taçlandırdı  

Yayınlandı

-

 

Güven, dayanışma ve güçlü ekip ruhunu çalışma kültürünün merkezine alan Entegre Harç, Great Place to Work Sertifikası almaya hak kazandı. Çalışan deneyimini ve kurum kültürünü uluslararası standartlarla değerlendiren sertifikasyon sürecini başarıyla tamamlayan şirket, insan odaklı çalışma anlayışını çalışanlarının geri bildirimleriyle tescilledi.

İnşaat malzemeleri sektörünün önemli oyuncularından Entegre Harç, çalışan deneyimi ve kurum kültürü alanındaki yaklaşımını Great Place to Work Sertifikası ile taçlandırdı. Şirketin bu başarısı; çalışanların görüşleriyle şekillenen, güven ve dayanışma temelli çalışma ortamının önemli bir göstergesi olarak öne çıktı.

Çalışanların iş yerindeki deneyimlerini doğrudan değerlendirmesine dayanan Great Place to Work Sertifikası, şirketlerin çalışanlar tarafından nasıl deneyimlendiğini ölçen uluslararası bir sertifikasyon programı olarak uygulanıyor. Sertifikasyon sürecinde çalışanların güven, saygı, adalet, iletişim, ekip ruhu ve kurumlarına duydukları bağlılık gibi konulardaki görüşleri dikkate alınıyor. Bu nedenle sertifika, yalnızca şirketin insan kaynakları politikalarını değil, bu politikaların çalışanlar tarafından günlük çalışma hayatında nasıl karşılık bulduğunu da ortaya koyuyor.

Entegre Harç’ın Great Place to Work Sertifikası’na hak kazanması, şirketin çalışanlarıyla birlikte oluşturduğu kurum kültürünün önemli bir çıktısı olarak değerlendiriliyor. Çalışanların kendilerini değerli ve güvende hissettiği, ekipler arası dayanışmanın ve birlikte başarma anlayışının desteklendiği bir çalışma ortamı oluşturmayı önemseyen Entegre Harç, bu yaklaşımını çalışan geri bildirimleriyle de doğrulamış oldu.

Entegre Harç İşletme ve Fabrikalar Genel Müdürü Seyfettin Baş,Great Place to Work Sertifikası’nı, yalnızca kurumsal uygulamalarımızın değil, birlikte oluşturduğumuz çalışma kültürünün önemli bir göstergesi olarak görüyoruz. Bizim için güçlü bir kurum kültürü; çalışanların kendilerini güvende, değerli ve sürecin gerçek bir parçası hissetmeleriyle mümkün. Bu nedenle bu sertifikanın çalışanlarımızın doğrudan geri bildirimleriyle şekillenmesi bizim için ayrıca kıymetli. Entegre Harç’ta güvene, açık iletişime, dayanışmaya ve birlikte başarma kültürüne dayanan bir çalışma ortamını güçlendirmeye devam ediyoruz. Bu başarı, tüm ekip arkadaşlarımızın ortak emeğinin ve katkısının bir sonucu. Önümüzdeki dönemde de çalışan deneyimini sürekli geliştiren, insanların kendilerini ait hissettikleri ve potansiyellerini ortaya koyabildikleri bir çalışma kültürü oluşturmayı sürdüreceğiz.” derken,

“Bu Başarıyı Birlikte Oluşturduğumuz Kültürün Bir Yansıması Olarak Görüyoruz”

Entegre Harç Satış ve Pazarlama Genel Müdürü Erdal Bozok ise; Great Place to Work Sertifikası’nın şirket için taşıdığı anlamın yalnızca bir sertifikadan ibaret olmadığını belirterek, başarının arkasındaki en önemli unsurun çalışanların ortak emeği olduğunu vurguladı. Bozok, “Entegre Harç olarak Great Place to Work Sertifikası almaya hak kazanmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu değerli başarıyı; güven, dayanışma, güçlü ekip ruhu ve birlikte oluşturduğumuz çalışma kültürünün bir yansıması olarak görüyoruz. Bizim için güçlü bir çalışma ortamı oluşturmak, yalnızca iş sonuçlarına değil, çalışanlarımızın kendilerini değerli, güvende ve ait hissetmelerine de odaklanmayı gerektiriyor.” şeklinde konuştu.

Bozok, sertifikayı çalışanların katkılarının ve kurum kültürüne yönelik ortak çabanın bir göstergesi olarak gördüklerini ifade ederek, “Her gün emeği, özverisi ve katkısıyla Entegre Harç’ın geleceğine değer katan tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz” dedi.

Çalışan Deneyimini Sürekli Geliştirmeyi Hedefliyor

Entegre Harç için Great Place to Work Sertifikası, ulaşılan bir sonuçtan ziyade çalışan deneyimini geliştirme yolculuğunda önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor. Şirket, çalışanlarından gelen geri bildirimleri kurum kültürünü geliştirmek için önemli bir kaynak olarak değerlendirirken; güven, açık iletişim, dayanışma ve ekip ruhunu güçlü bir çalışma ortamının temel unsurları olarak görüyor.

Okumaya Devam Et

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye