GENEL
ODE Yalıtım: 40 Yılın Ardında Güçlü Bir Sektör Lideri
Yayınlandı
2 yıl önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
1985 yılında kurulan ODE Yalıtım, yalıtım sektöründe 40 yılı geride bırakmaya hazırlanırken, %100 yerli sermaye ile global pazarda önemli bir oyuncu haline geldi. Yenilikçi ürünleri ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımıyla sektördeki liderliğini pekiştiren ODE Yalıtım, Avrupa’daki etkinliğini artırarak enerji verimliliği ve çevresel sürdürülebilirlik alanında örnek bir model oluşturuyor.
Öncelikle, markanızın/firmanızın genel yapılanması hakkında bilgi verir misiniz? Hem global ölçekte hem de bölgesel olarak markanızın/firmanızın genel değerlendirmenizi alabilir miyiz?
1985 yılında kurulan ODE Yalıtım olarak, 1988 yılında yalıtım sektörüne odaklanma kararı aldık ve 1996 yılında ise üretici kimliğine kavuşarak yapı ve teknik yalıtım olmak üzere iki ana kategoride üretim yapmaya başladık. Bugün %100 yerli sermaye ile Ode yalıtım sektörde öne çıkıyor. Modern üretim tesislerimiz, 4 binden fazla ürün çeşidimiz ve 400 kişiden fazla çalışma arkadaşımız ile sektörünün önde gelen üreticileri arasında yer alıyoruz. Ürünlerimizi 6 kıtada ve 75’in üzerinde ülkeye ihraç ediyoruz. İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği (İSİB) tarafından verilen İhracatın Liderleri Ödül Töreni’nde “Yalıtım Malzemeleri İhracatı” kategorisinde 2022 ve 2023 yıllarında birincilik ödülüne layık görüldük. 2024 yılının da en güçlü adayları arasındayız.
Eskişehir ve Çorlu’daki modern üretim tesislerimizde, yapı yalıtımı ve teknik yalıtım olmak üzere iki ana kategoride üretim yapıyoruz. Yapı yalıtımı alanında geliştirdiğimiz ürünlerle bir binanın temelinden çatısına kadar farklı detaylarda ısı, su, ses ve yangın yalıtımı çözümleri üretiyoruz. Binaların tesisat yalıtımı, sanayi ve endüstriyel tesislerin yalıtımını kapsayan teknik yalıtımda ise kauçuk köpüğü, cam yünü ve taş yünü olmak üzere üç ürün grubunu da üreten ilk firmayız. 4 binden fazla ürün çeşidimizle yalıtım sektörünün en büyük üreticilerindeniz.
İhracat pazarlarında rekabet gün geçtikçe sertleşiyor ancak biz müşterilerimizle daha yakın olmayı ve iş birliği içinde hareket etmeyi hedefliyoruz. İhracat pazarlarının katma değerli ürün taleplerine cevap verebilecek şekilde çalışıyoruz. Bunun için güçlü bir ürün geliştirme yapılanmamız var. Çok kısa sürede o pazarın ihtiyacına göre ürün geliştirebiliyoruz. Bu nedenle mevcut pazarlarımızda genişleme ve yeni pazar arayışlarını devam ettiriyoruz. Bulunduğumuz ihracat pazarlarında daha da derinleşebilmek, müşterilerimize daha yakın olmak için Ülke Müdürlükleri oluşturuyoruz. İngiltere/İrlanda ülke müdürlüğünü 2023 yılında kurduk. Orta Avrupa için de hazırlıklarımızı tamamladık.
Markanızın sektörünüzdeki konumu hakkında neler söylemek istersiniz?
Türkiye’nin yüzde 100 yerli sermayeli en büyük yalıtım şirketiyiz. 2025 yılında sektördeki 40’ıncı yılımızı kutlayacağız. Yurt içinde ve yurt dışında istikrarlı büyümemize devam ediyoruz. Özellikle Avrupa’da yeni iş birlikleri kurarak global pazarda etkimizi önemli ölçüde artırdık. Avrupa pazarında gerçekleştirdiğimiz özel çalışmalar ve ürün iyileştirmeleri sayesinde kalite standartlarımızı daha da yükseltip, ürünlerimizi Avrupa’nın talep ve ihtiyaçlarına daha uygun hale getirerek sektördeki liderliğimizi günbegün pekiştiriyoruz.
Sürdürülebilirlik konusunda firmanızın Evrensel Yaklaşımını ve Kurumsal Stratejilerini bizimle paylaşabilir misiniz?
Yalıtım sektörü, dünya genelinde enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik konularının ön planda olduğu bu dönemde kritik bir rol oynuyor. Çünkü yalıtım, hem enerji verimliliği hedeflerinin hayata geçirilmesinde hem de karbon ayak izinin azaltılmasında ilk adımlardan biri. Biz de bu vizyonla, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda Enerji Verimliliği, Sorumlu Üretim ve Tüketim, Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar, Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı gibi alanlarda odaklanarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. “Yeşil Dünya Hedefimiz” ve “Sıfır Karbon Misyonumuz” çerçevesinde belirlediğimiz hedefler doğrultusunda; ekolojik çeşitliliği korumak, enerji tüketimini azaltmak, geri dönüşüm malzemelerini kullanmak ve paydaşlarımızı çevresel yönetim ve enerji verimliliği konularında bilinçlendirmek amacıyla çeşitli projeler yürütüyoruz. Üretim süreçlerimizde, ham madde kaynağından başlayarak doğanın gereksinimlerini gözetiyor, karbon emisyonlarını atmosferden uzaklaştırmak için doğa bazlı çözümler geliştiriyoruz. Bu yaklaşımla, sektörde sürdürülebilir ve yenilikçi bir iş yapısını desteklemeyi amaçlıyoruz.
Sürdürülebilir Dünya kapsamında özellikle odaklandığınız/hayata geçirdiğiniz Sosyal Sorumluluk Projeniz var mıdır, detaylarını öğrenebilir miyiz?
Türkiye’de yalıtım sektöründeki ilk Kurumsal Sosyal Sorumluluk Raporu’nu hazırlayan şirketiz. Sürdürülebilir mimariye yönelik projelerimiz bulunuyor. Örneğin yeşil çatı çalışmaları yapıyoruz. Yeşil çatılar, toplu yaşam alanlarını şehre geri kazandırıp, kentlerin yaşam kalitesi ve estetiğini artıran temel bir görevi yerine getiriyor. Biz de “Epigreen Yeşil Çatı Sistemi”mizle bitkilendirilmiş teras çatılara, üstün kaliteli ürünler sunuyoruz. Bu sistem sayesinde su yalıtımı zarar görmeden bitkilerin ihtiyaç duyduğu suyu depolamasını, fazlasını ise tahliye etmesini sağlıyoruz. Teras çatı, otopark üstü teraslar ve yer altı yapıları üstünde tasarlanan bitkilendirilmiş çatılar için farklı teknik özellikte ürünlerle ihtiyaca yönelik sistem çözümü sunuyoruz. Bu sistem için ürettiğimiz Epikon Antiroot Kök Önleyici membran, sahip olduğu kök dayanımı özelliği ile bitki köklerinin ilerleyerek membranı delmesine izin vermiyor. Soğukta esneklik seviyesine göre Ataktik Polipropilen (APP) modifiye veya Stiren-Butadien-Stiren (SBS) modifiye bitümün özellikleriyle farklı tipte kök önleyici membran üretimleri yapabiliyoruz.
Kurulduğumuz günden beri hem ülkemize hem de sektörümüze değer katma vizyonuyla hareket ediyoruz. ODE Yalıtım olarak, su yalıtımı konusunda bilinç artırıcı çalışmalar yapmak üzere çalışıyoruz. Ne yazık ki Türkiye, dünyanın en etkin deprem kuşaklarından birinde yer alıyor. 17 Ağustos ve 6 Şubat gibi tarihte birçok büyük depreme şahitlik etmiş ülkemizde bu gerçeği değiştirmek mümkün olmasa da depremle yaşamayı öğrenmek ve buna uygun güvenli kentler inşa etmek gerekiyor. Güvenli kentlerin yolu sağlam binalardan, sağlam binaların yolu ise sadece sağlam temellerden değil, dayanıklı yalıtım sistemlerinden geçiyor. Bina sağlamlığı ve su yalıtımı arasında ise doğrudan bir ilişki bulunuyor. Eğer bir binada su yalıtımı yoksa ya da standartlara uygun bir şekilde yapılmadıysa binanın demir donatılarının taşıma kapasitesi 10 yılda yüzde 66 oranında azalıyorken deniz kenarlarında yüzde 70’e kadar çıkıyor. Bu çok ciddi bir oran ve maalesef örneklerini yıkılan binalarda görüyoruz. Kolon içinde demir kalmaması da sadece bina hasarına değil, can kayıplarına yol açıyor. Dolayısıyla su yalıtımı alanındaki bilinci mutlaka artırmamız gerekiyor.
Bu konudaki bilinci ölçümlemek ve farkındalığı artırmak amacıyla 2023 yılında “Su Yalıtımı ve Binaların Deprem Güvenliği Algı Araştırması” gerçekleştirdik. Araştırma sonuçları oldukça çarpıcıydı. Araştırmamıza 26 ilden toplam bin 67 kişi katıldı. Aldığımız yanıtlar maalesef bu konuda bilinç düzeyinin çok düşük olduğunu gösterdi. Katılımcılara su yalıtımı, ev seçimindeki kriterler ve deprem başlıklarında sorular yönelttik. Katılımcıların sadece yüzde 2,2’sinin binanın depreme karşı dayanıklılığında su yalıtımının öneminin farkında olduğunu gördük. 100 katılımcıdan 45’i oturduğu binada su yalıtımı olup olmadığını bilmiyor. Katılımcıların yüzde 34,2’si binasında su yalıtımı olmadığını belirtirken, yalnızca yüzde 20,4’ü su yalıtımı bulunduğunu söyledi.
Bu sonuçların ardından binaların depreme karşı dayanıklılığında su yalıtımının öneminin farkındalığı için harekete geçtik. İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nil Türkeri’nin rehberliğinde, Y. Mimar Canan Baş ve Y. Mimar Sürhan Artuğ’un katkılarıyla akademik referans kitabımız “Binalarda Su Yalıtımı”nı hazırladık.
Bu kitap dördüncü akademik referans kitabımızdı. 1999 yılında ‘Binalarda ve Tesisatta Isı Yalıtımı’ ve 2011 yılında ‘Isı Yalıtımı’ kitaplarını yayınlayarak sektöre değer katma yolunda önemli bir adım atmıştık. 2021 yılında tamamen yenilediğimiz ‘Uygulamalı ve Örnekli Isı Yalıtımı’ kitabıyla bu vizyonu bir adım ileriye taşıdık. 2024 yılında ise ‘Binalarda Su Yalıtımı’nı hazırladık ve kamuoyu ile buluşturduk. Önümüzdeki süreçte de ısı ve su yalıtımının enerji verimliliğine sağladığı katkıları toplumla paylaşarak, bu önemli verimlilik hareketine katkı sağlamaya devam edeceğiz.
Müşteri tercihlerindeki değişimleri bizlerle paylaşır mısınız?
Yalıtım sektöründe müşteri tercihlerinde belirgin değişimler gözlemleniyor. Özellikle bilinçlenen tüketici profili, sektör dinamiklerini dönüştürüyor. Tüketiciler artık enerji maliyetlerini azaltmak ve çevreye duyarlı çözümleri tercih etmek istiyor. Bu da enerji tasarrufu sağlayan yalıtım ürünlerine olan talebi artırıyor. Sürdürülebilir malzemeler ve çevre dostu yalıtım çözümleri daha fazla tercih edilmeye başlandı.
Yalıtım, kullanım amacı açısından enerji tasarrufu sağlarken, üretim tekniği ve hammadde kullanımı açısından da döngüsel ekonomiye oldukça pozitif katkısı olan bir sektör. Günümüzde tüm dünyada büyük önem taşıyan konuların başında geliyor.
Özellikle Avrupa ve Amerika gibi gelişmiş bölgelerde, yalıtımın enerji tasarrufuna katkıları geniş çapta kabul ediliyor ve bu konuda önemli adımlar atılıyor. Avrupa Parlamentosu ve Konseyi, Binalarda Enerji Performansı Direktifi (EPBD) ile enerji performansını artırmak için yalıtım standartları belirliyor. Türkiye’nin de bu alanda adımlar atması ve enerji verimliliği ile sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak için yalıtım uygulamalarını yaygınlaştırması gerekiyor. Kentsel dönüşüm projeleri ve yeni binalarda yalıtım standartlarının artırılması hem ekonomik hem de çevresel açıdan büyük faydalar sağlayacaktır.
Sektörünüzün gelişimi için büyük bütçeler ayırdığınızı takip ediyoruz. AR-GE çalışmalarınızda sürdürebilirlik odaklı neler yaptığınız hakkında bilgi alabilir miyiz?
Ürün geliştirirken hem ihracat yaptığımız ülkelerin ihtiyaç ve taleplerini göz önünde bulundurmak hem de sürdürülebilirliği esas almak üzere 2021’de Greentech Ar-Ge adında bir inovasyon merkezi kurduk. Üretimde sürdürülebilirlik ve karbon salımını azaltıcı yeni üretim teknolojilerine odaklanıyoruz. Öncesinde de Ar-Ge birimimizde çok sayıda yenilikçi ürün geliştirmiştik. Örneğin özel bir üretim teknolojisi kullanarak geliştirdiğimiz ara bölme levhası Evomineral, sahip olduğu EUCEB belgesiyle (EUCEB-Mineral Yünler İçin Avrupa Sertifikasyon Kurulu) insan sağlığına olumsuz etkileri olan kimyasalları içermeyen elyaflardan üretildiğini kanıtlıyor. Doğal içeriği, tozumayan ve kaşındırmayan yapısıyla da uygulayıcı dostu olarak tanımlanıyor. Evomineral’in yanı sıra tüm ürünlerimiz için aldığımız EPD belgesiyle ürünlerimizin tüm çevresel etkilerini ve karbon ayak izini şeffaflıkla beyan ediyoruz. Kasım ayında Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği (ÇEDBİK) tarafından düzenlenen Yeşil Binalar ve Şehirler Zirvesi’nde yapılan törende de “Ürünlerine En Çok EPD Belgesi Alan Çevre Dostu Şirket” ödülünün sahibi olduk.
Sürdürülebilir Çevre Politikaları ve Yaşanabilir Çevre Stratejileri adına uygulanan Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ve Avrupa Birliği İklim Hedefleri birtakım değişiklikleri de beraberinde getirmiştir. Bu kapsamda, 2030 yılına kadar Sera Gazı Emisyon Oranlarının çok ciddi oranda azaltılması ve 2050 yılında da net sıfırlanması hedeflemektedir. Geliştirdiğiniz ürünlerinizin üretim ve dağıtım süreçleri doğrultusunda çevresel etkileri de düşünüldüğünde, “Kurumsal Karbon Ayak İzi” konularında neler söylemek istersiniz?
‘Sıfır Karbon Misyonu’ hedefimiz doğrultusunda, yenilenebilir enerji kaynaklarına ve diğer çevreci yatırımlara öncelik veriyoruz. 2023 yılında Eskişehir fabrikamızın çatısına güneş enerjisi sistemleri (GES) yatırımını tamamlamıştık. 20 bin metrekarelik bu tesisimizin çatısı tamamen güneş panelleriyle kaplı. 2 bin 403 kWp kurulu güce sahip güneş enerjisi sistemi sayesinde, yıllık 3,2 milyon kWh enerji üretiyoruz. Bu, hem üretim sürecimizin çevresel sürdürülebilirliğini artırıyor hem de yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını destekliyoruz. Tesisin yıllık enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 60’ını bu yatırımla karşılamaya devam ediyoruz. 2050 yılına kadar karbon nötr olma hedefimizi belirledik ve bu amaca ulaşmak için yenilenebilir enerji yatırımlarımızı artırıyoruz. Ham madde kaynağından başlayarak, ihtiyaç duyulan tüm üretim proseslerimizde doğanın ihtiyaç duyduğu özeni karşılamaya çalışıyor, karbon emisyonlarını atmosferden uzaklaştırmak için doğa bazlı çözümlere odaklanıyoruz. İklim krizsiz bir gelecek için dünya standartlarında yüksek kaliteli yalıtım çözümlerimizle enerji tasarrufu sağlıyoruz. Camyünü ürünümüzde yüzde 80’in üzerinde geri dönüştürülmüş ham maddeler kullanılıyor. Geri dönüştürülmüş malzemeleri ürünlerimizin içinde daha fazla kullanarak, döngüsel ekonomiye daha fazla katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu adımlarımızla sürdürülebilirlik odaklı ve yenilikçi bir iş yapısını desteklemeyi amaçlıyoruz.
Sürdürülebilir Gelecek odaklı bir firma olarak geleceğe yönelik sürdürülebilirlik hedefleriniz, hedefleriniz doğrultusunda oluşturduğunuz yol haritanız hakkında da bilgi alabilir miyiz?
Sürdürülebilirlik bilinciyle, karbon emisyonlarını azaltmak için doğal çözümlere yöneliyoruz ve bu alanda yeni adımlar atmaya devam edeceğiz. Ürünlerimiz, yalnızca enerji tasarrufunu teşvik etmekle kalmıyor, aynı zamanda iklim kriziyle mücadeleye de önemli katkılarda bulunuyor. Sürdürülebilir bir gelecek inşa etme amacıyla dünya standartlarında yüksek kalitede yalıtım çözümleri sunmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
CUBOARTE PETRA ile Duvarlarda Yeni Bir Yüzey Deneyimi
Yayınlandı
2 saat önce-
Ağustos 17, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Işıkla değişen yansımalar, sedef efekti ve kum tanecikli dokunun uyumu… CUBO’nun yeni dekoratif efekt kaplaması CUBOARTE PETRA, her uygulamada kendine özgü desenler oluşturarak yaşam alanlarına karakter kazandıran estetik yüzeyler sunuyor.
İç mekân tasarımında doğal dokular, ışık oyunları ve yüzeye karakter kazandıran dekoratif çözümler giderek daha fazla öne çıkıyor. Mimar ve iç mimarların yalnızca renge değil, mekânın atmosferini zenginleştiren özgün yüzey etkilerine yöneldiği bu anlayıştan hareketle CUBO, Efekt Boya ve Kaplamalar ailesine yeni ürünü CUBOARTE PETRA’yı ekledi.
Sedef efekti ile kum tanecikli dokuyu bir araya getiren CUBOARTE PETRA, gün ışığı ve farklı aydınlatma koşullarına göre değişen yansımalar oluşturarak duvarlara derinlik ve hareket kazandırıyor.
Her Uygulamada Kendine Özgü Bir Doku
Saf akrilik bağlayıcı esaslı, su bazlı ve çevre dostu yapısıyla geliştirilen CUBOARTE PETRA, özel fırça uygulaması sayesinde yüzeyde farklı desenlerin oluşturulmasına olanak tanıyor. Sedef efektinin yumuşak ışıltısı ile kum tanecikli dokunun birleşimi, her uygulamaya özgün bir karakter kazandırırken; yüksek buhar geçirgenliği ve kullanıma hazır yapısı uygulama kolaylığı sağlıyor.
Eski boyalı yüzeylerin yanı sıra beton, alçı, kara sıva, betopan ve ahşap yüzeylerde uygulanabilen CUBOARTE PETRA; konutlardan otel ve restoranlara, mağazalardan ofislere ve prestijli mimari projelere kadar geniş bir kullanım alanı sunuyor.
CUBO, CuboArte Efekt Boya ve Kaplamalar ürün grubuyla estetik beklentileri fonksiyonel özelliklerle buluşturan dekoratif yüzey çözümleri geliştirmeyi sürdürürken; CUBOARTE PETRA, sedef efekti, kum tanecikli dokusu ve her uygulamada ortaya çıkan özgün desenleriyle iç mekânlara güçlü bir tasarım dokunuşu katıyor.
GENEL
Limak Çimento İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Terminali ile dünya pazarlarına erişimini güçlendiriyor
Yayınlandı
2 saat önce-
Ağustos 17, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Limak Çimento’dan İhracat Altyapısına Dev Yatırım:
Düşük Karbonlu Çimento Akdeniz Terminali Faaliyete Geçti
Limak Çimento, sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Akdeniz Terminali (Low Carbon Cement (LCC) Mediterranean Terminal) ile uluslararası sevkiyat ağını daha da güçlendirdi. Çevreci altyapısı ve yüksek otomasyon teknolojisiyle dikkat çeken tesis, şirketin düşük karbonlu ve yüksek performanslı ürünlerini küresel pazarlara çok daha hızlı, kolay ve çevreci bir şekilde ulaştırmasını sağlayacak.
Türkiye çimento sektörünün lider şirketi Limak Çimento’nun İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Akdeniz Terminali (Low Carbon Cement (LCC) Mediterranean Terminal faaliyete başladı. Şirketin sürdürülebilirlik ve yüksek kalite vizyonu doğrultusunda attığı güçlü bir adım niteliğindeki yeni terminal, Limak Çimento’nun ürettiği yüksek performanslı ürünlerin uluslararası pazarlara sevkiyatına güç katacak. Çevreci ve yüksek teknolojili altyapıya sahip olan terminal, 19 Temmuz 2026 tarihinde İtalya’ya gerçekleştirilen düşük karbonlu dökme çimento sevkiyatı ile faaliyete başladı.
Limak Çimento, üretimden lojistiğe doğa dostu ve yüksek performanslı çözümlerle sektörüne öncülük ediyor
İnşaat endüstrisinde hem çevre dostu hem de yüksek performanslı ürünlere olan talebin tüm dünyada hızla arttığına dikkat çeken Limak Çimento Grup Dış Ticaret ve İş Geliştirme Müdürü S. Mete Turan şunları söyledi:
“Üretimden sevkiyata her aşamada karbon ayak izimizi en aza indirme stratejimizle hareket ediyor, Limak Cement LCC Mediterranean Terminal ile sektörümüzdeki çevresel standartları en üst seviyeye taşıyoruz. Şirketimizin düşük karbonlu üretim ve ihracat pazarlarındaki varlığını güçlendirme hedefiyle inşasını tamamladığı yeni terminalimiz, dayanıklılığı, yüksek kalitesi ve çevreci özellikleri ile yüksek performanslı ürünlerimizi dünya pazarlarına ulaştıracak.”
Küresel pazarlara rekabetçi ve sürdürülebilir sevkiyat avantajı
Limak Çimento, yeni terminal yatırımını Avrupa pazarı başta olmak üzere Akdeniz Havzası ülkelerine yönelik geniş dış pazar stratejisi doğrultusunda hayata geçirdi. Küresel ölçekte büyüyen sürdürülebilir yapı malzemesi talebini yakından takip eden şirket, Limak Cement LCC Mediterranean Terminal ile ihracat lojistik operasyonlarında verimliliği artırırken, operasyonel maliyetleri de optimize edecek.
Yıllık yaklaşık 500 bin ton kapasiteyle çalışacak şekilde tasarlanan tesiste, öncelikli olarak Limak Çimento Kilis Fabrikası’nda üretilen düşük karbonlu ve yüksek performanslı dökme çimento ürünlerinin depolanması ve ihracatı gerçekleştirilecek. Şirketin ilerleyen dönemlerdeki operasyonel ihtiyaçları ve planlamaları doğrultusunda Şanlıurfa Fabrikası’nın ihracat faaliyetleri de bu terminal üzerinden desteklenecek. Halihazırda bünyesinde üç adet silo barındıran ve 7.500 ton depolama kapasitesiyle faaliyete geçen Limak Cement LCC Mediterranean Terminal, projenin tüm aşamaları tamamlandığında sekiz siloya ve toplam 20.000 ton depolama hacmine ulaşacak.
Limak Cement LCC Mediterranean Terminal’in ileri otomasyon sistemi, çevresel etkileri en aza indirirken sevkiyat süreçlerini dijital, kayıpsız ve anlık olarak izlenebilir hale getiriyor. Terminalde çimento transfer süreçleri, pnömatik dolum hatlarından havalı bant ve helezonlara kadar tamamen sızdırmaz gövdeler içinde, ürün dış ortamla hiçbir şekilde temas etmeden gerçekleştiriliyor. Silo dolumlarında ortaya çıkan basınçlı hava, yüksek verimli Jet-Pulse filtrelerden geçirilerek atmosfere yalnızca temiz hava olarak salınıyor. Yükleme aşamasında kullanılan teleskopik çift cidarlı dolum körükleri ve eşzamanlı toz emiş sistemleri sayesinde yer değiştiren tozlu hava vakumlanarak dışarı sızması önleniyor. Körük uçlarındaki seviye sensörleri akışı otomatik olarak keserek muhtemel taşma ve tozlanma risklerini sıfıra indiriyor. Bu sistem, çalışanlar için tozsuz ve güvenli bir ortam sunarken ürün kalitesine ve tam sürdürülebilirlik hedeflerine doğrudan katkı sağlıyor.
GENEL
Bticino Light Now, Estetik Tasarımı Yeni Nesil Akıllı Teknolojilerle Buluşturuyor
Yayınlandı
3 saat önce-
Ağustos 17, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Son Yazılar
- CUBOARTE PETRA ile Duvarlarda Yeni Bir Yüzey Deneyimi Ağustos 17, 2026
- Limak Çimento İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Terminali ile dünya pazarlarına erişimini güçlendiriyor Ağustos 17, 2026
- Bticino Light Now, Estetik Tasarımı Yeni Nesil Akıllı Teknolojilerle Buluşturuyor Ağustos 17, 2026
- DYO Bayileriyle Yeni Dönemin Ekonomisini ve Büyüme Fırsatlarını Değerlendirdi Ağustos 17, 2026
- Habib Makina ve Alman BDS’den Çelik İşleme Sanayisine Özel Delme Teknolojileri Ağustos 17, 2026
- Wilo, EcoVadis’te Rekor Skora Ulaştı Ağustos 14, 2026
- Depreme dayanıklı yapıların gücü su yalıtımından geçiyor Ağustos 14, 2026
- İZODER’DEN 17 AĞUSTOS MARMARA DEPREMİNİN 27. YILINDA AÇIKLAMA Ağustos 14, 2026
- Panasonic’in Türkiye’deki ilk showroom’u Antalya’da açıldı Ağustos 14, 2026
- Mitsubishi Electric, M70 ve M700 NC Üniteleri İçin Türkiye’de Yenileme Hizmeti Sunmaya Başladı Ağustos 14, 2026
- Herpa Maden, 2 Adet Komatsu PC700 ile Filosunu Gençleştirdi Ağustos 14, 2026
- Rönesans Gayrimenkul Yatırım’ın net operasyonel geliri yüzde 25 artarak 116 milyon Euro’ya ulaştı Ağustos 14, 2026
- Büyüme odağını stratejik alanlara çeviren Sabancı’dan ilk yarıda güçlü performans Ağustos 14, 2026
- Kimpur, Avrupa Yapı Sektöründeki Konumunu Güçlendiriyor Ağustos 14, 2026
- Yapılarda Yangın Güvenliği İçin Güvenilir Su Kaynağı Şart Ağustos 13, 2026
Trendler
GENEL2 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL2 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak













