ODE Yalıtım: 40 Yılın Ardında Güçlü Bir Sektör Lideri  - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

ODE Yalıtım: 40 Yılın Ardında Güçlü Bir Sektör Lideri 

Yayınlandı

-

1985 yılında kurulan ODE Yalıtım, yalıtım sektöründe 40 yılı geride bırakmaya hazırlanırken, %100 yerli sermaye ile global pazarda önemli bir oyuncu haline geldi. Yenilikçi ürünleri ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımıyla sektördeki liderliğini pekiştiren ODE Yalıtım, Avrupa’daki etkinliğini artırarak enerji verimliliği ve çevresel sürdürülebilirlik alanında örnek bir model oluşturuyor.

Öncelikle, markanızın/firmanızın genel yapılanması hakkında bilgi verir misiniz?  Hem global ölçekte hem de bölgesel olarak markanızın/firmanızın genel değerlendirmenizi alabilir miyiz?

1985 yılında kurulan ODE Yalıtım olarak, 1988 yılında yalıtım sektörüne odaklanma kararı aldık ve 1996 yılında ise üretici kimliğine kavuşarak yapı ve teknik yalıtım olmak üzere iki ana kategoride üretim yapmaya başladık. Bugün %100 yerli sermaye ile Ode yalıtım sektörde öne çıkıyor. Modern üretim tesislerimiz, 4 binden fazla ürün çeşidimiz ve 400 kişiden fazla çalışma arkadaşımız ile sektörünün önde gelen üreticileri arasında yer alıyoruz. Ürünlerimizi 6 kıtada ve 75’in üzerinde ülkeye ihraç ediyoruz. İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği (İSİB) tarafından verilen İhracatın Liderleri Ödül Töreni’nde “Yalıtım Malzemeleri İhracatı” kategorisinde 2022 ve 2023 yıllarında birincilik ödülüne layık görüldük.   2024 yılının da en güçlü adayları arasındayız.

Eskişehir ve Çorlu’daki modern üretim tesislerimizde, yapı yalıtımı ve teknik yalıtım olmak üzere iki ana kategoride üretim yapıyoruz. Yapı yalıtımı alanında geliştirdiğimiz ürünlerle bir binanın temelinden çatısına kadar farklı detaylarda ısı, su, ses ve yangın yalıtımı çözümleri üretiyoruz. Binaların tesisat yalıtımı, sanayi ve endüstriyel tesislerin yalıtımını kapsayan teknik yalıtımda ise kauçuk köpüğü, cam yünü ve taş yünü olmak üzere üç ürün grubunu da üreten ilk firmayız. 4 binden fazla ürün çeşidimizle yalıtım sektörünün en büyük üreticilerindeniz.  

İhracat pazarlarında rekabet gün geçtikçe sertleşiyor ancak biz müşterilerimizle daha yakın olmayı ve iş birliği içinde hareket etmeyi hedefliyoruz. İhracat pazarlarının katma değerli ürün taleplerine cevap verebilecek şekilde çalışıyoruz. Bunun için güçlü bir ürün geliştirme yapılanmamız var. Çok kısa sürede o pazarın ihtiyacına göre ürün geliştirebiliyoruz. Bu nedenle mevcut pazarlarımızda genişleme ve yeni pazar arayışlarını devam ettiriyoruz. Bulunduğumuz ihracat pazarlarında daha da derinleşebilmek, müşterilerimize daha yakın olmak için Ülke Müdürlükleri oluşturuyoruz. İngiltere/İrlanda ülke müdürlüğünü 2023 yılında kurduk.   Orta Avrupa için de hazırlıklarımızı tamamladık.

Markanızın sektörünüzdeki konumu hakkında neler söylemek istersiniz? 

Türkiye’nin yüzde 100 yerli sermayeli en büyük yalıtım şirketiyiz. 2025 yılında sektördeki 40’ıncı yılımızı kutlayacağız. Yurt içinde ve yurt dışında istikrarlı büyümemize devam ediyoruz. Özellikle Avrupa’da yeni iş birlikleri kurarak global pazarda etkimizi önemli ölçüde artırdık. Avrupa pazarında gerçekleştirdiğimiz özel çalışmalar ve ürün iyileştirmeleri sayesinde kalite standartlarımızı daha da yükseltip, ürünlerimizi Avrupa’nın talep ve ihtiyaçlarına daha uygun hale getirerek sektördeki liderliğimizi günbegün pekiştiriyoruz.

Sürdürülebilirlik konusunda firmanızın Evrensel Yaklaşımını ve Kurumsal Stratejilerini bizimle paylaşabilir misiniz? 
Yalıtım sektörü, dünya genelinde enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik konularının ön planda olduğu bu dönemde kritik bir rol oynuyor. Çünkü yalıtım, hem enerji verimliliği hedeflerinin hayata geçirilmesinde hem de karbon ayak izinin azaltılmasında ilk adımlardan biri. Biz de bu vizyonla, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda Enerji Verimliliği, Sorumlu Üretim ve Tüketim, Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar, Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı gibi alanlarda odaklanarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. “Yeşil Dünya Hedefimiz” ve “Sıfır Karbon Misyonumuz” çerçevesinde belirlediğimiz hedefler doğrultusunda; ekolojik çeşitliliği korumak, enerji tüketimini azaltmak, geri dönüşüm malzemelerini kullanmak ve paydaşlarımızı çevresel yönetim ve enerji verimliliği konularında bilinçlendirmek amacıyla çeşitli projeler yürütüyoruz. Üretim süreçlerimizde, ham madde kaynağından başlayarak doğanın gereksinimlerini gözetiyor, karbon emisyonlarını atmosferden uzaklaştırmak için doğa bazlı çözümler geliştiriyoruz. Bu yaklaşımla, sektörde sürdürülebilir ve yenilikçi bir iş yapısını desteklemeyi amaçlıyoruz. 

Sürdürülebilir Dünya kapsamında özellikle odaklandığınız/hayata geçirdiğiniz Sosyal Sorumluluk Projeniz var mıdır, detaylarını öğrenebilir miyiz? 

Türkiye’de yalıtım sektöründeki ilk Kurumsal Sosyal Sorumluluk Raporu’nu hazırlayan şirketiz. Sürdürülebilir mimariye yönelik projelerimiz bulunuyor. Örneğin yeşil çatı çalışmaları yapıyoruz. Yeşil çatılar, toplu yaşam alanlarını şehre geri kazandırıp, kentlerin yaşam kalitesi ve estetiğini artıran temel bir görevi yerine getiriyor. Biz de “Epigreen Yeşil Çatı Sistemi”mizle bitkilendirilmiş teras çatılara, üstün kaliteli ürünler sunuyoruz. Bu sistem sayesinde su yalıtımı zarar görmeden bitkilerin ihtiyaç duyduğu suyu depolamasını, fazlasını ise tahliye etmesini sağlıyoruz. Teras çatı, otopark üstü teraslar ve yer altı yapıları üstünde tasarlanan bitkilendirilmiş çatılar için farklı teknik özellikte ürünlerle ihtiyaca yönelik sistem çözümü sunuyoruz.  Bu sistem için ürettiğimiz Epikon Antiroot Kök Önleyici membran, sahip olduğu kök dayanımı özelliği ile bitki köklerinin ilerleyerek membranı delmesine izin vermiyor. Soğukta esneklik seviyesine göre Ataktik Polipropilen (APP) modifiye veya Stiren-Butadien-Stiren (SBS) modifiye bitümün özellikleriyle farklı tipte kök önleyici membran üretimleri yapabiliyoruz.      

Kurulduğumuz günden beri hem ülkemize hem de sektörümüze değer katma vizyonuyla hareket ediyoruz. ODE Yalıtım olarak, su yalıtımı konusunda bilinç artırıcı çalışmalar yapmak üzere çalışıyoruz.  Ne yazık ki Türkiye, dünyanın en etkin deprem kuşaklarından birinde yer alıyor. 17 Ağustos ve 6 Şubat gibi tarihte birçok büyük depreme şahitlik etmiş ülkemizde bu gerçeği değiştirmek mümkün olmasa da depremle yaşamayı öğrenmek ve buna uygun güvenli kentler inşa etmek gerekiyor. Güvenli kentlerin yolu sağlam binalardan, sağlam binaların yolu ise sadece sağlam temellerden değil, dayanıklı yalıtım sistemlerinden geçiyor. Bina sağlamlığı ve su yalıtımı arasında ise doğrudan bir ilişki bulunuyor. Eğer bir binada su yalıtımı yoksa ya da standartlara uygun bir şekilde yapılmadıysa binanın demir donatılarının taşıma kapasitesi 10 yılda yüzde 66 oranında azalıyorken deniz kenarlarında yüzde 70’e kadar çıkıyor. Bu çok ciddi bir oran ve maalesef örneklerini yıkılan binalarda görüyoruz. Kolon içinde demir kalmaması da sadece bina hasarına değil, can kayıplarına yol açıyor. Dolayısıyla su yalıtımı alanındaki bilinci mutlaka artırmamız gerekiyor.     

Bu konudaki bilinci ölçümlemek ve farkındalığı artırmak amacıyla 2023 yılında “Su Yalıtımı ve Binaların Deprem Güvenliği Algı Araştırması” gerçekleştirdik. Araştırma sonuçları oldukça çarpıcıydı. Araştırmamıza 26 ilden toplam bin 67 kişi katıldı. Aldığımız yanıtlar maalesef bu konuda bilinç düzeyinin çok düşük olduğunu gösterdi. Katılımcılara su yalıtımı, ev seçimindeki kriterler ve deprem başlıklarında sorular yönelttik. Katılımcıların sadece yüzde 2,2’sinin binanın depreme karşı dayanıklılığında su yalıtımının öneminin farkında olduğunu gördük. 100 katılımcıdan 45’i oturduğu binada su yalıtımı olup olmadığını bilmiyor. Katılımcıların yüzde 34,2’si binasında su yalıtımı olmadığını belirtirken, yalnızca yüzde 20,4’ü su yalıtımı bulunduğunu söyledi.  

Bu sonuçların ardından binaların depreme karşı dayanıklılığında su yalıtımının öneminin farkındalığı için harekete geçtik. İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nil Türkeri’nin rehberliğinde, Y. Mimar Canan Baş ve Y. Mimar Sürhan Artuğ’un katkılarıyla akademik referans kitabımız “Binalarda Su Yalıtımı”nı hazırladık. 

Bu kitap dördüncü akademik referans kitabımızdı. 1999 yılında ‘Binalarda ve Tesisatta Isı Yalıtımı’ ve 2011 yılında ‘Isı Yalıtımı’ kitaplarını yayınlayarak sektöre değer katma yolunda önemli bir adım atmıştık. 2021 yılında tamamen yenilediğimiz ‘Uygulamalı ve Örnekli Isı Yalıtımı’ kitabıyla bu vizyonu bir adım ileriye taşıdık. 2024 yılında ise ‘Binalarda Su Yalıtımı’nı hazırladık ve kamuoyu ile buluşturduk. Önümüzdeki süreçte de ısı ve su yalıtımının enerji verimliliğine sağladığı katkıları toplumla paylaşarak, bu önemli verimlilik hareketine katkı sağlamaya devam edeceğiz.

Müşteri tercihlerindeki değişimleri bizlerle paylaşır mısınız? 

Yalıtım sektöründe müşteri tercihlerinde belirgin değişimler gözlemleniyor. Özellikle bilinçlenen tüketici profili, sektör dinamiklerini dönüştürüyor. Tüketiciler artık enerji maliyetlerini azaltmak ve çevreye duyarlı çözümleri tercih etmek istiyor. Bu da enerji tasarrufu sağlayan yalıtım ürünlerine olan talebi artırıyor. Sürdürülebilir malzemeler ve çevre dostu yalıtım çözümleri daha fazla tercih edilmeye başlandı. 

Yalıtım, kullanım amacı açısından enerji tasarrufu sağlarken, üretim tekniği ve hammadde kullanımı açısından da döngüsel ekonomiye oldukça pozitif katkısı olan bir sektör. Günümüzde tüm dünyada büyük önem taşıyan konuların başında geliyor.  

Özellikle Avrupa ve Amerika gibi gelişmiş bölgelerde, yalıtımın enerji tasarrufuna katkıları geniş çapta kabul ediliyor ve bu konuda önemli adımlar atılıyor. Avrupa Parlamentosu ve Konseyi, Binalarda Enerji Performansı Direktifi (EPBD) ile enerji performansını artırmak için yalıtım standartları belirliyor. Türkiye’nin de bu alanda adımlar atması ve enerji verimliliği ile sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak için yalıtım uygulamalarını yaygınlaştırması gerekiyor. Kentsel dönüşüm projeleri ve yeni binalarda yalıtım standartlarının artırılması hem ekonomik hem de çevresel açıdan büyük faydalar sağlayacaktır.  

Sektörünüzün gelişimi için büyük bütçeler ayırdığınızı takip ediyoruz. AR-GE çalışmalarınızda sürdürebilirlik odaklı neler yaptığınız hakkında bilgi alabilir miyiz? 

Ürün geliştirirken hem ihracat yaptığımız ülkelerin ihtiyaç ve taleplerini göz önünde bulundurmak hem de sürdürülebilirliği esas almak üzere 2021’de Greentech Ar-Ge adında bir inovasyon merkezi kurduk. Üretimde sürdürülebilirlik ve karbon salımını azaltıcı yeni üretim teknolojilerine odaklanıyoruz. Öncesinde de Ar-Ge birimimizde çok sayıda yenilikçi ürün geliştirmiştik. Örneğin özel bir üretim teknolojisi kullanarak geliştirdiğimiz ara bölme levhası Evomineral, sahip olduğu EUCEB belgesiyle (EUCEB-Mineral Yünler İçin Avrupa Sertifikasyon Kurulu) insan sağlığına olumsuz etkileri olan kimyasalları içermeyen elyaflardan üretildiğini kanıtlıyor. Doğal içeriği, tozumayan ve kaşındırmayan yapısıyla da uygulayıcı dostu olarak tanımlanıyor. Evomineral’in yanı sıra tüm ürünlerimiz için aldığımız EPD belgesiyle ürünlerimizin tüm çevresel etkilerini ve karbon ayak izini şeffaflıkla beyan ediyoruz. Kasım ayında Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği (ÇEDBİK) tarafından düzenlenen Yeşil Binalar ve Şehirler Zirvesi’nde yapılan törende de “Ürünlerine En Çok EPD Belgesi Alan Çevre Dostu Şirket” ödülünün sahibi olduk.

Sürdürülebilir Çevre Politikaları ve Yaşanabilir Çevre Stratejileri adına uygulanan Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ve Avrupa Birliği İklim Hedefleri birtakım değişiklikleri de beraberinde getirmiştir. Bu kapsamda, 2030 yılına kadar Sera Gazı Emisyon Oranlarının çok ciddi oranda azaltılması ve 2050 yılında da net sıfırlanması hedeflemektedir. Geliştirdiğiniz ürünlerinizin üretim ve dağıtım süreçleri doğrultusunda çevresel etkileri de düşünüldüğünde, “Kurumsal Karbon Ayak İzi” konularında neler söylemek istersiniz? 

‘Sıfır Karbon Misyonu’ hedefimiz doğrultusunda, yenilenebilir enerji kaynaklarına ve diğer çevreci yatırımlara öncelik veriyoruz. 2023 yılında Eskişehir fabrikamızın çatısına güneş enerjisi sistemleri (GES) yatırımını tamamlamıştık. 20 bin metrekarelik bu tesisimizin çatısı tamamen güneş panelleriyle kaplı. 2 bin 403 kWp kurulu güce sahip güneş enerjisi sistemi sayesinde, yıllık 3,2 milyon kWh enerji üretiyoruz. Bu, hem üretim sürecimizin çevresel sürdürülebilirliğini artırıyor hem de yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını destekliyoruz. Tesisin yıllık enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 60’ını bu yatırımla karşılamaya devam ediyoruz. 2050 yılına kadar karbon nötr olma hedefimizi belirledik ve bu amaca ulaşmak için yenilenebilir enerji yatırımlarımızı artırıyoruz. Ham madde kaynağından başlayarak, ihtiyaç duyulan tüm üretim proseslerimizde doğanın ihtiyaç duyduğu özeni karşılamaya çalışıyor, karbon emisyonlarını atmosferden uzaklaştırmak için doğa bazlı çözümlere odaklanıyoruz. İklim krizsiz bir gelecek için dünya standartlarında yüksek kaliteli yalıtım çözümlerimizle enerji tasarrufu sağlıyoruz. Camyünü ürünümüzde yüzde 80’in üzerinde geri dönüştürülmüş ham maddeler kullanılıyor. Geri dönüştürülmüş malzemeleri ürünlerimizin içinde daha fazla kullanarak, döngüsel ekonomiye daha fazla katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu adımlarımızla sürdürülebilirlik odaklı ve yenilikçi bir iş yapısını desteklemeyi amaçlıyoruz. 

Sürdürülebilir Gelecek odaklı bir firma olarak geleceğe yönelik sürdürülebilirlik hedefleriniz, hedefleriniz doğrultusunda oluşturduğunuz yol haritanız hakkında da bilgi alabilir miyiz? 

Sürdürülebilirlik bilinciyle, karbon emisyonlarını azaltmak için doğal çözümlere yöneliyoruz ve bu alanda yeni adımlar atmaya devam edeceğiz. Ürünlerimiz, yalnızca enerji tasarrufunu teşvik etmekle kalmıyor, aynı zamanda iklim kriziyle mücadeleye de önemli katkılarda bulunuyor. Sürdürülebilir bir gelecek inşa etme amacıyla dünya standartlarında yüksek kalitede yalıtım çözümleri sunmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Kastamonu Entegre Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın Üçüncü Durağı İzmir Oldu

Yayınlandı

-

 

Kastamonu Entegre’nin iş ortakları ve sektör paydaşlarıyla bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncü durağı İzmir oldu. Ankara ve Kayseri’nin ardından İzmir’de sektör profesyonelleriyle bir araya gelen Kastamonu Entegre bölgenin ihtiyaçlarını ve sektöre yön veren yeni yaklaşımları birlikte değerlendirdi.

Ahşap bazlı panel sektöründe Türkiye’nin lideri, Avrupa’nın üçüncü, dünyanın dördüncü büyük üreticisi Kastamonu Entegre, sektörle daha güçlü bir iletişim kurmak ve iş ortaklarıyla bilgi paylaşımını artırmak amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncüsünü 6 Ekim’de İzmir’de gerçekleştirdi. Ankara ve Kayseri’nin ardından düzenlenen buluşmada şirket, Ege Bölgesi’ndeki iş ortakları ve sektör profesyonelleriyle bir araya geldi.

Üretim, tasarım ve uygulama süreçlerinde rol alan iş ortaklarını bir araya getiren Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları, sektörün ihtiyaçlarını farklı uzmanlıkların bakış açısıyla ele alma fırsatı sunuyor. İzmir buluşmasında bayiler, mimarlar, iç mimarlar, uygulamacılar ve üreticiler; değişen müşteri beklentilerini, bölgedeki pazar dinamiklerini ve bunların ürün seçimi ile uygulama süreçlerine yansımalarını birlikte değerlendirdi.

Ege Bölgesi’nin üretim, ticaret ve tasarım ekosisteminin önemli merkezlerinden İzmir’de gerçekleştirilen etkinlikte, Kastamonu Entegre’nin dekoratif panelden zemin çözümlerine uzanan geniş ürün portföyü sektör profesyonelleriyle buluştu. Etkinlik kapsamında oluşturulan showroom alanında ürünlerin farklı kullanım alanları, tasarım yaklaşımları ve kullanıcıya sunduğu avantajlar aktarılırken katılımcılar, Kastamonu Entegre’nin yenilikçi çözümlerini yakından inceleme fırsatı buldu.

Kastamonu Entegre Global Ürün Yönetimi Grup Müdürü Hande Okul Yılmaz, İzmir buluşmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Ankara ve Kayseri’nin ardından Bölgesel İş Ortakları Buluşmalarımızın üçüncü durağı olan İzmir’de, Ege Bölgesi’ndeki iş ortaklarımızla bir araya gelmekten büyük memnuniyet duyduk. İzmir buluşmamızda da diğer buluşmalarımızda olduğu gibi ürünlerimizi yakından inceleyebilecekleri, renk, doku ve yüzey seçeneklerini bir arada görebilecekleri bir deneyim alanı oluşturduk. Eylül ayında gerçekleşen INTERMOB’da sergilediğimiz yenilikleri de bu alana taşıyarak iş ortaklarımıza yeni ürünlerimizi ve sundukları tasarım olanaklarını kendi bölgelerinde yakından tanıma fırsatı sunduk. Ürünlerimizin farklı tasarım ve uygulama ihtiyaçlarına nasıl karşılık verdiğini birlikte değerlendirmek ve iş ortaklarımızın görüşlerini doğrudan dinlemek, ürün yönetimi çalışmalarımız açısından da değerli. Bu buluşmalarla, ürünlerimiz etrafında kurduğumuz iletişimi güçlendirmeyi ve bölgesel ihtiyaçları daha yakından anlamayı hedefliyoruz.”

Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları İstanbul’da Devam Edecek

Kastamonu Entegre, Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları ile bilgi birikimini, sektör vizyonunu ve iş ortaklarıyla kurduğu uzun soluklu iş birliklerini Türkiye’nin farklı bölgelerine taşımayı sürdürüyor. Ankara, Kayseri ve İzmir’de gerçekleştirilen buluşmalarla yerel dinamikleri yakından takip eden şirket, sektör paydaşlarıyla ortak gelişim alanları oluşturmayı ve sektörün geleceğine birlikte yön vermeyi amaçlıyor. Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın bir sonraki durağı İstanbul olacak.

Okumaya Devam Et

GENEL

Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimi Türk İş Dünyasıyla Küresel Arenaya Taşınacak

Yayınlandı

-

Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) arasında imzalanan iş birliği protokolüyle, Türk özel sektöründe sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılması, sürdürülebilirlik alanındaki uygulamaların güçlendirilmesi ve Türkiye’nin bu alandaki deneyiminin uluslararası iş dünyasına taşınması hedefleniyor.

Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin vizyonuyla Türkiye’den dünyaya yayılan Sıfır Atık yaklaşımı, iş dünyasında da yeni iş birlikleriyle güçleniyor.

Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik ve sıfır atık alanındaki dönüşümünü hızlandırmak amacıyla iş birliğine gitti. Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş ile DEİK Başkanı Nail Olpak tarafından imzalanan protokolle, DEİK üyesi kuruluşlar ve İş Konseyleri nezdinde sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılmasına yönelik ortak çalışmalar yürütülmesinin önü açıldı.

Samed Ağırbaş: “Önemli Bir İş Birliğini Hayata Geçiriyoruz”

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik dönüşümü açısından önemli bir iş birliğini hayata geçirmenin memnuniyetini yaşadıklarını belirterek, “Sıfır Atık Hareketi’nin küresel bir vizyona dönüşmesine öncülük eden, ‘Dünya Ortak Evimiz’ anlayışını Türkiye’den dünyaya taşıyan Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyonu özellikle ifade etmek isterim. 2017 yılında başlayan Sıfır Atık Hareketi bugün; atığın yönetilmesinin ötesinde, kaynakların korunmasını, verimliliği, döngüsel ekonomiyi ve sürdürülebilir kalkınmayı birlikte ele alan kapsamlı bir dönüşüm modeline ulaşmıştır. Bu vizyonun ülkemizin çevre ve iklim politikalarına güçlü biçimde yansımasında, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çevre ve iklim alanındaki iradesi ile Sayın Murat Kurum’un kararlı uygulama yaklaşımı önemli bir yere sahiptir” dedi.

“DEİK’in Güçlü Uluslararası İş Ağı Büyük Bir Fırsat Sunuyor”

Sıfır atığın yalnızca bir çevre politikası değil; üretim, yatırım, rekabetçilik ve ekonomik kalkınma meselesi olduğunu belirten Ağırbaş, “DEİK’in İş Konseyleri ve üye kuruluşları aracılığıyla sahip olduğu güçlü uluslararası iş ağı, Türkiye’nin sıfır atık ve döngüsel ekonomi deneyimini küresel iş dünyasına taşımamız açısından büyük bir fırsat sunuyor. Bu vizyonun uluslararası ölçekteki karşılığını, Haziran ayında ikincisini gerçekleştirdiğimiz Sıfır Atık Forumu’nda da gördük. 183 ülkeden katılımın sağlandığı Forum, sıfır atığın artık sadece çevre politikalarının değil; iklim eyleminin, ekonomik dönüşümün ve uluslararası iş birliğinin de önemli bir unsuru olduğunu ortaya koydu” ifadelerini kullandı.

“Hedefimiz Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimini Dünyaya Uygulama ve İş Birliği Modeli Olarak Sunan Bir Ülke Olması”

İş birliği için DEİK Başkanı Nail Olpak’a ve DEİK’in yönetimine teşekkür eden Ağırbaş, “Hedefimiz Türkiye’nin sıfır atık deneyimini dünyaya uygulama ve iş birliği modeli ile sunan bir ülke olmasıdır. COP31 sürecinde de bu yaklaşımı güçlendireceğiz. İklim gündemini yalnızca taahhütler üzerinden değil; yatırımlar, teknolojiler, finansman ve sahadaki somut uygulamalar üzerinden ele alacağız” dedi.

Nail Olpak: “DEİK Olarak, Ticari Diplomasi Faaliyetlerimize İklim Diplomasisi Kavramını da Dahil Edeceğiz”

DEİK Başkanı Nail Olpak ise, “Ülkemizin ev sahipliğinde düzenlenecek olan COP31’e çok az bir süre kaldı ve DEİK olarak biz de bu süreçte iş dünyası olarak verebileceğimiz katma değeri ortaya koyabilmeye çalışıyoruz. COP toplantıları ilk ortaya çıktığı zaman, sadece hükümetler arası iklim müzakerelerinin görüşüldüğü bir platformdu. Ancak günümüzde, iklim konuları aynı zamanda ekonomi ve iş dünyasının da ana gündem maddelerinden birisi oldu. Yeşil ekonomiye geçiş, döngüsel ekonomi, yeşil finansman gibi birçok alt başlıkta ve yeniden düzenlenen küresel ticarette iş dünyasının da kaçınılmaz ve önemli bir rolü bulunuyor. Bu çerçevede biz de DEİK olarak iklim diplomasisini ticari diplomasi faaliyetlerimizin ana unsuru olarak görüyor ve COP31 öncesi ve sonrası da dahil olmak üzere atılacak adımlarda iş dünyamızla birlikte hareket etmeye devam ediyoruz. İş dünyası olarak en önemli önceliğimiz öngörülebilirlik. Bugün hayatımıza çok daha önemli yeni bir rekabet alanı eklendi: güven rekabeti. Güven hem iş dünyasının hem de devletlerin en fazla önem verdiği başlık haline geldi ve böyle olmaya da devam edecek” dedi.

“Sıfır Atık Vakfı ile Yakın İş Birliği İçindeyiz”

“COP31 gibi çok taraflı ve katmanlı bir sürece girerken, iş dünyası örgütleri ve sivil toplum kurumları da kendilerine güvenli ortak arayışı içerisinde” diyen Olpak, şöyle devam etti:

“DEİK olarak, bu süreçte uzun zamandır Sıfır Atık Vakfı ile yakın bir iş birliği içerisindeyiz. Uluslararası Sıfır Atık Zirvesi kapsamında, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Liderler Toplantısı’nı bizim düzenlememizi arzu ettiler. DEİK de yürüttüğü ticari diplomasi faaliyetlerine iklim diplomasisi kavramını da dahil ederek, her zaman olduğu gibi iş dünyası ile kamu arasında bir arayüz vazifesi görüyor. DEİK ailemiz ile Sıfır Atık Vakfı arasında bugün imzaladığımız iş birliği protokolüyle, mevcut iş birliğimizi daha üst seviyeye çıkararak, başta döngüsel ekonomi ve sıfır atık yaklaşımı olmak üzere, sürdürülebilirlik alanında daha etkin bir koordinasyon merkezi kuracağız.”

İmza töreninin ardından, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı, iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilerek sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomi alanlarında özel sektörün rolü ve küresel sürdürülebilirlik gündemine katkı sağlayacak iş birliği alanları ele alındı.

Sıfır Atık Yaklaşımı İş Dünyasının Uluslararası Faaliyetlerine Taşınacak

İş birliğiyle, sürdürülebilirlik ilkelerinin dış ticaret ve uluslararası iş birliği faaliyetlerinde daha güçlü şekilde ele alınması ve Türk özel sektörünün uluslararası arenada sıfır atık ve sürdürülebilirlik alanında öncü konuma taşınmasına katkı sağlanması amaçlanıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Hisense, Türkiye Pazarına Özel bir Lansman ile Giriş Yaptı

Yayınlandı

-

 

Dünya genelinde tüketici elektroniği ve ev teknolojilerinin lider markalarından Hisense, Türkiye pazarına özel bir lansmanla adım attı. “İçindeki Işığı Hisset” temasıyla gerçekleştirilen lansmanda katılımcılar, yüksek teknoloji ürünü Hisense ürünlerini deneyimleme fırsatı buldu.
 
Küresel tüketici elektroniği ve ev teknolojilerinin liderler  markalarından Hisense, Türkiye operasyonlarını özel bir lansmanla başlattı. “İçindeki Işığı Hisset” temasıyla düzenlenen ve Hisense’in yüksek teknolojili ürünlerinin deneyimlendiği lansman; iş ortakları, sektör temsilcileri ve teknoloji sektörünün yoğun katılımıyla gerçekleşti.

 

Kullanıcı odaklı inovasyon anlayışı ve küresel mühendislik birikimini paylaşma hedefiyle sektöre adım atan Hisense, ilk aşamada yaşam alanlarına sinematik konfor sunan yüksek teknoloji ürünü televizyonları ve üstün iklimlendirme performansı sağlayan akıllı klima modelleriyle Türkiye’deki tüketicilerle buluştu.

Hisense Teknoloji Ekosistemi İlk Kez Bir Arada Deneyimlendi
Lansmanın öne çıkan ürünlerinden biri, Hisense’in RGB MiniLED teknolojisini 116 inç dev ekranla buluşturan 116UXQ modeli oldu. Davetliler, RGB MiniLED ailesinin UR8 ve UR9 modellerinin yanı sıra Türkiye’de satışta bulunan ULED MiniLED ve Hi-QLED serilerini de yakından inceleme fırsatı buldu. 65 inçten 116 inçe uzanan farklı ekran boyutlarındaki Hisense televizyonlar; görüntü kalitesi, renk performansı, ekran büyüklüğü ve akıcı görüntü deneyimiyle etkinlik boyunca ziyaretçilerin deneyimine sunuldu.

 

Televizyonların yanı sıra Hisense’in Türkiye’deki Hi-Smart, Max Comfort ve Energy Pro X klima serileri ile Air Master modeli de lansmanda sergilendi. Marka, mevcut ürün gamının ötesindeki global ürün ekosistemini ise “Hisense ile Geleceğin Evi” konseptiyle ziyaretçilere tanıttı. Henüz Türkiye’de satışa sunulmayan beyaz eşya ve küçük ev aletlerinin de yer aldığı deneyim alanı, Hisense’in akıllı yaşam vizyonunu ve gelecekte Türkiye’ye taşımayı planladığı daha geniş ürün dünyasını bir arada görme imkanı sundu.

 

“Türkiye’ye Uzun Vadeli Bir Vizyonla Geldik”

 

Lansmanda Türkiye pazarının stratejik önemine vurgu yapan  Hisense Europe CEO’su Hanson Han şu değerlendirmelerde bulundu: ” Hisense olarak yarım asrı aşan teknoloji ve inovasyon deneyimimizin merkezinde çok temel bir vizyon  var: Biz teknolojinin insanlara hizmet etmesi ve günlük hayatı daha iyi hale getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu anlayış global yolculuğumuza yön verdiği gibi, Türkiye’de kuracağımız geleceğe de pusula görevi görüyor.. Türkiye pazarının  yüksek potansiyeline inanıyoruz. Bu nedenle bu pazara  uzun vadeli bir vizyonla giriş yaptık. Türkiye’deki hikayemiz daha yeni başlıyor ve önümüzdeki yıllarda birlikte inşa edeceğimiz yolculuk için büyük bir heyecan duyuyoruz.”

 

“Spor, Teknoloji ve Tüketici Deneyimini Bir Araya Getiriyoruz”
Lansmanda spor sponsorlukları üzerine bir sunum gerçekleştiren Hisense Avrupa Pazarlama Direktörü ve Hisense Avrupa Yönetim Komitesi Üyesi Alenka Potočnik Anžič ise şunları kaydetti: “Hisense’in global büyümesinde yalnızca teknolojiye değil, insanlarla güçlü ve uzun vadeli bağlar kurmaya da yatırım yapıyoruz. Spor da bu yaklaşımın en önemli platformlarından biri. 2016’dan bu yana sürdürdüğümüz FIFA ve UEFA iş birlikleriyle marka görünürlüğünün ötesine geçerek teknolojiyi, futbolu ve taraftar deneyimini bir araya getiriyoruz. Bu uzun vadeli yaklaşım, Hisense’in global bilinirliğini ve tüketici güvenini güçlendirirken perakende iş ortaklarımız için de yeni fırsatlar yaratıyor. Türkiye’de de global marka gücümüzü yerel tüketici deneyimleriyle buluşturarak Hisense’i insanların hayatının doğal bir parçası haline getirmeyi hedefliyoruz.”

 

“Hisense’in Işığını Türkiye’de İş Ortaklarımızla Birlikte Yayacağız”

Hisense Doğu Avrupa Satış Direktörü ve Türkiye Genel Müdürü Boštjan Vodeb, “Türkiye, Hisense için uzun vadeli potansiyeline inandığımız önemli bir pazar. Bu nedenle önceliğimiz yalnızca ürünlerimizi satışa sunmak değil, yerel ekibimiz, güçlü satış ve dağıtım iş ortaklarımız ve güvenilir satış sonrası hizmet ağımızla doğru temelleri oluşturmak oldu. TV ve klima ile başlayan yolculuğumuzu 2027’den itibaren yeni ürün kategorileriyle kademeli olarak büyütmeyi planlıyoruz. Bu yolculuğun merkezinde ‘Ulaşılabilir Lüks’ yaklaşımımız var. İleri teknolojinin, güçlü tasarımın ve üstün deneyimin yalnızca belirli bir kesime değil, çok daha fazla insana ulaşması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye’deki hikayemizi de tek başımıza değil, iş ortaklarımız ve tüketicilerimizle birlikte yazmak istiyoruz. Global hikayemiz 1969’da başladı, bugün ise Türkiye’de yeni bir bölüm açıyoruz. Gelin, Hisense’in ışığını Türkiye’de birlikte yayalım.” dedi.

“Teknolojiyi Hayatın Önünde Değil, Hayatın İçinde Konumlandırıyoruz”

Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü Ekin Doğan Çomak ise  “Hisense olarak inovasyonu yalnızca daha yeni, daha hızlı veya daha gelişmiş teknoloji üretmek olarak görmüyoruz. Asıl değer, teknolojinin insanların hayatına dokunduğunda neyi değiştirdiği, neyi kolaylaştırdığı ve insana ne hissettirdiğiyle ortaya çıkıyor. Biz teknolojiyi hayatın önünde değil, hayatın içinde konumlandırıyoruz. İleri teknolojiyi, kaliteli tasarımı ve premium deneyimi daha fazla insan için erişilebilir kılarken Türkiye’de uzun vadeli ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Tüketicinin Hisense ile ilk karşılaşmasından ürün deneyimine ve satış sonrası hizmetlere kadar her noktada aynı kaliteyi ve güveni sunmak istiyoruz.” diye konuştu.
Hisense,  ilk aşamada satışa sunduğu 55, 65 ve 75 inç boyutlarında  Hi-QLED ve ULED MiniLED TV serisinin yanı sıra küresel pazar liderliğini elinde bulundurduğu 100 inç ve üzeri TV serilerini 2027 itibariyle Türkiye’ye taşıyacak. Ayrıca giriş segmentinden premium segmente uzanan geniş bir yelpazede Hi Smart, Max Comfort, Energy Pro X klima serileriyle farklı ihtiyaç ve beklentilere yanıt veriyor.
 
Futbol Heyecanı Hisense Ekranlarına Taşındı
Lansman, basın toplantısının ardından, teknoloji ve futbolu bir araya getiren özel bir deneyimle devam etti. Eski milli futbolcular Volkan Demirel ve Caner Erkin, Hisense RGB MiniLED ekranlarında konsol üzerinden karşı karşıya geldi. Keyifli rekabete sahne olan aktivite, davetlilere Hisense televizyonların geniş ekran deneyimini, görüntü kalitesini ve hareketli sahnelerdeki akıcılığını doğrudan deneyimleme fırsatı sundu.
“İçindeki Işığı Hisset” teması etrafında teknoloji, spor ve eğlenceyi bir araya getiren gece, ürün deneyimlerinin ardından Ezgi Alaş’ın sahne performansıyla devam etti. Davetlilerin Hisense’in farklı teknoloji ve yaşam kategorilerini yakından keşfettiği lansman, müzik performansıyla sona erdi.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye