RÖPORTAJ
Legrand Türkiye Grubu, Sürdürülebilirlikte Küresel A Ligi Performansı ve Yeşil Dönüşüm Yatırımlarıyla Sektöre Yön Veriyor
Yayınlandı
4 ay önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Legrand Türkiye Grubu CMO’su Gül Sevinç Selçuk
2050 net sıfır karbon hedefi, döngüsel ekonomi odaklı üretim modeli, toplumsal cinsiyet eşitliği sertifikasyonları ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla Legrand Türkiye Grubu, küresel sürdürülebilirlik standartlarında liderliğini güçlendirirken bölgesel pazarda yeşil dönüşümün öncü aktörleri arasında konumlanıyor.
1. Öncelikle, markanızın/firmanızın Sürdürülebilir Kalkınma Vizyonu çerçevesinde genel yapılanmasından ve bu yapılanmanın çevresel, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla nasıl bütünleştiğinden bahseder misiniz? Sektörünüzde sürdürülebilirlik, yeşil inovasyon ve karbon nötr dönüşüm açısından markanızı hangi noktada konumlandırıyorsunuz?
Legrand Türkiye Grubu olarak vizyonumuzu “Yaşamları İyileştiriyoruz” misyonu üzerine inşa ettik. Sürdürülebilirlik yapılanmamız, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile uyumlu, operasyonel dönüşümle sınırlı kalmayıp tüm paydaşlarımızı içine alan kolektif bir anlayışa dayanıyor. Bu yaklaşım, 2050 sıfır karbon hedeflerimiz, eko-tasarım ve döngüsel ekonomi gibi çevresel taahhütlerimizi, Türkiye’de Arborus tarafından oluşturulan ve Bureau Veritas Certification tarafından denetlenen Avrupa ve Uluslararası Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Çeşitlilik Sertifikası’nı (GEEIS – Global Equality European & International Standard: Avrupa ve Uluslararası Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Standardı) alan ilk üretim şirketi olmamızın getirdiği toplumsal cinsiyet eşitliği taahhütlerimiz ve enerji verimliliği sağlayan yenilikçi ürünlerimizin ekonomik başarısı ile bütünleştiriliyor. Sektörümüzde bu dönüşümün öncüsü olarak konumlanıyoruz.
2. Hem global ölçekte hem de bölgesel düzeyde, firmanızın sürdürülebilir üretim ve yeşil dönüşüm alanındaki mevcut konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Global ölçekte konumumuzu, 2024 CDP İklim Değişikliği Programı’nda yeniden ‘Global A Listesi’nde yer alarak teyit etmiş durumdayız. Bu başarı, Legrand’ın çevresel sorumluluğu temel alan sürdürülebilirlik yaklaşımının küresel ölçekte ne denli güçlü ve kararlı bir şekilde uygulandığını gösteriyor. Legrand Türkiye Grubu olarak biz de bu global vizyonla tam uyum içinde çalışıyoruz. Sürdürülebilir üretim ve yeşil dönüşüm konusunda somut adımlar atıyoruz. Örneğin, Gebze tesisimizde 2024’te tamamladığımız 13 milyon Euro’luk yatırımla yeni nesil modüler koruma ürünlerimiz için çevreye duyarlı, tam otomatik üretim hatları kurduk. Ayrıca, fabrikamızın çatısına güneş panelleri kurarak üretim süreçlerimizi daha çevreci hale getirdik ve yenilenebilir enerji kullanımına geçtik. Bu yaklaşımın en güçlü yansımalarından biri, Türkiye’deki Ar-Ge merkezimizde geliştirilen ve Pelitli fabrikamızda üretilen Estia Hybrid UPS çözümümüz diyebiliriz. Güneş enerjisinden yararlanarak hem yükleri besleyebilen hem de on-grid, hibrit ve off-grid modlarında çalışabilen bu sistem, ihtiyaç fazlası enerjiyi şebekeye aktararak verimliliği en üst düzeye çıkarıyor.
3. Sürdürülebilir üretim süreçleri ve hammadde/tedarik zinciri yönetiminde, uluslararası standartlara uyum sağlamak adına benimsediğiniz evrensel sürdürülebilirlik stratejileriniz nelerdir?
Stratejilerimizin temelini, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile uyumlu 6. Kurumsal Sosyal Sorumluluk yol haritamız oluşturuyor. Üretim süreçlerimizde ve hammadde yönetimimizde “daha döngüsel bir ekonomi geliştirmek” ana hedeflerimizden biri. Bu doğrultuda, ürünlerimizde %37 oranında sürdürülebilir malzeme kullanmayı, üretim süreçlerimizde geri dönüştürülmüş malzeme kullanımına öncelik vermeyi ve ürün ambalajlarımızda birincil plastik kullanımını ağırlık bazında %80 oranında ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. Tedarik zinciri tarafında ise sorumluluğu paylaşıyoruz. İş ortaklarımızı sürdürülebilirlik performanslarını dikkate alarak seçiyor ve 2030 yılına kadar en az 250 kilit tedarikçimizi ortalama %30’luk resmi bir karbon emisyonu azaltma hedefine sahip olmaya teşvik ediyoruz.
4. Üretimde sürdürülebilir stratejiye sahip bir firma olarak, bu yaklaşımın markanıza sağladığı katma değerler neler oldu? Ürünlerinizdeki “yeşil farkındalık” müşteri tercihleri tarafında nasıl bir etki yarattı?
Sürdürülebilir bir stratejiye sahip olmanın markamıza sağladığı en önemli katma değer, küresel itibarımız ve bu alandaki kararlılığımızın teyit edilmesidir. Ürünlerimizdeki “yeşil farkındalık” ise müşteri tarafında çok net bir karşılık buluyor. Özellikle artan enerji maliyetlerinin olduğu günümüzde, sunduğumuz enerji verimliliği yüksek çözümlerimiz sayesinde müşterilerimiz hem enerji maliyetlerini düşürme hem de kendi karbon ayak izlerini azaltma avantajı elde ediyor. Bu durum, müşterilerimize somut bir fayda sağladığı için tercih edilebilirliğimizi doğrudan artırıyor.
5. AR-GE çalışmalarınızda sürdürülebilirlik, yeşil enerji kullanımı ve çevre dostu inovasyonlar ne düzeyde yer alıyor? Bu kapsamında, son dönemde geliştirmiş olduğunuz ve pazara sunduğunuz yeni ürünleriniz ve öne çıkan hizmetleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?
Sürdürülebilirlik ve yeşil inovasyon, Ar-Ge süreçlerimizin tam merkezinde yer alıyor. Global olarak önümüzdeki 5 yılda Ar-Ge’ye 3 milyar euro yatırım yapmayı hedefliyoruz ve bu yatırımın önemli bir bölümü dijitalleşme ve sürdürülebilirlik alanındaki inovatif çözümlere odaklanıyor. Temel hedeflerimiz arasında, yeni veya yeniden tasarlanan ürünlerimizin %50’sinin Legrand’ın eko-tasarım endeksi kriterlerine uygun olmasını sağlamak ve ürünlerimizde %37 oranında sürdürülebilir malzeme kullanmak bulunuyor. Bu stratejimizin somut yansımalarından biri, Türkiye’deki Ar-Ge merkezimizde geliştirilen ve Pelitli fabrikamızda üretilen Estia Hybrid UPS ürünümüz. Yenilikçi tasarımı sayesinde güneş enerjisinden yararlanarak hem yükleri besleyebiliyor hem de on-grid, hibrit ve off-grid modlarıyla enerji fazlasını şebekeye aktarabiliyor.
6. Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün segmentasyonuna sahipsiniz? Doğru sistem / uygun ürün secimi için nelere dikkat edilmeli?
Yapılarda doğru sistem ve uygun ürün seçimi yapılırken öncelikle bina tipi, kullanım amacı, enerji altyapısı ve güvenlik ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalıdır. Seçim sürecinin temelini ise enerji verimliliği, sürdürülebilirlik, güvenlik ve uzun vadeli dayanıklılık gibi kriterler oluşturmalı.
Konut, ticari ve endüstriyel olmak üç ana segmentte ürün portföyü sunuyoruz. Kullanıcıların yaşam konforunu artıran, enerji yönetimini kolaylaştıran ve güvenliği sağlayan çözümlere odaklanıyoruz.
Living Now with Netatmo akıllı anahtar-priz serileri, ev otomasyon sistemleri ve akıllı güvenlik çözümleri, kullanıcıların günlük yaşamını kolaylaştırırken enerji verimliliğini artırıyor ve güvenliği güçlendiriyor. KNX tabanlı bina yönetimi sistemleri, aydınlatma kontrol çözümleri, enerji analizörleri, UPS sistemleri ve yapısal kablolama gibi çözümler, binaların daha akıllı, yönetilebilir ve sürdürülebilir olmasını sağlıyor. Daha yüksek kapasiteli ve dayanıklı ihtiyaçlar için şalt ürünleri, dağıtım panoları, endüstriyel tip UPS çözümleri, kablo taşıma sistemleri ve elektrikli araç şarj istasyonları sunuyoruz. Bu ürünler, büyük ölçekli projelerde enerji yönetimini güvence altına alırken operasyonel sürekliliği destekliyor ve uzun vadeli verimlilik sağlıyor.
7. Projelerde tercih edilen ürünlerinizin ve hizmetlerinizin, satış ya da uygulama sonrası müşterilerinize/kullanıcılara sağladığı avantajlar/katma değerler hakkında neler söylemek istersiniz?
Müşterilerimize sağladığımız katma değerin başında dayanıklılık ve servis sürekliliği geliyor. Bizim hedefimiz, müşterilerimize yalnızca bir ürün değil, uzun vadeli bir deneyim sunmak. Bu doğrultuda, satış sonrası sunduğumuz teknik destek, eğitimler ve dijital entegrasyon kabiliyeti gibi hizmetlerle iş ortaklarımızın projelerinde daha güvenli, verimli ve sürdürülebilir sistemler kurabilmelerini sağlıyoruz. Ayrıca, global vizyonumuz kapsamında geliştirilen akıllı arıza tespiti ve uzaktan izleme gibi çözümler, müşterilerimizin iş sürekliliğini artırma açısından önemli avantajlar sunuyor. Müşteri geri bildirimlerinden de gördüğümüz gibi, hızlı ve çözüm odaklı destek süreçleri memnuniyet açısından kritiktir ve biz de bu alanda müşteri odaklı bir deneyim sunmaya çalışıyoruz.
8. Ürünlerinizle ilgili biraz da teknik bilgi alabilir miyiz? Bu sistemlerin çalışma prensipleri, kullanıcıya sunduğu avantajlar ve çevre dostu yönleri kısaca nelerdir?
Elbette. Ürünlerimizin temel çalışma prensibi, enerji kullanımını daha verimli, güvenli ve sürdürülebilir hale getirmek üzerine kurulu. Kısaca birkaç örnek vermek gerekirse:
- Akıllı Anahtar-Priz Sistemleri (Living Now with Netatmo vb.): Bu sistemler, Wi-Fi veya Zigbee protokolüyle ev ağına bağlanır. Kullanıcılara aydınlatma, perde veya prizlerini mobil cihazları üzerinden uzaktan kontrol etme avantajı sunar. Çevre dostu yönü ise, hangi cihazların ne kadar elektrik tükettiğini anlık olarak göstererek enerji tasarrufu bilincini artırmasıdır.
- Estia Hybrid UPS: Bu sistem, yalnızca şebekeden değil, aynı zamanda güneş enerjisinden de beslenerek kesintisiz güç sağlar. On-grid, hibrit ve off-grid çalışma modlarına sahiptir. Kullanıcıya avantajı, solar panellerden elde edilen enerjiyi hem yükleri beslemek hem de ihtiyaç fazlası enerjiyi şebekeye geri aktararak enerji yönetimini optimize etmek için kullanabilmesidir. Çevre dostu yönü, yenilenebilir enerji kaynağı olan güneşi kullanmasıdır.
- Düşük Kayıplı Yeşil Transformatörler: Bu ürünler, elektriksel kayıpları minimize ederek daha verimli enerji iletimine katkı sağlarlar. Kullanıcıya sağladığı avantaj, enerji verimliliğini artırmasıdır. Çevre dostu yönü de bu verimlilik sayesinde karbon ayak izinin azaltılmasına katkıda bulunmasıdır.
- Enerji Analizörleri ve Aydınlatma Kontrol Sistemleri: Ticari ve endüstriyel yapılarda enerji tüketim verilerini gerçek zamanlı olarak ölçerler. Bu sayede enerji kayıplarının önlenmesini sağlayarak ve gereksiz enerji kullanımını engelleyerek hem enerji maliyetlerini düşürür hem de sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşılmasını sağlarlar.
9. Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı, SKDM (Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması) ve ETS (Emisyon Ticaret Sistemi) kapsamında şirketinizin mevcut uyum süreci ve stratejik aksiyon planı hakkında bilgi verebilir misiniz?
Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ve beraberinde gelen SKDM (Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması) gibi düzenlemeler, bizim gibi Türkiye’deki güçlü üretim tesislerinden küresel pazarlara hizmet veren bir grup için sürpriz değil; tam tersine, uzun süredir yürüttüğümüz sürdürülebilirlik vizyonumuzun ne kadar doğru ve proaktif olduğunu teyit ediyor. Bizim bu konudaki stratejik aksiyon planımız zaten yıllardır devrede. Bu sürece uyum için attığımız somut adımlar arasında Gebze’de devreye aldığımız 13 milyon Euro değerindeki yeni, tam otomatik, çevreye duyarlı ve enerji tasarruflu üretim hatlarımız ve fabrikalarımızın çatılarına kurduğumuz güneş enerjisi sistemleri gibi doğrudan karbon verimliliğini artıran yatırımlarımız bulunuyor. Ayrıca, sadece kendi operasyonlarımıza değil, tedarik zincirimize yönelik belirlediğimiz %30 emisyon azaltma hedefimizle de SKDM gibi mekanizmaların gelecekteki gerekliliklerine bugünden hazırlanıyoruz.
10. 2053 Net Sıfır hedefi doğrultusunda, firmanızın karbon nötr dönüşüm süreci nasıl ilerliyor? Kurumsal Karbon Ayak İzi ölçümleriniz, azaltım planlarınız ve iklim dostu uygulamalarınız nelerdir? Geleceğe dönük sürdürülebilirlik hedeflerinizi, 2030 ve 2053 vizyonunuza yönelik oluşturduğunuz yol haritasını bizlerle paylaşır mısınız?
Kurumsal karbon ayak izimizi azaltmak için çok yönlü planlarımız mevcut. Öncelikle, enerji verimliliği çözümlerimizle 12 milyon ton karbon salınımının önlenmesini sağlamayı hedefliyoruz. Kendi operasyonlarımızda, sera gazı emisyonlarımızı 2024 yılına kıyasla %10 oranında azaltmayı amaçlıyoruz. Tedarik zincirimizi de bu sürece dahil ederek, emisyonlarımızın %70’ini temsil eden tedarikçilerimizin faaliyetlerinden kaynaklanan emisyonları ortalama %30 oranında düşürmeyi hedefliyoruz. İklim dostu uygulamalarımız arasında hem üretim süreçlerimiz hem de ürünlerimiz yer alıyor. Örneğin, Gebze’deki fabrikamızın çatısına kurduğumuz güneş panelleriyle yenilenebilir enerji kaynaklarını üretim süreçlerimize entegre ettik. Ürün tarafında ise eko-tasarım kriterlerini benimseyerek, Türkiye’de tasarlanan güneş enerjili Estia Hybrid UPS ve düşük kayıplı yeşil transformatörler gibi çözümler sunuyoruz. Ayrıca, ürün ambalajlarında kullanılan birincil plastikleri ağırlık bazında %80 oranında azaltma hedefimiz de bulunuyor. Geleceğe dönük olarak ise, Legrand Global’in 2030 yılına uzanan bir sürdürülebilirlik vizyonu ve “Hedef 2030” (Ambition 2030) planı bulunuyor. Bu vizyonumuz kapsamında, önümüzdeki 5 yıl içinde Ar-Ge’ye 3 milyar euro yatırım yapmayı planlıyoruz. Bu planların en güncel uygulamasını ise 2025–2027 dönemine yönelik duyurduğumuz 6. Kurumsal Sosyal Sorumluluk yol haritamız oluşturuyor.
11. Yapay Zeka ve Yeşil Zeka teknolojilerini, enerji verimliliği ve çevresel performans takibi gibi alanlarda kullanıyor musunuz? Dijitalleşme süreçlerinizin sürdürülebilirlik hedeflerine katkısından bahseder misiniz?
Yapay zeka, Legrand Grup’un global vizyonunda dijitalleşme ve veriye dayalı karar alma süreçlerinin önemli bir parçası olarak konumlanıyor. Bugün global ölçekte; veri analitiği, iş süreçlerinin optimizasyonu, müşteri deneyimi ve iletişim kanallarının daha etkin yönetimi gibi alanlarda yapay zekâ tabanlı uygulamalar ve projeler hayata geçiriliyor. Türkiye’de ise bu global vizyonun bir parçası olarak, grup genelinde geliştirilen yapay zekâ uygulamalarını yakından takip ediyoruz. Özellikle veri odaklı süreçlerde ve üretim teknolojilerinde bu tür yeniliklere açık bir yaklaşımımız var.
Dijitalleşme süreçlerimizin sürdürülebilirlik hedeflerimize katkısı ise çok büyük. Dijital dönüşüm yolculuğumuz, Legrand Grup’un Endüstri 4.0 vizyonu doğrultusunda şekilleniyor. Üretim süreçlerimizi uçtan uca dijitalleştirerek operasyonel verimliliğimizi artırıyor ve büyük veri analizi ile önleyici bakım süreçlerimizi daha etkin yönetiyoruz. Dijitalleşme ve otomasyon, enerji tüketimini azaltarak daha sürdürülebilir üretim süreçleri oluşturmamıza doğrudan katkı sağlıyor. Bizim için dijitalleşme, yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda çevresel ve sosyal bir sorumluluk.
12. Sürdürülebilir Dünya vizyonu kapsamında yürüttüğünüz veya planladığınız Sosyal Sorumluluk projelerinizden bahsedebilir misiniz? Bu projelerin toplumsal veya çevresel etkileri nelerdir?
Sosyal sorumluluk alanında özellikle toplumsal cinsiyet eşitliğine odaklanıyoruz. 2024 yılı başında, Avrupa ve Uluslararası Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Standardı (GEEIS) tarafından sertifikalandırıldık ve bu sertifikayı Türkiye’de alan ilk üretim şirketi olmanın gururunu yaşıyoruz. 2018 yılında kurduğumuz “ellegrand (Legrand’ta Kadın)” platformumuz aracılığıyla yürüttüğümüz projelerin toplumsal etkisi büyük. Bu projeler arasında elektrik sektöründe kadın sayısını artırma çalışmaları, kız çocuklarının mühendisliğe olan ilgisini artırmak için eğitim sektörüyle iş birlikleri ve farkındalık seminerleri bulunuyor. Ayrıca 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde tüm kadın çalışanlarımızın idari izinli olması gibi kadın dostu uygulamalarımız da mevcut. Eşitliğe ulaşmak için kadınlar, gençler ve engelliler gibi daha az temsil edilen veya daha az fırsat verilen gruplar için pozitif aksiyon alıyor olsak da erkek çalışanlarımız için de çalışmalar yürütüyoruz. Babalık iznini 12 güne çıkarmış olmak da bu uygulamalar arasında yer alıyor. Toplumsal etki yarattığımız bir diğer alan ise gençlerdir. 2023 yılında 30 yaş altı çalışanlarımızdan oluşan Genç Kurul’u ve 2024 yılı itibarıyla da Yönetici Aday Programı’mızı (YAP) başlattık. Bu programlarla hem gençlere kariyer yolculuklarında erken gelişim fırsatı sunuyor hem de programımızı iş ortaklarımızın yeni nesillerine de açarak sektörümüzün geleceğine katkı sağlıyoruz.
13. Röportajımızı sonlandırmadan önce, sürdürülebilir gelecek vizyonunuz doğrultusunda kamuoyuna veya sektörünüze iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?
Elbette. Sektörümüzdeki teknolojik gelişmeler, müşteri ihtiyaçları ve çevresel sorumluluklarımız doğrultusunda sürekli olarak kendimizi yenilemeye devam ediyoruz. İşimizin merkezinde olan enerji yönetimi ve dijitalleşmenin yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda çevresel ve sosyal bir sorumluluk olduğuna inanıyoruz. Dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği odağında hızla dönüşen bu sektörde, Legrand Türkiye Grubu olarak bu dönüşümün öncüsü olmaya devam edeceğiz. Tüm paydaşlarımızla birlikte, gelecekte de daha akıllı ve daha sürdürülebilir ürün ve çözümlerle hem sektörümüze hem de toplumumuza değer yaratmayı sürdüreceğiz.
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
Kentsel Dönüşümde Yeni Nesil Yaklaşım: SEGA Yapı Sahada Güven İnşa Ediyor
Yayınlandı
22 saat önce-
Nisan 21, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Cevdet Tanrıkulu SEGA YAPI İcra Kurulu Başkanı
Küçükçekmece’de Yalı360 ile dikkat çeken SEGA Yapı, 1200 konutluk üretim hacmi
ve insan odaklı proje anlayışıyla kentsel dönüşüm süreçlerini güven, planlama ve
sürdürülebilirlik ekseninde yönetiyor.
SEGA Yapı’nın faaliyet alanı ve projeleri hakkında bilgi verebilir misiniz?
SEGA Yapı kentsel dönüşümü en üst kalitede üreten bir firma anlayışıyla sektörde yer almıştır. Şu an İstanbul’da 5 şantiyeyle 1100 konutu ve yaşam alanlarını üretmek için çalışmaktayız. Projelerimizden Yalı 360’ı anlatayım: Küçükçekmece’nin göl kenarında, 180 derece açı ile göl, peyzaj ve şehir manzarasına sahip konutlar ürettik. Göl kıyısında konumlandırdığımız bu projeye Yalı 360 adını verdik.
Kentsel dönüşüm projelerinde süreç nasıl ilerliyor?
Kat maliklerinin çoğunluğunun talebi ve resmi onayı doğrultusunda yetkili kurumlar tarafından risk raporu alınarak, riskli görüldüğü taktirde devlet kurumlarının onayıyla eski binalar yıkılır. Resmi kurumlar tarafından onaylanmış proje, inşaat yönetmeliğine göre üretilerek hak sahiplerine teslim edilir.
Devam eden projeleriniz ve üretim kapasiteniz hakkında bilgi verir misiniz?
Şu an İstanbul Avrupa Yakasında 5 proje ve 1100 daire ile üretime devam etmekteyiz. 1+1’den 4+1’e kadar daire ve sınırlı sayıda şehir villaları üretmekteyiz. Metro Park’ta 297 konut 44 ticari alan, toplamda 341 bağımsız bölümden oluşmaktadır. Projemiz İstanbul E-5 Karayolu ve metrobüs istasyonuna 100 m yakınlıktadır.
Bölgenin geleceği ve lokasyon seçimi konusunda neler söylersiniz?
Her bölgenin kendi dinamiği vardır. Küçükçekmece bölgesi ulaşım lokasyonu yönünden; çevre yolu, Metrobüs, Marmaray, Yüksek hızlı tren ve Kuzey Marmara Otoyoluna bağlantısıyla öne çıkmaktadır. Sınırları içindeki Küçükçekmece Gölü ve yapılması planlanan Kanal İstanbul hattıyla yatırımcılar tarafından da ilgi görmektedir.
Anladığımız kadarıyla sektöre güven veren bir marka olmak istiyorsunuz…
Evet kesinlikle SEGA Yapı bölgesinde standartların üzerinde projeler üreterek adından sıkça söz ettirmeyi başarmış bir inşaat firmasıdır. Firmamız sadece bugün için değil geleceği de düşünerek projeler inşaa etmektedir.
Finansal yapı ve ekip organizasyonunuz hakkında bilgi verir misiniz?
Şirketimiz, başlamayı planladığı projede inşaat ve teknik şartları alanında uzman kişilerle değerlendirip bütçe ve inşaat sürecini hesaplamaktadır. Şirketimizin alanında uzman Mühendis, Mimar ve teknik ekibimiz ile süreci yönetmekteyiz.
Projeler tamamlandıktan sonra müşterilerle ilişkiniz devam ediyor mu?
Evet, kesinlikle devam ediyor. Kanuni zorunluluklarımızın süresine bakmaksızın maliklerimizle iletişimdeyiz.
SEGA Yapı’nın büyüme stratejisi nedir?
SEGA Yapı sektörde yaptığı başarılı işlerle katma değerli projeleriyle sürdürülebilir yaşam alanları sunarak standartların üstünde kalite anlayışıyla büyüyerek bölgenin arz ve talep ihtiyacını en üst seviyede karşılamayı amaç edinmiş bir firmadır.
Yabancı yatırımcı ilgisi nasıl?
Evet, yabancı yatırımcıların ilgisini çekmektedir. Projelerimizin bulunduğu lokasyon ve sunduğu yaşam standartları doğrultusunda bölgenin artan değer algısından dolayı talep görmektedir.
Önümüzdeki dönem için yeni projeleriniz var mı?
Evet, sürekli gelişen ve doğru projeleri almayı hedefleyen bir firmayız. 2027 ve daha sonraki yıllarda yapacağımız projelerimiz için yeni malik adaylarımızla karşılıklı olarak imzalarımızı atmış bulunmaktayız.
GENEL
Warmhaus’tan 2026 Vizyonu: Sürdürülebilir Teknoloji ve Akıllı Isıtma Çözümleri
Yayınlandı
23 saat önce-
Nisan 21, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
WARMHAUS Genel Müdürü Şebnem Güner
Yeni genel müdürlük döneminde büyüme ve dönüşüm hedeflerini netleştiren Warmhaus, enerji verimli ürünler, H2 Ready teknolojisi ve dijital çözümleriyle iklimlendirme sektöründe güçlü bir gelecek inşa ediyor.
- Geçen yılın sonlarına doğru şirketinizde bir üst yönetim organizasyon değişikliği olarak genel müdür olarak atandınız. Öncelikle sizi yeni pozisyonunuzdan dolayı tebrik eder, başarılar dileriz. Warmhaus için 2026 yılında gerçekleştirmeyi planladığınız çalışmalar konusunda sizden bilgi alabilir miyiz?
Öncelikle güzel temennileriniz için teşekkür ederim. Warmhaus’ta uzun yıllar Finans ve Mali İşler alanlarında sürdürdüğüm görevlerimin ardından, Ekim 2025 itibarıyla Genel Müdürlük görevini devraldım. Warmhaus’un inovatif ve teknolojik çözümler yaratarak ürettiği faydayı maksimum değerlere taşımak ve sektörüne liderlik etme hedefi doğrultusunda oluşturduğu vizyonuna katkı sağlayacak projeler gündemimizde yer alıyor. Ekibimiz ile birlikte stratejilerimizi vizyonumuza katkı sağlayacak projeler üzerine oluşturuyoruz. Bu yılın yurtiçi pazarlarda yeni açıklanan konut projeleri ile birlikte hareketli bir yıl olacağını düşünüyoruz. Projelerde sunduğumuz çözüm odaklı yaklaşımız ve ürünlerimiz ile projelerin içinde aktif olarak yer almayı hedefliyoruz. Doğal gazın yeni ulaştığı yerleşimlerde, yetkili satıcı ve servis ağımızı güçlendirmek için çalışmalarımız sürüyor. Yurtdışı pazarlar için elektrikli kombi projemiz sürüyor. Ayrıca yılın son çeyreğinde ısı pompasını ürün gamımıza eklemeyi planlıyoruz.
2. Çevre dostu ve enerji verimli teknolojiler, iklimlendirme sektöründe artık temel bir gereklilik haline geldi. Ürünlerinizin çalışma prensipleri, enerji performansı ve sürdürülebilirlik yaklaşımı açısından hangi yenilikçi çözümleri sunduğunu anlatabilir misiniz?
Ürünlerimizin geliştirme ve çalışma prensiplerinin temelinde üç ana unsur yer alıyor: Çevreye duyarlılık, yüksek enerji verimliliği ve kullanıcıya sağlanan maksimum tasarruf. Tüm Ar-Ge ve üretim süreçlerimizi bu üç öncelik doğrultusunda şekillendiriyoruz.
Bu yaklaşımımızın somut çıktılarından biri olan Gaz Adaptif Sistemli kombilerimiz, yakıt tüketimini optimize ederek enerji kullanımını minimum seviyede tutuyor. Bununla birlikte, ürünlerimizde kullanılan gelişmiş izolasyon teknolojileri sayesinde ısı kaybı en aza indiriliyor; böylece hem gereksiz enerji tüketiminin hem de çevresel etkinin önüne geçiliyor.
Ayrıca kombilerimizin NOx Sınıf 6 seviyesinde olması, düşük emisyon değerleriyle çevre dostu bir performans sunmamıza olanak tanıyor. Ürünlerimizde tercih ettiğimiz yüksek kaliteli komponentler ise cihazların uzun ömürlü olmasını sağlayarak kaynak kullanımını azaltıyor ve dolaylı olarak karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sunuyor.
Bunların yanı sıra en son Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında önemli bir adım atarak H2 Ready Sertifikası aldık. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz kombilerimiz, doğal gazla birlikte yüzde 20 oranında hidrojen kullanımına uyumlu olacak şekilde tasarlandı. Bu da geleceğin enerji dönüşümüne bugünden hazır olduğumuzu gösteriyor.
Yakın zamanda üretimine başladığımız yeni nesil eşanjör tasarımımız da sürdürülebilirlik yaklaşımımızın önemli bir parçası. Bu yenilikçi tasarım ile enerji verimliliğini artırmayı, karbon salımını azaltmayı ve kullanıcılarımıza daha uzun ömürlü, yüksek performanslı çözümler sunmayı hedefliyoruz.
Ürünlerimizin en verimli şekilde kullanılmasını destekleyen dijital çözümler de geliştiriyoruz. Bu alandaki öne çıkan uygulamalarımızdan biri olan RecoWa, Wi-Fi Akıllı Oda Termostatı ile entegre çalışarak enerji tüketimini optimize ediyor. Mobil uygulama üzerinden kullanıcıların yaşam alışkanlıklarına göre ısıtma sistemlerini yönetebilmesine olanak tanıyan RecoWa, daha düşük enerji tüketimi ve daha az karbon salımı ile sürdürülebilir bir kullanım deneyimi sunuyor.
3. Projelerde tercih edilen ürün ve hizmetleriniz; yatırımcı, proje geliştirici ve son kullanıcı açısından ne gibi avantajlar sağlıyor?
Enerji tasarrufu, işletme maliyetleri, uzun ömürlülük ve konfor kriterleri açısından yarattığınız katma değeri nasıl tanımlarsınız?
Projelerde kendimizi sadece bir ürün tedarikçisi olarak değil bir çözüm ortağı olarak görüyoruz. Uzman kadromuz ile birlikte projeyi oluşturanlar ile tüm süreçte yer alarak söz konusu proje için en doğru ve en uygun maliyetli ürünü seçmek için çalışıyoruz. Konut projelerine, proje ve inşaat firmalarına çok hızlı ve efektif çözümler sunabiliyoruz. Ürünlerimiz özelinde değerlendirdiğim zaman; duvar tipi çelik eşanjörlü premix yoğuşmalı kazan serimiz kolay kurulumu, yüksek performansı, tasarruflu ve uzun ömürlü olması gibi öne çıkan özellikleri ile konut, üniversite, okul, lojman ve otel gibi büyük projeler tarafından tercih ediliyor. Hızlı ısı yayılımı sağlayan panel radyatörlerimiz yüksek korozyon direnci ve dayanıklı yapısı ile uzun ömürlü kullanım sağlıyor. Panel radyatördeki farklı çeşitlerimiz mekanlara aynı zaman estetik ve konfor da sunuyor. Doğru projelendirilmiş bir panel radyatör sistemi kombi ile birlikte maksimum verim sağlayabiliyor.
Kombi ve duvar tipi yoğuşmalı kazan ürün gamımızda farklı kapasite seçenekleri var. Bunların hepsinin ortak noktası maksimum verim, düşük gaz tüketimi, kolay kurulum kompakt ve aynı zamanda şık tasarımlara sahip olması. Son kullanıcı açısından tüm bunlar tasarrufa ve konfora dönüşürken, projeciler tarafından da düşük merkezi sistem alt yapı maliyeti sağlıyor.
4. Türkiye iklimlendirme pazarındaki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Pazar payı, segment odakları ve bölgesel yaygınlık açısından güçlü yönleriniz nelerdir?
Önümüzdeki döneme ilişkin büyüme ve yatırım hedeflerinizi de paylaşır mısınız?
Warmhaus iklimlendirme sektöründeki yolculuğuna 1996 yılında panel radyatör üretimi ile başladı. Şirketimiz 2016 yılının Eylül ayında kombi üretimine başladı. Cihaz tarafında nispeten genç bir marka olsak da ısıtma sektöründe 30 yıllık bir geçmişe sahibiz. Sektörümüzde hızla yaygınlaşan ve büyüyen bir marka olarak hedefimiz hiçbir zaman yalnızca üretmek olmadı. Her zaman odağımızda fark yaratan inovatif ürünler geliştirerek sektörümüze yön vermek yer aldı. Nitekim bu kapsamda da Gaz Adaptif Sistemli kombi, kendi kapasitesinde dünyanın en küçük kombisi gibi örneklerini verebileceğim pek çok ilki de sektörümüze kazandırdık. Ürünlerimizin ülkemizdeki yaygınlığını ise en iyi şu cümle ile ifade edebilirim; Türkiye’de radyatör kullanılan her 5 evden birini Warmhaus fabrikasında ürettiğimiz ürünler ısıtıyor. Kombi üretiminde her zaman kalite odaklı çalıştık. Tüketicilerin ısınma ihtiyacını tasarruf ederek karşılamasını sağlamak için özellik ve kalitesi ile üst segment olan ürünlerimizi, orta segment fiyatına satıyoruz.
2023 yılının sonlarına doğru TEKNOSAB’daki yeni üretim tesisimize taşınmıştık. Üretim tesisi anlamında uzun vadede yeni bir yatırım planlamıyoruz. Kısa vadeli iş hedeflerimiz arasında soğutma kanalına girmek yer alıyor. Ayrıca üretim tesisimiz bünyesinde bir Ar-Ge Merkezi açmayı planlıyoruz. Yurtiçi pazarlarda, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde doğal gaz altyapısının yeni devreye alındığı yerleşimlerde büyüme potansiyelini yakından takip ediyoruz. Bu bölgelerde artan talebe hızlı ve etkin şekilde yanıt verebilmek adına yetkili satıcı ve servis ağımızı stratejik olarak genişletmeye ve güçlendirmeye yönelik yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.
Yurtdışında ise yeni pazarlara açılmak ve mevcut pazarlardaki konumumuzu daha da sağlamlaştırmak 2026 yılı öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Global ölçekte rekabet gücümüzü artıracak adımlar atarken, sürdürülebilir büyüme stratejimiz doğrultusunda ilerlemeye devam ediyoruz.
5. AR-GE yatırımlarınızın sektörel gelişime katkısı hakkında neler söylemek istersiniz? Özellikle dijitalleşme, akıllı sistem entegrasyonları ve yüksek verimlilik odağında yürüttüğünüz çalışmalar nelerdir?
Yakın vadede piyasaya sunmayı planladığınız yeni ürün veya hizmet modelleri hakkında ipuçları verebilir misiniz?
Her yaşam alanı için kaliteli, güvenilir ve fark yaratan çözümler bulmak için çalışıyoruz. Pek çok farklı yaşam alanı var. Kullanıcıların yaşam tarzları ihtiyaçları da farklılık gösteriyor. İklimlendirme sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olarak bu değişimi yakalayabilmeniz, ihtiyaçlara çözüm üretebilmeniz için yenilikçi bir bakış açısına sahip olmanız, yeni yaşam standartlarına uygun teknolojik ve dijital çözümler sunmanız gerekiyor. Ayrıca 40’tan fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. Farklı coğrafyaların ihtiyaçlarına cevap verebilecek esneklikte olmaz iseniz rekabet edemezsiniz. Biz tüm bu bahsettiğim konularda avantajlı konumdayız. Çünkü çevik ve dinamik bir Ar-Ge ekibimiz var. Üretim altyapımız ve teknolojik gücümüz sayesinde ürünlerimizin donanım ve yazılımlarını ihtiyaçlara göre hızlı şekilde uyarlayabiliyoruz. Ar-Ge tarafında geliştirdiğimiz ürünlerde ve ürünlerimizde kullandığımız teknolojilerde enerji ve su gibi kaynakların verimli kullanımını sağlamak, kullanıcıya tasarruf sağlayabilmek ve tabi çevreye zarar vermeyecek ürünlerin geliştirilmesi öncelikli konularımız arasında olarak yer alıyor. Ürünlerimizin en verimli şekilde kullanılabilmesi için dijital trendler doğrultusunda çözümler sunuyoruz. Kullanıcıya kolaylık ve konfor sağlayacak mobil cihazlar için özel uygulamalar geliştiriyoruz.
2026 yılında da yeni ürün ve hizmetler için Ar-Ge Bölümümüz ile çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bunlara birkaç örnek vermem gerekirse; Mart ayında hali hazırda yurtdışı pazarlar için ürettiğimiz yeni nesil pnömatik kombi Glowa’yı yurtiçi pazarlara da sunduk. Yeni endüstriyel yüz tasarımı, yüksek verim, akıllı modülasyon ve XL seviyesinde sıcak su performansı Glowa’nın öne çıkan özellikleri arasında yer alıyor. Glowa’nın geniş modülasyon özelliği ise kombinin kapasitesinin ihtiyaca göre ayarlanmasına ve bu sayede hem gaz hem de elektrik enerjisinden tasarruf edilmesine olanak veriyor. İlk etapta 24 kW ısıtma kapasitesi ile piyasaya sunduğumuz ürünümüzün ilerleyen dönemde farklı kapasite seçeneklerini de satışa sunmayı planlıyoruz. Diğer bir projemiz ise yüksek kapasiteli şofben. Mevcut 12 litre kapasiteli modelimize ek olarak, 14 litre kapasiteli yeni bir şofben üzerinde çalışmalarımız devam ediyor.
Çok kısa bir süre önce, kombinin adeta kalbi olarak nitelendirilen eşanjörün üretimine başladık. Sektörümüzde büyük ölçüde ithal edilen bu kritik bileşeni kendi bünyemizde üretebilmek adına teknolojik altyapımıza önemli ve stratejik bir yatırım gerçekleştirdik.Bu seviyede kritik bir parçanın üretimi için Ar-Ge ekibimizle birlikte uzun, titiz ve çok aşamalı bir hazırlık süreci yürüttük. Tasarım, mühendislik analizleri, numune üretimleri ve kapsamlı test süreçlerinin başarıyla tamamlanmasının ardından seri üretime geçtik. Geliştirdiğimiz yeni nesil eşanjör tasarımı sayesinde cihazlarımızda yüzde 98’e varan verimlilik seviyesine ulaştık. Bu başarı, hem mühendislik yetkinliğimizin hem de üretim kabiliyetlerimizin geldiği noktayı açıkça ortaya koyuyor. Yüzde yüz yerli sermaye ile üretim yapan bir firma olarak, böylesine kritik bir bileşeni yerli imkanlarla üretmenin ülke ekonomisine sağladığı katkı ise bizim için ayrı bir gurur kaynağıdır.
6. İklimlendirme sistemlerinde satış sonrası hizmetlerin rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Servis ağı, teknik destek, bakım sözleşmeleri ve müşteri deneyimi süreçleri açısından sunduğunuz hizmetler markanızın güvenilirliğine nasıl katkı sağlıyor?
Panel radyatör, kombi ve kazan gibi ürünler uzun ömürlü yapıları gereği kullanıcı konforu ve enerji verimliliği üzerinde doğrudan belirleyici rol oynar. Bu nedenle müşteri deneyimi açısından satış sonrası hizmetlerin kalitesi, en az ürünün teknik performansı kadar kritik bir unsurdur. Warmhaus olarak en kaliteli malzemeler ile en güvenli, kullanıcının maksimum verimi alacağı ve uzun ömürlü ürünler üretmek için çalışıyoruz. Verimlilik anlayışımız sadece ürün ile kısıtlı değil. Satış sonrası hizmetler, teknik servis gibi tüm süreçlerin verimliliği de bizim için çok önemli. Türkiye’de, 186 yetkili servis noktamız ile faaliyet gösteriyoruz. Yetkili servislerimiz düzenli olarak teorik ve sahada ihtiyaç duyacakları konularda eğitim veriyoruz. Bu eğitimlerle servislerin bilgi birikimlerini pekiştirmeyi ve satış sonrası hizmet süreçlerinde kaliteyi artırmayı hedefliyoruz. Hiç şüphesiz ki güçlü bir servis organizasyonu markaya olan güven ve sadakatin inşa edilmesinde en önemli unsurlardandır. Bu bilinçle, satış sonrası hizmetlerimizi stratejik bir değer alanı olarak konumlandırmaya devam ediyoruz.
7. Üretim süreçlerinizden ürünlerin kullanım ömrüne kadar uzanan çevresel etki perspektifinde sürdürülebilirlik yaklaşımınızı nasıl şekillendiriyorsunuz?
Yenilenebilir enerji kullanımı, karbon ayak izi azaltım hedefleri ve döngüsel ekonomi uygulamaları konusunda şirketinizin vizyonunu paylaşır mısınız?
Özellikle küresel iklim krizi, enerji kaynaklarının kullanımı ve enerji güvenliği gibi konular, daha verimli ve farklı enerji türleri ile çalışabilen yeni ürünlere ciddi bir talep oluşturdu. Gerçekleştirdiğimiz tüketici ve Pazar araştırmalarımızda da enerji ve su gibi önemli kaynakların sorumlu kullanımı konusunda farkındalığın arttığını gördük. İklimlendirme sektöründe faaliyet gösteren bir marka olarak, bu dönüşümün bir parçası olmanın ötesinde, yön verici aktörlerinden biri olmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda sürdürülebilirlik yaklaşımımızı; ürün geliştirmeden üretim süreçlerine, satış sonrası hizmetlerden dijital çözümlere kadar tüm değer zincirimizi kapsayacak şekilde bütüncül bir yapıda ele alıyoruz. Markamızın geliştirdiği ürünlerde ve kullandığı teknolojilerde kaynakların verimli kullanımı önemli özelliklerinin başında geliyor. Kaynakların en verimli şekilde kullanılmasını sağlayan çevreci ürünler geliştiriyoruz. Sadece ürün verimliliği değil aynı zamanda kullanıcılarımıza sunduğumuz satış sonrası hizmetler, dijital uygulamalar gibi tüm süreçleri verimli şekilde inşa etmeye çalışıyoruz.
Üretim süreçlerimizde de sürdürülebilir üretim bizim için çok önemli bir konu. Fabrikamızdaki hatlarımızdaki otomasyon kontrolü ile verimliliğimizi artırarak enerji kullanımını düşüyoruz. Tesis alt yapımızda aynı zamanda enerji verimliğini sağlayan yüksek enerji sınıfına sahip elektrik motorları ve modülasyonlu pompa sistemleri kullanıyoruz. Ters ozmoz sistemimizde oluşan atık suyun geri kazanımına yönelik de iyileştirme çalışması yürütüyoruz. Bu uygulama ile proses suyu tekrar sisteme kazandırılarak bu sayede yıllık yaklaşık 2.250 m³ su tasarrufu sağlanarak doğal kaynak tüketimi azaltılacaktır. Önümüzdeki dönemde de yenilenebilir enerji ile uyumlu ürün portföyümüzü genişleterek, karbon ayak izimizi azaltan ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen çözümler geliştirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.
RÖPORTAJ
Global Bilgi, Yerel Uzmanlık: Doka’nın Proje Yönetim Modeli
Yayınlandı
1 gün önce-
Nisan 21, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
DOKA TÜRKİYE Genel Müdürü Can Ali GÜVEN
Onlarca yıllık global deneyimini Türkiye’nin saha gerçekliğiyle birleştiren Doka, mühendislik odaklı ekip yapısı ve esnek çözüm üretme kapasitesiyle altyapı ve üstyapı projelerinde fark yaratıyor.
- “Müşteriyi Tam Dikkatle Dinlemek” — Bu Yaklaşım Sahadaki Projelere Nasıl Yansıyor?
Projeler genellikle müşteriden gelen belirli bir çözüm talebiyle başlar. Önce dinleriz. Ancak talebi olduğu gibi kabul etmekle kalmayız; kendi tecrübemizi de ekleyerek, “Bu çözüm mümkün; ancak şu noktalarda şu alternatif daha verimli olabilir” şeklinde geri bildirimde bulunuruz. Çoğu durumda bu yaklaşım, müşterinin ilk talebinin evrilmesini sağlar.
Doka’nın onlarca yıllık deneyimi, her projeyle büyüyen ve sistematik olarak arşivlenen güçlü bir bilgi birikimine dayanır. Avusturya’daki uzmanlık merkezlerimizde; baraj, köprü, enerji, yüksek yapı, tünel ve ulaşım projeleri için ayrı uzman ekipler bulunmaktadır. Ülkelerde uygulanan tüm çözümler Doka’nın bilgi havuzuna aktarılır. Bu sayede herhangi bir Doka organizasyonuyla çalışmak, yalnızca o ülkenin değil, tüm global ağın uzmanlığından faydalanmak anlamına gelir.
- Türkiye’de Farklı Bir Yaklaşım: Yerel Dinamikleri Anlamak
Global projeler ile Türkiye’deki projeleri karşılaştırdığımızda, inşaat ve yapı kültürümüzden kaynaklı olarak kalıp-iskele çözümlerinde önemli farklılıklar görüyoruz. Bunu doğru yönetebilmek için satış, teknik ve saha ekiplerimizi tamamen inşaat mühendisliği altyapısına ve saha tecrübesine sahip profesyonellerden oluşturuyoruz. Böylece müşteri taleplerini kelime kelime değil, teknik bağlamıyla anlayabiliyoruz.
Alışkanlıklar ve yerel beklentiler belirleyicidir. Her bölgenin kendine özgü uygulama refleksleri vardır. Bizim avantajımız, global bilgiyi yerel uzmanlıkla birleştirebilmemizdir. Başarı, bu iki unsuru doğru entegre etmeye bağlıdır.
- 1868’den Bugüne: Bir Aile Şirketi Yönetim Felsefesi
Doka’nın kökeni, aile şirketi olarak marangozluğa dayanır. Şirketin temelleri bir marangoz atölyesinde atılmış, aile tarafından elde edilen gelir sürekli olarak işe yeniden yatırılmıştır. Kalıp üretimiyle başlayan süreç, bu alandaki uzmanlığı artıran yatırımlarla devam etmiş ve Doka zamanla global ölçekte büyümüştür.
Bu “işe gönülden sahip çıkma” kültürü, bilgi birikiminin korunması ve geliştirilmesiyle birleştiğinde güçlü bir yapı oluşturur. Elde edilen uzmanlık sistematik olarak korunur, sürekli geliştirilir ve gelecek nesillere aktarılır.
- “Dünyaya Müşterinin Gözünden Bakmak”: Altyapı Projelerinde Avantaj
İş yaklaşımımızdaki en kritik nokta, dünyaya müşterinin gözünden bakabilmektir. Bu da o sektörü gerçekten yaşamış insanlarla çalışmayı gerektirir. Satış ve teknik ofis ekiplerimizin tamamı inşaat mühendisliği altyapısına ve saha deneyimine sahip profesyonellerden oluşur.
İnşaat sektörünün kendine özgü hızlı bir temposu vardır. Şantiye programı katıdır ve kesintisiz ilerlemek zorundadır. Bu sistem içinde kendi dinamiklerimizi bozmadan çözüm üretebilmek şirketimizin temel hedeflerinden biridir.
Bu nedenle Doka’nın en güçlü olduğu alanlardan biri, bu tempoya ayak uydurmayı sağlayan hızlı ve yüksek hacimli mühendislik çözümü üretme kapasitesidir. Beklenmeyen revizyonlar olur ve kısa sürede yeni çözümler geliştirilmesi gerekir. Yerel ofisin kapasitesinin yetersiz kaldığı durumlarda global mühendislik ağımızı devreye alırız. Farklı ülkelerdeki teknik ofislerle iletişime geçerek geçici proje ekipleri oluştururuz. Mühendisler belirli sürelerle projeye destek verir; çoğu zaman fiziksel olarak sahada bulunmaları gerekmez, online araçlarla entegre olabilirler. Bu sayede beklenmeyen durumlarda şantiyenin kesintisiz devamı sağlanır.
- İdeal Çözüm Kriterleri: Zaman, Bütçe, Güvenli Uygulama
İdeal çözüm; zamanında, uygun bütçeyle ve güvenli şekilde uygulanabilen çözümdür. İlk bakışta yatırım maliyetimizin rakiplerimize göre daha yüksek olduğu düşünülebilir; ancak proje bütünsel olarak değerlendirildiğinde tablo değişir. Malzemelerin uzun ömürlü olması, kalıp yatırımının proje amortisman maliyetini düşürür.
Sahaya kalıp eğitmenleriyle destek verdiğimizde ve dijital planlamayı kalıp sistemleriyle entegre ettiğimizde projeyi daha erken tamamlamak mümkün olur. Projenin planlanandan erken bitirilmesinin ekonomik faydası, kalıp maliyetine kıyasla çok daha büyüktür: daha az işçi, daha düşük çalışma süresi maliyeti, daha az makine maliyeti, daha erken işletmeye alma ve daha düşük finansman maliyetleri.
- Pazar Dinamikleri: Maliyet Rekabeti ve Portföy Optimizasyonu
Bu pazarın temel başlığı maliyet etkinliğidir. Düşük kaliteli ürünlerin yoğun olduğu bir ortamda, sürekli kendimizi optimize ediyor ve ortalama piyasa fiyatlarından sapmamaya çalışıyoruz. Fiyat politikamız; hammadde ve üretim verimliliğini artırarak ürün kalitesini korurken, Türk müşterilerimize piyasa bütçesine uygun ürünler sunmaktır.
Bu nedenle şirketimizin her pazara ve farklı segmentlere uyarlanabilen geniş bir kataloğu bulunmaktadır. Bu portföyü bölgenin ihtiyaçlarına ve rekabet koşullarına göre uyarlamazsanız, o pazarda sürdürülebilir olmak zorlaşır. Bizim yaklaşımımız bu dengeyi doğru kurmaya dayanır.
- Büyük Projelerde Rekabet Avantajı: Tırmanır Kalıp Sistemleri
Yüksek yapı projelerinde en kritik çözüm tırmanır kalıp sistemleridir. Bu tür projelerde iş programı doğrudan kule tamamlanma süresiyle ilişkilidir. En kritik faktör, kat döngüsünün hızlı ve güvenli ilerlemesidir. Beton dökümü, dayanım kazanımı ve sistemin bir üst kata tırmanabilmesi, projenin genel hızını belirler.
Doka’nın bu alandaki portföyü geniş ve güçlüdür. Yüksek yapılarda bu tür çözümler için projeye özel çalışma gereklidir. Yapının duvar ölçüleri, çekirdek yapısı, rüzgâr yükleri ve inşaat metodolojisi birlikte değerlendirilerek doğru kalıp sistemi uygulanır.
Bu seviyede tırmanma sürecini hızlandırmak için kalıp sistemlerimize sensörler entegre ediyoruz. Bu sensörler beton yüzey sıcaklığını ölçer ve anlık dayanım hesapları yapar. Fark şu: ölçüm laboratuvar numunelerinde değil, sahada yapılır. Veriler gerçek uygulama koşullarında toplanır. Bu da daha hassas ve hızlı karar almayı sağlar.
Sensör ünitesindeki SIM kart, gerekli dayanım sağlandığında saha yöneticilerine otomatik SMS ve e-posta gönderir: “Gerekli dayanım sağlandı, kalıp alınabilir.” Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası projesi, bu uygulamanın kullanıldığı ve kalıp tırmanma sürelerinin ciddi şekilde optimize edildiği bir projedir.
Doka’nın bu projeye özel çözümlerde sunduğu hizmetlerin benzersiz olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Geniş ürün gamımız ve mühendislik tecrübemizle projeye en uygun çözümü oluşturma konusunda dünyadaki en etkili desteği sağlıyoruz. Bunun kanıtı, dünya genelinde birçok ikonik yüksek yapıda Doka imzasının bulunmasıdır. Türkiye’de ise 100’den fazla yüksek yapıya çözüm sunduk.
- En Çok Talep Gören Sistemler ve Dönemsel Değişimler
Sektör dönemsel olarak farklı alanlara yönelebilir. Yoğun altyapı projelerinin olduğu dönemlerde ağır yük iskele sistemlerinin, yüksek yapı projelerinin yoğun olduğu dönemlerde ise hidrolik tırmanır sistemlerin daha fazla kullanıldığını söyleyebilirim.
Son dönemde yüksek faiz ortamında büyük ölçekli özel yatırımlar azalmış, kamu yatırımları ise stratejik projelerle sınırlı kalmıştır. Bu dönemlerde konut projeleri öne çıkar. Dolayısıyla konut projelerine yönelik hafif sistemlerin ağırlığının arttığını söylemek yanlış olmaz.
Diğer yandan enerji sektöründe ciddi bir tasarım ve planlama süreci yürütülüyor; bu projeler sahaya indiğinde enerji yapıları için özel çözümler yeniden ön plana çıkacaktır.
Bizim avantajımız tek bir segmente bağlı olmamamızdır. Konut, yüksek yapı, altyapı, köprü, enerji, endüstriyel tesisler—her proje tipine çözüm üretebiliyoruz. Dönemin öne çıkardığı yatırım alanı, portföyümüzde doğal olarak daha görünür hale gelir. Belirli bir proje tipine bağımlı değiliz; piyasa yönüne göre esneyebilen bir yapıya sahibiz. Bu esneklik, geniş ürün portföyümüz ve çeşitli mühendislik altyapımızın sonucudur.
- Sürdürülebilirlik: Güncel Pazar Etkisi
Doka için Net Zero girişimimiz, işimizi geleceğe taşımayı hedefleyen stratejik bir çerçevedir. Pazarın nasıl değiştiğini açıkça görüyoruz. Büyük uluslararası inşaat firmaları kendi karbon azaltım hedeflerini belirlemiş durumda ve tedarikçilerden giderek daha fazla emisyon verisi ve somut azaltım planları talep ediyorlar. Bu durum, sektörümüzde bilinçli ve sürdürülebilir şekilde liderlik üstlenme kararlılığımızı güçlendiriyor.
Son Yazılar
- Kentsel Dönüşümde Yeni Nesil Yaklaşım: SEGA Yapı Sahada Güven İnşa Ediyor Nisan 21, 2026
- Warmhaus’tan 2026 Vizyonu: Sürdürülebilir Teknoloji ve Akıllı Isıtma Çözümleri Nisan 21, 2026
- Enerji ve Kaynak Teknolojilerinde Global Güç: Fronius’un Sürdürülebilir Gelecek Vizyonu Nisan 21, 2026
- Global Bilgi, Yerel Uzmanlık: Doka’nın Proje Yönetim Modeli Nisan 21, 2026
- Siemens, Hannover Messe 2026’da Endüstriyel Yapay Zekayı Sahneye Taşıyor Nisan 20, 2026
- BORUSAN CAT, MARBLE İZMİR ULUSLARARASI DOĞAL TAŞ VE TEKNOLOJİLERİ FUARI’NA KATILDI Nisan 20, 2026
- Geleceği Şekillendiren Güç: Kadın Emeği Nisan 20, 2026
- ASAŞ, PVC Sistemlerinde Yalıtım Standardını INOVA Orta Contalı Sistem ile Yükseltiyor Nisan 20, 2026
- Heidelberg Materials AG, Akçansa’da bulunanSabancı hisselerine ilişkin ön alım hakkını kullandı Nisan 20, 2026
- Luxera GYO Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Taş: Savaş Gündemine Rağmen Konut En Güvenli Liman Nisan 20, 2026
- Form Grup 7 Milyar TL’lik Performansın Ardından 2026’nın İlk Çeyreğinde Gücünü Pekiştirdi Nisan 20, 2026
- BİZİM EVLER 12’NİN YAPAY ZEKA TEKNOLOJİSİYLE ÜRETİLEN REKLAM FİLMİ YAYINDA Nisan 20, 2026
- Enerji Dönüşümünde Güçlü Adım: Baymak’tan Sürdürülebilir Büyüme Hamlesi Nisan 17, 2026
- Kentsel Dönüşümde Hız ve Performans: Aynı Anda Mümkün Nisan 17, 2026
- Enerji Verimliliğiyle Geleceğin Yapılarını İnşa Ediyor Nisan 17, 2026
Trendler
GENEL1 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL1 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak










