RÖPORTAJ
İzocam: 60 Yıldır Güvenli ve Sürdürülebilir Yapılar İçin Çalışıyor
Yayınlandı
7 ay önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
İzocam Genel Direktörü Murat Savcı
Türkiye yalıtım sektörünün öncüsü İzocam, 2025’te 60. yılını “Biz Geleceğiz” mottosuyla kutluyor. Yangın güvenliğinin toplumsal bir sorumluluk olduğuna dikkat çeken şirket, A1 ve A2 sınıfı yanmaz malzemelerle yapılan doğru uygulamaların can kayıplarını ve maddi zararları en aza indirdiğini vurguluyor.
- Öncelikle; firmanızı kısaca tanıyarak, markanız hakkında bilgi alabilir miyiz?
İzocam, Türkiye yalıtım sektörünün öncüsü olarak 1965 yılında kurulmuştur. Ülkemizde yalıtım malzemelerinin üretimi İzocam’ın kuruluşu ile başlamıştır. Kurulduğumuz günden bu yana ürün kalitemiz, çevreye saygılı üretimimiz, yalıtım bilincini geliştirmek için yaptığımız çalışmalar ve uzun yılların deneyim ve tecrübesi ile pek çok alanda elde ettiğimiz başarılarla birlikte ISO ilk 500’de daima yerimizi almaktayız. Diğer taraftan insan odaklı çalışma anlayışını benimseyen bir markayız. 2018 yılından beri Top Employer (En İyi İşveren Markası) sertifikasına sahip bir firma olarak, çağın gerekliliklerine uygun ve yeni neslin ihtiyaçlarını karşılayan çözümler tasarlayıp geliştirmeye de devam etmekteyiz.
İzocam olarak “Bugünlere Yalıtım, Yarınlara Yatırım” stratejisi ile faaliyetlerimize devam ediyor, ilk kurulduğumuz günden bu yana olduğu gibi, 60’ıncı kuruluş yıldönümümüzü kutladığımız 2025 yılında da ülkemizin enerji verimliliği, sürdürülebilir üretim ve ekonomik kalkınma hedeflerine doğrudan katkı sağlayan çalışmalara öncülük etmeyi hedefliyoruz. 2025 yılı için belirlediğimiz “Biz Geleceğiz” mottomuzla İzocam’ın liderlik, güvenilirlik, çevre dostu, yenilikçi ve enerji verimliliğine odaklanan stratejik yaklaşımını geleceğe taşımayı amaçlıyoruz.
- Türkiye’deki mevcut Yangın Yönetmeliklerinin uluslararası standartlarla uyumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Son yıllarda Türkiye’deki Yangın Güvenliği standartlarında öne çıkan değişiklikler nelerdir?
Günümüz yapı sektöründe sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve yaşam konforu kadar, yangın güvenliği de her zamankinden daha kritik bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Güvenli yapılar inşa etmek, yalnızca teknik bir zorunluluk değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur. Yangın güvenliği ise bu sürecin en temel bileşenlerinden biridir. Günümüzde sanayi yapıları, kamu binaları, alışveriş merkezleri, okul, hastane, otel gibi toplu kullanımların yoğun olduğu binalarla birlikte konut projelerinde de yangına dayanımlı malzeme kullanımı artık bir seçenek değil, zorunluluk haline gelmiştir.
Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik, Türkiye’deki binaların yangına karşı güvenliğini sağlamak amacıyla bir dizi kılavuz ve standart belirlemiştir. Yönetmelik ilk olarak 2002 yılında yayınlanmış ve 2007 yılında revize edilmiştir. 2024 yılının başında hazırlanan Uygulama Kılavuzu ile yönetmeliğin mimari ve inşai yangın güvenlik önlemlerini kapsayan ilk 66 maddesine açıklayıcı görseller ve ilave açıklamalar getirilmiştir. Yönetmelik kamu kurum ve kuruluşları, özel kuruluşlar ve gerçek kişilerce kullanılan her türlü yapı, bina, tesis ve işletmenin, tasarımı, yapımı, işletimi, bakımı ve kullanımı safhalarında çıkabilecek yangınların en aza indirilmesini ve herhangi bir şekilde çıkabilecek yangının can ve mal kaybını en aza indirerek söndürülmesini sağlamak üzere, yangın öncesinde ve sırasında alınacak tedbirlerin, organizasyonun, eğitimin ve denetimin usul ve esaslarını belirlemektedir. Öncelikli olarak taşıyıcı sistemin ve binanın belirlenen süre içinde stabil kalması esas alınırken, her binada binanın işlevine göre bölme duvarlar, kaçış yolları, kompartmanlar vb tüm alanlar dikkate alınarak neler yapılması gerektiği detaylandırılmaktadır. Yalıtımın yangın güvenliği açısından önemi de yine yönetmelikte vurgulanmaktadır.
Doğru malzemelerle ve işçilikle yapılmış yangın yalıtımı uygulamaları, tüm binalarda yangın risklerini en aza indirmektedir. Yangın esnasında alevler bir anda artarken, yalıtım uygulamaları, yangın sırasında hem alevlerin yayılmasını geciktirmekte hem de zehirli gazların oluşmasını önlemektedir. Dolayısıyla taşyünü ve camyünü gibi mineral yünler ile yapılan uygulamalar, yangından kaçış ve itfaiyenin olay yerine intikal etme süreçleri için zaman kazandırmakta ve yangının verdiği zararı azaltabilmektedir. Aynı zamanda, bu malzemeler yüksek ısıya dayanıklı yapıları sayesinde yapısal elemanların çökmesini önleyerek, binanın genel dayanımını artırmaktadır.
- Yangın güvenliği açısından kullanılan malzemelerin özellikleri ve doğru uygulamaların önemi nedir? Mevzuat ve standartlar çerçevesinde yalıtım malzemeleri yapıların güvenliği için nasıl bir rol oynamaktadır?
Yangın çıkması ve yayılması hem bina sahipleri hem de binada yaşayanlar için ciddi bir endişe kaynağıdır. Günümüzde binalar, hemen alev alan yüksek derecede yanıcı malzemelerle doludur. Yangın, sadece birkaç dakika içinde yayılır, yani sıcaklık artar, odanın içindeki eşyalar tutuşmaya başlar ve çıkan zehirli dumanlar odaya dolar. Zehirli duman solumak ciddi solunum komplikasyonlarına neden olabilir. Yangın vakalarında duman zehirlenmesi ile oluşan ölümler ilk sırada yer almakta ve yanık kaynaklı ölümlerden üç kat fazla sıklıkta görülmektedir. TMMOB Kimya Mühendisleri Odası’nın 2023 verilerine göre de, ülkemizde sadece bir yıl içinde 496 endüstriyel yangın ve 33 patlama meydana gelmiştir. Bu olaylar sonucunda 22 işçi hayatını kaybetmiş, 152 işçi ise yaralanmıştır. Dolayısıyla yangınlar, yalnızca maddi kayıplara değil; insan hayatına mal olan, telafisi imkansız sonuçlar doğuran afetlerdir. Bu çarpıcı istatistikler, yangın yalıtımının önemini gözler önüne sermekte ve doğru uygulamaların aciliyetini vurgulamaktadır. Yangın esnasında yanmayacak veya yangının büyümesine katkı sağlamayacak malzemeleri seçmek hayati önem taşımaktadır.
TS EN 13501 standartında malzemelerin yangın sınıfı A’dan F’ye doğru sınıflandırılmıştır. A sınıfı en iyi yangın performansını (yanmaz), B, C, D, E sınıfları sırasıyla azalan yangın performanslarını ifade eder. F sınıfı ise yangın performans özelliklerinin belirlenemediği ürünlerin sınıfıdır. Standartta yanmazlık sınıfı dışında iki önemli ek sınıflandırma daha mevcuttur. “s” (smoke) duman etkisini ve “d” (drop) damlama etkisini ifade eder. Duman etkisi ifade edilirken s1-s3 skalasında, s1 en düşük duman yayılımını, s3 en yüksek duman yayılımını gösterir. Alev damlacığını ifade eden sınıflandırmada d0 damlama olmadığını gösterirken d2 yüksek damlamayı anlatır. A1 sınıf yanmaz malzemeler damlama ve duman etkisi içermeyen ürünleri kapsadığından bu sınıfta s ve d skalası kullanılmaz. Özellikle dış cephe ve bölme duvar sistemlerinde kullanılan yalıtım malzemeleri, yönetmelikte belirtilen A1 ve A2 sınıfı yanmazlık kriterlerine uygun olduğunda, yangının katlar arasında veya komşu alanlara yayılması engellenmektedir. Ayrıca, pencere kenarları ve çatı arası gibi kritik alanlarda oluşturulan yangın bariyerleri sayesinde yangın etkisi sınırlanabilmektedir.
Ülkemizde Binalarda Yangın Güvenliği Yönetmeliği başta olmak üzere mevcut mevzuatlara uyum sağlamak, kullanılan malzemelerin belgelendirilmesini ve uygulamaların denetlenmesini sağlamak hayati öneme sahiptir. 2024 yılında yayımlanan yeni uygulama kılavuzu ise, mimari ve inşai güvenlik tedbirlerinin daha anlaşılır ve görsel destekli şekilde uygulanmasına olanak sağlamıştır. Bu tür düzenlemeler, yatırımcılar ve uygulayıcılar için rehber niteliğinde olup, yapıların güvenli, uzun ömürlü ve sürdürülebilir olmasına katkıda bulunmaktadır.
Yangın güvenliği, yapının projelendirme aşamasından itibaren ele alınmalı; kullanılan malzemelerin yanmazlık sınıflarına göre seçilmesi, uygulamaların uzman ekipler tarafından ve mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır. Özellikle endüstriyel yapılarda üretim öncesi ekipmanlara ve hatlara uygulanan yalıtımlar, olası riskleri minimize ederek yangının başlangıç aşamasında kontrol altına alınmasına katkıda bulunur.
Sonuç olarak; yangına dayanıklı binalar inşa etmenin hem can güvenliğini sağlamak hem de yatırımları korumak için en temel sorumluluklardan biri olduğu unutulmamalıdır. İzocam olarak, bu sorumluluğu taşımanın bilinciyle hareket etmeye ve Türkiye’nin her köşesinde güvenli yapılar inşa edilmesine katkı sunmaya devam etmekteyiz.
- Yangın Güvenliğinde Yeni Nesil Çözümler kapsamında, son dönemde geliştirmiş olduğunuz ve pazara sunduğunuz ürünleriniz ile öne çıkan hizmetleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?
Mineral yün ürün kategorisindeki İzocam Camyünü ve İzocam Taşyünü ürünlerimiz, ısı ve ses yalıtımının yanında yüksek yangın güvenliği de sağlamaktadır. İzocam Camyünü; binalarda ve endüstride çalışma sıcaklığı 250 ⁰C’ye kadar olan uygulamalarda kullanılabilen hafif, esnek, ekonomik ve yanmaz bir ısı ve ses yalıtım malzemesidir. Çoğunlukla çatı, duvar, tesisat ve ara bölme yalıtımlarında kullanılır. İzocam Taşyünü ise binalarda ısı, ses ve yangın yalıtımı sağlamasının yanında 350 – 650 ⁰C arasındaki yüksek sıcaklıktaki endüstriyel uygulamalarda da kullanılabilmektedir. İzocam Taşyünü ürünler, İzocam Camyünü ürünlere göre daha yüksek sıcaklığa dayanıklı ürünler olduğundan yangın yalıtım çözümlerinde daha yüksek sürelerde yangın dayanımı sağlamaya da yardımcı olmaktadır.
Yangın güvenliğinde öne çıkan İzocam markalı ürünlerimiz hakkında detaylı bilgi vermem gerekirse, örnek olarak farklı kalınlıklarda üretilerek, ara bölme duvarlarda, ısı ve üstün ses yalıtımı sağlayan İzocam Mineral Yün Ara Bölme Levhası ürünümüz A1 sınıfı yanmaz özelliği sayesinde olası yangınlarda zaman kazandırmaktadır. Su itici özellikli ve bir yüzeyi siyah camtülü kaplı olan İzocam Mineral Cephe Levhası ise; giydirme cephe sistemlerinde, cam, granit, mermer, alüminyum, ahşap vb. cephe kaplamalarının arkasında ısı ve ses yalıtımının yanı sıra yangın güvenliği amacıyla kullanılmaktadır. Dış duvarların iç yüzeylerinde, iç bölme ve komşu duvarlarda, merdiven ve asansör boşluklarına bitişik duvarlarda, ahşap karkas yapıların içten giydirilmesinde ses ve ısı yalıtımı amacıyla kullanılan Mineral yün İzocam Kalibel ürünümüz yanmaz bir ürün olarak binaların yangın güvenliğine katkı sağlarken, küf ve nem oluşumuna karşı da duvarları korumaktadır. Sanayi tesislerinde, proses ekipmanlarında, büyük çaplı borularda ısı yalıtımı ve yangın güvenliği amacıyla kullanılan İzocam Taşyünü Sanayi Levhası, TS EN 13501-1’e göre yanmaz malzemeler olan A1 sınıfında bulunmaktadır. İzocam Taşyünü Sanayi Şiltesi ise yanmazlık özelliği sayesinde çok yüksek sıcaklığa sahip yerlerin ısı, ses ve yangın yalıtımını mümkün kılmaktadır. Kaplamasız veya alüminyum folyo kaplı, yüksek birim ağırlıkta taşyününden imal edilen borular olan İzocam Taşyünü Prefabrik Boru da sanayi borularının ısı yalıtımında kullanılmaktadır. EI60, EI90 ve EI120 özellikte yangın kapılarında kullanılan özel taşyünü levha olan İzocam Yangın Kapısı Levhası ise; yangın kapısı imalatı yapan firmalara temin edilmekte ve yangın direnç süresi açısından tek parça halinde kapıya uygulanmaktadır.
Avrupa sandviç panel standardı olan TS EN 14509’a uyumlu olarak üretilen İzocam Tekiz markalı sandviç panel ürünlerimiz de yangına tepki sınıflandırmaları ve yangın dayanımı konusunda sahip oldukları birçok sertifikayla yangın güvenliği konusundaki uzmanlığını belgelemektedir. İzocam Tekiz Taşyünü Yalıtımlı Paneller, Efectis Era Avrasya Test ve Belgelendirme A.Ş. tarafından gerçekleştirilen testler sonucu, bütünlük ve yalıtım kriterlerindeki değerlendirme sonucunda 60 dakika yangın dayanımlı ‘EI60’ ve sağlamış olduğu bütünlük kriterleri ile de ‘E120’ yangın dayanımlı panel sertifikasına sahiptir. İzocam Tekiz Taşyünü Çatı Paneli’nin ise, taşıma, bütünlük ve yalıtım kriterlerinin tümünü başarıyla sağladığı için, 120 dakika yangın dayanımlı ‘REI120’ panel sertifikası bulunmaktadır. Tekiz Sinüs Panel, özellikle spor salonu, AVM ve fabrika gibi alanlarda kullanılmak üzere mineral yün yalıtımlı sandviç panel olarak geliştirilmiştir. Yangına karşı dayanımıyla BROOF (t2) sınıfında yer alan Tekiz Kombi Panel ise uluslararası bir risk ve sigorta yönetimi firması olan FM Global’in bağımsız test kolu tarafından verilen FM sertifikasını almaya hak kazanarak, Türkiye’de üretilen membranlı paneller arasında FM sertifikasına sahip ilk ve tek ürün olmuştur. Bu ürünümüz, özellikle fabrika yatırımı ya da tadilatı gibi önemli sanayi projelerinde tercih edilmektedir.
- Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün segmentasyonuna sahipsiniz?
İzocam olarak bundan 60 sene önce Gebze’de ilk camyünü tesisimizle başlayan yolculuğumuz, bugün 5 farklı tesisimizle gerçekleştirdiğimiz üretimlerle devam etmektedir. Ürün portföyümüzde camyünü, taşyünü, ekstrüde polistiren (Foamboard, Maxiboard), ekspande polistiren (İzopor Plus), kauçuk köpük (Optiflex, İzocamflex), polietilen köpük (İzocam PeFlex) ve İzocam Tekiz markası altında PU, PIR ve taşyünü dolgulu sandviç paneller ile trapez levhalar yer almaktadır.
Geniş ürün yelpazemiz ve her ihtiyaca uygun yalıtım çözümlerimiz ile zeminden, cephe ve çatıya, duvar ve döşemeden tesisata kadar her uygulama alanına uygun nitelikli yalıtım malzemeleri sunmaktayız. Bunların yanı sıra; sanayi tesislerinden gemi sektörüne, termik santrallerden akustik panellere, vagonlardan evlerimizde kullanılan fırınlara, yangın kapılarından güneş kolektörlerine kadar geniş bir alanda ısı, ses yalıtımı ve yangın güvenliği sağlarken diğer üreticilerin imalatlarında gereksinim duydukları yalıtım malzemelerini de üretmekteyiz.
- Projelerde tercih edilen ürün ve hizmetlerinizin, satış ya da uygulama sonrası müşterilerinize sağladığı avantajlar/katma değerler hakkında neler söylemek istersiniz?
İzocam olarak geliştirdiğimiz tüm ürün ve çözümlerimiz, kullanıcılarımıza sadece yalıtım değil aynı zamanda uzun vadeli katma değer sunmaktadır. Enerji verimliliği, ürünlerimizin en önemli ortak özelliklerinden biridir. Doğru yalıtım uygulamaları sayesinde binalarda enerji kayıplarının önüne geçilmekte, ısıl konfor artırılmakta ve bu da hem enerji maliyetlerinde düşüş hem de sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlamaktadır.
Diğer yandan ürünlerimizin sağladığı yüksek akustik performans, yaşam alanlarında ve endüstriyel tesislerde gürültünün azaltılmasına, konforlu ve sağlıklı mekanların oluşturulmasına imkan vermektedir. Bu özellik, özellikle günümüzde artan şehirleşme ve yoğun iş temposu içinde kullanıcılarımız için önemli bir konfor unsuru haline gelmiştir.
Bununla birlikte, ürünlerimiz sahip oldukları yüksek dayanıklılık ve yangın güvenliği ile de binaların yangın ve deprem gibi afetlere karşı güvenliğini artırmakta, olası risklere karşı koruma sağlamaktadır. İzocam olarak geliştirdiğimiz çözümler, küf ve nem oluşumuna karşı da binaları koruyarak yapıların ömrünü uzatmaktadır.
Sonuç olarak, ürünlerimiz yalnızca enerji tasarrufu ve maliyet avantajı sunmakla kalmamakta; akustik konfor, yangın güvenliği ve bina dayanıklılığı açısından da değer yaratmaktadır. Böylece müşterilerimize, daha güvenli, konforlu ve sürdürülebilir yaşam ve çalışma alanları kazandırmaktayız.
- Sektörümüzün gelişimi için büyük bütçeler ayırmaktasınız, emek yoğun AR-GE çalışmalarınız ile ilgili neler söylemek istersiniz? Önümüzdeki dönemde özellikle konuşacağımız yeni ürünlerinizle ya da yeni hizmet modellerinizle ilgili de kısaca bilgi alabilir miyiz?
İzocam olarak, kuruluşumuzun 60’ıncı yılında “Biz Geleceğiz” vizyonumuzu güçlü ürün inovasyonlarımızla pekiştirmekteyiz. Geliştirdiğimiz yeni ürünlerimizle sektörümüze öncülük etmeyi sürdürmekte, hem iç mekânlara hem de endüstriyel tesislere yenilikçi çözümler sunmaktayız.
Yeni ürünlerimizden biri olan “İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası”, estetik tasarımı ile öne çıkarken üstün ses ve ısı yalıtımıyla yaşam alanlarına konfor katmaktadır. A sınıfı yanmazlık özelliği sayesinde yangın güvenliğini de ön planda tutan bu ürünümüz, modern mimarinin ihtiyaçlarına uygun bir çözüm olarak iç mekân standartlarını ileriye taşımaktadır. Mineral yünün doğal ses yutma özelliği sayesinde gürültüyü azaltarak okul ve ofislerde verimli, huzurlu çalışma ve öğrenme ortamları sunmaktadır.
Bir diğer yeni ürünümüz olan “İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru” ise 450°C’ye kadar yüksek sıcaklıklarda dayanım sağlayarak endüstriyel yalıtım ihtiyaçlarına çözüm getirmektedir. Yüksek performanslı ısı ve ses yalıtımı ile çalışan konforunu artıran bu ürünümüz, sanayi boru hatlarında güvenliği ve verimliliği aynı anda sağlamaktadır. Ayrıca A2 sınıfı yangın dayanımı ile güvenlik avantajı sunarken, modüler yapısı sayesinde de montaj süreçlerinde zaman ve iş gücü tasarrufu sağlamaktadır.
İzocam olarak, 60 yıllık deneyimimizden aldığımız güçle sürdürülebilirlik, yenilikçilik ve yüksek performansı merkezine alan Ar-Ge çalışmalarımızı hız kesmeden sürdürmekteyiz. Önümüzdeki dönemde de sektörün gelişimine yön veren, müşteri beklentilerini aşan ürün ve hizmet modelleri geliştirmeye devam edeceğiz.
- Sürdürülebilir Çevre Politikaları ve Yaşanabilir Çevre Stratejileri doğrultusunda, şirket politikanız hakkında neler söylemek istersiniz?
“Bugünlere Yalıtım, Sürdürülebilir Yarınlara Yatırım” anlayışıyla ürettiğimiz yalıtım çözümlerimiz, binalarda ve sanayi tesislerinde enerji tasarrufu sağlayarak nihai kullanımda ciddi ölçüde karbon salımını önlemektedir. Böylece sadece üretim süreçlerimizde değil, ürünlerimizin tüm yaşam döngüsü boyunca çevresel etkiyi azaltmaktayız. Bu katkı, gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakma hedefimize güç katmaktadır.
Ayrıca, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Paris Anlaşması gibi uluslararası anlaşmalara ve ilgili tüm yasa ve yönetmeliklere uyumlu şekilde hareket etmekteyiz. İzocam olarak süreçlerimiz ve ürünlerimizle Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın yedisini doğrudan desteklemekteyiz. Tüm bu çalışmaların temelinde, sadece bugünün değil, yarının dünyasını da sürdürülebilir bir şekilde inşa etme irademiz yatmaktadır. İzocam olarak, sadece sektörümüzde değil, ülkemizde hatta global ölçekte de pozitif etki yaratabileceğimizin inancındayız.
Sürdürülebilirlik anlayışımız yalnızca çevresel etkilerle sınırlı değil. Topluma karşı olan sorumluluğumuzun bilinciyle iş sağlığı ve güvenliği, çalışan memnuniyeti, etik tedarik zinciri yönetimi ve toplumsal projeler önceliklerimiz arasında yer almaktadır. Fırsat eşitliği, çeşitlilik ve kapsayıcılığı destekleyen bir kurum kültürü oluşturmaktayız. Kadın istihdamını artırmaya yönelik özel programlar geliştirerek, çalışanlarımızın refahına yatırım yapmaktayız.
Bu yaklaşımımızı şeffaf bir çerçeveye oturtmak amacıyla, Türkiye yalıtım sektöründe bir ilk olarak 2024 Sürdürülebilirlik Raporumuzu yayımladık. Global Reporting Initiative (GRI) 2021 Evrensel Standardı’na uyumlu olarak hazırlanan bu rapor, çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanındaki performansımızı ortaya koyarken, sürdürülebilirlik vizyonumuzu somut verilerle desteklemektedir. 60. yılımızda “Biz Geleceğiz” mesajımızla birlikte yayımladığımız rapor; enerji verimliliğini kuruluş amacımızın merkezine koyduğumuzun, üretimden ürün geliştirmeye, toplumsal katkılarımızdan kurumsal yönetişim anlayışımıza kadar tüm faaliyetlerimizde sürdürülebilirliği temel ilke edindiğimizin güçlü bir göstergesidir. Gerek ülkemiz gerekse yalıtım sektörümüz için önemli bir katkı olarak gördüğümüz raporumuzu, sürdürülebilirlik yaklaşımımız doğrultusunda her yıl yayımlamayı planlıyoruz. Ulusal ve uluslararası raporlama standartlarını dikkate alarak formatını sürekli güncelleyecek ve paydaşlarımızla şeffaf bir biçimde paylaşacağız.
- Sürdürülebilir odaklı bir marka olarak geri dönüşüm, atık yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?
İzocam olarak sürdürülebilirliği büyüme stratejimizin merkezine koymaktayız. 2050 yılına kadar net sıfır karbon emisyon hedefimizi güçlü bir şekilde vurgulamaktayız. Ayrıca 2030 yılına kadar su tüketimimizi %50 azaltmayı ve geri dönüştürülemeyen atık miktarımızı sıfıra indirmeyi hedefledik. Bu iddialı ama ulaşılabilir hedefler için kaynaklarımızı daha verimli kullanmak, üretim süreçlerimizi karbonsuzlaştırmak, yenilenebilir enerjiye yönelmek, enerji verimliliğimizi artırmak ve döngüsel ekonomi ilkelerini iş süreçlerimize entegre etmek gibi önemli adımlar atmaktayız.
İzocam ürünlerimiz en az yüzde 30 oranında geri dönüştürülmüş malzeme içerirken, camyünü ürünlerinde bu oran yüzde 80’e kadar çıkmaktadır. Döngüsel ekonomi vizyonunu üretim süreçlerimize entegre ederek her bir ürünümüzde çevre dostu ve sağlıklı çözümler sunmayı, karbon ayak izimizi azaltmayı hedeflemekteyiz.
Bu hedeflerimiz doğrultusunda attığımız en önemli adımlardan biri de 2023 yılı sonunda hayata geçirdiğimiz “Zero Waste to Landfill” (Düzenli Depolamaya Sıfır Atık) projesi olmuştur. Türkiye’de yasal bir zorunluluk olmamasına rağmen başlattığımız bu proje ile proses hurdalarının enerji üretiminde kullanılmasına, geri dönüştürülebilir atıkların yeniden ekonomiye kazandırılmasına ve geri dönüştürülemeyen atıkların alternatif sektörlerde enerji kaynağı olarak değerlendirilmesine odaklanmakatyız. Böylece plastik, kağıt, metal, elektronik atıklar, variller ve atık yağları geri dönüşüme gönderirken; kimyasal ve kontamine atıkları enerji üretiminde değerlendirmekteyiz.
Ayrıca 2022’den bu yana uyguladığımız WCM (World Class Manufacturing) vizyonu ile tesislerimizde çevresel etkiyi en aza indiren, enerji tüketimini azaltan ve CO₂ salımını düşüren projeler hayata geçirmekteyiz. Bu sistemle dört üretim tesisimiz “temel seviye rozeti” alarak dünya standartlarında üretim modeliyle uyumlu hale gelmiştir.
İzocam’ın sürdürülebilirlik vizyonu tesis yatırımlarıyla da güçlenmektedir. Tarsus tesisimizde elyaf makinelerinde kompresör verimliliği ve hurda geri kazanım projeleri devam etmektedir. 2024’te başlattığımız ürün tipi ve proses bazlı enerji tüketim hesaplamaları ile de enerji tüketimimizi daha etkin yöneterek; her aşamada izlenebilir ve sürdürülebilir bir enerji yönetimi sağlamaktayız.
Ayrıca, Tarsus Camyünü Tesisimizde fırın üreticileri için ürün sağlayan üretim hattımızın modernizasyonu ile kapasite artışı sağlanmış; dijital operasyon izleme ve yönetim sistemi devreye alınmıştır. Sahadan alınan anlık teknik verilerin işlenmesiyle üretim adımlarının hedeflere ve spesifikasyonlara tam uyumlu yönetilmesi mümkün olmuş, bu da verimlilik, hedeflere uyum ve maliyet azaltımı açısından önemli katkılar getirmiştir.
Camyünü tesisimizde pilot olarak uygulanan bu dijital operasyon izleme ve yönetim sisteminin önümüzdeki dönemde diğer tesislere de aktarılması planlanmaktadır. Böylece operasyonel verimlilik artırılırken, sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda kaynakların daha etkin kullanımı da mümkün olacaktır.
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
Kentsel Dönüşümde Yeni Nesil Yaklaşım: SEGA Yapı Sahada Güven İnşa Ediyor
Yayınlandı
2 hafta önce-
Nisan 21, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Cevdet Tanrıkulu SEGA YAPI İcra Kurulu Başkanı
Küçükçekmece’de Yalı360 ile dikkat çeken SEGA Yapı, 1200 konutluk üretim hacmi
ve insan odaklı proje anlayışıyla kentsel dönüşüm süreçlerini güven, planlama ve
sürdürülebilirlik ekseninde yönetiyor.
SEGA Yapı’nın faaliyet alanı ve projeleri hakkında bilgi verebilir misiniz?
SEGA Yapı kentsel dönüşümü en üst kalitede üreten bir firma anlayışıyla sektörde yer almıştır. Şu an İstanbul’da 5 şantiyeyle 1100 konutu ve yaşam alanlarını üretmek için çalışmaktayız. Projelerimizden Yalı 360’ı anlatayım: Küçükçekmece’nin göl kenarında, 180 derece açı ile göl, peyzaj ve şehir manzarasına sahip konutlar ürettik. Göl kıyısında konumlandırdığımız bu projeye Yalı 360 adını verdik.
Kentsel dönüşüm projelerinde süreç nasıl ilerliyor?
Kat maliklerinin çoğunluğunun talebi ve resmi onayı doğrultusunda yetkili kurumlar tarafından risk raporu alınarak, riskli görüldüğü taktirde devlet kurumlarının onayıyla eski binalar yıkılır. Resmi kurumlar tarafından onaylanmış proje, inşaat yönetmeliğine göre üretilerek hak sahiplerine teslim edilir.
Devam eden projeleriniz ve üretim kapasiteniz hakkında bilgi verir misiniz?
Şu an İstanbul Avrupa Yakasında 5 proje ve 1100 daire ile üretime devam etmekteyiz. 1+1’den 4+1’e kadar daire ve sınırlı sayıda şehir villaları üretmekteyiz. Metro Park’ta 297 konut 44 ticari alan, toplamda 341 bağımsız bölümden oluşmaktadır. Projemiz İstanbul E-5 Karayolu ve metrobüs istasyonuna 100 m yakınlıktadır.
Bölgenin geleceği ve lokasyon seçimi konusunda neler söylersiniz?
Her bölgenin kendi dinamiği vardır. Küçükçekmece bölgesi ulaşım lokasyonu yönünden; çevre yolu, Metrobüs, Marmaray, Yüksek hızlı tren ve Kuzey Marmara Otoyoluna bağlantısıyla öne çıkmaktadır. Sınırları içindeki Küçükçekmece Gölü ve yapılması planlanan Kanal İstanbul hattıyla yatırımcılar tarafından da ilgi görmektedir.
Anladığımız kadarıyla sektöre güven veren bir marka olmak istiyorsunuz…
Evet kesinlikle SEGA Yapı bölgesinde standartların üzerinde projeler üreterek adından sıkça söz ettirmeyi başarmış bir inşaat firmasıdır. Firmamız sadece bugün için değil geleceği de düşünerek projeler inşaa etmektedir.
Finansal yapı ve ekip organizasyonunuz hakkında bilgi verir misiniz?
Şirketimiz, başlamayı planladığı projede inşaat ve teknik şartları alanında uzman kişilerle değerlendirip bütçe ve inşaat sürecini hesaplamaktadır. Şirketimizin alanında uzman Mühendis, Mimar ve teknik ekibimiz ile süreci yönetmekteyiz.
Projeler tamamlandıktan sonra müşterilerle ilişkiniz devam ediyor mu?
Evet, kesinlikle devam ediyor. Kanuni zorunluluklarımızın süresine bakmaksızın maliklerimizle iletişimdeyiz.
SEGA Yapı’nın büyüme stratejisi nedir?
SEGA Yapı sektörde yaptığı başarılı işlerle katma değerli projeleriyle sürdürülebilir yaşam alanları sunarak standartların üstünde kalite anlayışıyla büyüyerek bölgenin arz ve talep ihtiyacını en üst seviyede karşılamayı amaç edinmiş bir firmadır.
Yabancı yatırımcı ilgisi nasıl?
Evet, yabancı yatırımcıların ilgisini çekmektedir. Projelerimizin bulunduğu lokasyon ve sunduğu yaşam standartları doğrultusunda bölgenin artan değer algısından dolayı talep görmektedir.
Önümüzdeki dönem için yeni projeleriniz var mı?
Evet, sürekli gelişen ve doğru projeleri almayı hedefleyen bir firmayız. 2027 ve daha sonraki yıllarda yapacağımız projelerimiz için yeni malik adaylarımızla karşılıklı olarak imzalarımızı atmış bulunmaktayız.
GENEL
Warmhaus’tan 2026 Vizyonu: Sürdürülebilir Teknoloji ve Akıllı Isıtma Çözümleri
Yayınlandı
2 hafta önce-
Nisan 21, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
WARMHAUS Genel Müdürü Şebnem Güner
Yeni genel müdürlük döneminde büyüme ve dönüşüm hedeflerini netleştiren Warmhaus, enerji verimli ürünler, H2 Ready teknolojisi ve dijital çözümleriyle iklimlendirme sektöründe güçlü bir gelecek inşa ediyor.
- Geçen yılın sonlarına doğru şirketinizde bir üst yönetim organizasyon değişikliği olarak genel müdür olarak atandınız. Öncelikle sizi yeni pozisyonunuzdan dolayı tebrik eder, başarılar dileriz. Warmhaus için 2026 yılında gerçekleştirmeyi planladığınız çalışmalar konusunda sizden bilgi alabilir miyiz?
Öncelikle güzel temennileriniz için teşekkür ederim. Warmhaus’ta uzun yıllar Finans ve Mali İşler alanlarında sürdürdüğüm görevlerimin ardından, Ekim 2025 itibarıyla Genel Müdürlük görevini devraldım. Warmhaus’un inovatif ve teknolojik çözümler yaratarak ürettiği faydayı maksimum değerlere taşımak ve sektörüne liderlik etme hedefi doğrultusunda oluşturduğu vizyonuna katkı sağlayacak projeler gündemimizde yer alıyor. Ekibimiz ile birlikte stratejilerimizi vizyonumuza katkı sağlayacak projeler üzerine oluşturuyoruz. Bu yılın yurtiçi pazarlarda yeni açıklanan konut projeleri ile birlikte hareketli bir yıl olacağını düşünüyoruz. Projelerde sunduğumuz çözüm odaklı yaklaşımız ve ürünlerimiz ile projelerin içinde aktif olarak yer almayı hedefliyoruz. Doğal gazın yeni ulaştığı yerleşimlerde, yetkili satıcı ve servis ağımızı güçlendirmek için çalışmalarımız sürüyor. Yurtdışı pazarlar için elektrikli kombi projemiz sürüyor. Ayrıca yılın son çeyreğinde ısı pompasını ürün gamımıza eklemeyi planlıyoruz.
2. Çevre dostu ve enerji verimli teknolojiler, iklimlendirme sektöründe artık temel bir gereklilik haline geldi. Ürünlerinizin çalışma prensipleri, enerji performansı ve sürdürülebilirlik yaklaşımı açısından hangi yenilikçi çözümleri sunduğunu anlatabilir misiniz?
Ürünlerimizin geliştirme ve çalışma prensiplerinin temelinde üç ana unsur yer alıyor: Çevreye duyarlılık, yüksek enerji verimliliği ve kullanıcıya sağlanan maksimum tasarruf. Tüm Ar-Ge ve üretim süreçlerimizi bu üç öncelik doğrultusunda şekillendiriyoruz.
Bu yaklaşımımızın somut çıktılarından biri olan Gaz Adaptif Sistemli kombilerimiz, yakıt tüketimini optimize ederek enerji kullanımını minimum seviyede tutuyor. Bununla birlikte, ürünlerimizde kullanılan gelişmiş izolasyon teknolojileri sayesinde ısı kaybı en aza indiriliyor; böylece hem gereksiz enerji tüketiminin hem de çevresel etkinin önüne geçiliyor.
Ayrıca kombilerimizin NOx Sınıf 6 seviyesinde olması, düşük emisyon değerleriyle çevre dostu bir performans sunmamıza olanak tanıyor. Ürünlerimizde tercih ettiğimiz yüksek kaliteli komponentler ise cihazların uzun ömürlü olmasını sağlayarak kaynak kullanımını azaltıyor ve dolaylı olarak karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sunuyor.
Bunların yanı sıra en son Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında önemli bir adım atarak H2 Ready Sertifikası aldık. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz kombilerimiz, doğal gazla birlikte yüzde 20 oranında hidrojen kullanımına uyumlu olacak şekilde tasarlandı. Bu da geleceğin enerji dönüşümüne bugünden hazır olduğumuzu gösteriyor.
Yakın zamanda üretimine başladığımız yeni nesil eşanjör tasarımımız da sürdürülebilirlik yaklaşımımızın önemli bir parçası. Bu yenilikçi tasarım ile enerji verimliliğini artırmayı, karbon salımını azaltmayı ve kullanıcılarımıza daha uzun ömürlü, yüksek performanslı çözümler sunmayı hedefliyoruz.
Ürünlerimizin en verimli şekilde kullanılmasını destekleyen dijital çözümler de geliştiriyoruz. Bu alandaki öne çıkan uygulamalarımızdan biri olan RecoWa, Wi-Fi Akıllı Oda Termostatı ile entegre çalışarak enerji tüketimini optimize ediyor. Mobil uygulama üzerinden kullanıcıların yaşam alışkanlıklarına göre ısıtma sistemlerini yönetebilmesine olanak tanıyan RecoWa, daha düşük enerji tüketimi ve daha az karbon salımı ile sürdürülebilir bir kullanım deneyimi sunuyor.
3. Projelerde tercih edilen ürün ve hizmetleriniz; yatırımcı, proje geliştirici ve son kullanıcı açısından ne gibi avantajlar sağlıyor?
Enerji tasarrufu, işletme maliyetleri, uzun ömürlülük ve konfor kriterleri açısından yarattığınız katma değeri nasıl tanımlarsınız?
Projelerde kendimizi sadece bir ürün tedarikçisi olarak değil bir çözüm ortağı olarak görüyoruz. Uzman kadromuz ile birlikte projeyi oluşturanlar ile tüm süreçte yer alarak söz konusu proje için en doğru ve en uygun maliyetli ürünü seçmek için çalışıyoruz. Konut projelerine, proje ve inşaat firmalarına çok hızlı ve efektif çözümler sunabiliyoruz. Ürünlerimiz özelinde değerlendirdiğim zaman; duvar tipi çelik eşanjörlü premix yoğuşmalı kazan serimiz kolay kurulumu, yüksek performansı, tasarruflu ve uzun ömürlü olması gibi öne çıkan özellikleri ile konut, üniversite, okul, lojman ve otel gibi büyük projeler tarafından tercih ediliyor. Hızlı ısı yayılımı sağlayan panel radyatörlerimiz yüksek korozyon direnci ve dayanıklı yapısı ile uzun ömürlü kullanım sağlıyor. Panel radyatördeki farklı çeşitlerimiz mekanlara aynı zaman estetik ve konfor da sunuyor. Doğru projelendirilmiş bir panel radyatör sistemi kombi ile birlikte maksimum verim sağlayabiliyor.
Kombi ve duvar tipi yoğuşmalı kazan ürün gamımızda farklı kapasite seçenekleri var. Bunların hepsinin ortak noktası maksimum verim, düşük gaz tüketimi, kolay kurulum kompakt ve aynı zamanda şık tasarımlara sahip olması. Son kullanıcı açısından tüm bunlar tasarrufa ve konfora dönüşürken, projeciler tarafından da düşük merkezi sistem alt yapı maliyeti sağlıyor.
4. Türkiye iklimlendirme pazarındaki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Pazar payı, segment odakları ve bölgesel yaygınlık açısından güçlü yönleriniz nelerdir?
Önümüzdeki döneme ilişkin büyüme ve yatırım hedeflerinizi de paylaşır mısınız?
Warmhaus iklimlendirme sektöründeki yolculuğuna 1996 yılında panel radyatör üretimi ile başladı. Şirketimiz 2016 yılının Eylül ayında kombi üretimine başladı. Cihaz tarafında nispeten genç bir marka olsak da ısıtma sektöründe 30 yıllık bir geçmişe sahibiz. Sektörümüzde hızla yaygınlaşan ve büyüyen bir marka olarak hedefimiz hiçbir zaman yalnızca üretmek olmadı. Her zaman odağımızda fark yaratan inovatif ürünler geliştirerek sektörümüze yön vermek yer aldı. Nitekim bu kapsamda da Gaz Adaptif Sistemli kombi, kendi kapasitesinde dünyanın en küçük kombisi gibi örneklerini verebileceğim pek çok ilki de sektörümüze kazandırdık. Ürünlerimizin ülkemizdeki yaygınlığını ise en iyi şu cümle ile ifade edebilirim; Türkiye’de radyatör kullanılan her 5 evden birini Warmhaus fabrikasında ürettiğimiz ürünler ısıtıyor. Kombi üretiminde her zaman kalite odaklı çalıştık. Tüketicilerin ısınma ihtiyacını tasarruf ederek karşılamasını sağlamak için özellik ve kalitesi ile üst segment olan ürünlerimizi, orta segment fiyatına satıyoruz.
2023 yılının sonlarına doğru TEKNOSAB’daki yeni üretim tesisimize taşınmıştık. Üretim tesisi anlamında uzun vadede yeni bir yatırım planlamıyoruz. Kısa vadeli iş hedeflerimiz arasında soğutma kanalına girmek yer alıyor. Ayrıca üretim tesisimiz bünyesinde bir Ar-Ge Merkezi açmayı planlıyoruz. Yurtiçi pazarlarda, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde doğal gaz altyapısının yeni devreye alındığı yerleşimlerde büyüme potansiyelini yakından takip ediyoruz. Bu bölgelerde artan talebe hızlı ve etkin şekilde yanıt verebilmek adına yetkili satıcı ve servis ağımızı stratejik olarak genişletmeye ve güçlendirmeye yönelik yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.
Yurtdışında ise yeni pazarlara açılmak ve mevcut pazarlardaki konumumuzu daha da sağlamlaştırmak 2026 yılı öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Global ölçekte rekabet gücümüzü artıracak adımlar atarken, sürdürülebilir büyüme stratejimiz doğrultusunda ilerlemeye devam ediyoruz.
5. AR-GE yatırımlarınızın sektörel gelişime katkısı hakkında neler söylemek istersiniz? Özellikle dijitalleşme, akıllı sistem entegrasyonları ve yüksek verimlilik odağında yürüttüğünüz çalışmalar nelerdir?
Yakın vadede piyasaya sunmayı planladığınız yeni ürün veya hizmet modelleri hakkında ipuçları verebilir misiniz?
Her yaşam alanı için kaliteli, güvenilir ve fark yaratan çözümler bulmak için çalışıyoruz. Pek çok farklı yaşam alanı var. Kullanıcıların yaşam tarzları ihtiyaçları da farklılık gösteriyor. İklimlendirme sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olarak bu değişimi yakalayabilmeniz, ihtiyaçlara çözüm üretebilmeniz için yenilikçi bir bakış açısına sahip olmanız, yeni yaşam standartlarına uygun teknolojik ve dijital çözümler sunmanız gerekiyor. Ayrıca 40’tan fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. Farklı coğrafyaların ihtiyaçlarına cevap verebilecek esneklikte olmaz iseniz rekabet edemezsiniz. Biz tüm bu bahsettiğim konularda avantajlı konumdayız. Çünkü çevik ve dinamik bir Ar-Ge ekibimiz var. Üretim altyapımız ve teknolojik gücümüz sayesinde ürünlerimizin donanım ve yazılımlarını ihtiyaçlara göre hızlı şekilde uyarlayabiliyoruz. Ar-Ge tarafında geliştirdiğimiz ürünlerde ve ürünlerimizde kullandığımız teknolojilerde enerji ve su gibi kaynakların verimli kullanımını sağlamak, kullanıcıya tasarruf sağlayabilmek ve tabi çevreye zarar vermeyecek ürünlerin geliştirilmesi öncelikli konularımız arasında olarak yer alıyor. Ürünlerimizin en verimli şekilde kullanılabilmesi için dijital trendler doğrultusunda çözümler sunuyoruz. Kullanıcıya kolaylık ve konfor sağlayacak mobil cihazlar için özel uygulamalar geliştiriyoruz.
2026 yılında da yeni ürün ve hizmetler için Ar-Ge Bölümümüz ile çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bunlara birkaç örnek vermem gerekirse; Mart ayında hali hazırda yurtdışı pazarlar için ürettiğimiz yeni nesil pnömatik kombi Glowa’yı yurtiçi pazarlara da sunduk. Yeni endüstriyel yüz tasarımı, yüksek verim, akıllı modülasyon ve XL seviyesinde sıcak su performansı Glowa’nın öne çıkan özellikleri arasında yer alıyor. Glowa’nın geniş modülasyon özelliği ise kombinin kapasitesinin ihtiyaca göre ayarlanmasına ve bu sayede hem gaz hem de elektrik enerjisinden tasarruf edilmesine olanak veriyor. İlk etapta 24 kW ısıtma kapasitesi ile piyasaya sunduğumuz ürünümüzün ilerleyen dönemde farklı kapasite seçeneklerini de satışa sunmayı planlıyoruz. Diğer bir projemiz ise yüksek kapasiteli şofben. Mevcut 12 litre kapasiteli modelimize ek olarak, 14 litre kapasiteli yeni bir şofben üzerinde çalışmalarımız devam ediyor.
Çok kısa bir süre önce, kombinin adeta kalbi olarak nitelendirilen eşanjörün üretimine başladık. Sektörümüzde büyük ölçüde ithal edilen bu kritik bileşeni kendi bünyemizde üretebilmek adına teknolojik altyapımıza önemli ve stratejik bir yatırım gerçekleştirdik.Bu seviyede kritik bir parçanın üretimi için Ar-Ge ekibimizle birlikte uzun, titiz ve çok aşamalı bir hazırlık süreci yürüttük. Tasarım, mühendislik analizleri, numune üretimleri ve kapsamlı test süreçlerinin başarıyla tamamlanmasının ardından seri üretime geçtik. Geliştirdiğimiz yeni nesil eşanjör tasarımı sayesinde cihazlarımızda yüzde 98’e varan verimlilik seviyesine ulaştık. Bu başarı, hem mühendislik yetkinliğimizin hem de üretim kabiliyetlerimizin geldiği noktayı açıkça ortaya koyuyor. Yüzde yüz yerli sermaye ile üretim yapan bir firma olarak, böylesine kritik bir bileşeni yerli imkanlarla üretmenin ülke ekonomisine sağladığı katkı ise bizim için ayrı bir gurur kaynağıdır.
6. İklimlendirme sistemlerinde satış sonrası hizmetlerin rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Servis ağı, teknik destek, bakım sözleşmeleri ve müşteri deneyimi süreçleri açısından sunduğunuz hizmetler markanızın güvenilirliğine nasıl katkı sağlıyor?
Panel radyatör, kombi ve kazan gibi ürünler uzun ömürlü yapıları gereği kullanıcı konforu ve enerji verimliliği üzerinde doğrudan belirleyici rol oynar. Bu nedenle müşteri deneyimi açısından satış sonrası hizmetlerin kalitesi, en az ürünün teknik performansı kadar kritik bir unsurdur. Warmhaus olarak en kaliteli malzemeler ile en güvenli, kullanıcının maksimum verimi alacağı ve uzun ömürlü ürünler üretmek için çalışıyoruz. Verimlilik anlayışımız sadece ürün ile kısıtlı değil. Satış sonrası hizmetler, teknik servis gibi tüm süreçlerin verimliliği de bizim için çok önemli. Türkiye’de, 186 yetkili servis noktamız ile faaliyet gösteriyoruz. Yetkili servislerimiz düzenli olarak teorik ve sahada ihtiyaç duyacakları konularda eğitim veriyoruz. Bu eğitimlerle servislerin bilgi birikimlerini pekiştirmeyi ve satış sonrası hizmet süreçlerinde kaliteyi artırmayı hedefliyoruz. Hiç şüphesiz ki güçlü bir servis organizasyonu markaya olan güven ve sadakatin inşa edilmesinde en önemli unsurlardandır. Bu bilinçle, satış sonrası hizmetlerimizi stratejik bir değer alanı olarak konumlandırmaya devam ediyoruz.
7. Üretim süreçlerinizden ürünlerin kullanım ömrüne kadar uzanan çevresel etki perspektifinde sürdürülebilirlik yaklaşımınızı nasıl şekillendiriyorsunuz?
Yenilenebilir enerji kullanımı, karbon ayak izi azaltım hedefleri ve döngüsel ekonomi uygulamaları konusunda şirketinizin vizyonunu paylaşır mısınız?
Özellikle küresel iklim krizi, enerji kaynaklarının kullanımı ve enerji güvenliği gibi konular, daha verimli ve farklı enerji türleri ile çalışabilen yeni ürünlere ciddi bir talep oluşturdu. Gerçekleştirdiğimiz tüketici ve Pazar araştırmalarımızda da enerji ve su gibi önemli kaynakların sorumlu kullanımı konusunda farkındalığın arttığını gördük. İklimlendirme sektöründe faaliyet gösteren bir marka olarak, bu dönüşümün bir parçası olmanın ötesinde, yön verici aktörlerinden biri olmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda sürdürülebilirlik yaklaşımımızı; ürün geliştirmeden üretim süreçlerine, satış sonrası hizmetlerden dijital çözümlere kadar tüm değer zincirimizi kapsayacak şekilde bütüncül bir yapıda ele alıyoruz. Markamızın geliştirdiği ürünlerde ve kullandığı teknolojilerde kaynakların verimli kullanımı önemli özelliklerinin başında geliyor. Kaynakların en verimli şekilde kullanılmasını sağlayan çevreci ürünler geliştiriyoruz. Sadece ürün verimliliği değil aynı zamanda kullanıcılarımıza sunduğumuz satış sonrası hizmetler, dijital uygulamalar gibi tüm süreçleri verimli şekilde inşa etmeye çalışıyoruz.
Üretim süreçlerimizde de sürdürülebilir üretim bizim için çok önemli bir konu. Fabrikamızdaki hatlarımızdaki otomasyon kontrolü ile verimliliğimizi artırarak enerji kullanımını düşüyoruz. Tesis alt yapımızda aynı zamanda enerji verimliğini sağlayan yüksek enerji sınıfına sahip elektrik motorları ve modülasyonlu pompa sistemleri kullanıyoruz. Ters ozmoz sistemimizde oluşan atık suyun geri kazanımına yönelik de iyileştirme çalışması yürütüyoruz. Bu uygulama ile proses suyu tekrar sisteme kazandırılarak bu sayede yıllık yaklaşık 2.250 m³ su tasarrufu sağlanarak doğal kaynak tüketimi azaltılacaktır. Önümüzdeki dönemde de yenilenebilir enerji ile uyumlu ürün portföyümüzü genişleterek, karbon ayak izimizi azaltan ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen çözümler geliştirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.
RÖPORTAJ
Global Bilgi, Yerel Uzmanlık: Doka’nın Proje Yönetim Modeli
Yayınlandı
2 hafta önce-
Nisan 21, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
DOKA TÜRKİYE Genel Müdürü Can Ali GÜVEN
Onlarca yıllık global deneyimini Türkiye’nin saha gerçekliğiyle birleştiren Doka, mühendislik odaklı ekip yapısı ve esnek çözüm üretme kapasitesiyle altyapı ve üstyapı projelerinde fark yaratıyor.
- “Müşteriyi Tam Dikkatle Dinlemek” — Bu Yaklaşım Sahadaki Projelere Nasıl Yansıyor?
Projeler genellikle müşteriden gelen belirli bir çözüm talebiyle başlar. Önce dinleriz. Ancak talebi olduğu gibi kabul etmekle kalmayız; kendi tecrübemizi de ekleyerek, “Bu çözüm mümkün; ancak şu noktalarda şu alternatif daha verimli olabilir” şeklinde geri bildirimde bulunuruz. Çoğu durumda bu yaklaşım, müşterinin ilk talebinin evrilmesini sağlar.
Doka’nın onlarca yıllık deneyimi, her projeyle büyüyen ve sistematik olarak arşivlenen güçlü bir bilgi birikimine dayanır. Avusturya’daki uzmanlık merkezlerimizde; baraj, köprü, enerji, yüksek yapı, tünel ve ulaşım projeleri için ayrı uzman ekipler bulunmaktadır. Ülkelerde uygulanan tüm çözümler Doka’nın bilgi havuzuna aktarılır. Bu sayede herhangi bir Doka organizasyonuyla çalışmak, yalnızca o ülkenin değil, tüm global ağın uzmanlığından faydalanmak anlamına gelir.
- Türkiye’de Farklı Bir Yaklaşım: Yerel Dinamikleri Anlamak
Global projeler ile Türkiye’deki projeleri karşılaştırdığımızda, inşaat ve yapı kültürümüzden kaynaklı olarak kalıp-iskele çözümlerinde önemli farklılıklar görüyoruz. Bunu doğru yönetebilmek için satış, teknik ve saha ekiplerimizi tamamen inşaat mühendisliği altyapısına ve saha tecrübesine sahip profesyonellerden oluşturuyoruz. Böylece müşteri taleplerini kelime kelime değil, teknik bağlamıyla anlayabiliyoruz.
Alışkanlıklar ve yerel beklentiler belirleyicidir. Her bölgenin kendine özgü uygulama refleksleri vardır. Bizim avantajımız, global bilgiyi yerel uzmanlıkla birleştirebilmemizdir. Başarı, bu iki unsuru doğru entegre etmeye bağlıdır.
- 1868’den Bugüne: Bir Aile Şirketi Yönetim Felsefesi
Doka’nın kökeni, aile şirketi olarak marangozluğa dayanır. Şirketin temelleri bir marangoz atölyesinde atılmış, aile tarafından elde edilen gelir sürekli olarak işe yeniden yatırılmıştır. Kalıp üretimiyle başlayan süreç, bu alandaki uzmanlığı artıran yatırımlarla devam etmiş ve Doka zamanla global ölçekte büyümüştür.
Bu “işe gönülden sahip çıkma” kültürü, bilgi birikiminin korunması ve geliştirilmesiyle birleştiğinde güçlü bir yapı oluşturur. Elde edilen uzmanlık sistematik olarak korunur, sürekli geliştirilir ve gelecek nesillere aktarılır.
- “Dünyaya Müşterinin Gözünden Bakmak”: Altyapı Projelerinde Avantaj
İş yaklaşımımızdaki en kritik nokta, dünyaya müşterinin gözünden bakabilmektir. Bu da o sektörü gerçekten yaşamış insanlarla çalışmayı gerektirir. Satış ve teknik ofis ekiplerimizin tamamı inşaat mühendisliği altyapısına ve saha deneyimine sahip profesyonellerden oluşur.
İnşaat sektörünün kendine özgü hızlı bir temposu vardır. Şantiye programı katıdır ve kesintisiz ilerlemek zorundadır. Bu sistem içinde kendi dinamiklerimizi bozmadan çözüm üretebilmek şirketimizin temel hedeflerinden biridir.
Bu nedenle Doka’nın en güçlü olduğu alanlardan biri, bu tempoya ayak uydurmayı sağlayan hızlı ve yüksek hacimli mühendislik çözümü üretme kapasitesidir. Beklenmeyen revizyonlar olur ve kısa sürede yeni çözümler geliştirilmesi gerekir. Yerel ofisin kapasitesinin yetersiz kaldığı durumlarda global mühendislik ağımızı devreye alırız. Farklı ülkelerdeki teknik ofislerle iletişime geçerek geçici proje ekipleri oluştururuz. Mühendisler belirli sürelerle projeye destek verir; çoğu zaman fiziksel olarak sahada bulunmaları gerekmez, online araçlarla entegre olabilirler. Bu sayede beklenmeyen durumlarda şantiyenin kesintisiz devamı sağlanır.
- İdeal Çözüm Kriterleri: Zaman, Bütçe, Güvenli Uygulama
İdeal çözüm; zamanında, uygun bütçeyle ve güvenli şekilde uygulanabilen çözümdür. İlk bakışta yatırım maliyetimizin rakiplerimize göre daha yüksek olduğu düşünülebilir; ancak proje bütünsel olarak değerlendirildiğinde tablo değişir. Malzemelerin uzun ömürlü olması, kalıp yatırımının proje amortisman maliyetini düşürür.
Sahaya kalıp eğitmenleriyle destek verdiğimizde ve dijital planlamayı kalıp sistemleriyle entegre ettiğimizde projeyi daha erken tamamlamak mümkün olur. Projenin planlanandan erken bitirilmesinin ekonomik faydası, kalıp maliyetine kıyasla çok daha büyüktür: daha az işçi, daha düşük çalışma süresi maliyeti, daha az makine maliyeti, daha erken işletmeye alma ve daha düşük finansman maliyetleri.
- Pazar Dinamikleri: Maliyet Rekabeti ve Portföy Optimizasyonu
Bu pazarın temel başlığı maliyet etkinliğidir. Düşük kaliteli ürünlerin yoğun olduğu bir ortamda, sürekli kendimizi optimize ediyor ve ortalama piyasa fiyatlarından sapmamaya çalışıyoruz. Fiyat politikamız; hammadde ve üretim verimliliğini artırarak ürün kalitesini korurken, Türk müşterilerimize piyasa bütçesine uygun ürünler sunmaktır.
Bu nedenle şirketimizin her pazara ve farklı segmentlere uyarlanabilen geniş bir kataloğu bulunmaktadır. Bu portföyü bölgenin ihtiyaçlarına ve rekabet koşullarına göre uyarlamazsanız, o pazarda sürdürülebilir olmak zorlaşır. Bizim yaklaşımımız bu dengeyi doğru kurmaya dayanır.
- Büyük Projelerde Rekabet Avantajı: Tırmanır Kalıp Sistemleri
Yüksek yapı projelerinde en kritik çözüm tırmanır kalıp sistemleridir. Bu tür projelerde iş programı doğrudan kule tamamlanma süresiyle ilişkilidir. En kritik faktör, kat döngüsünün hızlı ve güvenli ilerlemesidir. Beton dökümü, dayanım kazanımı ve sistemin bir üst kata tırmanabilmesi, projenin genel hızını belirler.
Doka’nın bu alandaki portföyü geniş ve güçlüdür. Yüksek yapılarda bu tür çözümler için projeye özel çalışma gereklidir. Yapının duvar ölçüleri, çekirdek yapısı, rüzgâr yükleri ve inşaat metodolojisi birlikte değerlendirilerek doğru kalıp sistemi uygulanır.
Bu seviyede tırmanma sürecini hızlandırmak için kalıp sistemlerimize sensörler entegre ediyoruz. Bu sensörler beton yüzey sıcaklığını ölçer ve anlık dayanım hesapları yapar. Fark şu: ölçüm laboratuvar numunelerinde değil, sahada yapılır. Veriler gerçek uygulama koşullarında toplanır. Bu da daha hassas ve hızlı karar almayı sağlar.
Sensör ünitesindeki SIM kart, gerekli dayanım sağlandığında saha yöneticilerine otomatik SMS ve e-posta gönderir: “Gerekli dayanım sağlandı, kalıp alınabilir.” Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası projesi, bu uygulamanın kullanıldığı ve kalıp tırmanma sürelerinin ciddi şekilde optimize edildiği bir projedir.
Doka’nın bu projeye özel çözümlerde sunduğu hizmetlerin benzersiz olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Geniş ürün gamımız ve mühendislik tecrübemizle projeye en uygun çözümü oluşturma konusunda dünyadaki en etkili desteği sağlıyoruz. Bunun kanıtı, dünya genelinde birçok ikonik yüksek yapıda Doka imzasının bulunmasıdır. Türkiye’de ise 100’den fazla yüksek yapıya çözüm sunduk.
- En Çok Talep Gören Sistemler ve Dönemsel Değişimler
Sektör dönemsel olarak farklı alanlara yönelebilir. Yoğun altyapı projelerinin olduğu dönemlerde ağır yük iskele sistemlerinin, yüksek yapı projelerinin yoğun olduğu dönemlerde ise hidrolik tırmanır sistemlerin daha fazla kullanıldığını söyleyebilirim.
Son dönemde yüksek faiz ortamında büyük ölçekli özel yatırımlar azalmış, kamu yatırımları ise stratejik projelerle sınırlı kalmıştır. Bu dönemlerde konut projeleri öne çıkar. Dolayısıyla konut projelerine yönelik hafif sistemlerin ağırlığının arttığını söylemek yanlış olmaz.
Diğer yandan enerji sektöründe ciddi bir tasarım ve planlama süreci yürütülüyor; bu projeler sahaya indiğinde enerji yapıları için özel çözümler yeniden ön plana çıkacaktır.
Bizim avantajımız tek bir segmente bağlı olmamamızdır. Konut, yüksek yapı, altyapı, köprü, enerji, endüstriyel tesisler—her proje tipine çözüm üretebiliyoruz. Dönemin öne çıkardığı yatırım alanı, portföyümüzde doğal olarak daha görünür hale gelir. Belirli bir proje tipine bağımlı değiliz; piyasa yönüne göre esneyebilen bir yapıya sahibiz. Bu esneklik, geniş ürün portföyümüz ve çeşitli mühendislik altyapımızın sonucudur.
- Sürdürülebilirlik: Güncel Pazar Etkisi
Doka için Net Zero girişimimiz, işimizi geleceğe taşımayı hedefleyen stratejik bir çerçevedir. Pazarın nasıl değiştiğini açıkça görüyoruz. Büyük uluslararası inşaat firmaları kendi karbon azaltım hedeflerini belirlemiş durumda ve tedarikçilerden giderek daha fazla emisyon verisi ve somut azaltım planları talep ediyorlar. Bu durum, sektörümüzde bilinçli ve sürdürülebilir şekilde liderlik üstlenme kararlılığımızı güçlendiriyor.
Son Yazılar
- Her zevke hitap eden zarif ve fonksiyonel tasarımlar SEREL Nita Serisi’nde buluşuyor Mayıs 5, 2026
- GROHE SPA, En Yeni Koleksiyonuyla Türkiye’de Lüksün Tanımını Yeniden Yapıyor Mayıs 5, 2026
- Systemair Türkiye’nin yeni genel müdürü Derya Çuha oldu Mayıs 4, 2026
- Baymak Çağrı Merkezi, Müşteri Deneyimi Standardını Yükseltiyor Mayıs 4, 2026
- Masdaf’ın referans kitabı Santrifüj Pompalar ve Pompa Tesisatları beşinci baskısıyla sektörle buluştu Mayıs 4, 2026
- Geberit’ten kentsel dönüşümde altyapıdan banyoya bütüncül çözümler Mayıs 4, 2026
- Filli Boya, Sahalara İnerek “Hayata 1 Renk Neşe” Katmaya Devam Ediyor Mayıs 4, 2026
- GELECEĞİN CEPHE ÇÖZÜMLERİ ZAK WORLD OF FACADES 2026’DA! Nisan 30, 2026
- DemirDöküm stratejik iş ortaklarıyla 2026 hedeflerine odaklandı Nisan 30, 2026
- GYODER 20’nci zirvesinde sektörü bir kez daha buluşturdu Nisan 30, 2026
- Vaillant Türkiye, 2026’nın İlk İletişim Kurulu Toplantısı’nda İş Ortaklarıyla Stratejik Hedeflerini Paylaştı Nisan 30, 2026
- Sertel Grup Lojistik, Araç Filosunu 153 Adet Mercedes-Benz Actros ve Atego ile Genişletti Nisan 30, 2026
- OYAK Çimento’nun Küresel Başarısı: WCA’dan İSG ve İklim Eylemi Kategorilerinde İki Ödül Nisan 30, 2026
- TÜRKİYE ÇİMENTO SEKTÖRÜ DÜŞÜK KARBON DÖNÜŞÜMÜNÜ HIZLANDIRIYOR Nisan 30, 2026
- İmar Davalarında Yeni Dönem Nisan 30, 2026
Trendler
GENEL2 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL1 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak










