“Islak hacimler bir inşaat değil, artık bir ürün” - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

“Islak hacimler bir inşaat değil, artık bir ürün”

Yayınlandı

-

Modüler banyo podu ‘Erawet’ teknolojik bir inşaat çözümü sunuyor

Yapı sektöründeki 50 yıllık deneyimiyle Consera tarafından endüstri standartlarına uygun şekilde fabrikada üretilen modüler ıslak hacim markası ‘Erawet’, düzenlenen lansmanla tanıtıldı. Yalın üretim süreçleri ve minimum malzeme israfıyla hız ve maliyet avantajı sunan marka, sürdürülebilir prensiplerle üretiliyor.  Banyo podları; konut, otel, okul, yurt, hastane gibi farklı yapılara kolayca entegre edilebiliyor. 

Yenilikçi ve teknolojik bir inşaat çözümü olarak dikkat çeken Erawet, “Islak hacimler bir inşaat değil, artık bir ürün” mottosuyla müteahhitlerden mimarlara ve proje yönetim firmalarına özel bir çözüm sunuyor. Consera Kurucusu ve Türk Yapısal Çelik Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Melih Şimşek, “Erawet, optimize edilmiş üretim süreçleri ve minimum malzeme israfıyla maliyet avantajı sunuyor. Yapılardaki en hassas alan olan ıslak hacimleri endüstriyel ürüne dönüştüren markamız, modüler üretim teknikleriyle şantiye sürecini hızlandırıyor ve projelerin daha hızlı tamamlanarak yatırımların geri dönüş süresinin kısaltılmasını sağlıyor.” diyor.

Modüler banyo podu ‘Erawet’, düzenlenen lansmanda tanıtıldı. Lansmanda; Türkiye’deki ilk Erawet modüler banyo podunun kullanıldığı “İş Bankası Marmaris Eğitim ve Dinlenme Tesisi” proje deneyiminin aktarıldığı bir panel de düzenlendi. Panelde projede kullanılan banyo podları da sergilendi. 

inSuppliers Kurucusu Güliz Fiş’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde; Türkiye İş Bankası A.Ş İnşaat ve Gayrimenkul Yönetimi Bölümü Mimarlık Birim Yöneticisi Bilge Başaran Çağlayan, Gülsan Holding İcra Kurulu Üyesi Arif Erdiş, Erginoğlu & Çalışlar Mimarlık Ortağı Hasan Çalışlar ve MCS Proje Yönetim Şirketi Yönetici Ortağı Serkan Sarıca yer aldı. 

Panelde, projenin 330 günlük serüveninde; tasarımcı, yüklenici, işveren ve proje yönetimi paydaşları tecrübelerini aktardılar. Katılımcılar, sektörün modüler sistemlerle ilerlemesinin ve taşıyıcı sistemde dahil, uygulamanın insan inisiyatifinden çıkarılmasını savunurken, projenin sonraki projeler için örnek olması gerektiğinin de altını çizdiler.

Hızlı ve pratik yapısıyla inşaat süresini yüzde 50’ye varan oranlarda kısaltıyor

Erawet banyo podları, şantiye hazırlıkları ve diğer yapısal işlemler sürerken fabrikada eş zamanlı olarak üretiliyor, bu paralel üretim süreci toplam inşaat süresini yüzde 50’ye varan oranlarda kısaltarak projelerin daha hızlı tamamlanmasını sağlıyor. Banyo podları, kullanıma hazır şekilde teslim edildiğinden, şantiyede harcanan işçilik süresini minimuma iniyor, saha operasyonları hızlanıyor ve maliyetler düşüyor. 

Projeye özel tasarım: “Plug and Play” modüller farklı yapılara kolayca entegre edilebiliyor

Endüstri standartlarına uygun şekilde üretilen banyo podları, titiz kalite kontrol süreçleriyle her banyonun aynı yüksek kaliteyle üretilmesini sağlıyor. Bu sayede, saha montajında hata payı en aza indiriliyor ve yeniden işleme maliyetleri azalıyor. 

Erawet banyo podları, tüm tesisat bağlantıları ve montajı tamamlanmış şekilde teslim ediliyor. Elektrik, su ve havalandırma bağlantıları sadece birkaç saat içinde devreye alınabiliyor, böylece şantiyede herhangi bir ekstra işlem yapmak gerekmiyor. Konut, otel, hastane ve öğrenci yurdu gibi farklı yapılara kolayca entegre edilebilen banyo podları; banyo kapasitesi ve proje büyüklüğüne göre esnek şekilde artırılıp azaltılabiliyor. “Plug and Play” modüller, tüm tesisat testleri yapılmış olarak hazır geldiğinden birkaç saat içinde devreye alınabiliyor.

Verimli, yalın ve sürdürülebilir

Consera Kurucusu ve Türk Yapısal Çelik Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Melih Şimşek, “Markamız Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyor.  Erawet bir inşaat ürünü olsa da kendi içerisinde teknolojik inovasyonlar barındıran ve maliyet kontrolü sağlayan bir ürün. Mimarların ve proje geliştiricilerinin beklentilerine uygun şekilde özelleştirilebilen banyo podları; farklı boyutlar, malzemeler, renkler ve donanım seçenekleriyle tek adımda her proje için benzersiz çözümler sunuyor.” diyor.

Enerji tüketimi ve karbon ayak izini azaltıyor

Erawet’in fabrikada kontrollü bir şekilde üretildiğinin altını çizen Melih Şimşek, “Bu sayede malzeme israfı, enerji tüketimi ve karbon ayak izi minimuma iniyor. Sürdürülebilir prensiplerle üretilen banyo podları, yeşil bina sertifikalarına uygun çevre dostu projeler için ideal bir çözüm olarak öne çıkıyor. Üretimde yüzde 100 daha az su kullanımıyla doğal kaynaklar korunurken, enerji tasarrufu da sağlanmış oluyor. Erawet, optimize edilmiş üretim süreçleri ve minimum malzeme israfıyla maliyet avantajı sunuyor. Erawet banyo podlarının kullanımı, şantiyede gürültüyü, tozu ve inşaat karmaşasını da azaltıyor. Markamız, daha temiz ve daha güvenli bir çalışma ortamı yaratırken, proje paydaşları için de daha az operasyonel risk oluşmasını sağlıyor.” açıklamasında bulundu.

Projelerin daha hızlı tamamlanmasını sağlıyor

Her banyoda aynı üstün kalitenin yakalandığını açıklayan Şimşek, “Müteahhitlerden mimarlara ve proje yönetim firmalarına özel bir çözüm sunan markamız, modüler üretim teknikleriyle şantiye sürecini hızlandırıyor ve projelerin daha hızlı tamamlanarak yatırımların geri dönüş süresinin kısaltılmasını sağlıyor. Önceden üretilen banyo podları, zamanında teslimatla fazla stok ve malzeme israfının da önüne geçmiş oluyor.” şeklinde sözlerini sürdürdü.

Tüm Erawet ürünlerini 150 güne varan vade avantajıyla bir Türkiye İş Bankası kuruluşu olan Proemtia’dan satın almak mümkün.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Kimpur, Uluslararası Ticarette Güvenilir Konumunu Güçlendiriyor

Yayınlandı

-

 

Kimpur, Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü (YYS) kapsamında sahip olduğu bilgilerin uluslararası karşılıklı tanıma anlaşmaları çerçevesinde paylaşılmasına onay vererek, dış ticaret süreçlerinde yeni kolaylıklardan yararlanma yönünde önemli bir adım attı.

Türkiye’nin en büyük kapasitesi ve satış hacmine sahip poliüretan sistem evi Kimpur, uluslararası ticaret faaliyetlerini destekleyen önemli bir gelişmeye imza attı. Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen Yetkilendirilmiş Yükümlülerin Karşılıklı Tanınması Anlaşmaları kapsamında, Kimpur’un YYS statüsüne ilişkin bilgilerin anlaşmaya taraf ülkelerin gümrük idareleriyle paylaşılmasına yönelik onay verildi.

Uluslararası ticarette güvenilir firmalara belirli gümrük kolaylıkları sağlayan Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü, firmaların gümrük işlemlerinde güvenilirlik, emniyet, güvenlik ve mevzuata uyum açısından belirli kriterleri karşıladığını ortaya koyuyor. Ülkeler arasında imzalanan karşılıklı tanıma anlaşmaları ise bu statünün anlaşmaya taraf ülkelerin gümrük idareleri tarafından tanınmasına ve ilgili firmaların belirlenen kolaylıklardan yararlanabilmesine imkân sağlıyor.

Beş kıtada 60’tan fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren Kimpur için bu gelişme, uluslararası ticaret süreçlerinin daha etkin ve verimli yürütülmesi açısından önem taşıyor. Karşılıklı tanıma mekanizmalarının sunduğu kolaylıklar, ilgili anlaşmaların kapsamına ve uygulama koşullarına bağlı olarak gümrük işlemlerinde önceliklendirme, risk değerlendirmelerinde avantaj ve operasyonel süreçlerde zaman tasarrufu gibi faydalar sağlayabiliyor.

Güçlü üretim altyapısı, geniş uluslararası faaliyet ağı ve müşteri odaklı yaklaşımıyla küresel pazardaki varlığını geliştirmeye devam eden Kimpur, dış ticaret operasyonlarında güvenilirlik ve verimliliği önceliklendirerek uluslararası müşterilerine sunduğu hizmet kalitesini artırmayı hedefliyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

MALZEMENİN ÖTESİNDE: MİMARİ TASARIMIN ANA ÖGELERİNDEN

Yayınlandı

-

 

Nami ve Yeşim Hatırlı’nın liderliğindeki Hatırlı Mimarlık için malzeme, tasarım tamamlandıktan sonra verilen estetik bir karar değil; mimari konseptin en başından itibaren strüktür, mekân, ışık ve detayla birlikte gelişen temel tasarım bileşenlerinden biri. Malzemenin nasıl göründüğünden çok, yapının tektoniğine ne kattığı, nasıl yaşlanacağı, dayanıklılığı ve bulunduğu yerle nasıl ilişki kurduğu önem kazanıyor.

Mimarlıkta malzeme, yalnızca yapının fiziksel varlığını oluşturan ya da ona estetik kimlik kazandıran bir unsur değil; strüktürün, mekânsal kurgunun, yapı tektoniğinin ve mimari dilin temel bileşenlerinden biridir. Malzemenin doğası, yapım teknikleri, renk ve doku özellikleri, yapının biçimlenişini ve kullanıcıyla kurduğu ilişkiyi etkilerken; bağlam, dayanıklılık, bakım ve kaynak tüketimi gibi konularla sürdürülebilir mimarlığın da önemli tasarım kararlarından birini oluşturur.

Nami ve Yeşim Hatırlı liderliğindeki Hatırlı Mimarlık, malzeme ve rengi tasarımın sonunda verilen bir yüzey kararı olarak değil, mimari konseptin oluşumundan itibaren strüktür, kütle, mekân ve detayla birlikte gelişen tasarım araçları olarak ele alıyor.

Nami Hatırlı bu yaklaşımı şöyle anlatıyor:

“Biz malzemeyi salt iki boyutlu bir yüzey kaplaması olarak görmüyoruz. Bir yapının nasıl tasarlandığı, malzemelerin nasıl bir araya geldiği ve birleşimlerin nasıl çözüldüğü bizim için mimarlığın temel meselelerinden. Malzeme, yapı tektoniğinin en güçlü öğelerinden biri; bazen mimari fikrin çıkış noktasında yer alıyor.”

Renk de Hatırlı Mimarlık’ın tasarım yaklaşımında mimari dili oluşturan güçlü bir ifade aracı. Kütlelerin algısını değiştirmek, yapı elemanlarını ayrıştırmak veya bütünleştirmek ve mekânsal ilişkileri vurgulamak için tasarımın başından itibaren kullanılıyor.

Yeşim Hatırlı, malzeme ve rengin ilişkisini şöyle ifade ediyor:

“Malzemelerin birbiriyle kurduğu ilişkiyi çok önemsiyoruz. Farklı dokuların, renklerin ve yüzeylerin yan yana gelişi mimari dilin oluşmasında belirleyici. Renk bizim için dekoratif bir karar değil; bazen kütleyi parçalamak, bazen bir yapı elemanını vurgulamak, bazen de mekânın algısını değiştirmek için kullandığımız bir tasarım aracı.”

Her yapının kendi bağlamı ve mimari konseptiyle değerlendirilmesi gerektiğini benimseyen ofis; iklim, topografya, yerel yapı kültürü, yapım koşulları ve kullanıcı ihtiyaçlarına göre malzeme kararlarını şekillendiriyor. Belirli malzemeleri her yapıda tekrar etmek yerine, yapının bulunduğu yerle ilişki kurmasını ve kendine özgü mimari kimliğini oluşturmasını sağlayacak çözümler geliştiriyor.

Gelişen yapı teknolojileri ve yeni üretim yöntemleri ise tasarımın olanaklarını genişletiyor. Nami Hatırlı, yenilik ve uygulanabilirlik arasındaki dengeye dikkat çekiyor:

“Yeni malzemeler, üretim yöntemleri ve uygulama teknikleri daha önce mümkün olmayan çözümleri de gündeme getiriyor. Ancak bir malzemeyi yalnızca yeni ya da ‘moda’ olduğu için kullanmak istemiyoruz. Önemli olan, bu olanakların tasarladığımız yapıya gerçekten ne değer kattığı.”

Hatırlı Mimarlık için malzemenin görsel etkisi kadar dayanıklılığı, bakım gereksinimleri, onarılabilirliği ve zaman içinde nasıl yaşlanacağı da önemli. Sürdürülebilirlik, çevresel etkilerin yanı sıra yapının uzun vadeli kullanımını ve ekonomik ömrünü de kapsayan bir tasarım yaklaşımı olarak değerlendiriliyor.

Yeşim Hatırlı bu yaklaşımı şöyle özetliyor:

“Malzeme seçiminde yalnızca ilk yatırım maliyetine bakmak doğru değil. Yapının yıllar içinde nasıl yaşlanacağını, ne kadar bakım gerektireceğini, gerektiğinde onarılıp onarılamayacağını düşünmek gerekiyor. Biz sürdürülebilirliği biraz da bu açıdan ele alıyoruz. Uzun ömürlü, doğru detaylandırılmış, kullanıcıya sürekli bakım yükü getirmeyen yapılar üretmek bizim için önemli.”

Hatırlı Mimarlık için malzeme, renk, strüktür ve detay birbirinden bağımsız tercihler değil; aynı mimari tasarımın birbirini tamamlayan bileşenleri. Mimari konsept, bu unsurların bir araya gelişiyle somutlaşıyor ve yapının dilini oluşturuyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Mesa Yenikent’te yeni etap satışta

Yayınlandı

-

 

Mesa, Başakşehir’de hayata geçirdiği Mesa Yenikent projesinin yeni etabını düzenlediği basın toplantısıyla tanıttı. İlk etabı 843 konuttan oluşan projede, elde edilen satış başarısının ardından 300 konutluk yeni etapta satışların başladığı duyuruldu.

Mesa Yenikent, az katlı mimarisi, geniş peyzaj alanları ve sosyal yaşam olanaklarıyla farklı ihtiyaçlara yanıt veren bütüncül bir yaşam alanı sunmayı hedefliyor.

Gayrimenkul sektörünün köklü markalarından Mesa, İstanbul Başakşehir’de hayata geçirdiği Mesa Yenikent projesinin yeni etabını satışa sundu.

Toplantıda projenin satış performansı, yeni etaba ilişkin hedefler, mimari yaklaşım ve teknik özellikler paylaşıldı. Beş etap halinde geliştirilmesi planlanan ve 2 milyon metrekarelik yerleşim alanına sahip Mesa Yenikent’in yeni etabı 300 konuttan oluşuyor. 2+1’den 6,5+1’e uzanan farklı daire seçeneklerinin bulunduğu yeni etap, ailelerin değişen ihtiyaçlarına yanıt verecek şekilde tasarlandı.

“Yeni bölgelerin oluşmasında öncüyüz”

Mesa Holding Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Boysanoğlu, Mesa’nın yeni yaşam alanlarının gelişiminde öncü bir rol üstlendiğini belirterek, “1989 yılında Bahçeşehir Uydukent ile Türkiye’de uydukent anlayışının ilk örneklerinden birini hayata geçirdik. 16 bin konutluk bir proje olarak başlayan Bahçeşehir’de bugüne kadar yaklaşık 7 bin konut inşa ettik. Yeni yerleşim bölgelerinin gelişmesinde her zaman öncü bir rol üstlendik. Ankara’da Eskişehir Yolu üzerinde hayata geçirdiğimiz Mesa Koru Sitesi, bugün nüfusu bir milyonu aşan Çayyolu bölgesinin gelişimine katkı sağladı. Benzer şekilde Mesa Batı Sitesi de bugün Ankara’nın önemli yerleşim bölgelerinden biri olan Batıkent’in gelişiminde rol oynadı. 

Mesa Yenikent de bütün bu deneyim ve birikimimizin sonucunda hayata geçirdiğimiz bir proje. İlk etap teslimlerini gerçekleştirmeyi planladığımız Haziran 2028 döneminde, Sazlıdere Köprüsü ve Kuzey Marmara Otoyolu bağlantılarıyla bölgeye ulaşımın çok daha kolay ve konforlu hale gelmesini bekliyoruz” dedi.

“Bütüncül bir yaşam alanı tasarlıyoruz”

Mesa Holding CEO’su Mert Boysanoğlu ise Mesa Yenikent’in yalnızca konutlardan oluşan bir proje değil, bütüncül bir yaşam alanı olarak tasarlandığını vurgulayarak, “Mesa olarak 57 yılı aşkın süredir yalnızca konut inşa etmiyoruz. İnsanların güvenle yaşayabilecekleri, kendilerini ait hissedecekleri ve güzel anılar biriktirebilecekleri yaşam alanları oluşturuyoruz. 

Bahçeşehir Uydukent ve Tema İstanbul gibi projelerimizle bu bölgenin gelişimine uzun yıllardır katkı sağlıyoruz. Şimdi de Mesa Yenikent ile bu deneyimimizi Başakşehir’e taşıyoruz. Projemizi planlarken konutları, yeşil alanları ve sosyal yaşamı birbirinden bağımsız unsurlar olarak ele almadık. İnsanların günlük ihtiyaçlarını kolayca karşılayabilecekleri, doğayla daha yakın ilişki kurabilecekleri ve komşuluk ilişkilerini geliştirebilecekleri bir yaşam alanı tasarladık. İlk etapta karşılaştığımız yoğun ilgi, bu yaklaşımımızın konut alıcıları tarafından da benimsendiğini gösteriyor. Yeni etabımızla birlikte daha fazla aileyi Mesa Yenikent ile buluşturmaktan mutluluk duyuyoruz” şeklinde konuştu. 

Mesa Yenikent’te inşaat yatırım değerinin 1,5 milyar dolar olduğunu söyleyen Mert Boysanoğlu, “Toplam 2 milyon metrekarelik alanda hayata geçirdiğimiz Mesa Yenikent’i, yalnızca bir konut projesi olarak değil, tüm ihtiyaçların bir arada karşılanabildiği, bütüncül bir yaşam alanı olarak tasarlıyoruz. 

Ön satış döneminden bugüne kadar satış ofisimiz ve proje web sitemiz üzerinden toplam 20 bin başvuru aldık. 843 konuttan oluşan İlk etabımızda ulaştığımız yüzde 70’lik satış oranı, projeye yönelik talebin ve geliştirdiğimiz yaşam konseptinin alıcılar nezdinde karşılık bulduğunun önemli bir göstergesi. Beş etapta toplam 4 bin konuttan oluşacak projemiz, geniş yeşil alanları, özenle planlanan peyzajı ve sosyal tesisleriyle öne çıkacak. Yatay yerleşim anlayışıyla geliştirdiğimiz Mesa Yenikent’in altyapısından ulaşım ağına, eğitim ve sağlık tesislerinden ticari alanlarına kadar tüm unsurlarını günümüzün ihtiyaçlarını gözeterek planlıyoruz. Yeni etabımızda konut fiyatları 9 milyon TL’den başlıyor. Mesa’nın deneyimiyle, tüm donatıları ve yaşam alanlarıyla bir bütün olarak tasarlanmış yeni bir kent inşa ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Az katlı mimari ve bütüncül yaşam planlaması

Mesa Yenikent’te konutların yanı sıra peyzaj alanları, sosyal donatılar ve ortak kullanım alanları da yerleşim planının önemli unsurları arasında bulunuyor. Az katlı mimari anlayışıyla tasarlanan projede bahçe katları, geniş balkonlar ve çatı terasları öne çıkıyor. Yürüyüş ve bisiklet yolları, çocuk oyun alanları, kapalı yüzme havuzu ve spor alanlarıyla günlük yaşamın konutların dışına taşınması hedefleniyor.

Mesa Mesken COO’su Zafer Ak, projenin mimari ve teknik yaklaşımına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

“Bizim için kalite, bir projenin ilk tasarımından başlayarak mühendislik çözümlerine, malzeme seçiminden uygulama süreçlerine ve teslim sonrasına kadar uzanan bir bütün. Mesa Yenikent’te de bu anlayışla hareket ettik. Az katlı mimariyi, yapıların doğal çevreyle uyumunu ve konutların gün ışığından daha fazla yararlanmasını ön planda tuttuk. Peyzajı sonradan eklenen bir çevre düzenlemesi olarak değil, projenin başlangıcından itibaren planlamanın temel unsurlarından biri olarak ele aldık. Amacımız, mimarisi, teknik özellikleri ve kullanım kolaylığıyla günlük yaşamda fark yaratan bir proje ortaya koymak.”

Başakşehir’in gelişen ulaşım ve sosyal altyapısına yakın konum

Mesa Yenikent’in bulunduğu Başakşehir, ulaşım, sağlık ve altyapı yatırımlarıyla İstanbul’un gelişimini sürdüren bölgeleri arasında yer alıyor. 

Sazlıdere Köprüsü ve yapımı devam eden yeni otoyol bağlantısının tamamlanmasıyla Bahçeşehir’den 5. Levent’e ulaşım süresinin 20 dakikaya kadar düşmesi öngörülüyor. İstanbul Havalimanı, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi ve bölgenin ana ulaşım ağlarına erişim avantajıyla öne çıkan Mesa Yenikent, konut, ticaret, eğitim ve sosyal yaşam alanlarını bir arada sunmayı hedefliyor.

Mesa, yeni etap satışlarının başlamasıyla birlikte Yenikent projesini geliştirmeyi sürdürürken, Başakşehir’de nitelikli yaşam alanları oluşturma hedefi doğrultusunda çalışmalarına devam ediyor.

Okumaya Devam Et

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye