Hasçelik'ten 150 milyon Euro’luk yeşil çelik yatırımı - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Hasçelik’ten 150 milyon Euro’luk yeşil çelik yatırımı

Yayınlandı

-

Vasıflı çelik üreticisi Hasçelik, Türkiye’deki 6’ncı üretim tesisini 150 milyon Euro yatırımla Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla gerçekleştirdiği tören ile Bilecik’te açtı. Hasçelik’in yeni fabrikasının, enerji verimliliği, hurda bazlı üretim anlayışı ve düşük karbon teknolojileriyle Türkiye’de yeşil çelik üretiminde yeni bir dönemin kapısını araladığını belirten Hasçelik Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Adnan Naci Faydasıçok Bilecik’teki çelikhanede Türkiye’nin en yeşil çeliğini üreteceklerini söyledi. Adnan Naci Faydasıçok, “Yatay hurda besleme, manyetik karıştırıcılı fırınlar, ters osmosla suyun geri kazanımı ve yağmur suları dahil tüm atık suların yeniden değerlendirilmesi sayesinde çevreci bir üretim gerçekleştiriyoruz. Avrupa’da devreye girecek sınırda karbon vergisine bugünden hazır olmanın gururunu yaşıyoruz.” dedi.

Türkiye’de 6 üretim tesisi ve 8 çelik servis merkeziyle faaliyet gösteren Hasçelik’in sürdürülebilirliği odağına alan yeni çelikhanesi 150 milyon euroluk yatırımla Bilecik Osmaneli’nde hayata geçti. Hasçelik Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Adnan Naci Faydasıçok’un ev sahipliğinde gerçekleşen açılış törenine; Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Bilecik Valisi Faik Oktay Sözer, Bilecik AK Parti Milletvekili Halil Eldemir, Çevre Eski Bakanı Ali Talip Özdemir, Sanayi ve Teknoloji Eski Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede, İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran ve birçok sektör temsilcisi katıldı. 

Türkiye’de ilk kez hurda ön ısıtma teknolojisi ile manyetik karıştırıcılı elektrik ark ocağını bir araya getiren yapısıyla dikkat çeken tesiste bu sayede enerji tüketimi kayda değer ölçüde azaltılırken, karbon emisyonlarında da ciddi bir düşüş sağlanıyor. Hasçelik’in yeni yatırımı aynı zamanda Türkiye’nin vasıflı çelikte dışa bağımlılığını azaltma, yüksek katma değerli üretimle ihracatta rekabet gücünü artırma ve sanayiyi uluslararası alanda daha dirençli hale getirme yolunda stratejik bir adım olarak öne çıkıyor.

‘225 VATANDAŞIMIZA İSTİHDAM SAĞLIYOR’

Açılış töreninde konuşma yapan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Çelik üretiminde bu yıl itibarıyla Avrupa’da birinci, dünyada yedinci büyük üreticiyiz. Sektörümüz, yılın ilk dokuz ayında 12,5 milyar dolarlık ihracata ulaştı. Ülkemizin en fazla ihracat yapan ilk beş sektörü arasındaki yerini pekiştirdi.

Bugün, sıcak haddelenmiş vasıflı çeliklerden soğuk işlenmiş ve galvanizli saclara, yüzeyi işlenmiş ve kaplanmış parçalara uzanan, farklı sahalarda ihtiyaç duyulan özel çelik bileşenlerini yerli ve millî imkânlarla üretebilen bir Türk çelik sanayii var.

Çelik sektörü başta olmak üzere, metal sanayimizin tüm kollarının rekabetçiliğini ve verimliliğini artıracak adımları atmakta kararlıyız. Sektörümüzü doğrudan ya da dolaylı etkileyebilecek küresel trendleri ve gelişmeleri yakından takip ediyoruz. 

Özellikle de en büyük ticaret ortağımız Avrupa Birliğinin Sınırda Karbon Düzenleme mekanizmasıyla birlikte demir-çelik, çimento gibi sera gazı salınımı yoğun sektörlerde oyunun kuralları adeta yeniden yazılıyor. Hazırladığımız Demir Çelik Sektörü Düşük Karbonlu Yol Haritamızda; sektörümüzde mevcut tesislerin modernizasyonu, yeni kapasitelerin yenilenebilir enerji ile entegrasyonu ve atık ısı geri kazanımı gibi çözümlerle karbonsuzlaştırılması için 2053 yılına kadar 31 milyar dolardan fazla yatırım ihtiyacı öngörüyoruz. Türk sanayisi ile uluslararası finans kuruluşlarının net sıfır emisyon hedefine yönelik çabalarını birleştiren; ve bu kuruluşların finansal kaynakları, uzmanlığı ve bilgi birikiminden istifade eden çalışma modellerini hayata geçirmeye yönelik önemli çalışmalar yaptık.

Bugün, demir çelik sanayiini güçlendirecek; istihdamını ve üretimini, daha da artıracak önemli bir açılışı, hep beraber gerçekleştiriyoruz. Yıllık 375 bin ton üretim kapasitesiyle çelik sektörümüzün önde gelen firmalarından Hasçelik firmasının yeni yatırımının kurdelesini kesiyoruz. 150 milyon Euro’luk bu yatırımla, Hasçelik Çelikhane Tesisi’ni Bilecik’imize kazandırıyoruz. Otomotiv, savunma sanayi, makine imalatı, havacılık, raylı sistemler ve tarım makineleri gibi ülkemiz için stratejik öneme sahip pek çok sektörün ihtiyaç duyduğu vasıflı çelik üreten tesis, 225 vatandaşımıza istihdam sağlıyor. Ayrıca yüksek teknolojili ve çevreci altyapısıyla da öne çıkıyor. Bu yatırımın ülkemize kazandırılmasında emeği geçen başta herkese teşekkür ediyorum.” dedi.

FAYDASIÇOK: “TÜRKİYE’NİN EN YEŞİL ÇELİĞİNİ ÜRETİYORUZ”

Hasçelik Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Adnan Naci Faydasıçok, fabrikanın açılışında yaptığı konuşmada, hem şirketin yarım asırlık yolculuğunu hem de yeni yatırımın stratejik önemini anlattı:

“Hasçelik’in temelleri, 1968 yılında babamız Hasan Faydasıçok’un Konya’da ticarete başlamasıyla atıldı. Dürüstlüğü, çalışanın ve müşterinin hakkını gözetmeyi ve helal kazancı bize öğretti. Bizler de kardeşler olarak 1990’lı yıllarda aldığımız emaneti önce İstanbul’a, oradan da Konya’nın yanı sıra Ankara, İzmir, Bursa, Adana ve Gaziantep depolarımızla sanayinin olduğu her yere taşıdık. Konya’da 13 kişilik bir ekiple başlayan Hasçelik, bugün 6 fabrikada üretim yapan, 1000’i aşkın çalışanı olan büyük bir değer zincirine dönüştü.”

Yeni fabrikanın çevreci özellikleri ile üretim anlayışlarına yeni bir ivme kazandırdığını vurgulayan Faydasıçok, “Tamamen hurda metalden üretim yaparak çevresel ayak izimizi azaltacak, geri dönüşüm ekonomisine katkı sağlayarak Türkiye’deki vasıflı çelik üretiminde dönüşümün ilk adımı olacak. İçinde bulunduğumuz bu çelikhane, Türkiye’nin en yeşil çeliğini üreten tesisidir. Yatay hurda besleme, manyetik karıştırıcılı fırınlar, ters osmosla suyun geri kazanımı ve yağmur suları dahil tüm atık suların yeniden değerlendirilmesi sayesinde çevreci bir üretim gerçekleştiriyoruz. Avrupa’da devreye girecek sınırda karbon vergisine bugünden hazır olmanın gururunu yaşıyoruz. Geçtiğimiz hafta elektrik ihtiyacımız için de 22 milyon dolarlık bir GES yatırımına imza attık. Kısmetse bu yatırımı yılbaşında devreye alacağız.” dedi. 

STRATEJİK SEKTÖRLERE YÜKSEK KATMA DEĞERLİ ÇELİK

Fabrikanın üretim zincirine katkısını da aktaran Faydasıçok, “Buradaki çelikhanemizde üretilen kütükler Gebze’deki sıcak haddehanemizde haddeleniyor, tamamlama hatlarımızda yüzde 100 çatlak kontrolünden geçerek otomotiv, makine, savunma, enerji, raylı sistemler ve havacılık gibi stratejik sektörlere ham madde sağlıyor. İnanıyoruz ki, ileride ülkemizden uzaya gönderilecek araçlarda da Hasçelik’in çelikleri yer alacak. Ayrıca bu büyük yatırımı hayata geçirirken, konteynerlerde geçen iki yıl boyunca özveriyle çalışan tüm ekip arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. Onlar olmasaydı bu başarı mümkün olmazdı.” diye konuştu. 

Hasçelik, karbon ayak izini azaltma konusunda yalnızca üretim süreçlerinde değil, aynı zamanda yenilenebilir enerji yatırımları, atık su geri kazanımı ve İSG odaklı sosyal programlarla da bütünsel bir model uyguluyor. CDP (Karbon Saydamlık Projesi) ve SBTi (Bilim Temelli Hedefler Girişimi) gibi uluslararası sürdürülebilirlik platformlarının aktif üyesi olan şirket, “net sıfır” hedefi doğrultusunda kararlılıkla ilerliyor. Sürdürülebilirliği yalnızca bir hedef değil, sürekli gelişim ve sorumlulukla şekillenen bir yolculuk olarak gördüklerinin altını çizen Faydasıçok, “Küresel iklim krizinin derinleştiği bir dönemde sanayinin dönüşümüne öncülük etmek zorundayız. Bu yatırım da bizim için yalnızca kapasite değil, aynı zamanda karbon emisyonunu azaltan, enerji verimliliğini artıran ve dijitalleşmeye dayalı bir dönüşüm hamlesidir.” dedi.

Bilecik’teki yeni tesisin, sanayiye sağladığı katma değerin yanında, bölgesel istihdama ve yerel ekonomiye de önemli katkılar sunacağını vurgulayan Faydasıçok, “Yeni çelikhane, yüzlerce kişiye doğrudan ve dolaylı istihdam sağlayacak, bölge ekonomisini hareketlendirecek ve gençlerimize yeni kariyer imkânları sunacak. Bölgedeki nitelikli iş gücünü destekleyen ve gençlere yeni kariyer fırsatları sunan bu yatırımla, aynı zamanda yerel ekonomiye kalıcı bir dinamizm kazandırmayı hedefliyoruz. Bunun yanında Türkiye’nin sanayi haritasına güçlü bir katkı sağlayarak Bilecik’i çelik üretiminde önemli bir merkez haline getirmeyi hedefliyoruz. Yeni çelikhanemizi yalnızca sektörel bir büyüme adımı olarak değil, aynı zamanda Bilecik’in sosyoekonomik gelişimine katkı sunacak stratejik bir hamle olarak değerlendiriyoruz.” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Yaz aylarında artan gürültü, yaşam alanlarında akustik konfor ihtiyacını öne çıkarıyor

Yayınlandı

-

Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte kapalı alanlarda geçirilen süre uzarken, trafik, komşu ve çevresel kaynaklı gürültülerin etkisi daha belirgin hale geliyor. Ses yalıtımı, ev ve sosyal yaşam alanlarında konforu ve yaşam kalitesini belirleyen temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.

Yaz aylarında yükselen sıcaklıklar, insanların günün daha büyük bölümünü ev, ofis, kafe ve benzeri kapalı alanlarda geçirmesine neden oluyor. Bu durum, şehir yaşamının doğal bir parçası olan gürültünün daha yoğun hissedilmesine yol açıyor. Trafik, komşu daireler, bina içi hareketlilik ve çevresel ses kaynakları; yalnızca anlık rahatsızlık yaratmakla kalmıyor, yaşam alanlarının genel konforunu da doğrudan etkiliyor.

Gürültüye uzun süre maruz kalınması, dinlenme kalitesini düşürürken odaklanma ve günlük yaşam performansını da olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle modern yaşam alanlarında akustik konfor, yapı kalitesinin önemli bir parçası haline geliyor.

Binalarda doğru şekilde uygulanan ses yalıtımı çözümleri, dış ortamdan gelen seslerin iç mekânlara geçişini azaltırken, aynı zamanda daireler arası ses transferini de sınırlandırıyor. Böylece hem mahremiyet korunuyor hem de daha sakin, dengeli ve verimli yaşam alanları oluşturuluyor. Bu alanda geliştirdiği çözümlerle öne çıkan ODE Yalıtım, ısı ve su yalıtımının yanı sıra akustik konforu da odağına alarak yapıların yaşam kalitesini artırmaya yönelik çözümler sunuyor.

“Akustik konfor, yaşam alanlarının görünmeyen ama en belirleyici unsurlarından biri”

ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ozan Turan, yaz aylarında kapalı alan kullanımının artmasıyla birlikte ses yalıtımının daha fazla önem kazandığını belirterek şunları söyledi: “Yaz döneminde yaşamın büyük bölümü iç mekânlarda geçiyor ve bu da sesin etkisini daha belirgin hale getiriyor. Dış ortamdan ya da bina içinden gelen gürültü, günlük yaşamın akışını doğrudan etkileyebiliyor. Ses yalıtımı, bu etkinin kontrol altına alınmasında kritik bir rol üstleniyor.”

ODE Yalıtım olarak hedeflerinin yalnızca teknik bir yalıtım çözümü sunmak olmadığını vurgulayan Turan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz, yaşam alanlarında konforu bütüncül şekilde ele alıyoruz. Ses yalıtımı da bu yaklaşımın önemli bir parçası. Doğru çözümlerle gürültü etkisini azaltarak daha sakin, daha konforlu ve daha yaşanabilir mekânlar oluşturulmasına katkı sağlıyoruz.”

Okumaya Devam Et

GENEL

Hisense Türkiye’nin Büyüme Yolculuğuna Güçlü Atama: Ticari Direktörlük Görevine Ekin Doğan Çomak Getirildi

Yayınlandı

-

Küresel tüketici elektroniği ve ev teknolojileri markası Hisense, Türkiye operasyonlarındaki yapılanmasını güçlendirmeye devam ediyor. Tüketici elektroniği sektöründe 25 yılı aşkın satış, pazarlama ve ticari yönetim deneyimine sahip Ekin Doğan Çomak, Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü olarak atandı.

2026 yılı itibarıyla Türkiye’deki doğrudan operasyonlarını hayata geçiren Hisense, televizyon ve iklimlendirme kategorilerindeki büyümesini sürdürürken, uzun vadeli hedefleri doğrultusunda yönetim kadrosunu deneyimli isimlerle güçlendirmeye devam ediyor.

Bu kapsamda sektörün deneyimli yöneticilerinden Ekin Doğan Çomak, Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü olarak göreve başladı. Doğan, yeni görevinde Hisense Türkiye’nin satış ve pazarlama stratejilerine, ticari büyüme hedeflerine, kanal yapılanmasına ve iş ortaklarıyla geliştirilecek uzun vadeli iş birliklerine liderlik edecek. Aynı zamanda veri odaklı ticari stratejiler, yeni büyüme fırsatları ve yenilikçi kanal yönetimi yaklaşımlarıyla Hisense’in Türkiye’deki sürdürülebilir büyüme hedeflerine katkı sağlayacak.

Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü Ekin Doğan Çomak, yeni göreviyle ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Türkiye, dinamik tüketici yapısı, değişen beklentileri ve yüksek büyüme potansiyeliyle Hisense için stratejik öneme sahip bir pazar. Hisense’in küresel vizyonunu ve teknoloji gücünü, Türkiye pazarına ilişkin yerel bilgi birikimimiz ve tüketici içgörülerimizle buluşturarak kullanıcıların beklentilerine en uygun ürünleri ve marka deneyimini sunmayı hedefliyoruz. Güçlü iş ortaklıkları ve sürdürülebilir kanal yapılanmalarıyla televizyon ve iklimlendirme kategorilerindeki büyümemizi hızlandırırken, önümüzdeki dönemde genişleyecek ürün portföyümüzle Hisense deneyimini daha fazla kullanıcıyla buluşturmayı amaçlıyoruz. Uzun vadeli bakış açımız ve kullanıcı odaklı yaklaşımımızla, Hisense’in Türkiye’deki büyüme yolculuğuna güçlü bir katkı sunacağımıza inanıyorum.”

Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü mezunu olan Ekin Doğan Çomak, 25 yılı aşkın profesyonel kariyeri boyunca teknoloji ve tüketici elektroniği sektörlerinde faaliyet gösteren global markalarda önemli başarılara imza atmıştır. Farklı ürün gruplarının pazara giriş stratejilerinin oluşturulması, marka konumlandırması, ticari büyüme planlarının geliştirilmesi ve satış-pazarlama organizasyonlarının güçlendirilmesi süreçlerine liderlik etmiştir.

Tüketici elektroniği ürünlerinin yanı sıra kurumsal çözümler alanında da kapsamlı deneyime sahip olan Çomak; kanal geliştirme, stratejik iş ortaklıklarının yönetimi, veri odaklı ticari planlama ve sürdürülebilir büyüme odaklı iş modellerinin oluşturulması konularında önemli katkılar sağlamıştır. Kariyeri boyunca birçok uluslararası liderlik programına katılan ve küresel ölçekte satış performansı, proje yönetimi ve en iyi uygulamalar alanındaki başarılarıyla çok sayıda ödüle layık görülen Çomak, farklı pazarlarda elde ettiği deneyim ve stratejik bakış açısıyla sektörün öne çıkan yöneticileri arasında yer almaktadır.

 

Okumaya Devam Et

GENEL

Geleceğin şehirlerini görünmeyen altyapılar şekillendirecek

Yayınlandı

-

Artan nüfus, hızlanan kentleşme ve dijitalleşme, dünya genelinde yapılaşma hızını artırırken, şehirlerin altyapı ihtiyaçlarını da yeniden şekillendiriyor. Konutlardan hastanelere, veri merkezlerinden üretim tesislerine kadar farklı kullanım alanlarında hayata geçirilen yeni projelerde artık yalnızca inşaat süreci değil, yapıların onlarca yıl boyunca nasıl işletileceği de proje başarısının önemli kriterleri arasında yer alıyor.

Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) yayımladığı Altyapıda Yaşam Döngüsü Yaklaşımının Uygulanması (Implementing a Lifecycle Approach to Infrastructure) raporuna göre, önümüzdeki 40 yıl içinde küresel yapı stoku yaklaşık iki katına çıkacak ve toplam 241 milyar metrekare yeni yapı inşa edilecek. Bu büyüme, yaklaşık her ay New York büyüklüğünde yeni bir şehrin dünya yapı stokuna eklenmesi anlamına geliyor. Rapor, 2050 yılına kadar ihtiyaç duyulacak altyapının dörtte üçünün ise henüz inşa edilmediğine dikkat çekiyor. [1]

Bu büyüme yalnızca daha fazla yapı üretmek anlamına gelmiyor. Aynı zamanda enerji tüketiminin azaltılması, su kaynaklarının daha verimli kullanılması ve altyapı sistemlerinin uzun yıllar yüksek performansla çalışması da her zamankinden daha önemli hale geliyor. Bu nedenle sürdürülebilirlik anlayışı da değişiyor. Yapıların çevresel performansı kullanılan yapı malzemelerine ek olarak, kullanım ömrü boyunca ortaya koyduğu performansla birlikte değerlendiriliyor.

Yaşam döngüsü yaklaşımı öne çıkıyor
Dünya Ekonomik Forumu, altyapı yatırımlarında “yaşam döngüsü yaklaşımının” benimsenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Bu yaklaşım, yapıların tasarım ve inşaat süreçleriyle birlikte, işletme, bakım, onarım ve kullanım ömrü sonrasını da kapsıyor. Böylece ilk yatırım maliyetinin yanı sıra enerji tüketimi, bakım ihtiyacı, kaynak kullanımı ve uzun vadeli işletme performansı da yatırım kararlarının önemli bir parçası haline geliyor.

Yapıların uzun vadeli performansında mekanik altyapı sistemlerinin kritik rol oynadığını belirten Masdaf CEO’su Erhan Özdemir ise şunları söyledi: “Bugün bir yapının başarısı yalnızca mimarisiyle ya da kullanılan yapı malzemeleriyle ölçülmüyor. Yapının yaşamı boyunca enerji ve suyu ne kadar verimli kullandığı, bakım süreçlerinin ne kadar doğru planlandığı ve altyapı sistemlerinin ne kadar güvenilir çalıştığı da en az inşaat süreci kadar önemli. Önümüzdeki yıllarda bu yaklaşımın tüm yeni yapı projelerinde standart hale geleceğini öngörüyoruz.”

“Görünmeyen altyapılar sürdürülebilirliğin temelini oluşturuyor”
Isıtma, soğutma, temiz su temini, atık su yönetimi, basınçlandırma ve yangın güvenliği gibi mekanik sistemlerin yapıların enerji performansı üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Özdemir, doğru mühendislik çözümlerinin yalnızca işletme maliyetlerini düşürmekle kalmadığını, yapıların çevresel etkisini azaltmada da önemli rol oynadığını ifade etti.

Özdemir, “Bir pompa sisteminin gerçek maliyeti satın alma aşamasında değil, kullanım ömrü boyunca ortaya çıkıyor. Bu nedenle bugün enerji verimliliği yüksek ekipmanların tercih edilmesi, doğru projelendirme yapılması ve sistemlerin ihtiyaca uygun tasarlanması büyük önem taşıyor. Yaşam döngüsü boyunca daha az enerji tüketen, daha uzun ömürlü ve daha düşük bakım ihtiyacına sahip sistemler hem yatırımcılar hem de çevre açısından önemli kazanımlar sağlıyor” dedi.

Masdaf, geliştirdiği yüksek verimli pompa teknolojileri ve mühendislik çözümleriyle konutlardan ticari binalara, hastanelerden sanayi tesislerine kadar farklı yapılarda enerji ve su kaynaklarının daha verimli kullanılmasına katkı sağlarken, yapıların yaşam döngüsü boyunca sürdürülebilir performans göstermesini destekliyor.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler