Flokser Kimya ile Geleceği Şekillendiren Sürdürülebilir Adımlar - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

RÖPORTAJ

Flokser Kimya ile Geleceği Şekillendiren Sürdürülebilir Adımlar

Yayınlandı

-

1982’den bugüne yenilikçi yaklaşımlarıyla dikkat çeken Flokser Kimya, sürdürülebilirlik vizyonuyla hem çevreye hem de topluma fayda sağlamayı hedefliyor. AR-GE liderliği, sosyal sorumluluk projeleri ve inovatif ürünleriyle geleceği şekillendiriyor.

  1. Öncelikle, markanızın/firmanızın genel yapılanması hakkında bilgi verir misiniz? Hem global ölçekte hem de bölgesel olarak markanızın/firmanızın genel değerlendirmenizi alabilir miyiz? Markanızın sektörünüzdeki konumu hakkında neler söylemek istersiniz?

Flokser, 1982 yılında Tükek ailesi tarafından İstanbul’da kurulan bir aile şirketidir. İlk üretimimize 450 metrekarelik bir atölyede, duvar kâğıdı üreticiliği ile başladık. Daha sonra Flokser Tekstil olarak floklu kumaş ve suni deri üretimi ile yatırımlarımıza devam ettik. Flokser Kimya ise Türkiye ve komşu ülkelerin ihtiyaç duyduğu poliüretan ham madde talebini karşılamayı amaç edinerek 2006’da üretime başladı ve 2021’den beri ayrı bir tüzel kişilikle yoluna devam etmekte. Bugün, üretmekte olduğumuz çeşitli ürün grupları ile birçok alanda faaliyet göstermeye devam ediyoruz. İnşaat, terlik ve taban, mobilya, otomotiv, yapıştırıcı, beyaz eşya, izolasyon sektörlerinde poliüretan, poliüre, polyester ürünleri sunuyoruz. Hedef kitlemizi, ayakkabı terlik imalatçıları, buzdolabı imalatçıları, otomotiv ve ofis mobilyası üreticileri, panel üreticileri, araç hava filtresi üreticileri, yapı ve inşaat sektöründe ısı, ses ve su yalıtımı amaçlı uygulama yapan firmalar ve savunma sanayii olarak tanımlayabiliriz. Poliüretan sektörünün ilk devlet destekli ARGE Merkezini kurarak kendi alanımızda her zaman öncü olduk. ARGE 250 listesinde de her sene en çok ARGE bütçesi olan firmalar listesinde bulunuyoruz.

  1. Sürdürülebilir bir geleceğin sağlanmasında, üretim süreçlerinin ve ilgili hammadde/tedarik zinciri operasyonlarının tüm dünya ile koordineli bir şekilde yönetilmesi günümüzde çok daha önem arz eden bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla, Sürdürülebilirlik konusunda firmanızın Evrensel Yaklaşımını ve Kurumsal Stratejilerini bizimle paylaşabilir misiniz? Sürdürülebilir Dünya kapsamında özellikle odaklandığınız/hayata geçirdiğiniz Sosyal Sorumluluk Projeniz var mıdır, detaylarını öğrenebilir miyiz?

Flokser Kimya olarak kurum kültürümüzün temelini sürdürülebilirlik oluşturuyor. Temel amacımız; gerçekleştirdiğimiz tüm çalışmaların merkezine insanı koyarak, bu bağlamda çevreye duyarlı ürünler üretirken aynı zamanda gelecek nesiller için inovatif ve sürdürülebilir bir dünya tasarlamayı hedefliyoruz. Bunları yaparken içinde bulunduğumuz topluma da sosyal sorumluluk projelerimizle fayda sağlamaya özen gösteriyoruz. Flokser’in kuruluşundan beri devam eden burs programını Toplum Gönüllüleri Vakfı ile Flokser Kimya Eğitim Fonuna dönüştürdük. Her yıl çalışma arkadaşlarımızın çocuklarına ve belirli bölümlerde okuyan lise ve üniversite öğrencilerine burs veriyoruz. Çıkardığımız sürdürülebilirlik temalı çocuk kitaplarını dezavantajlı bölgelerdeki köy okullarına göndererek küçük yaşlarda çocuklarımızda farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. 

Şirketimizde sürdürülebilirliğin önemini daha iyi göstermek ve hedeflerimize daha fazla odaklanabilmek için sürdürebilirlik departmanını kurduk. Burada Birleşmiş Milletler Sürdürülebilirlik Hedefleri doğrultusunda şirket hedeflerimizi ve yol haritalarımızı belirledik. Şirket mottomuz olan “Birlikte Geleceğe”de aslında geleceğimizi düşünerek hareket etmek ve misyonumuz doğrultusunda varlığımızı sürdürmek bulunuyor. 

  1. Üretimde Sürdürülebilir Stratejiye sahip bir firma olarak, markanıza sağladığı katma değerler neler oldu? Sürdürülebilir marka olarak ürünleriniz müşteri tercihlerinde farkındalık oluşturdu mu? Müşteri tercihlerindeki değişimleri bizlerle paylaşır mısınız?

Uzun bir zaman çoğu tüketici için sürdürülebilirlik, satın aldıkları markalarda “olması güzel” bir özellik olarak değerlendirildi. Öte yandan bu kavram tüketiciler için nadiren temel bir özellik olarak kabul edildi. Günümüzde ise bu durumun değişmek üzere olduğunu görüyoruz. Zira artık gündemimizi sürdürülebilirlik, küresel ısınma, karbon ayak izi gibi konular oluşturuyor. Hayatımıza giren bu kavramların da tüketicilerin beklentilerini etkilemesi de kaçınılmaz. 

Son dönemlerde yapılan pek çok araştırma, tüketim kalıplarında büyük bir değişimin eşiğinde olduğumuzu ve gerçekten sürdürülebilir markaların zayıf iddialarda bulunan veya sürdürülebilirliğe yeterince yatırım yapmayan markalardan avantaj elde edeceğini gösteriyor. 

Örneğin Deloitte’un sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir davranışlara yönelik tüketici tutumları üzerine gerçekleştirdiği bir ankete göre tüketicilerin en çok değer verdiği sürdürülebilir veya etik uygulamalar şunlar: Sürdürülebilir ambalaj ve ürünler üretmek, üretim süreçlerinde atıkların azaltılması, etik çalışma uygulamalarına bağlılık, insan haklarına saygı ve karbon ayak izinin azaltılması…

Görüldüğü üzere sürdürülebilirliğin satın alma için temel bir gereklilik olarak kabul edileceği bu dönüm noktasına hızla yaklaşıyoruz ve şirketlerin bu duruma şimdiden hazır olması gerekiyor. Biz de Flokser Kimya olarak tüm uygulamalarımızı bu değişen şartlar çerçevesinde hayata geçiriyoruz. Kendi paydaşlarımızla bu farkındalık üzerinden projeler geliştiriyoruz. ARGE Merkezimizin odaklandığı projeler de sürdürülebilirlik üzerine yoğunlaşıyor.

  1. Sektörünüzün gelişimi için büyük bütçeler ayırdığınızı takip ediyoruz. Emek yoğun AR-GE çalışmalarınızda sürdürebilirlik odaklı neler yaptığınız hakkında bilgi alabilir miyiz? Bu doğrultuda, yeni yatırımlarınız ve sürdürülebilir yeni ürünleriniz/yeni markalarınız olacak mıdır?

Ürünlerimizi yenilikçi ve sürdürülebilir çözümlerle geliştiriyoruz. AR-GE çalışmalarımız da bu doğrultuda şekilleniyor. Özellikle Türkiye’de buzdolabından izolasyona kadar bizim “sert köpük” diye tabir ettiğimiz ürünlerin üretimi sırasında ciddi bir atık ortaya çıkıyor. Hem geri dönüşümden kaynaklı hem üretimden kaynaklı. Bunların da bir şekilde bertaraf edilmesi gerekiyor. Bu yan ürünlerin ürüne dönüştürülmesi noktasında başka firmalarla gerçekleştirdiğimiz projeler hali hazırda mevcut. Burada geri dönüşüm atıklarının bir dolgu maddesi veya katkı maddesi olarak yeniden üretilmesine odaklanmıyor aksine kimyasal bir yolla tekrar ham maddeye dönüştürüyoruz. Benzer projeleri ayakkabı sektörü için de yapıyoruz.

Bununla beraber AR-GE merkezimizde geliştirdiğimiz bio içerikli poliüretan sistemler ile karbon ayak izini iyileştiriyor ve çevre kirliliğinin azaltılmasında önemli bir rol oynuyoruz. Dünyanın sınırlı fosil bazlı kaynaklarına olan bağımlılığı azaltarak, yenilenebilir hammadde kaynaklarını ürünlerimize taşıyoruz.

  1. Sürdürülebilir Çevre Politikaları ve Yaşanabilir Çevre Stratejileri adına uygulanan Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ve Avrupa Birliği İklim Hedefleri bir takım değişiklikleri de beraberinde getirmiştir. Bu kapsamda, 2030 yılına kadar Sera Gazı Emisyon Oranlarının çok ciddi oranda azaltılması ve 2050 yılında da net sıfırlanması hedeflemektedir. Geliştirdiğiniz ürünlerinizin üretim ve dağıtım süreçleri doğrultusunda çevresel etkileri de düşünüldüğünde, “Kurumsal Karbon Ayak İzi” konularında neler söylemek istersiniz?

Çağın en önemli problemi olan küresel ısınma gibi evrensel sorunları gündemimize alıyoruz. Bu yüzden öncelikli hedefimiz ve projelerimiz düşük karbon ayak izi değerine sahip ürünler üretmek ve 2050’de net karbon ayak izimizi sıfırlamak. Bu konuyla ilgili, emisyon değerlerimizi arıtacak sistemler, enerji tasarrufu sağlayacak ve yenilenebilir enerjiye döneceğimiz projelerimiz bulunuyor.

Aynı zamanda sürdürülebilirlik alanında dijital adımlar da atmaya çalışıyoruz. Bu kapsamda bordro süreçlerimizi dijitale taşıdık. Bordro süreçlerimizde artık kağıt kullanımı tamamen ortadan kalktı. Tüm çalışanlarımız, maaş bordrolarına hızlı ve güvenli bir şekilde dijital ortamdan erişebiliyor. Bu sayede kağıt kullanımını minimuma indirerek, doğaya olan karbon ayak izimizi küçültüyoruz. Raporlar ve onay süreçlerimizin de hepsini dijital ortamlarda takip ediyoruz. Sürdürülebilir ve çevre süreçlerimiz için çalışmalarımız devam ediyor. Burada “Sıfır Atık Belgesi” aldık. 

  1. Sürdürülebilir Gelecek odaklı bir firma olarak geleceğe yönelik sürdürülebilirlik hedefleriniz, hedefleriniz doğrultusunda oluşturduğunuz yol haritanız hakkında da bilgi alabilir miyiz?

Flokser olarak kuruluşumuzdan bu yana ihracatta göstermiş olduğumuz finansal başarılar ile ülke ekonomisine sağladığımız kalkınmanın yanı sıra, toplumsal ve çevresel hayatın gelişiminde de öncü olduk. Kurumsal sosyal sorumluluk politikamız, bütünsel değerler çerçevesinde ve sürdürülebilirlik stratejisine dayalıdır. 

Tüm insanlığın ortak paydası olan kaynakların etkin ve verimli kullanımında gelecek nesillere karşı sorumluluk bilinciyle hareket ediyoruz. Bu nedenle enerji, su, ısı tasarrufu sağlayan ürünler ve bio bazlı ürünler üzerine özel projeler yapıyoruz. İnovatif ürünlerimizi hayata geçirirken trendleri belirliyor ve müşterilerimize özel ürünler üretiyoruz. Sürekli gelişim ve inovasyon ilkesi, yenilikçi bakış açısı ve sektöre öncülük etme misyonu doğrultusunda gerçekleştiriyoruz. Bugün sektörde kolay temizlenebilen ve insan sağlığına zararsız bio bazlı kaplama poliüretanlarını Türkiye’de ilk üreten firmayız.

Flokser Kimya olarak toplumsal ilerlemeye katkıda bulunmak için, farklı sektörlere sunduğumuz çözümlerle yaşamları iyileştirmek, tüketicilerimizin hayatlarını kolaylaştırmak, kalitesi ve inovatif ürünleri ile bir dünya markası olmak kurumsal hedeflerimiz arasında yer alıyor. Toplumun yararı için kalıcı, sürdürülebilir, şeffaf bir işleyişle çalışıyoruz. Kurumsal vatandaş olarak da bulunduğumuz topluma ve çevreye fayda sağlamak için sosyal sorumluluk projeleri üretmeye devam ediyoruz.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Kentsel Dönüşümde Yeni Nesil Yaklaşım: SEGA Yapı Sahada Güven İnşa Ediyor

Yayınlandı

-

Cevdet Tanrıkulu SEGA YAPI İcra Kurulu Başkanı

Küçükçekmece’de Yalı360 ile dikkat çeken SEGA Yapı, 1200 konutluk üretim hacmi

ve insan odaklı proje anlayışıyla kentsel dönüşüm süreçlerini güven, planlama ve

sürdürülebilirlik ekseninde yönetiyor.

SEGA Yapı’nın faaliyet alanı ve projeleri hakkında bilgi verebilir misiniz? 

SEGA Yapı kentsel dönüşümü en üst kalitede üreten bir firma anlayışıyla sektörde yer almıştır. Şu an İstanbul’da 5 şantiyeyle 1100 konutu ve yaşam alanlarını üretmek için çalışmaktayız. Projelerimizden Yalı 360’ı anlatayım: Küçükçekmece’nin göl kenarında, 180 derece açı ile göl, peyzaj ve şehir manzarasına sahip konutlar ürettik. Göl kıyısında konumlandırdığımız bu projeye Yalı 360 adını verdik.

Kentsel dönüşüm projelerinde süreç nasıl ilerliyor? 

Kat maliklerinin çoğunluğunun talebi ve resmi onayı doğrultusunda yetkili kurumlar tarafından risk raporu alınarak, riskli görüldüğü taktirde devlet kurumlarının onayıyla eski binalar yıkılır. Resmi kurumlar tarafından onaylanmış proje, inşaat yönetmeliğine göre üretilerek hak sahiplerine teslim edilir.

Devam eden projeleriniz ve üretim kapasiteniz hakkında bilgi verir misiniz? 

Şu an İstanbul Avrupa Yakasında 5 proje ve 1100 daire ile üretime devam etmekteyiz. 1+1’den 4+1’e kadar daire ve sınırlı sayıda şehir villaları üretmekteyiz. Metro Park’ta 297 konut 44 ticari alan, toplamda 341 bağımsız bölümden oluşmaktadır. Projemiz İstanbul E-5 Karayolu ve metrobüs istasyonuna 100 m yakınlıktadır.

Bölgenin geleceği ve lokasyon seçimi konusunda neler söylersiniz? 

Her bölgenin kendi dinamiği vardır. Küçükçekmece bölgesi ulaşım lokasyonu yönünden; çevre yolu, Metrobüs, Marmaray, Yüksek hızlı tren ve Kuzey Marmara Otoyoluna bağlantısıyla öne çıkmaktadır. Sınırları içindeki Küçükçekmece Gölü ve yapılması planlanan Kanal İstanbul hattıyla yatırımcılar tarafından da ilgi görmektedir.

Anladığımız kadarıyla sektöre güven veren bir marka olmak istiyorsunuz… 

Evet kesinlikle SEGA Yapı bölgesinde standartların üzerinde projeler üreterek adından sıkça söz ettirmeyi başarmış bir inşaat firmasıdır. Firmamız sadece bugün için değil geleceği de düşünerek projeler inşaa etmektedir.

Finansal yapı ve ekip organizasyonunuz hakkında bilgi verir misiniz? 

Şirketimiz, başlamayı planladığı projede inşaat ve teknik şartları alanında uzman kişilerle değerlendirip bütçe ve inşaat sürecini hesaplamaktadır. Şirketimizin alanında uzman Mühendis, Mimar ve teknik ekibimiz ile süreci yönetmekteyiz.

Projeler tamamlandıktan sonra müşterilerle ilişkiniz devam ediyor mu? 

Evet, kesinlikle devam ediyor. Kanuni zorunluluklarımızın süresine bakmaksızın maliklerimizle iletişimdeyiz.

SEGA Yapı’nın büyüme stratejisi nedir? 

SEGA Yapı sektörde yaptığı başarılı işlerle katma değerli projeleriyle sürdürülebilir yaşam alanları sunarak standartların üstünde kalite anlayışıyla büyüyerek bölgenin arz ve talep ihtiyacını en üst seviyede karşılamayı amaç edinmiş bir firmadır.

Yabancı yatırımcı ilgisi nasıl? 

Evet, yabancı yatırımcıların ilgisini çekmektedir. Projelerimizin bulunduğu lokasyon ve sunduğu yaşam standartları doğrultusunda bölgenin artan değer algısından dolayı talep görmektedir.

Önümüzdeki dönem için yeni projeleriniz var mı? 

Evet, sürekli gelişen ve doğru projeleri almayı hedefleyen bir firmayız. 2027 ve daha sonraki yıllarda yapacağımız projelerimiz için yeni malik adaylarımızla karşılıklı olarak imzalarımızı atmış bulunmaktayız.

Okumaya Devam Et

GENEL

Warmhaus’tan 2026 Vizyonu: Sürdürülebilir Teknoloji ve Akıllı Isıtma Çözümleri

Yayınlandı

-

WARMHAUS Genel Müdürü Şebnem Güner


Yeni genel müdürlük döneminde büyüme ve dönüşüm hedeflerini netleştiren Warmhaus, enerji verimli ürünler, H2 Ready teknolojisi ve dijital çözümleriyle iklimlendirme sektöründe güçlü bir gelecek inşa ediyor.

  1. Geçen yılın sonlarına doğru şirketinizde bir üst yönetim organizasyon değişikliği olarak genel müdür olarak atandınız. Öncelikle sizi yeni pozisyonunuzdan dolayı tebrik eder, başarılar dileriz. Warmhaus için 2026 yılında gerçekleştirmeyi planladığınız çalışmalar konusunda sizden bilgi alabilir miyiz?

Öncelikle güzel temennileriniz için teşekkür ederim. Warmhaus’ta uzun yıllar Finans ve Mali İşler alanlarında sürdürdüğüm görevlerimin ardından, Ekim 2025 itibarıyla Genel Müdürlük görevini devraldım. Warmhaus’un inovatif ve teknolojik çözümler yaratarak ürettiği faydayı maksimum değerlere taşımak ve sektörüne liderlik etme hedefi doğrultusunda oluşturduğu vizyonuna katkı sağlayacak projeler gündemimizde yer alıyor. Ekibimiz ile birlikte stratejilerimizi vizyonumuza katkı sağlayacak projeler üzerine oluşturuyoruz. Bu yılın yurtiçi pazarlarda yeni açıklanan konut projeleri ile birlikte hareketli bir yıl olacağını düşünüyoruz. Projelerde sunduğumuz çözüm odaklı yaklaşımız ve ürünlerimiz ile projelerin içinde aktif olarak yer almayı hedefliyoruz. Doğal gazın yeni ulaştığı yerleşimlerde, yetkili satıcı ve servis ağımızı güçlendirmek için çalışmalarımız sürüyor. Yurtdışı pazarlar için elektrikli kombi projemiz sürüyor. Ayrıca yılın son çeyreğinde ısı pompasını ürün gamımıza eklemeyi planlıyoruz.

2. Çevre dostu ve enerji verimli teknolojiler, iklimlendirme sektöründe artık temel bir gereklilik haline geldi. Ürünlerinizin çalışma prensipleri, enerji performansı ve sürdürülebilirlik yaklaşımı açısından hangi yenilikçi çözümleri sunduğunu anlatabilir misiniz?

Ürünlerimizin geliştirme ve çalışma prensiplerinin temelinde üç ana unsur yer alıyor: Çevreye duyarlılık, yüksek enerji verimliliği ve kullanıcıya sağlanan maksimum tasarruf. Tüm Ar-Ge ve üretim süreçlerimizi bu üç öncelik doğrultusunda şekillendiriyoruz.

Bu yaklaşımımızın somut çıktılarından biri olan Gaz Adaptif Sistemli kombilerimiz, yakıt tüketimini optimize ederek enerji kullanımını minimum seviyede tutuyor. Bununla birlikte, ürünlerimizde kullanılan gelişmiş izolasyon teknolojileri sayesinde ısı kaybı en aza indiriliyor; böylece hem gereksiz enerji tüketiminin hem de çevresel etkinin önüne geçiliyor.

Ayrıca kombilerimizin NOx Sınıf 6 seviyesinde olması, düşük emisyon değerleriyle çevre dostu bir performans sunmamıza olanak tanıyor. Ürünlerimizde tercih ettiğimiz yüksek kaliteli komponentler ise cihazların uzun ömürlü olmasını sağlayarak kaynak kullanımını azaltıyor ve dolaylı olarak karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sunuyor.

Bunların yanı sıra en son Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında önemli bir adım atarak H2 Ready Sertifikası aldık. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz kombilerimiz, doğal gazla birlikte yüzde 20 oranında hidrojen kullanımına uyumlu olacak şekilde tasarlandı. Bu da geleceğin enerji dönüşümüne bugünden hazır olduğumuzu gösteriyor.

Yakın zamanda üretimine başladığımız yeni nesil eşanjör tasarımımız da sürdürülebilirlik yaklaşımımızın önemli bir parçası. Bu yenilikçi tasarım ile enerji verimliliğini artırmayı, karbon salımını azaltmayı ve kullanıcılarımıza daha uzun ömürlü, yüksek performanslı çözümler sunmayı hedefliyoruz.

Ürünlerimizin en verimli şekilde kullanılmasını destekleyen dijital çözümler de geliştiriyoruz. Bu alandaki öne çıkan uygulamalarımızdan biri olan RecoWa, Wi-Fi Akıllı Oda Termostatı ile entegre çalışarak enerji tüketimini optimize ediyor. Mobil uygulama üzerinden kullanıcıların yaşam alışkanlıklarına göre ısıtma sistemlerini yönetebilmesine olanak tanıyan RecoWa, daha düşük enerji tüketimi ve daha az karbon salımı ile sürdürülebilir bir kullanım deneyimi sunuyor.

3. Projelerde tercih edilen ürün ve hizmetleriniz; yatırımcı, proje geliştirici ve son kullanıcı açısından ne gibi avantajlar sağlıyor?

Enerji tasarrufu, işletme maliyetleri, uzun ömürlülük ve konfor kriterleri açısından yarattığınız katma değeri nasıl tanımlarsınız?

Projelerde kendimizi sadece bir ürün tedarikçisi olarak değil bir çözüm ortağı olarak görüyoruz. Uzman kadromuz ile birlikte projeyi oluşturanlar ile tüm süreçte yer alarak söz konusu proje için en doğru ve en uygun maliyetli ürünü seçmek için çalışıyoruz. Konut projelerine, proje ve inşaat firmalarına çok hızlı ve efektif çözümler sunabiliyoruz. Ürünlerimiz özelinde değerlendirdiğim zaman; duvar tipi çelik eşanjörlü premix yoğuşmalı kazan serimiz kolay kurulumu, yüksek performansı, tasarruflu ve uzun ömürlü olması gibi öne çıkan özellikleri ile konut, üniversite, okul, lojman ve otel gibi büyük projeler tarafından tercih ediliyor. Hızlı ısı yayılımı sağlayan panel radyatörlerimiz yüksek korozyon direnci ve dayanıklı yapısı ile uzun ömürlü kullanım sağlıyor. Panel radyatördeki farklı çeşitlerimiz mekanlara aynı zaman estetik ve konfor da sunuyor. Doğru projelendirilmiş bir panel radyatör sistemi kombi ile birlikte maksimum verim sağlayabiliyor.  

Kombi ve duvar tipi yoğuşmalı kazan ürün gamımızda farklı kapasite seçenekleri var. Bunların hepsinin ortak noktası maksimum verim, düşük gaz tüketimi, kolay kurulum kompakt ve aynı zamanda şık tasarımlara sahip olması. Son kullanıcı açısından tüm bunlar tasarrufa ve konfora dönüşürken, projeciler tarafından da düşük merkezi sistem alt yapı maliyeti sağlıyor. 

4. Türkiye iklimlendirme pazarındaki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Pazar payı, segment odakları ve bölgesel yaygınlık açısından güçlü yönleriniz nelerdir?

Önümüzdeki döneme ilişkin büyüme ve yatırım hedeflerinizi de paylaşır mısınız?

Warmhaus iklimlendirme sektöründeki yolculuğuna 1996 yılında panel radyatör üretimi ile başladı. Şirketimiz 2016 yılının Eylül ayında kombi üretimine başladı. Cihaz tarafında nispeten genç bir marka olsak da ısıtma sektöründe 30 yıllık bir geçmişe sahibiz. Sektörümüzde hızla yaygınlaşan ve büyüyen bir marka olarak hedefimiz hiçbir zaman yalnızca üretmek olmadı. Her zaman odağımızda fark yaratan inovatif ürünler geliştirerek sektörümüze yön vermek yer aldı. Nitekim bu kapsamda da Gaz Adaptif Sistemli kombi, kendi kapasitesinde dünyanın en küçük kombisi gibi örneklerini verebileceğim pek çok ilki de sektörümüze kazandırdık.  Ürünlerimizin ülkemizdeki yaygınlığını ise en iyi şu cümle ile ifade edebilirim; Türkiye’de radyatör kullanılan her 5 evden birini Warmhaus fabrikasında ürettiğimiz ürünler ısıtıyor. Kombi üretiminde her zaman kalite odaklı çalıştık. Tüketicilerin ısınma ihtiyacını tasarruf ederek karşılamasını sağlamak için özellik ve kalitesi ile üst segment olan ürünlerimizi, orta segment fiyatına satıyoruz.

2023 yılının sonlarına doğru TEKNOSAB’daki yeni üretim tesisimize taşınmıştık. Üretim tesisi anlamında uzun vadede yeni bir yatırım planlamıyoruz. Kısa vadeli iş hedeflerimiz arasında soğutma kanalına girmek yer alıyor. Ayrıca üretim tesisimiz bünyesinde bir Ar-Ge Merkezi açmayı planlıyoruz. Yurtiçi pazarlarda, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde doğal gaz altyapısının yeni devreye alındığı yerleşimlerde büyüme potansiyelini yakından takip ediyoruz. Bu bölgelerde artan talebe hızlı ve etkin şekilde yanıt verebilmek adına yetkili satıcı ve servis ağımızı stratejik olarak genişletmeye ve güçlendirmeye yönelik yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.

Yurtdışında ise yeni pazarlara açılmak ve mevcut pazarlardaki konumumuzu daha da sağlamlaştırmak 2026 yılı öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Global ölçekte rekabet gücümüzü artıracak adımlar atarken, sürdürülebilir büyüme stratejimiz doğrultusunda ilerlemeye devam ediyoruz.

5. AR-GE yatırımlarınızın sektörel gelişime katkısı hakkında neler söylemek istersiniz? Özellikle dijitalleşme, akıllı sistem entegrasyonları ve yüksek verimlilik odağında yürüttüğünüz çalışmalar nelerdir?

Yakın vadede piyasaya sunmayı planladığınız yeni ürün veya hizmet modelleri hakkında ipuçları verebilir misiniz? 

Her yaşam alanı için kaliteli, güvenilir ve fark yaratan çözümler bulmak için çalışıyoruz. Pek çok farklı yaşam alanı var. Kullanıcıların yaşam tarzları ihtiyaçları da farklılık gösteriyor. İklimlendirme sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olarak bu değişimi yakalayabilmeniz, ihtiyaçlara çözüm üretebilmeniz için yenilikçi bir bakış açısına sahip olmanız, yeni yaşam standartlarına uygun teknolojik ve dijital çözümler sunmanız gerekiyor. Ayrıca 40’tan fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. Farklı coğrafyaların ihtiyaçlarına cevap verebilecek esneklikte olmaz iseniz rekabet edemezsiniz. Biz tüm bu bahsettiğim konularda avantajlı konumdayız. Çünkü çevik ve dinamik bir Ar-Ge ekibimiz var. Üretim altyapımız ve teknolojik gücümüz sayesinde ürünlerimizin donanım ve yazılımlarını ihtiyaçlara göre hızlı şekilde uyarlayabiliyoruz. Ar-Ge tarafında geliştirdiğimiz ürünlerde ve ürünlerimizde kullandığımız teknolojilerde enerji ve su gibi kaynakların verimli kullanımını sağlamak, kullanıcıya tasarruf sağlayabilmek ve tabi çevreye zarar vermeyecek ürünlerin geliştirilmesi öncelikli konularımız arasında olarak yer alıyor. Ürünlerimizin en verimli şekilde kullanılabilmesi için dijital trendler doğrultusunda çözümler sunuyoruz. Kullanıcıya kolaylık ve konfor sağlayacak mobil cihazlar için özel uygulamalar geliştiriyoruz. 

2026 yılında da yeni ürün ve hizmetler için Ar-Ge Bölümümüz ile çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bunlara birkaç örnek vermem gerekirse; Mart ayında hali hazırda yurtdışı pazarlar için ürettiğimiz yeni nesil pnömatik kombi Glowa’yı yurtiçi pazarlara da sunduk. Yeni endüstriyel yüz tasarımı, yüksek verim, akıllı modülasyon ve XL seviyesinde sıcak su performansı Glowa’nın öne çıkan özellikleri arasında yer alıyor. Glowa’nın geniş modülasyon özelliği ise kombinin kapasitesinin ihtiyaca göre ayarlanmasına ve bu sayede hem gaz hem de elektrik enerjisinden tasarruf edilmesine olanak veriyor. İlk etapta 24 kW ısıtma kapasitesi ile piyasaya sunduğumuz ürünümüzün ilerleyen dönemde  farklı kapasite seçeneklerini de satışa sunmayı planlıyoruz. Diğer bir projemiz ise yüksek kapasiteli şofben. Mevcut 12 litre kapasiteli modelimize ek olarak, 14 litre kapasiteli yeni bir şofben üzerinde çalışmalarımız devam ediyor.

Çok kısa bir süre önce, kombinin adeta kalbi olarak nitelendirilen eşanjörün üretimine başladık. Sektörümüzde büyük ölçüde ithal edilen bu kritik bileşeni kendi bünyemizde üretebilmek adına teknolojik altyapımıza önemli ve stratejik bir yatırım gerçekleştirdik.Bu seviyede kritik bir parçanın üretimi için Ar-Ge ekibimizle birlikte uzun, titiz ve çok aşamalı bir hazırlık süreci yürüttük. Tasarım, mühendislik analizleri, numune üretimleri ve kapsamlı test süreçlerinin başarıyla tamamlanmasının ardından seri üretime geçtik. Geliştirdiğimiz yeni nesil eşanjör tasarımı sayesinde cihazlarımızda yüzde 98’e varan verimlilik seviyesine ulaştık. Bu başarı, hem mühendislik yetkinliğimizin hem de üretim kabiliyetlerimizin geldiği noktayı açıkça ortaya koyuyor. Yüzde yüz yerli sermaye ile üretim yapan bir firma olarak, böylesine kritik bir bileşeni yerli imkanlarla üretmenin ülke ekonomisine sağladığı katkı ise bizim için ayrı bir gurur kaynağıdır.

6. İklimlendirme sistemlerinde satış sonrası hizmetlerin rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Servis ağı, teknik destek, bakım sözleşmeleri ve müşteri deneyimi süreçleri açısından sunduğunuz hizmetler markanızın güvenilirliğine nasıl katkı sağlıyor?

Panel radyatör, kombi ve kazan gibi ürünler uzun ömürlü yapıları gereği kullanıcı konforu ve enerji verimliliği üzerinde doğrudan belirleyici rol oynar. Bu nedenle müşteri deneyimi açısından satış sonrası hizmetlerin kalitesi, en az ürünün teknik performansı kadar kritik bir unsurdur. Warmhaus olarak en kaliteli malzemeler ile en güvenli, kullanıcının maksimum verimi alacağı ve uzun ömürlü ürünler üretmek için çalışıyoruz. Verimlilik anlayışımız sadece ürün ile kısıtlı değil.  Satış sonrası hizmetler, teknik servis gibi tüm süreçlerin verimliliği de bizim için çok önemli. Türkiye’de, 186 yetkili servis noktamız ile faaliyet gösteriyoruz. Yetkili servislerimiz düzenli olarak teorik ve sahada ihtiyaç duyacakları konularda eğitim veriyoruz. Bu eğitimlerle servislerin bilgi birikimlerini pekiştirmeyi ve satış sonrası hizmet süreçlerinde kaliteyi artırmayı hedefliyoruz. Hiç şüphesiz ki güçlü bir servis organizasyonu markaya olan güven ve sadakatin inşa edilmesinde en önemli unsurlardandır.  Bu bilinçle, satış sonrası hizmetlerimizi stratejik bir değer alanı olarak konumlandırmaya devam ediyoruz. 

7. Üretim süreçlerinizden ürünlerin kullanım ömrüne kadar uzanan çevresel etki perspektifinde sürdürülebilirlik yaklaşımınızı nasıl şekillendiriyorsunuz?

Yenilenebilir enerji kullanımı, karbon ayak izi azaltım hedefleri ve döngüsel ekonomi uygulamaları konusunda şirketinizin vizyonunu paylaşır mısınız?

Özellikle küresel iklim krizi, enerji kaynaklarının kullanımı ve enerji güvenliği gibi konular, daha verimli ve farklı enerji türleri ile çalışabilen yeni ürünlere ciddi bir talep oluşturdu. Gerçekleştirdiğimiz tüketici ve Pazar araştırmalarımızda da enerji ve su gibi önemli kaynakların sorumlu kullanımı konusunda farkındalığın arttığını gördük. İklimlendirme sektöründe faaliyet gösteren bir marka olarak, bu dönüşümün bir parçası olmanın ötesinde, yön verici aktörlerinden biri olmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda sürdürülebilirlik yaklaşımımızı; ürün geliştirmeden üretim süreçlerine, satış sonrası hizmetlerden dijital çözümlere kadar tüm değer zincirimizi kapsayacak şekilde bütüncül bir yapıda ele alıyoruz. Markamızın geliştirdiği ürünlerde ve kullandığı teknolojilerde kaynakların verimli kullanımı önemli özelliklerinin başında geliyor. Kaynakların en verimli şekilde kullanılmasını sağlayan çevreci ürünler geliştiriyoruz. Sadece ürün verimliliği değil aynı zamanda kullanıcılarımıza sunduğumuz satış sonrası hizmetler, dijital uygulamalar gibi tüm süreçleri verimli şekilde inşa etmeye çalışıyoruz.

Üretim süreçlerimizde de sürdürülebilir üretim bizim için çok önemli bir konu. Fabrikamızdaki hatlarımızdaki otomasyon kontrolü ile verimliliğimizi artırarak enerji kullanımını düşüyoruz. Tesis alt yapımızda aynı zamanda enerji verimliğini sağlayan yüksek enerji sınıfına sahip elektrik motorları ve modülasyonlu pompa sistemleri kullanıyoruz.  Ters ozmoz sistemimizde oluşan atık suyun geri kazanımına yönelik de iyileştirme çalışması yürütüyoruz. Bu uygulama ile proses suyu tekrar sisteme kazandırılarak bu sayede yıllık yaklaşık 2.250 m³ su tasarrufu sağlanarak doğal kaynak tüketimi azaltılacaktır.  Önümüzdeki dönemde de yenilenebilir enerji ile uyumlu ürün portföyümüzü genişleterek, karbon ayak izimizi azaltan ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen çözümler geliştirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.

Okumaya Devam Et

RÖPORTAJ

Global Bilgi, Yerel Uzmanlık: Doka’nın Proje Yönetim Modeli

Yayınlandı

-

DOKA TÜRKİYE Genel Müdürü Can Ali GÜVEN


Onlarca yıllık global deneyimini Türkiye’nin saha gerçekliğiyle birleştiren Doka, mühendislik odaklı ekip yapısı ve esnek çözüm üretme kapasitesiyle altyapı ve üstyapı projelerinde fark yaratıyor.

  1. “Müşteriyi Tam Dikkatle Dinlemek” — Bu Yaklaşım Sahadaki Projelere Nasıl Yansıyor?

Projeler genellikle müşteriden gelen belirli bir çözüm talebiyle başlar. Önce dinleriz. Ancak talebi olduğu gibi kabul etmekle kalmayız; kendi tecrübemizi de ekleyerek, “Bu çözüm mümkün; ancak şu noktalarda şu alternatif daha verimli olabilir” şeklinde geri bildirimde bulunuruz. Çoğu durumda bu yaklaşım, müşterinin ilk talebinin evrilmesini sağlar.

Doka’nın onlarca yıllık deneyimi, her projeyle büyüyen ve sistematik olarak arşivlenen güçlü bir bilgi birikimine dayanır. Avusturya’daki uzmanlık merkezlerimizde; baraj, köprü, enerji, yüksek yapı, tünel ve ulaşım projeleri için ayrı uzman ekipler bulunmaktadır. Ülkelerde uygulanan tüm çözümler Doka’nın bilgi havuzuna aktarılır. Bu sayede herhangi bir Doka organizasyonuyla çalışmak, yalnızca o ülkenin değil, tüm global ağın uzmanlığından faydalanmak anlamına gelir.

  1. Türkiye’de Farklı Bir Yaklaşım: Yerel Dinamikleri Anlamak

Global projeler ile Türkiye’deki projeleri karşılaştırdığımızda, inşaat ve yapı kültürümüzden kaynaklı olarak kalıp-iskele çözümlerinde önemli farklılıklar görüyoruz. Bunu doğru yönetebilmek için satış, teknik ve saha ekiplerimizi tamamen inşaat mühendisliği altyapısına ve saha tecrübesine sahip profesyonellerden oluşturuyoruz. Böylece müşteri taleplerini kelime kelime değil, teknik bağlamıyla anlayabiliyoruz.

Alışkanlıklar ve yerel beklentiler belirleyicidir. Her bölgenin kendine özgü uygulama refleksleri vardır. Bizim avantajımız, global bilgiyi yerel uzmanlıkla birleştirebilmemizdir. Başarı, bu iki unsuru doğru entegre etmeye bağlıdır.

  1. 1868’den Bugüne: Bir Aile Şirketi Yönetim Felsefesi

Doka’nın kökeni, aile şirketi olarak marangozluğa dayanır. Şirketin temelleri bir marangoz atölyesinde atılmış, aile tarafından elde edilen gelir sürekli olarak işe yeniden yatırılmıştır. Kalıp üretimiyle başlayan süreç, bu alandaki uzmanlığı artıran yatırımlarla devam etmiş ve Doka zamanla global ölçekte büyümüştür.

Bu “işe gönülden sahip çıkma” kültürü, bilgi birikiminin korunması ve geliştirilmesiyle birleştiğinde güçlü bir yapı oluşturur. Elde edilen uzmanlık sistematik olarak korunur, sürekli geliştirilir ve gelecek nesillere aktarılır.

  1. “Dünyaya Müşterinin Gözünden Bakmak”: Altyapı Projelerinde Avantaj

İş yaklaşımımızdaki en kritik nokta, dünyaya müşterinin gözünden bakabilmektir. Bu da o sektörü gerçekten yaşamış insanlarla çalışmayı gerektirir. Satış ve teknik ofis ekiplerimizin tamamı inşaat mühendisliği altyapısına ve saha deneyimine sahip profesyonellerden oluşur.

İnşaat sektörünün kendine özgü hızlı bir temposu vardır. Şantiye programı katıdır ve kesintisiz ilerlemek zorundadır. Bu sistem içinde kendi dinamiklerimizi bozmadan çözüm üretebilmek şirketimizin temel hedeflerinden biridir.

Bu nedenle Doka’nın en güçlü olduğu alanlardan biri, bu tempoya ayak uydurmayı sağlayan hızlı ve yüksek hacimli mühendislik çözümü üretme kapasitesidir. Beklenmeyen revizyonlar olur ve kısa sürede yeni çözümler geliştirilmesi gerekir. Yerel ofisin kapasitesinin yetersiz kaldığı durumlarda global mühendislik ağımızı devreye alırız. Farklı ülkelerdeki teknik ofislerle iletişime geçerek geçici proje ekipleri oluştururuz. Mühendisler belirli sürelerle projeye destek verir; çoğu zaman fiziksel olarak sahada bulunmaları gerekmez, online araçlarla entegre olabilirler. Bu sayede beklenmeyen durumlarda şantiyenin kesintisiz devamı sağlanır.

  1. İdeal Çözüm Kriterleri: Zaman, Bütçe, Güvenli Uygulama

İdeal çözüm; zamanında, uygun bütçeyle ve güvenli şekilde uygulanabilen çözümdür. İlk bakışta yatırım maliyetimizin rakiplerimize göre daha yüksek olduğu düşünülebilir; ancak proje bütünsel olarak değerlendirildiğinde tablo değişir. Malzemelerin uzun ömürlü olması, kalıp yatırımının proje amortisman maliyetini düşürür.

Sahaya kalıp eğitmenleriyle destek verdiğimizde ve dijital planlamayı kalıp sistemleriyle entegre ettiğimizde projeyi daha erken tamamlamak mümkün olur. Projenin planlanandan erken bitirilmesinin ekonomik faydası, kalıp maliyetine kıyasla çok daha büyüktür: daha az işçi, daha düşük çalışma süresi maliyeti, daha az makine maliyeti, daha erken işletmeye alma ve daha düşük finansman maliyetleri.

  1. Pazar Dinamikleri: Maliyet Rekabeti ve Portföy Optimizasyonu

Bu pazarın temel başlığı maliyet etkinliğidir. Düşük kaliteli ürünlerin yoğun olduğu bir ortamda, sürekli kendimizi optimize ediyor ve ortalama piyasa fiyatlarından sapmamaya çalışıyoruz. Fiyat politikamız; hammadde ve üretim verimliliğini artırarak ürün kalitesini korurken, Türk müşterilerimize piyasa bütçesine uygun ürünler sunmaktır.

Bu nedenle şirketimizin her pazara ve farklı segmentlere uyarlanabilen geniş bir kataloğu bulunmaktadır. Bu portföyü bölgenin ihtiyaçlarına ve rekabet koşullarına göre uyarlamazsanız, o pazarda sürdürülebilir olmak zorlaşır. Bizim yaklaşımımız bu dengeyi doğru kurmaya dayanır.

  1. Büyük Projelerde Rekabet Avantajı: Tırmanır Kalıp Sistemleri

Yüksek yapı projelerinde en kritik çözüm tırmanır kalıp sistemleridir. Bu tür projelerde iş programı doğrudan kule tamamlanma süresiyle ilişkilidir. En kritik faktör, kat döngüsünün hızlı ve güvenli ilerlemesidir. Beton dökümü, dayanım kazanımı ve sistemin bir üst kata tırmanabilmesi, projenin genel hızını belirler.

Doka’nın bu alandaki portföyü geniş ve güçlüdür. Yüksek yapılarda bu tür çözümler için projeye özel çalışma gereklidir. Yapının duvar ölçüleri, çekirdek yapısı, rüzgâr yükleri ve inşaat metodolojisi birlikte değerlendirilerek doğru kalıp sistemi uygulanır.

Bu seviyede tırmanma sürecini hızlandırmak için kalıp sistemlerimize sensörler entegre ediyoruz. Bu sensörler beton yüzey sıcaklığını ölçer ve anlık dayanım hesapları yapar. Fark şu: ölçüm laboratuvar numunelerinde değil, sahada yapılır. Veriler gerçek uygulama koşullarında toplanır. Bu da daha hassas ve hızlı karar almayı sağlar.

Sensör ünitesindeki SIM kart, gerekli dayanım sağlandığında saha yöneticilerine otomatik SMS ve e-posta gönderir: “Gerekli dayanım sağlandı, kalıp alınabilir.” Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası projesi, bu uygulamanın kullanıldığı ve kalıp tırmanma sürelerinin ciddi şekilde optimize edildiği bir projedir.

Doka’nın bu projeye özel çözümlerde sunduğu hizmetlerin benzersiz olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Geniş ürün gamımız ve mühendislik tecrübemizle projeye en uygun çözümü oluşturma konusunda dünyadaki en etkili desteği sağlıyoruz. Bunun kanıtı, dünya genelinde birçok ikonik yüksek yapıda Doka imzasının bulunmasıdır. Türkiye’de ise 100’den fazla yüksek yapıya çözüm sunduk.

  1. En Çok Talep Gören Sistemler ve Dönemsel Değişimler

Sektör dönemsel olarak farklı alanlara yönelebilir. Yoğun altyapı projelerinin olduğu dönemlerde ağır yük iskele sistemlerinin, yüksek yapı projelerinin yoğun olduğu dönemlerde ise hidrolik tırmanır sistemlerin daha fazla kullanıldığını söyleyebilirim.

Son dönemde yüksek faiz ortamında büyük ölçekli özel yatırımlar azalmış, kamu yatırımları ise stratejik projelerle sınırlı kalmıştır. Bu dönemlerde konut projeleri öne çıkar. Dolayısıyla konut projelerine yönelik hafif sistemlerin ağırlığının arttığını söylemek yanlış olmaz.

Diğer yandan enerji sektöründe ciddi bir tasarım ve planlama süreci yürütülüyor; bu projeler sahaya indiğinde enerji yapıları için özel çözümler yeniden ön plana çıkacaktır.

Bizim avantajımız tek bir segmente bağlı olmamamızdır. Konut, yüksek yapı, altyapı, köprü, enerji, endüstriyel tesisler—her proje tipine çözüm üretebiliyoruz. Dönemin öne çıkardığı yatırım alanı, portföyümüzde doğal olarak daha görünür hale gelir. Belirli bir proje tipine bağımlı değiliz; piyasa yönüne göre esneyebilen bir yapıya sahibiz. Bu esneklik, geniş ürün portföyümüz ve çeşitli mühendislik altyapımızın sonucudur.

  1. Sürdürülebilirlik: Güncel Pazar Etkisi

Doka için Net Zero girişimimiz, işimizi geleceğe taşımayı hedefleyen stratejik bir çerçevedir. Pazarın nasıl değiştiğini açıkça görüyoruz. Büyük uluslararası inşaat firmaları kendi karbon azaltım hedeflerini belirlemiş durumda ve tedarikçilerden giderek daha fazla emisyon verisi ve somut azaltım planları talep ediyorlar. Bu durum, sektörümüzde bilinçli ve sürdürülebilir şekilde liderlik üstlenme kararlılığımızı güçlendiriyor.

Okumaya Devam Et

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye