Borusan Cat: Sürdürülebilir Geleceğin ve Eşitliğin Öncüsü - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

RÖPORTAJ

Borusan Cat: Sürdürülebilir Geleceğin ve Eşitliğin Öncüsü

Yayınlandı

-

30 yıllık tecrübesiyle Borusan Cat, sıfır atık projeleri, güneş enerjisi yatırımları ve döngüsel ekonomi modelleriyle karbon emisyonlarını azaltıyor. Kadın istihdamını artıran projeleriyle sektörde eşitlik bayrağını taşıyan marka, ‘İş’te Eşit Kadın Sertifikası’ ile fark yaratıyor.

  1. Öncelikle, markanızın/firmanızın genel yapılanması hakkında bilgi verir misiniz? Hem global ölçekte hem de bölgesel olarak markanızın/firmanızın genel değerlendirmenizi 

alabilir miyiz? Markanızın sektörünüzdeki konumu hakkında neler söylemek istersiniz?

  • Borusan Cat olarak “Daha İyi Bir Dünya İçin Çözüm Üretiriz” şirket amacıyla 1994 yılında çıktığımız yolculuğumuzda bugün 3.000 çalışma arkadaşıyla inşaat, madencilik, enerji ve ulaşım endüstrilerinde faaliyet gösteriyoruz. Türkiye merkezli bir şirket olarak Kafkasya ve Orta Asya’da da operasyonlarını yürüten büyük bir organizasyonuz. Caterpillar ürünlerinin yanı sıra dünyanın önde gelen jeneratör markalarından FG Wilson’un da distribütörlüğünü üstleniyoruz.

30 yıllık tecrübemizle sektörümüzde kendimizi yalnızca bir distribütör olarak değil, proaktif ve interaktif iş modelleriyle fark yaratan bir çözüm ortağı olarak konumlandırıyoruz. Teknoloji ve inovasyon odaklı yaklaşımımız, bizi hem bölgesel hem de global ölçekte ön plana çıkarıyor. Sürdürülebilirlik, inovasyon, müşteri memnuniyeti ve güvenilirlik konularında sektörümüzde öncü bir konuma sahibiz. İş yapış biçimimizle müşterilerimize ve faaliyet gösterdiğimiz coğrafyalara değer katmayı hedefliyoruz.

  1.  Sürdürülebilir bir geleceğin sağlanmasında, üretim süreçlerinin ve ilgili hammadde/tedarik zinciri operasyonlarının tüm dünya ile koordineli bir şekilde yönetilmesi günümüzde çok daha önem arz eden bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla, Sürdürülebilirlik konusunda firmanızın Evrensel Yaklaşımını ve Kurumsal Stratejilerini bizimle paylaşabilir misiniz? Sürdürülebilir Dünya kapsamında özellikle odaklandığınız/hayata geçirdiğiniz Sosyal Sorumluluk Projeniz var mıdır, detaylarını öğrenebilir miyiz?

Borusan Cat olarak, sürdürülebilirliğin çevresel bir konu olmanın ötesinde, dünya için bir zorunluluk olduğuna inanıyoruz. Bu, sürdürülebilirliğe ve küresel sorunlara karşı sorumluluğumuzun temelini oluşturuyor. Sürdürülebilirlik çalışmalarımızı ise Borusan Grubu’nun iklim, insan ve inovasyon başlıklarını temel alan i³ stratejisi ile şekillendiriyoruz. Birçok farklı proje ve çalışma ile bu stratejiye katkı sağlıyoruz. Borusan Grubu çatısı altında, 2006’dan beri UN Global Compact’in bir parçasıyız.

İklim başlığı altında, doğal kaynakların verimli kullanılması ve karbon emisyonlarının azaltılması yönünde adımlar atıyoruz. Sıfır Atık sertifikasına sahip tesislerimiz ve Revizyon Merkezlerimiz yalnızca çevresel etkiyi azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda döngüsel ekonomi modeline olan katkımızı da artırıyor. Örneğin, Borusan Cat’in CRC Revizyon Merkezleri’nde, ömrünü tamamlamış makineler ve parçalar yenileniyor, böylece doğaya atık olacak ürünler yeniden kullanılabilir hale geliyor. Bu yaklaşım, yalnızca çevreyi korumakla kalmıyor, aynı zamanda kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlayarak operasyonel verimliliği de artırıyor. Ayrıca, iklim değişikliği ile mücadele kapsamında, güneş enerjisi projelerine yatırım yapıyoruz. Adana bölge binamızda kurduğumuz güneş enerjisi sistemi ile enerji ihtiyacımızın büyük bir kısmını yenilenebilir kaynaklardan karşılıyoruz. Bu ve bunlar gibi projelerimizle yıllık karbon emisyonumuzu ciddi şekilde azaltıyoruz. Karbonsuzlaşma yol haritamızı oluşturduk ve somut adımlarla bu hedefimize doğru ilerliyoruz. 

İnsan odağında, toplumsal sorumluluklarımızı büyük bir ciddiyetle ele alıyoruz. Borusan Cat olarak sadece müşterilerimize değil, çalışma arkadaşlarımıza ve topluma da değer katmayı önemsiyoruz. Bu doğrultuda, fırsat eşitliğini odağına alan ve kadınların sektörümüzde iş gücüne katılımını artırmak için çeşitli projeler geliştirdik. Özellikle, kadın iş makinesi operatörlerinin sektöre katılımını teşvik eden projelerimizle, sektördeki cinsiyet eşitliği anlayışını dönüştürmeyi hedefliyoruz. Kadınların iş gücündeki varlığını artırmak, sadece toplumsal cinsiyet eşitliği adına bir adım atmak değil, aynı zamanda iş dünyasında daha verimli ve yaratıcı bir ortam yaratmak için önemli bir fırsat sunuyor.

Borusan Cat olarak, toplumsal cinsiyet eşitliğine katkı sağlayan çalışmalarımızla, Sürdürülebilirlik Akademisi ve İngiliz denetim şirketi Intertek iş birliğiyle yapılan bağımsız bir denetim sonucunda, ülkemizin bu alandaki en kıymetli sertifikalarından birine layık görüldük. İş hayatında kadınlara eşit haklar ve fırsatlar sunan kurumları belgelendiren İş’te Eşit Kadın Sertifikası’nı alarak sektörümüzde bir ilki gerçekleştirdik. Toplumsal cinsiyet ve fırsat eşitliği taahhütlerimizi eyleme geçirmiş olmaktan ve bu alandaki dönüşüme öncülük etmekten mutluluk duyuyoruz.

Ayrıca, çalışma arkadaşlarımızın gelişimini desteklemek amacıyla Global Öğrenim ve Gelişim Departmanımız aracılığıyla yeni nesil öğrenme çözümleri sunarak lokasyon, zaman ya da dil gibi bariyerleri kolayca aşabiliyoruz. Teknolojik gelişmelerle paralel olarak, yapay zeka ve dijitalleşme alanında da eğitim programları sunarak arkadaşlarımızı geleceğe hazırlıyoruz. İş ve yaşam dengesini sağlamayı da önemsiyoruz. Robotik Süreç Otomasyonu (RPA) gibi teknolojilerle, çalışma arkadaşlarımızın günlük tekrar eden iş yükünü hafifleterek daha yaratıcı ve stratejik işlere odaklanmalarını sağlıyoruz.

İnovasyon başlığı ise bizim için sürdürülebilirliğin olmazsa olmazı ve sektörümüzde bizi belki de herkesten en çok ayıran özelliğimiz. Dijitalleşme, sürdürülebilir bir gelecek için en önemli araçlardan biri. Bu noktada, Borusan Cat olarak dijitalleşmeyi iş süreçlerimizde bir dönüştürücü güç olarak kullanıyoruz. 

Sektöründe bir ilk olan Boom360 uygulaması, müşterilerimizin tüm ihtiyaçlarını dijital ortamda karşılamalarına olanak sağlıyor. Bu uygulama üzerinden müşterilerimiz, makinelerinin durumunu izleyebiliyor, kampanyaları takip edebiliyor ve yapay zeka destekli çözümlerle filolarını ve günlük iş süreçlerini yönetebiliyor. Boom360 içerisinde yer alan ve 30 saniyeden kısa sürede sesten arıza tespit eden yapay zeka uygulamamız sayesinde hem müşteri sahasında zaman ve maliyet kaybını önlüyor, hem de sahayı fiziki ziyaret etmeden potansiyel sorunu çözerek karbon ayak izimizi azaltıyoruz. 

Ayrıca, Müneccim adını verdiğimiz yapay zeka uygulamamız sayesinde, iş makinelerinden toplanan veriler ile potansiyel arızaları önceden tespit edebiliyoruz. Bu yenilikçi yaklaşım, hem işletmelerin kesintisiz bir şekilde çalışmasını sağlıyor hem de çevresel etkileri azaltıyor. Yenilikçi ürünler ve hizmetlerle, yalnızca sektörümüzdeki yerimizi güçlendirmiyor, aynı zamanda çevreye duyarlı, akıllı ve sürdürülebilir çözümler sunuyoruz.

Sürdürülebilirlik anlayışımız, Borusan Cat için yalnızca çevreye duyarlı olmanın ötesinde, tüm iş süreçlerimizi dönüştüren, iş dünyasında daha verimli, daha eşitlikçi ve daha inovatif bir yaklaşımı benimsememizi sağlayan bir iş modeli. Bu vizyon doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz projeler ve stratejiler, sürdürülebilirliğin bizim için sadece bir hedef olmadığını, aynı zamanda bir değerler bütünü oluşturduğumuzu gösteriyor.

  1. Üretimde Sürdürülebilir Stratejiye sahip bir firma olarak, markanıza sağladığı katma değerler neler oldu? Sürdürülebilir marka olarak ürünleriniz müşteri tercihlerinde farkındalık oluşturdu mu? Müşteri tercihlerindeki değişimleri bizlerle paylaşır mısınız?

Elbette, sürdürülebilirlik odaklı stratejilerimizin toplumsal fayda sağlıyor ve müşterilerimizde farkındalık oluşturduğuna inanıyoruz. Ancak burada önemli bir noktayı vurgulamak gerekiyor: Sürdürülebilirlik sorumluluğu müşterilerde değil, biz firmalarda da olmalıdır. Çünkü müşterilerin bilinçli tercihlerde bulunmasını beklemek kadar, firmaların da bu süreci doğru şekilde yönlendirmesi büyük önem taşıyor.

Örneğin, biz Borusan Cat olarak sektörde hala yaygın olarak kullanılan “Reaktif” iş yapış biçiminden, arıza ortaya çıkmadan çözüm üretmeyi hedefleyen ‘‘Proaktif’’ iş yapış şekline geçtik ve nihayetinde müşterimizin de süreçte aktif rol oynadığı ‘‘İnteraktif’’ iş modelimizle ilerliyoruz. Artık sahada makinelerde arıza çıkmadan devreye girmeye çalışıyoruz. Müşterilerimiz de sürece dahil ediyoruz. Makinelerinin sesini uygulamamıza dinleterek arıza tespiti yapabiliyorlar. Böylece müşterilerimizin saha operasyonlarının kesintiye uğramamasını sağlıyoruz. Bu sayede müşterilerimize değer katarken, iş akışlarını durdurmadığımız gibi çevreye de katkıda bulunuyoruz. 

Ayrıca, Borusan Cat olarak, revizyon merkezlerimizde ömrünü tamamlamış komponentleri yeniden hayata döndürerek müşterilerimizi büyük bir masraftan kurtarıyor, aynı zamanda büyük bir atık oluşumunun önüne geçiyoruz. Bu da sürdürülebilir bir çözüm sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda müşteri tercihlerinin değişmesine ve çevre dostu ürünlere olan talebin artmasına zemin hazırlıyor.

Müşterilerimize sadece bilinçli seçimler yapmalarını sağlamak değil, aynı zamanda onlara çevreye duyarlı, verimli ve faydalı çözümler sunmak, iş modelimizin en önemli parçası olmalıdır. Bu yaklaşımla, iş süreçlerimizi daha sürdürülebilir hale getiriyor, topluma ve doğaya saygılı bir iş modeli oluşturuyoruz ve müşteri tercihlerini de bu anlamda yönlendirebiliyoruz.

  1. Sektörünüzün gelişimi için büyük bütçeler ayırdığınızı takip ediyoruz. Emek yoğun AR-GE çalışmalarınızda sürdürebilirlik odaklı neler yaptığınız hakkında bilgi alabilir miyiz? Bu doğrultuda, yeni yatırımlarınız ve sürdürülebilir yeni ürünleriniz/yeni markalarınız olacak mıdır?

Sektörümüzde sürdürülebilirliğin gelişimi için teknolojik çözümlere büyük yatırımlar yapmayı bir öncelik olarak kabul ediyoruz. Borusan Cat olarak, Ar-Ge çalışmalarımızda da bu stratejiyi benimseyerek hem çevresel hem de toplumsal sorumluluklarımızı yerine getirmeye odaklanıyoruz. Emek yoğun AR-GE süreçlerimizde, sürdürülebilirliği temel bir hedef haline getirdik. Bu doğrultuda, hem mevcut ürünlerimizi daha verimli ve çevre dostu hale getirmek için sürekli iyileştirme çalışmaları yürütüyor hem de yeni ürünler geliştirme aşamasında çevresel etkilerini minimize etmeye özen gösteriyoruz.

İş yapış biçimimizin dönüşümünü başlattığımız 2017’den bugüne geldiğimizde, sektörümüze ve müşterilerimize değer katan, yapay zeka, yazılım robotu, nesnelerin interneti gibi teknolojilerle ürettiğimiz çözümlerle ülkemizde ve dünyada farklı bir noktada bulunuyoruz. Üretken bir Ar-Ge merkezine sahibiz. Yeni teknolojiler yaratmanın yanında veri madenciliği ve süreç madenciliği de yapıyoruz. 

Yapay zeka ve robotik teknolojilere yatırımı önümüzdeki dönemde de artıracağız. Örneğin şu anda Robotik Süreç Otomasyonu (RPA) ile iş süreçlerimizi kusursuzlaştırmak için muhasebeden satışa farklı departmanlarımızda 300’e yakın yapay zeka robotu kullanıyoruz. İnsan kaynağımızı bu sayede en etkili şekilde kullanmış oluyoruz. Yeni yatırımlarımız da bu vizyon doğrultusunda şekilleniyor. İş yapış süreçlerimizi sürdürülebilirlik odaklı geliştirme konusunda çalışmalarımız hızla devam ediyor. Bunun yanı sıra, atık yönetimi ve geri dönüşüm çözümlerinde de yenilikçi projeler üzerinde çalışıyoruz.

Geçmiş yıllarda, komponent revizyon merkezlerimizde önemli CAPEX yatırımları gerçekleştirdik. Gelecek dönemde de bu yatırımlarımızı sürdürmeyi hedefliyoruz. Ayrıca; AR-GE, inovasyon ve dijital altyapıyı geliştirme konularında yatırımlarımızı arttırmayı planlıyoruz. Stratejik hedeflerimiz doğrultusunda, sürdürülebilir büyümeyi destekleyecek yatırımları gerçekleştirmeye devam edeceğiz.

  1. Sürdürülebilir Çevre Politikaları ve Yaşanabilir Çevre Stratejileri adına uygulanan Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ve Avrupa Birliği İklim Hedefleri bir takım değişiklikleri de beraberinde getirmiştir. Bu kapsamda, 2030 yılına kadar Sera Gazı Emisyon Oranlarının çok ciddi oranda azaltılması ve 2050 yılında da net sıfırlanması hedeflemektedir. Geliştirdiğiniz ürünlerinizin üretim ve dağıtım süreçleri doğrultusunda çevresel etkileri de düşünüldüğünde, “Kurumsal Karbon Ayak İzi” konularında neler söylemek istersiniz?

Avrupa Yeşil Mutabakatı, Borusan Cat ve genel olarak sektörümüz için büyük bir dönüşüm fırsatı sunuyor. Bu fırsatı, çevresel etkilerimizi azaltarak daha sürdürülebilir bir iş modeli oluşturmak için kullanıyoruz. Karbon ayak izimizi küçültmek amacıyla üretim süreçlerimizde enerji verimliliği sağlıyor, atıkları minimize ediyor ve geri dönüşüm uygulamalarını güçlendiriyoruz. Ayrıca, dijital çözümlerimiz ve yapay zeka tabanlı teknolojilerimizle hem kendi insan kaynağımızın hem de doğal kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlıyoruz. Gelecekte, yenilenebilir enerji yatırımları ve sürdürülebilir malzeme kullanımı gibi adımlarla daha yeşil bir dünya için katkılarımızı artırmayı hedefliyoruz. AB’nin karbon emisyonlarını azaltma hedefleri doğrultusunda, Borusan Cat olarak, çevre dostu iş yapış biçimleri ve sürdürülebilirlik odaklı projelerle karbon ayak izimizi minimize etmeye büyük önem veriyoruz. Gelecekte, dijitalleşme ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla daha sürdürülebilir iş modelleri geliştirmeyi sürdüreceğiz.

  1. Sürdürülebilir Gelecek odaklı bir firma olarak geleceğe yönelik sürdürülebilirlik hedefleriniz, hedefleriniz doğrultusunda oluşturduğunuz yol haritanız hakkında da bilgi alabilir miyiz?

Geleceğe yönelik sürdürülebilirlik hedeflerimiz, çevresel, sosyal ve ekonomik dengeyi gözeten bir iş modeli oluşturmaya dayalı. Yol haritamızda, enerji verimliliği, sıfır atık hedefi ve karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik somut adımlar yer alıyor. 2030 yılına kadar karbon ayak izimizi önemli ölçüde küçültmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda, dijitalleşme ve yenilikçi teknolojilerle üretim süreçlerimizi optimize ederken, aynı zamanda tedarik zincirimizin de sürdürülebilirliğini sağlamak için yerel ve küresel iş birliklerini güçlendiriyoruz. 

Ayrıca, toplum yararına sosyal sorumluluk projelerine daha fazla yatırım yaparak, sürdürülebilirlik anlayışımızı toplumsal düzeyde de yaygınlaştırmayı amaçlıyoruz. Bu yol haritasıyla, sadece iş süreçlerimizde değil, tüm değer zincirimizde çevre dostu bir dönüşüm gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Masdaf, Akıllı Pompa Sistemleriyle Verimlilik ve Dijital Dönüşüme Odaklanıyor 

Yayınlandı

-

Erhan Özdemir   Masdaf CEO’su

1977’den bu yana yüzde 100 yerli sermaye ile akışkan teknolojileri alanında faaliyet gösteren Masdaf, yüksek verimli pompa sistemleri, veri odaklı üretim ve dijitalleşme yatırımlarıyla sektörün dönüşümüne katkı sunuyor. 

 

Öncelikle, firmanızı ve faaliyet alanlarınızı kısaca tanıtabilir misiniz? 2026 yılının ilk yarısı özelinde sektörün mevcut görünümünü ve sektördeki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Masdaf olarak 1977 yılında, suyun ve enerjinin etkin kullanılması ve yaşam kaynaklarının korunması ilkesiyle, yüzde 100 yerli sermaye ile faaliyetlerimize başladık. Bugün 40 bin metrekare alan üzerine kurulu Düzce tesislerimizde; uçtan emişli, inline, axial ayrılabilir, yangın, kademeli, proses, dalgıç, kolonlu, kendinden emişli ve dişli pompaların yanı sıra hidrofor ve genleşme tankları da dahil olmak üzere geniş bir ürün yelpazesinde üretim gerçekleştiriyoruz. Akışkan teknolojileri alanındaki çözümlerimizi bina teknolojileri, endüstri, yangın güvenliği, tarım, altyapı ve enerji başta olmak üzere birçok sektöre sunuyor, ERP direktiflerine uygun olarak geliştirdiğimiz yüksek verimli pompa sistemlerini 100’den fazla ülkeye ihraç ediyoruz. 4 binin üzerinde farklı ürün üretiyor olmamız da farklı sektörlerin ve pazarların ihtiyaçlarına yönelik geniş bir çözüm kapasitesine sahip olduğumuzu gösteriyor.

 

Pompa sektöründe Türkiye, son yıllarda güçlü bir teknolojik dönüşüm sürecinden geçiyor. Artık yalnızca suyun taşınması değil, bunun minimum enerjiyle, maksimum verimlilikte ve sistem bütünlüğü içinde yapılması hedefleniyor. Bu yaklaşım, sektörü daha akıllı, entegre ve yüksek standartlı çözümlere yönlendiriyor. Yerli üreticiler, yüksek verimli pompa sistemleri, frekans kontrollü sürücüler (VFD), sistem optimizasyonu ve akıllı kontrol çözümleri gibi ileri teknolojileri kendi bünyelerinde geliştirebilir hale geldi. Bu da Türkiye’yi sadece ürün üretiminde değil, mühendislik ve teknoloji geliştirme alanında da rekabetçi bir konuma taşıyor.  

 

Dijitalleşme rekabet koşullarınızı nasıl değiştirdi? Veri yönetimi ve gerçek zamanlı analiz, karar alma süreçlerinizde nasıl bir rol oynuyor?

Dijitalleşmeyi müşteri deneyimini geliştiren uzun vadeli bir dönüşüm alanı olarak ele alıyoruz. Bilgi Teknolojileri ve Dijitalleşme Departmanız ile tüm dijital dönüşüm çalışmalarımızı tek çatı altında topladık ve veri odaklı bir yapıya geçiş sürecini başlattık. Gelişmiş analitik uygulamaları ve yapay zekâ kullanımını süreçlerimize kademeli olarak entegre etmek üzere projeler geliştiriyoruz. Gerçek zamanlı veri ve sensör teknolojileri sayesinde sistem performansını daha yakından izlemeyi, müşteri ihtiyaçlarına daha hızlı yanıt verebilmeyi ve kullanım süreçlerini daha öngörülebilir hale getirmeyi amaçlıyoruz. Bu doğrultuda hedefimiz yalnızca operasyonel verimlilik sağlamak değil, müşterilerimizin enerji tüketimini optimize eden, bakım süreçlerini kolaylaştıran ve karar alma süreçlerini güçlendiren akıllı sistemler geliştirmek.

 

Son dönemde üretim tesislerinizde hayata geçirdiğiniz otomasyon, akıllı üretim veya Endüstri 4.0 uygulamalarından öne çıkan örnekleri paylaşabilir misiniz?

Üretim tesislerimizde MES sistemimiz var. Üretimden gerçek zamanlı verileri alıp analiz ediyor, bunu da üretim süreçlerimizin iyileştirilmesi için kullanıyoruz. Önümüzdeki süreçte üretimimizin daha da dijital olması için çalışmalar yapıyoruz. Amacımız, kısa bir süre içinde tüm operasyonel süreçlerin dijitale taşındığı bir yapıya dönüşmek. 

 

BIM, dijital ikiz, artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) veya nesnelerin interneti (IoT) gibi teknolojiler ürün geliştirme ya da proje süreçlerinizde nasıl yer buluyor? Yapay zekâ destekli sistemlerin önümüzdeki yıllarda yapı malzemeleri ve inşaat sektöründe hangi alanlarda yaygınlaşacağını öngörüyorsunuz?

Bu konular pompa sektörü için nispeten yeni konular. IoT, uzaktan izleme, dijital ikiz, dijital öğrenme gibi konularda ilgili departmanlarımızın çalışmaları devam ediyor. Önümüzdeki dönemde bu çalışmaların meyvelerini hep beraber görme şansına sahip olacağız.

 

Dijital gelişiminiz kapsamında, son dönemde pazara sunduğunuz yüksek teknolojiye sahip ürünleriniz ve hizmetleriniz ilgili bilgi alabilir miyiz? Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün çeşitliliğine sahipsiniz? Ürünlerinizin çalışma prensipleri ile müşterilerinize sunduğunuz avantajlar ve çevre dostu yönleri nelerdir?

Uzaktan izleme ve enerji optimizasyonu ile ilgili ülkemizin önemli bir kuruluşu ile ortak proje yürütüyoruz. Bu projenin hedeflerine ulaşması ile birlikte diğer müşterilerimize de tasarladığımız sistemleri sunma şansına sahip olacağız.  

Haziran ayında yeni ıslak rotorlu sirkülasyon pompamız olan Omnia serisi pompalarımızın lansmanını yaptık. Bu pompalar, entegre frekans kontrol ünitesi ve özel yazılımı ile tüm tesisat uygulamalarının zorlu şartlarına tam uyum sağlıyor. 

Ürün geliştirme vizyonumuzu enerji verimliliği, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillendiriyoruz. Pompa sistemlerinin dünya elektrik tüketimindeki önemli payı nedeniyle, geliştirdiğimiz her yeni üründe yüksek verimli motorlar, frekans kontrollü sürücüler ve akıllı kontrol teknolojilerine odaklanıyoruz. 

 

Sürdürülebilirlik hedeflerinize ulaşmada dijital teknolojiler nasıl bir katkı sağlıyor? Dijitalleşme, karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda; kaynak yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?

Sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği, üretim anlayışımızın merkezinde yer alıyor. Ürünlerimizi geri dönüştürülebilir malzemelerle tasarlıyor, kullanım ömürlerini tamamladıklarında tekrar sisteme kazandırılabilir şekilde üretiyoruz. Pompalar, dünya genelindeki elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 22’sinin gerçekleşmesinde rol oynuyor. Bu nedenle yalnızca ürün bazında değil, sistem verimliliği üzerinden de enerji tüketimini azaltmaya odaklanıyoruz. Yeni ürünler geliştirirken mevcut ürün portföyümüzün enerji verimliliğini artırmak da önceliklerimiz arasında yer alıyor. Üretim süreçlerimizi de bu yaklaşımla şekillendiriyoruz. Düzce’deki üretim tesisimizde güneş enerjisi sistemine yatırım yaptık ve yıllık ortalamada tesisimizde tüketilen elektriğin yüzde 60’ını güneş enerjisinden sağlıyoruz. İlave GES kapasitesi ile ilgili de onay süreçlerini tamamladık. En kısa sürede bunu da hayata geçirip “elektrik pozitif” olmayı amaçlıyoruz.

 

Son olarak, önümüzdeki 5 yıllık perspektifte dijital dönüşüm yatırımlarınızın odağında hangi teknolojiler yer alacak? Sektörün geleceğine ilişkin beklentilerinizi paylaşır mısınız?

2030 hedeflerimiz doğrultusunda tüm ürün portföyümüzü akıllı sistemlerle entegre hale getirmeyi, uzaktan izlenebilir ve yönetilebilir pompa teknolojileri geliştirmeyi amaçlıyoruz. Bu doğrultuda dijital sensörler, gelişmiş analitik uygulamalar, yapay zekâ destekli sistemler ve uzaktan izleme teknolojileri dijital dönüşüm çalışmalarımızın odağında yer alıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

İstanbul Teknik, Üretim Gücünü Ar-Ge ve İzlenebilirlik Çözümleriyle Pekiştiriyor 

Yayınlandı

-

Cemil Aytaç Fabrika Müdürü İstanbul Teknik İnşaat A.Ş.

 

Türkiye’nin ilk ve en büyük geogrid üreticisi İstanbul Teknik, geosentetiklerden yalıtım ve yeşil çatı sistemlerine uzanan geniş ürün yelpazesini mühendislik, Ar-Ge ve uygulama deneyimiyle destekliyor. 

 

  • Öncelikle, firmanızı ve faaliyet alanlarınızı kısaca tanıtabilir misiniz? 2026 yılının ilk yarısı özelinde sektörün mevcut görünümünü ve sektördeki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Öncelikle bu sayınızda görüşlerimize yer verdiğiniz için sizlere teşekkür ederim. 

İstanbul Teknik’i, yapı malzemeleri alanındaki üretim gücünü mühendislik, Ar-Ge ve uygulama deneyimiyle bir araya getiren güçlü bir çözüm ortağı olarak tanımlayabilirim. Geosentetiklerden yalıtım ve yeşil çatı sistemlerine, asfalt katkılarından mermer güçlendirme çözümlerine uzanan geniş bir alanda faaliyet gösteriyoruz.

Türkiye’nin ilk ve en büyük geogrid üreticisi olarak yalnızca ürün sunmuyor; uzman kadromuzla projelerin ihtiyaçlarına özel çözümler de geliştiriyoruz. Ar-Ge Merkezimizde üniversiteler ve uluslararası araştırma kuruluşlarıyla yürüttüğümüz çalışmalar sayesinde ürünlerimizi ve üretim süreçlerimizi sürekli geliştirirken ülkemizin bu alanlardaki yurt dışı bağımlılığını azaltmaya yönelik çalışmalar da gerçekleştiriyoruz.

Bugün güçlü üretim altyapımız, geniş satış ağımız ve uluslararası pazarlardaki deneyimimizle Türkiye’de ve dünyanın farklı bölgelerindeki önemli projelerde yer alıyoruz. Bizi sektörde farklılaştıran temel yaklaşımın; üretim gücünü, bilimsel araştırmaları ve mühendislik deneyimini aynı yapı altında buluşturmamız olduğunu düşünüyorum.

 

  • Dijitalleşme rekabet koşullarınızı nasıl değiştirdi? Veri yönetimi ve gerçek zamanlı analiz, karar alma süreçlerinizde nasıl bir rol oynuyor?

Dijitalleşme, rekabeti yalnızca hız ve verimlilik üzerinden değil; kalite, şeffaflık, izlenebilirlik ve değişen ihtiyaçlara hızlı yanıt verebilme kabiliyeti üzerinden de yeniden şekillendiriyor.

Fabrikamızda üretim, kalite kontrol, stok ve sevkiyat süreçlerinden elde ettiğimiz verileri dijital sistemler üzerinden takip ediyoruz. Bu sayede üretim süreçlerimizi daha doğru planlayabiliyor, olası aksaklıkları daha hızlı tespit edebiliyor ve kararlarımızı güncel verilere dayanarak alabiliyoruz. Kullandığımız sistemleri gelişen teknolojilere ve ihtiyaçlarımıza uygun şekilde sürekli güncelliyor ve geliştiriyoruz.

Dijitalleşmenin sağladığı veri bütünlüğü, departmanlar arasındaki bilgi akışını da güçlendiriyor. Böylece hem kaynaklarımızı daha verimli yönetiyor hem de kalite sürekliliğini ve üretimde izlenebilirliği destekliyoruz.

 

  • Son dönemde üretim tesislerinizde hayata geçirdiğiniz otomasyon, akıllı üretim veya Endüstri 4.0 uygulamalarından öne çıkan örnekleri paylaşabilir misiniz?

 

Üretim ve dijitalleşme alanında yakın dönemde öne çıkan iki önemli gelişmemiz bulunuyor.

Bunlardan ilki, fabrikamızda kapsamlı bir yaklaşımla yürüttüğümüz dijital dönüşüm süreci. Bu süreçte çalışanlarımız dijital dönüşüm alanındaki eğitimlere katılarak süreçlerinin büyük bir kısmını dijitale taşıdı. Ardından işletmelerin dijitalleşme seviyesini ölçen ve gelecek çalışmalara yönelik bir yol haritası sunan Dijital Dönüşüm Değerlendirme Modeli (DDX) raporumuzu aldık. Böylece fabrikamızın dijital dönüşümdeki sonuçlarını değerlendirirken atacağımız yeni adımları da daha sistemli biçimde planlama imkânı elde ettik.

Hayata geçirdiğimiz uygulamalar sonucunda üretim verimliliğimizi yüzde 25 artırırken veri girişlerine ayrılan süreyi üçte bir oranında azalttık ve kurumsal hafızamızı güçlendirecek dijital arşivimizi oluşturmaya başladık. Bu çalışmalar iş kazalarının azalmasına da katkı sağladı. Bu çalışmalarımız, Bolu Ticaret ve Sanayi Odası tarafından “Dijital Dönüşüm Farkındalık Ödülü”ne layık görüldü. Bu ödül bizim için büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı olurken gelecekte atacağımız adımlar için de bize cesaret verdi ve motivasyonumuzu artırdı.

İkinci önemli gelişmemiz ise yakın dönemde hayata geçirdiğimiz “Kaliteme Güveniyorum” sistemi. Sektör liderliğimizin getirdiği sorumlulukla geliştirdiğimiz, ülkemizde ilk ve tek, dünyada ise benzerine rastlanmayan bu sistemle ürettiğimiz her bir ürünün hammaddeden başlayan üretim yolculuğuna ait verileri, üretim öncesinde ve sonrasında gerçekleştirilen testlerin sonuçlarını ve Ar-Ge Merkezi laboratuvarımızda hazırlanan analiz raporlarını, ürünlerimizin üzerine yerleştirdiğimiz QR kod aracılığıyla müşterilerimizle paylaşıyoruz.

Bu sistemle müşterilerimiz genel veya örnek bir teknik dokümana değil; doğrudan satın aldıkları ürüne ait hammadde analizlerine, üretim bilgilerine, kalite kontrol sonuçlarına ve teknik verilere ulaşabiliyor.

Elbette müşterimizin karşısında bir QR kod olarak görünen sistemin arkasında oldukça kapsamlı bir yazılım altyapısı ve birbiriyle bağlantılı dijital süreçler bulunuyor. Süreç, hammaddenin satın alınması ve kontrol edilmesiyle başlıyor; uygun bulunan hammaddenin üretime alınması, üretim, kalite kontrol ve sevkiyat aşamalarına kadar devam ediyor. Tüm bu adımların atlanmadan, gözden kaçırılmadan ve sürdürülebilir biçimde yürütülmesi yazılım tarafından kontrol ediliyor.

Bu sistemle kaliteyi yalnızca beyan etmiyor; üretimin her aşamasında denetliyor, kayıt altına alıyor ve müşterilerimizin kontrolüne sunuyoruz. Özellikle farklı zamanlarda ve partiler hâlinde teslimat yapılan büyük projelerde ürünlerin aynı kalite ve teknik özellikleri taşıdığının izlenebilmesini sağlıyoruz.

Kaliteme Güveniyorum” sistemini yazılımı, üretim süreçlerini, laboratuvar çalışmalarını, sevkiyatı ve teknik desteği aynı yapı içinde buluşturan bütüncül bir dijital dönüşüm projesi olarak değerlendiriyoruz. Sistemin vaadini de oldukça açık ifade ediyoruz: “Kaliteme güveniyorum ve bunu kanıtlıyorum.”

  • Dijital gelişiminiz kapsamında, son dönemde pazara sunduğunuz yüksek teknolojiye sahip ürünleriniz ve hizmetleriniz ilgili bilgi alabilir miyiz? Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün çeşitliliğine sahipsiniz? Ürünlerinizin çalışma prensipleri ile müşterilerinize sunduğunuz avantajlar ve çevre dostu yönleri nelerdir?

Geosentetik ürünlerimiz karayolları, demiryolları, havaalanları, maden sahaları, atık depolama tesisleri, barajlar ve istinat yapıları gibi büyük ölçekli altyapı projelerinde ve konut projelerinde kullanılıyor. Zemin güçlendirme, ayırma, filtrasyon, drenaj, erozyon kontrolü ve sızdırmazlık gibi farklı mühendislik işlevlerine yönelik çözümler geliştiriyoruz.

Konut ve ticari yapılarda ise su ve ısı yalıtımı, drenaj, yeşil çatı ve peyzaj sistemleri konusunda ürün ve çözüm sunuyoruz. 

Ürünlerimizin kullanıldığı projelerin uzun ömürlü, sürdürülebilir ve güvenli biçimde hizmet verebilmesinde kalitenin belirleyici bir rol taşıdığını biliyoruz. Bu nedenle yüksek teknik performansı, kalite sürekliliğini ve projeye özel ihtiyaçları ürün geliştirme çalışmalarımızın merkezinde tutuyoruz. Ar-Ge gücümüzle geliştirdiğimiz çözümlerde dayanıklılığın yanı sıra kaynakların verimli kullanılması ve çevresel etkilerin azaltılmasını da önceliklendiriyoruz.

  • Sürdürülebilirlik hedeflerinize ulaşmada dijital teknolojiler nasıl bir katkı sağlıyor? Dijitalleşme, karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda; kaynak yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?

Dijital teknolojiler, sürdürülebilirlik çalışmalarının ölçülebilir ve yönetilebilir hâle gelmesini sağlıyor. Üretim, kalite, stok ve sevkiyat verilerinin takip edilmesi; kaynak kullanımının daha doğru planlanmasına, gereksiz üretimin ve ürün kayıplarının azaltılmasına katkı sunuyor. Kalite sürekliliğinin izlenmesi de hatalı üretim ve tekrar iş yapma ihtimalini azaltarak kaynak verimliliğini destekliyor.

Dijital doküman kullanımıyla basılı materyal ihtiyacını azaltıyor; ürünlere ait teknik belgeleri, test sonuçlarını ve uygulama bilgilerini dijital kanallar üzerinden erişilebilir hâle getiriyoruz. “Kaliteme Güveniyorum” sistemi de bu yaklaşımın bir parçası. Ürüne ilişkin güncel bilgi ve belgelerin QR kod üzerinden paylaşılması hem bilgiye erişimi kolaylaştırıyor hem de dokümantasyon süreçlerini daha verimli hâle getiriyor.

Aynı zamanda geliştirdiğimiz çözümler; yapıların ve altyapıların kullanım ömrünü uzatmaya, bakım ve yenileme ihtiyacını azaltmaya ve doğal kaynakların daha verimli kullanılmasına katkı sağlıyor. Dijital veriler ise bu ürünlerin üretimden uygulamaya kadar daha doğru yönetilmesini destekliyor.

Sürdürülebilirlik yaklaşımımızın önemli bir boyutunu da yenilenebilir enerji kullanımı oluşturuyor. Bu doğrultuda fabrikamızda hayata geçirdiğimiz güneş enerjisi yatırımıyla elektrik ihtiyacımızın önemli bir bölümünü yenilenebilir kaynaklardan karşılamaya başladık. Dijital sistemler aracılığıyla enerji üretimimizi ve tüketimimizi takip ederek kaynaklarımızı daha verimli yönetiyor, sürdürülebilirlik çalışmalarımızı ölçülebilir verilerle destekliyoruz.

  • Son olarak, önümüzdeki 5 yıllık perspektifte dijital dönüşüm yatırımlarınızın odağında hangi teknolojiler yer alacak? Sektörün geleceğine ilişkin beklentilerinizi paylaşır mısınız?

Teknoloji sürekli gelişirken iş yapış biçimleri ve müşteri beklentileri de değişiyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde de yeni teknolojileri yakından takip etmeye, ihtiyaçlarımıza uygun sistemleri mevcut süreçlerimize entegre etmeye ve dijital altyapımızı sürekli geliştirmeye devam edeceğiz.

Amacımız, yalnızca güncel teknolojilere uyum sağlamak değil; bu teknolojileri üretim kalitemizi, operasyonel verimliliğimizi ve müşterilerimize sunduğumuz hizmeti ileriye taşıyacak şekilde kullanmak. Fabrikamızdaki süreçleri gelişen teknolojilere uygun şekilde sürekli güncellemeye, çalışanlarımızın yetkinliklerini geliştirmeye ve üretimimizi daha verimli, güvenli ve izlenebilir hâle getirecek uygulamaları hayata geçirmeye devam edeceğiz.

Okumaya Devam Et

GENEL

Form MHI Klima Sistemleri, Güçlü Bayi Ağı ve Yeni Nesil Çözümleriyle Büyümesini Sürdürüyor 

Yayınlandı

-

Form MHI Klima Sistemleri – VRF Sistemler Genel Müdür Yardımcısı Uğur Bayülgen

 

Mitsubishi Heavy Industries ile 2011 yılından bu yana sürdürdüğü iş birliğini 2019’da ortaklığa taşıyan Form MHI Klima Sistemleri; split, multi-split, VRF ve ısı pompası çözümleriyle iklimlendirme sektöründeki konumunu güçlendiriyor. 

 

  1. Öncelikle, firmanızı ve iklimlendirme sektöründeki faaliyet alanlarınızı kısaca tanıtabilir misiniz? 2026 yılının ilk yarısı özelinde sektörün mevcut görünümünü ve sektördeki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz? 

 

Japon teknoloji devi Mitsubishi Heavy Industries ile 2011 yılından bu yana başarılı şekilde devam eden ve 2019 yılında ortaklığa dönüşen bir iş birliğimiz bulunuyor. Bu iş birliği kapsamında kurulan Form MHI Klima Sistemleri firmamız; split klimalar, multi-split klimalar, profesyonel klimalar, ısı pompaları ve VRF sistemlerin yer aldığı ürün gamını kullanıcılarla buluşturuyor.

 

Tecrübeli mühendis kadromuzla projelere ve dizayn ofislerine verdiğimiz mühendislik desteğinin yanı sıra, split, multi-split, profesyonel seri klimalar ve konut tipi ısı pompalarını Türkiye genelindeki 120 mağazamız aracılığıyla son tüketiciye ulaştırıyoruz. Hava kaynaklı konut tipi ısı pompaları konusunda hem Japon Mitsubishi Heavy hem de İtalyan Clivet markalarımızla müşterilerimize hizmet veriyoruz. Her iki ürün de Form MHI Klima bayilerinde kullanıcılarımızla buluşuyor. Halihazırda 120’yi aşan bayi sayımızı, 2026’da da yüzde 20 oranında artırmayı hedefliyoruz. VRF sistemleri konusunda ise uzun yıllardır Türkiye’nin en büyük 2 firmasından biri konumundayız. 

 

İhracat tarafında ise MHI yapılanması kapsamında sorumluluğumuzda bulunan Türki Cumhuriyetler, Kıbrıs, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da büyümeye devam ediyoruz. Kısa vadede Tunus, Cezayir, Fas ve Güney Afrika pazarlarında da faaliyet göstermeyi hedefliyoruz.

 

  1. Dijitalleşme iklimlendirme sistemlerinde rekabet koşullarınızı nasıl değiştirdi? Veri yönetimi ve gerçek zamanlı analiz, karar alma süreçlerinizde nasıl bir rol oynuyor? Son dönemde üretim tesislerinizde hayata geçirdiğiniz otomasyon, akıllı üretim veya Endüstri 4.0 uygulamalarından öne çıkan örnekleri paylaşabilir misiniz?

 

Dijitalleşme, iklimlendirme sektöründe rekabetin odağını yalnızca ürün performansından, veri odaklı hizmet anlayışına taşıdı. Günümüzde müşteriler; enerji tüketimi takip edilebilen, uzaktan izlenebilen ve akıllı otomasyon sistemleriyle entegre çalışabilen çözümleri tercih ediyor. Bu nedenle veri yönetimi ve gerçek zamanlı analizler hem operasyonel verimlilik hem de müşteri memnuniyeti açısından büyük önem taşıyor.

 

Özellikle büyük ölçekli projelerde sistem performansının izlenmesi, enerji tüketiminin takip edilmesi ve bakım süreçlerinin daha planlı yürütülmesi müşteri memnuniyetini doğrudan etkiliyor.

 

Üretim tarafında ise otomasyon ve Endüstri 4.0 uygulamaları kaliteyi artırırken üretim süreçlerini daha verimli hale getiriyor. Sensör teknolojileri, robotik otomasyon ve dijital üretim takip sistemleri sayesinde hem kalite standartları yükseliyor hem de bakım süreçleri daha proaktif yönetilebiliyor.

 

  1. BIM, dijital ikiz, artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) veya nesnelerin interneti (IoT) gibi teknolojiler ürün geliştirme ya da proje süreçlerinizde nasıl yer buluyor? Yapay zekâ destekli sistemlerin önümüzdeki yıllarda iklimlendirme sektöründe hangi alanlarda yaygınlaşacağını öngörüyorsunuz?

 

BIM, dijital ikiz ve IoT teknolojileri özellikle büyük ölçekli projelerde tasarım, uygulama ve işletme süreçlerini önemli ölçüde iyileştiriyor. Bu teknolojiler sayesinde projeler daha doğru planlanıyor, enerji performansı izlenebiliyor ve bakım süreçleri daha verimli yönetiliyor. AR ve VR ise teknik eğitimlerde ve proje sunumlarında giderek daha fazla kullanılmaya başladı.

 

Önümüzdeki yıllarda yapay zekânın en büyük etkisini enerji optimizasyonu, öngörüsel bakım ve akıllı bina yönetim sistemlerinde göreceğimizi düşünüyorum. Yapay zekâ, sistemlerin kullanıcı alışkanlıklarını ve çevresel koşulları analiz ederek enerji tüketimini otomatik olarak optimize eden yaygın bir teknoloji haline gelecek.

 

  1. Isı pompaları daha yayın olarak konut projelerinde tercih ediliyor ve son yıllarda en çok konuşulan sistemler arasında yer alıyor. Isı Pompalarının son dönemdeki teknolojik gelişimi hakkında bilgi alabilir miyiz? Sizce bu sistemlerin kullanım alanları ve pazar potansiyeli önümüzdeki dönemde nasıl şekillenecek?

 

Isı pompaları, enerji verimliliği ve düşük karbon emisyonu hedefleri doğrultusunda son yılların en hızlı gelişen teknolojilerinden biri oldu. Daha yüksek verimlilik sağlayan inverter teknolojileri, düşük sıcaklıklarda çalışma kabiliyetinin artması ve çevre dostu yeni nesil soğutucu akışkanlar bu gelişimin temel unsurları arasında yer alıyor.

 

Önümüzdeki dönemde sadece konutlarda değil; oteller, ofisler, hastaneler ve ticari yapılarda da kullanımının hızla artacağını öngörüyoruz. Yenilenebilir enerji sistemleriyle birlikte çalışabilmesi de ısı pompalarını geleceğin en önemli iklimlendirme çözümlerinden biri haline getiriyor.

 

  1. VRF sistemler de özellikle büyük ölçekli projelerde tercih ediliyor. Bu sistemlerin enerji verimliliği, esnek kullanım ve işletme maliyetleri açısından öne çıkan avantajlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu kapsamda, ticari binalar ve alışveriş merkezleri ile endüstriyel tesisler ve kamu yapılarında iklimlendirme çözümleri tasarlanırken en çok hangi kriterler ön plana çıkıyor?

 

VRF sistemleri, yüksek enerji verimliliği, bağımsız zon kontrolü ve esnek tasarım imkânı sayesinde büyük ölçekli projelerde en çok tercih edilen çözümler arasında yer alıyor. Aynı anda farklı mahallerde farklı sıcaklık ihtiyaçlarını karşılayabilmesi hem kullanıcı konforunu hem de işletme verimliliğini artırıyor.

 

Ticari ve kamu projelerinde yatırım maliyeti kadar yaşam döngüsü maliyeti, enerji tüketimi, servis altyapısı, sistem güvenilirliği ve bina otomasyon sistemleriyle entegrasyon kabiliyeti de karar sürecinde belirleyici kriterler haline gelmiş durumda.

 

  1. İç hava kalitesi, hijyen ve kullanıcı konforu, özellikle son yıllarda daha fazla önem kazandı.

Bu alanda geliştirdiğiniz çözümlerden bahsedebilir misiniz?

 

Pandemi sonrası dönemde iç hava kalitesi kullanıcılar açısından çok daha önemli hale geldi. Artık yalnızca sıcaklık kontrolü değil; temiz hava, doğru nem seviyesi ve hijyenik ortam sağlanması da iklimlendirme sistemlerinden beklenen temel özellikler arasında yer alıyor.

 

Bu doğrultuda gelişmiş filtrasyon sistemleri, taze hava çözümleri, ısı geri kazanım sistemleri ve akıllı sensörlerle çalışan otomasyon teknolojileri sayesinde hem enerji verimliliği hem de sağlıklı yaşam alanları oluşturulmasına katkı sağlıyoruz.

 

  1. Sürdürülebilirlik hedeflerinize ulaşmada dijital teknolojiler nasıl bir katkı sağlıyor? Dijitalleşme, karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda; kaynak yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?

 

Dijital teknolojiler sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada en önemli araçlardan biri haline geldi. Gerçek zamanlı enerji izleme sistemleri ve veri analitiği sayesinde enerji tüketimi sürekli takip edilerek gereksiz kaynak kullanımı azaltılabiliyor.

 

Bunun yanında üretim süreçlerinde otomasyon, kaynak verimliliğini artırırken atık miktarını da azaltıyor. Yenilenebilir enerjiyle uyumlu sistemlerin geliştirilmesi ve yüksek verimli ürünlerin yaygınlaştırılması da karbon emisyonlarının azaltılmasına önemli katkı sağlıyor.

 

Biz de yüksek verimli ürünlerin yaygınlaştırılması, ısı pompası gibi düşük karbonlu çözümlerin daha geniş kullanım alanı bulması ve dijital izleme teknolojilerinin projelere daha fazla entegre edilmesiyle karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sunmayı hedefliyoruz.

 

  1. Avrupa Birliği’nin çevre politikaları, F-Gaz düzenlemeleri ve yeni nesil soğutucu akışkanlara yönelik dönüşüm hakkında görüşleriniz nelerdir? Bu süreç firmanızın teknoloji yatırımlarını nasıl etkiliyor? Enerji verimliliği ve karbon emisyonlarının azaltılması hedefleri doğrultusunda iklimlendirme sektöründe nasıl bir dönüşüm yaşanıyor? Bu değişimin ürün geliştirme süreçlerinize etkileri nelerdir?

 

Avrupa Birliği’nin F-Gaz düzenlemeleri, sektörümüzün daha çevreci teknolojilere yönelmesini hızlandıran önemli bir dönüşüm süreci başlattı. Düşük GWP değerine sahip yeni nesil soğutucu akışkanlar artık ürün geliştirme süreçlerinin temel odak noktalarından biri haline geldi.

 

Bu dönüşüm yalnızca çevresel bir zorunluluk değil, aynı zamanda enerji verimliliğini artıran önemli bir fırsat olarak görülmeli. Önümüzdeki yıllarda yüksek verimli ve çevre dostu sistemlerin sektör standardı haline geleceğini düşünüyoruz. Biz de bu dönüşümü, ürün gamımızı ve teknoloji yatırımlarımızı şekillendiren temel başlıklardan biri olarak görüyoruz.

 

  1. Son olarak, önümüzdeki 5 yıllık süreçte iklimlendirme sektörünü şekillendirecek en önemli teknolojik gelişmelerin neler olacağını düşünüyorsunuz? Firmanız bu geleceğe nasıl hazırlanıyor?

 

Önümüzdeki dönemde yapay zekâ, IoT, akıllı bina sistemleri, dijital ikiz uygulamaları ve düşük karbonlu iklimlendirme teknolojileri sektörün gelişimine yön verecek. Sistemler artık sadece çalışan cihazlar değil, kendi performansını analiz eden ve optimize edebilen akıllı platformlara dönüşecek.

 

Biz de bu dönüşüme; dijital altyapımızı güçlendirerek, enerji verimliliği yüksek ürünlere yatırım yaparak ve çalışanlarımızın teknik yetkinliklerini sürekli geliştirerek hazırlanıyoruz. Dijitalleşmenin gelecekte rekabet avantajı sağlayan en önemli unsurlardan biri olmaya devam edeceğine inanıyoruz.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye