RÖPORTAJ
Baumit’ten Geleceğe Dönüşüm: Sürdürülebilirlik ve Çocuklara Yönelik Sosyal Sorumluluk Projesi
Yayınlandı
1 yıl önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Avusturya merkezli Baumit, Türkiye’deki sürdürülebilir yapı çözümleri ile dikkat çekerken, “Geleceğimizi Mantoluyoruz” projesi ile çocuklara enerji verimliliği ve çevre bilincini aşılıyor. Şirket, sağlıklı yaşam alanları yaratmak için dünya çapında karbon tasarrufu sağlamaya devam ediyor.
1.Öncelikle, markanızın/firmanızın genel yapılanması hakkında bilgi verir misiniz? Hem global ölçekte hem de bölgesel olarak markanızın/firmanızın genel değerlendirmenizi alabilir miyiz? Markanızın sektörünüzdeki konumu hakkında neler söylemek istersiniz?
Kökleri 200 yıl öncesine dayanan Avusturya merkezli Schmid Industrie Holding’in çatısı altındaki en büyük firma olan Baumit, 1988 yılında iki yapı malzemesi firmasının iş birliği ile kuruldu. Avrupa’nın mantolama devi olarak konumlanan şirketimiz, Türkiye’de 2007 yılından beri aktif olarak bu vizyon ile faaliyet gösteriyor. Gebze’de 2008 yılında açılan üretim tesisimiz, yıllık 300 bin ton üretim kapasitesine ve likit üretim yeteneğine sahip. Türkiye’de müşterilerimize yüksek kaliteli, dayanıklı ve uzun ömürlü yapı malzemeleri sunarak onların beklentilerini fazlasıyla karşılamak hedefiyle çalışıyoruz. Tüm çalışmalarımızda da şirketimizin misyonu olan sürdürülebilir geleceğe sadık kalıyoruz. Bu kapsamda yapı malzemeleri sektöründe birçok yeniliğe imza atmanın yanı sıra sürdürülebilirliği çalışmalarımızın merkezine koyuyoruz. Dış cephe ısı yalıtım sistemlerinde uzman bir marka olmamızın sorumluluğu ışığında farklı ihtiyaçlara yönelik sistem ve ürün çeşitliliğimizle daha dayanıklı cepheler yaratılmasına imkan sağlıyoruz. Sunduğumuz inovatif çözümlerle enerji ihtiyacını kalıcı olarak azaltmaya yönelik çalışmalar yürütüyoruz.
2.Sürdürülebilir bir geleceğin sağlanmasında, üretim süreçlerinin ve ilgili hammadde/tedarik zinciri operasyonlarının tüm dünya ile koordineli bir şekilde yönetilmesi günümüzde çok daha önem arz eden bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla, Sürdürülebilirlik konusunda firmanızın Evrensel Yaklaşımını ve Kurumsal Stratejilerini bizimle paylaşabilir misiniz? Sürdürülebilir Dünya kapsamında özellikle odaklandığınız/hayata geçirdiğiniz Sosyal Sorumluluk Projeniz var mıdır, detaylarını öğrenebilir miyiz?
Gelecek için attığımız en önemli adımların başında sağlıklı yaşam alanları üzerine çalışmalarımızı genişletmek için kurduğumuz Baumit Viva Park geliyor. Avrupa’nın en büyük karşılaştırmalı Ar-Ge merkezi olarak faaliyet gösteren Baumit Viva Park’ta bulunan model evlerin her birinde ortalama kullanıcı davranışlarını simüle ederek her yıl 1,5 milyondan fazla veri topluyor, duvarların sesi oluyoruz. Ayrıca yine her yıl 45 milyon metrekare alanın mantolanmasını sağlayacak ürün üretiyor ve böylece bir milyon ton karbon azaltımı sağlıyoruz. Kuruluşumuzdan bugüne 800 milyon ton karbon tasarrufu sağladık. Bu rakam, 10 milyon otomobilin atmosfere yaydığı karbon miktarına ya da 300 bin kez aya gidip gelmeye denk geliyor. Sürdürülebilir olmak, karbon ayak izini azaltmak bizim önceliğimiz. Bunların dışında gelecek nesillere enerji verimliliği bilincini kazandırmayı ve mantolamanın dünya için önemini anlatmayı hedefliyoruz. Bu hedefimiz doğrultusunda 2019 yılında ‘Geleceğimizi Mantoluyoruz’ kurumsal sosyal sorumluluk projemizi hayata geçirdik. Projemiz çerçevesinde çocukları küresel ısınma, iklim değişikliği, enerji tasarrufu ve ısı yalıtımı konusunda bilinçlendiriyor, sosyal yardımlarda bulunuyoruz. Projemizin ilk yılında zor kış şartlarında yaşayan binlerce çocuğu geniş bayi ağımızın yardımıyla montlarla sıcacık sardık. 2020 yılına geldiğimizde AHBAP Derneği iş birliği ile bu kapsamı genişlettik ve toplamda 25 bin çocuğun kışı daha sıcak geçirmesine yardımcı olduk. İçinde çocuklarımızın anlayabileceği dilde enerji verimliliği ve binalarda ısı yalıtımının öneminin anlatıldığı bir defter de hediye ettik. gelecegimizimantoluyoruz.com web sitemizle çocuklara küresel ısınma ve enerji verimliliği ile ilgili kolayca anlayabilecekleri içerikler sunduk.
Daha fazla çocuğa ulaşabilmek ve çocukların sürdürülebilir bir gelecek konusundaki bakış açısını zenginleştirmek hedefiyle 2023 yılı itibarıyla projemizi bir adım daha yukarı taşıdık ve Çocuklar Ülkesi KidZania’ya sponsor olduk. KidZania İstanbul’da çocukların küresel iklim değişikliği ve enerji verimli yapıların önemi konularını eğlenceli ve eğitici aktivitelerle öğrenecekleri Baumit inşaat ve mantolama deneyim alanını oluşturduk. Ayrıca minik kaşiflerin küresel ısınma, enerji verimliliği ve mantolamanın önemini daha iyi anlamaları ve farkındalıklarının artması için keyifli ve öğretici bir animasyon filmi hazırladık. Son olarak da uzman pedagoglarla birlikte hazırladığımız ‘Bumi ile Enerjim Verimli, Geleceğim Güvenli’ çocuk kitabımızı yayınladık. Bu kitabımızın lansmanını değerli tiyatro oyuncumuz Sevinç Erbulak ile gerçekleştirdik ve çocuklarımızdan çok güzel geri dönüşler almanın keyfini yaşadık.
Her yıl üzerine koyarak ilerlediğimiz ‘Geleceğimizi Mantoluyoruz’ projemizle daha fazla çocuğa erişerek enerji verimliliği, sürdürülebilirlik, ısı yalıtımının önemini anlatmaya ve onların bu alandaki farkındalıklarını güçlendirme devam edeceğiz
3.Üretimde Sürdürülebilir Stratejiye sahip bir firma olarak, markanıza sağladığı katma değerler neler oldu? Sürdürülebilir marka olarak ürünleriniz müşteri tercihlerinde farkındalık oluşturdu mu? Müşteri tercihlerindeki değişimleri bizlerle paylaşır mısınız?
Değişen sosyal ve ekonomik trendler elbette müşterilerin satın alma taleplerini de etkiliyor. Her sektörde olduğu gibi inşaat sektöründe de artık hız, sürdürülebilirlik ve inovasyon yüksek bir sesle konuşuluyor. Baumit olarak değişen müşteri beklentilerini hızla gelişen teknolojilerle birleştirerek; daha hızlı, daha kolay, daha uzun ömürlü ve daha sürdürülebilir mantolama sistemleri üretmek için durmaksızın çalışıyoruz. Ürünlerimizi üretirken inovasyon merkezimizden aldığımız verilerin yanı sıra iş ortaklarımız ve saha ekiplerimizin geri bildirimleri de bize rehber oluyor. Bu noktada imza attığımız iki ürünümüz hakkında da bilgi vermek isterim. Bunlardan ilki, kullanıcılarımızın hayatını kolaylaştırmak ve şantiyelerdeki atık miktarını azaltmak amacıyla bir ilke imza atarak geliştirdiğimiz kuru yapı harçları için çözünen torba teknolojisi. Baumit’in bu yenilikçi ürünüyle artık betonun çimento, kum ve agrega gibi bileşenleriyle uğraşmaya gerek kalmıyor. Baumit ALL IN Beton torbasına yalnızca su ekleyerek ambalajıyla birlikte karıştırmak yeterli oluyor, bu sayede beton kolaylıkla kullanıma hazır hale geliyor. Ar-Ge çalışmalarımız ve iş ortaklarımızla yürüttüğümüz yakın bilgi alışverişi sonucunda ürettiğimiz bir diğer inovasyonumuz olan Baumit Jel teknolojisini de inşaat sektörüyle tanıştırdık. Bu yenilikçi teknolojiyle tasarladığımız Baumit Contact ürünleriyle inşaat sahalarındaki hız, pratiklik ve sürdürülebilirlik ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Çevreye duyarlılığımızı bir adım öteye taşıyan bu seri, karbon emisyonlarını yüzde 41 oranında azaltarak ekolojik olarak da fark yaratıyor.
4.Sektörünüzün gelişimi için büyük bütçeler ayırdığınızı takip ediyoruz. Emek yoğun AR-GE çalışmalarınızda sürdürebilirlik odaklı neler yaptığınız hakkında bilgi alabilir miyiz? Bu doğrultuda, yeni yatırımlarınız ve sürdürülebilir yeni ürünleriniz/yeni markalarınız olacak mıdır?
Mantolamada yeniliğin öncüsü olan şirketimiz, Ar-Ge ve inovasyona kesintisiz yatırım yaparak sektörü sürekli yenilikçi ürünlerle besliyor. Bu çabanın en parlak örneklerinden biri de kullanıma hazır ilk mineral son kat kaplama olarak inovasyon merkezimizde geliştirdiğimiz yeni Baumit CrystalSet. Baumit CrystalEffect ile birlikte son kat kaplamalardaki termoplastik bağlayıcıları benzersiz doğal kristal bağlayıcılar ile yeniledik. Bu doğal bağlayıcılar, mükemmel kir direncine ve yüksek nefes alma kabiliyetine sahip, kristal sertliğinde son derece dayanıklı bir yüzey oluşturuyor. Böylece kir ve toz parçacıkları cepheye nüfuz edemiyor, rüzgâr veya yağmurla birlikte cephenin yüzeyinden uzaklaşıyor.
Yakın geleceğe baktığımızda güvenli, kaliteli, sağlıklı ve konforlu yapılar için sürdürülebilirliği odağına alan çevre dostu inovatif ürünlere, doğru uygulamalara ve çözüm odaklı yaklaşımlara duyulan ihtiyacın arttığını görüyoruz. Bu doğrultuda sektörümüzün tüm paydaşlarıyla birlikte ülkemizde sürdürülebilir konutların inşasına yüksek katma değer sunmak en önemli hedefimiz. Baumit olarak, bu hedefe ulaşmak için ürün çeşitliliğimizi ve hizmet kalitemizi artırmayı önceliklerimiz arasına alıyoruz. Bu amaçla Ar-Ge yatırımlarımıza odaklanarak yeni ürün ve teknolojiler geliştirmeye ve enerji verimliliği konularında öncü rol oynamaya devam edeceğiz.
5.Sürdürülebilir Çevre Politikaları ve Yaşanabilir Çevre Stratejileri adına uygulanan Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ve Avrupa Birliği İklim Hedefleri birtakım değişiklikleri de beraberinde getirmiştir. Bu kapsamda, 2030 yılına kadar Sera Gazı Emisyon Oranlarının çok ciddi oranda azaltılması ve 2050 yılında da net sıfırlanması hedeflemektedir. Geliştirdiğiniz ürünlerinizin üretim ve dağıtım süreçleri doğrultusunda çevresel etkileri de düşünüldüğünde, “Kurumsal Karbon Ayak İzi” konularında neler söylemek istersiniz?
Baumit olarak, ‘En temiz enerji, henüz hiç tüketilmemiş olandır’ felsefemiz ışığında Go2morrow projemizi başlattık. Proje kapsamında işe ana uzmanlık alanımız olan ısı yalıtım harçlarının reçetelerini daha çevreci bir hale getirmekle başladık. İlk etapta ısı yalıtım harçlarımızın karbon emisyonlarını yüzde 41 oranında azalttık. 2030 yılına kadar da dünyamız için çok daha fazlasını başarmak istiyoruz. Go2morrow hareketimiz çerçevesinde, en öncelikli hedefimiz global olarak karbon emisyonlarımızı ton başına yüzde 20 oranında azaltmak. Yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanma misyonumuz doğrultusunda her bir ton ürünümüzde yüzde 10 daha az enerji tüketmeyi ve ‘üret-kullan-at’ anlayışından ‘dönüşüm ve yeniden dönüşüm’ anlayışına geçmeyi hedefliyoruz. Ayrıca, döngüsel ekonominin etkin bir şekilde işlemesi için yaşam döngüsü uzun ve çok fonksiyonlu ürünler üretiyoruz.
6.Sürdürülebilir Gelecek odaklı bir firma olarak geleceğe yönelik sürdürülebilirlik hedefleriniz, hedefleriniz doğrultusunda oluşturduğunuz yol haritanız hakkında da bilgi alabilir miyiz?
Küresel ısınma, doğal kaynakların tükenmesi ve iklim değişikliği gibi sorunlara neden olan faktörler arasında hızla artan şehirleşmeyi de görüyoruz. Bu noktada sürdürülebilir bir gelecek için yapı sektörünün ödevine iyi çalışarak bu etkileri minimuma indirecek ürün ve üretim teknikleri geliştirmesi gittikçe daha da önem kazanıyor. Biz de Baumit olarak yalıtım ürün gamımızda yer alan çözümlerimizle çevreye duyarlı binaların inşasına katkıda bulunuyoruz. Yalıtımın yapılara sağladığı temel katkılar arasında; enerji tüketimini önemli ölçüde azaltması, yaşam konforunu artırması ve uzun vadede ekonomik tasarruf sağlamasını sıralayabiliriz.
Baumit olarak, sürdürülebilir bir gelecek adına sağlıklı, enerji verimli ve güzel evler inşa etmeleri için iş ortaklarımıza güç veriyoruz. Bu vizyonumuz kuşkusuz sürdürülebilirlik yaklaşımımızı da destekliyor. Sürdürülebilirlik ajandamızı şekillendiren GO2morrow hareketi, şirketimizin kurumsal bakış açısını net bir şekilde yansıtıyor. Nesillerin ötesine uzanan bir vizyonla geleceği olumlu yönde şekillendirmeyi hedefliyoruz. Bu hedefimiz çerçevesinde üretimde kullanılan ham maddelerin sorumlu bir şekilde tedarik edilmesinden enerji tasarruflu üretim tesislerine kadar her adımda çevre dostu uygulamaları benimsemeye özen gösteriyoruz. Ayrıca Ar-Ge çalışmalarımızla yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geliştirerek sektörde öncü bir rol üstleniyoruz.
Bunları da Beğenebilirsin
RÖPORTAJ
Seramiksan’dan Entegre Güç ve Stratejik Büyüme Vizyonu
Yayınlandı
3 hafta önce-
Şubat 19, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Seramiksan Direktörü M. Süreyya Çağlar
Seramik porselen karo, vitrifiye ve yapı kimyasalları alanlarında entegre üretim gücüyle konumlanan Seramiksan; 2025’in zorlu koşullarını güçlü finansal yapısı ve yaygın bayi ağıyla yönetirken, 2026’da markalaşma, dijitalleşme ve katma değerli ihracat stratejileriyle dengeli ve sürdürülebilir büyümeyi hedefliyor.
Şirketinizin faaliyet gösterdiği ana iş kollarını ve marka yapılanmanızı, bugün geldiğiniz nokta itibarıyla nasıl tanımlarsınız? Bu yapı içinde sizi rakiplerinizden ayrıştıran temel unsurlar nelerdir?
Seramiksan bugün; seramik porselen karo, yapı kimyasalları ve vitrifiye ana iş kollarında, geniş ürün gamı, güçlü üretim altyapısı ve yaygın satış ağıyla faaliyet gösteren entegre bir yapı olarak konumlanmaktadır. Türkiye genelinde 200’ün üzerindeki ana bayi ve 800’ü aşkın tali bayi ağımızın yanı sıra, dijital sipariş altyapımız ve 62 ülkeye ulaşan ihracat ağımızla hem iç pazarda hem de uluslararası arenada güçlü bir marka yapılanmasına sahibiz.
Bizi rakiplerimizden ayrıştıran en temel unsurların başında; üretim gücümüzü yalnızca kapasiteyle değil, tasarım, kalite, süreklilik ve tedarik güvenliği ile destekleyen bütüncül yaklaşımımız geliyor. Özellikle vitrifiye ürün grubunda son yıllarda yaptığımız yatırımlar, markamızı bu alanda daha güçlü ve stratejik bir noktaya taşıdı.
Bunun yanı sıra, pazar dinamiklerini yakından takip eden esnek organizasyon yapımız ve trend odaklı ürün geliştirme anlayışımız, rekabetçi avantajlarımız arasında yer alıyor. Seramiksan’ı rakiplerinden ayıran en önemli özelliklerden bir tanesi de seramik, vitrifiye, banyo mobilyaları ve yapı kimyasalları grubunda; yani ıslak hacim olarak adlandırdığımız alanlardaki tüm ürün gruplarında bir marka konsepti ile hareket etmesi, ürünlerin birbiriyle birebir uyumlu olması markayı öne çıkaran en önemli özelliklerinden bir tanesi.
2025 yılını hem sektörünüz hem de şirketiniz özelinde nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu dönemde karşılaştığınız başlıca fırsatlar ve zorluklar neler oldu?
2025 yılı, seramik sektörü açısından oldukça zorlu ve dengelerin yeniden şekillendiği bir yıl oldu. Yüksek enflasyon, faiz oranları ve maliyet baskıları; hem üretim hem de talep tarafında sektörü önemli ölçüde etkiledi. İhracatta uygulanan kur politikaları ve artan işçilik maliyetleri, uluslararası rekabet gücünü zayıflatırken, birçok üretici iç pazara yönelmek durumunda kaldı ve bu da yoğun bir rekabet ortamı yarattı.
Seramiksan özelinde ise bu süreci, güçlü finansal yapımız, yaygın bayi ağımız ve tedarik gücümüz sayesinde kontrollü bir şekilde yönettik. Zor bir yıl olmasına rağmen üretim sürekliliğimizi koruduk, vitrifiye üretimindeki kapasite artışlarımızla portföyümüzü güçlendirdik ve pazardaki konumumuzu muhafaza ettik.
Bu dönemi, daha verimli, daha seçici ve daha stratejik kararların alındığı bir geçiş süreci olarak değerlendiriyoruz.
Sektörde yaşanan güncel dönüşümler ışığında, 2026 yılına dair öngörülerinizi paylaşır mısınız? Belirlediğiniz stratejik hedefler doğrultusunda hangi alanlarda daha yoğun çalışmalar yürütmeyi planlıyorsunuz?
2026 yılını sektör açısından bir denge ve yeniden yapılanma dönemi olarak görüyoruz. İç piyasada, faiz politikaları ve konut kredilerinde yaşanması muhtemel iyileşmelerle birlikte kademeli bir toparlanma bekliyoruz. Konut talebinin yeniden canlanması, hem iç pazarda hareketlilik yaratacak hem de üretici firmalar üzerindeki maliyet baskısını bir nebze azaltacaktır.
Bu doğrultuda Seramiksan olarak; markalaşma, dijitalleşme, ürün farklılaştırma ve katma değerli üretim alanlarında daha yoğun çalışmalar yürütmeyi hedefliyoruz. Büyük ebatlı karolar, sıcak ve doğal renk paletleri, ahşap ve tuğla görünümlü ürün grupları gibi trend odaklı koleksiyonlarımızla hem mimari projelerde hem de bireysel kullanıcılarda güçlü bir karşılık bulmayı amaçlıyoruz.
2026 yılı için ihracat tarafında odaklandığınız yeni coğrafyalar ve pazarlar hangileri olacak? Mevcut pazarlarda izlemeyi planladığınız yeni büyüme ve konumlanma stratejileriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu kapsamda, ihracata yönelik ürün geliştirme ve yatırım planlarınız bulunuyor mu?
İhracatta önümüzdeki dönemde; mevcut güçlü olduğumuz pazarlarda derinleşmeyi, aynı zamanda yeni ve potansiyeli yüksek coğrafyalarda daha seçici bir büyüme stratejisi izlemeyi planlıyoruz. Özellikle Orta Doğu, Kuzey Afrika ve bazı Avrupa pazarlarında; proje bazlı satışlar, vitrifiye ve özel ürün gruplarıyla daha katma değerli bir konumlanma hedefliyoruz.
Bu kapsamda, ihracata yönelik ürün geliştirme çalışmalarımız devam ediyor. Pazarların beklentilerine uygun ölçü, renk, yüzey ve tasarım alternatifleriyle; standart ürün ihracatının ötesine geçerek, markalı ve fark yaratan koleksiyonlarla rekabet etmeyi amaçlıyoruz. Vitrifiye ürün grubunda yaptığımız yatırımlar da bu stratejinin önemli bir parçasını oluşturuyor.
Sürdürülebilirlik ve çevre politikaları şirketinizin uzun vadeli vizyonunda nasıl bir yere sahip? Bugüne kadar hayata geçirdiğiniz sosyal sorumluluk projeleriniz ile önümüzdeki dönemde planladığınız yeni çevresel ve sürdürülebilirlik odaklı projelerinizden bahsedebilir misiniz?
Sürdürülebilirlik, Seramiksan’ın uzun vadeli vizyonunun temel yapı taşlarından biridir. Üretim süreçlerimizde enerji verimliliğini arttırmaya, doğal kaynak kullanımını minimize etmeye ve çevresel etkileri azaltmaya yönelik yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Atık yönetimi, geri dönüşüm ve çevre dostu üretim uygulamaları bu yaklaşımın önemli başlıkları arasında yer alıyor.
Bunun yanı sıra, sosyal sorumluluk projeleriyle de bulunduğumuz coğrafyaya ve topluma değer katmayı önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde; çevresel sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve daha düşük karbon ayak izi hedefleri doğrultusunda yeni projeleri hayata geçirmeyi planlıyoruz. Sürdürülebilirliği yalnızca bir zorunluluk değil, markamızın geleceğini şekillendiren stratejik bir yatırım alanı olarak görüyoruz.
RÖPORTAJ
Legrand Türkiye: Entegre Sistemlerle Akıllı ve Sürdürülebilir Yapıların Mimarı
Yayınlandı
3 hafta önce-
Şubat 19, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Legrand Türkiye Grubu CMO’su – Gül Sevinç Selçuk
Legrand Türkiye Grubu; Legrand, İnform, Estap ve Bticino markalarıyla bina, elektrik ve dijital altyapılar alanında uçtan uca çözümler sunan güçlü bir ekosistem oluşturuyor. Enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve kullanıcı güvenliğini odağına alan bu entegre yapı, projelerin tüm yaşam döngüsüne değer katarak Legrand’ı yalnızca ürün sağlayıcısı değil, geleceğin akıllı yapılarını şekillendiren bir çözüm ortağı olarak ayrıştırıyor.
1. Şirketinizin faaliyet gösterdiği ana iş kollarını ve marka yapılanmanızı, bugün geldiğiniz nokta itibarıyla nasıl tanımlarsınız? Bu yapı içinde sizi rakiplerinizden ayrıştıran temel unsurlar nelerdir?
Legrand Türkiye Grubu olarak, bina, elektrik ve dijital altyapılar alanında geliştirdiğimiz ürün ve sistemlerle küresel ölçekte güçlü bir uzmanlığa sahibiz. Bünyemizde yer alan Legrand, İnform, Estap ve Bticino gibi markalarımızla, konutlardan ticari yapılara, endüstriyel tesislerden kritik altyapı projelerine kadar farklı ölçek ve ihtiyaçlara yönelik kapsamlı çözümler sunuyoruz. Farklı kullanım senaryolarına uyum sağlayabilen geniş ürün portföyümüz ve birbiriyle entegre çalışan sistemlerimiz sayesinde, projelerin tasarım aşamasından uygulama ve işletme süreçlerine kadar uçtan uca değer üretiyoruz. Enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve kullanıcı güvenliğini odağımıza alırken akıllı, esnek ve geleceğe uyumlu yaşam alanları oluşturmayı hedefliyoruz. Bu yaklaşımımızla yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, hızla dönüşen yapı teknolojilerinin yarının beklentilerine de yanıt veren çözümler geliştiriyoruz.
2. 2025 yılını hem sektörünüz hem de şirketiniz özelinde nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu dönemde karşılaştığınız başlıca fırsatlar ve zorluklar neler oldu?
2025 yılı, şirketimiz adına stratejik yatırımların meyvesini topladığımız oldukça verimli bir yıldı. Gebze tesislerimizde tamamladığımız 13 milyon Euro’luk yatırımla altyapımızı güçlendirerek tam otomasyonlu üretim hatlarına geçiş yaptık. Bu yatırım, yeni nesil modüler ürünlerimizi ve yerli üretim otomatik sigortalarımızı pazara sunmamız için büyük bir fırsat yarattı. Sektör genelinde artan enerji maliyetleri ve sürdürülebilirlik baskısı zorlayıcı olsa da biz bu süreci enerji verimliliği sağlayan yenilikçi çözümlerimizle hem kendimiz hem de müşterilerimiz için bir avantaja dönüştürmeyi başardık.
3. Sektörde yaşanan güncel dönüşümler ışığında, 2026 yılına dair öngörülerinizi paylaşır mısınız? Belirlediğiniz stratejik hedefler doğrultusunda hangi alanlarda daha yoğun çalışmalar yürütmeyi planlıyorsunuz?
2026 yılında sektörümüzün ana gündemini, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik eksenindeki dönüşümün belirlemeye devam edeceğini öngörüyoruz. Özellikle enerji verimliliği, karbon salımının azaltılması ve binaların daha akıllı hale gelmesi hem regülasyonlar hem de kullanıcı beklentileri doğrultusunda öncelikli konular arasında yer alacak. Legrand Türkiye olarak stratejik yaklaşımımızı, Legrand Global’in “Hedef 2030” vizyonu ile tam uyum içinde kurguluyoruz. Bu kapsamda önümüzdeki dönemde, binaların karbon ayak izini azaltan, enerji yönetimini daha etkin ve ölçülebilir hale getiren akıllı sistemlere; çevresel etkileri tasarım aşamasından itibaren dikkate alan eko-tasarım odaklı ürünlere yatırımlarımızı artırmayı planlıyoruz. Dijitalleşmeyi yalnızca ürün ve çözümlerimizle sınırlı tutmayıp, üretim süreçlerinden proje yönetimine, satış sonrası hizmetlerden son kullanıcı deneyimine kadar tüm değer zincirine yaymayı hedefliyoruz. Böylece daha bağlantılı, daha verimli ve sürdürülebilir yaşam alanlarının oluşturulmasına katkı sağlarken, iş ortaklarımız ve müşterilerimiz için uzun vadeli değer yaratan çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz.
4. 2026 yılı için ihracat tarafında odaklandığınız yeni coğrafyalar ve pazarlar hangileri olacak?
Mevcut pazarlarda izlemeyi planladığınız yeni büyüme ve konumlanma stratejileriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu kapsamda, ihracata yönelik ürün geliştirme ve yatırım planlarınız bulunuyor mu?
Türkiye, Legrand Grubu’nun küresel organizasyonu içinde stratejik öneme sahip pazarlardan biri olmanın ötesinde, aynı zamanda Avrupa Bölgesi’nin en güçlü üretim ve lojistik üslerinden biri konumunda yer alıyor. 1990 yılından bu yana Türkiye’de gerçekleştirdiğimiz yatırımlar ve satın almalarla bugün geldiğimiz noktada, Gebze’de bulunan ve diğer Legrand tesisleri için de örnek teşkil eden iki üretim tesisimizle hem yerel pazara hem de küresel pazarlara üretim yapıyoruz. 2026 ve sonrasına yönelik ihracat stratejimizin merkezinde, Türkiye’de ürettiğimiz yüksek katma değerli, teknolojik ve sürdürülebilir ürünlerin global pazarlardaki payını artırmak bulunuyor. Ar-Ge merkezimizde geliştirilen yenilikçi çözümler ve güç kaynağı teknolojileri başta olmak üzere, yerli üretim gücümüzü uluslararası kalite ve standartlarla buluşturmayı sürdürüyoruz. Türkiye’ye ve Türk ekibimize duyduğumuz güveni, önümüzdeki dönemde de yeni yatırımlar ve ürün geliştirme projeleriyle pekiştirerek, Türkiye’yi Legrand’ın küresel büyüme yolculuğunda daha da güçlü bir konuma taşımayı amaçlıyoruz.
5. Sürdürülebilirlik ve çevre politikaları şirketinizin uzun vadeli vizyonunda nasıl bir yere sahip? Bugüne kadar hayata geçirdiğiniz sosyal sorumluluk projeleriniz ile önümüzdeki dönemde planladığınız yeni çevresel ve sürdürülebilirlik odaklı projelerinizden bahsedebilir misiniz?
Sürdürülebilirlik, Legrand Türkiye Grubu’nun uzun vadeli vizyonunun ve iş yapış biçiminin temel yapı taşlarından birini oluşturuyor. Çevresel sorumluluk, sosyal etki ve etik yönetişimi bir bütün olarak ele alıyor, bu yaklaşımı hem operasyonlarımıza hem de kurumsal kültürümüze entegre ediyoruz. Çevresel sürdürülebilirlik tarafında, enerji verimliliğini artıran, karbon ayak izini azaltan ve döngüsel ekonomi prensiplerini destekleyen ürün ve çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Aynı zamanda üretim süreçlerimizde kaynak kullanımını optimize eden, çevresel etkiyi azaltan uygulamaları hayata geçiriyor; bu alandaki hedeflerimizi Legrand Global’in sürdürülebilirlik vizyonu ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile uyumlu şekilde belirliyoruz. Sosyal sorumluluk alanında ise özellikle toplumsal cinsiyet eşitliği ve kapsayıcılık odağında uzun soluklu projeler yürütüyoruz. 2018 yılında hayata geçirdiğimiz “ellegrand (Legrand’ta Kadın)” platformu aracılığıyla, elektrik sektöründe kadın istihdamını artırmaya yönelik çalışmalar yürütüyor; kız çocuklarının mühendislik alanlarına yönelmesini destekleyen eğitim iş birlikleri ve farkındalık programları gerçekleştiriyoruz. Bu çalışmalarımızın bir sonucu olarak, 2024 yılı başında Avrupa ve Uluslararası Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Standardı (GEEIS) tarafından sertifikalandırılarak, bu sertifikayı Türkiye’de alan ilk üretim şirketi olmanın gururunu yaşadık. Çeşitlilik ve kapsayıcılığı yalnızca kadın çalışanlarla sınırlı görmüyor; gençler, engelliler ve farklı sosyal gruplar için de eşit fırsatlar yaratmayı önceliklendiriyoruz. Kadın dostu uygulamalarımızın yanı sıra babalık izninin 12 güne çıkarılması gibi politikalarla kapsayıcı bir çalışma kültürü oluşturmayı hedefliyoruz. Gençlere yönelik olarak ise 2023’te hayata geçirdiğimiz Genç Kurul ve 2024 itibarıyla başlattığımız Yönetici Aday Programı (YAP) ile, hem Legrand içinde hem de sektör genelinde genç yeteneklerin gelişimine katkı sağlıyoruz.
Bu yaklaşımımızın en güncel yansıması, 2025–2027 dönemine yönelik duyurduğumuz 6. Kurumsal Sosyal Sorumluluk yol haritamız oldu. Yeni yol haritamız; çeşitlilik ve kapsayıcılığı teşvik etmek, iklim değişikliğiyle mücadele etmek, döngüsel ekonomi yaklaşımını güçlendirmek, müşterilerimiz için değer yaratmak ve sorumlu bir işletme olmak üzere beş temel taahhüt etrafında şekilleniyor. Bu kapsamda, yönetim pozisyonlarında kadın temsilinin artırılması, tüm çalışanlarımız için kapsayıcı bir organizasyon kültürünün güçlendirilmesi, kariyerinin başındaki bireylere her yıl binlerce yeni fırsat sunulması ve sürdürülebilirlik odağını paylaşan tedarikçilerle yeni iş alanlarının geliştirilmesi gibi somut hedefler belirledik. Legrand Türkiye Grubu olarak, yalnızca kendi operasyonlarımızda değil, içinde yer aldığımız ekosistemin tamamında daha sürdürülebilir, daha adil ve daha kapsayıcı bir gelecek inşa etmeyi amaçlıyoruz.
6. Son olarak, iletmek istediğiniz veya özellikle altını çizmek istediğiniz bir mesajınız ya da yakın döneme ilişkin önemli bir duyurunuz var mı?
Legrand Türkiye Grubu olarak, önümüzdeki dönemde de sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve kapsayıcılık odağında değer yaratan çözümler geliştirmeye devam edeceğiz. Türkiye’yi yalnızca önemli bir pazar değil, aynı zamanda küresel ölçekte stratejik bir üretim, inovasyon ve yetkinlik merkezi olarak konumlandırma hedefimiz doğrultusunda yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Güçlü markalarımız, yetkin insan kaynağımız ve uzun vadeli vizyonumuzla; müşterilerimiz, iş ortaklarımız ve tüm paydaşlarımız için kalıcı değer üretirken, sektörümüzün dönüşümüne yön veren bir rol üstlenmeyi amaçlıyoruz.
RÖPORTAJ
Tasarımı Fikirden Mekâna Taşıyan Bütüncül Bir Mimarlık Pratiği: BAB ARCHITECTS
Yayınlandı
3 hafta önce-
Şubat 19, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
BAB Architects Kurucu Ortağı İç Mimar Hüseyin Beş
Mimarlık ve iç mimarlığı ayrıştıran sınırlar yerine, tasarımı baştan sona bütüncül bir süreç olarak ele alan BAB; medya yapıları ve yayın stüdyoları başta olmak üzere, teknik uzmanlık ile sanatsal bakış açısını bir araya getiren yaklaşımıyla 2025’i ve 2026 öngörülerini değerlendiriyor.
- Şirketinizin faaliyet gösterdiği ana iş kollarını ve marka yapılanmanızı, bugün geldiğiniz nokta itibarıyla nasıl tanımlarsınız? Bu yapı içinde sizi rakiplerinizden ayrıştıran temel unsurlar nelerdir?
BAB, öncelikle bir tasarım ve mimarlık pratiği. Mimarlık ve iç mimarlık disiplinlerini birbirinden ayıran kalın sınırlar yerine, tasarımı fikirden uygulamaya uzanan bütüncül bir süreç olarak ele alıyoruz. Geliştirdiğimiz projelerin önemli bir bölümünde, tasarımın yanı sıra uygulama ve üretim süreçlerini de üstleniyor, bu sayede kararlarımızın mekânda birebir karşılık bulmasını önemsiyoruz.
Kendimizi belirli bir yapı tipine ya da ölçeğe göre kategorize etmiyoruz. Mesleğin matematiğine ve teknik altyapısına hâkimiyetimizin, farklı programlara ve karmaşık ihtiyaçlara aynı açıklıkla yaklaşabilmemizi sağladığına inanıyoruz. Bu yaklaşım, farklı nitelikteki yapıları hem tasarlama hem de hayata geçirme konusunda bize esneklik ve süreklilik kazandırıyor.
Bugün geldiğimiz noktada ise, yürüttüğümüz projeler ve bu alanda biriken deneyim doğrultusunda; özellikle medya yapıları, yayın stüdyoları, ofis yapıları ve karma kullanımlı projeler üzerine yoğunlaşan bir tasarım pratiği diyebiliriz. Ancak bu, bir uzmanlık alanı kadar, doğal bir birikimin sonucu.
Bizi rakiplerimizden ayıran temel noktalardan biri, güzel sanatlar temelli bir eğitimden geliyor olmamız. Küçük yaşlardan itibaren tasarımla kurduğumuz ilişkinin, bugün yaptığımız işe doğrudan yansıdığını düşünüyoruz. Bu bakış açısı, bizim için sadece bireysel bir arka plan değil; ekibi oluştururken de önem verdiğimiz ortak bir zemin. Birlikte çalıştığımız insanların, kendilerini sektörde konumlandırdıkları yer bu anlamda belirleyici oluyor.
Sanat eğitimi temeli, ölçek ya da programdan bağımsız olarak konuyu hızlıca kavrayabilmemizi sağlıyor. Bazen bu bir obje tasarımı oluyor, bazen bir bina; bazen de ekran arayüzünden stüdyo dekoruna kadar uzanan daha teknik işler. Özellikle teknik yoğunluğu yüksek yapılarda, mimari dil ile mühendislik gereklilikleri arasında denge kurmak bizim için önemli. Bu denge sayesinde; esnek, sürdürülebilir, modüler ve zamana uyum sağlayabilen çözümleri daha hızlı ve doğru biçimde senaryolaştırabiliyoruz.
- 2025 yılını hem sektörünüz hem de şirketiniz özelinde nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu dönemde karşılaştığınız başlıca fırsatlar ve zorluklar neler oldu?
2025 yılı, sektör genelinde belirsizliklerin ve eş zamanlı dönüşümlerin yoğun olarak hissedildiği bir dönemdi. Artan maliyetler, tedarik zincirindeki dalgalanmalar ve yatırım kararlarının daha temkinli alınması, proje süreçlerini doğrudan etkiledi.
Bizim açımızdan ise bu yıl, uzmanlık alanlarımızın daha görünür hâle geldiği bir dönem oldu. Özellikle yayın ve medya yapıları konusundaki deneyimimizin, uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu gözlemledik. Zorluklar, daha rasyonel ve esnek çözümler üretmemizi zorunlu kılıyor tabii; bu durum aynı zamanda tasarım kalitesini koruyarak farklı ölçeklerde iş üretme becerimizi güçlendirdi diyebiliriz.
- Sektörde yaşanan güncel dönüşümler ışığında, 2026 yılına dair öngörülerinizi paylaşır mısınız? Belirlediğiniz stratejik hedefler doğrultusunda hangi alanlarda daha yoğun çalışmalar yürütmeyi planlıyorsunuz?
2026 yılında sektörde; esneklik, adaptasyon ve çok disiplinli çalışma kavramlarının daha da belirleyici olacağını düşünüyoruz. Özellikle yayın ve medya tasarımı alanında yaşanan hızlı teknolojik gelişmelerin, yalnızca teknik altyapıyı değil, mekânsal kurguları da doğrudan dönüştürdüğü bir döneme giriyoruz. Yayın teknolojilerinin daha kompakt, mobil ve değişken hâle gelmesi; sabit programlara sahip yapılar yerine, zaman içinde farklı ihtiyaçlara cevap verebilen dönüşebilir mekânları öne çıkarıyor.
Bu dönüşümle paralel olarak, yapı ve mekân tasarımında sürdürülebilir çözümler üretme konusunda daha mücadeleci bir yaklaşım benimsiyoruz. Mevcut yapıların yeniden işlevlendirilmesi, uzun ömürlü mekânsal çözümler ve daha az müdahaleyle daha fazla esneklik sağlayan tasarım stratejileri, önümüzdeki dönemde yoğunlaşmayı planladığımız başlıklar arasında.
- 2026 yılı için ihracat tarafında odaklandığınız yeni coğrafyalar ve pazarlar hangileri olacak?
Mevcut pazarlarda izlemeyi planladığınız yeni büyüme ve konumlanma stratejileriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu kapsamda, ihracata yönelik ürün geliştirme ve yatırım planlarınız bulunuyor mu?
2026 yılı için ihracat tarafında, coğrafi başlıklardan çok proje tipleri ve uzmanlık gerektiren işlere odaklanıyoruz. Bu pazarlarda, tasarım kalitesi ile teknik uzmanlığı birlikte sunabilen ofislerin daha fazla tercih edildiğini gözlemledik, kendi deneyimlerimizden de, açıkcası.
Mevcut süreçte ürün bazlı bir ihracat yaklaşımı çok fazla bize göre değil. Proje bazlı ve yerel ihtiyaçlara uyarlanabilen tasarım çözümleri geliştirmeye odaklanıyoruz. Bu kapsamda, farklı bağlamlara ve kullanıcı alışkanlıklarına uyum sağlayabilecek esnek tasarım sistemleri üzerine çalışmalarımız sürüyor.
- Sürdürülebilirlik ve çevre politikaları şirketinizin uzun vadeli vizyonunda nasıl bir yere sahip?
Bugüne kadar hayata geçirdiğiniz sosyal sorumluluk projeleriniz ile önümüzdeki dönemde planladığınız yeni çevresel ve sürdürülebilirlik odaklı projelerinizden bahsedebilir misiniz?
Sürdürülebilirlik ve çevre konuları, proje ölçeğinden bağımsız olarak tasarım sürecinin doğal bir parçası. Doğru kurgulanmış bir mekânın, zaman içinde daha az müdahaleye ihtiyaç duyduğunu ve kaynak kullanımını azalttığını sahada net bir şekilde görüyoruz.
Doğal ışık, malzeme seçimi ve enerji verimliliği gibi başlıklar projelerin başından itibaren dikkate alınıyor. Aynı zamanda mekânın sosyal kullanımını destekleyen, etkileşimi artıran çözümler öncelik kazanıyor. Önümüzdeki dönemde de bu yaklaşımın, özellikle kamusal ve yarı kamusal projelerde karşılığını daha fazla bulacağını düşünüyoruz.
- Son olarak, iletmek istediğiniz veya özellikle altını çizmek istediğiniz bir mesajınız ya da yakın döneme ilişkin önemli bir duyurunuz var mı?
Mimarlığın, hazır çözümlerden çok doğru sorular sormayı gerektiren bir alan olduğuna inanıyoruz.
BAB, her projede bu soruları yeniden sormaya ve bağlama özgü cevaplar üretmeye devam edecek. Önümüzdeki dönemde, bu yaklaşımımızı uluslararası platformlarda daha fazla paylaşmayı ve farklı ölçeklerde yeni iş birlikleri geliştirmeyi hedefliyoruz.
Son Yazılar
- OYAK Yönetimi, şehit aileleriyle iftar sofrasında bir araya geldi Mart 13, 2026
- Günsan Eqona serisiyle yaşam alanlarında sade tasarımModern çizgiler ve kullanım kolaylığı bir arada Mart 13, 2026
- ASAŞ “Sen de Bir Tohum At” Projesiyle Doğayı Yeniden Yeşertmeye Devam Ediyor Mart 13, 2026
- Türkiye’de Alüminyum Üretiminde Bir İlk: EDGE Sertifikalı Biyet Üretim Tesisi Mart 13, 2026
- Kordsa, JEC World 2026’da malzeme teknolojilerindeki küresel uzmanlığıyla pazara sunduğu çözümlerini sergiledi Mart 13, 2026
- Form Endüstri Tesisleri Yeni Fabrikasıyla Endüstriyel Çatı Sistemlerinde Kapasitesini Artırıyor Mart 13, 2026
- Isıtma Çözümünü Tasarımın Parçasına Dönüştüren Seri: Silüet Mart 13, 2026
- Borusan Ventures, üretim tesisleri için yapay zekâ destekli karar alma sistemi geliştiren Archimetis’e yatırım yaptı Mart 13, 2026
- Roca’dan çağdaş banyolara zamansız tasarım Mart 12, 2026
- DAP’tan yeni nesil kendi kendini ödeyen konut modeli: Peşinatsız, sabit taksitle kira öder gibi! Mart 12, 2026
- Bianca Boya Bursa Hürriyet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Genç Usta Adaylarıyla Buluştu Mart 12, 2026
- Bosch Home Comfort Grup, zorlu pazar ortamında konumunu korudu Mart 11, 2026
- Sungrow Altıncı Kez Dünyanın En Güvenilir İnvertör Markası Seçildi Mart 11, 2026
- Metal ve sandviç panel çatılar için yüksek performanslı renovasyon çözümü: Ravaproof Bondstoper Alüminyum Mart 11, 2026
- Şanlıurfa Karaköprü Deprem Konutlarına Wilo Güvencesi Mart 11, 2026
Trendler
GENEL1 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
GENEL1 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak










