“Doka, Kalıp ve İskele Malzemelerinin Sayımını ve Tanımlanmasını Otomatikleştiren Tescilli Bir Yapay Zeka Çözümü İle Örnek Teşkil Ediyor.” - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

“Doka, Kalıp ve İskele Malzemelerinin Sayımını ve Tanımlanmasını Otomatikleştiren Tescilli Bir Yapay Zeka Çözümü İle Örnek Teşkil Ediyor.”

Yayınlandı

-

DOKA TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ CAN ALİ GÜVEN

Sektörde en iddialı dijital girişimlerden biri olan Doka 360 Platformu, kalıp sürecinde planlama ve siparişten şantiye operasyonları ve iade lojistiğine kadar tüm önemli aşamaları dijital ortamda birbirine bağlıyor. Konut, ticari, altyapı ve enerji projeleri de dahil olmak üzere çok çeşitli sektörlere hitap eden kapsamlı kalıp çözümleri sunuyoruz.”

Öncelikle bize kısaca şirketinizi tanıtıp dijital dönüşüm yolculuğunuzdan bahsedebilir misiniz

Doka, kalıp ve iskele çözümlerinde küresel bir lider ve 60’tan fazla ülkede her ölçekteki inşaat projesine hizmet veriyor. Sadece yüksek kaliteli ürünlerimiz ve mühendislik alanındaki uzmanlığımızla değil, aynı zamanda inovasyon ve sürdürülebilirliğe olan bağlılığımızla da biliniyoruz. Günümüz inşaat sektöründe, dijital dönüşümün tüm potansiyelini ortaya çıkarmak sadece bir seçenek değil, aynı zamanda bir zorunluluktur. Doka, kalıp ve iskele malzemelerinin sayımını ve tanımlanmasını otomatikleştiren tescilli yapay zeka çözümü ile örnek teşkil ediyor. Bu teknoloji halihazırda dünya çapında 50’den fazla Doka lokasyonunda kullanılıyor.

Tedarikten üretime ve üretimden satışa kadar tüm operasyonel süreçlerinizde gerçekleştirdiğiniz teknolojik değişikliklerden bahseder misiniz?

Bauma 2025 Fuarında, kalıp sektöründe bugüne kadarki en iddialı dijital girişimlerden biri olan Doka 360’ı tanıttık. Entegre müşteri platformu Doka 360, kalıp süreci boyunca planlama ve siparişten saha operasyonlarına ve iade lojistiğine kadar tüm önemli aşamaları dijital olarak birbirine bağlıyor ve kolaylaştırıyor. Bu, inşaat ortaklıklarında zaman kazandıran, iş akışlarını basitleştiren ve şantiyede tam üretkenlik potansiyelini ortaya çıkaran yeni bir döneme işaret ediyor.

Dijital dönüşüm yolculuğunuzda Yapay Zeka (AI) kullanıyor musunuz?

Günümüz inşaat sektöründe, dijital dönüşümün tüm potansiyelini ortaya çıkarmak sadece bir seçenek değil, aynı zamanda bir zorunluluk. Doka, kalıp ve iskele malzemelerinin sayımını ve tanımlanmasını otomatikleştiren tescilli bir yapay zeka çözümü ile örnek teşkil ediyor. Bu teknoloji halihazırda dünya çapında 50’den fazla Doka lokasyonunda kullanılıyor.

Yapay zekanın sağladığı avantajlar veya tüm operasyonel süreçlerinizde karşılaştığınız zorluklar hakkında neler paylaşmak istersiniz?

Yakın zamana kadar, iade edilen kiralık malzemeler manuel olarak kontrol ediliyordu. Bu, önemli miktarda zaman ve çaba gerektiriyordu. Süreci iyileştirmek için Doka, Microsoft’un teknoloji uzmanlığıyla desteklenen “AI Sayma ve Tanımlama” adlı kendi yapay zeka aracını geliştirdi. İş akışı ise oldukça basit. Bir ekip üyesi mobil bir cihazla malzemelerin fotoğrafını çekiyor. Yapay zeka ürünü tanıyor, bir sayım öneriyor ve onaylandıktan sonra sonucu görüntüyle birlikte kaydediyor. Bu, net ve güvenilir bir dijital kayıt oluşturuyor.

Dijital dönüşümünüz kapsamında son dönemde piyasaya sürdüğünüz yüksek teknolojili ve enerji tasarruflu ürünler hakkında biraz bilgi alabilir miyiz?

Dijital dönüşümümüzde önemli bir kilometre taşı, tüm kalıp sürecini basitleştiren ve hızlandıran entegre bir dijital platform olan Doka 360’ın piyasaya sürülmesidir. Planlama ve siparişten gerçek zamanlı takip ve iadeye kadar her şeyi merkezileştirerek manuel adımların yerini sadece birkaç tıklama ile alıyor. Doka 360 ayrıca DokaXact ve Concremote gibi akıllı sensör teknolojilerimizi entegre ederek daha iyi karar verme için sahada gerçek zamanlı bilgiler sağlıyor. Bu platform yalnızca üretkenliği artırmakla kalmıyor, aynı zamanda daha enerji verimli ve kaynaklara duyarlı inşaat uygulamalarını da destekliyor.

Konut, ticari ve endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün segmentasyonunuz var?

Doka’da konut, ticari, altyapı ve enerji projeleri de dahil olmak üzere çok çeşitli sektörlere hitap eden kapsamlı kalıp çözümleri sunuyoruz. Sistemlerimiz, her bir segmentin kendine özgü yapısal ve lojistik taleplerini karşılayacak şekilde tasarlanmıştır ve sahada hem güvenlik hem de verimlilik sağlar. Söz konusu iskele olduğunda, proje türüne göre farklılaşıyoruz. Doka öncelikle inşaat sahaları için iskele çözümleri sağlarken, kardeş şirketimiz Umdasch Industrial Services ise, rafineriler, enerji santralleri ve büyük ölçekli bakım operasyonları gibi endüstriyel ortamlara odaklanıyor. Bu net segmentasyon, her şirketin uzmanlaşmasına ve kendi pazarına en üst düzeyde uzmanlık sunmasına olanak tanıyor.

Ürünleriniz hakkında biraz teknik bilgi verebilir misiniz? Bu sistemlerin çalışma prensipleri, kullanıcılara sundukları avantajlar ve çevre dostu yönleri nelerdir?

Doka’da kalıp ve iskele sistemlerimiz, hem operasyonel verimliliği hem de sürdürülebilirliği destekleyen ilkeler olan hassasiyet, güvenlik ve yeniden kullanılabilirlik için tasarlanmıştır. Sistemler modülerdir, montajı kolaydır ve birden fazla yeniden kullanım döngüsü için tasarlanmıştır, bu da şantiyelerdeki malzeme israfını önemli ölçüde azalttık. Sürdürülebilirlik açısından bakıldığında, ürünlerimiz döngüsellik göz önünde bulundurularak geliştirilmiştir. Her kullanımdan sonra yenileme ve uzun ürün ömürlü olmaları, çevresel etkiyi azaltmaya yardımcı oluyor. Ayrıca, küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 37’sinin binaların inşası ve işletilmesiyle bağlantılı olduğu gerçeğini ele alarak, 2040 yılına kadar Net Sıfır karbona giden yolumuzu destekleyen geleceğe dönük malzemelere ve yenilikçi teknolojilere odaklanıyoruz. Bu çabalarımız sayesinde ortaklarımızın daha verimli binalar inşa etmelerine yardımcı olurken iklim hedeflerine de aktif olarak katkıda bulunuyoruz.

Küresel enerji krizleri ve karbon emisyonu hedefleriniz ışığında, üretim hatlarınızda ne gibi enerji verimliliği önlemleri uyguladınız? Geri dönüşüm, atık yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptığınızı bizimle paylaşır mısınız?

Sektörümüzde Bilim Temelli Hedefler (SBTi) girişimini taahhüt eden ilk şirket olarak Doka, 1,5°C iklim hedefi doğrultusunda karbon ayak izini azaltmak için önemli adımlar atıyor. Üretim hatlarımızda enerji tasarruflu teknolojiler uyguluyor ve tüketimi azaltmak için süreçleri sürekli olarak optimize ediyoruz.

Avusturya’daki genel merkezimiz de dahil olmak üzere birçok lokasyonda yenilenebilir elektriğe geçtik ve fotovoltaik sistem kullanımımızı genişlettik. Geri dönüşüm ve atık yönetimi de faaliyetlerimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Kalıp sistemlerimizi yeniliyor ve böylece ürün yaşam döngülerini uzatıyor ve malzeme israfını en aza indiriyoruz. Bu çabalarımız, sürdürülebilirliğe ve inşaat sektöründe gerçek bir değişim yaratmaya yönelik daha geniş kapsamlı taahhüdümüzün parçasıdır.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Rönesans Enerji, Rönesans Gayrimenkul’ün öz tüketimi için 51 MW’lık yeşil enerji yatırımı yapacak

Yayınlandı

-

Türkiye’nin ilk 20 yıl vadeli Yenilenebilir Enerji Yatırım ve Tedarik Anlaşması hayata geçiyor.

Türkiye’nin en büyük üç yeşil enerji şirketinden biri olma hedefi doğrultusunda yatırımlarını hız kesmeden sürdüren Rönesans Enerji, grup şirketlerinden Rönesans Gayrimenkul Yatırım’ın öz tüketim ihtiyacını karşılamak üzere iki yeni projeyi hayata geçiriyor. Bu kapsamda, İzmir’de 35 MWm kurulu gücünde bir rüzgâr enerjisi santrali (RES) ve Kırşehir’de 16 MWp kurulu gücünde bir güneş enerjisi santrali (GES) olmak üzere toplam 51 MW kapasiteye sahip projelerin yatırımı gerçekleştirilecek. İş birliğiyle birlikte, Rönesans Gayrimenkul portföyünde yer alan varlıkların toplam elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 70’i karşılanacak.

Rönesans Enerji ile Rönesans Gayrimenkul Yatırım arasında imzalanan anlaşma kapsamında, Türkiye’nin ilk 20 yıl vadeli Yenilenebilir Enerji Yatırım ve Tedarik Anlaşması (YEYTA) modeli hayata geçirildi. Yatırım ve işletme süreçlerinin enerji üretim şirketi tarafından üstlenildiği bu model çerçevesinde Rönesans Enerji, Rönesans Gayrimenkul Yatırım’ın ihtiyaç duyduğu enerji tesislerini kuracak ve işletmesini sağlayacak. Bu kapsamda; İzmir’de 35 MWm kurulu gücünde bir rüzgâr enerjisi santrali (RES) ve Kırşehir’de 16 MWp kurulu gücünde bir güneş enerjisi santrali (GES) olmak üzere toplam 51 MW kapasiteye sahip tesisler kurulacak. Bu kurulu güç kapasitesi ile yıllık 142 milyon kWh’lık üretim bekleniyor. İş birliğiyle birlikte, Rönesans Gayrimenkul portföyünde yer alan varlıkların toplam elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 70’i karşılanacak.

Rönesans Holding Enerji Grup Başkanı Emre Hatem, grup şirketleri Rönesans Gayrimenkul Yatırım ile imzaladıkları YEYTA modeli ile Türkiye’de bir ilki daha gerçekleştirdiklerini belirterek şöyle konuştu: “Bir örneğini gayrimenkul grup şirketimizle imzaladığımız YEYTA modelinde yatırım maliyetinin tamamı Rönesans Enerji tarafından karşılanıyor. Proje geliştirme, inşaat, tedarik, finansman, devreye alma ve işletme gibi tüm süreçler Rönesans Enerji tarafından yürütülürken, tüketici herhangi bir yatırım yükü üstlenmeden kendi ihtiyaçlarına yönelik yeşil elektrik tedarik edebiliyor. Bu sayede hem sera gazı emisyonlarının hem de elektrik maliyetlerinin düşürülmesi amaçlanıyor. Ayrıca tüketiciler, yatırım ve işletme risklerini üstlenmeden, tüketim kapasiteleri kapsamında lisanssız üretim haklarını 20 yıl vadeli bir sözleşme ile güvence altına alabiliyor.

Bu model ile indirimli yeşil elektrik tedarik edilebildiğine dikkat çeken Emre Hatem, “Tüketicinin elektrik üretimi için herhangi bir sermaye ayırmasını gerektirmeyen bu yapı sayesinde, lisanssız üretim projeleri de lisanslı projelerde olduğu gibi enerji üretim şirketlerinin uzmanlığıyla hayata geçiriliyor. Böylece tüketici kendi faaliyet alanlarına odaklanmaya ve sermayelerini esas iş kolları için kullanmaya devam edebiliyor. Bu yaklaşım hem sektörel düzeyde hem de makro ölçekte toplam verimliliğin artmasına katkı sağlıyor” dedi.

RÖNESANS GAYRİMENKUL YATIRIM PORTFÖYÜNDEKİ TÜM VARLIKLARIN ELEKTRİK İHTİYACI KARŞILANACAK

Rönesans Gayrimenkul Yatırım Genel Müdürü Yağmur Yaşar, 2017 yılından bu yana uygulanan enerji yönetimi ve tasarruf önlemleri sayesinde, varlıkların merkezi otomasyon ve enerji izleme sistemleri ile proaktif şekilde yönetildiğini, bu sürecin LED dönüşüm projeleriyle de desteklendiğini belirtti. Bu çalışmaların somut sonuçlar verdiğini vurgulayan Yaşar, alışveriş merkezlerinde 2025 yılı sonu itibarıyla, 2017 yılına kıyasla birim inşaat alanı başına ortak alan elektrik tüketiminin yüzde 60,4 oranında azaltıldığını ifade etti.

Yeşil enerjiye geçiş kapsamında yürütülen projelere de değinen Yaşar, 2028 yılı itibarıyla tüm projelerin enerji ihtiyacının yüzde 100’ünün yenilenebilir kaynaklardan karşılanmasının hedeflendiğini açıkladı. Bu doğrultuda Rönesans Enerji ile YEYTA imzalandığını belirten Yaşar, Rönesans Gayrimenkul Yatırım portföyündeki gayrimenkullerin elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 70’inin yeşil enerji kaynaklarından sağlanacağını kaydetti. Söz konusu anlaşmanın, şirketin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasında önemli bir kilometre taşı olduğunun altını çizdi.

Rönesans Enerji ise geliştirdiği yenilikçi ve güvenilir yeşil enerji çözümleriyle iş ortaklarının sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlarken, Türkiye’nin enerji dönüşümüne ivme kazandırmaya devam ediyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Schmid Pekintaş, SolarEX 2026’ya P-Tech lansmanıyla damga vurdu

Yayınlandı

-

Avrupa’nın en büyük güneş paneli üretim kapasitesine sahip Schmid Pekintaş, bu yıl 8-10 Nisan tarihleri arasında 18’incisi düzenlenen SolarEX 2026’ya damgasını vurdu. Kurulduğu günden bu yana fuarın daimi katılımcısı olan şirket, bu yıl stratejik yatırımı P-Tech’in lansmanını gerçekleştirerek yüksek verimlilikli yerli panel çözümleriyle teknoloji odağını ve üretim gücünü bir kez daha ortaya koydu.

Schmid Pekintaş, bu yıl 18’incisi düzenlenen SolarEX – Uluslararası Güneş Enerjisi Teknolojileri ve Depolama Fuarı’nda, kurulduğu günden bu yana fuara katılımını sürdürerek sektördeki güçlü konumunu pekiştirdi. Fuarın öne çıkan başlıklarından biri, Schmid Pekintaş’ın güneş hücresi teknolojisindeki atılımını temsil eden P-Tech markasının tanıtımı oldu. 5 Nisan itibarıyla fabrikada tam kapasite üretime başlayan P-Tech, TOPCon G12R Plus hücre teknolojisi ile Türkiye’nin enerji dönüşümüne yerli mühendislik gücü katıyor.

Yüksek verimli panel çözümleri sergilendi

Fuar kapsamında sergilenen yerli üretilen SPE 620 Watt G12R TOPCon Plus Glass-Glass Bifacial güneş panelleri, yüksek güç çıkışı ve gelişmiş hücre teknolojisiyle öne çıkarken; yüksek verimlilik ve uzun ömürlü performans avantajlarıyla dikkat çekti.

“P-Tech ile dikey entegrasyonumuzu güçlendirdik”

Lansman kapsamında açıklamalarda bulunan Schmid Pekintaş Enerji Satış ve Pazarlama Müdürü Kamil Şahinşah, P-Tech yatırımını şu sözlerle değerlendirdi: 

“Enerjide dönüşüm artık yalnızca bir hedef değil, bugünün en kritik sorumluluğudur. 5 Nisan’da üretim meşalesini yaktığımız P-Tech tesisimizle, yüksek verimli hücre üretimini kendi bünyemize taşıyarak dikey entegrasyonumuzu güçlendirdik. SolarEX’te gördüğümüz yoğun ilgi, Türkiye’den dünyaya uzanan bu teknoloji gücünün global pazardaki rekabetçi konumunu şimdiden kanıtlıyor.”

Yeni iş birliklerinin temeli atıldı

Pekintaş için 2026 yılının ilk çeyreği, hem P-Tech yatırımı hem de genişleyen iş hacmiyle verimli geçti. Fuar süresince başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere farklı ülkelerden gelen heyetlerle önemli görüşmeler gerçekleştirildi. Mevcut iş ortaklıklarının pekiştirildiği fuarda, yeni müşteri bağlantılarıyla stratejik iş birliklerinin temelleri atıldı. Güneş enerjisi sektörünün en prestijli buluşma noktalarından biri olan SolarEX’te Schmid Pekintaş, 2. Hol girişindeki standında ziyaretçilerini ağırlayarak fuardan güçlü kazanımlarla ayrıldı. Şirket, 2026’nın geri kalanında P-Tech’in yerli üretim gücüyle küresel pazardaki payını artırmayı hedefliyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Daimler Truck AG’nin Avrupa’daki İlk Konteyner Veri Merkezi Aksaray Kamyon  Fabrikası’nda Devreye Alındı

Yayınlandı

-

Mercedes-Benz Türk, küresel IT organizasyonundaki stratejik sorumluluklarını genişleten yatırımlarına devam ediyor. Daimler Truck AG’nin Avrupa lokasyonları içerisinde ilk kez hayata geçirilen Konteyner Veri Merkezi Aksaray Kamyon Fabrikası’nda devreye alındı. Bu yatırım, şirketin iş sürekliliği ve operasyonel dayanıklılığını üst seviyeye çıkarırken, ileri teknoloji altyapısı ve dijital yetkinliğiyle Türkiye’nin Daimler Truck küresel IT yapılanmasındaki konumunu ve hizmet ihracatındaki etkisini daha da pekiştiriyor.

Mercedes-Benz Türk, sürdürülebilir, dayanıklı ve geleceğe hazır bir veri merkezi mimarisine geçiş hedefi doğrultusunda hayata geçirdiği Container Data Center projesiyle IT altyapısında yeni bir dönemi başlatıyor. Daimler Truck AG’nin Avrupa lokasyonları içerisindeki ilk Konteyner Veri Merkezi olma özelliği taşıyan yatırım, Türkiye’nin Daimler Truck küresel IT yapılanması içindeki stratejik konumunu somut bir şekilde ortaya koyuyor.

Dayanıklı, Modüler ve Geleceğe Yön Veren IT Altyapısı

Yaklaşık 200 kişilik IT ekibiyle dünya genelindeki operasyonlara teknolojik çözümleri sunmayı sürdüren Mercedes-Benz Türk, bu yeni altyapı yatırımıyla bilgi teknolojileri alanındaki yetkinliğini daha da ileri taşıyor. Aynı zamanda Türkiye’den gerçekleştirilen IT hizmet ihracatını güçlendirerek küresel ölçekte katma değer üretmeye devam ediyor. 

Deprem ve diğer fiziksel risklerden bağımsız, modüler ve yüksek enerji verimliliğine sahip olarak tasarlanan veri merkezi, İstanbul ve Aksaray arasında yaklaşık 700 kilometrelik coğrafi yedeklilik sağlayarak kritik iş uygulamalarının kesintisiz, güvenli ve sürdürülebilir şekilde çalışmasını güvence altına alıyor. 

Modüler ve ölçeklenebilir mimarisi sayesinde hızlı devreye alınabilir bir yapı sunan merkez, şirketin dijital dönüşüm yolculuğunda daha sade, daha dayanıklı ve daha esnek bir IT altyapısına geçişini destekliyor. Bu yatırım, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin büyüme ve teknoloji gereksinimlerine de cevap verecek şekilde konumlandırıldı.

Açılış törenine Daimler Truck Bilgi Teknolojileri Altyapı Direktörü Kilian Köhnlein, Mercedes-Benz Türk Bilgi Teknolojileri Direktörü Gökçe Bezmez ve Aksaray Kamyon Fabrikası Direktörü Pedro Afonso katıldı.

“Her Sürecin Merkezinde IT var, Türkiye de Daimler Truck Küresel IT Yapılanmasında Stratejik Önemde”

Yeni yatırımın şirket için stratejik önemine dikkat çeken Mercedes-Benz Türk Bilgi Teknolojileri Direktörü Gökçe Bezmez şunları söyledi: “Bilgi teknolojileri, Mercedes-Benz Türk’te üretimden tedarik zincirine, satıştan satış sonrası hizmetlere kadar tüm süreçlerin temelini oluşturuyor. Şirketimizdeki hemen her operasyon, güçlü ve entegre bir IT altyapısı üzerine inşa edilmiş durumda. Aksaray Kamyon Fabrikamızda devreye aldığımız Container Data Center yatırımı, yalnızca teknik bir altyapı hamlesi değil; iş sürekliliğimizi, veri güvenliğimizi ve operasyonel dayanıklılığımızı uzun vadeli bir perspektifle güçlendiren stratejik bir adım.

Daimler Truck AG’nin Avrupa lokasyonları içerisinde hayata geçirilen ilk örnek olması, Türkiye’deki IT organizasyonumuzun küresel ölçekte üstlendiği rolün açık bir göstergesi.

IT Yetkinlik Merkezimiz, İstanbul ve Aksaray’da görev yapan yaklaşık 200 kişilik uzman kadrosuyla Daimler Truck ve Buses’ın dünya genelindeki operasyonlarına hizmet sunmaya ve Türkiye’den değer üretmeye devam ediyor.

Önümüzdeki dönemde mobilite, veri analitiği ve akıllı üretim teknolojileri odağında yatırımlarımızı sürdürerek Daimler Truck’ın küresel IT ağındaki stratejik rolümüzü daha da büyütmeyi hedefliyoruz.”

Okumaya Devam Et

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye