GENEL
“Doka, Kalıp ve İskele Malzemelerinin Sayımını ve Tanımlanmasını Otomatikleştiren Tescilli Bir Yapay Zeka Çözümü İle Örnek Teşkil Ediyor.”
Yayınlandı
1 yıl önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
DOKA TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ CAN ALİ GÜVEN
“Sektörde en iddialı dijital girişimlerden biri olan Doka 360 Platformu, kalıp sürecinde planlama ve siparişten şantiye operasyonları ve iade lojistiğine kadar tüm önemli aşamaları dijital ortamda birbirine bağlıyor. Konut, ticari, altyapı ve enerji projeleri de dahil olmak üzere çok çeşitli sektörlere hitap eden kapsamlı kalıp çözümleri sunuyoruz.”
Öncelikle bize kısaca şirketinizi tanıtıp dijital dönüşüm yolculuğunuzdan bahsedebilir misiniz?
Doka, kalıp ve iskele çözümlerinde küresel bir lider ve 60’tan fazla ülkede her ölçekteki inşaat projesine hizmet veriyor. Sadece yüksek kaliteli ürünlerimiz ve mühendislik alanındaki uzmanlığımızla değil, aynı zamanda inovasyon ve sürdürülebilirliğe olan bağlılığımızla da biliniyoruz. Günümüz inşaat sektöründe, dijital dönüşümün tüm potansiyelini ortaya çıkarmak sadece bir seçenek değil, aynı zamanda bir zorunluluktur. Doka, kalıp ve iskele malzemelerinin sayımını ve tanımlanmasını otomatikleştiren tescilli yapay zeka çözümü ile örnek teşkil ediyor. Bu teknoloji halihazırda dünya çapında 50’den fazla Doka lokasyonunda kullanılıyor.
Tedarikten üretime ve üretimden satışa kadar tüm operasyonel süreçlerinizde gerçekleştirdiğiniz teknolojik değişikliklerden bahseder misiniz?
Bauma 2025 Fuarında, kalıp sektöründe bugüne kadarki en iddialı dijital girişimlerden biri olan Doka 360’ı tanıttık. Entegre müşteri platformu Doka 360, kalıp süreci boyunca planlama ve siparişten saha operasyonlarına ve iade lojistiğine kadar tüm önemli aşamaları dijital olarak birbirine bağlıyor ve kolaylaştırıyor. Bu, inşaat ortaklıklarında zaman kazandıran, iş akışlarını basitleştiren ve şantiyede tam üretkenlik potansiyelini ortaya çıkaran yeni bir döneme işaret ediyor.
Dijital dönüşüm yolculuğunuzda Yapay Zeka (AI) kullanıyor musunuz?
Günümüz inşaat sektöründe, dijital dönüşümün tüm potansiyelini ortaya çıkarmak sadece bir seçenek değil, aynı zamanda bir zorunluluk. Doka, kalıp ve iskele malzemelerinin sayımını ve tanımlanmasını otomatikleştiren tescilli bir yapay zeka çözümü ile örnek teşkil ediyor. Bu teknoloji halihazırda dünya çapında 50’den fazla Doka lokasyonunda kullanılıyor.
Yapay zekanın sağladığı avantajlar veya tüm operasyonel süreçlerinizde karşılaştığınız zorluklar hakkında neler paylaşmak istersiniz?
Yakın zamana kadar, iade edilen kiralık malzemeler manuel olarak kontrol ediliyordu. Bu, önemli miktarda zaman ve çaba gerektiriyordu. Süreci iyileştirmek için Doka, Microsoft’un teknoloji uzmanlığıyla desteklenen “AI Sayma ve Tanımlama” adlı kendi yapay zeka aracını geliştirdi. İş akışı ise oldukça basit. Bir ekip üyesi mobil bir cihazla malzemelerin fotoğrafını çekiyor. Yapay zeka ürünü tanıyor, bir sayım öneriyor ve onaylandıktan sonra sonucu görüntüyle birlikte kaydediyor. Bu, net ve güvenilir bir dijital kayıt oluşturuyor.
Dijital dönüşümünüz kapsamında son dönemde piyasaya sürdüğünüz yüksek teknolojili ve enerji tasarruflu ürünler hakkında biraz bilgi alabilir miyiz?
Dijital dönüşümümüzde önemli bir kilometre taşı, tüm kalıp sürecini basitleştiren ve hızlandıran entegre bir dijital platform olan Doka 360’ın piyasaya sürülmesidir. Planlama ve siparişten gerçek zamanlı takip ve iadeye kadar her şeyi merkezileştirerek manuel adımların yerini sadece birkaç tıklama ile alıyor. Doka 360 ayrıca DokaXact ve Concremote gibi akıllı sensör teknolojilerimizi entegre ederek daha iyi karar verme için sahada gerçek zamanlı bilgiler sağlıyor. Bu platform yalnızca üretkenliği artırmakla kalmıyor, aynı zamanda daha enerji verimli ve kaynaklara duyarlı inşaat uygulamalarını da destekliyor.
Konut, ticari ve endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün segmentasyonunuz var?
Doka’da konut, ticari, altyapı ve enerji projeleri de dahil olmak üzere çok çeşitli sektörlere hitap eden kapsamlı kalıp çözümleri sunuyoruz. Sistemlerimiz, her bir segmentin kendine özgü yapısal ve lojistik taleplerini karşılayacak şekilde tasarlanmıştır ve sahada hem güvenlik hem de verimlilik sağlar. Söz konusu iskele olduğunda, proje türüne göre farklılaşıyoruz. Doka öncelikle inşaat sahaları için iskele çözümleri sağlarken, kardeş şirketimiz Umdasch Industrial Services ise, rafineriler, enerji santralleri ve büyük ölçekli bakım operasyonları gibi endüstriyel ortamlara odaklanıyor. Bu net segmentasyon, her şirketin uzmanlaşmasına ve kendi pazarına en üst düzeyde uzmanlık sunmasına olanak tanıyor.
Ürünleriniz hakkında biraz teknik bilgi verebilir misiniz? Bu sistemlerin çalışma prensipleri, kullanıcılara sundukları avantajlar ve çevre dostu yönleri nelerdir?
Doka’da kalıp ve iskele sistemlerimiz, hem operasyonel verimliliği hem de sürdürülebilirliği destekleyen ilkeler olan hassasiyet, güvenlik ve yeniden kullanılabilirlik için tasarlanmıştır. Sistemler modülerdir, montajı kolaydır ve birden fazla yeniden kullanım döngüsü için tasarlanmıştır, bu da şantiyelerdeki malzeme israfını önemli ölçüde azalttık. Sürdürülebilirlik açısından bakıldığında, ürünlerimiz döngüsellik göz önünde bulundurularak geliştirilmiştir. Her kullanımdan sonra yenileme ve uzun ürün ömürlü olmaları, çevresel etkiyi azaltmaya yardımcı oluyor. Ayrıca, küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 37’sinin binaların inşası ve işletilmesiyle bağlantılı olduğu gerçeğini ele alarak, 2040 yılına kadar Net Sıfır karbona giden yolumuzu destekleyen geleceğe dönük malzemelere ve yenilikçi teknolojilere odaklanıyoruz. Bu çabalarımız sayesinde ortaklarımızın daha verimli binalar inşa etmelerine yardımcı olurken iklim hedeflerine de aktif olarak katkıda bulunuyoruz.
Küresel enerji krizleri ve karbon emisyonu hedefleriniz ışığında, üretim hatlarınızda ne gibi enerji verimliliği önlemleri uyguladınız? Geri dönüşüm, atık yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptığınızı bizimle paylaşır mısınız?
Sektörümüzde Bilim Temelli Hedefler (SBTi) girişimini taahhüt eden ilk şirket olarak Doka, 1,5°C iklim hedefi doğrultusunda karbon ayak izini azaltmak için önemli adımlar atıyor. Üretim hatlarımızda enerji tasarruflu teknolojiler uyguluyor ve tüketimi azaltmak için süreçleri sürekli olarak optimize ediyoruz.
Avusturya’daki genel merkezimiz de dahil olmak üzere birçok lokasyonda yenilenebilir elektriğe geçtik ve fotovoltaik sistem kullanımımızı genişlettik. Geri dönüşüm ve atık yönetimi de faaliyetlerimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Kalıp sistemlerimizi yeniliyor ve böylece ürün yaşam döngülerini uzatıyor ve malzeme israfını en aza indiriyoruz. Bu çabalarımız, sürdürülebilirliğe ve inşaat sektöründe gerçek bir değişim yaratmaya yönelik daha geniş kapsamlı taahhüdümüzün parçasıdır.
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
ALIK KONUT ARZI, KİRA PİYASASININ DENGELENMESİ AÇISINDAN BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR
Yayınlandı
19 saat önce-
Eylül 10, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Kiralık konutta ilçeler belirlendi,
15 bin kiralık sosyal konut için başvurular 14 Eylül’de başlıyor
İstanbul’da hayata geçirilecek 15 bin kiralık sosyal konut projesi için başvurular 14 Eylül’de başlıyor. İlk etapta 1.071 konutun hak sahipleri kura yöntemiyle belirlenecek ve konutların anahtarları ekim ayında teslim edilecek. Altın Emlak Global Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Hakan Özelmacıklı, Türkiye’de ilk kez bu ölçekte uygulanacak modelin kiralık konut arzına katkı sağlayabileceğini belirterek, “Piyasa rayiçlerinin altında sunulacak kiralık konutlar, özellikle dar ve orta gelirli vatandaşların konuta erişimini kolaylaştırırken kira piyasasında da dengeleyici bir rol üstlenebilir. Kiralık sosyal konut stokunun artırılması, büyükşehirlerde konuta erişimin kolaylaştırılması açısından önemli bir adım olacaktır” dedi.
İstanbul’da yüksek kira bedelleri karşısında konuta erişimi kolaylaştırmayı amaçlayan 15 bin kiralık sosyal konut projesinde başvuru süreci başlıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daha önce duyurduğu proje kapsamında başvurular 14 Eylül’de e-Devlet üzerinden alınacak. İlk etapta 1.071 konutun hak sahipleri kura yöntemiyle belirlenecek ve konutların ekim ayı içerisinde teslim edilmesi planlanıyor.
“Ev Sahibi Türkiye” sloganıyla 81 ilde başlatılan 500 bin sosyal konut hamlesi kapsamında İstanbul’da üretilecek 100 bin satılık sosyal konuta ilave olarak 15 bin konut da kiralık olarak vatandaşların kullanımına sunulacak.
12 İLÇEDE KİRALIK SOSYAL KONUT
Projenin ayrıntılarını açıklayan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, TOKİ’nin gerekli hukuki altyapıyı hazırladığını ve uygulama takviminin belirlendiğini açıkladı. Kiralık sosyal konutların Ataşehir, Sancaktepe, Ümraniye, Üsküdar, Maltepe, Tuzla, Kartal, Başakşehir, Gaziosmanpaşa, Beyoğlu, Güngören ve Arnavutköy’de planlandığını bildirdi.
Başvuru koşullarına ilişkin detayları da paylaşan Bakan, projeden 18 yaşını tamamlamış Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yararlanabileceğini belirtti. Başvuru sahibinin en az bir yıldır İstanbul’da ikamet etmesi, aylık hane gelirinin 100 bin TL’nin altında olması ve üzerine tapuda kayıtlı konut bulunmaması şartları aranacak.
Başvuruların e-Devlet üzerinden alınacağı projede konutların mülkiyeti TOKİ’de kalacak. Hak sahipleri konutlarda üç yıl süreyle oturabilecek. Üç yıllık sürenin tamamlanmasının ardından konutlar gerekli bakımlardan geçirilerek yeni hak sahiplerine tahsis edilecek. Yeni hak sahipleri de yeniden kura yöntemiyle belirlenecek.
KİRALAR 10 BİN TL’DEN BAŞLAYACAK
Proje kapsamında dört farklı büyüklükteki konut piyasa rayiçlerinin altında belirlenen bedellerle kiraya verilecek. Açıklanan başlangıç fiyatlarına göre 1+1 konutların aylık kirası 10 bin TL, 2+1 konutların 12 bin TL, 3+1 konutların 15 bin TL, 4+1 konutların ise 18 bin TL’den başlayacak.
Bakan, ilk 1.071 kiralık sosyal konutun anahtarlarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla ekim ayı içerisinde teslim edileceğini belirterek, uygulamayla vatandaşların konuta erişiminin kolaylaştırılmasının ve kira piyasasının dengelenmesinin hedeflendiğini ifade etti.
KAMU KİRALIK KONUT ARZINA DOĞRUDAN KATKI SAĞLAYACAK
Projeyi değerlendiren Altın Emlak Global Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Hakan Özelmacıklı, kiralık sosyal konut modelinin Türkiye açısından yeni bir uygulama olduğuna dikkat çekti.
Özelmacıklı, “Türkiye’de ilk kez bu ölçekte uygulanacak kiralık sosyal konut modeli, kamunun yalnızca satılık sosyal konut üretmesinin ötesine geçerek doğrudan kiralık konut arzına katkı sağlaması açısından önemli bir adım. İstanbul’daki yüksek kira bedelleri özellikle dar ve orta gelirli vatandaşlarımız, emeklilerimiz, kamu çalışanlarımız ve kentsel dönüşüm nedeniyle evini boşaltmak zorunda kalan ailelerimiz üzerinde ciddi bir yük oluşturuyor. Konutların piyasa rayiçlerinin altında kiralanması, hak sahiplerine güvenli ve uygun maliyetli yeni bir barınma seçeneği sunarken uygulamanın gerçekleştirildiği bölgelerde kira piyasası açısından referans ve dengeleyici bir etki de oluşturabilir” dedi.
BAŞVURU ŞARTLARI HEDEF KİTLE AÇISINDAN ÖNEMLİ
Projede açıklanan başvuru kriterlerini değerlendiren Özelmacıklı, gelir, ikamet ve konut sahipliği şartlarının sosyal konutların doğru hedef kitleye ulaşması açısından belirleyici olduğunu söyledi.
Özelmacıklı, “Aylık hane gelirinin 100 bin TL’nin altında olması, başvuru sahibinin en az bir yıldır İstanbul’da ikamet etmesi ve üzerine kayıtlı konutunun bulunmaması, uygulamanın gerçekten konuta erişimde güçlük yaşayan kesimlere yönelmesi açısından önemli kriterler. Başvuruların e-Devlet üzerinden alınacak olması da sürecin erişilebilirliği açısından önemli. Bununla birlikte yoğun bir başvuru bekleniyor. Bu nedenle kura sürecinin, konutların ilçelere göre dağılımının, kontenjanların, aidatların ve sonraki yıllarda uygulanacak kira artış yönteminin de vatandaşlar tarafından dikkatle takip edilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Özelmacıklı ayrıca vatandaşların başvuru sürecinde yalnızca TOKİ ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının resmî açıklamalarını dikkate almaları gerektiğini vurguladı.
PİYASANIN ÇOK ALTINDA KİRA BEDELLERİ BELİRLENDİ
Açıklanan kira bedellerinin İstanbul’daki mevcut piyasa koşulları açısından önemli olduğunu belirten Özelmacıklı, “1+1 konutlarda 10 bin TL, 2+1 konutlarda 12 bin TL, 3+1 konutlarda 15 bin TL ve 4+1 konutlarda 18 bin TL’den başlayan kira bedelleri, İstanbul’daki mevcut kiralık konut piyasasıyla karşılaştırıldığında önemli bir avantaj sağlıyor. Özellikle gelirinin büyük bölümünü kiraya ayırmak zorunda kalan haneler açısından bu model ciddi bir destek sağlayabilir. Kamu tarafından oluşturulan uygun fiyatlı kiralık konut arzının artırılması, özel piyasadaki fiyatlama davranışları üzerinde de zaman içerisinde dengeleyici bir etki oluşturabilir” dedi.
KENTSEL DÖNÜŞÜME DE DESTEK OLABİLİR
Kiralık sosyal konut modelinin İstanbul’un depreme hazırlanması ve kentsel dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması açısından da önemli bir araç olabileceğini belirten Özelmacıklı, “Kentsel dönüşümde karşılaşılan temel sorunlardan biri, hak sahiplerinin yapım süresince bütçelerine uygun kiralık konut bulamamasıdır. Kentsel dönüşüm nedeniyle konutunu tahliye etmek zorunda kalan ve başka bir konutu bulunmayan vatandaşlara ilerleyen dönemlerde kontenjan ayrılması, riskli yapıların daha hızlı boşaltılmasına ve dönüşüm süreçlerinin hızlanmasına katkı sağlayabilir” dedi.
KİRALIK SOSYAL KONUT STOKU ARTIRILMALI
İstanbul’da ortalama konut kiralarının 45 bin TL seviyesine, yeni konutlarda ise yaklaşık 55 bin TL’ye ulaşabildiğine dikkat çeken Özelmacıklı, 15 bin konutluk uygulamanın önemli bir başlangıç olduğunu ancak uzun vadede kiralık sosyal konut arzının artırılması gerektiğini söyledi.
Özelmacıklı, “15 bin kiralık sosyal konut önemli bir başlangıç olmakla birlikte İstanbul’un nüfusu ve kiralık konut talebi açısından tek başına yeterli değil. İlk uygulamadan elde edilecek sonuçlar burada yol gösterici olacaktır. Modelin sürdürülebilir bir konut politikasına dönüştürülmesi, kiralık sosyal konut stokunun her yıl artırılması ve İstanbul’un farklı ilçelerine dengeli biçimde yayılması gerekiyor. Satılık ve kiralık sosyal konut üretiminin birlikte sürdürülmesi, büyükşehirlerde konuta erişimin kolaylaştırılması ve kira piyasasının dengelenmesi açısından kalıcı bir kamu politikası hâline getirilmelidir” diyerek değerlendirmelerini tamamladı.
GENEL
Güçlü Yapıların Temelinde Saint-Gobain Yapı Kimyasalları Güvencesi: PREPRUFE
Yayınlandı
19 saat önce-
Eylül 10, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Saint-Gobain’in alanında uzman markası GCP’nin 50 yılı aşkın küresel deneyimi ve uzmanlığıyla geliştirdiği preprufe su yalıtım sistemi; konut, kamu binaları ve endüstriyel yapılarda “Sıfır Yanal Su Yürümesi” teknolojisiyle temelleri suyun yıkıcı etkilerine karşı tam koruma altına alıyor.
Geniş ölçekli inşaat projelerinde yapının uzun ömürlü korumasını sağlayarak güvenli bir geleceğe taşınması, temel aşamasında sunulan mühendislik çözümleriyle gerçekleşiyor. Yapı kimyasalları sektörünün öncü markalarından GCP, geliştirdiği PREPRUFE® su yalıtım sistemi ile konut projeleri, kamu binaları ve endüstriyel tesisler gibi büyük ölçekli yapılara güçlü bir koruma kalkanı sunuyor.
Advanced Bond Technology ile Betonla Güçlü Bağ
İnşaat sektöründe temel su yalıtımının karşılaştığı en kritik problemlerden biri, zamanla membranın arkasına sızan suyun beton ile yalıtım katmanı arasında ilerleyerek yapının geneline yayılması sorunu olarak ortaya çıkıyor. PREPRUFE® sisteminde yer alan Advanced Bond Technology çözümü yalıtım membranının dökülen betonla moleküler düzeyde tam olarak bütünleşmesini sağlıyor.
Betonla kesintisiz bir bağ oluşturan bu teknoloji, “Sıfır Yanal Su Yürümesi” özelliği sayesinde suyun beton ile membran arasında ilerleme yolunu tamamen kapatıyor. Yalıtım katmanı betonla birlikte hareket ettiği için, olası su sızıntılarının yapı içerisinde dağılması engelleniyor. Böylece binaların statik güvenliği ve taşıyıcı performansı projenin kullanım ömrü boyunca güvenceye alınıyor.
Preprufe, sadece bir yalıtım malzemesi değil; şantiyelerde uygulama kolaylığı ve yüksek teknik performans sunan bütüncül bir mühendislik yaklaşımı olarak güçlü bir çözüm sunuyor. Özel sızdırmazlık bantları ve sıvı yalıtım çözümleri gibi tamamlayıcı donanımlarla desteklenen sistem, büyük ölçekli projelerin zorlu saha koşullarına tam uyum sağlıyor. Görünmeyen ancak yapının kaderini belirleyen su yalıtımı, uzmanların geliştirdiği preprufe teknolojisi sayesinde temelden itibaren güvenilir, dayanıklı ve mühendislik vizyonu yüksek bir korumaya dönüşüyor.
GENEL
“INTERCEM 2026” İSTANBUL’DA BAŞLADI
Yayınlandı
2 gün önce-
Eylül 9, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Açılışın ortak mesajı: “Küresel çimento ticaretinde Türkiye güvenilir liman”
Küresel yapı ve inşaat malzemeleri sektörünün önde gelen temsilcilerini İstanbul’da bir araya getiren INTERCEM 2026 Konferansı’nın ilk günü, Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği (ÇCSİB) iş birliğiyle tamamlandı. Küresel tedarik zincirlerindeki kırılmaların, değişen pazar dinamikleri ile ihracat fırsatlarının masaya yatırıldığı zirvede ÇCSİB, yurt dışı tanıtım markası “Turkish Cement” adıyla yer aldı. Etkinliğin açılış konuşması ÇCSİB Başkanı Ender Şahin tarafından gerçekleştirildi. Etkinliğin ilk gün oturumlarında; jeopolitik risklerin yarattığı tedarik zinciri kırılmaları, küresel çimento pazarındaki güncel trendler, Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), kuru dökme yük taşımacılığındaki görünümler ve Suriye pazarındaki toparlanma gibi sektörün geleceğine yön veren başlıklar ele alındı.
“Türkiye eşsiz bir tedarik üssü olarak öne çıkıyor”
Konuşmasında Türkiye’nin dünya ticareti içinde oluşan yeni denklemdeki stratejik konumuna değinen ÇCSİB Başkanı Ender Şahin şunları söyledi:
“Dünya ekonomisi makro belirsizliklerin ve jeopolitik fay hatlarındaki kırılmaların gölgesinde bir yıl geçiriyor. Özellikle Hürmüz Boğazı ve çevresindeki koridorda yaşanan istikrarsızlık tedarik zincirini olumsuz etkiliyor. Jeopolitik gelişmeler ve bölgesel krizler, on yıllardır kusursuz işlediği düşünülen tedarik zincirlerinin aslında ne kadar hassas dengeler üzerine kurulu olduğunu çok net bir şekilde gösterdi. Lojistik merkezlerden uzak olmanın öngörülemez sorunlar getirdiği bu dönemde, uzun mesafelere ve okyanus aşırı rotalara bağımlı olan Asyalı rakiplerimiz küresel satın almacıları ticaretteki ülke risk primi gerçeğiyle yüzleştirdi. Alıcılar artık ürün fiyatı yanında, o ürünün operasyonel ve coğrafi risklerden arınmış olarak güvenli ve zamanında teslim edilip edilemeyeceğine de odaklanmak zorundalar. Türkiye bu dönemde deniz yolundaki alternatif rotaları, geniş kapasiteli entegre limanları ve gelişmiş karayolu ağı ile tüm pazarlar için eşsiz bir tedarik üssü olarak öne çıkıyor.”
Küresel talebin Türkiye üzerine yoğunlaştığı bu kritik süreçte, çimento sektörünün çok ilkeli bir duruş sergilediğine ve fırsatçılıktan kaçınarak güven üzerine kurulu uzun vadeli ilişkiler kurduğuna değinen Şahin şunları belirtti:
“Enerji yoğun bir sektör olarak başta kömür olmak üzere temel girdilerimizde yüzde 40’ı bulan olağanüstü maliyet artışlarımız var ve ciddi bir enflasyonist baskı ile karşı karşıyayız. Buna rağmen, sahip olduğumuz stratejik avantajı ve oluşan yoğun talebi kısa vadeli fiyat fırsatçılığına hiç dönüştürmedik. Spot piyasalarda fiyatlar hızla tırmanırken dahi, iş ahlakımız gereği uzun dönemli kontratlarımıza sadık kalarak taahhütlerimizi zamanında ve söz verdiğimiz şekilde yerine getirdik. Günü kurtaracak geçici kârların peşine düşmek yerine, lideri olduğumuz küresel pazarda iş ortaklarımızla sarsılmaz güven ilişkimizi korumayı seçtik. Kriz çözen esnek altyapımızın, üretim kalitemizin ve yıllar içinde ilmek ilmek işlediğimiz güvenilir tedarikçi kimliğimizin, geleceğe yürürken en güçlü sermayemiz olacağını düşünüyoruz. Bölgesel çatışmalara ve küresel ekonomik dalgalanmalara rağmen, sektör olarak 2026 yılı için belirlediğimiz yüzde 3’lük ihracat büyüme hedefimize ulaşacağımıza inanıyoruz.”
“Pazar çeşitliliğimizi derinleştirerek sektörel riskleri dağıtacağız”
Sektörün ihracattaki pazar çeşitliliği stratejisini detaylandıran Şahin, sektörün ihracat performansına değinerek rekabetin yoğunlaştığı pazarlar hakkında bilgi verdi:
“Yılın ilk 5 ayında 33 milyon ton çimento ve 32 milyon ton klinker üreterek üretim gücümüzü istikrarla sürdürdük. İlk 8 aylık dönemde miktar bazında 16 milyon ton ile yatay sayılabilecek, sürdürülebilir bir hacim yakalarken; ihracat değerimizi yüzde 8’in üzerinde bir artışla 962 milyon dolara ulaştırmayı başardık. Avrupa pazarındaki genel ekonomik daralmanın yansıması olarak klinker ihracatımızda miktar bazında yüzde 11’lik bir esneme yaşansa da asıl gücümüz olan katma değerli çimento ihracatında büyüme ivmemizi sürdürerek, miktar bazında yüzde 6, değer bazında yüzde 10 oranında artış kaydettik. Bugün itibarıyla en büyük üç pazarımız olarak ABD, Suriye ve İtalya öne çıkıyor. Diğer yandan ihracat vizyonumuz, pazar çeşitliliğimizi derinleştirerek sektörel riskleri dağıtma stratejisine dayanıyor. Küresel talebin parlayan yıldızı olan Afrika kıtasında son derece zorlu bir rekabetin içindeyiz. Çin’in gayrimenkul sektöründe yaşadığı daralma nedeniyle kapasitesi âtıl kalan Vietnam gibi bazı ülkelerin Batı Afrika’ya yönelmesi ve Mısır gibi tedarikçilerin devlet sübvansiyonlu ürünlerle yarattığı haksız fiyat rekabetine karşı mücadele veriyoruz. Fiyata dayalı yıkıcı rekabet girdabına kapılmadan; ürün kalitemiz, operasyonel güvenilirliğimiz ve güçlü lojistik altyapımızla pazar payımızı kararlılıkla koruyoruz. Afrikalı satın almacıların, sözleşmesine sadakatiyle bilinen ‘Türk Çimentosu’na yönelmesi bunun en somut kanıtıdır.”
“Suriye, Libya ve Ukrayna gibi pazarlarda kilit rol oynayacağız”
Önümüzdeki dönemin en hayati konularından birinin yıkıcı krizler yaşamış coğrafyaların yeniden inşası olacağını ifade eden Şahin şunları söyledi:
“Suriye’ye ihracatımızın 7 ayda yüzde 113 gibi muazzam bir oranda artarak 2 milyon tona ulaşması ve buranın en büyük ikinci pazarımız konumuna yükselmesi, ülkedeki inşa sürecinin fiilen başladığını gösteriyor. Finansman kaynaklarının netleşmeye başlamasıyla sınır komşumuz yeniden ayağa kalkacak ve inanıyoruz ki Türkiye entegre karayolu bağlantıları ve coğrafi yakınlığı sayesinde, Suriye’nin ihtiyaç duyduğu hammaddeyi en hızlı ve kesintisiz şekilde sağlayan temel aktör olacak. Türk müteahhitlerinin güçlü şekilde sahaya döndüğü Libya pazarında ihracatımızın 5 katına çıkarak 290 bin tona fırlaması da altyapı yatırımlarının hızla canlandığının bir diğer göstergesi. Benzer bir lojistik avantajla, Ukrayna’nın gelecekteki yeniden inşasında da sahadaki kilit yerimizi almaya tamamen hazırız. Yurt içindeki deprem seferberliği kapsamındaki projelerimizin tamamlanmasıyla birlikte biriken üretim gücümüzü, bu coğrafyaların ihyası için çok daha rekabetçi bir şekilde küresel pazarlara aktaracağız.”
“SKDM uyumu küresel rekabette bizi öne çıkaracak bir fırsat olacak”
Avrupa Birliği ile ticarette yeni bir dönemin kapılarını aralayan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’na (SKDM) uyum sürecini değerlendiren Şahin, bu alandaki ihtiyaçlarına yönelik şu mesajları verdi:
“Avrupa ile ticaretimizde yeni ve heyecan verici bir dönüşümün arifesindeyiz. SKDM’yi ve iklim krizine karşı atılan adımları sektörümüz için bir endişe kaynağı olarak değil; aksine daha yenilikçi, yeşil ve sürdürülebilir bir üretime geçiş için değerli bir ‘gelişim ve dönüşüm alanı’ olarak görüyoruz. Emisyon endeksine tam uyum sürecinde aşmamız gereken bazı teknik sertifikasyon aşamaları var ancak biz bu süreci en kısa sürede tamamlayarak, SKDM uyumunu küresel rekabette bizi bir adım öne çıkaracak bir fırsat olarak değerlendireceğiz. Bu konuda ihtiyaç duyduğumuz girdilerin hızlı temini için gerekli ithalat koridorlarının oluşturulması hususunda Ticaret Bakanlığımızın kıymetli destekleriyle, Avrupa pazarına entegrasyonumuzu daha güçlü bir şekilde sürdüreceğiz.”
Son Yazılar
- ALIK KONUT ARZI, KİRA PİYASASININ DENGELENMESİ AÇISINDAN BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR Eylül 10, 2026
- Güçlü Yapıların Temelinde Saint-Gobain Yapı Kimyasalları Güvencesi: PREPRUFE Eylül 10, 2026
- “INTERCEM 2026” İSTANBUL’DA BAŞLADI Eylül 9, 2026
- Bosch Home Comfort’tan Multi Split Sistemlere Yeni İç Ünite: Bosch Climate 5000iM 1W Eylül 9, 2026
- SERAMİK ONARIM HAREKETİ: KENT PİKSEL, SOKAKTA BAŞLAYAN DÖNÜŞÜMÜ FULYA’DA BULUŞTURDU Eylül 9, 2026
- Legrand Plexo, Dış Mekanlarda Güvenli ve Dayanıklı Elektrik Altyapısı Sunuyor Eylül 9, 2026
- Volvo Trucks, ADES Uluslararası Nakliyat’a 30 adet Volvo FH 500 Teslim Etti! Eylül 9, 2026
- Gözde Grubu’ndan 10 yılda 10 Bin Konutluk Yatırım Hamlesi Eylül 9, 2026
- Chryso Türkiye Uzmanlığıyla Sıcak Havada Beton Dökümü: Riskler Ve Önlemler Eylül 9, 2026
- Nexans, 2026’nın İlk Yarısında Kârlı Büyümesini Sürdürdü ve Yıl Sonu Hedeflerini Yükseltti Eylül 9, 2026
- Kombi Çalışıyor, Ev Isınmıyorsa Sorun Radyatörlerde Olabilir Eylül 9, 2026
- KALEKİM’DEN ZORLU DÖNEMDE DİRENÇLİ PERFORMANS: KALEKİM’İN İKİNCİ ÇEYREK NET SATIŞLARI 2,97 MİLYAR TL OLDU Eylül 8, 2026
- Kimpur, 2025 Entegre Raporu’nu “Sürdürülebilir İlerleme” Temasıyla Yayımladı Eylül 8, 2026
- Okullarda konfor ve enerji verimliliği için yalıtımın önemi artıyor Eylül 8, 2026
- Rönesans 11 yıldır dünyanın ilk 50 uluslararası müteahhidi arasında Eylül 8, 2026
Trendler
GENEL2 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL2 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak










