19. GYODER Gayrimenkul Zirvesi Rixos Tersane İstanbul’da gerçekleştiriliyor - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

19. GYODER Gayrimenkul Zirvesi Rixos Tersane İstanbul’da gerçekleştiriliyor

Yayınlandı

-

Gayrimenkul sektörü ‘yeniden başladı’

Türkiye gayrimenkul sektörünün önde gelen buluşma noktası 19. GYODER Gayrimenkul Zirvesi bugün Rixos Tersane İstanbul’da gerçekleştiriliyor. Tüm sektöre “Yeniden Başlat” mesajı veren zirvenin açılış konuşmasını yapan GYODER Başkanı Neşecan Çekici, “Gayrimenkul endüstrisi olarak yeniden başlat düğmesine basma zamanımız geldi. Geçmişin tecrübeleriyle, hatalarımızdan dersler çıkararak, değişen dünya koşullarına uyum sağlayarak, geleceği en iyi şekilde inşa etmek için birlikte çalışacağız” diye konuştu.

25. yılını kutlayan gayrimenkul sektörünün çatı kuruluşu GYODER tarafından bu yıl 19.’su düzenlenen GYODER Gayrimenkul Zirvesi bugün Rixos Tersane İstanbul’da ‘Yeniden Başlat’ ana temasıyla gerçekleştiriliyor.

Sektörün dünü, bugünü ve yarınının masaya yatırılacağı 19. GYODER Gayrimenkul Zirvesi’nde alanında uzman konuşmacılar, panelistler sektördeki gelişmeleri, yenilikçi yaklaşımları ve geleceğe dair öngörüleri tartışacak.

“GELECEĞİ BİRLİKTE İNŞA EDECEĞİZ”

Zirvenin açılış konuşmasını yapan GYODER Başkanı Neşecan Çekici, “19. GYODER Gayrimenkul Zirvesi’nde, 25 yıllık birikimimizin ışığında, sektörümüzün geleceğini yeniden şekillendirmek üzere bir araya geliyoruz. Yeniden başlamaktan korkmadan, bu sefer sıfırdan değil, tecrübelerimizden başlıyoruz. Gayrimenkul endüstrisi olarak yeniden başlat düğmesine basma zamanımız geldi. Geçmişin tecrübeleriyle, hatalarımızdan dersler çıkararak, değişen dünya koşullarına uyum sağlayarak, geleceği en iyi şekilde inşa etmek için birlikte çalışacağız. Türkiye ekonomisinin kalbi, gayrimenkul sektörüdür. Biz, geleceğin mimarlarıyız. İşte bu nedenle, kendimizi daima hazır, motive ve en önemlisi “yeni” tutmalıyız. Bu önemli zirvede de gayrimenkul sektöründeki zorluklara yanıtlar arayacağız. GYODER olarak, barınma politikaları, sürdürülebilirlik ve finansman yöntemleri gibi kritik alanlarda çözüm önerileri sunan ‘Mavi Kitap’ı yazdık. Tüm paydaşlarımızla bir seferberlik çerçevesinde gayrimenkul ve kentsel dönüşüm okuryazarlığı projeleri yürütmeye başladık. Yapay zekâ artık bizim için de var. Biz ona ‘GYODER Bilge’ adını verdik. 6 aydır kendisini eğitiyoruz. Çalışmalarımıza dahil oluyor. Teknolojiyi hayatımıza ciddi anlamda dahil etmeye kararlıyız. Ancak insan aklının ve tecrübesinin izdüşümünü nitelikli halde devreye sokabilmek için ‘Sezgi Laboratuvarı’, ‘Farkındalık Akademisi’ gibi Ar-Ge mutfakları, başka bir deyişle yaratım masaları kuruyoruz” diye konuştu.

Rixos Otelleri ve Tersane İstanbul Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Fettah Tamince ise konuşmasında şunları söyledi: “Dünyada çok başarılı şehirler var. Bu şehirler sadece o şehirlerde yaşayanlara ait degil, her biri dünya mirası haline geldi. Bir turizmci olarak İstanbul için, İstanbul’un zenginliğine katkı sağlayacak bir şey yapabilir miyiz hayali bende hep vardı. Haliç’te, özellikle Tersane bölgesi ile ilgili bir proje söz konusu olunca da bunun aradığım fırsat olduğunu, İstanbul’un zenginliğine zenginlik katacak ve dünyadaki diğer şehirler ile İstanbul’u daha iyi yarıştırabilecek bir artı değer olduğunu düşündüm. İstanbul potansiyelinin yüzde 15, yüzde 20’sini yaşıyor. Bu proje ile bu potansiyelin daha büyütülmesine katkı sağlayabilir miyiz vizyonu beni motive etti.”

“TARİHİN KENDİSİ RE-START”

19. GYODER Gayrimenkul Zirvesi’nde Harvard Business Review Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turan ve tarihçi-yazar Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan “Yeniden Başlat” temalı bir söyleşi gerçekleştirdi. Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan, “Yeni bir çağın başladığı doğru ama yeni bir çağın başlangıcına tanık olan insanlar onu fark edemezler. Sloganlaşmış şeyler fark edilmeyen şeyler olur. Eskiden yeniden başlatmak kavramı daha negatifti. Artık eskisi gibi bir yola girilip tamamen o yoldan gitmek yok. Kriz ve hızlı değişim ortamları bir sürü icadın da ortaya çıktığı ortamlardır. İyi ve kötüyü de ayırt eder bu dönemler. Türk toplumu çok esnektir ve bu bizim için büyük bir avantaj. Yeniden başlama aslında düşünülenden daha sık yaşanıyor. Dünya tarihinde 200 yıldır gelişen bir döngünün içindeyiz. Sürekli bir ekonomik, teknolojik gelişmenin içindeyiz. Re-start tarihin kendisi. Hızlı değişen çağda, o çağa ayak uyduran kazanır” diye konuştu.

“TÜRKİYE BÜYÜK BİR KRİZ YÖNETİMİ ÜSTADI”

Ardından zirvenin keynote speaker’ı ekonomist yazar Dr. Mahfi Eğilmez, “2025: Ekonomiye Bakış” başlıklı bir konuşma yaptı.

Sanayi üretiminde son yıllarda düşüş olduğuna dikkat çeken Dr. Mahfi Eğilmez şunları söyledi: “Enflasyonu çözmenin yollarından birisi de büyümeyi düşürmek. Tüm bunlara rağmen talebin canlı olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla arz ve talep arasında bir uyumsuzluk var diyebiliriz.”

TÜİK’in son açıkladığı konut verilerine de değinen Dr. Eğilmez, “Konut satışlarında durum kötü değil. Geçen yılın aynı dönemine göre ikinci elde artış, birinci elde düşüş olduğunu gözlemliyoruz. Dolayısıyla satışlar yüksekmiş gibi görünüyor. Ancak fiyatlar reel olarak bir gerileme içinde” dedi.

Balkan ülkelerinin Avrupa Birliği’ne girince kişi başı gelirlerinde bizi geçtiklerine vurgu yapan Dr. Eğilmez, “Bundan 20 yıl önce ise durum çok farklıydı. Bu durumun sebeplerinden bir tanesi yastık altı birikimlerin yapılmaya devam edilmesi. Türkiye’de çoğu altın Anadolu’da kadınların ya kollarında ya da yastık altında. Bunları alalım ekonomiye kazandıralım düşüncesi mümkün olmuyor. İkinci sorun ise dövizler. Yurt içinde ve yurt dışında tahminen 150 milyar dolar belki biraz daha fazla banka kasalarında döviz olduğu tahmin ediliyor. Bu durum tabii birçok ülkede yaşanıyor ama bizim ülkemizdekinin çapı çok büyük” diye konuştu. 

Beklentiler iyileşmediği için enflasyonu düşürmenin zor olduğuna dikkat çeken Dr. Eğilmez, şöyle devam etti: “2001 yılında yaşanan krizde bizim iyi bir yola girmemizi sağlayan da beklentileri düzeltmek olmuştu. Biz büyümeyle enflasyonu düşürmeyi aynı anda beceremedik. Bütün bunlara rağmen Türkiye büyük bir kriz yönetimi üstadı. Özel sektörümüz bu konuda oldukça dirençli, atılacak adımların irrasyonel olacağını tahmin edebiliyor.”

GAYRİMENKULDE TEK SES

Zirvede Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar moderatörlüğünde gerçekleştirilen“Gayrimenkulde Tek Ses – Hepimiz Birimiz, Birimiz Hepimiz İçin” başlıklı oturumda GYODER Yönetim Kurulu Başkanı Neşecan Çekici, KONUTDER Yönetim Kurulu Başkanı Ramadan Kumova, İNDER Yönetim Kurulu Başkanı Engin Keçeli ve AYD Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Şapkacı yer aldı.

Panelde konuşan Neşecan Çekici, “Derneğimizde gayrimenkulleştirme enstrümanları üzerine SPK ile, diğer STK’larla politika geliştirmeye çalışıyoruz. Türkiye’nin bir gayrimenkul politikasına, ortak akıl çıkarmaya ihtiyacı var” diye konuştu.

Yapı tasarruf sandıklarının Türkiye’de artık harekete geçmesi grektiğini söyleyen Ramadan Kumova ise şunları söyledi: “Yapı tasarruf sandıkları Avrupa’da uygulanan, insanların çalışırken sistemin içerisine girdikleri, biriken paranın zaman içerisinde finansmana dönüştüğü bir sistem. Bununla ilgili çalışıyoruz. Eğer yapı tasarruf sandıklarını Türkiye’de oluşturup, gayrimenkul sektörü ile birleştirebilirsek, yastık altındaki altının buraya aktarılabileceğine inanıyoruz. Birkaç yıl içinde yapı tasarrfuf sandıkları ile ilgili çalışmamız belli bir noktaya gelecek.”

Engin Keçeli ise “Bizim eksiğimiz fizibilite ve sermaye. İnsanlar önce fizibilite ve sermaye altyapılarını hazırlayıp projelerini öyle geliştiriyorlar. Proje gayrimenkul yatırım fonları konusunda son derece mutluyuz. Sektörün kurtuluşu olarak bakıyoruz. Regülasyonun doğru oluşturularak hızla başlanması gerekiyor. Alternatif konut üretmeye ihtiyacımız var” diye konuştu.

Artık geleneksel kredilerden çıkıp yeni alternatiflere yönelmek gerektiğini söyleyen Nuri Şapkacı, “Yaratıcı finansman yöntemleri bu noktada devreye giriyor. GYF’ler bu konuda çok yardımcı olacaktır. Yatırımcılarla bunu tabana yaymak istiyoruz. Maliyetleri optimize edebilmek ve müşterilerimize en iyisini sunabilmek için de yaratıcı finansman yöntemlerinin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum” dedi.

GYO ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULUYOR

Zirvenin öğleden sonraki oturumlarında Sabah Gazetesi Ekonomi Müdürü Dilek Güngör ve Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı İbrahim Ömer Gönül’ün birlikte gerçekleştireceği ‘GYO’larda Düzenleyici Bakış Açısı’ söyleşisi yer alacak. Ardından “Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları Ödül Töreni” ve “GYODER Kente Dokunan Tasarımlar Öğrenci Yarışması Ödül Töreni” gerçekleştirilecek.

ULI Danimarka Ülke Başkanı ve ULI Living Concepts Ürün Konseyi Kurucu Ortağı Jack Renteria “Yeni Nesil Yaşam Biçimleri” başlıklı bir konuşma gerçekleştirecek.

Danışman, Yeminli Mali Müşavir Ersun Bayraktaroğlu moderatörlüğünde gerçekleştirilecek “Gayrimenkulün Yeni 4P’si: Geleceğin Hikayesi” başlıklı oturumda ise Mimarlar Kurucu Ortağı Han Tümertekin, EurAsia Proptech Initiative Kurucusu Mete Varas, Kalyon Kentsel İcra Kurulu Üyesi Gökhan Yıldız, Yirmibirgram Kurucu Ortağı Onur Yanık yer alacak.

İŞ GÜCÜ RAPORU LANSMANI YAPILACAK

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Hepşen moderatörlüğünde düzenlenecek “Sektörde Nitelikli İş Gücü: İstihdamı Şekillendirmek” panelinde YTÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serhat Başdoğan, Bahçeşehir Üniversitesi BETAM Direktörü Prof. Dr. Seyfettin Gürsel, Bahçeşehir Üniversitesi BETAM Direktör Yardımcısı Prof. Dr. Ozan Bakış ve İstanbul Ekonomi Araştırma Genel Müdürü ve Kurucusu Can Selçuki konuşmacı olarak yer alacak. Panelde, GYODER ve Bahçeşehir Üniversitesi (BETAM) birlikteliği ile yürütülen İş Gücü Raporu’nun lansmanı yapılacak.

Bloomberg HT Genel Yayın Yönetmeni Açıl Sezen moderatörlüğünde yapılacak “Gayrimenkulde Finansal Dönüşüm” panelinde SPK Daire Başkanı, Kurumsal Yatırımcılar Dairesi Başkanlığı Funda Uyar Geneci, Foneria PYŞ Yönetim Kurulu Üyesi Berna Yiğit Sevindi ve Garanti BBVA Konut Finansmanı Satış Müdürlüğü Direktörü Songül Yeşilçimenli katılacak.

Zirvenin finalinde katılımcıları keyifli bir yolculuğa çıkaracak olan teknoloji dünyasının ünlü ismi Serdar Kuzuloğlu, ilgi çekici sunumu “Geleceğin Çatısı Altında” ile sahnede olacak.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Yaz aylarında artan gürültü, yaşam alanlarında akustik konfor ihtiyacını öne çıkarıyor

Yayınlandı

-

Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte kapalı alanlarda geçirilen süre uzarken, trafik, komşu ve çevresel kaynaklı gürültülerin etkisi daha belirgin hale geliyor. Ses yalıtımı, ev ve sosyal yaşam alanlarında konforu ve yaşam kalitesini belirleyen temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.

Yaz aylarında yükselen sıcaklıklar, insanların günün daha büyük bölümünü ev, ofis, kafe ve benzeri kapalı alanlarda geçirmesine neden oluyor. Bu durum, şehir yaşamının doğal bir parçası olan gürültünün daha yoğun hissedilmesine yol açıyor. Trafik, komşu daireler, bina içi hareketlilik ve çevresel ses kaynakları; yalnızca anlık rahatsızlık yaratmakla kalmıyor, yaşam alanlarının genel konforunu da doğrudan etkiliyor.

Gürültüye uzun süre maruz kalınması, dinlenme kalitesini düşürürken odaklanma ve günlük yaşam performansını da olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle modern yaşam alanlarında akustik konfor, yapı kalitesinin önemli bir parçası haline geliyor.

Binalarda doğru şekilde uygulanan ses yalıtımı çözümleri, dış ortamdan gelen seslerin iç mekânlara geçişini azaltırken, aynı zamanda daireler arası ses transferini de sınırlandırıyor. Böylece hem mahremiyet korunuyor hem de daha sakin, dengeli ve verimli yaşam alanları oluşturuluyor. Bu alanda geliştirdiği çözümlerle öne çıkan ODE Yalıtım, ısı ve su yalıtımının yanı sıra akustik konforu da odağına alarak yapıların yaşam kalitesini artırmaya yönelik çözümler sunuyor.

“Akustik konfor, yaşam alanlarının görünmeyen ama en belirleyici unsurlarından biri”

ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ozan Turan, yaz aylarında kapalı alan kullanımının artmasıyla birlikte ses yalıtımının daha fazla önem kazandığını belirterek şunları söyledi: “Yaz döneminde yaşamın büyük bölümü iç mekânlarda geçiyor ve bu da sesin etkisini daha belirgin hale getiriyor. Dış ortamdan ya da bina içinden gelen gürültü, günlük yaşamın akışını doğrudan etkileyebiliyor. Ses yalıtımı, bu etkinin kontrol altına alınmasında kritik bir rol üstleniyor.”

ODE Yalıtım olarak hedeflerinin yalnızca teknik bir yalıtım çözümü sunmak olmadığını vurgulayan Turan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz, yaşam alanlarında konforu bütüncül şekilde ele alıyoruz. Ses yalıtımı da bu yaklaşımın önemli bir parçası. Doğru çözümlerle gürültü etkisini azaltarak daha sakin, daha konforlu ve daha yaşanabilir mekânlar oluşturulmasına katkı sağlıyoruz.”

Okumaya Devam Et

GENEL

Hisense Türkiye’nin Büyüme Yolculuğuna Güçlü Atama: Ticari Direktörlük Görevine Ekin Doğan Çomak Getirildi

Yayınlandı

-

Küresel tüketici elektroniği ve ev teknolojileri markası Hisense, Türkiye operasyonlarındaki yapılanmasını güçlendirmeye devam ediyor. Tüketici elektroniği sektöründe 25 yılı aşkın satış, pazarlama ve ticari yönetim deneyimine sahip Ekin Doğan Çomak, Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü olarak atandı.

2026 yılı itibarıyla Türkiye’deki doğrudan operasyonlarını hayata geçiren Hisense, televizyon ve iklimlendirme kategorilerindeki büyümesini sürdürürken, uzun vadeli hedefleri doğrultusunda yönetim kadrosunu deneyimli isimlerle güçlendirmeye devam ediyor.

Bu kapsamda sektörün deneyimli yöneticilerinden Ekin Doğan Çomak, Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü olarak göreve başladı. Doğan, yeni görevinde Hisense Türkiye’nin satış ve pazarlama stratejilerine, ticari büyüme hedeflerine, kanal yapılanmasına ve iş ortaklarıyla geliştirilecek uzun vadeli iş birliklerine liderlik edecek. Aynı zamanda veri odaklı ticari stratejiler, yeni büyüme fırsatları ve yenilikçi kanal yönetimi yaklaşımlarıyla Hisense’in Türkiye’deki sürdürülebilir büyüme hedeflerine katkı sağlayacak.

Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü Ekin Doğan Çomak, yeni göreviyle ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Türkiye, dinamik tüketici yapısı, değişen beklentileri ve yüksek büyüme potansiyeliyle Hisense için stratejik öneme sahip bir pazar. Hisense’in küresel vizyonunu ve teknoloji gücünü, Türkiye pazarına ilişkin yerel bilgi birikimimiz ve tüketici içgörülerimizle buluşturarak kullanıcıların beklentilerine en uygun ürünleri ve marka deneyimini sunmayı hedefliyoruz. Güçlü iş ortaklıkları ve sürdürülebilir kanal yapılanmalarıyla televizyon ve iklimlendirme kategorilerindeki büyümemizi hızlandırırken, önümüzdeki dönemde genişleyecek ürün portföyümüzle Hisense deneyimini daha fazla kullanıcıyla buluşturmayı amaçlıyoruz. Uzun vadeli bakış açımız ve kullanıcı odaklı yaklaşımımızla, Hisense’in Türkiye’deki büyüme yolculuğuna güçlü bir katkı sunacağımıza inanıyorum.”

Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü mezunu olan Ekin Doğan Çomak, 25 yılı aşkın profesyonel kariyeri boyunca teknoloji ve tüketici elektroniği sektörlerinde faaliyet gösteren global markalarda önemli başarılara imza atmıştır. Farklı ürün gruplarının pazara giriş stratejilerinin oluşturulması, marka konumlandırması, ticari büyüme planlarının geliştirilmesi ve satış-pazarlama organizasyonlarının güçlendirilmesi süreçlerine liderlik etmiştir.

Tüketici elektroniği ürünlerinin yanı sıra kurumsal çözümler alanında da kapsamlı deneyime sahip olan Çomak; kanal geliştirme, stratejik iş ortaklıklarının yönetimi, veri odaklı ticari planlama ve sürdürülebilir büyüme odaklı iş modellerinin oluşturulması konularında önemli katkılar sağlamıştır. Kariyeri boyunca birçok uluslararası liderlik programına katılan ve küresel ölçekte satış performansı, proje yönetimi ve en iyi uygulamalar alanındaki başarılarıyla çok sayıda ödüle layık görülen Çomak, farklı pazarlarda elde ettiği deneyim ve stratejik bakış açısıyla sektörün öne çıkan yöneticileri arasında yer almaktadır.

 

Okumaya Devam Et

GENEL

Geleceğin şehirlerini görünmeyen altyapılar şekillendirecek

Yayınlandı

-

Artan nüfus, hızlanan kentleşme ve dijitalleşme, dünya genelinde yapılaşma hızını artırırken, şehirlerin altyapı ihtiyaçlarını da yeniden şekillendiriyor. Konutlardan hastanelere, veri merkezlerinden üretim tesislerine kadar farklı kullanım alanlarında hayata geçirilen yeni projelerde artık yalnızca inşaat süreci değil, yapıların onlarca yıl boyunca nasıl işletileceği de proje başarısının önemli kriterleri arasında yer alıyor.

Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) yayımladığı Altyapıda Yaşam Döngüsü Yaklaşımının Uygulanması (Implementing a Lifecycle Approach to Infrastructure) raporuna göre, önümüzdeki 40 yıl içinde küresel yapı stoku yaklaşık iki katına çıkacak ve toplam 241 milyar metrekare yeni yapı inşa edilecek. Bu büyüme, yaklaşık her ay New York büyüklüğünde yeni bir şehrin dünya yapı stokuna eklenmesi anlamına geliyor. Rapor, 2050 yılına kadar ihtiyaç duyulacak altyapının dörtte üçünün ise henüz inşa edilmediğine dikkat çekiyor. [1]

Bu büyüme yalnızca daha fazla yapı üretmek anlamına gelmiyor. Aynı zamanda enerji tüketiminin azaltılması, su kaynaklarının daha verimli kullanılması ve altyapı sistemlerinin uzun yıllar yüksek performansla çalışması da her zamankinden daha önemli hale geliyor. Bu nedenle sürdürülebilirlik anlayışı da değişiyor. Yapıların çevresel performansı kullanılan yapı malzemelerine ek olarak, kullanım ömrü boyunca ortaya koyduğu performansla birlikte değerlendiriliyor.

Yaşam döngüsü yaklaşımı öne çıkıyor
Dünya Ekonomik Forumu, altyapı yatırımlarında “yaşam döngüsü yaklaşımının” benimsenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Bu yaklaşım, yapıların tasarım ve inşaat süreçleriyle birlikte, işletme, bakım, onarım ve kullanım ömrü sonrasını da kapsıyor. Böylece ilk yatırım maliyetinin yanı sıra enerji tüketimi, bakım ihtiyacı, kaynak kullanımı ve uzun vadeli işletme performansı da yatırım kararlarının önemli bir parçası haline geliyor.

Yapıların uzun vadeli performansında mekanik altyapı sistemlerinin kritik rol oynadığını belirten Masdaf CEO’su Erhan Özdemir ise şunları söyledi: “Bugün bir yapının başarısı yalnızca mimarisiyle ya da kullanılan yapı malzemeleriyle ölçülmüyor. Yapının yaşamı boyunca enerji ve suyu ne kadar verimli kullandığı, bakım süreçlerinin ne kadar doğru planlandığı ve altyapı sistemlerinin ne kadar güvenilir çalıştığı da en az inşaat süreci kadar önemli. Önümüzdeki yıllarda bu yaklaşımın tüm yeni yapı projelerinde standart hale geleceğini öngörüyoruz.”

“Görünmeyen altyapılar sürdürülebilirliğin temelini oluşturuyor”
Isıtma, soğutma, temiz su temini, atık su yönetimi, basınçlandırma ve yangın güvenliği gibi mekanik sistemlerin yapıların enerji performansı üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Özdemir, doğru mühendislik çözümlerinin yalnızca işletme maliyetlerini düşürmekle kalmadığını, yapıların çevresel etkisini azaltmada da önemli rol oynadığını ifade etti.

Özdemir, “Bir pompa sisteminin gerçek maliyeti satın alma aşamasında değil, kullanım ömrü boyunca ortaya çıkıyor. Bu nedenle bugün enerji verimliliği yüksek ekipmanların tercih edilmesi, doğru projelendirme yapılması ve sistemlerin ihtiyaca uygun tasarlanması büyük önem taşıyor. Yaşam döngüsü boyunca daha az enerji tüketen, daha uzun ömürlü ve daha düşük bakım ihtiyacına sahip sistemler hem yatırımcılar hem de çevre açısından önemli kazanımlar sağlıyor” dedi.

Masdaf, geliştirdiği yüksek verimli pompa teknolojileri ve mühendislik çözümleriyle konutlardan ticari binalara, hastanelerden sanayi tesislerine kadar farklı yapılarda enerji ve su kaynaklarının daha verimli kullanılmasına katkı sağlarken, yapıların yaşam döngüsü boyunca sürdürülebilir performans göstermesini destekliyor.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler