19. GYODER Gayrimenkul Zirvesi Rixos Tersane İstanbul’da gerçekleştiriliyor - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

19. GYODER Gayrimenkul Zirvesi Rixos Tersane İstanbul’da gerçekleştiriliyor

Yayınlandı

-

Gayrimenkul sektörü ‘yeniden başladı’

Türkiye gayrimenkul sektörünün önde gelen buluşma noktası 19. GYODER Gayrimenkul Zirvesi bugün Rixos Tersane İstanbul’da gerçekleştiriliyor. Tüm sektöre “Yeniden Başlat” mesajı veren zirvenin açılış konuşmasını yapan GYODER Başkanı Neşecan Çekici, “Gayrimenkul endüstrisi olarak yeniden başlat düğmesine basma zamanımız geldi. Geçmişin tecrübeleriyle, hatalarımızdan dersler çıkararak, değişen dünya koşullarına uyum sağlayarak, geleceği en iyi şekilde inşa etmek için birlikte çalışacağız” diye konuştu.

25. yılını kutlayan gayrimenkul sektörünün çatı kuruluşu GYODER tarafından bu yıl 19.’su düzenlenen GYODER Gayrimenkul Zirvesi bugün Rixos Tersane İstanbul’da ‘Yeniden Başlat’ ana temasıyla gerçekleştiriliyor.

Sektörün dünü, bugünü ve yarınının masaya yatırılacağı 19. GYODER Gayrimenkul Zirvesi’nde alanında uzman konuşmacılar, panelistler sektördeki gelişmeleri, yenilikçi yaklaşımları ve geleceğe dair öngörüleri tartışacak.

“GELECEĞİ BİRLİKTE İNŞA EDECEĞİZ”

Zirvenin açılış konuşmasını yapan GYODER Başkanı Neşecan Çekici, “19. GYODER Gayrimenkul Zirvesi’nde, 25 yıllık birikimimizin ışığında, sektörümüzün geleceğini yeniden şekillendirmek üzere bir araya geliyoruz. Yeniden başlamaktan korkmadan, bu sefer sıfırdan değil, tecrübelerimizden başlıyoruz. Gayrimenkul endüstrisi olarak yeniden başlat düğmesine basma zamanımız geldi. Geçmişin tecrübeleriyle, hatalarımızdan dersler çıkararak, değişen dünya koşullarına uyum sağlayarak, geleceği en iyi şekilde inşa etmek için birlikte çalışacağız. Türkiye ekonomisinin kalbi, gayrimenkul sektörüdür. Biz, geleceğin mimarlarıyız. İşte bu nedenle, kendimizi daima hazır, motive ve en önemlisi “yeni” tutmalıyız. Bu önemli zirvede de gayrimenkul sektöründeki zorluklara yanıtlar arayacağız. GYODER olarak, barınma politikaları, sürdürülebilirlik ve finansman yöntemleri gibi kritik alanlarda çözüm önerileri sunan ‘Mavi Kitap’ı yazdık. Tüm paydaşlarımızla bir seferberlik çerçevesinde gayrimenkul ve kentsel dönüşüm okuryazarlığı projeleri yürütmeye başladık. Yapay zekâ artık bizim için de var. Biz ona ‘GYODER Bilge’ adını verdik. 6 aydır kendisini eğitiyoruz. Çalışmalarımıza dahil oluyor. Teknolojiyi hayatımıza ciddi anlamda dahil etmeye kararlıyız. Ancak insan aklının ve tecrübesinin izdüşümünü nitelikli halde devreye sokabilmek için ‘Sezgi Laboratuvarı’, ‘Farkındalık Akademisi’ gibi Ar-Ge mutfakları, başka bir deyişle yaratım masaları kuruyoruz” diye konuştu.

Rixos Otelleri ve Tersane İstanbul Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Fettah Tamince ise konuşmasında şunları söyledi: “Dünyada çok başarılı şehirler var. Bu şehirler sadece o şehirlerde yaşayanlara ait degil, her biri dünya mirası haline geldi. Bir turizmci olarak İstanbul için, İstanbul’un zenginliğine katkı sağlayacak bir şey yapabilir miyiz hayali bende hep vardı. Haliç’te, özellikle Tersane bölgesi ile ilgili bir proje söz konusu olunca da bunun aradığım fırsat olduğunu, İstanbul’un zenginliğine zenginlik katacak ve dünyadaki diğer şehirler ile İstanbul’u daha iyi yarıştırabilecek bir artı değer olduğunu düşündüm. İstanbul potansiyelinin yüzde 15, yüzde 20’sini yaşıyor. Bu proje ile bu potansiyelin daha büyütülmesine katkı sağlayabilir miyiz vizyonu beni motive etti.”

“TARİHİN KENDİSİ RE-START”

19. GYODER Gayrimenkul Zirvesi’nde Harvard Business Review Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turan ve tarihçi-yazar Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan “Yeniden Başlat” temalı bir söyleşi gerçekleştirdi. Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan, “Yeni bir çağın başladığı doğru ama yeni bir çağın başlangıcına tanık olan insanlar onu fark edemezler. Sloganlaşmış şeyler fark edilmeyen şeyler olur. Eskiden yeniden başlatmak kavramı daha negatifti. Artık eskisi gibi bir yola girilip tamamen o yoldan gitmek yok. Kriz ve hızlı değişim ortamları bir sürü icadın da ortaya çıktığı ortamlardır. İyi ve kötüyü de ayırt eder bu dönemler. Türk toplumu çok esnektir ve bu bizim için büyük bir avantaj. Yeniden başlama aslında düşünülenden daha sık yaşanıyor. Dünya tarihinde 200 yıldır gelişen bir döngünün içindeyiz. Sürekli bir ekonomik, teknolojik gelişmenin içindeyiz. Re-start tarihin kendisi. Hızlı değişen çağda, o çağa ayak uyduran kazanır” diye konuştu.

“TÜRKİYE BÜYÜK BİR KRİZ YÖNETİMİ ÜSTADI”

Ardından zirvenin keynote speaker’ı ekonomist yazar Dr. Mahfi Eğilmez, “2025: Ekonomiye Bakış” başlıklı bir konuşma yaptı.

Sanayi üretiminde son yıllarda düşüş olduğuna dikkat çeken Dr. Mahfi Eğilmez şunları söyledi: “Enflasyonu çözmenin yollarından birisi de büyümeyi düşürmek. Tüm bunlara rağmen talebin canlı olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla arz ve talep arasında bir uyumsuzluk var diyebiliriz.”

TÜİK’in son açıkladığı konut verilerine de değinen Dr. Eğilmez, “Konut satışlarında durum kötü değil. Geçen yılın aynı dönemine göre ikinci elde artış, birinci elde düşüş olduğunu gözlemliyoruz. Dolayısıyla satışlar yüksekmiş gibi görünüyor. Ancak fiyatlar reel olarak bir gerileme içinde” dedi.

Balkan ülkelerinin Avrupa Birliği’ne girince kişi başı gelirlerinde bizi geçtiklerine vurgu yapan Dr. Eğilmez, “Bundan 20 yıl önce ise durum çok farklıydı. Bu durumun sebeplerinden bir tanesi yastık altı birikimlerin yapılmaya devam edilmesi. Türkiye’de çoğu altın Anadolu’da kadınların ya kollarında ya da yastık altında. Bunları alalım ekonomiye kazandıralım düşüncesi mümkün olmuyor. İkinci sorun ise dövizler. Yurt içinde ve yurt dışında tahminen 150 milyar dolar belki biraz daha fazla banka kasalarında döviz olduğu tahmin ediliyor. Bu durum tabii birçok ülkede yaşanıyor ama bizim ülkemizdekinin çapı çok büyük” diye konuştu. 

Beklentiler iyileşmediği için enflasyonu düşürmenin zor olduğuna dikkat çeken Dr. Eğilmez, şöyle devam etti: “2001 yılında yaşanan krizde bizim iyi bir yola girmemizi sağlayan da beklentileri düzeltmek olmuştu. Biz büyümeyle enflasyonu düşürmeyi aynı anda beceremedik. Bütün bunlara rağmen Türkiye büyük bir kriz yönetimi üstadı. Özel sektörümüz bu konuda oldukça dirençli, atılacak adımların irrasyonel olacağını tahmin edebiliyor.”

GAYRİMENKULDE TEK SES

Zirvede Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar moderatörlüğünde gerçekleştirilen“Gayrimenkulde Tek Ses – Hepimiz Birimiz, Birimiz Hepimiz İçin” başlıklı oturumda GYODER Yönetim Kurulu Başkanı Neşecan Çekici, KONUTDER Yönetim Kurulu Başkanı Ramadan Kumova, İNDER Yönetim Kurulu Başkanı Engin Keçeli ve AYD Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Şapkacı yer aldı.

Panelde konuşan Neşecan Çekici, “Derneğimizde gayrimenkulleştirme enstrümanları üzerine SPK ile, diğer STK’larla politika geliştirmeye çalışıyoruz. Türkiye’nin bir gayrimenkul politikasına, ortak akıl çıkarmaya ihtiyacı var” diye konuştu.

Yapı tasarruf sandıklarının Türkiye’de artık harekete geçmesi grektiğini söyleyen Ramadan Kumova ise şunları söyledi: “Yapı tasarruf sandıkları Avrupa’da uygulanan, insanların çalışırken sistemin içerisine girdikleri, biriken paranın zaman içerisinde finansmana dönüştüğü bir sistem. Bununla ilgili çalışıyoruz. Eğer yapı tasarruf sandıklarını Türkiye’de oluşturup, gayrimenkul sektörü ile birleştirebilirsek, yastık altındaki altının buraya aktarılabileceğine inanıyoruz. Birkaç yıl içinde yapı tasarrfuf sandıkları ile ilgili çalışmamız belli bir noktaya gelecek.”

Engin Keçeli ise “Bizim eksiğimiz fizibilite ve sermaye. İnsanlar önce fizibilite ve sermaye altyapılarını hazırlayıp projelerini öyle geliştiriyorlar. Proje gayrimenkul yatırım fonları konusunda son derece mutluyuz. Sektörün kurtuluşu olarak bakıyoruz. Regülasyonun doğru oluşturularak hızla başlanması gerekiyor. Alternatif konut üretmeye ihtiyacımız var” diye konuştu.

Artık geleneksel kredilerden çıkıp yeni alternatiflere yönelmek gerektiğini söyleyen Nuri Şapkacı, “Yaratıcı finansman yöntemleri bu noktada devreye giriyor. GYF’ler bu konuda çok yardımcı olacaktır. Yatırımcılarla bunu tabana yaymak istiyoruz. Maliyetleri optimize edebilmek ve müşterilerimize en iyisini sunabilmek için de yaratıcı finansman yöntemlerinin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum” dedi.

GYO ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULUYOR

Zirvenin öğleden sonraki oturumlarında Sabah Gazetesi Ekonomi Müdürü Dilek Güngör ve Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı İbrahim Ömer Gönül’ün birlikte gerçekleştireceği ‘GYO’larda Düzenleyici Bakış Açısı’ söyleşisi yer alacak. Ardından “Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları Ödül Töreni” ve “GYODER Kente Dokunan Tasarımlar Öğrenci Yarışması Ödül Töreni” gerçekleştirilecek.

ULI Danimarka Ülke Başkanı ve ULI Living Concepts Ürün Konseyi Kurucu Ortağı Jack Renteria “Yeni Nesil Yaşam Biçimleri” başlıklı bir konuşma gerçekleştirecek.

Danışman, Yeminli Mali Müşavir Ersun Bayraktaroğlu moderatörlüğünde gerçekleştirilecek “Gayrimenkulün Yeni 4P’si: Geleceğin Hikayesi” başlıklı oturumda ise Mimarlar Kurucu Ortağı Han Tümertekin, EurAsia Proptech Initiative Kurucusu Mete Varas, Kalyon Kentsel İcra Kurulu Üyesi Gökhan Yıldız, Yirmibirgram Kurucu Ortağı Onur Yanık yer alacak.

İŞ GÜCÜ RAPORU LANSMANI YAPILACAK

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Hepşen moderatörlüğünde düzenlenecek “Sektörde Nitelikli İş Gücü: İstihdamı Şekillendirmek” panelinde YTÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serhat Başdoğan, Bahçeşehir Üniversitesi BETAM Direktörü Prof. Dr. Seyfettin Gürsel, Bahçeşehir Üniversitesi BETAM Direktör Yardımcısı Prof. Dr. Ozan Bakış ve İstanbul Ekonomi Araştırma Genel Müdürü ve Kurucusu Can Selçuki konuşmacı olarak yer alacak. Panelde, GYODER ve Bahçeşehir Üniversitesi (BETAM) birlikteliği ile yürütülen İş Gücü Raporu’nun lansmanı yapılacak.

Bloomberg HT Genel Yayın Yönetmeni Açıl Sezen moderatörlüğünde yapılacak “Gayrimenkulde Finansal Dönüşüm” panelinde SPK Daire Başkanı, Kurumsal Yatırımcılar Dairesi Başkanlığı Funda Uyar Geneci, Foneria PYŞ Yönetim Kurulu Üyesi Berna Yiğit Sevindi ve Garanti BBVA Konut Finansmanı Satış Müdürlüğü Direktörü Songül Yeşilçimenli katılacak.

Zirvenin finalinde katılımcıları keyifli bir yolculuğa çıkaracak olan teknoloji dünyasının ünlü ismi Serdar Kuzuloğlu, ilgi çekici sunumu “Geleceğin Çatısı Altında” ile sahnede olacak.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

İZODER’DEN 6 ŞUBAT’IN YIL DÖNÜMÜNDE ÖNEMLİ HATIRLATMA

Yayınlandı

-

Su yalıtımı binaların depreme karşı korunması için hayati öneme sahip

İZODER Başkanı Emrullah Eruslu, 6 Şubat 2023’te yaşanan deprem faciasının yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, başta deprem bölgesi olmak üzere ülke genelinde yeniden yapılaşmada “güvenli bina” kavramını benimsemek gerektiğinin altını çizdi. Eruslu, “6 Şubat’ta depremin değil yanlış yapılaşmanın ölümlere yol açtığını acı bir şekilde gördük. Başta deprem bölgesi olmak üzere ülkemizde yapılan her binada güvenli, sağlıklı ve konforlu bir yapılaşma anlayışına ihtiyacımız var. Depreme karşı dayanıklı ve uzun ömürlü binalar için temelden çatıya doğru yapılmış su yalıtımı uygulaması hayati önem taşıyor” dedi.

Ülke olarak yüreklerimizde derin izler bırakan 6 Şubat deprem felaketinden çıkarılması gereken en önemli dersin güvenli yapılaşma olduğunu belirten İZODER Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Eruslu, tüm yeni binaların ülkemizin deprem gerçeğini göz önünde bulundurarak zemine uygun, kaliteli malzemelerle ve mevzuatlar dahilinde projelendirilip inşa edilmesi, su yalıtımıyla korozyona karşı koruması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Binaların en büyük düşmanı olan korozyona karşı bir kalkan görevi gören su yalıtımının, binaların sağlam şekilde ayakta kalması noktasında hayati öneme sahip olduğunu unutmamalıyız. Türkiye’deki yapı stoku ağırlıklı olarak betonarme binalardan oluşuyor. Betonarme yapı sistemlerinin en zayıf noktalarından biri ise suya karşı olan hassasiyetleridir. Yağmur, kar, yeraltı suları, zeminde yer alan nem, mutfak, banyo, tuvalet gibi ıslak hacimlerdeki su kaçakları, binanın inşa edildiği zeminde bulunan basınçlı veya basınçsız yeraltı suları nedeniyle binalar sürekli olarak suya maruz kalabilir. Suyun taşıyıcı yapı elemanlarına nüfuz etmesi, betonun içindeki demirin paslanmasına yani korozyona neden olur. Korozyon ise yapının yük taşıma kapasitesini azaltır.  Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şakir Erdoğdu’nun yaptığı araştırma; suya maruz kalan bir donatının 5 yılın sonunda taşıma kapasitesinin yüzde 50’sini, 15 yılın sonunda yüzde 90’ını, 24 yılın sonunda ise tamamını kaybettiğini ortaya koyuyor. Yani herhangi bir deprem ya da dış etken olmadan bile sadece donatı korozyonu ile bir yapının çökmesi söz konusu. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi sonrasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hasar Tespit Komisyonu tarafından yapılan incelemeler sonucunda, yüzde 79’u hasarlı bulunan 55 bin 651 konut ve iş yerinin yüzde 64’ünde korozyon tespit edilmişti. Su ve ısı yalıtımının binaların düşmanı olan korozyona karşı kalkan görevi görerek binaları koruduğunu unutmamalıyız. Ancak zemin şartlarına göre tekniğine uygun bir şekilde kaliteli malzemeler ile inşa edilmiş ve yalıtımla korozyona karşı korunmuş binalar sağlam bir şekilde ayakta kalabilir.”

İstanbul’da olası depremde 194 bin bina risk altında!

7,5 büyüklüğündeki senaryo depreminde İstanbul’daki binaların ortalama yüzde 17’sinin (yaklaşık 194 bin bina) orta ve üstü seviyede hasar göreceğinin tahmin edildiğini dile getiren Eruslu, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı tarafından hazırlanan ‘İstanbul İli Olası Deprem Kayıp Tahminlerinin Güncellenmesi Projesi’ raporunda yer alan sonuçlar, durumun ciddiyetini ortaya koyuyor: 7,5 büyüklüğündeki senaryo depreminde İstanbul’daki binaların ortalama yüzde 26’sının hafif, yüzde 13’ünün orta, yüzde 3’ünün ağır ve yüzde 1’inin çok ağır hasar görmesi bekleniyor. Buna göre ağır ve çok ağır hasarlı binaların yıkılıp tekrar yapılması gerektiği ortaya çıkıyor. Öte yandan orta hasarlı binaların da onarım yerine yıkılıp yeniden inşa edilmelerinin çoğunlukla daha uygun olduğuna işaret ediliyor. Durum böyleyken bir an önce Türkiye genelinde mevcut bina stokunun incelenmesi, güvenli hale getirilebilecek binaların ve güvenli olmayan binaların tespit edilmesine ihtiyaç var. Yeterli dayanıma sahip olan güvenli binaların güçlendirilmesi, güvenli olmayan binaların ise kentsel dönüşüme tabi tutulması ve yeniden inşa edilmesi hayati önem taşıyor” diye konuştu.

Su yalıtımı ile binaların ömrünü uzatmak mümkün 

Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği’nin 2018 yılında yürürlüğe girmesi ile su yalıtımının zorunlu bir uygulamaya dönüştüğünü belirten Emrullah Eruslu, “Doğru yapılmış su yalıtımı ile suyun yapılara nüfuz ederek zarar vermesini önleyebiliriz.  Binanın doğrudan suya maruz kalan çatı, temel, ıslak hacim gibi bölgelerinde uygulanacak su yalıtımı ve halk arasında terleme olarak bilinen yoğuşmayı önleyen ısı yalıtımı uygulamalarının doğru ve eksiksiz yapılması ile binalarımızı depreme karşı koruyabiliriz. Ülkemizde ortalama bina ömrünün 30 yıl olduğunu görüyoruz ancak bir binanın ömrü en az 80-100 yıl olmalı. Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği’nin yürürlüğe girdiği 1 Haziran 2018’den itibaren inşa edilen ve zorunlu olarak su yalıtımı yapılan bina sayısı toplam yapı stokunun sadece yüzde 5-5,5’ini oluşturuyor. 10 milyon’un üzerinde bina, 30 milyonu aşan hanenin bulunduğu ülkemizde bu düşük oranlardaki su yalıtımı uygulaması maalesef güvenli bina noktasında zayıf bir yerde durduğumuzu gösteriyor. Uzun yıllar boyunca güvenli barınma sağlayacak binalar için zemin etüdünün doğru yapılması, yapının tekniğine uygun olarak tasarlanması, iç ve dış etkenlerden yalıtım ile korunması ve bütün süreçlerin yine tekniğine uygun şekilde denetlenmesi gerektiğinin altını bir kez daha çizmek istiyoruz” diye konuştu.

Okumaya Devam Et

GENEL

SUDER Başkanı Selahattin Özüpek: “Deprem Dirençli Yapılar İçin Su Yalıtımı Hayati Bir Zorunluluktur”

Yayınlandı

-

Selahattin ÖZÜPEK / SUDER Yönetim Kurulu Başkanı

6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depreminin yıldönümünde toplam 11 ilde etkisini gösteren büyük depremin yaralarını halen sarmaya çalışıyoruz. Kaybettiğimiz on binlerce vatandaşımız, telafisi mümkün olmayacak maddi-manevi kayıplarımız da yıkıcı depremin trajik boyutunu oluşturuyor.

6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremi resmi verilerine göre,

  • 50.783 can kaybı

– 115.353 yaralı

  • 37.984 yıkılan bina
  • 1.895.348 binada hasar
  • 303.455 acil yıkılacak bina
  • 103,6 milyar dolar maddi zarar tespit edilmiştir. Ancak zaman geçtikçe tüm bilançonun öngörülemeyecek şekilde katlanarak arttığını da dikkate almak gerekir.

Türkiye yüzölçümünün % 96’sı, nüfusunun % 99’unun deprem riski altında olması, beşeri ve ekonomik faaliyetler açısından depremin önemini artırmaktadır. Bu açıdan kayıpsız olarak ya da minimum kayıplarla olası süreçleri yönetmemiz gerekiyor. Bu gerçeği en başta gelişmişliğin göstergesi olarak kabul etmemiz gerekiyor.

Metodolojisine uygun olarak ve temel mühendislik yaklaşımlarıyla imal edilmiş bir yapının ‘güvenli yapı – deprem dirençli yapı’ olarak nitelik kazanmasında su yalıtımı uygulamalarının önemini her firsatta dile getiriyoruz. Ülkemizde su yalıtımı – deprem güvenliği ilişkisi güncelliğini mutlaka korumalıdır. ‘Su Yalıtımı Yönetmeliği’ ile kapsam altına alınmış ve yasal bir zorunluluk olan su yalıtımı, yapıların ayrılmaz bir parçası ve tamamlayıcısıdır.

Doğru su yalıtımı için;

  • Uygulama için doğru zaman
  • Standartlara ve yönetmeliğe uygun ürün
  • Ürünün uygun koşullarda şantiyede depolanması (hava, iklim ve çevresel koşullar)
  • Detay çözümü
  • Ürünün tekniğine uygun olarak uygulanması (kalifiye ve nitelikli işçilik)
  • Yalıtım katmanının korunması ve sonraki katmanların oluşturulması
  • Bekleme süresinin gözetilmesi ve test edilmesi
  • İşin teslimi
  • Garanti prosedürünün işletilmesi (yanlış algılara ve olmayacak beklentilere mahal vermeyecek garanti kapsamı, kanuni süreç ya da ilgili birim fiyatlara fark işletilerek garanti sürecinin reel olarak uzatılabilmesi) parametrelerini gözetmek gerekir. Geleneksel su yalıtımı anlayışından soyutlayarak yukarıda yer verdiğimiz temel parametreler, su yalıtımını tekniğine ve amacına uygun olarak yapabilme anlamı taşır.

Bu vesileyle, sektörümüz açısından depreme karşı verebileceğimiz mücadeleye ışık tutarken, benzer ve büyük acılara muhatap olmamayı arzu ediyoruz. Kaybettiğimiz vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyoruz.

Okumaya Devam Et

GENEL

RMA Holding, Yatırımları ile Türkiye’ye Değer Katmaya Devam Ediyor!

Yayınlandı

-

RMA Holding yatırımıyla Bodrum’da hayata geçirilen, dünyaca ünlü İtalyan moda evi Missoni imzalı Montes by Missoni projesi vizyonu, yatırım değeri ve iş birliği modeli ile dünyada örnek bir proje olma yolunda ilerliyor.

Gayrimenkul geliştirme, turizm ve yeme-içme sektörlerinde Türkiye’nin öncü kuruluşlarından biri olarak, Avrupa’ya uzanan büyüme vizyonuyla dikkat çeken RMA Holding, grup şirketi RMA Development çatısı altında, uluslararası standartlara uygun, sürdürülebilir ve estetik açıdan özenle tasarlanmış projelere imza atmaya devam ediyor. Bodrum ve İstanbul gibi seçkin lokasyonlardaki prestijli yatırımlarıyla tanınan RMA Holding, yenilikçi yaklaşımı ve yüksek nitelikli iş birlikleriyle sektöre yeni bir bakış kazandırıyor. Bu birikim ve uzmanlık, Montes by Missoni projesine de ilham veriyor.

2009 yılında temelleri atılan RMA Holding’in gayrimenkul yatırımları ile başlayan gelişimini  önce Yeme-İçme sektöründe global markaların Türkiye’ye kazandırılması ve bunlara ilişkin operasyonların genişletilmesi izledi. RMA Holding, Yeme-İçme ve Eğlence Sektörlerinde Cozy, Fauchon Paris, Club Alice, Mathilda’s, OPA Bodrum ve Sakhalin gibi yatırımlarıyla  büyürken, gayrimenkul ve inşaat alanlarında da Beşiktaş, Kağıthane ve Kemerburgaz’da kentsel dönüşüm ve gayrimenkul geliştirme projelerinin yanı sıra İzmir Aliağa Radisson Otel ve Yalıkavak Marina’nın yapımında rol aldı. Holding, bu ivmenin en yeni üyesi olan Bodrum Yalıkavak’ta yer alan Montes by Missoni Projesi, Atina’da yapımına başladıkları otel projesi ve geliştirmesi devam eden 3 yeni projesi ile büyümesini sürdürüyor. Şirketler, 2020 yılından beri RMA Holding çatısı altında İnşaat&Gayrimenkul, Otelcilik ve Yeme-İçme&Eğlence alanlarında ülkemize değer yaratma hedefiyle faaliyetlerine devam ediyor.

RMA Holding adına RMA Development Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. Genel Müdürü Mehmet Ersül, RMA Holding’in faaliyet gösterdiği 3 ana sektör ve grubun yeni göz bebeği dünyaca ünlü İtalyan moda evi Missoni imzalı Montes by Missoni projesi hakında bilgi verdi. RMA Holding Yönetim Kurulunun belirlediği stratejiler doğrultusunda ve ilgili tepe ve birim yöneticilerinin idaresinde 500’ün üzerinde çalışanıyla operasyonlarını sürdürmekte olduklarını ileten Mehmet Ersül; “Özellikle pandemi sonrası sürekli artan yurtiçi ve yurtdışı yatırım hacmimiz ile toplam varlıklarımızda ve cirolarımızda %300’lük bir artış yakalamış bulunuyoruz. İnşaat&Gayrimenkul, Otelcilik ve Yeme-İçme&Eğlence alanlarında ülkemize sürdürülebilir bir katma değer sağlamak en büyük amacımız. En son hayata geçirdiğimiz başta Cozy olmak üzere Yeme-İçme sektöründeki yatırımlarımızın  hem gördüğü ilgiden hem de Yeme-İçme sektörü ciro payımıza olan katkısından son derece memnunuz. Bu alandaki büyümemiz yeni global işbirliklerimiz ile devam edecek. Gayrimenkul geliştirme alanında da benzer bir etkiyi özellikle Montes by Missoni projemiz ile yakalamış olmanın heyecanı içindeyiz.” diye belirtti. 

Faaliyet gösterdikleri  tüm sektörlerde yurtiçinde ve yurtdışındaki fırsatları titizlikle analiz ederek müşterileri için kalıcı değer yaratmayı hedeflediklerini ileten Ersül; “Grup olarak önem verdiğimiz konulardan biri global marka işbirliklerimiz. Yaptığımız işlerde ana stratejimiz ekonomik altyapısı güçlü, sürdürülebilir, müşterilerine hem güven veren hem de değer katan işletmeler olarak ilerlemek. 2026 yılında başta gayrimenkul geliştirme ve yeme-içme olmak üzere önemli oranda ciro artışları yakalamamız mümkün görünüyor. Kısa-orta vadede yapmayı planladığımız başta İstanbul, İzmir ve Bodrum olmak üzere, Körfez Bölgesi, Avrupa ve Amerika yatırımları ile hedefimiz mevcut büyüklüğümüzü 4-5 kat arttırmak.” diye de ekledi.

RMA Holding güvencesiyle hayata geçirilen Montes by Missoni projesi…

Montes by Missoni Projesi, Missoni Markası’nın gayrimenkul geliştirme alanında global işbirlikleri ile hayata geçirdiği Dubai, Marbella ve Miami projelerini takiben Lizbon ve Toronto’daki yeni yatırımlarla birlikte şimdi ilk kez Türkiye’de, Bodrum, Yalıkavak’tamarkanın seçkin uluslararası destinasyonları arasına katılılıyor.Missoni’nin yaratıcı evreni, yalnızca moda dünyasında değil, yaşam alanlarında da benzersiz bir iz bırakıyor. 

RMA Holding yatırımı ile Bodrum’un eşsiz doğasında dünyaca ünlü Missoni markasının özgün gustosu ve tasarım diliyle şekillenen proje, markanın kreatif direktörü Alberto Caliri’nin imzasını taşıyan özel tasarımlarla hayat buluyor. Proje, toplam 53 özel rezidanstan oluşurken; 3 ya da 4 yatak odalı villalar ile 1 ila 5 odalı ünite seçenekleri sunduğu farklı yaşam tarzlarına hitap eden prestijli bir konut deneyimi vadediyor. Dokunduğu her bireyi evinin konforunda özel hissettirmeyi ve onlara verdiği değeri her adımıyla gösterebilmeyi amaçlayan RMA Holding, Montes by Missoni projesiyle, dünya çapında en önemli lüks seyahat rotalarından Bodrum’da, RMA Holding ve Missoni vizyonlarının birleştiği bir yaşam merkezi ile değer katmayı hedefliyor. Lüks, rafine ve ayrıcalıklı bir yaşam tarzı sunma prensibiyle hayata geçirilen projede yaşam 2027 yazında başlayacak. 

Global ölçekli, farklı coğrafyalarda yer alan projeler…

RMA Holding, ayrıca uzun süredir devam ettirdiği gayrimenkul geliştirme, inşaat ve otelcilik alanlarındaki operasyonlarını farklı coğrafyalara da taşımak ve büyümesini güçlendirmek için Birleşik Arap Emirlikleri’nde ve Avrupa genelinde yeni şirketlerinin de  kuruluş işlemlerini devam ettiriyor. Bugün için yurtdışı faaliyetlerinin toplam ciro içindeki payı daha kısıtlı kalmakla birlikte, Yunanistan Atina’daki otel yatırımıyla başlamak üzere kısa sürede bu payı %50’ler seviyesine getirmeyi hedefliyor. Holding çevresel ve toplumsal etkileri gözetme hassasiyetiyle uzun vadeli stratejileri şekillendiriyor, değer yaratma vizyonlarının en önemli adımının geleceği korumak olduğuna inanıyor.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler