BOYA VE KAPLAMA SEKTÖRÜ DÜNYANIN 3’ÜNCÜ, AVRUPA’NIN 2’NCİ BÜYÜK FUARI PAINTISTANBUL’DA BİR ARAYA GELİYOR - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

BOYA VE KAPLAMA SEKTÖRÜ DÜNYANIN 3’ÜNCÜ, AVRUPA’NIN 2’NCİ BÜYÜK FUARI PAINTISTANBUL’DA BİR ARAYA GELİYOR

Yayınlandı

-

Avrasya’nın en büyük boya ham maddeleri ve kaplama buluşmalarından biri olan Paintistanbul Boya Ham Maddeleri, Yapı Kimyasalları ve Yapıştırıcı Ham Maddeleri Teknolojileri Fuarı’nın basın lansmanı, sektör temsilcilerinin yoğun katılımıyla Çırağan Sarayı’nda düzenlendi. Lansmanda, 400’ün üzerinde katılımcı firma ile 10 bini aşkın ziyaretçinin bir araya gelmesi beklenen fuarın kapsamı, sektöre sağlayacağı katkılar ve bu yıl öne çıkacak yenilikçi başlıklar kamuoyuyla paylaşıldı. Lansman kapsamında yapılan konuşmalarda 1 milyon ton civarındaki büyüklüğüyle dünya pazarından pay alan Türkiye boya sektörünün 2,47 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğü vurgulandı.

Avrasya’nın en büyük boya ham maddeleri ve kaplama fuarı olan Paintistanbul Boya Ham Maddeleri, Yapı Kimyasalları ve Yapıştırıcı Ham Maddeleri Teknolojileri Fuarı’nın basın lansmanı Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirildi. Boya Sanayicileri Derneği (BOSAD) Başkanı Kenan Baytaş, CNG Group Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Yaman ve Paintistanbul Fuar ve Kongre Çalışma Grubu Başkanı Hakan Ünel’in ev sahipliğinde düzenlenen lansmanda; sektöre ilişkin değerlendirmeler ve Paintistanbul 2026’ya dair öne çıkan başlıklar paylaşıldı. 

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan ​BOSAD Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Baytaş, boya sanayisinin; üretim kapasitesi, ileri teknoloji altyapısı ve yarattığı yüksek katma değer ile Türkiye ekonomisinin stratejik ve öncü sektörleri arasında yer aldığını söyleyerek, inşaattan otomotive, enerjiden denizciliğe kadar pek çok alanda kritik rol üstlenen sektörün hem koruyucu hem de estetik çözümleriyle modern yaşamın vazgeçilmez bir parçası olduğunu belirtti. 

BOSAD Başkanı Baytaş: “Sektörümüz 1 Milyon Ton Büyüklüğe Sahip”

Boya Sanayicileri Derneği (BOSAD) olarak, 130’u aşkın üyeyle sektörün yaklaşık yüzde 85’ini temsil eden güçlü bir yapıya sahip olduğunu belirten BOSAD Başkanı Baytaş, “Katılımcı ve ziyaretçi sayılarıyla dünya çapında kabul gören Paintistanbul yerli ve yabancı firmaları bir araya getirerek boya, boya ham maddeleri ve yapı kimyasalları alanında önemli bir ticaret ve etkileşim köprüsü kuruyor. Bu yıl da fuarımızın sektörümüze, sanayimize ve ülke ekonomimize değerli katkılar sağlayacağına inanıyoruz” dedi. 

Türkiye boya sektörüne yönelik bilgiler de paylaşan Baytaş, sektörün hacim olarak 1 milyon ton civarındaki büyüklüğüyle dünya pazarından yaklaşık yüzde 2 pay aldığını kaydetti.  2025 itibarıyla 1,5 milyar doları aşan boya ve ham maddeleri ihracatının sektörün uluslararası entegrasyonunu açıkça ortaya koyduğunu vurgulayan Baytaş sözlerini şöyle sürdürdü: “Avrupa’da üretim sıralamasında Almanya, İspanya, Fransa ve İtalya’nın ardından beşinci sırada yer alıyoruz. Hedefimiz, bu sıralamada daha üst basamaklara çıkarak küresel ölçekte daha güçlü bir konuma ulaşmak. Bölgesel bir üretim üssü olmanın ötesine geçerek, yenilikçi ve sürdürülebilir çözümlerle dünya pazarında daha etkin bir rol üstlenmeyi amaçlıyoruz.”

Kayalar: “Sektörümüz 2,47 Milyar Dolarlık Ekonomik Büyüklüğe Sahip”

Etkinlikte konuşan BOSAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Tolga Kayalar, küresel boya pazarının 2026’da yaklaşık 198 milyar dolar büyüklüğe ve 48 milyon tonluk hacme ulaşacağını, 2030’a gelindiğinde ise pazarın 227 milyar dolara ve 52,7 milyon tona çıkmasının beklendiğini vurguladı. Türkiye boya sektörünün, köklü üretim kültürü, güçlü sanayi altyapısı ve yaygın KOBİ yapısıyla bölgesinde önemli bir oyuncu konumunda bulunduğunu kaydeden Kayalar, “BOSAD 2024 verilerine göre Türkiye boya sektörü, yaklaşık 926 bin tonluk iç pazar hacmine ve 2,47 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğe sahip. Üretim gücümüz ile ihracattaki değer payımız arasındaki bu makas, sektörümüzün önündeki en somut büyüme alanını gösteriyor. Yalnızca daha fazla üretmek değil, daha fazla değer yaratmak ve bunu ihracata taşımak işte asıl hedef bu” diye konuştu. 

Akçalı: “Sektörümüzün En Güçlü Yönlerinden Biri Dünya Regülasyonlarına ve Değişen Standartlara Çok Hızlı Adapte Olabilmesi”

Yaptığı konuşmada Türkiye’nin küresel boya sektöründeki avantajları vurgulayan BOSAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Akın Akçalı, “Dünyanın en büyük boya üreticilerinin önemli bir bölümü Türkiye’yi yalnızca bir pazar olarak değil aynı zamanda üretim ve ihracat merkezi olarak değerlendirip büyük yatırımlar yapıyor. Özellikle Avrupa, Afrika ve Orta Doğu pazarlarına yönelik operasyonlarda Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı, hızlı üretim kabiliyeti, kaliteli insan kayna ve esnek sanayi yapısı büyük avantaj sağlıyor. Bunun yanında sektörümüzün en güçlü yönlerinden biri de dünya regülasyonlarına ve değişen standartlara çok hızlı adapte olabilmesi” dedi. BOSAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Fuar Komite Başkanı Hakan Ünel de yaptığı konuşmada uluslararası arenada takip edilen, verimli ve sürdürülebilir bir etkinlik gerçekleştirmek istediklerini söyleyerek, farkındalık yaratacak, güçlü bir etki oluşturacak sosyal ve teknolojik etkinlikler planlandığını vurguladı. 

CNG Group Yönetim Kurulu Başkanı Yaman: “Avrupa ve Asya’dan çok sayıda katılımcı ve ziyaretçiyi ağırlamaya hazırlanıyoruz”

BOSAD Yönetim Kurulu Üyeleri’nin ardından söz alan CNG Group Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Yaman ise bu yıl “Renklerin Büyüsünü Keşfedin” (Discover the Magic of Colours) temasıyla yola çıkan fuarın, yakaladığı ivme ile Avrupa’nın en büyük ikinci, dünyanın ise en büyük üçüncü fuarı konumuna yükseldiğini söyledi. Bu yıl katılımcı sayısında rekor kırıldığını söyleyen Yaman sözlerine şöyle devam etti: “Başlangıçta 350 katılımcı hedefiyle yola çıkmış olsak da bugün itibarıyla 35 farklı ülkeden 400’ün üzerinde kayıt alarak beklentilerimizin üzerine çıktık. Almanya, Belçika ve İtalya başta olmak üzere; Avrupa ve Asya kıtalarından çok sayıda katılımcı ve ziyaretçiyi ağırlamaya hazırlanıyoruz. Yabancı katılımcı oranında yüzde 35 olan hedefimizi, yüzde 46 gibi rekor bir seviyeye taşıdık. Fuarımızın profili de her geçen gün güçleniyor. Boya üreticisi firma oranımızı yüzde 6’dan yüzde 20’ye, genel üretici sayımızı ise yüzde 7’den yüzde 25’e yükselerek nitelikli bir büyüme sergiledi. Katılımcılarımızın yüzde 38’inin fuarımıza ilk kez katılıyor olması, sektördeki değişim ve yenilik arayışının en somut kanıtıdır. Hedefimiz; 70 ülkeden 3 bin 500’ü yabancı olmak üzere, toplam 10 binin üzerinde sektör profesyonelini bu çatı altında buluşturmak” dedi. 

Üç gün sürecek olan organizasyonun, sadece bir ticari platform değil, aynı zamanda sektörel bir “akademi” işlevi göreceğini de vurgulayan Yaman, gerçekleştirilecek oturumlar ve panellerle, en yeni teknolojilerden sürdürülebilirlik çözümlerine kadar sektörün geleceğine hep birlikte ışık tutacaklarını söyledi. 

10 Bini Aşkın Ziyaretçi Bekleniyor

Bu yıl 8’inci kez kapılarını açacak olan Paintistanbul 2026, 17-19 Haziran’da boya, ham madde, yapı kimyasalları, yapıştırıcı bileşenleri ile laboratuvar ve üretim ekipmanları sektörlerini tek çatı altında buluşturacak. İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek organizasyon, sektörün önde gelen firmalarını, karar vericilerini ve uzmanlarını güçlü bir iş ağı içinde bir araya getirmeyi hedefliyor.

İstanbul Fuar Merkezi’nde dört ayrı salonda düzenlenecek organizasyon, toplam 40 bin metrekare brüt ve 14 bin metrekare net sergi alanıyla boya ve kaplama sektörünün en önemli buluşmalarından birine ev sahipliği yapacak. Fuarda, sektörün öncü markaları arasında yer alan 400’ün üzerinde katılımcı firma ile 10 bini aşkın ziyaretçinin bir araya gelmesi bekleniyor. Etkinlik, katılımcılara yeni ticari bağlantılar kurma, potansiyel iş ortaklıkları geliştirme ve küresel pazardaki güncel eğilimleri yakından takip etme imkânı sunacak.

“Yenilikçi Ürünler ve İleri Teknoloji Uygulamaları Tanıtılacak”

Üç gün boyunca fuar kapsamında sergilenecek yenilikçi ürünler, ileri teknoloji uygulamaları ve sektörün dönüşümüne yön veren çözümler, firmalar için uluslararası ölçekte güçlü bir tanıtım ve iş geliştirme platformu oluşturacak. Fuarla eş zamanlı gerçekleştirilecek konferans programında ise alanında uzman isimler sektörün geleceğine dair önemli değerlendirmelerde bulunacak. Yurt içi ve yurt dışından  profesyonellerin katılımıyla gerçekleşecek oturumlarda sürdürülebilirlikten teknolojik dönüşüme, yeni üretim trendlerinden küresel pazardaki fırsatlara kadar birçok kritik konu masaya yatırılacak.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Kastamonu Entegre Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın Üçüncü Durağı İzmir Oldu

Yayınlandı

-

 

Kastamonu Entegre’nin iş ortakları ve sektör paydaşlarıyla bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncü durağı İzmir oldu. Ankara ve Kayseri’nin ardından İzmir’de sektör profesyonelleriyle bir araya gelen Kastamonu Entegre bölgenin ihtiyaçlarını ve sektöre yön veren yeni yaklaşımları birlikte değerlendirdi.

Ahşap bazlı panel sektöründe Türkiye’nin lideri, Avrupa’nın üçüncü, dünyanın dördüncü büyük üreticisi Kastamonu Entegre, sektörle daha güçlü bir iletişim kurmak ve iş ortaklarıyla bilgi paylaşımını artırmak amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncüsünü 6 Ekim’de İzmir’de gerçekleştirdi. Ankara ve Kayseri’nin ardından düzenlenen buluşmada şirket, Ege Bölgesi’ndeki iş ortakları ve sektör profesyonelleriyle bir araya geldi.

Üretim, tasarım ve uygulama süreçlerinde rol alan iş ortaklarını bir araya getiren Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları, sektörün ihtiyaçlarını farklı uzmanlıkların bakış açısıyla ele alma fırsatı sunuyor. İzmir buluşmasında bayiler, mimarlar, iç mimarlar, uygulamacılar ve üreticiler; değişen müşteri beklentilerini, bölgedeki pazar dinamiklerini ve bunların ürün seçimi ile uygulama süreçlerine yansımalarını birlikte değerlendirdi.

Ege Bölgesi’nin üretim, ticaret ve tasarım ekosisteminin önemli merkezlerinden İzmir’de gerçekleştirilen etkinlikte, Kastamonu Entegre’nin dekoratif panelden zemin çözümlerine uzanan geniş ürün portföyü sektör profesyonelleriyle buluştu. Etkinlik kapsamında oluşturulan showroom alanında ürünlerin farklı kullanım alanları, tasarım yaklaşımları ve kullanıcıya sunduğu avantajlar aktarılırken katılımcılar, Kastamonu Entegre’nin yenilikçi çözümlerini yakından inceleme fırsatı buldu.

Kastamonu Entegre Global Ürün Yönetimi Grup Müdürü Hande Okul Yılmaz, İzmir buluşmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Ankara ve Kayseri’nin ardından Bölgesel İş Ortakları Buluşmalarımızın üçüncü durağı olan İzmir’de, Ege Bölgesi’ndeki iş ortaklarımızla bir araya gelmekten büyük memnuniyet duyduk. İzmir buluşmamızda da diğer buluşmalarımızda olduğu gibi ürünlerimizi yakından inceleyebilecekleri, renk, doku ve yüzey seçeneklerini bir arada görebilecekleri bir deneyim alanı oluşturduk. Eylül ayında gerçekleşen INTERMOB’da sergilediğimiz yenilikleri de bu alana taşıyarak iş ortaklarımıza yeni ürünlerimizi ve sundukları tasarım olanaklarını kendi bölgelerinde yakından tanıma fırsatı sunduk. Ürünlerimizin farklı tasarım ve uygulama ihtiyaçlarına nasıl karşılık verdiğini birlikte değerlendirmek ve iş ortaklarımızın görüşlerini doğrudan dinlemek, ürün yönetimi çalışmalarımız açısından da değerli. Bu buluşmalarla, ürünlerimiz etrafında kurduğumuz iletişimi güçlendirmeyi ve bölgesel ihtiyaçları daha yakından anlamayı hedefliyoruz.”

Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları İstanbul’da Devam Edecek

Kastamonu Entegre, Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları ile bilgi birikimini, sektör vizyonunu ve iş ortaklarıyla kurduğu uzun soluklu iş birliklerini Türkiye’nin farklı bölgelerine taşımayı sürdürüyor. Ankara, Kayseri ve İzmir’de gerçekleştirilen buluşmalarla yerel dinamikleri yakından takip eden şirket, sektör paydaşlarıyla ortak gelişim alanları oluşturmayı ve sektörün geleceğine birlikte yön vermeyi amaçlıyor. Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın bir sonraki durağı İstanbul olacak.

Okumaya Devam Et

GENEL

Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimi Türk İş Dünyasıyla Küresel Arenaya Taşınacak

Yayınlandı

-

Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) arasında imzalanan iş birliği protokolüyle, Türk özel sektöründe sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılması, sürdürülebilirlik alanındaki uygulamaların güçlendirilmesi ve Türkiye’nin bu alandaki deneyiminin uluslararası iş dünyasına taşınması hedefleniyor.

Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin vizyonuyla Türkiye’den dünyaya yayılan Sıfır Atık yaklaşımı, iş dünyasında da yeni iş birlikleriyle güçleniyor.

Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik ve sıfır atık alanındaki dönüşümünü hızlandırmak amacıyla iş birliğine gitti. Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş ile DEİK Başkanı Nail Olpak tarafından imzalanan protokolle, DEİK üyesi kuruluşlar ve İş Konseyleri nezdinde sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılmasına yönelik ortak çalışmalar yürütülmesinin önü açıldı.

Samed Ağırbaş: “Önemli Bir İş Birliğini Hayata Geçiriyoruz”

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik dönüşümü açısından önemli bir iş birliğini hayata geçirmenin memnuniyetini yaşadıklarını belirterek, “Sıfır Atık Hareketi’nin küresel bir vizyona dönüşmesine öncülük eden, ‘Dünya Ortak Evimiz’ anlayışını Türkiye’den dünyaya taşıyan Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyonu özellikle ifade etmek isterim. 2017 yılında başlayan Sıfır Atık Hareketi bugün; atığın yönetilmesinin ötesinde, kaynakların korunmasını, verimliliği, döngüsel ekonomiyi ve sürdürülebilir kalkınmayı birlikte ele alan kapsamlı bir dönüşüm modeline ulaşmıştır. Bu vizyonun ülkemizin çevre ve iklim politikalarına güçlü biçimde yansımasında, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çevre ve iklim alanındaki iradesi ile Sayın Murat Kurum’un kararlı uygulama yaklaşımı önemli bir yere sahiptir” dedi.

“DEİK’in Güçlü Uluslararası İş Ağı Büyük Bir Fırsat Sunuyor”

Sıfır atığın yalnızca bir çevre politikası değil; üretim, yatırım, rekabetçilik ve ekonomik kalkınma meselesi olduğunu belirten Ağırbaş, “DEİK’in İş Konseyleri ve üye kuruluşları aracılığıyla sahip olduğu güçlü uluslararası iş ağı, Türkiye’nin sıfır atık ve döngüsel ekonomi deneyimini küresel iş dünyasına taşımamız açısından büyük bir fırsat sunuyor. Bu vizyonun uluslararası ölçekteki karşılığını, Haziran ayında ikincisini gerçekleştirdiğimiz Sıfır Atık Forumu’nda da gördük. 183 ülkeden katılımın sağlandığı Forum, sıfır atığın artık sadece çevre politikalarının değil; iklim eyleminin, ekonomik dönüşümün ve uluslararası iş birliğinin de önemli bir unsuru olduğunu ortaya koydu” ifadelerini kullandı.

“Hedefimiz Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimini Dünyaya Uygulama ve İş Birliği Modeli Olarak Sunan Bir Ülke Olması”

İş birliği için DEİK Başkanı Nail Olpak’a ve DEİK’in yönetimine teşekkür eden Ağırbaş, “Hedefimiz Türkiye’nin sıfır atık deneyimini dünyaya uygulama ve iş birliği modeli ile sunan bir ülke olmasıdır. COP31 sürecinde de bu yaklaşımı güçlendireceğiz. İklim gündemini yalnızca taahhütler üzerinden değil; yatırımlar, teknolojiler, finansman ve sahadaki somut uygulamalar üzerinden ele alacağız” dedi.

Nail Olpak: “DEİK Olarak, Ticari Diplomasi Faaliyetlerimize İklim Diplomasisi Kavramını da Dahil Edeceğiz”

DEİK Başkanı Nail Olpak ise, “Ülkemizin ev sahipliğinde düzenlenecek olan COP31’e çok az bir süre kaldı ve DEİK olarak biz de bu süreçte iş dünyası olarak verebileceğimiz katma değeri ortaya koyabilmeye çalışıyoruz. COP toplantıları ilk ortaya çıktığı zaman, sadece hükümetler arası iklim müzakerelerinin görüşüldüğü bir platformdu. Ancak günümüzde, iklim konuları aynı zamanda ekonomi ve iş dünyasının da ana gündem maddelerinden birisi oldu. Yeşil ekonomiye geçiş, döngüsel ekonomi, yeşil finansman gibi birçok alt başlıkta ve yeniden düzenlenen küresel ticarette iş dünyasının da kaçınılmaz ve önemli bir rolü bulunuyor. Bu çerçevede biz de DEİK olarak iklim diplomasisini ticari diplomasi faaliyetlerimizin ana unsuru olarak görüyor ve COP31 öncesi ve sonrası da dahil olmak üzere atılacak adımlarda iş dünyamızla birlikte hareket etmeye devam ediyoruz. İş dünyası olarak en önemli önceliğimiz öngörülebilirlik. Bugün hayatımıza çok daha önemli yeni bir rekabet alanı eklendi: güven rekabeti. Güven hem iş dünyasının hem de devletlerin en fazla önem verdiği başlık haline geldi ve böyle olmaya da devam edecek” dedi.

“Sıfır Atık Vakfı ile Yakın İş Birliği İçindeyiz”

“COP31 gibi çok taraflı ve katmanlı bir sürece girerken, iş dünyası örgütleri ve sivil toplum kurumları da kendilerine güvenli ortak arayışı içerisinde” diyen Olpak, şöyle devam etti:

“DEİK olarak, bu süreçte uzun zamandır Sıfır Atık Vakfı ile yakın bir iş birliği içerisindeyiz. Uluslararası Sıfır Atık Zirvesi kapsamında, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Liderler Toplantısı’nı bizim düzenlememizi arzu ettiler. DEİK de yürüttüğü ticari diplomasi faaliyetlerine iklim diplomasisi kavramını da dahil ederek, her zaman olduğu gibi iş dünyası ile kamu arasında bir arayüz vazifesi görüyor. DEİK ailemiz ile Sıfır Atık Vakfı arasında bugün imzaladığımız iş birliği protokolüyle, mevcut iş birliğimizi daha üst seviyeye çıkararak, başta döngüsel ekonomi ve sıfır atık yaklaşımı olmak üzere, sürdürülebilirlik alanında daha etkin bir koordinasyon merkezi kuracağız.”

İmza töreninin ardından, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı, iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilerek sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomi alanlarında özel sektörün rolü ve küresel sürdürülebilirlik gündemine katkı sağlayacak iş birliği alanları ele alındı.

Sıfır Atık Yaklaşımı İş Dünyasının Uluslararası Faaliyetlerine Taşınacak

İş birliğiyle, sürdürülebilirlik ilkelerinin dış ticaret ve uluslararası iş birliği faaliyetlerinde daha güçlü şekilde ele alınması ve Türk özel sektörünün uluslararası arenada sıfır atık ve sürdürülebilirlik alanında öncü konuma taşınmasına katkı sağlanması amaçlanıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Hisense, Türkiye Pazarına Özel bir Lansman ile Giriş Yaptı

Yayınlandı

-

 

Dünya genelinde tüketici elektroniği ve ev teknolojilerinin lider markalarından Hisense, Türkiye pazarına özel bir lansmanla adım attı. “İçindeki Işığı Hisset” temasıyla gerçekleştirilen lansmanda katılımcılar, yüksek teknoloji ürünü Hisense ürünlerini deneyimleme fırsatı buldu.
 
Küresel tüketici elektroniği ve ev teknolojilerinin liderler  markalarından Hisense, Türkiye operasyonlarını özel bir lansmanla başlattı. “İçindeki Işığı Hisset” temasıyla düzenlenen ve Hisense’in yüksek teknolojili ürünlerinin deneyimlendiği lansman; iş ortakları, sektör temsilcileri ve teknoloji sektörünün yoğun katılımıyla gerçekleşti.

 

Kullanıcı odaklı inovasyon anlayışı ve küresel mühendislik birikimini paylaşma hedefiyle sektöre adım atan Hisense, ilk aşamada yaşam alanlarına sinematik konfor sunan yüksek teknoloji ürünü televizyonları ve üstün iklimlendirme performansı sağlayan akıllı klima modelleriyle Türkiye’deki tüketicilerle buluştu.

Hisense Teknoloji Ekosistemi İlk Kez Bir Arada Deneyimlendi
Lansmanın öne çıkan ürünlerinden biri, Hisense’in RGB MiniLED teknolojisini 116 inç dev ekranla buluşturan 116UXQ modeli oldu. Davetliler, RGB MiniLED ailesinin UR8 ve UR9 modellerinin yanı sıra Türkiye’de satışta bulunan ULED MiniLED ve Hi-QLED serilerini de yakından inceleme fırsatı buldu. 65 inçten 116 inçe uzanan farklı ekran boyutlarındaki Hisense televizyonlar; görüntü kalitesi, renk performansı, ekran büyüklüğü ve akıcı görüntü deneyimiyle etkinlik boyunca ziyaretçilerin deneyimine sunuldu.

 

Televizyonların yanı sıra Hisense’in Türkiye’deki Hi-Smart, Max Comfort ve Energy Pro X klima serileri ile Air Master modeli de lansmanda sergilendi. Marka, mevcut ürün gamının ötesindeki global ürün ekosistemini ise “Hisense ile Geleceğin Evi” konseptiyle ziyaretçilere tanıttı. Henüz Türkiye’de satışa sunulmayan beyaz eşya ve küçük ev aletlerinin de yer aldığı deneyim alanı, Hisense’in akıllı yaşam vizyonunu ve gelecekte Türkiye’ye taşımayı planladığı daha geniş ürün dünyasını bir arada görme imkanı sundu.

 

“Türkiye’ye Uzun Vadeli Bir Vizyonla Geldik”

 

Lansmanda Türkiye pazarının stratejik önemine vurgu yapan  Hisense Europe CEO’su Hanson Han şu değerlendirmelerde bulundu: ” Hisense olarak yarım asrı aşan teknoloji ve inovasyon deneyimimizin merkezinde çok temel bir vizyon  var: Biz teknolojinin insanlara hizmet etmesi ve günlük hayatı daha iyi hale getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu anlayış global yolculuğumuza yön verdiği gibi, Türkiye’de kuracağımız geleceğe de pusula görevi görüyor.. Türkiye pazarının  yüksek potansiyeline inanıyoruz. Bu nedenle bu pazara  uzun vadeli bir vizyonla giriş yaptık. Türkiye’deki hikayemiz daha yeni başlıyor ve önümüzdeki yıllarda birlikte inşa edeceğimiz yolculuk için büyük bir heyecan duyuyoruz.”

 

“Spor, Teknoloji ve Tüketici Deneyimini Bir Araya Getiriyoruz”
Lansmanda spor sponsorlukları üzerine bir sunum gerçekleştiren Hisense Avrupa Pazarlama Direktörü ve Hisense Avrupa Yönetim Komitesi Üyesi Alenka Potočnik Anžič ise şunları kaydetti: “Hisense’in global büyümesinde yalnızca teknolojiye değil, insanlarla güçlü ve uzun vadeli bağlar kurmaya da yatırım yapıyoruz. Spor da bu yaklaşımın en önemli platformlarından biri. 2016’dan bu yana sürdürdüğümüz FIFA ve UEFA iş birlikleriyle marka görünürlüğünün ötesine geçerek teknolojiyi, futbolu ve taraftar deneyimini bir araya getiriyoruz. Bu uzun vadeli yaklaşım, Hisense’in global bilinirliğini ve tüketici güvenini güçlendirirken perakende iş ortaklarımız için de yeni fırsatlar yaratıyor. Türkiye’de de global marka gücümüzü yerel tüketici deneyimleriyle buluşturarak Hisense’i insanların hayatının doğal bir parçası haline getirmeyi hedefliyoruz.”

 

“Hisense’in Işığını Türkiye’de İş Ortaklarımızla Birlikte Yayacağız”

Hisense Doğu Avrupa Satış Direktörü ve Türkiye Genel Müdürü Boštjan Vodeb, “Türkiye, Hisense için uzun vadeli potansiyeline inandığımız önemli bir pazar. Bu nedenle önceliğimiz yalnızca ürünlerimizi satışa sunmak değil, yerel ekibimiz, güçlü satış ve dağıtım iş ortaklarımız ve güvenilir satış sonrası hizmet ağımızla doğru temelleri oluşturmak oldu. TV ve klima ile başlayan yolculuğumuzu 2027’den itibaren yeni ürün kategorileriyle kademeli olarak büyütmeyi planlıyoruz. Bu yolculuğun merkezinde ‘Ulaşılabilir Lüks’ yaklaşımımız var. İleri teknolojinin, güçlü tasarımın ve üstün deneyimin yalnızca belirli bir kesime değil, çok daha fazla insana ulaşması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye’deki hikayemizi de tek başımıza değil, iş ortaklarımız ve tüketicilerimizle birlikte yazmak istiyoruz. Global hikayemiz 1969’da başladı, bugün ise Türkiye’de yeni bir bölüm açıyoruz. Gelin, Hisense’in ışığını Türkiye’de birlikte yayalım.” dedi.

“Teknolojiyi Hayatın Önünde Değil, Hayatın İçinde Konumlandırıyoruz”

Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü Ekin Doğan Çomak ise  “Hisense olarak inovasyonu yalnızca daha yeni, daha hızlı veya daha gelişmiş teknoloji üretmek olarak görmüyoruz. Asıl değer, teknolojinin insanların hayatına dokunduğunda neyi değiştirdiği, neyi kolaylaştırdığı ve insana ne hissettirdiğiyle ortaya çıkıyor. Biz teknolojiyi hayatın önünde değil, hayatın içinde konumlandırıyoruz. İleri teknolojiyi, kaliteli tasarımı ve premium deneyimi daha fazla insan için erişilebilir kılarken Türkiye’de uzun vadeli ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Tüketicinin Hisense ile ilk karşılaşmasından ürün deneyimine ve satış sonrası hizmetlere kadar her noktada aynı kaliteyi ve güveni sunmak istiyoruz.” diye konuştu.
Hisense,  ilk aşamada satışa sunduğu 55, 65 ve 75 inç boyutlarında  Hi-QLED ve ULED MiniLED TV serisinin yanı sıra küresel pazar liderliğini elinde bulundurduğu 100 inç ve üzeri TV serilerini 2027 itibariyle Türkiye’ye taşıyacak. Ayrıca giriş segmentinden premium segmente uzanan geniş bir yelpazede Hi Smart, Max Comfort, Energy Pro X klima serileriyle farklı ihtiyaç ve beklentilere yanıt veriyor.
 
Futbol Heyecanı Hisense Ekranlarına Taşındı
Lansman, basın toplantısının ardından, teknoloji ve futbolu bir araya getiren özel bir deneyimle devam etti. Eski milli futbolcular Volkan Demirel ve Caner Erkin, Hisense RGB MiniLED ekranlarında konsol üzerinden karşı karşıya geldi. Keyifli rekabete sahne olan aktivite, davetlilere Hisense televizyonların geniş ekran deneyimini, görüntü kalitesini ve hareketli sahnelerdeki akıcılığını doğrudan deneyimleme fırsatı sundu.
“İçindeki Işığı Hisset” teması etrafında teknoloji, spor ve eğlenceyi bir araya getiren gece, ürün deneyimlerinin ardından Ezgi Alaş’ın sahne performansıyla devam etti. Davetlilerin Hisense’in farklı teknoloji ve yaşam kategorilerini yakından keşfettiği lansman, müzik performansıyla sona erdi.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye