Yorglass karbon salımını 3 yılda yüzde 23 azalttı - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Yorglass karbon salımını 3 yılda yüzde 23 azalttı

Yayınlandı

-

Cam üretiminde kullanılan enerji miktarının azaltılması, karbon emisyonlarının düşürülmesi ve kaynakların daha verimli kullanılması çevreye duyarlı bir gelecek için atılabilecek en önemli adımlar arasında yer alıyor. Cam sektörünün çevresel etkilerini azaltmaya yönelik sürdürülebilir adımlar atan Yorglass ise yenilenebilir enerji kullanımı ve geri dönüşüm uygulamalarıyla öne çıkıyor. Elektrik tüketiminde yenilenebilir enerji oranını yüzde 12’den yüzde 28’e yükselten şirket, karbon emisyonlarını da yüzde 23 oranında azaltarak 582 bin 121 tondan 451 bin 077 tona düşürdü. Ayrıca, son 3 yılda geri dönüştürdüğü 550 ton kağıt ve karton atığı sayesinde 9 bin 364 ağacın kesilmesini önledi. 

Cam sektörü, enerji yoğun süreçleri nedeniyle çevresel etkileri en fazla hissedilen endüstrilerden biri olarak öne çıkıyor. Ancak sürdürülebilir üretim modelleri ve çevre dostu yaklaşımları sayesinde bu etkileri en aza indiren cam dünyasının global ve güvenilir tedarikçisi Yorglass, sektöre yeni bir yön kazandırıyor. Üretimde yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmenin sürdürülebilirliğin temel taşlarından biri olduğunu söyleyen Yorglass Yönetim Kurulu Başkanı Semavi Yorgancılar, bu alanda attıkları öncü adımları değerlendirdi.

“550 ton kâğıt ve karton atığı dönüştürerek 9 binden fazla ağacın kesilmesini önledik”

Elektrik tüketiminde yenilenebilir enerji oranını artırarak karbon emisyonlarını önemli ölçüde azalttıklarını vurgulayan Semavi Yorgancılar; “Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası (I-REC) kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarından elde ettiğimiz toplam elektrik tüketimimizi yüzde 12’den yüzde 28’e yükselttik. Ayrıca yaptığımız 240 milyon TL’lik GES yatırımımızla fabrikalarımızın çatılarına toplamda 28 bin 885 adet güneş paneli monte ederek yılda 17,1 milyon kWh elektrik üretmeye başlayacağız. Üreteceğimiz enerjinin büyüklüğü 3 bin 425 hanenin yıllık elektrik ihtiyacını karşılamaya denk geliyor. Bu adımımız ile yıllık bazda 7 bin 507 ton karbondioksit salımının önüne geçeceğiz. Böylece sadece karbon ayak izimizi küçültmekle kalmadık aynı zamanda çevresel etkilerimizi de en aza indirmenin fırsatını yarattık. Diğer yandan sürdürülebilirlik stratejimizin temel unsurlarından biri olan geri dönüşüm ilkemiz, kaynakların verimli kullanılmasına ve ekosistemin korunmasına yönelik somut katkılar sağlıyor. Bu çerçevede son 3 yılda geri dönüştürdüğümüz 550 ton kâğıt ve karton atığı sayesinde 9 bin 364 ağacın kesilmesini önledik. Bunun yanında, atık yönetiminde çevre dostu uygulamalarla geri dönüşüm oranını artırmaya devam ediyoruz” dedi.

“Her adımda çevre dostu teknolojilere yatırım yapıyoruz” 

Karbon emisyonlarını azaltılmanın sürdürülebilir geleceğin vazgeçilmez bir parçası olduğuna vurgu yapan Yorgancılar; “Yorglass olarak enerji verimliliği projeleri ve lojistik süreçlerdeki optimizasyonlarla bu alanda dikkat çekici sonuçlar elde ettik. Bu bağlamda 582 bin 121 ton olan karbon emisyonumuzu, yüzde 23 azalarak 451 bin 077 ton seviyesine indirdik. Bu başarı, enerji tüketimini optimize etme, yenilenebilir enerji kullanımını artırma ve doğalgaz tüketiminde yapılan iyileştirmelerle mümkün oldu. Sürdürülebilirliği iş yapış modellerine entegre eden bir şirket olarak her adımda çevre dostu teknolojilere yatırım yapıyor ve bu alandaki liderliğimizi sürdürüyoruz. Cam sektöründe bu tür girişimlerin yaygınlaşması hem sektörel dönüşüm hem de küresel çevre sorunlarının çözümüne katkı sağlıyor. Cam sektöründe sürdürülebilir üretim modellerinin yaygınlaşması ve çevresel etkilerin azaltılması sadece şirketlerin değil aynı zamanda toplumun ve dünyanın geleceği için de hayati önem taşıyor. Yorglass olarak, bu dönüşümün bir parçası olmaktan gurur duyuyor ve daha yeşil bir gelecek için çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz, edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“Sürdürülebilirlik çalışmalarımız ışığında kendi başarılarımızla yarışıyoruz”

Hayta geçirdikleri projelerle birçok önemli derece elde ettiklerine de değinen Yorgancılar, sözlerini şöyle noktaladı: “2024 yılında çevresel, sosyal ve yönetişim faktörlerini değerlendirerek şirketlerin sürdürülebilirlik performansını analiz eden CRIF ESG değerlendirmesinde ‘A’ mükemmel düzeyde sürdürülebilirlik skorunun sahibi olduk. Türkiye Kalite Derneği’nin (KalDer), Türkiye Sürdürülebilir Gelecek Ödülleri kapsamında 2023 yılında Yönetişim Alanında İyi Uygulama, 2024 yılında ise Başarı Ödülü’nü kazandık. Dünyada en çok geçerliliği olan Ecovadis Sürdürülebilirlik Endeksi’nde Bronz kategoriye yükseldik. Ödüllerimizin yanı sıra CDP’de raporlama yapan ve tüm işletmeleri Sıfır Atık Belgesi alan bir şirket olarak, müşterilerimizin enerji tüketimlerini ürün kodu bazında raporluyor, onları daha yüksek enerji tasarrufu hedeflerine yönlendiriyoruz. Sürdürülebilirlik çalışmalarımız ışığında kendi başarılarımızla yarışarak gelecek nesillere daha yaşanılası bir dünya bırakmayı amaçlıyoruz.” 

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Yaz aylarında artan gürültü, yaşam alanlarında akustik konfor ihtiyacını öne çıkarıyor

Yayınlandı

-

Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte kapalı alanlarda geçirilen süre uzarken, trafik, komşu ve çevresel kaynaklı gürültülerin etkisi daha belirgin hale geliyor. Ses yalıtımı, ev ve sosyal yaşam alanlarında konforu ve yaşam kalitesini belirleyen temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.

Yaz aylarında yükselen sıcaklıklar, insanların günün daha büyük bölümünü ev, ofis, kafe ve benzeri kapalı alanlarda geçirmesine neden oluyor. Bu durum, şehir yaşamının doğal bir parçası olan gürültünün daha yoğun hissedilmesine yol açıyor. Trafik, komşu daireler, bina içi hareketlilik ve çevresel ses kaynakları; yalnızca anlık rahatsızlık yaratmakla kalmıyor, yaşam alanlarının genel konforunu da doğrudan etkiliyor.

Gürültüye uzun süre maruz kalınması, dinlenme kalitesini düşürürken odaklanma ve günlük yaşam performansını da olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle modern yaşam alanlarında akustik konfor, yapı kalitesinin önemli bir parçası haline geliyor.

Binalarda doğru şekilde uygulanan ses yalıtımı çözümleri, dış ortamdan gelen seslerin iç mekânlara geçişini azaltırken, aynı zamanda daireler arası ses transferini de sınırlandırıyor. Böylece hem mahremiyet korunuyor hem de daha sakin, dengeli ve verimli yaşam alanları oluşturuluyor. Bu alanda geliştirdiği çözümlerle öne çıkan ODE Yalıtım, ısı ve su yalıtımının yanı sıra akustik konforu da odağına alarak yapıların yaşam kalitesini artırmaya yönelik çözümler sunuyor.

“Akustik konfor, yaşam alanlarının görünmeyen ama en belirleyici unsurlarından biri”

ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ozan Turan, yaz aylarında kapalı alan kullanımının artmasıyla birlikte ses yalıtımının daha fazla önem kazandığını belirterek şunları söyledi: “Yaz döneminde yaşamın büyük bölümü iç mekânlarda geçiyor ve bu da sesin etkisini daha belirgin hale getiriyor. Dış ortamdan ya da bina içinden gelen gürültü, günlük yaşamın akışını doğrudan etkileyebiliyor. Ses yalıtımı, bu etkinin kontrol altına alınmasında kritik bir rol üstleniyor.”

ODE Yalıtım olarak hedeflerinin yalnızca teknik bir yalıtım çözümü sunmak olmadığını vurgulayan Turan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz, yaşam alanlarında konforu bütüncül şekilde ele alıyoruz. Ses yalıtımı da bu yaklaşımın önemli bir parçası. Doğru çözümlerle gürültü etkisini azaltarak daha sakin, daha konforlu ve daha yaşanabilir mekânlar oluşturulmasına katkı sağlıyoruz.”

Okumaya Devam Et

GENEL

Hisense Türkiye’nin Büyüme Yolculuğuna Güçlü Atama: Ticari Direktörlük Görevine Ekin Doğan Çomak Getirildi

Yayınlandı

-

Küresel tüketici elektroniği ve ev teknolojileri markası Hisense, Türkiye operasyonlarındaki yapılanmasını güçlendirmeye devam ediyor. Tüketici elektroniği sektöründe 25 yılı aşkın satış, pazarlama ve ticari yönetim deneyimine sahip Ekin Doğan Çomak, Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü olarak atandı.

2026 yılı itibarıyla Türkiye’deki doğrudan operasyonlarını hayata geçiren Hisense, televizyon ve iklimlendirme kategorilerindeki büyümesini sürdürürken, uzun vadeli hedefleri doğrultusunda yönetim kadrosunu deneyimli isimlerle güçlendirmeye devam ediyor.

Bu kapsamda sektörün deneyimli yöneticilerinden Ekin Doğan Çomak, Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü olarak göreve başladı. Doğan, yeni görevinde Hisense Türkiye’nin satış ve pazarlama stratejilerine, ticari büyüme hedeflerine, kanal yapılanmasına ve iş ortaklarıyla geliştirilecek uzun vadeli iş birliklerine liderlik edecek. Aynı zamanda veri odaklı ticari stratejiler, yeni büyüme fırsatları ve yenilikçi kanal yönetimi yaklaşımlarıyla Hisense’in Türkiye’deki sürdürülebilir büyüme hedeflerine katkı sağlayacak.

Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü Ekin Doğan Çomak, yeni göreviyle ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Türkiye, dinamik tüketici yapısı, değişen beklentileri ve yüksek büyüme potansiyeliyle Hisense için stratejik öneme sahip bir pazar. Hisense’in küresel vizyonunu ve teknoloji gücünü, Türkiye pazarına ilişkin yerel bilgi birikimimiz ve tüketici içgörülerimizle buluşturarak kullanıcıların beklentilerine en uygun ürünleri ve marka deneyimini sunmayı hedefliyoruz. Güçlü iş ortaklıkları ve sürdürülebilir kanal yapılanmalarıyla televizyon ve iklimlendirme kategorilerindeki büyümemizi hızlandırırken, önümüzdeki dönemde genişleyecek ürün portföyümüzle Hisense deneyimini daha fazla kullanıcıyla buluşturmayı amaçlıyoruz. Uzun vadeli bakış açımız ve kullanıcı odaklı yaklaşımımızla, Hisense’in Türkiye’deki büyüme yolculuğuna güçlü bir katkı sunacağımıza inanıyorum.”

Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü mezunu olan Ekin Doğan Çomak, 25 yılı aşkın profesyonel kariyeri boyunca teknoloji ve tüketici elektroniği sektörlerinde faaliyet gösteren global markalarda önemli başarılara imza atmıştır. Farklı ürün gruplarının pazara giriş stratejilerinin oluşturulması, marka konumlandırması, ticari büyüme planlarının geliştirilmesi ve satış-pazarlama organizasyonlarının güçlendirilmesi süreçlerine liderlik etmiştir.

Tüketici elektroniği ürünlerinin yanı sıra kurumsal çözümler alanında da kapsamlı deneyime sahip olan Çomak; kanal geliştirme, stratejik iş ortaklıklarının yönetimi, veri odaklı ticari planlama ve sürdürülebilir büyüme odaklı iş modellerinin oluşturulması konularında önemli katkılar sağlamıştır. Kariyeri boyunca birçok uluslararası liderlik programına katılan ve küresel ölçekte satış performansı, proje yönetimi ve en iyi uygulamalar alanındaki başarılarıyla çok sayıda ödüle layık görülen Çomak, farklı pazarlarda elde ettiği deneyim ve stratejik bakış açısıyla sektörün öne çıkan yöneticileri arasında yer almaktadır.

 

Okumaya Devam Et

GENEL

Geleceğin şehirlerini görünmeyen altyapılar şekillendirecek

Yayınlandı

-

Artan nüfus, hızlanan kentleşme ve dijitalleşme, dünya genelinde yapılaşma hızını artırırken, şehirlerin altyapı ihtiyaçlarını da yeniden şekillendiriyor. Konutlardan hastanelere, veri merkezlerinden üretim tesislerine kadar farklı kullanım alanlarında hayata geçirilen yeni projelerde artık yalnızca inşaat süreci değil, yapıların onlarca yıl boyunca nasıl işletileceği de proje başarısının önemli kriterleri arasında yer alıyor.

Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) yayımladığı Altyapıda Yaşam Döngüsü Yaklaşımının Uygulanması (Implementing a Lifecycle Approach to Infrastructure) raporuna göre, önümüzdeki 40 yıl içinde küresel yapı stoku yaklaşık iki katına çıkacak ve toplam 241 milyar metrekare yeni yapı inşa edilecek. Bu büyüme, yaklaşık her ay New York büyüklüğünde yeni bir şehrin dünya yapı stokuna eklenmesi anlamına geliyor. Rapor, 2050 yılına kadar ihtiyaç duyulacak altyapının dörtte üçünün ise henüz inşa edilmediğine dikkat çekiyor. [1]

Bu büyüme yalnızca daha fazla yapı üretmek anlamına gelmiyor. Aynı zamanda enerji tüketiminin azaltılması, su kaynaklarının daha verimli kullanılması ve altyapı sistemlerinin uzun yıllar yüksek performansla çalışması da her zamankinden daha önemli hale geliyor. Bu nedenle sürdürülebilirlik anlayışı da değişiyor. Yapıların çevresel performansı kullanılan yapı malzemelerine ek olarak, kullanım ömrü boyunca ortaya koyduğu performansla birlikte değerlendiriliyor.

Yaşam döngüsü yaklaşımı öne çıkıyor
Dünya Ekonomik Forumu, altyapı yatırımlarında “yaşam döngüsü yaklaşımının” benimsenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Bu yaklaşım, yapıların tasarım ve inşaat süreçleriyle birlikte, işletme, bakım, onarım ve kullanım ömrü sonrasını da kapsıyor. Böylece ilk yatırım maliyetinin yanı sıra enerji tüketimi, bakım ihtiyacı, kaynak kullanımı ve uzun vadeli işletme performansı da yatırım kararlarının önemli bir parçası haline geliyor.

Yapıların uzun vadeli performansında mekanik altyapı sistemlerinin kritik rol oynadığını belirten Masdaf CEO’su Erhan Özdemir ise şunları söyledi: “Bugün bir yapının başarısı yalnızca mimarisiyle ya da kullanılan yapı malzemeleriyle ölçülmüyor. Yapının yaşamı boyunca enerji ve suyu ne kadar verimli kullandığı, bakım süreçlerinin ne kadar doğru planlandığı ve altyapı sistemlerinin ne kadar güvenilir çalıştığı da en az inşaat süreci kadar önemli. Önümüzdeki yıllarda bu yaklaşımın tüm yeni yapı projelerinde standart hale geleceğini öngörüyoruz.”

“Görünmeyen altyapılar sürdürülebilirliğin temelini oluşturuyor”
Isıtma, soğutma, temiz su temini, atık su yönetimi, basınçlandırma ve yangın güvenliği gibi mekanik sistemlerin yapıların enerji performansı üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Özdemir, doğru mühendislik çözümlerinin yalnızca işletme maliyetlerini düşürmekle kalmadığını, yapıların çevresel etkisini azaltmada da önemli rol oynadığını ifade etti.

Özdemir, “Bir pompa sisteminin gerçek maliyeti satın alma aşamasında değil, kullanım ömrü boyunca ortaya çıkıyor. Bu nedenle bugün enerji verimliliği yüksek ekipmanların tercih edilmesi, doğru projelendirme yapılması ve sistemlerin ihtiyaca uygun tasarlanması büyük önem taşıyor. Yaşam döngüsü boyunca daha az enerji tüketen, daha uzun ömürlü ve daha düşük bakım ihtiyacına sahip sistemler hem yatırımcılar hem de çevre açısından önemli kazanımlar sağlıyor” dedi.

Masdaf, geliştirdiği yüksek verimli pompa teknolojileri ve mühendislik çözümleriyle konutlardan ticari binalara, hastanelerden sanayi tesislerine kadar farklı yapılarda enerji ve su kaynaklarının daha verimli kullanılmasına katkı sağlarken, yapıların yaşam döngüsü boyunca sürdürülebilir performans göstermesini destekliyor.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler