Yapı Güvenliğinde Yeni Yaklaşımlar: Deprem ve Doğal Afetlere Karşı Dayanıklılık - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Yapı Güvenliğinde Yeni Yaklaşımlar: Deprem ve Doğal Afetlere Karşı Dayanıklılık

Yayınlandı

-

Dünya genelinde artan doğal afetlerin, özellikle depremlerin sayısı ve şiddeti, yapı güvenliği konusunu daha da önemli hale getirmektedir. Özellikle deprem kuşağında yer alan Türkiye gibi ülkelerde, yapı güvenliği ve doğal afetlere karşı dayanıklılık bir zorunluluktur. Depremler, sel, kasırgalar ve diğer doğal afetler, bina yapılarının dayanıklılığını test ederken, yeni teknolojiler ve mühendislik yaklaşımları bu zorluklarla başa çıkmak için geliştirilmektedir.

Deprem ve Doğal Afetlerin Yapılar Üzerindeki Etkileri

Doğal afetler, yapılar üzerinde ciddi hasarlar bırakabilecek güçlü kuvvetler uygulayabilir. Özellikle deprem gibi ani ve şiddetli doğal olaylar, binalarda çökme, duvar çatlaması, kolon ve kirişlerde kırılmalar gibi yapısal hasarlara yol açabilir. Bunun yanında, sel ve kasırgalar gibi afetler de binaların altyapılarını tehdit eder. Bu nedenle, yapı güvenliğini sağlamak için hem dayanıklı malzeme seçimi hem de mühendislik çözümlerinin kullanımı kritik önem taşır.

Depreme Dayanıklı Yapı Tasarımı

Depreme dayanıklı yapı tasarımında, yapının maruz kalacağı kuvvetlere karşı nasıl tepki vereceği öngörülür ve buna uygun olarak çeşitli teknikler uygulanır. Aşağıda depreme karşı dayanıklılığı artırmak için kullanılan bazı temel yaklaşımlar bulunmaktadır:

  1. Esnek ve Dayanıklı Malzeme Seçimi: Depreme dayanıklı yapıların tasarımında kullanılan malzemelerin elastik özelliklere sahip olması önemlidir. Çelik ve betonarme gibi malzemeler, esnek yapıları sayesinde depremin yıkıcı kuvvetlerine karşı daha dayanıklıdır. Çelik, yüksek çekme dayanıklılığı ile binaların esnekliğini artırırken, betonarme ise büyük yükleri taşıma kapasitesiyle öne çıkar.
  2. Sismik İzolatörler: Sismik izolatörler, binanın zeminle olan bağlantısını kısmen keserek deprem sırasında yapıya gelen kuvvetleri absorbe eder. Bu izolatörler, binanın salınımlarını kontrol altına alarak zarar görmesini engeller. Modern binalarda ve köprülerde yaygın olarak kullanılan bu teknoloji, binanın yıkılmasını ya da ciddi hasar görmesini önleyebilir.
  3. Deprem Şok Emici Sistemler: Şok emici sistemler, deprem dalgalarının binaya ilettiği enerjiyi emerek yapının daha az hasar almasını sağlar. Bu sistemler, bina içinde stratejik olarak yerleştirilen damperler veya yaylar şeklinde uygulanır. Özellikle yüksek binalarda bu tür sistemler, yapının sallanmasını kontrol altına alır ve depremin yıkıcı etkilerini azaltır.
  4. Çelik Çerçeve Sistemleri: Çelik çerçeve sistemleri, depreme karşı dayanıklılık açısından önemli bir mimari çözümdür. Çelik kolonlar ve kirişlerle oluşturulan bu sistemler, yapının hem dikey hem de yatay yükleri karşılamasına olanak tanır. Çelik, esnekliği ve dayanıklılığı sayesinde depremin oluşturduğu titreşimleri absorbe ederek yapıyı korur.
  5. Yüksek Teknoloji Sensörler ve İzleme Sistemleri: Binaların yapısal bütünlüğünü korumak için sismik aktiviteyi izleyen ve hasar tespit eden sensörler kullanılmaktadır. Bu sensörler, binada meydana gelen küçük hareketleri dahi algılayarak, potansiyel hasarları önceden tespit edebilir ve acil müdahaleler yapılmasını sağlayabilir.

Doğal Afetlere Karşı Altyapı Güvenliği

Doğal afetlere karşı dayanıklı yapıların inşası kadar, altyapı güvenliği de büyük önem taşır. Altyapının güçlendirilmesi, özellikle sel, toprak kayması ve kasırga gibi doğal afetlerde binanın korunmasına yardımcı olur.

  1. Su Geçirmez Temel ve Duvar Sistemleri: Sel riski taşıyan bölgelerde, binaların temelleri ve dış duvarları su geçirmez malzemelerle güçlendirilmelidir. Bu, suyun binaya sızmasını önleyerek su hasarını minimize eder. Su yalıtımı, binanın dayanıklılığını artırarak, sel sonrası oluşabilecek küflenme ve çürüme gibi sorunları önler.
  2. Drenaj Sistemlerinin Güçlendirilmesi: Sel ve taşkın riskine karşı binalarda kullanılan drenaj sistemlerinin yeterli kapasitede olması gerekir. İyi planlanmış bir drenaj sistemi, aşırı yağışlarda suyun binadan uzaklaştırılmasını sağlar ve su baskınlarını önler.
  3. Yamaç Güvenliği ve Toprak Kayması Önlemleri: Yüksek eğimli bölgelerde inşa edilen binalar için toprak kayması riski bulunmaktadır. Bu tür alanlarda istinat duvarları, drenaj sistemleri ve bitkilendirme gibi çözümler, toprak kaymasını engelleyerek binanın güvenliğini sağlar.

Yeni Mühendislik Yaklaşımları ve Teknolojik Gelişmeler

  1. Akıllı Beton: Akıllı beton, içinde yer alan fiber optik sensörler sayesinde binanın yapısal durumunu sürekli izleyebilen bir malzemedir. Bu malzeme, binada meydana gelen küçük çatlakları ya da hasarları tespit ederek, onarım süreçlerinin daha erken başlamasına olanak tanır.
  2. Nanoteknoloji ile Güçlendirilmiş Malzemeler: Nanoteknoloji, yapı malzemelerinin dayanıklılığını artırmak için kullanılmaktadır. Nanoparçacıklarla güçlendirilmiş çimento ve beton, hem daha dayanıklı hem de hafif yapılar sunar. Bu malzemeler, depreme ve diğer doğal afetlere karşı daha dirençli yapılar oluşturur.
  3. Modüler Yapılar: Modüler yapı teknolojisi, binaların prefabrike bölümler halinde üretilip sahada birleştirilmesini sağlar. Bu teknoloji, doğal afetlere dayanıklı yapıların hızlı ve ekonomik bir şekilde inşa edilmesine olanak tanır. Modüler yapılar, depreme dayanıklı çelik çerçevelerle güçlendirilerek kullanılabilir.
  4. Yapay Zeka ve Simülasyon Teknolojileri: Yapay zeka (AI) ve simülasyon teknolojileri, binaların deprem ve diğer doğal afetler karşısında nasıl tepki vereceğini önceden test edebilir. Bu simülasyonlar, mühendislerin yapıyı daha dayanıklı hale getirecek tasarım değişiklikleri yapmalarına yardımcı olur. Aynı zamanda, AI tabanlı sistemler bina kullanımını izleyerek, bakım ve onarım gerektiren alanları belirleyebilir.
  5. Yeşil Altyapı: Doğal afetlere karşı direnci artıran yeşil altyapı çözümleri, hem çevre dostu hem de etkili sonuçlar sunar. Yeşil çatılar, yağmur bahçeleri ve geçirgen kaldırım sistemleri, su yönetimini iyileştirerek sel riskini azaltabilir. Aynı zamanda, bu sistemler binaların enerji verimliliğini de artırır.

Türkiye’de Kentsel Dönüşüm ve Yapı Güvenliği

Türkiye, deprem riskinin yüksek olduğu bir bölgede yer almaktadır. Bu nedenle, kentsel dönüşüm projeleri, eski ve riskli yapıların yenilenmesi açısından büyük bir fırsat sunmaktadır. Kentsel dönüşüm projelerinde, modern yapı güvenliği standartları ve doğal afetlere karşı dayanıklı tasarım kriterleri benimsenmektedir.

  1. Kentsel Dönüşüm Kanunu ve Standartlar: Türkiye’de 2012 yılında yürürlüğe giren Kentsel Dönüşüm Kanunu, afet riski taşıyan binaların yenilenmesini hedeflemektedir. Bu süreçte, binalar depreme dayanıklı malzemeler ve teknolojiler kullanılarak inşa edilmektedir.
  2. Yerel ve Ulusal Deprem Yönetmelikleri: Türkiye’de binaların depreme dayanıklı inşası için Deprem Yönetmeliği bulunmaktadır. Bu yönetmelik, bina tasarımından malzeme seçimine kadar birçok alanda standartlar getirmekte ve yapı güvenliğini artırmaktadır.

Doğal afetlerin etkilerini azaltmak ve yapı güvenliğini sağlamak için geliştirilen yeni teknolojiler ve mühendislik çözümleri, inşaat sektöründe büyük bir dönüşüm yaratmaktadır. Depreme dayanıklı yapılar, sismik izolatörler, akıllı malzemeler ve gelişmiş simülasyon teknolojileri, yapıların daha güvenli olmasını sağlamaktadır. Özellikle deprem kuşağında yer alan ülkeler için bu yeni yaklaşımlar, can ve mal kaybını en aza indirmek için kritik bir öneme sahiptir. Yapı güvenliğinde gelecekte daha da gelişecek bu çözümler, hem insan yaşamını koruyacak hem de ekonomik kayıpları azaltacaktır.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

GELECEĞİN CEPHE ÇÖZÜMLERİ ZAK WORLD OF FACADES 2026’DA!

Yayınlandı

-

NG KÜTAHYA SERAMİK, NG SLIM PORSELEN CEPHE KOLEKSİYONUNU YAPI PROFESYONELLERİ İLE BULUŞTURDU.

NG Kütahya Seramik, İstanbul’da 4’üncü kez düzenlenen ve cephe tasarımı ve mühendisliği alanında dünya çapında tanınan konferans serisi ‘Zak World of Façades 2026’ya katılarak NG Slim porselen cephe koleksiyonunu profesyonellerle buluşturdu. 3 mm kalınlığında, dayanıklılığı ve kolay işlenebilirliği ile dönüşümün yeni temsilcisi olan NG Slim, dış cephelerden iç mekan duvarlarına geniş kullanım alanı sunmasıyla da geleceğin özgün mimari projelerine ilham verdi.

NG Kütahya Seramik, İstanbul’da dördüncükez düzenlenen ve cephe tasarım ile mühendisliği alanında dünya çapında saygın bir etkinlik olan Zak World of Façades 2026’ya sponsor firma olarak katıldı. Şirket, mimaride yenilikçi yaklaşımını yansıtan NG Slim porselen cephe koleksiyonunu sektör profesyonelleriyle buluşturarak büyük ilgi gördü.

Etkinlik kapsamında mimar, mühendis ve sektör profesyonelleri ile bir araya gelen NG Kütahya Seramik, estetik ve teknik performansı bir arada sunan çözümleriyle dikkat çekti. İnce yapısı, dayanıklılığı ve modern tasarım anlayışıyla öne çıkan NG Slim koleksiyonu, çağdaş cephe uygulamalarına getirdiği yenilikçi yaklaşım ile katılımcılardan tam not aldı.

NG Kütahya Seramik, uluslararası platformlarda yer alarak markasını global ölçekte güçlendirmeye ve sektörün gelişimine katkı sağlamaya devam ediyor.

3 mm ultra ince yapısıyla ileri teknoloji ürünü: NG Slim

NG Kütahya Seramik’in yenilikçi vizyonuyla estetik ve mühendisliği buluşturan NG Slim ürünleri, yalnızca 3 mm, ultra ince yapısına rağmen yüksek dayanıklılık ve güçlü performans özellikleriyle sektörde fark yaratıyor.

Esnek yapısı, kolay işlenebilirliği ve mevcut yüzeylerin üzerine uygulanabilme avantajıyla dönüşüm projelerinde öne çıkan NG Slim büyük ebat seçenekleri sayesinde kesintisiz yüzeyler oluşturuyor.

Dış cephe kaplamalarından mobilya ve dolap kapaklarına kadar pek çok iç mekân uygulamasında kullanılabilen koleksiyon; mimarlara, iç mimarlara ve yapı profesyonellerine tasarımda sınırsız özgürlük sağlıyor.

Mobilyadan renovasyona geniş kullanım ve teknik üstünlükler öne çıktı

Sade, güçlü ve çağdaş mimariye ilham veren NG Slim’in; dış cephelerden iç mekân duvarlarına, mobilya tasarımlarından renovasyon projelerine kadar uzanan geniş kullanım alanı, etkinlik ziyaretçilerinden yoğun ilgi gördü.

Solid, Cement, Natural Stone, Metallic ve Woodolmak üzere beş farklı yüzey seçeneğine sahip koleksiyon; anti-graffiti özelliği, alev almaz yapısı, düşük su emme oranı, kimyasallara karşı direnci, UV dayanımı ve yüksek aşınma direnci ile dört mevsim uzun ömürlü ve güvenilir bir çözüm sunuyor.

Geleceğin yapı trendleri değerlendirildi

Bugüne kadar dünya genelinde 200’ün üzerinde etkinlik düzenleyen Zak World of Façades kapsamında; sürdürülebilir yenilikler, bina cephe sistemleri, cephe mühendisliği ve sektörün güncel ihtiyaçları ele alındı. Gün boyu süren dört ayrı oturumda alanında uzman konuşmacılar, yenilikçi çözümler ile geleceğin yapı trendlerine ilişkin önemli sunumlar gerçekleştirdi.

Okumaya Devam Et

GENEL

DemirDöküm stratejik iş ortaklarıyla 2026 hedeflerine odaklandı

Yayınlandı

-

İklimlendirme sektörünün öncü markası DemirDöküm, Türkiye genelindeki toptancı ve taahhütçü iş ortaklarıyla İstanbul’da bir araya geldi. 2025 yılının değerlendirildiği ve 2026 stratejilerinin paylaşıldığı buluşmada, şirketin sürdürülebilir büyüme hedefleri ve yeni iş fırsatları masaya yatırıldı.

DemirDöküm, 70 yılı aşan köklü geçmişinden aldığı güçle iş ortakları ekosistemini güçlendirmeye devam ediyor. İstanbul Cemile Sultan Korusu’nda düzenlenen “Değerlendirme Toplantısı” kapsamında, Türkiye’nin dört bir yanından gelen 60’ı aşkın iş ortağı DemirDöküm yöneticileriyle buluştu. 2025 yılı performansının analiz edildiği etkinlikte, 2026 yılının ilk çeyrek verileri ve gelecek dönem yol haritası paylaşıldı.

DemirDöküm CEO’su Alper Avdel, Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ufuk Atan, Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Erol Kayaoğlu ve şirket yöneticilerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda; pazar dinamikleri, bayi geri bildirimleri, gelişim alanları, teknolojik dönüşümün getirdiği yeni iş fırsatları ele alındı. Etkinliğin sonunda 2025 yılında yüksek performans sergileyen iş ortaklarına ödülleri takdim edildi.

“HEDEFİMİZ BÜYÜMEYİ SÜRDÜRÜLEBİLİR KILMAK”

Kuruluşundan günümüze sektöre birçok ilki kazandıran DemirDöküm’ün 1954’te başlayan yolculuğunun bugün Türkiye’nin her noktasına ve dünyanın 50’yi aşkın ülkesine ulaşan dev bir ekosisteme dönüştüğünü belirten CEO Alper Avdel, “2025 yılını, küresel zorluklara rağmen hedeflerimize sadık kalarak geride bıraktık. Bu başarı bir rakamdan ibaret değil; iş ortaklarımızla kurduğumuz güvenin sonucu. 2026 yılını değişim ve atılım dönemi olarak görüyoruz. Öncü olduğumuz alanlardaki liderliğimizi korurken, yeni nesil teknolojilere ve dijital dönüşüme yaptığımız yatırımlarla sektördeki çıtayı yukarı taşımaya kararlıyız. Amacımız sadece büyümek değil, bu büyümeyi iş ortaklarımızla birlikte sürdürülebilir kılmak” dedi.

“ASIRLIK HEDEFLERİMİZE TEK YÜREK İLERLİYORUZ”  

Konuşmasında Türkiye iklimlendirme pazarında her yıl milyonlarca cihazın tüketiciyle buluştuğunu, DemirDöküm için kritik noktanın ise güçlü iş ortağı ağı ile servis zincirini hem desteklemek hem de geleceğe hazırlamak olduğunu belirten Avdel; “Hedeflerimize yürürken sahanın her alanındaki iş ortaklarımızı desteklemeye devam ediyoruz. Yıllık buluşmamızda stratejik ortaklarımızla 2026 fırsatlarını konuştuk. Sahadan aldığımız geri bildirimleri, teknoloji ve hizmet kalitemizle birleştirerek her yuvaya güvenilir ısı konforu taşımaya devam edeceğiz. Birlikte büyümeye odaklandığımız bir yıl bizi bekliyor” açıklamasını yaptı.

Okumaya Devam Et

GENEL

GYODER 20’nci zirvesinde sektörü bir kez daha buluşturdu

Yayınlandı

-

Türkiye gayrimenkul sektörünün çatı kuruluşu GYODER’in 20’nci kez düzenlediği Gayrimenkul Zirvesi bugün Zorlu PSM’de ‘Soruyu Değiştirmek’ temasıyla gerçekleşti. Zirvenin açılışını ezber bozan bir formatla interaktif diyalog üzerinden gerçekleştiren GYODER Yönetim Kurulu Başkanı Neşecan Çekici, “Soruyu Değiştirmek bizim için bir slogan değil, bir zihniyet çağrısı” diye konuştu. Açılış; Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Emlak Konut GYO Genel Müdürü Yasir Yılmaz ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Bakan Yardımcısı Ömer Bulut’un konuşmalarıyla devam etti.

Türkiye gayrimenkul sektörünün önemli buluşma platformlarından biri olan 20’nci GYODER Gayrimenkul Zirvesi bugün Zorlu PSM’de ‘Soruyu Değiştirmek’ ana temasıyla kapılarını açtı. Geliştiricilerden yatırımcılara, kamu kurumlarından uluslararası uzmanlara kadar sektörün tüm paydaşlarını tek çatı altında buluşturan zirve, bu yılki temasıyla sektörü alışılagelmiş yaklaşımların ötesinde düşünmeye davet ediyor.

COP31’den yapay zekaya, veri merkezlerinden longevity mekanlarına uzanan geniş bir perspektifte panel ve oturumlara ev sahipliği yapan zirve; sektörün güncel gündemlerini yeni sorularla masaya yatırıyor.

“Soruyu değiştirmek bir slogan değil, bir zihniyet çağrısı”

Zirvenin açılışı bu yıl alışılmışın dışında bir formatla gerçekleşti. GYODER Yönetim Kurulu Başkanı Neşecan Çekici, Bloomberg HT Genel Yayın Yönetmeni Açıl Sezen ile sahneye çıkarak interaktif bir diyalogla zirvenin startını verdi. Protokol selamlarının ardından açılış konuşmasını yapan Çekici şunları söyledi:

“27 yıllık saygın geçmişimizle bu özel eşiğe, 20’nci zirveye ulaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu sadece rekor bir sayıyı değil; bir durup düşünme, eksiklere bakma ve geleceğin vizyon belgesini yeniden yazma zamanını ifade ediyor. Gayrimenkul sektörü bu ülkenin ekonomik kalkınmasının daima lokomotifi olmuştur, dün de öyleydi bugün de böyle. Geçen yıl ‘Yeniden Başlat’ derken sektöre bir düşünme ve tazelenme alanı açıyorduk. Bu yıl bir adım daha ileri gidiyoruz. Neyi yeniden başlattığımız kadar, hangi bakış açısıyla yeniden başladığımız sorusunu ekliyoruz. ‘Soruyu Değiştirmek’ bizim için bir slogan değil, bir zihniyet çağrısı. Doğru soru; daha erişilebilir konuta, daha sağlam bir finansmana ve daha güvenli şehirlere açılan ilk kapı.”

Açılış konuşmasında iki önemli lansmanı da duyuran Başkan Çekici, “Bu yıl Üçüncü Ankara Gayrimenkul Zirvesi’ne hazırlanıyoruz. Kış aylarında Ankara’da konut odaklı bir araya geleceğiz. 3. Ankara Zirvesi’nin teması ‘KONU:TÜRKİYE’dir” dedi. Ayrıca SPK öncülüğünde Küresel Para Haftası kapsamında üniversitelerde yürütülen finans ve gayrimenkul okuryazarlığı seminerlerine de değinerek, sektörün gençlerle kurduğu bağın önümüzdeki dönemde daha da güçleneceğini vurguladı.

Kamudan ve sivil toplumdan güçlü mesajlar

Açılışın ardından söz alan Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, “Gayrimenkul sektörü sadece yapı üretmez yaşam üretir, şehirlerin karakterini şekillendirir ve gelecek kuşakların çevresel kaderini belirler. Bugün konuştuğumuz her metrekare karbon bütçemizin, doğal kaynaklarımızın ve toplumsal dayanıklılığımızın bir yansımasıdır. Erişilebilir konut sağlanmadığında, dünyanın farklı coğrafyalarında gecekondu oluşumları kaçınılmaz hale geliyor. En büyük ekonomilerde bile bu gerçekle karşılaşıyoruz. Bu nedenle COP31 sürecinde önceliğimiz; alınan kararların uygulanabilir, ölçülebilir ve sahada karşılığı olan sonuçlar üretmesi. İklim meselesi yalnızca bir çevre konusu değil; tüm insanlığı ilgilendiren ortak bir gelecek meselesi. Anadolu’dan doğan Sıfır Atık Hareketi bugün 193 ülkeye yayıldı. Artık ‘Sıfır Atık’ denildiğinde akla Türkiye geliyor” dedi.

Konut verilerinin daha doğru okunması gerektiğine işaret eden İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, birinci el ve toplu konut verilerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, değişen toplumsal yapıya da dikkat çekti:

“Bundan sonra rakamları değerlendirirken birinci el satışlar ile toplu konut verilerini ayrıştırmamız gerekiyor. Türkiye’de tek başına yaşayanların oranı bazı illerde yüzde 20’lere ulaşmış durumda. Boşanma oranları ise yüzde 36 seviyesine geldi. Bu tablo, konut talebinin yapısının değiştiğini açıkça gösteriyor. Önceliğimiz şehirleri geleceğe hazırlamak. Başta GYODER olmak üzere sektördeki tüm STK’lar ve paydaşlarla beraber hareket etmeye çalışıyoruz. Özellikle deprem kontrolü ve kentsel dönüşüm süreçlerinde elde ettiğimiz güçlü birikimi, Bu tecrübenin yanı sıra binalarda enerji verimliliği, sıfır enerjili binalar, kentsel enerji çözümleri, dirençli altyapı ve iklime dayanıklı yerleşim modellerini hep birlikte hayata geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Kentsel dönüşümle ilgili İstanbul’dan bir örnek vermek istiyorum. Özellikle İstanbul’da otopark konusunda çok büyük bir sıkıntımız var. Konut başına düşen otopark miktarının mutlaka artırılması gerekiyor.Kentsel dönüşümün yanında mutlaka iş yerlerinin dönüşümü, sanayi merkezlerinin dönüşümü ve bu tür ticari alanların dönüşümü de aynı konut dönüşümü gibi bir paket içinde ele alınmalı ve gündemine alınmalı” açıklamasında bulundu.

Emlak Konut GYO Genel Müdürü Yasir Yılmaz,” Bu yıl zirvenin teması olarak belirlenen “Soruyu Değiştirmek”, içinde bulunduğumuz dönemi doğru okumak açısından son derece anlamlı. Gayrimenkul artık yalnızca yapı üretimiyle sınırlı bir alan değil; teknolojiyle, enerjiyle ve değişen yaşam biçimleriyle şekillenen stratejik bir yapıya dönüşmüş durumda. Bu dönüşümün merkezinde yer alan dijitalleşme ve veri odaklı yaklaşımlar, “ev” kavramını yeniden tanımlıyor. Artık bir projenin gücü yalnızca bulunduğu konumla veya fiziksel özellikleriyle değil, sunduğu teknolojik altyapı, sağladığı operasyonel verimlilik ve kullanıcıya kattığı somut fayda üzerinden ölçülüyor. Bugün geldiğimiz noktada geliştirdiğimiz yeni finansman modelleri, üretim gücümüz ve kurumsal kapasitemizle sektörde güçlü bir konumdayız. Bu kapsamda hayata geçirdiğimiz gayrimenkul sertifikası gibi yenilikçi modellerle yatırım süreçlerine farklı bir bakış açısı kazandırıyoruz. Aynı zamanda uluslararası alanda attığımız adımlarla bu birikimi daha geniş bir zemine taşıyoruz. Emlak Konut Global ile birlikte Suudi Arabistan’da hayata geçireceğimiz proje ile ülkemizin gayrimenkul geliştirme kapasitesini küresel ölçekte temsil etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Açılış konuşmalarını Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Ömer Bulut tamamladı. Bulut, GYODER Gayrimenkul Zirvesi’nde yaptığı konuşmada sektörün dönüşümüne ve deprem sonrası ihya çalışmalarına dikkat çekerek şunları kaydetti:

“GYODER’in ‘Soruyu Değiştirmek’ temasıyla ortaya koyduğu bu güçlü platform, sektörün ortak aklını büyüterek geleceğe yön vermektedir. Bugün artık yalnızca üretim miktarını artırmayı değil, bu üretimi nitelik, dayanıklılık ve sürdürülebilirlik açısından en ileri seviyeye taşımayı hedefliyoruz. ‘Asrın İnşası ve İhya Çalışmaları’ kapsamında Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; TOKİ’den Emlak Konut’a kadar tüm kurumlarımız ve özel sektör paydaşlarımızla el ele vererek 455 bin bağımsız bölümü tamamladık ve vatandaşlarımızı güvenli yuvalarına kavuşturduk. Gerek kullanılan teknoloji gerekse üretim hızıyla Türk yapı sektörünün gücünü dünyaya gösteren bu başarıyı; şimdi enerji verimliliği yüksek, sıfır atık uyumlu ve iklim değişikliğine dirençli şehirler kurma vizyonumuzla taçlandırıyoruz. Bakanlık olarak tüm çalışmalarımızı, niceliği nitelikle birleştiren bu bütüncül yaklaşım doğrultusunda kararlılıkla sürdürüyoruz.”

Depreme dayanıklı şehirler inşa etme noktasında kentsel dönüşümün önemini vurgulayan Bulut, İstanbul özelindeki sürece dair şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye genelinde 2 milyondan fazla bağımsız birimin dönüştürülmesi gerekiyor. Bu sürecin en kritik halkası olan İstanbul için tarihimizin en kapsamlı kentsel dönüşüm hamlesini yürütüyoruz. Dönüşümün önündeki engelleri kaldırmak amacıyla sahada güçlü koordinasyon modellerini devreye aldık. Özellikle ‘Yarısı Bizden’ kampanyası ve sağladığımız yeni finansman imkânlarıyla vatandaşlarımızın bu sürece katılımını en üst seviyeye çıkarıyoruz. İstanbul için artık ertelenemez bir noktada olan bu dönüşümü, devletimizin tüm imkânlarını seferber ederek ve vatandaşımızla el ele vererek başarıya ulaştıracağız” değerlendirmesini yaptı.

Ekonomi sahnesinde sektör değerlendirildi

Zirvede CNBC-e Genel Yayın Yönetmeni Servet Yıldırım moderatörlüğünde gerçekleşen ekonomi oturumunda ekonomist Fatih Keresteci, gayrimenkulün her ekonomik döngüde değer üreten bir varlık sınıfına dönüşüp dönüşemeyeceğini mercek altına aldı. 

CEO perspektifinden Türkiye konuşuldu

Zirvenin en kapsamlı oturumlarından “CEO’lar Türkiye’yi nasıl okuyor?” panelinde Vahap Munyar moderatörlüğünde PwC Türkiye Kıdemli Ortağı Cenk Ulu, Eczacıbaşı Yapı Gereçleri CEO’su Hasan Pehlivan, Schneider Electric Türkiye ve Orta Asya Bölge Başkanı Mehmet Özalp, Mesa Holding CEO’su Mert Boysanoğlu ve Yapı Kredi Portföy Genel Müdürü Müge Peker bir araya geldi. Panelde, Türkiye’nin büyüme odaklı yaklaşımdan dayanıklılık ve dönüşüm eksenine geçişi CEO perspektifinden ele alındı.

Zihin Atölyeleri zirvenin çalıştayı oldu

Kasım 2025’ten bu yana gerçekleştirilen 11 Zihin Atölyesi’nden derlenen fikirler ve çıkarımlar, GST Danışmanlık Kurucu Ortağı Gülfem Sena Tandoğan ve Pasifik GYO Genel Müdürü Mustafa Candan tarafından zirvenin gündemine taşındı. Kolaj video eşliğinde hayat bulan bu oturum, sektörün sahadan yukarıya oluşan kolektif aklını gözler önüne serdi.

Değer yaratan GYO’lar ödüllerini aldı

Ödül töreninde 2024-2025 döneminin başarıları sahneye taşındı. Emlak Konut GYO her iki yıl için “Gayrimenkul Yatırımlarını En Çok Artıran GYO / Kamu”, Reysaş GYO ise “Gayrimenkul Yatırımlarını En Çok Artıran GYO / Özel Sektör” ödülünü aldı. Akmerkez GYO “Pay Başına En Çok Temettü Dağıtan GYO” (2024), Torunlar GYO “Tutar Bazında En Çok Temettü Dağıtan GYO” (2024) ödüllerinin sahibi oldu.

Akiş GYO hem “Kurumsal Yönetim Derecelendirme Notu En Yüksek Olan GYO” hem de “Sürdürülebilirlik Notu En Yüksek Olan GYO” ödüllerini 2024 ve 2025 yılları için aldı. Vakıf GYO 2024’te “Kurumsal Yönetim Derecelendirme Notunu En Çok Artıran GYO” ve 2025’te “Sürdürülebilirlik Endeksine Giriş”, Mhr GYO 2025’te “Kurumsal Yönetim Derecelendirme Notunu En Çok Artıran GYO”, İş GYO 2024’te “Sürdürülebilirlik Endeksine Giriş” ödülünü kazandı. Fuzul GYO ve Adra GYO sırasıyla 2024 ve 2025 yılları için “Toplam Kurumsal Yatırımcı Payını En Çok Artıran GYO”, Asce GYO ve Emlak Konut GYO ise “Toplam Bireysel Yatırımcı Sayısı En Yüksek Olan GYO” ödüllerini aldı.

Zirve COP31’den longevity’ye uzanan oturumlarla devam etti

Zirve öğleden sonra da hız kesmedi. COP31 iklim gündemi, yapay zekanın gayrimenkulde yarattığı dönüşüm, veri merkezleri ve longevity mekanları sektörün önde gelen isimleriyle ele alındı. Türkiye’nin 2026’da COP31’e ev sahipliği yapacak olması zirvede özellikle öne çıkan başlıklardan biri oldu. İklimden finansmana, kentsel dönüşümden sürdürülebilirliğe uzanan geniş bir eksende sektörün bu tarihi fırsatı somut bir dönüşüm platformuna taşıma vizyonu paylaşıldı.

Zirve, FutureBright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula’nın sorular değiştiğinde nelerin mümkün hale geldiğini ileri bir perspektiften aktardığı kapanış konuşmasıyla tamamlandı. 20’nci GYODER Gayrimenkul Zirvesi, sektörün tüm paydaşlarını bir çatı altında buluşturarak yeni düşünme biçimlerine ve çözüm arayışlarına güçlü bir zemin hazırladı.

Okumaya Devam Et

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye