Yapı Güvenliğinde Yeni Yaklaşımlar: Deprem ve Doğal Afetlere Karşı Dayanıklılık - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Yapı Güvenliğinde Yeni Yaklaşımlar: Deprem ve Doğal Afetlere Karşı Dayanıklılık

Yayınlandı

-

Dünya genelinde artan doğal afetlerin, özellikle depremlerin sayısı ve şiddeti, yapı güvenliği konusunu daha da önemli hale getirmektedir. Özellikle deprem kuşağında yer alan Türkiye gibi ülkelerde, yapı güvenliği ve doğal afetlere karşı dayanıklılık bir zorunluluktur. Depremler, sel, kasırgalar ve diğer doğal afetler, bina yapılarının dayanıklılığını test ederken, yeni teknolojiler ve mühendislik yaklaşımları bu zorluklarla başa çıkmak için geliştirilmektedir.

Deprem ve Doğal Afetlerin Yapılar Üzerindeki Etkileri

Doğal afetler, yapılar üzerinde ciddi hasarlar bırakabilecek güçlü kuvvetler uygulayabilir. Özellikle deprem gibi ani ve şiddetli doğal olaylar, binalarda çökme, duvar çatlaması, kolon ve kirişlerde kırılmalar gibi yapısal hasarlara yol açabilir. Bunun yanında, sel ve kasırgalar gibi afetler de binaların altyapılarını tehdit eder. Bu nedenle, yapı güvenliğini sağlamak için hem dayanıklı malzeme seçimi hem de mühendislik çözümlerinin kullanımı kritik önem taşır.

Depreme Dayanıklı Yapı Tasarımı

Depreme dayanıklı yapı tasarımında, yapının maruz kalacağı kuvvetlere karşı nasıl tepki vereceği öngörülür ve buna uygun olarak çeşitli teknikler uygulanır. Aşağıda depreme karşı dayanıklılığı artırmak için kullanılan bazı temel yaklaşımlar bulunmaktadır:

  1. Esnek ve Dayanıklı Malzeme Seçimi: Depreme dayanıklı yapıların tasarımında kullanılan malzemelerin elastik özelliklere sahip olması önemlidir. Çelik ve betonarme gibi malzemeler, esnek yapıları sayesinde depremin yıkıcı kuvvetlerine karşı daha dayanıklıdır. Çelik, yüksek çekme dayanıklılığı ile binaların esnekliğini artırırken, betonarme ise büyük yükleri taşıma kapasitesiyle öne çıkar.
  2. Sismik İzolatörler: Sismik izolatörler, binanın zeminle olan bağlantısını kısmen keserek deprem sırasında yapıya gelen kuvvetleri absorbe eder. Bu izolatörler, binanın salınımlarını kontrol altına alarak zarar görmesini engeller. Modern binalarda ve köprülerde yaygın olarak kullanılan bu teknoloji, binanın yıkılmasını ya da ciddi hasar görmesini önleyebilir.
  3. Deprem Şok Emici Sistemler: Şok emici sistemler, deprem dalgalarının binaya ilettiği enerjiyi emerek yapının daha az hasar almasını sağlar. Bu sistemler, bina içinde stratejik olarak yerleştirilen damperler veya yaylar şeklinde uygulanır. Özellikle yüksek binalarda bu tür sistemler, yapının sallanmasını kontrol altına alır ve depremin yıkıcı etkilerini azaltır.
  4. Çelik Çerçeve Sistemleri: Çelik çerçeve sistemleri, depreme karşı dayanıklılık açısından önemli bir mimari çözümdür. Çelik kolonlar ve kirişlerle oluşturulan bu sistemler, yapının hem dikey hem de yatay yükleri karşılamasına olanak tanır. Çelik, esnekliği ve dayanıklılığı sayesinde depremin oluşturduğu titreşimleri absorbe ederek yapıyı korur.
  5. Yüksek Teknoloji Sensörler ve İzleme Sistemleri: Binaların yapısal bütünlüğünü korumak için sismik aktiviteyi izleyen ve hasar tespit eden sensörler kullanılmaktadır. Bu sensörler, binada meydana gelen küçük hareketleri dahi algılayarak, potansiyel hasarları önceden tespit edebilir ve acil müdahaleler yapılmasını sağlayabilir.

Doğal Afetlere Karşı Altyapı Güvenliği

Doğal afetlere karşı dayanıklı yapıların inşası kadar, altyapı güvenliği de büyük önem taşır. Altyapının güçlendirilmesi, özellikle sel, toprak kayması ve kasırga gibi doğal afetlerde binanın korunmasına yardımcı olur.

  1. Su Geçirmez Temel ve Duvar Sistemleri: Sel riski taşıyan bölgelerde, binaların temelleri ve dış duvarları su geçirmez malzemelerle güçlendirilmelidir. Bu, suyun binaya sızmasını önleyerek su hasarını minimize eder. Su yalıtımı, binanın dayanıklılığını artırarak, sel sonrası oluşabilecek küflenme ve çürüme gibi sorunları önler.
  2. Drenaj Sistemlerinin Güçlendirilmesi: Sel ve taşkın riskine karşı binalarda kullanılan drenaj sistemlerinin yeterli kapasitede olması gerekir. İyi planlanmış bir drenaj sistemi, aşırı yağışlarda suyun binadan uzaklaştırılmasını sağlar ve su baskınlarını önler.
  3. Yamaç Güvenliği ve Toprak Kayması Önlemleri: Yüksek eğimli bölgelerde inşa edilen binalar için toprak kayması riski bulunmaktadır. Bu tür alanlarda istinat duvarları, drenaj sistemleri ve bitkilendirme gibi çözümler, toprak kaymasını engelleyerek binanın güvenliğini sağlar.

Yeni Mühendislik Yaklaşımları ve Teknolojik Gelişmeler

  1. Akıllı Beton: Akıllı beton, içinde yer alan fiber optik sensörler sayesinde binanın yapısal durumunu sürekli izleyebilen bir malzemedir. Bu malzeme, binada meydana gelen küçük çatlakları ya da hasarları tespit ederek, onarım süreçlerinin daha erken başlamasına olanak tanır.
  2. Nanoteknoloji ile Güçlendirilmiş Malzemeler: Nanoteknoloji, yapı malzemelerinin dayanıklılığını artırmak için kullanılmaktadır. Nanoparçacıklarla güçlendirilmiş çimento ve beton, hem daha dayanıklı hem de hafif yapılar sunar. Bu malzemeler, depreme ve diğer doğal afetlere karşı daha dirençli yapılar oluşturur.
  3. Modüler Yapılar: Modüler yapı teknolojisi, binaların prefabrike bölümler halinde üretilip sahada birleştirilmesini sağlar. Bu teknoloji, doğal afetlere dayanıklı yapıların hızlı ve ekonomik bir şekilde inşa edilmesine olanak tanır. Modüler yapılar, depreme dayanıklı çelik çerçevelerle güçlendirilerek kullanılabilir.
  4. Yapay Zeka ve Simülasyon Teknolojileri: Yapay zeka (AI) ve simülasyon teknolojileri, binaların deprem ve diğer doğal afetler karşısında nasıl tepki vereceğini önceden test edebilir. Bu simülasyonlar, mühendislerin yapıyı daha dayanıklı hale getirecek tasarım değişiklikleri yapmalarına yardımcı olur. Aynı zamanda, AI tabanlı sistemler bina kullanımını izleyerek, bakım ve onarım gerektiren alanları belirleyebilir.
  5. Yeşil Altyapı: Doğal afetlere karşı direnci artıran yeşil altyapı çözümleri, hem çevre dostu hem de etkili sonuçlar sunar. Yeşil çatılar, yağmur bahçeleri ve geçirgen kaldırım sistemleri, su yönetimini iyileştirerek sel riskini azaltabilir. Aynı zamanda, bu sistemler binaların enerji verimliliğini de artırır.

Türkiye’de Kentsel Dönüşüm ve Yapı Güvenliği

Türkiye, deprem riskinin yüksek olduğu bir bölgede yer almaktadır. Bu nedenle, kentsel dönüşüm projeleri, eski ve riskli yapıların yenilenmesi açısından büyük bir fırsat sunmaktadır. Kentsel dönüşüm projelerinde, modern yapı güvenliği standartları ve doğal afetlere karşı dayanıklı tasarım kriterleri benimsenmektedir.

  1. Kentsel Dönüşüm Kanunu ve Standartlar: Türkiye’de 2012 yılında yürürlüğe giren Kentsel Dönüşüm Kanunu, afet riski taşıyan binaların yenilenmesini hedeflemektedir. Bu süreçte, binalar depreme dayanıklı malzemeler ve teknolojiler kullanılarak inşa edilmektedir.
  2. Yerel ve Ulusal Deprem Yönetmelikleri: Türkiye’de binaların depreme dayanıklı inşası için Deprem Yönetmeliği bulunmaktadır. Bu yönetmelik, bina tasarımından malzeme seçimine kadar birçok alanda standartlar getirmekte ve yapı güvenliğini artırmaktadır.

Doğal afetlerin etkilerini azaltmak ve yapı güvenliğini sağlamak için geliştirilen yeni teknolojiler ve mühendislik çözümleri, inşaat sektöründe büyük bir dönüşüm yaratmaktadır. Depreme dayanıklı yapılar, sismik izolatörler, akıllı malzemeler ve gelişmiş simülasyon teknolojileri, yapıların daha güvenli olmasını sağlamaktadır. Özellikle deprem kuşağında yer alan ülkeler için bu yeni yaklaşımlar, can ve mal kaybını en aza indirmek için kritik bir öneme sahiptir. Yapı güvenliğinde gelecekte daha da gelişecek bu çözümler, hem insan yaşamını koruyacak hem de ekonomik kayıpları azaltacaktır.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Qua Granite ile Bologna’nın Kalbinde Tarih ve Tasarım Buluşması

Yayınlandı

-

Türkiye’nin önde gelen teknik granit üreticilerinden Qua Granite, Cersaie fuarıyla aynı hafta fuar alanının dışına çıkarak Bologna’nın tarihine ve kültürüne dokunan sıra dışı bir deneyime imza attı.

Bologna’nın simge yapılarından Palazzo Re Enzo, Qua Granite’in tasarım, inovasyon ve üretim gücünü dünyaya anlatan özel bir sahneye dönüştü. Qua Granite, 22 Eylül 2026’da Bologna’nın tarihi Palazzo Re Enzo Sarayı’nda sektör profesyonellerini özel bir organizasyonda ağırladı.

Gündüz saatlerinde, dünyanın farklı pazarlarından gelen sektör profesyonelleriyle yeni projeler ve iş fırsatları üzerine görüşmeler gerçekleştirildi. Tarihi yapının dokusuyla çağdaş yüzey tasarımının bir araya geldiği sergi alanlarında, ürünlerin özgün yüzey karakteri ve tasarım detayları ön plana çıktı.

Gecenin Teması: Rebloom

Gün batımıyla birlikte Palazzo Re Enzo bambaşka bir atmosfere büründü. Qua Granite’in gelenekselleşen gala gecesinin bu yıl altıncısı, “Rebloom” temasıyla gerçekleştirildi. Tarihin içinde yeniden doğuş fikrinden ilham alan gece; gastronomi, müzik, tasarım ve deneyimi aynı atmosferde buluşturdu.

Bologna’nın tarihi kalbinde, farklı ülkelerden gelen davetlilerin ve sektör profesyonellerinin bir araya geldiği gecede, Qua Granite’in uluslararası vizyonu ve Türkiye’den dünyaya uzanan marka yolculuğu da güçlü bir şekilde ortaya kondu. Qua Granite’in Bologna’daki organizasyonu, geçmiş ile geleceğin, mimari ile tasarımın, gelenek ile inovasyonun aynı sahnede buluştuğu özel bir deneyime dönüştü.

Fuar alanı yerine şehrin kendisini bir iletişim alanına dönüştüren Qua Granite, ürünlerini yalnızca sergilemekle kalmadı; markanın uluslararası ölçekteki iddiasını Bologna’nın merkezi noktalarına taşıdı. Şehrin merkezi noktalarında gerçekleştirilen billboard çalışmalarıyla Qua Granite’in Bologna’daki marka iletişimi desteklendi.

Qua Granite, bu organizasyonla uluslararası marka iletişimini desteklerken, ürünlerini farklı ülkelerden sektör profesyonelleriyle buluşturdu.

Okumaya Devam Et

GENEL

Aksa Enerji kurulu gücünü 6.200 MW’a, FAVÖK’ünü   841 milyon ABD dolarına taşımayı hedefliyor

Yayınlandı

-

 

Aksa Enerji’den 2027 yılının net karından temettü müjdesi!

Aksa Enerji, 2026 Analist Toplantısı’nda global büyüme stratejisini, yatırım programını ve 2029 hedeflerini paylaştı. Toplantıda, Aksa Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Kazancı, şirketin 30 yıllık yolculuğunda değişmeyen tek şeyin büyüme iradesi olduğunu vurgulayarak, bugün de aynı kararlılıkla yatırımlarını sürdürdüklerini belirtti. Aksa Enerji CEO’su ve İcra Kurulu Başkanı Naci Ağbal, devam eden yatırım programının tamamlanmasıyla şirketin, kurulu gücünü 3.700 MW’tan 6.200 MW’a, FAVÖK’ünü ise 841 milyon ABD dolarına taşımayı hedeflediğini belirtti. Ağbal ayrıca, Aksa Enerji’nin 2027 yılının net karından temettü dağıtmayı planladığını açıkladı. 

8 ülkedeki 15 aktif santral operasyonu ve 3.700 MW kurulu gücüyle global bir enerji şirketi konumuna ulaşan Aksa Enerji, üst yönetiminin katılımıyla düzenlediği 2026 Analist Toplantısı’nda yatırımcı ve analistlerle bir araya geldi. Toplantıda şirketin yeni yatırım dönemi, Afrika ve Orta Asya’daki büyüme programı, Türkiye’deki depolamalı yenilenebilir enerji yatırımlarıyla finansal performansı ve hedefleri paylaşıldı.

2026 yılını “ticari işletmeye geçiş yılı” olarak tanımlayan Aksa Enerji, Kazakistan’daki 264 MW kapasiteli Kızılorda Santrali’ni devreye alarak Orta Asya’daki toplam kurulu gücünü 1.484 MW’a yükseltti. Şirket, Afrika’da Gana Kumasi Santrali’nin 179 MW kurulu güce sahip ilk fazının kombine çevrim dönüşümünü tamamladı. Türkiye’de ise 58 MW kapasiteli Gaziantep Pamuk Depolamalı GES ile 50 MW kapasiteli Şanlıurfa RASA Müstakil Elektrik Depolama Tesisi’ni ticari işletmeye aldı. Aksa Enerji, Senegal ve Gabon yatırımlarını da yıl sonuna kadar devreye almaya hazırlanırken, Türkiye’deki depolamalı yenilenebilir enerji portföyünü yeni projelerle büyütmeyi sürdürüyor.

Toplantıda konuşan Aksa Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Kazancı, yaptığı açıklamada, “Aksa Enerji, bugün 3.700 MW kurulu gücü, 8 ülkedeki varlığı ve 15 enerji santraliyle büyümeye devam ediyor. Bu ölçeğin arkasında 30 yılı aşan enerji sektörü deneyimimiz bulunuyor. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’tan Orta Asya ve Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyada; jeopolitik gelişmelerin, enerji arz güvenliğinin, emtia fiyatlarının ve finansman koşullarının sektörümüzü doğrudan etkilediği oldukça zorlu bir dönemde faaliyet gösteriyoruz.

Son dönemde Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz hattındaki gelişmelerin lojistik süreçlerimize etkilerini de yakından yaşadık. Aksa Enerji’nin 30 yıllık yolculuğunda ekonomik dalgalanmalar, pandemi ve tedarik zinciri krizleri dâhil çok farklı dönemlerden geçtik; ancak değişmeyen tek şey büyüme irademiz oldu. Bugün de aynı kararlılıkla yatırımlarımızı sürdürüyoruz” dedi.

“Büyüme Hedeflerimizi Hayata Geçiriyoruz”

Aksa Enerji CEO’su ve İcra Kurulu Başkanı Naci Ağbal, şirketin yeni büyüme dönemine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

“Son üç yılda büyüme stratejimizi somut yatırımlarla ortaya koyduk. 2024-2026 döneminde 8’i termik, 7’si depolamalı yenilenebilir olmak üzere toplam 15 yatırım projesi yürütürken 1,7 milyar ABD doları yatırım gerçekleştirdik. 2026, yatırımlarımızın devreye girdiği ve büyüme hedeflerimizin gerçekleştiği önemli bir yıl oldu. Bir yandan yatırımlarımızı devreye alırken diğer yandan yeni büyüme adımları atıyoruz. Burkina Faso’da 119 MW büyüklüğündeki santralimizi 2027 yılında devreye alacağız. Gana’da hayata geçireceğimiz 825 MW kapasiteli Takoradi Santrali ise bugüne kadarki en büyük yatırımlarımızdan biri olacak.

Önümüzdeki dönemde büyümemizi yalnızca kurulu güç artışı üzerinden değil, öngörülebilir gelir yapısını güçlendiren dengeli bir portföy yaklaşımıyla sürdüreceğiz. Bu doğrultuda planladığımız yaklaşık 2.500 MW’lık kapasite artışının 1.500 MW’ı yurt dışındaki gelir garantili projelerden, 1.000 MW’ı Türkiye’deki YEKDEM destekli yenilenebilir enerji yatırımlarımızdan gelecek. Bu yatırım programının tamamlanmasıyla 2029 yılında kurulu gücümüzü 6.200 MW’a, 5 yılda FAVÖK’ümüzü 4 kat artırarak 841 milyon ABD dolarına taşımayı hedefliyoruz. Ayrıca 2027 yılının net karından temettü dağıtmayı da planlıyoruz. Bu büyümeyi disiplinli sermaye yönetimi ve operasyonel mükemmellikle desteklenen sürdürülebilir bir değer modeliyle gerçekleştiriyoruz.”

Gana’da 825 MW’lık Yeni Yatırım: Takoradi

Aksa Enerji, Gana’daki büyümesinin yeni adımı olarak 825 MW kapasiteli Takoradi Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’ni yatırım portföyüne ekledi. Şirketin bugüne kadarki en büyük yatırımlarından biri olacak proje, 20 yıl süreli ABD doları bazlı garantili enerji satış anlaşmasına dayanıyor. Takoradi’nin tamamlanmasıyla Aksa Enerji’nin Gana’daki toplam kurulu gücü 1.545 MW’a, Senegal, Gabon ve Burkina Faso yatırımlarının da katkısıyla Afrika’daki toplam kurulu gücü 2.240 MW’a ulaşacak.

Depolamalı Yenilenebilir Enerjide 1.000 MW’lık Büyüme 

Türkiye’de yaklaşık 1.000 MW’lık depolamalı yenilenebilir enerji portföyünü hayata geçiren Aksa Enerji, 2026 yılında bu alandaki ilk yatırımlarını ticari işletmeye aldı. 58 MW kapasiteli Gaziantep Pamuk Depolamalı GES, şirketin faaliyete geçen ilk depolamalı yenilenebilir enerji yatırımı olurken; 50 MW kapasiteli Şanlıurfa RASA Müstakil Elektrik Depolama Tesisi ile Türkiye’de müstakil depolama alanında önemli bir ilk gerçekleştirildi. Aksa Enerji, Kırşehir, Mersin, Kayseri ve Manisa’daki projeleriyle depolamalı yenilenebilir enerji yatırımlarını büyütmeye devam ediyor.

Şirket, devam eden yatırımların katkısıyla yenilenebilir enerjinin üretim portföyündeki ağırlığını yaklaşık yüzde 20 seviyesine yükseltecek.

841 Milyon ABD Doları FAVÖK Hedefi 

Aksa Enerji, 2026 yılının ilk yarısında yaklaşık 20 milyar TL ciro, 7,3 milyar TL FAVÖK ve 1,2 milyar TL net dönem kârı elde ederken, FAVÖK marjını yüzde 36 ile tarihî yüksek seviyeye taşıdı. Şirket, yatırım döngüsünün tamamlanmasıyla 2029 yılında 841 milyon ABD doları FAVÖK ve yüzde 42 FAVÖK marjına ulaşmayı, Net Borç/FAVÖK oranını ise 1,7 seviyesine indirmeyi hedefliyor.

Finansmanda Çeşitlilik ve Uzun Vadeli Kaynak Hedefleniyor

Aksa Enerji, büyüme programını farklı coğrafyalardan ve garanti mekanizmalarından sağladığı uzun vadeli kaynaklarla destekliyor. Şirketin Africa Finance Corporation aracılığıyla Afrika yatırımları için sağladığı toplam finansman 450 milyon ABD dolarına ulaştı. Senegal projesi için SERV garantisi altında 10 yıl vadeli 65 milyon dolar, Mersin Depolamalı RES için Sinosure garantili 12 yıl vadeli 124 milyon ABD doları kaynak sağlandı. Türkiye’deki yenilenebilir enerji ve depolama yatırımları için Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’ndan (TSKB) temin edilen 11 yıl vadeli kredilerin toplamı ise 92 milyon ABD dolarına ulaştı.

Okumaya Devam Et

GENEL

Polat Gayrimenkul, EXPO REAL 2026’da Uluslararası Yapılanmasını ve Global Vizyonunu Güçlendirecek

Yayınlandı

-

 
Türkiye ve Avrupa’daki yatırımlarıyla faaliyetlerini sürdüren Polat Gayrimenkul, uluslararası pazardaki güçlü ve çok yönlü yapısıyla gayrimenkul sektörünün önemli buluşmalarından EXPO REAL 2026’da yerini alıyor. Macaristan ve Yunanistan başta olmak üzere yurt dışındaki çalışmalarını güçlendiren Polat, farklı sektörlerdeki yatırımlarıyla global ölçekteki varlığını pekiştiriyor.

 

Polat Gayrimenkul, dünyanın önde gelen gayrimenkul buluşmalarından EXPO REAL 2026’da uluslararası yatırımcılar ve sektör profesyonelleriyle bir araya gelmeye hazırlanıyor. 5-7 Ekim 2026 tarihlerinde Münih’te düzenlenecek organizasyon, dünyanın farklı bölgelerinden gayrimenkul yatırımcılarını ve sektör temsilcilerini buluşturacak. Polat, fuarda gayrimenkul projelerinin yanı sıra yurt dışındaki faaliyetlerini, farklı sektörlerdeki yatırımlarını ve Avrupa’daki büyüme vizyonunu uluslararası yatırım dünyasıyla paylaşacak.

 

Polat Gayrimenkul‘ün Avrupa’daki Yapılanmasında Macaristan Öne Çıkıyor
Polat’ın EXPO REAL 2026’da Macaristan Pavilyonu’nda yer alması, başta Macaristan olmak üzere Avrupa’daki güçlü varlığını da  ortaya koyuyor. Polat, APD Real Estate, PD Real Estate ve Pearl Real Estate aracılığıyla Macaristan’da gayrimenkul yatırımlarını sürdürürken; kentsel dönüşüm ve karma kullanım projeleriyle bölgedeki varlığını güçlendiriyor ve değer yaratmaya devam ediyor. Duna Pearl, City Pearl ve Seven Pearl projeleri, Polat’ın ülkedeki öne çıkan yatırımları arasında yer alırken, şirketin Macaristan’daki uzun vadeli büyüme stratejisinin önemli bir parçasını oluşturuyor.

 

Gayrimenkul’ün yanı sıra enerji ve dış ticaret alanlarında da Avrupa’daki faaliyetlerini büyüten Polat, Amsterdam merkezli HBRE Investment ve HSWE Investment yapılanmaları aracılığıyla Polat Energy Europe çatısı altında, başta Avrupa olmak üzere yenilenebilir enerji projeleri geliştiriyor. Sektördeki öncü konumunu uluslararası pazarlara taşıyan Polat, yurt dışında özellikle güneş enerjisi yatırımlarıyla enerji portföyünü güçlendirirken, uluslararası ölçekte sürdürülebilir bir büyüme modeli oluşturuyor.

 

Polat, gayrimenkul, enerji ve dış ticaret alanlarındaki uluslararası yatırım ve iş geliştirme faaliyetleriyle Avrupa’daki çok sektörlü yapısını güçlendirerek büyümeye devam ediyor.
Polat Gayrimenkul, Global Varlığını Uluslararası Platformlarda Güçlendiriyor
Polat Gayrimenkul, EXPO REAL 2026’da uluslararası yatırımcılar ve sektör profesyonelleriyle bir araya gelerek çok sektörlü yapısını, yurt dışındaki deneyimini ve Avrupa’daki büyüme vizyonunu paylaşacak. Macaristan’da hayata geçirdiği projelerle Avrupa’daki varlığını güçlendiren Polat Gayrimenkul, uluslararası büyüme stratejisi doğrultusunda şimdi de Yunanistan’a adım attı. Bu kapsamda, Yunanistan’daki gayrimenkul faaliyetlerini yürütmek üzere Polat Development Greece şirketi kuruldu. Böylece şirket, Macaristan’ın ardından Yunanistan’ı da Avrupa’daki büyüme rotasına dahil ederek bölgedeki yatırım ve proje geliştirme faaliyetlerini genişletmeyi hedefliyor.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye