YALITIM SEKTÖRÜ 2026 YILINDAN UMUTLU - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

YALITIM SEKTÖRÜ 2026 YILINDAN UMUTLU

Yayınlandı

-

Sürdürülebilir yapılaşmada rota yeniden oluşturuldu

Binalarda enerji verimliliğini doğrudan etkileyen önemli mevzuat değişiklikleriyle 2025 yılını tamamlamaya hazırlanan yalıtım sektörü, 2026 yılını pozitif bir tablo ile karşılıyor. TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kuralları Standardı’na gelen yenilikler, 2 bin metrekarenin üzerindeki binalar için Neredeyse Sıfır Enerji Bina (nSEB) uygulamasının zorunlu hale gelmesi ve Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği’ndeki güncellemeler, Türkiye’nin yapı stokunda enerji verimliliğini artırmaya yönelik önemli adımlar olarak dikkat çekiyor. İZODER Başkanı Emrullah Eruslu, 2025 yılı itibarıyla yürürlüğe giren yeni düzenlemelerin binalarda enerji verimliliğini artırarak hem hane bütçelerine hem de ülke ekonomisine kalıcı katkı sağlayacağını belirtti.

Türkiye’de binaların toplam enerji tüketimi içindeki payının yaklaşık üçte bir seviyesinde olduğunu hatırlatan İZODER – Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Eruslu, şunları söyledi: “Enerji verimli yapılaşma artık yalnızca çevresel hedefler kapsamında değil ekonomik sürdürülebilirlik açısından da öncelikli bir konu haline geldi. Sektörümüzü yakından ilgilendiren mevzuatlarla ilgili yapılan düzenlemeler, binalarda enerji verimliliğini artırırken enerji arz güvenliğinden hane bütçelerinin korunmasına kadar geniş bir ekonomik etki alanı yaratıyor.”

Revize TS 825 ile binaların enerji ihtiyacı azalacak

Güncellenen TS 825 standardı ile binaların yalnızca ısıtma değil aynı zamanda soğutma ihtiyacına göre de tasarlanacağını belirten İZODER Başkanı Emrullah Eruslu, “Eski TS 825 standardı, ülkemiz 4 mevsimi yaşayan bir coğrafyada olmasına rağmen sadece ısıtma için tüketilen net enerji miktarına yönelik sınırlamalar getiriyordu. Eskiye kıyasla enerji verimliliğini yüzde 25 iyileştiren revize standart, sektör ve ülkemiz adına oyun değiştirici bir yenilik oldu. Özellikle küresel ısınma ile birlikte dengelerin değiştiği bir dönemde iklimsel gereksinimleri karşılamada çok daha verimli bir çözüm sunduğunu, böylece enerji tüketimini de anlamlı ölçüde azaltacağını ifade edebiliriz” dedi.

Yeni mevzuata göre yapılacak yalıtım ülke ekonomisine 1,5 milyar dolar kazandıracak

Türkiye’de her yıl ruhsat alan yeni binaların yaklaşık 475 bin ton eşdeğeri petrol (TEP) ilave enerji talebi yarattığına dikkat çeken Emrullah Eruslu, açıklamalarını şu sözlerle sürdürdü: “Revize TS 825 sayesinde yılda yaklaşık 120 bin TEP enerji tasarrufu sağlanması ve bunun ülke ekonomisine yıllık yaklaşık 100 milyon dolar katkı sunması bekleniyor. Yapılaşmanın ortalama hızda sürmesi ve ülkemizde hiç yenileme yapılmaması durumunda bile 2030 yılı sonuna kadar sağlanacak verimlilikle ülke ekonomisine katkının yaklaşık 1,5 milyar dolar seviyesine ulaşabileceği öngörülüyor.”

Hedefte yüzde 40 daha az enerji tüketen binalar var

İZODER Başkanı, ısı yalıtımında kuralların yeniden belirlenmesi sonrası Binalarda Enerji Performansı Ulusal Hesaplama Yöntemi’nde de güncelleme yapıldığını ve BEP-TR yazılımının revize TS 825 Standardı ile uyumlu hale getirildiğinin bilgisini verdi. Böylece yeni yapılacak binaların enerji performansının önceki yönteme göre yaklaşık yüzde 40 daha verimli olması hedefleniyor.

Sürdürülebilir yapılaşmanın yolu nSEB’den geçiyor

İZODER Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Eruslu, yalıtım sektörü açısından 2025 yılında öne çıkan bir diğer başlığın da 2 bin metrekarenin üzerindeki binalarda 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren zorunlu hale gelen Neredeyse Sıfır Enerji Bina (nSEB) uygulaması olduğunu dile getirdi. Asgari enerji performansı ‘B’ olan nSEB binalar, diğer binalara göre cephelerde en az 2-3 cm, çatılarda en az 4-6 cm, döşemelerde en az 2 cm daha kalın yalıtıma ve kaplamalı yalıtım camı üniteleri ile ısı yalıtım değerleri iyileştirilmiş pencerelere sahip olduklarından yakıt faturalarında kullanıcılarına yüksek oranda tasarruf sağlıyor. Sürdürülebilir ve güvenli yapılaşmada nSEB binalar kilit bir rol üstleniyor. Emrullah Eruslu, mevcut tüm binalar için zorunlu olmasa da Türkiye’nin “2053 net sıfır emisyon” hedefi doğrultusunda tüm yeni binalarının nSEB konseptinde yapılmasını tavsiye ettiklerinin altını çizdi. 

Yalıtım sektörü 2026 ve sonrası için iyimser

2026 yılı ile birlikte enerji performansı yüksek, sağlıklı, güvenli ve konforlu binaların Türkiye genelinde daha yaygın hale geleceğine inandıklarını söyleyen İZODER Başkanı Emrullah Eruslu, “Sektörümüzdeki kritik mevzuatlardaki güncellemeler çevre dostu yapılaşma hedefleriyle birlikte sektörün büyümesini ve yenilikçi uygulamaların gelişmesini desteklerken; kentsel dönüşüm sürecinin hız kazanması ve mevcut binalarda yalıtımı teşvik eden uygulamaların yaygınlaşması da binalardaki dönüşümü güçlendiriyor. İZODER olarak mevzuat uyumuna katkı sağlamak, farkındalığı artırmak ve sektörümüzü geleceğe hazırlamak öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. 2026 yılında da ısı, su, ses ve yangın yalıtımı ile enerji verimli, güvenli, sağlıklı ve sürdürülebilir yapılaşmanın yaygınlaşması için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz” diyerek açıklamalarını tamamladı.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Chryso, Türkiye Çimento Sektörü Temsilcilerini Japonya’da Buluşturdu!

Yayınlandı

-

 

Saint-Gobain Yapı Kimyasalları’nın lokomotif markalarından Chryso, Türkiye çimento sektörünün temsilcilerini Japonya’da düzenlediği kapsamlı teknik programda buluşturdu. Sürdürülebilirlik odağında bilgi paylaşım ortamı sunan programda, karbon ayak izini azaltmaya yönelik yenilikçi teknolojiler ve Asya ekonomisinin dinamikleri ele alındı.

Chryso, yapı ve çimento sektörünün sürdürülebilirlik odaklı dönüşümüne katkı sağlama hedefiyle önemli bir teknik programa imza attı. Japonya’da düzenlenen programda sektörün önde gelen temsilcileri ve paydaşları bir araya geldi. Organizasyon, düşük karbonlu çimento teknolojilerinden kültürlerarası iletişime uzanan zengin içeriğiyle geleceğe dair ortak bir vizyon oluşturmayı amaçladı.

Program, sürdürülebilirlik dönüşümünü desteklemek ve iş ortaklarına bu süreçte yol göstermek amacıyla hayata geçirildi; çimento sektörünün karbon ayak izini azaltmaya yönelik güncel çözümlere odaklandı. Katılımcılar, teknik oturumların yanı sıra Asya ekonomisinin dinamikleri ve iş kültürü hakkında da kapsamlı bir bakış açısı edinme fırsatı buldu.

Çimento Sektöründe Düşük Karbonlu Gelecek ve LC3 Teknolojisi

Programın teknik oturumlarında, LC3 (Limestone Calcined Clay Cement) alanındaki çalışmalarıyla global ölçekte tanınan Prof. Fernando Martirena kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Prof. Martirena; düşük karbonlu çimento teknolojileri, sürdürülebilirlik ve LC3’ün geleceğine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Sunumda, LC3 teknolojisinin geleneksel çimentolara kıyasla CO₂ emisyonlarını önemli ölçüde azaltma potansiyeline sahip olduğu vurgulandı.

Teknik içeriklerin yanında katılımcılar, Toyo Üniversitesi’nden Prof. Soyhan Eğitim’in “Intercultural Communication: A Perspective on Japanese Culture” başlıklı sunumuyla Japon iş kültürü ve kültürlerarası iletişim üzerine bilgi edindi. Toyo Üniversitesi’nden Prof. Kenmei Tsubota ise “International Macroeconomics in Asia” başlıklı sunumunda Asya ekonomisi ve bölgesel finansal dinamiklere ilişkin kapsamlı bir perspektif sundu.

“Sektörün Sürdürülebilirlik Dönüşümüne Katkı Sağlamaya Kararlıyız”

Geleceğe duydukları sorumlulukla iş ortaklarını desteklemeyi hedeflediklerini belirten Saint-Gobain Yapı Kimyasalları Türkiye ve Orta Asya Başkan Yardımcısı Osman İlgen organizasyonla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

“Chryso olarak, çimento sektörünün karbon ayak izini azaltmaya yönelik en önemli teknolojilerden biri olan LC3 ve düşük karbonlu çözümleri odağımıza almaktan mutluluk duyuyoruz. İş ortaklarımızla uzun yıllara ve güvene dayanan güçlü bir bağımız var. Bu organizasyonla, sürdürülebilirlik dönüşümüne katkı sağlayacak güncel teknik bilgileri ve vizyonu sektörümüzün temsilcileriyle paylaşmayı amaçladık. Önümüzdeki dönemde de benzer teknik etkinlikler ve stratejik buluşmalarla paydaşlarımızı bir araya getirmeye ve daha sürdürülebilir bir gelecek için birlikte çalışmaya devam edeceğiz.”

Okumaya Devam Et

GENEL

Kale Grubu’nda üst düzey atama

Yayınlandı

-

Kale Grubu, yapı kimyasalları alanındaki küresel büyüme ve değer yaratma yolculuğunu hızlandırmak amacıyla sektörün deneyimli isimlerinden
Aykut Aydoğan’ı Yapı Kimyasalları Grup Başkanı olarak bünyesine kattı.

Türkiye yapı kimyasalları sektörünün lider şirketi Kalekim ile bölgesel ölçekte güçlü bir konuma sahip olan Kale Grubu, küresel büyüme hedefleri doğrultusunda organizasyon yapısını güçlendiriyor. Organik büyümenin yanı sıra stratejik yatırımlar, satın almalar ve yeni iş alanlarıyla sektördeki etkinliğini artırmayı hedefleyen Kale Grubu’nda, Yapı Kimyasalları Grup Başkanı olarak sektörün deneyimli isimlerinden Aykut Aydoğan göreve başladı.

Kalekim A.Ş., Kalekim Lyksor A.Ş. ve Grup bünyesinde yapı kimyasalları alanında gerçekleştirilecek yeni yatırımların yönetiminden sorumlu olacak Aydoğan, Kale Grubu’nun liderliğini yeni coğrafyalara taşıma, büyüme fırsatlarını değerlendirme ve küresel rekabet gücünü artırma hedeflerine liderlik edecek.

Aykut Aydoğan kimdir?

İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Aykut Aydoğan, yüksek lisans eğitimini Koç Üniversitesi Executive MBA Programı’nda tamamladı. Yapı kimyasallarında ve endüstriyel pazarlarda 26 yıllık deneyime sahip Aydoğan, çalışma hayatına 2000 yılında Saint-Gobain Weber’de başladı. Kariyerinde satış, pazarlama ve genel yönetim alanlarında Türkiye, Orta Doğu ve Afrika’yı kapsayan üst düzey pozisyonlarda çalışan Aydoğan, 2021 yılında Saint-Gobain Türkiye CEO’su olarak atandı. Bu süreçte Saint-Gobain’in Türkiye’de faaliyet gösteren 12 markasının yönetiminden sorumlu olurken, Chryso, Weber, Saint-Gobain Aşındırıcılar ile iştirakleri İzocam ve Dalsan’ın yönetim kurullarında yer aldı.

Okumaya Devam Et

GENEL

Schneider Electric, 2026 Gartner® Supply Chain Top 25 sıralamasında üst üste dördüncü kez birinci oldu

Yayınlandı

-

 

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, 2026 Gartner Supply Chain Top 25 sıralamasında üst üste dördüncü kez birinci sıraya yerleşti.

Schneider Electric, geçtiğimiz yıl boyunca tedarik zincirini üç temel öncelik etrafında güçlendirmeye devam etti: insan, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik. Şirket, uçtan uca dijital yetkinliklerini ve yapay zekâ destekli karar alma süreçlerini ölçeklendirerek dönüşümünü ileri taşıdı; küresel ağı genelinde görünürlüğü, güvenilirliği ve operasyonel performansı artırdı. Aynı dönemde, büyüyen iş hacmini destekleyebilecek, amaç odaklı ve geleceğe hazır bir iş gücü oluşturmaya yatırım yaptı. Sürdürülebilirlik ise iş değeri yaratan stratejik bir unsur olarak şirketin yaklaşımına tamamen entegre edildi; verimliliği ve dayanıklılığı artırarak müşteriler için uzun vadeli değer yarattı ve şirketin geniş ölçekte etkili, sürdürülebilir inovasyon sunma taahhüdünü pekiştirdi.

Schneider Electric Tedarik Zinciri Başkanı Mourad Tamoud, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Zorluklar ve aksaklıklarla dolu bir yılı daha geride bırakmamıza rağmen Gartner Supply Chain Top 25 sıralamasında üst üste dördüncü kez yer aldık. Her yıl kendi koşullarını beraberinde getiriyor ve bu koşullar, tedarik zincirimizi müşterilerimiz ve iş ortaklarımız için daha iyisini hedeflemeye, yenilik yapmaya ve dönüşmeye zorluyor. İşimizin önemli bir ivme kazandığı bu dönemde insan, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik önceliklerine odaklanmayı sürdürdük. Bu çabaların takdir görmesinden büyük onur duyuyoruz.”

Gartner Supply Chain Top 25* sıralaması iki temel unsura dayanıyor: iş performansı ve sektör görüşü. İş performansı; kamuya açık finansal veriler ile çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) verileri kullanılarak değerlendiriliyor ve şirketlerin son üç yıldaki performansına ışık tutuyor. Sektör görüşü bileşeni ise sektör profesyonellerinin ve Gartner uzmanlarının değerlendirmelerini yansıtarak şirketlerin gelecekteki potansiyelini ve tedarik zinciri ekosistemi içindeki liderliğini ortaya koyuyor. Bu iki unsur bir araya getirilerek tek bir bileşik puan oluşturuluyor.

Impact Supply Chain Programı

Impact Supply Chain programının son aşamasına giren Schneider Electric, bu dönemde insan yetkinliklerini daha da güçlendirmeye, dijital çözümler ile yapay zekânın benimsenmesini hızlandırmaya ve sadeleştirilmiş, bağlantılı, bölgesel açıdan dengeli operasyonlar yoluyla daha yüksek verimlilik, dayanıklılık ve müşteri değeri yaratmaya odaklanıyor. Şirket, bu adımlarla tedarik zinciri dönüşümünü daha geniş ölçekte yaygınlaştırmayı hedefliyor.

Program dört stratejik odak üzerine kuruluyor:

  • İnsan: Schneider Electric’in tedarik zinciri çalışanlarına her gün yenilik yapma ve müşteriler için olumlu etki yaratma gücü kazandırmak.
  • Gezegen: Schneider Electric’in sürdürülebilirlik taahhütlerini destekleyen, sorumlu ve net sıfıra hazır bir tedarik zincirini geliştirmek.
  • Müşteriler: Güçlü ve çevik bir tedarik zinciriyle sektör lideri kalite ve güvenilirlik sunmak.
  • Performans: İleri teknolojiler, sadeleştirilmiş süreçler, bölgeselleştirilmiş ekosistemler ve iş birliğine dayalı tasarım yoluyla operasyonel mükemmelliği güçlendirmek.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler