SIEMENS TÜRKİYE, ENERJİ VERİMLİLİĞİNİ DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜN MERKEZİNE ALIYOR - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

SIEMENS TÜRKİYE, ENERJİ VERİMLİLİĞİNİ DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜN MERKEZİNE ALIYOR

Yayınlandı

-

Enerji verimliliğini dijital dönüşümle birlikte ele alan Siemens Türkiye, sanayi, altyapı ve binalarda hayata geçirdiği çözümlerle enerjinin daha verimli kullanılmasını destekliyor. 

Enerji Verimliliği Haftası kapsamında bir açıklamada bulunan Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis, “Dünya, iklim değişikliğinin yarattığı acil sorunlarla karşı karşıya. Bu dönemde dijital dönüşüm, yalnızca teknolojik bir adım değil, sürdürülebilirlik ve büyüme için önemli bir itici güç olarak öne çıkıyor. Yapay zekâ, IoT, bulut bilişim ve dijital ikiz gibi teknolojiler yalnızca operasyonel ve maliyet verimliliğini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda çevresel koşullara gerçek zamanlı uyum sağlayabilen akıllı altyapıların temelini oluşturuyor. Siemens Türkiye olarak, enerji verimliliğini ve dijital dönüşümü değer zincirimizin her aşamasına entegre ediyor, enerji tüketiminin yüksek olduğu sektörlerde hayata geçirdiğimiz iş birlikleriyle enerji verimliliği ve dijital dönüşüme katkı sunuyoruz” dedi.

Sürdürülebilirlik ve dijital dönüşümü odağına alan Siemens Türkiye, mühendislik ve teknoloji gücüyle enerjinin daha verimli kullanılmasına yönelik çözümler geliştiriyor. Sanayi, altyapı ve binalarda dijitalleşme odaklı yaklaşımıyla düşük karbonlu dönüşüme katkı sunan Siemens Türkiye, 5–11 Ocak Enerji Verimliliği Haftası kapsamında enerji verimliliğinin iklim kriziyle mücadelede ve sürdürülebilir kalkınmadaki kritik rolüne dikkat çekiyor.

Hüseyin Gelis: “Dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik için güçlü bir itici güç”

Enerji verimliliği ve dijital dönüşümün sürdürülebilirlik açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis, “Dünya, iklim değişikliğinin yarattığı acil sorunlarla karşı karşıya. Bu dönemde dijital dönüşüm, yalnızca teknolojik bir adım değil, sürdürülebilirlik ve büyüme için önemli bir itici güç olarak öne çıkıyor. Ancak bugün sürdürülebilirlik alanındaki en büyük risk, teknoloji eksikliği değil; kısa vadeli düşünme ve karar alma alışkanlıkları. Hükümetlerin, endüstri ve kurumların karbon salımını azaltmaya, kaynakları daha verimli kullanmaya ve belirsizlikler karşısında daha dayanıklı yapılar oluşturmaya odaklanması büyük önem taşıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın bu hafta yaptığı ve ‘2030 vizyonu doğrultusunda Türkiye’nin enerjisini verimlilikle büyütme’ hedeflerini vurgulayan açıklama da ülkemizin bu konuya verdiği önemin en güçlü göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu hedef doğrultusunda dijitalleşmenin, gerekli altyapının tasarımından işletilmesine kadar tüm süreçleri kapsayarak dönüşümü hızlandıran güçlü bir araç sunduğuna inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Dijitalleşmenin sürdürülebilirlik açısından sunduğu fırsatlara dikkat çeken Hüseyin Gelis, bu dönüşümün aynı zamanda önemli zorluklar barındırdığını vurgulayarak şunları söyledi: “Sürdürülebilirlik için dijitalleşme önemli bir adım olsa da aşılması gereken ciddi zorluklar bulunuyor. Bugün birçok altyapı sistemi uzun yıllardır kullanılıyor ve dijital teknolojilerle kolayca entegre edilemiyor. Bununla birlikte, verinin birçok noktada mevcut olmasına rağmen bu verinin bütünleşmiş, tutarlı ve güvenilir bir yapıda karar alma süreçlerine yansıtılamaması da önemli bir darboğaz oluşturuyor. Dijital yetkinlik ile sürdürülebilirlik bilgisini bir araya getirebilecek insan kaynağının sınırlı olması da bu süreci yavaşlatan önemli faktörlerden biri. Yatırım boşlukları ve kısa vadeli finansal bakış açıları, uzun vadeli sürdürülebilirlik faydalarının önüne geçebiliyor. Bütünleşmiş veri sistemlerinin eksikliği ise veri silolarına yol açarak dijital dönüşümün tüm potansiyelinden yararlanılmasını zorlaştırıyor. Tüm bu süreçlerin, veri gizliliği, siber güvenlik ve etik yapay zekâ gibi başlıkları kapsayan güçlü bir yönetişim anlayışıyla desteklenmesi büyük önem taşıyor.”

Hüseyin Gelis: “Ne en güçlü olan tür hayatta kalır, ne de en zeki olan… Değişime en çok uyum sağlayabilendir, hayatta kalan” sözü bugünkü dijitalleşme ve sürdürülebilirlik yolculuğunun özünü anlatıyor

Tüm bu zorluklara rağmen, dijitalleşmenin sürdürülebilir verimlilik için güçlü bir kaldıraç sunduğunu belirten Gelis, “Yapay zekâ, IoT, bulut bilişim ve dijital ikizler gibi teknolojiler yalnızca operasyonel ve maliyet verimliliğini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda çevresel koşullara gerçek zamanlı uyum sağlayabilen akıllı altyapıların temelini oluşturuyor. Bu dönüşüm, teknik bir güncellemenin ötesinde sürdürülebilirliği tasarımdan işletmeye, oradan da sürekli optimizasyona uzanan bir yaşam döngüsü olarak ele alan bütüncül bir yaklaşımı ifade ediyor. Kentlerin ve endüstriyel sistemlerin bu bakış açısıyla yeniden ele alınması gerekiyor. Bu nedenle kamu, özel sektör, akademi ve teknoloji sağlayıcılarının ortak bir vizyonla hareket etmesi, sürdürülebilir bir gelecek için kritik önem taşıyor. Dijital dönüşümün kalıcı etki yaratabilmesi için yalnızca teknolojiye yatırım yapmak yeterli değil. Ölçülebilirlik, sahiplenme ve hesap verebilirlik olmadan sürdürülebilir sonuçlardan söz etmek pek mümkün görünmüyor. Güçlü bir yönetişim anlayışı dijital dönüşümün ayrılmaz bir parçası” dedi.

Siemens Türkiye’den enerji verimliliğinde somut kazanımlar

Siemens Türkiye, geçtiğimiz yıl hem kendi operasyonlarında hem de müşterilerinde önemli kazanımlar elde etti. Şirket, 2025 yılında, müşterilerinin operasyonlarında 148 bin tCO2-eşd emisyon azaltımına katkı sundu. Aynı dönemde hayata geçirilen enerji verimliliği projeleri sayesinde müşteriler için 448 adet enerji tasarruf önlemi ile 21,72 milyon avroluk tasarruf potansiyeli ortaya çıkarıldı.

Siemens Türkiye, proje bazlı çalışmalarının yanı sıra 2009 yılından bu yana sürdürdüğü Sertifikalı Enerji Yöneticisi eğitimleriyle, enerji verimliliği alanında nitelikli insan kaynağının gelişimine katkı sağlamayı sürdürüyor.

Siemens Türkiye farklı sektörlerde enerji verimliliğini destekliyor

Siemens Türkiye, enerji tüketiminin yüksek olduğu sektörlerde hayata geçirdiği iş birlikleriyle enerji verimliliği ve dijital dönüşüme katkı sunuyor. Bu kapsamda Siemens Türkiye, Yıldız Holding bünyesinde faaliyet gösteren sakız ve şekerleme şirketi Continental Confectionery Company (CCC) ile yürüttüğü projede, üretim süreçlerinde enerji verimliliği ve dijitalleşmeyi birlikte ele alıyor. Çorlu’daki üretim tesisinde soğutma sistemlerinin dönüşümünü kapsayan ve Enerji Performans Sözleşmesi (EPS) modeliyle hayata geçirilen projede, dijital ikiz teknolojileriyle sistemler izlenip yönetilirken, enerji tasarrufu ve operasyonel verimliliğin artırılması hedefleniyor. Petrokimya sektöründe ise Siemens Türkiye, SOCAR Türkiye ile gerçekleştirdiği iş birliğiyle, Petkim’in Aliağa’daki tesislerinde enerji altyapısının modernizasyonuna katkı sağlıyor. Elektrik altyapısının yenilendiği ve dijital izleme–kontrol sistemleriyle desteklenen çalışmalarla, enerji kayıplarının azaltılması, güvenliğin artırılması ve üretim süreçlerinin daha verimli hale getirilmesi hedefleniyor. Uzun yıllara yayılan bu iş birliği, ağır sanayide dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik açısından örnek uygulamalar arasında yer alıyor. 

Siemens Türkiye’nin Kardemir’de gerçekleştirdiği elektrifikasyon ve otomasyon modernizasyonları ve dijital enerji yönetimi çözümleri, üretim süreçlerinde hem verimliliğin artmasına hem de kesintisiz ve güvenli enerji hedeflerinin desteklenmesine katkı sağladı. Bu çalışmalar, demir-çelik sektöründe dijitalleşmenin etkisini güçlü bir şekilde hissettirdi.

Siemens, entegre ağaç sektöründe Starwood Orman Ürünleri ile yürüttüğü enerji verimliliği projesiyle üretim süreçlerinde verimlilik ve dijitalleşmeyi birlikte ele alırken, makine imalatı alanında Mert Makina ile gerçekleştirdiği iş birliğiyle otomasyon ve dijital çözümler aracılığıyla üretim performansının artırılmasına katkı sağlıyor. Dijital izleme ve kontrol sistemleriyle desteklenen bu çalışmalar, sürdürülebilir ve verimli üretim süreçlerinin yaygınlaşmasına katkı sağlıyor.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

CUBOARTE PETRA ile Duvarlarda Yeni Bir Yüzey Deneyimi

Yayınlandı

-

Işıkla değişen yansımalar, sedef efekti ve kum tanecikli dokunun uyumu… CUBO’nun yeni dekoratif efekt kaplaması CUBOARTE PETRA, her uygulamada kendine özgü desenler oluşturarak yaşam alanlarına karakter kazandıran estetik yüzeyler sunuyor.

İç mekân tasarımında doğal dokular, ışık oyunları ve yüzeye karakter kazandıran dekoratif çözümler giderek daha fazla öne çıkıyor. Mimar ve iç mimarların yalnızca renge değil, mekânın atmosferini zenginleştiren özgün yüzey etkilerine yöneldiği bu anlayıştan hareketle CUBO, Efekt Boya ve Kaplamalar ailesine yeni ürünü CUBOARTE PETRA’yı ekledi.

Sedef efekti ile kum tanecikli dokuyu bir araya getiren CUBOARTE PETRA, gün ışığı ve farklı aydınlatma koşullarına göre değişen yansımalar oluşturarak duvarlara derinlik ve hareket kazandırıyor.

Her Uygulamada Kendine Özgü Bir Doku

Saf akrilik bağlayıcı esaslı, su bazlı ve çevre dostu yapısıyla geliştirilen CUBOARTE PETRA, özel fırça uygulaması sayesinde yüzeyde farklı desenlerin oluşturulmasına olanak tanıyor. Sedef efektinin yumuşak ışıltısı ile kum tanecikli dokunun birleşimi, her uygulamaya özgün bir karakter kazandırırken; yüksek buhar geçirgenliği ve kullanıma hazır yapısı uygulama kolaylığı sağlıyor.

Eski boyalı yüzeylerin yanı sıra beton, alçı, kara sıva, betopan ve ahşap yüzeylerde uygulanabilen CUBOARTE PETRA; konutlardan otel ve restoranlara, mağazalardan ofislere ve prestijli mimari projelere kadar geniş bir kullanım alanı sunuyor.

CUBO, CuboArte Efekt Boya ve Kaplamalar ürün grubuyla estetik beklentileri fonksiyonel özelliklerle buluşturan dekoratif yüzey çözümleri geliştirmeyi sürdürürken; CUBOARTE PETRA, sedef efekti, kum tanecikli dokusu ve her uygulamada ortaya çıkan özgün desenleriyle iç mekânlara güçlü bir tasarım dokunuşu katıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Limak Çimento İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Terminali ile dünya pazarlarına erişimini güçlendiriyor

Yayınlandı

-

 

Limak Çimento’dan İhracat Altyapısına Dev Yatırım:

Düşük Karbonlu Çimento Akdeniz Terminali Faaliyete Geçti

Limak Çimento, sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Akdeniz Terminali (Low Carbon Cement (LCC) Mediterranean Terminal) ile uluslararası sevkiyat ağını daha da güçlendirdi. Çevreci altyapısı ve yüksek otomasyon teknolojisiyle dikkat çeken tesis, şirketin düşük karbonlu ve yüksek performanslı ürünlerini küresel pazarlara çok daha hızlı, kolay ve çevreci bir şekilde ulaştırmasını sağlayacak.

Türkiye çimento sektörünün lider şirketi Limak Çimento’nun İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Akdeniz Terminali (Low Carbon Cement (LCC) Mediterranean Terminal faaliyete başladı. Şirketin sürdürülebilirlik ve yüksek kalite vizyonu doğrultusunda attığı güçlü bir adım niteliğindeki yeni terminal, Limak Çimento’nun ürettiği yüksek performanslı ürünlerin uluslararası pazarlara sevkiyatına güç katacak. Çevreci ve yüksek teknolojili altyapıya sahip olan terminal, 19 Temmuz 2026 tarihinde İtalya’ya gerçekleştirilen düşük karbonlu dökme çimento sevkiyatı ile faaliyete başladı.

Limak Çimento, üretimden lojistiğe doğa dostu ve yüksek performanslı çözümlerle sektörüne öncülük ediyor

İnşaat endüstrisinde hem çevre dostu hem de yüksek performanslı ürünlere olan talebin tüm dünyada hızla arttığına dikkat çeken Limak Çimento Grup Dış Ticaret ve İş Geliştirme Müdürü S. Mete Turan şunları söyledi:

“Üretimden sevkiyata her aşamada karbon ayak izimizi en aza indirme stratejimizle hareket ediyor, Limak Cement LCC Mediterranean Terminal ile sektörümüzdeki çevresel standartları en üst seviyeye taşıyoruz. Şirketimizin düşük karbonlu üretim ve ihracat pazarlarındaki varlığını güçlendirme hedefiyle inşasını tamamladığı yeni terminalimiz, dayanıklılığı, yüksek kalitesi ve çevreci özellikleri ile yüksek performanslı ürünlerimizi dünya pazarlarına ulaştıracak.”

Küresel pazarlara rekabetçi ve sürdürülebilir sevkiyat avantajı

Limak Çimento, yeni terminal yatırımını Avrupa pazarı başta olmak üzere Akdeniz Havzası ülkelerine yönelik geniş dış pazar stratejisi doğrultusunda hayata geçirdi. Küresel ölçekte büyüyen sürdürülebilir yapı malzemesi talebini yakından takip eden şirket, Limak Cement LCC Mediterranean Terminal ile ihracat lojistik operasyonlarında verimliliği artırırken, operasyonel maliyetleri de optimize edecek.

Yıllık yaklaşık 500 bin ton kapasiteyle çalışacak şekilde tasarlanan tesiste, öncelikli olarak Limak Çimento Kilis Fabrikası’nda üretilen düşük karbonlu ve yüksek performanslı dökme çimento ürünlerinin depolanması ve ihracatı gerçekleştirilecek. Şirketin ilerleyen dönemlerdeki operasyonel ihtiyaçları ve planlamaları doğrultusunda Şanlıurfa Fabrikası’nın ihracat faaliyetleri de bu terminal üzerinden desteklenecek. Halihazırda bünyesinde üç adet silo barındıran ve 7.500 ton depolama kapasitesiyle faaliyete geçen Limak Cement LCC Mediterranean Terminal, projenin tüm aşamaları tamamlandığında sekiz siloya ve toplam 20.000 ton depolama hacmine ulaşacak.

Limak Cement LCC Mediterranean Terminal’in ileri otomasyon sistemi, çevresel etkileri en aza indirirken sevkiyat süreçlerini dijital, kayıpsız ve anlık olarak izlenebilir hale getiriyor. Terminalde çimento transfer süreçleri, pnömatik dolum hatlarından havalı bant ve helezonlara kadar tamamen sızdırmaz gövdeler içinde, ürün dış ortamla hiçbir şekilde temas etmeden gerçekleştiriliyor. Silo dolumlarında ortaya çıkan basınçlı hava, yüksek verimli Jet-Pulse filtrelerden geçirilerek atmosfere yalnızca temiz hava olarak salınıyor. Yükleme aşamasında kullanılan teleskopik çift cidarlı dolum körükleri ve eşzamanlı toz emiş sistemleri sayesinde yer değiştiren tozlu hava vakumlanarak dışarı sızması önleniyor. Körük uçlarındaki seviye sensörleri akışı otomatik olarak keserek muhtemel taşma ve tozlanma risklerini sıfıra indiriyor. Bu sistem, çalışanlar için tozsuz ve güvenli bir ortam sunarken ürün kalitesine ve tam sürdürülebilirlik hedeflerine doğrudan katkı sağlıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Bticino Light Now, Estetik Tasarımı Yeni Nesil Akıllı Teknolojilerle Buluşturuyor

Yayınlandı

-

 
 
Legrand Türkiye Grubu markalarından Bticino, elektrik ve dijital bina altyapısı konusundaki deneyimini Light Now adını verdiği serisiyle yeniden yorumluyor. Evlerde yönetim ve kullanım deneyimini daha akıllı ve sezgisel bir yapıya taşıyan seri, tasarım alanının en saygın ödüllerinden iF Design Award 2024 ile de uluslararası ölçekte tescillendi. Minimalist çizgileri güncel teknolojiyle bir araya getiren Light Now, hem klasik elektrik tesisatlarıyla hem de akıllı ev sistemleriyle uyum sağlayarak yaşam alanlarına hem şıklık hem de erişilebilir bir konfor sunuyor.
 
Legrand Türkiye Grubu bünyesinde yer alan Bticino, Light Now serisinde sürdürülebilirliği önceliklendirerek üretim süreçlerinde çevre dostu yaklaşımı merkeze alıyor. Yeşil ve geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımına ağırlık veren marka, ambalajlarında “sıfır plastik” ilkesini benimseyerek karbon ayak izini azaltmayı hedefliyor. Böylece daha sürdürülebilir bir gelecek için sorumluluk odaklı bir üretim anlayışı sunuyor. Teknolojiyi estetik tasarımla birleştiren Bticino, Light Now ile yaşam alanlarının farklı ihtiyaçlarına bütüncül bir çözüm yaklaşımı getiriyor. Seride yer alan yüzey koleksiyonlarından Döngüsel koleksiyonu, geri dönüştürülmüş ABS ve viskoz elyafların yenilikçi birleşimiyle çevresel duyarlılığı tasarımla buluşturuyor. Taş koleksiyonu, biyokütle bazlı içerikler ve geri dönüştürülmüş materyallerle geliştirilerek hem sürdürülebilirliği hem de dokunsal bir zenginliği öne çıkarıyor. Patina koleksiyonu ise doğal yüzey dokularıyla daha sofistike bir görünüm sunuyor. Hafif kavisli formlar ve merkezi LED aydınlatma detayıyla seri, modern mimariye uyum sağlayarak mekânlara hem görsel hem de hissel bir derinlik kazandırıyor.

Tasarımda Esneklik ve Mimari Uyum
 
Farklı iç mekan ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde tasarlanan Light Now, yalın ve zamansız estetik yaklaşımıyla öne çıkıyor. Mat yüzeylerden dokulu alternatiflere kadar uzanan yüzey seçenekleri ve beyaz, siyah ile taş tonlarındaki mekanizmalarla uyumlu 9 farklı çerçeve alternatifi, seriye geniş bir tasarım özgürlüğü kazandırıyor.

 

Ürünün arka kısmında yer alan esnek “Yüzer Çerçeve” sistemi, duvar yüzeyi ideal olmasa bile ürünün dengeli ve doğru biçimde konumlanmasını mümkün kılıyor. Geliştirilmiş kilitleme mekanizmasına sahip kaide yapısı ise duvara sağlam oturma sağlayarak hizalama hassasiyetini artırıyor. İnce form dili, dengeli oranlar ve yumuşak hatlar bir araya gelerek hem görsel hem de dokunsal açıdan rafine bir bütünlük oluşturuyor.

 

Serinin modüler yapısı, farklı projelere hızlı adaptasyon imkanı sunarken yatay ve dikey montaj seçenekleri ile kurulum süreçlerini daha pratik hale getiriyor. Alet gerektirmeyen montaj yapısı ve geniş ürün gamı uygulama kolaylığı sağlarken, merkezi LED detayı ve karakteristik tasarım dili kullanıcı deneyimine hem işlevsel hem de estetik bir değer katıyor.
 
Akıllı Sistemlerle Entegre Konfor Deneyimi
 
Light Now, estetik bir tasarım serisinin ötesine geçerek modern yaşamı kolaylaştıran bütüncül bir akıllı kontrol altyapısı sunuyor. Klasik kablolu çözümlerden gelişmiş akıllı ev teknolojilerine kadar uzanan geniş ürün yelpazesiyle farklı ihtiyaçlara uyum sağlayan esnek bir yapı oluşturuyor. Apple Siri, Google Assistant ve Amazon Alexa gibi sesli asistanlarla uyumlu çalışarak kullanıcıların evlerini zahmetsizce yönetmesine olanak tanıyor.

 

Home+Control uygulaması üzerinden enerji tüketimi izleme, sıcaklık yönetimi ve kişiselleştirilmiş senaryo oluşturma gibi işlevleri tek bir platformda bir araya getiriyor. Böylece hem konforu hem de enerji verimliliğini aynı anda destekleyen bir kontrol deneyimi sunuyor. BTicino MyHome ve KNX sistemleriyle uyumlu altyapısı sayesinde Light Now, hem konut projelerinde hem de profesyonel bina otomasyonlarında entegre ve ölçeklenebilir çözümler sağlıyor.

Okumaya Devam Et

Trendler