Saint-Gobain: Yangın Güvenliğinde Sertifikalı Çözümler ve Sürdürülebilir Yaklaşım - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

RÖPORTAJ

Saint-Gobain: Yangın Güvenliğinde Sertifikalı Çözümler ve Sürdürülebilir Yaklaşım

Yayınlandı

-


360 yıllık köklü geçmişiyle 80 ülkede faaliyet gösteren Saint-Gobain, Türkiye’de 27 yıldır yapı sektörüne inovatif çözümler sunuyor. Uluslararası standartlarla uyumlu yangına dayanıklı levhalar, mineral yün izolasyonlar ve yangın durdurucu sistemleriyle güvenliği üst seviyeye taşıyan şirket, eğitim, danışmanlık ve sürdürülebilirlik odaklı hizmetleriyle projelere uzun vadeli katma değer sağlıyor.

• Öncelikle; firmanızı kısaca tanıyarak, markanız hakkında bilgi alabilir miyiz? 

Saint-Gobain, 1665 yılında Fransa’da, Versay Sarayı’nın camlarını üretmek üzere aynalı cam atölyesi olarak kuruldu. 

O günden bu yana, geleneksel cam dökme ve üfleme üretim yöntemlerinin ötesine geçerek yüksek kapasiteli ve seri üretime uygun teknolojiler geliştirdi.

360 yıllık köklü bir geçmişe sahip olan Saint Gobain kurulduğu günden bu yana, inovasyon ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımıyla yapı malzemeleri başta olmak üzere farklı sektörlerde yatırım yaparak, insanların yaşam kalitesini artıracak özel ürünler geliştirdi. Bugün de bu misyon doğrultusunda yenilikçi çözümler üretmeye devam ediyor.

Bugün 80 ülkede faaliyet gösteren Saint-Gobain, 161 bin çalışanı, 3.500 araştırmacısı ve 1.100 üretim merkeziyle hem yaşam standartlarımızı hem de ortak geleceğimizi şekillendiren ürünler geliştiriyor, bunların dağıtımını gerçekleştiriyor ve farklı ihtiyaçlara yönelik çözümler sunuyor.

Saint-Gobain grubunun küresel ölçekte edindiği deneyim ve gücünü Türkiye’de de değer yaratmak için kullanıyoruz. Saint-Gobain olarak 1998’den bu yana Türkiye’de güçlü bir şekilde varız, 27 yılın sonunda Türkiye’de 22 fabrika ’ya ulaştık, 2.000’nin üzerinde kişiye istihdam sağlayarak yapı sektörüne ve ülke ekonomisine katkıda bulunuyoruz

Saint-Gobain Türkiye olarak yalnızca iç pazara değil, aynı zamanda ihracatla da ülke ekonomisine katkıda bulunuyoruz. İhracatımız 5 kıtada 60’tan fazla ülkede hafif ve sürdürülebilir inşaata katkıda bulunan çözümlerimizin satışlarını kapsıyor. Burada geliştirdiğimiz çözümler sadece yerel pazarda değil, küresel ölçekte de talep görüyor.

Misyonunu “mükemmel yaşam alanları yaratmak ve günlük hayatı iyileştirmek” olarak belirleyen Saint-Gobain, inovasyon ve sürdürülebilirliği merkezine alarak daha konforlu, güvenli ve çevreye duyarlı bir yaşam için çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor.

• Türkiye’deki mevcut Yangın Yönetmeliklerinin uluslararası standartlarla uyumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?Son yıllarda Türkiye’deki Yangın Güvenliği standartlarında öne çıkan değişiklikler nelerdir?Ülkemizdeki Yangın Güvenliği eğitimi ve bilinçlendirmesi, projeler kapsamında standartlara uyumda ne kadar etkili ya da yeterli düzeyde midir?

Türkiye’de yangın güvenliği alanındaki mevzuat, son on beş yılda önemli bir dönüşümden geçti. 2007 yılında yayımlanan “Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik” ile başlayan süreç, zamanla uluslararası standartlara daha uyumlu bir yapı kazandı. Bugün Avrupa Birliği normları ve EN standartları yalnızca birer referans olmaktan çıkmış, pek çok alanda doğrudan ölçüt haline gelmiştir. Bu durum, gerek malzeme seçiminde gerekse sistem tasarımlarında uluslararası geçerliliğe sahip çözümleri zorunlu kılmaktadır.

Son dönemdeki en önemli düzenlemeler arasında, yüksek yapılarda tahliye süreleri ve kaçış senaryolarına ilişkin hükümler, cephe sistemlerinin yangına dayanımı için getirilen şartlar ve yangın durdurucu ürünlerin sertifikalı çözümlerle kullanılması öne çıkmaktadır. Bu değişiklikler, yalnızca güvenlik seviyesini yükseltmekle kalmamakta, aynı zamanda sektörün inovasyon ve kalite odaklı bir gelişim göstermesine de katkıda bulunmaktadır.

Mevzuatın gelişimi kadar, sahadaki uygulanabilirliği ve denetim süreçleri de büyük önem taşımaktadır. Türkiye’de yangın güvenliği konusunda eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları son yıllarda artış göstermiş olsa da istenen seviyeye ulaşıldığını söylemek güçtür. Uygulayıcıların sahadaki bilgi eksiklikleri, projelerde hedeflenen performansın tam anlamıyla sağlanmasını zaman zaman zorlaştırabilmektedir. Bu nedenle, üniversitelerin mimarlık ve mühendislik programlarında verilen eğitimin güçlendirilmesi ve sektör profesyonellerine yönelik sürekli eğitim programlarının artırılması kritik bir ihtiyaç olarak öne çıkmaktadır.

Saint-Gobain olarak biz, yalnızca ürün ve sistem geliştirmekle kalmıyor; eğitim, teknik danışmanlık ve uygulama desteğine de yatırım yapıyoruz. Sertifikalı sistemlerin sahada doğru uygulanabilmesi için düzenlediğimiz seminerler, uygulayıcı eğitimleri ve proje danışmanlık hizmetlerimizle, bilgi eksikliklerinin giderilmesine katkı sunuyoruz. Çünkü biliyoruz ki, en iyi yönetmelik dahi ancak doğru uygulamalar ve bilinçli profesyoneller sayesinde gerçek anlamını bulur.

Sonuç olarak, Türkiye’deki yangın güvenliği yönetmelikleri uluslararası standartlarla büyük ölçüde uyumlu hale gelmiştir. Bundan sonraki öncelik, bu uyumun sahada eksiksiz uygulanması ve eğitim-bilinçlendirme faaliyetlerinin kalıcı bir kültüre dönüştürülmesidir. Saint-Gobain olarak biz, bu dönüşümün hem destekçisi hem de aktif bir paydaşı olmaya kararlılıkla devam ediyoruz.

• Denetim süreçlerinde en sık karşılaşılan Yangın Güvenliği eksikleri hakkında da bilgi alabilir miyiz?Yangın Güvenliğinde Yeni Nesil Çözümler kapsamında, son dönemde geliştirmiş olduğunuz ve pazara sunduğunuz yeni ürünleriniz ve öne çıkan hizmetleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün segmentasyonu sahipsiniz?Doğru sistem / uygun ürün secimi için nelere dikkat edilmeli?

Projelerde tercih edilen ürün ve hizmetlerinizin, satış ya da uygulama sonrası müşterilerinize sağladığı avantajlar/katma değerler hakkında neler söylemek istersiniz?

Türkiye’de yapı sektörü, her zaman hızlı kentleşmenin ve ekonomik büyümenin en güçlü itici unsurlarından biri olmuştur. Ancak bu hızlı dönüşüm, güvenlik standartlarının her zaman aynı hızla gelişmesini sağlamamıştır. 1990’lardan itibaren ivme kazanan inşaat faaliyetleri, özellikle 2000’li yıllarda kamu-özel sektör iş birliklerinin artmasıyla daha nitelikli bir çerçeveye oturdu. Bu iş birlikleri, yalnızca yeni projelerin hayata geçirilmesini değil; denetim süreçlerinin güçlenmesini, uluslararası standartların benimsenmesini ve sektörün bilgi birikiminin artmasını da beraberinde getirdi. Bugün Türkiye’de yapı güvenliği, özellikle deprem ve yangın gibi riskler söz konusu olduğunda, toplumun ve karar alıcıların en yüksek hassasiyet gösterdiği konular arasında yer almaktadır.

Denetim süreçlerinde en kritik başlıklardan biri yangın güvenliğidir. Ne yazık ki uygulamada hâlâ çeşitli eksiklikler görülmektedir: yanlış malzeme seçimi, projelendirme detaylarının göz ardı edilmesi, uluslararası standartlara uygunluğu test edilmemiş sistemlerin tercih edilmesi veya sertifikalı çözümlerle uyumsuz uygulamaların sahada kullanılması güvenlik seviyesini düşürmektedir. Oysa yangın güvenliği, yalnızca yönetmeliklerle tanımlanmış bir yükümlülük değil, doğrudan insan hayatını koruyan hayati bir sorumluluk alanıdır.

Saint-Gobain, bu sorumluluğun bilinciyle Ar-Ge merkezlerinde geliştirdiği yenilikçi çözümleri Türkiye pazarına sunmaktadır. Yangına dayanıklı alçı levhalar, farklı sürelerde dayanım sağlayacak şekilde özel katkılarla güçlendirilmiş sistemler olarak konut ve ticari yapılarda öne çıkmaktadır. Mineral yün bazlı izolasyon ürünleri, yüksek ısı direnci ve A1 sınıfı yanmazlık performansıyla özellikle endüstriyel tesislerde güvenliği en üst seviyeye taşımaktadır. Yangın durdurucu sistemler ise geçiş noktalarında yangının yayılımını önleyerek bütünsel bir çözüm sağlamaktadır.

Saint-Gobain’in geniş ürün portföyü, farklı segmentlerin ihtiyaçlarını gözeterek tasarlanmaktadır. Konut çözümleri, kullanıcı konforunu artırırken ısı, ses ve yangın güvenliğini bir arada sunmaktadır. Ticari yapılarda estetik ile performans dengelenmekte; akustik ve yangın dayanımı yüksek sistemler ön plana çıkmaktadır. Endüstriyel tesislerde ise ağır koşullara uygun, yüksek güvenlik standartlarını karşılayan çözümler tercih edilmektedir. Böylece her proje için en uygun çözümün seçilmesi mümkün hale gelmektedir.

Ancak doğru ürün seçimi yalnızca teknik özelliklerle değil, sistem yaklaşımıyla yapılmalıdır. Yönetmeliklere uyum, bağımsız laboratuvar testleri ve sertifikalar, güvenilirliğin temel unsurları arasında yer almaktadır. Uygulama kalitesi ise performansı belirleyen kritik faktörlerden biridir. Saint-Gobain, bu noktada yalnızca ürün değil; bilgi, uzmanlık ve deneyim de sunmaktadır. Eğitimli uygulayıcılar, teknik danışmanlık hizmetleri ve satış sonrası destek sayesinde müşteri memnuniyetini kalıcı kılmaktadır.

Saint-Gobain çözümleri, projelere yalnızca teknik fayda değil, aynı zamanda uzun vadeli katma değer de sağlamaktadır. Yangın güvenliğinin yanı sıra enerji verimliliği ve akustik performansın iyileştirilmesi, bina yaşam döngüsü boyunca kalite ve sürdürülebilirlik sunmaktadır. Düşük karbon ayak izine sahip ve geri dönüştürülebilir ürünler, çevresel sorumlulukları yerine getirirken sektörün sürdürülebilirlik hedeflerine de katkıda bulunmaktadır.

Sonuç olarak, Saint-Gobain’in Türkiye’de geliştirdiği iş birlikleri ve pazara sunduğu yeni nesil yangın güvenliği çözümleri, yalnızca bugünün ihtiyaçlarını değil, geleceğin şehirlerini de güvence altına almaktadır. Bu vizyon, şirketin kendisini “geleceği inşa eden bir iş ortağı” olarak konumlandırmasının en somut göstergesidir.

• Sektörümüzün gelişimi için büyük bütçeler ayırmaktasınız, emek yoğun AR-GE çalışmalarınız ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Dünya, hızla artan nüfusun etkisiyle iklim değişikliği, doğal kaynakların azalması ve hızlı kentleşme gibi, endüstri ve inşaat sektörünün desteği olmadan çözülmesi mümkün olmayan ciddi sorunlarla karşı karşıya. Saint-Gobain olarak bu zorluklarla mücadele edebilmek için önceliğimiz, küresel ölçekte tüm ekiplerimizde yenilikçi düşünceyi teşvik etmek. Çalışanlarımızı yalnızca yeni ürünler geliştirmeye değil, aynı zamanda süreçleri daha verimli, çevreci ve sürdürülebilir hale getirecek fikirler üretmeye yönlendiriyoruz.

Brezilya, Almanya, Fransa, Amerika, Çin ve Hindistan gibi farklı bölgelerde konumlanmış 8 Ar-Ge merkezimiz, geleceğin inşaat ve endüstri ihtiyaçlarına yanıt verecek yeni teknolojiler ve çözümler geliştirmeye odaklanıyor. Bu Ar-Ge gücü, geniş bir ekosisteme dayanıyor: Merkezlerimizde görev yapan 3.800 araştırmacımız her gün daha yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler üzerinde çalışırken, 3.700 pazarlama uzmanımız müşterilerimizle doğrudan temas ederek ihtiyaçlarını yakından analiz ediyor. 2023 yılında 450 yeni patent aldık; 2024’te ise 35 start-up ile iş birliği yaparak yenilikçi potansiyelimizi daha da ileriye taşıdık.

Yerel operasyonlarımızdan gelen ihtiyaç ve talepler, küresel ölçekte faaliyet gösteren merkezlerimizde somut ürünlere ve çözümlere dönüştürülüyor. Türkiye’de ise, global Ar-Ge ağımızın bir parçası olarak geliştirilen bu çözümleri hızla adapte ediyoruz. Böylece Türkiye pazarındaki müşterilerimize de aynı anda yenilikçi ve sürdürülebilir çözümleri sunarak, küresel bilgi birikimini yerel ihtiyaçlarla buluşturuyoruz.

• Önümüzdeki dönemde özellikle konuşacağımız yeni ürünlerinizle ya da yeni hizmet modellerinizle ilgili de kısacabilgi alabilir miyiz?

Önümüzdeki dönemde de her zaman olduğu gibi Saint-Gobain, yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılayan değil, aynı zamanda yarının şehirlerini şekillendirecek ürün ve hizmetleriyle öne çıkacak. Bizim için inovasyon, yalnızca teknik bir kavram değil; yaşam kalitesini yükselten, çevresel etkileri azaltan ve topluma değer katan bütünsel bir vizyonun parçasıdır.

Yangın güvenliği alanında geliştirdiğimiz yeni nesil sistemler, daha yüksek dayanım sağlayarak güvenliği artırırken aynı zamanda tasarım esnekliği sunuyor. Cephe çözümlerimizde enerji verimliliği ve yangın dayanımını bir araya getiren çok katmanlı sistemler ise sektör için gerçek bir paradigma değişimi yaratıyor. Bu çözümler, karbon ayak izini azaltmanın yanı sıra binaların uzun vadeli değerini de yükseltiyor.

Saint-Gobain’in farkı yalnızca ürünlerde değil, hizmet anlayışında da kendini gösteriyor. Yeni dönemde dijital platformlarımız aracılığıyla mimar ve mühendislerin tasarım aşamasında en doğru sistemi kolaylıkla seçmesini sağlıyor, uygulama sonrasında ise teknik danışmanlık ve eğitim desteği sunuyoruz. Böylece ürünün ötesine geçerek uçtan uca bir çözüm deneyimi yaratıyoruz.

Kısacası, önümüzdeki dönemde öne çıkan Saint-Gobain, inovasyonu somut bir değere dönüştüren Saint-Gobain olacak. Sürdürülebilirlikten ödün vermeden, estetikten taviz vermeden ve güvenliği her zaman merkezde tutarak. Bizim için gelecek bugünden başlıyor ve biz bu geleceği Türkiye’deki tüm paydaşlarımızla birlikte inşa etmeye kararlıyız.

• Sürdürülebilir Çevre Politikaları ve Yaşanabilir Çevre Stratejileri doğrultusunda, gerçekleştirdiğiniz çalışmalarınız ile Sosyal Sorumluluk Projeleriniz hakkında neler söylemek istersiniz? Sürdürülebilir odaklı bir marka olarak geri dönüşüm, atık yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?

Saint-Gobain için sürdürülebilirlik, şirket kültürünün ve iş stratejisinin merkezinde yer alan uzun soluklu bir yolculuktur. Grup, 2003 yılında Davranış ve Çalışma İlkeleri’ni hayata geçirerek bu alandaki ilk adımlarını atmış ve aynı yıl Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ni imzalayarak uluslararası taahhütlerini ortaya koymuştur. 2015’te on yıllık sürdürülebilirlik hedeflerini açıklayan Saint-Gobain, 2019 yılında ise “1.5°C için İş Tutkusu” girişimine katılarak 2050’de karbon nötr olma hedefini benimsemiştir. Günümüzde şirketin tüm faaliyetleri, karbon emisyonlarının azaltılması, döngüsel ekonomi uygulamaları ve kaynakların verimli kullanımı ilkeleri doğrultusunda yürütülmektedir. Bu çerçevede enerji verimliliği yatırımları, güneş enerjisi projeleri ve üretim süreçlerinde sürekli iyileştirme çalışmaları öne çıkan uygulamalar arasında yer almaktadır.

Saint-Gobain Türkiye olarak, grubun global vizyonuna paralel bir şekilde net sıfır karbon hedefi doğrultusundaki yolculuğumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz. İş modellerimizi verimlilik ve sürdürülebilirlik ekseninde yeniden kurgularken, yatırımlarımızı ve projelerimizi de bu doğrultuda planlıyoruz. 2021 yılından bu yana sürdürülebilirlik çalışmalarımızı beş ana başlık altında yürütüyoruz: kurumsal kültüre entegrasyon, ürün ve çözümler, operasyonlar, iletişim süreçleri ve pazara somut katkılar. Böylece Türkiye’deki faaliyetlerimizle, grubun 2030 hedeflerine ulaşma yolunda hızlı ve planlı bir şekilde ilerliyoruz.

Global ölçekte 2030 için belirlenen hedeflerimiz net: endüstriyel su tüketiminin %50 azaltılması, satın alınan enerji ve yakıt kaynaklı doğrudan emisyonların (Kapsam 1 ve 2) %33 düşürülmesi, tedarik zinciri, lojistik ve ürün kullanımından kaynaklanan dolaylı emisyonların (Kapsam 3) %16 azaltılması ve geri dönüştürülemeyen atıkların %80 oranında azaltılması. Ayrıca, kullanılan hammaddelerde geri dönüştürülmüş içerik oranının %30’a çıkarılması, ambalajlarda en az %30 oranında geri dönüştürülmüş veya biyo-bazlı malzeme kullanılması ve tüm ürün gruplarında yaşam döngüsü analizlerinin tamamlanması hedefleniyor. 

Türkiye’de yürüttüğümüz projeler ile, karbon emisyonlarının azaltılmasına, su tasarrufuna ve döngüsel ekonomiye doğrudan katkı sağlamaktayız. Üretimde plastik ve kâğıt malzemelerin geri dönüştürülmüş içeriklerle değiştirilmesi, paletlerin yeniden kullanımı, atıkların geri kazanımı ve enerji geri dönüşüm tesislerinde değerlendirilmesi bu çalışmalarımıza örnek oluşturuyor. Güneş enerjisi yatırımlarımız sayesinde elektrik ihtiyacımızın büyük bölümü yenilenebilir kaynaklardan karşılanırken, hafif sistem çözümlerimizle hem karbon hem de su tasarrufu sağlamaktayız. Ayrıca, çimento ve beton katkıları ile dijital çözümlerimiz, sektörün karbon ayak izinin azaltılmasında önemli rol oynamaktadır.

Saint-Gobain Türkiye, projelerde sistem yaklaşımıyla değer yaratmaktadır. Düşük karbon odaklı projelerde EPD belgeli ürünler ve özel çözümler sunuyor; alçı levha ve mantolama sistemleriyle enerji verimliliği ve ısıl konfor sağlanmasına ön ayak oluyoruz. İç mekân hava kalitesini artıran sertifikalı ürünlerimiz, ses yalıtımı ve akustik tavan çözümlerimizle destekleniyor, projelere özel tasarım ve detay geliştirme kabiliyetimizle de çevresel ve teknik hedeflere uygun bütüncül çözümler hayata geçiriyoruz. 

Sonuç olarak, Saint-Gobain Türkiye olarak hem global hem de yerel hedeflerle uyumlu bir şekilde karbon emisyonlarını azaltmaya, döngüsel ekonomiyi güçlendirmeye ve su kaynaklarını verimli kullanmaya devam ediyoruz. Bu yaklaşımımız ile, Türkiye’nin enerji dönüşüm sürecine katkı sağlarken, gelecek nesiller için daha sürdürülebilir yaşam alanları oluşturmayı amaçlıyoruz. 

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Kentsel Dönüşümde Yeni Nesil Yaklaşım: SEGA Yapı Sahada Güven İnşa Ediyor

Yayınlandı

-

Cevdet Tanrıkulu SEGA YAPI İcra Kurulu Başkanı

Küçükçekmece’de Yalı360 ile dikkat çeken SEGA Yapı, 1200 konutluk üretim hacmi

ve insan odaklı proje anlayışıyla kentsel dönüşüm süreçlerini güven, planlama ve

sürdürülebilirlik ekseninde yönetiyor.

SEGA Yapı’nın faaliyet alanı ve projeleri hakkında bilgi verebilir misiniz? 

SEGA Yapı kentsel dönüşümü en üst kalitede üreten bir firma anlayışıyla sektörde yer almıştır. Şu an İstanbul’da 5 şantiyeyle 1100 konutu ve yaşam alanlarını üretmek için çalışmaktayız. Projelerimizden Yalı 360’ı anlatayım: Küçükçekmece’nin göl kenarında, 180 derece açı ile göl, peyzaj ve şehir manzarasına sahip konutlar ürettik. Göl kıyısında konumlandırdığımız bu projeye Yalı 360 adını verdik.

Kentsel dönüşüm projelerinde süreç nasıl ilerliyor? 

Kat maliklerinin çoğunluğunun talebi ve resmi onayı doğrultusunda yetkili kurumlar tarafından risk raporu alınarak, riskli görüldüğü taktirde devlet kurumlarının onayıyla eski binalar yıkılır. Resmi kurumlar tarafından onaylanmış proje, inşaat yönetmeliğine göre üretilerek hak sahiplerine teslim edilir.

Devam eden projeleriniz ve üretim kapasiteniz hakkında bilgi verir misiniz? 

Şu an İstanbul Avrupa Yakasında 5 proje ve 1100 daire ile üretime devam etmekteyiz. 1+1’den 4+1’e kadar daire ve sınırlı sayıda şehir villaları üretmekteyiz. Metro Park’ta 297 konut 44 ticari alan, toplamda 341 bağımsız bölümden oluşmaktadır. Projemiz İstanbul E-5 Karayolu ve metrobüs istasyonuna 100 m yakınlıktadır.

Bölgenin geleceği ve lokasyon seçimi konusunda neler söylersiniz? 

Her bölgenin kendi dinamiği vardır. Küçükçekmece bölgesi ulaşım lokasyonu yönünden; çevre yolu, Metrobüs, Marmaray, Yüksek hızlı tren ve Kuzey Marmara Otoyoluna bağlantısıyla öne çıkmaktadır. Sınırları içindeki Küçükçekmece Gölü ve yapılması planlanan Kanal İstanbul hattıyla yatırımcılar tarafından da ilgi görmektedir.

Anladığımız kadarıyla sektöre güven veren bir marka olmak istiyorsunuz… 

Evet kesinlikle SEGA Yapı bölgesinde standartların üzerinde projeler üreterek adından sıkça söz ettirmeyi başarmış bir inşaat firmasıdır. Firmamız sadece bugün için değil geleceği de düşünerek projeler inşaa etmektedir.

Finansal yapı ve ekip organizasyonunuz hakkında bilgi verir misiniz? 

Şirketimiz, başlamayı planladığı projede inşaat ve teknik şartları alanında uzman kişilerle değerlendirip bütçe ve inşaat sürecini hesaplamaktadır. Şirketimizin alanında uzman Mühendis, Mimar ve teknik ekibimiz ile süreci yönetmekteyiz.

Projeler tamamlandıktan sonra müşterilerle ilişkiniz devam ediyor mu? 

Evet, kesinlikle devam ediyor. Kanuni zorunluluklarımızın süresine bakmaksızın maliklerimizle iletişimdeyiz.

SEGA Yapı’nın büyüme stratejisi nedir? 

SEGA Yapı sektörde yaptığı başarılı işlerle katma değerli projeleriyle sürdürülebilir yaşam alanları sunarak standartların üstünde kalite anlayışıyla büyüyerek bölgenin arz ve talep ihtiyacını en üst seviyede karşılamayı amaç edinmiş bir firmadır.

Yabancı yatırımcı ilgisi nasıl? 

Evet, yabancı yatırımcıların ilgisini çekmektedir. Projelerimizin bulunduğu lokasyon ve sunduğu yaşam standartları doğrultusunda bölgenin artan değer algısından dolayı talep görmektedir.

Önümüzdeki dönem için yeni projeleriniz var mı? 

Evet, sürekli gelişen ve doğru projeleri almayı hedefleyen bir firmayız. 2027 ve daha sonraki yıllarda yapacağımız projelerimiz için yeni malik adaylarımızla karşılıklı olarak imzalarımızı atmış bulunmaktayız.

Okumaya Devam Et

GENEL

Warmhaus’tan 2026 Vizyonu: Sürdürülebilir Teknoloji ve Akıllı Isıtma Çözümleri

Yayınlandı

-

WARMHAUS Genel Müdürü Şebnem Güner


Yeni genel müdürlük döneminde büyüme ve dönüşüm hedeflerini netleştiren Warmhaus, enerji verimli ürünler, H2 Ready teknolojisi ve dijital çözümleriyle iklimlendirme sektöründe güçlü bir gelecek inşa ediyor.

  1. Geçen yılın sonlarına doğru şirketinizde bir üst yönetim organizasyon değişikliği olarak genel müdür olarak atandınız. Öncelikle sizi yeni pozisyonunuzdan dolayı tebrik eder, başarılar dileriz. Warmhaus için 2026 yılında gerçekleştirmeyi planladığınız çalışmalar konusunda sizden bilgi alabilir miyiz?

Öncelikle güzel temennileriniz için teşekkür ederim. Warmhaus’ta uzun yıllar Finans ve Mali İşler alanlarında sürdürdüğüm görevlerimin ardından, Ekim 2025 itibarıyla Genel Müdürlük görevini devraldım. Warmhaus’un inovatif ve teknolojik çözümler yaratarak ürettiği faydayı maksimum değerlere taşımak ve sektörüne liderlik etme hedefi doğrultusunda oluşturduğu vizyonuna katkı sağlayacak projeler gündemimizde yer alıyor. Ekibimiz ile birlikte stratejilerimizi vizyonumuza katkı sağlayacak projeler üzerine oluşturuyoruz. Bu yılın yurtiçi pazarlarda yeni açıklanan konut projeleri ile birlikte hareketli bir yıl olacağını düşünüyoruz. Projelerde sunduğumuz çözüm odaklı yaklaşımız ve ürünlerimiz ile projelerin içinde aktif olarak yer almayı hedefliyoruz. Doğal gazın yeni ulaştığı yerleşimlerde, yetkili satıcı ve servis ağımızı güçlendirmek için çalışmalarımız sürüyor. Yurtdışı pazarlar için elektrikli kombi projemiz sürüyor. Ayrıca yılın son çeyreğinde ısı pompasını ürün gamımıza eklemeyi planlıyoruz.

2. Çevre dostu ve enerji verimli teknolojiler, iklimlendirme sektöründe artık temel bir gereklilik haline geldi. Ürünlerinizin çalışma prensipleri, enerji performansı ve sürdürülebilirlik yaklaşımı açısından hangi yenilikçi çözümleri sunduğunu anlatabilir misiniz?

Ürünlerimizin geliştirme ve çalışma prensiplerinin temelinde üç ana unsur yer alıyor: Çevreye duyarlılık, yüksek enerji verimliliği ve kullanıcıya sağlanan maksimum tasarruf. Tüm Ar-Ge ve üretim süreçlerimizi bu üç öncelik doğrultusunda şekillendiriyoruz.

Bu yaklaşımımızın somut çıktılarından biri olan Gaz Adaptif Sistemli kombilerimiz, yakıt tüketimini optimize ederek enerji kullanımını minimum seviyede tutuyor. Bununla birlikte, ürünlerimizde kullanılan gelişmiş izolasyon teknolojileri sayesinde ısı kaybı en aza indiriliyor; böylece hem gereksiz enerji tüketiminin hem de çevresel etkinin önüne geçiliyor.

Ayrıca kombilerimizin NOx Sınıf 6 seviyesinde olması, düşük emisyon değerleriyle çevre dostu bir performans sunmamıza olanak tanıyor. Ürünlerimizde tercih ettiğimiz yüksek kaliteli komponentler ise cihazların uzun ömürlü olmasını sağlayarak kaynak kullanımını azaltıyor ve dolaylı olarak karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sunuyor.

Bunların yanı sıra en son Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında önemli bir adım atarak H2 Ready Sertifikası aldık. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz kombilerimiz, doğal gazla birlikte yüzde 20 oranında hidrojen kullanımına uyumlu olacak şekilde tasarlandı. Bu da geleceğin enerji dönüşümüne bugünden hazır olduğumuzu gösteriyor.

Yakın zamanda üretimine başladığımız yeni nesil eşanjör tasarımımız da sürdürülebilirlik yaklaşımımızın önemli bir parçası. Bu yenilikçi tasarım ile enerji verimliliğini artırmayı, karbon salımını azaltmayı ve kullanıcılarımıza daha uzun ömürlü, yüksek performanslı çözümler sunmayı hedefliyoruz.

Ürünlerimizin en verimli şekilde kullanılmasını destekleyen dijital çözümler de geliştiriyoruz. Bu alandaki öne çıkan uygulamalarımızdan biri olan RecoWa, Wi-Fi Akıllı Oda Termostatı ile entegre çalışarak enerji tüketimini optimize ediyor. Mobil uygulama üzerinden kullanıcıların yaşam alışkanlıklarına göre ısıtma sistemlerini yönetebilmesine olanak tanıyan RecoWa, daha düşük enerji tüketimi ve daha az karbon salımı ile sürdürülebilir bir kullanım deneyimi sunuyor.

3. Projelerde tercih edilen ürün ve hizmetleriniz; yatırımcı, proje geliştirici ve son kullanıcı açısından ne gibi avantajlar sağlıyor?

Enerji tasarrufu, işletme maliyetleri, uzun ömürlülük ve konfor kriterleri açısından yarattığınız katma değeri nasıl tanımlarsınız?

Projelerde kendimizi sadece bir ürün tedarikçisi olarak değil bir çözüm ortağı olarak görüyoruz. Uzman kadromuz ile birlikte projeyi oluşturanlar ile tüm süreçte yer alarak söz konusu proje için en doğru ve en uygun maliyetli ürünü seçmek için çalışıyoruz. Konut projelerine, proje ve inşaat firmalarına çok hızlı ve efektif çözümler sunabiliyoruz. Ürünlerimiz özelinde değerlendirdiğim zaman; duvar tipi çelik eşanjörlü premix yoğuşmalı kazan serimiz kolay kurulumu, yüksek performansı, tasarruflu ve uzun ömürlü olması gibi öne çıkan özellikleri ile konut, üniversite, okul, lojman ve otel gibi büyük projeler tarafından tercih ediliyor. Hızlı ısı yayılımı sağlayan panel radyatörlerimiz yüksek korozyon direnci ve dayanıklı yapısı ile uzun ömürlü kullanım sağlıyor. Panel radyatördeki farklı çeşitlerimiz mekanlara aynı zaman estetik ve konfor da sunuyor. Doğru projelendirilmiş bir panel radyatör sistemi kombi ile birlikte maksimum verim sağlayabiliyor.  

Kombi ve duvar tipi yoğuşmalı kazan ürün gamımızda farklı kapasite seçenekleri var. Bunların hepsinin ortak noktası maksimum verim, düşük gaz tüketimi, kolay kurulum kompakt ve aynı zamanda şık tasarımlara sahip olması. Son kullanıcı açısından tüm bunlar tasarrufa ve konfora dönüşürken, projeciler tarafından da düşük merkezi sistem alt yapı maliyeti sağlıyor. 

4. Türkiye iklimlendirme pazarındaki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Pazar payı, segment odakları ve bölgesel yaygınlık açısından güçlü yönleriniz nelerdir?

Önümüzdeki döneme ilişkin büyüme ve yatırım hedeflerinizi de paylaşır mısınız?

Warmhaus iklimlendirme sektöründeki yolculuğuna 1996 yılında panel radyatör üretimi ile başladı. Şirketimiz 2016 yılının Eylül ayında kombi üretimine başladı. Cihaz tarafında nispeten genç bir marka olsak da ısıtma sektöründe 30 yıllık bir geçmişe sahibiz. Sektörümüzde hızla yaygınlaşan ve büyüyen bir marka olarak hedefimiz hiçbir zaman yalnızca üretmek olmadı. Her zaman odağımızda fark yaratan inovatif ürünler geliştirerek sektörümüze yön vermek yer aldı. Nitekim bu kapsamda da Gaz Adaptif Sistemli kombi, kendi kapasitesinde dünyanın en küçük kombisi gibi örneklerini verebileceğim pek çok ilki de sektörümüze kazandırdık.  Ürünlerimizin ülkemizdeki yaygınlığını ise en iyi şu cümle ile ifade edebilirim; Türkiye’de radyatör kullanılan her 5 evden birini Warmhaus fabrikasında ürettiğimiz ürünler ısıtıyor. Kombi üretiminde her zaman kalite odaklı çalıştık. Tüketicilerin ısınma ihtiyacını tasarruf ederek karşılamasını sağlamak için özellik ve kalitesi ile üst segment olan ürünlerimizi, orta segment fiyatına satıyoruz.

2023 yılının sonlarına doğru TEKNOSAB’daki yeni üretim tesisimize taşınmıştık. Üretim tesisi anlamında uzun vadede yeni bir yatırım planlamıyoruz. Kısa vadeli iş hedeflerimiz arasında soğutma kanalına girmek yer alıyor. Ayrıca üretim tesisimiz bünyesinde bir Ar-Ge Merkezi açmayı planlıyoruz. Yurtiçi pazarlarda, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde doğal gaz altyapısının yeni devreye alındığı yerleşimlerde büyüme potansiyelini yakından takip ediyoruz. Bu bölgelerde artan talebe hızlı ve etkin şekilde yanıt verebilmek adına yetkili satıcı ve servis ağımızı stratejik olarak genişletmeye ve güçlendirmeye yönelik yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.

Yurtdışında ise yeni pazarlara açılmak ve mevcut pazarlardaki konumumuzu daha da sağlamlaştırmak 2026 yılı öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Global ölçekte rekabet gücümüzü artıracak adımlar atarken, sürdürülebilir büyüme stratejimiz doğrultusunda ilerlemeye devam ediyoruz.

5. AR-GE yatırımlarınızın sektörel gelişime katkısı hakkında neler söylemek istersiniz? Özellikle dijitalleşme, akıllı sistem entegrasyonları ve yüksek verimlilik odağında yürüttüğünüz çalışmalar nelerdir?

Yakın vadede piyasaya sunmayı planladığınız yeni ürün veya hizmet modelleri hakkında ipuçları verebilir misiniz? 

Her yaşam alanı için kaliteli, güvenilir ve fark yaratan çözümler bulmak için çalışıyoruz. Pek çok farklı yaşam alanı var. Kullanıcıların yaşam tarzları ihtiyaçları da farklılık gösteriyor. İklimlendirme sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olarak bu değişimi yakalayabilmeniz, ihtiyaçlara çözüm üretebilmeniz için yenilikçi bir bakış açısına sahip olmanız, yeni yaşam standartlarına uygun teknolojik ve dijital çözümler sunmanız gerekiyor. Ayrıca 40’tan fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. Farklı coğrafyaların ihtiyaçlarına cevap verebilecek esneklikte olmaz iseniz rekabet edemezsiniz. Biz tüm bu bahsettiğim konularda avantajlı konumdayız. Çünkü çevik ve dinamik bir Ar-Ge ekibimiz var. Üretim altyapımız ve teknolojik gücümüz sayesinde ürünlerimizin donanım ve yazılımlarını ihtiyaçlara göre hızlı şekilde uyarlayabiliyoruz. Ar-Ge tarafında geliştirdiğimiz ürünlerde ve ürünlerimizde kullandığımız teknolojilerde enerji ve su gibi kaynakların verimli kullanımını sağlamak, kullanıcıya tasarruf sağlayabilmek ve tabi çevreye zarar vermeyecek ürünlerin geliştirilmesi öncelikli konularımız arasında olarak yer alıyor. Ürünlerimizin en verimli şekilde kullanılabilmesi için dijital trendler doğrultusunda çözümler sunuyoruz. Kullanıcıya kolaylık ve konfor sağlayacak mobil cihazlar için özel uygulamalar geliştiriyoruz. 

2026 yılında da yeni ürün ve hizmetler için Ar-Ge Bölümümüz ile çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bunlara birkaç örnek vermem gerekirse; Mart ayında hali hazırda yurtdışı pazarlar için ürettiğimiz yeni nesil pnömatik kombi Glowa’yı yurtiçi pazarlara da sunduk. Yeni endüstriyel yüz tasarımı, yüksek verim, akıllı modülasyon ve XL seviyesinde sıcak su performansı Glowa’nın öne çıkan özellikleri arasında yer alıyor. Glowa’nın geniş modülasyon özelliği ise kombinin kapasitesinin ihtiyaca göre ayarlanmasına ve bu sayede hem gaz hem de elektrik enerjisinden tasarruf edilmesine olanak veriyor. İlk etapta 24 kW ısıtma kapasitesi ile piyasaya sunduğumuz ürünümüzün ilerleyen dönemde  farklı kapasite seçeneklerini de satışa sunmayı planlıyoruz. Diğer bir projemiz ise yüksek kapasiteli şofben. Mevcut 12 litre kapasiteli modelimize ek olarak, 14 litre kapasiteli yeni bir şofben üzerinde çalışmalarımız devam ediyor.

Çok kısa bir süre önce, kombinin adeta kalbi olarak nitelendirilen eşanjörün üretimine başladık. Sektörümüzde büyük ölçüde ithal edilen bu kritik bileşeni kendi bünyemizde üretebilmek adına teknolojik altyapımıza önemli ve stratejik bir yatırım gerçekleştirdik.Bu seviyede kritik bir parçanın üretimi için Ar-Ge ekibimizle birlikte uzun, titiz ve çok aşamalı bir hazırlık süreci yürüttük. Tasarım, mühendislik analizleri, numune üretimleri ve kapsamlı test süreçlerinin başarıyla tamamlanmasının ardından seri üretime geçtik. Geliştirdiğimiz yeni nesil eşanjör tasarımı sayesinde cihazlarımızda yüzde 98’e varan verimlilik seviyesine ulaştık. Bu başarı, hem mühendislik yetkinliğimizin hem de üretim kabiliyetlerimizin geldiği noktayı açıkça ortaya koyuyor. Yüzde yüz yerli sermaye ile üretim yapan bir firma olarak, böylesine kritik bir bileşeni yerli imkanlarla üretmenin ülke ekonomisine sağladığı katkı ise bizim için ayrı bir gurur kaynağıdır.

6. İklimlendirme sistemlerinde satış sonrası hizmetlerin rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Servis ağı, teknik destek, bakım sözleşmeleri ve müşteri deneyimi süreçleri açısından sunduğunuz hizmetler markanızın güvenilirliğine nasıl katkı sağlıyor?

Panel radyatör, kombi ve kazan gibi ürünler uzun ömürlü yapıları gereği kullanıcı konforu ve enerji verimliliği üzerinde doğrudan belirleyici rol oynar. Bu nedenle müşteri deneyimi açısından satış sonrası hizmetlerin kalitesi, en az ürünün teknik performansı kadar kritik bir unsurdur. Warmhaus olarak en kaliteli malzemeler ile en güvenli, kullanıcının maksimum verimi alacağı ve uzun ömürlü ürünler üretmek için çalışıyoruz. Verimlilik anlayışımız sadece ürün ile kısıtlı değil.  Satış sonrası hizmetler, teknik servis gibi tüm süreçlerin verimliliği de bizim için çok önemli. Türkiye’de, 186 yetkili servis noktamız ile faaliyet gösteriyoruz. Yetkili servislerimiz düzenli olarak teorik ve sahada ihtiyaç duyacakları konularda eğitim veriyoruz. Bu eğitimlerle servislerin bilgi birikimlerini pekiştirmeyi ve satış sonrası hizmet süreçlerinde kaliteyi artırmayı hedefliyoruz. Hiç şüphesiz ki güçlü bir servis organizasyonu markaya olan güven ve sadakatin inşa edilmesinde en önemli unsurlardandır.  Bu bilinçle, satış sonrası hizmetlerimizi stratejik bir değer alanı olarak konumlandırmaya devam ediyoruz. 

7. Üretim süreçlerinizden ürünlerin kullanım ömrüne kadar uzanan çevresel etki perspektifinde sürdürülebilirlik yaklaşımınızı nasıl şekillendiriyorsunuz?

Yenilenebilir enerji kullanımı, karbon ayak izi azaltım hedefleri ve döngüsel ekonomi uygulamaları konusunda şirketinizin vizyonunu paylaşır mısınız?

Özellikle küresel iklim krizi, enerji kaynaklarının kullanımı ve enerji güvenliği gibi konular, daha verimli ve farklı enerji türleri ile çalışabilen yeni ürünlere ciddi bir talep oluşturdu. Gerçekleştirdiğimiz tüketici ve Pazar araştırmalarımızda da enerji ve su gibi önemli kaynakların sorumlu kullanımı konusunda farkındalığın arttığını gördük. İklimlendirme sektöründe faaliyet gösteren bir marka olarak, bu dönüşümün bir parçası olmanın ötesinde, yön verici aktörlerinden biri olmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda sürdürülebilirlik yaklaşımımızı; ürün geliştirmeden üretim süreçlerine, satış sonrası hizmetlerden dijital çözümlere kadar tüm değer zincirimizi kapsayacak şekilde bütüncül bir yapıda ele alıyoruz. Markamızın geliştirdiği ürünlerde ve kullandığı teknolojilerde kaynakların verimli kullanımı önemli özelliklerinin başında geliyor. Kaynakların en verimli şekilde kullanılmasını sağlayan çevreci ürünler geliştiriyoruz. Sadece ürün verimliliği değil aynı zamanda kullanıcılarımıza sunduğumuz satış sonrası hizmetler, dijital uygulamalar gibi tüm süreçleri verimli şekilde inşa etmeye çalışıyoruz.

Üretim süreçlerimizde de sürdürülebilir üretim bizim için çok önemli bir konu. Fabrikamızdaki hatlarımızdaki otomasyon kontrolü ile verimliliğimizi artırarak enerji kullanımını düşüyoruz. Tesis alt yapımızda aynı zamanda enerji verimliğini sağlayan yüksek enerji sınıfına sahip elektrik motorları ve modülasyonlu pompa sistemleri kullanıyoruz.  Ters ozmoz sistemimizde oluşan atık suyun geri kazanımına yönelik de iyileştirme çalışması yürütüyoruz. Bu uygulama ile proses suyu tekrar sisteme kazandırılarak bu sayede yıllık yaklaşık 2.250 m³ su tasarrufu sağlanarak doğal kaynak tüketimi azaltılacaktır.  Önümüzdeki dönemde de yenilenebilir enerji ile uyumlu ürün portföyümüzü genişleterek, karbon ayak izimizi azaltan ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen çözümler geliştirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.

Okumaya Devam Et

RÖPORTAJ

Global Bilgi, Yerel Uzmanlık: Doka’nın Proje Yönetim Modeli

Yayınlandı

-

DOKA TÜRKİYE Genel Müdürü Can Ali GÜVEN


Onlarca yıllık global deneyimini Türkiye’nin saha gerçekliğiyle birleştiren Doka, mühendislik odaklı ekip yapısı ve esnek çözüm üretme kapasitesiyle altyapı ve üstyapı projelerinde fark yaratıyor.

  1. “Müşteriyi Tam Dikkatle Dinlemek” — Bu Yaklaşım Sahadaki Projelere Nasıl Yansıyor?

Projeler genellikle müşteriden gelen belirli bir çözüm talebiyle başlar. Önce dinleriz. Ancak talebi olduğu gibi kabul etmekle kalmayız; kendi tecrübemizi de ekleyerek, “Bu çözüm mümkün; ancak şu noktalarda şu alternatif daha verimli olabilir” şeklinde geri bildirimde bulunuruz. Çoğu durumda bu yaklaşım, müşterinin ilk talebinin evrilmesini sağlar.

Doka’nın onlarca yıllık deneyimi, her projeyle büyüyen ve sistematik olarak arşivlenen güçlü bir bilgi birikimine dayanır. Avusturya’daki uzmanlık merkezlerimizde; baraj, köprü, enerji, yüksek yapı, tünel ve ulaşım projeleri için ayrı uzman ekipler bulunmaktadır. Ülkelerde uygulanan tüm çözümler Doka’nın bilgi havuzuna aktarılır. Bu sayede herhangi bir Doka organizasyonuyla çalışmak, yalnızca o ülkenin değil, tüm global ağın uzmanlığından faydalanmak anlamına gelir.

  1. Türkiye’de Farklı Bir Yaklaşım: Yerel Dinamikleri Anlamak

Global projeler ile Türkiye’deki projeleri karşılaştırdığımızda, inşaat ve yapı kültürümüzden kaynaklı olarak kalıp-iskele çözümlerinde önemli farklılıklar görüyoruz. Bunu doğru yönetebilmek için satış, teknik ve saha ekiplerimizi tamamen inşaat mühendisliği altyapısına ve saha tecrübesine sahip profesyonellerden oluşturuyoruz. Böylece müşteri taleplerini kelime kelime değil, teknik bağlamıyla anlayabiliyoruz.

Alışkanlıklar ve yerel beklentiler belirleyicidir. Her bölgenin kendine özgü uygulama refleksleri vardır. Bizim avantajımız, global bilgiyi yerel uzmanlıkla birleştirebilmemizdir. Başarı, bu iki unsuru doğru entegre etmeye bağlıdır.

  1. 1868’den Bugüne: Bir Aile Şirketi Yönetim Felsefesi

Doka’nın kökeni, aile şirketi olarak marangozluğa dayanır. Şirketin temelleri bir marangoz atölyesinde atılmış, aile tarafından elde edilen gelir sürekli olarak işe yeniden yatırılmıştır. Kalıp üretimiyle başlayan süreç, bu alandaki uzmanlığı artıran yatırımlarla devam etmiş ve Doka zamanla global ölçekte büyümüştür.

Bu “işe gönülden sahip çıkma” kültürü, bilgi birikiminin korunması ve geliştirilmesiyle birleştiğinde güçlü bir yapı oluşturur. Elde edilen uzmanlık sistematik olarak korunur, sürekli geliştirilir ve gelecek nesillere aktarılır.

  1. “Dünyaya Müşterinin Gözünden Bakmak”: Altyapı Projelerinde Avantaj

İş yaklaşımımızdaki en kritik nokta, dünyaya müşterinin gözünden bakabilmektir. Bu da o sektörü gerçekten yaşamış insanlarla çalışmayı gerektirir. Satış ve teknik ofis ekiplerimizin tamamı inşaat mühendisliği altyapısına ve saha deneyimine sahip profesyonellerden oluşur.

İnşaat sektörünün kendine özgü hızlı bir temposu vardır. Şantiye programı katıdır ve kesintisiz ilerlemek zorundadır. Bu sistem içinde kendi dinamiklerimizi bozmadan çözüm üretebilmek şirketimizin temel hedeflerinden biridir.

Bu nedenle Doka’nın en güçlü olduğu alanlardan biri, bu tempoya ayak uydurmayı sağlayan hızlı ve yüksek hacimli mühendislik çözümü üretme kapasitesidir. Beklenmeyen revizyonlar olur ve kısa sürede yeni çözümler geliştirilmesi gerekir. Yerel ofisin kapasitesinin yetersiz kaldığı durumlarda global mühendislik ağımızı devreye alırız. Farklı ülkelerdeki teknik ofislerle iletişime geçerek geçici proje ekipleri oluştururuz. Mühendisler belirli sürelerle projeye destek verir; çoğu zaman fiziksel olarak sahada bulunmaları gerekmez, online araçlarla entegre olabilirler. Bu sayede beklenmeyen durumlarda şantiyenin kesintisiz devamı sağlanır.

  1. İdeal Çözüm Kriterleri: Zaman, Bütçe, Güvenli Uygulama

İdeal çözüm; zamanında, uygun bütçeyle ve güvenli şekilde uygulanabilen çözümdür. İlk bakışta yatırım maliyetimizin rakiplerimize göre daha yüksek olduğu düşünülebilir; ancak proje bütünsel olarak değerlendirildiğinde tablo değişir. Malzemelerin uzun ömürlü olması, kalıp yatırımının proje amortisman maliyetini düşürür.

Sahaya kalıp eğitmenleriyle destek verdiğimizde ve dijital planlamayı kalıp sistemleriyle entegre ettiğimizde projeyi daha erken tamamlamak mümkün olur. Projenin planlanandan erken bitirilmesinin ekonomik faydası, kalıp maliyetine kıyasla çok daha büyüktür: daha az işçi, daha düşük çalışma süresi maliyeti, daha az makine maliyeti, daha erken işletmeye alma ve daha düşük finansman maliyetleri.

  1. Pazar Dinamikleri: Maliyet Rekabeti ve Portföy Optimizasyonu

Bu pazarın temel başlığı maliyet etkinliğidir. Düşük kaliteli ürünlerin yoğun olduğu bir ortamda, sürekli kendimizi optimize ediyor ve ortalama piyasa fiyatlarından sapmamaya çalışıyoruz. Fiyat politikamız; hammadde ve üretim verimliliğini artırarak ürün kalitesini korurken, Türk müşterilerimize piyasa bütçesine uygun ürünler sunmaktır.

Bu nedenle şirketimizin her pazara ve farklı segmentlere uyarlanabilen geniş bir kataloğu bulunmaktadır. Bu portföyü bölgenin ihtiyaçlarına ve rekabet koşullarına göre uyarlamazsanız, o pazarda sürdürülebilir olmak zorlaşır. Bizim yaklaşımımız bu dengeyi doğru kurmaya dayanır.

  1. Büyük Projelerde Rekabet Avantajı: Tırmanır Kalıp Sistemleri

Yüksek yapı projelerinde en kritik çözüm tırmanır kalıp sistemleridir. Bu tür projelerde iş programı doğrudan kule tamamlanma süresiyle ilişkilidir. En kritik faktör, kat döngüsünün hızlı ve güvenli ilerlemesidir. Beton dökümü, dayanım kazanımı ve sistemin bir üst kata tırmanabilmesi, projenin genel hızını belirler.

Doka’nın bu alandaki portföyü geniş ve güçlüdür. Yüksek yapılarda bu tür çözümler için projeye özel çalışma gereklidir. Yapının duvar ölçüleri, çekirdek yapısı, rüzgâr yükleri ve inşaat metodolojisi birlikte değerlendirilerek doğru kalıp sistemi uygulanır.

Bu seviyede tırmanma sürecini hızlandırmak için kalıp sistemlerimize sensörler entegre ediyoruz. Bu sensörler beton yüzey sıcaklığını ölçer ve anlık dayanım hesapları yapar. Fark şu: ölçüm laboratuvar numunelerinde değil, sahada yapılır. Veriler gerçek uygulama koşullarında toplanır. Bu da daha hassas ve hızlı karar almayı sağlar.

Sensör ünitesindeki SIM kart, gerekli dayanım sağlandığında saha yöneticilerine otomatik SMS ve e-posta gönderir: “Gerekli dayanım sağlandı, kalıp alınabilir.” Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası projesi, bu uygulamanın kullanıldığı ve kalıp tırmanma sürelerinin ciddi şekilde optimize edildiği bir projedir.

Doka’nın bu projeye özel çözümlerde sunduğu hizmetlerin benzersiz olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Geniş ürün gamımız ve mühendislik tecrübemizle projeye en uygun çözümü oluşturma konusunda dünyadaki en etkili desteği sağlıyoruz. Bunun kanıtı, dünya genelinde birçok ikonik yüksek yapıda Doka imzasının bulunmasıdır. Türkiye’de ise 100’den fazla yüksek yapıya çözüm sunduk.

  1. En Çok Talep Gören Sistemler ve Dönemsel Değişimler

Sektör dönemsel olarak farklı alanlara yönelebilir. Yoğun altyapı projelerinin olduğu dönemlerde ağır yük iskele sistemlerinin, yüksek yapı projelerinin yoğun olduğu dönemlerde ise hidrolik tırmanır sistemlerin daha fazla kullanıldığını söyleyebilirim.

Son dönemde yüksek faiz ortamında büyük ölçekli özel yatırımlar azalmış, kamu yatırımları ise stratejik projelerle sınırlı kalmıştır. Bu dönemlerde konut projeleri öne çıkar. Dolayısıyla konut projelerine yönelik hafif sistemlerin ağırlığının arttığını söylemek yanlış olmaz.

Diğer yandan enerji sektöründe ciddi bir tasarım ve planlama süreci yürütülüyor; bu projeler sahaya indiğinde enerji yapıları için özel çözümler yeniden ön plana çıkacaktır.

Bizim avantajımız tek bir segmente bağlı olmamamızdır. Konut, yüksek yapı, altyapı, köprü, enerji, endüstriyel tesisler—her proje tipine çözüm üretebiliyoruz. Dönemin öne çıkardığı yatırım alanı, portföyümüzde doğal olarak daha görünür hale gelir. Belirli bir proje tipine bağımlı değiliz; piyasa yönüne göre esneyebilen bir yapıya sahibiz. Bu esneklik, geniş ürün portföyümüz ve çeşitli mühendislik altyapımızın sonucudur.

  1. Sürdürülebilirlik: Güncel Pazar Etkisi

Doka için Net Zero girişimimiz, işimizi geleceğe taşımayı hedefleyen stratejik bir çerçevedir. Pazarın nasıl değiştiğini açıkça görüyoruz. Büyük uluslararası inşaat firmaları kendi karbon azaltım hedeflerini belirlemiş durumda ve tedarikçilerden giderek daha fazla emisyon verisi ve somut azaltım planları talep ediyorlar. Bu durum, sektörümüzde bilinçli ve sürdürülebilir şekilde liderlik üstlenme kararlılığımızı güçlendiriyor.

Okumaya Devam Et

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye