SAINT-GOBAIN, KÜRESEL LİDERLİĞİNİ KULLANARAK KÂRLI BÜYÜMESİNİ HIZLANDIRIYOR - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

SAINT-GOBAIN, KÜRESEL LİDERLİĞİNİ KULLANARAK KÂRLI BÜYÜMESİNİ HIZLANDIRIYOR

Yayınlandı

-

Hafif ve sürdürülebilir yapı çözümlerinde dünya lideri Saint-Gobain, “Lead & Grow” (Liderlik Et ve Büyü) stratejisiyle her bölgede lider konumunu pekiştirip ülke bazlı iş modelleriyle kârlı büyümesini hızlandırıyor.

Hafif ve sürdürülebilir yapı çözümlerinde dünya lideri olan Saint-Gobain, daha önce açıklamış olduğu stratejik planı “Grow & Impact”in (Büyü ve Etki Et) başarısının ardından, yeni stratejik planı “Lead & Grow”u (Liderlik Et ve Büyü) hayata geçiriyor. Grup, her bölgede lider konumunu ve yerel pazarlara uyumlu ülke bazlı iş modelini, küreselleşmeden uzaklaşan, yerelleşme eğiliminde olan yeni dünya düzenine uygun şekilde konumlandırarak kârlı büyüme hedefini yukarı taşıyor.

  • Benzersiz çözüm portföyü sayesinde performans ve sürdürülebilirlikte fark yaratarak, konut dışı yapı ve altyapı projelerindeki payını artırmak,
  • Büyüme ve değer yaratmaya odaklanan strateji:
    • 2026–2030 döneminde yaklaşık 12 milyar avroluk yatırım ve satın alma gerçekleştirmek¹,
    • Grup profilini optimize etmeye devam ederek, 2030 itibarıyla toplam satışların %20’sinden fazlasını varlık dönüşümünden (satın alma ve satışlar) oluşmasını sağlamak,
  • 2026-2030 arasında finansal hedeflerde çıtayı yükseltmek:
    • Yerel para birimleri bazında ortalama orta tek haneli satış büyümesi (piyasa ortalamasının 1–2 puan üzerinde),
    • %15–18 arası EBITDA marjı³,
    • %50’nin üzerinde serbest nakit dönüşüm oranı,
    • %13’ün üzerinde sermaye getirisi (ROCE),
  • Hissedarlar için cazip getiriler: 2030’a kadar yaklaşık 8 milyar avro tutarında temettü ve hisse geri alımı planlanıyor.

Saint-Gobain Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Benoit Bazin şirketin yeni stratejisi ile ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi:

“Hafif ve sürdürülebilir inşaatta dünya lideri olan Saint-Gobain, yenilikçi ve sürdürülebilir çözümlerden oluşan kapsamlı portföyü sayesinde yapı sektörünün karşılaştığı temel zorlukları, ele almak için çok güçlü bir konuma sahip. Son yıllarda Grup, ‘Grow & Impact’ planıyla yeni yapısının gücünü ve uygulama kapasitesini açıkça ortaya koydu. ‘Lead & Grow’ planıyla birlikte Saint-Gobain, artık büyüme, kârlılık ve hem hissedarları hem de müşterileri için değer yaratma yolculuğunu daha da ileriye taşıyor. Mevcut jeopolitik ortamda Saint-Gobain, yerel değer zincirlerine dayalı ve ülke bazında oluştuduğu güçlü operasyon modeli sayesinde önemli bir avantaja sahip. Ekiplerimizin bilgi birikimi ve adanmışlığı sayesinde, her bölgede piyasanın üzerinde performans göstereceğimize ve büyük fırsatları değerlendireceğimize eminim: Asya’da ve demografi ile kentleşmenin itici güç olduğu yüksek büyüme potansiyelli ülkelerde, güçlü yapısal ihtiyaçların bulunduğu Kuzey Amerika’da ve toparlanma potansiyeli yüksek Avrupa’da. Ayrıca, özellikle yapı kimyasalları alanındaki güçlü konumumuz sayesinde altyapı ve konut dışı segmentlerde yeni büyüme alanlarına da açılacağız. Bugünün ve yarının dünyasını, azim ve sorumlulukla inşa ediyoruz.”

Hafif ve sürdürülebilir inşaatta dünya lideri…

Saint-Gobain, yeni inşaat, yenileme ve altyapı projelerinde performansı ve sürdürülebilirliği en üst düzeye çıkaran kapsamlı bir çözüm portföyü sunan benzersiz bir şirkettir. Bu portföy; dış cephe çözümlerini (çatı, cephe ve cam), iç mekân çözümlerini (alçı levha bölme duvarlar, yalıtım ve asma tavan sistemleri), yapı kimyasallarını (su yalıtımı ve sızdırmazlık, zemin ve duvar harçları, yapıştırıcılar ve yüzey kaplamaları, beton ve çimento için katkı ve katkı malzemeleri) ve ayrıca ticaret alanındaki hizmetleri (danışmanlık, spesifikasyon ve dijital hizmetler dâhil) kapsamaktadır.

Grup, yaklaşık 500 milyar avro değerindeki küresel bir pazara hitap etmekte olup, hem konut hem de konut dışı inşaat ile altyapı alanlarında güçlü büyüme fırsatlarına sahiptir. Saint-Gobain, sağlam sanayi altyapısı ve ülke bazlı konumlanmasıyla, her coğrafyada yapı sektörünün temel zorluklarına yanıt verebilecek ideal bir konumdadır.

  • Demografik büyüme ve kentleşme, özellikle Asya ve gelişmekte olan ülkelerde,
  • Şantiye verimliliği ve enerji verimli renovasyon, özellikle Avrupa’da,
  • İklim değişikliğine uyum ve altyapının dayanıklılığı, özellikle Kuzey Amerika’da,
  • Küreselleşmenin gerilemesiyle birlikte üretimin yeniden ülke içine taşınması
  • Kaynak kıtlığına karşı döngüsel ekonomi yaklaşımları.

Saint-Gobain, Batı Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya ile gelişmekte olan ülkeleri kapsayan geniş ve dengeli coğrafi varlığı sayesinde güçlü bir konumda bulunuyor. Batı Avrupa toparlanma potansiyeliyle öne çıkarken, Kuzey Amerika yapısal olarak istikrarlı bir pazar sunuyor; Asya ve gelişmekte olan ülkelerde ise demografi ve kentleşme dinamikleri büyümeyi destekliyor.

Yeni stratejik plan “Lead & Grow” ( Liderlik Et ve Büyü) kapsamında Saint-Gobain, yüksek büyüme potansiyeline sahip bölgelerdeki varlığını artırmayı hedefliyor. Uzun vadede, Kuzey Amerika, Asya-Pasifik ve gelişmekte olan ülkelerin toplam satışlar içindeki payının bugünkü yaklaşık %50 seviyesinden %60’a yükselmesi öngörülüyor.

Grubun iş modelinin başarısında ülke bazlı platformlar kilit rol oynuyor. Saint-Gobain markasının gücünden ve geniş ürün portföyünden yararlanan bu platformlar, kendi pazarlarında büyümenin itici gücü konumunda. Her ülke platformu, o ülkenin vatandaşı olan CEO’lar tarafından yönetiliyor ve ekipler; EBITDA, serbest nakit akışı ve sermaye getirisi (ROCE) gibi performans göstergelerinde tam sorumluluk taşıyor.

Saint-Gobain, sunduğu sürdürülebilir çözümlerle yapı sektörünün dönüşümüne yön veren bir referans noktası haline gelmiş durumda. Grubun toplam satışlarının yaklaşık %75’i sürdürülebilir ürünlerden oluşuyor. Saint-Gobain’in bir yılda sattığı çözümler, kullanım ömürleri boyunca yaklaşık 1 milyar ton CO₂ emisyonunun oluşmasını engelliyor.

Kendi karbonsuzlaşma yol haritası kapsamında da önemli ilerleme kaydeden Saint-Gobain, 2017’den bu yana CO₂ emisyonlarını %34 oranında azaltmış durumda. 2050’de net sıfır karbon taahhüdü doğrultusunda, 2017 seviyesine göre 2035 yılına kadar %40–45 arasında azaltmayı hedefliyor.

Güçlendirilmiş büyüme perspektifiyle

Çözümler: Saint-Gobain’in rekabet avantajı

Saint-Gobain, değer zincirinin tüm aşamalarında müşterilerinin beklentilerini karşılamak üzere, sürdürülebilirlik ve performansı birlikte sunan kapsamlı ve yenilikçi çözümler geliştiriyor.

Bu çözümler şu avantajları sağlıyor:

  • Mülk sahipleri için: Enerji verimliliği, iklim dayanıklılığı, düşük karbonlu çözümler ve döngüsellik sayesinde mülk değerinin artışı.
  • Kullanıcılar için: Isı, akustik, görsel konfor ve hava kalitesi performansı ile konfor ve yaşam kalitesinde artış.
  • Mimarlar ve yükleniciler için: Teknik şartname ve danışmanlık desteği, şantiyede verimlilik ve döngüsel malzemeler.

Saint-Gobain, yüksek katma değerli ve entegre sistemler sunan çözümlerle faaliyetlerini genişletiyor, çapraz satışları hızlandırıyor ve ülke bazlı ana müşteri stratejisiyle belirli satışlardaki payını artırıyor. Bu çözümler; profesyonel bayilik, yapı market dağıtımı, doğrudan satış ve dijital satış gibi tüm satış kanallarında uygulanıyor. Bu yaklaşım, ticari başarıyı artırırken satış karmasını zenginleştiriyor ve kârlılığı yükseltiyor.

Yüksek büyüme potansiyeline sahip pazarlar: Konut dışı ve altyapı segmentleri

Son birkaç yılda ürün yelpazesini genişleten Saint-Gobain, konut dışı (eğitim ve sağlık tesisleri, oteller, veri merkezleri gibi) ve altyapı (ulaşım, enerji) alanlarında önemli büyüme fırsatları yakaladı. Grup, bugün yaklaşık 250 milyar avro değerinde olan bu pazarda 15 milyar avro gelir elde ediyor. Saint-Gobain, farklılaşmış ve yenilikçi “amiral gemisi” ürünlere odaklanan özel çözümler geliştirerek, tüm portföyünün satışlarını destekleyen bir yapı oluşturdu.

  • Sağlık tesisleri için: Yaz konforu, X-ray koruması, hijyen, hava kalitesi ve akustik konfor çözümleri,
  • Veri merkezleri ve hassas üretim tesisleri için: Hızlı inşaat süreçleri, düşük karbonlu bölme duvar ve beton, hava akışı yönetimi ve gelişmiş ısı yalıtımı,
  • Köprü ve tüneller için: Teknik su yalıtımı, özel katkılar, genleşme ve enjeksiyon harçları, onarım ve koruma sistemleri,
  • Havaalanları için: Pist güçlendirme, yangına dayanıklı camlar, güneş kontrol cepheleri, teknik zeminler ve akustik bölme duvar sistemleri.

Bu yüksek potansiyelli pazarlarda büyümeyi destekleyen benzersiz avantajlara sahip:

  • Ülke bazlı uzman satış ekipleri, karmaşık veya büyük ölçekli projelere odaklanıyor; kilit müşteri yönetimi ve örnek projelerden elde edilen deneyimlerle ilerliyor.
  • Yapı bilimi ve yapay zekâ destekli Ar-Ge ve inovasyon kabiliyeti, Saint-Gobain’in öncü rolünü pekiştiriyor ve çözümlerinin her yerel pazarın özel ihtiyaçlarına uyarlanmasını sağlıyor.
  • Yapı kimyasalları alanındaki liderlik: Grup, bu segmentteki satışlarını bugünkü 6,5 milyar avro seviyesinden 2030 itibarıyla 9 milyar avronun üzerine çıkarmayı, böylece altyapı pazarındaki payını artırmayı hedefliyor.

Hissedarlar için cazip strateji

Büyüme ve değer yaratmaya odaklanan sermaye tahsisi

Saint-Gobain, güçlü nakit üretim kapasitesi sayesinde 2026–2030 döneminde yaklaşık 20 milyar avroluk sermayeyi disiplinli bir şekilde tahsis etmeyi planlıyor. Bu plan; büyüme, hissedarlar için cazip getiriler ve sağlam bir bilanço hedeflerini bir araya getirirken, bu dönemde net borç / EBITDA oranını 1,5x ile 2,0x aralığında korumayı hedefliyor..

Planın öne çıkan unsurları:

  • Yaklaşık 12 milyar avro, büyüme yatırımları ve satın almalara (tasfiyeler sonrası net tutar) ayrılacak.
    • Yatırımlar için %20’nin üzerinde iç getiri oranı (IRR),
    • Satın almalar için ise 3. yılda sermaye maliyetinin (WACC) üzerinde getiri (ROCE) şartı aranacak.
    • Odak alanları: liderlik pozisyonlarının güçlendirilmesi, yüksek büyüme gösteren ülkeler ve yapı kimyasalları segmentine ağırlık verilecek
  • Grup portföyünün aktif biçimde optimize edilmesi: Büyüme, kârlılık ve değer yaratımını desteklemek amacıyla 2030’a kadar toplam satışların %20’sinden fazlasına denk gelen varlık dönüşümü (satışlar + satın almalar) hedefleniyor.
  • Hissedar getirilerinin artırılması:
    • Yaklaşık 6 milyar avro temettü olarak hissedarlara dağıtılacak; hisse başına temettüde düzenli artış hedefleniyor.
    • Yaklaşık 2 milyar avro tutarında hisse geri alımı gerçekleştirilecek.

Finansal hedeflerde çıta yükseldi: 2026–2030 dönemi için iddialı yol haritası

  • Yerel para birimleri bazında, pazarın 1–2 puan üzerinde olmak üzere ortalama orta tek haneli satış büyümesi,,
  • %15–18 arası EBITDA marjı,
  • %50’nin üzerinde serbest nakit akışı dönüşüm oranı,
  • %13’ün üzerinde sermaye getirisi (ROCE).

Saint-Gobain ayrıca 2025 yılının tamamı için %11’in üzerinde bir faaliyet marjı elde etmeyi beklediğini doğruladı.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Avrupa, Isı Pompasında Vites Büyüttü… Türkiye Bu Dönüşümü Kaçırmamalı

Yayınlandı

-

İklim değişikliği, yükselen enerji maliyetleri ve enerji arz güvenliği kaygıları, dünya genelinde binaların ısıtma ve soğutma anlayışını yeniden şekillendiriyor. Özellikle Avrupa’da fosil yakıtlı sistemlerden elektrikli ve yüksek verimli teknolojilere geçiş hız kazanırken, bu dönüşümün merkezinde ısı pompaları yer alıyor. Uluslararası Enerji Ajansı‘nın (IEA) 2026 Dünya Enerji Yatırımları Raporu’na göre, 2026’nın ilk çeyreğinde Avrupa’da ısı pompası satışları geçen yılın aynı dönemine göre %17 arttı.

Avrupa’daki dönüşümün yalnızca cihaz değişiminden ibaret olmadığını belirten Üçay Mühendislik İcra Kurulu Üyesi ve İklimlendirme & Şubeler Direktörü Zafer Çüman, Türkiye’nin de bu süreci bütüncül bir enerji vizyonuyla değerlendirmesi gerektiğini söyledi.

 

Avrupa’da enerji dönüşümünün lokomotifi haline gelen ısı pompaları yeniden güçlü bir büyüme trendine girdi. Avrupa Isı Pompası Birliği’nin (EHPA) yayımladığı 2025 öncü verilerine göre, 16 Avrupa ülkesinde konut tipi ısı pompası satışları bir önceki yıla göre ortalama %10,3 artarak 2,62 milyon adede ulaştı. Böylece Avrupa genelindeki kurulu ısı pompası sayısı yaklaşık 28 milyona yükseldi. Satışların yeniden ivme kazanmasında; istikrarlı teşvik programları, elektrifikasyon politikaları ve fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmaya yönelik kamu politikaları belirleyici rol oynadı.

Avrupa’da ısı pompası satışları ilk çeyrekte %17 arttı

Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) 2026 Dünya Enerji Yatırımları Raporu da elektrifikasyonun küresel enerji yatırımlarındaki ağırlığının her geçen yıl arttığını ortaya koyuyor. Rapora göre, 2026’nın ilk çeyreğinde Avrupa’da ısı pompası satışları geçen yılın aynı dönemine göre %17 artış gösterdi.

Enerji dönüşümünün yalnızca yeni teknolojilere geçiş olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Üçay Mühendislik İcra Kurulu Üyesi ve İklimlendirme & Şubeler Direktörü Zafer Çüman, şunları söyledi:

Dönüşümün merkezinde ısı pompaları yer alıyor

Bugün Avrupa’da yaşanan dönüşüm, yalnızca doğal gaz kazanlarının yerini ısı pompalarının alması olarak değerlendirilmemeli. Yeniden tasarlanan sadece cihazlar değil; enerjinin üretiminden depolanmasına, yönetiminden tüketimine kadar uzanan bütün enerji sistemidir. Isı pompaları da bu entegre ekosistemin en önemli bileşenlerinden biridir.”

Avrupa’da ısı pompalarına olan ilginin temelinde karbon emisyonlarını azaltma hedefleri, fosil yakıtlara bağımlılığı düşürme politikaları, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla tam uyumlu sistemlere geçiş ve uzun vadede enerji maliyetlerini kontrol altında tutma ihtiyacının bulunduğunu belirten Çuman, bu dönüşümün kamu politikalarıyla da desteklendiğini ifade etti. Birçok Avrupa ülkesinde elektrik üzerindeki vergi yükünün azaltılmasına yönelik uygulamaların da pazarın büyümesini desteklediğini söyledi.

Dört mevsim çözüm sunuyor

Enerji verimliliği yüksek sistemlere geçişin artık yalnızca çevresel değil, ekonomik bir gereklilik haline geldiğini vurgulayan Çüman, şunları söyledi: 

“Isı pompaları yalnızca kış aylarında ısıtma sağlayan sistemler değildir. Aynı zamanda yaz aylarında soğutma ve kullanım sıcak suyu ihtiyacını da karşılayarak dört mevsim çözüm sunuyor. Bu özellikleri sayesinde hem bireysel kullanıcılar hem de ticari işletmeler için enerji maliyetlerini düşüren önemli bir teknoloji haline geliyor. Öte yandan Türkiye, sahip olduğu iklim çeşitliliği ve yenilenebilir enerji potansiyeli sayesinde ısı pompası teknolojilerinin yaygınlaşması için önemli avantajlara sahip.”

Enerji sektörünün önümüzdeki dönemde birbirini tamamlayan teknolojiler üzerine kurulacağını ifade eden Çüman, sözlerini şöyle tamamladı:

“Enerji dönüşümünü yalnızca yeni cihazlara geçiş olarak değerlendirmemek gerekiyor. Gelecekte; güneş enerjisi sistemleri, ısı pompaları, enerji depolama çözümleri ve elektrikli araç şarj altyapıları birbirini tamamlayan entegre bir ekosistem oluşturacak. Türkiye’nin bu dönüşümü bugünden planlaması hem enerji güvenliği hem de sürdürülebilirlik açısından kritik önem taşıyor.”

Okumaya Devam Et

GENEL

 YAZ SICAKLARINDA KLİMANIN ÖMRÜNÜ KORUMANIN YOLLARI 

Yayınlandı

-

 
Yaz aylarında artan klima kullanımı, doğru bakım ve bilinçli kullanım alışkanlıklarını her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Düzenli bakım, yetkili servis desteği ve orijinal yedek parça kullanımı, cihazın üretici standartlarında çalışmasını destekliyor. Ayrıca enerji verimliliğinin korunmasına ve klima ömrünün uzamasına katkı sağlıyor.

 

Yaz aylarında yükselen sıcaklıklarla birlikte klimalar da günün büyük bölümünde kesintisiz çalışıyor. Ancak yoğun kullanım, doğru bakım ve bilinçli kullanım alışkanlıklarıyla desteklenmediğinde hem enerji tüketimini artırabiliyor hem de cihaz performansını olumsuz etkileyebiliyor. Uzmanlar, düzenli bakım, yetkili servis desteği ve doğru kullanım alışkanlıklarının yalnızca enerji tasarrufu sağlamakla kalmadığını, klimaların daha uzun ömürlü ve güvenli çalışmasına da önemli katkı sunduğunu belirtiyor.
 
Yaz aylarında uzun süre çalışan klimalarda filtrelerde toz ve kir birikimi hızlanırken, bu durum cihazın daha fazla enerji harcamasına ve soğutma performansının düşmesine neden olabiliyor. Düzenli bakımı yapılmayan klimalar, istenilen sıcaklığa ulaşmak için daha fazla çalışarak elektrik tüketimini artırırken, iç ortam hava kalitesini de olumsuz etkileyebiliyor. Periyodik bakım sayesinde filtreler, iç ve dış üniteler ile sistem bileşenleri kontrol edilerek olası sorunlar büyümeden tespit edilebiliyor. Böylece hem cihazın performansı korunuyor hem de beklenmedik arızaların önüne geçilebiliyor.

Yoğun Kullanım Döneminde Bakım Önemli
 
Baymak uzmanları; klimaların uzun ömürlü ve verimli çalışabilmesi için düzenli bakımın büyük önem taşıdığını vurguluyor. Yetkili servisler tarafından yapılan bakım işlemlerinin cihaz performansının korunmasında ve olası arızaların önlenmesinde kritik rol oynadığını belirten uzmanlar, “Orijinal yedek parça kullanımı, klima sistemlerinin tasarlandığı performansta çalışmasını desteklerken enerji verimliliğinin korunmasına da katkı sağlıyor. Yaz aylarında dikkat edilecek birkaç küçük nokta ile enerji tüketimini azaltmak ve kullanıcı konforunu artırmak mümkün” diyor.

 

Klimaların düzenli bakımının en önemli avantajlarından biri enerji verimliliğinin korunması oluyor. Temiz filtreler ve sağlıklı çalışan sistem bileşenleri sayesinde cihazlar daha kısa sürede istenilen sıcaklığa ulaşırken, daha düşük elektrik tüketimiyle çalışabiliyor.
Düzenli bakım aynı zamanda daha etkili soğutma performansı sağlarken, sistemde oluşabilecek aşınmaların önüne geçerek cihaz ömrünü uzatıyor. Özellikle yaz sezonu öncesinde ve yoğun kullanım dönemlerinde gerçekleştirilen kontroller, kullanıcıların hem konforunu hem de bütçesini koruyor.
 
Orijinal Yedek Parça Tercih Edilmeli

 

Klimalarda bakım ve onarım süreçlerinde kullanılan yedek parçaların kalitesi de cihaz performansını doğrudan etkiliyor. Orijinal yedek parçalar, klima sistemlerinin üretici standartlarına uygun şekilde çalışmasını desteklerken sistem uyumluluğunu koruyor.
Bunun yanında performans kayıplarının önlenmesine katkı sağlayan orijinal parçalar, güvenlik risklerini azaltıyor, garanti süreçlerinin korunmasına destek oluyor ve uzun vadede daha ekonomik bir kullanım sunuyor.

 

Klima bakım ve onarım işlemlerinin yetkili servisler tarafından gerçekleştirilmesi, cihazın performansını koruyabilmesi açısından büyük önem taşıyor. Eğitimli teknik ekipler tarafından yapılan kontroller sayesinde arızalar doğru şekilde tespit edilirken, üretici standartlarına uygun bakım uygulamaları ve orijinal yedek parça kullanımıyla enerji verimliliğinin sürdürülebilmesine katkı sağlanıyor.

 

Yaz aylarında dikkat edilecek küçük kullanım alışkanlıklarının hem enerji tüketimini azalttığına hem de klima performansını artırdığına dikkat çeken Baymak uzmanları tarafından:
  • Klima sıcaklığının 22-26°C aralığında ayarlanması,
  • Kapı ve pencerelerin kullanım sırasında kapalı tutulması,
  • Filtre temizliğinin düzenli olarak yapılması,
  • Cihazın çok düşük sıcaklıklarda uzun süre çalıştırılmaması,
  • Periyodik bakım takviminin ihmal edilmemesi öneriliyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

TCL Klima, Türkiye’nin önde gelen e-ticaret pazaryerlerinde resmî mağazalarını açtı!

Yayınlandı

-

TCL Klima, Türkiye’de Trendyol, Amazon, N11 ve Hepsiburada üzerindeki resmi mağazalarını açarak tüketicilere güvenli ve doğrudan alışveriş deneyimi sunmaya başladı. Marka, bu açılış nedeniyle başlattığı kampanya kapsamında ise resmi mağazalarından klima satın alan tüm kullanıcılara 2 yıl geçerli ücretsiz klima temizlik hizmeti hediye ediliyor. 

Dünyanın önde gelen tüketici elektroniği markalarından TCL, Türkiye klima pazarındaki büyümesini e-ticaret yatırımlarıyla sürdürüyor. TCL, artık Türkiye’nin önde gelen dört pazaryeri Trendyol, Amazon, N11 ve Hepsiburada’ki resmi mağazalarında klima ürünlerini tüketicilerle buluşturacak. Marka, e-ticaret mağazalarının açılışı kapsamında satış sonrası çok önemli bir kampanya da başlattı. Ağustos ayına özel kampanya kapsamında, TCL’in resmi e-ticaret mağazalarından klima satın alan tüm müşterilere, 2 yıl geçerli ücretsiz klima temizlik hizmeti hediye ediliyor. Böylece TCL klimalarının verimli ve konforlu kullanımını destekleyen satış sonrası hizmetleriyle de kullanıcılarının yanında yer alıyor.

TCL Klima’nın pazaryerlerindeki mağazaları; tüketicilerin markanın klima ürünlerine güvenli, kolay ve doğrudan ulaşabilmesini sağlıyor. Yeni e-ticaret mağazaları sayesinde tüketiciler, ihtiyaçlarına uygun TCL klima modellerini inceleyebiliyor, ürün özelliklerini karşılaştırabiliyor ve resmî satış kanallarının sunduğu avantajlardan yararlanabiliyor.

Satış öncesinden satış sonrasına uzanan kullanıcı deneyimi
TCL Klima, Türkiye pazarındaki büyüme stratejisini yalnızca satış kanallarını genişletmek üzerine kurmuyor. Marka, ürün seçimi ve satın alma sürecinden kurulum, kullanım ve satış sonrası hizmetlere kadar uzanan bütüncül bir tüketici deneyimi vadediyor. Ağustos ayına özel ücretsiz klima temizlik hizmeti kampanyası da bu yaklaşımın bir parçasını oluşturuyor. Düzenli klima temizliği; ürünün performansının korunmasına, hava akışının verimli şekilde sürdürülmesine ve daha konforlu bir kullanım deneyiminin desteklenmesine katkıda bulunuyor.

Küresel teknoloji gücü Türkiye’deki tüketicilerle buluşuyor
Son beş yılda 100 milyon klima üreten TCL Klima, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 160’tan fazla ülke ve bölgede faaliyet gösteriyor. Markanın küresel operasyon yapısı içerisinde; 25 Ar-Ge merkezi, 7 ortak laboratuvar ve 21 üretim tesisi bulunuyor.  TCL Klima, iç mekân hava kalitesini, günlük konforu, sessizliği ve akıllı yaşam deneyimini destekleyen hava çözümlerine Türkiye’de sunduğu ürün portföyünde de yer veriyor.

İki yıl boyunca ücretsiz klima temizlik hizmeti kampanyasının tüm şartlarına buradan ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler