Roca: 2024'te Sürdürülebilirlik ve Global Büyüme ile Güçlü Adımlar - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Roca: 2024’te Sürdürülebilirlik ve Global Büyüme ile Güçlü Adımlar

Yayınlandı

-

100 yılı aşkın deneyimiyle Roca, 79 üretim tesisi ve 22 bine yakın çalışanıyla 170’ten fazla pazarda liderliğini sürdürüyor.

  1. Global ölçekte ve bölgesel olarak markanızın/firmanızın genel değerlendirmenizi alabilir miyiz? Sektördeki konumunuz ile ilgili neler söylemek istersiniz? 

Roca olarak, banyo alanlarına yönelik sunduğumuz geniş ürün yelpazesi ve çözümlerimizle küresel ölçekte güçlü bir oyuncu olmayı sürdürüyoruz. 100 yılı aşkın bir geçmişe sahip olan firmamız, sektördeki deneyimimiz, teknolojik yenilikçiliğimiz ve kaliteli üretim anlayışımızla kendimize sağlam bir yer edindik. Bugün, 79 üretim tesisimiz ve 22 bine yakın çalışanımızla dört kıtada faaliyet gösteriyoruz. Yıllık 2,09 milyar Euro’luk ciromuz, pazardaki güçlü konumumuzu ve sürdürülebilir büyüme stratejilerimizi yansıtıyor.

Banyo tasarımında hem estetik hem de fonksiyonellik açısından yenilikçi çözümler sunarak, yalnızca ürün değil, yaşam alanlarının konforunu arttıran bir marka kimliği oluşturduk. 170’ten fazla pazarda faaliyet göstererek sektördeki güçlü markalardan biri olmayı başardık. Müşteri odaklı yaklaşımımız, global üretim kapasitemiz ve çevre dostu ürün tasarımımız ile sektördeki farklılaşan konumumuzu pekiştirmeye devam edeceğiz.

  1. 2024 yılı için, sektörümüzdeki en belirgin trendler ve firmanız özelinde en belirgin değişimler neler oldu? 2024 yılı nasıl geçti, kısa bir bilgilendirme alabilir miyiz? 

2024 yılı, banyo sektöründe sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve erişilebilir tasarımlar gibi önemli değişimlerin hız kazandığı bir yıl oldu. Çevre dostu üretim süreçlerine artan ilgi, akıllı banyo teknolojilerinin yaygınlaşması ve yaşlanan nüfusun ihtiyaçlarına yönelik özel çözümler sektördeki en belirgin trendlerdi. Bu doğrultuda, Roca olarak biz de sektördeki gelişmelere paralel olarak önemli adımlar attık.

Avusturya’daki Gmunden tesisimizde devreye aldığımız dünyanın ilk elektrikli tünel fırını, seramik üretiminde çevreye olan etkilerimizi azaltmamıza olanak sağladı. Bu yenilikçi adım, sürdürülebilirlik misyonumuzu pekiştirdi ve sektördeki çevreci üretim anlayışına katkı sağladı. Ayrıca, İsviçre ve Polonya merkezli Nosag ve IneoCare şirketlerini bünyemize katarak, yaşlanan nüfus ve hareket kabiliyeti kısıtlı bireyler için fonksiyonel banyo çözümleri sunduk. 2024 yılı, aynı zamanda İtalya’nın önde gelen umumi banyo armatürü tedarikçisi Idral’i satın alarak Avrupa pazarındaki büyümemizi sürdürdük. Geçtiğimiz aylarda, Goslar/Hahndorf merkezli, sırlı çelikten üst segment banyo ürünleri üreten, 125 yıllık köklü bir firma olan Alman Alape GmbH şirketini satın aldık. 2045 yılına kadar karbon sıfır hedefimize ulaşmak için yenilikçi ve çevre dostu çözümler geliştirmeye, başarılı projelere imza atmaya kararlıyız.

  1. 2025 yılı sektörel ön görünüz doğrultusunda, başlıklarınız ve belirlediğiniz hedefleriniz neler olacaktır? 2025 yılında sektörümüzdeki gelişmeler ve markanızdaki/ürünlerinizdeki yenilikler neler olacak? Kısaca, 2025 nasıl geçecek, beklentinizi öğrenebilir miyiz?  

2025 yılı, Roca Group için sürdürülebilirlik, inovasyon ve verimlilik odaklı bir yıl olacak. Başlıca hedeflerimiz arasında sürdürülebilir üretim süreçlerini daha da güçlendirmek, yeni ürün tasarımları geliştirmek ve üretim makinelerimizin yenilenmesi bulunuyor. Çevre dostu çözümler ve karbon sıfır hedefimize ulaşmak için enerji verimliliğini arttıracak yatırımlar yapmayı planlıyoruz. Ayrıca, üretim süreçlerimizi optimize ederek daha çevre dostu ve verimli bir üretim süreci hedefliyoruz. Fabrika yerleşkemizin yeniden organizasyonu ve üretim makinelerinin renovasyonu ile operasyonel verimliliğimizi arttıracağız. Tüm bu adımlar, şirketimizin büyümesini ve sektöre sürdürülebilir, yenilikçi çözümler sunmamızı sağlayacak.

2025 yılı aynı zamanda istihdam stratejilerimizi şekillendireceğimiz bir yıl olacak. Çalışanlarımızın kişisel ve profesyonel gelişimini destekleyerek, şirketimizin büyümesi ve küresel refahı hedefleyen bir iş gücü oluşturmayı amaçlıyoruz. Bu doğrultuda, Roca Group Way adlı global projeyi hayata geçiriyoruz. Bu proje, çalışanlarımızın kariyer gelişimi, liderlik yetenekleri ve takım içindeki etkileşimlerini güçlendirecek. Yeni işe alımlarımızda, inovasyona açık ve sürdürülebilir çözümler üretebilecek yeteneklere odaklanacağız. Mevcut çalışanlarımıza yönelik eğitim programları ve mentorluk fırsatlarını arttırarak, liderlik gelişimi ve teknik eğitimle yetkinliklerini sürekli olarak geliştirmelerini sağlayacağız.

  1. 2024 yılı ihracatınız hakkında bilgi alabilir miyiz? Belirlenmiş olan yeni bölgelerdeki ilgili pazarlarda gerçekleştirdiğiniz yıllık ihracatınız ile ilgili neler söylemek istersiniz? 

2024 yılı, ihracat pazarlarımızda zorlu koşullara rağmen, büyümeyi sürdürdüğümüz bir yıl oldu. Yenilikçi çözümler sunduğumuz yeni markalarımız ile İsviçre ve Polonya gibi Avrupa pazarlarına yönelik büyüme hedeflerimizi gerçekleştirdik. Ayrıca, İtalya’da yaptığımız satın alma ile Avrupa’daki güçlü pazar konumumuzu pekiştirdik. Yıl boyunca, bu stratejik hamleler ve yenilikçi ürünlerimiz ile Avrupa pazarında önemli bir ilerleme kaydettik. Bunun yanı sıra, alternatif pazarlara açılma stratejimiz doğrultusunda, farklı coğrafyalarda daha fazla pazar payı elde etmeyi başardık. Bu yeni bölgelerdeki ihracatımız, yalnızca ürün çeşitliliğimizle değil, aynı zamanda çevre dostu üretim çözümlerimizle de farklılaştı. Sürdürülebilirlik ve inovasyon odağında geliştirdiğimiz ürünlerle, çevresel etkimizi azaltma yolunda önemli adımlar attık Bu tür yatırımlarla, hem sektörümüze hem de şirketimize büyük bir değer katmayı başardık.

  1. 2025 yılı için ihracat hedeflediğiniz yeni bölgelerdeki yeni ihracat stratejilerinizi öğrenebilir miyiz? Bu kapsamda ihracat odaklı yeni üretim / yeni ürün yatırımlarınız ile ilgili bilgi almak, kısaca 2025 yılı için ihracat beklentinizi de öğrenebilir miyiz? 

2025 yılında, küresel pazarlarda pazar payımızı arttırmayı, ürün çeşitliliğimizi genişletmeyi ve mevcut ihracat pazarlarımızdaki etkinliğimizi güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda, yeni bölgelere açılarak sürdürülebilir ve yenilikçi ürünlerle fark yaratmayı amaçlıyoruz. Stratejimizin temelini, lojistik ve tedarik zinciri yönetiminde verimliliği arttırmak oluşturuyor. Bölgesel taleplere uygun çözümlerle hem mevcut pazarlarımızda büyümeyi hem de yeni iş fırsatları yaratmayı planlıyoruz. Ayrıca, Roca’nın Orta Doğu yönetiminin Türkiye ile entegre edilmesiyle Orta Doğu pazarında hızlı bir büyüme hedefliyoruz. Türkiye’nin üretim gücü ve bölgesel avantajlarının bu sinerjiye katkı sağlayarak, markamızı bölgede daha güçlü bir konuma taşıyacağına inanıyoruz.

  1. Sürdürülebilir Çevre Politikaları ve Yaşanabilir Çevre Stratejileri doğrultusunda, 2024 yılında gerçekleştirdiğiniz çalışmalarınız ile Sosyal Sorumluluk Projeleriniz hakkında neler söylemek istersiniz? 2025 yılı Sürdürülebilir Vizyonunuz hakkında ve planladığınız Sosyal Sorumluluk Projeleriniz ile ilgili de bilgi almak isteriz.

2024 yılı, sürdürülebilir çevre politikaları ve yaşanabilir çevre stratejilerimiz açısından önemli bir yıl oldu. Bu dönemde, çevre dostu üretim süreçlerine ve enerji verimliliği yüksek teknolojilere yapılan yatırımlar sayesinde karbon ayak izimizi önemli ölçüde azalttık. Avusturya’daki tesisimizde devreye aldığımız elektrikli tünel fırını, seramik üretimindeki çevresel etkilerimizi minimize ederken, sıfır atık yaklaşımını benimseyerek üretim süreçlerimizi daha sürdürülebilir hale getirdik. Sosyal sorumluluk projeleri alanında ise özellikle yaşlanan nüfusun sağlık gereksinimlerini karşılamaya yönelik önemli adımlar attık. Ayrıca, çevre bilincini arttırmaya yönelik eğitimler ve bilinçlendirme projeleriyle toplumsal duyarlılığı yükseltmeye çalıştık. 2025 yılına yönelik sürdürülebilirlik vizyonumuz, çevresel etkilerimizi daha da azaltarak karbon nötr olma hedefimizi hayata geçirmek olacak. 

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Legrand Türkiye Grubu, Enerji Verimliliği Odaklı Akıllı Çözümlerle Sürdürülebilir Geleceğe Değer Katıyor

Yayınlandı

-

Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik, çevresel sorumluluk anlayışını güvenli, dayanıklı ve ekonomik yaşam alanlarıyla bir araya getiriyor. Legrand Türkiye Grubu, sürdürülebilirlik yaklaşımını destekleyen akıllı bina sistemleri ve enerji verimliliği çözümleriyle, yapıların ve şehirlerin geleceğine değer katmaya devam ediyor.

Artan enerji maliyetleri, karbon salınımını azaltma hedefleri ve sürdürülebilirlik bilincinin yükselmesi hem bireysel kullanıcıları hem de kurumları enerji tasarrufu sağlayan akıllı sistemlere yönlendiriyor. Türkiye’de enerji verimliliği, akıllı binalar ve sürdürülebilir enerji çözümleri her geçen gün daha fazla önem kazanırken enerji verimliliğine yönelik teşvikler, sanayi sektöründe dijitalleşmenin hızlanması ve yenilenebilir enerji yatırımları bu dönüşümü destekliyor. Akıllı bina otomasyonları, enerji izleme ve yönetim sistemleri ile elektrikli araç şarj istasyonları gibi teknolojiler giderek daha yaygın hale geliyor. Bu dönüşümün aktif bir parçası olan Legrand Türkiye Grubu, güvenli, dayanıklı, sürdürülebilir ve enerji verimliliği sağlayan sistemlerin artık tartışılmaz bir zorunluluk olduğu bilinciyle elektriksel altyapı, akıllı bina ve güvenlik çözümleri geliştiriyor. Yüksek kaliteli ve dayanıklı modüler koruma ürünleri, yapıların güvenliğini artıran kritik bileşenler arasında yer alıyor. Bu yaklaşım, Legrand Türkiye Grubu’nun 2025–2027 Kurumsal Sosyal Sorumluluk yol haritası kapsamında belirlediği somut ve ölçülebilir sürdürülebilirlik taahhütleriyle destekleniyor.

Akıllı Sistemlerle Enerji Kullanımında Kontrol ve Tasarruf

Enerji kalitesi ve enerji verimliliğini artıran çözümler konutlardan ticari yapılara, endüstriden veri merkezlerine kadar geniş bir kullanım alanına sahip. Konutlarda zaman saatleri, ev otomasyon sistemleri, aydınlatma yönetimi ve sensörler, ticari binalar ve endüstride ise aydınlatma yönetimi sistemleri, düşük kayıplı yeşil transformatörler, enerji analizörleri ve elektrikli araç şarj istasyonları enerji kullanımının daha verimli ve kaliteli hale gelmesine katkı sağlıyor. Bticino markası altında sunulan Living Now with Netatmo akıllı anahtar-priz serisi sayesinde kullanıcılar evlerindeki elektrik tüketimini uzaktan izleyip kontrol edebiliyor. Cihazların ne kadar enerji tükettiğini görebilerek daha bilinçli tüketim alışkanlıkları geliştirebiliyor.

Geleceğin Yaşam Alanları İçin Sürdürülebilir Teknoloji

Enerji verimliliği ve karbon ayak izinin azaltılması, günümüzde yalnızca çevre politikalarının değil, aynı zamanda ticari başarının da ayrılmaz bir parçası olarak öne çıkıyor. Bu doğrultuda Legrand Türkiye Grubu, tasarım ve üretim süreçlerinde sürdürülebilirliği önceliklendiriyor. Ürün geliştirme süreçlerinde eko-tasarım ilkelerini benimseyen Legrand Türkiye Grubu, yeniden tasarlanan ve yeni geliştirilen ürün ailelerinin %50’sinin Legrand eko-tasarım endeksi kriterlerine uygun hale getirilmesini hedefliyor. Bu yaklaşımın somut örneklerinden biri Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı Türkiye Ar-Ge Merkezi tarafından tasarlanan ve Pelitli fabrikasında üretilen, güneş enerjisiyle şarj olabilen Estia Hybrid UPS çözümü olarak öne çıkıyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanan bu ürün, sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda atılan önemli adımlardan biri olarak dikkat çekiyor. Aynı zamanda 2027 yılına kadar grup genelinde üretilen ürünlerin %37’sinde sürdürülebilir malzeme kullanımına ulaşılması hedeflenirken, ambalaj alanında yürütülen dönüşümle ürünlerde kullanılan birincil plastik ambalajların %80’inin ortadan kaldırılması amaçlanıyor.

Önümüzdeki dönemde Legrand Türkiye Grubu, bina otomasyonu, akıllı enerji yönetimi sistemleri ve yenilenebilir enerji çözümlerine odaklanmayı sürdürüyor. Yapay zekâ ve IoT destekli akıllı sistemlerle geliştirilen çözümler, bireysel kullanıcıların ve işletmelerin enerji tüketimlerini daha verimli yönetmelerine katkı sağlıyor. Legrand Türkiye Grubu, yenilikçi yaklaşımıyla Türkiye’nin sürdürülebilirlik hedeflerini desteklemeye devam ediyor.

Komple çözüm sunma felsefesi ile Legrand’ın ürünleri hakkında ayrıntılı bilgi için www.legrand.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

GENEL

6 Şubat Depremleri: Yıkımın Nedenleri ve Güçlendirme Gerçeği

Yayınlandı

-

Etriye Stüdyo’nun 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin 3. yılına özel bölümünde, yapı stokunun gerçek risk haritası ve güçlendirme süreçlerindeki tıkanmalar; Oya Eşenli Gazioğlu moderatörlüğünde, Pak Danışmanlık Kurucusu İnş. Yük. Müh. Bayram Aygün (DEGÜDER YK Üyesi) ile Seismodynamics Kurucusu İnş. Müh. ve Deprem Yük. Müh. Mustafa Görkem Yıldız (DEGÜDER YK Başkanı) tarafından mühendislik perspektifiyle ele alındı.

Yıkımın Ortak Profili: 2000 Öncesi Yapılar

6 Şubat depremleri sonrasında yapılan saha incelemeleri ve açıklanan veriler, ağır hasar ve yıkımın büyük ölçüde 2000 yılı öncesinde inşa edilmiş yapılarda yoğunlaştığını ortaya koydu. Bu yapılarda yapı denetimi bulunmaması, beton kalitesinin belirsizliği ve taşıyıcı sistem detaylarının standartlara uygun uygulanmaması, deprem performansını doğrudan etkileyen temel unsurlar arasında yer aldı.

Bu noktada Mustafa Görkem Yıldız, 2000 yılının bir milat olarak kabul edilmesinin nedenini yapı denetim sisteminin bu tarihten sonra devreye girmesi ve hazır beton kullanımının yaygınlaşmasıyla açıkladı. 

Sorun Yönetmelikte Değil, Uygulamada

Söyleşide yeni yapılarda yaşanan yıkımlar ele alındığında, sorunun yürürlükteki deprem yönetmeliklerinden kaynaklanmadığı ortak bir değerlendirme olarak öne çıktı. Taşıyıcı sistem kurgusu, perde oranları, proje–uygulama uyumu ve denetim süreçleri, yapı performansını belirleyen başlıca unsurlar arasında yer aldı.

Bu çerçevede Mustafa Görkem Yıldız, özellikle paket yazılımlar üzerinden hızlı biçimde üretilen projelere dikkat çekti. Yıldız, yazılımın sunduğu çıktının mühendislik bilgisiyle sorgulanmadan uygulanmasının ciddi riskler doğurabildiğini; yazılımın bir araç olduğu, kararın ise mühendislik sorumluluğu taşıdığını vurguladı. Yönetmeliklerin teknik olarak yeterli olduğunu, asıl sorunun sahadaki uygulama kalitesi ve denetim mekanizmalarında yoğunlaştığını ifade etti.

Asıl Öncelik: 2000 Yılından Önce İnşa Edilmiş Yapılar

Deprem sonrası yapılan değerlendirmeler, can kayıplarını azaltmak açısından önceliğin 2000 yılından önce inşa edilmiş yapılar olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Bu yapılar düşük yanal rijitlik, yetersiz perde kullanımı ve düzensiz taşıyıcı sistem kurgusuna ilave olarak düşük malzeme kalitesi ve uygunsuz donatı detayları nedeniyle yüksek risk grubunda yer alıyor. Bu noktada Mustafa Görkem Yıldız, yeni yapıların güvenliği kadar mevcut yapıların performansının da sistemli biçimde güçlendirme odağında ele alınması gerektiğini vurguladı.

Deprem Riski Teknikten Önce Bir “Erişim” Meselesi: Güçlendirme Neden Hâlâ Tıkanıyor?

Güçlendirme, teknik olarak doğruluğu kanıtlanmış ve kamu yapılarında uzun süredir kullanılan bir yöntem olmasına rağmen, konut ölçeğinde yeterince yaygınlaşmış durumda değil. Söyleşide bu durumun temel nedenleri finansman eksikliği, teşvik mekanizmalarının sınırlı olması ve bürokratik süreçlerin karmaşıklığı başlıkları altında ele alındı.

Bu çerçevede Bayram Aygün, güçlendirmenin mevcut kentsel dönüşüm anlayışı içinde geri planda kaldığını belirterek, “Güçlendirme bugün kentsel dönüşümün üvey evladı gibi ele alınıyor,” değerlendirmesinde bulundu. Aygün, kamu binalarında uygulanan güçlendirme politikalarının, benzer bir yaklaşımla konutlara da yayılması gerektiğini ifade etti.

İdari ve Hukuki Engeller Süreci Kilitliyor

Akışta öne çıkan bir diğer başlık ise güçlendirme sürecindeki idari sorunlar oldu. İskânsız yapıların güçlendirme ruhsatı alamaması gibi uygulamaların, en riskli yapıların sistem dışında kalmasına yol açtığı aktarıldı.

Bu konuda Mustafa Görkem Yıldız, idari süreçlerin sadeleştirilmemesinin, güçlendirme yapmak isteyen yapı sahipleri için süreci fiilen tıkadığını belirtti. Teknik çözümlerin sahada karşılık bulabilmesi için, bu çözümleri mümkün kılacak idari düzenlemelere ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Yeni Güçlendirme Yönetmeliği Neleri Değiştirecek?

Yakın dönemde yürürlüğe girmesi beklenen Türkiye Bina Güçlendirme Yönetmeliği, mevcut yapılar için daha gerçekçi performans hedefleri tanımlaması açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Yönetmeliğin teknik çerçeveyi netleştirmesinin, güçlendirme uygulamalarında maliyetleri daha öngörülebilir hale getirmesi bekleniyor.

Bu noktada Mustafa Görkem Yıldız, teknik düzenlemelerin ancak finansal ve idari destek mekanizmalarıyla birlikte ele alındığında sahada etkili olabileceğine dikkat çekti.

Sonuç: Güçlendirme Şefkatle Ele Alınmalı

Söyleşinin sonunda, Etriye Stüdyo moderatörü Oya Eşenli Gazioğlu, yapılan değerlendirmeleri şu çerçevede özetledi: 6 Şubat depremleri, Türkiye’de yapı güvenliği konusundaki asıl meselenin teknik bilgi eksikliğinden ziyade uygulama, erişilebilirlik ve politika tercihlerinde yoğunlaştığını gösteriyor. Güçlendirme, bilimsel olarak geçerliliği kanıtlanmış ve kamu yapılarında başarısı görülmüş bir yöntem olarak önemli bir çözüm sunuyor. Ancak bu çözümün yaygınlaşabilmesi için, teknik doğrular kadar finansal desteklerin, idari kolaylıkların ve toplumsal farkındalığın birlikte ele alınması gerekiyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Avrupa Yakası’nda ‘şehirden kopmadan nefes almak isteyenler’ için yeni bir yaşam standardı sunuluyor!

Yayınlandı

-

YALI KEYFİNİ KÜÇÜKÇEKMECE’DE YAŞATACAK, İSTANBUL’A NEFES ALDIRACAK!

DENİZ VE GÖL MANZARALI YALI360, ŞEHİRDEN KOPMADAN FERAH BİR YAŞAMIN KAPILARINI AÇACAK!

Sega Yapı ve Mutlu İnşaat’ın ortak vizyonuyla Küçükçekmece Gölü kıyısında başlatılan 472 konutluk Yalı360 projesi, göl ve deniz manzarasını aynı anda sunan panoramik cepheleri, yeşil avluları, gün ışığını maksimum düzeyde alan ferah daireleri ve geniş balkonları ile bölgede fark yaratıyor. Modern mimariyi doğanın huzuru ile birleştirerek İstanbul’a yeni bir yaşam standardı getiren proje; Marmaray, metrobüs, E-5’e ve TEM’e yakınlığı ile ‘şehirden kopmadan nefes almak’ isteyenlerin tercihi oldu

Konut sektöründe sanayi ve ekonomisiyle hızla gelişen ve yatırım değeri her geçen gün artan ilçelerden Küçükçekmece’de başlatılan Yalı360 projesi, İstanbul’da yaşam kalitesini en üst seviyeye çıkaran özellikleriyle yıldızı parlayan projelerden biri oldu. 

Sega Yapı ve Mutlu İnşaat’ın ortak vizyonuyla Küçükçekmece Gölü kıyısında temelleri atılan Yalı360; göl ve deniz manzarasını aynı anda sunan panoramik cepheleri, yeşil avluları, gün ışığını maksimum düzeyde alan ferah daire planları ve geniş balkonları ile bölgeye ‘nefes aldırarak’ fark yarattı. 

İstanbul’da nadir yaşanabilecek yaşam standardı Küçükçekmece’de!

Toplam 53 bin metrekare inşaat alanı üzerinde 5 bloktan oluşan Yalı360 projesinde 1+1, 2+1, 3+1 gibi farklı daire tiplerinden oluşan 472 konut yer alıyor. Kapalı ve açık otopark imkânı, çocuk oyun alanları, 7/24 kesintisiz güvenlik hizmeti, yürüyüş alanları, donanımlı spor salonu ve saunanın yanı sıra, geniş bir peyzaj düzenlemesi sunan proje; göl ve deniz manzarasıyla buluşan ferah ve konforlu daireleriyle İstanbul’da nadir deneyimlenebilecek yüksek bir yaşam standardı getirdi. Modern mimariyi doğanın huzuru ile birleştiren Yalı360’da malzeme seçiminden renk paletine, peyzaj düzenlemelerinden ortak alanlara kadar her detay; dinginlik, zarafet ve kalite anlayışıyla tasarlandı. 

Marmaray, metrobüs ve çevre yollarına yakınlığı ile şehre bağlanma kolaylığı 

Merkezi konumu, yeşil alanlarla çevrili yapısı ve göl manzarasıyla şehir hayatının yoğun temposundan uzak, dengeli ve prestijli bir yaşam sunan Yalı360, ulaşım ağlarının merkezinde yer alan konumuyla, konforlu bir yaşama şehirden kopmadan kavuşma ayrıcalığını sağlıyor. Marmaray ve metrobüs ve E-5 bağlantılarına yürüme mesafesinde olan proje, metroya 1,8 km, Florya Sahil ve Aqua Florya AVM’ye ise 4 km mesafesiyle İstanbul’un her noktasına hızlı ve kolay ulaşım imkânı veriyor. Okullar, hastaneler, alışveriş merkezleri ve sosyal yaşam alanlarına olan yakınlığı ise projeyi hem yaşam hem de yatırım değeri açısından güçlü bir noktaya taşıyor.

Turan: “Projemiz,insanı merkeze alan, dengeli bir yaşam ve yatırım fırsatı”

İnşaatına 2025 yılında başladıkları projeyi 2028 yılında teslim etmeyi planladıklarını kaydeden Sega Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Sezgin Turan, “Çağdaş mimari detayları, ferah yaşam alanları ve yeşil alanlarla bütünleşen yapısıyla Yalı360 projemizi, şehirden kopmadan dengeli bir yaşam arayanlarve sadece yaşamak için değil, nefes almak, dinginliği hissetmek ve şehrin karmaşasından uzaklaşmak isteyenler için tasarladık. Bu özel proje ile İstanbul’da ve Küçükçekmece bölgesinde nadir bulunan bir yaşam deneyimi vadediyoruz. Şehir hayatının dinamizmi ile doğayla iç içe bir yaşamı, yeşil ile maviyi buluşturduğumuz proje, hem ayrıcalıklı bir yaşam hem de güçlü bir yatırım değeri sunuyor” değerlendirmesini yaptı. Sega Yapı olarak müşteri memnuniyetini merkeze alan, insan odaklı ihtiyaçlara özel çözümler sunan bir vizyonla çalıştıklarını kaydeden Turan, “Geleceğin yaşam alanlarını şekillendirirken sağlıklı, sürdürülebilir ve estetik yaşam alanları üreterek sektörde yön belirleyen bir marka olma vizyonuyla hareket ediyoruz. Bulunduğumuz bölgelerde yaşam kalitesini yükseltmek ve insanlara değer üreten yapılar sunmak, en önemli önceliğimiz” dedi. 

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler