Nitelikli ısı yalıtımı deprem riskine karşı kalkan görevi görüyor - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Nitelikli ısı yalıtımı deprem riskine karşı kalkan görevi görüyor

Yayınlandı

-

Türkiye’de nüfusun yaklaşık yüzde 73’ü, birinci ve ikinci derece deprem bölgelerinde yaşıyor. Bu orana karşın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın verilerine göre, ülkemizde 19 milyon civarında olan yapı stokunun ortalama 6-7 milyonluk kısmı riskli statüde yer alıyor. Söz konusu veriler dikkate alındığında, Türkiye’deki yapıların depreme dayanıklı hale getirilmesi hayati önem taşıyor. Bu kapsamda binaların inşasında uygun proje ve denetimlerin yanı sıra nitelikli ısı yalıtımı da kritik bir rol oynuyor. 1-7 Mart Deprem Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulunan Baumit Türkiye Teknik Müdürü Meltem Bayraktar San, yalıtım malzemelerinin dış etmenlere karşı binanın direncini artırarak, deprem sırasında yapısal bütünlüğün korunmasına yardımcı olduğunu belirtti. San ayrıca, ısı yalıtımının binalarda oluşabilecek nem, yoğuşma, korozyon gibi sorunların önüne geçerek yapının sağlam kalmasına önemli katkıda bulunduğunu vurguladı. 

Depreme dayanıklı binalar denildiğinde akla ilk gelen unsurlar sağlam temel ve güçlü taşıyıcı sistemler olsa da bina bütünlüğünü koruyan ısı yalıtımı da bu anlamda kritik bir role sahip. 1-7 Mart Deprem Haftası kapsamında dayanıklı binalar için yalıtımın önemine dikkat çeken Baumit Türkiye Teknik Müdürü Meltem Bayraktar San, nitelikli ısı yalıtımının binanın enerji verimliliğini artırmanın yanı sıra bina mukavemetini de artırarak deprem anında ve sonrasında yapı güvenliğine katkı sağladığını vurguladı. 

“Türkiye’deki yapı stokunun yüzde 40’ının acilen yenilenmesi gerekiyor”

Deprem riskinin yüksek olduğu bölgelerde yapıların sağlam zemine oturtulması ve zemin etüdü çalışmalarının titizlikle yapılması gerektiğini vurgulayan Meltem Bayraktar San; “İTÜ Vakfı tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 43’ü birinci derece deprem bölgesinde, yüzde 30’u da ikinci derece deprem bölgesinde yaşıyor. Yani ülkemizdeki nüfusun yaklaşık yüzde 73’ü, deprem açısından riskli bölgelerde hayatını sürdürüyor. Diğer yandan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 19 milyon konut bulunuyor. Bunlardan 1999 depreminden sonra yapılan yaklaşık 5 milyon konutun iyi durumda olduğu değerlendirilirken, 14 milyon konutun afet riski yönünden incelenmesi gerekiyor. Deprem tasarımı ve malzeme dayanımı yetersiz olan yapılar ile mühendislik hizmeti almadan kaçak olarak inşa edilen yapılar gözetildiğinde, bakanlık verilerine göre ülkemizdeki toplam yapı stokunun yaklaşık yüzde 40‘ına denk gelen 6-7 milyon konutun yenilenmesinin veya güçlendirilmesinin gerektiği tahmin ediliyor. Bu verileri dikkate aldığımızda, depreme karşı dayanıklı binalar inşa etmenin önemi, su götürmez bir gerçek olarak karşımızda duruyor. Bu kapsamda yapıların mühendislik kurallarına uygun şekilde projelendirilmesi ve inşaat sürecinin denetimli yürütülmesi, depreme karşı güvenliği artıran en önemli unsurlar olarak öne çıkıyor. Ayrıca bina bütünlüğünü sağlayan nitelikli ısı yalıtımı da bina mukavemetini artırarak yapı güvenliğine ciddi katkıda bulunuyor. Çünkü ısı yalıtımı, ısı hareketlerini ve buhar yoğuşmasını azaltarak yapılarda oluşabilecek nem, yoğuşma, korozyon gibi sorunların önüne geçerek yapının korunmasına yardımcı oluyor” dedi. 

“Isı yalıtımı olmayan binalar zamanla dayanıksız hale geliyor”  

Uzun vadede daha sağlıklı ve güvenli yaşam alanları için ısı yalıtımının gerekli olduğuna işaret eden San; “Yapı cephelerinde doğru ve kesintisiz uygulanmış nitelikli bir ısı yalıtım sisteminin olmaması, binanın zamanla dayanıklılığını kaybetmesine yol açabiliyor. Depreme dayanıklı yapıların oluşturulmasında ısı yalıtımının standart hale getirilmesi, gelecekte yaşanabilecek felaketlerin etkisini en aza indirmeye yardımcı olur. Nitelikli ısı yalıtımının bir inşaatın proje aşamasına dahil edilmiş olması elbette önemli. Ülkemizde, Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği’nin yürürlüğe girdiği 2017 yılından sonra inşa edilen binalarda ısı yalıtımı zorunlu olarak uygulandı. Ancak unutulmamalı ki bu tarihten önce inşa edilmiş, ısı yalıtımı olmayan ya da yeterli ve nitelikli bir ısı yalıtımı uygulaması bulunmayan binalarda bu uygulama sonradan da yapılabiliyor. Binaları yoğuşma ve korozyondan koruyabilmek için geç olmadan mantolama yaptırmak bina ömrünü uzatmaya yardımcı oluyor. Bu noktada, kamu ve özel sektörün iş birliği içinde hareket etmesi ve denetim mekanizmalarının etkin çalışması büyük önem taşıyor. Yapı yönetmeliklerine uyum sağlanması ve binalarda enerji verimliliği sağlayan çözümlerin teşvik edilmesi hem çevresel hem de ekonomik sürdürülebilirlik açısından kritik bir adım. Sonuç olarak nitelikli ısı yalıtımı sayesinde yapıların ömrünün ve dayanıklılığının artması, deprem güvenliğini sağlamaya ciddi bir katkıda bulunuyor. Baumit olarak biz de sektörde oluşturduğumuz bilinçle sağlıklı yaşam alanlarının oluşturulmasına destek olmayı hedefliyoruz. Depreme karşı dirençli şehirler oluşturmak için inovatif ve yapı güvenliğini ön planda tutan çözümler üretmeyi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

İklimle mücadelede en erişilebilir çözüm: Yalıtım

Yayınlandı

-

 
İklim krizine karşı mücadelede enerji verimliliği kritik rol oynarken, yalıtım çözümleri karbon salımını azaltmanın en etkili ve erişilebilir yollarından biri olarak öne çıkıyor. ODE Yalıtım, geliştirdiği yüksek performanslı ürünlerle enerji verimliliğini artırırken, üretim süreçlerinde hayata geçirdiği sürdürülebilirlik adımlarıyla da iklim dostu dönüşümünü güçlendiriyor.
 
İklim değişikliğinin etkileri her geçen yıl daha görünür hale geliyor. Bu durum, enerji verimliliğini küresel ölçekte en kritik başlıklardan biri haline getiriyor. Toplam enerjinin yüzde 33’ü binalarda tüketilirken, ısıtma ve soğutma ihtiyacı karbon salımlarının da temel nedenleri arasında yer alıyor. Bu noktada yalıtım, enerji tasarrufu sağlarken sera gazı emisyonların azaltılmasına da büyük oranda katkı sağlıyor.
 
ODE Yalıtım da bu dönüşümü yalnızca ürünleriyle değil, üretim süreçleriyle de destekliyor. Şirket, sürdürülebilir üretim vizyonu doğrultusunda yenilenebilir enerji yatırımlarına devam ederken, üretim tesislerinde enerji verimliliği ve kaynak kullanımını iyileştirmeye yönelik uygulamalar gerçekleştiriyor. Eskişehir tesislerinde kullanılan çatı tipi güneş enerji sistemlerinin yanı sıra, Çorlu üretim tesisinde de yenilenebilir enerji kullanımını destekleyecek çalışmalar yürütülüyor.
 
“Yalıtım, iklim kriziyle mücadelede en etkili çözümlerden biri”
ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ozan Turan, Dünya İklim Günü’nde yaptığı değerlendirmede yalıtımın iklim kriziyle mücadeledeki rolünü şu sözlerle vurguluyor: “Küresel ölçekte enerjinin üçte biri binalarda tüketiliyor. Isıtma ve soğutma kaynaklı enerji ihtiyacı ise karbon salımlarının önemli bir bölümünü oluşturuyor. Doğru tasarlanmış ve standartlara uygun uygulanan yalıtım sistemleri, binalarda enerji tüketimini yüzde 70’e kadar azaltabiliyor. Bu da yalnızca enerji faturalarında düşüş anlamına gelmiyor; aynı zamanda karbon emisyonlarının azalması ve doğal kaynakların korunması açısından da doğrudan bir iklim katkısı sağlıyor. Bu yönüyle yalıtım, iklim kriziyle mücadelede en hızlı ve en erişilebilir çözümlerden biri olarak öne çıkıyor.”
 
“İklim krizi için tüm sektörler sorumluluk almalı”
ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ozan Turan, iklimle mücadelenin çok boyutlu bir yaklaşım gerektirdiğine dikkat çekerek şunları söylüyor: “İklim krizi, tüm sektörlerin sorumluluk almasını gerektiren küresel bir mesele. Biz bu sürece hem ürün geliştirme hem de üretim altyapımızı dönüştürme perspektifiyle yaklaşıyoruz. Yalıtım, binalarda ve sanayide enerji tüketimini azaltarak karbon salımını düşüren en etkili ve ekonomik çözümlerden biri. Bununla birlikte üretim süreçlerimizde yenilenebilir enerji kullanımını artırmaya ve karbon ayak izimizi azaltmaya yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”
 
Çevre odaklı yaklaşımını küresel pazarlara da taşıyan ODE Yalıtım, Türkiye’nin yalıtım malzemeleri ihracatının yüzde 17’sini gerçekleştiriyor. Şirket, İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği (İSİB) tarafından düzenlenen İhracatın Liderleri Ödül Töreni’nde “Yalıtım Malzemeleri İhracatı” kategorisinde 2022’den beri ihracat şampiyonu.

Okumaya Devam Et

GENEL

Sistem Alüminyum, Saha Expo’da dövme ve ekstrüzyon çözümlerini sergiledi

Yayınlandı

-

Türkiye’nin savunma, havacılık ve ileri teknoloji sanayilerine odaklanan önemli organizasyonlarından SAHA EXPO, bu yıl da sektörün öncü firmalarını İstanbul’da bir araya getirdi. Sistem Alüminyum da fuarda yer alarak savunma sanayisine yönelik yüksek katma değerli çözümlerini sektör profesyonelleriyle buluşturdu. Özellikle dövme ve ekstrüzyon çözümlerimiz, ziyaretçiler ve sektör temsilcileri tarafından büyük ilgi gördü.

Küresel savunma ve havacılık sanayisinin en prestijli buluşmalarından biri olarak kabul edilen Saha Expo 2026, sektörün global ölçekte en önemli buluşma noktaları arasında yer alıyor. Üreticileri, mimarları, mühendisleri ve yatırımcıları bir araya getiren organizasyonda Sistem Alüminyum, yenilikçi ve sürdürülebilir çözümlerini tanıttı. Fuarda özellikle alüminyum dövme ve ekstrüzyon alanındaki üretim kabiliyetlerini öne çıkaran Sistem Alüminyum’un Savunma sanayinin ihtiyaç duyduğu yüksek mukavemetli, hassas toleranslı ve kritik uygulamalara uygun alüminyum çözümleri ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Gerçekleştirilen iş görüşmeleri ve sektör buluşmalarıyla SAHA EXPO, Sistem Alüminyum açısından verimli ve başarılı bir organizasyon oldu.

“Savunma sanayisine değer katmaya devam edeceğiz”

Fuara, Sistem Alüminyum İcra Kurulu Başkanı Ayhan Yerekaban da katılım sağladı. Organizasyon kapsamında gerçekleştirilen temaslarda, şirketin savunma sanayiine yönelik stratejik üretim gücü, yüksek mühendislik kabiliyeti ve katma değerli çözümleri sektör temsilcileriyle paylaşıldı. Sistem Alüminyum’un savunma ve havacılık sanayiindeki etkin konumu ile sürdürülebilir büyüme vizyonu, fuar boyunca gerçekleştirilen görüşmelerde bir kez daha öne çıktı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın SAHA EXPO’ya katılımı ise Türkiye’nin milli teknoloji hamlesi doğrultusunda savunma sanayisinde ulaştığı güçlü konumu ve küresel rekabet vizyonunu ortaya koydu. Fuar katılımına ilişkin değerlendirmede bulunan Sistem Alüminyum İcra Kurulu Başkanı Ayhan Yerekaban“SAHA EXPO, savunma ve havacılık sanayimizin ulaştığı teknolojik seviyeyi ve yerli üretim gücünü ortaya koyan çok değerli bir platform. Sistem Alüminyum olarak özellikle dövme ve ekstrüzyon alanındaki yüksek mühendislik kabiliyetlerimizi sektör profesyonelleriyle paylaşmaktan büyük memnuniyet duyduk. Savunma sanayisinin ihtiyaç duyduğu yüksek mukavemetli ve hassas toleranslı alüminyum çözümlerinde, entegre üretim yapımız ve sürdürülebilir yatırım vizyonumuzla ülkemize katma değer sağlamaya devam edeceğiz.” İfadelerini kullandı. 

“Alüminyumun Geleceğinde İmzamız Var”

“Alüminyumun Geleceğinde İmzamız Var” vizyonuyla hareket eden Sistem Alüminyum; yüksek teknoloji yatırımları, mühendislik gücü ve stratejik sektörlerdeki güçlü varlığıyla Türkiye sanayisinin yükselen değerleri arasında yer alıyor.

30 yılı aşkın üretim tecrübesine sahip Sistem Alüminyum; ekstrüzyon, dövme alüminyum, kompozit panel ve mimari sistemler alanlarında üretim gerçekleştiriyor. Özellikle dövme alüminyum, yüksek mekanik dayanım gerektiren savunma, havacılık, otomotiv, enerji ve denizcilik gibi stratejik sektörlerde kullanılan özel bir üretim alanı olarak öne çıkıyor.

 Tam entegre üretim yapısı sayesinde; dökümden ekstrüzyona, yüzey işlemden mekanik işleme ve dövme teknolojilerine kadar tüm süreçleri tek çatı altında yönetebilen Sistem Alüminyum, bugün yıllık 103 bin ton alüminyum profil, 9 milyon m² kompozit panel ve yaklaşık 7 bin ton dövme alüminyum üretim kapasitesiyle Türkiye sanayisinin güçlü üreticileri arasında yer alıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

BOYA VE KAPLAMA SEKTÖRÜ DÜNYANIN 3’ÜNCÜ, AVRUPA’NIN 2’NCİ BÜYÜK FUARI PAINTISTANBUL’DA BİR ARAYA GELİYOR

Yayınlandı

-

Avrasya’nın en büyük boya ham maddeleri ve kaplama buluşmalarından biri olan Paintistanbul Boya Ham Maddeleri, Yapı Kimyasalları ve Yapıştırıcı Ham Maddeleri Teknolojileri Fuarı’nın basın lansmanı, sektör temsilcilerinin yoğun katılımıyla Çırağan Sarayı’nda düzenlendi. Lansmanda, 400’ün üzerinde katılımcı firma ile 10 bini aşkın ziyaretçinin bir araya gelmesi beklenen fuarın kapsamı, sektöre sağlayacağı katkılar ve bu yıl öne çıkacak yenilikçi başlıklar kamuoyuyla paylaşıldı. Lansman kapsamında yapılan konuşmalarda 1 milyon ton civarındaki büyüklüğüyle dünya pazarından pay alan Türkiye boya sektörünün 2,47 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğü vurgulandı.

Avrasya’nın en büyük boya ham maddeleri ve kaplama fuarı olan Paintistanbul Boya Ham Maddeleri, Yapı Kimyasalları ve Yapıştırıcı Ham Maddeleri Teknolojileri Fuarı’nın basın lansmanı Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirildi. Boya Sanayicileri Derneği (BOSAD) Başkanı Kenan Baytaş, CNG Group Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Yaman ve Paintistanbul Fuar ve Kongre Çalışma Grubu Başkanı Hakan Ünel’in ev sahipliğinde düzenlenen lansmanda; sektöre ilişkin değerlendirmeler ve Paintistanbul 2026’ya dair öne çıkan başlıklar paylaşıldı. 

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan ​BOSAD Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Baytaş, boya sanayisinin; üretim kapasitesi, ileri teknoloji altyapısı ve yarattığı yüksek katma değer ile Türkiye ekonomisinin stratejik ve öncü sektörleri arasında yer aldığını söyleyerek, inşaattan otomotive, enerjiden denizciliğe kadar pek çok alanda kritik rol üstlenen sektörün hem koruyucu hem de estetik çözümleriyle modern yaşamın vazgeçilmez bir parçası olduğunu belirtti. 

BOSAD Başkanı Baytaş: “Sektörümüz 1 Milyon Ton Büyüklüğe Sahip”

Boya Sanayicileri Derneği (BOSAD) olarak, 130’u aşkın üyeyle sektörün yaklaşık yüzde 85’ini temsil eden güçlü bir yapıya sahip olduğunu belirten BOSAD Başkanı Baytaş, “Katılımcı ve ziyaretçi sayılarıyla dünya çapında kabul gören Paintistanbul yerli ve yabancı firmaları bir araya getirerek boya, boya ham maddeleri ve yapı kimyasalları alanında önemli bir ticaret ve etkileşim köprüsü kuruyor. Bu yıl da fuarımızın sektörümüze, sanayimize ve ülke ekonomimize değerli katkılar sağlayacağına inanıyoruz” dedi. 

Türkiye boya sektörüne yönelik bilgiler de paylaşan Baytaş, sektörün hacim olarak 1 milyon ton civarındaki büyüklüğüyle dünya pazarından yaklaşık yüzde 2 pay aldığını kaydetti.  2025 itibarıyla 1,5 milyar doları aşan boya ve ham maddeleri ihracatının sektörün uluslararası entegrasyonunu açıkça ortaya koyduğunu vurgulayan Baytaş sözlerini şöyle sürdürdü: “Avrupa’da üretim sıralamasında Almanya, İspanya, Fransa ve İtalya’nın ardından beşinci sırada yer alıyoruz. Hedefimiz, bu sıralamada daha üst basamaklara çıkarak küresel ölçekte daha güçlü bir konuma ulaşmak. Bölgesel bir üretim üssü olmanın ötesine geçerek, yenilikçi ve sürdürülebilir çözümlerle dünya pazarında daha etkin bir rol üstlenmeyi amaçlıyoruz.”

Kayalar: “Sektörümüz 2,47 Milyar Dolarlık Ekonomik Büyüklüğe Sahip”

Etkinlikte konuşan BOSAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Tolga Kayalar, küresel boya pazarının 2026’da yaklaşık 198 milyar dolar büyüklüğe ve 48 milyon tonluk hacme ulaşacağını, 2030’a gelindiğinde ise pazarın 227 milyar dolara ve 52,7 milyon tona çıkmasının beklendiğini vurguladı. Türkiye boya sektörünün, köklü üretim kültürü, güçlü sanayi altyapısı ve yaygın KOBİ yapısıyla bölgesinde önemli bir oyuncu konumunda bulunduğunu kaydeden Kayalar, “BOSAD 2024 verilerine göre Türkiye boya sektörü, yaklaşık 926 bin tonluk iç pazar hacmine ve 2,47 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğe sahip. Üretim gücümüz ile ihracattaki değer payımız arasındaki bu makas, sektörümüzün önündeki en somut büyüme alanını gösteriyor. Yalnızca daha fazla üretmek değil, daha fazla değer yaratmak ve bunu ihracata taşımak işte asıl hedef bu” diye konuştu. 

Akçalı: “Sektörümüzün En Güçlü Yönlerinden Biri Dünya Regülasyonlarına ve Değişen Standartlara Çok Hızlı Adapte Olabilmesi”

Yaptığı konuşmada Türkiye’nin küresel boya sektöründeki avantajları vurgulayan BOSAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Akın Akçalı, “Dünyanın en büyük boya üreticilerinin önemli bir bölümü Türkiye’yi yalnızca bir pazar olarak değil aynı zamanda üretim ve ihracat merkezi olarak değerlendirip büyük yatırımlar yapıyor. Özellikle Avrupa, Afrika ve Orta Doğu pazarlarına yönelik operasyonlarda Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı, hızlı üretim kabiliyeti, kaliteli insan kayna ve esnek sanayi yapısı büyük avantaj sağlıyor. Bunun yanında sektörümüzün en güçlü yönlerinden biri de dünya regülasyonlarına ve değişen standartlara çok hızlı adapte olabilmesi” dedi. BOSAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Fuar Komite Başkanı Hakan Ünel de yaptığı konuşmada uluslararası arenada takip edilen, verimli ve sürdürülebilir bir etkinlik gerçekleştirmek istediklerini söyleyerek, farkındalık yaratacak, güçlü bir etki oluşturacak sosyal ve teknolojik etkinlikler planlandığını vurguladı. 

CNG Group Yönetim Kurulu Başkanı Yaman:Avrupa ve Asya’dan çok sayıda katılımcı ve ziyaretçiyi ağırlamaya hazırlanıyoruz”

BOSAD Yönetim Kurulu Üyeleri’nin ardından söz alan CNG Group Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Yaman ise bu yıl “Renklerin Büyüsünü Keşfedin” (Discover the Magic of Colours) temasıyla yola çıkan fuarın, yakaladığı ivme ile Avrupa’nın en büyük ikinci, dünyanın ise en büyük üçüncü fuarı konumuna yükseldiğini söyledi. Bu yıl katılımcı sayısında rekor kırıldığını söyleyen Yaman sözlerine şöyle devam etti: “Başlangıçta 350 katılımcı hedefiyle yola çıkmış olsak da bugün itibarıyla 35 farklı ülkeden 400’ün üzerinde kayıt alarak beklentilerimizin üzerine çıktık. Almanya, Belçika ve İtalya başta olmak üzere; Avrupa ve Asya kıtalarından çok sayıda katılımcı ve ziyaretçiyi ağırlamaya hazırlanıyoruz. Yabancı katılımcı oranında yüzde 35 olan hedefimizi, yüzde 46 gibi rekor bir seviyeye taşıdık. Fuarımızın profili de her geçen gün güçleniyor. Boya üreticisi firma oranımızı yüzde 6’dan yüzde 20’ye, genel üretici sayımızı ise yüzde 7’den yüzde 25’e yükselerek nitelikli bir büyüme sergiledi. Katılımcılarımızın yüzde 38’inin fuarımıza ilk kez katılıyor olması, sektördeki değişim ve yenilik arayışının en somut kanıtıdır. Hedefimiz; 70 ülkeden 3 bin 500’ü yabancı olmak üzere, toplam 10 binin üzerinde sektör profesyonelini bu çatı altında buluşturmak” dedi. 

Üç gün sürecek olan organizasyonun, sadece bir ticari platform değil, aynı zamanda sektörel bir “akademi” işlevi göreceğini de vurgulayan Yaman, gerçekleştirilecek oturumlar ve panellerle, en yeni teknolojilerden sürdürülebilirlik çözümlerine kadar sektörün geleceğine hep birlikte ışık tutacaklarını söyledi. 

10 Bini Aşkın Ziyaretçi Bekleniyor

Bu yıl 8’inci kez kapılarını açacak olan Paintistanbul 2026, 17-19 Haziran’da boya, ham madde, yapı kimyasalları, yapıştırıcı bileşenleri ile laboratuvar ve üretim ekipmanları sektörlerini tek çatı altında buluşturacak. İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek organizasyon, sektörün önde gelen firmalarını, karar vericilerini ve uzmanlarını güçlü bir iş ağı içinde bir araya getirmeyi hedefliyor.

İstanbul Fuar Merkezi’nde dört ayrı salonda düzenlenecek organizasyon, toplam 40 bin metrekare brüt ve 14 bin metrekare net sergi alanıyla boya ve kaplama sektörünün en önemli buluşmalarından birine ev sahipliği yapacak. Fuarda, sektörün öncü markaları arasında yer alan 400’ün üzerinde katılımcı firma ile 10 bini aşkın ziyaretçinin bir araya gelmesi bekleniyor. Etkinlik, katılımcılara yeni ticari bağlantılar kurma, potansiyel iş ortaklıkları geliştirme ve küresel pazardaki güncel eğilimleri yakından takip etme imkânı sunacak.

“Yenilikçi Ürünler ve İleri Teknoloji Uygulamaları Tanıtılacak”

Üç gün boyunca fuar kapsamında sergilenecek yenilikçi ürünler, ileri teknoloji uygulamaları ve sektörün dönüşümüne yön veren çözümler, firmalar için uluslararası ölçekte güçlü bir tanıtım ve iş geliştirme platformu oluşturacak. Fuarla eş zamanlı gerçekleştirilecek konferans programında ise alanında uzman isimler sektörün geleceğine dair önemli değerlendirmelerde bulunacak. Yurt içi ve yurt dışından  profesyonellerin katılımıyla gerçekleşecek oturumlarda sürdürülebilirlikten teknolojik dönüşüme, yeni üretim trendlerinden küresel pazardaki fırsatlara kadar birçok kritik konu masaya yatırılacak.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye