GENEL
Nitelikli ısı yalıtımı deprem riskine karşı kalkan görevi görüyor
Yayınlandı
2 yıl önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Türkiye’de nüfusun yaklaşık yüzde 73’ü, birinci ve ikinci derece deprem bölgelerinde yaşıyor. Bu orana karşın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın verilerine göre, ülkemizde 19 milyon civarında olan yapı stokunun ortalama 6-7 milyonluk kısmı riskli statüde yer alıyor. Söz konusu veriler dikkate alındığında, Türkiye’deki yapıların depreme dayanıklı hale getirilmesi hayati önem taşıyor. Bu kapsamda binaların inşasında uygun proje ve denetimlerin yanı sıra nitelikli ısı yalıtımı da kritik bir rol oynuyor. 1-7 Mart Deprem Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulunan Baumit Türkiye Teknik Müdürü Meltem Bayraktar San, yalıtım malzemelerinin dış etmenlere karşı binanın direncini artırarak, deprem sırasında yapısal bütünlüğün korunmasına yardımcı olduğunu belirtti. San ayrıca, ısı yalıtımının binalarda oluşabilecek nem, yoğuşma, korozyon gibi sorunların önüne geçerek yapının sağlam kalmasına önemli katkıda bulunduğunu vurguladı.
Depreme dayanıklı binalar denildiğinde akla ilk gelen unsurlar sağlam temel ve güçlü taşıyıcı sistemler olsa da bina bütünlüğünü koruyan ısı yalıtımı da bu anlamda kritik bir role sahip. 1-7 Mart Deprem Haftası kapsamında dayanıklı binalar için yalıtımın önemine dikkat çeken Baumit Türkiye Teknik Müdürü Meltem Bayraktar San, nitelikli ısı yalıtımının binanın enerji verimliliğini artırmanın yanı sıra bina mukavemetini de artırarak deprem anında ve sonrasında yapı güvenliğine katkı sağladığını vurguladı.
“Türkiye’deki yapı stokunun yüzde 40’ının acilen yenilenmesi gerekiyor”
Deprem riskinin yüksek olduğu bölgelerde yapıların sağlam zemine oturtulması ve zemin etüdü çalışmalarının titizlikle yapılması gerektiğini vurgulayan Meltem Bayraktar San; “İTÜ Vakfı tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 43’ü birinci derece deprem bölgesinde, yüzde 30’u da ikinci derece deprem bölgesinde yaşıyor. Yani ülkemizdeki nüfusun yaklaşık yüzde 73’ü, deprem açısından riskli bölgelerde hayatını sürdürüyor. Diğer yandan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 19 milyon konut bulunuyor. Bunlardan 1999 depreminden sonra yapılan yaklaşık 5 milyon konutun iyi durumda olduğu değerlendirilirken, 14 milyon konutun afet riski yönünden incelenmesi gerekiyor. Deprem tasarımı ve malzeme dayanımı yetersiz olan yapılar ile mühendislik hizmeti almadan kaçak olarak inşa edilen yapılar gözetildiğinde, bakanlık verilerine göre ülkemizdeki toplam yapı stokunun yaklaşık yüzde 40‘ına denk gelen 6-7 milyon konutun yenilenmesinin veya güçlendirilmesinin gerektiği tahmin ediliyor. Bu verileri dikkate aldığımızda, depreme karşı dayanıklı binalar inşa etmenin önemi, su götürmez bir gerçek olarak karşımızda duruyor. Bu kapsamda yapıların mühendislik kurallarına uygun şekilde projelendirilmesi ve inşaat sürecinin denetimli yürütülmesi, depreme karşı güvenliği artıran en önemli unsurlar olarak öne çıkıyor. Ayrıca bina bütünlüğünü sağlayan nitelikli ısı yalıtımı da bina mukavemetini artırarak yapı güvenliğine ciddi katkıda bulunuyor. Çünkü ısı yalıtımı, ısı hareketlerini ve buhar yoğuşmasını azaltarak yapılarda oluşabilecek nem, yoğuşma, korozyon gibi sorunların önüne geçerek yapının korunmasına yardımcı oluyor” dedi.
“Isı yalıtımı olmayan binalar zamanla dayanıksız hale geliyor”
Uzun vadede daha sağlıklı ve güvenli yaşam alanları için ısı yalıtımının gerekli olduğuna işaret eden San; “Yapı cephelerinde doğru ve kesintisiz uygulanmış nitelikli bir ısı yalıtım sisteminin olmaması, binanın zamanla dayanıklılığını kaybetmesine yol açabiliyor. Depreme dayanıklı yapıların oluşturulmasında ısı yalıtımının standart hale getirilmesi, gelecekte yaşanabilecek felaketlerin etkisini en aza indirmeye yardımcı olur. Nitelikli ısı yalıtımının bir inşaatın proje aşamasına dahil edilmiş olması elbette önemli. Ülkemizde, Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği’nin yürürlüğe girdiği 2017 yılından sonra inşa edilen binalarda ısı yalıtımı zorunlu olarak uygulandı. Ancak unutulmamalı ki bu tarihten önce inşa edilmiş, ısı yalıtımı olmayan ya da yeterli ve nitelikli bir ısı yalıtımı uygulaması bulunmayan binalarda bu uygulama sonradan da yapılabiliyor. Binaları yoğuşma ve korozyondan koruyabilmek için geç olmadan mantolama yaptırmak bina ömrünü uzatmaya yardımcı oluyor. Bu noktada, kamu ve özel sektörün iş birliği içinde hareket etmesi ve denetim mekanizmalarının etkin çalışması büyük önem taşıyor. Yapı yönetmeliklerine uyum sağlanması ve binalarda enerji verimliliği sağlayan çözümlerin teşvik edilmesi hem çevresel hem de ekonomik sürdürülebilirlik açısından kritik bir adım. Sonuç olarak nitelikli ısı yalıtımı sayesinde yapıların ömrünün ve dayanıklılığının artması, deprem güvenliğini sağlamaya ciddi bir katkıda bulunuyor. Baumit olarak biz de sektörde oluşturduğumuz bilinçle sağlıklı yaşam alanlarının oluşturulmasına destek olmayı hedefliyoruz. Depreme karşı dirençli şehirler oluşturmak için inovatif ve yapı güvenliğini ön planda tutan çözümler üretmeyi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
Mitsubishi Heavy Diamond Serisi ZSX, Mevsim Geçişlerinde Çalışma Kapasitesini İhtiyaca Göre Ayarlıyor
Yayınlandı
2 saat önce-
Eylül 14, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
GENEL
Siemens Türkiye, COP31 İklim Değişikliği Zirvesi’nin ‘İklim Destekçisi’ oldu
Yayınlandı
2 saat önce-
Eylül 14, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
170 yıldır Türkiye’nin teknolojik dönüşümüne katkı sunan Siemens Türkiye, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda düzenlenecek COP31 2026 Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi kapsamında Yeşil Bölge’de İklim Destekçisi olarak Teknoloji, İnovasyon ve Bilgi Hub’ında yer alacak. Şirket, enerji dönüşümü, sanayinin karbonsuzlaşması, enerji ve kaynak verimliliği ve iklime dayanıklı altyapı dijital dönüşüm alanlarındaki teknoloji ve uygulamalarını ziyaretçilerle buluşturacak.
Siemens Türkiye, sürdürülebilir bir gelecek için teknolojinin sunduğu olanakları somut sonuçlarla ortaya koyduğu çalışmalarını COP31 kapsamında paylaşacak. Yeşil Bölge’de gerçekleştirilecek etkinliklerde şirketin kendi operasyonlarındaki karbonsuzlaşma ve kaynak verimliliği uygulamalarının yanı sıra müşterileriyle gerçekleştirdiği enerji verimliliği, dijitalleşme ve sürdürülebilir altyapı projelerinden örnekler aktarılacak. 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31’de elektrifikasyon, temiz enerji dönüşümü, yeşil sanayileşme, iklime dayanıklı şehirler ve döngüsellik gibi başlıklar öne çıkarken, Siemens Türkiye de bu alanlardaki teknoloji ve çözüm portföyünü paylaşacak.
Siemens Türkiye, operasyonlarında emisyonlarını yüzde 70 azalttı
Siemens Türkiye, 2025 yılında operasyonlarından kaynaklanan karbon ayak izini 2019 yılına kıyasla yüzde 70 azaltarak 4.500 ton CO₂ eşdeğeri seviyesine indirdi. Şirket, 2030 Net Sıfır emisyon hedefi doğrultusunda tüm lokasyonlarında yüzde 100 yeşil elektrik kullanırken, 2022-2025 döneminde enerji tüketimini yüzde 13 azalttı. Gebze fabrikasındaki güneş enerjisi sistemi de tesisin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 10’unu karşılıyor.
Operasyonlardan müşterilere uzanan ölçülebilir etki
Siemens Türkiye, enerji verimliliği çözümleriyle dört ülkede 22 müşteriye hizmet verirken, 448 enerji tasarrufu önleminin uygulanmasına destek oldu. Bu çalışmalar kapsamında müşteriler için 21,72 milyon avro tasarruf potansiyeli oluşturulurken, projelerin toplamında yaklaşık 148 bin ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına katkı sağlandı.
Siemens Türkiye, COP31 kapsamında farklı sektörlerden müşterileriyle hayata geçirdiği sürdürülebilirlik projelerinden örnekleri de ziyaretçilerle buluşturacak. Enerji verimliliği, dijitalleşme, sürdürülebilir üretim ve altyapı alanlarındaki projeler aracılığıyla teknolojinin kaynakların daha verimli kullanılması, enerji tüketiminin azaltılması ve emisyonların düşürülmesine sağladığı katkı somut örneklerle paylaşılacak.
Gebze fabrikasında düşük karbonlu üretim dönüşümü
Siemens Türkiye’nin Gebze Üretim Tesisi’nde yürüttüğü BOLD (Building Our Low-carbon Destination) programı, düşük karbonlu üretime geçiş yaklaşımının somut örneklerinden birini oluşturuyor.
2021-2024 dönemindeki BOLD Faz 1 kapsamında güneş enerjisi, yüksek verimli LED aydınlatma, LEED Gold sertifikalı sürdürülebilir bina yaklaşımı ve yeşil enerji kullanımı hayata geçirildi. Tesisin enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 8-10’u sahadaki güneş enerjisi sistemlerinden karşılanırken, yıllık yaklaşık 1,3 GWh yenilenebilir enerji üretildi.
LEED Gold tasarımı sayesinde enerji ve su tüketiminde sırasıyla yüzde 30 ve yüzde 50 tasarruf sağlanırken, inşaat atıklarının yüzde 75’i geri kazanıldı. Tesisin elektrik tüketimi ise yüzde 100 yeşil enerji kaynaklarından karşılanıyor.
2026-2027 dönemini kapsayan BOLD Faz 2 kapsamında yeni nesil ısı pompası sistemleri, ısıtma ve soğutma altyapısının yenilenmesi, otomatik havalandırma yönetimi, kompresörlerden atık ısı geri kazanımı ve yapay zekâ destekli bina otomasyon sistemleri gibi uygulamaların hayata geçirilmesi planlanıyor. Bu çalışmalarla 2027 yılında karbon emisyonlarında yaklaşık yüzde 93, enerji, doğal gaz ve su kullanımında ise yaklaşık yüzde 54 azalma hedefleniyor.
Kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi
Siemens Türkiye’nin sürdürülebilirlik çalışmalarında kaynakların verimli kullanılması ve döngüsel ekonomi uygulamaları da önemli bir yer tutuyor. Gebze tesisinde tek kullanımlık plastik kullanımını yüzde 70 azaltan şirket, 2020’den bu yana 29,4 ton plastiğin kullanımını ortadan kaldırdı. Tesis, “Zero Waste to Landfill” başarısına ulaşırken atık geri kazanım oranı yüzde 99,6 seviyesine yükseldi.
Su güvenliğine dayanıklı altyapı desteği
Siemens’in katkı sunduğu diğer örnek bir proje ise Fırat-Gaziantep OSB Su İletim Hattı Projesi. Günlük 80 bin ila 120 bin metreküp su taşıma kapasitesiyle bölgenin su ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlıyor. Fırat Nehri’nden sağlanan suyun sanayi kullanımına yönlendirilmesi yeraltı su kaynaklarının korunmasına destek olurken Siemens’in enerji otomasyonu ve şebeke yönetimi teknolojileri projenin altyapısını destekliyor. Projede kullanılan gaz yalıtımlı enerji dağıtım sistemleriyle işletme ve bakım maliyetlerinde yaklaşık 500 bin avro tasarruf sağlanması hedefleniyor.
Siemens AG’den önümüzdeki üç yıl içinde yapay zekâ alanına global ölçekte 1 milyar avroluk yatırım
Siemens, büyümenin bir sonraki aşamasını desteklemek amacıyla dünya çapında ONE Tech Company programını hayata geçirdi. Programla operasyonları daha yalın ve verimli hale getirirken müşteri etkileşimini güçlendirmeyi, veri, teknoloji ve satış altyapısını daha entegre bir yapıda sunmayı hedefliyor.
ONE Tech Company programı, inovasyonu hızlandırmayı ve kârlı büyümeyi desteklemeyi hedefliyor. Bu doğrultuda Siemens, 2030 yılına kadar dijital iş gelirlerini iki katına çıkarmayı ve önümüzdeki üç yıl içinde yapay zekâ alanına 1 milyar avro yatırım yapmayı hedefliyor.
COP31’de gençlere yönelik sosyal sorumluluk projesi
Siemens Türkiye, COP31 odağında gençleri de bu dönüşümün odağına alan bir sosyal sorumluluk projesi hayata geçirecek. Young Guru Academy (YGA) iş birliğiyle projeye katılan gençler, yapay zekâ alanında eğitimlerle desteklenecek ve iklimle alakalı çözümler üretecek. Katılımcılar geliştirdikleri projeleri COP31’de paylaşma fırsatı da bulacak.
Hüseyin Gelis: “Sürdürülebilirliği uzun vadeli değer yaratma yaklaşımımızın ayrılmaz parçası olarak görüyoruz”
Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Gelis, Siemens’in sürdürülebilirlik yaklaşımına ve COP31’e ilişkin şunları söyledi: “Siemens Türkiye olarak, sürdürülebilirliği iş yapış biçimimizin ve uzun vadeli değer yaratma yaklaşımımızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Dekarbonizasyon, enerji ve kaynak verimliliği, dijitalleşme ve sorumlu iş anlayışını faaliyetlerimize entegre ediyoruz. Operasyonlarımızda hayata geçirdiğimiz dönüşüm çalışmalarının yanı sıra, müşterilerimizle gerçekleştirdiğimiz projeler de teknolojinin enerji verimliliği, kaynakların etkin kullanımı ve emisyonların azaltılmasına sağladığı katkıyı ortaya koyuyor. COP31 kapsamında teknoloji, inovasyon ve bilgi paylaşımı aracılığıyla sürdürülebilir dönüşüm alanındaki deneyimlerimizi ve farklı sektörlerden müşterilerimizle hayata geçirdiğimiz projeleri paylaşmayı önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde de teknolojinin sunduğu olanaklardan yararlanarak sürdürülebilir dönüşümü hızlandırmaya, Siemens’in gelecek vizyonu doğrultusunda uzun vadeli değer yaratmaya odaklanacağız.”
Thomas Kolbinger: “Sürdürülebilirlik uzun vadeli değer yaratma yaklaşımımızın bir parçası”

Siemens Türkiye Finans Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Thomas Kolbingerise COP31 kapsamında gerçekleştirilecek çalışmalarla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Dünyada ve Türkiye’de enerji sistemlerinden üretim süreçlerine, şehir altyapılarından kaynak yönetimine kadar birçok alanda önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Siemens Türkiye olarak teknolojinin bu dönüşümün hızlanmasındaki rolüne inanıyor ve geliştirdiğimiz çözümleri somut sonuçlarla ortaya koyuyoruz. Kendi operasyonlarımızda 2019 yılına kıyasla karbon emisyonlarımızı yüzde 70 azaltırken, müşterilerimize sunduğumuz enerji verimliliği çözümleriyle yaklaşık 148 bin ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına katkı sağladık. COP31 kapsamında Yeşil Bölge’de İklim Destekçisi olarak yer alarak enerji dönüşümü, sanayinin karbonsuzlaşması, kaynak verimliliği ve dayanıklı altyapılar alanındaki çalışmalarımızı paylaşmaktan memnuniyet duyuyoruz. Bunun yanı sıra gençleri dönüşümün odağına alan Young Guru Academy (YGA) iş birliğimizle yapay zekâ ve iklim çözümlerini bir araya getirmeyi önemsiyoruz.”
GENEL
Alarko 2025 GRI Raporunu Sürdürülebilirlik Sözlüğü Formatında Yayımladı
Yayınlandı
2 saat önce-
Eylül 14, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Alarko Holding, çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY) performansını paylaştığı 2025 yılı GRI Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Geleceğe sorumlu bir iz bırakma yaklaşımıyla hazırlanan rapor; güçlendirilen veri altyapısı, etki odaklı bakış açısı ve düşük karbonlu tasarımıyla dikkat çekiyor. Hem rapor hem sözlük temasıyla hazırlanan çalışmada, Alarko’nun sürdürülebilirlik performansına temel kavramların tanımları eşlik ediyor. Ek bölümünde ise kapsamlı bir sürdürülebilirlik sözlüğü içeren rapor, bu alanda giderek genişleyen terminolojiyi daha erişilebilir hale getirerek ortak etki dilinin gelişimine katkı sunuyor.
Alarko Holding, farklı sektörlerde yarattığı ekonomik, çevresel ve toplumsal performansı şeffaf bir biçimde ortaya koyduğu 2025 yılı GRI Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Ağustos ayında yayımlanan TSRS uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nda olduğu gibi sorumlu tasarım anlayışıyla en az çevresel ayak izi bırakacak şekilde hazırlanan rapor, Alarko Şirketler Topluluğu’nun sürdürülebilirlik performansını bütüncül bir zeminde ele alıyor.
Alarko’nun sürdürülebilirlik vizyonunu grup şirketleri genelinde ortak hedefler ve ortak sorumluluk anlayışıyla hayata geçiren Ortak Etki yaklaşımını yansıtan metrikler raporda kapsamlı şekilde ele alındı. İyi uygulama örnekleri ise bu bütünsel yaklaşımı yansıtacak şekilde zenginleştirildi.
TSRS kapsamında güvence alınan verilerin GRI raporundaki karşılıkları ise geçen yıl olduğu gibi güvence beyanıyla desteklenerek, raporlamanın güvenilirliğini ve şeffaflığını güçlendiren unsurlardan biri oldu.
Bu Yılın Yenilikleri: Çifte Önemlilik ve Sürdürülebilirlik Sözlüğü
Alarko Holding, 2025 raporlama döneminde sürdürülebilirlik önceliklerini belirleme yaklaşımını Avrupa Birliği Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi (CSRD) ile uyumlu hale getirerek ilk kez Çifte Önemlilik Analizi (Double Materiality Assessment – DMA) gerçekleştirdi. Çalışmada sürdürülebilirlik konuları; Alarko’nun çevre ve toplum üzerindeki etkileri ile bu konuların şirketin finansal performansına ve uzun vadeli değer yaratma kapasitesine olası yansımaları birlikte değerlendirildi.
Çok şirketli bir yapı olan Alarko Holding, sürdürülebilirlik hedeflerinin, dönüşüm alanlarının ve performans göstergelerinin doğru anlaşılması için ortak bir kavramsal zemin oluşturmak amacıyla 2025 GRI uyumlu raporunu sözlük formatında hazırladı. Rapor boyunca Alarko’nun sürdürülebilirlik çalışmalarıyla ilgili terimler tanımlarıyla birlikte sunulurken, raporun sonunda güncel terminolojiye dair kapsamlı bir sözlük bölümüne yer verildi.
Sorumlu Tasarımla Düşük Karbonlu Raporlama
Alarko’nun geçtiğimiz yıl hayata geçirdiği ve prestijli platformlarda tasarım ödüllerine layık görülen düşük karbonlu raporlama yaklaşımına, bu yıl da devam edildi. Türkiye’de sorumlu iletişim politikasını yayımlayan ilk holding olan Alarko, raporun çevresel ayak izini azaltmak amacıyla tasarımı da kaynak kullanımı perspektifiyle ele aldı.
Dijital ortamda yer alan her görselin, her rengin, her grafik öğesinin ve her verinin görünmeyen bir kaynak tüketimi yarattığı gerçeğinden yola çıkılarak tasarımda fotoğraf kullanımından vazgeçildi. Grafik öğeleri optimize edildi, metinler kısaltıldı ve sayfa yapıları sadeleştirildi. Sınırlı bir renk paleti, tek bir ikon dili ve yalın bir tipografik düzen tercih edilerek dosya boyutunun ve okunma süresinin azaltılması hedeflendi.
Son Yazılar
- Mitsubishi Heavy Diamond Serisi ZSX, Mevsim Geçişlerinde Çalışma Kapasitesini İhtiyaca Göre Ayarlıyor Eylül 14, 2026
- Siemens Türkiye, COP31 İklim Değişikliği Zirvesi’nin ‘İklim Destekçisi’ oldu Eylül 14, 2026
- Alarko 2025 GRI Raporunu Sürdürülebilirlik Sözlüğü Formatında Yayımladı Eylül 14, 2026
- Hibrit İklimlendirme Çözümü: Aden-2 Ballıkpınarı Villaları Projesi Eylül 11, 2026
- Creavit’ten Banyolara Estetik Ve Teknoloji Katan Gömme Rezervuar Çözümleri Eylül 11, 2026
- Yunanistan’ın En Yüksek Binasının Su Depolama Sistemlerindeki Tercihi Ekomaxi Oldu Eylül 11, 2026
- ALIK KONUT ARZI, KİRA PİYASASININ DENGELENMESİ AÇISINDAN BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR Eylül 10, 2026
- Güçlü Yapıların Temelinde Saint-Gobain Yapı Kimyasalları Güvencesi: PREPRUFE Eylül 10, 2026
- “INTERCEM 2026” İSTANBUL’DA BAŞLADI Eylül 9, 2026
- Bosch Home Comfort’tan Multi Split Sistemlere Yeni İç Ünite: Bosch Climate 5000iM 1W Eylül 9, 2026
- SERAMİK ONARIM HAREKETİ: KENT PİKSEL, SOKAKTA BAŞLAYAN DÖNÜŞÜMÜ FULYA’DA BULUŞTURDU Eylül 9, 2026
- Legrand Plexo, Dış Mekanlarda Güvenli ve Dayanıklı Elektrik Altyapısı Sunuyor Eylül 9, 2026
- Volvo Trucks, ADES Uluslararası Nakliyat’a 30 adet Volvo FH 500 Teslim Etti! Eylül 9, 2026
- Gözde Grubu’ndan 10 yılda 10 Bin Konutluk Yatırım Hamlesi Eylül 9, 2026
- Chryso Türkiye Uzmanlığıyla Sıcak Havada Beton Dökümü: Riskler Ve Önlemler Eylül 9, 2026
Trendler
GENEL2 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL2 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak










