İzocam’dan yangın güvenliği vurgusu: “Yangın güvenliği, can ve yapı değerine yapılan hayati bir yatırımdır” - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

İzocam’dan yangın güvenliği vurgusu: “Yangın güvenliği, can ve yapı değerine yapılan hayati bir yatırımdır”

Yayınlandı

-

İzocam Teknik Destek ve Ürün Yönetim Koordinatörü Mustafa Rüştü Uz, yangın risklerinin azaltılmasında doğru yalıtım malzemesi ve uygulamasının önemine dikkat çekti.

Günümüzde yapı sektöründe enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve yaşam konforunun yanı sıra yangın güvenliği de yapıların temel gerekliliği haline geldi. Konutlardan sanayi tesislerine, kamu binalarından okul, hastane, otel ve alışveriş merkezlerine kadar farklı kullanım alanlarında yangın risklerinin tasarım aşamasından itibaren ele alınması, can güvenliğinin yanı sıra yapıların ve içindeki değerlerin korunması açısından da önem taşıyor. İzocam Teknik Destek ve Ürün Yönetim Koordinatörü Mustafa Rüştü Uz, yangın güvenliğinin yalnızca mevzuata uyum sağlamakla sınırlı olmadığını belirterek, “Yangın güvenliği, can ve yapı değerine yapılan hayati bir yatırımdır” dedi.

Yangın güvenliği tasarım aşamasından itibaren ele alınmalı

Türkiye’de yapıların yangın güvenliğine ilişkin temel çerçeveyi Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik oluşturuyor. İlk olarak 2002 yılında yayımlanan ve 2007 yılında revize edilen yönetmelik; yapı, bina, tesis ve işletmelerin tasarımı, yapımı, işletimi, bakımı ve kullanımı aşamalarında yangın risklerinin azaltılması ve olası bir yangında can ve mal kaybının en aza indirilmesi amacıyla alınması gereken önlemleri belirliyor. 2024 yılının başında hazırlanan Uygulama Kılavuzu ile de yönetmeliğin mimari ve inşai yangın güvenlik önlemlerini kapsayan ilk 66 maddesine açıklayıcı görseller ve ilave açıklamalar getirildi.

Yangın güvenliğinde öncelikli hedefin taşıyıcı sistemin ve binanın belirlenen süre boyunca stabilitesini koruması olduğunu belirten Mustafa Rüştü Uz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yangın güvenliğini yalnızca belirli bir malzemenin performansı üzerinden değerlendirmek doğru değil. Binanın kullanım amacı ve özelliklerine göre bölme duvarlar, kaçış yolları, yangın kompartımanları ve diğer yapı elemanlarının tamamının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Bu nedenle yangın güvenliği, tasarım aşamasından başlayarak doğru malzeme seçimi, uygun uygulama ve denetim süreçlerini kapsayan bütüncül bir yaklaşım olarak ele alınmalı.”

Yalıtım, yangın risk yönetiminin önemli bir parçası

Yalıtım teknolojilerinin bugün yalnızca ısı kayıplarını azaltmak ve akustik konfor sağlamakla sınırlı kalmadığını ifade eden Uz, yapıların yangın güvenliğine katkı sağlayan çözümlerin de giderek daha fazla önem kazandığını söyledi.

Uz, “Yangın güvenliği açısından bir yalıtım malzemesini değerlendirirken ısı ve ses performansının yanı sıra yangına tepki ve yangına dayanım özelliklerine de bakılması gerekiyor. Yangın sırasında malzemenin yanmaya katkısı, alev ve dumanın yayılımı ile yapı elemanlarının belirli bir süre boyunca bütünlüğünü ve yalıtım performansını koruyabilmesi, can güvenliği açısından kritik önem taşıyor” dedi.

TS EN 13501 kapsamında yapı malzemelerinin yangına tepki performansının A’dan F’ye kadar sınıflandırıldığını belirten Uz, “A sınıfı en yüksek yangın performansını ifade ederken, sınıflandırmada duman oluşumunu ve alevli damlacık oluşumunu gösteren ‘s’ (smoke) ve ‘d’ (drop) kriterleri de dikkate alınıyor. Özellikle dış cephe ve bölme duvar sistemlerinde A1 ve A2 sınıfındaki yüksek yangın performansına sahip ürünlerin tercih edilmesi, yangının yapı içinde yayılmasının sınırlandırılmasına katkı sağlıyor. Özellikle dış cephe ve bölme duvar sistemlerinde kullanılan yalıtım malzemeleri, yönetmelikte belirtilen A1 ve A2 sınıfı yanmazlık kriterlerine uygun olduğunda, yangının katlar arasında ve komşu alanlara yayılmasının sınırlandırılmasına katkı sağlıyor. Ayrıca, pencere kenarları ve çatı arası gibi kritik alanlarda oluşturulan yangın bariyerleri de yayılımını kontrol altına almada önemli rol oynuyor.” diye konuştu.

Camyünü ve taşyünü gibi ürünlerin bu açıdan önemli çözümler sunduğunu ifade eden Uz, sözlerine şöyle devam etti:

“Doğru malzemelerin, doğru sistem içerisinde ve uygun işçilikle uygulanması, yangının gelişiminin ve yapı içerisindeki yayılımının sınırlandırılmasına katkı sağlayabiliyor. Özellikle taşyünü ve camyünü gibi mineral yünlerin yanmaz özellikleri ve yüksek sıcaklıklara dayanımları, yangın sırasında alevlerin yayılımının sınırlandırılmasına ve kaçış ile itfaiyenin müdahalesi için zaman kazanılmasına katkıda bulunabiliyor. Bu da yangının yol açabileceği hasarın azaltılması açısından önemli bir avantaj.”

Uz, yüksek sıcaklıklara dayanıklı mineral yünlerin doğru sistem ve uygulama detaylarıyla kullanıldığında yapı elemanlarının yangın karşısındaki performansının korunmasına da katkı sağlayabileceğine dikkat çekerek, “Burada ürünün tek başına değil, kullanıldığı yapı elemanı ve sistemin tamamıyla birlikte değerlendirilmesi büyük önem taşıyor” dedi.

İzocam’dan farklı uygulamalara yönelik yangın güvenliği çözümleri

İzocam’ın farklı yapı ve uygulama ihtiyaçlarına yönelik geniş bir ürün portföyü olduğunu belirten Uz, camyünü ve taşyünü çözümlerinin ısı, ses ve yangın güvenliğini birlikte ele aldığını söyledi.

İzocam Camyünü’nün hafif, esnek, ekonomik ve yanmaz yapısıyla binalarda ve endüstride 250°C’ye kadar çalışma sıcaklığına sahip uygulamalarda çatı, duvar, tesisat ve ara bölme yalıtımlarında kullanıldığını belirten Uz, İzocam Taşyünü’nün ise ısı ve ses yalıtımının yanı sıra yangın güvenliğine katkı sağladığını ve 350–650°C arasındaki yüksek sıcaklıklı endüstriyel uygulamalarda kullanılabildiğini ifade etti.

Yapı uygulamalarında İzocam Mineral Yün Ara Bölme Levhası’nın A1 sınıfı yanmaz özelliğiyle bölme duvarlarda ısı ve üstün ses yalıtımı sağladığını aktaran Uz, İzocam Mineral Cephe Levhası’nın giydirme cephelerde, İzocam Kalibel’in ise dış duvarların iç yüzeyleri, iç bölmeler ve komşu duvarlar gibi uygulamalarda kullanıldığını belirtti.

Endüstriyel uygulamalarda ise İzocam Taşyünü Sanayi Levhası ve İzocam Taşyünü Sanayi Şiltesi’nin yüksek sıcaklıklarda ısı, ses ve yangın yalıtımı ihtiyaçlarına yönelik çözümler sunduğunu belirtti.

Mustafa Rüştü Uz, “İzocam olarak farklı yapı ve uygulama ihtiyaçlarına yönelik, ısı, ses ve yangın güvenliğini birlikte ele alan kapsamlı bir çözüm portföyü sunuyoruz. Bununla birlikte bizim için önemli olan yalnızca ürün geliştirmek değil; ürünün doğru yapı elemanında, doğru sistem içerisinde ve doğru uygulama detaylarıyla kullanılmasını sağlamak. Yangın güvenliğini ürün seçiminden tasarıma, uygulamadan denetime kadar bütüncül bir yapı güvenliği yaklaşımı olarak ele alıyoruz” dedi.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Entegre Harç’ın Yeni Büyüme Rotasında Ar-Ge Var

Yayınlandı

-

 

Yaklaşık 50 yıllık köklü geçmişiyle yapı malzemeleri sektöründe faaliyet gösteren Entegre Harç, son üç yılda Ar-Ge çalışmaları sonucunda geliştirdiği ürünleri ticari başarıya dönüştürüyor. 2025 cirosunun yaklaşık yüzde 4’ünü Ar-Ge kaynaklı yeni ürünlerden elde eden Entegre Harç, epoksi zemin kaplama ürünlerinde üretime başladıktan kısa süre sonra kapasite artışına giderek yeni bir büyüme alanı oluşturdu.

Ürün geliştirme çalışmalarını laboratuvardan sahaya taşıyan Entegre Harç, son 3 yılda ticarileştirdiği Ar-Ge ürünleriyle 2025 cirosunun yaklaşık %4’ünü oluşturdu.  Yapı malzemeleri sektöründe yaklaşık 50 yıldır faaliyet gösteren Entegre Harç, Ar-Ge çalışmalarını yalnızca yeni ürün geliştirme süreci olarak değil, üretimden satış ve pazarlamaya, müşteri beklentilerinden ihracat hedeflerine kadar uzanan bütünleşik bir yapı olarak ele alıyor. 

İlk bakışta sınırlı bir oran gibi görünse de Entegre Harç, yüzde 4’lük payı yüksek katma değerli ürün portföyünün büyümesi açısından önemli bir başlangıç olarak değerlendiriyor. Ar-Ge sonucunda geliştirilen ürünlerin yeni müşteri gruplarına ulaşma, farklı kullanım alanlarına girme ve ihracat pazarlarındaki fırsatları artırma potansiyeli, şirketin gelecek dönem büyüme stratejisinde önemli bir yer tutuyor. 

“Yüzde 4’lük Payı Başlangıç Noktası Olarak Görüyoruz”

Entegre Harç Satış ve Pazarlama Genel Müdürü Erdal Bozok, Ar-Ge çalışmalarının ticari karşılığının yalnızca ciro üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekerek şöyle konuştu:

“Son üç yılda Ar-Ge çalışmalarımız sonucunda geliştirdiğimiz ürünlerin 2025 ciromuzdaki payının yaklaşık yüzde 4 seviyesine ulaşması bizim için önemli bir gösterge. Ancak bu oranı bir sonuçtan çok güçlü bir dönüşümün başlangıç noktası olarak görüyoruz. Çünkü geliştirdiğimiz yeni ürünler yalnızca gelir yaratmıyor; aynı zamanda bizi yeni müşteri gruplarıyla buluşturuyor, ürün portföyümüzü farklı kullanım alanlarına taşıyor ve ihracat tarafında yeni fırsatlar yaratıyor. Önümüzdeki dönemde Ar-Ge kaynaklı ürünlerin toplam ciromuz içindeki payını istikrarlı biçimde artırmayı hedefliyoruz.”

Epoksinin Üretim Kapasitesi Artırıldı

Entegre Harç’ın son üç yılda ticarileştirdiği Ar-Ge çalışmalarının öne çıkan sonuçlarından biri ise epoksi zemin kaplama ürünleri oldu. Üretimine başlandıktan kısa süre sonra artan talep doğrultusunda kapasite artışına gidilmesi, şirket açısından bu ürün grubunun taşıdığı büyüme potansiyelini ortaya koydu. Endüstriyel zemin çözümlerine yönelik ihtiyaçların arttığı pazarda epoksi ürünlerini portföyüne dahil eden Entegre Harç, böylece mevcut faaliyet alanlarının yanı sıra yeni müşteri segmentlerine de ulaşma imkanı elde etti. Yüksek katma değerli ürün grubunun şirketin ürün çeşitliliğinin yanı sıra karlılık potansiyeline ve ihracat kabiliyetine de katkı sağlaması bekleniyor.

Laboratuvardan Sahaya, Sahadan Seri Üretime

Yapı malzemeleri sektöründe Ar-Ge çalışmalarının ticari başarıya dönüşmesi; yüksek yatırım ve hammadde maliyetlerinden nitelikli insan kaynağı ihtiyacına, laboratuvar ortamında başarılı sonuç veren ürünlerin seri üretime uyarlanmasından mevzuat ve sertifikasyon süreçlerine kadar birçok aşamanın yönetilmesini gerektiriyor. Entegre Harç bu süreci sahadan aldığı verilerle destekliyor. Bayiler, ustalar, satış ekipleri ve müşterilerden gelen geri bildirimler ürün geliştirme çalışmalarına dahil edilirken, laboratuvar testlerinden geçen ürünler pilot üretim ve saha uygulamalarıyla doğrulanıyor. Böylece yeni ürünlerin hem teknik açıdan hem de gerçek kullanım koşullarında test edilmesi sağlanıyor.

Hedef, Ar-Ge Kaynaklı Ürünlerin Gelir İçindeki Payını Artırmak

Entegre Harç, önümüzdeki dönemde Ar-Ge çalışmalarından doğan yüksek katma değerli ürünlerin portföy içindeki ağırlığını artırmayı planlıyor. Epoksi zemin kaplama ürünlerinde elde edilen erken dönem talep ve kapasite artışını yeni ürün grupları için de önemli bir referans olarak değerlendiren şirket, üretim gücünü ve ürün çeşitliliğini geliştirmeyi hedefliyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Özak GYO’nun Hayat Flora Projesinde 3+1 Örnek Daire Ziyarete Açıldı

Yayınlandı

-

Emlak Konut güvencesiyle Özak GYO tarafından İstanbul Küçükçekmece’de hayata geçirilen Hayat Flora Projesi’nin 3+1 örnek daire ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Ev sahibi olmak isteyenler, örnek daireyi gezerek yaşam alanlarını yerinde inceleyebiliyor ve 1 Ekim-15 Kasım tarihlerine özel leasingli satış seçenekleri kapsamında sunulan yüzde 90’a varan kredi seçenekleri ve 120 ay vade imkânından yararlanabiliyor.

Özak GYO’nun hayata ve bulunduğu çevreye değer katma vizyonuyla geliştirdiği Hayat Flora’da, 3+1 örnek daire ziyarete açıldı. Marmara Denizi ve Küçükçekmece Gölü manzarasını yeşil alanlar, sosyal olanaklar ve ulaşım bağlantılarıyla buluşturan projede örnek daire, hayalindeki eve kavuşmak isteyenler için somut bir deneyim kazandırıyor.

Net 124,46 metrekare, brüt 164 metrekare büyüklüğündeki 3+1 örnek daire, ziyaretçilere yaşam alanlarının genişliğini, fonksiyonel yerleşimini ve mekânlar arasındaki uyumu yerinde deneyimleme imkânı sunuyor. Böylece ziyaretçiler, dairenin sunduğu olanakları yakından inceleyerek kendi yaşam alışkanlıklarına ve ailelerinin ihtiyaçlarına uygunluğunu değerlendirebiliyor.

 

Günlük yaşama değer katan bir semt anlayışı

Emlak Konut güvencesi ve Özak GYO’nun kalite yaklaşımıyla geliştirilen Hayat Flora, değer katma vizyonunu konutların yanı sıra açık alanlar, sosyal donatılar ve günlük ihtiyaçlara erişim üzerinden de hayata geçiriyor. “Denizin kıyısında, gölün yanında yepyeni bir semt” anlayışıyla tasarlanan proje, evde geçirilen zamanı çevresindeki yaşam olanaklarıyla tamamlıyor.

Hayat Flora’da geniş peyzaj alanları, yürüyüş alanları, çocuk oyun alanları, açık havuz, fitness merkezi ve sauna gibi sosyal olanaklar bulunuyor. Cadde mağazaları, kafe ve restoran alanları ise günlük ihtiyaçların karşılanmasını ve sosyal buluşmaların evin yakınında gerçekleşmesini destekliyor. Açık havada yürümek, çocuklarla vakit geçirmek veya komşularla bir araya gelmek için ayrılan alanlar, projenin semt yaşamı yaklaşımını güçlendiriyor.

Farklı konut seçenekleri ve güçlü ulaşım bağlantıları

Hayat Flora’da 1+1’den 4+1’e uzanan daire seçenekleri, farklı büyüklükte ev arayanlara alternatifler sunuyor. Bahçe kullanımlı ve teraslı konut seçenekleri ile deniz ve göl manzaralı daireler, yaşam alanı tercihlerini çeşitlendiriyor.

Küçükçekmece’de Marmaray Halkalı durağına yakın konumlanan proje, İstanbul’un farklı noktalarına raylı sistemle ulaşım imkânı sağlıyor. E-5 ve TEM otoyollarına erişim olanakları da iş, okul ve sosyal yaşam için günlük yolculukları destekliyor.

Uzman ekipler tarafından kapsamlı bilgi paylaşılıyor
Alanında uzman satış danışmanları eşliğinde gerçekleştirilen örnek daire ziyaretlerinde, Hayat Flora’nın proje özellikleri ve konut seçenekleri hakkında kapsamlı bilgi edinme imkânı sunuluyor.

 

Hayat Flora’nın 3+1 örnek dairesini yerinde incelemek, yaşam alanlarını yakından tanımak ve projenin sunduğu ayrıcalıkları keşfetmek isteyen ziyaretçiler, 0212 473 88 95 numaralı telefondan randevu oluşturabiliyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Polat Gayrimenkul’ün Seven Pearl Projesinde Satışlar Devam Ediyor

Yayınlandı

-

 
Türkiye ve Avrupa’da gayrimenkul sektöründe faaliyet gösteren Polat Gayrimenkul’ün Budapeşte’de hayata geçirdiği Seven Pearl projesinde satışların %50’si tamamlanırken, 31 Aralık 2027’de teslim edilmesi planlanıyor.

 

Türkiye’de 70 yılı aşkın süredir gayrimenkul sektöründe faaliyet gösteren Polat Gayrimenkul, Budapeşte’nin gelişen bölgelerinden birinde konumlanan Seven Pearl projesinde çalışmalarını sürdürüyor. Tarihi yapısını koruyan modern mimarisi ve merkezi konumuyla öne çıkan projede satış oranı  %50’ye ulaştı.

 

Budapeşte’nin tarihi şehir merkezinde yükselen Seven Pearl projesinde inşaatın en yüksek noktasına ulaşıldı. Projenin önemli yapı aşamalarından biri olan topping out sürecinin tamamlanması vesilesiyle düzenlenen törene, Polat Gayrimenkul İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Kaan Yücel, Polat Hungary Genel Müdürü Kerim Kaya ve proje paydaşları katıldı.

 

2027 Sonunda Teslimler Gerçekleşecek
Budapeşte’nin tarihi merkezinde, Dohány ve Síp caddeleri arasında yükselen Seven Pearl, bölgenin karakteristik mimari dokusunu çağdaş yaşam anlayışıyla yeniden yorumluyor. Beş bloktan oluşan proje, geçmişin izlerini korurken modern yaşamın ihtiyaçlarına yanıt veren nitelikli bir yaşam deneyimi sunacak şekilde tasarlanıyor.
Yüksek tavanlı mimarisi, geniş yaşam alanları ve üst segment donatılarıyla öne çıkan Seven Pearl’de, 1+0’dan 4+1’e kadar farklı daire tiplerinde, 29 ila 186 metrekare arasında değişen büyüklüklerde 163 konut ve 11 ticari ünite yer alıyor. Projede ayrıca şehir merkezinde önemli bir ihtiyaç olan, 149 araç kapasiteli iki katlı yer altı otoparkı bulunuyor. Seven Pearl’ün inşaatının tamamlanarak 31 Aralık 2027’de teslim edilmesi planlanıyor.

Okumaya Devam Et

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye