GENEL
Entegre Harç’ın Yeni Büyüme Rotasında Ar-Ge Var
Yayınlandı
1 saat önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Yaklaşık 50 yıllık köklü geçmişiyle yapı malzemeleri sektöründe faaliyet gösteren Entegre Harç, son üç yılda Ar-Ge çalışmaları sonucunda geliştirdiği ürünleri ticari başarıya dönüştürüyor. 2025 cirosunun yaklaşık yüzde 4’ünü Ar-Ge kaynaklı yeni ürünlerden elde eden Entegre Harç, epoksi zemin kaplama ürünlerinde üretime başladıktan kısa süre sonra kapasite artışına giderek yeni bir büyüme alanı oluşturdu.
Ürün geliştirme çalışmalarını laboratuvardan sahaya taşıyan Entegre Harç, son 3 yılda ticarileştirdiği Ar-Ge ürünleriyle 2025 cirosunun yaklaşık %4’ünü oluşturdu. Yapı malzemeleri sektöründe yaklaşık 50 yıldır faaliyet gösteren Entegre Harç, Ar-Ge çalışmalarını yalnızca yeni ürün geliştirme süreci olarak değil, üretimden satış ve pazarlamaya, müşteri beklentilerinden ihracat hedeflerine kadar uzanan bütünleşik bir yapı olarak ele alıyor.
İlk bakışta sınırlı bir oran gibi görünse de Entegre Harç, yüzde 4’lük payı yüksek katma değerli ürün portföyünün büyümesi açısından önemli bir başlangıç olarak değerlendiriyor. Ar-Ge sonucunda geliştirilen ürünlerin yeni müşteri gruplarına ulaşma, farklı kullanım alanlarına girme ve ihracat pazarlarındaki fırsatları artırma potansiyeli, şirketin gelecek dönem büyüme stratejisinde önemli bir yer tutuyor.
“Yüzde 4’lük Payı Başlangıç Noktası Olarak Görüyoruz”
Entegre Harç Satış ve Pazarlama Genel Müdürü Erdal Bozok, Ar-Ge çalışmalarının ticari karşılığının yalnızca ciro üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekerek şöyle konuştu:
“Son üç yılda Ar-Ge çalışmalarımız sonucunda geliştirdiğimiz ürünlerin 2025 ciromuzdaki payının yaklaşık yüzde 4 seviyesine ulaşması bizim için önemli bir gösterge. Ancak bu oranı bir sonuçtan çok güçlü bir dönüşümün başlangıç noktası olarak görüyoruz. Çünkü geliştirdiğimiz yeni ürünler yalnızca gelir yaratmıyor; aynı zamanda bizi yeni müşteri gruplarıyla buluşturuyor, ürün portföyümüzü farklı kullanım alanlarına taşıyor ve ihracat tarafında yeni fırsatlar yaratıyor. Önümüzdeki dönemde Ar-Ge kaynaklı ürünlerin toplam ciromuz içindeki payını istikrarlı biçimde artırmayı hedefliyoruz.”
Epoksinin Üretim Kapasitesi Artırıldı
Entegre Harç’ın son üç yılda ticarileştirdiği Ar-Ge çalışmalarının öne çıkan sonuçlarından biri ise epoksi zemin kaplama ürünleri oldu. Üretimine başlandıktan kısa süre sonra artan talep doğrultusunda kapasite artışına gidilmesi, şirket açısından bu ürün grubunun taşıdığı büyüme potansiyelini ortaya koydu. Endüstriyel zemin çözümlerine yönelik ihtiyaçların arttığı pazarda epoksi ürünlerini portföyüne dahil eden Entegre Harç, böylece mevcut faaliyet alanlarının yanı sıra yeni müşteri segmentlerine de ulaşma imkanı elde etti. Yüksek katma değerli ürün grubunun şirketin ürün çeşitliliğinin yanı sıra karlılık potansiyeline ve ihracat kabiliyetine de katkı sağlaması bekleniyor.
Laboratuvardan Sahaya, Sahadan Seri Üretime
Yapı malzemeleri sektöründe Ar-Ge çalışmalarının ticari başarıya dönüşmesi; yüksek yatırım ve hammadde maliyetlerinden nitelikli insan kaynağı ihtiyacına, laboratuvar ortamında başarılı sonuç veren ürünlerin seri üretime uyarlanmasından mevzuat ve sertifikasyon süreçlerine kadar birçok aşamanın yönetilmesini gerektiriyor. Entegre Harç bu süreci sahadan aldığı verilerle destekliyor. Bayiler, ustalar, satış ekipleri ve müşterilerden gelen geri bildirimler ürün geliştirme çalışmalarına dahil edilirken, laboratuvar testlerinden geçen ürünler pilot üretim ve saha uygulamalarıyla doğrulanıyor. Böylece yeni ürünlerin hem teknik açıdan hem de gerçek kullanım koşullarında test edilmesi sağlanıyor.
Hedef, Ar-Ge Kaynaklı Ürünlerin Gelir İçindeki Payını Artırmak
Entegre Harç, önümüzdeki dönemde Ar-Ge çalışmalarından doğan yüksek katma değerli ürünlerin portföy içindeki ağırlığını artırmayı planlıyor. Epoksi zemin kaplama ürünlerinde elde edilen erken dönem talep ve kapasite artışını yeni ürün grupları için de önemli bir referans olarak değerlendiren şirket, üretim gücünü ve ürün çeşitliliğini geliştirmeyi hedefliyor.
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
Mimar Işıl Yıldız’dan kentsel dönüşümün başarısı için bütünleşik koordinasyon sistemi
Yayınlandı
11 dakika önce-
Ekim 26, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Kentsel dönüşümde gerçek proje verimliliği sağlayan Akıllı Koordinasyon Çerçevesini geliştirdi
Türkiye’nin önde gelen kurumsal inşaat projelerinde edindiği mesleki deneyimi sistematik bir yaklaşıma dönüştürerek akademik metodolojiye taşıyan Mimar Işıl Yıldız, büyük ölçekli karma projelerde tekrarlayan koordinasyon sorunlarından yola çıkarak Intelligent Coordination Framework – ICF (Akıllı Koordinasyon Çerçevesi) ve kent ölçeğindeki karşılığı olan İstanbul Dönüşüm Teorisi’ni (Istanbul Transformation Theory-ITT) geliştirdi.
Büyük ölçekli kentsel dönüşüm projelerinde tasarım, mühendislik, kamu süreçleri ve yapım kararlarının eş zamanlı yönetilmesinin hayati bir önem kazandığına dikkat çeken Mimar Işıl Yıldız, “Projelerin ölçeği büyürken, kararlar birbirinden bağımsız alınamaz. Koordinasyon projenin sonunda yapılan bir kontrol faaliyeti değil; sürecin en başında kurulan bütünleşik bir sistem olması gerekiyor. Geliştirdiğim ICF ve ITT ile kentsel dönüşümde verimlilik ve kentsel dirençlilik alanlarında bütünleşik bir planlama yaklaşımı sunuyorum. ICF’nin temel mantığı şöyle; mimari bir karar mühendislik sistemlerini, yapım yöntemini, proje programını ve maliyetleri doğrudan etkiler. Tasarım, mühendislik, mevzuat, yapım ve kalite güvencesini bağımsız aşamalar değil, birbirini etkileyen parçalar olarak ele alıyorum. Bir cephe kararını yalnızca görünüş veya maliyet üzerinden değil; statik yük, yangın güvenliği, belediye onayı, malzeme tedariki ve şantiye uygulaması üzerindeki etkileriyle aynı anda değerlendiriyorum. Bu bağlantılar erken kurulduğunda; revizyonlar, tekrarlayan işler ve zaman kayıpları en aza inerek gerçek proje verimliliği sağlanıyor” dedi.
Kent ölçeğinde verimililik ve deprem dayanıklılığı
Proje ölçeğindeki bu bütünleşik yaklaşımı mahalle ve metropolitan ölçeğe taşıyarak ITT kavramını geliştiren Yıldız, kentsel dönüşümün yalnızca bina yenilemekten ibaret görülemeyeceğini altını çizerek belirtiyor:
“Binlerce konutun yenilendiği bir bölgede altyapı, ulaşım, sosyal donatı, enerji, çevresel performans ve uzun vadeli dayanıklılık dönüşümün ayrılmaz bir parçasıdır. ITT, yüksek deprem riski taşıyan metropolitan bölgelerde dönüşümü yapı ölçeğinin ötesine taşıyarak altyapı, yönetişim, teknoloji ve toplum katılımıyla birlikte ele alan bir planlama çerçevesidir. Deprem dayanıklılığı yalnızca binanın taşıyıcı sistemiyle ilgili değildir; afet sonrasında ulaşımın, altyapının, acil erişimin ve temel hizmetlerin çalışabilmesi kentin gerçek dayanıklılığını oluşturur.”
Akıllı şehirler ve Küresel uygulama potansiyeli
2030 Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı gibi gelişmelerin şehir yönetiminde veri ve sistem entegrasyonunu ön plana çıkardığını belirten Mimar Işıl Yıldız, geliştirdiği modellerin küresel ölçekteki geçerliliğine ilişkin şu değerlendirmede bulunuyor:
“ICF ve ITT kapsamında ele aldığım koordinasyon sorunları yalnızca İstanbul’a özgü değil. Tokyo, San Francisco veya Mexico City gibi sismik hareketliliğin yaşandığı tüm metropolitan kentlerde deprem dayanıklılığı ile altyapı, ulaşım ve çevresel gelişmenin birlikte değerlendirilmesi ortak bir gereksinim. Geliştirdiğim bu çerçeveler, hazır bir reçetenin kopyalanmasından ziyade, bütünleşik planlama prensiplerinin farklı küresel koşullara uyarlanabilmesini sağlıyor. Gelecekte büyük projelerin başarısı, kararların ne kadar erken koordine edildiği ve uzun vadeli dayanıklılık hedeflerinin sürece ne ölçüde dahil edildiğiyle ölçülecek.”
GENEL
İzocam’dan yangın güvenliği vurgusu: “Yangın güvenliği, can ve yapı değerine yapılan hayati bir yatırımdır”
Yayınlandı
40 dakika önce-
Ekim 26, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
İzocam Teknik Destek ve Ürün Yönetim Koordinatörü Mustafa Rüştü Uz, yangın risklerinin azaltılmasında doğru yalıtım malzemesi ve uygulamasının önemine dikkat çekti.
Günümüzde yapı sektöründe enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve yaşam konforunun yanı sıra yangın güvenliği de yapıların temel gerekliliği haline geldi. Konutlardan sanayi tesislerine, kamu binalarından okul, hastane, otel ve alışveriş merkezlerine kadar farklı kullanım alanlarında yangın risklerinin tasarım aşamasından itibaren ele alınması, can güvenliğinin yanı sıra yapıların ve içindeki değerlerin korunması açısından da önem taşıyor. İzocam Teknik Destek ve Ürün Yönetim Koordinatörü Mustafa Rüştü Uz, yangın güvenliğinin yalnızca mevzuata uyum sağlamakla sınırlı olmadığını belirterek, “Yangın güvenliği, can ve yapı değerine yapılan hayati bir yatırımdır” dedi.
Yangın güvenliği tasarım aşamasından itibaren ele alınmalı

Türkiye’de yapıların yangın güvenliğine ilişkin temel çerçeveyi Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik oluşturuyor. İlk olarak 2002 yılında yayımlanan ve 2007 yılında revize edilen yönetmelik; yapı, bina, tesis ve işletmelerin tasarımı, yapımı, işletimi, bakımı ve kullanımı aşamalarında yangın risklerinin azaltılması ve olası bir yangında can ve mal kaybının en aza indirilmesi amacıyla alınması gereken önlemleri belirliyor. 2024 yılının başında hazırlanan Uygulama Kılavuzu ile de yönetmeliğin mimari ve inşai yangın güvenlik önlemlerini kapsayan ilk 66 maddesine açıklayıcı görseller ve ilave açıklamalar getirildi.
Yangın güvenliğinde öncelikli hedefin taşıyıcı sistemin ve binanın belirlenen süre boyunca stabilitesini koruması olduğunu belirten Mustafa Rüştü Uz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yangın güvenliğini yalnızca belirli bir malzemenin performansı üzerinden değerlendirmek doğru değil. Binanın kullanım amacı ve özelliklerine göre bölme duvarlar, kaçış yolları, yangın kompartımanları ve diğer yapı elemanlarının tamamının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Bu nedenle yangın güvenliği, tasarım aşamasından başlayarak doğru malzeme seçimi, uygun uygulama ve denetim süreçlerini kapsayan bütüncül bir yaklaşım olarak ele alınmalı.”
Yalıtım, yangın risk yönetiminin önemli bir parçası
Yalıtım teknolojilerinin bugün yalnızca ısı kayıplarını azaltmak ve akustik konfor sağlamakla sınırlı kalmadığını ifade eden Uz, yapıların yangın güvenliğine katkı sağlayan çözümlerin de giderek daha fazla önem kazandığını söyledi.
Uz, “Yangın güvenliği açısından bir yalıtım malzemesini değerlendirirken ısı ve ses performansının yanı sıra yangına tepki ve yangına dayanım özelliklerine de bakılması gerekiyor. Yangın sırasında malzemenin yanmaya katkısı, alev ve dumanın yayılımı ile yapı elemanlarının belirli bir süre boyunca bütünlüğünü ve yalıtım performansını koruyabilmesi, can güvenliği açısından kritik önem taşıyor” dedi.
TS EN 13501 kapsamında yapı malzemelerinin yangına tepki performansının A’dan F’ye kadar sınıflandırıldığını belirten Uz, “A sınıfı en yüksek yangın performansını ifade ederken, sınıflandırmada duman oluşumunu ve alevli damlacık oluşumunu gösteren ‘s’ (smoke) ve ‘d’ (drop) kriterleri de dikkate alınıyor. Özellikle dış cephe ve bölme duvar sistemlerinde A1 ve A2 sınıfındaki yüksek yangın performansına sahip ürünlerin tercih edilmesi, yangının yapı içinde yayılmasının sınırlandırılmasına katkı sağlıyor. Özellikle dış cephe ve bölme duvar sistemlerinde kullanılan yalıtım malzemeleri, yönetmelikte belirtilen A1 ve A2 sınıfı yanmazlık kriterlerine uygun olduğunda, yangının katlar arasında ve komşu alanlara yayılmasının sınırlandırılmasına katkı sağlıyor. Ayrıca, pencere kenarları ve çatı arası gibi kritik alanlarda oluşturulan yangın bariyerleri de yayılımını kontrol altına almada önemli rol oynuyor.” diye konuştu.
Camyünü ve taşyünü gibi ürünlerin bu açıdan önemli çözümler sunduğunu ifade eden Uz, sözlerine şöyle devam etti:
“Doğru malzemelerin, doğru sistem içerisinde ve uygun işçilikle uygulanması, yangının gelişiminin ve yapı içerisindeki yayılımının sınırlandırılmasına katkı sağlayabiliyor. Özellikle taşyünü ve camyünü gibi mineral yünlerin yanmaz özellikleri ve yüksek sıcaklıklara dayanımları, yangın sırasında alevlerin yayılımının sınırlandırılmasına ve kaçış ile itfaiyenin müdahalesi için zaman kazanılmasına katkıda bulunabiliyor. Bu da yangının yol açabileceği hasarın azaltılması açısından önemli bir avantaj.”
Uz, yüksek sıcaklıklara dayanıklı mineral yünlerin doğru sistem ve uygulama detaylarıyla kullanıldığında yapı elemanlarının yangın karşısındaki performansının korunmasına da katkı sağlayabileceğine dikkat çekerek, “Burada ürünün tek başına değil, kullanıldığı yapı elemanı ve sistemin tamamıyla birlikte değerlendirilmesi büyük önem taşıyor” dedi.
İzocam’dan farklı uygulamalara yönelik yangın güvenliği çözümleri
İzocam’ın farklı yapı ve uygulama ihtiyaçlarına yönelik geniş bir ürün portföyü olduğunu belirten Uz, camyünü ve taşyünü çözümlerinin ısı, ses ve yangın güvenliğini birlikte ele aldığını söyledi.
İzocam Camyünü’nün hafif, esnek, ekonomik ve yanmaz yapısıyla binalarda ve endüstride 250°C’ye kadar çalışma sıcaklığına sahip uygulamalarda çatı, duvar, tesisat ve ara bölme yalıtımlarında kullanıldığını belirten Uz, İzocam Taşyünü’nün ise ısı ve ses yalıtımının yanı sıra yangın güvenliğine katkı sağladığını ve 350–650°C arasındaki yüksek sıcaklıklı endüstriyel uygulamalarda kullanılabildiğini ifade etti.
Yapı uygulamalarında İzocam Mineral Yün Ara Bölme Levhası’nın A1 sınıfı yanmaz özelliğiyle bölme duvarlarda ısı ve üstün ses yalıtımı sağladığını aktaran Uz, İzocam Mineral Cephe Levhası’nın giydirme cephelerde, İzocam Kalibel’in ise dış duvarların iç yüzeyleri, iç bölmeler ve komşu duvarlar gibi uygulamalarda kullanıldığını belirtti.
Endüstriyel uygulamalarda ise İzocam Taşyünü Sanayi Levhası ve İzocam Taşyünü Sanayi Şiltesi’nin yüksek sıcaklıklarda ısı, ses ve yangın yalıtımı ihtiyaçlarına yönelik çözümler sunduğunu belirtti.
Mustafa Rüştü Uz, “İzocam olarak farklı yapı ve uygulama ihtiyaçlarına yönelik, ısı, ses ve yangın güvenliğini birlikte ele alan kapsamlı bir çözüm portföyü sunuyoruz. Bununla birlikte bizim için önemli olan yalnızca ürün geliştirmek değil; ürünün doğru yapı elemanında, doğru sistem içerisinde ve doğru uygulama detaylarıyla kullanılmasını sağlamak. Yangın güvenliğini ürün seçiminden tasarıma, uygulamadan denetime kadar bütüncül bir yapı güvenliği yaklaşımı olarak ele alıyoruz” dedi.
GENEL
Özak GYO’nun Hayat Flora Projesinde 3+1 Örnek Daire Ziyarete Açıldı
Yayınlandı
2 saat önce-
Ekim 26, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Emlak Konut güvencesiyle Özak GYO tarafından İstanbul Küçükçekmece’de hayata geçirilen Hayat Flora Projesi’nin 3+1 örnek daire ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Ev sahibi olmak isteyenler, örnek daireyi gezerek yaşam alanlarını yerinde inceleyebiliyor ve 1 Ekim-15 Kasım tarihlerine özel leasingli satış seçenekleri kapsamında sunulan yüzde 90’a varan kredi seçenekleri ve 120 ay vade imkânından yararlanabiliyor.
Özak GYO’nun hayata ve bulunduğu çevreye değer katma vizyonuyla geliştirdiği Hayat Flora’da, 3+1 örnek daire ziyarete açıldı. Marmara Denizi ve Küçükçekmece Gölü manzarasını yeşil alanlar, sosyal olanaklar ve ulaşım bağlantılarıyla buluşturan projede örnek daire, hayalindeki eve kavuşmak isteyenler için somut bir deneyim kazandırıyor.
Günlük yaşama değer katan bir semt anlayışı
Emlak Konut güvencesi ve Özak GYO’nun kalite yaklaşımıyla geliştirilen Hayat Flora, değer katma vizyonunu konutların yanı sıra açık alanlar, sosyal donatılar ve günlük ihtiyaçlara erişim üzerinden de hayata geçiriyor. “Denizin kıyısında, gölün yanında yepyeni bir semt” anlayışıyla tasarlanan proje, evde geçirilen zamanı çevresindeki yaşam olanaklarıyla tamamlıyor.
Hayat Flora’da geniş peyzaj alanları, yürüyüş alanları, çocuk oyun alanları, açık havuz, fitness merkezi ve sauna gibi sosyal olanaklar bulunuyor. Cadde mağazaları, kafe ve restoran alanları ise günlük ihtiyaçların karşılanmasını ve sosyal buluşmaların evin yakınında gerçekleşmesini destekliyor. Açık havada yürümek, çocuklarla vakit geçirmek veya komşularla bir araya gelmek için ayrılan alanlar, projenin semt yaşamı yaklaşımını güçlendiriyor.
Farklı konut seçenekleri ve güçlü ulaşım bağlantıları
Hayat Flora’da 1+1’den 4+1’e uzanan daire seçenekleri, farklı büyüklükte ev arayanlara alternatifler sunuyor. Bahçe kullanımlı ve teraslı konut seçenekleri ile deniz ve göl manzaralı daireler, yaşam alanı tercihlerini çeşitlendiriyor.
Küçükçekmece’de Marmaray Halkalı durağına yakın konumlanan proje, İstanbul’un farklı noktalarına raylı sistemle ulaşım imkânı sağlıyor. E-5 ve TEM otoyollarına erişim olanakları da iş, okul ve sosyal yaşam için günlük yolculukları destekliyor.
Son Yazılar
- Mimar Işıl Yıldız’dan kentsel dönüşümün başarısı için bütünleşik koordinasyon sistemi Ekim 26, 2026
- İzocam’dan yangın güvenliği vurgusu: “Yangın güvenliği, can ve yapı değerine yapılan hayati bir yatırımdır” Ekim 26, 2026
- Entegre Harç’ın Yeni Büyüme Rotasında Ar-Ge Var Ekim 26, 2026
- Özak GYO’nun Hayat Flora Projesinde 3+1 Örnek Daire Ziyarete Açıldı Ekim 26, 2026
- Polat Gayrimenkul’ün Seven Pearl Projesinde Satışlar Devam Ediyor Ekim 26, 2026
- ARK İNŞAAT VE SEBA İNŞAAT’IN ORTAK PROJESİ “EVİNİZ RİVA” TANITILDI Ekim 26, 2026
- Yangın Güvenliğinde Doğru Ürün Kadar Doğru Sistem Kurgusu da Kritik Ekim 23, 2026
- İzocam’dan Temelden Çatıya Bütüncül Yalıtım Yaklaşımı Ekim 23, 2026
- Knauf’tan Yapılarda Yangın Güvenliğine Bütüncül Sistem Yaklaşımı Ekim 23, 2026
- we-club, 25. Yılında Ustalarıyla Birlikte Büyümesini Kutluyor! Ekim 23, 2026
- Panasonic ile mevsim geçişlerinde dengeli iklimlendirme Ekim 23, 2026
- Jotun 2027 Global Renk Koleksiyonu “Yolculuklar” ile Köklerimizin Renklerine İniyor Ekim 23, 2026
- UB-V Dinamik UPS, Kritik Uygulamalarda Yüksek Güç ve Kesintisiz İşletim Sağlıyor Ekim 23, 2026
- Betek’ten Yangın Güvenliğinde Sistem Yaklaşımı Vurgusu Ekim 22, 2026
- TÜRK İNŞAAT ŞİRKETLERİ MEKKE’DE 10 BİN KONUT İÇİN GÜÇLERİNİ BİRLEŞTİRDİ Ekim 22, 2026
Trendler
GENEL2 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL2 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL3 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL3 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
SEKTÖREL3 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak
GENEL2 yıl önceİzocam’dan evinizin ısısını yaz-kış dengede tutan yalıtım çözümleri!










