GENEL
İzocam, Akıllı Üretim Teknolojileriyle Yalıtımda Verimliliği Artırıyor
Yayınlandı
2 ay önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Kerem Kürklü (İzocam Genel Direktörü)
Türkiye yalıtım sektörünün kurucusu ve lider markası İzocam, 61 yıllık deneyimini dijitalleşme ve sürdürülebilirlik yatırımlarıyla geleceğe taşıyor.
1- Öncelikle, firmanızı ve faaliyet alanlarınızı kısaca tanıtabilir misiniz? 2026 yılının ilk yarısı özelinde sektörün mevcut görünümünü ve sektördeki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?
İzocam olarak, Türkiye yalıtım sektörünün kurucusu ve lider markası kimliğiyle 1965 yılından bu yana faaliyet gösteriyoruz. Türkiye yalıtım sanayisinin temelleri, 61 yıl önce İzocam’ın kuruluşuyla atılmıştır. Kurulduğumuz günden bu yana yalnızca yüksek kaliteli yalıtım ürünleri üreten bir şirket değil; aynı zamanda ülkemizde enerji verimliliği bilincinin gelişmesine, sürdürülebilir yapılaşmanın yaygınlaşmasına ve sektör standartlarının yükselmesine öncülük eden bir kurum olduk.
Bugün camyünü, taşyünü, ekstrüde polistiren, ekspande polistiren, elastomerik kauçuk, polietilen ve sandviç panel olmak üzere yedi farklı yalıtım ürün grubunu aynı çatı altında üretebilen tek şirket olarak, temelden çatıya, cepheden iç mekanlara ve tesisata kadar tüm uygulama alanlarına yönelik geniş ürün portföyümüzle çözümler sunuyoruz. Ürünlerimiz enerji verimliliğinin yanı sıra yangın güvenliği, akustik konfor ve yapı dayanıklılığı alanlarında da önemli avantajlar sağlamaktadır.
2026 yılının ilk yarısında sektörümüz, enerji verimliliği odaklı düzenlemeler, sürdürülebilirlik hedefleri ve dijital dönüşüm yatırımlarının etkisiyle önemli bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Özellikle enerji maliyetleri, iklim hedefleri ve deprem güvenliği gibi başlıklar, nitelikli yalıtım çözümlerine olan ihtiyacı her geçen gün daha da artırmaktadır. Biz de İzocam olarak güçlü üretim altyapımız, geniş ürün portföyümüz, sürdürülebilirlik vizyonumuz ve dijital dönüşüm yatırımlarımızla sektörümüzde öncü rolümüzü sürdürmeye devam ediyoruz.
2- Dijitalleşme rekabet koşullarınızı nasıl değiştirdi? Veri yönetimi ve gerçek zamanlı analiz, karar alma süreçlerinizde nasıl bir rol oynuyor? Son dönemde üretim tesislerinizde hayata geçirdiğiniz otomasyon, akıllı üretim veya Endüstri 4.0 uygulamalarından öne çıkan örnekleri paylaşabilir misiniz?
Dijitalleşmeyi yalnızca teknolojik bir dönüşüm değil; operasyonel mükemmeliyet, sürdürülebilir üretim ve rekabet gücümüzü artıran stratejik bir yatırım alanı olarak görüyoruz. Günümüzde rekabet artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil; veriyi ne kadar hızlı analiz edebildiğiniz, süreçlerinizi ne kadar etkin yönetebildiğiniz ve değişen koşullara ne kadar hızlı uyum sağlayabildiğinizle de şekilleniyor.
Bu doğrultuda Tarsus Tesisimizde devreye aldığımız Metriks Dijital Veri Yönetim Sistemi, dijital dönüşüm yolculuğumuzun en önemli projelerinden biri oldu. Bu sistem, üretim sahasının farklı noktalarında oluşan verileri tek dijital platformda bir araya getirerek tüm operasyonların gerçek zamanlı olarak izlenmesini sağlıyor. Daha önce operatörler tarafından manuel olarak takip edilen sıcaklık, basınç, hareket, enerji tüketimi ve benzeri üretim verileri, artık üretim hatlarına entegre edilen akıllı sensörler aracılığıyla otomatik olarak toplanıyor ve anlık olarak analiz ediliyor.
Metriks platformu üzerinde önümüzdeki dönemde devreye almayı planladığımız yapay zekâ destekli analiz modülleriyle üretim süreçlerinin daha da akıllı hale getirmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda, üretim süreçlerinde oluşabilecek olası sapmaları henüz sorun büyümeden tespit etmeyi, operatörleri anlık olarak uyarmayı ve müdahale süreçlerini hızlandırmayı amaçlıyoruz. Böylece üretim sürekliliğini ve operasyonel güvenilirliği daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.
Bunun yanında Tarsus Tesisimizde devreye aldığımız yapay zekâ destekli forklift projesi de dijital dönüşüm çalışmalarımızın önemli örneklerinden biridir. Yapay zekâ, RTLS (Real Time Location System) ve UWB (Ultra Wide Band) teknolojilerini bir araya getiren bu sistem sayesinde forklift operasyonları ve çalışan güvenliği gerçek zamanlı olarak yönetiliyor. Sistem, riskli durumları anlık olarak analiz ederek gerektiğinde forklift hızını otomatik olarak düşürüyor veya durduruyor; böylece iş sağlığı ve güvenliği kültürümüzü ileri teknolojiyle destekliyoruz.
3- BIM, dijital ikiz, artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) veya nesnelerin interneti (IoT) gibi teknolojiler ürün geliştirme ya da proje süreçlerinizde nasıl yer buluyor? Yapay zekâ destekli sistemlerin önümüzdeki yıllarda yapı malzemeleri ve inşaat sektöründe hangi alanlarda yaygınlaşacağını öngörüyorsunuz?
Yapı sektöründe dijitalleşme artık yalnızca üretim süreçleriyle sınırlı değil; tasarım, planlama, uygulama ve işletme süreçlerini kapsayan bütüncül bir dönüşüm yaşanıyor. İzocam olarak biz de bu dönüşümü yakından takip ediyor ve özellikle üretim süreçlerimizde IoT tabanlı veri toplama sistemleri, akıllı sensörler ve yapay zekâ destekli analiz altyapılarından aktif olarak yararlanıyoruz.
Önümüzdeki dönemde yapay zekânın özellikle üretim optimizasyonu, kalite kontrol, kestirimci bakım, enerji yönetimi ve iş sağlığı ve güvenliği alanlarında çok daha yaygın kullanılacağını öngörüyoruz. Üretim süreçlerinden elde edilen büyük verinin yapay zekâ ile analiz edilmesi sayesinde ürün kalitesinin önceden tahmin edilmesi, ekipman performansının sürekli izlenmesi ve bakım süreçlerinin proaktif şekilde planlanması mümkün hale geliyor. Bununla birlikte, yapay zekâ destekli sistemlerden yalnızca üretim operasyonlarında değil; operasyonel planlama, ticari önceliklerin yönetimi ve pazar geliştirme süreçlerinde de daha etkin yararlanmayı hedefliyoruz.
Ayrıca BIM tabanlı proje yönetimi, dijital ikiz uygulamaları ve akıllı bina teknolojilerinin de özellikle enerji verimliliği odaklı yapı projelerinde daha fazla önem kazanacağını düşünüyoruz. Yapı malzemeleri sektöründe dijitalleşmenin temel amacı yalnızca üretimi hızlandırmak değil; kaynak kullanımını optimize eden, karbon ayak izini azaltan ve yaşam döngüsü boyunca daha yüksek performans sunan çözümler geliştirmek olacaktır.
4- Dijital gelişiminiz kapsamında, son dönemde pazara sunduğunuz yüksek teknolojiye sahip ürünleriniz ve hizmetleriniz ilgili bilgi alabilir miyiz? Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün çeşitliliğine sahipsiniz? Ürünlerinizin çalışma prensipleri ile müşterilerinize sunduğunuz avantajlar ve çevre dostu yönleri nelerdir?
İzocam olarak dijitalleşmeyi yalnızca üretim süreçlerimizi dönüştüren bir yaklaşım değil, aynı zamanda ürün geliştirme ve inovasyon çalışmalarımızı da destekleyen stratejik bir unsur olarak değerlendiriyoruz. Ar-Ge gücümüz, dijital üretim altyapımız ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımımız sayesinde farklı kullanım alanlarına yönelik yüksek performanslı yalıtım çözümleri geliştirmeye devam ediyoruz.
Bugün camyünü, taşyünü, ekstrüde polistiren, ekspande polistiren, elastomerik kauçuk, polietilen ve sandviç panel olmak üzere yedi farklı yalıtım ürün grubunu aynı çatı altında üretebilen tek şirket olarak; konutlardan ticari yapılara, endüstriyel tesislerden teknik yalıtım uygulamalarına kadar geniş bir kullanım alanına hitap ediyoruz. Ürünlerimiz; ısı, ses ve yangın yalıtımını bir arada sunarken, enerji verimliliği, yapı güvenliği, kullanım konforu ve uzun ömürlü performans açısından önemli avantajlar sağlıyor.
İç mekânlarda akustik konfor ve estetik beklentilere yanıt veren **Everest Mineral Asma Tavan Levhası** yüksek ses yutma performansı, A2 sınıfı yangın dayanımı ve dekoratif yapısıyla eğitim, sağlık, ofis ve ticari yapılarda güvenli ve konforlu yaşam alanları oluşturuyor.
Sanayi ve teknik yalıtım uygulamaları için geliştirdiğimiz **İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru** ise yüksek sıcaklıklarda çalışan tesisat sistemlerinde ısı kayıplarını azaltarak enerji verimliliğini artırıyor; yangın güvenliği, proses sürekliliği ve işletme verimliliği açısından önemli avantajlar sunuyor.
Sürdürülebilirlik, ürün geliştirme yaklaşımımızın da merkezinde yer alıyor. Camyünü ve taşyünü gibi mineral yün ürünlerimiz yüksek oranda geri dönüştürülmüş hammadde içerirken, kullanım ömürleri boyunca sağladıkları enerji tasarrufu sayesinde karbon emisyonlarının azaltılmasına önemli katkı sağlıyor. Bunun yanında ürünlerimiz için Yaşam Döngüsü Analizi (LCA) ve Çevresel Ürün Beyanı (EPD) çalışmalarımızı yaygınlaştırıyor, 2030 yılına kadar tüm ürün gruplarımız için bu süreçleri tamamlamayı hedefliyoruz. Böylece müşterilerimize yalnızca yüksek performanslı yalıtım çözümleri değil, aynı zamanda çevresel etkisi şeffaf şekilde ortaya konulmuş sürdürülebilir ürünler sunuyoruz.
5- Sürdürülebilirlik hedeflerinize ulaşmada dijital teknolojiler nasıl bir katkı sağlıyor? Dijitalleşme, karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda; kaynak yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?
İzocam olarak sürdürülebilirliği büyüme stratejimizin merkezine konumlandırıyoruz. 2050 yılına kadar net sıfır karbon emisyonuna ulaşmayı, 2030 yılına kadar su tüketimimizi yüzde 50 azaltmayı ve geri dönüştürülemeyen atık miktarını sıfıra indirmeyi hedefliyoruz. Bu hedeflere ulaşmada dijital teknolojiler en önemli dönüşüm araçlarımız arasında yer alıyor.
ERP (Enterprise Resource Planning) altyapımızın yenilenmesi, veri analitiği uygulamaları, robotik süreç otomasyonları ve yapay zekâ destekli tahminleme sistemleri sayesinde üretim süreçlerimizi çok daha etkin yönetebiliyoruz. Özellikle Metriks platformunun Enerji Yönetim Sistemi modülü ile enerji tüketimini anlık olarak takip ediyor, enerji kayıplarını analiz ederek kaynak kullanımını optimize ediyoruz. Bu sayede hem enerji verimliliğini artırıyor hem de karbon emisyonlarımızın azaltılmasına yönelik çalışmalarımızı veri temelli şekilde yönetiyoruz.
Bunun yanında “Zero Waste to Landfill” projemiz kapsamında atıkların geri kazanımını ve enerji üretiminde değerlendirilmesini sağlıyor, WCM (World Class Manufacturing) yaklaşımıyla üretim süreçlerimizde çevresel etkiyi azaltan sürekli iyileştirme uygulamalarını hayata geçiriyoruz. Dijitalleşme sayesinde yalnızca operasyonel verimliliğimizi artırmıyor; sürdürülebilirlik performansımızı ölçülebilir, izlenebilir ve sürekli geliştirilebilir bir yapıya kavuşturuyoruz.
6- Son olarak, önümüzdeki 5 yıllık perspektifte dijital dönüşüm yatırımlarınızın odağında hangi teknolojiler yer alacak? Sektörün geleceğine ilişkin beklentilerinizi paylaşır mısınız?
Önümüzdeki dönemde veri odaklı yönetim anlayışımızı daha da güçlendirecek yatırımlarımıza devam edeceğiz. Yapay zekâ destekli üretim sistemleri, ileri veri analitiği, makine öğrenmesi uygulamaları, nesnelerin interneti (IoT) çözümleri, kestirimci bakım sistemleri, enerji yönetimi platformları ve akıllı üretim teknolojileri öncelikli yatırım alanlarımız arasında yer alıyor.
Hedefimiz, tüm üretim tesislerimizi ortak bir dijital veri yönetim ekosistemi altında buluşturmak ve IoT teknolojileri sayesinde üretim ekipmanlarımızdan gerçek zamanlı veri toplayarak süreçlerimizi daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha rekabetçi bir yapıya dönüştürmek. Bunun yanı sıra yapay zekâ tabanlı üretim planlama (Advanced Scheduling) uygulamalarıyla üretim süreçlerini daha etkin yönetmeyi, reçete simülasyonlarıyla gerçek üretim testlerini dijital ortamda modelleyerek hem geliştirme maliyetlerini hem de fire oranlarını azaltmayı hedefliyoruz.
Dijital dönüşüm çalışmalarımız yalnızca üretim süreçleriyle sınırlı değil. Yatırım projelerinde dijital ikiz teknolojilerinden yararlanarak tesis yerleşimlerini ve üretim akışlarını daha yatırım aşamasında optimize etmeyi, dron destekli stok sayımı uygulamalarıyla depo süreçlerini hızlandırmayı planlıyoruz. İş sağlığı ve güvenliği alanında ise yapay zekâ tabanlı forklift uygulamalarımızı daha da geliştirirken, yapay zekâ destekli yangın algılama sistemleri ve çalışanların taşıyacağı hareket sensörleriyle acil durumların anlık olarak tespit edilmesini sağlayacak teknolojileri de kademeli olarak devreye almayı hedefliyoruz.
Dijital dönüşüm yolculuğumuzda bilgi güvenliğini de tüm süreçlerin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Üretim teknolojileri (OT) ile bilgi teknolojileri (IT) altyapılarının güvenli entegrasyonunu sağlayarak siber tehditlere karşı dirençli, güvenilir ve kesintisiz bir operasyon yapısı oluşturmayı amaçlıyoruz. Veri gizliliği, siber güvenlik, iş sürekliliği ve yasal uyumluluk alanlarındaki yatırımlarımızı artırarak dijital ekosistemimizi sürekli güçlendirmeyi sürdüreceğiz.
Yapı malzemeleri sektörünün geleceğinde dijitalleşme, sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve siber dayanıklılığın birbirini tamamlayan temel unsurlar olacağına inanıyoruz. Veriyi doğru yöneten, kaynaklarını verimli kullanan, çevresel etkisini azaltan ve dijital altyapısını güvenli şekilde yöneten şirketlerin rekabette öne çıkacağı yeni bir döneme giriyoruz. İzocam olarak biz de köklü deneyimimizi yenilikçi teknolojilerle birleştirerek sektörümüzde dijital dönüşüme öncülük etmeye, güvenli ve akıllı üretim sistemleri geliştirmeye ve geleceğin sürdürülebilir yapılarına değer katmaya devam edeceğiz.
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
Kastamonu Entegre Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın Üçüncü Durağı İzmir Oldu
Yayınlandı
12 saat önce-
Ekim 9, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Kastamonu Entegre’nin iş ortakları ve sektör paydaşlarıyla bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncü durağı İzmir oldu. Ankara ve Kayseri’nin ardından İzmir’de sektör profesyonelleriyle bir araya gelen Kastamonu Entegre bölgenin ihtiyaçlarını ve sektöre yön veren yeni yaklaşımları birlikte değerlendirdi.
Ahşap bazlı panel sektöründe Türkiye’nin lideri, Avrupa’nın üçüncü, dünyanın dördüncü büyük üreticisi Kastamonu Entegre, sektörle daha güçlü bir iletişim kurmak ve iş ortaklarıyla bilgi paylaşımını artırmak amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncüsünü 6 Ekim’de İzmir’de gerçekleştirdi. Ankara ve Kayseri’nin ardından düzenlenen buluşmada şirket, Ege Bölgesi’ndeki iş ortakları ve sektör profesyonelleriyle bir araya geldi.
Üretim, tasarım ve uygulama süreçlerinde rol alan iş ortaklarını bir araya getiren Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları, sektörün ihtiyaçlarını farklı uzmanlıkların bakış açısıyla ele alma fırsatı sunuyor. İzmir buluşmasında bayiler, mimarlar, iç mimarlar, uygulamacılar ve üreticiler; değişen müşteri beklentilerini, bölgedeki pazar dinamiklerini ve bunların ürün seçimi ile uygulama süreçlerine yansımalarını birlikte değerlendirdi.
Ege Bölgesi’nin üretim, ticaret ve tasarım ekosisteminin önemli merkezlerinden İzmir’de gerçekleştirilen etkinlikte, Kastamonu Entegre’nin dekoratif panelden zemin çözümlerine uzanan geniş ürün portföyü sektör profesyonelleriyle buluştu. Etkinlik kapsamında oluşturulan showroom alanında ürünlerin farklı kullanım alanları, tasarım yaklaşımları ve kullanıcıya sunduğu avantajlar aktarılırken katılımcılar, Kastamonu Entegre’nin yenilikçi çözümlerini yakından inceleme fırsatı buldu.
Kastamonu Entegre Global Ürün Yönetimi Grup Müdürü Hande Okul Yılmaz, İzmir buluşmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Ankara ve Kayseri’nin ardından Bölgesel İş Ortakları Buluşmalarımızın üçüncü durağı olan İzmir’de, Ege Bölgesi’ndeki iş ortaklarımızla bir araya gelmekten büyük memnuniyet duyduk. İzmir buluşmamızda da diğer buluşmalarımızda olduğu gibi ürünlerimizi yakından inceleyebilecekleri, renk, doku ve yüzey seçeneklerini bir arada görebilecekleri bir deneyim alanı oluşturduk. Eylül ayında gerçekleşen INTERMOB’da sergilediğimiz yenilikleri de bu alana taşıyarak iş ortaklarımıza yeni ürünlerimizi ve sundukları tasarım olanaklarını kendi bölgelerinde yakından tanıma fırsatı sunduk. Ürünlerimizin farklı tasarım ve uygulama ihtiyaçlarına nasıl karşılık verdiğini birlikte değerlendirmek ve iş ortaklarımızın görüşlerini doğrudan dinlemek, ürün yönetimi çalışmalarımız açısından da değerli. Bu buluşmalarla, ürünlerimiz etrafında kurduğumuz iletişimi güçlendirmeyi ve bölgesel ihtiyaçları daha yakından anlamayı hedefliyoruz.”
Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları İstanbul’da Devam Edecek
Kastamonu Entegre, Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları ile bilgi birikimini, sektör vizyonunu ve iş ortaklarıyla kurduğu uzun soluklu iş birliklerini Türkiye’nin farklı bölgelerine taşımayı sürdürüyor. Ankara, Kayseri ve İzmir’de gerçekleştirilen buluşmalarla yerel dinamikleri yakından takip eden şirket, sektör paydaşlarıyla ortak gelişim alanları oluşturmayı ve sektörün geleceğine birlikte yön vermeyi amaçlıyor. Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın bir sonraki durağı İstanbul olacak.
GENEL
Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimi Türk İş Dünyasıyla Küresel Arenaya Taşınacak
Yayınlandı
13 saat önce-
Ekim 9, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) arasında imzalanan iş birliği protokolüyle, Türk özel sektöründe sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılması, sürdürülebilirlik alanındaki uygulamaların güçlendirilmesi ve Türkiye’nin bu alandaki deneyiminin uluslararası iş dünyasına taşınması hedefleniyor.
Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin vizyonuyla Türkiye’den dünyaya yayılan Sıfır Atık yaklaşımı, iş dünyasında da yeni iş birlikleriyle güçleniyor.
Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik ve sıfır atık alanındaki dönüşümünü hızlandırmak amacıyla iş birliğine gitti. Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş ile DEİK Başkanı Nail Olpak tarafından imzalanan protokolle, DEİK üyesi kuruluşlar ve İş Konseyleri nezdinde sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılmasına yönelik ortak çalışmalar yürütülmesinin önü açıldı.
Samed Ağırbaş: “Önemli Bir İş Birliğini Hayata Geçiriyoruz”
Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik dönüşümü açısından önemli bir iş birliğini hayata geçirmenin memnuniyetini yaşadıklarını belirterek, “Sıfır Atık Hareketi’nin küresel bir vizyona dönüşmesine öncülük eden, ‘Dünya Ortak Evimiz’ anlayışını Türkiye’den dünyaya taşıyan Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyonu özellikle ifade etmek isterim. 2017 yılında başlayan Sıfır Atık Hareketi bugün; atığın yönetilmesinin ötesinde, kaynakların korunmasını, verimliliği, döngüsel ekonomiyi ve sürdürülebilir kalkınmayı birlikte ele alan kapsamlı bir dönüşüm modeline ulaşmıştır. Bu vizyonun ülkemizin çevre ve iklim politikalarına güçlü biçimde yansımasında, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çevre ve iklim alanındaki iradesi ile Sayın Murat Kurum’un kararlı uygulama yaklaşımı önemli bir yere sahiptir” dedi.
“DEİK’in Güçlü Uluslararası İş Ağı Büyük Bir Fırsat Sunuyor”
Sıfır atığın yalnızca bir çevre politikası değil; üretim, yatırım, rekabetçilik ve ekonomik kalkınma meselesi olduğunu belirten Ağırbaş, “DEİK’in İş Konseyleri ve üye kuruluşları aracılığıyla sahip olduğu güçlü uluslararası iş ağı, Türkiye’nin sıfır atık ve döngüsel ekonomi deneyimini küresel iş dünyasına taşımamız açısından büyük bir fırsat sunuyor. Bu vizyonun uluslararası ölçekteki karşılığını, Haziran ayında ikincisini gerçekleştirdiğimiz Sıfır Atık Forumu’nda da gördük. 183 ülkeden katılımın sağlandığı Forum, sıfır atığın artık sadece çevre politikalarının değil; iklim eyleminin, ekonomik dönüşümün ve uluslararası iş birliğinin de önemli bir unsuru olduğunu ortaya koydu” ifadelerini kullandı.
“Hedefimiz Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimini Dünyaya Uygulama ve İş Birliği Modeli Olarak Sunan Bir Ülke Olması”
İş birliği için DEİK Başkanı Nail Olpak’a ve DEİK’in yönetimine teşekkür eden Ağırbaş, “Hedefimiz Türkiye’nin sıfır atık deneyimini dünyaya uygulama ve iş birliği modeli ile sunan bir ülke olmasıdır. COP31 sürecinde de bu yaklaşımı güçlendireceğiz. İklim gündemini yalnızca taahhütler üzerinden değil; yatırımlar, teknolojiler, finansman ve sahadaki somut uygulamalar üzerinden ele alacağız” dedi.
Nail Olpak: “DEİK Olarak, Ticari Diplomasi Faaliyetlerimize İklim Diplomasisi Kavramını da Dahil Edeceğiz”
DEİK Başkanı Nail Olpak ise, “Ülkemizin ev sahipliğinde düzenlenecek olan COP31’e çok az bir süre kaldı ve DEİK olarak biz de bu süreçte iş dünyası olarak verebileceğimiz katma değeri ortaya koyabilmeye çalışıyoruz. COP toplantıları ilk ortaya çıktığı zaman, sadece hükümetler arası iklim müzakerelerinin görüşüldüğü bir platformdu. Ancak günümüzde, iklim konuları aynı zamanda ekonomi ve iş dünyasının da ana gündem maddelerinden birisi oldu. Yeşil ekonomiye geçiş, döngüsel ekonomi, yeşil finansman gibi birçok alt başlıkta ve yeniden düzenlenen küresel ticarette iş dünyasının da kaçınılmaz ve önemli bir rolü bulunuyor. Bu çerçevede biz de DEİK olarak iklim diplomasisini ticari diplomasi faaliyetlerimizin ana unsuru olarak görüyor ve COP31 öncesi ve sonrası da dahil olmak üzere atılacak adımlarda iş dünyamızla birlikte hareket etmeye devam ediyoruz. İş dünyası olarak en önemli önceliğimiz öngörülebilirlik. Bugün hayatımıza çok daha önemli yeni bir rekabet alanı eklendi: güven rekabeti. Güven hem iş dünyasının hem de devletlerin en fazla önem verdiği başlık haline geldi ve böyle olmaya da devam edecek” dedi.
“Sıfır Atık Vakfı ile Yakın İş Birliği İçindeyiz”
“COP31 gibi çok taraflı ve katmanlı bir sürece girerken, iş dünyası örgütleri ve sivil toplum kurumları da kendilerine güvenli ortak arayışı içerisinde” diyen Olpak, şöyle devam etti:
“DEİK olarak, bu süreçte uzun zamandır Sıfır Atık Vakfı ile yakın bir iş birliği içerisindeyiz. Uluslararası Sıfır Atık Zirvesi kapsamında, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Liderler Toplantısı’nı bizim düzenlememizi arzu ettiler. DEİK de yürüttüğü ticari diplomasi faaliyetlerine iklim diplomasisi kavramını da dahil ederek, her zaman olduğu gibi iş dünyası ile kamu arasında bir arayüz vazifesi görüyor. DEİK ailemiz ile Sıfır Atık Vakfı arasında bugün imzaladığımız iş birliği protokolüyle, mevcut iş birliğimizi daha üst seviyeye çıkararak, başta döngüsel ekonomi ve sıfır atık yaklaşımı olmak üzere, sürdürülebilirlik alanında daha etkin bir koordinasyon merkezi kuracağız.”
İmza töreninin ardından, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı, iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilerek sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomi alanlarında özel sektörün rolü ve küresel sürdürülebilirlik gündemine katkı sağlayacak iş birliği alanları ele alındı.
Sıfır Atık Yaklaşımı İş Dünyasının Uluslararası Faaliyetlerine Taşınacak
İş birliğiyle, sürdürülebilirlik ilkelerinin dış ticaret ve uluslararası iş birliği faaliyetlerinde daha güçlü şekilde ele alınması ve Türk özel sektörünün uluslararası arenada sıfır atık ve sürdürülebilirlik alanında öncü konuma taşınmasına katkı sağlanması amaçlanıyor.
GENEL
Hisense, Türkiye Pazarına Özel bir Lansman ile Giriş Yaptı
Yayınlandı
13 saat önce-
Ekim 9, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Hisense Doğu Avrupa Satış Direktörü ve Türkiye Genel Müdürü Boštjan Vodeb, “Türkiye, Hisense için uzun vadeli potansiyeline inandığımız önemli bir pazar. Bu nedenle önceliğimiz yalnızca ürünlerimizi satışa sunmak değil, yerel ekibimiz, güçlü satış ve dağıtım iş ortaklarımız ve güvenilir satış sonrası hizmet ağımızla doğru temelleri oluşturmak oldu. TV ve klima ile başlayan yolculuğumuzu 2027’den itibaren yeni ürün kategorileriyle kademeli olarak büyütmeyi planlıyoruz. Bu yolculuğun merkezinde ‘Ulaşılabilir Lüks’ yaklaşımımız var. İleri teknolojinin, güçlü tasarımın ve üstün deneyimin yalnızca belirli bir kesime değil, çok daha fazla insana ulaşması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye’deki hikayemizi de tek başımıza değil, iş ortaklarımız ve tüketicilerimizle birlikte yazmak istiyoruz. Global hikayemiz 1969’da başladı, bugün ise Türkiye’de yeni bir bölüm açıyoruz. Gelin, Hisense’in ışığını Türkiye’de birlikte yayalım.” dedi.
“Teknolojiyi Hayatın Önünde Değil, Hayatın İçinde Konumlandırıyoruz”
Son Yazılar
- Kastamonu Entegre Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın Üçüncü Durağı İzmir Oldu Ekim 9, 2026
- Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimi Türk İş Dünyasıyla Küresel Arenaya Taşınacak Ekim 9, 2026
- Hisense, Türkiye Pazarına Özel bir Lansman ile Giriş Yaptı Ekim 9, 2026
- Eminevim’den 600 bininci teslimatla tarihi rekor Ekim 9, 2026
- Vaillant Türkiye, 2026’nın 2. İletişim Kurulu Toplantısı’nda İş Ortaklarıyla Bir Araya Geldi Ekim 9, 2026
- GÖKYÜZÜNDE BİR SIĞINAK: LONDRA’NIN İKONİK SOUTH BANK BÖLGESİNDE PENTHOUSE YAŞAMINA YENİ BİR YORUM Ekim 9, 2026
- Form MHI Klima Sistemleri Interclima 2026’da Uluslararası Temaslarını Güçlendirdi Ekim 9, 2026
- Filli Boya’nın da çatısı altında yer aldığı Nippon Paint Group, AkzoNobel’in Güneydoğu Asya Operasyonlarını Satın Almak Üzere Anlaşma İmzaladı Ekim 9, 2026
- Boreas Teknoloji, Veri Merkezlerinde Akıllı Yönetim Dönemini 6. OSB Teknoloji Zirvesi’ne Taşıdı Ekim 9, 2026
- Creavit Gen-Z Serisi ile Banyoda Kişisel İfade Ekim 9, 2026
- ASAŞSANAT’tan Alüminyumun Sanatla Buluştuğu Sergi: “13. Element” Ekim 8, 2026
- Mobilya Tasarımında Porselen Dönemi: Kalebodur, Furnishings & Design Istanbul’a Damgasını Vurdu Ekim 8, 2026
- Baumit Türkiye, kış gelmeden nitelikli ısı yalıtımı yapmanın 5 kritik başlığına dikkat çekiyor Ekim 8, 2026
- Yaşam alanına dönüşen banyolar için zamansız bir tasarım: Thetis Ekim 8, 2026
- Baymak Hizmet Kalitesini Eğitimle Güçlendiriyor Ekim 8, 2026
Trendler
GENEL2 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL2 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak
GENEL2 yıl önceİzocam’dan evinizin ısısını yaz-kış dengede tutan yalıtım çözümleri!


















