İzocam, Akıllı Üretim Teknolojileriyle Yalıtımda Verimliliği Artırıyor  - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

İzocam, Akıllı Üretim Teknolojileriyle Yalıtımda Verimliliği Artırıyor 

Yayınlandı

-

Kerem Kürklü (İzocam Genel Direktörü)

 

Türkiye yalıtım sektörünün kurucusu ve lider markası İzocam, 61 yıllık deneyimini dijitalleşme ve sürdürülebilirlik yatırımlarıyla geleceğe taşıyor. 

 

1- Öncelikle, firmanızı ve faaliyet alanlarınızı kısaca tanıtabilir misiniz? 2026 yılının ilk yarısı özelinde sektörün mevcut görünümünü ve sektördeki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz? 

 

İzocam olarak, Türkiye yalıtım sektörünün kurucusu ve lider markası kimliğiyle 1965 yılından bu yana faaliyet gösteriyoruz. Türkiye yalıtım sanayisinin temelleri, 61 yıl önce İzocam’ın kuruluşuyla atılmıştır. Kurulduğumuz günden bu yana yalnızca yüksek kaliteli yalıtım ürünleri üreten bir şirket değil; aynı zamanda ülkemizde enerji verimliliği bilincinin gelişmesine, sürdürülebilir yapılaşmanın yaygınlaşmasına ve sektör standartlarının yükselmesine öncülük eden bir kurum olduk.

 

Bugün camyünü, taşyünü, ekstrüde polistiren, ekspande polistiren, elastomerik kauçuk, polietilen ve sandviç panel olmak üzere yedi farklı yalıtım ürün grubunu aynı çatı altında üretebilen tek şirket olarak, temelden çatıya, cepheden iç mekanlara ve tesisata kadar tüm uygulama alanlarına yönelik geniş ürün portföyümüzle çözümler sunuyoruz. Ürünlerimiz enerji verimliliğinin yanı sıra yangın güvenliği, akustik konfor ve yapı dayanıklılığı alanlarında da önemli avantajlar sağlamaktadır.

 

2026 yılının ilk yarısında sektörümüz, enerji verimliliği odaklı düzenlemeler, sürdürülebilirlik hedefleri ve dijital dönüşüm yatırımlarının etkisiyle önemli bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Özellikle enerji maliyetleri, iklim hedefleri ve deprem güvenliği gibi başlıklar, nitelikli yalıtım çözümlerine olan ihtiyacı her geçen gün daha da artırmaktadır. Biz de İzocam olarak güçlü üretim altyapımız, geniş ürün portföyümüz, sürdürülebilirlik vizyonumuz ve dijital dönüşüm yatırımlarımızla sektörümüzde öncü rolümüzü sürdürmeye devam ediyoruz.

 

2- Dijitalleşme rekabet koşullarınızı nasıl değiştirdi? Veri yönetimi ve gerçek zamanlı analiz, karar alma süreçlerinizde nasıl bir rol oynuyor? Son dönemde üretim tesislerinizde hayata geçirdiğiniz otomasyon, akıllı üretim veya Endüstri 4.0 uygulamalarından öne çıkan örnekleri paylaşabilir misiniz? 

 

Dijitalleşmeyi yalnızca teknolojik bir dönüşüm değil; operasyonel mükemmeliyet, sürdürülebilir üretim ve rekabet gücümüzü artıran stratejik bir yatırım alanı olarak görüyoruz. Günümüzde rekabet artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil; veriyi ne kadar hızlı analiz edebildiğiniz, süreçlerinizi ne kadar etkin yönetebildiğiniz ve değişen koşullara ne kadar hızlı uyum sağlayabildiğinizle de şekilleniyor.

 

Bu doğrultuda Tarsus Tesisimizde devreye aldığımız Metriks Dijital Veri Yönetim Sistemi, dijital dönüşüm yolculuğumuzun en önemli projelerinden biri oldu. Bu sistem, üretim sahasının farklı noktalarında oluşan verileri tek dijital platformda bir araya getirerek tüm operasyonların gerçek zamanlı olarak izlenmesini sağlıyor. Daha önce operatörler tarafından manuel olarak takip edilen sıcaklık, basınç, hareket, enerji tüketimi ve benzeri üretim verileri, artık üretim hatlarına entegre edilen akıllı sensörler aracılığıyla otomatik olarak toplanıyor ve anlık olarak analiz ediliyor.

Metriks platformu üzerinde önümüzdeki dönemde devreye almayı planladığımız yapay zekâ destekli analiz modülleriyle üretim süreçlerinin daha da akıllı hale getirmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda, üretim süreçlerinde oluşabilecek olası sapmaları henüz sorun büyümeden tespit etmeyi, operatörleri anlık olarak uyarmayı ve müdahale süreçlerini hızlandırmayı amaçlıyoruz. Böylece üretim sürekliliğini ve operasyonel güvenilirliği daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.

Bunun yanında Tarsus Tesisimizde devreye aldığımız yapay zekâ destekli forklift projesi de dijital dönüşüm çalışmalarımızın önemli örneklerinden biridir. Yapay zekâ, RTLS (Real Time Location System) ve UWB (Ultra Wide Band) teknolojilerini bir araya getiren bu sistem sayesinde forklift operasyonları ve çalışan güvenliği gerçek zamanlı olarak yönetiliyor. Sistem, riskli durumları anlık olarak analiz ederek gerektiğinde forklift hızını otomatik olarak düşürüyor veya durduruyor; böylece iş sağlığı ve güvenliği kültürümüzü ileri teknolojiyle destekliyoruz.

 

3- BIM, dijital ikiz, artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) veya nesnelerin interneti (IoT) gibi teknolojiler ürün geliştirme ya da proje süreçlerinizde nasıl yer buluyor? Yapay zekâ destekli sistemlerin önümüzdeki yıllarda yapı malzemeleri ve inşaat sektöründe hangi alanlarda yaygınlaşacağını öngörüyorsunuz? 

 

Yapı sektöründe dijitalleşme artık yalnızca üretim süreçleriyle sınırlı değil; tasarım, planlama, uygulama ve işletme süreçlerini kapsayan bütüncül bir dönüşüm yaşanıyor. İzocam olarak biz de bu dönüşümü yakından takip ediyor ve özellikle üretim süreçlerimizde IoT tabanlı veri toplama sistemleri, akıllı sensörler ve yapay zekâ destekli analiz altyapılarından aktif olarak yararlanıyoruz.

 

Önümüzdeki dönemde yapay zekânın özellikle üretim optimizasyonu, kalite kontrol, kestirimci bakım, enerji yönetimi ve iş sağlığı ve güvenliği alanlarında çok daha yaygın kullanılacağını öngörüyoruz. Üretim süreçlerinden elde edilen büyük verinin yapay zekâ ile analiz edilmesi sayesinde ürün kalitesinin önceden tahmin edilmesi, ekipman performansının sürekli izlenmesi ve bakım süreçlerinin proaktif şekilde planlanması mümkün hale geliyor. Bununla birlikte, yapay zekâ destekli sistemlerden yalnızca üretim operasyonlarında değil; operasyonel planlama, ticari önceliklerin yönetimi ve pazar geliştirme süreçlerinde de daha etkin yararlanmayı hedefliyoruz. 

 

Ayrıca BIM tabanlı proje yönetimi, dijital ikiz uygulamaları ve akıllı bina teknolojilerinin de özellikle enerji verimliliği odaklı yapı projelerinde daha fazla önem kazanacağını düşünüyoruz. Yapı malzemeleri sektöründe dijitalleşmenin temel amacı yalnızca üretimi hızlandırmak değil; kaynak kullanımını optimize eden, karbon ayak izini azaltan ve yaşam döngüsü boyunca daha yüksek performans sunan çözümler geliştirmek olacaktır. 

 

4- Dijital gelişiminiz kapsamında, son dönemde pazara sunduğunuz yüksek teknolojiye sahip ürünleriniz ve hizmetleriniz ilgili bilgi alabilir miyiz? Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün çeşitliliğine sahipsiniz? Ürünlerinizin çalışma prensipleri ile müşterilerinize sunduğunuz avantajlar ve çevre dostu yönleri nelerdir? 

 

İzocam olarak dijitalleşmeyi yalnızca üretim süreçlerimizi dönüştüren bir yaklaşım değil, aynı zamanda ürün geliştirme ve inovasyon çalışmalarımızı da destekleyen stratejik bir unsur olarak değerlendiriyoruz. Ar-Ge gücümüz, dijital üretim altyapımız ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımımız sayesinde farklı kullanım alanlarına yönelik yüksek performanslı yalıtım çözümleri geliştirmeye devam ediyoruz.

 

Bugün camyünü, taşyünü, ekstrüde polistiren, ekspande polistiren, elastomerik kauçuk, polietilen ve sandviç panel olmak üzere yedi farklı yalıtım ürün grubunu aynı çatı altında üretebilen tek şirket olarak; konutlardan ticari yapılara, endüstriyel tesislerden teknik yalıtım uygulamalarına kadar geniş bir kullanım alanına hitap ediyoruz. Ürünlerimiz; ısı, ses ve yangın yalıtımını bir arada sunarken, enerji verimliliği, yapı güvenliği, kullanım konforu ve uzun ömürlü performans açısından önemli avantajlar sağlıyor.

 

İç mekânlarda akustik konfor ve estetik beklentilere yanıt veren **Everest Mineral Asma Tavan Levhası** yüksek ses yutma performansı, A2 sınıfı yangın dayanımı ve dekoratif yapısıyla eğitim, sağlık, ofis ve ticari yapılarda güvenli ve konforlu yaşam alanları oluşturuyor.

 

Sanayi ve teknik yalıtım uygulamaları için geliştirdiğimiz **İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru** ise yüksek sıcaklıklarda çalışan tesisat sistemlerinde ısı kayıplarını azaltarak enerji verimliliğini artırıyor; yangın güvenliği, proses sürekliliği ve işletme verimliliği açısından önemli avantajlar sunuyor.

 

Sürdürülebilirlik, ürün geliştirme yaklaşımımızın da merkezinde yer alıyor. Camyünü ve taşyünü gibi mineral yün ürünlerimiz yüksek oranda geri dönüştürülmüş hammadde içerirken, kullanım ömürleri boyunca sağladıkları enerji tasarrufu sayesinde karbon emisyonlarının azaltılmasına önemli katkı sağlıyor. Bunun yanında ürünlerimiz için Yaşam Döngüsü Analizi (LCA) ve Çevresel Ürün Beyanı (EPD) çalışmalarımızı yaygınlaştırıyor, 2030 yılına kadar tüm ürün gruplarımız için bu süreçleri tamamlamayı hedefliyoruz. Böylece müşterilerimize yalnızca yüksek performanslı yalıtım çözümleri değil, aynı zamanda çevresel etkisi şeffaf şekilde ortaya konulmuş sürdürülebilir ürünler sunuyoruz. 

 

5- Sürdürülebilirlik hedeflerinize ulaşmada dijital teknolojiler nasıl bir katkı sağlıyor? Dijitalleşme, karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda; kaynak yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz? 

 

İzocam olarak sürdürülebilirliği büyüme stratejimizin merkezine konumlandırıyoruz. 2050 yılına kadar net sıfır karbon emisyonuna ulaşmayı, 2030 yılına kadar su tüketimimizi yüzde 50 azaltmayı ve geri dönüştürülemeyen atık miktarını sıfıra indirmeyi hedefliyoruz. Bu hedeflere ulaşmada dijital teknolojiler en önemli dönüşüm araçlarımız arasında yer alıyor.

 

ERP (Enterprise Resource Planning) altyapımızın yenilenmesi, veri analitiği uygulamaları, robotik süreç otomasyonları ve yapay zekâ destekli tahminleme sistemleri sayesinde üretim süreçlerimizi çok daha etkin yönetebiliyoruz. Özellikle Metriks platformunun Enerji Yönetim Sistemi modülü ile enerji tüketimini anlık olarak takip ediyor, enerji kayıplarını analiz ederek kaynak kullanımını optimize ediyoruz. Bu sayede hem enerji verimliliğini artırıyor hem de karbon emisyonlarımızın azaltılmasına yönelik çalışmalarımızı veri temelli şekilde yönetiyoruz.

 

Bunun yanında “Zero Waste to Landfill” projemiz kapsamında atıkların geri kazanımını ve enerji üretiminde değerlendirilmesini sağlıyor, WCM (World Class Manufacturing) yaklaşımıyla üretim süreçlerimizde çevresel etkiyi azaltan sürekli iyileştirme uygulamalarını hayata geçiriyoruz. Dijitalleşme sayesinde yalnızca operasyonel verimliliğimizi artırmıyor; sürdürülebilirlik performansımızı ölçülebilir, izlenebilir ve sürekli geliştirilebilir bir yapıya kavuşturuyoruz.

 

6- Son olarak, önümüzdeki 5 yıllık perspektifte dijital dönüşüm yatırımlarınızın odağında hangi teknolojiler yer alacak? Sektörün geleceğine ilişkin beklentilerinizi paylaşır mısınız? 

 

Önümüzdeki dönemde veri odaklı yönetim anlayışımızı daha da güçlendirecek yatırımlarımıza devam edeceğiz. Yapay zekâ destekli üretim sistemleri, ileri veri analitiği, makine öğrenmesi uygulamaları, nesnelerin interneti (IoT) çözümleri, kestirimci bakım sistemleri, enerji yönetimi platformları ve akıllı üretim teknolojileri öncelikli yatırım alanlarımız arasında yer alıyor.

 

Hedefimiz, tüm üretim tesislerimizi ortak bir dijital veri yönetim ekosistemi altında buluşturmak ve IoT teknolojileri sayesinde üretim ekipmanlarımızdan gerçek zamanlı veri toplayarak süreçlerimizi daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha rekabetçi bir yapıya dönüştürmek. Bunun yanı sıra yapay zekâ tabanlı üretim planlama (Advanced Scheduling) uygulamalarıyla üretim süreçlerini daha etkin yönetmeyi, reçete simülasyonlarıyla gerçek üretim testlerini dijital ortamda modelleyerek hem geliştirme maliyetlerini hem de fire oranlarını azaltmayı hedefliyoruz.

 

Dijital dönüşüm çalışmalarımız yalnızca üretim süreçleriyle sınırlı değil. Yatırım projelerinde dijital ikiz teknolojilerinden yararlanarak tesis yerleşimlerini ve üretim akışlarını daha yatırım aşamasında optimize etmeyi, dron destekli stok sayımı uygulamalarıyla depo süreçlerini hızlandırmayı planlıyoruz. İş sağlığı ve güvenliği alanında ise yapay zekâ tabanlı forklift uygulamalarımızı daha da geliştirirken, yapay zekâ destekli yangın algılama sistemleri ve çalışanların taşıyacağı hareket sensörleriyle acil durumların anlık olarak tespit edilmesini sağlayacak teknolojileri de kademeli olarak devreye almayı hedefliyoruz.

 

Dijital dönüşüm yolculuğumuzda bilgi güvenliğini de tüm süreçlerin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Üretim teknolojileri (OT) ile bilgi teknolojileri (IT) altyapılarının güvenli entegrasyonunu sağlayarak siber tehditlere karşı dirençli, güvenilir ve kesintisiz bir operasyon yapısı oluşturmayı amaçlıyoruz. Veri gizliliği, siber güvenlik, iş sürekliliği ve yasal uyumluluk alanlarındaki yatırımlarımızı artırarak dijital ekosistemimizi sürekli güçlendirmeyi sürdüreceğiz.

 

Yapı malzemeleri sektörünün geleceğinde dijitalleşme, sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve siber dayanıklılığın birbirini tamamlayan temel unsurlar olacağına inanıyoruz. Veriyi doğru yöneten, kaynaklarını verimli kullanan, çevresel etkisini azaltan ve dijital altyapısını güvenli şekilde yöneten şirketlerin rekabette öne çıkacağı yeni bir döneme giriyoruz. İzocam olarak biz de köklü deneyimimizi yenilikçi teknolojilerle birleştirerek sektörümüzde dijital dönüşüme öncülük etmeye, güvenli ve akıllı üretim sistemleri geliştirmeye ve geleceğin sürdürülebilir yapılarına değer katmaya devam edeceğiz.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Limak Çimento İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Terminali ile dünya pazarlarına erişimini güçlendiriyor:

Yayınlandı

-

 

Limak Çimento’dan İhracat Altyapısına Dev Yatırım:

Düşük Karbonlu Çimento Akdeniz Terminali Faaliyete Geçti

Limak Çimento, sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Akdeniz Terminali (Low Carbon Cement (LCC) Mediterranean Terminal) ile uluslararası sevkiyat ağını daha da güçlendirdi. Çevreci altyapısı ve yüksek otomasyon teknolojisiyle dikkat çeken tesis, şirketin düşük karbonlu ve yüksek performanslı ürünlerini küresel pazarlara çok daha hızlı, kolay ve çevreci bir şekilde ulaştırmasını sağlayacak.

Türkiye çimento sektörünün lider şirketi Limak Çimento’nun İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Akdeniz Terminali (Low Carbon Cement (LCC) Mediterranean Terminal faaliyete başladı. Şirketin sürdürülebilirlik ve yüksek kalite vizyonu doğrultusunda attığı güçlü bir adım niteliğindeki yeni terminal, Limak Çimento’nun ürettiği yüksek performanslı ürünlerin uluslararası pazarlara sevkiyatına güç katacak. Çevreci ve yüksek teknolojili altyapıya sahip olan terminal, 19 Temmuz 2026 tarihinde İtalya’ya gerçekleştirilen düşük karbonlu dökme çimento sevkiyatı ile faaliyete başladı.

Limak Çimento, üretimden lojistiğe doğa dostu ve yüksek performanslı çözümlerle sektörüne öncülük ediyor

İnşaat endüstrisinde hem çevre dostu hem de yüksek performanslı ürünlere olan talebin tüm dünyada hızla arttığına dikkat çeken Limak Çimento Grup Dış Ticaret ve İş Geliştirme Müdürü S. Mete Turan şunları söyledi:

“Üretimden sevkiyata her aşamada karbon ayak izimizi en aza indirme stratejimizle hareket ediyor, Limak Cement LCC Mediterranean Terminal ile sektörümüzdeki çevresel standartları en üst seviyeye taşıyoruz. Şirketimizin düşük karbonlu üretim ve ihracat pazarlarındaki varlığını güçlendirme hedefiyle inşasını tamamladığı yeni terminalimiz, dayanıklılığı, yüksek kalitesi ve çevreci özellikleri ile yüksek performanslı ürünlerimizi dünya pazarlarına ulaştıracak.”

Küresel pazarlara rekabetçi ve sürdürülebilir sevkiyat avantajı

Limak Çimento, yeni terminal yatırımını Avrupa pazarı başta olmak üzere Akdeniz Havzası ülkelerine yönelik geniş dış pazar stratejisi doğrultusunda hayata geçirdi. Küresel ölçekte büyüyen sürdürülebilir yapı malzemesi talebini yakından takip eden şirket, Limak Cement LCC Mediterranean Terminal ile ihracat lojistik operasyonlarında verimliliği artırırken, operasyonel maliyetleri de optimize edecek.

Yıllık yaklaşık 500 bin ton kapasiteyle çalışacak şekilde tasarlanan tesiste, öncelikli olarak Limak Çimento Kilis Fabrikası’nda üretilen düşük karbonlu ve yüksek performanslı dökme çimento ürünlerinin depolanması ve ihracatı gerçekleştirilecek. Şirketin ilerleyen dönemlerdeki operasyonel ihtiyaçları ve planlamaları doğrultusunda Şanlıurfa Fabrikası’nın ihracat faaliyetleri de bu terminal üzerinden desteklenecek. Halihazırda bünyesinde üç adet silo barındıran ve 7.500 ton depolama kapasitesiyle faaliyete geçen Limak Cement LCC Mediterranean Terminal, projenin tüm aşamaları tamamlandığında sekiz siloya ve toplam 20.000 ton depolama hacmine ulaşacak.

Limak Cement LCC Mediterranean Terminal’in ileri otomasyon sistemi, çevresel etkileri en aza indirirken sevkiyat süreçlerini dijital, kayıpsız ve anlık olarak izlenebilir hale getiriyor. Terminalde çimento transfer süreçleri, pnömatik dolum hatlarından havalı bant ve helezonlara kadar tamamen sızdırmaz gövdeler içinde, ürün dış ortamla hiçbir şekilde temas etmeden gerçekleştiriliyor. Silo dolumlarında ortaya çıkan basınçlı hava, yüksek verimli Jet-Pulse filtrelerden geçirilerek atmosfere yalnızca temiz hava olarak salınıyor. Yükleme aşamasında kullanılan teleskopik çift cidarlı dolum körükleri ve eşzamanlı toz emiş sistemleri sayesinde yer değiştiren tozlu hava vakumlanarak dışarı sızması önleniyor. Körük uçlarındaki seviye sensörleri akışı otomatik olarak keserek muhtemel taşma ve tozlanma risklerini sıfıra indiriyor. Bu sistem, çalışanlar için tozsuz ve güvenli bir ortam sunarken ürün kalitesine ve tam sürdürülebilirlik hedeflerine doğrudan katkı sağlıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Bticino Light Now, Estetik Tasarımı Yeni Nesil Akıllı Teknolojilerle Buluşturuyor

Yayınlandı

-

 
 
Legrand Türkiye Grubu markalarından Bticino, elektrik ve dijital bina altyapısı konusundaki deneyimini Light Now adını verdiği serisiyle yeniden yorumluyor. Evlerde yönetim ve kullanım deneyimini daha akıllı ve sezgisel bir yapıya taşıyan seri, tasarım alanının en saygın ödüllerinden iF Design Award 2024 ile de uluslararası ölçekte tescillendi. Minimalist çizgileri güncel teknolojiyle bir araya getiren Light Now, hem klasik elektrik tesisatlarıyla hem de akıllı ev sistemleriyle uyum sağlayarak yaşam alanlarına hem şıklık hem de erişilebilir bir konfor sunuyor.
 
Legrand Türkiye Grubu bünyesinde yer alan Bticino, Light Now serisinde sürdürülebilirliği önceliklendirerek üretim süreçlerinde çevre dostu yaklaşımı merkeze alıyor. Yeşil ve geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımına ağırlık veren marka, ambalajlarında “sıfır plastik” ilkesini benimseyerek karbon ayak izini azaltmayı hedefliyor. Böylece daha sürdürülebilir bir gelecek için sorumluluk odaklı bir üretim anlayışı sunuyor. Teknolojiyi estetik tasarımla birleştiren Bticino, Light Now ile yaşam alanlarının farklı ihtiyaçlarına bütüncül bir çözüm yaklaşımı getiriyor. Seride yer alan yüzey koleksiyonlarından Döngüsel koleksiyonu, geri dönüştürülmüş ABS ve viskoz elyafların yenilikçi birleşimiyle çevresel duyarlılığı tasarımla buluşturuyor. Taş koleksiyonu, biyokütle bazlı içerikler ve geri dönüştürülmüş materyallerle geliştirilerek hem sürdürülebilirliği hem de dokunsal bir zenginliği öne çıkarıyor. Patina koleksiyonu ise doğal yüzey dokularıyla daha sofistike bir görünüm sunuyor. Hafif kavisli formlar ve merkezi LED aydınlatma detayıyla seri, modern mimariye uyum sağlayarak mekânlara hem görsel hem de hissel bir derinlik kazandırıyor.
Tasarımda Esneklik ve Mimari Uyum
 
Farklı iç mekan ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde tasarlanan Light Now, yalın ve zamansız estetik yaklaşımıyla öne çıkıyor. Mat yüzeylerden dokulu alternatiflere kadar uzanan yüzey seçenekleri ve beyaz, siyah ile taş tonlarındaki mekanizmalarla uyumlu 9 farklı çerçeve alternatifi, seriye geniş bir tasarım özgürlüğü kazandırıyor.

 

Ürünün arka kısmında yer alan esnek “Yüzer Çerçeve” sistemi, duvar yüzeyi ideal olmasa bile ürünün dengeli ve doğru biçimde konumlanmasını mümkün kılıyor. Geliştirilmiş kilitleme mekanizmasına sahip kaide yapısı ise duvara sağlam oturma sağlayarak hizalama hassasiyetini artırıyor. İnce form dili, dengeli oranlar ve yumuşak hatlar bir araya gelerek hem görsel hem de dokunsal açıdan rafine bir bütünlük oluşturuyor.

 

Serinin modüler yapısı, farklı projelere hızlı adaptasyon imkanı sunarken yatay ve dikey montaj seçenekleri ile kurulum süreçlerini daha pratik hale getiriyor. Alet gerektirmeyen montaj yapısı ve geniş ürün gamı uygulama kolaylığı sağlarken, merkezi LED detayı ve karakteristik tasarım dili kullanıcı deneyimine hem işlevsel hem de estetik bir değer katıyor.
 
Akıllı Sistemlerle Entegre Konfor Deneyimi
 
Light Now, estetik bir tasarım serisinin ötesine geçerek modern yaşamı kolaylaştıran bütüncül bir akıllı kontrol altyapısı sunuyor. Klasik kablolu çözümlerden gelişmiş akıllı ev teknolojilerine kadar uzanan geniş ürün yelpazesiyle farklı ihtiyaçlara uyum sağlayan esnek bir yapı oluşturuyor. Apple Siri, Google Assistant ve Amazon Alexa gibi sesli asistanlarla uyumlu çalışarak kullanıcıların evlerini zahmetsizce yönetmesine olanak tanıyor.

 

Home+Control uygulaması üzerinden enerji tüketimi izleme, sıcaklık yönetimi ve kişiselleştirilmiş senaryo oluşturma gibi işlevleri tek bir platformda bir araya getiriyor. Böylece hem konforu hem de enerji verimliliğini aynı anda destekleyen bir kontrol deneyimi sunuyor. BTicino MyHome ve KNX sistemleriyle uyumlu altyapısı sayesinde Light Now, hem konut projelerinde hem de profesyonel bina otomasyonlarında entegre ve ölçeklenebilir çözümler sağlıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

DYO Bayileriyle Yeni Dönemin Ekonomisini ve Büyüme Fırsatlarını Değerlendirdi

Yayınlandı

-

 

DYO, Türkiye’nin dört bir yanından toptancı bayilerini bir araya getirdiği Toptancı Bayi Toplantısı’nda sektörün ve ekonominin mevcut görünümünü değerlendirirken, önümüzdeki dönemin büyüme yol haritasını iş ortaklarıyla paylaştı. Toplantıda değişen pazar koşullarında güçlü bayi ağı, sahaya yakınlık ve birlikte büyüme yaklaşımı öne çıktı.

Türkiye boya sektörünün öncü markası DYO, toptancı bayileriyle gerçekleştirdiği buluşmada sektörün bugünü ve geleceğini kapsamlı bir şekilde ele aldı. Yaşar Holding ve DYO Boya Fabrikaları Yönetim Kurulu Başkanı Feyhan Yaşar, Yaşar Holding ve DYO Boya Fabrikaları Yönetim Kurulu Başkan Vekili İdil Yiğitbaşı ve Yaşar Holding İcra Başkanı Mehmet Aktaş’ın da katıldığı buluşmada, ekonomik görünüm, pazar dinamikleri, değişen müşteri beklentileri ve yeni dönemde büyümeyi destekleyecek uygulamalar değerlendirildi.

Toplantıda DYO’nun önümüzdeki döneme ilişkin satış ve pazarlama yaklaşımı, sahadaki rekabet gücünü artırmaya yönelik çalışmalar ve bayi kanalını destekleyecek yeni uygulamalar paylaşıldı. Değişen pazar koşullarında hız, doğru ürün ve müşteriye yakınlık başlıklarının önemine dikkat çekilirken, DYO’nun güçlü bayi ağıyla pazardaki etkinliğini daha da artırma hedefi vurgulandı.

Ekonomi gündemi bayilerin perspektifinden değerlendirildi

Toplantının önemli başlıklarından biri de Türkiye ekonomisi ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentiler oldu. DYO Genel Müdürü Yakup Benli, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) Başkanı Vahap Munyar ile gerçekleştirdiği söyleşide Türkiye ekonomisinin mevcut görünümünden enflasyon ve faiz beklentilerine, iç talebin seyrinden inşaat ve tüketici piyasalarına kadar iş dünyasının gündemindeki başlıkları ele aldı.

Söyleşide makroekonomik gelişmelerin reel sektör ve ticaret üzerindeki etkileri değerlendirilirken, belirsizliklerin yüksek olduğu bir ortamda şirketlerin ve bayilerin değişen koşullara hızlı uyum sağlama becerisinin önemi üzerinde duruldu.

Büyümeyi bayilerimizle birlikte gerçekleştireceğiz”

Toplantıda değerlendirmelerde bulunan DYO Genel Müdürü Yakup Benli, DYO’nun güçlü bayi yapılanmasının şirketin en önemli rekabet avantajlarından biri olduğuna dikkat çekti.

Benli, “DYO’nun geniş ürün gamı ve kalitesini ispatlamış ürün gruplarına rağmen, gücü yalnızca ürünlerinden ve markasından değil, Türkiye’nin dört bir yanında yıllardır birlikte yol yürüdüğümüz iş ortaklarımızdan geliyor. Pazarın değiştiği, rekabetin yeniden şekillendiği bir dönemden geçiyoruz. Böyle dönemlerde sahaya daha yakın olmak, daha hızlı hareket etmek ve doğru fırsatlara birlikte odaklanmak her zamankinden daha önemli. Önümüzdeki dönemde hedefimiz net: Bayilerimizin rekabet gücünü artıran, ticaretlerini destekleyen ve DYO’nun pazardaki varlığını büyüten adımları birlikte atmak. Çünkü bizim için sürdürülebilir büyümenin yolu, bayilerimizle birlikte gelişmekten geçiyor.” dedi.

Toplantıda ayrıca DYO’nun bayi ticaretini desteklemeye yönelik yeni dönem uygulamaları ve kampanyaları da paylaşıldı. Bayilerin finansal ve ticari koşullarını desteklemeyi amaçlayan çalışmaların yanı sıra satış noktasındaki hareketliliği ve DYO ürünlerinin pazardaki erişimini artıracak uygulamalar hakkında bilgi verildi.

DYO, güçlü dağıtım ağı, köklü marka mirası ve sahadan beslenen yaklaşımıyla önümüzdeki dönemde de bayileriyle kurduğu uzun soluklu iş birliğini güçlendirmeyi ve Türkiye boya pazarındaki konumunu ileri taşımayı hedefliyor.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler