GENEL
İnşaat Sektörü 2025 Yılının İlk Yarısında Dayanıklılığını Sürdürüyor
Yayınlandı
9 ay önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), 2025 yılının ilk yarısına yönelik İnşaat Sektörü Analizi Raporu’nu yayımladı. Yılın ilk yarısında sektörün, büyüme ivmesini koruma hedefi ile küresel belirsizlikler, jeopolitik gerginlikler, finansman darboğazları ve yurt içinde yaşanan politik gelişmelerin etkisiyle dalgalanan ekonomi arasında dengede kalmaya çalışan bir tablo ortaya koyduğu vurgulandı. Yurt içinde kamu projelerinde alınan tasarruf tedbirleri nedeniyle yavaşlayan ve rotasını yurt dışına çeviren sektörün, artan küresel rekabet, jeopolitik belirsizlikler ve finansman koşullarındaki sıkılaşma gibi sorunlarla karşılaştığının altı çizilen raporda, tüm olumsuz koşullara rağmen inşaat sektörünün genel ekonominin üzerinde büyüme kaydettiğine dikkat çekildi.
200’ün üzerinde alt sektöre yarattığı talep ve istihdam kapasitesiyle Türkiye ekonomisinin lokomotif gücü olan inşaat sektörünün çatı kuruluşu Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), sektöre ve ekonomiye ışık tutan İnşaat Sektörü Analizi Raporu’nun Temmuz 2025 sayısını kamuoyuyla paylaştı.
“Belirsizlik Yüksek, Güven Zayıf, Beklentiler Temkinli” başlığını taşıyan analizde; küresel gelişmelerin yanı sıra Türkiye ekonomisi ve inşaat sektörüne dair güncel veriler kapsamlı biçimde değerlendirildi.
Belirsizlikler ve destekleyici projelerin inşaat sektörüne yansımaları
Raporda, 2025 yılının ilk yarısının küresel ekonomik ve siyasi belirsizliklerin Türk inşaat sektörünü farklı yönlerden etkilediği bir dönem olarak öne çıktığı belirtildi. Jeopolitik gerginlikler, finansal sıkılaşma politikaları ve artan maliyetler sektör paydaşlarının temkinli hareket etmesine neden olurken, yurt içindeki deprem bölgesindeki yeniden imar faaliyetleri ve büyükşehirlerde yürütülen kentsel dönüşüm projeleri üretim ve istihdam açısından sektöre destek sağladı. Ancak, yüksek faiz oranları, artan maliyetler ve finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar ise sektörde temkinli bir duruşa yol açtı.
Kamu müteahhitlerinin şartsız tasfiye hakkı ve vergi tevkifat oranlarında indirim talebi devam ediyor
İnşaat sektöründe son dönemde yaşanmakta olan yüksek seviyelerdeki maliyet artışları, kamunun yapım işlerindeki yetersiz ödenekler ve hakediş tahsilatındaki gecikmeler, bütçe kısıtları ve yüksek enflasyon ortamı, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılarla birlikte kamunun yatırım projelerini üstlenmiş olan müteahhitlik firmaları üzerindeki mali yüklerin her geçen gün arttığı belirtilen raporda, kısa ve orta vadede hayata geçirilmesi önceliği bulunmayan projeler ile çok az ödenek ayrılacak projeleri devam ettirmenin bu projelerin müteahhitlerine her geçen gün artan ağır bir malî yük getirdiği vurgulandı. Bahse konu kamu projelerinin müteahhitlerine sözleşmelerin tasfiyesine imkân sağlayan bir düzenlemenin hayata geçirilmesinin sektör açısından büyük bir ihtiyaç haline geldiğinin altı çizilen raporda, tamamlanma oranı %75’in altında kalan ve yatırım programında önceliklendirilmeyen işlerin yüklenicilerine şartsız tasfiye hakkı tanınmasıyla hem kamu bütçesinde tasarruf sağlanacağı hem de bu yüklenicilerin yüksek ek malî yüklerle karşılaşmasına yol açılmamış olacağı belirtildi. Ayrıca, kamu projelerinde vergi tevkifat oranının indirilmesi konusunun da sektörün öne çıkan ihtiyaçları arasında yer aldığı dile getirilen raporda, 30 Mart 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 9707 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile sadece demiryolu hattı, tramvay, monoray, finiküler, metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemleri inşaat ve onarım işleri için vergi tevkifat oranının %1’e düşürüldüğünden bahisle; sektörde yaşanan sorunlar, enflasyon ve kredi faiz oranları dikkate alınarak, müteahhitlik firmalarının üzerindeki mevcut yüksek vergi yükünün hafifletilmesi adına bahse konu Cumhurbaşkanı Kararı’nda anılan iş kolları haricinde olup 4734 sayılı Kanun kapsamında ihale edilmiş veya kamu kurumu niteliğindeki kuruluşlar tarafından ihalesi yapılmış yıllara yaygın inşaat taahhüt ve onarım işlerinde hakedişler üzerinden yapılmakta olan Gelir ve Kurumlar Vergisi tevkifatının %2 düzeyine indirilmesinin inşaat sektörü için büyük önem taşıdığı vurgulandı.
Türk müteahhitlik firmaları, artan zorluklara rağmen uluslararası güvenilirliklerini koruyor
Rapora göre yurt içindeki kamu yatırımlarında alınan tasarruf tedbirleri sektörü yurt dışına yönlendirirken, Türk firmaları artan küresel rekabet, jeopolitik riskler ve proje finansmanında yaşanan zorluklarla karşı karşıya kaldı. Gelişmekte olan ülkelerde faaliyet gösteren firmalar için finansman temini en büyük zorluklardan biriyken, diplomatik ilişkiler, teknik müşavirlik gücü ve yerel ortaklık stratejileri belirleyici faktörler olmaya devam etti. Türk müteahhitlik firmaları, Kamu-Özel İş birliği (KÖİ) ve Yap-İşlet-Devret modellerinde gösterdikleri başarı, esnek yapıları ve zamanında teslim kabiliyetleriyle uluslararası arenada güvenilir çözüm ortağı olma konumlarını koruyor.
Yurt dışı müteahhitlik faaliyetleri
Türk müteahhitlik sektörü, 2025’in ilk yarısında toplam 6,2 milyar ABD doları tutarında 93 proje üstlendi. 2025 yılının altı ayında Türk müteahhitlik firmaları, yurt dışında 2,7 milyar dolarla en fazla projeyi Romanya’da üstlenmiş; Romanya’yı 990,2 milyon dolarlık projelerle Irak takip etmiş etmiştir.
Büyüme, üretim ve istihdam performansı
2025 yılı ilk çeyreğinde inşaat sektörü, %7,3 ile genel ekonominin üzerinde büyüme kaydederek üst üste 10. çeyrekte de kesintisiz büyümesini sürdürdü. Bu performansta özellikle deprem bölgesindeki yeniden imar ve kentsel dönüşüm projeleri etkili oldu. Mayıs ayında inşaat ciro endeksi yıllık bazda %58, inşaat üretim endeksi ise %20,3 artarken; bina inşaatı, bina dışı yapılar ve özel inşaat faaliyetleri alt sektörlerinde olumlu performanslar gözlendi. Yatırım ve istihdam göstergelerinde sınırlı düşüşler yaşandı. Yılın ilk çeyreğinde inşaat yatırımlarının gayrisafi sabit sermaye oluşumu içindeki payı %6,9’a geriledi, istihdamdaki payı ise %6,6 olarak gerçekleşti. İnşaat maliyet endeksi Mayıs ayında yıllık bazda %22,40 artmış ancak bu artış, son yılların en düşük seviyesinde gerçekleşirken, malzeme maliyetleri yıllık bazda %17,81, işçilik maliyetleri ise %31,90 oranında artış kaydetti.
Konut satışları artıyor, yeni yapı ruhsatlarında azalma görülüyor
2025 yılının ilk yarısında Türkiye genelinde konut satışları geçen yılın aynı dönemine göre %26,9 artarak 691 bin 893’e ulaşırken, Haziran ayında yıllık bazda %35,8 artışla 107 bin 723 konut satıldı. Haziran ayında satışlar son 12 ayın en düşük seviyesinde gerçekleşse de Ocak-Haziran dönemi son üç yılın en yüksek ilk yarı satış rakamı olarak kayıtlara geçti. 2025 ilk çeyreğinde yapı ruhsatı verilen bina sayısında yıllık bazda %21,3, yapı kullanma izin belgelerinde ise %28 oranında düşüş yaşandı. Bu göstergeler, yeni konut üretiminde sınırlı bir yavaşlama sinyali verdi.
Türkiye’nin ilk İklim Kanunu ile inşaat sektöründe sürdürülebilirlik ve dijitalleşme zorunluluğu artıyor
Raporda Türkiye’de 9 Temmuz 2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ilk İklim Kanunu ile ilgili değerlendirmeye de yer verildi. Küresel karbon salımının yaklaşık %39’unu oluşturan sektörün, bu dönüşümle birlikte karbon ayak izini azaltan üretim teknikleri, enerji verimli ve dönüştürülebilir malzeme kullanımı, yenilenebilir enerji entegrasyonu ve atık yönetimi gibi çevreci uygulamaları önceliklendirmek durumunda olduğu belirtildi. Rapora göre yeni yapıların iklim risklerine karşı dayanıklı hale getirilmesi, sel, kuraklık gibi afetlere yönelik adaptasyon planlarının projelere entegre edilmesi, yeşil bina sertifikaları, modüler ve prefabrik sistemler ile enerji verimliliği çözümlerinin yaygınlaştırılması kritik hale geldi. Bu dönüşüm sürecinin başarılı olabilmesi için vergi indirimleri, düşük faizli kredi ve doğrudan hibe gibi teşviklerin hızlıca hayata geçirilmesi büyük önem taşırken, firmaların yeşil finansman kaynaklarına erişimi ve uluslararası rekabet gücü de bu sayede artması bekleniyor. Ayrıca, BIM, enerji izleme sistemleri, karbon hesaplama ve yenilenebilir enerji çözümleri gibi dijital teknolojiler ile LEED/BREEAM gibi sertifikasyonlara yönelik teknik yetkinliklerin önemi artmakta, sektör genelinde Ar-Ge harcamalarının artırılması ve İnşaat 4.0 uygulamalarının hız kazanacağı öngörülmektedir.
Türkiye Müteahhitler Birliği’nce 2025 yılının ilk yarısının değerlendirildiği raporda, inşaat sektörüne ilişkin özetle şu tespitlere yer verildi: KÜRESEL EKONOMİ KIRILGANLIĞINI KORUYOR:
Jeopolitik riskler, yüksek maliyetler ve finansal sıkılaşma sektörde temkinli duruşa yol açarken, kamu yatırımlarındaki yavaşlama büyümeyi sınırlandırdı. Deprem bölgesindeki yeniden imar ve büyükşehirlerdeki kentsel dönüşüm projeleri ise üretim ve istihdam açısından sektöre destek sağladı.
FİNANSMANA ERİŞİM GÜÇLÜĞÜ SÜRÜYOR:
Sektörde faaliyet gösteren firmaların en önemli sorunu, yüksek maliyetli ve kısıtlı finansman koşulları olarak görülüyor. Konut kredi faizlerinin yüksek seyrettiği bu dönemde, özel sektör yatırımlarında yavaşlama gözlemleniyor.
İNŞAAT MALİYETLERİ YÜKSELİŞİNİ KORUYOR:
Malzeme, işçilik ve enerji maliyetlerindeki yükseliş, sektörün üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. İthalata bağımlı girdi yapısı küresel boyutta yaşanan jeopolitik gerilimlerden etkilenerek maliyet artışlarını tetikliyor.
YENİ KONUT ARZI SINIRLI KALIYOR:
Yüksek faiz oranları ve artan maliyetler nedeniyle konut üreticileri temkinli hareket ediyor. Talep canlılığını korusa da yeni konut arzındaki yavaşlama, özellikle büyükşehirlerde arz-talep dengesizliğine yol açıyor.
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
fischer, Kimyasal Dübel FIS RC II ile Filiz Ekimi Uygulamalarında Uzun Ömürlü Güvenlik Sunuyor
Yayınlandı
10 saat önce-
Nisan 16, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
fischer FIS RC II, yeni bina ve güçlendirme projelerinde filiz ekimi uygulamaları için yüksek güvenlik, kontrollü uygulama ve uzun hizmet ömrünü bir arada sunan bir kimyasal dübel çözümü olarak öne çıkıyor.
Yeni bina ve güçlendirme projelerinde filiz ekimi; taşıyıcı sistem sürekliliğinin sağlanması ve mevcut betonarme elemanlara yeni donatıların güvenle bağlanması açısından kritik bir uygulama olarak değerlendiriliyor. Bu bağlantının doğru tasarlanması ve sahada kontrollü şekilde uygulanması, yapının hem taşıma kapasitesi hem de uzun vadeli performansı üzerinde belirleyici rol üstleniyor.
FIS RC II: Filiz Ekimi İçin Geliştirilmiş Kimyasal Dübel Çözümü
Bu çerçevede fischer, filiz ekimi uygulamalarına yönelik geliştirdiği çözümlerle bağlantı detaylarının mühendislik hesaplarıyla uyumlu ve öngörülebilir şekilde tasarlanmasını destekliyor. Bu yaklaşımın sahadaki karşılığı ise fischer FIS RC II oluyor.
Filiz ekimi uygulamalarında güvenli, kontrollü ve uzun ömürlü performans sunmak üzere geliştirilen FIS RC II; çatlaklı ve çatlaksız betonda filiz ekimi uygulamaları için Avrupa Teknik Değerlendirmesi (ETA) kapsamında tanımlı bir sistemdir. Bu kapsam, ürünün farklı beton koşullarında kullanılmasına ilişkin performans sınırlarının teknik olarak belgelendiğini ortaya koyar.
Sistem, donatı ile beton arasında güvenli aderans sağlayarak yüklerin kontrollü şekilde aktarılmasına imkân tanır. Bu sayede, özellikle taşıyıcı sistem sürekliliğinin yeniden kurulduğu detaylarda bağlantı davranışının tasarım öngörüleriyle örtüşmesine katkı sağlar.
Sismik Onay, Geniş Donatı Aralığı ve Uzun Hizmet Ömrü
FIS RC II’nin sismik onaylı filiz ekimi performansı, özellikle deprem etkilerinin dikkate alındığı projelerde önemli bir güvenlik katmanı oluşturuyor. 8–40 mm arası donatı çaplarına uyumlu yapısı, farklı proje ölçeklerinde ve detay çözümlerinde esneklik sağlıyor. Tozsuz delme uygulamalarıyla uyumluluğu ise sahada hem iş güvenliğini hem de uygulama kalitesini destekliyor.
Hızlı kürlenme özelliği sayesinde bekleme sürelerini azaltan sistem, şantiye programlarının daha verimli yönetilmesine katkı sunuyor. 100 yıl hizmet ömrü hedefiyle geliştirilen FIS RC II, filiz ekimi uygulamalarında yalnızca kısa vadeli taşıma performansını değil; yapıların uzun yıllar boyunca güvenle kullanılmasını da odağına alıyor.
fischer Yenileme ve Güçlendirme Çözümleri
fischer, yenileme ve güçlendirme alanında mevcut yapı stokunun performansını artırmayı hedefleyen uygulamalara sabitleme çözümleri sunuyor. FIS RC II ile filiz ekimi uygulamalarında sağlanan hız ve güvenlik katkısı, yapıların güçlendirilerek depreme dayanıklı hale getirilmesine yönelik bu yaklaşımın önemli bir parçası olarak öne çıkıyor.

Deprem Sonrasında Asansörleri Bulut Tabanlı Teknolojiyle Uzaktan Analiz Ediyor
Asansör, yürüyen merdiven ve kentsel mobilite alanında dünyanın öncü şirketlerinden TK Elevator (TKE), asansörlerin depremdeki rolünü yeniden tanımlıyor. TKE’nin ileri teknoloji çözümleri, depremde asansörü güvenli bir tahliye aracına dönüştürüyor.
Türkiye nüfusunun %70’inin deprem riski taşıyan şehirlerde yaşaması, binalardaki güvenlik standartlarını temel bir öncelik haline getiriyor. 1-7 Mart Deprem Haftası kapsamında açıklamalarda bulunan TK Elevator (TKE) Türkiye CEO’su Artuğ Özeren, TKE’nin deprem sonrasında binalardan insan tahliyesini kolaylaştıran akıllı teknolojilerini paylaştı.
Akıllı Bina Mobilite Çözümlerine Olan İhtiyaç Artıyor
Türkiye’nin depremselliğine değinen Artuğ Özeren şu değerlendirmede bulundu: “Topraklarımızın %92’si deprem kuşağında yer alırken, nüfusumuzun %70’i bu riskle her an karşı karşıya olan bölgelerde yaşıyor. Ülkemizde şehirleşme hızı çok yüksek. TÜİK verilerinin ortaya koyduğu üzere nüfusun %93’ü şehirlerde yaşıyor. Şehir merkezlerindeki alan kısıtı ve artan maliyetler, dikey yapılaşmayı hızlandırırken, akıllı bina mobilite çözümlerine olan ihtiyacı artırıyor. Asansör, yürüyen merdiven ve kentsel mobilite çözümleri alanında faaliyet gösteren bir teknoloji şirketi olarak, deprem riskinin ve şehirleşme hızının yüksek olduğu ülkemizde kentsel hareketliliği güçlendiren, insanların güvenli erişimini ve yaşam kalitesini artıran yenilikçi teknolojiler geliştiriyoruz.”
Depremde Saniyeler İçinde Tahliye
TKE’nin sismik sensör teknolojisi, depremin ilk dalgalarını algılayarak asansörü anında en güvenli kata yönlendiriyor. Sistem, yolcuların saniyeler içinde tahliyesini sağlarken, önleyici mekanik korumalar sayesinde asansörün yapısal bütünlüğünü muhafaza ediyor. Bu teknoloji, afet sonrası oluşabilecek yüksek maliyetli onarımların ve uzun süreli devre dışı kalma durumlarının önüne geçiyor.
Deprem Sonrası Dijital Check-Up
Deprem sonrası binaların hızla işlevsellik kazanması, özellikle hastaneler, oteller, iş merkezleri ve yüksek katlı konutlar için hayati önem taşıyor. TKE’nin bulut tabanlı Iot platformu MAX, sismik bir olay sonrası teknik bir ekibin binaya ulaşmasına gerek kalmaksızın asansörün durumunu uzaktan analiz edebiliyor. Yapay zeka destekli bu dijital denetim, sistemin güvenli olup olmadığını tespit ederek, kontrollü ve hızlı bir şekilde yeniden devreye alınmasına olanak sağlıyor.
EOX ile Akıllı Kentsel Dönüşüm
Kentsel dönüşümle yenilenen projelerde EOX platformu ile yapım hızı ve enerji verimliliğinin yanı sıra deprem güvenliğini de artırdıklarını belirten Özeren, sözlerini şöyle tamamladı:
“Deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülkede asansörler yapı güvenliğinin merkezinde yer alan kritik bir bileşendir. Özellikle kentsel dönüşüm süreçlerinde yapım hızını artıran ve ileri teknolojiyi enerji verimliliğiyle buluşturan EOX gibi çözümlerimizle, binaları afet anında hızlı tepki veren akıllı sistemlerle donatıyoruz. Temel hedefimiz, Türkiye’nin yenilenen ve modernizasyonla güçlendirilen yapılarında, sismik güvenliği dijitalleşme ile birleştirerek bir güvenlik standardı haline getirmek.”
GENEL
TERA PORTFÖY YÖNETİM A.Ş. BİRİNCİ PROJE GYF İLE GAYRİMENKUL PROJE GELİRİNE ORTAK OLMA İMKANI
Yayınlandı
11 saat önce-
Nisan 16, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Tera’dan 100 bin liraya konuta yatırım fırsatı
Türkiye’nin önde gelen portföy yönetim şirketi Tera Porföy, menkul kıymet fonlarındaki performansını ve tecrübesini gayrimenkul sektörüne taşıyor. Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu (TN1), nitelikli yatırımcılara minimum 100 bin liralık katılım payı ile gayrimenkul proje gelirine ortak olma fırsatı sunuyor.
Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen “Grubumuzun ilk proje gayrimenkul yatırım fonu TN1, yatırımcıların gayrimenkul sektöründeki yatırımlara erişimini kolaylaştıracak. TN1’in ilk projesi Sancak Dora olacak. Fon, bünyesinde yeni projeleri de hayata geçirerek sürekliliği olan bir fon olacak” dedi.
Türkiye’nin finans alanında yenilikçi ve öncü gruplarından Tera, gayrimenkul yatırımlarında erişimi kolaylaştıran yeni modeli hayata geçiriyor. Tera Grubu şirketlerinden Tera Portföy, ilk proje gayrimenkul yatırım fonu olan Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu’nu (TN1) minimum 100 bin lira katılım bedeliyle nitelikli yatırımcılara sundu. TN1, kurumsal ve bireysel tüm nitelikli yatırımcılara hitap ediyor. Diğer Proje GYF’lere göre katılım tutarının düşük tutulduğu fon, yeni bir bakış açısıyla alım tarafında daha esnek, daha fazla yatırımcıya hitap eden, tek bir projeye değil başka projelere de yatırım yapan bir yapıda olacak.
Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje GYF’nin ilk projesi, İstanbul’un yükselen değeri Sancaktepe’deki Sancak Dora Projesi olacak. Sancak Dora Projesi, Tera güvencesinde, yaklaşık 7 bin metrekare arsa üzerinde 218 bağımsız bölümden oluşan bir projedir.
Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, “Tera Grubu olarak yeni yatırım araçları geliştirerek bireysel yatırımcılara sunmayı hedefliyoruz. Bu hedefimiz doğrultusunda ilk proje GYF’mizi hayata geçiriyoruz. Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje GYF’nin diğer GYF’lerden birçok farkı olacak. Özellikle biz yeni projeleri TN1’e dahil ederek sürekliliği olan bir fon oluşturacağız” dedi.



TN1’İ ÖNE ÇIKARAN ÖZELLİKLERİ
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Temmuz 2024 tarihinde yayımladığı tebliğ ile proje gayrimenkul yatırım fonları kurulmasının önünü açarak, konut üretimini artıracak yeni stratejik hamle yaptı. Yeni düzenleme ile fonların doğrudan proje geliştirme faaliyetlerine yatırım yapılabilmesi sağlanırken, bugüne kadar 42 adet proje gayrimenkul yatırım fonu nitelikli yatırımcılara sunuldu.
Toplam 250 milyar TL’yi aşan portföy büyüklüğüyle mevduat banka grupları dışındaki portföy yönetim şirketleri içinde ilk sırada yer alıyoruz. Tera Porföy’ün ilk proje gayrimenkul yatırım fonunu kategorideki diğer fonlardan ayıran birçok özellik bulunuyor. Emre Tezmen, TN1 fonuyla ilgili şunları söyledi: “Diğer GYF’ler genelde belirli dönemlerde alım satıma açık. Bizim fon TN1, her gün alıma açık olacak. Diğer GYF’ler genelde yüksek katılım tutarı ve sınırlı yatırımcıya sahip. Biz katılım tutarını düşük tuttuk. 100 bin lirası olan nitelikli yatırımcı doğrudan fon alabilecek. Dolayısıyla yatırımcı sayısı fazla olacak.”
TÜM SÜRECE ORTAK OLUNUYOR
“Tera olarak, yatırım fonlarımızdaki performansımızı ve tecrübemizi gayrimenkul tarafına taşıyarak yatırımcılarımıza yeni bir yatırım alternatifi sunuyoruz” diyen Emre Tezmen süreci şöyle anlattı: “Tera olarak, süreci başından sonuna kadar profesyonel şekilde yönetiyoruz. Yani projenin sahibi fon. Yatırımcı operasyonel hiçbir yük almadan, bir gayrimenkul projesinin hem yatırımcısı hem ortağı oluyor. Yatırımcı arsa alımından projenin satışına kadar olan tüm sürecin kazancına ortak oluyor. Hem proje geliştirme kârı hem de konut satışı geliri elde ediyor.”
Sancak Dora projesinin toplam büyüklüğünün yaklaşık 3 milyar lira olacağını belirten Tezmen, gerekli resmi izinlerle birlikte inşaata başlamayı ve 18 ay gibi kısa sürede projeyi tamamlamayı hedeflediklerini söyledi. Tezmen “Bu fonumuza sürekli yeni projeleri ekleyeceğiz. Şu anda Türkiye genelinde görüştüğümüz şirketler ve arsa sahipleri var. Projelerini, arsalarını Tera ile geliştirmek istiyorlar” dedi.
ALIM-SATIM NASIL OLACAK?
Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu’nda minimum katılım tutarında alt limit düşük tutuldu. 100 bin TL’si olan nitelikli yatırımcılar alım talimatı verdiğinde işlem ertesi gün gerçekleşecek. Fon’dan 2 yıl öncesinde çıkan yatırımcılardan yasal düzenlemeler dahilinde yüzde 17,5 stopaj vergisi alınırken erken çıkış komisyonu da yüzde 20 olarak belirlendi. Fon 2 yıl elde tutulduğunda ise stopaj sıfırlanıyor.
FONA SÜREKLİ YATIRIMCI ALIMI YAPILACAK
Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu’nun (TN1) değerleme süreciyle ilgili bilgi veren Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Ethem Umut Beytorun, fonda uzun süre kalanların avantajlı olacağını söyledi. Beytorun, şunları ekledi: “TN1, diğer fonlarda olduğu gibi satışa kapanmayacak, sürekli giriş imkânı olacak. Fonda katılım pay tutarı 100 bin lira olacak. Her ay proje ilerleme raporu hazırlanarak, fonun pay fiyatı güncellenecek. Üçüncü yıldan itibaren de katılımcılara ayrıca kar payı dağıtılacak. Mevzuat gereği fonda iki yıldan uzun süre kalanlar için stopaj sıfıra düşüyor. Erken çıkanlar için de komisyon söz konusu. Uzun vadeli düşünen yatırımcılar kazançlı çıkacak.”
‘KAZANAN YATIRIMCI OLACAK’
TN1’in yatırımcılarından FCR GYO’nun Yönetim Kurulu Başkanı Fecri Koça “Türkiye’de bugüne kadar gayrimenkul tarafında kazanan taraf genellikle arsa sahibi ve müteahhit oluyordu. Ancak Sayın Emre Tezmen’in fikri ile kurulan bu fon, bu anlayışa farklı bir bakış açısı getiriyor. Arsa sahibi ve müteahhidin kazandığı bu yapıya bir anlamda yeni bir çağrı yapılıyor ve bundan sonraki süreçte bu kazanç artık yatırımcıya da açılıyor” dedi.
Peker GYO Genel Müdürü Ramazan Işık da şunları söyledi: “Sancak Dora, Peker GYO olarak içinde yer aldığımız ve kesinlikle inandığımız bir proje. İstanbul’un hızla gelişen bölgelerinden olan Sancaktepe’deki bu lokasyonu çok öncesinden doğru değerlendirdik. Projenin potansiyelini gördük. Emre Bey’in ortaya koyduğu ve sektörde öncü olan fon modelini ise ayrıca değerli buluyorum. Biz bu modelin içinde hem proje ortağı hem de inanan taraf olarak yer alıyoruz. Gayrimenkul Türkiye’de her zaman kazandıran bir yatırım aracı oldu. Bu yapının onu çok daha geniş bir kitleye açacağına inanıyoruz.”
PROJE GYF’LER KONUT ARZINA KATKI SAĞLIYOR
Gayrimenkul yatırım fonları (GYF) yatırımcılar için düşük miktarlarla gayrimenkul yatırımı yapma imkânı sağlıyor. 2014’te SPK’nın özel tebliğiyle temeli atılan GYF’ler ile yatırımcılar, konut, otel, veya ticari mülkler gibi gayrimenkullere yatırım yapabiliyor. Bu fonlarla gayrimenkul yatırımı yapıldığında yatırımcının tapuyla, vergi dairesiyle veya sigorta işlemleriyle uğraşması gerekmiyor.
Geleneksel gayrimenkul yatırım fonlarının portföylerinde sadece bitmiş gayrimenkuller bulunurken, proje GYF’ler ise henüz geliştirilmemiş veya geliştirme aşamasındaki projelere yatırım yaparak ülkedeki konut açığının kapatılmasına katkı sağlıyor. SPK mevzuatı gereği fon, topladığı kaynağın yüzde 80’ini takvim yılı sonuna kadar gayrimenkule yatırmak zorunda. Mevcut mevzuat ve düzenleyici sistemler çerçevesinde Proje GYF’ler güvenli yatırım yapıları konumuna gelirken gayrimenkul projelerinin finansmanında etkin “can suyu” özelliği taşıyor.
Son Yazılar
- fischer, Kimyasal Dübel FIS RC II ile Filiz Ekimi Uygulamalarında Uzun Ömürlü Güvenlik Sunuyor Nisan 16, 2026
- TKE’den Akıllı Teknolojiler Nisan 16, 2026
- TERA PORTFÖY YÖNETİM A.Ş. BİRİNCİ PROJE GYF İLE GAYRİMENKUL PROJE GELİRİNE ORTAK OLMA İMKANI Nisan 16, 2026
- İHLAS GAYRİMENKUL’ÜN ISPARTAKULE’DEKİ YENİ PROJESİ BİZİM EVLER 12 SATIŞA ÇIKTI Nisan 16, 2026
- Deprem Güçlendirmede Hafif Ama Güçlü: Kompozit Teknolojiler Nisan 16, 2026
- Yalıtım, Depreme Karşı Sessiz Güç: İzocam’dan Hayati Uyarı Nisan 16, 2026
- Depreme Karşı Sadece Bina Değil, Zemin de Güçlenmeli Nisan 16, 2026
- Depreme Dayanıklı, Sürdürülebilir ve Yüksek Performanslı Yapılar İçin Baumit Çözümleri Nisan 16, 2026
- Depreme Karşı Akıllı Çözümler: Güvenli Yapılar İçin Entegre Cephe ve Yalıtım Sistemleri Nisan 15, 2026
- Depreme Dayanıklı ve Bütüncül Yalıtım Çözümleriyle Güvenli Yapılar Nisan 15, 2026
- Pimapen, Nirvana Serisi ile Ses ve Isı Yalıtımında Üstün Performans Sunuyor Nisan 15, 2026
- Koramic Yapı Kimyasalları, İzmir Torbalı Üretim Tesisiyle Gücüne Güç Katıyor Nisan 15, 2026
- Kentsel Dönüşümde Doğru Malzeme Seçimi Yaşamsal Önem Taşıyor Nisan 15, 2026
- Yangın Anında Hayat Kurtaran Teknoloji: Kablolarda Yeni Nesil Güvenlik Standartları Nisan 15, 2026
- Global Bilgi, Yerel Uzmanlık: Doka’nın Proje Yönetim Modeli Nisan 15, 2026
Trendler
GENEL1 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL1 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak










