RÖPORTAJ
Geleceğe Sorumlu Adım: Mitsubishi Electric’in Sürdürülebilirlik Vizyonu
Yayınlandı
5 ay önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Mitsubishi Electric Türkiye Klima Sistemleri Ürün ve Pazarlama Birim Müdürü Dr. Murat Hoşgör
Enerji verimliliği, düşük karbon teknolojileri, AB standartlarıyla uyumlu üretim süreçleri ve izlenebilir tedarik zinciri politikalarıyla Mitsubishi Electric Türkiye, sürdürülebilirlik odağını çevresel, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla bütünleştirerek sektörde dönüşümün öncü markaları arasında konumlanıyor.
- Öncelikle, markanızın/firmanızın sürdürülebilir kalkınma vizyonu çerçevesinde genel yapılanmasından ve bu yapılanmanın çevresel, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla nasıl bütünleştiğinden bahseder misiniz?
Mitsubishi Electric, sürdürülebilirliği yalnızca çevresel faktörlerle sınırlı olmayan; aynı zamanda sosyal ve ekonomik sorumlulukları da içeren bütüncül bir değer sistemi olarak ele alıyor. Kurum kültürümüz, “Karşılıklı Fayda” ilkesine dayanarak, Mitsubishi Electric’in global 2050 Çevresel Sürdürülebilirlik Vizyonu’nu tüm iş süreçlerimize entegre etmemizi sağlıyor.
Sürdürülebilirlik alanındaki yatırımlarımızla hem işimizin temellerini sağlamlaştırmayı hem de toplum ve çevreye kalıcı değerler katmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda hayata geçirdiğimiz politikalarla toplumda öne çıkan markalardan biriyiz. Ayrıca yeşil ve dijital dönüşümün birlikte gerçekleştiği “ikiz dönüşüm” stratejisini benimseyerek çevresel etkilerimizi azaltmayı ve operasyonel verimliliğimizi artırmayı amaçlıyoruz.
- Sektörünüzde sürdürülebilirlik, yeşil inovasyon ve karbon nötr dönüşüm açısından markanızı hangi noktada konumlandırıyorsunuz?
Türkiye’de çevre dostu ürünlerimiz ve ileri teknoloji çözümlerimizle faaliyet gösterdiğimiz pazarlarda sürdürülebilir dönüşüme katkı sağlıyoruz. Global hedeflerimize ulaşma yolunda, enerji verimliliği, karbon emisyonlarının azaltılması ve yenilenebilir teknolojilerin yaygınlaştırılması gibi alanlarda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu doğrultuda iklimlendirme sistemlerinde enerji tasarrufunu öncelikli hale getiren uygulamalara ağırlık veriyoruz.
Mitsubishi Electric’in global sürdürülebilirlik vizyonundan aldığımız güçle, iklimlendirme sektöründe öncü adımlar atmayı ve sektörün dönüşümüne liderlik etmeyi amaçlıyoruz.
- Sürdürülebilir üretim süreçleri ve hammadde/tedarik zinciri yönetiminde, uluslararası standartlara uyum sağlamak adına benimsediğiniz evrensel sürdürülebilirlik stratejileriniz nelerdir?
Mitsubishi Electric, sürdürülebilirlik alanında şeffaflığı temsil eden CDP (Carbon Disclosure Project / Karbon Saydamlık Projesi) gibi uluslararası girişimleri aktif olarak destekliyor. Bu uygulamalarla amacımız yalnızca çevresel etkilerimizi azaltmak değil, aynı zamanda uluslararası sürdürülebilirlik beklentilerini karşılayan, sorumlu ve izlenebilir bir üretim-tedarik zinciri ekosistemi oluşturmak.
Mitsubishi Electric Türkiye olarak, enerji verimliliğine ve çevre mevzuatına uyum sağlamak amacıyla bütüncül ve sistematik bir yaklaşım benimsiyoruz. Yerel düzenlemeleri ve güncel gereksinimleri dikkatle takip ediyor, ürünlerimizi hem mevcut enerji verimliliği kriterlerine hem de gelecekte yürürlüğe girmesi öngörülen çevre politikalarına uygun şekilde geliştiriyoruz.
Global merkezimizle kurduğumuz güçlü iş birliği sayesinde Avrupa Birliği standartlarını sürekli göz önünde bulunduruyor ve Türkiye’deki operasyonlarımızda AB ile uyumlu çözümler sunuyoruz. Enerji yönetmeliğinden çevre dostu soğutucu gaz kullanımına kadar geniş bir yelpazede sürdürülebilir uygulamaları hayata geçiriyoruz.
Tüm faaliyetlerimizde ‘Enerjide Verimlilik, Çevrede Sorumluluk’ vizyonunu temel alıyoruz. Ürün tasarımından üretime, dağıtımdan kullanım ömrü sonuna kadar çevresel etkileri azaltarak hem Türkiye’nin enerji verimliliği hedeflerine destek oluyor hem de daha sürdürülebilir bir dünya için küresel sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz.
- AR-GE çalışmalarınızda sürdürülebilirlik, yeşil enerji kullanımı ve çevre dostu inovasyonlar ne düzeyde yer alıyor? Bu kapsamında, son dönemde geliştirmiş olduğunuz ve pazara sunduğunuz yeni ürünleriniz ve öne çıkan hizmetleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?
Mitsubishi Electric olarak Ar-Ge çalışmalarımızın merkezinde sürdürülebilirlik, yeşil enerji ve çevre dostu inovasyon yer alıyor. Ar-Ge merkezlerimizde çevre dostu malzemelerin kullanımı, geri dönüşüm odaklı tasarım anlayışı ve enerji verimliliğini artıran teknolojiler üzerine yoğunlaşıyoruz. Bu kapsamda Fransa ve Birleşik Krallık’taki Ar-Ge merkezlerimiz ile Amerika’da yakın zamanda kurulan Mitsubishi Electric İnovasyon Merkezi, sürdürülebilirlik vizyonumuzu destekleyen önemli araştırma noktaları olarak öne çıkıyor.
Bu yaklaşımımızın en iyi örneklerinden biri de Legendera klima serimiz diyebilirim. Yüksek enerji verimliliği, R32 soğutucu akışkan kullanımı, 3D i-See sensörü, gelişmiş filtrasyon ve uzun ömürlü kaplama teknolojileriyle sürdürülebilir çözümlerimizin güçlü bir temsilcisi olmaya devam ediyor.
Ticari çözümler tarafında ise düşük küresel ısınma potansiyeline sahip soğutucu akışkanlarla çalışan yeni nesil VRF sistemlerimiz, yüksek verimlilik değerleri ve gelişmiş kontrol seçenekleri sayesinde işletmelerin enerji tüketimini önemli ölçüde azaltıyor.
Ayrıca yeni nesil MELCloud home uzaktan kontrol platformumuz, sistemlerin yalnızca ihtiyaç duyulan kadar enerjiyle çalıştırılmasını sağlayarak hem konforu hem de enerji tasarrufunu artırıyor.
Kısacası, bireysel ve ticari tüm ürünlerimizde çevre dostu teknolojileri önceliklendiriyor; sürdürülebilirlik odağımızı Ar-Ge çalışmalarımızın ve yeni çözümlerimizin temelinde konumlandırmaya devam ediyoruz.
- Konut, ticari ve endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün segmentasyonuna sahipsiniz? Doğru sistem / uygun ürün secimi için nelere dikkat edilmeli?
Mitsubishi Electric Türkiye olarak, bireysel ve ticari kullanıcıların farklı ihtiyaçlarına yanıt veren ürün yelpazemizle, sektörde değer oluşturan bir markayız.
Ürün portföyümüz oldukça çeşitli. Bireysel ve ticari tip klimalardan City Multi VRF merkezi sistem klimalara, çok amaçlı ünitelerden ısı pompası sistemlerine; soğutma grupları, çatı tipi klimalar, klima santralleri, havalandırma ve kontrol sistemlerinden ısıtma çözümlerine kadar geniş bir skalada satış ve satış sonrası hizmet sunuyoruz.
Tüketici hedef ve beklentilerini anlamak için gerçekleştirdiğimiz araştırmalar, kullanıcıların iklimlendirme ürünlerini seçerken enerji verimliliğine, güvenilir bir marka algısına ve yıl boyunca hem ısıtma hem soğutma yapabilen sistemlere öncelik verdiğini gösteriyor. MaxDiff analizleri de dayanıklılık, fiyat-performans dengesi ve hava temizleme gibi özelliklerin kullanıcılar açısından belirleyici olduğunu ortaya koyuyor. Bu doğrultuda, enerji tasarrufu sağlayan, verimli enerji sınıfındaki ürünlerimizle klima kullanımını daha sürdürülebilir bir hale getirmek için çalışıyoruz.
Enerji sınıfı özelliğinin, elektrik faturaları üzerinde önemli bir rol oynadığını biliyoruz ve bunun klima tercihlerinde üst sıralarda yer aldığını gözlemliyoruz. Hem çevresel hassasiyet hem de bütçe dostu çözümler açısından, enerji verimliliği yüksek olan klimaların tercih edilmesini öneriyoruz. Buna yönelik, müşterilerimize A, A+, A++, A+++ enerji sınıflarında yer alan geniş bir ürün yelpazesi sunuyoruz.
Ayrıca klimaların her mevsimde yüksek verimlilik ve konforla çalışabilmesi için düzenli bakımın önemini hatırlatıyoruz. ABD Enerji Bakanlığı’nın 2024’te yayınladığı rapora göre klimalardaki toz filtrelerinin ve ısı değiştiricilerin düzenli olarak değiştirilmesi veya temizlenmesi, enerji tüketimini yüzde 15’e kadar azaltabiliyor.
- Projelerde tercih edilen ürünlerinizin ve hizmetlerinizin, satış ya da uygulama sonrası müşterilerinize/kullanıcılara sağladığı avantajlar/katma değerler hakkında neler söylemek istersiniz?
“Mükemmellik Dengesi” yaklaşımımızla satış öncesi, satış sırası ve satış sonrası tüm aşamalarda müşterilerimize sorunsuz bir deneyim yaşatmayı amaçlıyoruz. Türkiye’de klimada en uzun garanti süresine sahip marka olarak, ürünlerimizin üstün kalitesine ve uzun ömürlülüğüne duyduğumuz güvenle 10 yıla varan garanti sunabiliyoruz. Bu sayede tüketiciler, dayanıklı bir cihaza sahip olarak uzun vadeli maliyetlerini önemli ölçüde düşürebiliyor.
Ürünlerimizin yüksek kalite standartları ve iş ortaklarımızla gerçekleştirdiğimiz güçlü, uzun soluklu iş birlikleri, hedeflerimize doğru sağlam adımlarla ilerlediğimizi gösteriyor. Ayrıca dönemsel kampanyalarımızla kullanıcılarımıza, avantajlı ve erişilebilir ödeme seçenekleri sunuyoruz.
- Ürünlerinizle ilgili biraz da teknik bilgi alabilir miyiz? Bu sistemlerin çalışma prensipleri, kullanıcıya sunduğu avantajlar ve çevre dostu yönleri kısaca nelerdir?
Düşük enerji tüketimi odaklı geliştirdiğimiz ileri teknolojili sistemlerimizle enerji verimliliğini artırıyor ve sürdürülebilir geleceğe katkı sağlıyoruz. Yapay zekâ destekli çözümlerle farklı iklim koşullarına uygun, dayanıklı ve tasarruflu klima sistemleri tasarlıyoruz. Legendera serimiz, Türkiye’de yapay zekâ destekli ilk klima olma özelliğine sahip.
R32 soğutucu akışkanlı sistemi sektörde sunan markalardan biriyiz. Enerji verimliliğinde önemli bir rol oynayan bu gazı kullanabilmek için önemli yatırımlar gerçekleştirdik.
3D i-See Sensör teknolojisi sayesinde kullanıcılar konforlu bir ortam ve enerji tasarrufu sağlayabiliyor. Bu teknoloji, bireylerin yoğun olarak bulunduğu alanlara bağımsız kanatlar aracılığıyla hava akışı yönlendiriyor. Sensör, ortamda bulunan kişilerin konumunu belirliyor, sıcaklık ölçümünü gerçekleştiriyor ve insanlar ile evcil hayvanları birbirinden ayırt edebiliyor.
Evdeki klimayı uzaktan bir bilgisayar, tablet veya akıllı telefon aracılığıyla internet üzerinden kontrol etmeye olanak sağlayan MELCloud Home çözümü de Mitsubishi Electric’in dikkat çeken teknolojilerinden biri.
- Net sıfır hedefi doğrultusunda, firmanızın karbon nötr dönüşüm süreci nasıl ilerliyor? Kurumsal karbon ayak izi ölçümleriniz, azaltım planlarınız ve iklim dostu uygulamalarınız nelerdir?
Mitsubishi Electric, üretim süreçlerinden kaynaklanan emisyonları azaltmayı hedeflemekle kalmayıp aynı zamanda ürünlerinin kullanım ömrü boyunca ortaya çıkan karbon emisyonlarının azaltılmasına odaklanıyor. Bu çerçevede çevresel veri şeffaflığına yönelik küresel taleplere yanıt vermek amacıyla e-Pro adlı merkezi bir sistem kullanıyor. Bu sistem, güç tüketimi, sera gazı emisyonları ile ürün ve ambalaj malzemelerinin ağırlıkları gibi önemli çevresel verilerin etkili bir şekilde toplanmasını, hesaplanmasını ve paylaşılmasını sağlıyor. Ayrıca e-Pro, belirli ürün gruplarına yönelik karbon nötrlüğü ve döngüsel ekonomi hedefleri doğrultusunda tasarım ekiplerine geri bildirim sağlayarak sürdürülebilir ürün geliştirme süreçlerine katkıda bulunuyor.
Ayrıca, kullanım ömrünü tamamlamış ev aletlerinden yüksek saflıkta plastik elde edilmesini mümkün kılan tescilli teknolojisini devreye alarak ekosisteme pozitif bir katkı sunuyor. Ürün taşımacılığında kullanılan ambalaj malzemelerinde ise 3R (Azalt, Yeniden Kullan, Geri Dönüştür) yaklaşımına odaklanarak genel ambalaj atıklarını azaltmayı amaçlıyor.
Öte yandan artan su stresi, kirlilik ve iklim değişikliğinin neden olduğu ekstrem hava olaylarının hammadde tedariki ve üretim süreçlerinde oluşturduğu riskler gün geçtikçe büyüyor. Bu durumu yönetebilmek için Mitsubishi Electric, yaklaşık 160 üretim tesisinde su stresini ve su kalitesini değerlendirirken Aqueduct ve Su Risk Filtresi gibi araçlardan faydalanıyor.
SCADA teknolojisiyle donattığımız iklimlendirme sistemlerimiz, bulunduğu ortamın sürekli izlenmesi ve kontrol edilmesini, performans analizleri yapılmasını ve potansiyel arızaların önceden tespit edilerek önleyici bakım planlarının oluşturulmasını sağlıyor. Böylece klima santralleri, chiller, VRF sistemleri ve havalandırma çözümleri hem konutlar hem de ticari alanlar için yüksek verimlilik ve konfor sunuyor. Rakiplerimizden üstün olduğumuz nokta, otomasyon alanında da SCADA uzmanlığımız bulunduğu için bu uzmanlığı iklimlendirme sistemlerine hızlı ve etkin şekilde uyarlayabilmemiz.
Mitsubishi Electric’in geliştirdiği inverter teknolojileri ve yarı iletken cihazlar da enerji verimliliği sağlayarak ürünlerin kullanım sürecindeki karbon emisyonlarını önemli ölçüde azaltarak daha sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunuyor.
- Geleceğe dönük sürdürülebilirlik hedeflerinize yönelik oluşturduğunuz yol haritasını bizlerle paylaşır mısınız?
Mitsubishi Electric, küresel çapta belirlediği 2050 Çevresel Sürdürülebilirlik Vizyonu kapsamında, “Karbon Nötralizasyon, Döngüsel Ekonomi, Emniyet & Güvenlik, Kapsayıcılık ve Refah” olmak üzere beş ana alanda dönüşüme odaklanıyor. Bu amaçlara ulaşmak için de Avrupa Birliği’nin belirlediği 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi arasından önceliğini ‘Sağlık ve Kaliteli Yaşam’, ‘Erişilebilir ve Temiz Enerji’, ‘Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı’, ‘Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar’ ve ‘İklim Eylemi’ olarak belirledi.
Mitsubishi Electric, 2031 yılına kadar fabrikalarında ve ofislerinde, 2051’e kadar ise tüm değer zincirinde net sıfır sera gazı emisyonuna ulaşmayı hedefliyor.
- Dijitalleşme süreçlerinizin sürdürülebilirlik hedeflerine katkısından bahseder misiniz?
Sürdürülebilir bir iş modeli için müşteri deneyimini dijital dönüşümle güçlendiriyoruz. Bu kapsamda iş süreçlerimizi yalınlaştırıyor, hız ve verimlilik odaklı teknolojik çözümler geliştiriyoruz. 2050 yılına kadar “net sıfıra” indirilmesi hedefiyle ürün kataloglarımızı dijitalleştirdik. Artık basılı katalog üretmiyoruz.
Öte yandan bu yılın başında güncellediğimiz yeni çağrı merkezi altyapısıyla müşteri deneyiminde dijitalleşme, verimlilik ve şeffaflık ile hareket ediyoruz. Dijitalleşmeye yaptığımız bu yatırımla hem operasyonel verimliliği artırmayı hem de müşterilerimize daha hızlı, şeffaf ve tutarlı bir hizmet sunmayı hedefliyoruz.
- Sürdürülebilir dünya vizyonu kapsamında yürüttüğünüz veya planladığınız sosyal sorumluluk projelerinizden bahsedebilir misiniz? Bu projelerin toplumsal veya çevresel etkileri nelerdir?
Topluma değer kazandırmak, global kültürümüzün temel unsurlarından biri. Bu bağlamda sosyal sorumluluk alanında sürdürülebilir projelere imza atıyoruz. 2023 yılında yaşanan büyük deprem felaketinin ardından, zor koşullarda yaşamlarını sürdüren vatandaşlarımıza iklimlendirme desteği sağlayarak ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik adımlar attık.
Eğitim kurumlarına sunduğumuz klima desteği sayesinde bugüne kadar birçok öğrencinin daha rahat ve konforlu ortamlarda eğitim almasında rol oynadık.
- Sadakat programınız ME Club hakkında bilgi verebilir misiniz?
Mitsubishi Electric Türkiye Klima Sistemleri olarak hayata geçirdiğimiz “ME Club” sadakat programını iki temel amaç üzerine kurguladık: Mevcut müşteri ve iş ortaklarımızın marka bağlılığını güçlendirmek ve yeni müşteriler kazanımını destekleyecek bir sistem oluşturmak.
“ME Club” ile kullanıcı davranışlarını veriye dayalı şekilde takip ederek daha ölçülebilir, şeffaf ve ödüllendirilebilir bir sistem yaratmış oluyoruz. “ME Club Ayrıcalıklar Dünyası” kapsamında müşterilerimiz gerçekleştirdikleri alışverişlerden puan kazanırken, bayilerimiz ise sergiledikleri satış ve hizmet performansına göre puan elde ediyor. Kazandıkları puanlarla istedikleri farklı bir ürün ve hizmete daha avantajlı fırsatlarla sahip olabiliyorlar.
Bu uygulamalar ME Club’ın ilk fazını oluşturuyor. İlerleyen dönemlerde programı daha da zenginleştirerek kullanıcılarımıza özel kampanyalar ve ekstra avantajlar sunmayı planlıyoruz.
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
Kentsel Dönüşümde Yeni Nesil Yaklaşım: SEGA Yapı Sahada Güven İnşa Ediyor
Yayınlandı
3 hafta önce-
Nisan 21, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Cevdet Tanrıkulu SEGA YAPI İcra Kurulu Başkanı
Küçükçekmece’de Yalı360 ile dikkat çeken SEGA Yapı, 1200 konutluk üretim hacmi
ve insan odaklı proje anlayışıyla kentsel dönüşüm süreçlerini güven, planlama ve
sürdürülebilirlik ekseninde yönetiyor.
SEGA Yapı’nın faaliyet alanı ve projeleri hakkında bilgi verebilir misiniz?
SEGA Yapı kentsel dönüşümü en üst kalitede üreten bir firma anlayışıyla sektörde yer almıştır. Şu an İstanbul’da 5 şantiyeyle 1100 konutu ve yaşam alanlarını üretmek için çalışmaktayız. Projelerimizden Yalı 360’ı anlatayım: Küçükçekmece’nin göl kenarında, 180 derece açı ile göl, peyzaj ve şehir manzarasına sahip konutlar ürettik. Göl kıyısında konumlandırdığımız bu projeye Yalı 360 adını verdik.
Kentsel dönüşüm projelerinde süreç nasıl ilerliyor?
Kat maliklerinin çoğunluğunun talebi ve resmi onayı doğrultusunda yetkili kurumlar tarafından risk raporu alınarak, riskli görüldüğü taktirde devlet kurumlarının onayıyla eski binalar yıkılır. Resmi kurumlar tarafından onaylanmış proje, inşaat yönetmeliğine göre üretilerek hak sahiplerine teslim edilir.
Devam eden projeleriniz ve üretim kapasiteniz hakkında bilgi verir misiniz?
Şu an İstanbul Avrupa Yakasında 5 proje ve 1100 daire ile üretime devam etmekteyiz. 1+1’den 4+1’e kadar daire ve sınırlı sayıda şehir villaları üretmekteyiz. Metro Park’ta 297 konut 44 ticari alan, toplamda 341 bağımsız bölümden oluşmaktadır. Projemiz İstanbul E-5 Karayolu ve metrobüs istasyonuna 100 m yakınlıktadır.
Bölgenin geleceği ve lokasyon seçimi konusunda neler söylersiniz?
Her bölgenin kendi dinamiği vardır. Küçükçekmece bölgesi ulaşım lokasyonu yönünden; çevre yolu, Metrobüs, Marmaray, Yüksek hızlı tren ve Kuzey Marmara Otoyoluna bağlantısıyla öne çıkmaktadır. Sınırları içindeki Küçükçekmece Gölü ve yapılması planlanan Kanal İstanbul hattıyla yatırımcılar tarafından da ilgi görmektedir.
Anladığımız kadarıyla sektöre güven veren bir marka olmak istiyorsunuz…
Evet kesinlikle SEGA Yapı bölgesinde standartların üzerinde projeler üreterek adından sıkça söz ettirmeyi başarmış bir inşaat firmasıdır. Firmamız sadece bugün için değil geleceği de düşünerek projeler inşaa etmektedir.
Finansal yapı ve ekip organizasyonunuz hakkında bilgi verir misiniz?
Şirketimiz, başlamayı planladığı projede inşaat ve teknik şartları alanında uzman kişilerle değerlendirip bütçe ve inşaat sürecini hesaplamaktadır. Şirketimizin alanında uzman Mühendis, Mimar ve teknik ekibimiz ile süreci yönetmekteyiz.
Projeler tamamlandıktan sonra müşterilerle ilişkiniz devam ediyor mu?
Evet, kesinlikle devam ediyor. Kanuni zorunluluklarımızın süresine bakmaksızın maliklerimizle iletişimdeyiz.
SEGA Yapı’nın büyüme stratejisi nedir?
SEGA Yapı sektörde yaptığı başarılı işlerle katma değerli projeleriyle sürdürülebilir yaşam alanları sunarak standartların üstünde kalite anlayışıyla büyüyerek bölgenin arz ve talep ihtiyacını en üst seviyede karşılamayı amaç edinmiş bir firmadır.
Yabancı yatırımcı ilgisi nasıl?
Evet, yabancı yatırımcıların ilgisini çekmektedir. Projelerimizin bulunduğu lokasyon ve sunduğu yaşam standartları doğrultusunda bölgenin artan değer algısından dolayı talep görmektedir.
Önümüzdeki dönem için yeni projeleriniz var mı?
Evet, sürekli gelişen ve doğru projeleri almayı hedefleyen bir firmayız. 2027 ve daha sonraki yıllarda yapacağımız projelerimiz için yeni malik adaylarımızla karşılıklı olarak imzalarımızı atmış bulunmaktayız.
GENEL
Warmhaus’tan 2026 Vizyonu: Sürdürülebilir Teknoloji ve Akıllı Isıtma Çözümleri
Yayınlandı
3 hafta önce-
Nisan 21, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
WARMHAUS Genel Müdürü Şebnem Güner
Yeni genel müdürlük döneminde büyüme ve dönüşüm hedeflerini netleştiren Warmhaus, enerji verimli ürünler, H2 Ready teknolojisi ve dijital çözümleriyle iklimlendirme sektöründe güçlü bir gelecek inşa ediyor.
- Geçen yılın sonlarına doğru şirketinizde bir üst yönetim organizasyon değişikliği olarak genel müdür olarak atandınız. Öncelikle sizi yeni pozisyonunuzdan dolayı tebrik eder, başarılar dileriz. Warmhaus için 2026 yılında gerçekleştirmeyi planladığınız çalışmalar konusunda sizden bilgi alabilir miyiz?
Öncelikle güzel temennileriniz için teşekkür ederim. Warmhaus’ta uzun yıllar Finans ve Mali İşler alanlarında sürdürdüğüm görevlerimin ardından, Ekim 2025 itibarıyla Genel Müdürlük görevini devraldım. Warmhaus’un inovatif ve teknolojik çözümler yaratarak ürettiği faydayı maksimum değerlere taşımak ve sektörüne liderlik etme hedefi doğrultusunda oluşturduğu vizyonuna katkı sağlayacak projeler gündemimizde yer alıyor. Ekibimiz ile birlikte stratejilerimizi vizyonumuza katkı sağlayacak projeler üzerine oluşturuyoruz. Bu yılın yurtiçi pazarlarda yeni açıklanan konut projeleri ile birlikte hareketli bir yıl olacağını düşünüyoruz. Projelerde sunduğumuz çözüm odaklı yaklaşımız ve ürünlerimiz ile projelerin içinde aktif olarak yer almayı hedefliyoruz. Doğal gazın yeni ulaştığı yerleşimlerde, yetkili satıcı ve servis ağımızı güçlendirmek için çalışmalarımız sürüyor. Yurtdışı pazarlar için elektrikli kombi projemiz sürüyor. Ayrıca yılın son çeyreğinde ısı pompasını ürün gamımıza eklemeyi planlıyoruz.
2. Çevre dostu ve enerji verimli teknolojiler, iklimlendirme sektöründe artık temel bir gereklilik haline geldi. Ürünlerinizin çalışma prensipleri, enerji performansı ve sürdürülebilirlik yaklaşımı açısından hangi yenilikçi çözümleri sunduğunu anlatabilir misiniz?
Ürünlerimizin geliştirme ve çalışma prensiplerinin temelinde üç ana unsur yer alıyor: Çevreye duyarlılık, yüksek enerji verimliliği ve kullanıcıya sağlanan maksimum tasarruf. Tüm Ar-Ge ve üretim süreçlerimizi bu üç öncelik doğrultusunda şekillendiriyoruz.
Bu yaklaşımımızın somut çıktılarından biri olan Gaz Adaptif Sistemli kombilerimiz, yakıt tüketimini optimize ederek enerji kullanımını minimum seviyede tutuyor. Bununla birlikte, ürünlerimizde kullanılan gelişmiş izolasyon teknolojileri sayesinde ısı kaybı en aza indiriliyor; böylece hem gereksiz enerji tüketiminin hem de çevresel etkinin önüne geçiliyor.
Ayrıca kombilerimizin NOx Sınıf 6 seviyesinde olması, düşük emisyon değerleriyle çevre dostu bir performans sunmamıza olanak tanıyor. Ürünlerimizde tercih ettiğimiz yüksek kaliteli komponentler ise cihazların uzun ömürlü olmasını sağlayarak kaynak kullanımını azaltıyor ve dolaylı olarak karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sunuyor.
Bunların yanı sıra en son Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında önemli bir adım atarak H2 Ready Sertifikası aldık. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz kombilerimiz, doğal gazla birlikte yüzde 20 oranında hidrojen kullanımına uyumlu olacak şekilde tasarlandı. Bu da geleceğin enerji dönüşümüne bugünden hazır olduğumuzu gösteriyor.
Yakın zamanda üretimine başladığımız yeni nesil eşanjör tasarımımız da sürdürülebilirlik yaklaşımımızın önemli bir parçası. Bu yenilikçi tasarım ile enerji verimliliğini artırmayı, karbon salımını azaltmayı ve kullanıcılarımıza daha uzun ömürlü, yüksek performanslı çözümler sunmayı hedefliyoruz.
Ürünlerimizin en verimli şekilde kullanılmasını destekleyen dijital çözümler de geliştiriyoruz. Bu alandaki öne çıkan uygulamalarımızdan biri olan RecoWa, Wi-Fi Akıllı Oda Termostatı ile entegre çalışarak enerji tüketimini optimize ediyor. Mobil uygulama üzerinden kullanıcıların yaşam alışkanlıklarına göre ısıtma sistemlerini yönetebilmesine olanak tanıyan RecoWa, daha düşük enerji tüketimi ve daha az karbon salımı ile sürdürülebilir bir kullanım deneyimi sunuyor.
3. Projelerde tercih edilen ürün ve hizmetleriniz; yatırımcı, proje geliştirici ve son kullanıcı açısından ne gibi avantajlar sağlıyor?
Enerji tasarrufu, işletme maliyetleri, uzun ömürlülük ve konfor kriterleri açısından yarattığınız katma değeri nasıl tanımlarsınız?
Projelerde kendimizi sadece bir ürün tedarikçisi olarak değil bir çözüm ortağı olarak görüyoruz. Uzman kadromuz ile birlikte projeyi oluşturanlar ile tüm süreçte yer alarak söz konusu proje için en doğru ve en uygun maliyetli ürünü seçmek için çalışıyoruz. Konut projelerine, proje ve inşaat firmalarına çok hızlı ve efektif çözümler sunabiliyoruz. Ürünlerimiz özelinde değerlendirdiğim zaman; duvar tipi çelik eşanjörlü premix yoğuşmalı kazan serimiz kolay kurulumu, yüksek performansı, tasarruflu ve uzun ömürlü olması gibi öne çıkan özellikleri ile konut, üniversite, okul, lojman ve otel gibi büyük projeler tarafından tercih ediliyor. Hızlı ısı yayılımı sağlayan panel radyatörlerimiz yüksek korozyon direnci ve dayanıklı yapısı ile uzun ömürlü kullanım sağlıyor. Panel radyatördeki farklı çeşitlerimiz mekanlara aynı zaman estetik ve konfor da sunuyor. Doğru projelendirilmiş bir panel radyatör sistemi kombi ile birlikte maksimum verim sağlayabiliyor.
Kombi ve duvar tipi yoğuşmalı kazan ürün gamımızda farklı kapasite seçenekleri var. Bunların hepsinin ortak noktası maksimum verim, düşük gaz tüketimi, kolay kurulum kompakt ve aynı zamanda şık tasarımlara sahip olması. Son kullanıcı açısından tüm bunlar tasarrufa ve konfora dönüşürken, projeciler tarafından da düşük merkezi sistem alt yapı maliyeti sağlıyor.
4. Türkiye iklimlendirme pazarındaki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Pazar payı, segment odakları ve bölgesel yaygınlık açısından güçlü yönleriniz nelerdir?
Önümüzdeki döneme ilişkin büyüme ve yatırım hedeflerinizi de paylaşır mısınız?
Warmhaus iklimlendirme sektöründeki yolculuğuna 1996 yılında panel radyatör üretimi ile başladı. Şirketimiz 2016 yılının Eylül ayında kombi üretimine başladı. Cihaz tarafında nispeten genç bir marka olsak da ısıtma sektöründe 30 yıllık bir geçmişe sahibiz. Sektörümüzde hızla yaygınlaşan ve büyüyen bir marka olarak hedefimiz hiçbir zaman yalnızca üretmek olmadı. Her zaman odağımızda fark yaratan inovatif ürünler geliştirerek sektörümüze yön vermek yer aldı. Nitekim bu kapsamda da Gaz Adaptif Sistemli kombi, kendi kapasitesinde dünyanın en küçük kombisi gibi örneklerini verebileceğim pek çok ilki de sektörümüze kazandırdık. Ürünlerimizin ülkemizdeki yaygınlığını ise en iyi şu cümle ile ifade edebilirim; Türkiye’de radyatör kullanılan her 5 evden birini Warmhaus fabrikasında ürettiğimiz ürünler ısıtıyor. Kombi üretiminde her zaman kalite odaklı çalıştık. Tüketicilerin ısınma ihtiyacını tasarruf ederek karşılamasını sağlamak için özellik ve kalitesi ile üst segment olan ürünlerimizi, orta segment fiyatına satıyoruz.
2023 yılının sonlarına doğru TEKNOSAB’daki yeni üretim tesisimize taşınmıştık. Üretim tesisi anlamında uzun vadede yeni bir yatırım planlamıyoruz. Kısa vadeli iş hedeflerimiz arasında soğutma kanalına girmek yer alıyor. Ayrıca üretim tesisimiz bünyesinde bir Ar-Ge Merkezi açmayı planlıyoruz. Yurtiçi pazarlarda, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde doğal gaz altyapısının yeni devreye alındığı yerleşimlerde büyüme potansiyelini yakından takip ediyoruz. Bu bölgelerde artan talebe hızlı ve etkin şekilde yanıt verebilmek adına yetkili satıcı ve servis ağımızı stratejik olarak genişletmeye ve güçlendirmeye yönelik yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.
Yurtdışında ise yeni pazarlara açılmak ve mevcut pazarlardaki konumumuzu daha da sağlamlaştırmak 2026 yılı öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Global ölçekte rekabet gücümüzü artıracak adımlar atarken, sürdürülebilir büyüme stratejimiz doğrultusunda ilerlemeye devam ediyoruz.
5. AR-GE yatırımlarınızın sektörel gelişime katkısı hakkında neler söylemek istersiniz? Özellikle dijitalleşme, akıllı sistem entegrasyonları ve yüksek verimlilik odağında yürüttüğünüz çalışmalar nelerdir?
Yakın vadede piyasaya sunmayı planladığınız yeni ürün veya hizmet modelleri hakkında ipuçları verebilir misiniz?
Her yaşam alanı için kaliteli, güvenilir ve fark yaratan çözümler bulmak için çalışıyoruz. Pek çok farklı yaşam alanı var. Kullanıcıların yaşam tarzları ihtiyaçları da farklılık gösteriyor. İklimlendirme sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olarak bu değişimi yakalayabilmeniz, ihtiyaçlara çözüm üretebilmeniz için yenilikçi bir bakış açısına sahip olmanız, yeni yaşam standartlarına uygun teknolojik ve dijital çözümler sunmanız gerekiyor. Ayrıca 40’tan fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. Farklı coğrafyaların ihtiyaçlarına cevap verebilecek esneklikte olmaz iseniz rekabet edemezsiniz. Biz tüm bu bahsettiğim konularda avantajlı konumdayız. Çünkü çevik ve dinamik bir Ar-Ge ekibimiz var. Üretim altyapımız ve teknolojik gücümüz sayesinde ürünlerimizin donanım ve yazılımlarını ihtiyaçlara göre hızlı şekilde uyarlayabiliyoruz. Ar-Ge tarafında geliştirdiğimiz ürünlerde ve ürünlerimizde kullandığımız teknolojilerde enerji ve su gibi kaynakların verimli kullanımını sağlamak, kullanıcıya tasarruf sağlayabilmek ve tabi çevreye zarar vermeyecek ürünlerin geliştirilmesi öncelikli konularımız arasında olarak yer alıyor. Ürünlerimizin en verimli şekilde kullanılabilmesi için dijital trendler doğrultusunda çözümler sunuyoruz. Kullanıcıya kolaylık ve konfor sağlayacak mobil cihazlar için özel uygulamalar geliştiriyoruz.
2026 yılında da yeni ürün ve hizmetler için Ar-Ge Bölümümüz ile çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bunlara birkaç örnek vermem gerekirse; Mart ayında hali hazırda yurtdışı pazarlar için ürettiğimiz yeni nesil pnömatik kombi Glowa’yı yurtiçi pazarlara da sunduk. Yeni endüstriyel yüz tasarımı, yüksek verim, akıllı modülasyon ve XL seviyesinde sıcak su performansı Glowa’nın öne çıkan özellikleri arasında yer alıyor. Glowa’nın geniş modülasyon özelliği ise kombinin kapasitesinin ihtiyaca göre ayarlanmasına ve bu sayede hem gaz hem de elektrik enerjisinden tasarruf edilmesine olanak veriyor. İlk etapta 24 kW ısıtma kapasitesi ile piyasaya sunduğumuz ürünümüzün ilerleyen dönemde farklı kapasite seçeneklerini de satışa sunmayı planlıyoruz. Diğer bir projemiz ise yüksek kapasiteli şofben. Mevcut 12 litre kapasiteli modelimize ek olarak, 14 litre kapasiteli yeni bir şofben üzerinde çalışmalarımız devam ediyor.
Çok kısa bir süre önce, kombinin adeta kalbi olarak nitelendirilen eşanjörün üretimine başladık. Sektörümüzde büyük ölçüde ithal edilen bu kritik bileşeni kendi bünyemizde üretebilmek adına teknolojik altyapımıza önemli ve stratejik bir yatırım gerçekleştirdik.Bu seviyede kritik bir parçanın üretimi için Ar-Ge ekibimizle birlikte uzun, titiz ve çok aşamalı bir hazırlık süreci yürüttük. Tasarım, mühendislik analizleri, numune üretimleri ve kapsamlı test süreçlerinin başarıyla tamamlanmasının ardından seri üretime geçtik. Geliştirdiğimiz yeni nesil eşanjör tasarımı sayesinde cihazlarımızda yüzde 98’e varan verimlilik seviyesine ulaştık. Bu başarı, hem mühendislik yetkinliğimizin hem de üretim kabiliyetlerimizin geldiği noktayı açıkça ortaya koyuyor. Yüzde yüz yerli sermaye ile üretim yapan bir firma olarak, böylesine kritik bir bileşeni yerli imkanlarla üretmenin ülke ekonomisine sağladığı katkı ise bizim için ayrı bir gurur kaynağıdır.
6. İklimlendirme sistemlerinde satış sonrası hizmetlerin rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Servis ağı, teknik destek, bakım sözleşmeleri ve müşteri deneyimi süreçleri açısından sunduğunuz hizmetler markanızın güvenilirliğine nasıl katkı sağlıyor?
Panel radyatör, kombi ve kazan gibi ürünler uzun ömürlü yapıları gereği kullanıcı konforu ve enerji verimliliği üzerinde doğrudan belirleyici rol oynar. Bu nedenle müşteri deneyimi açısından satış sonrası hizmetlerin kalitesi, en az ürünün teknik performansı kadar kritik bir unsurdur. Warmhaus olarak en kaliteli malzemeler ile en güvenli, kullanıcının maksimum verimi alacağı ve uzun ömürlü ürünler üretmek için çalışıyoruz. Verimlilik anlayışımız sadece ürün ile kısıtlı değil. Satış sonrası hizmetler, teknik servis gibi tüm süreçlerin verimliliği de bizim için çok önemli. Türkiye’de, 186 yetkili servis noktamız ile faaliyet gösteriyoruz. Yetkili servislerimiz düzenli olarak teorik ve sahada ihtiyaç duyacakları konularda eğitim veriyoruz. Bu eğitimlerle servislerin bilgi birikimlerini pekiştirmeyi ve satış sonrası hizmet süreçlerinde kaliteyi artırmayı hedefliyoruz. Hiç şüphesiz ki güçlü bir servis organizasyonu markaya olan güven ve sadakatin inşa edilmesinde en önemli unsurlardandır. Bu bilinçle, satış sonrası hizmetlerimizi stratejik bir değer alanı olarak konumlandırmaya devam ediyoruz.
7. Üretim süreçlerinizden ürünlerin kullanım ömrüne kadar uzanan çevresel etki perspektifinde sürdürülebilirlik yaklaşımınızı nasıl şekillendiriyorsunuz?
Yenilenebilir enerji kullanımı, karbon ayak izi azaltım hedefleri ve döngüsel ekonomi uygulamaları konusunda şirketinizin vizyonunu paylaşır mısınız?
Özellikle küresel iklim krizi, enerji kaynaklarının kullanımı ve enerji güvenliği gibi konular, daha verimli ve farklı enerji türleri ile çalışabilen yeni ürünlere ciddi bir talep oluşturdu. Gerçekleştirdiğimiz tüketici ve Pazar araştırmalarımızda da enerji ve su gibi önemli kaynakların sorumlu kullanımı konusunda farkındalığın arttığını gördük. İklimlendirme sektöründe faaliyet gösteren bir marka olarak, bu dönüşümün bir parçası olmanın ötesinde, yön verici aktörlerinden biri olmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda sürdürülebilirlik yaklaşımımızı; ürün geliştirmeden üretim süreçlerine, satış sonrası hizmetlerden dijital çözümlere kadar tüm değer zincirimizi kapsayacak şekilde bütüncül bir yapıda ele alıyoruz. Markamızın geliştirdiği ürünlerde ve kullandığı teknolojilerde kaynakların verimli kullanımı önemli özelliklerinin başında geliyor. Kaynakların en verimli şekilde kullanılmasını sağlayan çevreci ürünler geliştiriyoruz. Sadece ürün verimliliği değil aynı zamanda kullanıcılarımıza sunduğumuz satış sonrası hizmetler, dijital uygulamalar gibi tüm süreçleri verimli şekilde inşa etmeye çalışıyoruz.
Üretim süreçlerimizde de sürdürülebilir üretim bizim için çok önemli bir konu. Fabrikamızdaki hatlarımızdaki otomasyon kontrolü ile verimliliğimizi artırarak enerji kullanımını düşüyoruz. Tesis alt yapımızda aynı zamanda enerji verimliğini sağlayan yüksek enerji sınıfına sahip elektrik motorları ve modülasyonlu pompa sistemleri kullanıyoruz. Ters ozmoz sistemimizde oluşan atık suyun geri kazanımına yönelik de iyileştirme çalışması yürütüyoruz. Bu uygulama ile proses suyu tekrar sisteme kazandırılarak bu sayede yıllık yaklaşık 2.250 m³ su tasarrufu sağlanarak doğal kaynak tüketimi azaltılacaktır. Önümüzdeki dönemde de yenilenebilir enerji ile uyumlu ürün portföyümüzü genişleterek, karbon ayak izimizi azaltan ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen çözümler geliştirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.
RÖPORTAJ
Global Bilgi, Yerel Uzmanlık: Doka’nın Proje Yönetim Modeli
Yayınlandı
3 hafta önce-
Nisan 21, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
DOKA TÜRKİYE Genel Müdürü Can Ali GÜVEN
Onlarca yıllık global deneyimini Türkiye’nin saha gerçekliğiyle birleştiren Doka, mühendislik odaklı ekip yapısı ve esnek çözüm üretme kapasitesiyle altyapı ve üstyapı projelerinde fark yaratıyor.
- “Müşteriyi Tam Dikkatle Dinlemek” — Bu Yaklaşım Sahadaki Projelere Nasıl Yansıyor?
Projeler genellikle müşteriden gelen belirli bir çözüm talebiyle başlar. Önce dinleriz. Ancak talebi olduğu gibi kabul etmekle kalmayız; kendi tecrübemizi de ekleyerek, “Bu çözüm mümkün; ancak şu noktalarda şu alternatif daha verimli olabilir” şeklinde geri bildirimde bulunuruz. Çoğu durumda bu yaklaşım, müşterinin ilk talebinin evrilmesini sağlar.
Doka’nın onlarca yıllık deneyimi, her projeyle büyüyen ve sistematik olarak arşivlenen güçlü bir bilgi birikimine dayanır. Avusturya’daki uzmanlık merkezlerimizde; baraj, köprü, enerji, yüksek yapı, tünel ve ulaşım projeleri için ayrı uzman ekipler bulunmaktadır. Ülkelerde uygulanan tüm çözümler Doka’nın bilgi havuzuna aktarılır. Bu sayede herhangi bir Doka organizasyonuyla çalışmak, yalnızca o ülkenin değil, tüm global ağın uzmanlığından faydalanmak anlamına gelir.
- Türkiye’de Farklı Bir Yaklaşım: Yerel Dinamikleri Anlamak
Global projeler ile Türkiye’deki projeleri karşılaştırdığımızda, inşaat ve yapı kültürümüzden kaynaklı olarak kalıp-iskele çözümlerinde önemli farklılıklar görüyoruz. Bunu doğru yönetebilmek için satış, teknik ve saha ekiplerimizi tamamen inşaat mühendisliği altyapısına ve saha tecrübesine sahip profesyonellerden oluşturuyoruz. Böylece müşteri taleplerini kelime kelime değil, teknik bağlamıyla anlayabiliyoruz.
Alışkanlıklar ve yerel beklentiler belirleyicidir. Her bölgenin kendine özgü uygulama refleksleri vardır. Bizim avantajımız, global bilgiyi yerel uzmanlıkla birleştirebilmemizdir. Başarı, bu iki unsuru doğru entegre etmeye bağlıdır.
- 1868’den Bugüne: Bir Aile Şirketi Yönetim Felsefesi
Doka’nın kökeni, aile şirketi olarak marangozluğa dayanır. Şirketin temelleri bir marangoz atölyesinde atılmış, aile tarafından elde edilen gelir sürekli olarak işe yeniden yatırılmıştır. Kalıp üretimiyle başlayan süreç, bu alandaki uzmanlığı artıran yatırımlarla devam etmiş ve Doka zamanla global ölçekte büyümüştür.
Bu “işe gönülden sahip çıkma” kültürü, bilgi birikiminin korunması ve geliştirilmesiyle birleştiğinde güçlü bir yapı oluşturur. Elde edilen uzmanlık sistematik olarak korunur, sürekli geliştirilir ve gelecek nesillere aktarılır.
- “Dünyaya Müşterinin Gözünden Bakmak”: Altyapı Projelerinde Avantaj
İş yaklaşımımızdaki en kritik nokta, dünyaya müşterinin gözünden bakabilmektir. Bu da o sektörü gerçekten yaşamış insanlarla çalışmayı gerektirir. Satış ve teknik ofis ekiplerimizin tamamı inşaat mühendisliği altyapısına ve saha deneyimine sahip profesyonellerden oluşur.
İnşaat sektörünün kendine özgü hızlı bir temposu vardır. Şantiye programı katıdır ve kesintisiz ilerlemek zorundadır. Bu sistem içinde kendi dinamiklerimizi bozmadan çözüm üretebilmek şirketimizin temel hedeflerinden biridir.
Bu nedenle Doka’nın en güçlü olduğu alanlardan biri, bu tempoya ayak uydurmayı sağlayan hızlı ve yüksek hacimli mühendislik çözümü üretme kapasitesidir. Beklenmeyen revizyonlar olur ve kısa sürede yeni çözümler geliştirilmesi gerekir. Yerel ofisin kapasitesinin yetersiz kaldığı durumlarda global mühendislik ağımızı devreye alırız. Farklı ülkelerdeki teknik ofislerle iletişime geçerek geçici proje ekipleri oluştururuz. Mühendisler belirli sürelerle projeye destek verir; çoğu zaman fiziksel olarak sahada bulunmaları gerekmez, online araçlarla entegre olabilirler. Bu sayede beklenmeyen durumlarda şantiyenin kesintisiz devamı sağlanır.
- İdeal Çözüm Kriterleri: Zaman, Bütçe, Güvenli Uygulama
İdeal çözüm; zamanında, uygun bütçeyle ve güvenli şekilde uygulanabilen çözümdür. İlk bakışta yatırım maliyetimizin rakiplerimize göre daha yüksek olduğu düşünülebilir; ancak proje bütünsel olarak değerlendirildiğinde tablo değişir. Malzemelerin uzun ömürlü olması, kalıp yatırımının proje amortisman maliyetini düşürür.
Sahaya kalıp eğitmenleriyle destek verdiğimizde ve dijital planlamayı kalıp sistemleriyle entegre ettiğimizde projeyi daha erken tamamlamak mümkün olur. Projenin planlanandan erken bitirilmesinin ekonomik faydası, kalıp maliyetine kıyasla çok daha büyüktür: daha az işçi, daha düşük çalışma süresi maliyeti, daha az makine maliyeti, daha erken işletmeye alma ve daha düşük finansman maliyetleri.
- Pazar Dinamikleri: Maliyet Rekabeti ve Portföy Optimizasyonu
Bu pazarın temel başlığı maliyet etkinliğidir. Düşük kaliteli ürünlerin yoğun olduğu bir ortamda, sürekli kendimizi optimize ediyor ve ortalama piyasa fiyatlarından sapmamaya çalışıyoruz. Fiyat politikamız; hammadde ve üretim verimliliğini artırarak ürün kalitesini korurken, Türk müşterilerimize piyasa bütçesine uygun ürünler sunmaktır.
Bu nedenle şirketimizin her pazara ve farklı segmentlere uyarlanabilen geniş bir kataloğu bulunmaktadır. Bu portföyü bölgenin ihtiyaçlarına ve rekabet koşullarına göre uyarlamazsanız, o pazarda sürdürülebilir olmak zorlaşır. Bizim yaklaşımımız bu dengeyi doğru kurmaya dayanır.
- Büyük Projelerde Rekabet Avantajı: Tırmanır Kalıp Sistemleri
Yüksek yapı projelerinde en kritik çözüm tırmanır kalıp sistemleridir. Bu tür projelerde iş programı doğrudan kule tamamlanma süresiyle ilişkilidir. En kritik faktör, kat döngüsünün hızlı ve güvenli ilerlemesidir. Beton dökümü, dayanım kazanımı ve sistemin bir üst kata tırmanabilmesi, projenin genel hızını belirler.
Doka’nın bu alandaki portföyü geniş ve güçlüdür. Yüksek yapılarda bu tür çözümler için projeye özel çalışma gereklidir. Yapının duvar ölçüleri, çekirdek yapısı, rüzgâr yükleri ve inşaat metodolojisi birlikte değerlendirilerek doğru kalıp sistemi uygulanır.
Bu seviyede tırmanma sürecini hızlandırmak için kalıp sistemlerimize sensörler entegre ediyoruz. Bu sensörler beton yüzey sıcaklığını ölçer ve anlık dayanım hesapları yapar. Fark şu: ölçüm laboratuvar numunelerinde değil, sahada yapılır. Veriler gerçek uygulama koşullarında toplanır. Bu da daha hassas ve hızlı karar almayı sağlar.
Sensör ünitesindeki SIM kart, gerekli dayanım sağlandığında saha yöneticilerine otomatik SMS ve e-posta gönderir: “Gerekli dayanım sağlandı, kalıp alınabilir.” Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası projesi, bu uygulamanın kullanıldığı ve kalıp tırmanma sürelerinin ciddi şekilde optimize edildiği bir projedir.
Doka’nın bu projeye özel çözümlerde sunduğu hizmetlerin benzersiz olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Geniş ürün gamımız ve mühendislik tecrübemizle projeye en uygun çözümü oluşturma konusunda dünyadaki en etkili desteği sağlıyoruz. Bunun kanıtı, dünya genelinde birçok ikonik yüksek yapıda Doka imzasının bulunmasıdır. Türkiye’de ise 100’den fazla yüksek yapıya çözüm sunduk.
- En Çok Talep Gören Sistemler ve Dönemsel Değişimler
Sektör dönemsel olarak farklı alanlara yönelebilir. Yoğun altyapı projelerinin olduğu dönemlerde ağır yük iskele sistemlerinin, yüksek yapı projelerinin yoğun olduğu dönemlerde ise hidrolik tırmanır sistemlerin daha fazla kullanıldığını söyleyebilirim.
Son dönemde yüksek faiz ortamında büyük ölçekli özel yatırımlar azalmış, kamu yatırımları ise stratejik projelerle sınırlı kalmıştır. Bu dönemlerde konut projeleri öne çıkar. Dolayısıyla konut projelerine yönelik hafif sistemlerin ağırlığının arttığını söylemek yanlış olmaz.
Diğer yandan enerji sektöründe ciddi bir tasarım ve planlama süreci yürütülüyor; bu projeler sahaya indiğinde enerji yapıları için özel çözümler yeniden ön plana çıkacaktır.
Bizim avantajımız tek bir segmente bağlı olmamamızdır. Konut, yüksek yapı, altyapı, köprü, enerji, endüstriyel tesisler—her proje tipine çözüm üretebiliyoruz. Dönemin öne çıkardığı yatırım alanı, portföyümüzde doğal olarak daha görünür hale gelir. Belirli bir proje tipine bağımlı değiliz; piyasa yönüne göre esneyebilen bir yapıya sahibiz. Bu esneklik, geniş ürün portföyümüz ve çeşitli mühendislik altyapımızın sonucudur.
- Sürdürülebilirlik: Güncel Pazar Etkisi
Doka için Net Zero girişimimiz, işimizi geleceğe taşımayı hedefleyen stratejik bir çerçevedir. Pazarın nasıl değiştiğini açıkça görüyoruz. Büyük uluslararası inşaat firmaları kendi karbon azaltım hedeflerini belirlemiş durumda ve tedarikçilerden giderek daha fazla emisyon verisi ve somut azaltım planları talep ediyorlar. Bu durum, sektörümüzde bilinçli ve sürdürülebilir şekilde liderlik üstlenme kararlılığımızı güçlendiriyor.
Son Yazılar
- İzocam’a İki Prestijli Ödül Birden! Mayıs 11, 2026
- Şişecam’ın 2026 İlk Çeyrek Net Satışları 57,5 Milyar TL Oldu Mayıs 11, 2026
- Tabanlıoğlu Mimarlık ve Erişilebilir Her Şey’den “Herkes İçin Tasarım” Adımı Mayıs 8, 2026
- Ege Yapı GYO’dan İlk Çeyrekte Güçlü Performans Mayıs 8, 2026
- ÇELİK VE YEŞİL DÖNÜŞÜM EKOSİSTEMİ YEŞİL ÇELİK ZİRVESİ’NDE BULUŞTU Mayıs 8, 2026
- OYAK Çimento, zorlu geçen 2026’nın ilk çeyreğinde de operasyonel karlılığını korudu Mayıs 8, 2026
- Rönesans Gayrimenkul Yatırım’dan 2026’ya güçlü başlangıç Mayıs 8, 2026
- STILL ARSER, İş Süreçlerini ve Çalışan Gelişimini “Push it forward” Yaklaşımıyla Şekillendiriyor Mayıs 8, 2026
- Yaz yaklaşırken enerji tasarrufu ve serinlik için yalıtım şart Mayıs 8, 2026
- MAPEI SÜRDÜRÜLEBİLİR KENT BULUŞMALARI ANKARA’DA 12. KEZ GERÇEKLEŞTİ Mayıs 8, 2026
- Akçansa’ya Altın Çekül’de Sosyal Sorumluluk ve Yenilikçi Ürün Alanlarında Çifte Ödül Mayıs 8, 2026
- Marubeni Türkiye Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Cevdet Alemdar Oldu! Mayıs 7, 2026
- E.C.A. EMAR A.Ş.’den Mesleki Eğitime Destek: Zincirlikuyu İSOV Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ni Ağırladı. Mayıs 6, 2026
- Dalmaçyalı Isı Yalıtım Sistemleri ile Sıcak Havalarda da Yüksek Konfor ve Tasarruf Sağlayın! Mayıs 6, 2026
- Schneider Electric, Yeni Sürdürülebilirlik Yol Haritası Impact 2030 Kapsamında İlk Çeyrekte Güçlü İlerleme Kaydetti Mayıs 6, 2026
Trendler
GENEL2 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL1 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak










