Gayrimenkul Sektörünün Referans Yayını GYODER Gösterge 10 Yaşında - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Gayrimenkul Sektörünün Referans Yayını GYODER Gösterge 10 Yaşında

Yayınlandı

-


Gayrimenkul sektörünün veriye dayalı en kapsamlı yayınlarından biri olan GYODER Gösterge, 10. yılında 40. sayısıyla sektörle buluştu. On yıldır, şeffaf ve kapsayıcı yayıncılık anlayışıyla sektöre ışık tutan Gösterge, makroekonomik göstergelerden piyasa verilerine, sektörel eğilimlerden uzman görüşlerine kadar geniş bir çerçevede gayrimenkul ekosistemine yön veren içerikler sunuyor. “Kentsel Dönüşümün Neresindeyiz?” dosya konusuyla yayımlanan 40. sayıda, konut satışlarının bir önceki çeyreğe göre yüzde 34 artış gösterdiği, fiyat artış eğiliminin sürdüğü, ofis, AVM ve lojistikte arz-talep dengesinin yeniden şekillendiği görülüyor. Öte yandan yabancıya satışlarda düşüş yaşanırken, kiraların baskı altında olduğu; gayrimenkul yatırım fonlarının ise büyüme ivmesini koruduğu dikkat çekiyor.

GYODER’in Ziraat GYO katkılarıyla hazırladığı GYODER Gösterge 2025/2 Raporu’na göre, 2025’in ikinci çeyreğinde Türkiye’de toplam konut satışları 2024 aynı dönemine göre yüzde 34,1, bir önceki çeyreğe göre ise yüzde 6,1 artarak 356.107 adede ulaştı. Bu, veri tarihindeki en yüksek ikinci çeyrek satış performansı olarak kayda geçti. En yüksek ikinci çeyrek rakamı ise 2022’de 406.335 adetle gerçekleşmişti. Satış türlerine bakıldığında, ikinci çeyrekte ilk satışlar yüzde 26,7 artışla 107.748 adede, ikinci el satışlar ise yüzde 33,7 artışla 248.359 adede çıktı. İlk satışların toplam içindeki payı yüzde 30,3’e yükseldi. Satış şekline göre değerlendirildiğinde, ipotekli satışlar yüzde 115,9 artışla 51.361 adede ulaştı. Buna karşın, toplam satışlar içindeki ipotekli satış oranı 1 puan düşerek yüzde 14,4 seviyesinde gerçekleşti.

Yabancıya satışta durağanlık

Yabancılara yönelik konut satışlarındaki gerileme eğilimi sürdü. 2025’in ikinci çeyreğinde yabancıya satış adedi 4.776 olarak sabit kaldı. Toplam içindeki pay ise yüzde 1,3’e geriledi. Faiz indirimi beklentisi, krediye erişimin kolaylaşması ve yatırımcıların gayrimenkule yönelmesi piyasadaki hareketliliği destekleyen temel unsurlar oldu.

Konut fiyatları artmaya devam ediyor

Rapora göre, konut fiyatlarındaki yukarı yönlü eğilim sürdü. Yıllık fiyat artışı ilk çeyrekte yüzde 31,8 iken, ikinci çeyrek sonunda yüzde 32,7’ye yükseldi. Böylece artış trendi üç çeyrektir devam etmiş oldu. Reel bazda fiyatlar, haziran itibarıyla yüzde 1,7 geriledi. Ankara’da reel değişim yüzde 5,3 ile pozitif kalırken, İstanbul’da yüzde 1,8, İzmir’de ise yüzde 2,4 düşüş kaydedildi. Yeni konut fiyatlarında ise sınırlı bir gerileme gözlendi. Yıllık artış oranı yüzde 33,5’ten yüzde 32,3’e düştü. Reel bazda yeni konut fiyatları, haziranda yüzde 1,9 geriledi. Türkiye’de konut birim fiyatı 39.738 TL/metrekareye ulaştı. Bu rakam İstanbul’da 63.279 TL, İzmir’de 43.963 TL, Ankara’da ise 35.674 TL olarak hesaplandı.

Ofis pazarında daralma sinyalleri

2025 yılının ilk yarısında İstanbul ofis piyasasında toplam kiralama işlemi 103.367 metrekareye ulaştı. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15’lik bir düşüşe işaret ediyor. İlk çeyrekte 67.089 metrekare, ikinci çeyrekte ise 36.278 metrekare kiralama işlemi gerçekleşti. Arz ise 7,18 milyon metrekare seviyesinde sabit kaldı. Boşluk oranı yüzde 9,9 ile sınırlı bir artış göstererek durağanlığını korudu. Gerçekleşen işlemlerin yüzde 81’i metrekare yüzde 62’si adet bazında yeni kiralamalardan oluştu. Ancak yeni kiralama işlemleri metrekare bazında geçen yıla göre yüzde 23 azaldı. Bu azalma, kiracıların yüksek kira seviyeleri nedeniyle yeni alanlara geçmek yerine mevcut sözleşmelerini yenilemeyi tercih ettiğini gösteriyor. Bölgesel dağılıma bakıldığında, kiralama işlemlerinin yüzde 47’si merkezi iş alanlarında (MİA), yüzde 47’si ise Anadolu Yakası’nda gerçekleşti. Büyük metrekareli ofis alanlarının sınırlı olması nedeniyle şirketlerin daha küçük metrekareli alanlara yöneldiği gözlemleniyor. Bu eğilim, birincil kira seviyeleri üzerinde yukarı yönlü baskı yaratmaya devam ediyor.

AVM pazarında istikrarlı büyüme sürüyor

2025 yılı Temmuz ayı itibarıyla Türkiye genelinde 437 alışveriş merkezi bulunuyor. Toplam kiralanabilir alan yaklaşık 13,5 milyon metrekareye ulaştı. Yıl sonuna kadar 162 bin metrekare büyüklüğünde 5 yeni AVM’nin açılması planlanıyor. Böylece 2025 sonunda toplam arzın 13,7 milyon metrekare seviyesine çıkması bekleniyor. Organize perakende yoğunluğu, Türkiye genelinde 1.000 kişi başına 158 metrekare düzeyindeyken, İstanbul 307 metrekare ile ülke ortalamasının yaklaşık iki katı yoğunlukla öne çıkıyor. Yıl sonuna kadar bu yoğunluğun Türkiye genelinde 160 metrekareye ulaşması öngörülüyor.

Lojistikte talep güçlü, arz sınırlı

İstanbul-Kocaeli ekseninde ticari amaçlı 7,5 milyon metrekare lojistik alan bulunurken, inşaat halindeki projeler yalnızca 500 bin metrekare ile sınırlı kalıyor. Bu durum kiralama hacmini etkiledi; yılın ilk yarısında kiralama işlemleri geçen yıla göre yüzde 71 azaldı ve 55.654 metrekareye geriledi. En çok kiralama yapan sektör yüzde 77 ile perakende oldu. Boşluk oranları İstanbul Avrupa’da yüzde 2, İstanbul Asya’da yüzde 1,2, Kocaeli’nde ise yüzde 1,8 seviyelerinde. Aylık birincil kira, dolar bazında 11 dolar, TL bazında ise 420 TL seviyesine ulaştı. Arzın sınırlı kalması, kira fiyatları üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor.

Turizmde dengelenme süreci

2025’in ilk yarısında Türkiye’ye gelen yabancı ziyaretçi sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1 azalarak 15,6 milyon kişi oldu. Ziyaretçilerin yüzde 44,8’i İstanbul’u, yüzde 22,9’u Antalya’yı tercih etti. Ülkede toplam 873 bin odalık 21.196 işletme belgeli ve 65 bin odalık 629 yatırım belgeli tesis bulunuyor. Antalya, 288 bin oda ile en yüksek kapasiteye sahip şehir konumunda. 2025 ikinci çeyreği itibarıyla ülke genelinde ortalama doluluk oranı yüzde 38 olarak kaydedildi. STR verilerine göre doluluk oranı yüzde 58,2, ortalama oda fiyatı 110,5 Euro oldu. İstanbul’da doluluk yüzde 64,6, oda fiyatı 125,35 Euro iken; Bodrum’da doluluk yüzde 21,3’e geriledi, ancak oda fiyatı yüzde 28 artarak 258,58 Euro’ya ulaştı. Paris’te doluluk yüzde 79,2, oda fiyatı 325,60 Euro; Dubai’de doluluk yüzde 81,3, oda fiyatı ise 177,34 Euro oldu. İstanbul, dolulukta Paris ve Dubai’nin gerisinde kalsa da oda fiyatında Paris’in ardından üçüncü sırada yer aldı.

GYF pazarı büyümesini sürdürüyor

30 Haziran 2025 itibarıyla yatırım almış 244 gayrimenkul yatırım fonu bulunuyor. GYF büyüklüğü bir önceki çeyreğe göre yüzde 19,3 artarak 175,1 milyar TL’ye ulaştı. 2024’ün ikinci çeyreğiyle kıyaslandığında pazarın yıllık büyüme oranı yüzde 78,9 oldu. En fazla gayrimenkul yatırım fonu yöneten şirketler RePie, Neo, Albaraka, Nurol ve 24 Gayrimenkul olarak sıralandı.

Sektöre ayna tutan 40. sayı

GYODER Başkanı Neşecan Çekici, Gösterge’nin 40. sayısına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Her yeni sayı, sektöre ayna tutma görevimizin bir adım daha ötesine geçtiğimizi gösterdi. Bu yayın, GYODER’in bilgi üretme misyonunun taşıyıcısı oldu. Ama sadece verileri değil, bu verilerin rehberlik ettiği stratejileri, yönelimleri ve dönüşümleri de sundu. 40 sayı boyunca zamanın ruhunu verilerle anlatan bu yayının parçası olmaktan gurur duyuyorum.”

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Mitsubishi Heavy Diamond Serisi ZSX, Mevsim  Geçişlerinde Çalışma Kapasitesini  İhtiyaca Göre Ayarlıyor

Yayınlandı

-

 
Gün İçinde Değişen Isıtma Soğutma İhtiyacına Mitsubishi Heavy, Diamond Serisi 
ZSX ile Yanıt Veriyor
Sonbahar mevsimiyle birlikte gün içinde yaşanan sıcaklık değişimleri, ev ve ofislerde kısa süreli ve farklı seviyelerde ısıtma ihtiyacı oluşturuyor. Mitsubishi Heavy Industries Diamond Serisi ZSX, çalışma kapasitesini anlık ihtiyaca göre ayarlayan inverter teknolojisiyle enerji tüketiminin yönetilmesine ve ortam sıcaklığının dengelenmesine katkı sağlıyor.
 
Sonbaharda dış sıcaklığın gün boyunca farklı seyretmesi, ev ve ofislerdeki ısıtma ihtiyacını saatlere göre değiştiriyor. Isı pompası prensibiyle çalışan Diamond Serisi ZSX, dış ortamdan aldığı ısıyı iç mekana taşıyarak özellikle sabah ve akşam saatlerinde ortaya çıkan kısa süreli ihtiyaca yanıt verirken yalnızca kullanılan alanların ihtiyaç duyulan süre boyunca ısıtılmasına imkan tanıyor. Doğru kapasite seçiminin konfor ve tüketim dengesini doğrudan etkilediği bu kullanımda seri, 9.000, 12.000 ve 18.000 BTU/h seçenekleriyle farklı büyüklükteki ev ve ofislere uygun model seçimini mümkün kılıyor.

 

Inverter Teknolojisi Çalışma Kapasitesini Sıcaklığa Göre Ayarlıyor
 
Gün boyunca değişen sıcaklıklar, klimanın sürekli aynı kapasitede çalışmasını gerektirmiyor. Diamond Serisi ZSX’te yer alan inverter teknolojisi, kompresör devrini ortamın anlık ihtiyacına göre ayarlayarak cihazın gerekli kapasitede çalışmasını sağlıyor. Hedef sıcaklığa ulaşıldığında düşük devirde çalışmasını sürdüren sistem, sık açılıp kapanmanın önüne geçerek enerji tüketiminin dengelenmesine ve oda sıcaklığındaki dalgalanmaların azaltılmasına katkı sağlıyor. Gece saatlerinde dış üniteden kaynaklanan çalışma sesi konforu etkileyebildiği için sessiz çalışma modu, dış ünitenin ses seviyesini azaltmaya yardımcı oluyor. Seride kullanılan R32 soğutucu akışkan ise R410A’ya kıyasla daha düşük küresel ısınma potansiyeline sahip.

 

Düzenli Havalandırma ve Filtre Bakımı Önem Kazanıyor

 

Diamond Serisi ZSX’te fan, antimikrobiyal işlemden geçirilirken kullanılan kaplama sistemi cihaz kapalıyken oluşabilecek kötü kokuların azaltılmasına yardımcı oluyor. Filtre yapısı da düzenli bakımla birlikte iç ortam havasının korunmasına katkı sağlıyor. Mevsim geçişlerinde pencerelerin daha az açıldığı dönemlerde bu özellikler kullanım konforunu destekliyor. Mitsubishi Heavy Industries, Türkiye genelindeki yaygın bayi ve servis ağıyla satış sonrası bakım ve teknik destek hizmetlerini sürdürüyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Siemens Türkiye, COP31 İklim Değişikliği Zirvesi’nin ‘İklim Destekçisi’ oldu

Yayınlandı

-

 

170 yıldır Türkiye’nin teknolojik dönüşümüne katkı sunan Siemens Türkiye, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda düzenlenecek COP31 2026 Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi kapsamında Yeşil Bölge’de İklim Destekçisi olarak Teknoloji, İnovasyon ve Bilgi Hub’ında yer alacak. Şirket, enerji dönüşümü, sanayinin karbonsuzlaşması, enerji ve kaynak verimliliği ve iklime dayanıklı altyapı dijital dönüşüm alanlarındaki teknoloji ve uygulamalarını ziyaretçilerle buluşturacak.

Siemens Türkiye, sürdürülebilir bir gelecek için teknolojinin sunduğu olanakları somut sonuçlarla ortaya koyduğu çalışmalarını COP31 kapsamında paylaşacak. Yeşil Bölge’de gerçekleştirilecek etkinliklerde şirketin kendi operasyonlarındaki karbonsuzlaşma ve kaynak verimliliği uygulamalarının yanı sıra müşterileriyle gerçekleştirdiği enerji verimliliği, dijitalleşme ve sürdürülebilir altyapı projelerinden örnekler aktarılacak. 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31’de elektrifikasyon, temiz enerji dönüşümü, yeşil sanayileşme, iklime dayanıklı şehirler ve döngüsellik gibi başlıklar öne çıkarken, Siemens Türkiye de bu alanlardaki teknoloji ve çözüm portföyünü paylaşacak.

Siemens Türkiye, operasyonlarında emisyonlarını yüzde 70 azalttı

Siemens Türkiye, 2025 yılında operasyonlarından kaynaklanan karbon ayak izini 2019 yılına kıyasla yüzde 70 azaltarak 4.500 ton CO₂ eşdeğeri seviyesine indirdi. Şirket, 2030 Net Sıfır emisyon hedefi doğrultusunda tüm lokasyonlarında yüzde 100 yeşil elektrik kullanırken, 2022-2025 döneminde enerji tüketimini yüzde 13 azalttı. Gebze fabrikasındaki güneş enerjisi sistemi de tesisin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 10’unu karşılıyor.

Operasyonlardan müşterilere uzanan ölçülebilir etki

Siemens Türkiye, enerji verimliliği çözümleriyle dört ülkede 22 müşteriye hizmet verirken, 448 enerji tasarrufu önleminin uygulanmasına destek oldu. Bu çalışmalar kapsamında müşteriler için 21,72 milyon avro tasarruf potansiyeli oluşturulurken, projelerin toplamında yaklaşık 148 bin ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına katkı sağlandı.

Siemens Türkiye, COP31 kapsamında farklı sektörlerden müşterileriyle hayata geçirdiği sürdürülebilirlik projelerinden örnekleri de ziyaretçilerle buluşturacak. Enerji verimliliği, dijitalleşme, sürdürülebilir üretim ve altyapı alanlarındaki projeler aracılığıyla teknolojinin kaynakların daha verimli kullanılması, enerji tüketiminin azaltılması ve emisyonların düşürülmesine sağladığı katkı somut örneklerle paylaşılacak.

Gebze fabrikasında düşük karbonlu üretim dönüşümü

Siemens Türkiye’nin Gebze Üretim Tesisi’nde yürüttüğü BOLD (Building Our Low-carbon Destination) programı, düşük karbonlu üretime geçiş yaklaşımının somut örneklerinden birini oluşturuyor.

2021-2024 dönemindeki BOLD Faz 1 kapsamında güneş enerjisi, yüksek verimli LED aydınlatma, LEED Gold sertifikalı sürdürülebilir bina yaklaşımı ve yeşil enerji kullanımı hayata geçirildi. Tesisin enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 8-10’u sahadaki güneş enerjisi sistemlerinden karşılanırken, yıllık yaklaşık 1,3 GWh yenilenebilir enerji üretildi.

LEED Gold tasarımı sayesinde enerji ve su tüketiminde sırasıyla yüzde 30 ve yüzde 50 tasarruf sağlanırken, inşaat atıklarının yüzde 75’i geri kazanıldı. Tesisin elektrik tüketimi ise yüzde 100 yeşil enerji kaynaklarından karşılanıyor.

2026-2027 dönemini kapsayan BOLD Faz 2 kapsamında yeni nesil ısı pompası sistemleri, ısıtma ve soğutma altyapısının yenilenmesi, otomatik havalandırma yönetimi, kompresörlerden atık ısı geri kazanımı ve yapay zekâ destekli bina otomasyon sistemleri gibi uygulamaların hayata geçirilmesi planlanıyor. Bu çalışmalarla 2027 yılında karbon emisyonlarında yaklaşık yüzde 93, enerji, doğal gaz ve su kullanımında ise yaklaşık yüzde 54 azalma hedefleniyor.

Kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi

Siemens Türkiye’nin sürdürülebilirlik çalışmalarında kaynakların verimli kullanılması ve döngüsel ekonomi uygulamaları da önemli bir yer tutuyor. Gebze tesisinde tek kullanımlık plastik kullanımını yüzde 70 azaltan şirket, 2020’den bu yana 29,4 ton plastiğin kullanımını ortadan kaldırdı. Tesis, “Zero Waste to Landfill” başarısına ulaşırken atık geri kazanım oranı yüzde 99,6 seviyesine yükseldi.

Su güvenliğine dayanıklı altyapı desteği

Siemens’in katkı sunduğu diğer örnek bir proje ise Fırat-Gaziantep OSB Su İletim Hattı Projesi. Günlük 80 bin ila 120 bin metreküp su taşıma kapasitesiyle bölgenin su ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlıyor. Fırat Nehri’nden sağlanan suyun sanayi kullanımına yönlendirilmesi yeraltı su kaynaklarının korunmasına destek olurken Siemens’in enerji otomasyonu ve şebeke yönetimi teknolojileri projenin altyapısını destekliyor. Projede kullanılan gaz yalıtımlı enerji dağıtım sistemleriyle işletme ve bakım maliyetlerinde yaklaşık 500 bin avro tasarruf sağlanması hedefleniyor.

Siemens AG’den önümüzdeki üç yıl içinde  yapay zekâ alanına global ölçekte 1 milyar avroluk yatırım

Siemens, büyümenin bir sonraki aşamasını desteklemek amacıyla dünya çapında ONE Tech Company programını hayata geçirdi. Programla operasyonları daha yalın ve verimli hale getirirken müşteri etkileşimini güçlendirmeyi, veri, teknoloji ve satış altyapısını daha entegre bir yapıda sunmayı hedefliyor.

ONE Tech Company programı, inovasyonu hızlandırmayı ve kârlı büyümeyi desteklemeyi hedefliyor. Bu doğrultuda Siemens, 2030 yılına kadar dijital iş gelirlerini iki katına çıkarmayı ve önümüzdeki üç yıl içinde yapay zekâ alanına 1 milyar avro yatırım yapmayı hedefliyor.

COP31’de gençlere yönelik sosyal sorumluluk projesi

Siemens Türkiye, COP31 odağında gençleri de bu dönüşümün odağına alan bir sosyal sorumluluk projesi hayata geçirecek. Young Guru Academy (YGA) iş birliğiyle projeye katılan gençler, yapay zekâ alanında eğitimlerle desteklenecek ve iklimle alakalı çözümler üretecek. Katılımcılar geliştirdikleri projeleri COP31’de paylaşma fırsatı da bulacak.

Hüseyin Gelis: “Sürdürülebilirliği uzun vadeli değer yaratma yaklaşımımızın ayrılmaz parçası olarak görüyoruz”

Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Gelis, Siemens’in sürdürülebilirlik yaklaşımına ve COP31’e ilişkin şunları söyledi: “Siemens Türkiye olarak, sürdürülebilirliği iş yapış biçimimizin ve uzun vadeli değer yaratma yaklaşımımızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Dekarbonizasyon, enerji ve kaynak verimliliği, dijitalleşme ve sorumlu iş anlayışını faaliyetlerimize entegre ediyoruz. Operasyonlarımızda hayata geçirdiğimiz dönüşüm çalışmalarının yanı sıra, müşterilerimizle gerçekleştirdiğimiz projeler de teknolojinin enerji verimliliği, kaynakların etkin kullanımı ve emisyonların azaltılmasına sağladığı katkıyı ortaya koyuyor. COP31 kapsamında teknoloji, inovasyon ve bilgi paylaşımı aracılığıyla sürdürülebilir dönüşüm alanındaki deneyimlerimizi ve farklı sektörlerden müşterilerimizle hayata geçirdiğimiz projeleri paylaşmayı önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde de teknolojinin sunduğu olanaklardan yararlanarak sürdürülebilir dönüşümü hızlandırmaya, Siemens’in gelecek vizyonu doğrultusunda uzun vadeli değer yaratmaya odaklanacağız.”

Thomas Kolbinger: “Sürdürülebilirlik uzun vadeli değer yaratma yaklaşımımızın bir parçası”

Siemens Türkiye Finans Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Thomas Kolbingerise COP31 kapsamında gerçekleştirilecek çalışmalarla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Dünyada ve Türkiye’de enerji sistemlerinden üretim süreçlerine, şehir altyapılarından kaynak yönetimine kadar birçok alanda önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Siemens Türkiye olarak teknolojinin bu dönüşümün hızlanmasındaki rolüne inanıyor ve geliştirdiğimiz çözümleri somut sonuçlarla ortaya koyuyoruz. Kendi operasyonlarımızda 2019 yılına kıyasla karbon emisyonlarımızı yüzde 70 azaltırken, müşterilerimize sunduğumuz enerji verimliliği çözümleriyle yaklaşık 148 bin ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına katkı sağladık. COP31 kapsamında Yeşil Bölge’de İklim Destekçisi olarak yer alarak enerji dönüşümü, sanayinin karbonsuzlaşması, kaynak verimliliği ve dayanıklı altyapılar alanındaki çalışmalarımızı paylaşmaktan memnuniyet duyuyoruz. Bunun yanı sıra gençleri dönüşümün odağına alan Young Guru Academy (YGA) iş birliğimizle yapay zekâ ve iklim çözümlerini bir araya getirmeyi önemsiyoruz.”

Okumaya Devam Et

GENEL

Alarko 2025 GRI Raporunu Sürdürülebilirlik Sözlüğü Formatında Yayımladı

Yayınlandı

-

 

Alarko Holding, çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY) performansını paylaştığı 2025 yılı GRI Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Geleceğe sorumlu bir iz bırakma yaklaşımıyla hazırlanan rapor; güçlendirilen veri altyapısı, etki odaklı bakış açısı ve düşük karbonlu tasarımıyla dikkat çekiyor. Hem rapor hem sözlük temasıyla hazırlanan çalışmada, Alarko’nun sürdürülebilirlik performansına temel kavramların tanımları eşlik ediyor. Ek bölümünde ise kapsamlı bir sürdürülebilirlik sözlüğü içeren rapor, bu alanda giderek genişleyen terminolojiyi daha erişilebilir hale getirerek ortak etki dilinin gelişimine katkı sunuyor.

Alarko Holding, farklı sektörlerde yarattığı ekonomik, çevresel ve toplumsal performansı şeffaf bir biçimde ortaya koyduğu 2025 yılı GRI Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Ağustos ayında yayımlanan TSRS uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nda olduğu gibi sorumlu tasarım anlayışıyla en az çevresel ayak izi bırakacak şekilde hazırlanan rapor, Alarko Şirketler Topluluğu’nun sürdürülebilirlik performansını bütüncül bir zeminde ele alıyor.

Alarko’nun sürdürülebilirlik vizyonunu grup şirketleri genelinde ortak hedefler ve ortak sorumluluk anlayışıyla hayata geçiren Ortak Etki yaklaşımını yansıtan metrikler raporda kapsamlı şekilde ele alındı. İyi uygulama örnekleri ise bu bütünsel yaklaşımı yansıtacak şekilde zenginleştirildi.

TSRS kapsamında güvence alınan verilerin GRI raporundaki karşılıkları ise geçen yıl olduğu gibi güvence beyanıyla desteklenerek, raporlamanın güvenilirliğini ve şeffaflığını güçlendiren unsurlardan biri oldu.

Bu Yılın Yenilikleri: Çifte Önemlilik ve Sürdürülebilirlik Sözlüğü

Alarko Holding, 2025 raporlama döneminde sürdürülebilirlik önceliklerini belirleme yaklaşımını Avrupa Birliği Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi (CSRD) ile uyumlu hale getirerek ilk kez Çifte Önemlilik Analizi (Double Materiality Assessment – DMA) gerçekleştirdi. Çalışmada sürdürülebilirlik konuları; Alarko’nun çevre ve toplum üzerindeki etkileri ile bu konuların şirketin finansal performansına ve uzun vadeli değer yaratma kapasitesine olası yansımaları birlikte değerlendirildi.

Çok şirketli bir yapı olan Alarko Holding, sürdürülebilirlik hedeflerinin, dönüşüm alanlarının ve performans göstergelerinin doğru anlaşılması için ortak bir kavramsal zemin oluşturmak amacıyla 2025 GRI uyumlu raporunu sözlük formatında hazırladı.  Rapor boyunca Alarko’nun sürdürülebilirlik çalışmalarıyla ilgili terimler tanımlarıyla birlikte sunulurken, raporun sonunda güncel terminolojiye dair kapsamlı bir sözlük bölümüne yer verildi.

Sorumlu Tasarımla Düşük Karbonlu Raporlama

Alarko’nun geçtiğimiz yıl hayata geçirdiği ve prestijli platformlarda tasarım ödüllerine layık görülen düşük karbonlu raporlama yaklaşımına, bu yıl da devam edildi. Türkiye’de sorumlu iletişim politikasını yayımlayan ilk holding olan Alarko, raporun çevresel ayak izini azaltmak amacıyla tasarımı da kaynak kullanımı perspektifiyle ele aldı.

Dijital ortamda yer alan her görselin, her rengin, her grafik öğesinin ve her verinin görünmeyen bir kaynak tüketimi yarattığı gerçeğinden yola çıkılarak tasarımda fotoğraf kullanımından vazgeçildi. Grafik öğeleri optimize edildi, metinler kısaltıldı ve sayfa yapıları sadeleştirildi. Sınırlı bir renk paleti, tek bir ikon dili ve yalın bir tipografik düzen tercih edilerek dosya boyutunun ve okunma süresinin azaltılması hedeflendi.

Okumaya Devam Et

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye