GENEL
Enerji Verimliliğinde Yeni Dönem: Yapı Sektöründe Standartlar ve Dönüşüm Süreci
Yayınlandı
2 ay önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Knauf Türkiye Genel Müdürü Ali Türker
Türkiye’de enerji verimliliği odaklı yapılaşma, güncellenen standartlar ve gelişen uygulamalarla birlikte yeni bir aşamaya geçiyor. Sektörde sürdürülebilirlik, kullanıcı konforu ve uzun vadeli performans hedefleri doğrultusunda enerji verimli çözümlere yönelik ilgi artarken, kentsel dönüşüm ve renovasyon projeleri de bu dönüşümün önemli bir parçası olarak öne çıkıyor.
Soru: Türkiye’de yeni yapı ve uluslararası projelerinde enerji verimliliği kriterleri belirlenirken hangi ulusal standartlar öncelikli olarak dikkate alınıyor? Mevcut yönetmeliklerin uygulamadaki etkinliğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye’deki yönetmelikler, enerji verimli sistemlerin yaygınlaşması için yeterince teşvik edici mi? Eksik kalan noktalar nelerdir?
Türkiye’de yeni yapı projelerindeki enerji verimliliği yasal zorunluluk olan Binalarda Enerji Performansı (BEP) Yönetmeliği, ısı yalıtım esaslarını belirleyen TS 825 Standardı ve binaların enerji tüketim sınıfını gösteren Enerji Kimlik Belgesi (EKB) standartlarına göre değerlendirilmektedir. Uluslararası tarafta ise özellikle LEED, BREEAM ve EPD gibi çevresel performans odaklı referansların öneminin giderek arttığını görüyoruz.
İklim değişikliğinin etkilerinin her geçen yıl daha belirgin hale geldiği günümüzde, enerji kaynaklarının verimli kullanımı hem ekonomik hem de çevresel sürdürülebilirlik açısından kritik bir öneme sahip. Türkiye’de son dönemde en önemli adımlardan biri, TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kuralları Standardı’nın revize edilmesi oldu.
Bu revizyon ile, ısı yalıtım performansı daha güçlü bir çerçevede ele alınırken, enerji verimliliği yalnızca kullanıcı konforu açısından değil, aynı zamanda yasal uyum ve işletme giderlerinin azaltılmasıyla da doğrudan bağlantılı hale geldi. TS 825’in getirdiği yeni çerçeve, mimar ve mühendisleri daha performanslı ve eko-verimli yapı malzemeleri kullanmaya yöneltiyor.
Mevcut yönetmelikler açısından, Türkiye’nin önemli bir ilerleme kaydettiğini düşünüyorum. Ancak asıl belirleyici unsur, bu kuralların sahada ne kadar doğru ve bütüncül uygulandığıdır. Tasarım aşamasında belirlenen enerji performansı hedeflerinin, doğru malzeme seçimi, detay çözümü, kaliteli uygulama ve etkin denetimle desteklenmesi gerekiyor.
Yönetmelikler enerji verimli sistemlerin yaygınlaşması için önemli bir zemin hazırlıyor ancak daha hızlı yaygınlaşması için ilave teşvik mekanizmalarına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Özellikle renovasyon projelerinde finansal teşviklerin artırılması ve enerji verimliliği yatırımlarına erişimi kolaylaştıracak modellerin geliştirilmesi gerekiyor. Eksik kalan noktalardan biri de, ilk yatırım maliyetine odaklanılırken uzun vadeli işletme tasarrufu ve bina performansının yeterince dikkate alınmamasıdır.
Soru: Türkiye’deki mevcut yapı stoğunu enerji performansı açısından nasıl değerlendirirsiniz? Kentsel dönüşümü ve renovasyon süreçlerinde enerji verimliliği ne ölçüde öncelik kazanıyor? Enerji verimliliği yüksek sistemlerin ilk yatırım maliyetleri ile işletme maliyetleri arasındaki dengeyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu tür yatırımların geri dönüş süresi ortalama olarak hangi aralıklarda gerçekleşiyor?
Türkiye’deki mevcut yapı stoğunun önemli bir bölümünde enerji performansı açısından ciddi bir iyileştirme potansiyeli bulunduğunu söyleyebiliriz. Özellikle eski yapılarda ısı yalıtımı, hava sızdırmazlığı, akustik konfor ve yangın güvenliği açısından bugünün beklentilerinin gerisinde kalan çok sayıda yapı var. Bu nedenle kentsel dönüşüm ve renovasyon süreçleri, enerji verimliliği açısından çok önemli bir fırsat sunuyor.
Knauf olarak da son yıllarda bu alandaki farkındalığın arttığını görüyoruz. Ancak enerji verimliliğinin hâlâ her projede aynı düzeyde önceliklendirildiğini söylemek zor. Bu nedenle dönüşüm süreçlerinin yalnızca yapısal güvenlik değil, aynı zamanda düşük enerji tüketimi ve yüksek yaşam konforu hedefiyle ele alınması gerekiyor.
İlk yatırım maliyeti açısından bakıldığında, enerji verimliliği yüksek sistemler bazı durumlarda standart çözümlere göre daha yüksek maliyetli olabilir. Ancak burada doğru yaklaşım, yatırımın yalnızca başlangıç maliyetiyle değil, yaşam döngüsü boyunca sağladığı faydayla değerlendirilmesidir. Düşük enerji tüketimi, daha az işletme gideri, daha yüksek konfor ve kullanım ömrü boyunca performans sürekliliği bu yatırımları ekonomik açıdan da güçlü hale getiriyor.
Geri dönüş süresi ise uygulamanın kapsamına, binanın kullanım şekline, iklim bölgesine ve enerji maliyetlerine bağlı olarak değişiyor. Genel olarak bakıldığında, enerji verimliliği yatırımlarının orta vadede geri dönüş sağlayan yatırımlar olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle enerji fiyatlarının yükseldiği bir ortamda bu süre daha da kısalıyor.
Soru: Sektördeki konumunuzu ve rekabet avantajlarınızı nasıl tanımlarsınız? Markanızın son bir yıl içerisindeki stratejik gelişim alanları neler oldu? Önümüzdeki döneme ilişkin öncelikli hedefleriniz nelerdir?
Sektördeki konumumuzu yalnızca ürün sağlayan bir marka olarak değil, aynı zamanda çözüm ve sistem ortağı olarak tanımlıyoruz. Rekabet avantajımızın temelinde; güçlü teknik bilgi birikimimiz, uluslararası standartlardaki ürün kalitemiz, projelerin ihtiyaçlarına özel niş çözümler geliştirme yetkinliğimiz ve müşterilerimize tasarımdan uygulamaya kadar eşlik eden yaklaşımımız yer alıyor.
Enerji verimliliği, çevreye duyarlı yapı sistemleri ve müşteri deneyiminin güçlendirilmesi alanlarında uzun yıllardır kapsamlı çalışmalar yürütmekteyiz; özellikle son bir yıl içinde bu alanlara yönelik odağımızı daha da artırmış bulunuyoruz. Önümüzdeki dönemde öncelikli hedefimiz; iş ortaklarımız için “En Kolay Çalışılabilir Marka” olarak, onları baştan sona tüm süreçte destekleyebilmektir. Öte yandan yenilikçi sistemlerimiz ve yeni yatırımlarımızla pazar konumumuzu güçlendirmek, teknik uzmanlığımızı daha geniş bir kitle ile buluşturmak ve sürdürülebilir yapılara daha fazla katkı sağlamak daimi hedeflerimiz diyebiliriz.
Soru: Ürün portföyünüzde öne çıkan enerji verimli çözümler hangileri? Yapılarda doğru ürün ve sistem seçimi yapılırken hangi teknik ve ekonomik kriterler göz önünde bulundurulmalı? Projelerde tercih edilen ürünlerinizin, kullanıcıya sağladığı uzun vadeli avantajlar nelerdir? Satış sonrası hizmetlerinizin müşteri memnuniyetine etkisini nasıl ölçümlüyorsunuz?
Knauf, sürdürülebilirlik odaklı vizyonuyla geliştirdiği Guardex® ve AQUAPANEL® Dış Cephe Sistemleri ileTS 825 kapsamında öngörülen ısı yalıtımı ve enerji performansı hedeflerini destekliyor.
Guardex® kalsiyum sülfat bazlı dış cephe plakası; dış cephe koşullarına dayanım, A1 sınıfı yanmazlık ve termal performans özellikleriyle sistem çözümünün bir parçası olarak ısı yalıtımına katkı sağlarken; tamamen inorganik bileşenlerden üretilen AQUAPANEL® plakalar, A1 sınıfı yanmazlık, %100 su dayanımı, yüksek darbe dayanımı ve termal performans özellikleriyle öne çıkıyor.
Geleneksel ısı yalıtımlı duvar sistemlerine göre Knauf kuru yapı dış cephe sistemleri: %63’e varan ağırlık tasarrufu, 740 m² cephede yaklaşık 22 m² alan kazanımı ve %22 daha ince duvar kalınlığıyla eşdeğer ısı performansı sağlıyor. Bu fark, hem yapı maliyetlerinde hem de enerji tüketiminde uzun vadede doğrudan avantaj yaratıyor. Daha hafif sistem, binanın toplam yükünü azaltırken, artan kullanım alanı da mimari tasarımlarda esneklik kazandırıyor.
Knauf dış cephe sistemleri ısı kaybını önleyen sağlam yapısı sayesinde hem ısıtma hem soğutma maliyetlerini düşürerek enerji tasarrufunu destekliyor ve dolayısıyla karbon ayak izinin azaltılmasına katkı sağlıyor.
Knauf’un üretim tesislerinde uygulanan eko-inovasyon ve kaynak verimliliği stratejileri, çevre üzerindeki etkiyi minimize ediyor. Örneğin geleneksel duvarlara göre daha az enerji harcayan, daha uzun ömürlü ve geri dönüştürülebilir bileşenlerden oluşan AQUAPANEL®, çevre dostu yapılaşmanın kilit oyuncularından biri haline geliyor.
Bu özelliği ile özellikle yurtdışında yaygınlaşmaya başlayan “Pasif Ev” projelerinde de tercih edilen sistemler arasında da yer alıyor.
Enerji tasarrufu dediğimizde ilk akla dış cephe ve mantolama geliyor fakat buna ek olarak aslında iç cephede de birçok tasarruf alanı bulunuyor. Bu noktada akustik tavan ürünlerimizden bahsedebiliriz. Knauf Ceiling Solutions ürünlerimiz mekan akustiğine destekte bulunurken aynı zamanda yüksek yüzey ışık yansıtma oranıyla da mekânda gün ışığını ve yapay ışığı daha verimli dağıtarak daha az aydınlatma ihtiyacı oluşturur. Bu da elektrik tüketimini ve enerji maliyetlerini azaltmaya yardımcı olur.
Satış sonrası hizmetlerimizin müşteri memnuniyetine etkisini ise memnuniyet araştırmaları, saha geri bildirimleri ve proje bazlı performans analizleri üzerinden ölçümlüyoruz. Çıkan sonuçlara göre aksiyonlarımızı belirleyerek sürdürülebilir iyileşmeyi hedefliyoruz.
Soru: Sürdürülebilirlik stratejinizin temel yapı taşları nelerdir? 2025 ve sonrası için sürdürülebilirlik vizyonunuz nasıl şekilleniyor? Karbon ayak izi azaltımı ve döngüsel ekonomi konularında ne tür çalışmalar yürütüyorsunuz? Bugüne kadar hayata geçirdiğiniz çevresel ve sosyal sorumluluk projelerinden öne çıkanlar hangileri? Bu kapsamda başarı hikayelerinizden birini bizimle paylaşır mısınız?
Gelecek nesillere yaşanabilir bir gezegen bırakma konusunda her birimiz büyük bir sorumlulukla karşı karşıyayız. Global çapta alçı bazlı yapı malzemeleri sektörünün öncü markası olarak, yarınları hepimiz için bir yuva haline getirebilmek misyonu ve sürdürülebilir gelecek vizyonu ile büyük bir dönüşüm süreci içerisindeyiz. 2032 yılında 100. Yılımızı kutlamaya hazırlanırken, bu önemli dönemeçte gelecek nesiller için daha yaşanabilir bir dünya bırakma hedefiyle hareket etmekteyiz. Bu kapsamda belirlediğimiz en önemli hedeflerden biri karbondioksit salımını 2032 yılına kadar %50 azaltmak, 2045 yılına kadar ise sıfır karbon ayak izine ulaşmaktır.
Özellikle, ürün yaşam döngüsü boyunca çevresel etkileri azaltmaya yönelik yenilikçi çözümler geliştirme konusunda yoğun bir çaba içerisindeyiz. Bu süreçte, çevreye duyarlı kaynak kullanımını teşvik ediyor ve ürünlerimizin geri dönüştürülebilirliğini artırmak için teknolojik yatırımlar yapıyoruz. Aynı zamanda, tedarik zinciri boyunca şeffaflık ve çevresel pratiklerin benimsenmesi için çalışıyoruz.
Knauf olarak, sürdürülebilirlik kültürünü geliştirme stratejimiz, çalışanlarımızın hem iş yerinde hem de iş yeri dışındaki yaşamlarında sürdürülebilirlik bilincini artırmak ve onları bu yönde harekete teşvik etmek üzerine kuruludur. Sürdürülebilirlik eğitimlerinin yanı sıra, çalışanlarımızı sürdürülebilirlik projelerine katılım konusunda teşvik ediyoruz. Çalışanlarımız bu projelerde aktif roller alarak, sürdürülebilirlik ilkelerini iş ve kişisel hayatlarında uygulama fırsatı buluyorlar.
Bunun yanı sıra, günlük ofis aktivitelerimizde çevreye duyarlı uygulamaları teşvik eden projeler geliştiriyoruz. Örneğin, ofislerimizde enerji tasarrufu sağlamak için otomatik ışık ve su sensörleri kullanıyoruz, atıkların ayrıştırılmasına büyük önem veriyoruz, çıktı sayılarının azaltılması üzerine çalışmalar yapıyoruz. 2025 yılında SEV (Sürdürülebilirliğe El Ver) iletişim kampanyamız ile çalışanlarımızda ciddi bir farkındalık yarattık. Bu tür uygulamalar, çalışanlarımıza sürdürülebilirliği içselleştirmeleri konusunda destek sağlarken bir yandan da karbon ayak izimizin bireysel anlamda azaltılmasına katkıda bulunuyor.
Soru: Son olarak, sektöre ve okuyucularımıza iletmek istediğiniz bir mesajınız ya da yakın döneme ilişkin önemli bir duyurunuz var mı?
Knauf’un Alçıpan® mevcut üretim altyapısında gerçekleştireceğimiz yaklaşık 40 milyon Euro tutarındaki yeni yatırımla, 20 milyon metrekarenin üzerinde ek kapasite artışı sağlamayı hedefliyoruz. Bu yatırımın tamamlanmasıyla birlikte Alçıpan® üretim kapasitesinin toplam 65 milyon metrekarenin üzerine çıkarılarak, pazarın ihtiyaçlarının daha güçlü şekilde karşılanmasını amaçlıyoruz.
Bu hedef bizim için, hem iç pazarda artan talebe daha güçlü cevap vermek hem de ihracat tarafında rekabet gücümüzü artırmak anlamına geliyor. Türkiye’de özellikle kentsel dönüşüm, güvenli yapılaşma ve yenileme projeleriyle birlikte yüksek performanslı yapı malzemelerine duyulan ihtiyaç gün geçtikçe artıyor. Kapasite artışıyla birlikte müşterilerimize daha hızlı, daha esnek ve daha güçlü bir hizmet sunmayı hedefliyoruz.
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
CUBOARTE PETRA ile Duvarlarda Yeni Bir Yüzey Deneyimi
Yayınlandı
21 saat önce-
Ağustos 17, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Işıkla değişen yansımalar, sedef efekti ve kum tanecikli dokunun uyumu… CUBO’nun yeni dekoratif efekt kaplaması CUBOARTE PETRA, her uygulamada kendine özgü desenler oluşturarak yaşam alanlarına karakter kazandıran estetik yüzeyler sunuyor.
İç mekân tasarımında doğal dokular, ışık oyunları ve yüzeye karakter kazandıran dekoratif çözümler giderek daha fazla öne çıkıyor. Mimar ve iç mimarların yalnızca renge değil, mekânın atmosferini zenginleştiren özgün yüzey etkilerine yöneldiği bu anlayıştan hareketle CUBO, Efekt Boya ve Kaplamalar ailesine yeni ürünü CUBOARTE PETRA’yı ekledi.
Sedef efekti ile kum tanecikli dokuyu bir araya getiren CUBOARTE PETRA, gün ışığı ve farklı aydınlatma koşullarına göre değişen yansımalar oluşturarak duvarlara derinlik ve hareket kazandırıyor.
Her Uygulamada Kendine Özgü Bir Doku
Saf akrilik bağlayıcı esaslı, su bazlı ve çevre dostu yapısıyla geliştirilen CUBOARTE PETRA, özel fırça uygulaması sayesinde yüzeyde farklı desenlerin oluşturulmasına olanak tanıyor. Sedef efektinin yumuşak ışıltısı ile kum tanecikli dokunun birleşimi, her uygulamaya özgün bir karakter kazandırırken; yüksek buhar geçirgenliği ve kullanıma hazır yapısı uygulama kolaylığı sağlıyor.
Eski boyalı yüzeylerin yanı sıra beton, alçı, kara sıva, betopan ve ahşap yüzeylerde uygulanabilen CUBOARTE PETRA; konutlardan otel ve restoranlara, mağazalardan ofislere ve prestijli mimari projelere kadar geniş bir kullanım alanı sunuyor.
CUBO, CuboArte Efekt Boya ve Kaplamalar ürün grubuyla estetik beklentileri fonksiyonel özelliklerle buluşturan dekoratif yüzey çözümleri geliştirmeyi sürdürürken; CUBOARTE PETRA, sedef efekti, kum tanecikli dokusu ve her uygulamada ortaya çıkan özgün desenleriyle iç mekânlara güçlü bir tasarım dokunuşu katıyor.
GENEL
Limak Çimento İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Terminali ile dünya pazarlarına erişimini güçlendiriyor
Yayınlandı
21 saat önce-
Ağustos 17, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Limak Çimento’dan İhracat Altyapısına Dev Yatırım:
Düşük Karbonlu Çimento Akdeniz Terminali Faaliyete Geçti
Limak Çimento, sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Akdeniz Terminali (Low Carbon Cement (LCC) Mediterranean Terminal) ile uluslararası sevkiyat ağını daha da güçlendirdi. Çevreci altyapısı ve yüksek otomasyon teknolojisiyle dikkat çeken tesis, şirketin düşük karbonlu ve yüksek performanslı ürünlerini küresel pazarlara çok daha hızlı, kolay ve çevreci bir şekilde ulaştırmasını sağlayacak.
Türkiye çimento sektörünün lider şirketi Limak Çimento’nun İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Akdeniz Terminali (Low Carbon Cement (LCC) Mediterranean Terminal faaliyete başladı. Şirketin sürdürülebilirlik ve yüksek kalite vizyonu doğrultusunda attığı güçlü bir adım niteliğindeki yeni terminal, Limak Çimento’nun ürettiği yüksek performanslı ürünlerin uluslararası pazarlara sevkiyatına güç katacak. Çevreci ve yüksek teknolojili altyapıya sahip olan terminal, 19 Temmuz 2026 tarihinde İtalya’ya gerçekleştirilen düşük karbonlu dökme çimento sevkiyatı ile faaliyete başladı.
Limak Çimento, üretimden lojistiğe doğa dostu ve yüksek performanslı çözümlerle sektörüne öncülük ediyor
İnşaat endüstrisinde hem çevre dostu hem de yüksek performanslı ürünlere olan talebin tüm dünyada hızla arttığına dikkat çeken Limak Çimento Grup Dış Ticaret ve İş Geliştirme Müdürü S. Mete Turan şunları söyledi:
“Üretimden sevkiyata her aşamada karbon ayak izimizi en aza indirme stratejimizle hareket ediyor, Limak Cement LCC Mediterranean Terminal ile sektörümüzdeki çevresel standartları en üst seviyeye taşıyoruz. Şirketimizin düşük karbonlu üretim ve ihracat pazarlarındaki varlığını güçlendirme hedefiyle inşasını tamamladığı yeni terminalimiz, dayanıklılığı, yüksek kalitesi ve çevreci özellikleri ile yüksek performanslı ürünlerimizi dünya pazarlarına ulaştıracak.”
Küresel pazarlara rekabetçi ve sürdürülebilir sevkiyat avantajı
Limak Çimento, yeni terminal yatırımını Avrupa pazarı başta olmak üzere Akdeniz Havzası ülkelerine yönelik geniş dış pazar stratejisi doğrultusunda hayata geçirdi. Küresel ölçekte büyüyen sürdürülebilir yapı malzemesi talebini yakından takip eden şirket, Limak Cement LCC Mediterranean Terminal ile ihracat lojistik operasyonlarında verimliliği artırırken, operasyonel maliyetleri de optimize edecek.
Yıllık yaklaşık 500 bin ton kapasiteyle çalışacak şekilde tasarlanan tesiste, öncelikli olarak Limak Çimento Kilis Fabrikası’nda üretilen düşük karbonlu ve yüksek performanslı dökme çimento ürünlerinin depolanması ve ihracatı gerçekleştirilecek. Şirketin ilerleyen dönemlerdeki operasyonel ihtiyaçları ve planlamaları doğrultusunda Şanlıurfa Fabrikası’nın ihracat faaliyetleri de bu terminal üzerinden desteklenecek. Halihazırda bünyesinde üç adet silo barındıran ve 7.500 ton depolama kapasitesiyle faaliyete geçen Limak Cement LCC Mediterranean Terminal, projenin tüm aşamaları tamamlandığında sekiz siloya ve toplam 20.000 ton depolama hacmine ulaşacak.
Limak Cement LCC Mediterranean Terminal’in ileri otomasyon sistemi, çevresel etkileri en aza indirirken sevkiyat süreçlerini dijital, kayıpsız ve anlık olarak izlenebilir hale getiriyor. Terminalde çimento transfer süreçleri, pnömatik dolum hatlarından havalı bant ve helezonlara kadar tamamen sızdırmaz gövdeler içinde, ürün dış ortamla hiçbir şekilde temas etmeden gerçekleştiriliyor. Silo dolumlarında ortaya çıkan basınçlı hava, yüksek verimli Jet-Pulse filtrelerden geçirilerek atmosfere yalnızca temiz hava olarak salınıyor. Yükleme aşamasında kullanılan teleskopik çift cidarlı dolum körükleri ve eşzamanlı toz emiş sistemleri sayesinde yer değiştiren tozlu hava vakumlanarak dışarı sızması önleniyor. Körük uçlarındaki seviye sensörleri akışı otomatik olarak keserek muhtemel taşma ve tozlanma risklerini sıfıra indiriyor. Bu sistem, çalışanlar için tozsuz ve güvenli bir ortam sunarken ürün kalitesine ve tam sürdürülebilirlik hedeflerine doğrudan katkı sağlıyor.
GENEL
Bticino Light Now, Estetik Tasarımı Yeni Nesil Akıllı Teknolojilerle Buluşturuyor
Yayınlandı
22 saat önce-
Ağustos 17, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Son Yazılar
- CUBOARTE PETRA ile Duvarlarda Yeni Bir Yüzey Deneyimi Ağustos 17, 2026
- Limak Çimento İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Terminali ile dünya pazarlarına erişimini güçlendiriyor Ağustos 17, 2026
- Bticino Light Now, Estetik Tasarımı Yeni Nesil Akıllı Teknolojilerle Buluşturuyor Ağustos 17, 2026
- DYO Bayileriyle Yeni Dönemin Ekonomisini ve Büyüme Fırsatlarını Değerlendirdi Ağustos 17, 2026
- Habib Makina ve Alman BDS’den Çelik İşleme Sanayisine Özel Delme Teknolojileri Ağustos 17, 2026
- Wilo, EcoVadis’te Rekor Skora Ulaştı Ağustos 14, 2026
- Depreme dayanıklı yapıların gücü su yalıtımından geçiyor Ağustos 14, 2026
- İZODER’DEN 17 AĞUSTOS MARMARA DEPREMİNİN 27. YILINDA AÇIKLAMA Ağustos 14, 2026
- Panasonic’in Türkiye’deki ilk showroom’u Antalya’da açıldı Ağustos 14, 2026
- Mitsubishi Electric, M70 ve M700 NC Üniteleri İçin Türkiye’de Yenileme Hizmeti Sunmaya Başladı Ağustos 14, 2026
- Herpa Maden, 2 Adet Komatsu PC700 ile Filosunu Gençleştirdi Ağustos 14, 2026
- Rönesans Gayrimenkul Yatırım’ın net operasyonel geliri yüzde 25 artarak 116 milyon Euro’ya ulaştı Ağustos 14, 2026
- Büyüme odağını stratejik alanlara çeviren Sabancı’dan ilk yarıda güçlü performans Ağustos 14, 2026
- Kimpur, Avrupa Yapı Sektöründeki Konumunu Güçlendiriyor Ağustos 14, 2026
- Yapılarda Yangın Güvenliği İçin Güvenilir Su Kaynağı Şart Ağustos 13, 2026
Trendler
GENEL2 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL2 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak













