“Dünya’nın Sabancı’sı” vizyonuna destek veren Çimsa’dan son 3 yılda 3’üncü küresel hamle - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

“Dünya’nın Sabancı’sı” vizyonuna destek veren Çimsa’dan son 3 yılda 3’üncü küresel hamle

Yayınlandı

-

“Çimentodan Yapı Malzemelerine”, “Yerelden Küresele” ve “Griden Yeşile” olarak tanımladığı üç ayaklı dönüşüm stratejisini başarıyla uygulamayı sürdüren Sabancı Topluluğu şirketlerinden Çimsa, küresel ayak izini güçlendirme yönünde önemli bir adım attı. 2021 yılında İspanya merkezli Bunol’u bünyesine katan, 2023 yılında ise ABD’deki yeni gri çimento öğütme tesisi yatırımına başlayan Çimsa, bu kez de Avrupa’nın en önemli yapı malzemeleri üreticilerinden İrlanda merkezli Mannok Holdings DAC hisselerinin yüzde 94,7’sini satın almak üzere anlaşma imzaladı.

Sabancı Holding Malzeme Teknolojileri Grubu şirketlerinden Çimsa, inorganik büyüme adımlarıyla küresel ayak izini güçlendirme çalışmalarına devam ediyor. 2021 yılında bünyesine kattığı İspanya merkezli Bunol ile beyaz çimento alanında konumunu güçlendiren Çimsa, 2023 yılında açıkladığı ABD yatırımıyla da küresel üretim ağını genişletmek üzere önemli bir adım atmıştı. Üretim coğrafyasını çeşitlendirmek, ürün portföyünü genişletmek, lokal ve global tedarik zincirini güçlendirerek müşteriye ve pazara yakınlık sağlamak için uluslararası yatırımlarına devam eden Çimsa, bu kez de İrlanda’nın ve Avrupa’nın önde gelen yapı malzemeleri üreticilerinden Mannok Holdings DAC’yi (Mannok) bünyesine katmak için anlaşma sağladı. 

AVRUPA PAZARINDA 50 YILI AŞKIN TECRÜBEYE SAHİP

Taraflar arasında imzalanan satın alma anlaşmasına göre, Mannok’un yüzde 94,7’lik hissesi, gerekli onay süreçlerinin tamamlanmasının ardından Çimsa’nın bağlı ortaklığı Sabanci Building Solutions BV’nin (SBS) yüzde 100 bağlı ortaklığı Cimsa Ireland Ltd’ye devredilecek. Mannok’un toplam şirket değeri 330 milyon Euro olup, kapanış tarihindeki finansal borçlar düşüldükten ve diğer düzeltmeler yapıldıktan sonra sermayenin yüzde 94,7’sine isabet eden nihai hisse alım bedeli belirlenecektir.

Avrupa pazarında 50 yılı aşkın tecrübeye sahip olan Mannok, yapı malzemeleri ve ambalaj ürünleri olmak üzere iki ana işi kolunda faaliyet gösteriyor. Merkezi İrlanda Cumhuriyeti’nde bulunan, bununla birlikte Birleşik Krallık’ta da, yapı malzemeleri alanında en geniş ürün gamına sahip şirketlerin başında gelen Mannok, çimento, çimento bazlı (kiremit, prekast, beton gibi) ürünler ile yalıtım malzemeleri ve geri dönüştürülmüş plastik ambalaj üretimi ve satışı gerçekleştiriyor. Mannok’un çalışan sayısı ise 800’ün üzerinde.

Bağımsız denetimden geçmemiş finansal tablolarına göre, 30 Haziran 2024 tarihi itibariyle sona eren 12 aylık dönemde konsolide 293,7 milyon euro net satış ve 57,5 milyon euro faiz, amortisman ve vergi öncesi kâr (FAVÖK) elde eden Mannok’un, İrlanda Cumhuriyeti ve Kuzey İrlanda’da üretim tesisleri; İrlanda Cumhuriyeti, Kuzey İrlanda ve İngiltere’de satış ve dağıtım ağı bulunuyor.

“İHRACATÇI ÇİMENTO ŞİRKETİNDEN, KÜRESEL YAPI MALZEMELERİ ŞİRKETİNE DÖNÜŞTÜ”

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Sabancı Holding CEO’su Cenk Alper, Çimsa’nın son yıllarda attığı adımlarla küresel ayak izini güçlendirdiğinin altını çizerken, “Topluluk şirketlerimizin, Dünya’nın Sabancı’sı olarak ortaya koyduğumuz vizyona sahip çıkmasından, üretimde ve inovasyonda ‘hudutsuz koşmaya’ devam etmelerinden son derece mutluyuz. Çimsa da bu koşuda, öne çıkan şirketlerimizden biri. Yakın geçmişe kadar, Türkiye’nin ihracatçı çimento şirketlerinden biri olarak tanımlanan Çimsa; İspanya, ABD, Almanya gibi ülkelerde gerçekleştirdiği ‘çimento ötesi’ yatırımlarla birlikte artık küresel bir yapı malzemeleri şirketine dönüşmüş durumda. Mannok yatırımı da bu dönüşümün önemli parçalarından biri olacak. Diğer yandan, bizim tüm inorganik büyüme adımlarımızda birinci koşulumuz yeni yatırımlarımızın sürdürülebilirliğe hizmet etmesi. Bu Sabancı için, her türlü finansal faydanın ötesinde, artık şirket kültürü haline gelmiş bir yatırım kriteri. Bununla birlikte, özellikle uluslararası müşteri portföyümüzü genişletecek yatırımlarımızı da önümüzdeki dönemde önceliklendirmenin izinde olacağız. Çimsa’nın imzaladığı bu anlaşma, bizim Sabancı Topluluğu olarak izlediğimiz bu iki yatırım kriterini de tam anlamıyla karşılıyor” ifadelerini kullandı.

“CAC GİBİ YÜKSEK NİTELİKTEKİ ÜRÜNLERİMİZ İÇİN PAZAR ÇEŞİTLENDİRME FIRSATI SUNACAK” 

Sabancı Holding Malzeme Teknolojileri Grup Başkanı Burak Orhun da, Mannok satın almasının Çimsa’nın dönüşüm stratejisiyle yüzde 100 uyumlu olduğuna dikkat çekerken, “‘Çimentodan Yapı Malzemelerine’, ‘Yerelden Küresele’ ve ‘Griden Yeşile’ olarak tanımladığımız bu dönüşüm stratejisi üç ayaktan oluşuyor. Bunlardan birincisi; çimentoyu daha katma değerli ürünlerle beslerken portföyümüze çimento dışında başka ürünler koymak. Bu kapsamda son dönemde hayata geçirdiğimiz yatırımlarla birlikte, bugün beyaz çimentoda dünyanın en büyük ikinci üreticisi konumuna geldik. Mersin tesisimizde geçtiğimiz aylarda tamamladığımız ilave yatırımımızla, bir yapı kimyasalı olarak konumladığımız kalsiyum alüminat çimentoda (CAC) dünyadaki ilk üç üretici arasındayız. Şimdi de Mannok satın almasıyla, yalıtım ürünleri ve ileri yapı malzemeleri alanında ürün gamımızı genişletiyoruz. İkinci stratejik önceliğimiz, küresel ayak izimizi güçlendirmek. Bu doğrultuda dünyanın her yerindeki müşterilerimiz ile daha da yakınlaşmak ve onların çözüm ortağı olmak için küresel çapta ama lokal yetkinlikler geliştiriyoruz. İrlanda’ya yapacağımız bu yatırım, hem Birleşik Krallık coğrafyasında yeni müşteri bağlantıları gerçekleştirmemizi sağlayacak hem de CAC gibi yüksek nitelikteki ürünlerimiz için bizlere bir pazar çeşitlendirme fırsatı sunacak. Ve son olarak, stratejimizin üçüncü ayağı da ürün portföyümüzü griden yeşile çevirmek. Bu noktada, çimento ürünlerimize ek olarak, hem üretimde karbon yoğunluğu daha az hem de yaşam döngüsündeki sürdürülebilirlik etkisi daha yüksek ürünleri portföyümüze katmayı, aynı zamanda dünyaya karşı bir sorumluluk olarak görüyoruz” dedi.

“DÖVİZ BAZLI GELİRLERİMİZİN ORANINI YÜZDE 70’İN ÜZERİNE ÇIKARMAYI HEDEFLİYORUZ” 

Mannok satın almasının birçok açıdan Çimsa’ya yeni yetkinlikler kazandıracağını vurgulayan Çimsa CEO’su Umut Zenar ise, “Geçtiğimiz yıl açıkladığımız ve bugün yapım süreçleri devam eden ABD’deki gri çimento yatırımımızı 2025 yılının son çeyreğinde devreye almayı planlıyoruz. Mannok satın almamızın tamamlanmasıyla birlikte, Mannok bünyesinde bulunan gri çimento tesisi, Çimsa’nın Türkiye dışındaki ilk gri çimento tesisi olma unvanını taşıyacak. Özellikle teknoloji transferi konusunda da Mannok tesisimiz ve Türkiye’deki üretim merkezlerimiz büyük bir sinerji içerisinde hareket edecek; alternatif yakıt kullanımı başta olmak üzere farklı teknolojilerin kullanımında iş ve güç birliği içerisinde olacak. Diğer yandan, satın almanın tamamlanmasıyla birlikte, döviz bazlı gelirlerimizin toplam içerisindeki payını da yüzde 70’in üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Bu da Çimsa’nın, çok daha uzun vadeli planlar yapabilmesinin önünü açarken, şirketimize bilanço kalitesi ve finansal belirsizliklerle mücadele konusunda önemli bir avantaj yaratacak” ifadelerini kullandı. 

“ALTERNATİF YAKIT TEKNOLOJİSİNDE, KÜRESEL STANDARTLARI BELİRLEYEN BİR ŞİRKETİZ” 

Mannok’un sadece bir yapı malzemeleri üreticisi olmadığını aynı zamanda ambalaj ürünleri konusunda da geniş bir deneyime sahip olduğunu hatırlatan Umut Zenar şunları söyledi: “Çimsa bugün kendi sektöründe özellikle alternatif yakıt kullanımı konusunda, mevcut teknolojileri takip eden değil; bu alanda küresel standartları belirleyen bir firma haline gelmiş durumda. Mannok’un ambalaj iş kolundaki yetkinlikleri ve Birleşik Krallık’a yayılmış geri dönüşüm tecrübesi, çimento üretimindeki alternatif yakıt kullanımımızı da ciddi ölçüde artıracak. 2023’te yüzde 30 seviyesinde olan ve 2030’da yüzde 40’a ulaştırmak istediğimiz alternatif yakıt kullanımı hedeflerine de bu yatırım sayesinde çok daha erken ulaşacağız. Diğer yandan, dünyadaki sürdürülebilirlik odaklı değişimle birlikte, lineer ekonomiden döngüsel ekonomiye geçiş de güçleniyor. Biz de ambalaj geri dönüşümünü, çimento ve yapı malzemeleri üretim süreçlerine entegre ederek, kendi sektörümüzde küresel ölçekte döngüsel ekonominin en iyi örneklerinden birini sergileyeceğiz.”

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİKTE ‘BİLİMSEL’ YOL HARİTASINI TAKİP EDİYOR

Sürdürülebilirlik hedefleri konusunda Avrupa pazarının en kararlı şirketleri arasında yer alan Mannok, 2017 yılında başlattığı verimlilik yatırımlarıyla birlikte, sahip olduğu gri çimento tesisinde 2024 yılı başına kadar 59 milyon kilowatt saatlik enerji tasarrufuna imza attı. Geçtiğimiz dönemde 2030 Sürdürülebilirlik Stratejisi’ni yayınlayan şirket, Çimsa gibi, sürdürülebilirlik hedefleri konusunda “Bilime Dayalı Hedefler Girişimi” (SBTi) ile uyumlu bir emisyon azaltım planını takip ediyor. Diğer yandan, 2021 yılında Çimsa bünyesine katılan Bunol’de olduğu gibi Mannok’un çimento faaliyetleri de Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi (EU ETS) içerisinde yer alıyor. Bu da Çimsa’nın yurt dışı üretim faaliyetlerindeki tüm emisyonların ortak yönetimine dair bir sinerji imkanı sunuyor.  

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

İZODER’DEN 6 ŞUBAT’IN YIL DÖNÜMÜNDE ÖNEMLİ HATIRLATMA

Yayınlandı

-

Su yalıtımı binaların depreme karşı korunması için hayati öneme sahip

İZODER Başkanı Emrullah Eruslu, 6 Şubat 2023’te yaşanan deprem faciasının yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, başta deprem bölgesi olmak üzere ülke genelinde yeniden yapılaşmada “güvenli bina” kavramını benimsemek gerektiğinin altını çizdi. Eruslu, “6 Şubat’ta depremin değil yanlış yapılaşmanın ölümlere yol açtığını acı bir şekilde gördük. Başta deprem bölgesi olmak üzere ülkemizde yapılan her binada güvenli, sağlıklı ve konforlu bir yapılaşma anlayışına ihtiyacımız var. Depreme karşı dayanıklı ve uzun ömürlü binalar için temelden çatıya doğru yapılmış su yalıtımı uygulaması hayati önem taşıyor” dedi.

Ülke olarak yüreklerimizde derin izler bırakan 6 Şubat deprem felaketinden çıkarılması gereken en önemli dersin güvenli yapılaşma olduğunu belirten İZODER Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Eruslu, tüm yeni binaların ülkemizin deprem gerçeğini göz önünde bulundurarak zemine uygun, kaliteli malzemelerle ve mevzuatlar dahilinde projelendirilip inşa edilmesi, su yalıtımıyla korozyona karşı koruması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Binaların en büyük düşmanı olan korozyona karşı bir kalkan görevi gören su yalıtımının, binaların sağlam şekilde ayakta kalması noktasında hayati öneme sahip olduğunu unutmamalıyız. Türkiye’deki yapı stoku ağırlıklı olarak betonarme binalardan oluşuyor. Betonarme yapı sistemlerinin en zayıf noktalarından biri ise suya karşı olan hassasiyetleridir. Yağmur, kar, yeraltı suları, zeminde yer alan nem, mutfak, banyo, tuvalet gibi ıslak hacimlerdeki su kaçakları, binanın inşa edildiği zeminde bulunan basınçlı veya basınçsız yeraltı suları nedeniyle binalar sürekli olarak suya maruz kalabilir. Suyun taşıyıcı yapı elemanlarına nüfuz etmesi, betonun içindeki demirin paslanmasına yani korozyona neden olur. Korozyon ise yapının yük taşıma kapasitesini azaltır.  Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şakir Erdoğdu’nun yaptığı araştırma; suya maruz kalan bir donatının 5 yılın sonunda taşıma kapasitesinin yüzde 50’sini, 15 yılın sonunda yüzde 90’ını, 24 yılın sonunda ise tamamını kaybettiğini ortaya koyuyor. Yani herhangi bir deprem ya da dış etken olmadan bile sadece donatı korozyonu ile bir yapının çökmesi söz konusu. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi sonrasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hasar Tespit Komisyonu tarafından yapılan incelemeler sonucunda, yüzde 79’u hasarlı bulunan 55 bin 651 konut ve iş yerinin yüzde 64’ünde korozyon tespit edilmişti. Su ve ısı yalıtımının binaların düşmanı olan korozyona karşı kalkan görevi görerek binaları koruduğunu unutmamalıyız. Ancak zemin şartlarına göre tekniğine uygun bir şekilde kaliteli malzemeler ile inşa edilmiş ve yalıtımla korozyona karşı korunmuş binalar sağlam bir şekilde ayakta kalabilir.”

İstanbul’da olası depremde 194 bin bina risk altında!

7,5 büyüklüğündeki senaryo depreminde İstanbul’daki binaların ortalama yüzde 17’sinin (yaklaşık 194 bin bina) orta ve üstü seviyede hasar göreceğinin tahmin edildiğini dile getiren Eruslu, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı tarafından hazırlanan ‘İstanbul İli Olası Deprem Kayıp Tahminlerinin Güncellenmesi Projesi’ raporunda yer alan sonuçlar, durumun ciddiyetini ortaya koyuyor: 7,5 büyüklüğündeki senaryo depreminde İstanbul’daki binaların ortalama yüzde 26’sının hafif, yüzde 13’ünün orta, yüzde 3’ünün ağır ve yüzde 1’inin çok ağır hasar görmesi bekleniyor. Buna göre ağır ve çok ağır hasarlı binaların yıkılıp tekrar yapılması gerektiği ortaya çıkıyor. Öte yandan orta hasarlı binaların da onarım yerine yıkılıp yeniden inşa edilmelerinin çoğunlukla daha uygun olduğuna işaret ediliyor. Durum böyleyken bir an önce Türkiye genelinde mevcut bina stokunun incelenmesi, güvenli hale getirilebilecek binaların ve güvenli olmayan binaların tespit edilmesine ihtiyaç var. Yeterli dayanıma sahip olan güvenli binaların güçlendirilmesi, güvenli olmayan binaların ise kentsel dönüşüme tabi tutulması ve yeniden inşa edilmesi hayati önem taşıyor” diye konuştu.

Su yalıtımı ile binaların ömrünü uzatmak mümkün 

Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği’nin 2018 yılında yürürlüğe girmesi ile su yalıtımının zorunlu bir uygulamaya dönüştüğünü belirten Emrullah Eruslu, “Doğru yapılmış su yalıtımı ile suyun yapılara nüfuz ederek zarar vermesini önleyebiliriz.  Binanın doğrudan suya maruz kalan çatı, temel, ıslak hacim gibi bölgelerinde uygulanacak su yalıtımı ve halk arasında terleme olarak bilinen yoğuşmayı önleyen ısı yalıtımı uygulamalarının doğru ve eksiksiz yapılması ile binalarımızı depreme karşı koruyabiliriz. Ülkemizde ortalama bina ömrünün 30 yıl olduğunu görüyoruz ancak bir binanın ömrü en az 80-100 yıl olmalı. Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği’nin yürürlüğe girdiği 1 Haziran 2018’den itibaren inşa edilen ve zorunlu olarak su yalıtımı yapılan bina sayısı toplam yapı stokunun sadece yüzde 5-5,5’ini oluşturuyor. 10 milyon’un üzerinde bina, 30 milyonu aşan hanenin bulunduğu ülkemizde bu düşük oranlardaki su yalıtımı uygulaması maalesef güvenli bina noktasında zayıf bir yerde durduğumuzu gösteriyor. Uzun yıllar boyunca güvenli barınma sağlayacak binalar için zemin etüdünün doğru yapılması, yapının tekniğine uygun olarak tasarlanması, iç ve dış etkenlerden yalıtım ile korunması ve bütün süreçlerin yine tekniğine uygun şekilde denetlenmesi gerektiğinin altını bir kez daha çizmek istiyoruz” diye konuştu.

Okumaya Devam Et

GENEL

SUDER Başkanı Selahattin Özüpek: “Deprem Dirençli Yapılar İçin Su Yalıtımı Hayati Bir Zorunluluktur”

Yayınlandı

-

Selahattin ÖZÜPEK / SUDER Yönetim Kurulu Başkanı

6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depreminin yıldönümünde toplam 11 ilde etkisini gösteren büyük depremin yaralarını halen sarmaya çalışıyoruz. Kaybettiğimiz on binlerce vatandaşımız, telafisi mümkün olmayacak maddi-manevi kayıplarımız da yıkıcı depremin trajik boyutunu oluşturuyor.

6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremi resmi verilerine göre,

  • 50.783 can kaybı

– 115.353 yaralı

  • 37.984 yıkılan bina
  • 1.895.348 binada hasar
  • 303.455 acil yıkılacak bina
  • 103,6 milyar dolar maddi zarar tespit edilmiştir. Ancak zaman geçtikçe tüm bilançonun öngörülemeyecek şekilde katlanarak arttığını da dikkate almak gerekir.

Türkiye yüzölçümünün % 96’sı, nüfusunun % 99’unun deprem riski altında olması, beşeri ve ekonomik faaliyetler açısından depremin önemini artırmaktadır. Bu açıdan kayıpsız olarak ya da minimum kayıplarla olası süreçleri yönetmemiz gerekiyor. Bu gerçeği en başta gelişmişliğin göstergesi olarak kabul etmemiz gerekiyor.

Metodolojisine uygun olarak ve temel mühendislik yaklaşımlarıyla imal edilmiş bir yapının ‘güvenli yapı – deprem dirençli yapı’ olarak nitelik kazanmasında su yalıtımı uygulamalarının önemini her firsatta dile getiriyoruz. Ülkemizde su yalıtımı – deprem güvenliği ilişkisi güncelliğini mutlaka korumalıdır. ‘Su Yalıtımı Yönetmeliği’ ile kapsam altına alınmış ve yasal bir zorunluluk olan su yalıtımı, yapıların ayrılmaz bir parçası ve tamamlayıcısıdır.

Doğru su yalıtımı için;

  • Uygulama için doğru zaman
  • Standartlara ve yönetmeliğe uygun ürün
  • Ürünün uygun koşullarda şantiyede depolanması (hava, iklim ve çevresel koşullar)
  • Detay çözümü
  • Ürünün tekniğine uygun olarak uygulanması (kalifiye ve nitelikli işçilik)
  • Yalıtım katmanının korunması ve sonraki katmanların oluşturulması
  • Bekleme süresinin gözetilmesi ve test edilmesi
  • İşin teslimi
  • Garanti prosedürünün işletilmesi (yanlış algılara ve olmayacak beklentilere mahal vermeyecek garanti kapsamı, kanuni süreç ya da ilgili birim fiyatlara fark işletilerek garanti sürecinin reel olarak uzatılabilmesi) parametrelerini gözetmek gerekir. Geleneksel su yalıtımı anlayışından soyutlayarak yukarıda yer verdiğimiz temel parametreler, su yalıtımını tekniğine ve amacına uygun olarak yapabilme anlamı taşır.

Bu vesileyle, sektörümüz açısından depreme karşı verebileceğimiz mücadeleye ışık tutarken, benzer ve büyük acılara muhatap olmamayı arzu ediyoruz. Kaybettiğimiz vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyoruz.

Okumaya Devam Et

GENEL

RMA Holding, Yatırımları ile Türkiye’ye Değer Katmaya Devam Ediyor!

Yayınlandı

-

RMA Holding yatırımıyla Bodrum’da hayata geçirilen, dünyaca ünlü İtalyan moda evi Missoni imzalı Montes by Missoni projesi vizyonu, yatırım değeri ve iş birliği modeli ile dünyada örnek bir proje olma yolunda ilerliyor.

Gayrimenkul geliştirme, turizm ve yeme-içme sektörlerinde Türkiye’nin öncü kuruluşlarından biri olarak, Avrupa’ya uzanan büyüme vizyonuyla dikkat çeken RMA Holding, grup şirketi RMA Development çatısı altında, uluslararası standartlara uygun, sürdürülebilir ve estetik açıdan özenle tasarlanmış projelere imza atmaya devam ediyor. Bodrum ve İstanbul gibi seçkin lokasyonlardaki prestijli yatırımlarıyla tanınan RMA Holding, yenilikçi yaklaşımı ve yüksek nitelikli iş birlikleriyle sektöre yeni bir bakış kazandırıyor. Bu birikim ve uzmanlık, Montes by Missoni projesine de ilham veriyor.

2009 yılında temelleri atılan RMA Holding’in gayrimenkul yatırımları ile başlayan gelişimini  önce Yeme-İçme sektöründe global markaların Türkiye’ye kazandırılması ve bunlara ilişkin operasyonların genişletilmesi izledi. RMA Holding, Yeme-İçme ve Eğlence Sektörlerinde Cozy, Fauchon Paris, Club Alice, Mathilda’s, OPA Bodrum ve Sakhalin gibi yatırımlarıyla  büyürken, gayrimenkul ve inşaat alanlarında da Beşiktaş, Kağıthane ve Kemerburgaz’da kentsel dönüşüm ve gayrimenkul geliştirme projelerinin yanı sıra İzmir Aliağa Radisson Otel ve Yalıkavak Marina’nın yapımında rol aldı. Holding, bu ivmenin en yeni üyesi olan Bodrum Yalıkavak’ta yer alan Montes by Missoni Projesi, Atina’da yapımına başladıkları otel projesi ve geliştirmesi devam eden 3 yeni projesi ile büyümesini sürdürüyor. Şirketler, 2020 yılından beri RMA Holding çatısı altında İnşaat&Gayrimenkul, Otelcilik ve Yeme-İçme&Eğlence alanlarında ülkemize değer yaratma hedefiyle faaliyetlerine devam ediyor.

RMA Holding adına RMA Development Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. Genel Müdürü Mehmet Ersül, RMA Holding’in faaliyet gösterdiği 3 ana sektör ve grubun yeni göz bebeği dünyaca ünlü İtalyan moda evi Missoni imzalı Montes by Missoni projesi hakında bilgi verdi. RMA Holding Yönetim Kurulunun belirlediği stratejiler doğrultusunda ve ilgili tepe ve birim yöneticilerinin idaresinde 500’ün üzerinde çalışanıyla operasyonlarını sürdürmekte olduklarını ileten Mehmet Ersül; “Özellikle pandemi sonrası sürekli artan yurtiçi ve yurtdışı yatırım hacmimiz ile toplam varlıklarımızda ve cirolarımızda %300’lük bir artış yakalamış bulunuyoruz. İnşaat&Gayrimenkul, Otelcilik ve Yeme-İçme&Eğlence alanlarında ülkemize sürdürülebilir bir katma değer sağlamak en büyük amacımız. En son hayata geçirdiğimiz başta Cozy olmak üzere Yeme-İçme sektöründeki yatırımlarımızın  hem gördüğü ilgiden hem de Yeme-İçme sektörü ciro payımıza olan katkısından son derece memnunuz. Bu alandaki büyümemiz yeni global işbirliklerimiz ile devam edecek. Gayrimenkul geliştirme alanında da benzer bir etkiyi özellikle Montes by Missoni projemiz ile yakalamış olmanın heyecanı içindeyiz.” diye belirtti. 

Faaliyet gösterdikleri  tüm sektörlerde yurtiçinde ve yurtdışındaki fırsatları titizlikle analiz ederek müşterileri için kalıcı değer yaratmayı hedeflediklerini ileten Ersül; “Grup olarak önem verdiğimiz konulardan biri global marka işbirliklerimiz. Yaptığımız işlerde ana stratejimiz ekonomik altyapısı güçlü, sürdürülebilir, müşterilerine hem güven veren hem de değer katan işletmeler olarak ilerlemek. 2026 yılında başta gayrimenkul geliştirme ve yeme-içme olmak üzere önemli oranda ciro artışları yakalamamız mümkün görünüyor. Kısa-orta vadede yapmayı planladığımız başta İstanbul, İzmir ve Bodrum olmak üzere, Körfez Bölgesi, Avrupa ve Amerika yatırımları ile hedefimiz mevcut büyüklüğümüzü 4-5 kat arttırmak.” diye de ekledi.

RMA Holding güvencesiyle hayata geçirilen Montes by Missoni projesi…

Montes by Missoni Projesi, Missoni Markası’nın gayrimenkul geliştirme alanında global işbirlikleri ile hayata geçirdiği Dubai, Marbella ve Miami projelerini takiben Lizbon ve Toronto’daki yeni yatırımlarla birlikte şimdi ilk kez Türkiye’de, Bodrum, Yalıkavak’tamarkanın seçkin uluslararası destinasyonları arasına katılılıyor.Missoni’nin yaratıcı evreni, yalnızca moda dünyasında değil, yaşam alanlarında da benzersiz bir iz bırakıyor. 

RMA Holding yatırımı ile Bodrum’un eşsiz doğasında dünyaca ünlü Missoni markasının özgün gustosu ve tasarım diliyle şekillenen proje, markanın kreatif direktörü Alberto Caliri’nin imzasını taşıyan özel tasarımlarla hayat buluyor. Proje, toplam 53 özel rezidanstan oluşurken; 3 ya da 4 yatak odalı villalar ile 1 ila 5 odalı ünite seçenekleri sunduğu farklı yaşam tarzlarına hitap eden prestijli bir konut deneyimi vadediyor. Dokunduğu her bireyi evinin konforunda özel hissettirmeyi ve onlara verdiği değeri her adımıyla gösterebilmeyi amaçlayan RMA Holding, Montes by Missoni projesiyle, dünya çapında en önemli lüks seyahat rotalarından Bodrum’da, RMA Holding ve Missoni vizyonlarının birleştiği bir yaşam merkezi ile değer katmayı hedefliyor. Lüks, rafine ve ayrıcalıklı bir yaşam tarzı sunma prensibiyle hayata geçirilen projede yaşam 2027 yazında başlayacak. 

Global ölçekli, farklı coğrafyalarda yer alan projeler…

RMA Holding, ayrıca uzun süredir devam ettirdiği gayrimenkul geliştirme, inşaat ve otelcilik alanlarındaki operasyonlarını farklı coğrafyalara da taşımak ve büyümesini güçlendirmek için Birleşik Arap Emirlikleri’nde ve Avrupa genelinde yeni şirketlerinin de  kuruluş işlemlerini devam ettiriyor. Bugün için yurtdışı faaliyetlerinin toplam ciro içindeki payı daha kısıtlı kalmakla birlikte, Yunanistan Atina’daki otel yatırımıyla başlamak üzere kısa sürede bu payı %50’ler seviyesine getirmeyi hedefliyor. Holding çevresel ve toplumsal etkileri gözetme hassasiyetiyle uzun vadeli stratejileri şekillendiriyor, değer yaratma vizyonlarının en önemli adımının geleceği korumak olduğuna inanıyor.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler