Consera, 2025’te yüzde 30 büyümeyi hedefliyor - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Consera, 2025’te yüzde 30 büyümeyi hedefliyor

Yayınlandı

-

Türkiye’nin “off-site construction” yani “saha dışı yapı üretimi/ modüler inşaat” alanının öncülerinden Consera, 2025’te yüzde 30 oranında büyümeyi hedefliyor. Consera Kurucusu ve Türk Yapısal Çelik Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Melih Şimşek, “Önümüzdeki dönemdeki en önemli hedeflerimizin başında konut üretim hacmimizi genişletmek bulunuyor. Hedefimiz yılda en az 10 bin konut üretmek.” dedi.

Dünyada inşaat sektöründe öne çıkan yöntemlerin başında “off-site construction”, yani ön üretimli inşaat olarak tanımlanabilen çelik binalar geliyor. Endüstriyel bir anlayışla inşa edilen çelik yapılar depreme karşı dayanıklı olmaları, hızlı inşa edilmeleri ve sürdürülebilir olmaları gibi avantajlarının yanında sağladıkları maliyet avantajıyla da dikkat çekiyor.

Türkiye’nin “off-site construction” yani “saha dışı yapı üretimi/ modüler inşaat” alanında faaliyet gösteren Consera, 2025’te yüzde 30 büyümeyi amaçlıyor. Zekeriyaköy bölgesinde, çelik yapı güvencesindeki ilk kentsel dönüşüm projesi olan Kuzeybükü’nü 2025 yılında bitirmeye hazırlanan firmanın hedefleri arasında konut üretim hacmini artırmak da bulunuyor.

“Hedefimiz yılda 10 bin konut üretmek”

Çelik yapı sektöründeki benzersiz geçmişlerinden ve 2,5 milyon metrekarelik deneyimlerinden güç aldıklarının altını çizen Consera Kurucusu ve Türk Yapısal Çelik Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Melih Şimşek, “2024 bizler için oldukça iyi geçti. Geçtiğimiz yılda büyük bölümünü tamamladığımız; şehrin tüm olanaklarının yanı başında, güven içinde ve huzurlu Kuzeybükü Zekeriyaköy projemizi 2025’te tamamlayacağız. Yaklaşık 9.500 metrekare arsa alanı, 12 bin metrekareden fazla inşaat alanı olan, 7 blok 42 müstakil sıra evden oluşan ve Teğet Mimarlık tarafından tasarlanan projemiz, deprem açısından en güvenli bölgelerden birinde olmasının yanı sıra önemli lokasyonlara, denize ve ormana yakınlığıyla da örnek olarak gösterilecek bir proje.” dedi.

Melih Şimşek, “2025 hedeflerimiz arasında konut üretim hacmimizi genişletmek bulunuyor, diğer yandan faaliyet gösterdiğimiz şehir sayısını da artırmayı planlıyoruz. Bugün yıllık, 3 bin konut üretim hacmimiz var, hedefimiz yılda en az 10 bin konut üretmek. 2026’dan itibaren ise bölgesel büyümeyi hedefliyoruz. Özellikle hedefimizde İzmir ve Mersin var. Önümüzdeki dönemde konut finansmanının başlamasıyla sektör hacminin hızla genişlemeye başlayacağını düşünüyoruz. Ayrıca; Ataşehir, Pendik, Sarıyer ve Beykoz gibi İstanbul’un çeşitli ilçelerinde modüler inşaat yöntemini uyguladığımız kreş üretimlerine kısa süre önce başladık. 200-400 metrekare aralığında değişen, 2-3 ve 4 derslik tek katlı modüler yapılardan oluşan kreşlerin imalatını ortalama 90 günde tamamlamaktayız. 2025’te yine çelik ve modüler çelik sistemlerini kullanarak; sosyal konut ve çeşitli kentsel dönüşüm projelerini de hayata geçireceğiz.” şeklinde konuştu.

“Off-site construction bir endüstriye dönüşmeli”

Dünya Çelik Birliği (WSA) verilerine göre Türkiye’nin 2020 yılında dünyanın yedinci, Avrupa’nın ise birinci büyük çelik üreticisi olduğunu söyleyen Melih Şimşek, “Ülkemizde endüstriyel yapılarda çelik kullanımının 20 yılda yüzde 1’den 5’lere geldiği görülüyor. Ancak ne yazık ki konutlar için yeterli bir artış yaşanmadı. Çelik yapıların toplam binalara göre oranı konutlarda yaklaşık yüzde 0,5 artış ile yüzde 1,5’a ulaştı. İstanbul başta olmak üzere tüm şehirlerimizin hızla olası depremlere hazırlanması gerekiyor. Bunun için dünyada ortaya konulmuş formül ise niteliksiz yapıların yıkılıp yerlerine deprem dirençli yapıların inşa edilmesini amaçlayan ‘Kentsel Dönüşüm’. Her fırsatta off-site construction’ın yaygınlaşarak bir endüstriye dönüşmesinin gerekli olduğunun altını çiziyoruz. Bunun başlıca nedeni, başta ülkemiz vatandaşları olmak üzere herkes için güvenli mekânlar oluşturmak. Sürdürülebilir bir inşa ve yapı sistemini tüm ülkeye yayabilmek ve Türkiye inşaat sektörünün payını, gücünü dünya pazarında daha da arttırmayı amaçlıyoruz. Öngörüldüğü gibi önümüzdeki yıl ekonomik koşulların iyileşmesi durumunda, konut ihtiyacının kısa vadede karşılanmasının önünü açacak modüler çelik konut yapımı; inşaat yapıcıları ile çelik yapı üreticilerinin el ele vererek sektöre canlılık getirecekleri çok önemli bir konu.” açıklamasında bulundu.

“Senede 300 bin deprem dirençli modüler çelik konut üretilebilir”

Yapısal çelik sektörünün yılda en az 300 bin konut üretebilecek altyapıya sahip olduğunu belirten Şimşek, “Senede 300 bin deprem dirençli modüler çelik konut üretebilmek için yaklaşık 3 milyon ton çelik yassı ürün, çelik profil ve haddelenmiş profile ihtiyaç var. Ülkemizin tüm bu ihtiyacı karşılayacak çelik malzeme üretimine sahip olduğunun altını çizmek isterim. Ayrıca, bu miktarda bir üretim gerçekleştirmek için yaklaşık 72 bin mavi yaka insan kaynağına ihtiyacımız bulunmakta, bu da büyük miktarda bir istihdam yaratmak anlamına geliyor. Çelik yapıların gelişip yaygınlaşması için kamuya da büyük iş düşüyor. Kamu, çelik yapıların gelişimi ve kullanımı teşvik ederek bu konuya destek olabilir.” dedi.

“Çelik yapılar pahalı değil”

Çelik yapıların pahalı, betonarme yapıların ise daha ucuz olduğu görüşünün hatalı bir yaklaşım olduğunun altını çizen Şimşek, “Çelik yapıların ‘pahalı’ olduğu konusu kesinlikle doğru değil, 3 kat daha hızlı, daha hafif, daha verimli olan, sadece bir yapının taşıyıcı sistemi payı yüzde 20’nin içinde bulunan bir yapıya pahalı denebilmesi mümkün değil. ‘Çelik yapılar pahalıdır’, ‘Çelik yapıları inşa edecek yeterli insan kaynağımız ve tesisimiz yok’ gibi bilim ve gerçeklerden uzak birçok önyargı hâlâ varlığını sürdürüyor. Çelik yapıların yaygınlaşmasıyla deprem dirençli evlere sahip olurken, işletme maliyetlerinde de en az yüzde 50 avantaj sağlanabilir. Bu tipteki yapılar daha hızlı üretildiklerinden yatırım geri dönüş süresi avantajı sağlıyor. Geleneksel yapım yöntemlerine göre daha kolay denetim ve maliyet kontrolüne sahip olan bu yapılar daha uzun kullanım ömrü sunuyor ve geri dönüşümlü oldukları için tekrar tekrar kullanılabiliyor.” şeklinde sözlerini sürdürdü.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Kış Gelmeden Dış Cephede Güçlü Koruma: Binanızı Nucleus ile Zorlu İklim Koşullarına Hazırlayın!

Yayınlandı

-

Yağışların, keskin sıcaklık düşüşlerinin ve zorlu kış şartlarının eşiğindeki sonbahar ayları, dış cephe koruması için kritik son döneme işaret ediyor. Sezon kapanmadan binalarını koruma altına almak ve yenilemek isteyenler için Filli Boya, Frontier Polymer Technology® ile geliştirilen Nucleus ile benzersiz bir çözüm sunuyor. Tek üründe sunduğu 3D Koruma Etkisi ile Nucleus; kar, şiddetli yağmur, kentsel kirlilik ve gece-gündüz sıcaklık farklarına karşı yapıların dış yüzeyinde  etkili bir koruma kalkanı oluşturuyor.

 

Sonbahar ile birlikte düşen hava sıcaklıkları, dış cephe uygulamalarında kış öncesi son hazırlık dönemini başlatıyor. Yaklaşan çetin iklim koşulları öncesinde binaları koruma altına almak, yapıların uzun ömürlü olması açısından stratejik bir önem taşıyor. Çünkü küresel iklim değişikliğiyle birlikte artık kış ayları sadece soğuk değil ani ve şiddetli yağışlar, dondurucu sıcaklık farkları ve fırtınalarla çok daha agresif geçiyor. Filli Boya, hem kış şartları bastırmadan binalarını güvenceye almak isteyen yapı sahiplerine hem de inşa ettikleri projelere yüksek dayanım kazandırmayı hedefleyen profesyonellere Türkiye’de bir ilk olan dış cephe boyası Nucleus ile yenilikçi bir çözüm getiriyor.

 

Geleceğin sertleşen iklim şartları öngörülerek tasarlanan Nucleus; Türkiye, Japonya, Avustralya ve Çin’deki Nippon Paint Ar-Ge ekiplerinin ortak iş birliğiyle,dört yıllık yoğun bir çalışma sürecinin sonunda hayata geçirdi. Zorlu iklim koşullarına göre Gebze’deki Ar-Ge merkezinde ve farklı coğrafyalarda test edilen bu benzersiz ürün, içeriğindeki silikon aşılanmış özel Frontier Polymer Technology® sayesinde, bir dış cephe boyasından beklenen tüm hayati fonksiyonları “3D Koruma” çatısı altında tek bir formülde birleştiriyor.

Maksimum Su İticilik ve Kesintisiz Nefes Alma Kabiliyeti
Kış aylarında dış cephelerin en büyük düşmanı olan nem ve su birikmesi, yapı bütünlüğüne ciddi zararlar veriyor. Nucleus, bünyesindeki Silicone-grafted® (silikon aşılanmış) polimer teknolojisi sayesinde “maksimum su iticilik” sergileyerek şiddetli yağışlarda bile cephenin su emmesini engelliyor. Eşzamanlı çalışan “maksimum nefes alma” kabiliyeti ise bina içindeki nemin hızla dışarı tahliye edilmesini sağlayarak yapı fiziğini koruyor, dökülme ve kabarmanın önüne geçiyor.

 

Doğadan Aldığı Enerjiyle Kendi Kendini Temizleyen Yüzeyler
Kış aylarında artan ısınma kaynaklı baca gazları, yoğunlaşan araç trafiği ve sisten dolayı şehirlerde yükselen hava kirliliği, binaların dış yüzeyinde kurum ve kir birikmesine neden oluyor. Nucleus, yapısındaki özel pigmentler sayesinde yüzeyde fotokatalitik merkezler oluşturuyor. Güneşten gelen UV ışınlarını kullanan bu teknoloji, yüzeye tutunmaya çalışan kirleri okside ederek parçalıyor. Böylece binalar ilave bir bakıma ihtiyaç duymadan, kendi kendini temizleyerek uzun yıllar ilk günkü estetik görünümünü muhafaza ediyor.

 

Sert Hava Koşullarına Karşı Canlı Renkler ve Uzun Ömürlü Estetik
Sonbahar ve kış aylarında yaşanan keskin sıcaklık düşüşleri, donma-çözünme süreçleri ve sürekli nem, dış cephe yüzeylerini yıpratarak renklerin canlılığını kaybetmesine ve matlaşmasına yol açar. Nucleus, yüksek UV direnci ve yapılara modern bir doku kazandıran “soft parlak” yüzey kalitesiyle renklerin ilk günkü estetiğini uzun yıllar korur. Güçlü kapatıcılığı ve metraj performansıyla uygulama kolaylığı sunan ürün; canlı organik renklerde 5 yıl, pastel tondaki inorganik renklerde ise 10 yıla varan renk solmazlık garantisi veriyor. Binalarını kışa eksiksiz hazırlamak isteyenler için Nucleus, hem estetiği hem de uzun ömürlü korumayı aynı anda vaat ediyor.

 

 

Okumaya Devam Et

GENEL

Taşyapı Bulgar Vakfı Projesi’nde Form Endüstri Ürünleri İklimlendirme Çözümleri Tercih Edildi

Yayınlandı

-

 
İstanbul Şişli’de hayata geçirilen Taşyapı Bulgar Vakfı’nın etkinlik alanının iklimlendirme ihtiyacı için Form Endüstri Ürünleri’nin sunduğu Redge-Lennox Flexair Serisi Heat Pump rooftop klima cihazları tercih edildi. Projede kullanılan 3 adet 230 kW kapasiteli cihaz, ısıtma, soğutma, taze hava ve egzoz havası yönetimini tek gövdede bir araya getirerek geniş ölçekli yapının iklimlendirme ihtiyaçlarına yönelik kompakt ve entegre bir çözüm sunuyor.
                                                                                                 
Büyük ölçekli yapılarda farklı kullanım alanlarının iklimlendirme ihtiyaçlarının verimli şekilde yönetilmesi, sistemlerin yüksek kapasiteyle çalışmasının yanı sıra farklı fonksiyonları tek bir çözüm altında bir araya getirebilmesini de önemli hale getiriyor. Şişli’de hayata geçirilen Taşyapı Bulgar Vakfı projesi de ölçeği ve farklı kullanım alanlarıyla bu ihtiyacın öne çıktığı projeler arasında yer alıyor. Her biri 37 katlı 4 kuleden oluşan projede konut, otel ve ticari birimlerin bir arada bulunması planlanırken, toplam inşaat alanı yaklaşık 554 bin metrekare olarak öne çıkıyor. Projenin geniş kullanım alanları ve farklı fonksiyonları doğrultusunda tercih edilen Redge-Lennox Flexair Serisi Heat Pump rooftop klima cihazları, ısıtma ve soğutmanın yanı sıra taze hava ve egzoz havası yönetimini tek cihaz üzerinden gerçekleştiriyor.

 

Yüksek Hava Debili Mahaller İçin Tek Cihazda İklimlendirme

 

Proje kapsamında 3 adet Redge-Lennox Flexair Serisi Heat Pump rooftop klima cihazı kullanıldı. Her biri 230 kW kapasiteye sahip cihazlar, yüksek hava debili mahallerin ısıtma ve soğutma ihtiyaçlarına tek cihaz üzerinden yanıt verirken taze hava ve egzoz havası yönetimini de aynı gövdede bir araya getiriyor.

 

Redge-Lennox Flexair paket rooftop klima cihazlarında scroll kompresör yapısı, EC motorlu direkt akuple fan sistemi ve ileri seviye eClimatic kontrol altyapısı bulunuyor. Gaz brülörlü ısıtma modülü ise güçlü ve hızlı ısıtma performansını destekliyor. Cihazın hem üfleme hem de egzoz tarafında fanlı yapıya sahip olması, hava yönetiminin merkezi tek cihaz üzerinden gerçekleştirilmesine olanak tanıyor.

 

Verimli Çalışma ve Kolay Uygulama Avantajı 
Yüksek hava debisinin ihtiyaç duyulduğu yapılarda iklimlendirme sistemlerinin farklı çalışma koşullarına uyum sağlayabilmesi, sistem verimliliği ve işletme süreçleri açısından önem taşıyor. Redge-Lennox Flexair’in EC fan ve direkt drive yapısı, daha düşük bakım ihtiyacı, kısmi yüklerde daha verimli çalışma ve daha stabil debi kontrolü sunuyor.

 

Modüler rooftop çözüm yapısı ise uygulamada yer tasarrufu ve montaj kolaylığı sağlarken tek ekipman üzerinden otomasyon entegrasyonuna da imkan tanıyor. Böylece farklı kullanım alanlarını bir arada barındıran geniş ölçekli yapılarda iklimlendirme altyapısının daha kompakt ve entegre bir yapıda kurgulanmasına katkı sunuyor.

 

Büyük Ölçekli Yapılara Yönelik Entegre İklimlendirme Çözümü
 
Taşyapı Bulgar Vakfı’nda kullanılan Redge-Lennox Flexair Serisi Heat Pump rooftop klima cihazları, yüksek kapasiteli mahallerin ısıtma ve soğutma ihtiyaçlarını taze hava ve egzoz havası yönetimiyle birlikte tek sistem içerisinde ele alıyor. Bu yapı, projenin farklı kullanım alanlarında ihtiyaç duyulan iklimlendirme fonksiyonlarının merkezi bir çözüm üzerinden yönetilmesine olanak sağlıyor.

 

Form Endüstri Ürünleri’nin projede sunduğu Redge-Lennox Flexair çözümü, yüksek hava debisi, güçlü ısıtma ve soğutma kapasitesi, verimli fan yapısı ve entegre kontrol altyapısını bir araya getiriyor. Modüler rooftop tasarımıyla uygulama ve otomasyon süreçlerinde avantaj sunan sistem, büyük ölçekli yapıların iklimlendirme ihtiyaçlarına yönelik kompakt ve bütünleşik bir çözüm ortaya koyuyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Marshall’dan “Ses Getiren Ustalık” Ürünü: Luksima Silikonlu Özel Mat

Yayınlandı

-

 

 

Marshall, yeni ürünü Luksima Silikonlu Özel Mat ile yaşam alanlarında ultra kapatıcılık sunuyor. 5 kat daha fazla silinebilen ve yıkanabilen yapısıyla dikkat çeken Luksima Silikonlu Özel Mat, 15 litre ile 200 m2’ye yakın alan boyayabiliyor. Sıçratmaz ve kolay uygulanabilir yapısıyla ise ustalar için boya uygulamada “ses getiren ustalık” vadediyor. 

 

AkzoNobel çatısı altındaki dekoratif boya markası Marshall yenilikçi teknolojilerle geliştirdiği yeni ürünü Luksima Silikonlu Özel Mat, SmartSil Teknolojisi ile geliştirilen özel formülüyle, iç cephe boyalarında performans ve pratikliği bir araya getiriyor.

Ultra kapatıcılıkta iddialı 

Ultra kapatıcı özelliğiyle dikkat çeken Luksima Silikonlu Özel Mat, zorlu renk geçişlerinde bile kusursuz sonuç sunarak kullanıcı deneyimini zenginleştiriyor. Ürün, 15 litre ile 200 m2’ye kadar alanı boyayabiliyor. Böylece hem zamandan hem boyadan tasarruf da sağlıyor.

5 Kat Daha Fazla Silinebilir, Yıkanabilir

Yüksek kapatıcılığa sahip Luksima, uygulayıcılara “ses getiren ustalık” vadediyor. Özel SmartSil formülü sayesinde silinmelere karşı 5 kat daha dayanıklı sonuç veren ürün, yıkanabilir yapısıyla uzun kullanım ömrü sunuyor. Luksima Silikonlu Özel Mat, hem ustaların işlerinde en büyük yardımcısı hem de evlerin estetik görünümünü yıllarca muhafaza eden güçlü bir çözüm olarak öne çıkıyor. Tüm bunlara ek olarak kokusuz ve çevre dostu yapısıyla hem ustalar hem de ev sahiplerinin tercih sebebi oluyor.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye