Çelik Devri Bitiyor! Dünya; Su, Petrol ve Gaz Hatlarını Plastik Borularla Yeniden İnşa Ediyor: Amerikan REED Teknolojisi Habib Makina Güvencesiyle Türkiye’de - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Çelik Devri Bitiyor! Dünya; Su, Petrol ve Gaz Hatlarını Plastik Borularla Yeniden İnşa Ediyor: Amerikan REED Teknolojisi Habib Makina Güvencesiyle Türkiye’de

Yayınlandı

-

Çelik altyapı dönemi hızla sona ererken, dünya su, petrol ve gaz hatlarını HDPE, PE ve PVCO gibi yeni nesil plastik borularla yeniden inşa ediyor. Deprem riski altındaki Türkiye’de de CPVC, PPRC, PEX ve ABS tabanlı sistemlere geçiş artık bir tercih değil, zorunluluk olarak öne çıkıyor.

Bu dönüşümde, plastik borular için kritik öneme sahip soğuk kesme ve güvenli birleştirme teknolojileri sunan Amerikan REED çözümleri, 15 yıldır Habib Makina güvencesiyle altyapı projelerinde yeni bir standart oluşturuyor.

Küresel altyapı yatırımlarında paslanan ve depremde kırılgan hale gelen çelik borular hızla terk edilirken, yerlerini esnek yapılarıyla sismik hareketleri absorbe edebilen HDPE, PE, PVCO, CPVC, PPRC, PEX ve ABS gibi ileri mühendislik plastikleri alıyor. Türkiye’de de su, petrol ve gaz hatlarından nükleer ve endüstriyel tesislere kadar pek çok kritik projede bu dönüşüm hız kazanırken, plastik boruların yapısını bozmadan işlenmesini sağlayan “soğuk teknoloji” çözümleri hayati önem taşıyor. Habib Makina, 15 yıldır Türkiye’deki tek yetkili distribütörü olduğu Amerikan REED markasının soğuk kesme, ve kaynak ağzı açma teknolojilerini Türk mühendisliğinin hizmetine sunuyor.

Deprem dalgalarını emebilen yapıları sayesinde uzun ömürlü ve yüksek dayanımlı “özel plastik” borular, bugün Amerika’dan Kuzey Avrupa’ya, Japonya’dan Orta Doğu’ya kadar modern altyapının temelini oluşturuyor. Türkiye’de de BOTAŞ’ın stratejik doğalgaz hatlarından İSKİ’nin ana isale hatlarına, Akkuyu Nükleer Santrali’nin kritik soğutma sistemlerine kadar pek çok proje bu teknolojiyle hayata geçiriliyor. Ancak milyarlarca dolarlık bu yatırımların başarısı, sahadaki uygulama detaylarına bağlı. Uzman mühendislik raporları, plastik borulara uygulanan yanlış kesme ve birleştirme yöntemlerinin altyapı güvenliğini ciddi biçimde zayıflattığını ortaya koyuyor. Spiral taşlama ve oksijen kaynağı gibi ısı üreten işlemler, plastik borunun moleküler yapısını bozarak hattı kırılgan hale getiriyor ve deprem anında en zayıf noktadan kırılmalara yol açıyor. Bu kritik soruna çözüm ise altyapı sektörünün “altın standardı” olarak kabul edilen Amerikan REED teknolojisinden geliyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Habib Makina Başkan Vekili Yusuf Habib, plastik boru altyapılarında doğru ekipman kullanımının hayati önem taşıdığını vurgulayarak şunları söyledi:

“Bugün altyapıda kullanılan özel plastik borular, deprem güvenliği açısından büyük avantaj sağlıyor. Ancak bu borulara sıcaklık veren her müdahale, sistemin en zayıf noktasını oluşturur. Spiral taşlama ya da yüksek devirli kesicilerle yapılan işlemler, borunun moleküler yapısını bozuyor. REED’in soğuk kesme teknolojisi ise borunun yapısını koruyarak güvenli bir altyapının temelini atıyor.”

Milli Güvenlik ve Deprem Direnci: Yer Altındaki Altyapı Hayati Öneme Sahip

Türkiye’nin sismik gerçekliğinin, yer altındaki boru hatlarını yalnızca teknik bir altyapı unsuru olmaktan çıkararak doğrudan bir milli güvenlik meselesine dönüştürdüğünü ifade eden Yusuf Habib, “Rijit yapıya sahip çelik ve demir borular, deprem anında esneyemediği için kırılıyor; bu durum şehirlerin susuz kalmasına ve daha da tehlikelisi, patlayan doğalgaz hatlarının yangınlara yol açmasına neden oluyor. Yaşanan bu tablo, kırılgan altyapı anlayışının sürdürülemezliğini açık biçimde ortaya koyuyor. Dünya genelinde bu risklere karşı çözüm, sarsıntıyla birlikte hareket edebilen, esnek ve uzun ömürlü boru teknolojilerine geçişte bulunuyor. HDPE ve moleküler olarak güçlendirilmiş PVCO sistemleri, deprem dalgalarını absorbe edebilme kabiliyetleri sayesinde artık birçok ülkede standart haline geliyor. Bu ‘yaşayan altyapı’ yaklaşımı, yalnızca boru hatlarını değil, şehirlerin sürekliliğini de güvence altına alıyor” diye konuştu.

Stratejik Sektörlerde Plastik Kalkanı

Enerji, şehir altyapısı ve ağır sanayi gibi Türkiye’nin kalkınma omurgasını oluşturan sektörlerde plastik boru sistemlerine geçişin artık kaçınılmaz bir gereklilik olarak öne çıktığının altını çizen Habib, “Enerji ve doğalgaz hatlarında kullanılan HDPE ve PE sistemleri, ısıl füzyonla birleştirildiğinde sızdırmazlığı borunun kendisinden daha güçlü hale getiriyor. Hassas 90 derece kesimler sağlayan REED giyotin kesicilerle hazırlanan ek yerleri, bu hatların en kritik noktalarını dahi yüksek güvenlik seviyesine taşıyor. Şehir altyapısı ve içme suyu yönetiminde ise PVCO ve PVC sistemleri dikkat çekiyor. Korozyona uğrayan çelik borular, yüksek su kaybı ve halk sağlığı riskleri yaratırken, PVCO borular çeliğe kıyasla çok daha hafif olmasına rağmen yüksek basınç dayanımı sunuyor. REED Bevel Boss® teknolojisiyle açılan kusursuz kaynak ağızları, deprem anında conta kaymasını engelleyerek suyun kesintisiz akışını güvence altına alıyor. Ağır sanayi ve tesis yönetiminde ise CPVC ve ABS sistemleri öne çıkıyor. Asidik atıklar ve kimyasal korozyon karşısında çeliğin hızla yıprandığı ortamlarda, bu plastikler tesislerin operasyonel sürekliliğini koruyarak plansız duruşların ve ekonomik kayıpların önüne geçiyor” dedi.

İlk ve Kritik Adım: Kıvılcımsız ve Isısız Kesim

Habib Makina Başkan Vekili Yusuf Habib’in verdiği bilgilere göre, altyapı uygulamalarında ilk ve en kritik adımı, kıvılcımsız ve ısısız kesim oluşturuyor. Çelik, paslanmaz çelik, dökme ve sünek demirden olan boruları kesmek için önerdiği aletlerden bazıları şunlardır:

Dar hendeklerde veya borunun etrafında tam tur atmanın mümkün olmadığı durumlarda REED Menteşeli Kesiciler, 1 inçten 12 inçe kadar boruları yalnızca çeyrek tur kol hareketiyle, ısı ve kıvılcım oluşturmadan kesebiliyor. Çalışma alanının daha da kısıtlı olduğu durumlarda ise REED LCRC Low Clearance serisi devreye giriyor. Yalnızca 127 mm’lik bir açıklıkla çalışabilen bu özel seri, 2 inçten 16 inçe kadar borularda güvenli soğuk kesim yapılmasını sağlıyor. Daha büyük çaplı altyapı projelerinde ise 20 inçten 42 inçe kadar borular için REED RC Rotary kesiciler kullanılıyor.

Çap büyüdükçe hızın kritik hale geldiği projelerde REED Universal Pipe Cutter (UPC), 6 inçten 48 inçe kadar plastik boruların yanı sıra dökme demir ve belirli et kalınlıklarındaki çelik boruları da pnömatik gücüyle, malzeme yapısını bozmadan kesebiliyor. Bu teknoloji, büyük ölçekli altyapı projelerinde hem zaman kazandırıyor hem de iş güvenliğini artırıyor.

Kusursuz Hazırlık ve Güvenli Birleştirme

Kesim sonrası işlemde, kusursuz kaynak ağzı açma ve güvenli birleştirme büyük önem taşıyor. Boruların sağlam bir şekilde sabitlenmesi için REED Zincir Mengene ve Saha Boru Mengeneleri kullanılırken, pah kırmak ve kaynak ağzı açmak için REED Bevel Boss tercih ediliyor. Standart taşlama motorlarına kolayca takılabilen bu sistem, saniyeler içinde pürüzsüz bir yüzey oluşturarak kimyasal yapıştırıcının boru ile tam entegrasyonuna olanak tanıyor. Elektrofüzyon kaynağı aşamasında ise PE borulardaki görünmez oksit tabakası REED PE Soyucular ile temizleniyor ve bu sayede tamamen sızdırmaz bir bağlantı elde ediliyor.

Boru birleştirme aşamasında sıkça yapılan “kepçeyle vurma” gibi uygulamaların büyük hasarlara yol açtığını belirten Yusuf Habib, bu noktada REED PPJ Plastik Boru Birleştirici’nin kritik rol oynadığını ifade ederek, “PPJ, boruyu mekanik kaldıraç gücüyle nazikçe yerine oturtur. Zedelemeden, milimetrik hassasiyetle kilitleme yapar. Yanlış birleştirilmiş borunun dahi zarar görmeden ayrılmasını sağlayan nadir teknolojilerden biridir” dedi.

Altyapı bakım ve onarım çalışmalarında su kesintilerini minimuma indiren çözümler de REED teknolojilerinin önemli bir parçasını oluşturuyor. REED DM serisi manuel delme makineleri ve Feed Tap sistemleri, basınç altındaki hatlarda güvenli delme imkânı sunarken, akülü Power Drive üniteleri hem vana operatörü hem de kombine delme ve kılavuz çekme sistemleriyle tek hamlede işlem yapılmasını sağlıyor. Operasyon sonunda ise elektrikli ya da matkap tahrikli test pompalarıyla hattın sızdırmazlığı sahada anında test edilebiliyor.

Altyapı Yatırımlarında Bütüncül Bakış

Altyapı yatırımlarında bütüncül bir bakış açısının şart olduğunu vurgulayan Habib Makina Başkan Vekili Yusuf Habib, sözlerini şöyle tamamladı:

“Yer üstündeki yapıları güçlendirirken, yer altındaki damarlarımızı ihmal edemeyiz. İSKİ, DSİ ve büyük sanayi kuruluşları için bu artık bir tercih değil, zorunluluktur. Habib Makina’nın 15 yıllık tecrübesiyle sunduğu REED çözümleri, deprem ülkesi Türkiye için güvenli altyapının anahtarıdır.”

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

İzocam’a İki Prestijli Ödül Birden!

Yayınlandı

-

Türkiye’nin en büyük yalıtım üreticisi İzocam, Ar-Ge ve inovasyon alanındaki başarılarını iki ayrı prestijli ödülle taçlandırdı.

İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru, Yılın Yeşil Yapı Malzemesi & Teknolojisi 2025 ödülleri kapsamında “Yılın Yeşil Yapı Malzemesi” seçilirken; İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası, Şantiye’nin Yıldızı 2025 ödüllerinde “Şantiye® Özel Ödülü”ne layık görüldü.

Türkiye’nin en büyük yalıtım üreticisi İzocam, Ar-Ge ve inovasyon alanındaki başarılarını iki ayrı prestijli ödülle taçlandırdı. Firmanın, yalıtım sektöründe fark yaratan ürünleri arasında yer alan İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru, Yılın Yeşil Yapı Malzemesi & Teknolojisi 2025 ödülleri kapsamında “Yılın Yeşil Yapı Malzemesi” ödülüne layık görülürken; İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası ise Şantiye’nin Yıldızı 2025 ödüllerinde “Şantiye® Özel Ödülü”ne layık görüldü. Şantiye® Dergisi ve Dijital Platformları tarafından bu yıl 6’ncısı düzenlenen “Yılın Yeşil Yapı Malzemesi & Teknolojisi” ve “Şantiye’nin Yıldızı” ödülleri, yeni-inovatif-sürdürülebilir çözümlerin inşaat sektörüne daha yakından tanıtılması amacıyla gerçekleştiriliyor.

İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru, Sanayi Tesislerine Özel Olarak Geliştirildi

Sektörde 60 yılı aşkın deneyimiyle sürdürülebilir, güvenli ve yüksek kaliteli yalıtım çözümleri sunan İzocam, geçen sene piyasaya kazandırdığı yeni ürünü “HT Camyünü Prefabrik Boru” ile yüksek sıcaklıklarda yalıtım performansını bir üst seviyeye taşıdı. Performans, güvenlik ve konforu bir arada sunduğu bu ürününü sanayi tesislerine özel olarak tasarlayan lider firma, endüstriyel yalıtıma güçlü bir katkı daha sunmuş oldu.

Yüzde 80’e kadar geri dönüştürülmüş içeriğe sahip camyününden imal edilen ve dış yüzeyi alüminyum folyo ile kaplanan bu inovatif ürün, 450°C’ye kadar sıcaklıklara dayanıklılığı ile öne çıkıyor. Sanayi tesisleri, enerji santralleri, doğalgaz ve petrokimya hatları gibi yüksek sıcaklıkla çalışan sistemlerde ideal bir çözüm sunan bu benzersiz ürün, tesisatlarda ve boru hatlarında ısı yalıtımı, terleme ve donmaya karşı koruma gibi temel işlevlerinin yanı sıra; basınçlı su borularında titreşim ve ses yalıtımı amacıyla da kullanılıyor.

A sınıfı yangın dayanımı ile öne çıkan “İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru”, yangın güvenliği açısından da önemli bir avantaj sunuyor. Yüksek sıcaklıklarda bile düşük ısı iletkenlik değerleriyle mükemmel bir enerji tasarrufu sağlayan ürün, çalışanlar için daha sessiz, güvenli ve konforlu bir ortam yaratılmasına katkıda bulunuyor. Modüler yapısı sayesinde kolay montaj imkânı sunan “İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru”, montaj sürecinde zaman ve iş gücünden de önemli ölçüde tasarruf edilmesini sağlıyor. Böylece büyük ölçekli endüstriyel projelerde hem ekonomik hem de verimli bir tercih olarak öne çıkıyor.

İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası ile Yalıtımı Zirveye Taşıdı

İzocam, geçen yıl sektöre kazandırdığı diğer ürünü “İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası” ile de iç mekan tasarımında estetik ve işlevi bir arada sunuyor. Üstün teknik performansı şık tasarımla birleştiren bu özel ürün, modern mimarinin ihtiyaçlarına kusursuz bir çözüm getirirken yalıtımı da zirveye taşıyor.

“İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası”, yüksek performanslı mineral yün yapısı sayesinde A sınıfı yangın dayanımı sunarken, aynı zamanda ses ve ısı yalıtımında da üstün bir performans sergiliyor. Farklı en, boy ve kalınlık seçenekleri ile projelere esneklik kazandıran bu yenilikçi çözüm, üzerindeki dekoratif cam tülü kaplama sayesinde estetik beklentileri de karşılıyor. Ofislerden okullara, kamu binalarından alışveriş merkezlerine kadar birçok alanda kullanım için ideal olan ürün, mekanlara güvenli ve konforlu bir atmosfer kazandırıyor.

Mineral yünün doğal ses yutma özelliği, “İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası”nın en güçlü yönlerinden biri. Ortamda oluşan gürültüyü önemli ölçüde azaltarak daha huzurlu ve verimli yaşam alanları sunan “İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası”, okul ve ofislerde hem öğrenciler hem de çalışanlar için dikkatlerini daha kolay toplayarak, performanslarını artırabilecekleri ortamların oluşmasına maksimum katkı sağlıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Şişecam’ın 2026 İlk Çeyrek Net Satışları 57,5 Milyar TL Oldu

Yayınlandı

-

Cam ve kimyasallar sektörlerinin küresel oyuncusu Şişecam, 2026 yılı birinci çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. Şirket, yılın ilk üç ayında 57,5 milyar TL net satış elde etti. Bu dönemde Şişecam’ın toplam satışları içinde uluslararası satışlarının payı yüzde 61 seviyesinde gerçekleşirken; toplam yatırımları 5,7 milyar TL, ihracatı ise 228 milyon dolar oldu. Şişecam’ın aynı dönemdeki üretim performansı da güçlü seyrini sürdürdü. Şirket, ilk çeyrekte 1,3 milyon ton cam, 1,1 milyon ton soda külü ve 0,9 milyon ton endüstriyel hammadde üretimi gerçekleştirdi.

“2026, dayanıklılığın test edildiği bir yıl”

Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, ilk çeyrek sonuçlarını değerlendirirken küresel ekonomik görünüme dikkat çekti: “2026 yılı, jeopolitik gelişmelerin, enerji arzına ilişkin endişelerin ve süregelen enflasyon baskılarının etkisiyle başladı. Özellikle Orta Doğu’da artan gerilim, küresel ölçekte yeni bir maliyet baskısı ve enflasyon dalgası beklentisini güçlendirdi. Bu tablo, sıkı para politikalarının devamını desteklerken, şirketler açısından daha dayanıklı ve esnek yapılar kurma ihtiyacını da ön plana çıkardı.

Bu ortamda Şişecam, küresel konumlanmasının avantajlarını kullanarak ve katma değerli ürün portföyünü geliştirerek risk odaklı yaklaşımı sürdürdü. 2025 boyunca uyguladığımız dengeli ve disiplinli yönetim anlayışını 2026 yılına da kesintisiz şekilde taşıyoruz. Teknoloji odaklı dönüşümümüze devam ederken, enerji verimliliği ve maliyet optimizasyonu programlarımızı hızlandırıyor; aynı zamanda tedarik zincirimizi daha da güçlendiriyoruz.”

Yatırımlar büyümeyi destekliyor

Yücel, Şişecam’ın 2026 yılına güçlü bir yatırım performansıyla başladığını vurgulayarak şunları söyledi: “Yıla, orta ve uzun vadede gelirlerimizi destekleyecek yatırımlarımızı devreye alarak başladık. Avrupa’daki ilk cam ambalaj yatırımımız olan Macaristan Kaposvár tesisimizde ilk fırınımızı test üretimi için devreye aldık. Bulgaristan ve İtalya’daki düz cam tesislerimizde devreye aldığımız iki yeni kaplamalı cam hattı ile Avrupa’daki kaplama kapasitemizi yaklaşık iki katına çıkararak katma değerli ürün portföyümüzü genişlettik.

Tarsus’ta hayata geçirdiğimiz yeni yeşil saha düz cam yatırımımızda TR9 hattını devreye alarak yıllık 432 bin ton brüt üretim kapasitesi oluşturduk ve dünyanın en büyük düz cam üretim komplekslerinden birine ulaştık.

Ayrıca Kuzey İtalya düz cam fabrikamızda planlı bakım ve soğuk tamir çalışmalarını tamamlayarak üretimi yeniden başlattık. Planlı duruş yönetimi sayesinde Avrupa’daki diğer tesislerimizin kapasite kullanım oranlarını dengeli şekilde optimize ederken, bu adım ile FVÖK seviyesindeki kârlılığımıza 25 milyon Euro olumlu katkı sağladık.”

Finansman ve nakit yönetiminde güçlü adımlar

Yücel, finansman tarafındaki gelişmelere de dikkat çekti: “2026 yılının başında İngiltere’deki bağlı ortaklığımız üzerinden 500 milyon ABD doları tutarında Eurobond ihracı gerçekleştirdik. 1,7 milyar ABD doları talep gören bu işlem, uluslararası yatırımcıların Şişecam’a duyduğu güveni bir kez daha teyit etti.

Son bir yıl içinde sağladığımız uzun vadeli kaynaklarla birlikte bu işlem, küresel belirsizlikler karşısında likidite yönetimimizi güçlendirmemize önemli katkı sağladı.”

Yılın geri kalanında odak: verimlilik ve değer yaratma

2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin değerlendirmelerin ardından Yücel, yılın geri kalanıyla ilgili beklentilerini şöyle paylaştı: “İlk çeyrekte elde ettiğimiz performans güçlü bir zeminde ilerlediğimizi gösteriyor. Yılın geri kalanında da dengeli ve disiplinli yönetim anlayışımızı sürdürmeye; devreye giren yeni yatırımlarımızdan azami verim sağlamaya, şirket değerimizi artırmaya ve kârlılığı önceliklendirmeye devam edeceğiz.

Bu doğrultuda portföyümüzü daha rasyonel ve katma değerli bir yapıya dönüştürürken, müşteri odaklı yaklaşımımızı daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Güçlü finansal disiplinimiz, genişleyen katma değerli ürün portföyümüz, nitelikli müşteri yapımız ve Şişecam’ın 90 yıllık tecrübesi ile küresel rekabette fark yaratmaya devam edeceğiz.”

Okumaya Devam Et

GENEL

Tabanlıoğlu Mimarlık ve Erişilebilir Her Şey’den  “Herkes İçin Tasarım” Adımı

Yayınlandı

-

Türkiye’deki binaların %66,9’unun erişilebilir olmadığı günümüzde, Tabanlıoğlu Mimarlık kendi tasarım süreçlerindeki kapsayıcılığı artırmak ve ekiplerinin farkındalığını tazelemek amacıyla, Dünya Engelliler Haftası öncesinde “Erişilebilir Her Şey” ile özel bir eğitim programı düzenledi.

Tabanlıoğlu Mimarlık, yapısal çevrenin herkes için eşit kullanılabilir olması yönündeki hassasiyetini kurum içi bir eğitimle pekiştirdi. Farklı engel grupları için hizmetleri ve mekânları daha erişilebilir hale getirmeyi hedefleyen sosyal girişim Erişilebilir Her Şey (EHŞ) ile bir araya gelen mimarlık ofisi, 7 Mayıs tarihinde tasarım ekiplerinin katılımıyla “Evrensel Tasarım ve Fiziksel Erişilebilirlik Eğitimi” gerçekleştirdi.

Mimari Tasarımda Uzmanlığa Verilen Değer

TÜİK verilerine göre Türkiye’deki binaların %66,9’u erişilebilir standartları karşılamıyor. Dünya nüfusunun %15’ini engellenen bireylerin oluşturduğu gerçeği göz önüne alındığında, mekânsal erişilebilirlik giderek daha önemli bir ihtiyaç haline geliyor.

Mimari tasarım süreçlerinde akustik, trafik, yangın ve cephe gibi alanlarda uzman danışmanlarla her zaman yoğun bir iletişim içinde olan Tabanlıoğlu Mimarlık; erişilebilirlik standartları konusunda da aynı profesyonel yaklaşımı benimsiyor. Her projede erişilebilirlik uzmanlarıyla çalışma fırsatı olmamasından yola çıkan ofis, bu iş birliği sayesinde kendi mimari tasarım ekiplerinin evrensel tasarım konusundaki bilgilerini güncellemeyi ve genişletmeyi hedefliyor.

Tasarımda Eşitlikçi ve Yenilikçi Bir Bakış Açısı

7 Mayıs’ta gerçekleşen eğitim programında; evrensel tasarım kuralları, fiziksel erişilebilirlik standartları, iç ve dış mekânda yatay/dikey dolaşım ilkeleri ele alındı. Görme, işitme, bilişsel ve fiziksel farklılıkları olan bireylerin ihtiyaçları doğrultusunda, herkesin kullanımını eşit hale getiren tasarım anlayışı masaya yatırıldı.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye