RÖPORTAJ
Bonus Yalıtım: “Enerji Verimliliğinde Asıl Dönüşüm Mevcut Yapı Stokunun Yenilenmesiyle Sağlanacak”
Yayınlandı
2 ay önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Bonus Yalıtım, Türkiye’de enerji verimliliği alanında mevzuatın önemli bir gelişim gösterdiğini ancak dönüşümün hızlanması için denetimlerin güçlendirilmesi ve teşvik mekanizmalarının artırılması gerektiğini vurguluyor.
❖ Türkiye’de yeni yapı projelerinde enerji verimliliği kriterleri belirlenirken hangi ulusal ve uluslararası standartlar öncelikli olarak dikkate alınıyor? Mevcut yönetmeliklerin (örneğin Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği) uygulamadaki etkinliğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye’deki regülasyonlar, enerji verimli sistemlerin yaygınlaşması için yeterince teşvik edici mi? Eksik kalan noktalar nelerdir?
Türkiye’de yeni yapı projelerinde enerji verimliliği kriterleri belirlenirken ulusal düzeyde ana çerçeveyi TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kuralları Standardı, Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği, BEP-TR hesaplama yöntemi ve Enerji Kimlik Belgesi uygulaması oluşturuyor. Uluslararası düzeyde ise Avrupa Birliği Binalarda Enerji Performansı Direktifi, ilgili EN/ISO enerji performansı standartları ve gönüllü sertifikasyon sistemleri olan LEED ile BREEAM, özellikle nitelikli projelerde önemli referanslar olarak öne çıkıyor.
16 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yayımlanan BEP Yönetmeliği değişikliği, bu alanda önemli bir eşik niteliğinde. Düzenleme ile enerji verimliliği yaklaşımı yalnızca enerji tüketimi ve Enerji Kimlik Belgesi ile sınırlı kalmayıp; karbon ayak izi, yaşam döngüsü performansı ve düşük karbonlu bina kavramlarını da kapsayacak şekilde genişledi. Yapı inşaat alanı 10.000 m² ve üzeri binalarda, yapı kullanma izni aşamasında Enerji Kimlik Belgesi ile birlikte Bina Yaşam Döngüsü Analizi Belgesi sunulması zorunluluğunun 1 Ocak 2027 itibarıyla yürürlüğe girmesi bekleniyor.
Bu gelişmeler yalıtım sektörü açısından oldukça kritik. Çünkü bir binanın enerji performansını belirleyen en temel unsur bina kabuğudur. Dış cephe, çatı, döşeme, temel ve ısı köprüsü detayları doğru çözülmediğinde, en verimli mekanik sistemler dahi istenen performansı sağlayamaz. Bu nedenle yeni dönemde yalnızca fiyat odaklı değil; ısı iletkenlik değeri düşük, yangın güvenliği yüksek, uzun ömürlü ve çevresel etkisi belgelenebilir yalıtım ürünleri daha fazla önem kazanacaktır.
Mevcut yönetmeliklerin doğru yönde ilerlediğini düşünüyoruz; ancak uygulama ve denetim tarafında hâlâ geliştirilmesi gereken noktalar var. Denetimlerin yalnızca “yalıtım var mı?” sorusuna değil, doğru malzeme, doğru kalınlık ve doğru uygulama kriterlerine odaklanması gerekiyor. Çünkü projede hesaplanan performansın sahada aynı kaliteyle uygulanması enerji verimliliğinin başarısı için belirleyicidir.
Türkiye’de regülasyonlar önemli bir başlangıç sunuyor; fakat enerji verimli sistemlerin yaygınlaşması için tek başına yeterli değil. A sınıfı Enerji Kimlik Belgesi’ne sahip, nSEB kriterlerini aşan veya düşük karbonlu malzeme kullanan projeler; düşük faizli yeşil kredi, vergi avantajı, harç indirimi ve kamu ihalelerinde ek puan gibi teşviklerle desteklenmelidir.
Bonus Yalıtım olarak enerji verimliliğini yalnızca mevzuata uyum değil, binanın ömrü boyunca değer üreten bir yatırım olarak görüyoruz. Eksik kalan en önemli alan ise mevcut yapı stokudur. Türkiye’de enerji kaybının büyük bölümü eski ve yalıtımsız binalardan kaynaklanıyor. Bu nedenle kentsel dönüşüm ve bina yenileme süreçlerinde estetikten önce doğru mühendislik, doğru malzeme ve doğru uygulama esas alınmalıdır.
❖ Türkiye’deki mevcut yapı stokunu enerji performansı açısından nasıl değerlendirirsiniz? Kentsel dönüşümü ve renovasyon süreçlerinde enerji verimliliği ne ölçüde öncelik kazanıyor? Enerji verimliliği yüksek sistemlerin ilk yatırım maliyetleri ile işletme maliyetleri arasındaki dengeyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu tür yatırımların geri dönüş süresi (ROI) ortalama olarak hangi aralıklarda gerçekleşiyor?
Türkiye’deki mevcut yapı stokunu enerji performansı açısından değerlendirdiğimizde, tablo maalesef hala istenilen seviyede değil. Türkiye’deki mevcut yapı stokunun yaklaşık %70’i hala yalıtımsız veya güncel standartların çok uzağında. Bu durum yalnızca yüksek enerji tüketimi anlamına gelmiyor; aynı zamanda konforsuz yaşam alanları, artan ısıtma-soğutma giderleri, karbon emisyonu ve yapı ömrünü olumsuz etkileyen riskler anlamına geliyor.
Kentsel dönüşüm bu noktada Türkiye için en güçlü fırsatlardan biri. Ancak dönüşüm süreçlerinde enerji verimliliği çoğu zaman hala ek maliyet gibi algılanabiliyor. Oysa doğru tasarlanmış bir yalıtım sistemi, binanın toplam yatırım maliyeti içinde sınırlı bir paya sahipken, kullanım ömrü boyunca çok ciddi enerji tasarrufu sağlıyor. Bu nedenle kentsel dönüşüm yalnızca deprem güvenliği veya yeni konut üretimi olarak değil; daha güvenli, daha uzun ömürlü, daha düşük enerji tüketen ve daha sürdürülebilir şehirler oluşturma süreci olarak ele alınmalı.
İlk yatırım maliyeti ile işletme maliyeti arasındaki dengeye baktığımızda, enerji verimliliği yüksek sistemlerin başlangıçta sınırlı bir ek maliyet oluşturduğunu; buna karşılık binanın kullanım süresi boyunca ısıtma ve soğutma giderlerinde kalıcı tasarruf sağladığını görüyoruz. Yalıtım, toplam inşaat maliyeti içinde genellikle düşük bir paya sahip olmasına rağmen, enerji tüketimini doğrudan etkileyen en güçlü kalemlerden biridir. Doğru ürün ve doğru uygulamayla kurgulanan bir yalıtım yatırımının geri dönüş süresi, bina tipine, iklim bölgesine, enerji fiyatlarına ve uygulama kalitesine bağlı olarak çoğunlukla 3 ila 5 yıl aralığında gerçekleşebilmektedir.
❖ Sektördeki konumunuzu ve rekabet avantajlarınızı nasıl tanımlarsınız? Markanızın son bir yıl içerisindeki stratejik gelişim alanları neler oldu? Yurt içi ve yurt dışı pazarlarda büyüme stratejiniz nasıl şekilleniyor? Önümüzdeki döneme ilişkin öncelikli hedefleriniz nelerdir?
Bonus Yalıtım olarak sektördeki konumumuzu yalnızca ürün tedarik eden bir marka olarak değil; yapının farklı ihtiyaçlarına bütüncül çözümler sunan, projeye ve sahaya değer katan bir çözüm ortağı olarak tanımlıyoruz. Isı, su, ses ve yangın yalıtımını bir bütün olarak ele alan yaklaşımımızla, temelden çatıya kadar uzanan geniş ürün gamımız sayesinde yapıların enerji verimliliğine, güvenliğine, konforuna ve uzun ömürlü performansına katkı sağlıyoruz.
Rekabet avantajımızın temelinde yerli üretim gücümüz, geniş ürün çeşitliliğimiz, kalite odağımız, sahayı tanıyan teknik yaklaşımımız ve sürdürülebilir büyüme vizyonumuz yer alıyor. Şantiyelerde yalnızca ürünün teknik değerleri değil; uygulanabilirliği, detay çözümü, lojistik sürekliliği ve uygulama sonrası performansı da belirleyici oluyor. Biz bu nedenle ürünlerimizi sadece laboratuvar performanslarıyla değil, proje ve şantiye gerçekleriyle birlikte değerlendiriyoruz.
Son bir yılda stratejik olarak üretim kapasitemizi artırmaya, proje bazlı çözüm yaklaşımımızı güçlendirmeye, teknik iletişimimizi geliştirmeye ve dijital bilgi kanallarımızı daha etkin hale getirmeye odaklandık. Bonus’a Sor gibi platformlarla yalnızca ürün anlatmıyor; doğru yalıtım, doğru detay ve doğru uygulama konusunda sektöre bilgi desteği sunuyoruz. Çünkü bugün pazarda en büyük ihtiyaçlardan biri kaliteli malzemenin yanında, doğru bilgiye hızlı ve güvenilir şekilde erişebilmek.
Bu dönemde en önemli stratejik adımlarımızdan biri de taş yünü üretiminde üçüncü üretim hattımızın yatırım sürecini başlatmamız oldu. Bu yatırımla yıllık taş yünü üretim kapasitemizi 80 bin tondan 160 bin tona çıkarmayı ve Balkanlar’dan Uzak Doğu’ya uzanan geniş bir coğrafyada bölgenin en büyük taş yünü üreticilerinden biri olmayı hedefliyoruz. Bu kapasite artışı, yalnızca üretim gücümüzü değil; ihracat kabiliyetimizi, tedarik sürekliliğimizi ve global pazarlardaki rekabetçiliğimizi de önemli ölçüde güçlendirecek.
Önümüzdeki dönemde öncelikli hedeflerimiz; üretim kapasitemizi artırmak, global pazarlarda daha güçlü bir konuma ulaşmak, sürdürülebilirliği tüm iş süreçlerimize entegre etmek, Ar-Ge ve dijital dönüşüm yatırımlarımızı hızlandırmak olacak. Kısacası Bonus Yalıtım olarak büyümeyi yalnızca satış rakamlarıyla değil; üretim gücü, ihracat kapasitesi, inovasyon, sürdürülebilirlik, iş ortaklarımızla birlikte gelişme ve sektöre kattığımız değer üzerinden tanımlıyoruz.
❖ Ürün portföyünüzde öne çıkan enerji verimli çözümler hangileri? Yapılarda doğru ürün ve sistem seçimi yapılırken hangi teknik ve ekonomik kriterler göz önünde bulundurulmalı? Projelerde tercih edilen ürünlerinizin, kullanıcıya sağladığı uzun vadeli avantajlar nelerdir? Satış sonrası hizmetlerinizin müşteri memnuniyetine etkisini nasıl ölçümlüyorsunuz?
Bonus Yalıtım olarak ürün portföyümüzde enerji verimliliği açısından öne çıkan çözümlerimizin başında taş yünü ve XPS ürünlerimiz geliyor. Dış cephe, çatı, temel, döşeme, perde duvar ve ters çatı gibi farklı uygulama alanlarında kullanılan bu ürünler; binanın ısıtma ve soğutma ihtiyacını azaltarak enerji tüketimini düşürür, kullanıcıya uzun vadeli tasarruf sunar.
Özellikle doğru kalınlıkta, doğru detayla ve uygun sistemle uygulanan ısı yalıtımı; yalnızca kış aylarında ısı kaybını değil, yaz aylarında soğutma yükünü de azaltır. Bu sayede binalarda dört mevsim enerji verimliliği, daha dengeli iç ortam sıcaklığı ve daha yüksek yaşam konforu sağlanır. Artan enerji maliyetleri dikkate alındığında, yüksek performanslı ısı yalıtımı artık tercih değil, ekonomik ve çevresel bir zorunluluk haline gelmiştir.
Doğru ürün ve sistem seçimi yapılırken yalnızca ilk yatırım maliyetine bakılmamalıdır. Ürünün ısı iletkenlik değeri, basma dayanımı, uygulama alanına uygunluğu, kullanım ömrü, bakım ihtiyacı ve sağlayacağı enerji tasarrufu birlikte değerlendirilmelidir. Kısa vadede daha ekonomik görünen düşük performanslı ürünler, uzun vadede daha yüksek enerji tüketimi, konfor kaybı ve bakım maliyeti olarak geri dönebilir.
Projelerde tercih edilen ısı yalıtım ürünlerimizin kullanıcıya sağladığı en önemli uzun vadeli avantajlar; daha düşük enerji giderleri, daha yüksek konfor, daha istikrarlı bina performansı, daha uzun yapı ömrü ve gayrimenkul değerine katkı olarak özetlenebilir. Satış sonrası tarafta ise müşteri memnuniyetini yalnızca ürün teslimiyle değil; teknik destek, doğru ürün yönlendirmesi, uygulama detaylarına katkı, saha geri bildirimleri ve iş ortaklarımızla kurduğumuz sürdürülebilir ilişki üzerinden değerlendiriyoruz. Bizim için memnuniyet, ürünün şantiyeye ulaşmasıyla değil, yapıda uzun yıllar doğru performans göstermesiyle ölçülür.
❖ Sürdürülebilirlik stratejinizin temel yapı taşları nelerdir? 2025 ve sonrası için sürdürülebilirlik vizyonunuz nasıl şekilleniyor? Karbon ayak izi azaltımı ve döngüsel ekonomi konularında ne tür çalışmalar yürütüyorsunuz? Bugüne kadar hayata geçirdiğiniz çevresel ve sosyal sorumluluk projelerinden öne çıkanlar hangileri? Bu kapsamda başarı hikayelerinizden birini bizimle paylaşır mısınız?
Bonus Yalıtım olarak sürdürülebilirlik stratejimizi, yalnızca üretim süreçlerimizin çevresel etkisini azaltmakla sınırlı görmüyoruz. Bizim için sürdürülebilirlik; yapıların daha az enerji tüketen, daha güvenli, daha dayanıklı ve daha uzun ömürlü hale gelmesine katkı sunan bütüncül bir yaklaşımı ifade ediyor. Bu nedenle XPS, membran ve taş yünü ürün gruplarımızı temelden çatıya kadar yapının tüm kabuğunu doğru kurgulayan sistem çözümleri olarak ele alıyoruz.
Karbon ayak izimizi azaltma çalışmalarımızın en somut örneklerinden biri, üretim tesislerimizin çatılarına kurduğumuz güneş enerji santralleri oldu. Bugüne kadar 23,9 milyon kWh temiz enerji üretimi sağlayarak yaklaşık 12.000 ton CO₂ salımının önüne geçtik. Bunun yanında üretimde enerji verimli proseslere, atık yönetimine ve kaynak kullanımını optimize eden uygulamalara odaklanıyoruz.
Döngüsel ekonomi yaklaşımında ise önceliğimiz; performansını yıllar boyunca koruyan, yapı ömrünü uzatan ve bakım-onarım ihtiyacını azaltan ürünler geliştirmek. Çünkü doğru ürün, doğru detay ve doğru uygulama ile kurgulanan yalıtım sistemleri yalnızca enerji tasarrufu sağlamaz; aynı zamanda binanın yaşam döngüsü boyunca daha düşük emisyon, daha düşük işletme maliyeti ve daha yüksek yapı güvenliği sunar.
Sosyal sorumluluk tarafında ise doğru yalıtım bilincinin yaygınlaşmasını önemsiyoruz. Teknik bilgilendirmeler, bayi ve uygulamacılarla yapılan paylaşımlar, seminerler ve farkındalık çalışmalarıyla sektöre yalnızca ürün değil, bilgi ve uygulama kültürü de kazandırmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda en önemli başarı hikayemiz; temiz enerji yatırımlarımızı, yüksek performanslı ürünlerimizi ve doğru yalıtım bilincini aynı sürdürülebilirlik vizyonu altında buluşturabilmemizdir.
Tolga Ceylan
Satış ve Pazarlama Müdürü
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
Masdaf, Akıllı Pompa Sistemleriyle Verimlilik ve Dijital Dönüşüme Odaklanıyor
Yayınlandı
4 gün önce-
Ağustos 13, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Erhan Özdemir Masdaf CEO’su
1977’den bu yana yüzde 100 yerli sermaye ile akışkan teknolojileri alanında faaliyet gösteren Masdaf, yüksek verimli pompa sistemleri, veri odaklı üretim ve dijitalleşme yatırımlarıyla sektörün dönüşümüne katkı sunuyor.
Öncelikle, firmanızı ve faaliyet alanlarınızı kısaca tanıtabilir misiniz? 2026 yılının ilk yarısı özelinde sektörün mevcut görünümünü ve sektördeki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Masdaf olarak 1977 yılında, suyun ve enerjinin etkin kullanılması ve yaşam kaynaklarının korunması ilkesiyle, yüzde 100 yerli sermaye ile faaliyetlerimize başladık. Bugün 40 bin metrekare alan üzerine kurulu Düzce tesislerimizde; uçtan emişli, inline, axial ayrılabilir, yangın, kademeli, proses, dalgıç, kolonlu, kendinden emişli ve dişli pompaların yanı sıra hidrofor ve genleşme tankları da dahil olmak üzere geniş bir ürün yelpazesinde üretim gerçekleştiriyoruz. Akışkan teknolojileri alanındaki çözümlerimizi bina teknolojileri, endüstri, yangın güvenliği, tarım, altyapı ve enerji başta olmak üzere birçok sektöre sunuyor, ERP direktiflerine uygun olarak geliştirdiğimiz yüksek verimli pompa sistemlerini 100’den fazla ülkeye ihraç ediyoruz. 4 binin üzerinde farklı ürün üretiyor olmamız da farklı sektörlerin ve pazarların ihtiyaçlarına yönelik geniş bir çözüm kapasitesine sahip olduğumuzu gösteriyor.
Pompa sektöründe Türkiye, son yıllarda güçlü bir teknolojik dönüşüm sürecinden geçiyor. Artık yalnızca suyun taşınması değil, bunun minimum enerjiyle, maksimum verimlilikte ve sistem bütünlüğü içinde yapılması hedefleniyor. Bu yaklaşım, sektörü daha akıllı, entegre ve yüksek standartlı çözümlere yönlendiriyor. Yerli üreticiler, yüksek verimli pompa sistemleri, frekans kontrollü sürücüler (VFD), sistem optimizasyonu ve akıllı kontrol çözümleri gibi ileri teknolojileri kendi bünyelerinde geliştirebilir hale geldi. Bu da Türkiye’yi sadece ürün üretiminde değil, mühendislik ve teknoloji geliştirme alanında da rekabetçi bir konuma taşıyor.
Dijitalleşme rekabet koşullarınızı nasıl değiştirdi? Veri yönetimi ve gerçek zamanlı analiz, karar alma süreçlerinizde nasıl bir rol oynuyor?
Dijitalleşmeyi müşteri deneyimini geliştiren uzun vadeli bir dönüşüm alanı olarak ele alıyoruz. Bilgi Teknolojileri ve Dijitalleşme Departmanız ile tüm dijital dönüşüm çalışmalarımızı tek çatı altında topladık ve veri odaklı bir yapıya geçiş sürecini başlattık. Gelişmiş analitik uygulamaları ve yapay zekâ kullanımını süreçlerimize kademeli olarak entegre etmek üzere projeler geliştiriyoruz. Gerçek zamanlı veri ve sensör teknolojileri sayesinde sistem performansını daha yakından izlemeyi, müşteri ihtiyaçlarına daha hızlı yanıt verebilmeyi ve kullanım süreçlerini daha öngörülebilir hale getirmeyi amaçlıyoruz. Bu doğrultuda hedefimiz yalnızca operasyonel verimlilik sağlamak değil, müşterilerimizin enerji tüketimini optimize eden, bakım süreçlerini kolaylaştıran ve karar alma süreçlerini güçlendiren akıllı sistemler geliştirmek.
Son dönemde üretim tesislerinizde hayata geçirdiğiniz otomasyon, akıllı üretim veya Endüstri 4.0 uygulamalarından öne çıkan örnekleri paylaşabilir misiniz?
Üretim tesislerimizde MES sistemimiz var. Üretimden gerçek zamanlı verileri alıp analiz ediyor, bunu da üretim süreçlerimizin iyileştirilmesi için kullanıyoruz. Önümüzdeki süreçte üretimimizin daha da dijital olması için çalışmalar yapıyoruz. Amacımız, kısa bir süre içinde tüm operasyonel süreçlerin dijitale taşındığı bir yapıya dönüşmek.
BIM, dijital ikiz, artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) veya nesnelerin interneti (IoT) gibi teknolojiler ürün geliştirme ya da proje süreçlerinizde nasıl yer buluyor? Yapay zekâ destekli sistemlerin önümüzdeki yıllarda yapı malzemeleri ve inşaat sektöründe hangi alanlarda yaygınlaşacağını öngörüyorsunuz?
Bu konular pompa sektörü için nispeten yeni konular. IoT, uzaktan izleme, dijital ikiz, dijital öğrenme gibi konularda ilgili departmanlarımızın çalışmaları devam ediyor. Önümüzdeki dönemde bu çalışmaların meyvelerini hep beraber görme şansına sahip olacağız.
Dijital gelişiminiz kapsamında, son dönemde pazara sunduğunuz yüksek teknolojiye sahip ürünleriniz ve hizmetleriniz ilgili bilgi alabilir miyiz? Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün çeşitliliğine sahipsiniz? Ürünlerinizin çalışma prensipleri ile müşterilerinize sunduğunuz avantajlar ve çevre dostu yönleri nelerdir?
Uzaktan izleme ve enerji optimizasyonu ile ilgili ülkemizin önemli bir kuruluşu ile ortak proje yürütüyoruz. Bu projenin hedeflerine ulaşması ile birlikte diğer müşterilerimize de tasarladığımız sistemleri sunma şansına sahip olacağız.
Haziran ayında yeni ıslak rotorlu sirkülasyon pompamız olan Omnia serisi pompalarımızın lansmanını yaptık. Bu pompalar, entegre frekans kontrol ünitesi ve özel yazılımı ile tüm tesisat uygulamalarının zorlu şartlarına tam uyum sağlıyor.
Ürün geliştirme vizyonumuzu enerji verimliliği, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillendiriyoruz. Pompa sistemlerinin dünya elektrik tüketimindeki önemli payı nedeniyle, geliştirdiğimiz her yeni üründe yüksek verimli motorlar, frekans kontrollü sürücüler ve akıllı kontrol teknolojilerine odaklanıyoruz.
Sürdürülebilirlik hedeflerinize ulaşmada dijital teknolojiler nasıl bir katkı sağlıyor? Dijitalleşme, karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda; kaynak yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?
Sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği, üretim anlayışımızın merkezinde yer alıyor. Ürünlerimizi geri dönüştürülebilir malzemelerle tasarlıyor, kullanım ömürlerini tamamladıklarında tekrar sisteme kazandırılabilir şekilde üretiyoruz. Pompalar, dünya genelindeki elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 22’sinin gerçekleşmesinde rol oynuyor. Bu nedenle yalnızca ürün bazında değil, sistem verimliliği üzerinden de enerji tüketimini azaltmaya odaklanıyoruz. Yeni ürünler geliştirirken mevcut ürün portföyümüzün enerji verimliliğini artırmak da önceliklerimiz arasında yer alıyor. Üretim süreçlerimizi de bu yaklaşımla şekillendiriyoruz. Düzce’deki üretim tesisimizde güneş enerjisi sistemine yatırım yaptık ve yıllık ortalamada tesisimizde tüketilen elektriğin yüzde 60’ını güneş enerjisinden sağlıyoruz. İlave GES kapasitesi ile ilgili de onay süreçlerini tamamladık. En kısa sürede bunu da hayata geçirip “elektrik pozitif” olmayı amaçlıyoruz.
Son olarak, önümüzdeki 5 yıllık perspektifte dijital dönüşüm yatırımlarınızın odağında hangi teknolojiler yer alacak? Sektörün geleceğine ilişkin beklentilerinizi paylaşır mısınız?
2030 hedeflerimiz doğrultusunda tüm ürün portföyümüzü akıllı sistemlerle entegre hale getirmeyi, uzaktan izlenebilir ve yönetilebilir pompa teknolojileri geliştirmeyi amaçlıyoruz. Bu doğrultuda dijital sensörler, gelişmiş analitik uygulamalar, yapay zekâ destekli sistemler ve uzaktan izleme teknolojileri dijital dönüşüm çalışmalarımızın odağında yer alıyor.
GENEL
İstanbul Teknik, Üretim Gücünü Ar-Ge ve İzlenebilirlik Çözümleriyle Pekiştiriyor
Yayınlandı
4 gün önce-
Ağustos 13, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Cemil Aytaç Fabrika Müdürü İstanbul Teknik İnşaat A.Ş.
Türkiye’nin ilk ve en büyük geogrid üreticisi İstanbul Teknik, geosentetiklerden yalıtım ve yeşil çatı sistemlerine uzanan geniş ürün yelpazesini mühendislik, Ar-Ge ve uygulama deneyimiyle destekliyor.
- Öncelikle, firmanızı ve faaliyet alanlarınızı kısaca tanıtabilir misiniz? 2026 yılının ilk yarısı özelinde sektörün mevcut görünümünü ve sektördeki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Öncelikle bu sayınızda görüşlerimize yer verdiğiniz için sizlere teşekkür ederim.
İstanbul Teknik’i, yapı malzemeleri alanındaki üretim gücünü mühendislik, Ar-Ge ve uygulama deneyimiyle bir araya getiren güçlü bir çözüm ortağı olarak tanımlayabilirim. Geosentetiklerden yalıtım ve yeşil çatı sistemlerine, asfalt katkılarından mermer güçlendirme çözümlerine uzanan geniş bir alanda faaliyet gösteriyoruz.
Türkiye’nin ilk ve en büyük geogrid üreticisi olarak yalnızca ürün sunmuyor; uzman kadromuzla projelerin ihtiyaçlarına özel çözümler de geliştiriyoruz. Ar-Ge Merkezimizde üniversiteler ve uluslararası araştırma kuruluşlarıyla yürüttüğümüz çalışmalar sayesinde ürünlerimizi ve üretim süreçlerimizi sürekli geliştirirken ülkemizin bu alanlardaki yurt dışı bağımlılığını azaltmaya yönelik çalışmalar da gerçekleştiriyoruz.
Bugün güçlü üretim altyapımız, geniş satış ağımız ve uluslararası pazarlardaki deneyimimizle Türkiye’de ve dünyanın farklı bölgelerindeki önemli projelerde yer alıyoruz. Bizi sektörde farklılaştıran temel yaklaşımın; üretim gücünü, bilimsel araştırmaları ve mühendislik deneyimini aynı yapı altında buluşturmamız olduğunu düşünüyorum.
- Dijitalleşme rekabet koşullarınızı nasıl değiştirdi? Veri yönetimi ve gerçek zamanlı analiz, karar alma süreçlerinizde nasıl bir rol oynuyor?
Dijitalleşme, rekabeti yalnızca hız ve verimlilik üzerinden değil; kalite, şeffaflık, izlenebilirlik ve değişen ihtiyaçlara hızlı yanıt verebilme kabiliyeti üzerinden de yeniden şekillendiriyor.
Fabrikamızda üretim, kalite kontrol, stok ve sevkiyat süreçlerinden elde ettiğimiz verileri dijital sistemler üzerinden takip ediyoruz. Bu sayede üretim süreçlerimizi daha doğru planlayabiliyor, olası aksaklıkları daha hızlı tespit edebiliyor ve kararlarımızı güncel verilere dayanarak alabiliyoruz. Kullandığımız sistemleri gelişen teknolojilere ve ihtiyaçlarımıza uygun şekilde sürekli güncelliyor ve geliştiriyoruz.
Dijitalleşmenin sağladığı veri bütünlüğü, departmanlar arasındaki bilgi akışını da güçlendiriyor. Böylece hem kaynaklarımızı daha verimli yönetiyor hem de kalite sürekliliğini ve üretimde izlenebilirliği destekliyoruz.
- Son dönemde üretim tesislerinizde hayata geçirdiğiniz otomasyon, akıllı üretim veya Endüstri 4.0 uygulamalarından öne çıkan örnekleri paylaşabilir misiniz?
Üretim ve dijitalleşme alanında yakın dönemde öne çıkan iki önemli gelişmemiz bulunuyor.
Bunlardan ilki, fabrikamızda kapsamlı bir yaklaşımla yürüttüğümüz dijital dönüşüm süreci. Bu süreçte çalışanlarımız dijital dönüşüm alanındaki eğitimlere katılarak süreçlerinin büyük bir kısmını dijitale taşıdı. Ardından işletmelerin dijitalleşme seviyesini ölçen ve gelecek çalışmalara yönelik bir yol haritası sunan Dijital Dönüşüm Değerlendirme Modeli (DDX) raporumuzu aldık. Böylece fabrikamızın dijital dönüşümdeki sonuçlarını değerlendirirken atacağımız yeni adımları da daha sistemli biçimde planlama imkânı elde ettik.
Hayata geçirdiğimiz uygulamalar sonucunda üretim verimliliğimizi yüzde 25 artırırken veri girişlerine ayrılan süreyi üçte bir oranında azalttık ve kurumsal hafızamızı güçlendirecek dijital arşivimizi oluşturmaya başladık. Bu çalışmalar iş kazalarının azalmasına da katkı sağladı. Bu çalışmalarımız, Bolu Ticaret ve Sanayi Odası tarafından “Dijital Dönüşüm Farkındalık Ödülü”ne layık görüldü. Bu ödül bizim için büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı olurken gelecekte atacağımız adımlar için de bize cesaret verdi ve motivasyonumuzu artırdı.
İkinci önemli gelişmemiz ise yakın dönemde hayata geçirdiğimiz “Kaliteme Güveniyorum” sistemi. Sektör liderliğimizin getirdiği sorumlulukla geliştirdiğimiz, ülkemizde ilk ve tek, dünyada ise benzerine rastlanmayan bu sistemle ürettiğimiz her bir ürünün hammaddeden başlayan üretim yolculuğuna ait verileri, üretim öncesinde ve sonrasında gerçekleştirilen testlerin sonuçlarını ve Ar-Ge Merkezi laboratuvarımızda hazırlanan analiz raporlarını, ürünlerimizin üzerine yerleştirdiğimiz QR kod aracılığıyla müşterilerimizle paylaşıyoruz.
Bu sistemle müşterilerimiz genel veya örnek bir teknik dokümana değil; doğrudan satın aldıkları ürüne ait hammadde analizlerine, üretim bilgilerine, kalite kontrol sonuçlarına ve teknik verilere ulaşabiliyor.
Elbette müşterimizin karşısında bir QR kod olarak görünen sistemin arkasında oldukça kapsamlı bir yazılım altyapısı ve birbiriyle bağlantılı dijital süreçler bulunuyor. Süreç, hammaddenin satın alınması ve kontrol edilmesiyle başlıyor; uygun bulunan hammaddenin üretime alınması, üretim, kalite kontrol ve sevkiyat aşamalarına kadar devam ediyor. Tüm bu adımların atlanmadan, gözden kaçırılmadan ve sürdürülebilir biçimde yürütülmesi yazılım tarafından kontrol ediliyor.
Bu sistemle kaliteyi yalnızca beyan etmiyor; üretimin her aşamasında denetliyor, kayıt altına alıyor ve müşterilerimizin kontrolüne sunuyoruz. Özellikle farklı zamanlarda ve partiler hâlinde teslimat yapılan büyük projelerde ürünlerin aynı kalite ve teknik özellikleri taşıdığının izlenebilmesini sağlıyoruz.
“Kaliteme Güveniyorum” sistemini yazılımı, üretim süreçlerini, laboratuvar çalışmalarını, sevkiyatı ve teknik desteği aynı yapı içinde buluşturan bütüncül bir dijital dönüşüm projesi olarak değerlendiriyoruz. Sistemin vaadini de oldukça açık ifade ediyoruz: “Kaliteme güveniyorum ve bunu kanıtlıyorum.”
- Dijital gelişiminiz kapsamında, son dönemde pazara sunduğunuz yüksek teknolojiye sahip ürünleriniz ve hizmetleriniz ilgili bilgi alabilir miyiz? Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün çeşitliliğine sahipsiniz? Ürünlerinizin çalışma prensipleri ile müşterilerinize sunduğunuz avantajlar ve çevre dostu yönleri nelerdir?
Geosentetik ürünlerimiz karayolları, demiryolları, havaalanları, maden sahaları, atık depolama tesisleri, barajlar ve istinat yapıları gibi büyük ölçekli altyapı projelerinde ve konut projelerinde kullanılıyor. Zemin güçlendirme, ayırma, filtrasyon, drenaj, erozyon kontrolü ve sızdırmazlık gibi farklı mühendislik işlevlerine yönelik çözümler geliştiriyoruz.
Konut ve ticari yapılarda ise su ve ısı yalıtımı, drenaj, yeşil çatı ve peyzaj sistemleri konusunda ürün ve çözüm sunuyoruz.
Ürünlerimizin kullanıldığı projelerin uzun ömürlü, sürdürülebilir ve güvenli biçimde hizmet verebilmesinde kalitenin belirleyici bir rol taşıdığını biliyoruz. Bu nedenle yüksek teknik performansı, kalite sürekliliğini ve projeye özel ihtiyaçları ürün geliştirme çalışmalarımızın merkezinde tutuyoruz. Ar-Ge gücümüzle geliştirdiğimiz çözümlerde dayanıklılığın yanı sıra kaynakların verimli kullanılması ve çevresel etkilerin azaltılmasını da önceliklendiriyoruz.
- Sürdürülebilirlik hedeflerinize ulaşmada dijital teknolojiler nasıl bir katkı sağlıyor? Dijitalleşme, karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda; kaynak yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?
Dijital teknolojiler, sürdürülebilirlik çalışmalarının ölçülebilir ve yönetilebilir hâle gelmesini sağlıyor. Üretim, kalite, stok ve sevkiyat verilerinin takip edilmesi; kaynak kullanımının daha doğru planlanmasına, gereksiz üretimin ve ürün kayıplarının azaltılmasına katkı sunuyor. Kalite sürekliliğinin izlenmesi de hatalı üretim ve tekrar iş yapma ihtimalini azaltarak kaynak verimliliğini destekliyor.
Dijital doküman kullanımıyla basılı materyal ihtiyacını azaltıyor; ürünlere ait teknik belgeleri, test sonuçlarını ve uygulama bilgilerini dijital kanallar üzerinden erişilebilir hâle getiriyoruz. “Kaliteme Güveniyorum” sistemi de bu yaklaşımın bir parçası. Ürüne ilişkin güncel bilgi ve belgelerin QR kod üzerinden paylaşılması hem bilgiye erişimi kolaylaştırıyor hem de dokümantasyon süreçlerini daha verimli hâle getiriyor.
Aynı zamanda geliştirdiğimiz çözümler; yapıların ve altyapıların kullanım ömrünü uzatmaya, bakım ve yenileme ihtiyacını azaltmaya ve doğal kaynakların daha verimli kullanılmasına katkı sağlıyor. Dijital veriler ise bu ürünlerin üretimden uygulamaya kadar daha doğru yönetilmesini destekliyor.
Sürdürülebilirlik yaklaşımımızın önemli bir boyutunu da yenilenebilir enerji kullanımı oluşturuyor. Bu doğrultuda fabrikamızda hayata geçirdiğimiz güneş enerjisi yatırımıyla elektrik ihtiyacımızın önemli bir bölümünü yenilenebilir kaynaklardan karşılamaya başladık. Dijital sistemler aracılığıyla enerji üretimimizi ve tüketimimizi takip ederek kaynaklarımızı daha verimli yönetiyor, sürdürülebilirlik çalışmalarımızı ölçülebilir verilerle destekliyoruz.
- Son olarak, önümüzdeki 5 yıllık perspektifte dijital dönüşüm yatırımlarınızın odağında hangi teknolojiler yer alacak? Sektörün geleceğine ilişkin beklentilerinizi paylaşır mısınız?
Teknoloji sürekli gelişirken iş yapış biçimleri ve müşteri beklentileri de değişiyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde de yeni teknolojileri yakından takip etmeye, ihtiyaçlarımıza uygun sistemleri mevcut süreçlerimize entegre etmeye ve dijital altyapımızı sürekli geliştirmeye devam edeceğiz.
Amacımız, yalnızca güncel teknolojilere uyum sağlamak değil; bu teknolojileri üretim kalitemizi, operasyonel verimliliğimizi ve müşterilerimize sunduğumuz hizmeti ileriye taşıyacak şekilde kullanmak. Fabrikamızdaki süreçleri gelişen teknolojilere uygun şekilde sürekli güncellemeye, çalışanlarımızın yetkinliklerini geliştirmeye ve üretimimizi daha verimli, güvenli ve izlenebilir hâle getirecek uygulamaları hayata geçirmeye devam edeceğiz.
GENEL
Form MHI Klima Sistemleri, Güçlü Bayi Ağı ve Yeni Nesil Çözümleriyle Büyümesini Sürdürüyor
Yayınlandı
4 gün önce-
Ağustos 13, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Form MHI Klima Sistemleri – VRF Sistemler Genel Müdür Yardımcısı Uğur Bayülgen
Mitsubishi Heavy Industries ile 2011 yılından bu yana sürdürdüğü iş birliğini 2019’da ortaklığa taşıyan Form MHI Klima Sistemleri; split, multi-split, VRF ve ısı pompası çözümleriyle iklimlendirme sektöründeki konumunu güçlendiriyor.
- Öncelikle, firmanızı ve iklimlendirme sektöründeki faaliyet alanlarınızı kısaca tanıtabilir misiniz? 2026 yılının ilk yarısı özelinde sektörün mevcut görünümünü ve sektördeki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Japon teknoloji devi Mitsubishi Heavy Industries ile 2011 yılından bu yana başarılı şekilde devam eden ve 2019 yılında ortaklığa dönüşen bir iş birliğimiz bulunuyor. Bu iş birliği kapsamında kurulan Form MHI Klima Sistemleri firmamız; split klimalar, multi-split klimalar, profesyonel klimalar, ısı pompaları ve VRF sistemlerin yer aldığı ürün gamını kullanıcılarla buluşturuyor.
Tecrübeli mühendis kadromuzla projelere ve dizayn ofislerine verdiğimiz mühendislik desteğinin yanı sıra, split, multi-split, profesyonel seri klimalar ve konut tipi ısı pompalarını Türkiye genelindeki 120 mağazamız aracılığıyla son tüketiciye ulaştırıyoruz. Hava kaynaklı konut tipi ısı pompaları konusunda hem Japon Mitsubishi Heavy hem de İtalyan Clivet markalarımızla müşterilerimize hizmet veriyoruz. Her iki ürün de Form MHI Klima bayilerinde kullanıcılarımızla buluşuyor. Halihazırda 120’yi aşan bayi sayımızı, 2026’da da yüzde 20 oranında artırmayı hedefliyoruz. VRF sistemleri konusunda ise uzun yıllardır Türkiye’nin en büyük 2 firmasından biri konumundayız.
İhracat tarafında ise MHI yapılanması kapsamında sorumluluğumuzda bulunan Türki Cumhuriyetler, Kıbrıs, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da büyümeye devam ediyoruz. Kısa vadede Tunus, Cezayir, Fas ve Güney Afrika pazarlarında da faaliyet göstermeyi hedefliyoruz.
- Dijitalleşme iklimlendirme sistemlerinde rekabet koşullarınızı nasıl değiştirdi? Veri yönetimi ve gerçek zamanlı analiz, karar alma süreçlerinizde nasıl bir rol oynuyor? Son dönemde üretim tesislerinizde hayata geçirdiğiniz otomasyon, akıllı üretim veya Endüstri 4.0 uygulamalarından öne çıkan örnekleri paylaşabilir misiniz?
Dijitalleşme, iklimlendirme sektöründe rekabetin odağını yalnızca ürün performansından, veri odaklı hizmet anlayışına taşıdı. Günümüzde müşteriler; enerji tüketimi takip edilebilen, uzaktan izlenebilen ve akıllı otomasyon sistemleriyle entegre çalışabilen çözümleri tercih ediyor. Bu nedenle veri yönetimi ve gerçek zamanlı analizler hem operasyonel verimlilik hem de müşteri memnuniyeti açısından büyük önem taşıyor.
Özellikle büyük ölçekli projelerde sistem performansının izlenmesi, enerji tüketiminin takip edilmesi ve bakım süreçlerinin daha planlı yürütülmesi müşteri memnuniyetini doğrudan etkiliyor.
Üretim tarafında ise otomasyon ve Endüstri 4.0 uygulamaları kaliteyi artırırken üretim süreçlerini daha verimli hale getiriyor. Sensör teknolojileri, robotik otomasyon ve dijital üretim takip sistemleri sayesinde hem kalite standartları yükseliyor hem de bakım süreçleri daha proaktif yönetilebiliyor.
- BIM, dijital ikiz, artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) veya nesnelerin interneti (IoT) gibi teknolojiler ürün geliştirme ya da proje süreçlerinizde nasıl yer buluyor? Yapay zekâ destekli sistemlerin önümüzdeki yıllarda iklimlendirme sektöründe hangi alanlarda yaygınlaşacağını öngörüyorsunuz?
BIM, dijital ikiz ve IoT teknolojileri özellikle büyük ölçekli projelerde tasarım, uygulama ve işletme süreçlerini önemli ölçüde iyileştiriyor. Bu teknolojiler sayesinde projeler daha doğru planlanıyor, enerji performansı izlenebiliyor ve bakım süreçleri daha verimli yönetiliyor. AR ve VR ise teknik eğitimlerde ve proje sunumlarında giderek daha fazla kullanılmaya başladı.
Önümüzdeki yıllarda yapay zekânın en büyük etkisini enerji optimizasyonu, öngörüsel bakım ve akıllı bina yönetim sistemlerinde göreceğimizi düşünüyorum. Yapay zekâ, sistemlerin kullanıcı alışkanlıklarını ve çevresel koşulları analiz ederek enerji tüketimini otomatik olarak optimize eden yaygın bir teknoloji haline gelecek.
- Isı pompaları daha yayın olarak konut projelerinde tercih ediliyor ve son yıllarda en çok konuşulan sistemler arasında yer alıyor. Isı Pompalarının son dönemdeki teknolojik gelişimi hakkında bilgi alabilir miyiz? Sizce bu sistemlerin kullanım alanları ve pazar potansiyeli önümüzdeki dönemde nasıl şekillenecek?
Isı pompaları, enerji verimliliği ve düşük karbon emisyonu hedefleri doğrultusunda son yılların en hızlı gelişen teknolojilerinden biri oldu. Daha yüksek verimlilik sağlayan inverter teknolojileri, düşük sıcaklıklarda çalışma kabiliyetinin artması ve çevre dostu yeni nesil soğutucu akışkanlar bu gelişimin temel unsurları arasında yer alıyor.
Önümüzdeki dönemde sadece konutlarda değil; oteller, ofisler, hastaneler ve ticari yapılarda da kullanımının hızla artacağını öngörüyoruz. Yenilenebilir enerji sistemleriyle birlikte çalışabilmesi de ısı pompalarını geleceğin en önemli iklimlendirme çözümlerinden biri haline getiriyor.
- VRF sistemler de özellikle büyük ölçekli projelerde tercih ediliyor. Bu sistemlerin enerji verimliliği, esnek kullanım ve işletme maliyetleri açısından öne çıkan avantajlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu kapsamda, ticari binalar ve alışveriş merkezleri ile endüstriyel tesisler ve kamu yapılarında iklimlendirme çözümleri tasarlanırken en çok hangi kriterler ön plana çıkıyor?
VRF sistemleri, yüksek enerji verimliliği, bağımsız zon kontrolü ve esnek tasarım imkânı sayesinde büyük ölçekli projelerde en çok tercih edilen çözümler arasında yer alıyor. Aynı anda farklı mahallerde farklı sıcaklık ihtiyaçlarını karşılayabilmesi hem kullanıcı konforunu hem de işletme verimliliğini artırıyor.
Ticari ve kamu projelerinde yatırım maliyeti kadar yaşam döngüsü maliyeti, enerji tüketimi, servis altyapısı, sistem güvenilirliği ve bina otomasyon sistemleriyle entegrasyon kabiliyeti de karar sürecinde belirleyici kriterler haline gelmiş durumda.
- İç hava kalitesi, hijyen ve kullanıcı konforu, özellikle son yıllarda daha fazla önem kazandı.
Bu alanda geliştirdiğiniz çözümlerden bahsedebilir misiniz?
Pandemi sonrası dönemde iç hava kalitesi kullanıcılar açısından çok daha önemli hale geldi. Artık yalnızca sıcaklık kontrolü değil; temiz hava, doğru nem seviyesi ve hijyenik ortam sağlanması da iklimlendirme sistemlerinden beklenen temel özellikler arasında yer alıyor.
Bu doğrultuda gelişmiş filtrasyon sistemleri, taze hava çözümleri, ısı geri kazanım sistemleri ve akıllı sensörlerle çalışan otomasyon teknolojileri sayesinde hem enerji verimliliği hem de sağlıklı yaşam alanları oluşturulmasına katkı sağlıyoruz.
- Sürdürülebilirlik hedeflerinize ulaşmada dijital teknolojiler nasıl bir katkı sağlıyor? Dijitalleşme, karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda; kaynak yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?
Dijital teknolojiler sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada en önemli araçlardan biri haline geldi. Gerçek zamanlı enerji izleme sistemleri ve veri analitiği sayesinde enerji tüketimi sürekli takip edilerek gereksiz kaynak kullanımı azaltılabiliyor.
Bunun yanında üretim süreçlerinde otomasyon, kaynak verimliliğini artırırken atık miktarını da azaltıyor. Yenilenebilir enerjiyle uyumlu sistemlerin geliştirilmesi ve yüksek verimli ürünlerin yaygınlaştırılması da karbon emisyonlarının azaltılmasına önemli katkı sağlıyor.
Biz de yüksek verimli ürünlerin yaygınlaştırılması, ısı pompası gibi düşük karbonlu çözümlerin daha geniş kullanım alanı bulması ve dijital izleme teknolojilerinin projelere daha fazla entegre edilmesiyle karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sunmayı hedefliyoruz.
- Avrupa Birliği’nin çevre politikaları, F-Gaz düzenlemeleri ve yeni nesil soğutucu akışkanlara yönelik dönüşüm hakkında görüşleriniz nelerdir? Bu süreç firmanızın teknoloji yatırımlarını nasıl etkiliyor? Enerji verimliliği ve karbon emisyonlarının azaltılması hedefleri doğrultusunda iklimlendirme sektöründe nasıl bir dönüşüm yaşanıyor? Bu değişimin ürün geliştirme süreçlerinize etkileri nelerdir?
Avrupa Birliği’nin F-Gaz düzenlemeleri, sektörümüzün daha çevreci teknolojilere yönelmesini hızlandıran önemli bir dönüşüm süreci başlattı. Düşük GWP değerine sahip yeni nesil soğutucu akışkanlar artık ürün geliştirme süreçlerinin temel odak noktalarından biri haline geldi.
Bu dönüşüm yalnızca çevresel bir zorunluluk değil, aynı zamanda enerji verimliliğini artıran önemli bir fırsat olarak görülmeli. Önümüzdeki yıllarda yüksek verimli ve çevre dostu sistemlerin sektör standardı haline geleceğini düşünüyoruz. Biz de bu dönüşümü, ürün gamımızı ve teknoloji yatırımlarımızı şekillendiren temel başlıklardan biri olarak görüyoruz.
- Son olarak, önümüzdeki 5 yıllık süreçte iklimlendirme sektörünü şekillendirecek en önemli teknolojik gelişmelerin neler olacağını düşünüyorsunuz? Firmanız bu geleceğe nasıl hazırlanıyor?
Önümüzdeki dönemde yapay zekâ, IoT, akıllı bina sistemleri, dijital ikiz uygulamaları ve düşük karbonlu iklimlendirme teknolojileri sektörün gelişimine yön verecek. Sistemler artık sadece çalışan cihazlar değil, kendi performansını analiz eden ve optimize edebilen akıllı platformlara dönüşecek.
Biz de bu dönüşüme; dijital altyapımızı güçlendirerek, enerji verimliliği yüksek ürünlere yatırım yaparak ve çalışanlarımızın teknik yetkinliklerini sürekli geliştirerek hazırlanıyoruz. Dijitalleşmenin gelecekte rekabet avantajı sağlayan en önemli unsurlardan biri olmaya devam edeceğine inanıyoruz.
Son Yazılar
- CUBOARTE PETRA ile Duvarlarda Yeni Bir Yüzey Deneyimi Ağustos 17, 2026
- Limak Çimento İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Terminali ile dünya pazarlarına erişimini güçlendiriyor Ağustos 17, 2026
- Bticino Light Now, Estetik Tasarımı Yeni Nesil Akıllı Teknolojilerle Buluşturuyor Ağustos 17, 2026
- DYO Bayileriyle Yeni Dönemin Ekonomisini ve Büyüme Fırsatlarını Değerlendirdi Ağustos 17, 2026
- Habib Makina ve Alman BDS’den Çelik İşleme Sanayisine Özel Delme Teknolojileri Ağustos 17, 2026
- Wilo, EcoVadis’te Rekor Skora Ulaştı Ağustos 14, 2026
- Depreme dayanıklı yapıların gücü su yalıtımından geçiyor Ağustos 14, 2026
- İZODER’DEN 17 AĞUSTOS MARMARA DEPREMİNİN 27. YILINDA AÇIKLAMA Ağustos 14, 2026
- Panasonic’in Türkiye’deki ilk showroom’u Antalya’da açıldı Ağustos 14, 2026
- Mitsubishi Electric, M70 ve M700 NC Üniteleri İçin Türkiye’de Yenileme Hizmeti Sunmaya Başladı Ağustos 14, 2026
- Herpa Maden, 2 Adet Komatsu PC700 ile Filosunu Gençleştirdi Ağustos 14, 2026
- Rönesans Gayrimenkul Yatırım’ın net operasyonel geliri yüzde 25 artarak 116 milyon Euro’ya ulaştı Ağustos 14, 2026
- Büyüme odağını stratejik alanlara çeviren Sabancı’dan ilk yarıda güçlü performans Ağustos 14, 2026
- Kimpur, Avrupa Yapı Sektöründeki Konumunu Güçlendiriyor Ağustos 14, 2026
- Yapılarda Yangın Güvenliği İçin Güvenilir Su Kaynağı Şart Ağustos 13, 2026
Trendler
GENEL2 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL2 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak









