BİNALARDA ENERJİ VERİMLİLİĞİ EĞİTİMLERİNİN 4. DURAĞI SAMSUN OLDU - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

BİNALARDA ENERJİ VERİMLİLİĞİ EĞİTİMLERİNİN 4. DURAĞI SAMSUN OLDU

Yayınlandı

-

Isı yalıtımında yeni standart enerji verimliliğini yüzde 25 artıracak

Enerji verimliliğinde çıtayı yükselten Türkiye, binalarını daha verimli ve çevre dostu inşa etmek için önemli bir atılım gerçekleştirdi. TS 825 “Binalarda Isı Yalıtımı Kuralları Standardı” yenilendi ve 01 Nisan 2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi. Buna göre yeni inşa edilecek yapılar ısıtma ve soğutma ihtiyaçları hesaplanarak tasarlanacak. Enerji tasarruflu, güvenli, sağlıklı ve konforlu yapıların vazgeçilmez unsuru olan yalıtım, ülkemizin enerji verimliliği hedeflerine ulaşmasında anahtar rol üstleniyor. İZODER ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Türkiye çapında düzenlenen seminerler ile TS 825 revizyonunun getirdiği yenilikler ve hedefler konusunda sektör paydaşlarını bilgilendirmeye devam ediyor. Binalarda Enerji Verimliliği Bölgesel Eğitimleri; Gaziantep, Erzurum ve İzmir’in ardından Samsun’da gerçekleştirildi. Eğitimlerin yıl sonuna kadar Türkiye’nin farklı illerinde sürmesi planlanıyor. 

Ülkemizin binalarında enerjiyi en verimli kullanan gelişmiş ülkeler seviyesine yükseltmede önemli bir eşik atlatan TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kuralları Standardı’nda yapılan revizyon, binaların enerji değerlerinin hesaplanmasında yeni bir dönemi de beraberinde getirmişti. Binaların tasarım ve inşa aşamasında sadece kışın değil yazın da tüketecekleri enerji miktarının göz önüne alınacak olması, sektör paydaşlarının yenilikler konusunda bilgilendirilmesi ihtiyacını ortaya çıkardı. Bu konuda harekete geçen İZODER Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü iş birliği ile düzenlenen “Binalarda Enerji Verimliliği Bölgesel Eğitimleri”nin dördüncü durağı Samsun oldu. 

Seminerin açılışına Samsun Valisi Orhan Tavlı, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürü Banu Aslan, Samsun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Tevfik Akçay, İZODER Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Eruslu katıldı. Bonus Yalıtım, CFN Kimya, Dalmaçyalı ve Şişecam’ın destekleriyle düzenlenen etkinliğe Amasya, Çorum, Giresun, Kastamonu, Ordu, Rize, Sinop, Sivas, Tokat ve Trabzon il müdürleri, teknik personeller, mimarlar ve mühendislerden oluşan yaklaşık 350 kişi yoğun ilgi gösterdi. 

Ülkemiz açısından önemli kazanımlar sağlayan binalarda enerji verimliliğine odaklanılan eğitim programında konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürü Banu Aslan, yapılan çalışmaların uzun vadede büyük ekonomik katkılar yapacağını vurguladı. Banu Aslan, “TSE, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve İZODER ile ortak yaptığımız çalışma hayata geçti. Bu yönetmeliğin hayata geçmesi ile yaklaşık 10 yılda 50 milyar liraya yakın tasarruf edeceğimizi öngörüyoruz” diye konuştu. 

İZODER Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Eruslu, gerek standardın revize edilmesi gerekse Türkiye çapında düzenlenen eğitim seminerlerindeki iş birlikleri için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na teşekkür ederek şunları söyledi: “Bakanlığımız ve İZODER’in katkılarıyla revize edilen TS 825 Binalarda Isı Yalıtımı Kuralları Standardı, 1 Nisan 2025 tarihi itibarıyla yürürlüğe girdi. Bu önemli düzenlemenin doğru şekilde anlaşılması ve etkin biçimde uygulanması amacıyla Bakanlığımızla birlikte “Binalarda Enerji Verimliliği Bölgesel Eğitimleri” düzenliyoruz. Gaziantep, Erzurum ve İzmir’den sonra eğitim seminerimizi Samsun’da gerçekleştirmekten dolayı mutluyuz. Samsun’un yanı sıra bölge illerinden geniş bir katılım ve ilgi olduğunu görmekten memnuniyet duyduk. Önümüzdeki aylarda hedeflediğimiz diğer illerde sektör paydaşlarımızla buluşmak için heyecanlıyız” dedi. 

Seminerdeki konuşmasında TS 825 ile tanımlanan yeni enerji limitleri hakkında bilgiler paylaşan İZODER Başkanı Emrullah Eruslu, şunları söyledi: “Revize TS 825 Standardı ile U (Isıl Geçirgenlik) değerlerinde önemli iyileştirmeler yapıldı, daha kalın ve nitelikli yalıtım uygulamalarının önü açıldı. Dört mevsimin yaşandığı ülkemizde soğutma ihtiyacının da ısıtma ihtiyacı ile birlikte tasarım aşamasında dikkate alınmasına olanak sağlandı. Yeni standardın eskiye kıyasla binalarda enerji verimliliğini yüzde 25 oranında artırmasını bekliyoruz. Revize edilen TS 825’e göre 3. iklim bölgesine giren Samsun ilimizde asgari yalıtım kalınlıkları; dış cephede 4-5 santimetre yerine 8-9 santimetre, çatılarda 8-9 santimetre yerine 12-14 santimetre, döşemelerde 5-6 santimetre yerine 8-9 santimetre olarak güncellendi. Yeni TS 825 Standardı’nın ülkemizin enerji ithalatını azaltma ve net sıfır hedeflerine ulaşmaya büyük katkılar sağlayacağına inanıyoruz.”

Konuşmaların ardından binalarda enerji verimliliği ile ilgili yapılan yasal düzenlemeler, standartlar ve güncellenen uygulamalar hakkında bilgi vermek amacıyla düzenlenen eğitimlere geçildi. İZODER Genel Sekreteri Timur Diz, yeni TS 825:2024 Standardı ve Isı Yalıtımı” başlıklı oturumda; TS 825 Standardı’nın getirdiği yenilikler ve ısı yalıtımı projesi hazırlarken ve onaylarken dikkat edilmesi gereken konular hakkında katılımcılara bilgi verdi. 

Güncel TS 825 Standardı’nın getirdiği yeniliklerle ilgili bilgilerin yanı sıra standardın uygulanmasında büyük önem taşıyan İZODER TS 825 Hesap Programı’na İZODER web sitesi üzerinden ücretsiz olarak ulaşılabilir. 

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Legrand Türkiye Grubu, Enerji Verimliliği Odaklı Akıllı Çözümlerle Sürdürülebilir Geleceğe Değer Katıyor

Yayınlandı

-

Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik, çevresel sorumluluk anlayışını güvenli, dayanıklı ve ekonomik yaşam alanlarıyla bir araya getiriyor. Legrand Türkiye Grubu, sürdürülebilirlik yaklaşımını destekleyen akıllı bina sistemleri ve enerji verimliliği çözümleriyle, yapıların ve şehirlerin geleceğine değer katmaya devam ediyor.

Artan enerji maliyetleri, karbon salınımını azaltma hedefleri ve sürdürülebilirlik bilincinin yükselmesi hem bireysel kullanıcıları hem de kurumları enerji tasarrufu sağlayan akıllı sistemlere yönlendiriyor. Türkiye’de enerji verimliliği, akıllı binalar ve sürdürülebilir enerji çözümleri her geçen gün daha fazla önem kazanırken enerji verimliliğine yönelik teşvikler, sanayi sektöründe dijitalleşmenin hızlanması ve yenilenebilir enerji yatırımları bu dönüşümü destekliyor. Akıllı bina otomasyonları, enerji izleme ve yönetim sistemleri ile elektrikli araç şarj istasyonları gibi teknolojiler giderek daha yaygın hale geliyor. Bu dönüşümün aktif bir parçası olan Legrand Türkiye Grubu, güvenli, dayanıklı, sürdürülebilir ve enerji verimliliği sağlayan sistemlerin artık tartışılmaz bir zorunluluk olduğu bilinciyle elektriksel altyapı, akıllı bina ve güvenlik çözümleri geliştiriyor. Yüksek kaliteli ve dayanıklı modüler koruma ürünleri, yapıların güvenliğini artıran kritik bileşenler arasında yer alıyor. Bu yaklaşım, Legrand Türkiye Grubu’nun 2025–2027 Kurumsal Sosyal Sorumluluk yol haritası kapsamında belirlediği somut ve ölçülebilir sürdürülebilirlik taahhütleriyle destekleniyor.

Akıllı Sistemlerle Enerji Kullanımında Kontrol ve Tasarruf

Enerji kalitesi ve enerji verimliliğini artıran çözümler konutlardan ticari yapılara, endüstriden veri merkezlerine kadar geniş bir kullanım alanına sahip. Konutlarda zaman saatleri, ev otomasyon sistemleri, aydınlatma yönetimi ve sensörler, ticari binalar ve endüstride ise aydınlatma yönetimi sistemleri, düşük kayıplı yeşil transformatörler, enerji analizörleri ve elektrikli araç şarj istasyonları enerji kullanımının daha verimli ve kaliteli hale gelmesine katkı sağlıyor. Bticino markası altında sunulan Living Now with Netatmo akıllı anahtar-priz serisi sayesinde kullanıcılar evlerindeki elektrik tüketimini uzaktan izleyip kontrol edebiliyor. Cihazların ne kadar enerji tükettiğini görebilerek daha bilinçli tüketim alışkanlıkları geliştirebiliyor.

Geleceğin Yaşam Alanları İçin Sürdürülebilir Teknoloji

Enerji verimliliği ve karbon ayak izinin azaltılması, günümüzde yalnızca çevre politikalarının değil, aynı zamanda ticari başarının da ayrılmaz bir parçası olarak öne çıkıyor. Bu doğrultuda Legrand Türkiye Grubu, tasarım ve üretim süreçlerinde sürdürülebilirliği önceliklendiriyor. Ürün geliştirme süreçlerinde eko-tasarım ilkelerini benimseyen Legrand Türkiye Grubu, yeniden tasarlanan ve yeni geliştirilen ürün ailelerinin %50’sinin Legrand eko-tasarım endeksi kriterlerine uygun hale getirilmesini hedefliyor. Bu yaklaşımın somut örneklerinden biri Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı Türkiye Ar-Ge Merkezi tarafından tasarlanan ve Pelitli fabrikasında üretilen, güneş enerjisiyle şarj olabilen Estia Hybrid UPS çözümü olarak öne çıkıyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanan bu ürün, sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda atılan önemli adımlardan biri olarak dikkat çekiyor. Aynı zamanda 2027 yılına kadar grup genelinde üretilen ürünlerin %37’sinde sürdürülebilir malzeme kullanımına ulaşılması hedeflenirken, ambalaj alanında yürütülen dönüşümle ürünlerde kullanılan birincil plastik ambalajların %80’inin ortadan kaldırılması amaçlanıyor.

Önümüzdeki dönemde Legrand Türkiye Grubu, bina otomasyonu, akıllı enerji yönetimi sistemleri ve yenilenebilir enerji çözümlerine odaklanmayı sürdürüyor. Yapay zekâ ve IoT destekli akıllı sistemlerle geliştirilen çözümler, bireysel kullanıcıların ve işletmelerin enerji tüketimlerini daha verimli yönetmelerine katkı sağlıyor. Legrand Türkiye Grubu, yenilikçi yaklaşımıyla Türkiye’nin sürdürülebilirlik hedeflerini desteklemeye devam ediyor.

Komple çözüm sunma felsefesi ile Legrand’ın ürünleri hakkında ayrıntılı bilgi için www.legrand.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

GENEL

6 Şubat Depremleri: Yıkımın Nedenleri ve Güçlendirme Gerçeği

Yayınlandı

-

Etriye Stüdyo’nun 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin 3. yılına özel bölümünde, yapı stokunun gerçek risk haritası ve güçlendirme süreçlerindeki tıkanmalar; Oya Eşenli Gazioğlu moderatörlüğünde, Pak Danışmanlık Kurucusu İnş. Yük. Müh. Bayram Aygün (DEGÜDER YK Üyesi) ile Seismodynamics Kurucusu İnş. Müh. ve Deprem Yük. Müh. Mustafa Görkem Yıldız (DEGÜDER YK Başkanı) tarafından mühendislik perspektifiyle ele alındı.

Yıkımın Ortak Profili: 2000 Öncesi Yapılar

6 Şubat depremleri sonrasında yapılan saha incelemeleri ve açıklanan veriler, ağır hasar ve yıkımın büyük ölçüde 2000 yılı öncesinde inşa edilmiş yapılarda yoğunlaştığını ortaya koydu. Bu yapılarda yapı denetimi bulunmaması, beton kalitesinin belirsizliği ve taşıyıcı sistem detaylarının standartlara uygun uygulanmaması, deprem performansını doğrudan etkileyen temel unsurlar arasında yer aldı.

Bu noktada Mustafa Görkem Yıldız, 2000 yılının bir milat olarak kabul edilmesinin nedenini yapı denetim sisteminin bu tarihten sonra devreye girmesi ve hazır beton kullanımının yaygınlaşmasıyla açıkladı. 

Sorun Yönetmelikte Değil, Uygulamada

Söyleşide yeni yapılarda yaşanan yıkımlar ele alındığında, sorunun yürürlükteki deprem yönetmeliklerinden kaynaklanmadığı ortak bir değerlendirme olarak öne çıktı. Taşıyıcı sistem kurgusu, perde oranları, proje–uygulama uyumu ve denetim süreçleri, yapı performansını belirleyen başlıca unsurlar arasında yer aldı.

Bu çerçevede Mustafa Görkem Yıldız, özellikle paket yazılımlar üzerinden hızlı biçimde üretilen projelere dikkat çekti. Yıldız, yazılımın sunduğu çıktının mühendislik bilgisiyle sorgulanmadan uygulanmasının ciddi riskler doğurabildiğini; yazılımın bir araç olduğu, kararın ise mühendislik sorumluluğu taşıdığını vurguladı. Yönetmeliklerin teknik olarak yeterli olduğunu, asıl sorunun sahadaki uygulama kalitesi ve denetim mekanizmalarında yoğunlaştığını ifade etti.

Asıl Öncelik: 2000 Yılından Önce İnşa Edilmiş Yapılar

Deprem sonrası yapılan değerlendirmeler, can kayıplarını azaltmak açısından önceliğin 2000 yılından önce inşa edilmiş yapılar olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Bu yapılar düşük yanal rijitlik, yetersiz perde kullanımı ve düzensiz taşıyıcı sistem kurgusuna ilave olarak düşük malzeme kalitesi ve uygunsuz donatı detayları nedeniyle yüksek risk grubunda yer alıyor. Bu noktada Mustafa Görkem Yıldız, yeni yapıların güvenliği kadar mevcut yapıların performansının da sistemli biçimde güçlendirme odağında ele alınması gerektiğini vurguladı.

Deprem Riski Teknikten Önce Bir “Erişim” Meselesi: Güçlendirme Neden Hâlâ Tıkanıyor?

Güçlendirme, teknik olarak doğruluğu kanıtlanmış ve kamu yapılarında uzun süredir kullanılan bir yöntem olmasına rağmen, konut ölçeğinde yeterince yaygınlaşmış durumda değil. Söyleşide bu durumun temel nedenleri finansman eksikliği, teşvik mekanizmalarının sınırlı olması ve bürokratik süreçlerin karmaşıklığı başlıkları altında ele alındı.

Bu çerçevede Bayram Aygün, güçlendirmenin mevcut kentsel dönüşüm anlayışı içinde geri planda kaldığını belirterek, “Güçlendirme bugün kentsel dönüşümün üvey evladı gibi ele alınıyor,” değerlendirmesinde bulundu. Aygün, kamu binalarında uygulanan güçlendirme politikalarının, benzer bir yaklaşımla konutlara da yayılması gerektiğini ifade etti.

İdari ve Hukuki Engeller Süreci Kilitliyor

Akışta öne çıkan bir diğer başlık ise güçlendirme sürecindeki idari sorunlar oldu. İskânsız yapıların güçlendirme ruhsatı alamaması gibi uygulamaların, en riskli yapıların sistem dışında kalmasına yol açtığı aktarıldı.

Bu konuda Mustafa Görkem Yıldız, idari süreçlerin sadeleştirilmemesinin, güçlendirme yapmak isteyen yapı sahipleri için süreci fiilen tıkadığını belirtti. Teknik çözümlerin sahada karşılık bulabilmesi için, bu çözümleri mümkün kılacak idari düzenlemelere ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Yeni Güçlendirme Yönetmeliği Neleri Değiştirecek?

Yakın dönemde yürürlüğe girmesi beklenen Türkiye Bina Güçlendirme Yönetmeliği, mevcut yapılar için daha gerçekçi performans hedefleri tanımlaması açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Yönetmeliğin teknik çerçeveyi netleştirmesinin, güçlendirme uygulamalarında maliyetleri daha öngörülebilir hale getirmesi bekleniyor.

Bu noktada Mustafa Görkem Yıldız, teknik düzenlemelerin ancak finansal ve idari destek mekanizmalarıyla birlikte ele alındığında sahada etkili olabileceğine dikkat çekti.

Sonuç: Güçlendirme Şefkatle Ele Alınmalı

Söyleşinin sonunda, Etriye Stüdyo moderatörü Oya Eşenli Gazioğlu, yapılan değerlendirmeleri şu çerçevede özetledi: 6 Şubat depremleri, Türkiye’de yapı güvenliği konusundaki asıl meselenin teknik bilgi eksikliğinden ziyade uygulama, erişilebilirlik ve politika tercihlerinde yoğunlaştığını gösteriyor. Güçlendirme, bilimsel olarak geçerliliği kanıtlanmış ve kamu yapılarında başarısı görülmüş bir yöntem olarak önemli bir çözüm sunuyor. Ancak bu çözümün yaygınlaşabilmesi için, teknik doğrular kadar finansal desteklerin, idari kolaylıkların ve toplumsal farkındalığın birlikte ele alınması gerekiyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Avrupa Yakası’nda ‘şehirden kopmadan nefes almak isteyenler’ için yeni bir yaşam standardı sunuluyor!

Yayınlandı

-

YALI KEYFİNİ KÜÇÜKÇEKMECE’DE YAŞATACAK, İSTANBUL’A NEFES ALDIRACAK!

DENİZ VE GÖL MANZARALI YALI360, ŞEHİRDEN KOPMADAN FERAH BİR YAŞAMIN KAPILARINI AÇACAK!

Sega Yapı ve Mutlu İnşaat’ın ortak vizyonuyla Küçükçekmece Gölü kıyısında başlatılan 472 konutluk Yalı360 projesi, göl ve deniz manzarasını aynı anda sunan panoramik cepheleri, yeşil avluları, gün ışığını maksimum düzeyde alan ferah daireleri ve geniş balkonları ile bölgede fark yaratıyor. Modern mimariyi doğanın huzuru ile birleştirerek İstanbul’a yeni bir yaşam standardı getiren proje; Marmaray, metrobüs, E-5’e ve TEM’e yakınlığı ile ‘şehirden kopmadan nefes almak’ isteyenlerin tercihi oldu

Konut sektöründe sanayi ve ekonomisiyle hızla gelişen ve yatırım değeri her geçen gün artan ilçelerden Küçükçekmece’de başlatılan Yalı360 projesi, İstanbul’da yaşam kalitesini en üst seviyeye çıkaran özellikleriyle yıldızı parlayan projelerden biri oldu. 

Sega Yapı ve Mutlu İnşaat’ın ortak vizyonuyla Küçükçekmece Gölü kıyısında temelleri atılan Yalı360; göl ve deniz manzarasını aynı anda sunan panoramik cepheleri, yeşil avluları, gün ışığını maksimum düzeyde alan ferah daire planları ve geniş balkonları ile bölgeye ‘nefes aldırarak’ fark yarattı. 

İstanbul’da nadir yaşanabilecek yaşam standardı Küçükçekmece’de!

Toplam 53 bin metrekare inşaat alanı üzerinde 5 bloktan oluşan Yalı360 projesinde 1+1, 2+1, 3+1 gibi farklı daire tiplerinden oluşan 472 konut yer alıyor. Kapalı ve açık otopark imkânı, çocuk oyun alanları, 7/24 kesintisiz güvenlik hizmeti, yürüyüş alanları, donanımlı spor salonu ve saunanın yanı sıra, geniş bir peyzaj düzenlemesi sunan proje; göl ve deniz manzarasıyla buluşan ferah ve konforlu daireleriyle İstanbul’da nadir deneyimlenebilecek yüksek bir yaşam standardı getirdi. Modern mimariyi doğanın huzuru ile birleştiren Yalı360’da malzeme seçiminden renk paletine, peyzaj düzenlemelerinden ortak alanlara kadar her detay; dinginlik, zarafet ve kalite anlayışıyla tasarlandı. 

Marmaray, metrobüs ve çevre yollarına yakınlığı ile şehre bağlanma kolaylığı 

Merkezi konumu, yeşil alanlarla çevrili yapısı ve göl manzarasıyla şehir hayatının yoğun temposundan uzak, dengeli ve prestijli bir yaşam sunan Yalı360, ulaşım ağlarının merkezinde yer alan konumuyla, konforlu bir yaşama şehirden kopmadan kavuşma ayrıcalığını sağlıyor. Marmaray ve metrobüs ve E-5 bağlantılarına yürüme mesafesinde olan proje, metroya 1,8 km, Florya Sahil ve Aqua Florya AVM’ye ise 4 km mesafesiyle İstanbul’un her noktasına hızlı ve kolay ulaşım imkânı veriyor. Okullar, hastaneler, alışveriş merkezleri ve sosyal yaşam alanlarına olan yakınlığı ise projeyi hem yaşam hem de yatırım değeri açısından güçlü bir noktaya taşıyor.

Turan: “Projemiz,insanı merkeze alan, dengeli bir yaşam ve yatırım fırsatı”

İnşaatına 2025 yılında başladıkları projeyi 2028 yılında teslim etmeyi planladıklarını kaydeden Sega Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Sezgin Turan, “Çağdaş mimari detayları, ferah yaşam alanları ve yeşil alanlarla bütünleşen yapısıyla Yalı360 projemizi, şehirden kopmadan dengeli bir yaşam arayanlarve sadece yaşamak için değil, nefes almak, dinginliği hissetmek ve şehrin karmaşasından uzaklaşmak isteyenler için tasarladık. Bu özel proje ile İstanbul’da ve Küçükçekmece bölgesinde nadir bulunan bir yaşam deneyimi vadediyoruz. Şehir hayatının dinamizmi ile doğayla iç içe bir yaşamı, yeşil ile maviyi buluşturduğumuz proje, hem ayrıcalıklı bir yaşam hem de güçlü bir yatırım değeri sunuyor” değerlendirmesini yaptı. Sega Yapı olarak müşteri memnuniyetini merkeze alan, insan odaklı ihtiyaçlara özel çözümler sunan bir vizyonla çalıştıklarını kaydeden Turan, “Geleceğin yaşam alanlarını şekillendirirken sağlıklı, sürdürülebilir ve estetik yaşam alanları üreterek sektörde yön belirleyen bir marka olma vizyonuyla hareket ediyoruz. Bulunduğumuz bölgelerde yaşam kalitesini yükseltmek ve insanlara değer üreten yapılar sunmak, en önemli önceliğimiz” dedi. 

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler