"Asırlık hedeflerimize yeni bir DemirDöküm inşa ederek ilerleyeceğiz" - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

“Asırlık hedeflerimize yeni bir DemirDöküm inşa ederek ilerleyeceğiz”

Yayınlandı

-

İklimlendirme sektörünün öncü markalarından DemirDöküm, 70. yılını kutluyor. Sürdürülebilir gelecek için yenilikçi çözümler üreten şirket, asırlık hedeflerine yeni yatırımlarla ulaşacak. Değişim ve atılım hamlelerinin yeni ürün alanlarından geleceğini belirten DemirDöküm CEO’su Alper Avdel; “2025 DemirDöküm’ün yenilenme yılı olacak. 70 yıllık köklü mirasımızla sadece Türkiye’de değil, 40’a yakın ülkede ısıtmanın simgesi olduk. Pazardaki öncülüğümüzü uzun yıllar devam ettirebilmek için baştan aşağıya yenileniyoruz. Yeni başarılara imza atmak için güçlü bir yatırım yaparak, daha motive bir şekilde 2025’e giriyoruz. Yeni logomuz, yeni showroomlarımız ve yeni ürün gamımızla asırlık hedeflerimize yürüyeceğiz” dedi.

Türkiye’de ısıtma, su ısıtma ve iklimlendirme sektörünün gelişimine önemli katkılar sunan DemirDöküm, 70. yılını kutluyor. 1954 yılında İstanbul’da başlayan üretim faaliyetlerine, bugün 270 bin metrekare açık, 64 bin metrekare kapalı alana yayılan Bozüyük Fabrikası’nda devam eden şirket, yeni dönemdeki hedeflerini paylaştı. 

“70 YILDA BİRÇOK İLKE İMZA ATIP, STANDARTLARI BELİRLEDİK”

DemirDöküm’ün kuruluşundan günümüze Türkiye’nin sanayileşmesinde önemli bir rol oynadığını belirten CEO Alper Avdel; “70 yıldır bu ülkenin sıcağında ve soğuğunda, Ar-Ge çalışmalarında, hava kalitesinde ve eğitim süreçlerinde hep var olduk. 2 binden fazla satış noktası ile Türkiye’nin her yerinde, dünyanın 40’dan fazla ülkesinde, milyonlarca evde ve ofiste izimizi bıraktık. İlk döküm radyatör, kazan, şofben, kombi ve yoğuşmalı kombi üretimi gibi sektörümüzde birçok yeniliğe imza atarken, ısıtma çözümlerinde yeni standartlar belirledik. 2007 yılında, dünya ısıtma sektörünün öncü firması Vaillant Group bünyesine katılarak küresel ölçekte gücümüzü artırdık. Bugün, çevre dostu ve sürdürülebilir çözümlerle dünya genelinde tanınan bir marka olarak ilerlemeye devam ediyoruz” dedi.

“SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR GELECEK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”

Tüketicinin değişen ihtiyaçlarına cevap veren ürünleri geliştirmek için araştırma ve geliştirme çalışmalarına her yıl cirolarının yüzde 2’sini ayırdıklarını kaydeden Avdel; “Yaşam alanlarında kusursuz ısı konforu sunmak ve gelecek beklentilerini karşılamak için her yıl farklı alanlarda yaptığımız yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Ar-Ge çalışmalarımıza ayırdığımız bütçe sayesinde enerji verimliliği yüksek, çevre dostu teknolojileri hayata geçirerek geleceğin ısıtma sistemlerini tüketicilerimizin kullanımına sunuyoruz. DemirDöküm olarak, çevreye duyarlı bir üretim anlayışını benimsiyoruz. Karbon ayak izini azaltmayı ve geri dönüşümle atık yönetimi süreçlerini iyileştirmeyi önceliklerimiz arasında görüyoruz. Amacımız, yalnızca enerji verimliliği yüksek ürünler geliştirmek değil aynı zamanda sektöre çevre dostu çözümlerle yön vermek. Bu doğrultuda sürdürülebilir bir dünya için çalışmaya kararlılıkla devam ediyoruz” açıklamasını yaptı.

“GELECEĞİN İKLİMLENDİRME TEKNOLOJİLERİNİ ŞEKİLLENDİRİYORUZ”

Endüstri 4.0 yatırımı ile Türkiye İklimlendirme Sektöründe üretimde bu teknolojiyi kullanan ilk şirketlerden biri olduğunu vurgulayan DemirDöküm CEO’su Avdel, şöyle konuştu: “DemirDöküm, 70 yıllık deneyimi, güçlü marka değeri ve yenilikçi yaklaşımıyla Türkiye’nin en köklü ısıtma markalarından biri olmaya devam ediyor. Gelecekte de sektöre yön veren öncü konumumuzu sürdürmek ve tüketicilere daha konforlu, sürdürülebilir yaşam alanları sunmak için yatırım yapmak birinci önceliğimiz olacak. Endüstri 4.0 çerçevesinde, dijitalleşme çalışmalarımızı her alanda tamamlayarak yeni üretim teknolojilerini süreçlerimize entegre ediyor, üretimden satış sonrasına kadar her aşamada verimliliği artıran projeler geliştiriyoruz. Bu yatırımlarla sürdürülebilirlik hedeflerimizi daha yoğun bir şekilde gerçekleştirecek hem çevresel hem de ekonomik katkılar sunmaya devam edeceğiz. DemirDöküm, köklü geçmişinden aldığı güçle 100. yılına giderken; önümüzdeki 30 yılda da geleceğin iklimlendirme çözümlerini şekillendirmeye devam edecek, sektördeki öncü konumunu pekiştirecek.”

“2025 KÖKLÜ BİR YENİLENME YILI OLACAK”

DemirDöküm’ün 2025’i yenilenme yılı olarak belirlediğini belirten Alper Avdel, “Yeni umutlar, yeni hedefler ve her alanda yeniliklerle 2025 yılına daha motive bir şekilde hazırlanıyoruz. Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanında milyonlarca tüketicinin hayatına dokunan DemirDöküm, bu süreçte köklü bir dönüşüm geçirecek. Yenilenme sürecimizin ilk adımı yeni logomuz. DemirDöküm’ün 70 yıllık köklü mirasını ve yenilikçi vizyonunu yansıtan bu logo, yalnızca bir tasarım değil, aynı zamanda güçlü ve öncü kimliğimizin bir sembolü. Showroomlarımız da değişimdeki ilk gündemimiz. Tüketicilerimizin ürünlerimizi deneyimleme fırsatı bulduğu showroomlarımızı baştan aşağı yenileyerek daha modern ve fonksiyonel bir hale getiriyoruz. Ürün gamımıza ekleyeceğimiz yeni nesil çözümlerle tüketicilerimize her zamankinden daha fazla seçenek sunmayı hedefliyoruz. Ocak ayında satışa sunacağımız nitromiX ioni kombi ve ısı pompası ürün grubunun yeni üyesi MaxiAir R32 ile sektördeki öncülüğümüzü pekiştireceğiz. 2025, sadece yeni bir yıl değil, şirketimiz için köklü bir yenilenme yılı olacak” dedi. 

“ZOR DÖNEMİN ÖNEMLİ BİR KISMINI GERİDE BIRAKTIK”

2024 yılını değerlendiren Avdel; “Geride bırakmaya hazırlandığımız 2024, pek çok açıdan zorlu bir yıl oldu. Ancak biz bu yılın, zorlukları fırsata çevirme ve yenilikler için kıvılcımı yakma yılı olduğunu düşünüyoruz. Şimdi bu kıvılcımı ateşe dönüştürme zamanı. 2025’in daha olumlu bir yıl olacağına inancımız tam. Zor dönemin önemli bir kısmını geride bıraktık. DemirDöküm olarak, bu süreçteki deneyimlerimizden güç alarak yeni hedeflerimize emin adımlarla ilerliyoruz. Yatırım, yenilik ve sürdürülebilir çözümlerle geleceğe daha güçlü bir şekilde hazırlanıyoruz” açıklamasını yaptı. 

“İHRACAT ROTAMIZA MISIR VE KIRGIZİSTAN EKLENDİ”

DemirDöküm CEO’su Alper Avdel, yılın 11 ayını değerlendirirken, pazar dinamikleri ve şirketin performansıyla ilgili olarak şöyle konuştu: “Kombi yenileme süreci, büyükşehirlerdeki değişim pazarı ve yeni doğal gaz kullanımına başlayan ilçeler satışlarda pazarın itici gücü oldu. Müşterilerimizin ihtiyaçlarına yönelik sunduğumuz finansal destekler, onların ürünlerimize daha kolay erişimini sağladı. Aynı zamanda iş ortaklarımız, hayata geçirdiğimiz yenilikçi finansal projelerle işlerini kesintisiz şekilde sürdürdü. İhracat tarafında da büyük bir ivme kazandık. Bu yıl ihracat satışlarımızı yüzde 10 artırarak, Mısır ve Kırgızistan gibi yeni pazarlara da giriş yaptık. Özellikle Almanya, Slovakya, Moldova ve İtalya’ya gerçekleştirdiğimiz ihracatla, güçlü bir performans sergiledik. Bugün, 40’ı aşkın ülkede ısı konforu sağlayarak dünya genelinde büyümemizi sürdürüyoruz. 2024 yılı ihracat performansımız yüzde 10 oranında büyüme ile beklentilerimizi aştı. Hedefimiz ise yıl sonunda 100 milyon dolarlık ihracat gelirine ulaşmak. 2025 yılında, enerji tasarrufu sağlayan, çevre dostu ve yaşam kalitesini artıran yeni nesil ürünlerimizle sektörde fark yaratmaya devam etmeyi hedefliyoruz. Çalışanlarımız, iş ortaklarımız ve tüketicilerimizden aldığımız güçle, DemirDöküm 2025’te de sektördeki öncülüğünü pekiştirecek.”

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

fischer, Kimyasal Dübel FIS RC II ile Filiz Ekimi Uygulamalarında Uzun Ömürlü Güvenlik Sunuyor

Yayınlandı

-

fischer FIS RC II, yeni bina ve güçlendirme projelerinde filiz ekimi uygulamaları için yüksek güvenlik, kontrollü uygulama ve uzun hizmet ömrünü bir arada sunan bir kimyasal dübel çözümü olarak öne çıkıyor.

Yeni bina ve güçlendirme projelerinde filiz ekimi; taşıyıcı sistem sürekliliğinin sağlanması ve mevcut betonarme elemanlara yeni donatıların güvenle bağlanması açısından kritik bir uygulama olarak değerlendiriliyor. Bu bağlantının doğru tasarlanması ve sahada kontrollü şekilde uygulanması, yapının hem taşıma kapasitesi hem de uzun vadeli performansı üzerinde belirleyici rol üstleniyor.

FIS RC II: Filiz Ekimi İçin Geliştirilmiş Kimyasal Dübel Çözümü

Bu çerçevede fischer, filiz ekimi uygulamalarına yönelik geliştirdiği çözümlerle bağlantı detaylarının mühendislik hesaplarıyla uyumlu ve öngörülebilir şekilde tasarlanmasını destekliyor. Bu yaklaşımın sahadaki karşılığı ise fischer FIS RC II oluyor.

Filiz ekimi uygulamalarında güvenli, kontrollü ve uzun ömürlü performans sunmak üzere geliştirilen FIS RC II; çatlaklı ve çatlaksız betonda filiz ekimi uygulamaları için Avrupa Teknik Değerlendirmesi (ETA) kapsamında tanımlı bir sistemdir. Bu kapsam, ürünün farklı beton koşullarında kullanılmasına ilişkin performans sınırlarının teknik olarak belgelendiğini ortaya koyar.

Sistem, donatı ile beton arasında güvenli aderans sağlayarak yüklerin kontrollü şekilde aktarılmasına imkân tanır. Bu sayede, özellikle taşıyıcı sistem sürekliliğinin yeniden kurulduğu detaylarda bağlantı davranışının tasarım öngörüleriyle örtüşmesine katkı sağlar.

Sismik Onay, Geniş Donatı Aralığı ve Uzun Hizmet Ömrü

FIS RC II’nin sismik onaylı filiz ekimi performansı, özellikle deprem etkilerinin dikkate alındığı projelerde önemli bir güvenlik katmanı oluşturuyor. 8–40 mm arası donatı çaplarına uyumlu yapısı, farklı proje ölçeklerinde ve detay çözümlerinde esneklik sağlıyor. Tozsuz delme uygulamalarıyla uyumluluğu ise sahada hem iş güvenliğini hem de uygulama kalitesini destekliyor.

Hızlı kürlenme özelliği sayesinde bekleme sürelerini azaltan sistem, şantiye programlarının daha verimli yönetilmesine katkı sunuyor. 100 yıl hizmet ömrü hedefiyle geliştirilen FIS RC II, filiz ekimi uygulamalarında yalnızca kısa vadeli taşıma performansını değil; yapıların uzun yıllar boyunca güvenle kullanılmasını da odağına alıyor.

fischer Yenileme ve Güçlendirme Çözümleri

fischer, yenileme ve güçlendirme alanında mevcut yapı stokunun performansını artırmayı hedefleyen uygulamalara sabitleme çözümleri sunuyor. FIS RC II ile filiz ekimi uygulamalarında sağlanan hız ve güvenlik katkısı, yapıların güçlendirilerek depreme dayanıklı hale getirilmesine yönelik bu yaklaşımın önemli bir parçası olarak öne çıkıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

TKE’den Akıllı Teknolojiler

Yayınlandı

-

Deprem Sonrasında Asansörleri Bulut Tabanlı Teknolojiyle Uzaktan Analiz Ediyor

Asansör, yürüyen merdiven ve kentsel mobilite alanında dünyanın öncü şirketlerinden TK Elevator (TKE), asansörlerin depremdeki rolünü yeniden tanımlıyor. TKE’nin ileri teknoloji çözümleri, depremde asansörü güvenli bir tahliye aracına dönüştürüyor.

Türkiye nüfusunun %70’inin deprem riski taşıyan şehirlerde yaşaması, binalardaki güvenlik standartlarını temel bir öncelik haline getiriyor. 1-7 Mart Deprem Haftası kapsamında açıklamalarda bulunan TK Elevator (TKE) Türkiye CEO’su Artuğ Özeren, TKE’nin deprem sonrasında binalardan insan tahliyesini kolaylaştıran akıllı teknolojilerini paylaştı.

Akıllı Bina Mobilite Çözümlerine Olan İhtiyaç Artıyor 

Türkiye’nin depremselliğine değinen Artuğ Özeren şu değerlendirmede bulundu: “Topraklarımızın %92’si deprem kuşağında yer alırken, nüfusumuzun %70’i bu riskle her an karşı karşıya olan bölgelerde yaşıyor. Ülkemizde şehirleşme hızı çok yüksek. TÜİK verilerinin ortaya koyduğu üzere nüfusun %93’ü şehirlerde yaşıyor. Şehir merkezlerindeki alan kısıtı ve artan maliyetler, dikey yapılaşmayı hızlandırırken, akıllı bina mobilite çözümlerine olan ihtiyacı artırıyor. Asansör, yürüyen merdiven ve kentsel mobilite çözümleri alanında faaliyet gösteren bir teknoloji şirketi olarak, deprem riskinin ve şehirleşme hızının yüksek olduğu ülkemizde kentsel hareketliliği güçlendiren, insanların güvenli erişimini ve yaşam kalitesini artıran yenilikçi teknolojiler geliştiriyoruz.”

Depremde Saniyeler İçinde Tahliye

TKE’nin sismik sensör teknolojisi, depremin ilk dalgalarını algılayarak asansörü anında en güvenli kata yönlendiriyor. Sistem, yolcuların saniyeler içinde tahliyesini sağlarken, önleyici mekanik korumalar sayesinde asansörün yapısal bütünlüğünü muhafaza ediyor. Bu teknoloji, afet sonrası oluşabilecek yüksek maliyetli onarımların ve uzun süreli devre dışı kalma durumlarının önüne geçiyor.

Deprem Sonrası Dijital Check-Up

Deprem sonrası binaların hızla işlevsellik kazanması, özellikle hastaneler, oteller, iş merkezleri ve yüksek katlı konutlar için hayati önem taşıyor. TKE’nin bulut tabanlı Iot platformu MAX, sismik bir olay sonrası teknik bir ekibin binaya ulaşmasına gerek kalmaksızın asansörün durumunu uzaktan analiz edebiliyor. Yapay zeka destekli bu dijital denetim, sistemin güvenli olup olmadığını tespit ederek, kontrollü ve hızlı bir şekilde yeniden devreye alınmasına olanak sağlıyor.

EOX ile Akıllı Kentsel Dönüşüm

Kentsel dönüşümle yenilenen projelerde EOX platformu ile yapım hızı ve enerji verimliliğinin yanı sıra deprem güvenliğini de artırdıklarını belirten Özeren, sözlerini şöyle tamamladı:

“Deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülkede asansörler yapı güvenliğinin merkezinde yer alan kritik bir bileşendir. Özellikle kentsel dönüşüm süreçlerinde yapım hızını artıran ve ileri teknolojiyi enerji verimliliğiyle buluşturan EOX gibi çözümlerimizle, binaları afet anında hızlı tepki veren akıllı sistemlerle donatıyoruz. Temel hedefimiz, Türkiye’nin yenilenen ve modernizasyonla güçlendirilen yapılarında, sismik güvenliği dijitalleşme ile birleştirerek bir güvenlik standardı haline getirmek.”

Okumaya Devam Et

GENEL

TERA PORTFÖY YÖNETİM A.Ş. BİRİNCİ PROJE GYF İLE GAYRİMENKUL PROJE GELİRİNE ORTAK OLMA İMKANI

Yayınlandı

-

Tera’dan 100 bin liraya konuta yatırım fırsatı

Türkiye’nin önde gelen portföy yönetim şirketi Tera Porföy, menkul kıymet fonlarındaki performansını ve tecrübesini gayrimenkul sektörüne taşıyor. Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu (TN1), nitelikli yatırımcılara minimum 100 bin liralık katılım payı ile gayrimenkul proje gelirine ortak olma fırsatı sunuyor.

Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen “Grubumuzun ilk proje gayrimenkul yatırım fonu TN1, yatırımcıların gayrimenkul sektöründeki yatırımlara erişimini kolaylaştıracak. TN1’in ilk projesi Sancak Dora olacak. Fon, bünyesinde yeni projeleri de hayata geçirerek sürekliliği olan bir fon olacak” dedi.

Türkiye’nin finans alanında yenilikçi ve öncü gruplarından Tera, gayrimenkul yatırımlarında erişimi kolaylaştıran yeni modeli hayata geçiriyor. Tera Grubu şirketlerinden Tera Portföy, ilk proje gayrimenkul yatırım fonu olan Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu’nu (TN1) minimum 100 bin lira katılım bedeliyle nitelikli yatırımcılara sundu. TN1, kurumsal ve bireysel tüm nitelikli yatırımcılara hitap ediyor. Diğer Proje GYF’lere göre katılım tutarının düşük tutulduğu fon, yeni bir bakış açısıyla alım tarafında daha esnek, daha fazla yatırımcıya hitap eden, tek bir projeye değil başka projelere de yatırım yapan bir yapıda olacak.

Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje GYF’nin ilk projesi, İstanbul’un yükselen değeri Sancaktepe’deki Sancak Dora Projesi olacak. Sancak Dora Projesi, Tera güvencesinde, yaklaşık 7 bin metrekare arsa üzerinde 218 bağımsız bölümden oluşan bir projedir. 

Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, “Tera Grubu olarak yeni yatırım araçları geliştirerek bireysel yatırımcılara sunmayı hedefliyoruz. Bu hedefimiz doğrultusunda ilk proje GYF’mizi hayata geçiriyoruz. Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje GYF’nin diğer GYF’lerden birçok farkı olacak. Özellikle biz yeni projeleri TN1’e dahil ederek sürekliliği olan bir fon oluşturacağız” dedi.

TN1’İ ÖNE ÇIKARAN ÖZELLİKLERİ 

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Temmuz 2024 tarihinde yayımladığı tebliğ ile proje gayrimenkul yatırım fonları kurulmasının önünü açarak, konut üretimini artıracak yeni stratejik hamle yaptı. Yeni düzenleme ile fonların doğrudan proje geliştirme faaliyetlerine yatırım yapılabilmesi sağlanırken, bugüne kadar 42 adet proje gayrimenkul yatırım fonu nitelikli yatırımcılara sunuldu.

Toplam 250 milyar TL’yi aşan portföy büyüklüğüyle mevduat banka grupları dışındaki portföy yönetim şirketleri içinde ilk sırada yer alıyoruz. Tera Porföy’ün ilk proje gayrimenkul yatırım fonunu kategorideki diğer fonlardan ayıran birçok özellik bulunuyor. Emre Tezmen, TN1 fonuyla ilgili şunları söyledi: “Diğer GYF’ler genelde belirli dönemlerde alım satıma açık. Bizim fon TN1, her gün alıma açık olacak. Diğer GYF’ler genelde yüksek katılım tutarı ve sınırlı yatırımcıya sahip. Biz katılım tutarını düşük tuttuk. 100 bin lirası olan nitelikli yatırımcı doğrudan fon alabilecek. Dolayısıyla yatırımcı sayısı fazla olacak.” 

TÜM SÜRECE ORTAK OLUNUYOR

“Tera olarak, yatırım fonlarımızdaki performansımızı ve tecrübemizi gayrimenkul tarafına taşıyarak yatırımcılarımıza yeni bir yatırım alternatifi sunuyoruz” diyen Emre Tezmen süreci şöyle anlattı: “Tera olarak, süreci başından sonuna kadar profesyonel şekilde yönetiyoruz. Yani projenin sahibi fon. Yatırımcı operasyonel hiçbir yük almadan, bir gayrimenkul projesinin hem yatırımcısı hem ortağı oluyor. Yatırımcı arsa alımından projenin satışına kadar olan tüm sürecin kazancına ortak oluyor. Hem proje geliştirme kârı hem de konut satışı geliri elde ediyor.”

Sancak Dora projesinin toplam büyüklüğünün yaklaşık 3 milyar lira olacağını belirten Tezmen, gerekli resmi izinlerle birlikte inşaata başlamayı ve 18 ay gibi kısa sürede projeyi tamamlamayı hedeflediklerini söyledi. Tezmen “Bu fonumuza sürekli yeni projeleri ekleyeceğiz. Şu anda Türkiye genelinde görüştüğümüz şirketler ve arsa sahipleri var. Projelerini, arsalarını Tera ile geliştirmek istiyorlar” dedi. 

ALIM-SATIM NASIL OLACAK?

Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu’nda minimum katılım tutarında alt limit düşük tutuldu. 100 bin TL’si olan nitelikli yatırımcılar alım talimatı verdiğinde işlem ertesi gün gerçekleşecek. Fon’dan 2 yıl öncesinde çıkan yatırımcılardan yasal düzenlemeler dahilinde yüzde 17,5 stopaj vergisi alınırken erken çıkış komisyonu da yüzde 20 olarak belirlendi. Fon 2 yıl elde tutulduğunda ise stopaj sıfırlanıyor.

FONA SÜREKLİ YATIRIMCI ALIMI YAPILACAK

Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu’nun (TN1) değerleme süreciyle ilgili bilgi veren Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Ethem Umut Beytorun, fonda uzun süre kalanların avantajlı olacağını söyledi. Beytorun, şunları ekledi: “TN1, diğer fonlarda olduğu gibi satışa kapanmayacak, sürekli giriş imkânı olacak. Fonda katılım pay tutarı 100 bin lira olacak. Her ay proje ilerleme raporu hazırlanarak, fonun pay fiyatı güncellenecek. Üçüncü yıldan itibaren de katılımcılara ayrıca kar payı dağıtılacak. Mevzuat gereği fonda iki yıldan uzun süre kalanlar için stopaj sıfıra düşüyor. Erken çıkanlar için de komisyon söz konusu. Uzun vadeli düşünen yatırımcılar kazançlı çıkacak.”

‘KAZANAN YATIRIMCI OLACAK’

TN1’in yatırımcılarından FCR GYO’nun Yönetim Kurulu Başkanı Fecri Koça “Türkiye’de bugüne kadar gayrimenkul tarafında kazanan taraf genellikle arsa sahibi ve müteahhit oluyordu. Ancak Sayın Emre Tezmen’in fikri ile kurulan bu fon, bu anlayışa farklı bir bakış açısı getiriyor. Arsa sahibi ve müteahhidin kazandığı bu yapıya bir anlamda yeni bir çağrı yapılıyor ve bundan sonraki süreçte bu kazanç artık yatırımcıya da açılıyor” dedi.

Peker GYO Genel Müdürü Ramazan Işık da şunları söyledi: “Sancak Dora, Peker GYO olarak içinde yer aldığımız ve kesinlikle inandığımız bir proje. İstanbul’un hızla gelişen bölgelerinden olan Sancaktepe’deki bu lokasyonu çok öncesinden doğru değerlendirdik. Projenin potansiyelini gördük. Emre Bey’in ortaya koyduğu ve sektörde öncü olan fon modelini ise ayrıca değerli buluyorum. Biz bu modelin içinde hem proje ortağı hem de inanan taraf olarak yer alıyoruz. Gayrimenkul Türkiye’de her zaman kazandıran bir yatırım aracı oldu. Bu yapının onu çok daha geniş bir kitleye açacağına inanıyoruz.”

PROJE GYF’LER KONUT ARZINA KATKI SAĞLIYOR

Gayrimenkul yatırım fonları (GYF) yatırımcılar için düşük miktarlarla gayrimenkul yatırımı yapma imkânı sağlıyor. 2014’te SPK’nın özel tebliğiyle temeli atılan GYF’ler ile yatırımcılar, konut, otel, veya ticari mülkler gibi gayrimenkullere yatırım yapabiliyor. Bu fonlarla gayrimenkul yatırımı yapıldığında yatırımcının tapuyla, vergi dairesiyle veya sigorta işlemleriyle uğraşması gerekmiyor.

Geleneksel gayrimenkul yatırım fonlarının portföylerinde sadece bitmiş gayrimenkuller bulunurken, proje GYF’ler ise henüz geliştirilmemiş veya geliştirme aşamasındaki projelere yatırım yaparak ülkedeki konut açığının kapatılmasına katkı sağlıyor. SPK mevzuatı gereği fon, topladığı kaynağın yüzde 80’ini takvim yılı sonuna kadar gayrimenkule yatırmak zorunda. Mevcut mevzuat ve düzenleyici sistemler çerçevesinde Proje GYF’ler güvenli yatırım yapıları konumuna gelirken gayrimenkul projelerinin finansmanında etkin “can suyu” özelliği taşıyor.

Okumaya Devam Et

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye