Aluform Pekintaş: 30 Yıllık Deneyimle Sürdürülebilir Geleceğe Yatırım - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

RÖPORTAJ

Aluform Pekintaş: 30 Yıllık Deneyimle Sürdürülebilir Geleceğe Yatırım

Yayınlandı

-

Derya Kaya – Genel Müdür Yardımcısı


Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarından Pekintaş Grup’un bir üyesi olan ALUFORM PEKİNTAŞ, yüksek kaliteli sandwich panel üretimiyle sektörde 30 yılı geride bıraktı. Sürdürülebilir üretim anlayışı ve toplumsal sorumluluk projeleriyle geleceğe değer katmaya devam eden firma, yenilenebilir enerji yatırımları ve eğitim projeleriyle sektörde fark yaratıyor.

  • Soru: Aluform Pekintaş olarak sektördeki 30 yıllık tecrübenizi nasıl tanımlarsınız? Bugüne kadar elde ettiğiniz başarılar hakkında neler söylemek istersiniz?

Cevap: ALUFORM PEKİNTAŞ, 1996 yılında Alman sanayi devi VIAG ile birlikte kurulan ve 1998 yılından itibaren %100 Türk sermayesiyle faaliyet gösteren bir firmadır. Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarından Pekintaş Grup’un bir üyesi olarak, yüksek kaliteli poliüretan ve taş yünü dolgulu sandwich panellerin üretimini gerçekleştirmektedir. Ürünlerimiz, başta inşaat sektörü olmak üzere, hem yerel hem uluslararası pazarda sanayi yapıları, soğuk hava depoları, alışveriş merkezleri ve spor salonları gibi geniş çaplı binalarda kullanılmaktadır. ISO 9000:2000 kalite yönetim sistemi ile üretilen ürünlerimiz, yangın, hijyen ve izolasyon sertifikalarına sahiptir. Ulusal ve uluslararası pazarlarda sağlam ve uzun vadeli ilişkiler kurarak, 30 yıllık tecrübemizle birlikte sektördeki konumumuzu güçlendirmeye devam etmekteyiz.

  • Soru: Sürdürülebilir bir geleceğin sağlanmasında, üretim süreçlerinin ve ilgili hammadde/tedarik zinciri operasyonlarının tüm dünya ile koordineli bir şekilde yönetilmesi günümüzde çok daha önem arz eden bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla, Sürdürülebilirlik konusunda firmanızın Evrensel Yaklaşımını ve Kurumsal Stratejilerini bizimle paylaşabilir misiniz? Sürdürülebilir Dünya kapsamında özellikle odaklandığınız/hayata geçirdiğiniz Sosyal Sorumluluk Projeniz var mıdır, detaylarını öğrenebilir miyiz?

Cevap: ALUFORM PEKİNTAŞ, sürdürülebilir bir gelecek hedefiyle, üretim süreçlerini çevre dostu teknolojilerle şekillendirmeye ve enerji verimliliğini artırmaya öncelik vermektedir. Üretim hatlarımızda enerji verimliliği, atık yönetimi ve kaynakların etkin kullanımı gibi çevresel faktörlere büyük önem gösteriyoruz. Bu doğrultuda, grup şirketlerimizden SCHMID PEKİNTAŞ’ın fotovoltaik güneş paneli üretimi ve yenilenebilir enerji yatırımlarımız, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik alanındaki stratejilerimizin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Bu entegre yaklaşım, yalnızca üretim süreçlerimizi geliştirmekle kalmayıp, çevresel etkilerimizi de minimize ederek sektördeki sorumlu duruşumuzu güçlendirmektedir.

Sürdürülebilirlik vizyonumuz doğrultusunda, çevresel etkilerimizi azaltırken toplumsal sorumluluk projelerine de değer veriyoruz. Bu kapsamda sosyal sorumluluk projelerimizden biri olan; Düzce’de inşaatına başladığımız 24 derslikli Esin Olcay Anadolu Lisesi ve Spor Salonu projesiyle modern bir eğitim tesisi ve spor alanını ilimize kazandırmayı amaçlıyoruz. Gençlerimize daha donanımlı bir eğitim ortamı sunarken, “Dünya İnsanı Yetiştirme” ilkesiyle yola çıktık. Bu projeyle, ALUFORM PEKİNTAŞ olarak sadece bugünün değil, geleceğin de sürdürülebilirliğine katkı sağlamayı hedefliyoruz.

  • Soru: Aluform Pekintaş Test Laboratuvarı’nın TÜRKAK tarafından TS EN ISO/IEC 17025:2017 standardına akredite edilmesi ne anlama geliyor? Bu akreditasyonun önemi nedir?

Cevap: TÜRKAK tarafından verilen TS EN ISO/IEC 17025:2017 akreditasyonu, Aluform Pekintaş Test Laboratuvarı’nın uluslararası geçerliliğe sahip, yüksek kalite standartlarına uygun şekilde test ve kalibrasyon faaliyetleri yürüttüğünü gösterir. Bu akreditasyon, laboratuvarın doğru ve güvenilir test sonuçları verdiğini ve uluslararası test standartlarına uygun çalıştığını belgeleyen önemli bir sertifikadır. Bu akreditasyonun önemi, Aluform’un üretim süreçlerinde yüksek kalite kontrolünü sağlayarak müşteri memnuniyetini artırması ve ihracat pazarlarındaki güvenilirliğini pekiştirmesidir. Ayrıca, bu sertifika sayesinde şirket, uluslararası pazarlarda daha rekabetçi olma ve farklı sertifika gereksinimlerini karşılama konusunda avantaj sağlar.

  • Soru: Bu akreditasyon süreci nasıl gerçekleşti? Zorluklar ve süreçte elde edilen kazanımlar hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Cevap: Akreditasyon süreci, genellikle laboratuvarın mevcut altyapısının ve süreçlerinin detaylı bir şekilde incelenmesini içerir. Aluform’un bu süreci başarıyla tamamlaması için laboratuvarın çalışma prosedürlerinin, test ekipmanlarının ve personelinin uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi gerekmiştir. Süreç, titiz bir hazırlık, eğitim ve her sene denetim aşamalarını kapsar.

Zorluklar arasında, özellikle yeni standartlara uygun ekipmanların temin edilmesi ve çalışanların belirli test prosedürleri konusunda eğitilmesi yer alabilir. Ancak, bu süreçte elde edilen en büyük kazanım, laboratuvarın test süreçlerinin doğruluğunu ve güvenilirliğini uluslararası düzeyde onaylatmış olmasıdır. Ayrıca, bu akreditasyon sayesinde Aluform, dünya çapındaki pazarlarda kalite güvencesi sunarak rekabet avantajı elde etmiştir.

  • Soru: Türkiye’nin en donanımlı sandviç panel test laboratuvarı olarak hangi teknolojilere sahipsiniz? Laboratuvarınızda hangi tür testler yapılıyor?

Cevap: Aluform Pekintaş Test Laboratuvarı, Türkiye’deki en donanımlı sandviç panel test laboratuvarlarından biridir ve en ileri teknolojiye sahip test ekipmanlarına sahiptir. Bu ekipmanlar, sandviç panellerin dayanıklılığını, izolasyon özelliklerini, yangın güvenliğini ve diğer performans kriterlerini detaylı bir şekilde test etmeye olanak tanır.

Laboratuvarda yapılan başlıca testler şunlardır:

  • Yangın testleri: Sandviç panellerin yangına karşı dayanım sınıfları ölçülür.
  • Mekanik dayanım testleri: Panelin yapısal performansını değerlendirmek amacıyla basınç, çekme, eğilme ve kayma dayanımı testleri uygulanır; bu testlerle panelin taşıyıcı özellikleri ve deformasyona karşı direnci belirlenir.
  • Yoğunluk testi: Panel çekirdek malzemesinin birim hacim başına düşen kütlesi ölçülerek, homojenlik ve üretim tutarlılığı kontrol edilir.
  • Su emme testi: Panelin kapalı hücre yapısına sahip çekirdek malzemesinin su absorpsiyon oranı belirlenerek, nem ve suya karşı dayanımı ölçülür.
  • Renk tonu testi: Panellerin tek tipte ve tutarlı renk tonuna sahip olup olmadığı kontrol edilir.
  • Boyutsal testler: Panelin kalınlığı, genişliği ve uzunluğu gibi ölçüsel doğruluklar kontrol edilir.
  • Metal testleri: Yüzey saclarının kalite kontrolü kapsamında; Çekme testi ile mekanik dayanım, Parlaklık ölçümü ile yüzeyin yansıtma özellikleri, Boya kalınlığı ölçümü ile kaplama tutarlılığı, T-bend testi ile esneklik ve çatlama direnci, Darbe testi ile darbe dayanımı, Çökertme testi ile lokal deformasyon direnci belirlenir. Çözücülere direnç testi ile boya kaplamasının çözücülere karşı kimyasal direnci değerlendirilir.
  • Soru: Bu testlerin ve laboratuvarın, üretim süreçlerinize nasıl bir katkı sağladığını anlatabilir misiniz?

Cevap: Laboratuvarın yaptığı testler, Aluform’un üretim süreçlerini optimize etmeye ve ürün kalitesini sürekli iyileştirmeye katkı sağlar. Testler sayesinde, üretim esnasında kullanılan malzemelerin ve panellerin performansları önceden belirlenebilir. Bu da ürünlerin kalite kontrolünü sağlar ve olası hataların üretim aşamasında tespit edilmesini sağlar.

Ayrıca, laboratuvarın yüksek kaliteli test süreçleri, Ar-Ge faaliyetlerinin temelini oluşturur. Aluform, bu testlerle ürünlerini sürekli geliştirme imkânı bulur. Yeni ürün geliştirme aşamasında, test sonuçları, müşteri ihtiyaçlarına en uygun çözümleri sunmayı mümkün kılarak, pazar taleplerine hızlı bir şekilde cevap verme yeteneği kazandırır.

Bu testler aynı zamanda, şirketin uluslararası sertifikasyon gereksinimlerini yerine getirmesine, global pazarlarda kaliteyi garanti etmesine ve sektördeki liderliğini sürdürmesine katkı sağlamaktadır.

  • Soru: Bu testlerin ve laboratuvarın, üretim süreçlerinize nasıl bir katkı sağladığını anlatabilir misiniz?

Cevap: Aluform Pekintaş Test Laboratuvarı, üretim süreçlerine büyük katkı sağlamaktadır. Laboratuvarın gerçekleştirdiği testler, ürünlerin kalite kontrolünü ve performansını en üst düzeye çıkarmak için kritik öneme sahiptir. İşte bu testlerin ve laboratuvarın üretim süreçlerine sağladığı katkılar:

  1. Kalite Kontrol ve Güvence: Laboratuvarda yapılan yangın, izolasyon, mekanik dayanıklılık gibi testler, üretilen sandviç panellerin her türlü dış etkene karşı dayanıklı ve kaliteli olduğunu garanti eder. Bu, üretim sırasında hataların tespit edilmesine ve düzeltici önlemlerin alınmasına olanak sağlar. Kaliteyi her aşamada izlemek, nihai ürüne güven duyulmasını sağlar.
  2. Sürekli İyileştirme: Test sonuçları, üretim süreçlerinde iyileştirilmesi gereken alanları ortaya koyar. Örneğin, izolasyon özelliklerinde bir zayıflık tespit edilirse, üretim aşamasında kullanılan malzemeler ya da yöntemler gözden geçirilir ve iyileştirilir. Bu sayede ürünler sürekli olarak geliştirilir ve müşteri taleplerine daha iyi uyum sağlanır.
  3. Hızlı Prototip Geliştirme ve Uygulama: Yeni ürünlerin tasarım aşamasında, laboratuvarın test sonuçları, üretim ekiplerine ürünün nasıl davranacağına dair kritik bilgiler sunar. Bu sayede, daha hızlı bir prototip geliştirilmesi sağlanır ve pazara daha hızlı bir şekilde yeni ürün sunulabilir.
  4. Rekabet Avantajı: Uluslararası standartlarda yapılan testler, Aluform’a global pazarlarda rekabet avantajı sağlar. Bu testler sayesinde, ürünler uluslararası sertifikasyonları ve standartları karşılar, bu da şirketin yurtdışındaki müşteri kitlesine güven verir. Ayrıca, testler sayesinde şirket, ürünlerinin kalitesini sürekli olarak denetleyip iyileştirebilir, bu da daha güçlü bir marka imajı yaratır.
  5. Ar-Ge ve Yenilikçilik: Laboratuvarın test süreçleri, Ar-Ge çalışmalarına büyük katkı sağlar. Yeni malzeme ve teknolojilerin test edilmesi, Aluform’un yenilikçi çözümler geliştirmesine olanak tanır. Ürünlerin performansını iyileştirecek yenilikçi tasarımlar, bu testlerle doğrulanır ve uygulanabilir hale gelir.
  • Soru: • Türkiye’deki yerli üretim ve sanayiye katkılarınız hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Cevap: Aluform Pekintaş, Türkiye’nin köklü sanayi kuruluşlarından biri olarak, yerli üretim ve sanayiye önemli katkılarda bulunmaktadır. Şirketin Türkiye’deki sanayiye sağladığı katkılar şu şekilde sıralanabilir:

  1. Yerli Üretimi Destekleme: Aluform, 1996 yılında kurulmuş olup, 1998’den itibaren tamamen Türk sermayesi ile büyümesini sürdürmektedir. Bu durum, yerli üretimi destekleyen bir yaklaşımı simgeler. Şirket, sandviç panel gibi yüksek kaliteli inşaat malzemelerini yerli olarak üretmekte ve Türkiye’nin iç pazarındaki ihtiyaçları karşılamaktadır. Yabancı üreticilere olan bağımlılığı azaltarak, Türkiye’nin sanayi altyapısının güçlenmesine katkı sağlar.
  2. İstihdam Yaratma: Aluform, Düzce’deki modern üretim tesislerinde yüksek teknolojiye sahip makinelerle üretim yapmaktadır. Bu tesis, sadece yerli malzeme üretimine değil, aynı zamanda yerel ekonomiye de katkı sağlayarak, çok sayıda kişiye istihdam sağlamaktadır. Fabrikada çalışan mühendisler, teknikerler ve üretim personeli, yerli sanayinin büyümesine katkıda bulunan önemli aktörlerdir.
  3. Yüksek Teknoloji ve İnovasyon: Aluform, Türkiye’nin en modern ve hızlı üretim hattına sahip fabrikalarından birine sahip olup, üretim süreçlerinde ileri teknoloji kullanmaktadır. Bu teknoloji yatırımları, sadece Aluform’u değil, aynı zamanda Türk sanayisinin rekabet gücünü artıran bir etkiye sahiptir. Ayrıca, yenilikçi ürünler ve Ar-Ge faaliyetleri ile Türkiye’nin inşaat sektöründe daha ileri seviyelere ulaşmasına yardımcı olmaktadır.
  4. İhracat ve Döviz Kazancı: Aluform, yalnızca Türkiye pazarına değil, dünya çapındaki pazarlara da ürünlerini ihraç etmektedir. Avrupa başta olmak üzere, birçok ülkeye yapılan ihracatlar, Türkiye’nin döviz gelirlerini artırır. Bu durum, Türk sanayisinin küresel pazarda daha güçlü bir konumda olmasına katkı sağlamakta ve Türkiye’nin dış ticaret dengesine olumlu yansımaktadır.
  5. Yerli Malzeme İhtiyacını Karşılama: Aluform, Türkiye’deki inşaat sektörüne kaliteli yerli malzeme temin etmektedir. Sandviç panel üretimi, ülke genelinde birçok projede kullanılan bir malzeme haline gelmiş olup, yerli üretim sayesinde maliyetler düşürülmüş ve Türk inşaat sektörünün daha rekabetçi hale gelmesi sağlanmıştır. Bu da yerli üreticilerin daha düşük maliyetlerle kaliteli ürünler sunabilmesine olanak tanır.
  6. Sürdürülebilirlik ve Çevre Dostu Üretim: Aluform, çevre dostu üretim süreçlerine ve enerji verimliliği sağlanmasına büyük önem vermektedir. Bu yaklaşım, yalnızca şirketin kendi operasyonlarına değil, aynı zamanda Türkiye’nin sürdürülebilir sanayi hedeflerine de katkıda bulunmaktadır. Aluform’un yenilikçi ve çevreye duyarlı üretim anlayışı, sanayinin daha sürdürülebilir bir şekilde büyümesine yardımcı olmaktadır.

Sonuç olarak, Aluform Pekintaş, Türkiye’nin yerli üretimini destekleyen, inovasyona ve kaliteye odaklanan, yüksek teknolojiye sahip bir şirket olarak Türk sanayisine büyük katkılar sağlamaktadır. Yerli üretim, istihdam yaratma, ihracat ve çevre dostu uygulamaları ile Türkiye’nin sanayi sektörüne değerli bir katkı sunmaktadır.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

RÖPORTAJ

Saint-Gobain Türkiye’de Sürdürülebilirlik ve Yeşil Dönüşümde Öncülük

Yayınlandı

-

Saint-Gobain Türkiye Mimari Çözümler Müdürü Kubilay Büyüklü

Saint-Gobain, çevresel sorumluluk, ekonomik verimlilik ve sosyal katılımı bütünleştiren sürdürülebilir üretim anlayışıyla Türkiye’de yeşil inovasyon ve karbon nötr dönüşümün liderlerinden biri olarak öne çıkıyor.

• Öncelikle, markanızın/firmanızın Sürdürülebilir Kalkınma Vizyonu çerçevesinde genel yapılanmasından ve bu yapılanmanın çevresel, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla nasıl bütünleştiğinden bahseder misiniz? Sektörünüzde sürdürülebilirlik, yeşil inovasyon ve karbon nötr dönüşüm açısından markanızı hangi noktada konumlandırıyorsunuz?

Saint-Gobain sürdürülebilir ve hafif inşaat çözümlerinde dünya lideri olarak konumlanmış bir firma.  Tüm karar süreçlerini  ve yatırımlarını bu vizyon çerçevesinde  yönetiyor. İnsanların yaşam kalitesini artırırken gezegenimizin kaynaklarını koruyacak, aynı zamanda hızlı kentleşme gibi ihtiyaçlara da cevap verebilecek  çözümler geliştiriyor.  Bugün 80 ülkede, 180 bin çalışanımız ve 3.500’ün üzerinde araştırmacımızla bu hedef doğrultusunda çalışıyoruz.
Türkiye’de ise 14 markamız, 22 üretim tesisimiz ve 2.000’i aşkın çalışanımızla aynı ortak amaç doğrultusunda faaliyetlerimizi sürdürüyoruz..
Saint-Gobain Türkiye’de çevresel sürdürülebilirlik, ekonomik değer yaratma ve sosyal sorumluluk birbiriyle iç içe ilerliyor. Düşük karbonlu üretim yatırımları, enerji verimliliği sağlayan sistem çözümleri ve çalışan katılımını merkeze alan sosyal projelerimizle bütüncül bir sürdürülebilirlik yaklaşımı benimsiyoruz. Bu doğrultuda sektörümüzde yeşil inovasyonun ve karbon nötr dönüşümün öncülerinden biri konumundayız.

• Hem global ölçekte hem de bölgesel düzeyde, firmanızın sürdürülebilir üretim ve yeşil dönüşüm alanındaki mevcut konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Saint-Gobain Grubu bugün sürdürülebilir yapı çözümlerinde dünyanın liderlerinden biri olarak kabul ediliyor. Wall Street Journal tarafından dünyanın en sürdürülebilir 20 şirketi arasında gösterilmemiz bu başarının somut bir göstergesi.
Küresel ölçekte, enerji ve kaynak verimliliği, su yönetimi, döngüsel ekonomi ve düşük karbon üretimi olmak üzere dört ana eksende ilerliyoruz. 2030 hedeflerimiz doğrultusunda endüstriyel su tüketimimizi %50 azaltmayı, satın alınan enerjiden ve doğrudan yakıtlardan kaynaklanan karbon emisyonlarını %33 düşürmeyi, geri dönüştürülemeyen üretim atıklarını ise %80 oranında azaltmayı hedefliyoruz.
Türkiye’de ise bu global hedefleri yerel koşullara uyarlayarak somut adımlar atıyoruz. Cam kırığı geri dönüşüm oranını artırarak hem hammadde kullanımını hem karbon salımını azaltıyoruz. Üretim hatlarımızda enerji verimliliğini artıran modernizasyon yatırımları gerçekleştiriyor, güneş enerjisi sistemleriyle kendi enerjisini üreten tesisler kuruyoruz. Tüm bu uygulamalarla, hem global sürdürülebilirlik vizyonumuza katkı sağlıyor hem de Türkiye’de yeşil dönüşümün hızlanmasına öncülük ediyoruz.

• Sürdürülebilir üretim süreçleri ve hammadde/tedarik zinciri yönetiminde, uluslararası standartlara uyum sağlamak adına benimsediğiniz evrensel sürdürülebilirlik stratejileriniz nelerdir?

Saint-Gobain, sürdürülebilirliği sistematik ve ölçülebilir hale getiren ilk sanayi kuruluşlarından biridir. 2003 yılında Davranış ve Çalışma İlkeleri’ni belirleyerek sürdürülebilirliği kurumsal kültürünün ayrılmaz bir parçası haline getirmiştir. 2019 yılında ise Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin 1,5°C hedefli “Business Ambition for Climate” taahhüdünü imzalayarak 2050’ye kadar karbon nötr olma kararlılığını resmileştirmiştir.
Türkiye’de de bu uluslararası ilkelerle uyumlu biçimde, tüm üretim süreçlerimizi kaynak verimliliği ve enerji yönetimi prensipleri üzerine kurduk. Birçok fabrikamız “Sıfır Atık” belgesine sahip.Cam kırığı oranını artırarak doğal kaynak tüketimini azaltıyoruz. Ayrıca, hammadde tedarikinde çevresel performansı yüksek yerel tedarikçilerle çalışmayı tercih ediyor, karbon ayak izi düşük lojistik modeller geliştiriyoruz. Bu kapsamda, sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi Saint-Gobain Türkiye’nin en güçlü kaslarından biridir.

• Üretimde sürdürülebilir stratejiye sahip bir firma olarak, bu yaklaşımın markanıza sağladığı katma değerler neler oldu? Ürünlerinizdeki “yeşil farkındalık” müşteri tercihleri tarafında nasıl bir etki yarattı?

Sürdürülebilirlik bizim için yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda uzun vadeli bir değer yaratma modeli. Yeşil üretim anlayışımız, marka itibarımıza, müşteri memnuniyetine ve ticari performansımıza doğrudan katkı sağlıyor. Müşterilerimiz, karbon ayak izi düşük, enerji verimliliği yüksek, sertifikalı ürünlerimizi tercih ederek projelerinde hem çevresel hem ekonomik avantaj elde ediyorlar. EPD (Environmental Product Declaration) belgeli ürünlerimiz, EC1 ve Greenguard sertifikalı sistemlerimiz, uluslararası yeşil bina sertifikasyonlarında (LEED, BREEAM vb.) tercih sebebi haline geliyor.
Bu farkındalık, Saint-Gobain markalarını sektörde “çevreye duyarlı, inovatif ve güvenilir çözüm ortağı” olarak konumlandırıyor. Ayrıca sürdürülebilir üretim modelimiz, genç mühendislerden kamu kurumlarına kadar geniş bir paydaş grubunda güven ve saygı oluşturuyor.

• AR-GE çalışmalarınızda sürdürülebilirlik, yeşil enerji kullanımı ve çevre dostu inovasyonlar ne düzeyde yer alıyor? Bu kapsamda, son dönemde geliştirmiş olduğunuz ve pazara sunduğunuz yeni ürünleriniz ve öne çıkan hizmetleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?

İnovasyon Saint-Gobain’in en güçlü kaslarından biri. Dünyamız, nüfusun hızla artması sonucu ortaya çıkan iklim değişikliği, doğal kaynakların kıtlığı ve hızlı kentleşme gibi endüstri ve inşaat sektörünün yardımı olmadan çözülmesi mümkün olmayacak zorluklarla karşı karşıya. Bu zorluklar ile baş edebilmek için öncelikle ekiplerimizde yenilikçi düşünceyi teşvik ediyoruz. Çalışanlarımızı sadece ürün geliştirmeye değil, aynı zamanda süreçleri daha verimli, daha çevreci ve daha sürdürülebilir hale getirecek fikirler üretmeye yönlendiriyoruz.

Dünyanın farklı bölgelerine yayılmış (Brazilya, Almanya, Fransa, Amerika, Çin, Hindistan ) 8 Ar-Ge merkezimiz, geleceğin inşaat ve endüstri ihtiyaçlarına yanıt verecek yeni teknolojiler ve çözümler geliştiriyor. Ar-Ge gücümüz oldukça geniş bir ekosisteme dayanıyor: Ar-Ge merkezlerimizde çalışan 3.800 araştırmacımız her gün daha yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geliştirmek için çalışıyor. 3.700 pazarlama uzmanımız ise müşterilerimizle sahada doğrudan temas kurarak ihtiyaçlarını yakından anlıyor. 2023 yılında 450 yeni patent aldık; 2024’te 35 start-up ile iş birliği yaparak yenilikçi potansiyelimizi daha da artırdık. 

Lokal operasyonlarımızdan gelen ihtiyaç ve talepler, küresel olarak hizmet veren merkezlerimizde somut ürün ve çözümlere dönüştürülüyor. Türkiye’de ise, global Ar-Ge ağımızın bir parçası olarak geliştirilen çözümleri hızla adapte ediyor. Böylece Türkiye pazarındaki müşterilerimize de aynı inovatif ve sürdürülebilir çözümleri eş zamanlı olarak ulaştırabiliyoruz.

• Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün segmentasyonuna sahipsiniz? Doğru sistem / uygun ürün seçimi için nelere dikkat edilmeli?

Saint-Gobain’in ürün portföyü, yaşamın geçtiği her alana özel çözümler sunacak kadar geniş.
Doğru sistem seçimi, projelerin sürdürülebilirlik hedeflerini yakalamasında kilit öneme sahip. Biz, projelerde sistem bazlı düşünmeyi teşvik ediyoruz. Örneğin, düşük karbon hedefi olan bir projede mantolama sisteminde EPD belgeli ürünler üzerinden karbon hesabı yapıyor ve en düşük ayak izine sahip sistem bileşenlerini öneriyoruz.
Bu yaklaşım, yalnızca yapı performansını değil, uzun vadede enerji maliyetlerini, iç ortam kalitesini ve kullanıcı konforunu da doğrudan etkiliyor.

• Projelerde tercih edilen ürünlerinizin ve hizmetlerinizin, satış ya da uygulama sonrası müşterilerinize/kullanıcılara sağladığı avantajlar/katma değerler hakkında neler söylemek istersiniz? Ürünlerinizle ilgili biraz da teknik bilgi alabilir miyiz? Bu sistemlerin çalışma prensipleri, kullanıcıya sunduğu avantajlar ve çevre dostu yönleri kısaca nelerdir?

Saint-Gobain sistemleri, yapının yaşam döngüsünün her aşamasında katma değer yaratmak üzerine tasarlanıyor. Isı yalıtım sistemlerimiz, enerji kayıplarını azaltarak hem karbon salımını düşürüyor hem de kullanıcıya uzun vadede enerji tasarrufu sağlıyor. Alçı levha sistemlerimiz, hafif yapısıyla malzeme kullanımını ve taşıma kaynaklı emisyonları azaltıyor. Ecophon akustik çözümlerimiz, iç mekân ses konforunu artırarak sağlıklı yaşam alanları sunuyor. Bunlara ek olarak, EC1 ve Greenguard sertifikalı ürünlerimiz iç ortam hava kalitesini artırıyor. Bu sayede kullanıcılar daha konforlu, daha sağlıklı ve çevre dostu yapılarda yaşam sürdürebiliyor. Tüm sistemlerimizde amaç; yüksek performansla birlikte çevresel etkiyi minimize etmek ve yapıların karbon nötr geleceğe hazırlanmasını sağlamak.

• Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı, SKDM (Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması) ve ETS (Emisyon Ticaret Sistemi) kapsamında şirketinizin mevcut uyum süreci ve stratejik aksiyon planı hakkında bilgi verebilir misiniz?

Saint-Gobain, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın getirdiği dönüşümün merkezinde yer alıyor. Türkiye operasyonlarımız da bu doğrultuda stratejik bir uyum süreci yürütüyor.
Üretim tesislerimizde karbon emisyonlarını izleyen dijital ölçüm sistemleri kurduk. Tedarik zinciri ve lojistik süreçlerimizde karbon azaltımı sağlayan verimlilik planları uyguluyoruz. Ayrıca, tüm ürün gruplarımız için yaşam döngüsü analizlerini tamamlayarak, Avrupa standartlarına uygun raporlama süreçleri geliştiriyoruz.
Bu yaklaşım yalnızca mevzuata uyumu değil, geleceğin yeşil ekonomisinde rekabet gücümüzü de güvence altına alıyor.

• 2053 Net Sıfır hedefi doğrultusunda, firmanızın karbon nötr dönüşüm süreci nasıl ilerliyor? Kurumsal Karbon Ayak İzi ölçümleriniz, azaltım planlarınız ve iklim dostu uygulamalarınız nelerdir? Geleceğe dönük sürdürülebilirlik hedeflerinizi, 2030 ve 2053 vizyonunuza yönelik oluşturduğunuz yol haritasını bizlerle paylaşır mısınız?

Saint-Gobain Grubu 2050, Saint-Gobain Türkiye ise 2053 Net Sıfır hedefi doğrultusunda kapsamlı bir dönüşüm planı yürütüyor. 2030’a kadar karbon emisyonlarımızı üçte bir oranında azaltmak, su tüketimini %50 düşürmek ve geri dönüştürülemeyen atıkları %80 oranında azaltmak öncelikli hedeflerimiz arasında. Bu kapsamda güneş enerjisi sistemleri, enerji geri kazanımı uygulamaları, proses optimizasyonları ve alternatif hammadde kullanımı gibi birçok alanda somut adımlar atıyoruz. Bununla birlikte, tüm üretim tesislerimizde karbon ayak izi ölçümleri düzenli olarak yapılıyor. Bu veriler doğrultusunda yıllık azaltım planları hazırlanıyor. Amacımız yalnızca net sıfır karbon hedefine ulaşmak değil, bu hedefe giderken tüm değer zincirimizi daha sürdürülebilir hale getirmek.

• Yapay Zeka ve Yeşil Zeka teknolojilerini, enerji verimliliği ve çevresel performans takibi gibi alanlarda kullanıyor musunuz? Dijitalleşme süreçlerinizin sürdürülebilirlik hedeflerine katkısından bahseder misiniz?

Evet, Saint-Gobain için dijitalleşme ve sürdürülebilirlik birbiriyle tamamlayıcı iki unsur. Üretim tesislerimizde enerji tüketimi, su kullanımı ve karbon emisyonu gibi veriler dijital platformlarda izleniyor. Yapay zeka destekli sistemler, enerji kayıplarını önceden tespit ederek optimizasyon sağlıyor.
Ayrıca, dijital ikiz teknolojileriyle üretim hatlarımızın performansını sanal ortamda analiz ediyor, bu sayede hem kaynak kullanımını hem de maliyetleri minimize ediyoruz.
Bu teknolojik altyapı, sürdürülebilirlik hedeflerimize ulaşmamızda bize hem hız hem şeffaflık kazandırıyor.

• Sürdürülebilir Dünya vizyonu kapsamında yürüttüğünüz veya planladığınız Sosyal Sorumluluk projelerinizden bahsedebilir misiniz? Bu projelerin toplumsal veya çevresel etkileri nelerdir?

Saint-Gobain Türkiye olarak, sürdürülebilirliği sadece çevresel değil, toplumsal bir sorumluluk olarak da görüyoruz. 6 Şubat depremleri sonrasında başlattığımız “Türkiye İçin Umut Olalım” kampanyası kapsamında 217 konteynerden oluşan bir yaşam alanı kurduk. Bu alanlarda binlerce kişinin barınma ihtiyacını karşıladık. Ayrıca Hatay’da kurduğumuz iki sistemle günlük 20 ton temiz su üreterek bölge halkının su ihtiyacını karşıladık.
Bunun yanı sıra, “Sürdürülebilir Hareket Et” programı ile tüm çalışanlarımızın katkı sunabileceği projeleri teşvik ettik. 105 farklı sürdürülebilirlik projesi bu program sayesinde hayata geçti. Bu çalışmalar, toplumsal dayanışmayı güçlendirdiği gibi, çalışan bağlılığını ve çevre bilincini de artırıyor.

• Röportajımızı sonlandırmadan önce, sürdürülebilir gelecek vizyonunuz doğrultusunda kamuoyuna veya sektörünüze iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Saint-Gobain olarak, geleceğin sürdürülebilir yapılarını bugünden inşa etmeye inanıyoruz.
Bizim için sürdürülebilirlik bir sorumluluktan çok, bir fırsatlar bütünüdür. Yenilikçi teknolojilerimizle, enerji verimliliğini artıran sistemlerimizle ve döngüsel ekonomi uygulamalarımızla “dünyayı daha iyi bir yuva haline getirmek” için çalışıyoruz.
Sektörün tüm paydaşlarının bu vizyon etrafında birleşmesi, iklim değişikliğine karşı en güçlü yanıt olacaktır. Biz, bu dönüşümün öncüsü olmaktan gurur duyuyoruz.

Okumaya Devam Et

RÖPORTAJ

ODE Yalıtım’dan Sürdürülebilirlikte Somut Adımlar

Yayınlandı

-

Ozan Turan ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

“Yeşil Dünya Hedefi” ve “Sıfır Karbon Misyonu” ile üretimden tedarik zincirine kadar çevresel, ekonomik ve sosyal boyutları bütünleştiren ODE Yalıtım, enerji verimli ve çevre dostu çözümleriyle hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda öncü konumda.

Öncelikle, markanızın/firmanızın Sürdürülebilir Kalkınma Vizyonu çerçevesinde genel yapılanmasından ve bu yapılanmanın çevresel, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla nasıl bütünleştiğinden bahseder misiniz?

ODE Yalıtım olarak sürdürülebilirliği yalnızca bir hedef değil, kurum kültürümüzün ve iş stratejimizin merkezinde konumlandırıyoruz. Sürdürülebilir Kalkınma Vizyonumuz; çevresel sorumluluk, ekonomik verimlilik ve toplumsal faydayı bütüncül bir yaklaşımla ele alan bir yapılanma üzerine kurulu. Bu vizyon doğrultusunda üretimden tedarik zincirine kadar tüm süreçlerde çevresel etkileri azaltmayı, enerji verimliliğini artırmayı ve kaynak kullanımını optimize etmeyi önceliklendiriyoruz. “Yeşil Dünya Hedefimiz” ve “Sıfır Karbon Misyonumuz” kapsamında 2050 yılına kadar karbon nötr olma yolunda somut adımlar atıyoruz. Ekonomik boyutta verimlilik ve inovasyon odaklı üretimle sürdürülebilir büyümeyi destekliyor, sosyal boyutta ise çalışanlarımız ve paydaşlarımız arasında sürdürülebilirlik bilincini güçlendiriyoruz. Kısacası, sürdürülebilirlik ODE Yalıtım’da bir proje değil; tüm karar ve süreçlerimizin temelini oluşturan bir kurum kültürüdür.

Sıfır Atık yönetimi, doğal kaynakların korunması, atık miktarlarının azaltılması ve karbon ayak izinin düşürülmesi açısından bizim için büyük önem taşıyor. Türkiye’nin yüzde 100 yerli sermayeli en büyük yalıtım şirketi olarak, tüm üretim tesislerimizde Sıfır Atık Belgesi’ne sahip olmamız bu yaklaşımımızın somut göstergesi. Tesislerimizde kurduğumuz sistemle atıkları önleme, azaltma, ayrıştırma ve geri dönüştürme süreçlerini titizlikle planlıyoruz. Bu sayede sadece yasal bir zorunluluk yerine çevreye katkı sağlayan ve ekonomik faydalar sunan bir uygulamayı hayata geçirmiş oluyoruz. Eskişehir ve Çorlu tesislerimizde Sıfır Atık Yönetim Sistemi ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen Sıfır Atık Belgesi’ni almaya hak kazandık ve Avrupa’nın 2050 hedefi doğrultusunda 2025 yılında sıfır atık hedefine ulaşmayı planlıyoruz.

Firmanızın sürdürülebilir üretim, yeşil dönüşüm ve uluslararası standartlara uyum konusunda bugünkü konumunu, stratejilerinizi ve tedarik zinciri yönetiminde benimsediğiniz sürdürülebilirlik uygulamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
ODE Yalıtım olarak sürdürülebilir üretim ve yeşil dönüşümde hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda güçlü bir konumdayız. “Yeşil Dünya Hedefimiz” ve “Sıfır Karbon Misyonumuz” doğrultusunda 2050’de karbon nötr olma hedefiyle ilerliyoruz. Eskişehir tesisimizde 2023’te devreye aldığımız Güneş Enerjisi Sistemi sayesinde enerji ihtiyacımızın yaklaşık %60’ını yenilenebilir kaynaklardan karşılayarak bu dönüşümü somut adımlarla destekliyoruz.

Sürdürülebilirlik yaklaşımımız yalnızca üretim süreçlerimizde değil, hammadde ve tedarik zinciri yönetimimizde de belirleyici. ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi sertifikalarımız, çevresel etkileri azaltma yönündeki kararlılığımızı doğruluyor. Hammadde seçiminden sevkiyata kadar tüm aşamaları çevre odaklı kriterlerle yönetiyor, tedarikçilerimizi sürdürülebilirlik standartlarına göre değerlendiriyoruz. Ayrıca Avrupa Yeşil Mutabakatı ile uyumlu dijital izleme sistemlerimiz sayesinde kaynak kullanımını optimize ederek hem operasyonel verimlilik sağlıyor hem de karbon ayak izimizi azaltıyoruz.

Sonuç olarak, sürdürülebilirlik bizim için bir hedef değil; tüm iş modelimizin temel dayanağı ve uluslararası rekabet gücümüzün en önemli unsurlarından biri.

Sürdürülebilir üretim yaklaşımınız markanıza ve müşterilerinize nasıl katma değer sağlıyor; ürünlerinizin tercih edilmesinde yeşil farkındalığın etkisi nedir?

Sürdürülebilir üretim yaklaşımımız, markamıza müşteri nezdinde güven ve rekabet avantajı kazandırdı. Enerji tasarrufu sağlayan ürünlerimiz, özellikle yeşil bina ve yeni nesil konut projelerinde tercih edilir hâle geldi. Bu durum müşteri memnuniyetini ve marka sadakatini güçlendiriyor. Ayrıca, uluslararası geçerliliğe sahip EPD belgelerimizle ürünlerimizin çevresel etkilerini şeffaf bir şekilde ortaya koyuyoruz; böylece müşterilerimiz, bilinçli ve çevre dostu tercih yaptıklarından emin olabiliyor. Geliştirdiğimiz yüksek performanslı ürünler, yapıların ısıtma ve soğutma ihtiyacını azaltarak enerji tüketimini düşürüyor. Bu sayede kullanıcılar maliyet tasarrufu sağlarken, karbon emisyonlarının azaltılmasına da katkıda bulunuyor. Ürünlerimiz, çevresel etkilerini uluslararası standartlarda belgeliyor ve Türkiye’nin yalıtım malzemeleri ihracatında %17’lik önemli bir pay alarak enerji verimliliği ve iklim dostu yapılaşmaya yerel ve global ölçekte katkı sağlıyor.

Ar-Ge çalışmalarınızda sürdürülebilirlik ve çevre dostu inovasyonların rolü nedir, bu doğrultuda geliştirdiğiniz yeni ürünler ve teknik özellikleri hakkında bilgi verebilir misiniz?

Sürdürülebilirlik, çevre dostu üretim ve yeşil enerji kullanımı, Ar-Ge çalışmalarımızın merkezinde yer alıyor. Greentech Ar-Ge merkezimizde yürüttüğümüz projelerde, yalnızca ürün performansını artırmak değil, çevresel etkiyi azaltmak da öncelikli hedeflerimiz arasında. Bu doğrultuda geri dönüşümlü hammaddelerin kullanımını artırıyor, üretim süreçlerimizi enerji verimliliği ve karbon ayak izini azaltacak şekilde sürekli geliştiriyoruz. Yenilenebilir enerji kaynakları, akıllı sensörler ve otomasyon sistemleri ile üretimi optimize ediyor; her bölgeye uygun, çevreci ve uzun ömürlü yalıtım çözümleri tasarlıyoruz. Özetle, Ar-Ge ve sürdürülebilirlik bizim için birbirinden ayrı değil; geleceğin yalıtım çözümlerini planlarken çevresel sorumluluk ve yeşil dönüşümü temel alıyoruz.

Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı, SKDM (Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması) ve ETS (Emisyon Ticaret Sistemi) kapsamında şirketinizin mevcut uyum süreci ve stratejik aksiyon planı hakkında bilgi verebilir misiniz?

Yeşil Mutabakat’a tam uyum hedefiyle kapsamlı bir dönüşüm programı yürütüyoruz. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) kapsamında karbon emisyonlarımızı düzenli olarak ölçüyor ve raporluyoruz. Ayrıca enerji verimliliği ve yenilenebilir kaynak kullanımı üzerine yeni yatırımlar planlıyoruz.

Geleceğe dönük sürdürülebilirlik hedeflerinizi, 2030 ve 2053 vizyonunuza yönelik oluşturduğunuz yol haritasını bizlerle paylaşır mısınız?

2053 Net Sıfır vizyonu doğrultusunda enerji yönetimi ve verimlilik yatırımlarımıza hız verdik. Üretim tesislerimizde yenilenebilir enerji kullanım oranını artırıyor, yıllık karbon ayak izi ölçümlerimizi düzenli olarak güncelliyoruz. “Sıfır atık” hedefimiz kapsamında üretimden çıkan atıkları geri kazanım süreçlerine dahil ediyoruz.

“Yapay zekâ ve dijitalleşme uygulamalarınız, sürdürülebilirlik hedeflerinize ve üretim süreçlerinizin çevresel ile operasyonel performansına nasıl katkı sağlıyor?”

Yapay zekâ, otomasyon ve veri analitiği gibi dijital teknolojiler, sürdürülebilirlik stratejimizin merkezinde yer alıyor. 40VD²K vizyonumuz doğrultusunda, üretim süreçlerimize entegre ettiğimiz akıllı izleme sistemleri ve sensör tabanlı altyapı sayesinde enerji ve ham madde kullanımını gerçek zamanlı takip ediyor, süreçleri sürekli optimize ediyoruz. Bu sayede hem operasyonel verimliliği artırıyor hem de çevresel etkimizi azaltıyoruz. 

Yapay zekâ tabanlı modellerle üretimde hata oranlarını düşürürken, kalite standartlarımızı daha da ileri taşıyoruz. Rutin ve tekrarlayan süreçleri otomasyona devrederek çalışanlarımızın daha katma değerli işlere odaklanmasını sağlıyor, böylece üretimde esneklik ve hız kazanıyoruz.

Sürdürülebilir Dünya vizyonu kapsamında yürüttüğünüz veya planladığınız Sosyal Sorumluluk projelerinizden bahsedebilir misiniz? Bu projelerin toplumsal veya çevresel etkileri nelerdir?

Türkiye’de yalıtım sektöründeki ilk Kurumsal Sosyal Sorumluluk Raporu’nu hazırlayan şirket olarak, sürdürülebilir mimariye yönelik projeler yürütüyoruz. Sakarya’da, İki Okka girişimi tarafından hayata geçirilen pasif ev projesinin “Isı Yalıtımı Resmi Sponsoru” olduk. Pasif evler, ısıtma ve soğutma için çok az enerji kullanan yapılardır. Tipik bina stokuna kıyasla yüzde 90, yeni binalara göre ise yüzde 75’e varan enerji tasarrufu sağlar.

Bu yapılar, yalıtım dışında bina kabuğu, havalandırma, doğrama, camlar ve ısı köprüsüz tasarım gibi özelliklerle sürdürülebilir yaşama katkı sunarken, konforu da artırır. Özellikle soğuk iklimlerde, ekstra ısıtma sistemine ihtiyaç duyulmaz. 

Bu konseptin, ülkemizde yeni olmasına rağmen hızla yaygınlaşacağını ve iklim krizi ile enerji krizine karşı önemli bir çözüm sunduğunu söyleyebiliriz.   Ayrıca, yeşil çatı çalışmalarımız da bulunuyor. Yeşil çatılar, toplu yaşam alanlarını şehre geri kazandırarak, şehirlerin yaşam kalitesini ve estetiğini artırıyor. 

Kurulduğumuz günden bu yana ülkeye ve sektöre değer katmayı öncelikli hedefimiz olarak benimsiyoruz. 1999 yılında ‘Binalarda ve Tesisatta Isı Yalıtımı’, 2011’de ‘Isı Yalıtımı’ ve 2021’de yenilediğimiz ‘Uygulamalı ve Örnekli Isı Yalıtımı’ kitaplarıyla sektöre değer katmıştık. Şimdi dördüncü akademik referans kitabımız ‘Binalarda Su Yalıtımı’nı kamuoyuyla buluşturuyoruz. Bu kitabı hazırlama nedenimiz, hayatımızın merkezinde olan deprem gerçeği ve geçen yıl yaptığımız araştırmada vatandaşların yalnızca %2,2’sinin su yalıtımının deprem dayanıklılığı açısından önemini bilmesi oldu. Su yalıtımının standartlara uygun yapılmaması, bir binanın taşıma kapasitesini 10 yıl içinde %66 azaltabiliyor; bu nedenle sektörü ve kamuoyunu bilinçlendirmek için bu akademik çalışmayı armağan etmekten gurur duyuyoruz.

Üretimde geri dönüştürülmüş malzeme kullanmanız, Yeşil Üretim anlayışınızın önemli bir göstergesi. Bu yaklaşımın çevresel etkileri azaltmadaki rolünü açıklayabilir misiniz?

Geri dönüştürülmüş malzeme kullanımı, doğal kaynakları koruyup çevresel etkiyi azaltmada kritik öneme sahip. Camyünü üretimimizde yüzde 80’in üzerinde geri dönüştürülmüş malzeme kullanıyoruz. Bu uygulama atık yönetimine katkı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda üretimde enerji tüketimini de ciddi ölçüde düşürüyor. Önümüzdeki dönemde geri dönüştürülmüş içerik oranını artırarak döngüsel ekonomiye katkımızı büyütmeyi hedefliyoruz. Böylece çevreye duyarlılığımızı ve yeşil üretim anlayışımızı güçlendiriyoruz.

Röportajımızı sonlandırmadan önce, sürdürülebilir gelecek vizyonunuz doğrultusunda kamuoyuna veya sektörünüze iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Geleceğin dünyasını bugünden attığımız adımlar şekillendiriyor. Sürdürülebilirliğin artık bir seçenek değil, zorunluluk olduğuna inanıyoruz. ODE Yalıtım olarak; çevreye, insana ve ekonomiye değer katan çözümler üretmeye ve Türkiye’nin yeşil dönüşüm yolculuğunda öncü rol üstlenmeye devam edeceğiz.

Okumaya Devam Et

GENEL

Winsa’da Sürdürülebilirlik ve Yenilikle Geleceğe Yatırım

Yayınlandı

-

Winsa Genel Müdür Yardımcısı Batuhan Boyacı

Winsa, enerji verimliliği yüksek PVC pencere ve kapı sistemleri, inovatif Ar-Ge projeleri ve geri dönüşüm odaklı üretim anlayışıyla sektörde öncü konumunu güçlendiriyor; çevresel, ekonomik ve sosyal faydayı merkeze alarak sürdürülebilir bir gelecek inşa ediyor.

  1. Merhaba Batuhan Bey. 2006 yılında başladığınız Winsa kariyerinizde, bugün markanızın Genel Müdür Yardımcısı olarak bize Winsa’nın sektöre bakışını ve yarattığı değeri anlatır mısınız?

Winsa olarak bugüne kadar hep farklı olmayı ve sektöre ilkleri yaşatmayı hedefledik. Bugün ise bu özelliklerimizin yanına inovasyonu, kaliteyi ve sürdürülebilirliği ekleyerek müşterilerimize en iyi çözümleri sunmayı hedefliyoruz. 2006 yılında başlayan Winsa yolculuğum, markamızın yıllar içinde nasıl büyüdüğüne, teknolojiyi ve müşteri beklentilerini nasıl odağına aldığına birebir tanıklık etmemi sağladı.

Winsa, Ege Profil çatısı altında faaliyet gösteren köklü ve nish bir marka. PVC pencere, kapı ve panjur sistemleri alanında inovasyon odaklı ve geleceğe yönelik çözümler sunuyoruz. Sürdürülebilir ve kaliteli üretim anlayışımızla geliştirdiğimiz ürünler ile enerji verimliliği, estetik tasarım ve dayanıklılığı bir araya getirerek yaşam alanlarını daha konforlu ve çevre dostu hale getirmeyi amaçlıyoruz. Seçilmiş bayi ağımızla, müşteri odaklı hizmet anlayışımız ve sürekli gelişen Ar-Ge çalışmalarımızla yapı sektörüne yenilikçi çözümler sunma hedefimizi kararlılıkla sürdürüyoruz.

Winsa olarak, sektöre bakışımızda her zaman kaliteli ürün üretmenin ötesinde enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve çevre dostu çözümler geliştirme hedefiyle hareket ettik, ediyoruz. Bu doğrultuda Türkiye’nin ilk pasif ev profilini üreterek PVC doğrama sistemlerinde yalıtım değerlerini önemli ölçüde artırdık. Aynı zamanda tam yalıtımlı sürme sistemlerimizi geliştirerek rakiplerimizi de bu alanda rekabet etmeye teşvik etmiş olmaktan mutluluk duyuyoruz.

Winsa olarak, hem sektörümüze hem de paydaşlarımıza uzun vadeli değer yaratma misyonuyla hareket ediyor, pencerelerin ötesinde daha yaşanabilir, konforlu ve güvenli alanlar yaratmayı amaçlıyoruz.

  1. Winsa’nın üretim faaliyetlerinden bahseder misiniz?


Üretim yolculuğumuza 1998 yılında Sabancı Holding çatısı altında, Adapazarı’nda 20 bin metrekarelik üretim alanında başladık. Bugün geldiğimiz noktada, Kartepe’de yer alan 40 bin metrekarelik modern tesisimizde, 40 extruder hattı ve yıllık 45 bin ton üretim kapasitemizle sektörde önemli bir üretim gücüne sahibiz.

Üretim faaliyetlerimizi her zaman en üst seviyede tutmayı hedefliyoruz. Üretim süreçlerimizi en yüksek kalite standartlarında sürdürüyor ve sektördeki yenilikleri yakından takip ederek ürün portföyümüzü sürekli geliştiriyoruz. Modern üretim tesislerimizde, ileri teknolojiye sahip makinelerle üretim yaparak, dayanıklı, estetik ve enerji verimliliği yüksek PVC pencere ve kapı sistemleri üretiyoruz. 

Avrupa’nın en büyük lamine folyolu profil üretim hattlarından birine sahip olmamız ve üretilen ürünlerin % 80 üzerinde lamine folyolu olması, bizi rakiplerimizden ayıran en büyük özelliklerden biri ve bu alanda açık ara lider konumdayız. 

Önümüzdeki dönemde özellikle konuşacağımız yeni ürünlerinizle ya da yeni hizmet modellerinizle ilgili de kısaca bilgi alabilir miyiz?

Şirketimizde yenilikçi olarak nitelendirilebilecek birçok Ar-Ge projesi yürütülmektedir. Artan çevresel farkındalıkla birlikte, özellikle Pasif Ev uygulamaları ve sıfır enerjili binalar için yüksek ısı yalıtımı sunan pencere sistemlerine yönelik talepler hızla artmaktadır. Bu doğrultuda, yalnızca PVC ve çelik değil, aynı zamanda ısı yalıtımı yüksek yenilikçi malzemelerin yapılarla kullanımı üzerine projeler geliştirilmektedir. Bu malzemeler, yüksek performanslı doğramaların üretimini mümkün kılarken, Pasif Ev standartlarına uygunluğunu da artırmaktadır. Ayrıca, pencere performansını etkileyen montaj teknikleri üzerine de global düzeyde yenilikçi projeler sürdürülmektedir

  1. Sürdürülebilirlik Winsa için ne demek?

Winsa olarak sürdürülebilirlik kavramını, sadece çevresel etkileri azaltmak değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal fayda yaratmak olarak görüyoruz. Yani sürdürülebilirlik bizim için yalnızca bir kavram değil; iş modelimizin, üretim anlayışımızın ve gelecek vizyonumuzun temelini oluşturan bir unsur.

Enerji verimliliği yüksek pencere ve kapı sistemleri üreterek binaların karbon ayak izini azaltmaya katkı sağlıyoruz. Ürünlerimiz, üstün ısı yalıtımı sunarak enerji tüketimini düşürmeye yardımcı oluyor ve böylece hem doğaya hem de kullanıcıların enerji maliyetlerine olumlu etki ediyor.

Sadece ürün geliştirmede değil, çevresel sorumluluklarımızda da öncü olmayı amaçlıyoruz. Avrupa Yeşil Mutabakatı’na imza atarak, karbon ayak izimizi azaltmak ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak adına önemli adımlar atıyoruz. Avrupa Yeşil Mutabakatı kısaca, AB’nin 2050’ye kadar net sera gazı emisyonlarının sıfırlanması ve ekonomik büyümenin kaynak kullanımına bağlılığının sona ermesi olarak tanımlayabiliriz. Geri dönüşümden geri kazanım odaklı üretim anlayışımız sayesinde her yıl binlerce ton PVC’yi geri kazandırarak doğaya ve ekonomiye katkı sağlıyoruz.

Gruba ait geri dönüşüm tesislerimizde bugüne kadar 19.800 ton PVC profili geri dönüştürerek doğaya verdiğimiz zararı en aza indirdik ve bu sayede 37 bin ton karbondioksit emisyonunun önüne geçtik. PVC’nin yaklaşık 10 kez geri dönüştürülebilmesi ve her bir dönüşümün yaklaşık 35 yıllık ekonomik ömrü olması, çevresel etkinin azaltılmasında büyük bir avantaj sağlıyor. Bu anlayışla 350 yıllık bir süre boyunca dünyaya daha az karbon salınımı yapıyoruz.

Özetle, Winsa olarak sürdürülebilirliği bir zorunluluk değil, geleceğe yatırım olarak görüyoruz.

* Ürünlerimiz halihazırda kullanım sırasında yüksek ısı yalıtımı sayesinde binalarda daha az enerji tüketimi sağlayarak çevreye katkı sunarken, üretim süreçleri sırasında da karbon ayak izini azaltmak adına dönüşüme başladık.

* Süreçlerimizi çevreye duyarlı hale getirirken aynı zamanda kaynakların verimli kullanılmasını da ön plana çıkartıyoruz. Ayrıca uzun vadeli hedefler belirleyerek bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için şimdiden çalışıyoruz.

* Yurtdışındaki fabrikalarımız ile benchmark yaparak karbon ayak izinde mevcut durumumuzu ortaya çıkarttık. Sonrasında Bilim Tabanlı hedeflerimizi (Science Based Target SBTi) belirleyerek bu hedeflere ulaşmak için aksiyon planlarını oluşturduk. 

* Belirlenen aksiyon planları çerçevesinde enerji kullanımının azaltılması, yenilenebilir kaynaklardan daha fazla enerji üreterek, yeşil enerjinin toplam enerji tüketimi içindeki payının arttırılması, üretimdeki geri dönüşüm malzeme kullanımının arttırılması ve üretim faaliyetleri sırasında ortaya çıkan atıkların azaltılması ve tekrar kullanılması konularında birçok proje gerçekleştirdik.

* 2017 yılında Kartepe fabrikamızda 1560 kW kapasiteli, 2019 yılında ise Menemen fabrikamızda 4300 kW kapasiteli 2 Trigenerasyon tesisi kurulmuştur.

* 2014 yılında Kartepe fabrikaya, 2018 yılında ise Menemen fabrikaya yılda her biri yaklaşık 750 bin kWh üretim kapasiteli “Güneş Enerji Santrali” kurulumu yapılmıştır. 

* Ayrıca 2024 yılı ilk çeyreğinde faaliyete geçen ve 2 fabrikada toplam kurulu gücü 2.000 kWp olan GES yatırımımız ile elektrik üretmeye başladık. 

* Mevcut tesisler ve yeni yatırım ile birlikte güneş panellerinden elde ettiğimiz elektriğin toplam tüketime oranı %10-15 mertebelerine ulaşmıştır.

* Ege Profil A.Ş. Gebze’deki fabrikasında bir geri dönüşüm tesisi kurmuştur. Bu tesiste kendi müşterilerimizden toplanan proses atıkları tasnif edilmekte ve özel üretim yöntemleri ile profil üretiminde tekrar kullanmaktadır. Doğal kaynakların kullanımının azaltılması noktasında çok önemli bir proje gerçekleştirilmiştir.

* Fabrikalarımızın tamamında LED aydınlatma dönüşümü tamamlanmıştır. Ayrıca kalibre masa revizyonları, daha verimli soğutucu gruplarının satın alınması, hava kaçaklarının takibi ve azaltılması gibi daha birçok proje hayata geçirilmiş ve enerjinin daha verimli kullanılması sağlanmıştır.

* Deceuninck Global ile 2030 ve 2050 yılları için hedeflerimizi ortak belirledik. 2030 yılında Kapsam 1&2 emisyonlarını %60 oranında, Kapsam 3 emisyonlarını da %48 oranında azaltma hedefimiz bulunmaktadır (2021 yılına göre).

* 2050 yılına geldiğimizde ise şirket olarak net sıfır emisyon hedefimizi gerçekleştireceğiz.

* Türkiye Sürdürülebilirlik Standartları kapsamında 2025 yılı Ağustos ayına kadar 2024 yılını kapsayacak Ege Profil Sürdürülebilirlik raporu yayınlanacaktır. Bu raporda beyan edeceğimiz tüm veriler, bağımsız bir kuruluş tarafından doğrulanacak ve doğrulanmış veriler kamuoyuna açıklanacaktır.

  1. Sizce başarının olmazsa olmazları nelerdir?

Başarı, sürdürülebilir ve kalıcı olduğunda gerçek anlamını bulur. Bunun için bazı temel unsurların vazgeçilmez olduğuna inanıyorum. Başarıya ulaşmak için öncelikle güçlü bir vizyona sahip olmak ve bu doğrultuda net hedefler belirlemek çok önemli. Winsa olarak yolculuğumuza başlarken sadece PVC profil üretmeyi değil, sektörde yenilikçi ve çevre dostu çözümlerle fark yaratmayı kendimize hedef edindik. Bu vizyon sayesinde bugün Türkiye’nin en güçlü markalarından biri haline geldik.

Değişen dünya dinamiklerine ayak uydurabilmek ve sürekli gelişim içinde olmak da başarının temel taşlarından biri. Türkiye’nin köklü markalarından biri olarak, yenilikçi ürünler geliştirmeye ve sektörde ilklere imza atmaya önem veriyoruz. Türkiye’nin ilk pasif ev profili, tam yalıtımlı sürme sistemlerimiz ve geri dönüşüm odaklı üretim anlayışımız bu yaklaşımın somut örneklerini oluşturuyor. 

Başarının aynı zamanda güçlü bir ekip çalışmasıyla mümkün olacağına inanıyorum. Winsa olarak tüm ekip arkadaşlarımızla aynı hedef doğrultusunda çalışıyor ve her bir personelimizin katkısına değer veriyoruz. Çünkü biliyoruz ki başarıya birlikte çalışırsak daha kolay ulaşabiliriz. Ekip çalışması beraberinde müşteri beklentilerini anlamayı ve bu doğrultuda en iyi çözümleri sunmayı getiriyor. Winsa olarak bunu gerçekleştirdiğimize inanıyorum.

Yani başarıya ulaşmak için sürekli öğrenmeye, gelişmeye ve yeniliklere açık olmamız gerekiyor. Winsa olarak biz de bu prensiplerle hareket ederek sektörde fark yaratmaya ve uzun vadeli değer oluşturmaya devam edeceğimize inanıyorum.

  1. Genel bir sektör analizi istesek, Türkiye’de gelinen noktayı nasıl görüyorsunuz?

Türkiye’de PVC pencere ve kapı sistemleri sektörü, son yıllarda önemli bir gelişim göstermekte ve uluslararası alanda güçlü bir konuma ulaşmasına rağmen, iç piyasada ekonomik koşullardan da kaynaklı olarak iki yıldır %10 civarında düşüş eğilimi göstermektedir. Tabi bunda 2023 yılında yaşadığımız ve bir daha yaşanmamasını temenni ettiğimiz depremin de etkisi büyük.  Deprem bölgesindeki konut yapımından kaynaklı bir büyüme olsa da konut kredisi kullanımının sınırlandırılmış olması yüklenici ve inşaat firmalarının iş yapım hızını kısıtlıyor. 

Ancak tüm bu tabloya rağmen sektörden elde ettiğimiz veriler, Türkiye’nin PVC pencere ve kapı sistemleri alanında hem iç pazarda hem de ihracatta güçlü bir konuma sahip olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda yakın gelecekte, sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği odaklı ürünlerin geliştirilmesinin ve dijitalleşme süreçlerinin hızlandırılmasının, sektörün rekabet gücünü daha da artıracağını öngörüyorum. Winsa olarak, biz de bu dinamik pazarda üzerimize düşeni yapacak, yenilikçi ve kaliteli ürünlerimizle müşterilerimize en iyi hizmeti sunmaya devam edeceğiz. 

6. Deceuninck’in Ar-Ge ve İnovasyon laboratuvarlarında yeni neler gelişiyor. Gelecek sizin işinize ne getirecek?

Ar-Ge ve inovasyona yaptığımız yatırımlar, yalnızca ürün geliştirmeyle sınırlı değil; aynı zamanda sektörün geleceğini şekillendirme hedefi taşıyor. Türkiye’de Ege Profil çatısı altında faaliyet gösteren Ar-Ge ve İnovasyon laboratuvarlarımızda, enerji verimliliği yüksek, çevre dostu ve estetik çözümler üretmek üzere sürekli çalışıyoruz. Geliştirdiğimiz yüksek performanslı profiller, ses ve ısı yalıtım değerlerinde sektördeki standartların üzerine çıkmamızı sağlıyor. Tam yalıtımlı sürme sistemlerimiz ve geri dönüştürülmüş hammaddeden üretilen profillerimizle yalnızca günümüzün değil, geleceğin yapı standartlarına ve akıllı kentlerine de çözüm sunuyoruz. Ege Profil olarak vizyonumuz, yalnızca pencere ve kapı sistemleri üretmekten ibaret değil; sektör paydaşlarımızla birlikte düşünmek, projeye özel çözümler üretmek ve sistemi bir bütün olarak ele almak üzerine kurulu. İnovasyon odaklı yaklaşımımızla sadece bugünün değil, geleceğin yapılarını da birlikte inşa etmeyi hedefliyoruz.

Deceuninck Global İnovasyon Takımı uluslararası çapta farklı pazarları inceleyerek inovatif ürün projelerini güçlü bir şekilde sürdürmektedir. Ayrıca, 2024 yılında Deceuninck Grubu içerisinde Malzeme Araştırma Laboratuvarının Türkiye Menemen fabrikasında kurulumu için yatırım kararı alınmıştır. Bu laboratuvar birçok yenilikçi Ar-Ge projesinin malzeme araştırma ve prototip geliştirme konularında temelini oluşturacaktır. 

Ege Profil Ar-Ge Merkezi içerisinde sadece yenilikçi ürünler değil, aynı zamanda yenilikçi test metot ve uygulamaları üzerine de projeler sürdürülmektedir.

Sektörünüzün gelişimi için büyük bütçeler ayırdığınızı da takip ediyoruz, yapılan  AR-GE çalışmalarınız ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Firmamızda, tüm iş süreçleri ve insan ilişkileri, inovasyonu her zaman destekleyecek ve teşvik edecek şekilde yönetilmektedir. İnovasyon sadece pazara sunduğumuz ürün özelinde değil, çalışanlarımızın içinde yer aldığı tüm proseslerde (üretim, sevkiyat, kalite, satış, pazarlama, servis, lojistik vb.) sürekli olarak gerçekleşmektedir. Aynı zamanda firma içinde tamamladığımız tüm bu çalışmaların ekibimizin sahada bir parçası olan müşterilerimiz (pencere üretici bayi ve son kullanıcılar) ile paylaşımı ve karşılıklı dinleme inovasyon konularının belirlenmesindeki önemli bir yapı taşıdır. İhtiyaç duyulan ürün ve hizmetlerin gerçekleştirilmesi, tüm paydaşlarımızın markaya olan güvenini yükseltmektedir. Markanın gücü, müşterinin ihtiyacına göre geliştirilen yenilikçi ürün ve servis hizmetinden gelmektedir.

Ar-Ge projelerimizden biri olan sıfır enerjili bina konseptine uygun, ısı yalıtım özelliği yükseltilmiş pencere sistemleri çalışmasında, henüz yurtiçinde yeni bir başlık olan ‘Pasif Ev Komponent’ sertifikası geliştirilen üç yeni serimiz için alınmıştır. Bu proje ile aslında sadece pencerenin ısı yalıtım özelliği değil, pencerenin binaya montajı aşamasında yapılması gereken doğru uygulamalar belirlenerek bayiler aracılığı ile farkındalık oluşturulmuştur. Isı yalıtım özelliği geliştirilmiş “Pasif Ev” sertifikalarımız, dünyanın her tarafından ulaşılabilir bir platform (PHI) üzerinde yer almaktadır. 

Bir diğer spesifik örnek ise, ürün geliştirme süreci ile tasarlanan seriler pazara sunulmadan önce pencere performans testlerine tabii tutulmaktadır. TÜRKAK tarafından akredite edilen test merkezimiz kendi bünyemizde geliştirilen pencere sistemleri için performans testlerini gerçekleştirerek akredite test raporlarını bayilerimizin kullanımına sunmaktadır.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler