Yorglass çalışan güvenliği ile sürdürülebilir başarıyı garanti altına alıyor - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Yorglass çalışan güvenliği ile sürdürülebilir başarıyı garanti altına alıyor

Yayınlandı

-

İş sağlığı ve güvenliğini kurum kültürünün merkezine alan Yorglass, çalışanları için hayata geçirdiği empati eğitimleri, tiyatrolu güvenlik çalışmaları ve robot destekli ergonomik çözümlerle standartların ötesine geçiyor. Ağır yük operasyonlarında makineleşmeye giderek risk seviyesini 11’den 2’ye düşüren şirket, çalışanlarına yönelik test edilen yenilikçi İSG uygulamalarının yüzde 86’sında tam memnuniyet sağladı. Hayata geçirdikleri en çarpıcı yenilikler arasında ‘Deneyim Temelli Yaklaşım’ eğitimlerinin olduğunu söyleyen Yorglass İnsan Kaynakları Direktörü Ayşe Doğruöz, “Bu eğitimimizle çalışanlarımız, duyu organlarını kaybetmenin yarattığı zorlukları özel simülasyonlarla birebir deneyimleyerek, güvenlik kurallarına uymanın önemini çok daha iyi anlama fırsatı buldu. Yorglass olarak insana dokunan yaklaşımımızla, iş güvenliği alanında da global standartları belirliyoruz” dedi. 
 
Çalışanların fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak yalnızca yasal bir zorunluluk değil, aynı zamanda kurumsal sosyal sorumluluğun da temelini oluşturuyor. Özellikle sanayi ve üretim sektörlerinde doğru uygulamaların hayata geçirilmesi hem iş kazalarının önüne geçilmesi hem de çalışan verimliliği açısından kritik bir rol oynuyor. Tam da bu noktada cam dünyasının güvenilir ve global tedarikçisi Yorglass, iş sağlığı ve güvenliği (İSG) alanında attığı adımlarla sektörüne ve iş dünyasına öncülük ediyor. 1- 4 Mayıs İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası kapsamında değerlendirmelerde bulunan Yorglass İnsan Kaynakları Direktörü Ayşe Doğruöz, çalışanlarının fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumayı temel öncelik olarak benimseyerek bu alandaki çalışmalarıyla uluslararası standartların da ötesine geçtiklerini söyledi.

 

“Güvenli çalışma ortamı kurumsal kültürü de güçlendirir”
Güvenli bir çalışma ortamının kazaları önlemenin yanı sıra çalışan bağlılığını artırarak kurumsal kültürü de güçlendirdiğine vurgu yapan Ayşe Doğruöz, “Yorglass olarak iş sağlığı ve güvenliğini sağlamanın yalnızca kurallarla değil, insana dokunan uygulamalarla hayata geçeceğine inanıyoruz. Bu anlayışla, klasik uygulamaların ötesine geçen, sahaya dokunan ve insana yatırım yapan projeler geliştiriyoruz. İSG uygulamaları yalnızca yasal bir sorumluluk değil, aynı zamanda çalışan sağlığını ve güvenliğini önceleyen, iş gücü verimliliğini artıran ve iş sürekliliğini sağlayan stratejik bir yatırımdır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte tehlikeleri önceden tespit edebilen sistemlerin kullanımı, iş güvenliğinde yeni bir dönemi başlatırken çalışanların bilinçlendirilmesi ve düzenli eğitimlerle desteklenmesi de bu sürecin ayrılmaz bir parçası. Bu nedenle Yorglass olarak iş sağlığı ve güvenliğini kurumsal DNA’mıza işlemiş bir değer olarak görüyoruz. Çünkü hem saha hem de ofis çalışanlarımızın güvenliği olmadan sürdürülebilir başarıdan bahsedemeyiz. Bu anlayışla hayata geçirdiğimiz insan odaklılık projelerimizle klasik denetim mekanizmalarının ötesine geçerek, çalışanlarımızın günlük iş hayatlarını doğrudan iyileştiren çözümler üretiyoruz” dedi.

 

İSG alanındaki 44 uygulamadan 38’inde tam memnuniyet sağladı 
Yorglass olarak iş sağlığı ve güvenliğini her zaman öncelikleri arasına alarak yenilikçi adımlar attıklarını söyleyen Doğruöz, bu kapsamda yaptıkları çalışmaları şöyle sıraladı: “Deneyim Temelli Yaklaşım ile çalışanlarımızın duyu organlarını kaybetmeleri durumunda yaşayabilecekleri zorlukları bizzat deneyimlemelerini sağlayarak, gerçek bir empati ve farkındalık oluşturduk. Katılımcı eğitim ve tiyatro yöntemlerimizle, iş güvenliği kurallarının günlük hayattaki karşılığını canlandırarak eğitimlerin kalıcılığını artırdık. Bu çabalarımızın sonucunda, Uygunsuzluk Bildirim Kartı (UBK) sayımızı yüzde 60 artırdık. Ayrıca, ramak kala bildiriminde öne çıkan çalışanlarımızı ödüllendirerek, proaktif bir önlem alma kültürü yerleştirdik. İlk yardım eğitimlerimizle çalışanlarımızı bilinçlendirdik ve yapılan anketlerde ortalama yüzde 86 oranında doğru cevap aldık. Özellikle Heimlich manevrası sorusunda yüzde 94’ün üzerinde aldığımız doğru cevap oranı, eğitimlerimizin ne kadar etkili olduğunu gösteriyor. Ergonomik iyileştirmeler kapsamında cam arabalarımızın tekerleklerini revize ettik ve ağır yük kaldırma işlemlerini robotlara devrederek risk skalasını 11’den 2’ye düşürdük. 2025’te başlattığımız dinlendirici paspas uygulamasıyla ayakta çalışan arkadaşlarımızın yorgunluğunu azaltmayı ve kan dolaşımını artırmayı hedefledik. İSG alanında yaptığımız çalışmalarımızda farkındalık sağlamamıza ve düzenlediğimiz anketlere katılım oranını artırmada kurum içi iletişim platformumuz Ming’in büyük katkısı oldu. Ming üzerinden ‘Ramak Kala Bildirimleri’ni dijital ve anlık olarak takip ediyor, saha çalışanlarımızı da sürece dahil ederek operasyonel süreçlerimizi dijitalleştiriyoruz. Bu sayede hem anlık takip ve geri bildirim sağlanıyor hem de etkin bir çözüm mekanizması oluşturuluyor. Ayrıca oyunlaştırma teknolojisinden de yararlandığımız Ming sayesinde, 44 farklı alanda test ettiğimiz ve 38’inde çalışanlarımızın tam memnuniyetini sağladığımız projelerimize yenilerini eklemek için çalışmalarımıza artan bir ivmeyle devam edeceğiz.”

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Açık Alanlar, Kafe ve Restoranlar İçin Stratejik Değere Dönüştü

Yayınlandı

-

 

 

Yaz mevsiminin sonuna yaklaşırken gündüz ve gece arasındaki sıcaklık farkı da iyiden iyiye hissediliyor. Bu değişim, kafe, restoran ve otellerin açık alan kullanımını da doğrudan etkiliyor. Ancak doğru çözümlerle bu alanların kullanım süresini uzatmak ve sezonu sonbahar ve kış aylarına taşımak mümkün. 

“Kafe, restoran ve oteller için açık alanlar artık sadece ilave oturma alanı değil, gelir üreten önemli bir yatırım alanına dönüştü” diyen Çukurova Isı Yönetim Kurulu Üyesi Osman Ünlü, açık alanlarda müşteri konforunu korumak için yapılması gerekenlere dikkat çekti.

 

Yaz bitiyor. Kafe ve restoranlarda sonbahar hazırlıkları başladı. Açık alanlarını yılın daha uzun dönemlerinde kullanmak isteyen işletmeler, teras, bahçe ve yarı açık alanlarda müşteri konforunu korumak için elektrikli ısıtıcı ve radyant ısıtma sistemlerine yöneliyor. Doğru ısıtma çözümleri, işletmelerin açık alan kapasitesini etkin şekilde kullanmasını sağlıyor. 

“Kafe ve restoranlarda müşteri deneyimini yalnızca lokasyon, menü ve dekorasyon belirlemiyor. Açık alanlarda sunulan ısıl konfor da müşterilerin mekân tercihlerini doğrudan etkiliyor”  diyen Çukurova Isı Yönetim Kurulu Üyesi Osman Ünlü, açık alan ısıtmasında doğru sistem seçimi, projelendirme ve uygulamanın önemine dikkat çekti.

Müşteri memnuniyetini artırıyor

“Kafe, restoran ve oteller için açık alanlar artık sadece ilave oturma alanı değil, gelir üreten önemli bir yatırım alanına dönüştü. Bu alanların yılın daha uzun dönemlerinde etkin şekilde kullanılabilmesi için doğru ısıtma teknolojilerinin tercih edilmesi gerekiyor. Özellikle sonbahar ve kış aylarında müşteri konforunu koruyan, hızlı ve verimli ısıtma sağlayan sistemler; işletmelerin sezon süresini uzatmasına, kapasitesini daha etkin kullanmasına ve müşteri memnuniyetini artırmasına katkı sağlıyor.

Doğru proje ve doğru ürünle %40’a varan tasarruf

Ancak açık alan ısıtmasında tercih edilecek sistemlerin; kullanım alanının özelliklerine, ihtiyaç duyulan ısı kapasitesine ve enerji verimliliği kriterlerine uygun olması gerekiyor. Doğru projelendirme ve ürün seçimiyle işletmelerin konfor şartlarını korurken enerji tüketimini de %40’a varan oranlarda düşürmek mümkün hale geliyor. Doğru sistem seçimi içinse öncelikle açık alanın yapısının ve kullanım koşullarının değerlendirilmesi gerekiyor. Mekânın yüksekliği, masa yerleşim planı, rüzgâr durumu, üst bölümde açılıp kapanan tente veya sabit bir tavan bulunup bulunmaması gibi detaylar, ısıtma sisteminin seçiminde belirleyici oluyor. Açık alanın özelliklerine göre borulu radyant sistemler, seramik plakalı radyant sistemler veya yüksek yoğunluklu elektrikli ısıtıcılar tercih edilebiliyor.

İşletmelerin yalnızca cihaz seçimine değil, firma seçimine de dikkat etmeleri gerektiğini belirten Ünlü, şunları söyledi:  

Ücretsiz keşif ve projelendirme hizmeti

“İşletmecilerin mühendislik altyapısı güçlü, ücretsiz keşif ve projelendirme hizmeti sunan firmalarla çalışması büyük önem taşıyor. Çünkü açık alan ısıtmasında doğru sistem seçimi uzmanlık ve mühendislik yaklaşımı gerektiriyor. Çukurova Isı olarak, alanında uzman mühendislerimizle kafe ve restoran işletmecilerine ücretsiz keşif ve projelendirme hizmeti sunuyoruz. Ayrıca mekânın mimari yapısına uygun çözümler geliştirmek için mimarlarla iş birliği içerisinde çalışıyoruz.” dedi.

Verimli, konforlu ve estetik 

Goldsun markasıyla açık alan ısıtmasına yönelik elektrikli ısıtıcı çözümleri sunan Çukurova Isı; Supra, Supra Plus, Aqua, Aqua Plus, Nova ve Nova Plus serileriyle kafe, restoran ve otel gibi açık alan kullanımı yoğun işletmelerin ihtiyaçlarına özel çözümler sunuyor. Goldsun serisi elektrikli ısıtıcılar, yüksek ısıtma performansı, estetik tasarım ve kullanım kolaylığı gibi özellikleriyle açık alanlarda konfor şartlarının korunmasına yardımcı oluyor. 

Çukurova Isı, Goldsun markasının Elite serisi seramik plakalı radyant ısıtıcılarıyla da yüksek verimli ve estetik bir ısıtma çözümü sunarak açık alanlarda konforlu ve şık ortamların oluşturulmasına katkı sağlıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

TEKA Yeni Nesil Isı Pompaları Türkiye’de

Yayınlandı

-

 

Midea Grup bünyesinde faaliyetlerini sürdüren dünyanın lider ankastre mutfak ürünleri markası TEKA, yeni nesil ısı pompalarını Türkiye’deki iş ortaklarına tanıttı. 22 Ağustos’ta İzmir Çeşme’de gerçekleştirilen tanıtım etkinliğine, Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen çok sayıda mühendislik firması ve sektör profesyoneli katıldı.

Akıllı ev teknolojileri devlerinden Midea’nın AR-GE ve inovasyon gücünü arkasına alan TEKA, yeni nesil ısı pompalarını ilk kez Türkiye’de tüketicilerle buluşturuyor. 22 Ağustos’ta İzmir Çeşme’de gerçekleştirilen tanıtım etkinliği, sektör profesyonellerine TEKA’nın yüksek enerji verimliliği sunan ve yenilikçi ürün ailesini yakından tanıma fırsatı sundu.

Etkinlikte katılımcılarla bir araya gelen ve iş birliğinin gücüne dikkat çeken Midea Türkiye Bölgesi CEO’su Aydın Kuzaltı, “TEKA markalı yeni nesil ısı pompalarımızla Türkiye pazarında güçlü bir atılım yapıyoruz. Midea’nın yenilikçi AR-GE uzmanlığıyla tasarlanan TEKA’nın yeni nesil ısı pompaları enerji verimliliğini, çevreci teknolojiyi ve akıllı kontrolü tek bir sistemde buluşturuyor. Kullanıcılarımıza dört mevsim kesintisiz konfor sunarken, bugün burada bizimle olan iş ortaklarımızla aramızdaki güçlü bağı daha da ileriye taşıyacağız. Hedefimiz, Türkiye pazarındaki istikrarlı büyümemizi iş ortaklarımızla birlikte sürdürmek“ diye konuştu.

Akıllı Teknoloji ve Enerji Verimliliği Bir Arada

Türkiye pazarına 8, 10, 12, 14 ve 16 kW kapasite seçenekleriyle sunulan TEKA yeni nesil ısı pompaları, 65°C’ye varan su sıcaklığı kapasitesiyle ihtiyaca yönelik çözüm üretiyor. Enerji tasarrufunu ve kullanıcı konforunu ön planda tutmayı amaçlayan sistemin öne çıkan özellikleri ise şöyle:

Akıllı Teknoloji: Cep telefonu uygulaması üzerinden günlük/haftalık programlama, cihazı uzaktan kontrol etme ve enerji tüketimini anlık takip edebilme imkânı. 

Çevreci ve Tasarruflu Performans: Doğaya dost R32 soğutucu akışkan kullanımı, güneş enerjisi entegrasyonu ve enerji tüketimini otomatik optimize eden Eco ve Auto çalışma modları.

Maksimum Hijyen: Yüksek sıcaklıkta çalışarak kullanım suyu hijyenini sağlayan ve Legionella bakterisine karşı koruma sunan özel Hijyenik Mod.

 

Okumaya Devam Et

GENEL

FMCG depolarında yüksek hacimli operasyon yönetimi: STILL ARSER verimliliği yeniden tanımlıyor

Yayınlandı

-

 

STILL ARSER, yüksek sipariş frekansı, geniş ürün çeşitliliği ve değişken talep yapısıyla öne çıkan FMCG sektöründe işletmelerin operasyonel ihtiyaçlarına göre tasarladığı ekipman çözümleri, otomasyon sistemleri, uzun süreli kiralama modeli ve güçlü satış sonrası hizmetleriyle depo operasyonlarında verimliliği artırıyor.

Hızlı tüketim ürünleri (FMCG) sektöründe depo operasyonları yüksek işlem hacmi, kısa teslimat süreleri ve sürekli değişen tüketici talepleri nedeniyle diğer sektörlerden farklı dinamiklere sahip. Gün boyunca binlerce siparişin hazırlanması, farklı ürün gruplarının aynı anda yönetilmesi ve sevkiyatların zamanında tamamlanması depo operasyonlarının hız, doğruluk ve koordinasyon içinde yürütülmesini gerektiriyor.

Bu yapı içinde intralojistik ürünlerin taşınmasının yanı sıra sipariş hazırlama, stok yönetimi, ekipman kullanılabilirliği ve operasyon kapasitesinin birlikte yönetildiği stratejik bir süreç olarak öne çıkıyor. Bu nedenle her depo operasyonu ürün yapısı, sipariş yoğunluğu ve büyüme hedefleri doğrultusunda farklılaşıyor.

Sipariş Frekansı ve Teslimat Hızı FMCG Operasyonlarının Ritmini Belirliyor

FMCG depolarında aynı gün içerisinde binlerce sipariş hazırlanıyor ve sevk ediliyor. Ürünlerin doğru zamanda, doğru miktarda ve eksiksiz olarak hazırlanması operasyon performansını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle sipariş toplama, iç taşıma ve yükleme süreçleri yüksek hızda ilerlerken hata payının da minimum seviyede tutulması gerekiyor.

STILL ARSER işletmelerin sipariş hacmi ve operasyon yapısına göre şekillendirdiği ekipman çözümleri ve dijital filo yönetimi uygulamalarıyla depo içi hareketlerin planlı şekilde ilerlemesini destekliyor. Böylece yüksek sipariş temposu altında süreçler daha kontrollü yönetilirken teslimat performansı ve operasyonel verimlilik birlikte artırılıyor.

Yüksek Ürün Çeşitliliği Depo Yönetimini Daha Karmaşık Hale Getiriyor

FMCG depolarında binlerce farklı ürünün aynı anda yönetilmesi, depo operasyonlarını daha karmaşık hale getiriyor. Ürün çeşitliliğinin yanı sıra raf ömrü bulunan ürünlerde doğru stok rotasyonunun sağlanması da operasyonun temel gereklilikleri arasında yer alıyor.

STILL ARSER depo operasyonunun ihtiyaçlarına göre tasarladığı ekipman, otomasyon ve dijital çözümlerle yüksek ürün çeşitliliğinin oluşturduğu karmaşık yapının daha etkin yönetilmesine katkı sunuyor. Süreçlerin görünürlüğünü artıran bu yapı, depo içindeki hareketlerin daha planlı ve kontrollü ilerlemesini destekliyor.

Değişken Talep Yapısı Ölçeklenebilir Operasyon Modeli Gerektiriyor

Kampanya dönemleri, sezonluk satış artışları ve tüketici taleplerindeki ani değişimler, FMCG depolarında operasyon hacmini kısa süre içinde önemli ölçüde artırabiliyor. Bu durum işletmelerin ihtiyaç duydukları kapasiteye hızlı şekilde ulaşabilecek esnek çözümleri gerekli kılıyor.

STILL ARSER’in uzun süreli kiralama modeli, işletmelerin değişen operasyon ihtiyaçlarına uygun filo yapısını oluşturmasına olanak tanıyor. Planlı bakım ve satış sonrası servis hizmetleriyle desteklenen bu model, ekipmanların yüksek kullanılabilirlikle çalışmasını sağlarken işletmelere operasyonlarını ihtiyaçlarına göre ölçeklendirme esnekliği kazandırıyor.

Servis Gücü ve Otomasyon Operasyon Verimliliğinin Temelini Oluşturuyor

Yoğun tempoyla çalışan FMCG depolarında ekipmanların kullanılabilirliği, operasyon performansını doğrudan etkiliyor. Teknik bir aksaklığa hızlı müdahale edilmesi ve tekrarlayan süreçlerin otomasyonla desteklenmesi, operasyonların planlandığı şekilde ilerlemesini mümkün kılıyor.

STILL ARSER,yaygın servis ağı ve hızlı teknik destek organizasyonunun yanı sıra otonom (AGV) çözümleriyle işletmelerin operasyon ihtiyaçlarına uygun intralojistik altyapıları tasarlıyor. Tekrarlayan taşıma süreçlerinin otomasyonla desteklenmesi, ekipman kullanılabilirliğini artırırken çalışanların daha yüksek katma değer yaratan süreçlere odaklanmasına da imkân tanıyor.

STILL ARSER, FMCG sektöründe her işletmenin operasyonel ihtiyaçlarını analiz ederek depo yapısına özel intralojistik çözümleri geliştiriyor. İşletmenin ürün çeşitliliği, sipariş yoğunluğu, operasyon hacmi ve büyüme hedefleri doğrultusunda ekipman, otomasyon, dijital filo yönetimi, uzun süreli kiralama modeli ve satış sonrası hizmetlerini ihtiyaca göre tasarlıyor.

Bu yaklaşım sayesinde işletmeler yalnızca mevcut operasyonlarını daha verimli yönetmekle kalmıyor, değişen talep yapısına daha hızlı uyum sağlayabilen, kapasitesini ihtiyaçlara göre ölçeklendirebilen ve gelecekteki büyüme planlarını destekleyen bir intralojistik altyapısına da sahip oluyor.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler