YATIRIMLAR ODAĞINDA RÜZGAR EKOSİSTEMİNDE AR-GE YAKLAŞIMI: SORUNLAR, ÇÖZÜM ÖNERİLERİ ETKİNLİĞİ DÜZENLENDİ - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

YATIRIMLAR ODAĞINDA RÜZGAR EKOSİSTEMİNDE AR-GE YAKLAŞIMI: SORUNLAR, ÇÖZÜM ÖNERİLERİ ETKİNLİĞİ DÜZENLENDİ

Yayınlandı

-

TENMAK, (Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu) T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) iş birliğiyle düzenlenen “Yatırımlar Odağında Rüzgar Ekosisteminde Ar-Ge Yaklaşımı: Sorunlar, Çözüm Önerileri” başlıklı etkinlik, sektörün kamu, özel sektör ve uzman temsilcilerini bir araya getirdi. Etkinliğin açılış konuşmaları; TENMAK Başkanı Dr. Abdullah Buğrahan Karaveli, T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Enerji İşleri Genel Müdürü Ahmet Özkaya ve TÜREB Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı tarafından gerçekleştirildi. Etkinlikte, rüzgar enerjisinde yatırım süreçleri, Ar-Ge yaklaşımı, yerli teknoloji geliştirme kapasitesi ve sektörün dönüşüm dinamikleri kapsamlı biçimde ele alındı.

Etkinlik boyunca; rüzgar enerjisinde teknoloji üretiminin artırılması, yerli sanayinin güçlendirilmesi, insan kaynağı ihtiyacı ve finansman modelleri üzerinde durulurken, özellikle ilk kurulan santrallerin yenilenmesi, ömür yönetimi, recovery ve recycling süreçleri sektörün yeni odak alanları olarak değerlendirildi. Katılımcılar, rüzgar enerjisinde yalnızca kurulu güç artışının değil, sürdürülebilirlik ve verimlilik temelli bir dönüşümün önemine dikkat çekti.

150 MİLYON TL’LİK AR-GE HAMLESİ

Açılış konuşmasında TENMAK’ın enerji ve maden alanlarında teknoloji geliştiren, sektöre yön veren ve politika yapım süreçlerine güçlü girdiler sunan bir yapı olarak konumlandığını vurgulayan TENMAK Başkanı Dr. Abdullah Buğrahan Karaveli; “Enerji ve maden alanındaki temel hedefimiz; teknoloji geliştiren, izleme ve yönlendirme yapan ve sektör için çözüm ortağı konumunda bir merkez olmak. Bu rolü üstlenirken Bakanlığımıza güçlü politika girdileri sağlıyor, teknoloji geliştirme süreçlerini destekliyor, nitelikli insan kaynağı yetiştirmeyi ve finansman olanaklarını artırmayı öncelikli görüyoruz. Rüzgar enerjisi, TENMAK bünyesinde üzerinde en yoğun çalıştığımız alanlardan biri. Bu kapsamda hayata geçirilen teknoloji stratejisi ve eylem planı doğrultusunda, rüzgar enerjisi teknolojilerine yönelik 150 milyon TL bütçeli bir destek çağrısı yürütüyor ve yoğun, nitelikli bir ilgiyle karşılaşıyoruz. Ancak yalnızca teknoloji geliştirmek yeterli değil; bu teknolojileri üretecek ve ileri taşıyacak insan kaynağını da güçlendirmek zorundayız. Lisans seviyesinden başlayarak sektörün karar alma dinamiklerini anlayan, bütüncül bakış açısına sahip bir insan kaynağı yetiştirmeyi hedefliyoruz.”

2053 NET SIFIR HEDEFİNDE RÜZGÂR ENERJİSİNİN KRİTİK ROLÜ

Enerji arz güvenliği, yerli üretim ve uzun vadeli enerji hedeflerinin rüzgar enerjisi açısından stratejik önem taşıdığını vurgulayan T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Enerji İşleri Genel Müdürü Ahmet Özkaya: “Bakanlık olarak en temel sorumluluğumuz enerji arz güvenliğini sağlamak. Bu süreci yönetirken hem enerjide dışa bağımlılığı azaltmayı hem de 2053 Net Sıfır hedefimizi birlikte gözetmek durumundayız. Rüzgar enerjisi, bu iki hedefe aynı anda hizmet eden son derece kritik bir alan olarak öne çıkıyor. Yenilenebilir enerji yatırımları sayesinde hem temiz elektrik üretiyor hem de ithal kaynaklara olan bağımlılığımızı azaltıyoruz. Ancak bu yatırımlar ciddi ekipman maliyetleri içeriyor. Bu nedenle kullanılan ekipmanların mümkün olan en yüksek oranda yerli üretim olması büyük önem taşıyor. Yerli üretimi destekliyoruz; ancak asıl hedefimiz, Türkiye’de geliştirilen bu teknolojilerin dünya pazarlarında da rekabet edebilir hâle gelmesi. Üretimin sürdürülebilir, ölçeklenebilir ve ihracat potansiyeline sahip olması gerekiyor. Bu noktada kamu, sektör ve araştırma kurumlarının birlikte hareket etmesi kritik önemde.” 

BÜYÜYEN KURULU GÜÇ YENİ BİR DÖNÜŞÜM EKOSİSTEMİNİ BERABERİNDE GETİRİYOR

Açılış konuşmasında rüzgar enerjisi ekosisteminin gelişimi ve önümüzdeki döneme ilişkin dönüşüm başlıklarına dair değerlendirmelerde bulunan TÜREB Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı; “Türkiye’de rüzgar enerjisinin yolculuğu 1998 yılında kurulan ilk üç türbinle başladı. Bugün yaklaşık 6.500 rüzgar türbini ülkenin hemen her bölgesinde aktif olarak çalışıyor. Mevcut projeler ve proje stokuyla birlikte önümüzdeki dönemde 6.000’in üzerinde yeni türbinin daha devreye alınacağını biliyoruz. Bu büyüme, yalnızca yeni kurulumları değil; yenileme, kapasite artırımı ve yeniden kullanım süreçlerini de gündeme getiriyor. Türbinlerin ortalama yaşının 9 seviyesinde olması, bu başlıkların Ar-Ge odağında ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Bu sürecin yerli yatırımcılar, kamu ve sanayinin eş zamanlı katkısıyla yürütülmesi, rüzgar enerjisinde ömür yönetimi ve dönüşüm eksenli yeni bir ekosistemin gelişmesine imkân tanıyacaktır.” ifadelerinde bulundu.

ŞEBEKE ve DEPOLAMA YATIRIMLARINDA AR-GE EKOSİSTEMİ 

TENMAK Başkanı Dr. Ömer Faruk Tunçbilek’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Şebeke ve Depolama Yatırımlarında Ar-Ge Ekosistemi” başlıklı oturumda; TEİAŞ Daire Başkanı Serhat MetinTÜREB Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı ile Enerji Depolama Endüstrileri Derneği (EDEDER) Başkanı Doğa Can Bayram konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda, rüzgar enerjisinde şebeke altyapısı, depolama yatırımları ve Ar-Ge odaklı dönüşüm süreçleri çok paydaşlı bir perspektifle ele alındı.

RÜZGAR ENERJİSİNDE 15 GW’LIK GÜÇTE RECOVERY SÜRECİ BAŞLIYOR 

 “Şebeke ve Depolama Yatırımlarında Ar-Ge Ekosistemi” başlıklı oturumda değerlendirmelerde bulunan TÜREB Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı; “Bugün Türkiye’de rüzgar enerjisinde yaklaşık 15 GW seviyesinde kurulu güç bulunuyor. Son YEKA yarışmalarıyla birlikte sisteme eklenecek önemli bir proje portföyü mevcut. Hali hazırda binlerce türbin aktif olarak çalışıyor ve yeni nesil türbin teknolojileriyle bu sayı önümüzdeki dönemde daha da artacak. Tam da bu noktada recovery kavramı öne çıkıyor. İlk kurulan türbinlerin ekonomik ömürlerini doldurmaya başlamasıyla birlikte; yenileme, kapasite artırımı ve yeniden kullanım süreçleri sektör için yeni bir fazı temsil ediyor. Recycling önemli bir başlık olmakla birlikte, recovery bugün için çok daha somut, uygulanabilir ve kısa vadede değer yaratabilecek bir alan olarak öne çıkıyor. Bu dönüşümün yerli yatırımcılar, kamu kurumları ve sanayi iş birliğiyle yürütülmesi; rüzgar enerjisinde yalnızca yeni kurulumlara değil, ömür yönetimi ve dönüşüm eksenli yeni bir ekosistemin gelişmesine imkân tanıyacaktır.” dedi.

RÜZGAR ENERJİSİNDE KAMU, ÖZEL SEKTÖR VE YENİ NESİL TEKNOLOJİLER

TÜREB Başkan Yardımcısı Ufuk Yaman’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Rüzgar Enerjisi Sektörüne Disiplinler Arası Bakış” oturumunda; T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Yenilenebilir Enerji ve Yeni Teknolojiler Dairesi Başkanı Mustafa ÇalışkanARMELSAN CEO’su Can Emre Bakım ve APLUS Enerji Danışmanlık Yönetici Ortağı Volkan Yiğit konuşmacı olarak yer alırken; rüzgar enerjisi ekosistemi kamu, özel sektör ve danışmanlık perspektifleriyle bütüncül biçimde ele alındı. Programın devamında, Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) Enerji ve Teknoloji Politikaları Daire Başkanı Dr. Ümit Çalıkoğlu ve TÜREB Denetim Kurulu Üyesi Levent Kuşgöz moderatörlüğünde “Rüzgar Enerjisi Sektöründe Yeni Nesil Kavramlar” başlıklı bir çalıştay gerçekleştirildi. Çalıştay kapsamında, yapay zekâ ve dijitalleşme uygulamaları, PTE ve yeni nesil depolama teknolojileri, nadir toprak elementleri, ömür devri yönetimi ve sosyal kabul başlıkları kapsamlı biçimde ele alındı.

RÜZGAR ENERJİSİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME İÇİN ORTAK ÇERÇEVE

Etkinlikte; Ar-Ge yatırımlarının artırılması, yerli teknoloji geliştirme kapasitesinin güçlendirilmesi, insan kaynağı ve finansman mekanizmalarının bütüncül biçimde ele alınması gerektiği konusunda ortak görüş oluştu. Ayrıca recycling ve recovery yaklaşımlarının rüzgar enerjisinde sürdürülebilirlik, kaynak verimliliği ve sanayi entegrasyonu açısından stratejik öneme sahip olduğu vurgulandı. TENMAK, T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve TÜREB iş birliğiyle gerçekleştirilen bu etkinliğin; Türkiye’nin rüzgar enerjisinde teknoloji geliştiren, dönüşümü yöneten ve küresel değer zincirinde daha güçlü bir konum elde eden bir yapıya katkı sağlaması hedefleniyor.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Yıldız Entegre, Intermob 2026’da “Renklerin ve Dokuların Ritmi”ni Tasarım Deneyimine Dönüştürdü

Yayınlandı

-

 

Orman ürünleri sektörünün öncü markalarından Yıldız Entegre, 17–20 Eylül tarihleri arasında Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Intermob 2026’da yeni ürünlerini “Renklerin ve Dokuların Ritmi” yaklaşımıyla kurgulanan bütünsel bir tasarım deneyimiyle buluşturdu. “Görsel Partisyon” seçkisinin altı yeni dekorunun yanı sıra yeni parke ve kapı ürünleri; doğadan ilham alan stant mimarisi, enstalasyonlar, etkileşimli tasarım alanları ve Ece Yalım iş birliğiyle birlikte sektör profesyonellerinin beğenisine sunuldu.

 

Yıldız Entegre, Intermob 2026’da dört gün boyunca mimarları, iç mimarları, tasarımcıları, mobilya üreticilerini ve iş ortaklarını standında ağırladı. “Renklerin ve Dokuların Ritmi” yaklaşımıyla kurgulanan stant, ürünleri sergilemenin ötesine geçerek ziyaretçileri renk, doku ve yüzeyler arasındaki farklı birliktelikleri keşfetmeye davet eden bir tasarım deneyimi sundu.

Renklerin ve dokuların ritmi standın her noktasına yayıldı

Yıldız Entegre’nin Intermob 2026 için geliştirdiği “Renklerin ve Dokuların Ritmi” yaklaşımı, ürünlerden stant mimarisine, enstalasyonlardan seslere ve ikramlara kadar ziyaretçinin farklı temas noktalarına yayıldı. Doğadan ilhamla tasarlanan stant mimarisi; toprak, gökyüzü, deniz ve çiçeklerden beslenen enstalasyonlarla şekillendi. Enstalasyon alanlarında kullanılan doğa sesleri, görsel ve işitsel unsurları bir araya getirerek koleksiyonun ilham kaynağını mekânsal bir deneyime taşıdı. Konseptle uyumlu olarak hazırlanan ikram ve içecek seçkisi de bu bütünlüğün bir parçası olarak ziyaretçilere sunuldu.

Görsel Partisyon ile altı yeni dekor

Fuarın odak noktasını, Yıldız Entegre’nin panel kategorisinde sunduğu altı yeni renk ve desenden oluşan “Görsel Partisyon” seçkisi oluşturdu.

Doğada bir arada var olan uyum ve kontrastlardan ilham alan seçkide; Keten Chevron, Salda Bej, Kristal Oniks, Aura Mermer, Doruk Mermer ve Vero Ceviz dekorları yer aldı. Her biri kendine özgü bir karakter taşıyan yeni dekorlar, mevcut yüzeylerle kurdukları farklı birlikteliklerle tasarımcılara yeni kombinasyon ve uygulama olanakları sunuyor.

Keten Chevron ve Salda Bej’in doğal ve sakin karakteri; Kristal Oniks ve Aura Mermer’in dengeli birliktelikleri; Doruk Mermer ve Vero Ceviz’in güçlü etkisi, farklı malzeme ve yüzeylerle bir araya gelerek tasarımda farklı ritimler oluşturmanın mümkün olduğunu ortaya koydu.

 

Yeni parke ve kapı çözümleri de Intermob’da tanıtıldı

Yıldız Entegre, panel kategorisinin yanı sıra zemin ve kapı alanındaki yeniliklerini de Intermob 2026’da sektör profesyonelleriyle buluşturdu.

Laminat parke kategorisindeki VarioClic ve TerraClick markalarının Aqua Special, Exclusive 5G, Standard ve 4V koleksiyonlarına eklenen Renzo, Terrano, Saros, Akyaka, Ayvalık, Likya ve Sonora dekorları; estetik özellikleri ve farklı mekânlara uyum sağlayan tasarımlarıyla ziyaretçilere sunuldu.

Kapı kategorisinde ise Variodor Mono Lake Kapı Koleksiyonu öne çıktı. Modern tasarım çizgisi, ipek mat lake yüzey kalitesi ile insan ve çevre dostu özellikleri bir araya getiren koleksiyon, Yıldız Entegre’nin kapı kategorisindeki yenilikçi yaklaşımını fuara taşıdı.

Ece Yalım’ın “Polifoni – Nature’s Whisper” tasarımı Yıldız Entegre ile buluştu

Yıldız Entegre, Intermob 2026 kapsamında iç mimari ve tasarım dünyasının önde gelen isimlerinden Ece Yalım ile özel bir tasarım iş birliğine de imza attı. Ece Yalım’ın doğadan ilham alan “Polifoni – Nature’s Whisper” yaklaşımı, Yıldız Entegre’nin “Renklerin ve Dokuların Ritmi” konseptiyle buluştu. Farklı renk ve motiflerin bir aradalığından beslenen ve Yıldız Entegre için özel olarak geliştirilen Polifoni deseni, standın farklı noktalarında kullanılarak koleksiyon hikâyesinin tamamlayıcı unsurlarından biri oldu.

İş birliği yalnızca stant alanıyla sınırlı kalmadı. Polifoni deseniyle tasarlanan kadın fularları, erkek cep mendilleri ve defterler Yıldız Entegre’nin özel misafirlerine sunulurken; desenin detayları fuar ekibinin kıyafetlerinde de kullanılarak konseptin farklı temas noktalarına taşınması sağlandı.

Ziyaretçiler kendi tasarım ritimlerini oluşturdu

Yıldız Entegre standında oluşturulan etkileşimli alanlar, ziyaretçileri ürünleri yalnızca incelemeye değil, farklı renk ve yüzeyleri bir araya getirerek kendi yorumlarını oluşturmaya davet etti. Mimar, iç mimar ve tasarımcılar için hazırlanan “Tasarım Kiti”, altı yeni panel dekorunun yanı sıra tamamlayıcı renk ve yüzeylerden oluşan kesitleri bir araya getirdi. Böylece tasarım profesyonellerine farklı malzeme birlikteliklerini kendi projeleri için deneyebilecekleri pratik bir araç sunuldu.

Standın merkezinde yer alan geniş moodboard masası ise ziyaretçilere farklı numuneleri özgürce bir araya getirerek kendi malzeme tasarım kurguları oluşturma imkânı verdi. Renklerin, desenlerin ve dokuların farklı birlikteliklerini deneyimleyen katılımcılar, Yıldız Entegre’nin yüzey dünyasını kendi tasarım yorumlarıyla buluşturdu.

Böylece “Renklerin ve Dokuların Ritmi”, Intermob 2026’da yalnızca bir koleksiyon anlatısı olarak değil; üründen mekâna, sesten tasarıma ve ziyaretçi etkileşimine uzanan bütünsel bir deneyim olarak hayat buldu.

Okumaya Devam Et

GENEL

FLOKSER KİMYA’DAN ZEMİN KAPLAMALARINDA PERFORMANSIN ANAHTARI ÜRÜN: FLK 1100

Yayınlandı

-

Üstün teknik özelliklere sahip ürünleriyle sektörün ihtiyaçlarına cevap veren Flokser Kimya’nın beton ve mineral esaslı yüzeyler için geliştirdiği FLK 1100, solventsiz ve epoksi esaslı yapısı, düşük viskozitesi ve yüksek yüzey penetrasyonu ile zemin kaplama sistemlerinin performansını güçlendiren güvenilir bir astar çözümü sunuyor.

Poliüretan sistemleri ve farklı endüstriyel uygulamalara yönelik çözümleriyle faaliyet gösteren Flokser Kimya, zemin kaplama sistemlerinde yüzey hazırlığının önemine yönelik geliştirdiği FLK 1100 ile beton ve mineral esaslı yüzeyler için güçlü bir temel katman sunuyor. Epoksi esaslı, solventsiz saf astar olarak geliştirilen FLK 1100, düşük viskozitesi sayesinde yüzeyin gözeneklerine etkin biçimde nüfuz ederek devam katlarının yüzeye tutunmasını destekliyor. Ürün; epoksi, poliüretan ve poliüre esaslı zemin sistemlerinden önce kullanılabiliyor.

Zemin Sistemlerinin Performansını Destekliyor

Zemin kaplama sistemlerinin uzun ömürlü ve yüksek performanslı olması, son kat kaplamanın özelliklerinin yanı sıra zeminin doğru şekilde hazırlanmasına da bağlı bulunuyor. FLK 1100, beton yüzey ile üst kaplama arasında aderansı artıran bir ara katman görevi görüyor. Yüzeyin gözeneklerine nüfuz ederek sağlamlaşmasına katkıda bulunan ürün, sonraki katmanların yüzeye daha iyi tutunmasını destekliyor.

Ürünün geliştirme sürecinde farklı zemin kaplama sistemleriyle uyumluluk, yapışma ve kopma dayanımı gibi performans kriterleri birlikte ele alındı. Ar-Ge çalışmalarında laboratuvar testlerinin yanı sıra gerçek saha koşulları da dikkate alınarak uygulama kolaylığı ve kaplama sisteminin bütünlüğü gözetildi.

Solventsiz Formülasyonuyla Uygulama Avantajı

Epoksi esaslı ve yüksek katı madde oranına sahip FLK 1100, solvent içermeyen formülasyonu sayesinde uygulama sırasında koku ve uçucu bileşenler açısından avantaj sağlıyor. Düşük viskozitesi ürünün yüzeye nüfuz etmesini kolaylaştırırken, beton yüzeylerde tozuma oluşumunun önlenmesine katkıda bulunuyor. Bu özellikleriyle FLK 1100, yüzey hazırlığından sonraki kaplama katmanlarının performansına kadar uzanan süreçte işlevsel bir çözüm sunuyor.

Farklı Zemin Sistemleriyle Uyumlu

FLK 1100, beton ve mineral esaslı yüzeylerde endüstriyel zemin kaplama sistemleri öncesinde uygulanabiliyor. Epoksi, poliüretan ve poliüre esaslı sistemlerle uyumluluğu, ürünü farklı uygulama ihtiyaçlarına yönelik kullanılabilir hale getiriyor. Üretim tesisleri, depolar, otoparklar ve dayanıklı zemin kaplamalarının tercih edildiği teknik alanlarda kullanılabilen ürün, yüzey hazırlığına yönelik çözüm sunuyor.

Yüzey penetrasyonu, solventsiz formülasyonu, yüksek katı madde oranı ve farklı kaplama sistemleriyle uyumluluğuyla öne çıkan FLK 1100, aderans kaynaklı erken dönem kaplama problemlerinin azaltılmasına katkı sağlıyor. Böylece bakım, onarım ve yeniden uygulama ihtiyacının düşürülmesini destekleyerek zemin kaplama sistemlerinin kullanım ömrüne katkıda bulunuyor.

Dayanıklı Zemin Çözümlerinde Temel Katman

Zemin kaplama sistemlerinde son katın performansı kadar, yüzeyle doğrudan temas eden ilk katmanın doğru seçilmesi de önem taşıyor. Flokser Kimya’nın sistem yaklaşımı doğrultusunda geliştirilen FLK 1100, beton yüzey ile yüksek performanslı kaplama sistemleri arasında bağlantı sağlayan bir temel katman olarak konumlanıyor. Doğru yüzey hazırlığı ve uygun uygulama koşullarıyla birlikte kullanıldığında ürün, dayanıklı ve uzun ömürlü zemin çözümlerinin performansını destekliyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Komatsu’dan Marubeni Dağıtım ve Servis’e Büyük Ödül 

Yayınlandı

-

 

Marubeni Dağıtım ve Servis, 2025 yılında satışı gerçekleştirilen makinelerde ulaştığı en yüksek bakım sözleşmesi oranıyla Komatsu tarafından verilen prestijli Gold Award ödülüne layık görüldü. Bu başarı, şirketin satış sonrası hizmetlerdeki güçlü performansını ve müşterileriyle kurduğu uzun vadeli iş ortaklıklarını uluslararası ölçekte tescilledi.

Komatsu, satış sonrası hizmetlerdeki üstün performansı nedeniyle Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan distribütörü Marubeni Dağıtım ve Servis’i prestijli Gold Award ile ödüllendirdi. Şirket, Avrupa bölgesindeki Komatsu distribütörleri arasında 2025 yılında satışı gerçekleştirilen makinelerde elde ettiği bakım sözleşmesi penetrasyonu ile bu başarıya ulaşırken, iş ortaklarına sunduğu katma değer odaklı hizmet anlayışını ve uzun soluklu iş ortaklıklarını uluslararası düzeyde bir kez daha kanıtladı. İtalya’da düzenlenen Komatsu Avrupa Distribütörler Toplantısı’nda açıklanan sonuçlara göre Marubeni Dağıtım ve Servis İş ve Maden Makinaları COO’su Burçak Birand, ödülü Komatsu Avrupa Kıdemli Genel Müdürü Paolo Coracina’dan teslim aldı. 

Burçak Birand: “Bu ödül iş ortaklarımızın bize duyduğu güvenin en somut göstergelerinden biridir”

Ödülü teslim alan Marubeni Dağıtım ve Servis İş ve Maden Makinaları COO’su Burçak Birand; “Bu ödül, elde ettiğimiz yüksek bakım sözleşmesi oranı ve bakım anlaşması adedine ek olarak, iş ortaklarımızla kurduğumuz uzun soluklu ilişkilerin ve satış sonrası hizmetlerde sürdürdüğümüz istikrarlı yaklaşımın somut bir göstergesidir. Komatsu’nun global standartlarını Türkiye’de başarıyla uygularken iş ortaklarımızın operasyonlarını daha verimli, daha güvenli ve daha sürdürülebilir hale getirmeyi hedefliyoruz. Bakım sözleşmelerimizi, makinelerin performansını koruyan bir hizmetten çok daha fazlası olarak görüyor; müşterilerimizin iş sonuçlarına doğrudan katkı sağlayan bir değer olarak konumlandırıyoruz. Avrupa’daki birçok güçlü distribütör arasında bu ödüle layık görülmek ise ekibimizin özverili çalışmalarının ve iş ortaklarımızın bize duyduğu güvenin en somut göstergelerinden biridir” dedi.

Müşteri odaklı yaklaşım uluslararası başarı getirdi

Marubeni Dağıtım ve Servis’in Gold Award ödülüne uzanan başarısının temelinde, iş ortaklarının operasyonlarına değer katmayı merkeze alan satış sonrası hizmet anlayışı bulunuyor. Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’da Komatsu markasını başarıyla temsil eden şirket; yaygın servis ağı, uzman teknik ekibi ve hızlı müdahale kabiliyetiyle makinelerin yaşam döngüsü boyunca iş ortaklarının  yanında yer alıyor.

Marubeni Dağıtım ve Servis, bakım sözleşmelerini yalnızca bir servis hizmeti olarak değil, iş ortaklarının operasyonel sürekliliğini güvence altına alan stratejik bir çözüm olarak konumlandırıyor. Bu kapsamda sunulan hizmetler sayesinde makinelerin performansı korunurken, plansız duruşların önüne geçilmesi, bakım maliyetlerinin öngörülebilir hale gelmesi ve ekipman ömrünün uzatılması hedefleniyor. 

Komatsu’nun global müşteri destek programlarının bir parçası olan bakım sözleşmeleri; periyodik bakımların eğitimli teknisyenler tarafından, orijinal yedek parçalar ve üretici standartlarına uygun süreçlerle gerçekleştirilmesini sağlıyor. KOMTRAX uydu takip sisteminin sunduğu verilerden yararlanılarak bakım planlamalarının proaktif şekilde yönetilmesi ise iş ortaklarının makinelerinden maksimum verim elde etmelerine katkı sağlıyor.

 

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye